Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Ihracat

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Ihracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ihracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dış ticarette ihracat ve ithalat geriledi Haber

Dış ticarette ihracat ve ithalat geriledi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle hazırlanan 2026 yılı Mayıs ayına ilişkin geçici dış ticaret istatistikleri açıklandı. Genel ticaret sistemine göre mayıs ayında ihracat, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 9,5 azalarak 22 milyar 461 milyon dolar, ithalat ise yüzde 10,8 düşüşle 28 milyar 71 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde dış ticaret açığı yüzde 15,6 azalarak 5 milyar 610 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise geçen yıl mayıstaki yüzde 78,9 seviyesinden yüzde 80'e yükseldi. İLK 5 AYDA İHRACAT SINIRLI ARTTI Ocak-Mayıs döneminde ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,2 artışla 111 milyar 118 milyon dolara, ithalat ise yüzde 1,1 artışla 153 milyar 834 milyon dolara ulaştı. Aynı dönemde dış ticaret açığı yüzde 3,6 artarak 42 milyar 716 milyon dolar olurken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 72,2 olarak gerçekleşti. ENERJİ VE ALTIN HARİÇ AÇIK 525 MİLYON DOLAR Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç tutulduğunda mayıs ayında ihracat 20 milyar 500 milyon dolar, ithalat ise 21 milyar 25 milyon dolar oldu. Bu kapsamda dış ticaret açığı 525 milyon dolar olarak hesaplanırken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 97,5 seviyesine ulaştı. İMALAT SANAYİ İHRACATTA AĞIRLIĞINI KORUDU Mayıs ayında ekonomik faaliyetlere göre ihracatın yüzde 94,5'ini imalat sanayi oluşturdu. Tarım, ormancılık ve balıkçılığın payı yüzde 3,3, madencilik ve taş ocakçılığının payı ise yüzde 1,6 olarak kaydedildi. İthalatta ise ara malları yüzde 72,7 ile en büyük payı alırken, sermaye mallarının payı yüzde 13,4, tüketim mallarının payı ise yüzde 13,8 oldu. EN FAZLA İHRACAT ALMANYA'YA Mayıs ayında en fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu. Bu ülkeye yapılan ihracat 1 milyar 714 milyon dolar olarak gerçekleşti. Almanya'yı ABD, Birleşik Krallık, İtalya ve İspanya takip etti. İlk beş ülke toplam ihracatın yüzde 29,7'sini oluşturdu. İthalatta ise ilk sırada Rusya Federasyonu yer aldı. Rusya'dan yapılan ithalat 3 milyar 758 milyon dolar olurken, Çin, Almanya, ABD ve İtalya sıralamada Rusya'yı izledi. TÜİK verilerine göre mayıs ayında yüksek teknolojili ürünlerin, imalat sanayi ihracatı içindeki payı yüzde 3,1 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ithalatındaki payı ise yüzde 11,8 oldu. Bu arada mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre mayıs ayında bir önceki aya kıyasla ihracat yüzde 0,8, ithalat ise yüzde 1,9 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise geçen yılın aynı ayına kıyasla ihracat yüzde 4,8, ithalat yüzde 4,3 artış gösterdi.

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Görgün Bursa iş dünyasıyla buluştu Haber

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Görgün Bursa iş dünyasıyla buluştu

