Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Ihracat

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Ihracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ihracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Marmarabirlik’te 2026/2027 sezonu rekolte süreci başladı Haber

Marmarabirlik’te 2026/2027 sezonu rekolte süreci başladı

21 Eylül’de başlayan rekolte beyanlarının 23 Ekim 2026 tarihinde sona ereceğini belirten Yıldız, üreticilerin gerçek üretim miktarını esas alan beyanda bulunmasının, yeni sezon alım ve kapasite planlamasının sağlıklı yapılabilmesi açısından önem taşıdığını söyledi. 2026 yılı zeytin rekoltesinin belirlenmesine yönelik Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonundaki saha çalışmaları 28 Temmuz 2026 tarihinde başlatıldı. Türkiye genelinde zeytin üretimi yapılan 41 ilde, 370 teknik personel ve yöneticinin katılımıyla yürütülen çalışmalar devam ederken, Marmarabirlik de faaliyet bölgesindeki ortaklarından rekolte beyanlarını almaya başladı. Rekolte beyanları 23 Ekim’de sona erecek Üreticilerin bağlı bulundukları kooperatiflere rekolte beyannamelerini 23 Ekim 2026 Cuma günü mesai saati sonuna kadar vermeleri gerektiğini hatırlatan Yıldız, beyanların Marmarabirlik’in sezon planlamasında temel verilerden biri olduğunu ifade ederek, "Rekolte beyanları, Marmarabirlik’in yalnızca ürün alım miktarının değil, sezon boyunca ihtiyaç duyacağı depolama, işleme, lojistik ve finansman kapasitesinin de önceden planlanmasına imkan sağlıyor. Bu nedenle ortaklarımızdan beklentimiz, arazilerindeki gerçek üretim miktarını dikkate alarak doğru ve gerçekçi beyanda bulunmalarıdır" diye konuştu. Yıldız, rekolte beyannamesi vermeyen ortaklardan ürün alımına ilişkin uygulamanın da üreticiler tarafından dikkate alınması gerektiğini belirtti. Alım planı birden fazla verinin birlikte değerlendirilmesiyle oluşturulacak Marmarabirlik’in sezon planlamasında yalnızca ortaklardan gelen rekolte beyanlarının değil, bölgesel ve ülke genelindeki rekolte, ürünün kalite ve dane yapısı, iç ve dış piyasa şartları ile Birliğin kapasitesinin birlikte değerlendirileceğini belirten Yıldız, kesinleşmemiş rakamlar üzerinden değerlendirme yapılmasının doğru olmadığını söyledi. Yıldız sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Şu anda hem Bakanlığımızın saha çalışmalarını hem de ortaklarımızdan gelen rekolte beyanlarını takip ediyoruz. Süreç tamamlandığında daha net bir tablo ortaya çıkacak. Alım planımızı tek bir veriye bakarak değil, bütün göstergeleri birlikte değerlendirerek oluşturacağız." "Ekonomik şartları da dikkate alacağız" Yeni sezonla ilgili kararların yalnızca rekolte miktarı üzerinden alınmayacağını ifade eden Yıldız, üretim maliyetleri, iç ve dış piyasa şartları, tüketim, ihracat imkanları ve Marmarabirlik’in mali yapısının birlikte değerlendirileceğini söyledi. Yıldız, "İçinde bulunduğumuz ekonomik konjonktürde bütün göstergeleri birlikte değerlendirmek gerekiyor. Üreticimizin emeğini korurken Marmarabirlik’in mali yapısını ve gelecek yıllardaki hareket kabiliyetini de güvence altında tutacak bir planlama yapacağız" dedi. Marmarabirlik’in 2025 yılında yaklaşık 6,8 milyar TL net ciro ve 35 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini hatırlatan Yıldız, Birliğin yeni sezona yönelik hazırlıklarını sürdürdüğünü belirtti. "Üreticimiz resmi açıklamaları takip etsin" Sezon öncesinde farklı rakam ve yorumların gündeme gelebildiğine dikkat çeken Ali Yıldız, üreticilerin rekolte ve ürün alım sürecine ilişkin bilgileri Marmarabirlik ve bağlı kooperatiflerin resmi açıklamalarından takip etmelerinin önem taşıdığını ifade etti. Yıldız sözlerini şöyle tamamladı: "Üreticimizin kafasında soru işareti kalmasını istemiyoruz. Rekolte beyan sürecinin tarihleri belli, saha çalışmaları devam ediyor. Veriler tamamlandığında ortaya çıkan tabloyu bütün yönleriyle değerlendireceğiz ve üreticimizi ilgilendiren konularda gerekli açıklamaları zamanında yapacağız. Marmarabirlik olarak doğru veriye dayalı, üreticimizin emeğini ve Birliğimizin sürdürülebilirliğini gözeten bir anlayışla hareket edeceğiz."

