Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Kalp Hastalıkları

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Kalp Hastalıkları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kalp Hastalıkları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uzmanından Dünya Kalp Gününde önemli tavsiyeler Haber

Uzmanından Dünya Kalp Gününde önemli tavsiyeler

Dünyada ve Türkiye'de önemli bir sağlık yükü oluşturan kalp-damar hastalıklarının önemli bir bölümü; düzenli kontroller, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve risk faktörlerinin erken dönemde yönetilmesiyle önlenebiliyor. Liv Hospital Ulus Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, 29 Eylül Dünya Kalp Günü kapsamında kalp ve damar hastalıklarına karşı korunmada erken farkındalığın önemine dikkat çekti. "Kalp hastalıkları belirti vermeden ilerleyebilir" Kalp-damar hastalıklarında en önemli risklerden birinin, kişinin kendisini sağlıklı hissetmesine rağmen bazı risk faktörlerinin yıllar içinde damar yapısını olumsuz etkilemesi olduğunu belirten Prof. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, "Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, sigara kullanımı, fazla kilo, hareketsizlik ve aile öyküsü kalp-damar hastalıkları açısından önemli risk faktörleridir. Özellikle hipertansiyon ve kolesterol yüksekliği uzun süre herhangi bir belirti vermeden ilerleyebilir. Bu nedenle kişinin yalnızca şikâyeti olduğunda değil, risk durumuna göre düzenli sağlık kontrollerini yaptırması büyük önem taşır" dedi. "Göğüs ağrısı her zaman göz ardı edilmemeli" Kalp sağlığı açısından bazı belirtilerin dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çatakoğlu, "Göğüste baskı, sıkışma veya ağrı; nefes darlığı; eforla ortaya çıkan çabuk yorulma; soğuk terleme; bulantı ve özellikle göğüsten kola, sırta, boyuna veya çeneye yayılan ağrı kalp-damar hastalıklarının habercisi olabilir. Bu belirtiler yeni başladıysa, şiddetliyse veya dinlenmekle geçmiyorsa vakit kaybetmeden tıbbi değerlendirme yapılmalıdır" ifadelerini kullandı. "Kalp sağlığı günlük yaşam alışkanlıklarıyla korunabilir" Kalp sağlığını korumanın yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra alınacak önlemlerle sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, "Kalp sağlığı için dengeli beslenmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak, ideal vücut ağırlığını korumak, sigaradan uzak durmak, tansiyon ve kolesterol değerlerini takip etmek ve diyabet varsa kan şekeri kontrolünü sağlamak temel adımlardır. Bunun yanında uyku düzeni ve stres yönetimi de sağlıklı yaşamın önemli parçalarıdır. Küçük ama sürdürülebilir değişiklikler, uzun vadede kalp sağlığı açısından önemli kazanımlar sağlayabilir" dedi. "Kalp sağlığında kişiye özel risk değerlendirmesi önemli" Her bireyin kalp-damar hastalığı açısından riskinin aynı olmadığını ifade eden Prof. Dr. Çatakoğlu, "Yaş, aile öyküsü, mevcut hastalıklar, tansiyon, kolesterol, kan şekeri, sigara kullanımı ve yaşam tarzı birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle ailesinde erken yaşta kalp-damar hastalığı bulunan, hipertansiyon, diyabet veya kolesterol yüksekliği olan kişilerin risklerini hekimleriyle değerlendirmeleri önemlidir. Dünya Kalp Günü, kalbimizin sağlığını yalnızca bir gün değil, hayatımız boyunca korumamız gerektiğini hatırlatmak için önemli bir fırsattır. 29 Eylül Dünya Kalp Günü'nde mesaj net: Kalbinizi korumak için belirtileri beklemeyin, risklerinizi bilin ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını hayatınızın bir parçası haline getirin" ifadelerini kullandı.

"Frank işareti tek başına kalp hastalığı belirtisi değildir" Haber

"Frank işareti tek başına kalp hastalığı belirtisi değildir"

