Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Irak

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Irak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Irak haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AK Parti Sözcüsü Çelik: "Biz kamera bantlama partisi değiliz" Haber

AK Parti Sözcüsü Çelik: "Biz kamera bantlama partisi değiliz"

AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen MYK toplantısı devam ettiği sırada gündeme dair açıklamalarda bulundu. Konuşmasına başlamadan önce İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın partiye katılımına değinen Çelik, "Bundan sonrasında inşallah İzmir’imiz çok daha güçlü hizmetlerle, merkezi hükümetle yerel yönetim arasındaki koordinasyonun tam olarak sağlandığı bir çerçeve içerisinde geleceğe güzellikle, iyi hizmetlerle bakacak" dedi. Çelik, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle TBMM Başkanvekilliği görevini bırakan Bekir Bozdağ’ın daha sağlıklı bir şekilde partiye ve ülkeye hizmet edeceğine inandıklarını söyledi. "Zaman zaman bazı örgüt mensuplarının çerçeve yasanın yürürlüğe girdiği ancak uygulanmadığını söylemeleri gerçeği yansıtmıyor" MYK gündeminin en önemli maddelerinden birinin ’Terörsüz Türkiye’ süreci olduğunu dile getiren Çelik, "Partimizde kurduğumuz mekanizma en güçlü şekilde çalışmaya devam ediyor. Süreçle ilgili kurulan kurul ve komisyonlar kendi ritmi içerisinde çalışıyor. İşin Suriye ve Irak boyutunda da önemli gelişmeler var. Zaman zaman bazı örgüt mensuplarının çerçeve yasanın yürürlüğe girdiği ancak uygulanmadığını söylemeleri gerçeği yansıtmıyor. Örgütün bir bütün halinde silahları bırakması, tüm yapılarının faaliyetlerine son vermesi ve örgüt mensuplarının ortak mekanizma tarafından belirlenen yerlerde toplanmaları, çerçeve yasanın uygulanmasının gerek şartıdır" diye konuştu. "YBŞ’nin silahlarını merkezi Irak yönetimine bırakmasıyla birlikte bir süreç başlayacak" Suriye’de SDG’nin kendisini feshetmesinin ardından ortaya çıkan tablonun Terörsüz Türkiye sürecinin kazanımlarından biri olduğunu söyleyen Çelik, "Şu anda ikinci kazanım olarak Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin 11 Eylül’de yaptığı açıklamadır. YBŞ’nin silahlarını merkezi Irak yönetimine bırakmasıyla birlikte bir süreç başlayacak. Böylece Sincar Dağı, Irak devletinin kontrolüne geçecek. Bu da Terörsüz Türkiye sürecinin Irak boyutunda önemli bir gelişme olarak ortaya çıkacaktır. Bu gerçekleştikten sonra 60 günlük bir süre içerisinde Başika-Zilkan kampının kademeli olarak ülkemiz tarafından Irak güçlerine devredilmesi de öngörülmektedir" ifadelerini kullandı. "Vurguncular tarafından hakları gasbedilmiş vatandaşlarımız müsterih olsunlar" Sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelerin ardından ortaya çıkan fon soruşturmasına ilişkin gerekli çalışmaların yapıldığını dile getiren Çelik, "Cumhurbaşkanı yardımcımızın başkanlığındaki Fon Koordinasyon Kurulu bütün bu çalışmaları yürütürken, aynı zamanda da bu fon vurguncularının mağdur ettiği vatandaşlarımızın haklarının korunması için de bir eylem planı ortaya çıkarıyor. Bu vurguncular tarafından hakları gasbedilmiş vatandaşlarımız müsterih olsunlar. Burada kim tamahkarlık yapmış, kim gerçekten bir haksızlığa uğramış konusunda devletin elindeki bilgi ve belgeler tüm bunları açığa çıkarabilecek kapasiteye sahiptir. Bu çıktığı zaman tüm kurumların bütünsel bir şekilde yaptığı bu çalışma çerçevesinde kısa sürede bu süreçler tamamlanacaktır. Bunun bir daha tekrar etmemesi için nasıl bir yasal düzenleme gerekiyorsa onun da Meclis’e gönderilmesi için gereken adımlar atılacaktır. Hiçbir şekilde karanlık nokta kalmayacaktır. Bütün bu tablo en net bir şekilde ortaya çıkacaktır" açıklamasında bulundu. Türk ekonomisini hedef alan birtakım söylemlerin olduğuna da dikkati çeken Çelik, "Bunlara da geçit vermeden, siyaset ve devlet adabı içerisinde herkesin gözü önünde bu meselelerin aydınlatılması, suçluların cezalandırılması ve haksızlığa uğrayanların haklarının korunması konusunda en kararlı bir şekilde yürüteceğiz" dedi. "İsrail, işgalciliğini devam ettirerek, Suriye’yi ve bölgeyi istikrarsızlaştırmak gibi bir tavra devam etmektedir" İsrail’in saldırgan tutumunun Suriye’ye istikrarsızlaştırıcı eylemler olarak geri döndüğünü vurgulayan Parti Sözcüsü Çelik, "Bu süreçleri yakından takip ediyoruz. Terörsüz bölge bağlamında SDG’nin kendisini feshetmesinden sonra tek Suriye devleti, tek egemenlik, tek ülke ve tek ordu çerçevesinde Suriye’nin geleceğe daha güçlü bir şekilde bakabilmesi hepimizin çok önemsediği bir durum. Suriye’de bütün yönetim mekanizmalarının kapsayıcı hükümet modelleri çerçevesinde hayata geçmesi gerektiğini sürekli olarak ifade ediyoruz. İsrail kaynaklı sorunlar işin temelini oluşturuyor. 