Tahılda rekorlar ardından yüzde 3 düşüş beklentisi; dünya stoklardan yiyecek Haber

Tahılda rekorlar ardından yüzde 3 düşüş beklentisi; dünya stoklardan yiyecek

Konsey, Temmuz 2026 / Haziran 2027 dönemine ilişkin son raporunda, küresel tahıl üretiminin 2 milyar 420 milyon tona olarak gerçekleşmesini bekliyor. Tüm zamanların rekoru olan geçen sezonun 74 milyon ton altında hububat üretimini tahminleyen konsey, yüzde 3 civarında bir gerileme öngörüyor. Üç yıllık ardı ardına artışın ardından küresel üretimin genel toplamda geçen sezona göre yüzde 3 oranında gerilemesi bekleniyor. Rekor alan geçen sezon yüzde 7’lik bir artış olmuştu. Buğday üretiminde 25 milyon tonluk azalış Rapora göre, küresel buğday üretiminin ise geçen döneme göre 25 milyon ton azalışla 2026/27 sezonunda 820 milyon tone gerilemesi bekleniyor. Geçen sezonun rekorunun ardından en yüksek ikinci seviyeye ulaşan tahıl üretimine rağmen, Karadeniz bölgesindeki ihracat aksamaları nedeniyle küresel buğday ticareti ve sevkiyatları yavaş seyrediyor. Arzın daralması ve fiyatların yükselmesi nedeniyle küresel tüketimin sınırlı kalacağı tahmin ediliyor. Dünya hububat tüketiminin rekor olan geçen yıla göre sadece 4 milyon ton düşüşle 2 milyar 444 milyon ton olarak gerçekleşeceği öngörülüyor. Dünya bu sezon stoklardan yiyecek Sezon başı devir miktarındaki düşüşe rağmen, küresel kapanış stokları tahmini önceki rapora göre aylık bazda 2 milyon ton artışla 608 milyon tona çıkarıldı ancak buğday ve mısır stoklarındaki daralma nedeniyle, yıl sonu toplam tahıl stoklarının geçen sezona göre yüzde 4 (24 milyon ton) azalarak 608 milyon ton seviyesine gerilemesi bekleniyor. Karadeniz hattındaki ihracat aksamaları nedeniyle küresel buğday akışı yavaş ilerlerken Temmuz/Haziran dönemini kapsayan toplam tahıl ticaretinin yıllık bazda yüzde 3 (16 milyon ton) azalarak 451 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Sarı altın Müşküle üzümünde hasat heyecanı başladı Haber