Komedyen Cem Yılmaz'ın yaşadığı sağlık sorunlarının ardından, kalp krizi belirtilerini önemseyerek vakit kaybetmeden hastaneye başvurmanın önemi yeniden gündeme geldi. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Güngören, belirtiler konusunda vatandaşları uyarırken, kalp krizi habercisi olabileceği iddia edilen ‘Frank işareti'ne dair bilgiler verdi. Kalp hastalıkları, tüm dünyada ölümlerin başlıca sebepleri arasında yer alıyor. Dikkate alınmayan kalp krizi belirtileri, ölümle sonuçlanabiliyor. Medicana Ataköy Hastanesi'nden Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Güngören, kalp krizinde ilk belirtilerin hastadan hastaya değiştiğini ifade etti. Doç. Dr. Güngören, "Bazı hastalarda ilk belirti göğüs ağrısı iken bazı hastalarda nefes darlığı, bazı hastalarda ise bayılma, çarpıntı hissi olabiliyor. Büyük çoğunlukla hastalarda göğüs ağrısıyla başvuruları görüyoruz. Ama bazı yaşlı hastalar, şeker hastaları ve fiziksel nörolojik problemleri olan hastalarda bu ilk belirti kendini nefes darlığı ya da genel durumda birden bozulma şeklinde gösterebiliyor" dedi. "Gerekli görülürse en geç 2 saat içinde anjiyo uyguluyoruz" Hastaların çoğunlukla göğsün ön bölgesinden başlayarak kola veya sırta yayılabilen ağrıyla acile başvurduğunu belirten Doç. Dr. Fatih Güngören, "EKG'lerini değerlendiriyoruz. EKG'de ST elevasyonu dediğimiz bir durum görürsek, bu hastaların acil olarak anjiyografiye alınması ve sorumlu damardaki tıkanıklığa müdahale edilmesi gerekiyor. Bu süreçte hedef, hastanın mümkün olan en kısa sürede, ideal olarak ilk tıbbi temastan itibaren 120 dakika içinde uygun tedaviye ulaştırılmasıdır. Bazı hasta gruplarında ise EKG'de bu değişikliği göremeyebiliyoruz. Bu hastalarda klinik değerlendirme, seri EKG ve kan testleriyle takip süreci yürütülebiliyor" şeklinde konuştu. "Farklı bir ağrı varsa bir an önce 112 aranmalı" Kalp krizi belirtilerinin her zamankinden farklı ve yoğun şekillerde kendini gösterdiğini belirten Doç. Dr. Güngören, "Kalp krizinde hasta her zamankinden farklı bir durumda kendini hisseder. Bu ağrı her zamankinden farklı bir ağrı, göğüs ön bölgesinde yanma, göğse bir şey oturuyormuş gibi ya da sıkıştırma gibi bir his olabilir. Her zamankinden çok daha farklı bir ağrı, beraberinde terleme, bulantı hissi, kusma hissi olabiliyor. Hastalar yolunda gitmeyen bir şeyi kendinde fark ettiğinde bir an önce 112'yi araması ya da bir an önce hastaneye başvurarak tam bir temas kurması gerekiyor" dedi. "Frank işaretiyle birlikte diğer belirtilere de bakmak gerekiyor" Özellikle sosyal medyada sıkça gündeme gelen, kulak memesindeki çizginin kalp hastalığı habercisi olabileceği yönündeki iddialara da değinen Doç. Dr. Fatih Güngören, "Frank işareti" olarak adlandırılan bu çizgiyle ilgili şu bilgileri verdi: "Yapılan bazı çalışmalarda, kalp damar hastalığı bulunan kişilerde kulak memesindeki ‘Frank işareti' olarak adlandırılan diagonal çizginin daha sık görüldüğüne ilişkin bir korelasyon ortaya konmuş. Bu nedenle özellikle Frank işareti bulunan kişilerin, ‘Kalp-damar problemim var mı?' veya ‘İleride kalp-damar problemi yaşar mıyım' endişesiyle bir kardiyoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesinde fayda olabilir. Ancak her Frank işareti bulunan hastanın kalp damarlarında problem olduğu sonucunu çıkarmak doğru değil. Hasta bu nedenle başvurduğunda, eşlik eden hastalıklarını ve diğer risk faktörlerini bir bütün olarak değerlendiriyoruz. Bunun sonucunda ileri bir damar görüntüleme yöntemine ihtiyaç olup olmadığına karar veriyoruz. Her Frank işareti bulunan hastaya anjiyo ya da koroner BT anjiyografi yapılması gerektiğini söylemek doğru bir yaklaşım değil. Öncelikle kişinin kardiyovasküler risklerini ortaya koymak gerekiyor." Hareketsiz yaşam, sigara ve alkol tüketimi önemli risk faktörleri Kalp-damar hastalıklarında risk faktörlerinin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Fatih Güngören, hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol ve ailede genç yaşta kalp krizi öyküsünün önemli risk faktörleri arasında bulunduğunu söyledi. Sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi ve sedanter yaşam tarzının da kalp-damar sağlığını olumsuz etkileyebildiğini belirten Güngören, "Bunların hepsi bizim için önemli risk faktörleri. Kalp-damar hastalığı bulunan kişilerde bu risk faktörlerini daha sık görebiliyoruz. Dolayısıyla kişinin toplam kardiyovasküler riskini değerlendirirken bütün bu faktörleri birlikte ele almak gerekiyor" dedi. "Stres hormonları kalp krizine yatkınlığı artırabiliyor" Stresin kalp sağlığı üzerindeki etkisine de değinen Güngören, "Stres günlük hayatın bir parçası haline geldi. Stresin damarlar üzerindeki etkileri ve stres hormonlarının vücuttaki etkileri önemli. Adrenalin ve kortizol gibi stres hormonları tansiyonumuzu yükseltebilir, nabız sayımızı artırabilir. Damarlarımızda aterosklerotik bir plak varsa, yoğun stres ve buna eşlik eden fizyolojik değişiklikler bazı durumlarda plağın yırtılması ve pıhtı oluşumu gibi süreçlere katkıda bulunabilir. Bu nedenle stresi yönetmek kalp-damar sağlığı açısından da önemli" diye konuştu. "Erkekler 40 yaşından sonra, kadınlar menopoz döneminde kontrollere başlamalı" Düzenli kalp sağlığı kontrollerinin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Fatih Güngören, "Genel olarak önerimiz şu şekilde: Eğer ailede genç yaşta kalp krizi gibi bir risk öyküsü varsa bu kişileri 40 yaşını beklemeden değerlendirmek isteyebiliriz. Özellikle erken yaşta kalp-damar hastalığı öyküsü veya ailevi hiperkolesterolemi gibi durumlarda daha erken yaşlarda kontrol yapılması gerekiyor. Erkekler için genel olarak 40 yaşından sonra kardiyovasküler risk değerlendirmesi yapılmasını öneriyoruz. Kadınlarda ise menopoz dönemi ve sonrasında kalp-damar hastalıkları açısından risk faktörlerinin yeniden değerlendirilmesi önem taşıyor" diyerek sözlerini noktaladı.

