Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Inme

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Inme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Inme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tek bacakta ani şişlik ve nefes darlığını hafife almayın Haber

Tek bacakta ani şişlik ve nefes darlığını hafife almayın

Pıhtılaşma, vücudun kanamayı durdurmasını sağlayan doğal bir savunma mekanizması olduğunu belirten Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, "Ancak bu sistemin gereksiz yere devreye girmesi, damar içinde pıhtı oluşumuna sebep olarak hayati risk taşıyan ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Özellikle tek bacakta gelişen ani şişlik ile açıklanamayan nefes darlığının önemsenmesi gerekir. Pıhtı toplardamarlarda oluştuğunda derin ven trombozu, bu pıhtının akciğere ulaşması durumunda ise akciğer embolisi gelişebilir. Atardamarlarda oluşan pıhtılar ise inme ve farklı organlarda damar tıkanıklıklarına neden olabilir. Bu sebeple belirtilerin erken fark edilmesi ve zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması büyük önem taşır" diye konuştu. Derin ven trombozunun en sık belirtilerinin tek bacakta ani gelişen şişlik, ağrı, kızarıklık ve ısı artışı olduğunu ifade eden Dr. Durusoy, özellikle baldır bölgesinde ortaya çıkan bu yakınmaların ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Durusoy, "Özellikle tek bacakta gelişen şişlik ve ağrı, derin ven trombozunun ilk belirtisi olabilir. Bunun yanında ani başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı, bayılma hissi, öksürükle kan gelmesi veya nedeni açıklanamayan oksijen düşüklüğü ise akciğer embolisini düşündürebilir. Bu belirtiler acil değerlendirme gerektirir" dedi. Pıhtı oluşumunda birçok risk faktörünün rol oynadığını belirten Dr. Durusoy, uzun süre hareketsiz kalmanın yanı sıra kanser hastalarında riskin belirgin şekilde arttığını ifade etti. Durusoy, "Uzun yolculuklar, büyük ameliyatlar, travmalar, gebelik, doğum sonrası dönem, obezite, sigara kullanımı, ileri yaş ve daha önce pıhtı geçirmiş olmak riski artıran önemli faktörlerdir. Bunun yanında kanser hastalarında pıhtı gelişme ihtimali daha yüksektir. Hatta bazı hastalarda venöz tromboz, henüz teşhis almamış bir kanserin ilk klinik bulgusu olarak karşımıza çıkabilir" şekline konuştu. Östrojen içeren doğum kontrol hapları, hormon tedavileri, bazı kanser ilaçları, tamoksifen, lenalidomid, talidomid ve uzun süreli yüksek doz kortikosteroid kullanımının uygun hastalarda pıhtı riskini artırabileceğini belirten Dr. Durusoy, bu ilaçları kullanan herkesin pıhtı geliştireceği anlamına gelmediğinin altını çizdi. Risk değerlendirmesinin kişiye özel olduğunu belirten Durusoy, "Hastanın yaşı, ek hastalıkları, aile öyküsü ve diğer risk faktörleri birlikte değerlendirilerek gerekli önlemler planlanmalıdır. Gerekli durumlarda D-dimer testi, Doppler ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi pulmoner anjiyografi gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılmaktadır. Tedavide temel amaç mevcut pıhtının büyümesini engellemek ve yeni pıhtı oluşumunu önlemektir. Antikoagülan tedavinin süresi ise her hastada aynı değildir. Pıhtının nedeni, yerleşim yeri, kanser varlığı, kanama riski ve hastanın genel sağlık durumu dikkate alınarak kişiye özel tedavi planı oluşturulur" dedi. Pıhtı oluşmadan önce riskli hastalarda koruyucu önlemlerin alınmasının büyük önem taşıdığını belirten Dr. Durusoy, özellikle ameliyat sonrası dönem, uzun süreli hastane yatışı, aktif kanser tedavisi, gebelik ve doğum sonrası süreç ile daha önce pıhtı geçirmiş bireylerin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Durusoy, son olarak şunları söyledi: "Koruyucu tedavi kararı her hasta için bireysel olarak verilmelidir. Çünkü pıhtıyı önlemeye çalışırken kanama riskinin de dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Tek bacakta ani gelişen şişlik ve ağrı ya da ani başlayan nefes darlığı ve göğüs ağrısı basit yakınmalar olarak değerlendirilmemelidir. Erken teşhis, doğru tedavi ve uygun takip sayesinde pıhtılaşma bozukluklarının neden olabileceği ciddi komplikasyonların büyük ölçüde önüne geçmek mümkündür."

Kalp sağlığına dikkat! Erken yaşta başlıyor... Haber

Kalp sağlığına dikkat! Erken yaşta başlıyor...

Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Gündüz, kalp ve damar hastalıklarının yalnızca yaşlılıkla ortaya çıkan bir sorun olmadığını, risk faktörlerinin çok erken yaşlarda şekillendiğini söyledi. Gündüz, yüksek tansiyon, kötü kolesterol (LDL) yüksekliği, sigara kullanımı, diyabet, obezite, hareketsiz yaşam ve kronik stresin değiştirilebilir risk faktörleri olduğunu, yaş, cinsiyet ve aile öyküsünün ise değiştirilemeyen riskler arasında yer aldığını ifade etti. Erkeklerde riskin genellikle 45 yaş sonrası, kadınlarda ise menopozla birlikte arttığını belirtti. Hastalığın temellerinin gençlik yıllarında atıldığını vurgulayan Gündüz, sigara, sağlıksız beslenme ve genetik yatkınlığın erken dönemde; orta yaşta tansiyon ve kolesterol yüksekliğinin; ileri yaşta ise kronik hastalıkların daha belirgin hale geldiğini söyledi. Kalp hastalıklarında erken teşhisin hayati önem taşıdığını belirten Gündüz, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, aşırı yorgunluk, çabuk yorulma, mide rahatsızlığı gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti. Dünya genelinde kardiyovasküler hastalıkların artış eğiliminde olduğunu aktaran Gündüz, her yıl milyonlarca kişinin bu hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini, Türkiye’de ise ölümlerin yaklaşık yüzde 36’sının dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandığını hatırlattı. Korunmanın yaşam tarzı değişiklikleriyle mümkün olduğunu vurgulayan Gündüz, Akdeniz tipi beslenme, tuz tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz, sigaranın bırakılması ve ideal kilo kontrolünün kalp sağlığı açısından kritik olduğunu söyledi. Hipertansiyonun çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğine dikkat çeken Gündüz, kontrolsüz yüksek tansiyonun kalp kasını zorladığını, damar yapısını bozarak kalp krizi ve inme riskini artırdığını belirtti. Ayrıca kilo kaybının tansiyon üzerinde doğrudan olumlu etki yaptığını ve ilaç tedavisinin doktor önerisi olmadan bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Gündüz, kalp sağlığının korunmasının tek bir önlemle değil, uzun vadeli bir yaşam disipliniyle mümkün olduğunu ifade etti.

Toplum yaşlandıkça fizik tedavi ihtiyacı artıyor Haber

Toplum yaşlandıkça fizik tedavi ihtiyacı artıyor

Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen yaklaşık 1500 fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı ile asistan hekimin katıldığı kongrede; serebral palsi, omurilik yaralanmaları, inme, romatizmal hastalıklar ve kas-iskelet sistemi ağrıları gibi geniş kitleleri ilgilendiren hastalıklar multidisipliner bir bakış açısıyla değerlendirildi. Ayrıca telerehabilitasyon, evde fizik tedavi uygulamaları ve robotik rehabilitasyon gibi yenilikçi yöntemler de bilimsel programın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Kongre Başkanı Doç. Dr. İbrahim Halil Erdem, kongrenin bilimsel derinliği ve katılım düzeyiyle dikkat çektiğini belirterek, "Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen meslektaşlarımızla bilgi ve deneyim paylaşımı gerçekleştirdik. Özellikle inme, serebral palsi ve omurilik yaralanmaları gibi hastalıklarda yeni tedavi yaklaşımlarını ve teknolojik gelişmeleri kapsamlı şekilde ele aldık. Kongremiz, fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında hem bugünü değerlendiren hem de geleceğe yön veren güçlü bir platform oldu" dedi. Bilimsel oturumlarda, hastaların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kas-iskelet sistemi hastalıklarının yanı sıra nörolojik rehabilitasyon süreçleri, girişimsel tedavi yöntemleri ve rejeneratif uygulamalar da geniş kapsamda ele alındı. Alanında uzman konuşmacılar tarafından gerçekleştirilen sunumlar, katılımcılara hem teorik hem de pratik anlamda önemli katkılar sundu. Kongre Sekreteri Dr. Ümit Yalçın, organizasyona gösterilen ilgiden memnuniyet duyduklarını ifade ederek, "Artan yaşlı nüfusla birlikte rehabilitasyon ihtiyacının büyüdüğü günümüzde, telerehabilitasyon ve evde bakım uygulamalarının yaygınlaştırılması kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiştir" dedi. Kongre Sekreteri Dr. Kaan Uslu ise fizik tedavi ve rehabilitasyonun koruyucu sağlık hizmetlerindeki rolüne vurgu yaparak, "Kas-iskelet sistemi şikayetlerinde hastaların ilk başvuru noktasının fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanları olması gerektiği konusunda toplumsal farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor" diye konuştu. Uslu ayrıca, kongrenin başarılı organizasyonuna katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ederek, özellikle sürecin sorunsuz ilerlemesinde önemli rol üstlenen organizasyon firması BURKON’a ve BURKON Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Eker’e de teşekkürlerini iletti. Düzenleme Kurulu Üyesi Dr. Aysun Özlü de kongrenin uygulamaya dönük yönünün güçlü olduğunu vurgulayarak, "Bilimsel oturumların yanı sıra son teknoloji cihazların birebir deneyimlenmesi, meslektaşlarımız açısından son derece verimli bir öğrenme ortamı sağladı" ifadelerini kullandı. Kongre boyunca düzenlenen kurslar, paneller ve sempozyumlarla fizik tedavi ve rehabilitasyon alanındaki güncel yaklaşımlar kapsamlı şekilde ele alınırken, sektördeki yeniliklerin sahaya yansıması açısından da önemli bir zemin oluşturuldu. Katılımcılar, hem akademik bilgi paylaşımı hem de mesleki dayanışma açısından kongrenin son derece verimli geçtiğini vurguladı. Dört gün süren kongrede 65 panel, 17 kurs, 8 uydu sempozyum ve 16 sözel bildiri oturumu gerçekleştirilirken; toplam 132 sözel ve 239 poster bildiri sunuldu. 31. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi, bilimsel üretim, ulusal ve uluslararası iş birlikleri ile sağlık politikalarına katkı sunacak önemli çıktılarla tamamlandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.