Sarı altın Müşküle üzümünde hasat heyecanı başladı

Bursa’nın tarihi İznik ilçesinde "sarı altın" olarak bilinen ve geçmişi Bizans dönemine kadar uzanan Müşküle üzümünün hasadı başladı. Yaklaşık 10 bin dekarlık alanda yetiştirilen ve yıllık 30 bin ton üretimi yapılan coğrafi işaretli Müşküle üzümü, hem lezzeti hem de sağlık açısından sunduğu faydalar nedeniyle üreticilerin gözdesi olmaya devam ediyor. Tarlada kilosu 35 liradan müşteri bulan Müşküle üzümündeki rekolte bolluğu çiftçinin yüzünü güldürdü. Türkiye’nin 5. büyük gölü olan İznik Gölü kıyısındaki verimli topraklarda yetişen Müşküle üzümü, yüzyıllardır bölgenin en önemli tarımsal ürünleri arasında yer alıyor. Tarihi kaynaklara göre bu özel üzümün geçmişi Bizans Devleti dönemine kadar uzanırken, İznik’in Osmanlı tarafından fethedilerek başkent ilan edildiği yıllarda da beyliğin sofralarında tüketildiği biliniyor. Kendine has aroması, ince kabuğu ve uzun süre saklanabilme özelliğiyle dikkat çeken Müşküle üzümü, halk arasında "sarı altın" olarak anılıyor. Her yıl eylül ayında başlayan hasat döneminde yüzlerce üretici bağlara girerek yıl boyunca emek verdiği ürünleri toplamaya başlıyor. Çekirdeğiyle dikkat çekiyor Sadece lezzetiyle değil sağlık yönüyle de öne çıkan Müşküle üzümünün çekirdeklerinin antioksidan bakımından zengin olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, üzüm çekirdeğinin vücudu serbest radikallere karşı korumaya yardımcı olabilecek bileşenler içerdiğini belirtirken, halk arasında çekirdeğinin tüketilmesinin kansere karşı koruyucu etkileri olduğuna inanılıyor. İznik’te yaklaşık 10 bin dekarlık alanda üretimi yapılan Müşküle üzümünden yıllık ortalama 30 bin ton ürün elde ediliyor. İç piyasanın yanı sıra yurt dışında da Azerbaycan ve Rusya’ya gönderilen üzüm, bölge ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Hasadın başlamasıyla birlikte üreticiler kaliteli ürün ve verimli sezon beklentisi taşıyor. "Vatandaş üzümü ucuza yesin" İznik Çamdibi Mahallesi Muhtarı ve üzüm üreticisi Halil Küçüker, aracılar nedeniyle üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çekerek şunları söyledi: "Tüketici ucuza yesin biz onu istiyoruz. Bizden 30 liraya aldıkları ürünü 100 liraya satmasınlar, 40-50 liraya satsınlar vatandaşlar ucuza yesin. Mahsul dalında kalmasın. Yüzde 200 kazanmak da ne demek. O kadar kazanılmasın, herkes yesin." Müşküle üzümünün Osmanlı’dan günümüze ulaşan çok eski bir üzüm çeşidi olduğunu belirten Küçüker, "Coğrafi işaretli bir ürün. Çekirdekleri ile tüketildiğinde kansere karşı faydalı olduğuna inanılıyor. İsterse kar yağsın aralık sonuna kadar dalında kalabilen bir üzüm. Bu yıl rekoltemiz çok güzel. Sürümden kazanmak istiyoruz ancak girdi maliyetleri çok yüksek. Ürünlerimiz ağırlıklı olarak iç pazarda satılıyor ancak Azerbaycan ve Rusya’ya da ihraç ediliyor" dedi. "Dalında aylarca bekleyebilen bir üzüm" İznik Ziraat Odası Başkanı Vedat Çakır ise Müşküle üzümünün bölge için önemli bir değer olduğunu ifade ederek, "Bölgemize coğrafi işaretini aldığımız bir üzüm çeşidi. Müşküle üzümü çok eski yıllara dayanıyor ve Bizans döneminden kaldığı bilinen bir çeşit. Raf ömrü oldukça uzun, dalında aylarca bekleyebiliyor" diye konuştu. Üretimin ağırlıklı olarak İznik’te yapıldığını belirten Çakır, "Pamukova ve Geyve’de de yetiştirilen bir üzüm çeşididir. Hep söylediğimiz şey üreticinin ürettiği ürünün tüketicinin önüne 100 liradan çıkmamasıydı. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımızın başlattığı çalışmaların başarılı olmasını umuyoruz. Bizim istediğimiz tarlada 15 liraya satılan ürünün tüketiciye 25-30 liraya ulaşmasıdır. Böylece vatandaş bir kilo yerine iki kilo tüketebilir" ifadelerini kullandı. 10 bin dekarda 30 bin ton üretim İznik ve çevresinde yaklaşık 10 bin dekarlık alanda yetiştirilen Müşküle üzümünden yıllık ortalama 30 bin ton ürün elde ediliyor. Uzun süre bozulmadan saklanabilmesi sayesinde üreticiye pazarlama avantajı sağlayan ürün, hem iç piyasada yoğun talep görüyor hem de ihracat yoluyla ülke ekonomisine katkı sunuyor. Bizans’tan Osmanlı’ya, oradan da günümüze taşınan Müşküle üzümü, bu yıl da bereketli hasadıyla İznikli üreticilerin yüzünü güldürürken, tüketicilerin sofralarına ulaşmayı bekliyor.