Prof. Dr. Haluk Görgün, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Haziran Ayı Meclis Toplantısı’na katılarak, Bursa iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Dünyanın, güvenlik hiyerarşisinde kuralların yeniden yazıldığı bir dönemden geçtiğini ifade eden Görgün, "Barış ve istikrardan yana olanlar bugün her zamankinden daha fazla caydırıcı olmak zorunda. Caydırıcılık ise; envanterimizdeki platformların sayısı kadar üretim kapasitesi, tedarik zincirinin derinliği, mühendislik kabiliyeti, kritik bileşenlere erişim, stok yenileme hızı, finansal sürdürülebilirlik ve test-sertifikasyon altyapısıyla ölçülmektedir. Öngörülemezliğin temel norm haline geldiği bu döneme, hamdolsun, hazırlıklı giriyoruz" dedi. "Yerlilik oranı yüzde 80’leri aştı" Türkiye’nin son 23 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konulan ’tam bağımsız savunma sanayii’ vizyonuyla eşine az rastlanır bir dönüşüm geçirdiğini belirten Haluk Görgün, şöyle devam etti; "Dışa bağımlılıklar, yerini milli üretim gücüne bıraktı. Türk savunma sanayii bugün yerlilik oranını yüzde 80’lerin üzerine taşımıştır. Savunma sanayiimiz 4 bin 500 firma, bin 400’ü aşan proje ve 100 bini aşkın doğrudan istihdamıyla güçlü ve derinlikli bir ekosistem haline gelmiştir. 2002 yılında yıllık 250 milyon dolar olan savunma ve havacılık ihracatımız, geçtiğimiz 12 aylık dönemde yaklaşık 11 milyar dolara ulaşmıştır. 23 yıl önce savunma ve havacılık sektörünün bir yılda yaptığı ihracatı artık bir haftada yapıyoruz. Türkiye en fazla savunma ürünleri ithal eden ülkelerden biriyken bugün dünyanın en büyük 11. savunma ve havacılık ihracatçısı konumuna yükselmiştir." Bursa’nın nitelikli üretim ve yüksek katma değerli sanayi yapısıyla Türkiye ortalamasının üzerinde bir ihracat performansına sahip olduğunu ifade eden Görgün, "Geçtiğimiz yıl Bursa’dan 7 bin 500 firma 200’den fazla ülke ve gümrük bölgesine 20 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu tablo, Bursa’daki üretimin niteliğini ve eriştiği yüksek olgunluk seviyesini göstermektedir" diye konuştu. BTSO bünyesinde 2013 yılında kurulan Bursa Uzay Havacılık Savunma Kümelenmesi’nin (BASDEC) kentteki birikimi kurumsal bir zemine kavuşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Haluk Görgün, kümelenmenin 160 üyeye ulaştığını bildirdi. Bursalı şirketlerin artık parça imalatından bitmiş ürüne geçerek ana yüklenicilerin stratejik çözüm ortağı haline geldiğini belirten Görgün, ASELSAN, TUSAŞ ve ROKETSAN’ın Bursa’dan yaptığı tedarik miktarının her yıl ortalama yüzde 50 arttığı bilgisini verdi. Görgün, savunma sanayii devlerinin Bursa yatırımlarına ilişkin şu rakamları paylaştı: "Doğrudan ve dolaylı olarak 150’den fazla Bursalı şirketle çalışan TUSAŞ’ın bu tedarikçilerine bu yılın ilk 6 ayında verdiği siparişlerin toplam tutarı 35,5 milyon doları aşmış durumda. ASELSAN ise 2021 yılından bu yana Bursa menşeli 215 şirketten 135 milyon dolar değerinde yüksek teknolojili alt bileşen tedarik etti. ROKETSAN’ın şehrimizdeki 30 tedarikçisi ise en kritik platform ve sistemlerde kullanılan alt bileşenleri üretmektedir." Otomotiv altyapısı savunmaya güç katacak Dünyada otomotiv sanayii altyapısının tesis dönüşümleriyle savunma alanına hızla yöneldiğini ve "hibrit fabrikalar" kurulduğunu anlatan Görgün, Bursa’nın otomotivde biriken kalite kültürü ve hassas üretim kabiliyetinin, savunma sanayiinin robotik ve alt sistem ihtiyaçlarıyla buluşmasının stratejik bir fırsat penceresi açacağını vurguladı. Geçtiğimiz yıl BTSO iş birliğinde Bursa Business School’da gerçekleştirilen ‘Savunma ve Havacılık Sektöründe Alt Yüklenici ve Tedarik Yönetimi Çalıştayı’ neticesinde yeni işbirliklerinin hayata geçtiğini belirten Haluk Görgün, Savunma Sanayii Yetenek Envanteri (YETEN) bünyesinde 242 firma kaydına ulaştıklarını, EYDEP kapsamında ise 127 firmayı değerlendirerek sertifikalandırdıklarını açıkladı. Prof. Dr. Haluk Görgün, Bursa’daki ekosistemin rolünü daha planlı ve sürdürülebilir bir zemine taşımak amacıyla BTSO ile birlikte bu yılın Ekim ayında da geniş kapsamlı bir çalıştay daha gerçekleştireceklerini ve somut bir yol haritası ortaya koyacaklarını söyledi. Prof. Dr. Görgün BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a da savunma sanayiindeki çalışmalarına verdikleri destekler için teşekkür etti. "Tam bağımsızlık güçlü bir ekonomiyle mümkündür" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay savunma sanayiini bağımsızlığın ve istikbalin teminatı olarak gördüklerini ifade etti. Güçlü bir savunma kabiliyetinin Türkiye için coğrafi konum nedeniyle tarihi bir sorumluluk olduğunu ifade eden Burkay, "Tam bağımsızlık ancak güçlü bir ekonomiyle mümkündür" değerlendirmesinde bulundu. İbrahim Burkay, Türkiye’nin son dönemde kendi İHA, SİHA, gemi, füze ve hava savunma sistemlerini geliştirerek güvenliğini başkalarının takdirine bırakmayan bir ülke haline geldiğini, bu diplomatik ve askeri mukavemetin arkasındaki en büyük güçlerden birinin de Bursa sanayisi olduğunu kaydetti. Bursa’nın milli savunmaya katkısı artıyor Bursa’nın otomotiv, makine, tekstil, kimya ve kompozit gibi alanlardaki güçlü altyapısının savunma sanayii için bir temel oluşturduğunu aktaran Başkan Burkay, 2013 yılında göreve geldiklerinde başlattıkları stratejik çalışmaları paylaştı. Kentteki firmaların yetenek matrislerini çıkararak analizler yaptıklarını belirten Burkay, bu iradeyi BTSO çatısı altında kurumsallaştırarak BASDEC’i hayata geçirdiklerini hatırlattı. Bugün BASDEC’in 160’tan fazla üyesiyle Bursa’nın savunma sanayiindeki ortak aklını temsil ettiğini söyleyen İbrahim Burkay; ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN, TEI ve MKE gibi öncü kuruluşlarla yapılan tedarikçi buluşmaları sayesinde Bursa firmalarının ekosistemdeki rolünün her geçen gün arttığını ifade etti. GUHEM’de havacılık lisesi Gelecek döneme ilişkin stratejik projeler ve vizyoner adımlardan da bahseden Başkan Burkay, dünyanın en büyük savunma sanayii buluşmalarından biri olan IDEF’in organizasyonunun KFA Fuarcılık tarafından başarıyla gerçekleştirildiğini söyledi. Havacılık ve uzay vizyonunun en önemli sembolü olan GUHEM’de yıllık ziyaretçi sayısında 1 milyon barajına ulaştıklarını bildiren Burkay, bu yapıyı Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğinde açılacak havacılık lisesiyle destekleyerek yarının pilotlarını ve teknoloji liderlerini yetiştireceklerini açıkladı. "Bursa’nın yerli ve milli hedeflere katkısı artacak" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, ekonomik gücü ve katma değeri büyütmek adına TEKNOSAB ekosistemi içinde KOBİ OSB, Gıda İhtisas OSB, lojistik depolama alanları ve organize ticaret bölgeleri projelerini hayata geçirdiklerini belirterek, "KOBİ OSB projemizle Bursa’da başlattığımız tarihi dönüşüm hamlesini yeni bir eşiğe taşıyoruz. Bursa iş dünyası olarak tüm imkanlarımızla üretmeye ve ülkemizin büyük hedeflerine en yüksek katkıyı sağlayan şehir olmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Ülkemizin yerli ve milli hedeflerinde çok daha güçlü bir Bursa hedefliyoruz. Savunma sanayimize güçlü bir vizyon kazandırarak bu alandaki gelişime öncülük eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Milli Savunma Bakanlığımıza ve Savunma Sanayii Başkanımız Prof. Dr. Haluk Görgün’e şükranlarımızı sunuyorum" dedi. "Bursa önemli bir ivme yakaladı" BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur da dünyanın en büyük savunma sanayii fuarlarından biri olan IDEF’in BTSO iştiraki KFA Fuarcılık organizasyonunda düzenlenmesi ve Bursa Business School’da gerçekleştirilen çalıştayın bu vizyonun somut örnekleri olduğunu belirterek, BASDEC kümelenmesinin oluşturduğu sinerjiyle kentin savunma ve havacılık ihracatında önemli bir ivme yakaladığını kaydetti.

