Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Kadın Hastalıkları

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Kadın Hastalıkları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kadın Hastalıkları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Jinekolojik operasyonlar V-Notes ile izsiz yapılabiliyor" Haber

"Jinekolojik operasyonlar V-Notes ile izsiz yapılabiliyor"

Günümüzde jinekolojik operasyonlarda her yaş grubunda uygulanabilen V-Notes cerrahisinin operasyon süresinin kısa olması ve hastanın hızla ayağa kalkabilmesi sebebiyle özellikle yaşlı ve fazla kilolu hastalarda daha çok tercih edildiğini söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Salman, "V-Notes'de ameliyat süresi diğer tekniklerle çok fark etmese de, hastanın karnına kesi yapılmadığı için ağrı hissi belirgin derecede az olmakta, hasta çok kısa sürede ayağa kalkıp günlük yaşamına dönebilmekte ve çok daha erken taburcu olabilmektedir" dedi. Tıp dünyasında minimal invaziv cerrahinin ulaştığı son noktalardan biri olan ve "izsiz ameliyat" olarak bilinen V-Notes yöntemi, kadın hastalıkları operasyonlarında hastalara yeni bir konfor sunmayı hedefliyor. Karın duvarında hiçbir kesi yapılmadan ameliyat imkânı tanıyan bu güncel yaklaşım, dünya genelinde ve Türkiye'de yaygınlaşıyor. Yöntemin detaylarına ve hastalar üzerindeki avantajlarına dikkat çeken Medical Park TEM Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Salman, cerrahi süreçlerdeki konfora vurgu yaparak önemli açıklamalarda bulundu. "Karında hiçbir iz bırakmıyor" V-Notes yani vajinal açıklıktan gerçekleştirilen endoskopik cerrahinin karın duvarına hiçbir kesik uygulamadan ameliyat yapılmasını sağlayan modern bir minimal invaziv yöntemi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Salman, "Son yıllarda tüm dünyada yaygınlaşan bu yaklaşımın, açık ve laparoskopik (kapalı) operasyonlardan en önemli farkı, karında hiçbir iz bırakmamasıdır. Cerrahi sırasındaki olası riskler ve komplikasyon oranları geleneksel yöntemlerle benzerlik göstermektedir" ifadelerini kullandı. V-Notes cerrahisinin kadın hastalıkları alanında oldukça geniş bir yelpazede güvenle uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Salman, yöntemin kullanım alanlarını şu şekilde sıraladı: "Bu yöntem; rahim ve yumurtalıkların alınmasında, genital prolapsus (organ sarkması) nedeniyle gerçekleştirilen askı ameliyatlarında, kist ve miyomların çıkarılmasında, dış gebelik operasyonlarında ve uygun kritere sahip hastalarda endometrium (rahim içi) kanserinin cerrahi tedavisinde başarıyla kullanılabilmektedir." "Yaşlı ve fazla kilolu hastalarda büyük avantaj" Her yaş grubunda güvenle uygulanabilen V-Notes cerrahisinin operasyon süresinin kısa olması ve hastanın hızla ayağa kalkabilmesi sebebiyle özellikle yaşlı ve fazla kilolu hastalarda daha çok tercih edildiğini ifade eden Prof. Dr. Salman, "Ameliyat süresi diğer tekniklerle çok fark etmese de, hastanın karnına kesi yapılmadığı için ağrı hissi belirgin derecede az olmakta, hasta çok kısa sürede ayağa kalkıp günlük yaşamına dönebilmekte ve çok daha erken taburcu olabilmektedir" dedi. "Her hasta için uygun olmayabilir" Her cerrahi teknikte olduğu gibi V-Notes öncesinde de rutin hazırlık ve anestezi işlemlerinin eksiksiz yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Salman, en kritik aşamalardan birinin doğru hasta seçimi olduğunu aktararak şu bilgileri paylaştı: "Toplumda bu cerrahiyle ilgili en sık karşılaştığımız yanlış bilgi, her hastanın bu yöntemle ameliyat edilebileceği inanışıdır. Bu doğru değildir; hastanın geçirdiği eski ameliyatlar veya pelvik enfeksiyonlar V-Notes uygulamasına engel teşkil edebilir. Hangi hastanın bu cerrahiye uygun olduğuna detaylı bir jinekolojik anamnez ve muayene sonucunda karar veriyoruz. Burada cerrahın bu yöntem konusundaki deneyimi de kritik bir önem taşımaktadır." "Türk hekimlerinden dünya literatürüne geçen teknik" Kadınlarda sıkça görülen rahim sarkması tedavisinde de V-Notes yaklaşımının son derece etkili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Süleyman Salman, bu alanda kendi geliştirdiği ve tıp literatürüne giren dünya çapındaki yeniliği şöyle anlattı: "Rahim sarkması problemi için V-Notes yaklaşımını temel alarak bizzat geliştirdiğim ve dünya tıp literatüründe yer alan 'Salman-Ketenci Gencer Tekniği', özgün bir lateral süspansiyon modifikasyonudur. Bu teknik sayesinde rahim veya vajen kubbesi, pelvik anatomiyi bütünüyle koruyacak şekilde, vücudun kendi fizyolojik eksenine tam uygun olarak askılanmaktadır. Buradaki temel amacımız; hastaya en sağlam apikal desteği sağlarken, cerrahi süresini kısaltmak, doku diseksiyonunu (kesisini) azaltmak ve hastanın çok daha konforlu bir iyileşme süreci geçirmesine katkıda bulunmaktır. Doğru hasta seçildiğinde ve deneyimli ellerde uygulandığında, rahim sarkmasının tedavisinde mükemmel bir minimal invaziv seçenek sunmaktadır."