Junioshow ticaret köprülerini yeniledi Haber

Junioshow ticaret köprülerini yeniledi

Bebe ve çocuk konfeksiyonu sektörünün uluslararası buluşma noktası Junioshow Bursa Uluslararası Bebe, Çocuk Hazır Giyim ve Çocuk İhtiyaçları Fuarı, yeni ihracat bağlantıları ve yoğun iş görüşmeleriyle tamamlandı. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) iştiraki KFA Fuarcılık ile BEKSİAD iş birliğinde düzenlenen buluşmada, yaklaşık 110 firma 50’ye yakın ülkeden gelen yabancı alıcılarla bir araya geldi. Türkiye’de bebe ve çocuk konfeksiyonu sektörünün en önemli üretim merkezlerinden Bursa, sektörün küresel ticaretine yön veren organizasyonlardan birine daha ev sahipliği yaptı. 8-10 Eylül 2026 tarihlerinde Bursa Fuar Merkezi’nde 22’nci kez gerçekleştirilen Junioshow’da 0-12 yaş grubuna yönelik yeni sezon koleksiyonları sergilendi. Üç gün boyunca yoğun iş görüşmelerinin gerçekleştirildiği fuarda firmalar, mevcut müşterileriyle ticari ilişkilerini geliştirirken farklı pazarlardan yeni alıcılarla da bağlantı kurdu. BTSO’nun Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürüttüğü UR-GE projeleri kapsamında oluşturulan alım heyetleri de sektör temsilcilerinin hedef pazarlara erişimine önemli katkı sağladı. İbrahim Burkay: "Bursa’nın üretim gücünü küresel ticarette daha ileri taşıyoruz" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Junioshow’un sektörün ihracat kapasitesini artıran önemli bir ticaret platformuna dönüştüğünü söyledi. Bursa’nın bebe ve çocuk konfeksiyonunda güçlü bir üretim tecrübesine, tasarım kabiliyetine ve doğal bir kümelenme yapısına sahip olduğunu belirten Başkan Burkay, bu potansiyeli yeni pazarlarla buluşturmak için uzun yıllardır kararlı bir çalışma yürüttüklerini ifade etti. İbrahim Burkay, "Bursa’mız bebe ve çocuk konfeksiyonunda Türkiye’nin en önemli üretim merkezlerinden biri. Bizim hedefimiz bu güçlü üretim altyapısını markalaşma, tasarım ve dış ticaret kabiliyetiyle daha ileri bir noktaya taşımak. Firmalarımız burada kendi koleksiyonlarını, dünyanın farklı coğrafyalarından gelen nitelikli alıcılara doğrudan sunuyor. Bu temasların her biri yeni sipariş, yeni müşteri ve yeni ihracat kapısı anlamına geliyor." dedi. "Firmalarımızın ulaşamadığı alıcıları Bursa’ya getiriyoruz" Fuarcılığı sektörlerin dış ticaret yolculuğunun stratejik bir parçası olarak gördüklerini vurgulayan İbrahim Burkay, BTSO’nun UR-GE ve alım heyeti organizasyonlarıyla firmaların küresel pazarlara erişimini kolaylaştırdığını belirterek, "İhracatta büyümenin yolu doğru ürün kadar doğru pazar ve doğru müşteriyle buluşmaktan geçiyor. UR-GE projelerimizle firmalarımızın tek başına ulaşmakta zorlandığı coğrafyalardan alıcıları Bursa’ya getiriyoruz. Junioshow’da da 50’ye yakın ülkeden nitelikli alıcıların firmalarımızla doğrudan temas kurmasını sağladık. Özellikle mevcut pazarlardaki ilişkilerin güçlenmesi kadar firmalarımızın daha önce çalışmadığı ülkelerden yeni müşteriler kazanmasını çok değerli buluyoruz. Bursa’da üretilen katma değerli ürünlerin Bursa’dan dünyaya pazarlanmasını istiyoruz. Firmalarımızın ihracatçı kimliğini güçlendiren, markalarını uluslararası ölçekte büyüten ve yeni ticaret kanallarına erişimlerini sağlayan projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. BEKSİAD ile yıllardır güçlü bir iş birliği içerisinde yürüttüğümüz Junioshow da bu anlayışımızın güzel örneklerinden biri. Fuarımıza katılan firmalarımıza, dünyanın farklı ülkelerinden Bursa’ya gelen alıcılarımıza ve organizasyona katkı sağlayan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum." diye konuştu. "Junioshow sektörümüzün dünyaya açılan vitrini" BEKSİAD Başkanı Mehmet Bayezit da Junioshow’un bebe ve çocuk konfeksiyonu sektörü açısından önemli bir ticaret ve tanıtım platformu olduğunu söyledi. Firmaların yeni sezon koleksiyonlarını uluslararası alıcılarla buluşturduğunu belirten Bayezit, fuarın sektörün ihracat yolculuğuna doğrudan katkı sağladığını ifade etti. Bayezit, "Junioshow bizim için yeni sezonların başladığı, firmalarımızın tasarım ve üretim gücünü dünyaya gösterdiği çok kıymetli bir organizasyon. Bu organizasyonda da farklı ülkelerden gelen nitelikli alıcılarla verimli görüşmeler gerçekleştirildi. BTSO ile oluşturduğumuz güçlü iş birliği sayesinde Junioshow’un uluslararası niteliğini her dönem daha ileri taşıyoruz. Organizasyonun önümüzdeki yıllarda