2025’te en fazla ölüm kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandı Haber

2025’te en fazla ölüm kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri'ni yayımladı. TÜİK verileri, ölüm nedenlerinde kalp ve damar hastalıklarının ağırlığını koruduğunu gösterirken, bebek ve çocuk ölümlerindeki düşüş ise halk sağlığı açısından dikkat çeken olumlu gelişmeler arasında yer aldı. Söz konusu istatistiki verilere göre, 2024 yılında 489 bin 734 olan ölüm sayısı, 2025 yılında 491 bin 684'e yükseldi. Hayatını kaybedenlerin yüzde 55,1'ini erkekler, yüzde 44,9'unu ise kadınlar oluşturdu. Bin kişi başına düşen ölüm sayısını ifade eden kaba ölüm hızı, 2025 yılında bir önceki yılla aynı seviyede kalarak binde 5,7 olarak gerçekleşti. Kaba ölüm hızının en yüksek olduğu il binde 10,8 ile Sinop olurken, Kastamonu binde 10,2 ve Giresun binde 9,6 ile onu takip etti. En düşük kaba ölüm hızına sahip il ise binde 2,3 ile Şırnak oldu. Hakkari, Van, Batman ve Şanlıurfa da en düşük ölüm hızlarının görüldüğü iller arasında yer aldı. ÖLÜM NEDENLERİNDE İLK SIRA DOLAŞIM SİSTEMİ HASTALIKLARININ TÜİK verilerine göre 2025 yılında ölümlerin yüzde 34,7'si dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandı. Bu grubu yüzde 16,1 ile iyi ve kötü huylu tümörler, yüzde 15,1 ile solunum sistemi hastalıkları izledi. Dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölümlerin alt nedenlerine bakıldığında, yüzde 42,3'ünü iskemik kalp hastalıkları, yüzde 24,6'sını diğer kalp hastalıkları ve yüzde 18,2'sini serebro-vasküler hastalıklar oluşturdu. Bu hastalıklara bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu il yüzde 47,7 ile Çanakkale oldu. Balıkesir, Hatay ve Burdur da üst sıralarda yer aldı. En düşük oran ise yüzde 25,4 ile Kilis'te görüldü. KANSER KAYNAKLI ÖLÜMLERDE AKCİĞER İLK SIRADA İyi ve kötü huylu tümörlere bağlı ölümler incelendiğinde, ölümlerin yüzde 28,9'unun gırtlak, soluk borusu, bronş ve akciğer kaynaklı kötü huylu tümörlerden kaynaklandığı belirlendi. Kanser kaynaklı ölüm oranının en yüksek olduğu il yüzde 22,4 ile Ağrı olurken, Van, Kocaeli, Ankara ve Elazığ da listenin üst sıralarında yer aldı. En düşük oran ise yüzde 9,7 ile Kilis'te kaydedildi. TÜİK verileri, bebek ve çocuk ölümlerinde olumlu bir tablo ortaya koydu. 2024 yılında 8 bin 484 olan bebek ölüm sayısı, 2025 yılında 6 bin 988'e geriledi. Buna bağlı olarak bebek ölüm hızı da binde 9,0'dan binde 7,8'e düştü. Doğumdan sonraki ilk beş yıl içinde ölüm olasılığını ifade eden beş yaş altı ölüm hızı ise 2024 yılında binde 11,1 iken, 2025 yılında binde 9,5 olarak gerçekleşti