1974 Kuneytra Kuvvetleri Ayrıştırılması Anlaşması’nı ihlal eden bir adım daha attılar. Dolayısıyla İsrail, işgalciliğini devam ettirerek, Suriye’yi ve bölgeyi istikrarsızlaştırmak gibi bir tavra devam etmektedir" değerlendirmesinde bulundu. İslamabad Mutabakatı’nın gerekliliklerinin yerine gelmemesinden dolayı ABD ve İran arasındaki çatışmaların yeniden yükselmesinin yeni bir tehlike oluşturduğunu vurgulayan Çelik, "Bununla bağlantılı olarak Yemen’de ortaya çıkan ve Babülmendep’i tehdit eden bütün bu tablo hepimize bir kere daha etrafımızdaki bu ateş çemberi içerisinde Türkiye’nin istikrarının korunmasının ne kadar önemli olduğunu bir kere daha göstermiştir" diye konuştu. Gazze’de devam eden soykırımı ve İsrail’in eylemlerini takip etmeye devam ettiklerini söyleyen Çelik, "Bugün 7 Ekim bağlamında tek taraflı Hamas’ı suçlayan, İsrail’in katliamlarını görmezden gelen bir propaganda makinesi çalıştırılmaya devam ediyor" dedi. TBMM’nin yeni yasama yılına ilişkin de konuşan Çelik, "Önümüzdeki dönemde yapacağımız reformlar var. Cumhur İttifakı olarak bunları olgunlaştıracağız. Bunları olgunlaştırdıktan sonra siyasetimizin bir unsuru haline getireceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımız önümüzdeki 10 ayın iyi bir şekilde değerlendirilmesi için talimatlar verdiler. Bu talimatlar çerçevesinde MYK’mızdaki her bir arkadaşımız üzerine düşen vazifeyi yapacak" şeklinde konuştu. Yapay zekanın kontrolden çıktığıyla ilgili tehlikelerin de dünya gündeminde yer aldığına dikkati çeken Çelik, yapay zekayı bizzat üreten firma sahiplerinin insanlığın ahlaki ve moral değerleri de dahil olmak üzere birçok konuda tehlike ile karşı karşıya olduklarını ifade ettiğine değinerek, "TEKNOFEST artık bundan sonra çok daha önemli. En son Şanlıurfa’da gerçekleşen TEKNOFEST’e vatandaşların gösterdiği ilgi, dünyanın önümüze getirdiği meydan okumalar karşısında Türkiye’nin Kızılelma bakımından bir özgüven devrimini nasıl gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor" dedi. Çelik, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. Bir gazeteci tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’ye gerçekleştireceği ziyarete ilişkin takvimin netleşip netleşmediğinin sorulması üzerine Çelik, "Cumhurbaşkanımızın Suriye’ye gitme arzusu var. Bu Suriye ile birlikte koordine edilecek bir konu, bunun üzerine çalışılıyor. Tarih henüz kesinleşmedi" cevabını verdi. "Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı hayata geçmesi için yapılan çalışmanın birkaç gün içerisinde Meclis’e gönderilmesi söz konusu olacak" Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin soruya ise Çelik, şu cevabı verdi: "Anlaşmanın hayata geçmesi için tabii ki Meclis’e gelecektir. Bu çalışmada olgunlaştığı için birkaç gün içerisinde Meclis’e gönderilmesi söz konusu olacak. Olağan süreçler işliyor ve bu işlerken sanki yanlış şeyler yapılıyormuş ya da gözden kaçırılıyormuş gibi muhalefet tarafından bir kampanya başlatılıyor. Önce bir irade beyanı koyulur ki bu irade Cumhurbaşkanımız tarafından koyuldu. Sonra bu mekanizmalar çalışılır ki Dışişleri Bakanımız, Milli Savunma Bakanımız ve Genelkurmay Başkanımız muhatapları ile bir araya geldiler. Sonuçta Meclis’e göndereceğiniz bir çerçevesi olacak. Bu çerçevede Dışişleri Bakanlığı’nın iç süreçleri açısından tamamlandı. Yüce Meclis’in takdiriyle süreç neticelenmiş olur. Hukuki zemin Meclis’teki sürecin tamamlanmasıyla beraber tam olarak gerçekleşmiş olacak. O bakımdan da başka ülkelerin katılımına tabii ki açık. Bu tip güvenlik anlaşmaları, ittifaklar; kendi ilkeleri çerçevesinde diğer devletlerle de görüşerek zaman içerisinde olgunlaşır." "Cumhur İttifakı’nın önümüzdeki dönemde de cumhurbaşkanı adayı sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır" MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday gösterilmesine ilişkin açıklamalarının MYK’da değerlendirilip değerlendirilmediğinin sorulması üzerine Çelik, "Sayın Bahçeli’ye bu güçlü cümleleri için şükranlarımızı sunuyoruz. Cumhur İttifakı’nın önümüzdeki dönemde de cumhurbaşkanı adayı sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. MYK’da bunu daha önce görüştük. Cumhurbaşkanımız kendi şahsıyla ilgili bir konu olduğu için bu konular herhangi bir şekilde bir resmi gündem maddesi olarak yer almıyor. Bu konuda bir hassasiyet var. MYK ve MKYK üyeleri olarak bu konuyu biz dile getirdik. Arkadaşlarımız da bunu onayladılar" ifadelerini kullandı. Yakın zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasında bir görüşmenin beklenip beklenilmediğinin sorulması üzerine Çelik, "Belli bir periyotla görüşüyorlar. Bu her ikisinin takviminin uygunluğuna göre planlanıyor. Bu yarın da olabilir, 5 gün sonra da olabilir" diye konuştu. "Elinde belge, bilgi olan götürsün yargıya versin" YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in fon soruşturması kapsamında açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, "Bu tip krizler dünyanın başka yerlerinde de gündeme gelmiş, siyasi tarihte var. Kimisi bunu 5 yılda temizlemiş, kimisi 9 yılda temizlemiş. Biz bunu bütün boyutlarıyla ortaya çıkarma konusunda son derece kararlıyız. Spekülasyonla hareket etmiyoruz. Biz gerçekten bilgi, belge ile