BTSO Başkanı İbrahim Burkay Demirtaş’taki firma sahipleriyle buluştu Haber

BTSO Başkanı İbrahim Burkay Demirtaş’taki firma sahipleriyle buluştu

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Demirtaş Bölgesi’nde faaliyet gösteren firmaların yoğun katılımıyla düzenlenen programda konuştu. Başkan Burkay, 2013 yılından bu yana Bursa iş dünyasının desteğiyle 60’ın üzerinde makro projeyi hayata geçirdiklerini belirterek, "Projelerimiz, tüm Türkiye’ye örnek oldu. Odamızın liderliğindeki projelerle Bursa’mız bugün dünyadaki yeni ekosisteme en hazır şehir." dedi. BTSO Başkanı İbrahim Burkay, Demirtaş bölgesinde farklı sektörlerde üretim yapan firmaları ziyaret ederek, iş dünyasının görüş, beklenti ve önerilerini dinledi. BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, yönetim kurulu ve meclis divanı üyelerinin de katıldığı ziyaretlerde, üretimden ihracata, yeni nesil yatırımlardan yapay zekâya kadar Bursa iş dünyasının gelecek vizyonu ele alındı. "Küresel rekabete güç katan merkezleri hayata geçirdik" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, Bursa’nın üretim gücünü geleceğin teknolojileriyle daha ileriye taşıma hedefinde birlik ve beraberliğin belirleyici olduğunu söyledi. Bursa’nın Türkiye ekonomisindeki güçlü konumunu koruması için üretim, teknoloji, ihracat ve nitelikli insan kaynağı alanlarında attığı adımların önemine değinen İbrahim Burkay, 2013 yılından bu yana BTSO’nun ortaya koyduğu projelerin Bursa iş dünyasının ortak iradesiyle hayata geçtiğini kaydetti. Başkan Burkay, BTSO’nun BUTEKOM, MESYEB, GUHEM, Model Fabrika, KFA Fuarcılık, EVM ve TEKNOSAB gibi merkezlerle firmaların küresel rekabet gücünü artırmaya odaklandığını kaydetti. "Bu şehir için dertlenmek gerekiyor" Bursa iş dünyasının üretirken aynı zamanda şehrin ve ülkenin geleceğine katkı sağladığını belirten Burkay, sivil toplum kuruluşlarında ortaya konan çabanın büyük bir bilgi birikimi ve tecrübenin sonucu olduğunu söyledi. Burkay, "Bu salonda bu şehrin meseleleriyle dertlenen, ülkesinin geleceğine katkı sunmak isteyen kıymetli insanlar var. Bizim bir araya gelişimizin temelinde değer üretme iradesi bulunuyor. Kazançlarımızla devletimize karşı sorumluluklarımızı yerine getirirken, elde ettiğimiz tecrübeyi de şehrimizin hizmetine sunuyoruz. Sivil toplum çalışmalarını, bu bilgi birikiminin zekâtı olarak görüyorum. Bursa’nın geleceğine omuz veren bu birlikteliği çok kıymetli buluyorum." dedi. "Anlattığımız hayalleri birer birer hayata geçirdik" Başkan Burkay, BTSO olarak yola çıktıkları ilk dönemde Bursa sanayisi için önemli hedefleri paylaştıklarını hatırlattı. 2013 yılında ortaya koydukları 16 projenin tamamını hayata geçirdiklerini belirten Burkay, bu projelerin sayısını 60’ın üzerine çıkartarak Bursa iş dünyasının hizmetine sunduklarını ifade etti. Başarıların temelinde menfaat değil, örnek birlikteliğin ve dayanışmanın bulunduğuna işaret eden İbrahim Burkay, "Biz bu yolculuğa çıkarken Bursa için büyük hedefler ve hayaller ortaya koyduk. Demirtaş bölgesinde sanayicilerimize Türkiye’nin en önemli üretim merkezlerinden birini oluşturma irademizi anlattık. Uzay, havacılık, mükemmeliyet merkezleri, MESYEB, BUTEKOM ve farklı alanlardaki projelerimizi o gün paylaşmıştık. Aradan geçen süreçte bu projeleri tek tek hayata geçirdik. Hatta bu 16 projenin üzerine onlarca yeni çalışmayı daha ekledik. Bunu mümkün kılan şey, birlik ve beraberliğimiz oldu" diye konuştu. "Bursa vizyonunu kaybetmemeli" BTSO Yönetim kurulu Başkanı İbrahim Burkay, şehirlerin geleceğe bilim, teknoloji ve doğru iş modelleriyle hazırlanacağını belirterek, "Bu şehir, geçmişte ortaya konan doğru kararlarla Türkiye’nin üretim başkentlerinden biri haline geldi. 1961 yılında ilk organize sanayi bölgesi kurulduğunda o gün bu yatırımlara öncülük eden büyüklerimiz belki bugünkü tabloyu tam olarak öngöremedi ama doğru bir iş yaptıklarını biliyorlardı. Bugün bizim de aynı cesarete ve vizyona ihtiyacımız var. Dünyayı iyi okuyarak, bilimin merkezinde duran projeler geliştirmek durumundayız. BUTEKOM ve mükemmeliyet merkezleri bu anlayışın en güçlü örnekleri arasında yer alıyor. Bursa bu vizyonu korursa gelecekte çok daha güçlü bir konuma ulaşacaktır." ifadelerini kullandı. "Yeni nesil alanlarda oyunun içinde yer almalıyız" Yeni dönemde yapay zekâ, veri merkezleri, otomasyon, girişimcilik ve dijital dönüşümün firmalar için belirleyici hale geldiğini söyleyen Başkan Burkay, iş dünyasının bu alanlarda daha etkin rol alması gerektiğini belirtti. BTSO liderliğinde yeni nesil yatırımlar ve fon modelleriyle Bursa firmalarını geleceğin ekonomisine hazırlamayı amaçladıklarını ifade eden Burkay, şirketlerin teknoloji ve dijital yetkinliklerini güçlendirmesi gerektiğini vurguladı. İbrahim Burkay, "Kendi işlerimize sahip çıkarken başımızı kaldırıp dünyada neler olduğunu da görmek zorundayız. Yeni nesil alanlarda, girişimcilikte, yapay zekâda, veri merkezlerinde ve dijital dönüşümde oyunun içinde yer almalıyız. Bugün birçok genç girişimci, büyük şirketlerin sahip olduğu yeni değer alanları oluşturuyor. Bursa olarak bizler bu ekosistemin dışında kalamayız. Model Fabrika’dan mükemmeliyet merkezlerine kadar bütün çalışmalarımızı bu dönüşüme göre şekillendiriyoruz. Yeni dönemde maliyetleri düşüren, kapasiteyi artıran ve şirketlere organizasyon kabiliyeti kazandıran sistemler öne çıkacak. Bu süreçte farkındalık sahibi olmak ve aksiyon almak çok önemli." dedi. Başkan Burkay, Bursa’nın güçlü üretim altyapısı, yetişmiş insan kaynağı ve BTSO öncülüğünde hayata geçirilen projelerle dünyada yaşanan yeni ekosisteme en hazır şehirlerden biri olduğunu söyledi.

Bakan Göktaş: "Kadın girişimciliğine yapılan her yatırım, Türkiye’nin geleceğine yapılan bir yatırımdır" Haber

Bakan Göktaş: "Kadın girişimciliğine yapılan her yatırım, Türkiye’nin geleceğine yapılan bir yatırımdır"