İdrar kaçırmak çok doğal Haber

İdrar kaçırmak çok doğal

Gülerken, öksürürken, hapşırırken ya da merdiven çıkarken yaşanan istemsiz idrar kaçırmanın birçok kadının yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Begüm Uzsezer Güler, "Pek çok kadın bu sorunu yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak kabul ediyor. Hayatın her döneminde, özellikle de doğum sonrası ve menopoz sürecinde sık görülen idrar kaçırma utanılacak değil, tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu" dedi. İdrar kaçırmanın her yaşta görülebileceğini belirten Acıbadem Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Begüm Uzsezer Güler, "İdrar kaçırma, kişinin istemi dışında idrarını tutamaması olarak tanımlanır. Özellikle doğum yapmış kadınlarda, menopoz döneminde ve ileri yaşlarda daha sık görülse de bu durum yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu değildir. Kadınların önemli bir bölümü yaşamlarının herhangi bir döneminde bu sorunla karşılaşabiliyor" dedi. "Gebelik, doğum ve menopoz riski artırıyor" İdrar kaçırmanın birçok farklı nedene bağlı gelişebildiğini ifade eden Güler, "Gebelik ve doğum sırasında pelvik taban kaslarının zayıflaması önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Menopoz döneminde östrojen hormonunun azalması, fazla kilo, kronik kabızlık, uzun süreli öksürük, sigara kullanımı ve ağır kaldırmayı gerektiren işler de idrar kaçırma riskini artırabiliyor" diye konuştu. "Gülerken ya da öksürürken idrar kaçırmak en sık görülen tablo" Kadınlarda en sık görülen idrar kaçırma tipinin, karın içi basıncının arttığı durumlarda ortaya çıktığını belirten Güler, "Öksürme, hapşırma, gülme, egzersiz yapma ya da merdiven çıkma sırasında yaşanan idrar kaçırma en sık karşılaştığımız tablodur. Bazı kadınlarda ise ani ve şiddetli idrar yapma isteği oluşur, tuvalete yetişemeden kaçırma görülebilir. Her iki tip birlikte de görülebilmektedir" ifadelerini kullandı. "Kadınlar sosyal yaşamdan uzaklaşabiliyor" İdrar kaçırmanın yalnızca fiziksel bir sağlık sorunu olmadığını vurgulayan Güler, "Bu problem kadınların sosyal yaşamını, iş hayatını ve psikolojisini de etkileyebiliyor. Spor yapmaktan, uzun yolculuklardan, hatta sosyal ortamlara katılmaktan kaçınan birçok kadınla karşılaşıyoruz. Oysa erken dönemde başlanan tedavilerle oldukça başarılı sonuçlar elde edilebiliyor" dedi. "Tedavi, hastalığın tipine göre planlanıyor" Tedavinin kişiye özel planlandığını belirten Güler, "İlk aşamada kilo kontrolü, sigaranın bırakılması, kabızlığın önlenmesi ve pelvik taban kaslarını güçlendiren kegel egzersizleri önerilebiliyor. Gerektiğinde ilaç tedavileri uygulanırken, ileri düzey stres tipi idrar kaçırmalarda modern cerrahi yöntemlerle başarılı sonuçlar alınabiliyor. Günümüzde uygulanan cerrahi teknikler sayesinde hastalar kısa sürede günlük yaşamlarına dönebiliyor" diye konuştu. "Sessizce yaşamayın, destek alın" İdrar kaçırmanın utanılacak ya da gizlenecek bir durum olmadığını belirten Güler, "Birçok kadın yıllarca bu sorunu normal kabul ederek yaşamayı tercih ediyor. Oysa erken tanı ve doğru tedaviyle yaşam kalitesini belirgin şekilde artırmak mümkün. İstemsiz idrar kaçırma yaşayan kadınların bu durumu kabullenmek yerine bir uzmana başvurmaları büyük önem taşıyor" dedi.