hareket ediyoruz. Dün bu kişi çıkıyor, sayın Cumhurbaşkanımıza ‘bu işin başında sen varsın’ diye haddi aşan açıklamalar yapıyor. Bu meselenin açığa çıkmasının ve bu meselenin temizlenmesinin başındaki irade Cumhurbaşkanımızdır. Ne hadle ve ne hakla Cumhurbaşkanımıza karşı bu ifadeleri kullanıyor? Her zaman yaptığı gibi Cumhurbaşkanımızın aile bireylerini işin içine karıştırmaya çalışıyor. Bu işler defalarca ellerinde patladı, yine devam ediyorlar. Bütün işlemler açık, herkes görüyor. Bu işler siyasi yan kesicilikle ele alınacak işler değil. Bir şey iddia ediyor, sonra birbiriyle alakası olmayan durumları birbirine bağlamaya çalışıyorlar. Bu işin de onların belediyelerindeki dolandırıcılıkların ve vurgunların temizlenmesi mücadelesini de biz veriyoruz. Cumhurbaşkanımızı hedef aldığı sözler, kendi partisini vurgunculara kaptırmış birisinin siyasi saçmalıklarından öteye gitmiyor. Elinde belge, bilgi olan götürsün yargıya versin. Adalet Bakanımız ve Adalet Bakanlığı, anayasanın ve yasaların çizdiği usuller çerçevesinde çalışmalarını yürütüyor. İddiaya bakıyor, devlet birimlerinden gelen suç unsurlarını inceliyor. Ne zaman bunların bir yolsuzluğu patlasa sürekli olarak Adalet Bakanımızı ve Bakanlığımızı hedef alıyorlar. Bunlar için makbul adalet bakanı ve bakanlık, anayasayı, kanunları bunlara uygulamayacak. Bunlarla ilgili hiçbir soruşturma yapmayacak. Bunlar kendini devletin ayrıcalıklı sahipleri zannettikleri zamanlardaki rollerini sürdürecekler. Sürekli olarak geçmişte AK Parti yargı kolları diyordu, bu kişi kendisini sahte Adalet Bakanı zannediyor. Burada net bir durum var. Anayasa ve yasaların verdiği yetkiler çerçevesinde bütün bu soruşturmalar yürütülüyor ve açık bir şekilde de paylaşılıyor. Ne hakla Adalet Bakanını ve Bakanlığı hedef alıyorsun. Yargı size uygulanmasın mı? Kendinizi hala devletin sahibi mi görüyorsunuz? Maliye Bakanımızı hedef alıyorlar. Bakanlık ilk andan itibaren bu konun bütün boyutlarıyla ortaya çıkması için üzerine düşeni yerine getirmiş. Bugün de bir yandan piyasaların etkilenmemesi için tedbir alıyorlar, bir yandan sıkıntıların temizlenmesi için gayret ediyorlar. Bir yandan vurguncuların ortaya çıkması için uğraşıyorlar. Partimizde de siyasi sorumluluk gereği atılacak adımlar atılıyor. Biz burada ilkelerimizi net bir şekilde söylüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımıza, Adalet Bakanımıza, Maliye Bakanımıza ve parti yetkililerimize bunu söyleyen kişi kim? Bunun ismini internete yazın, karşısına da Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım yazın, bakın kendi belediye başkanı kendisi hakkında ne iddialarda bulunmuş? Bu ismin karşısına yine artı koyun, Antalya Belediye Başkanı Muhittin Böcek yazın ve bakın nelerden bahsetmiş. Bunlara bir kere cevap verememiş. Bu kişiler rakamlardan bahsetmiş, hangi duvarın üzerine hangi para kulesinin inşa edildiğinden bahsetmiş. Dolayısıyla kendi partisi tarafından suçlanan kişi iddiayı kendi atıyor, sonra hüküm inşa ediyor, bu hükmün üzerine de siyasi tasarrufa gitmeye başlıyor" değerlendirmesinde bulundu. Çelik, şöyle devam etti: "Her şey ortada. Kaç bin kişi var, kimin hesabı var, hesapları incelesinler, meşru bir şekilde işlem yapanla vurgunculuk yapanın ne olduğu görülür. Ondan sonra da bunun üzerine istedikleri kadar konuşsunlar. Ellerinde varsa bir belge hemen bunu yargıya intikal ettirsinler. Adli başvurularda gereği yapılmazsa ondan sonra da konuşsunlar. Bunlar siyasi spekülasyon konusu değil. Burada net bir ilke konulması lazım, biz bu ilkeyi koyduk. Herhangi birimizin arkadaşı, akrabası, sevdiği, tanıdığı, mesai arkadaşı olsun veya olmasın bu kişilerin siyasi linç kampanyalarıyla mahkum edilmesine müsaade etmeyiz. Bu kişilerin hakkında bir iddia varsa bu iddiaların siyasi himaye ile örtbas edilmesine de müsaade etmeyiz. Burada mevzu şudur; gerçek bilgiye dayanacak. Biz siyasi linç kampanyalarının neticesi olarak insanların hedef gösterilmesine, sosyal medya mahkemelerinde mahkum ettirilmesine de müsaade etmeyiz herhangi bir şekilde birilerinin siyasi himaye yoluyla birileri hakkındaki iddia ve incelemeler örtbas ediliyorsa ona da müsaade etmeyiz." "Biz kamera bantlama partisi değiliz" Fon soruşturması kapsamında bütün hususların üzerine gidildiğini belirten Çelik, "Bundan hiçbir çekincemiz yok, ne varsa açığa çıksın. Biz kamera bantlama partisi değiliz. Bizim siyasi meşrebimizde kamera bantlama yok. Biz her şeyin şeffaf yürütülmesinden yanayız. Kendileri otursunlar, Sayın Kılıçdaroğlu’nun ‘Bunlar gitti, arındık’ cümlesi üzerinde tefekkürde bulunsunlar. Siyasetin seviyesini ne olursa olsun korumamız lazım. Bu kürsüden öyle şeyle söyleriz ki günlerce manşet oluruz ama siyasete yazık olur. Bu kendisi, yüksek makamlardaki arkadaşlarımıza, bakanlarımıza lakap takmayı çok seviyor. Biz bunların hiçbirini dile getirmeyiz. Meclis kulisinde kendi arkadaşlarının kendilerine taktıkları lakaplarla uğraşsınlar. Siyaseti, siyasi zeka ve siyasi argümanla yaparsın" diye konuştu.

