Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Insülin

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Insülin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Insülin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Pankreas kanserini işaret eden bu altı belirtiyi önemseyin Haber

Pankreas kanserini işaret eden bu altı belirtiyi önemseyin

Erken dönemde belirti vermeden ilerleyebilen pankreas kanseri çoğunlukla başka bir hastalık için doktora gidildiğinde ortaya çıkıyor. Genetik faktörler, ileri yaş ve sigara kullanımı kişide risk faktörünü artırabiliyor. En önemli belirtileri arasında sarılık, açıklanamayan kilo kaybı, karın ve sırt ağrısı bulunan pankreas tümörlerinde erken tanı tedavide önemli katkı sağlıyor. Tümörün evresine ve hastanın sağlık durumuna göre planlanan tedavilerde günümüzde uygulanmaya başlanan robotik cerrahi yöntemler erken iyileşme sağlayarak hastanın konforunu önemli ölçüde artırıyor. Memorial Şişli Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü'nden Prof. Dr. Emin Köse, pankreas tümörlerinin türlerine, belirtilerine, risk faktörlerine ve güncel tedavi yöntemlerine yönelik bilgi verdi. Pankreas hem sindirim hem de kan şekeri kontrolünde görev alıyor Pankreasın vücuttaki işlevini anlatan Dr. Emin Köse, "Midenin arkasında, karın boşluğunun üst bölümünde yer alan pankreas, sindirim sisteminin ve hormon dengesinin önemli organlarından biridir. Pankreasın dış salgı işleviyle üretilen enzimler, besinlerin özellikle yağ, protein ve karbonhidratların sindirilmesine yardımcı olmaktadır. İç salgı işleviyle üretilen insülin ve glukagon gibi hormonlar ise kan şekeri düzeyinin düzenlenmesinde rol oynamaktadır. Pankreasta gelişen tümörler, hücrelerin kökenine ve özelliklerine göre farklı gruplara ayrılmaktadır. Ekzokrin tümörler, pankreasın sindirim enzimlerini üreten hücrelerinden veya kanallarından kaynaklanmaktadır ve pankreas kanserlerinin büyük bölümünü oluşturmaktadır" dedi. Çoğu zaman tesadüfen ortaya çıkıyor "Pankreasın karın boşluğunun derininde yer alması ve erken evrede belirgin şikâyetlere yol açmaması, hastalığın tanısını güçleştirebilmektedir. Belirtiler tümörün pankreasın baş, gövde veya kuyruk bölümünde yerleşmesine, büyüklüğüne ve çevre dokularla ilişkisine göre değişmektedir" diyen Köse, pankreas tümörlerinde dikkat edilmesi gereken başlıca belirtileri şöyle sıraladı: Sarılık: Ciltte ve göz aklarında sararma, idrar renginde koyulaşma, dışkı renginde açılma ve kaşıntı görülebilmektedir. Özellikle pankreasın baş kısmındaki tümörler safra kanalına baskı yaparak sarılığa neden olabilmektedir. Karın ve sırt ağrısı: Üst karın bölgesinde başlayan ve sırta yayılabilen, devamlılık gösteren veya giderek artan ağrılar ortaya çıkabilmektedir. İstem dışı kilo kaybı: Beslenme düzeninde belirgin bir değişiklik olmaksızın kilo kaybı ve iştahsızlık gelişebilmektedir. Sindirim sorunları: Şişkinlik, bulantı, hazımsızlık ve dışkılama alışkanlıklarında değişiklik görülebilmektedir. Halsizlik ve yorgunluk: Hastalığa eşlik eden metabolik değişiklikler ve beslenme sorunları kişinin günlük yaşamını etkileyebilmektedir. Kan şekeri değişiklikleri: Daha önce diyabet tanısı bulunmayan kişilerde yeni başlayan diyabet veya mevcut diyabette kan şekeri kontrolünün bozulması, özellikle başka belirtilerle birlikte ortaya çıktığında değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Sigara kullanımı ve ileri yaş pankreas kanseri riskini artırıyor Prof. Dr. Emin Köse, genetik faktörler, ileri yaş, yaşam tarzı ve sigara kullanımının kişide pankreas tümörü riskini artırdığını belirterek, "Ayrıca kronik pankreatit, obezite ve diyabet de riski artırmaktadır. Pankreas