Zorlu Gebelik Süreci Mutlu Sonla Bitti Haber

Zorlu Gebelik Süreci Mutlu Sonla Bitti

Gebeliğinin 24’üncü haftasında yapılan değerlendirmelerde servikal yetmezliği tanısıyla rahim ağzı uzunluğunun 7 milimetreye kadar kısaldığı belirlenen anne adayı, Hayat Hastanesi’nin uzman ve deneyimli sağlık ekibi tarafından hastaya özel planlanan 91 günlük medikal tedavi ve multidisipliner bakım süreci sonucunda erken doğum riskini atlatarak bebeğini dünyaya getirdi. Hayat Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Uzm. Dr. Merve Işık, servikal yetmezliğin çoğu zaman belirgin bir ağrı ya da bulgu olmadan ilerleyebildiğine dikkat çekerek, “Servikal yetmezlik, genellikle gebeliğin 14’üncü haftasından sonra rahim ağzının ağrısız şekilde kısalması ve açılması sonucu erken doğum riskinin ortaya çıkmasıdır. İlk gebeliklerde hiçbir belirti vermeden ilerleyebileceği gibi kasık ağrısı veya lekelenme gibi gebelikte sık görülebilen şikayetlerle de kendini gösterebilir. Bu nedenle rahim ağzı uzunluğunun değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır” dedi. Tanıda vajinal ultrasonografinin önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Işık, tedavinin her anne adayına özel planlandığını söylerken, “Vajinal ultrasonografi ile rahim ağzının uzunluğunu ölçebiliyor ve herhangi bir açıklık bulunup bulunmadığını değerlendirebiliyoruz. Uygun hastalarda rahim ağzına dikiş uygulanabileceği gibi ilaç tedavileri de tercih edilebiliyor. Ayşenur Genceroğlu’nun gebeliğinde dikiş uygulamadan medikal tedavi ve sıkı takip yolunu izledik. Gebeliğin 24’üncü haftasında 7 milimetrelik rahim ağzı uzunluğuyla başlayan bu hassas süreç, 37’nci haftada sağlıklı bir kız bebeğin dünyaya gelmesiyle mutlulukla sonuçlandı” şeklinde konuştu. “Doktorunuza güvenin, muayeneden korkmayın” Yaşadığı süreci anlatan Ayşenur Genceroğlu ise doktorunun önerisiyle yapılan vajinal muayene sonucunda erken doğum riski taşıdığının fark edildiğini belirterek şunları söyledi: “Gerekli müdahalelerin zamanında yapılması sayesinde bugün sağlıklı bir evlada sahibim. Benzer bir süreç yaşayan anne adaylarına mümkün olduğunca stresten uzak durmalarını, vajinal muayeneden korkmamalarını ve doktorlarına güvenmelerini öneriyorum. Başta Uzm. Dr. Merve Işık olmak üzere ebelerimize, hemşirelerimize ve tüm Hayat Hastanesi çalışanlarına teşekkür ediyorum. 91 gün boyunca güler yüzlü, ilgili ve temiz bir ortamda kendimizi güvende hissettik. Sıkı takip, doğru hekim ve güçlü bir sağlık ekibiyle bu zorlu süreci başarıyla atlattık.” Hayat Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Uzm. Dr. Merve Işık, anne adaylarına rutin gebelik kontrollerini ihmal etmemeleri çağrısında bulunarak, “Vajinal muayene gerekli koşullarda anne ve bebeğin sağlığı açısından kritik bilgiler sağlayabilir. Erken tanı ve doğru tedavi, gebeliğin sağlıklı şekilde sürdürülebilmesi için hayati önem taşır” dedi.

