Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Iklim Değişikliği

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Iklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Tekin, yurt dışına gidecek bursiyer öğrencilerle bir araya geldi: "Sizi aynı zamanda bir Türkiye Cumhuriyeti elçisi olarak gönderiyoruz" Haber

Bakan Tekin, yurt dışına gidecek bursiyer öğrencilerle bir araya geldi: "Sizi aynı zamanda bir Türkiye Cumhuriyeti elçisi olarak gönderiyoruz"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, burslu olarak yurt dışına gidecek öğrencilere seslenerek, "Sizi aynı zamanda yurt dışına bir Türkiye Cumhuriyeti elçisi olarak gönderiyoruz. Gittiğiniz her ortamda, bulunduğunuz her ortamda bizim milli birliğimiz, beraberliğimiz, ülkemizin geleceği için sizin bir örnek kişilik olmanızı istiyoruz" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Yıldız Teknik Üniversitesi Tarihi Hamam Kültür Merkezi'nde düzenlenen 1416 Bursları Uyum ve Vizyon Programında yurt dışında lisansüstü eğitim alacak bursiyer öğrencilerle bir araya geldi. Programın açılış konuşmasını yapan Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğü Müdürü Faruk Berat Akçe, "Bugün burada yurt dışında lisansüstü eğitim görmeye hak kazanan 506 genç arkadaşımızla bir aradayız. Bursiyerlerimizin 403’ü 62 üniversitemiz adına 101’i ise 24 kurumumuz adına Kanada’dan Yeni Zelanda’ya Almanya’dan Singapur’a uzanan 26 farklı ülkede eğitim görecekler. Yapay zekâ veri bilimine sağlık teknolojilerine, enerji ve savunma teknolojilerinden iklim değişikliği ve sürdürebilirliğe kadar ülkemiz ihtiyaç duyduğu stratejik alanlarda dünyanın önde gelen bilim ve araştırma merkezlerinde uzmanlaşacaklar" dedi. Yurt dışına gidecek öğrencilere tavsiyelerde bulunan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Yurt dışına gideceğimizde ülkemiz için, ülkemizin gelişimi için, ülkemizin akademik anlamda daha rekabetçi, güçlü hale gelmesi için yapabileceğimiz şeyleri, Türkiye için uygun olan şeyleri çalışıp ona göre hazırlık yapmak gerekiyor. Bu gelenekle başlıyor. 1416 bursları, akabinde Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte bu büyüklüğü kullandığımız yasal düzenleme, yani ecnebi memleketlere gönderilecek talebe hakkında kanun yürürlüğe giriyor. O tarihten sonra uzun bir süre yurt dışına öğrenci gönderdik" diye konuştu. Bakan Tekin, "2013 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na müsteşar olarak başladığımda benim üzerimde en çok durduğum konulardan bir tanesi bu konuydu. Bunun hem uygulanmasıyla ilgili sorunlar vardı. Bilhassa o dönemin koşullarında devlet üzerine çökmeye çalışan vesayetçi yapılar bu bursları kendi uhdelerine alıp kendi siyasal ekonomik çıkarlarına hizmet edecek bir mekanizma haline dönüştürmüşlerdi. 2013 yılından itibaren bu süreci düzeltecek bir dizi adımı atmak için o zaman Cumhurbaşkanımız Başbakan idi. Kendisine kapsamlı bir projeksiyon sundum. Bunlardan bir kısmı biraz önce sunucu arkadaşımızın söylediği yurt dışına bu burstan faydalanmak için giden arkadaşlarımızın yaşadığı sorunlar. İşte 6,7,8 yıl sen yurt dışında bulunup döndükten sonra memuriyete yeni başlamış bir kişi gibi başlamak. Yani 25 yaşında gittiğimizi farz ederseniz döndüğünüzde kamu bürokrasisine 9’a 1'den başlamak, 35 yaşında bir kişi olarak bunların memuriyet hizmetinden sayılmaması, eş ve çocuklarda ilgili sağlık hizmetinden yararlanmayla ilgili karşılaşılan problemler. Bunların bir kısmı teknik problemler idi. Fakat bu teknik problemlerin ötesinde bir de olayın felsefesiyle ilgili bazı sorunlarımız var idi" şeklinde konuştu. "O zamanki hükümet, imam hatip mezunu olmam gerekçesiyle bizim burstan faydalanmamızı istemedi" Kendisinin imam hatip mezunu olduğunu için burstan faydalanamadığını ifade eden Bakan Tekin, "Ben de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdikten sonra, Milli Eğitim Bakanlığı'nın 1416 bursunu kazandım. Ama o zamanki hükümet, imam hatip mezunu olmam gerekçesiyle bizim burstan faydalanmamızı istemedi, izin vermedi ve biz 1416 bursundan faydalanamadık, izin vermedi. Yargıya taşıdık, yargıda mahkemenin önce lehimize sonuçlandı. Ama yargı kararı uygulanıncaya kadar üst mahkemeden karar bozuldu tekrar. Dolayısıyla bu konuyu düzenlemek benim için bir uhteydi. Sizi biz, yurt dışına sadece akademik eğitimlerinizi başarılı bir şekilde yapasınız diye göndermiyoruz arkadaşlar. Biz sizi yurt dışına aynı zamanda, 28 Mehmet Çelebi örneğini verdiğim gibi, sizi aynı zamanda yurt dışına bir Türkiye Cumhuriyeti elçisi olarak gönderiyoruz. Gittiğiniz her ortamda, bulunduğunuz her ortamda bizim milli birliğimiz, beraberliğimiz, ülkemizin geleceği için sizin bir örnek kişilik olmanızı istiyoruz" dedi. Bakan Tekin, "Dolayısıyla devletimizin öncelikleri, hassasiyetleri konusunda bilgi sahibi olmanız, buna yönelik hazırlık yapabilmeniz açısından biz bu oryantasyon programlarını da başlatmıştık. Biz size gittiğiniz ülkeye hayranlık besleyin, öykünün, orada ne varsa gelip Türkiye'nin toplumsal yapısına, Türk milletinin yapısına uyar mı, uymaz mı diye analiz etmeden getirip hemen burada uygulamaya koyun gibi bir duruma düşmenizi asla istemiyoruz. Biz geçmişimiz binlerce yıllık devlet ve toplum geleneğimizle birçok ileri gelen ülkelerin birçoğuna örnek teşkil ettik. İleri gelen ülkelerdekilerin birçoğu, ben bir örneğini iyi biliyorum" ifadelerini kullandı.