Bakan Göktaş, İzmir temasları kapsamında Konak’taki bir otelde ‘Yükselen Kadınlar: Kendi İşim, Benim İzim’ programına katıldı. Burada konuşan Göktaş, "Halkbank iş birliğinde hayata geçirdiğimiz bu programın 2026 yılındaki ilk eğitimini İzmir’de gerçekleştirmekten büyük mutluluk duyuyorum. Üretimin, ticaretin, inovasyonun ve girişimcilik ruhunun güçlü merkezlerinden biri olan İzmir’de, kadın girişimciliğini konuşmak bizim için ayrı bir anlam taşıyor. Çünkü İzmir, köklü ticaret kültürü ve girişimci ruhuyla, her daim Türkiye’nin dünyaya açılan güçlü üretim kapılarından biri oldu. Bugün de bu şehir, kadının ekonomik hayata daha güçlü katılmasına, yenilikçi fikirlerinin filizlenmesine ve yeni başarı hikayelerinin yazılmasına ilham vermeye devam etmektedir" ifadelerini kullandı. "Türkiye, kadın girişimciliği konusunda güçlü bir potansiyele sahip" Dünyanın, üretimin, ticaretin ve ekonomik dengelerin yeniden şekillendiği büyük bir dönemden geçtiğine değinen Bakan Göktaş, şunları kaydetti: "Artık ekonomilerin gücü sadece büyük fabrikalarla, büyük yatırımlarla ya da büyük merkezlerle ölçülmüyor. Bir fikri olan, emeğini bilgiyle buluşturan, cesaretini doğru desteklerle güçlenen her insan, bulunduğu yerden dünyaya açılabiliyor. Dünyaya açılabilen, yeni bir değer üretebiliyor. Bu yeni dönemin en güçlü aktörlerinden biri hiç şüphesiz kadın girişimcilerdir. Dünyanın birçok ülkesinde kadınların finansmana erişimini kolaylaştıran, girişimcilik ekosistemine katılımını artıran özel destek mekanizmaları geliştiriliyor. E-ticaret platformları, yerel üreticileri küresel pazarlara taşıyan güçlü araçlara dönüşüyor. Sosyal girişimcilik modelleriyle kadınlar, çevre, eğitim, bakım ve teknoloji alanlarında yenilikçi çözümler üretiyor. Temiz teknoloji, sürdürülebilir üretim, dijital pazarlama ve yenilikçi endüstriler gibi alanlarda kadın girişimcilerin görünürlüğü her geçen gün daha da güçleniyor. Kadınların ekonomik hayata güçlü katılımı yalnızca bireysel başarı hikayeleri üretmiyor. Aynı zamanda ailelerin refahını, toplumların dayanıklılığını ve ülkelerin rekabet gücünü de artırıyor. Bu nedenle kadın girişimciliğini desteklemek, sosyal kalkınmanın, toplumsal adaletin ve sürdürülebilir büyümenin en önemli yatırımlarından biridir. Türkiye, kadın girişimciliği konusunda güçlü bir potansiyele ve köklü bir birikime sahiptir." Türkiye’nin dört bir yanında kadınların, yeni kooperatifler kurduklarını, yeni markalar oluşturduklarını ve yeni başarı hikayeleri yazdığını ifade eden Bakan Göktaş, "Aile geleneğini günümüze taşıyarak yetkinliklerini ekonomik değere dönüştürüyor. Toprağın bereketi yöresel ürünleri, dijital dünyanın sunduğu fırsatlarla daha geniş pazarlara ulaştırıyor. Teknolojiyi etkin biçimde kullanarak yeni nesil iş modelleri geliştiriyor. Kendi işini kurarak başka kadınlara istihdam kapısı açıyor. Bu hikayelerinin her biri, Türkiye’nin refahını artırıyor, iş dünyamıza değer katıyor. Çünkü her kadın girişimci, üretime dönüşen bir fikir, büyüyen bir işletme, güçlenen bir aile ve kalkınan bir Türkiye demektir. Bakanlık olarak, bu potansiyeli büyütmek ve daha fazla kadının başarı hikayesine dönüştürmek için kararlılıkla çalışıyoruz" açıklamalarına yer verdi. "Bin 366 kadın kooperatifine verdiğimiz desteklerle yaklaşık 247 bin kişiye ulaştık" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, kadınların emeğini, üretimini ve girişimci ruhunu Türkiye Yüzyılı’nın kurucu unsurlarından biri haline getirdiklerini aktaran Bakan Göktaş, "2024-2028 dönemini kapsayan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile bu vizyonu, somut hedefler ve güçlü politikalarla hayata geçiriyoruz. Kadının Güçlenmesi Koordinasyon Kurullarıyla çalışmalarımızı yerelde güçlendiriyor, her ilin ihtiyacına uygun olan, sahaya dokunan projeler hayata geçiriyoruz. ‘Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi’ ile kadın-erkek fırsat eşitliğini, özel sektördeki kurum kültürünün güçlü bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz. Bu vizyonla kadın istihdamını ve kadın girişimciliğini, üretimi, verimliliği, rekabet gücünü ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen temel unsurlar olarak ele alıyoruz. Diğer yandan, temiz teknoloji alanında çevreye duyarlı ve katma değeri yüksek iş fikirleri geliştiren kadın girişimcilerimize destek oluyoruz. Bin 366 kadın kooperatifine verdiğimiz desteklerle bugüne kadar yaklaşık 247 bin kişiye ulaştık. Proje hazırlama eğitimlerimiz sayesinde, kadın girişimcilerimizin ve kooperatiflerimizin kırsal kalkınma desteklerine erişimini güçlendirdik. Projeleri yatırıma dönüştürmenin önünü açtık. ‘Hobin İşin Olsun Projesi’ ile kadınlara hobilerini e-ticaret aracılığıyla kazanca dönüştürme imkanı sağladık. Finansal okuryazarlık eğitimlerimizle 1,3 milyondan fazla kişiye ulaştık. ‘kadingirisimci.gov.tr’ web sitemizle kadın girişimciliğini destekleyen kamu kurumlarının çalışmalarını tek bir platformda buluşturduk. Böylece kadınların ihtiyaç duydukları desteklere daha hızlı ulaşabilecekleri, yol haritalarını daha sağlıklı çizebilecekleri bütüncül bir ekosistem oluşturduk" ifadelerini kullandı. Kadın girişimcilere e-ticaret desteği "Hepsi burada ile yaptığımız iş birliğiyle kadın girişimcilerimizi, dijital ticaretin güçlü aktörleri haline getiriyoruz" diye konuşan Bakan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu kapsamda, 10 bini aşkın kadın girişimci e-ticaret yoluyla satış yapmaya başladı. Her biri kendi hikayesini yazan bu kadınlar, üretimlerini büyütürken