çok daha geniş bir coğrafyaya ulaşacağına inanıyorum." dedi. "Fuarımız çok verimli geçti" Fuara katılan sektör temsilcisi Ercan Hacıoğulları, organizasyon boyunca yoğun bir ziyaretçi trafiği yaşadıklarını söyledi. Alıcıların programlı bir şekilde fuara yönlendirilmesinin görüşmelerin verimini artırdığını ifade eden Hacıoğulları, "Son yılların en iyi fuarlarından birini gerçekleştirdik. Yoğunluktan yemek yemeye dahi vakit bulamadığımız anlar oldu. 6-7 farklı ülkeden yeni müşteriler kazandık. Sektörün zorlu bir dönemden geçtiği süreçte bu fuar bizlere önemli bir moral ve motivasyon sağladı. Hem alıcılar hem de katılımcılar memnun. BTSO’ya ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz." dedi. Fuara dördüncü kez katıldıklarını belirten Fidan Çelikkaya da organizasyonun oldukça hareketli geçtiğini söyledi. Çelikkaya, fuarda özellikle Libya ve Cezayir’den yeni iş bağlantıları kurduğunu ifade etti. "İbrahim Burkay başkanın fuara önemli katkısı var" Sektör temsilcisi Mahmut Gülmez, Junioshow’un uzun yıllardır sektörün uluslararası pazarlara açılmasına katkı sunduğunu söyledi. Bursa’nın bebe ve çocuk konfeksiyonunda güçlü bir doğal kümelenmeye sahip olduğunu belirten Gülmez, "Fuarın ilk günlerinden bu yana katılımcıyız. BTSO Başkanımız İbrahim Burkay’ın destekleriyle organizasyon yıllar içerisinde önemli bir noktaya ulaştı. İbrahim Burkay başkanımız olmasaydı bu fuar bu kadar gelişmezdi. Başkanımızın önemli bir vizyonu var. UR-GE projelerinin de sektörümüze büyük faydasını gördük. Kendisine ve bu fuarın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. "Tekstilin tüm değer zincirine hareket getiriyor" Bursa Nakışçılar Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Yalçın Yeysin, 100’ün üzerinde katılımcıyla düzenlenen Junioshow’un sektöre önemli bir hareketlilik kazandırdığını ifade ederek, nakış sektörü olarak organizasyonun destekçileri arasında olduklarını söyledi. Fuarın kumaşçısından nakışçısına, üreticisinden ihracatçısına kadar tekstilin tüm değer zincirine katkı sağladığını kaydeden Yeysin, BTSO’nun destekleriyle organizasyonun daha da büyüyerek devam edeceğine inanıyorum. Bizlere de sundukları destekler için BTSO Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın İbrahim Burkay’a teşekkür ediyorum." dedi. "Alım heyeti beklentimizi karşıladı" Fuar katılımcısı Metin Aslan, yabancı alıcı profilinden memnun kaldıklarını söyledi. Junioshow’un firmaların ürünlerini tanıtması ve Bursa’nın üretim gücünü uluslararası ölçekte göstermesi açısından önemli olduğunu belirten Aslan, "Mevcut müşterilerimizin yanı sıra Libya, Cezayir ve Irak’tan yeni alıcılarla görüşmeler gerçekleştirdik. Yabancı ziyaretçi portföyü beklentimizi karşıladı. Güçlü bir alım heyeti organizasyonu oldu." diye konuştu. "Yeni müşteri oranımız yüzde 15’i aştı" Fuar katılımcısı Serkan Çetintaş ise alım heyetlerinin niteliğine dikkat çekti. BTSO’nun çalışmalarıyla oluşturulan müşteri portföyünün son derece kaliteli olduğunu belirten Çetintaş, "Fuarda alıcı profilinin çeşitlendiğini görüyoruz. İbrahim Başkanımızın sektörümüze verdiği destekle firmalarımızın ufku açıldı. Kendisine çok teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. "BTSO her zaman bizim arkamızda oldu" Sektör katılımcısı Rıdvan Güler, fuarların sektör firmaları açısından büyük önem taşıdığını belirterek, BTSO’nun uzun yıllardır farklı projelerle Bursa iş dünyasına liderlik ettiğini söyledi. Güler, "BTSO ve BEKSİAD’a teşekkür ediyoruz. BTSO, her zaman bizim arkamızda oldu. Bugün artık sektörümüzde önemli bir fuarcılık bilgi birikimi oluştu. İlk günden itibaren İbrahim Burkay başkanımız Bursa’ya büyük değer kattı. Çizgisini her zaman devam ettirdi. Bursa’ya ve sektörümüze çok daha farklı hizmetler sunmayı sürdüreceğine inanıyorum." dedi. "Junioshow’da yeniden güçlü bir fuar kültürü oluşturdu" Fuarda stant açan Sedat Şengül de Bursa’da sektörel fuarcılığın yeniden güç kazanmasında BTSO’nun önemli rol üstlendiğini ifade etti. Şengül, "Bir dönem Bursa’da fuarcılık sektörümüz açısından eski hareketliliğini kaybetmişti. İbrahim Burkay’ın ortaya koyduğu vizyonla Junioshow yeniden güçlü bir ivme kazandı. Bugün geldiğimiz noktada fuarımız istikrarlı ve başarılı bir şekilde yoluna devam ediyor. Bu organizasyon hem firmalarımız hem de Bursa’nın uluslararası tanıtımı açısından çok kıymetli." diye konuştu.