Çocuklarda kalp hastalığı yaygınlaşıyor Haber

Çocuklarda kalp hastalığı yaygınlaşıyor

Türkiye'de son yıllarda çocuklarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Geçmişte sadece ileri yaş hastalığı olarak bilinen kalp hastalıkları, artık gençlerde de kapıyı çalıyor hatta çocuk yaşta kalp krizi vakalarıyla da karşılaşılabiliyor. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin genetik etkenlerin yanı sıra günlük yaşamda yapılan bazı hataların da kalbe ciddi zararlar verebildiğini belirterek “Çocuklarda kalp hastalıkları çoğu zaman sinsi ilerlemektedir. Özellikle çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, bayılma ve spor yaparken zorlanma gibi kalp hastalığının belirtileri olabilecek şikayetler varsa mutlaka Çocuk Kardiyolojisi uzmanına başvurulmalı, ‘büyüme döneminde olur’ gibi yanlış bir algıya kapılıp zaman kaybedilmemelidir” dedi. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, günümüzde çocuk kalbini tehdit eden 9 etkeni, hatalı davranışları ve erken tanı için ailelerin dikkat etmeleri gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. HAZIR VE PAKETLİ GIDALARIN AŞIRI TÜKETİMİ Hazır gıdalar; yüksek tuz, şeker ve trans yağ içerdiklerinden çocukların damar yapısını olumsuz etkiler, zamanla damar sertliğine zemin hazırlayarak kalp hastalıklarının erken yaşta başlamasına neden olabilir. Bu tarz paketli ürünler, aşırı tuz içeriğinden dolayı çocukluk çağında da tansiyon yüksekliğine yol açabilmektedir. Bu nedenle çocuğa ev yapımı, doğal ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalı, paketli ürünler sınırlandırılmalıdır. Tablet, telefon ve bilgisayar başında uzun süre hareketsizlik kalbin yeterince çalışmamasına, dolaşım sisteminin zayıflamasına yol açar, obezite riskini artırır. Ayrıca hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle kardiyovasküler sistem ayarı kendini hep istirahatte gibi algıladığı için, ani hareketlerde baş dönmesi, göz kararması ve bayılma da görülebilmektedir. Çocukların açık havada her gün 60 dakika aktif hareket etmesi ve düzenli spor yapmaları desteklenmelidir. Fazla kilo, kalbin üzerine ekstra yük bindirir. Obez çocuklarda yüksek tansiyon, kolesterol ve insülin direnci gibi kalp hastalıklarını tetikleyen riskler daha erken ortaya çıkar. Çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi, ekran süresinin azaltılması ve spora yönlendirilmeleriyle kilolarının olması gereken ideal seviyeye ulaşmaları sağlanmalıdır. AŞIRI TUZ TÜKETİMİ Yapılan bilimsel çalışmalar; fazla tuz tüketiminin çocuklarda da yüksek tansiyona neden olabileceğini, bu durumun uzun vadede kalp ve damar sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini gösteriyor. Yemeklere ekstra tuz eklenmemesi, hazır atıştırmalıkların tuz oranına dikkat edilmesi ve başta cips olmak üzere aşırı tuzlu atıştırmalıklardan uzak durulması konusunda bilinçlendirilmeleri çok önemlidir. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin “Çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı veya bayılma gibi belirtiler çoğu zaman ‘büyüme dönemi’ denilerek göz ardı edilebiliyor. Oysa bu belirtiler kalp hastalıklarının erken sinyalleri olabileceğinden, bu tür şikayetler mutlaka ciddiye alınmalı ve vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır” diyor. Yeterli ve kaliteli uyku çocukların kalp sağlığı için de kritik öneme sahiptir. Yetersiz uyku; stres hormonlarını artırarak kalp ritmini ve tansiyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca çok geç uyuma alışkanlığı olan çocuklarda, vücudun biyolojik ritmi bozulabilmektedir. Bu nedenle mutlaka çocuğun yaşına uygun düzenli uyku saatleri oluşturulmalı ve uyku hijyenine dikkat edilmelidir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.