aynı zamanda yerel kalkınmaya, istihdama ve ülkemizin ekonomik gücüne de katkı sunuyor. Bu başarıdan aldığımız güçle, 2026 yılında iş birliğimizi daha ileri bir aşamaya taşıyoruz. Düzenlediğimiz yüz yüze eğitimlerle kadınların, dijital pazarlara daha donanımlı ve daha güçlü şekilde adım atmalarını sağlıyoruz. Çünkü günümüzde girişimcilik yalnızca bir iş kurmak değil, dijital dünyayı okuyabilmek, teknolojiyi etkin kullanabilmek ve küresel rekabette yer alabilmek anlamına geliyor." ‘Yükselen Kadınlar: Kendi İşim, Benim İzim’ programının kadın girişimciliğini güçlendiren önemli adımlardan biri olduğuna işaret eden Bakan Göktaş, "Bu programla, kadınların bilgiye, deneyime, finansal kaynaklara ve güçlü iş ağlarına erişimini kolaylaştırıyoruz. Programımızın ilk durağı Afyonkarahisar’da emeğin, üretimin ve yerel kalkınmanın gücüne yakından tanıklık ettik. Çünkü biliyoruz ki kadının potansiyelini ortaya çıkaran şey yalnızca iyi bir fikir değil, o fikri hayata geçirebileceği imkanlara erişebilmesidir. İkinci buluşmamızı gerçekleştirdiğimiz Antalya’da, tarımdan turizme, ticaretten markalaşmaya uzanan alanlarda kadın girişimciliğinin taşıdığı potansiyeli konuştuk. İzmir’de, üretim kültürünü, ihracat perspektifini ve yeni nesil girişimcilik alanlarını ele alıyoruz. Gerçekleştirdiğimiz programların etkisini sahadan aldığımız geri bildirimlerde açıkça görüyoruz. Elde ettiğimiz sonuçlar, doğru destek mekanizmalarının kadınların hayatında nasıl güçlü bir dönüşüm oluşturabildiğini ortaya koyuyor" diye konuştu. "Kadın girişimciliğine yapılan her yatırım, Türkiye’nin geleceğine yapılan bir yatırımdır" Katılımcıların yüzde 69’unun, program sonrasında girişimcilik alanında kendisini daha yeterli hissettiğini belirttiğini söyleyen Bakan Göktaş, "Yüzde 53’ü yeni bir iş planı hazırladığını ya da yeni iş birlikleri geliştirdiğini ifade etti. Kadınların yüzde 80’i bilgi düzeyinin arttığını, yüzde 56’sı ise finansmana erişiminin kolaylaştığını dile getirdi. Bu oranlar, birer veri olmanın ötesinde çok daha derin anlamlar taşıyor. Her bir oran, hayalini büyüten bir kadını, cesaretle adım atan bir girişimciyi ve geleceğe umutla bakan bir aileyi temsil ediyor. Her bir veri, fırsatlarla buluşan kadınların potansiyelini, desteklendiğinde neler başarabileceklerini açıkça gösteriyor. Çünkü kadınlara imkan sunulduğunda yalnızca bireysel başarılar ortaya çıkmıyor, yeni işletmeler kuruluyor, yeni istihdam alanları oluşuyor ve yerel kalkınma güçleniyor. Bu nedenle kadın girişimciliğine yapılan her yatırımın, aynı zamanda Türkiye’nin geleceğine yapılan bir yatırım olduğuna inanıyoruz" şeklinde konuştu. Sözlerini sürdüren Bakan Göktaş, "Bir fikri ‘iş’ yapan şey nedir? Cesaret mi? Sermaye mi? Doğru zaman mı? Çoğu kadın girişimcinin hikayesi aslında bu üç kelimenin etrafında şekillenir. Sahada gördüğümüz tablo pek çok zaman aynıdır. Ürün hazırdır, müşteri vardır. Hatta ilk siparişler teslim edilmiştir. İşi büyüten, bu başlangıcı sürekli bir yapıya dönüştüren şey nedir? Yükselen Kadınlar Programı’nı bu yüzden yapıyoruz. Burada üç şeyi aynı anda oluşturuyoruz. Yetkinlik, network, erişim. Yetkinlik diyoruz, çünkü iyi fikirler bilgiyle büyür. Fiyatlama bilmeyen üretici zarar eder. Pazara hitap etmeyen marka yanlış yere konuşur. Dijital vitrin kurmayan emek görünmez olur. Network diyoruz, çünkü büyüme bir noktadan sonra güçlü iş birlikleriyle hızlanır. Uygun tedarikçi maliyeti düşürür. Tecrübeli montör hedefe giden yolu kısaltır. Doğru ortak yeni satış alanları ve yeni pazarlar açar. Erişim diyoruz, çünkü bazen mesele imkanların erişilebilir olmamasıdır. Finansman işi büyüten anahtardır. İhracat markayı yeni pazarlara taşıyan geçittir. Kamu destekleri doğru zamanda devreye giren güçlü bir ivmedir. Aile ve Nüfus Yılı ile kadınların sahip olduğu potansiyeli daha da güçlendireceğiz" diye konuştu. "Bu tarz programlar, kadınların önünü açma konusunda katkı sağlıyor" İzmir Valisi Süleyman Elban ise "Kadın, dünyaya geldiği günden beri hep üretiyor. En güzel ürünleri de bizleriz. Fakat ürettiği ürünün maddi karşılığını almaya yeni başladı. Son dönemde kendine tanımlanmış olan belli kalıplarda iş yapmak, o kalıplar içerisinde herhangi bir maddi karşılık almamak gibi bir rolden artık yaptığı işin karşılığını alan, karşı cinsin yaptığı işi yapabilen bir birey olarak dimdik ayakta durmaya başladı. Bu tarz programlar, kadınların önünü açma konusunda katkılar sunuyor" cümlelerine yer verdi. "Girişimciler içinde kadın payı 18,2’ye ulaşmış durumdadır" AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, "İzmir’de kadınlar sadece kendi işlerini kurmakla kalmazlar, birbirlerine omuz verirler, dayanışma ağları örerler ve bir sektöre adım attıklarında oradaki tüm kuralları baştan yazarlar. Yerel yönetimlerden meslek odalarına kadar her alanda kadının ağırlığının artması, İzmir’in bu doğal ve durdurulamaz dinamiğinin eseridir. TÜİK verilerine göre bugün ülkemizde 1 milyon 240 bini aşkın kadın girişimcimiz var ve girişimciler içindeki kadın payı yüzde 18,2’ye ulaşmış durumdadır. 12’nci Kalkınma Planımız doğrultusunda kadınların işgücüne katılım oranını yüzde 40’ın üzerine taşımayı kesin ve tavizsiz bir hedef olarak belirledik. Bugüne kadar 267 bini aşkın kadın girişimcimize ulaştırılan 125 milyar liralık finansman desteği, evine ekmek götüren, sınırları aşıp ihracat yapan Türk kadınının ayak sesleridir" ifadelerine yer verdi. Programa, Bakan Göktaş, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı ve kadın girişimciler katıldı.