Bursa’nın içme suyunu besleyen derede korkutan manzara Haber

Bursa’nın içme suyunu besleyen derede korkutan manzara

Bölgede inceleme başlatılırken, Orhaneli ilçesine bağlı Karıncalı Mahallesi Muhtarı Mehmet Çakır, "Bursa halkının su içtiği baraja bu dereden su gidiyor. İnsanların zarar görmemesi için bunun acilen araştırılmasını istiyorum" dedi. Çınarcık Barajı’na giden Kocasu deresinde çok sayıda sazan ve yayın balığı ölü olarak kenarı vurdu. Durumu fark eden Karıncalı Mahallesi Muhtarı Mehmet Çakır, yetkililere ihbarda bulundu. Bölgede inceleme yapıp ölü balıkların görüntülerini kaydeden Çakır, durumu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ile Bursa Büyükşehir Belediyesi ekiplerine bildirdi. Sudan numune alındıİhbarın ardından Bursa Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin bölgeye gelerek inceleme yaptığı ve balıkların bulunduğu alandan ve suyun geldiği bölgeden numune aldığı öğrenildi. Çınarçık Barajını besleyen Kocasu deresine zehrin nereden geldiğini herkesin merak ettiğini belirten Muhtar Mehmet Çakır, "Bursa halkı bu barajdan su içiyor. İnsanların zarar görmemesi için bunun acilen araştırılmasını istiyorum. Bir çok yayın ve sazan balıkları ölmüş vaziyette kenara vurmuş. Doğaya yazık günahtır. Balıkların olduğu yerdeki su çok kirli. Tavşanlı tarafından yani suyun geldiği bölgede ise su billur gibi, çok temiz görünüyordu. Ben gereğini yetkililere bildirdim. Burada canlılar var, bu balıklar neden ölüyor, bunun nedeninin ortaya çıkmasını istiyorum" dedi. Derede balık tutan bir vatandaş ise, "Her hafta sonu buraya geliyorum. Buradan tuttuğumuz balıkları yiyoruz. Bu balık ölümlerinin sebebi araştırılsın. Bunların ölümleri normal değil" diye konuştu. Bölgede alınan numunelerin incelemeye gönderileceği öğrenilirken, balık ölümlerinin nedeninin yapılacak analizlerin ardından ortaya çıkması bekleniyor.