tümörlerinin tanı ve tedavi planlaması, hastanın şikâyetlerine ve tıbbi öyküsüne göre planlanmaktadır. Fizik muayene ve kan testlerinin ardından, klinik gereklilik doğrultusunda bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve endoskopik ultrasonografi gibi yöntemlerden yararlanılabilmektedir. Kan testleri, karaciğer ve safra yollarının durumunu değerlendirmeye yardımcı olurken bazı hastalarda CA 19-9 gibi tümör belirteçleri de incelenmelidir. Ancak bu belirteçler tek başına kanser tanısı koymak için yeterli değildir. Gerekli görülen durumlarda endoskopik ultrasonografi eşliğinde biyopsi yapılarak dokudan örnek alınabilmektedir. Tanı aşamasında yalnızca tümörün varlığının belirlenmesi değil, türünün, büyüklüğünün, çevre damarlarla ilişkisinin ve uzak organlara yayılımının değerlendirilmesi de önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. Tümörün yerine göre farklı cerrahi yöntemler uygulanıyor Pankreas cerrahisinde uygulanacak ameliyatın tipi, tümörün pankreasın hangi bölümünde yer aldığına ve çevre dokularla ilişkisine göre belirlendiğini söyleyen Prof. Dr. Emin Köse, ameliyat yöntemlerini şöyle anlattı: "Pankreasın baş bölümündeki tümörlerde Whipple ameliyatı uygulanmaktadır. Bu işlemde pankreasın başı ile birlikte safra yolunun bir bölümü, onikiparmak bağırsağı ve gerekli görülen diğer komşu dokular çıkarılmaktadır. Pankreasın gövde veya kuyruk bölümündeki tümörlerde ise distal pankreatektomi adı verilen, pankreasın ilgili bölümünün çıkarılmasını içeren cerrahi yöntem tercih edilebilmektedir. Hastalığın özelliklerine göre dalağın alınması da gerekebilmektedir. Bazı özel durumlarda pankreasın tamamının çıkarılması, yani total pankreatektomi gündeme gelebilmektedir. Bu ameliyatın ardından insülin üretimi ve sindirim enzimi işlevleri için ömür boyu tıbbi destek gerekmektedir. Dolayısıyla cerrahi yöntemin belirlenmesinde tümörün tamamen çıkarılabilmesi kadar, ameliyat sonrasında hastanın yaşamını nasıl sürdüreceği de dikkate alınmaktadır. Bazı hastalarda tümörün çevre damarlarla ilişkisi nedeniyle doğrudan ameliyat mümkün olmayabilmektedir. Bu hastaların bir bölümünde, onkolojik ilaç tedavileri uygulandıktan sonra yeniden değerlendirme yapılarak cerrahi seçeneği tekrar ele alınabilmektedir. Ancak bu yaklaşım her hasta için uygun değildir; karar, hastalığın yaygınlığı ve tedaviye verdiği yanıt doğrultusunda verilmelidir." Hastaya özel uygulanan robotik cerrahi tedavi konforunu artırıyor "Geleneksel açık cerrahinin yanı sıra uygun hastalarda laparoskopik veya robotik cerrahi yöntemler kullanılabilmektedir. Robotik cerrahinin uygun hastalarda daha küçük kesilerle uygulanabilmesi; ameliyat sonrası ağrının azalmasına, iyileşme sürecinin kolaylaşmasına ve erken taburcu olma imkanı sunmaktadır" diyen Prof. Dr. Emin Köse, "Bununla birlikte, bu avantajlar hastanın durumuna ve uygulanan ameliyatın kapsamına göre değişmektedir. Robotik yöntem her pankreas tümöründe ve her merkezde uygulanamamakta; ameliyatın güvenliği, tümörün tamamen çıkarılabilmesi ve cerrahi ekibin deneyimi yöntem seçiminde belirleyici olmaktadır. Pankreas tümörlerinde cerrahi tedavinin temel hedefi, uygun hastalarda tümörün güvenli biçimde tamamen çıkarılması ve hastalığın kontrol altına alınmasına katkı sağlanmasıdır. Bu nedenle cerrahi yöntem seçilirken yalnızca teknolojik olanaklar değil, hastalığın biyolojik özellikleri, tedavinin olası yararları ve riskleri ile hastanın genel durumu birlikte değerlendirilmektedir. Dünyada sadece seçkin merkezlerde uygulanabilen robotik pankreas ameliyatları ülkemizde de uygulanabilmekte ve tecrübeli ekipler ile yüz güldürücü sonuçlara ulaşılmaktadır" diyerek sözlerini noktaladı.