Erdoğan iş dünyasına seslendi: 20 yıl vergi yok Haber

Erdoğan iş dünyasına seslendi: 20 yıl vergi yok

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da bir otelde düzenlenen Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) 39. Mali Genel Kurulu ve Ustalara Saygı Ödül Töreni'ne katılarak bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, genel kurulun ülke, millet, iş insanları ve DEİK üyeleri için hayırlara vesile olmasını diledi ve DEİK'in 41'inci yaşını kutladığını belirterek, "DEİK'e 41 kere maşallah" ifadesini kullandı. DEİK'te kuruluşundan bugüne görev almış, ülkenin kalkınmasına ve büyümesine omuz vermiş kurul üyelerine şükranlarını sunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayatını kaybeden üyelere rahmet, hayatta olanlara hayırlı, sağlıklı ve bereketli bir ömür diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, vefa geleneği hâline getirilen Ustalara Saygı Ödül Töreni'nin beşincisinin icra edildiğini hatırlatarak, "Başarılarıyla ilham veren, yeni yolları açan, değer üreten, küresel vizyonu millî değerlerle harmanlayan büyük ustalarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum." diye konuştu. Söz konusu ödüllerin iş dünyasının heyecanını tazelemesini, yeni kuşaklara ilham kaynağı olmasını temenni ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Malumunuz ticaret diplomasimizin kamu tarafını Ticaret Bakanlığımız yürütürken, özel sektör kanadını temsil etme görevini DEİK üstleniyor. DEİK 153 iş konseyi, 92 kurucu kuruluşu ve 6 bin üyesiyle Türk özel sektörünün dış ekonomik münasebetlerini başarıyla ifa ediyor. Her fırsatta vurguladığımız üzere Afrika'dan Asya'ya, Güney Amerika'dan Kuzey Amerika'ya bütün buralara yayılan iş konseyleriyle DEİK, aynı zamanda ülkemiz özel sektörünün dünyaya açılan bir kapısıdır. Kamu-özel dayanışması ve ortaklığının en güzel örneklerinden biri olan DEİK'in küresel ölçekteki başarılarıyla daima kıvanç duyduk. Türkiye ile dünya arasında kurduğu ticaret köprülerini gönül köprüleriyle de perçinleyen DEİK'e hükûmetlerimiz döneminde her türlü desteği verdik, veriyoruz." Türk dış politikasının temelinde Hazreti Mevlana'nın "pergel" metaforunun bulunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Pergelin bir ucunu bu topraklara sabitlerken, diğeriyle cihanı kucaklamayı, yakın uzak demeden tüm kıtaları kuşatmayı görev biliyoruz. İç siyasette Ankara'ya sıkışıp kalmadığımız gibi, dış politikada korkular, düşmanlıklar, ön yargılarla hareket etmedik. Komşularımızdan başlayarak tüm ülkelerle ilişkilerimizi 'karşılıklı saygı' ve 'kazan kazan' temelinde geliştirmenin çabası içinde olduk. İhtilaflar yerine müştereklerimizi çoğaltmaya odaklandık. Afrika, Latin Amerika ve Asya gibi daha önce ihmal edilmiş coğrafyalarla ilişkilerimizde yeni açılımlara imza attık. Vizeleri kaldırarak, diplomatik misyonlarımızın sayısını artırarak başta yakın çevremiz olmak üzere dünyanın birçok bölgesiyle ticari, beşeri, kültürel ve ekonomik münasebetlerimizi güçlendirdik." Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece 2025 yılında kendisinin 22 ülkeye ziyaret gerçekleştirdiğini, 26 zirveye iştirak ettiğini söyledi. Türkiye'de 136 misafiri ağırladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 84 yurt dışı ve yurt içi görüşme gerçekleştirdiklerini, 134 kabul yaptıklarını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yoğun trafiğe yüzlerce telefon görüşmesinin dâhil olmadığına dikkati çekerek, "Bir yandan yurt içinde il ziyaretleri, açılış törenleri, toplantılar, zirveler vasıtasıyla vatandaşlarımızla kucaklaşırken, eser ve hizmet siyasetimizi aralıksız sürdürürken diğer yandan da Türkiye'nin önünü açacak, ülkemizin daha büyük atılım yapmasını sağlayacak, Türkiye'yi bölgesel ve küresel anlamda daha güçlü bir aktör hâline getirecek hamlelerimize yenilerini eklemeye devam ettik" diye konuştu. Gittiği hemen her yerde DEİK üyelerinin yatırımlarına tanık olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışıp didinerek kurulan ticaret köprülerini bizzat müşahede ettiğinin altını çizdi. "DEİK'LE BİRLİKTE YOL YÜRÜMEYE, DAYANIŞMA İÇİNDE HAREKET ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEİK'in Türkiye'yi ve Türk milletini başarıyla temsil ettiğine şahitlik ettiğini ifade etti. Ay-yıldızlı bayrağın sadece diplomatik misyonlarında değil, Türk iş çevrelerinin oralardaki yatırımlarında, farklı ülkelerde başlattıkları projelerde de dalgalandığını görmekten çok ama çok kıvanç duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "El ele verdik, omuz omuza verdik, gönül birliği yaptık ve Türkiye'yi daha önce hiç tecrübe etmediği seviyelere sizlerle birlikte taşıdık. Türkiye'nin gururu olduğunuz için, yerli üretim mallarımızın kalitesini dünyanın dört bir yanına ulaştırdığınız için sizleri yürekten tebrik ediyorum. Bilmenizi isterim ki 23 yıldır olduğu gibi önümüzdeki dönemde de DEİK'le birlikte yol yürümeye, dayanışma içinde hareket etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin iktidarları döneminde nereden nereye geldiğini katılımcıların çok iyi bildiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbe girişimlerinden ekonomilerini hedef alan sabotajlara, depremlerden bölgesel savaşlara kadar bir başka ülkenin başına gelse yere serecek nice badireyi nasıl alınlarının akıyla atlattıklarına şahit olduklarını anlattı. “MAL İHRACATIMIZ 2025 İTİBARIYLA 273,3 MİLYAR DOLARA YÜKSELDİ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin yıldan yıla artan başarı grafiğini rakamların da ortaya koyduğuna işaret ederek, "2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 itibarıyla 273,3 milyar dolara yükseldi. Hizmet ihracatımız ise 2002 yılındaki 14 milyar dolardan geçen yıl 122,6 milyar dolara ulaştı. Küresel mal ihracatındaki payımız yüzde 0,55'ten yüzde 1,07'ye, hizmet ihracatımızdaki payımız da yüzde 0,89'dan yüzde 1,31'e çıktı" bilgisini verdi. Bir diğer başarılarının orta ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatlarındaki payının artması olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "2002 yılında 10 milyar dolar olan orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız 2025 yılında 112 milyar dolara yükseldi. Bu olumlu tablo 2026 yılında da devam etmektedir. Yıllıklandırılmış orta yüksek ve yüksek teknolojili imalat sanayi ürünleri ihracatımız 114,4 milyar dolara ulaşmıştır. Savunma ve havacılık ihracatımız son 23 yılda yüzde 40'tan fazla artarak 2025 yılında 10 milyar doları aşmıştır. Yüksek katma değerli üretimimizin sembolü olan bu alandaki ivmenin çok güçlü biçimde devam ettiğini görüyoruz. Son verilere göre, savunma ve havacılık ihracatı ocak-mayıs döneminde yüzde 29 artışla 3 milyar 863 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Allah'a hamdolsun. Böylece savunma ihracatımızda yılın ilk beş ayında yüzde 29,5 artış oldu. Yıllık 248 milyon dolar savunma sanayi ihracatından aynı sektörde aylık 992 milyon dolar ihracat yapan seviyeye geldik." Cumhurbaşkanı Erdoğan, mayıs ayında tatil etkisiyle dış ticaret verilerinde geçici bir yavaşlama yaşandığını ancak ihracatın ithalatı karşılama oranının ise yükseldiğini belirterek, "Daha da önemlisi orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımız içindeki payı yüzde 44'e ulaştı. Haziran ayında takvim etkisinin ortadan kalkmasıyla birlikte ihracatta yeniden güçlü bir ivme yakalayacağımıza inanıyoruz. Büyüme cephesindeki müspet seyir hâlen devam ediyor. Gelişmiş ülkeler dâhil dünyanın tamamını etkileyen sancılı atmosfere rağmen Türkiye olarak büyümemizi 23 çeyrektir kesintisiz sürdürüyoruz" değerlendirmesini yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran savaşının tetiklediği küresel krizin enerji fiyatlarında sebep olduğu şok dalgalarının