Bakan Bayraktar, Irak Petrol Bakanı Hüdeyir ile bir araya geldi Haber

Bakan Bayraktar, Irak Petrol Bakanı Hüdeyir ile bir araya geldi

Ankara, Türkiye ile Irak arasında enerji alanında önemli bir görüşmeye ev sahipliği yaptı. Bakan Bayraktar, Irak Petrol Bakanı Basim Muhammed Hüdeyir ve beraberindeki heyetle Bakanlıkta bir araya geldi. Sosyal medya hesaplarından görüşmeye ilişkin bir açıklama yapan Bakan Bayraktar, bölgesel gelişmelerin arz güvenliğini her zamankinden daha kritik hâle getirdiği bu dönemde Türkiye ve Irak arasındaki enerji ilişkilerini yeni ve çok daha güçlü bir boyuta taşıdıklarını ifade etti. Bakan Bayraktar, "Geçtiğimiz ağustos ayında millî şirketimiz BOTAŞ ile SOMO ve NOC arasında imza altına aldığımız ham petrol taşıma sözleşmesinin ardından uzun dönemli ve daha kapsamlı yeni bir anlaşma için yol haritamızı netleştiriyoruz. Bu doğrultuda petrol ve doğal gaz altyapısı, arama-üretim, petrol ticareti, rafineri-petrokimya ve elektrik projelerini hızla neticelendirecek ortak çalışma gruplarımızı devreye almayı planlıyoruz" dedi. Kerkük-Ceyhan boru hattının Basra’ya kadar uzatılıp kapasitesinin artırılmasını Körfez bölgesi ve Hürmüz Boğazı’na güçlü bir alternatif oluşturulması açısından önemli gördüklerini belirten Bakan Bayraktar, "Milli şirketimiz TPAO’nun Kerkük sahalarının yanı sıra Irak’ta farklı sahalarda da etkin rol almasını, Irak Başbakanı Sayın Ali ez-Zeydi’nin ifade ettiği 1 milyon varil ham petrol tedariki hedefine ulaşmayı, ticaret hacmini artırarak Ceyhan’ı küresel bir enerji üssü hâline getirmeyi amaçlıyoruz" ifadelerini kullandı. Enerji yolu Bakan Bayraktar, Türkiye olarak Kalkınma Yolu’nu yalnızca bir ulaştırma koridoru değil, petrol, doğal gaz ve güzergâh boyunca elektrik iletim hatlarıyla desteklenen stratejik bir "enerji yolu" olarak inşa etmekte kararlı olduklarını da vurguladı. Bakan Bayraktar, "Yeni Irak hükümeti ile yakın iş birliği içerisinde ortak coğrafyamızın istikrarı ve refahı için bu somut projeleri hayata geçirmeye güçlü bir şekilde devam edeceğiz" dedi.

Efkan Ala’dan Terörsüz Türkiye ve Yeni Anayasa vurgusu Haber

Efkan Ala’dan Terörsüz Türkiye ve Yeni Anayasa vurgusu

Efkan Ala, "Türkiye Yüzyılı Buluşmaları" kapsamında AK Parti Bursa İl Başkanlığı’nda yaptığı konuşmada, "İçeride güçlü bir siyaset, dışarıda güçlü bir diplomasi" mesajı verdi. "Terörsüz Türkiye" süreci, yeni anayasa çalışmaları ve ekonomik reformlara ilişkin açıklamalarda bulunan Ala, Türkiye’nin bölgesindeki gelişmelere kayıtsız kalamayacağını belirterek, "Biz kapıları açtık. Lütfetmedik, bu bizim vazifemizdir. Bizim insanlık borcumuzdur" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmaya değinen Ala, "Açlığın, adaletsizliğin, sefaletin olduğu bir dünyada bu sorumlulukları yerine getirmemizin en önemli ve en maliyetsiz yolu; içeride güçlü bir siyaset, dışarıda güçlü bir diplomasi" ifadelerini kullandı. "Biz kapıları açtık, bu bizim insanlık borcumuzdur" Türkiye’nin gönül coğrafyasındaki insanlara yönelik sorumluluklarına değinen Ala, Irak ve Suriye’de yaşanan olayları hatırlatarak, Türkiye’nin zor durumda kalan insanlara kapılarını açtığını söyledi. Halepçe’de yaşanan katliamın ardından Türkiye’ye gelen insanları hatırlatan Ala, "250 bin kardeşimiz oradan geldi Kuzey Irak’tan. Biz kapıları açtık. Lütfetmedik, bu bizim vazifemizdir. Bizim insanlık borcumuzdur. Biz böyleyiz, biz buyuz" dedi. Suriye’de yaşanan iç savaş sırasında da Türkiye’nin kapılarını açtığını belirten Ala, "Suriye’de iç savaş çıktı, katliamlar başladı; yine buraya kapılarımızı açtık. Şimdi geri dönüyorlar kardeşlerimiz. Gittik orada düzen sağlandı, Türkiye politikası orada bir düzen oluşturdu" diye konuştu. Bölgedeki hedeflerinin terörün ve kargaşanın sona ermesi olduğunu vurgulayan Ala, "Dışarıda, bölgemizde terörsüz bir bölge olsun istiyoruz. Kargaşanın olmadığı, düzenin olduğu, insanın insana saygı duyduğu, refah içerisinde yaşadığı bölgeler olsun istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Bu ülke kendi sorununu kendi çözmelidir" Türkiye’nin kendi sorunlarını kendi iradesiyle çözmesi gerektiğini belirten Ala, Milli Dayanışma Projesi ile 87 milyon vatandaşın dayanışmasını güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi. Ala, "Artık bu ülke kendi sorununu kendi çözmelidir. Kararlılığımız budur. Kimseden ümit tazelemeyiz, kimseden yardım dilenmiyoruz. Üçüncü göze de ihtiyaç duymuyoruz" dedi. "Terörsüz Türkiye" hedefinin önemine değinen Ala, "Terörsüz Türkiye inşallah prangalarından Türkiye kurtulacak ve Türkiye fırsatlarına odaklanacak" diye konuştu. Ala, önümüzdeki dönemde farklı alanlarda reformların hayata geçirileceğini belirterek, "Türkiye hedeflediğimiz dünyanın en gelişmiş, en kalkınmış, en müreffeh, en güçlü 10 ülkesi arasına girecektir. Buna mecburuz" dedi. Yeni Anayasa mesajı Sivil ve demokratik bir anayasa ihtiyacına da değinen Ala, mevcut anayasanın 1980 darbesi döneminde hazırlandığını belirterek, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan yeni bir anayasa istediklerini söyledi. Ala, "Gelin bu anayasayı değiştirelim. Anayasayı değiştirip garanti altına alalım. Hem hak ve özgürlükleri, yaptığımız düzenlemeleri hem işleyen bir mekanizmayı hayata geçirelim" ifadelerini kullandı. "Bursa bir dünya şehridir" Bursa’nın üretim gücüne ve ekonomik potansiyeline dikkat çeken Ala, kentin dünya şehirleriyle rekabet ettiğini belirterek, "Bursa bir dünya şehridir. Bugün onun rekabet ettiği yerlere bakınca biz dünyadaki şehirlere bakıyoruz" ifadelerini kullandı. Bursa’nın Türkiye’deki gelişmeleri daha fazla değerlendirdiğini kaydeden Ala, "Türkiye’ye bir fırsat sunduğumuzda Bursa onu fazlasıyla değerlendiriyor" dedi. "Hızlı tren deneme süreçleri yakında başlayacaktır" Bursa’daki yatırımlara da değinen Ala, hızlı tren projesindeki gecikmelere ilişkin açıklamada bulunarak, "Yakında fiziki şartlardan kaynaklanan birtakım sorunlarla gecikmiş olan hızlı tren deneme süreçleri de başlayacaktır" ifadelerini kullandı. "Türkiye en güçlü 10 ülke arasına girecektir" Ekonomik reformların sürdürüleceğini belirten Ala, Türkiye’nin gayrisafi yurt içi hasılasının 238 milyar dolardan 1,6 trilyon dolara yükseldiğini söyledi. Konuşmasının sonunda Şanlıurfa’da meydana gelen deprem nedeniyle geçmiş olsun dileklerini ileten Ala, katılımcılara teşekkür etti.