Kırmızı etek sevdası 61 yaşında 25 kilo verdirdi Haber

Kırmızı etek sevdası 61 yaşında 25 kilo verdirdi

Bursa’da düğünde giymek istediği kırmızı eteğin üzerine olmaması, 61 yaşındaki Naciye Yalçın için hayatının dönüm noktalarından biri oldu. Fazla kilolarından kurtulmak ve daha sağlıklı bir hayat sürmek için Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi’ne başvuran Naciye Yalçın, Diyetisyen Fulya Çoğan eşliğinde yürüttüğü beslenme ve yaşam tarzı değişikliği sürecinde 25 kilo verdi. Diyet yapmaya başlangıçta sıcak bakmadığını belirten Naciye Yalçın, 3 yıl önce katılacağı bir düğün öncesi dolabındaki kıyafetleri denerken yaşadığı hayal kırıklığının kendisini harekete geçirdiğini anlattı. Özellikle sevdiği kırmızı eteğin üzerine olmaması üzerine Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi’ne başvuran Naciye Yalçın, aldığı profesyonel destekle sağlıklı hayat alışkanlıkları kazanmaya başladı. 17 ayda 25 kilo veren Naciye Yalçın’ın yıllardır mücadele ettiği çeşitli sağlık sorunlarında da önemli iyileşmeler yaşadı. Süreç öncesinde üçüncü evre karaciğer yağlanması, diyabet, yüksek kolesterol, hipertansiyon, tiroid sorunları ve fibromiyalji ağrıları bulunan Yalçın, beslenme düzenini ve yaşam alışkanlıklarını değiştirmesiyle sağlık durumunda önemli gelişmeler kaydetti. Karaciğer yağlanmasının üçüncü evreden birinci evreye gerilediğini belirten Yalçın, tansiyon değerlerinin normale döndüğünü, kolesterol ve tiroid değerlerinde de olumlu gelişmeler yaşandığını ifade etti. Fibromiyaljiye bağlı ağrılarının da azaldığını belirten Yalçın, süreçte kendisini takip eden hekimlerin de tebrik ettiğini söyledi. Yaşadığı değişimin kendisi için yalnızca kilo vermekten ibaret olmadığını vurgulayan Yalçın, "Eskiden diyete hiç sıcak bakmıyordum. Şimdi ise benim için sağlık daha önemli" dedi. "25 kiloyu birlikte verdik" Naciye Yalçın’ın 2023 aralık ayından itibaren beslenme takibini yürüten Nilüfer İlçe Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezinde görevli Diyetisyen Fulya Çoğan, sürecin yalnızca kilo kaybına odaklanmadığını, temel hedefin kalıcı ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmak olduğunu söyledi. Naciye Yalçın’ın takibe başladığında 98 kilo 400 gram olduğunu ve çok ciddi sağlık problemleri olduğunu belirten Diyetisyen Çoğan, 17 ayda yaklaşık 24-25 kilo kaybı sağlandığını ve verilen kilonun da uzun süredir korunduğunu ifade etti. Çoğan, "Bu süreçte amacımız sadece kilo verdirmek değildi. Beslenme davranışlarını ve yaşam tarzını değiştirmeyi hedefledik. Kilo verirken kas kaybı yaşamadan, daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmesini istedik" diye konuştu. Naciye Yalçın’ın takip sürecinde 1,5 yıldır kilosunu korumayı başararak insülin kullanımını bıraktığını, tansiyonunun normale döndüğünü, fibromiyalji ağrılarının azaldığını ve kolesterol değerlerinin normal seviyelere geldiğini belirten Diyetisyen Çoğan, sağlık parametrelerindeki olumlu değişimin kendileri açısından da sevindirici olduğunu söyledi. Çevresine örnek oldu Sağlıklı yaşam yolculuğu yalnızca Naciye Yalçın’la sınırlı kalmadı. Onun değişimini gören iki ablası da Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi’ne başvurarak beslenme takibine başladı. Yakın çevresindeki arkadaşlarının da kendisini örnek alarak sağlıklı yaşam konusunda adım attığını belirten Naciye Yalçın, yaşadığı değişimin başkalarına da ilham vermesinden mutluluk duyduğunu söyledi. Hekim takipleri devam ediyor Naciye Yalçın’ın Sağlıklı Hayat Merkezi’ndeki beslenme ve yaşam tarzı değişikliği takibinin yanı sıra ikinci basamak sağlık kuruluşlarındaki hekim kontrolleri de devam ediyor. Uludağ Üniversitesi’nde endokrinoloji uzmanları tarafından rutin olarak takip edilen Naciye Yalçın’ın, Bursa Şehir Hastanesi’nde kardiyoloji kontrolleri de sürdürülüyor. Diyetisyen Fulya Çoğan, Naciye Yalçın’ın özellikle kendi yaş grubundaki bireyler için önemli bir teşvik edici danışan olduğunu belirterek, sağlıklı yaşam konusunda destek almak isteyen tüm vatandaşları, Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezlerine başvurarak ücretsiz diyetisyen hizmeti alabileceklerini söyledi.