sakinleşmesiyle enflasyon tarafında da umut ettikleri oranları yakalamayı temenni ettiklerini dile getirdi. Bir gerçeğin altını önemle çizmek istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel ekonominin içinden geçtiği belirsizlik ikliminde ülkemizin en büyük şansı hükûmetlerimiz döneminde 2002'den itibaren ağır bedeller ödeyerek sağladığımız istikrar ve güven ortamıdır. İstikrar ve güven ortamının varlığı ne kadar çetrefil olursa olsun her türlü sorunun çözümünü ya da çözüm yoluna girmesini kolaylaştırmaktadır. Dahası Türkiye'de iş başında deneyimli ufuk ve vizyon sahibi eş güdümü güçlü kadroların bulunması tüm bu küresel ve bölgesel meydan okumaları yönetmede ülkemize tarihî bir avantaj kazandırmaktadır" dedi. "KİMSEDEN ÇEKİNMEDEN HAKKI VE ADALETİ SAVUNUYORUZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin siyasette istikrarın sunduğu asimetrik imkânlardan faydalanırken dünyanın birçok ülkesinde temel sorunun görevde yılını bile tamamlamadan dağılan kelebek ömürlü hükûmetler meselesi olduğunu ifade etti. Kendilerinin 70'ler ve 90'larda çok sık yaşadıkları, 2002'yle beraber çözüme kavuşturdukları bu problemle bugün Batılıların yüzleştiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunun bir neticesi olarak onlar tek bir krizle dahi doğru düzgün baş edemezken biz farklı cephelerde aynı anda pek çok sorunla mücadele ediyor, bunları başarıyla yönetebiliyoruz. Ülkemizi çatışmalardan uzak tutarken barış çabalarında aktif görev alıyor, kimseden çekinmeden hakkı ve adaleti savunuyoruz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sahadaki gücünü masada da hissettiren Türkiye gerçeğini artık dost ve düşman herkesin kabul etmek zorunda kaldığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin terör, vesayet ve istikrarsızlık gibi kronik sorunlarını çözdükçe küresel ölçekte marka değerini de artırdığını belirterek, iş dünyasının istikrar ve güven ortamının muhafazası noktasındaki hassasiyetini bu bakımdan çok anlamlı bulduğunu ifade etti. Hem iktidar hem ittifak olarak kendilerinin de bu iklimin korunması ve güçlendirilmesi için üzerlerine düşenleri yapmaya devam edeceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel ve bölgesel krizlerin eksik olmadığı bu dönemde, hükûmetimiz tüm imkânlarıyla reel sektörümüzün yanındadır" diye konuştu. “KAYNAKLARIMIZIN ÜRETİME, İHRACATA, YATIRIMA VE SANAYİYE GİTMESİNİ ARZU EDİYORUZ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye için üreteni, millete istihdam sağlayanı, Türk malı ürünleri dünyanın her köşesine ulaştıran ihracatçıları yalnız bırakmadıklarını kaydederek, "Eximbank'ın sermayesini 13,8 milyar liradan 100 milyar liraya çıkardık. Bankamızın kredi ve sigorta desteği bu yılın ilk beş ayında yüzde 31 artışla 26 milyar dolara ulaştı. İnşallah yılsonunda bankamız 60 milyar dolarlık destekle rekor kıracak. Merkez Bankamızın kullandırdığı reeskont kredileri ise son 1 yılda 1 trilyon 267 milyar lira oldu. Bunun yanında ihracatçılarımıza döviz dönüşüm desteği veriyor, üretim ve rekabet güçlerini desteklemeyi sürdürüyoruz. Küresel enerji fiyatlarındaki artışlara rağmen eşel mobil sistemiyle vatandaşlarımızı ve üreticilerimizi koruyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin imalat sanayinde, elektrik ve doğal gaz maliyetlerinde Avrupa'nın en avantajlı ülkeleri arasında olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sanayide yüksek katma değerli üretimi teşvik etmek için Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi ve HIT-30 programlarımızı daha önce devreye almıştık. Emek yoğun sektörlerimizi ücret ve taşıma destekleri ile güçlendiriyoruz. Finansmana erişim konusunda yaşanan güçlüklerin farkındayız. Pazartesi günü yaptığımız kabine toplantımızda Türk ekonomisinin güncel durumunu masaya yatırırken finansman meselesini de etraflıca ele aldık. Bununla ilgili geçmiş tecrübeleri de göz önünde bulundurarak kapsamlı bir çalışma yapılması için ekonomi yönetimine gerekli talimatları verdik" şeklinde konuştu. “ETRAFIMIZI SARAN TOZ BULUTU DAĞILDIĞINDA, BUNUN EN BÜYÜK KAZANANI TÜRKİYE OLACAKTIR” Cumhurbaşkanı Erdoğan, finansmana erişim ne kadar önemliyse bu kaynakların doğru yerde, doğru biçimde kullanılmasının da o derece önemli olduğunun altını çizerek, "Biz, ülkemizin kıt kaynaklarının verimsiz alanlara değil, üretime, ihracata, yatırıma ve sanayiye gitmesini arzu ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ticaret hayatının birincil kuralının, ürünü satacak pazar bulmak olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: "İhracatın belirleyicisi dış taleptir. Kalıcı başarı palyatif çözümlerle değil, yeni müşterilerle, yeni pazarlarla ve güçlü ticari ilişkilerle gelir. DEİK başta olmak üzere iş dünyamızın yeni pazarlara açılmalarına büyük önem veriyoruz. Bu konuda sizden gelecek her türlü öneriye de açığız. Kıymetli dostlar, şunu bir defa herkesin bilmesini isterim. Gerek ekonomik gerek ticari gerekse diplomatik olarak etrafımızı saran toz bulutu dağıldığında, bunun en büyük kazananı Türkiye olacaktır. İnşallah krizleri değil, fırsatları konuşacağımız bir döneme gireceğiz. Perşembe günü yürürlüğe giren paketimiz bunun bir parçasıdır. İstanbul Finans Merkezi'ni küresel yatırımın, uluslararası ticaretin, finansal hizmetlerin bölgesel üssüne dönüştürmeyi hedefliyoruz. Burada sunulan finansal hizmetlerden elde edilen kazançları 20 yıl boyunca vergiden muaf tutuyoruz." Uluslararası ticaret yapan şirketler için de çok güçlü teşvikler getirdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Transit ticaret faaliyetlerini İstanbul Finans Merkezi üzerinden yürüten şirketler kurumlar vergisi ödemeyecek. Üstelik bu yaklaşımı yalnızca İstanbul ile sınırlamıyoruz. Türkiye'nin dört bir yanında transit ticaretten elde edilen kazançların yüzde 95'ini vergi dışı bırakıyoruz" diye konuştu. "YENİ VE GÜÇLÜ TÜRKİYE'NİN BÜYÜME HİKÂYESİNİN BİR PARÇASI OLUN" Cumhurbaşkanı Erdoğan, üreticiler için de tarihi bir adım attıklarını dile getirerek, şöyle konuştu: "Sanayi imalatında ve tarımsal üretimde uygulanan kurumlar vergisi oranını yarıya indirdik. Sanayicilerimiz ve çiftçimiz artık yüzde 12,5 kurumlar vergisi ödeyecek. Dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren şirketleri, bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye'ye taşımaya davet ediyoruz. Bizim mesajımız çok açık, 'Operasyonlarını Türkiye'den yönet, avantajlardan yararlan.' Ayrıca dünyanın farklı ülkelerindeki yatırımcılara, girişimcilere ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza da yeni bir çağrı yapıyoruz. Türkiye'ye gelin, Türkiye'ye yerleşin. Sizler de yeni ve güçlü Türkiye'nin büyüme hikâyesinin bir parçası olun." Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'ye yerleşen yabancılar ve yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının belirli şartları sağlamaları hâlinde yurt dışından elde ettikleri gelirler için 20 yıl boyunca vergi ödemeyeceklerinin altını çizerek, şunları kaydetti: "Türkiye'yi sadece yatırım yapılan değil, inşallah yatırımın yönetildiği, ticaretin yönlendirildiği, sermayenin buluştuğu küresel bir merkez hâline dönüştürmekte kararlıyız. Bu vesileyle DEİK ailemize de bir çağrıda bulunmak istiyorum. Sizler hem iş insanı hem de Türkiye'nin ticaret elçilerisiniz. Ülkemizin potansiyelini ve sunduğu fırsatları dünyaya en iyi anlatacak olan sizlersiniz. Sizlerden bu konuda destek bekliyoruz. DEİK'le el ele vererek Türkiye'yi üretimde, ticarette ve yatırımlarda çok daha güçlü bir konuma taşıyacağımıza yürekten inanıyorum." DEİK 39. Olağan Genel Kurulu'nun Türkiye'ye, iş dünyasına ve DEİK ailesine hayırlı, uğurlu olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödüle layık görülen ustaları tebrik ederek konuşmasını tamamladı.