Mısır üreticileri, "Güçlü Gelecek Günleri" ile Ar-Ge istasyonunda buluştu Haber

Mısır üreticileri, "Güçlü Gelecek Günleri" ile Ar-Ge istasyonunda buluştu

MAY Tohum, Bursa Mustafakemalpaşa’daki Marmara Ar-Ge İstasyonu’nda düzenlediği "Güçlü Gelecek Günleri" etkinliğinde silajlık ve danelik mısır çeşitlerini çiftçiler ve bayi yetkilileriyle buluşturdu. Bursa, Balıkesir, Sakarya, Eskişehir, Çanakkale ve Afyonkarahisar başta olmak üzere farklı illerden 200’ün üzerinde üretici ve sektör paydaşı etkinliğe katıldı. MAY Tohum, hibrit mısır türündeki Ar-Ge çalışmalarını aktarmak ve geliştirdiği rekabet gücü yüksek mısır çeşitlerini üreticilerin incelemesine sunmak amacıyla 1-2 Eylül tarihlerinde Bursa Mustafakemalpaşa’daki Marmara Ar-Ge İstasyonu’nda "Güçlü Gelecek Günleri" etkinliğini gerçekleştirdi. Etkinlik kapsamında MAY Tohum’un silajlık ve danelik mısır çeşitleri, tarladaki performanslarıyla birlikte incelenirken, üreticiler MAY Tohum uzmanlarından çeşitler ve ekimden hasada kadar uzanan üretim uygulamaları hakkında doğrudan bilgi alma fırsatı buldu. Bursa, Balıkesir, Sakarya, Eskişehir, Çanakkale, Kütahya ve Afyonkarahisar’dan gelen üreticilerin katıldığı etkinlikte, MAY Tohum’un Ar-Ge faaliyetleri, hibrit mısır çeşit geliştirme süreçleri ve mısır çeşitlerinin farklı iklim ve çevresel şartlardaki tarla performansları hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı. "Güçlü Gelecek Günleri, üreticilerimizle buluştuğumuz kıymetli bir deneyim alanı" MAY Tohum Ayçiçeği Ürün Müdürü ve Mısır Teknik Müdürü Burak Uğur, etkinliğin yalnızca çeşit tanıtımından ibaret olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: "Marmara Ar-Ge istasyonumuzda 7 farklı şehirden gelecek 100’den fazla üreticiyle bir deneyim alanı oluşturduk. Hem Ar-Ge çalışmalarımızdan çıkan yeni mısır çeşitlerimizi hem de ticari portföyümüzde mevcut bulunan çeşitlerimizi üreticilerimize anlatmak üzere burada buluşuyoruz. Ar-Ge istasyonlarımızda sadece yeni çeşitleri anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda burayı tam bir deneyim merkezi haline getirerek ekimden hasada kadar teknik olarak hangi uygulamaları yapmaları gerektiğine dair temel bilgileri de üreticilerimizle paylaşıyoruz. Güçlü Gelecek Günleri; üreticilerimizle buluştuğumuz, onların ihtiyaçlarını tespit ettiğimiz, kendilerini dinlediğimiz ve aynı zamanda tüm portföyümüzü onlarla paylaştığımız son derece kıymetli günler." "Yerinde Ar-Ge ile farklı bölgelerin ihtiyaçlarına uygun çeşitler geliştiriyoruz" MAY Tohum Yurtiçi Satış Müdürü Abdullah Demir, "Güçlü Gelecek Günleri" etkinliğinin şirketin Ar-Ge çalışmalarını üreticilerle buluşturması açısından önemli olduğunu belirterek, "Türkiye’de beş farklı lokasyonda, farklı türlerle ilgili Ar-Ge faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Amacımız; mısır, ayçiçeği, pamuk, tatlı mısır, sanayi domatesi ve fasulye türlerinde yeni çeşitler geliştirmek ve bunları yurt içi ve yurt dışı pazarlara sunmak" dedi. Demir, iklim değişikliği ve değişen yağış rejimiyle birlikte stres ve kuraklığa dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesinin Ar-Ge çalışmalarının öncelikli alanlarından biri olduğunu belirterek şöyle devam etti: "Mısır su tüketen bir bitki olduğu için özellikle son yıllarda yağış rejiminin düşmesiyle birlikte mısır ve diğer türlerde strese ve kuraklığa dayanıklı çeşitler geliştirmek için gayret gösteriyoruz. Şu andaki çalışmalarımızın ana amaçlarından biri de bu." MAY Tohum’un çeşit geliştirme sürecinin yalnızca Ar-Ge istasyonlarındaki denemelerle sınırlı