Bakan Fidan: "İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor" Haber

Bakan Fidan: "İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Suriye’nin zamana ihtiyacı var. İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor. Bunu kendisine tehdit olarak görüyor" dedi. Dışişleri Bakanı Fidan, Suriye’ye gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında Türk basın mensuplarına Suriye, İsrail, bölgesel iş birliği, Mekke İttifakı, SDG, Yunanistan ve S-400 konularına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bölgede son derece kritik gelişmelerin yaşandığını ve bu süreçte Suriye ile olan temasların artırıldığını dile getiren Fidan, "Bölgemizde son derece kritik gelişmeler yaşanıyor. Bu süreçte Suriye ile olan temaslarımızı artırıyoruz. Buraya iki günlük bir ziyaret yapmak istedik. Görüşülecek çok konumuz var. Şam’da konaklamış olmamız, Suriye’de hayatın normalleşmeye başladığının da bir göstergesidir" ifadelerini kullandı. Ziyaret kapsamında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yaklaşık 2 saat süren bir görüşme yaptıklarını ve bu görüşmede tüm konuları ele aldıklarını kaydeden Fidan, şu anda Suriye’yi istikrarsızlığa sürükleme potansiyeli en yüksek olan tehdidin İsrail olduğunu söyledi. "İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor" Suriye ile ilgili gelişmelerin iki senedir iyi bir yönde seyrettiğine dikkati çeken Fidan, "Suriye’yi yaptırım listesinden çıkarttılar, ekonomik yatırımların önünde bir engel yok. Terörizm listesinden çıkmaları da son derece önemliydi. Suriye’nin zamana ihtiyacı var. İstikrarın olduğu bir ortamda biraz da iyi yönetişim olursa potansiyelleri yüksek. Ama İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor. Bunu kendisine tehdit olarak görüyor. Bu tehdidin tanımından dolayı da buralara yönelik istikrarsızlaştırıcı eylemlerde bulunuyor. Halbuki Suriye bölgesinde barış içinde yaşamak istiyor. Bu yaklaşımı İsrail bir noktada ya tanıyacak, bölgesiyle barış içerisinde yaşamayı kabul edecek ya da bu saldırgan politikalarını sürdürecek ve uluslararası toplum içinde daha da yalnızlaşacak. Netanyahu çevrelerindeki bütün ülkeleri tehdit olarak görüyor. İsrail, o ülkelerin zayıflığından kendi güçlülüğünü üreten bir ülke" açıklamasında bulundu. Suriye’deki entegrasyon sürecine değinen Fidan, SDG’nin tehdit olmaktan çıkmasının birinci öncelik olduğunu belirterek, "Şu anda prensipte duyurulan unsurlar olumlu mesajlar içeriyor. Sürecin pratikte nasıl ilerlediğini yakından takip ediyoruz. Uygulamanın kamuoyuna duyurulan mesajlarla uyumlu olmasını bekliyoruz" diye konuştu. "Terör meselesi başta olmak üzere 40-50 yıldır ayağımıza pranga olan pek çok sorun esasen Suriye ve Irak kaynaklıydı" Suriye’nin günümüzde geldiği noktanın daha da ilerletebileceğini ve mevcut tehditleri ile gidilmesi gerek yolu bildiklerini aktaran Fidan, "Devam eden bir yol var. Bu başarı yolunu yürümeye devam etmeliyiz. 8 Aralık’ta rejim devrildikten sonra her şeyin daha yeni başladığını söylemiştim. Gelinen noktada taktik ve stratejik açılardan güzel şeyler oluyor. Terör meselesi başta olmak üzere 40-50 yıldır ayağımıza pranga olan pek çok sorun esasen Suriye ve Irak kaynaklıydı. AK Parti’nin iktidara gelmesiyle, Cumhurbaşkanımızın koyduğu iradeyle ve vizyonla, hem kendi ülkemizdeki siyasi, ekonomik meseleleri çözdük hem de dış gelişmelere yönelik stratejik kültürü, güvenlik kültürünü yeniden inşa ettik. Bugünün ihtiyaçlarına yanıt veren bir güvenlik paradigması oluşturduk. Komşu ülkelerden kaynak sorunlarımızı usulüyle çözmeyi başardık. Ancak bu konuda ödevimiz bitmiş değil. Çalışmaya, çaba harcamaya devam edeceğiz" dedi. "İş birliği ve dayanışma içerisinde gelişmeleri çok profesyonel bir şekilde analiz ettik" Bölge ülkelerinin özellikle Gazze meselesinde ortaya koyduğu ortak çaba sonucunda önemli bir netice üretildiğine dikkati çeken Bakan Fidan, "İş birliği ve dayanışma içerisinde gelişmeleri çok profesyonel bir şekilde analiz ettik. Oradaki iş birliğimizi Suriye’de de kullandık. Şimdi İran-ABD savaşında da bu iş birliğimizi kullanıyoruz ve giderek daha da kurumsallaştırıyoruz. İsrail’in bölgedeki istikrarsızlaştırıcı rolü karşısında iş birliğine ve barışçı diplomasiye dayalı bir çaba içerisindeyiz. İnşallah bölgede bu attığımız tohum filizlenir, baş verir. Bu yapıcı anlayış büyürse daha büyük bir istikrar havzası ortaya çıkacak" ifadelerini kullandı. "Ya beraber çalışıp sorunları çözeceğiz ya da ‘bana dokunma nereyi yakarsan yak’ diyeceğiz" Başta İsrail olmak üzere bölgede istikrarsızlık isteyen aktörlerin yapabileceği başka operasyonların da var olduğunun altını çizen Fidan, "Onlar da boş durmayacaklar, onlar da faaliyete geçecekler. Ama bölgedeki ülkeler, istikrarın olabileceğini, beraber çalışırsak bir şeyler yapılabileceğini ve beraber çalışmak dışında da bir seçeneğin olmadığını görüyorlar. Ya beraber çalışıp sorunları