Türkiye elektrikli ticari araçlarda küresel üretim üssü oluyor Haber

Türkiye elektrikli ticari araçlarda küresel üretim üssü oluyor

Türkiye elektrikli ticari araçların merkezi olmaya hazırlanıyor. 50 milyon dolarlık başlangıç yatırımıyla hayata geçirilen projeyle, Türkiye’nin Avrupa ve Orta Asya için elektrikli ticari araç üretim üssü olması hedefleniyor. SANY ve FMT Türkiye yapılanmasının resmi lansmanı, Çırağan Palace Kempinski İstanbul’da kamu temsilcileri, sektör profesyonelleri ve basın mensuplarının katılımıyla gerçekleştirildi. Lansmanda; Türkiye’de yalnızca elektrikli araç satışı değil; üretim, montaj, servis, yedek parça, teknik destek ve operasyon yönetimini kapsayan entegre bir yapının kurulduğu açıklandı. İlk etapta 50 milyon dolarlık yatırım Proje kapsamında Ankara ASO 2. Organize Sanayi Bölgesi’nde yaklaşık 26 bin metrekare kapalı alana sahip Entegre Üretim ve Operasyon Merkezi kuruldu. Toplamda 50 milyon dolarlık yatırımla başlayan projenin, 5 yıl içerisinde 500 milyon dolarlık yatırım büyüklüğüne ulaşması planlanıyor. Tesis bünyesinde modern montaj hatları, kalite kontrol sistemleri, teknik test altyapısı ve yedek parça operasyonları tek merkezden yürütülecek. Şirket, 2027 yılı sonuna kadar 8 farklı araç modelini piyasaya sunmayı ve 5 yılın sonunda yıllık 30 bin adetlik üretim kapasitesiyle Türkiye’den ihracat yapmayı hedefliyor. Saha testlerinde yüzde 80 maliyet avantajı FMT tarafından Türkiye’deki gerçek operasyon şartlarında yürütülen saha testleri, elektrikli kamyonların dizel araçlara kıyasla enerji maliyetlerinde yüzde 80’in üzerinde tasarruf sağladığını ortaya koydu. Dizel araçla 12 bin lira harcanan bir mesafenin, elektrikli modelle yaklaşık 2 bin liraya kat edilebildiği belirtildi. Ağır tonajlı araçlarda kullanılan rejeneratif frenleme teknolojisi sayesinde yavaşlama ve yokuş aşağı sürüşlerde oluşan enerji bataryaya geri aktarılıyor. Saha testlerinde, yokuş aşağı inişlerde 8 ila 16 kWh arasında enerji geri kazanımı elde edildiği kaydedildi. "En ağır şartlarda dahi 500 km menzil sunuyor" Toplantıda konuşan şirketin Genel Müdürü Fatih Bilgen, Türkiye’de montajı yapılan ilk model olan SANY E636 hakkında bilgi verdi. Aracın 636 kWh batarya kapasitesine sahip olduğunu belirten Bilgen, şu ifadeleri kullandı: "Aracımız kullanım şartlarına bağlı olarak 450 ila 600 kilometre arasında menzil sunuyor. Türkiye genelinde 60’tan fazla bölge ve şirkette gerçekleştirdiğimiz 6-7 aylık saha testlerinde, tam yük altında dahi rejenerasyon gücü sayesinde 500 kilometre bandının altına düşmediğini gözlemledik. Ağır vasıtalardaki yüksek yük, frenleme esnasındaki şarj gücünü artırarak menzile ciddi katkı sağlıyor. Ayrıca 600 kW’lık şarj üniteleriyle araç 1 saat içinde tam şarj olabiliyor. Sürücünün takograf uyarınca verdiği 45 dakikalık mola süresi, şarj için fazlasıyla yeterli geliyor." Bilgen ayrıca araçta Avrupa Birliği güvenlik standartları kapsamında zorunlu tutulan donanımların yanı sıra, sürücü üflemeden çalışmayan alkolmetre sisteminin de yer aldığını ve bu teknolojinin Türkiye’de ilk kez bu araçta uygulandığını vurguladı. 4 günde arıza çözme ve 1 ayda iade garantisi Müşteri memnuniyeti ve satış sonrası süreçlere ilişkin detayları paylaşan şirketin Satış ve Satış Sonrası Hizmetler Direktörü Emre Yıldız ise Türkiye genelinde yaygın bir bayi ve servis ağı kurduklarını bildirdi. Yıldız, "Şu an İzmir, Mersin, Nevşehir ve Ankara’da bayilerimiz hazır. Yıl sonuna kadar 14 bayiye ve 15 servise ulaşacağız. Müşterilerimize 3 yıl araç, 6 yıl batarya garantisi sunuyoruz. Satış sonrası süreçte 4 iş günü içerisinde yüzde yüz arıza çözüm garantisi veriyoruz; çözülemeyen durumlar için ikame araç taahhüdünde bulunuyoruz. Ayrıca 1 ay içerisinde bedelsiz iade hakkı tanıyoruz" dedi. Şirketin Operasyon Direktörü (COO) İbrahim Batuhan Tokgöz ise aracın binek ve ticari araç şarj istasyonlarının tamamıyla uyumlu çalıştığını, şarj süresinin kullanılan istasyonun gücüne (200 kW ile 400 kW ve üzeri) bağlı olarak değişkenlik gösterdiğini kaydetti.