olmadığını ifade eden Demir, yeni çeşitlerin farklı bölgelerde ve çiftçi şartlarında da test edildiğini belirtti. Demir, "Geliştirdiğimiz çeşitleri ana bölgelerde kendi ekiplerimizle ve çiftçi şartlarında kurduğumuz demonstrasyonlarla gözlemliyoruz. Verim, hastalık ve stres dayanımı gibi özelliklerde olumlu sonuç aldığımız çeşitleri ticari olarak üreticilerimize sunuyoruz" ifadelerini kullandı. "13 ilde üreticilerimizle güçlü bir saha ağı içinde çalışıyoruz" MAY Tohum Marmara Bölge Müdürü Ahmet Akman, bölgede üreticilerle yürütülen saha çalışmalarının önemine dikkat çekerek, "Marmara Bölge Müdürlüğü olarak 13 farklı ilde, geniş ve güçlü bir satış ağıyla üreticilerimizle birlikte çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Danelik ve silajlık mısır ile yağlık ayçiçeğinde yoğun olarak faaliyet gösteriyoruz. Üreticilerimize yalnızca ürün ulaştırmakla kalmıyor, teknik destek de sunuyoruz. Bu tarz organizasyonları sadece Ar-Ge istasyonlarımızda değil, bölgemizin genelinde 13 ilin farklı köylerinde gerçekleştiriyoruz ve ürünlerimizi üreticilerimize tanıtmaya devam ediyoruz" dedi. Akman, Marmara Bölge Müdürlüğü’nün dört kişilik ekiple 13 ilde satış ve teknik destek faaliyetlerini sürdürdüğünü belirterek, üreticiler ve satış kanallarıyla yakın çalışmaya devam ettiklerini ifade etti. Mısır çiftçileri yeni geliştirilen çeşitleri yerinde incelemekten memnun Etkinliğe Afyonkarahisar’ın Sinanpaşa ilçesinden katılan mısır üreticisi Ali Sever, hem silajlık hem de danelik mısır üretimi yaptığını belirterek, MAY Tohum’un Ar-Ge istasyonlarında gerçekleştirdiği çalışmaların üreticiler açısından önemli olduğunu söyledi. Yaklaşık 12 yıldır MAY Tohum ile çalıştığını ifade eden Sever, MAY Tohum’un yeni çeşitlerini ticari olarak piyasaya çıkmadan önce görme ve değerlendirme fırsatı bulduklarını belirterek şunları söyledi: "Hem saha çalışmalarında hem de Ar-Ge istasyonlarındaki tanıtımlarda her yıl düzenli olarak bölgedeki üreticilerden, özellikle önde gelen çiftçilerden bir grup buraya geliyor. Burada yeni çeşitleri, bir yıl sonra piyasaya çıkacak çeşitleri görerek bunlar hakkında bilgi ediniyoruz. Çok güzel ve memnun olduğumuz çalışmalar." Etkinliğe katılan bayi yetkilisi Yaşar Züroğlu ise Ar-Ge istasyonunda farklı silajlık ve danelik mısır çeşitlerinin üreticilere tanıtılmasının önemli bir bilgi paylaşımı sağladığını ifade ederek, "Çiftçilerimizin bilgilendirilmesi açısından bunun çok iyi bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Her yıl olduğu gibi, bu yıl da silajlık ve danelik olmak üzere farklı çeşitler bulunuyor. Bunların çiftçilerimize tanıtılmasının faydalı olduğunu düşünüyorum" dedi. Yerinde ıslah stratejisiyle üreticilerin ihtiyaçlarına uygun tohum çeşitleri 1978 yılından bu yana sebze, tarla ve endüstri bitkileri tohumluklarının Ar-Ge, üretim, pazarlama ve satışı alanlarında faaliyet gösteren MAY Tohum, "Yerinde Islah" stratejisiyle Türk çiftçisi ve hedef coğrafyaların toprak ve iklim şartlarını uyumlu, stres şartlarına dayanıklı ve verimli tohum çeşitleri geliştirmeye odaklanıyor. Şirket, Türkiye’de 5 Ar-Ge merkezinde hibrit ayçiçeği, hibrit mısır, pamuk, tatlı mısır, fasulye ve sanayi domatesi türlerinde çalışmalar yürütüyor. MAY Tohum, Ar-Ge çalışmalarına cirosunun yüzde 8’ini ayırırken; geliştirdiği çeşitleri Türkiye’nin yanı sıra 45’in üzerinde ülkeye ihraç ediyor. Türkiye’de 12 bin hektarlık alanda tohumluk üretimi gerçekleştiren MAY Tohum, Bursa ve Adana’daki tohumluk işleme ve paketleme tesislerinde ürünlerini hazırlayarak iç ve dış pazarlara sunuyor.