çözeceğiz ya da önceki usulde olduğu gibi hegemona veya hegemonun buradaki mümessiline gidip ‘bana dokunma, nereyi yakarsan yak’ diyeceğiz. Ama yakılan her yer gelip seni de yakıyor. Örneğin Ürdün, Irak’ta olan bütün olaylardan etkileniyor, Suriye’de olan bütün olaylardan etkileniyor. Bir kaçış yok. Dolayısıyla herkesin bu çok yoğun yeni dönemde bir iş birliği arayışı var. Cumhurbaşkanımızın bu noktada vizyon ortaya koyması, liderlik ortaya koyması, ilişkilerini kullanarak aktörleri bir yere getirmesi daha önce görülmemiş bir husus olduğu için insanlar da açıkçası güveniyorlar bu sürece" dedi. "Amacımız Mekke İttifakı’nı genişletmek" Mekke İttifakı’nın kurumsallaşma sürecinin devam ettiğini ve Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın teknik düzeyde görüştüğünü söyleyen Bakan Fidan, sözlerine şöyle devam etti: "Genel Karargah’ın yapısı nasıl olacak, hangi birimde kaç kişi görev alacak gibi hususları görüşüyoruz. Bu süreç tamamlanmak üzere. Amacımız Mekke İttifakı’nı genişletmek. Bundan sonra atılacak adımlar daha somut olacak. Suudi Arabistan’ın hem güneyden hem kuzeyden vurulması, Irak’ta konuşlu saldırganlar tarafından hedef alınması kabul edilebilir bir şey değil. Yemen sorunu epeydir mevcut, çeşitli şekillerde çeşitli formlar alıyor. Olay kuzeyden ve güneyden kuşatmaya, kritik altyapıyı imha etmeye, sadece Suudi Arabistan’a değil, bölgeye zarar vermeye yönelik bir faaliyete dönüştüğünde hiç kimsenin buna tepkisiz kalması mümkün değil. Biz Mekke İttifakı’nın ruhuna uygun olarak davranıyoruz. Suudilerin yanında olduğumuzu zaten açıkladık. İlgili diğer taraflara da gerekli mesajları verdik. Bir dayanışma içerisindeyiz." "Çevremizde güvenlik alanında bu kadar sınama varken Yunanistan bunlara bir yenisini eklememeli" Bakan Fidan, Yunanistan’ın bölgeyi istikrarsızlaştırmak ve kaosa sürüklemek isteyenlerin oyuncağı olmasını istemediklerini vurgulayarak, "İyi komşuluk ilişkisi içinde olmak istiyoruz. Özellikle güvenlikle ilgili yanlış anlaşılma olmamalı. İki taraf da bunların önüne geçmeli. Bizim, tabii ki belli adaların silahlandırılması yönünde çok ciddi hassasiyetimiz var. Bunları biliyorlar, bunu ilettik. Özellikle silahsız statüsü olan adaların silahlandırılması bizim için tehdit. Tabii bir de orada seçim süreci var. Yunan siyasetinde Türkiye aleyhtarlığı tarihi olarak yaygındır. Dikkatlerimizi en çok yoğunlaştırdığımız konulardan biri, uluslararası antlaşmalarla gayriaskeri statü altına alınan ve tartışmasız bir şekilde bu statünün muhafaza edilmesi gereken adalarda, Yunanistan’ın ahdi yükümlülükleri hilafına bir takım gayretler içine girmesidir. Bu aslında yeni bir durum değil. 1960’lardan beri yaşanan ve birbiriyle bağlantılı Ege sorunlarının önemli bir boyutunu oluşturan bir mesele. Biz Türkiye olarak 1960’lardan bu yana gerekli tepkimizi ortaya koyduk, gerek ikili kanaldan Yunanistan’a uyarılarımızı ve itirazlarımızı yaptık, gerek NATO’da konu gündeme geldiğinde pozisyonumuzu ortaya koyduk, keza konuyu Birleşmiş Milletler’e de taşıdık. Komşumuz ve müttefikimiz Yunanistan’ı müttefiklik ruhuyla uyumlu, daha olgun bir şekilde ahdi yükümlülüklerinin gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz. Çevremizde güvenlik alanında bu kadar sınama varken Yunanistan bunlara bir yenisini eklememeli. Son dönemde başlattığımız sorunları çözmeye yönelik olumlu atmosferi ve ruhu arttırarak devam ettirmeliyiz" ifadelerini kullandı. S-400 ile ilgili görüşmelerin de devam ettiğini söyleyen Fidan, ilgili tüm ülkeler arasında teknik müzakerelerin devam ettiğini kaydetti. "Diyarbakır’da Terörsüz Türkiye’nin ortaya koyduğu hedefin benimsendiğini gözlemledik" Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği Diyarbakır ziyaretlerini de değerlendiren Fidan, ziyaret esnasında ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin çok büyük bir kabul gördüğünü gözlemlediklerini belirterek, "Terörsüz Türkiye’nin ortaya koyduğu hedefin benimsendiğini gözlemledik. Çok sayıda STK ve değişik siyasi görüşlere mensup insanlarla bir araya geldik. Örgütün silah bırakmayı deklare etmiş olması toplum tabanında büyük bir memnuniyet oluşturmuş. Artık sorunların silahsız tartışılması meselesi konusunda bir anlayış oluşmuş. Ekonomik konuların, kalkınmanın ön plana çıkması isteniyor. Bölgenin sanayisi nasıl geliştirilir, altyapı konusunda hangi adımlar atılmalı, nerelere sınır kapısı gerekir, komşu ülkelerle ticaret nasıl artırılır gibi konuları toplantılarımızda ele aldık. 5-6 yıldır zaten bir silahlı konu yok ortalıkta. Ama bunun kalıcı olarak bitecek olması, büyük yatırımların korkusuzca oraya gelmesini temin edecek. İnsanlar özellikle kimlik inkarının AK Parti’yle beraber kalkmış olmasını önemsiyorlar. Eylül 2013’teki Demokratikleşme Paketi ile Türkiye’de seçmeli dilin de önü açıldıktan sonra Kürtlerin problem alanı olan kimlik inkarı meselesi çözülmüş oldu" dedi.