33 ülkeden 300’ü aşkın yabancı alıcı Bursa'da Haber

33 ülkeden 300’ü aşkın yabancı alıcı Bursa'da

Türkiye bebe ve çocuk konfeksiyonu sektörünün en önemli üretim merkezlerinden Bursa, 22. JUNIOSHOW ile bir kez daha dünya pazarlarının buluşma noktası oluyor. Bugüne kadar ocak ayında düzenlenen JUNIOSHOW, tarihinde ilk kez eylül ayında kapılarını açarken; 33 farklı ülkeden 300’ün üzerinde yabancı alıcı firma ile 106 katılımcı üreticiyi Bursa’da buluşturuyor. Bebe ve Çocuk Konfeksiyonu Sanayici ve İş Adamları Derneği (BEKSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Bayezit, JUNIOSHOW’un yeni dönemde çok daha güçlü ve uluslararası bir yapıya kavuşacağını belirterek, Bursa bebe ve çocuk konfeksiyon sektörünün dünya pazarındaki konumunu daha da yukarı taşımayı hedeflediklerini söyledi. “JUNIOSHOW’u bugüne kadar ocak ayında gerçekleştiriyorduk. Bugün ise tarihinde ilk kez eylül ayında kapılarını açıyoruz. Bundan sonraki hedefimiz JUNIOSHOW’u yılda iki kez gerçekleştirerek Bursa’mızı bebe ve çocuk konfeksiyonu sektöründe dünyanın önemli üretim ve ticaret merkezlerinden biri haline getirmektir.” BURSA’DAN DÜNYAYA İHRACAT ATAĞI BEKSİAD’ın mart ayından bu yana fuar için yoğun bir hazırlık süreci yürüttüğünü belirten Bayezit, Ticaret Bakanlığı’nın UR-GE ve alım heyeti destekleri kapsamında, BTSO iş birliğiyle önemli bir uluslararası alım organizasyonuna imza atıldığını kaydetti. Bayezit, 33 ülkeden 300’ün üzerinde yabancı alıcının Bursa’da ağırlanmasının sektör açısından son derece stratejik bir gelişme olduğunu vurguladı. “33 ülke demek yeni pazarlar demektir. 300’ün üzerinde yabancı alıcı demek, üreticimiz için yüzlerce yeni ticaret ve ihracat fırsatı demektir. Bizim bütün gayretimiz Bursa’da üreten firmalarımızın daha fazla ihracat yapması, yeni pazarlara ulaşması ve ‘Made in Türkiye’ etiketinin dünyanın çok daha fazla ülkesinde yerini almasıdır.” 22. JUNIOSHOW’da yer alan 106 katılımcı firma, yeni koleksiyonlarını ve üretim güçlerini dünyanın farklı coğrafyalarından Bursa’ya gelen profesyonel alıcılara sunacak. Bayezit, fuarın yalnızca ticari bir organizasyon olmadığını, aynı zamanda Bursa’nın bebe ve çocuk konfeksiyonundaki üretim kapasitesini dünyaya gösteren önemli bir vitrin olduğunu ifade etti. “Böylesine büyük organizasyonlar güçlü birlikteliklerle mümkün oluyor. Aylar boyunca büyük bir özveriyle hazırlanan 106 katılımcı firmamıza, organizasyonun başarıya ulaşması için emek veren KFA Fuarcılık ekibimize ve tüm çalışma arkadaşlarımıza gönülden teşekkür ediyorum.” BEKSİAD Başkanı Mehmet Bayezit, Bursa’nın üretim ve ihracat gücünün Türkiye ekonomisine sağladığı katkıya da dikkat çekti. İBRAHİM BURKAY’A SEKTÖR ADINA TEŞEKKÜR Bayezit, bebe ve çocuk konfeksiyonu sektörünün uluslararası pazarlara açılmasında BTSO ile yürütülen iş birliğinin büyük önem taşıdığını da ifade etti. “Sektörümüzün her projesinde yanımızda olan, ihracat vizyonuyla bizlere her zaman destek veren BTSO Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın İbrahim Burkay’a şahsım, yönetim kurulum ve sektörümüz adına yürekten teşekkür ediyorum. Ayrıca desteklerinden dolayı Ticaret Bakanlığımıza ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odamıza şükranlarımı sunuyorum.”