Diyalizde 46 bin litre su tasarrufu Haber

Diyalizde 46 bin litre su tasarrufu

Türkiye’de 72 bin hasta diyaliz tedavisi ile yaşamını sürdürüyor. Bir diyaliz hastasının her bir seansında yaklaşık 200 litre su kullanılıyor. "Diyalizde Sürdürülebilir Su Yönetimi Modeli" ile bir ayda 6 bin litre su tasarrufu gerçekleştirildi. Yılda yaklaşık 10 milyon diyaliz seansı yapıldığı düşünüldüğünde, yıllık su kullanımı 2 milyar litreye ulaşıyor. Türk Böbrek Vakfı, hayata geçirdiği "Diyalizde Sürdürülebilir Su Yönetimi Modeli" ile hemodiyaliz öncesi ters ozmoz sisteminden drenaja giden su yeniden kullanılmaya başladı. Uygulamanın ilk ayında 46 bin litre su tasarrufu sağlandı. Klinik tedavi alanına girmeyen, hastayla temas etmemiş ve yalnızca hemodiyaliz öncesi arıtma aşamasında mineral/iletkenlik dengesi sebebiyle ayrıştırılan ve kanalizasyona gönderilen bu su, şimdi temizlik ve çamaşırhane alanlarında değerlendiriliyor. Diyaliz tedavisinin su kaynaklarına bağımlı yapısına dikkat çeken Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, çalışmanın önemine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Yıllardır 'Suyu israf etme, hem böbreğini hem doğayı koru' diyerek suyun bedenimiz ve dünya için hayati değerini anlatıyoruz. Hemodiyaliz tedavisi, doğası gereği saf su kullanımını gerektiriyor, ancak arıtma esnasında dışarı atılan suyun boşa gitmemesi için kurduğumuz bu etkili geri kazanım sistemiyle ilk ayda 46 bin litre suyu tasarruf ettik. Sağlık hizmeti sunarken çevreye ve doğal kaynaklara yük olmamak temel sorumluluğumuzdur. Bu yıl COP31’in ülkemizde gerçekleştirilecek olması, iklim değişikliği ve çevresel sürdürülebilirlik konularını ülkemizin gündeminde daha da önemli hale getiriyor. Sağlık sektörüne örnek olacak uygulamaları yaygınlaştırmayı hedefliyoruz" dedi. Diyaliz tedavisinde kullanılan suyun tamamının geri kazanılması mümkün değil. Ancak uygun nitelikteki suyun yaklaşık yüzde 18-20’sinin geri kazanılabileceği varsayıldığında, Türkiye genelinde yılda yaklaşık 400-500 milyon litre suyun yeniden kullanılma potansiyeli bulunuyor.