Junioshow ticaret köprülerini yeniledi Haber

Junioshow ticaret köprülerini yeniledi

Bebe ve çocuk konfeksiyonu sektörünün uluslararası buluşma noktası Junioshow Bursa Uluslararası Bebe, Çocuk Hazır Giyim ve Çocuk İhtiyaçları Fuarı, yeni ihracat bağlantıları ve yoğun iş görüşmeleriyle tamamlandı. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) iştiraki KFA Fuarcılık ile BEKSİAD iş birliğinde düzenlenen buluşmada, yaklaşık 110 firma 50’ye yakın ülkeden gelen yabancı alıcılarla bir araya geldi. Türkiye’de bebe ve çocuk konfeksiyonu sektörünün en önemli üretim merkezlerinden Bursa, sektörün küresel ticaretine yön veren organizasyonlardan birine daha ev sahipliği yaptı. 8-10 Eylül 2026 tarihlerinde Bursa Fuar Merkezi’nde 22’nci kez gerçekleştirilen Junioshow’da 0-12 yaş grubuna yönelik yeni sezon koleksiyonları sergilendi. Üç gün boyunca yoğun iş görüşmelerinin gerçekleştirildiği fuarda firmalar, mevcut müşterileriyle ticari ilişkilerini geliştirirken farklı pazarlardan yeni alıcılarla da bağlantı kurdu. BTSO’nun Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürüttüğü UR-GE projeleri kapsamında oluşturulan alım heyetleri de sektör temsilcilerinin hedef pazarlara erişimine önemli katkı sağladı. İbrahim Burkay: "Bursa’nın üretim gücünü küresel ticarette daha ileri taşıyoruz" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Junioshow’un sektörün ihracat kapasitesini artıran önemli bir ticaret platformuna dönüştüğünü söyledi. Bursa’nın bebe ve çocuk konfeksiyonunda güçlü bir üretim tecrübesine, tasarım kabiliyetine ve doğal bir kümelenme yapısına sahip olduğunu belirten Başkan Burkay, bu potansiyeli yeni pazarlarla buluşturmak için uzun yıllardır kararlı bir çalışma yürüttüklerini ifade etti. İbrahim Burkay, "Bursa’mız bebe ve çocuk konfeksiyonunda Türkiye’nin en önemli üretim merkezlerinden biri. Bizim hedefimiz bu güçlü üretim altyapısını markalaşma, tasarım ve dış ticaret kabiliyetiyle daha ileri bir noktaya taşımak. Firmalarımız burada kendi koleksiyonlarını, dünyanın farklı coğrafyalarından gelen nitelikli alıcılara doğrudan sunuyor. Bu temasların her biri yeni sipariş, yeni müşteri ve yeni ihracat kapısı anlamına geliyor." dedi. "Firmalarımızın ulaşamadığı alıcıları Bursa’ya getiriyoruz" Fuarcılığı sektörlerin dış ticaret yolculuğunun stratejik bir parçası olarak gördüklerini vurgulayan İbrahim Burkay, BTSO’nun UR-GE ve alım heyeti organizasyonlarıyla firmaların küresel pazarlara erişimini kolaylaştırdığını belirterek, "İhracatta büyümenin yolu doğru ürün kadar doğru pazar ve doğru müşteriyle buluşmaktan geçiyor. UR-GE projelerimizle firmalarımızın tek başına ulaşmakta zorlandığı coğrafyalardan alıcıları Bursa’ya getiriyoruz. Junioshow’da da 50’ye yakın ülkeden nitelikli alıcıların firmalarımızla doğrudan temas kurmasını sağladık. Özellikle mevcut pazarlardaki ilişkilerin güçlenmesi kadar firmalarımızın daha önce çalışmadığı ülkelerden yeni müşteriler kazanmasını çok değerli buluyoruz. Bursa’da üretilen katma değerli ürünlerin Bursa’dan dünyaya pazarlanmasını istiyoruz. Firmalarımızın ihracatçı kimliğini güçlendiren, markalarını uluslararası ölçekte büyüten ve yeni ticaret kanallarına erişimlerini sağlayan projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. BEKSİAD ile yıllardır güçlü bir iş birliği içerisinde yürüttüğümüz Junioshow da bu anlayışımızın güzel örneklerinden biri. Fuarımıza katılan firmalarımıza, dünyanın farklı ülkelerinden Bursa’ya gelen alıcılarımıza ve organizasyona katkı sağlayan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum." diye konuştu. "Junioshow sektörümüzün dünyaya açılan vitrini" BEKSİAD Başkanı Mehmet Bayezit da Junioshow’un bebe ve çocuk konfeksiyonu sektörü açısından önemli bir ticaret ve tanıtım platformu olduğunu söyledi. Firmaların yeni sezon koleksiyonlarını uluslararası alıcılarla buluşturduğunu belirten Bayezit, fuarın sektörün ihracat yolculuğuna doğrudan katkı sağladığını ifade etti. Bayezit, "Junioshow bizim için yeni sezonların başladığı, firmalarımızın tasarım ve üretim gücünü dünyaya gösterdiği çok kıymetli bir organizasyon. Bu organizasyonda da farklı ülkelerden gelen nitelikli alıcılarla verimli görüşmeler gerçekleştirildi. BTSO ile oluşturduğumuz güçlü iş birliği sayesinde Junioshow’un uluslararası niteliğini her dönem daha ileri taşıyoruz. Organizasyonun önümüzdeki yıllarda çok daha geniş bir