Ağustosta tarlada 10 liraya kadar düşmüştü, dalında 40 lirayı gördü Haber

Ağustosta tarlada 10 liraya kadar düşmüştü, dalında 40 lirayı gördü

Türkiye’nin şeftali ve nektarin üretiminde önde gelen merkezlerinden Bursa’nın Gürsu ilçesinde, geç dönem nektarin tarlada kilosu 30-40 liradan alıcı bularak üreticinin yüzünü güldürdü. Temmuz ve ağustos aylarında yaşanan yoğun arz nedeniyle tarlada 10 liraya kadar gerileyen ve çok sayıda çiftçinin ağacını kesmesine yol açan nektarin, piyasada ürünün azalması ve geçici cinslerin devreye girmesiyle fiyatını üçe katladı. Bu yıl Türkiye genelinde şeftali üretiminin yüzde 88 artışla 835 bin tona, nektarin üretiminin ise yüzde 107 artışla 414 bin tona ulaşması bekleniyor. Yaz döneminde tüm çeşitlerin aynı anda olgunlaşması ve ihracatın zayıf kalması nedeniyle çakılan fiyatlar, tarlada ürünün bitme noktasına geldiği geç dönemde arz-talep dengesinin kurulmasıyla yeniden yükselişe geçti. Şeftali ve nektarine kıyasla soğuk hava depolarında 2 ay bozulmadan dayanabilen geçici nektarinler; Rusya, Azerbaycan, Balkanlar ve Orta Asya pazarlarına ihraç ediliyor. "Arz-talep dengesi sağlandı, geç dönem üreticisi biraz daha şanslı" Piyasadaki fiyat hareketliliğini değerlendiren Gürsu Ziraat Odası Meclis Üyesi Mehmet Yıldırım, şunları söyledi: "Yaz döneminde ürün boldu. İhracat olmadığı için mal tüccarın elinde kaldı ve piyasayı düşürdü. Şimdi tarlada ürün bitti, geçici cinsler piyasayı hareketlendirdi. 10 liraya kadar düşen nektarin dalında 30-40 liralara çıktı. Geç dönem üreticisi orta dönem üreticisine göre daha şanslı çünkü piyasada nektarin kalmadı. Dalında 30 liradan verdik, hasadını tüccar yapıyor. İşçilik ve girdi maliyetleri geçen yıla göre çok yükseldiği için bu fiyatlar aslında maliyeti ancak karşılıyor ama yine de 10 liraya kıyasla iyi bir seviyedeyiz." "Piyasada ürün azalınca geç dönem yüzümüzü güldürdü" Çiftçi İsmet Yıldırım ise yazın fiyatların dip yaptığına dikkati çekerek, "Ağustos ayında tüm çeşitler aynı anda olgunlaşınca fiyatlar adeta çakıldı ve orta dönem üreticimiz çok üzüldü. Şu anda son döneme yakın geçici cinslerin hasadını yapıyoruz. Piyasada ürün azaldığı için geç dönem nektarin hem üreticiyi hem de tüccarı memnun etti. Bu cinslerin yurt dışı pazar değeri ve dayanıklılığı yüksek olduğu için fiyatlar yükselişe geçti" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.