RİSK MENOPOZDAN SONRA DA SÜRÜYOR Haber

RİSK MENOPOZDAN SONRA DA SÜRÜYOR

Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Aslan, isim değişikliğinin hastalığın daha doğru anlaşılması açısından önemli olduğunu söyledi. Prof. Dr. Erdoğan Aslan, eski ismin hastalığı tam olarak anlatmadığını belirterek, “Bu rahatsızlık yıllardır ‘yumurtalıkta kist var’ gibi algılanıyordu. Oysa birçok hastada gerçek anlamda bir kist bulunmuyor. Ultrason sırasında görülen yapılar aslında yumurtlamanın belli bir aşamasında gelişimi durmuş yumurta kesecikleridir. Ayrıca hastalık sadece yumurtalıkları değil, hormon sistemini ve metabolizmayı da etkiliyor” dedi. Sadece adet düzensizliği değil Toplumda çoğu zaman adet düzensizliği, tüylenme, sivilce veya çocuk sahibi olamama gibi sorunlarla bilinen bu rahatsızlığın aslında daha geniş etkileri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aslan, hastalığın insülin direnci ve kilo problemiyle de bağlantılı olduğuna dikkat çekti. Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Aslan, “Bu durum yalnızca kadın hastalıklarıyla ilgili bir sorun değil. Fazla kilo, insülin direnci, şeker hastalığı riski, yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıklarıyla da ilişkili. Hastalığın yeni adı, bu yönünü daha görünür hale getiriyor” diye konuştu. Tanı yöntemi değişmedi İsim değişse de hastalığın tanı yönteminin aynı kaldığını belirten Prof. Dr. Aslan, doktorların hala mevcut kriterleri kullandığını söyledi. Buna göre kadınlarda, adet düzensizliği veya yumurtlama sorunu, erkeklik hormonunun fazla olması nedeniyle aşırı tüylenme ya da laboratuvar bulguları ve ultrasonda polikistik görünüm gibi belirtilerden en az ikisinin bulunması tanı koymak için yeterli kabul ediliyor. “Menopozla biten bir hastalık değil” Hastalığın sadece doğurganlık çağındaki kadınları etkilediği düşüncesinin yanlış olduğunu ifade eden Prof. Dr. Erdoğan Aslan, menopoz sonrası dönemde de risklerin devam ettiğini söyledi. Aslan, “Birçok kişi bu rahatsızlığın menopozla birlikte sona erdiğini düşünüyor. Ancak bu doğru değil. Hastalık, üreme dönemi bittikten sonra da metabolik etkileriyle devam ediyor. Özellikle kilo artışı, diyabet ve kalp hastalığı riskleri menopoz sonrasında daha belirgin hale gelebiliyor. Bu nedenle kadınların düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. Uzmanlar, isim değişikliğinin en önemli amacının hastalığın yalnızca doğurganlıkla ilgili bir sorun değil, aynı zamanda tüm vücudu etkileyebilen hormonal ve metabolik bir durum olduğuna dikkat çekmek olduğunu belirtiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.