coğrafyaya ulaşacağına inanıyorum." dedi. "Fuarımız çok verimli geçti" Fuara katılan sektör temsilcisi Ercan Hacıoğulları, organizasyon boyunca yoğun bir ziyaretçi trafiği yaşadıklarını söyledi. Alıcıların programlı bir şekilde fuara yönlendirilmesinin görüşmelerin verimini artırdığını ifade eden Hacıoğulları, "Son yılların en iyi fuarlarından birini gerçekleştirdik. Yoğunluktan yemek yemeye dahi vakit bulamadığımız anlar oldu. 6-7 farklı ülkeden yeni müşteriler kazandık. Sektörün zorlu bir dönemden geçtiği süreçte bu fuar bizlere önemli bir moral ve motivasyon sağladı. Hem alıcılar hem de katılımcılar memnun. BTSO’ya ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz." dedi. Fuara dördüncü kez katıldıklarını belirten Fidan Çelikkaya da organizasyonun oldukça hareketli geçtiğini söyledi. Çelikkaya, fuarda özellikle Libya ve Cezayir’den yeni iş bağlantıları kurduğunu ifade etti. "İbrahim Burkay başkanın fuara önemli katkısı var" Sektör temsilcisi Mahmut Gülmez, Junioshow’un uzun yıllardır sektörün uluslararası pazarlara açılmasına katkı sunduğunu söyledi. Bursa’nın bebe ve çocuk konfeksiyonunda güçlü bir doğal kümelenmeye sahip olduğunu belirten Gülmez, "Fuarın ilk günlerinden bu yana katılımcıyız. BTSO Başkanımız İbrahim Burkay’ın destekleriyle organizasyon yıllar içerisinde önemli bir noktaya ulaştı. İbrahim Burkay başkanımız olmasaydı bu fuar bu kadar gelişmezdi. Başkanımızın önemli bir vizyonu var. UR-GE projelerinin de sektörümüze büyük faydasını gördük. Kendisine ve bu fuarın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. "Tekstilin tüm değer zincirine hareket getiriyor" Bursa Nakışçılar Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Yalçın Yeysin, 100’ün üzerinde katılımcıyla düzenlenen Junioshow’un sektöre önemli bir hareketlilik kazandırdığını ifade ederek, nakış sektörü olarak organizasyonun destekçileri arasında olduklarını söyledi. Fuarın kumaşçısından nakışçısına, üreticisinden ihracatçısına kadar tekstilin tüm değer zincirine katkı sağladığını kaydeden Yeysin, BTSO’nun destekleriyle organizasyonun daha da büyüyerek devam edeceğine inanıyorum. Bizlere de sundukları destekler için BTSO Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın İbrahim Burkay’a teşekkür ediyorum." dedi. "Alım heyeti beklentimizi karşıladı" Fuar katılımcısı Metin Aslan, yabancı alıcı profilinden memnun kaldıklarını söyledi. Junioshow’un firmaların ürünlerini tanıtması ve Bursa’nın üretim gücünü uluslararası ölçekte göstermesi açısından önemli olduğunu belirten Aslan, "Mevcut müşterilerimizin yanı sıra Libya, Cezayir ve Irak’tan yeni alıcılarla görüşmeler gerçekleştirdik. Yabancı ziyaretçi portföyü beklentimizi karşıladı. Güçlü bir alım heyeti organizasyonu oldu." diye konuştu. "Yeni müşteri oranımız yüzde 15’i aştı" Fuar katılımcısı Serkan Çetintaş ise alım heyetlerinin niteliğine dikkat çekti. BTSO’nun çalışmalarıyla oluşturulan müşteri portföyünün son derece kaliteli olduğunu belirten Çetintaş, "Fuarda alıcı profilinin çeşitlendiğini görüyoruz. İbrahim Başkanımızın sektörümüze verdiği destekle firmalarımızın ufku açıldı. Kendisine çok teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. "BTSO her zaman bizim arkamızda oldu" Sektör katılımcısı Rıdvan Güler, fuarların sektör firmaları açısından büyük önem taşıdığını belirterek, BTSO’nun uzun yıllardır farklı projelerle Bursa iş dünyasına liderlik ettiğini söyledi. Güler, "BTSO ve BEKSİAD’a teşekkür ediyoruz. BTSO, her zaman bizim arkamızda oldu. Bugün artık sektörümüzde önemli bir fuarcılık bilgi birikimi oluştu. İlk günden itibaren İbrahim Burkay başkanımız Bursa’ya büyük değer kattı. Çizgisini her zaman devam ettirdi. Bursa’ya ve sektörümüze çok daha farklı hizmetler sunmayı sürdüreceğine inanıyorum." dedi. "Junioshow’da yeniden güçlü bir fuar kültürü oluşturdu" Fuarda stant açan Sedat Şengül de Bursa’da sektörel fuarcılığın yeniden güç kazanmasında BTSO’nun önemli rol üstlendiğini ifade etti. Şengül, "Bir dönem Bursa’da fuarcılık sektörümüz açısından eski hareketliliğini kaybetmişti. İbrahim Burkay’ın ortaya koyduğu vizyonla Junioshow yeniden güçlü bir ivme kazandı. Bugün geldiğimiz noktada fuarımız istikrarlı ve başarılı bir şekilde yoluna devam ediyor. Bu organizasyon hem firmalarımız hem de Bursa’nın uluslararası tanıtımı açısından çok kıymetli." diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.