Yıldırım’ın çevre çalışmaları Bursa’ya örnek oluyor Haber

Yıldırım’ın çevre çalışmaları Bursa’ya örnek oluyor

Yıldırım Belediyesi’nin çevre, iklim değişikliği ve sıfır atık alanında hayata geçirdiği çalışmalar, farklı belediyelere örnek olmaya devam ediyor. Yıldırım’ın çevre ve sıfır atık alanındaki yenilikçi uygulamalarını incelemek amacıyla Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra Osmangazi, Nilüfer, Mudanya, İnegöl, Mustafakemalpaşa, Karacabey, Gemlik, Yenişehir, İznik, Keles ve Kestel belediyelerinin temsilcileri Yıldırım Belediyesi’ni ziyaret etti. Ziyaret kapsamında, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ekipleri tarafından misafir belediyelere detaylı bir sunum gerçekleştirildi. Bilgilendirme toplantısında; atıkların kaynağında azaltılması, ayrı toplanması ve geri kazanımının yanı sıra çevre bilincinin artırılmasına yönelik çalışmalar ele alındı. Misafir belediyelere ayrıca Plastiksiz Yıldırım, Paratık Yıldırım ve Sahipsiz Sokak Hayvanları Besin Üretim Tesisi projeleri ile Yıldırım Belediyesi’nin atık yönetim süreçleri hakkında kapsamlı bilgiler aktarıldı. Toplantının ardından heyet, Yıldırım Belediyesi’nin Atık Toplama ve Ayrıştırma Tesisi ile Sahipsiz Sokak Hayvanları Besin Üretim Tesisini ziyaret ederek, yürütülen çalışmaları yerinde inceleme fırsatı buldu. Başkan Yılmaz’dan kararlılık vurgusu Yıldırım’ın çevre alanındaki çalışmalarının farklı belediyeler tarafından örnek alınmasından duydukları memnuniyeti belirten Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Yıldırım Belediyesi olarak daha temiz, daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir Yıldırım için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Sıfır atık anlayışını yalnızca atıkların toplanması ve geri dönüştürülmesi olarak değil, yaşamın her alanında kaynaklarımızı verimli kullanmayı ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmayı hedefleyen bir yaklaşım olarak görüyoruz. Çalışmalarımızın farklı belediyeler tarafından incelenmesi ve örnek alınması bizleri ayrıca gururlandırıyor. Belediyeler arasındaki bilgi ve tecrübe paylaşımının artarak devam etmesini, çevre konusunda ortaya koyduğumuz ortak kararlılığın güçlenmesi açısından çok değerli buluyoruz. Yıldırım için, Bursa için ve geleceğimiz için çevre yatırımlarımızı ve sıfır atık çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.

Enerji altyapısı, iklim değişikliğine karşı güçleniyor Haber

Enerji altyapısı, iklim değişikliğine karşı güçleniyor

Güney Marmara’da 5 milyonun üzerinde nüfusa elektrik dağıtım hizmeti veren UEDAŞ, iklim değişikliğinin şebeke üzerindeki etkilerini öngörmek için yapay zeka destekli analizlerden yararlanıyor. Artan sıcaklıklar ve değişen tüketim alışkanlıkları, elektrik şebekelerindeki yükü artırıyor. Özellikle klima, elektrikli araç ve ısı pompası kullanımının yaygınlaşması tüketim profilini değiştiriyor. Yapay zeka destekli analizlerle yüklenme riskleri önceden tespit edilerek yatırımlarda buna göre planlanıyor. Hizmet Bölgesindeki trafoların yük durumları, uzaktan izleme sistemlerinden elde edilen verilerle düzenli olarak takip ediliyor. Yapılan analizlerle kritik seviyeye ulaşma riski bulunan trafolar önceden belirleniyor. Böylece ihtiyaç duyulan noktalarda kapasite artışı, yüklerin farklı hatlara dağıtılması ve yeni trafo kurulumu gibi yatırımlar planlanarak şebekenin artan elektrik talebine karşı daha güçlü hale getirilmesi hedefleniyor. "Şebekeyi geleceğin ihtiyaçlarına göre planlıyoruz" UEDAŞ Genel Müdürü Cihangir Gençoğlu, iklim değişikliğinin elektrik dağıtım altyapısında yeni bir planlama yaklaşımını zorunlu hale getirdiğini belirterek, "İklim değişikliği, enerji altyapısının planlanmasını da doğrudan etkiliyor. Artan sıcaklıklar ve klima, elektrikli araç ve ısı pompası gibi yeni tüketim alışkanlıkları şebekenin yük profilini değiştiriyor. Bu nedenle gelecekte oluşabilecek yükleri bugünden öngörmek büyük önem taşıyor. Veri analitiği ve yapay zeka destekli modellerle farklı iklim senaryolarını değerlendiriyor, kritik seviyeye ulaşabilecek trafoları önceden belirleyerek yatırımlarımızı gelecekteki ihtiyaçlara göre planlıyoruz." "2025 yılında 117 trafoda gerçekleştirdiğimiz iyileştirmelerin ardından 2026 ve 2027 yılında da toplam 634 trafoda kapasite artışı ve şebeke iyileştirme çalışmalarımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Buradaki temel hedefimiz, tüketici talebi kritik seviyeye ulaşmadan önce gerekli altyapıyı hazır hale getirmek. İklim değişikliğinin getirdiği belirsizlikleri veri ve teknolojiyle yöneterek daha dayanıklı, esnek ve geleceğe hazır bir dağıtım şebekesi oluşturmayı hedefliyoruz." Bu yaklaşım sayesinde dağıtım şebekesinde kapasite artışı gerektiren noktaların daha erken tespit edilmesi, yatırımların doğru noktaya ve doğru zamanda yönlendirilmesi ve tüketici talebindeki değişimlere karşı şebekenin daha hazırlıklı hale getirilmesi amaçlanıyor.