Diyabet, vücuttaki birçok organı etkileyebilen multisistemik bir hastalık Haber

Diyabet, vücuttaki birçok organı etkileyebilen multisistemik bir hastalık

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Cemal Ergin, diyabetin yalnızca kan şekeri yüksekliğiyle sınırlı olmayan, vücudun farklı sistemlerini etkileyebilen kronik bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Diyabet hastalığı, insülin kullanımı ve günümüzde uygulanan tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler veren Medicana Bursa Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Cemal Ergin, "Pankreasta insülin üretilmemesi ve insülin etkisinin yetersiz olması veya vücutta insülinin etkin şekilde kullanılamamasın kan şekeri seviyesinin yükselmesine ve diyabet hastalığına neden olabiliyor. İnsülin pankreasta üretilen ve başta şeker, yağ ve protein metabolizmaları olmak üzere vücudun enerji dengesinde önemli rol oynayan bir hormondur. Diyabet vücuttaki birçok organı etkileyebilen multisistemik bir hastalıktır. Diyabetin temel olarak Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki ana türde değerlendirilmektedir. Özellikle Tip 2 diyabette insülin üretimi devam etmesine rağmen dokularda insüline karşı direnç geliştiğini ve bunun sonucunda kan şekeri düzeylerinin yükselmektedir. Geçmişte Tip 2 diyabet hastalarında belirli durumlarda insülin tedavisine daha sık başvurulurdu. Günümüzde diyabet tedavisinde önemli gelişmeler yaşanıylor. Günümüzde diyabet tedavisinde hastanın genel sağlık durumu, kan şekeri düzeyleri, insülin üretimi ve eşlik eden diğer durumlar değerlendirilerek farklı tedavi seçenekleri uygulanabiliyor. Uygun hastalarda insülin tedavisi yerine ağızdan kullanılan ilaçlar tedavi seçenekleri arasında ilk sırada tercih ediliyor. Burada önemli olan, her hasta için bireysel değerlendirme yapılarak en uygun tedavi yönteminin belirlenmesidir" dedi. Diyabet yönetiminde yalnızca ilaç tedavisinin yeterli olmadığını vurgulayan Dr. Ergin, sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve yaşam tarzı değişikliklerinin de tedavi sürecinin önemli bir parçası olduğunu belirtti. Dr. Ergin, "Diyabet tedavisinde amaç yalnızca kan şekerini kontrol altında tutmak değil, aynı zamanda hastalığın uzun vadede oluşturabileceği komplikasyonların önüne geçebilmektir. Bu nedenle düzenli doktor kontrolü, kan şekeri takibi ve kişiye uygun tedavi planının uygulanması büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı. Diyabet farkındalığının artırılması gerektiğine dikkat çeken Dr. Ergin, özellikle risk grubunda bulunan kişilerin düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini söyledi. Diyabetin erken dönemde fark edilmesinin ve uygun şekilde yönetilmesinin hastalığın ilerlemesi ve uzun vadeli komplikasyonların önlenmesi açısından önemli olduğunu belirten Dr. Ergin, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesinin de diyabet yönetimine katkı sağladığını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.