Su stresi çağı yaklaşıyor! Uzmanlardan kritik uyarı... Haber

Su stresi çağı yaklaşıyor! Uzmanlardan kritik uyarı...

İklim değişikliği, dünya genelinde su döngüsünü etkileyerek kuraklık riskini artırıyor. Avrupa İklim Durumu değerlendirmelerine göre, kıtanın büyük bölümünde sıcaklıklar uzun dönem ortalamalarının üzerinde seyrediyor, kuraklık koşulları yaygınlaşıyor ve hidrolojik stres artıyor. Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası, küresel ısınmanın etkilerini en yoğun hisseden bölgeler arasında yer alıyor. Kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı dikkate alındığında Türkiye'nin "su stresi yaşayan ülkeler" kategorisinde bulunduğu, gerekli önlemler alınmadığı takdirde su fakiri olma riskiyle karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor. "SU STRATEJİK BİR YAŞAM KAYNAĞI OLARAK ELE ALINMALI" Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı, suyun yalnızca bir tüketim ürünü değil, stratejik bir yaşam kaynağı olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Kalebaşı, iklim krizinin artık güncel bir sorun olduğunu belirterek, "Su kaynaklarımız üzerindeki baskı her geçen yıl artıyor. Şehirlerin dayanıklılığı, suyu nasıl yönettiğimizle doğrudan bağlantılı hale geliyor" değerlendirmesinde bulundu. Ambalajlı su sektörünün kaynakların korunması, verimli kullanımın teşvik edilmesi ve güvenli suya erişimin sağlanması açısından sorumluluk taşıdığını ifade eden Kalebaşı, üreticilerin su kaynaklarının gelecek nesillere aktarılması için sürdürülebilir yöntemlere önem verdiğini belirtti. "ÜRETİMDE SIFIR SU KAYBI PRENSİBİYLE ÇALIŞIYORUZ" Kalebaşı, dernek üyesi ambalajlı su üreticilerinin yeraltı su kaynaklarını çevreleyen alanların korunmasına yönelik çalışmalar yürüttüğünü kaydetti. Sürdürülebilir üretim kapsamında kamu kurumları, üniversiteler ve yerel topluluklarla iş birliklerinin önemine dikkat çeken Kalebaşı, üretim süreçlerinde sıfır su kaybı prensibiyle hareket edildiğini, ambalajlarda geri dönüştürülebilir malzemelerin kullanımının artırılarak çevresel etkinin azaltılmaya çalışıldığını ifade etti. EV TİPİ ARITMA CİHAZLARINDA SU İSRAFI UYARISI Su tasarrufunda tüketim teknolojilerinin de önem taşıdığı belirtilirken, İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi'nden Prof. Dr. Meriç Albay tarafından yapılan "Ev Tipi Su Arıtma Sistemlerinin Su Kalitesinin Değerlendirilmesi Araştırması"na dikkat çekildi. Araştırmaya göre, ev tipi su arıtma cihazlarında 1 litre arıtılmış içme suyu elde etmek için yaklaşık 5 litre ve üzerinde su atık olarak kaybedilebiliyor. Uzmanlar, su stresinin arttığı dönemde bu seviyedeki kayıpların önemli bir verimlilik sorunu oluşturduğunu belirtiyor. 2040'TA 5,7 MİLYAR KİŞİNİN SU SIKINTISI YAŞAMASI BEKLENİYOR Küresel ölçekte artan kuraklığın yalnızca tarımsal üretimi değil, doğrudan su güvenliğini de tehdit ettiği belirtiliyor. Yapılan değerlendirmelere göre, 2040 yılına kadar dünya genelinde 5,7 milyar insanın su sıkıntısıyla karşı karşıya kalabileceği öngörülüyor. SUDER Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı, bu tablonun yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini, su kayıplarının azaltılmasını ve verimli kullanım uygulamalarının yaygınlaştırılmasını daha kritik hale getirdiğini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.