TOBB Nefes Kredisi yeniden başlıyor Haber

TOBB Nefes Kredisi yeniden başlıyor

TOBB, KGF ve Bankaların işbirliğinde verilecek kredide, 24 ay vadeye kadar yıllık yüzde 36, 24 ay üzerindeki vadelerde ise yıllık yüzde 34 faiz uygulanacak. Kredi 6 ay anapara ödemesiz dönem dâhil, toplam azami 48 ay vadeli olacak. Bir firmanın kullanabileceği azami kredi limiti 3 milyon TL olarak belirlendi. Yeni TOBB Nefes Kredisi kapsamında ilk dilim olarak 25 milyar TL kullanıma açılacak, bu yıl içerisinde duyurulacak ilave limitlerle kredi hacminin 100 milyar Türk Lirası’na ulaşması hedefleniyor. Reel sektöre yeni finansman desteği geliyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Bankaların el ele vermesiyle, KOBİ’lere destek olmak için oluşturulan TOBB Nefes Kredisi’nde yeni dönem 8 Haziran 2026 (Pazartesi) tarihi itibariyle başlıyor. KOBİ’lere uygun koşullarda finansman desteği sağlamayı amaçlayan krediye TOBB'a bağlı tüm Oda-Borsa üyesi işletmeler başvurabilecek. -Şartlar ve vade İşletmeler, TOBB Nefes Kredisi başvurularını Akbank, Denizbank, QNB Bank, Ziraat Bankası, Garanti Bankası, Halkbank, Vakıfbank, Yapı ve Kredi Bankası ve Ziraat Katılım Bankası şubelerine yapabilecek. Bir firma azami 3 milyon TL kredi kullanabilecek. Krediler, 6 ay anapara ödemesiz dönem dâhil, azami 48 ay vadeli olacak. Kredi, 24 aya kadar yıllık yüzde 36, 24 ay üzerinde ise yıllık yüzde 34 faizle kullandırılacak. Yeni TOBB Nefes Kredisi kapsamında ilk dilim olarak 25 milyar TL kullanıma açılacak, bu yıl içerisinde duyurulacak ilave limitlerle kredi hacminin 100 milyar Türk Lirası’na ulaşması hedefleniyor. Ekonomi yönetimiyle sağlanan koordinasyon ve başta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olmak üzere bankaların yakın işbirliğiyle Kredi Garanti Fonu’nun Özkaynak Kefalet Programı kapsamında hayata geçirilen TOBB Nefes Kredisi’nden 2025 yılında 61 bin firma yararlanırken, 81 milyar toplam kredi hacmine ulaşılmıştı. Finansmana erişim sorunu KOBİ’lerin yaşadığı en büyük sıkıntının finansmana erişim olduğunu belirten TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Sürekli vurguladığım en önemli problem finansmana erişim. Özellikle KOBİ kredilerine uygulanan büyüme sınırı krediye erişimi zorlaştırıyor. Böyle bir dönemde KOBİ’lerimize destek olmak için yeni bir kaynak oluşturduk. TOBB, Kredi Garanti Fonu ve Bankalar güç birliği yaptık. Amacımız zor günlerde KOBİ’lerimizin yanında durup çarkların dönmesini sağlamak. 2025 yılı içerisinde üç aşamada TOBB Nefes Kredisi'nden 61 bin firma yararlandı. KOBİ’lere sağladığımız destek 81 milyar Türk Lirası’na ulaştı. Kredi Garanti Fonu (KGF) Özkaynak Kefalet Programı kapsamında 2026 için de toplam 100 milyar Türk Lirası tutarında bir kredi hacmi oluşturmayı hedefliyoruz. Dilimler halinde kullandırılması planlanan bu yeni paketin 25 milyar Türk Lirası tutarındaki ilk dilimi üyelerimizin erişimine açılıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimsek'e, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'a, Kredi Garanti Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Özegen’e ve katılan tüm banka yöneticilerine verdikleri destek ve katkılardan dolayı teşekkür ediyorum. KOBİ’lerimizin doğru zamanda ve uygun maliyetlerle finansmana ulaşması; daha fazla yatırım, üretim, istihdam ve ihracat, dolayısıyla daha güçlü bir ekonomi demektir” diye konuştu. KİMLER BAŞVURABİLİR? TOBB'a bağlı Oda-Borsa üyesi işletmeler TOBB Nefes Kredisi'ne başvurabilir. NE ZAMAN BAŞLIYOR? Başvurular, 8 Haziran 2026 tarihi itibariyle başlıyor. KREDİ LİMİTİ TOBB Nefes Kredisi'nden bir firma azami 3 milyon TL kredi kullanabilecek. KREDİ HACMİ Kredi hacminin toplam büyüklüğü 100 milyar Türk Lirası olacak. İlk aşamada 25 milyar Türk Lirası iş dünyasının kullanımına sunulacak. ÖDEME KOŞULLARI Krediler, 6 ay anapara ödemesiz dönem dahil toplam azami 48 ay vadeli olacak. Kredi, 24 aya kadar yıllık yüzde 36, 24 ay üzeri yıllık yüzde 34 faizle kullandırılacak.

Nisan’da yüzde 22,3 artış Haber

Nisan’da yüzde 22,3 artış

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle hazırlanan 2026 yılı Nisan ayı dış ticaret istatistikleri açıklandı. Verilere göre ihracatta güçlü artış yaşanırken dış ticaret açığında dikkat çekici bir gerileme kaydedildi. Genel ticaret sistemine göre Türkiye’nin ihracatı nisan ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,3 artarak 25 milyar 408 milyon dolara ulaştı. İthalat ise yüzde 3,1 artışla 33 milyar 909 milyon dolar olarak gerçekleşti. DIŞ TİCARET AÇIĞINDA SERT DÜŞÜŞ Nisan ayında dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 29,8 azalarak 12,1 milyar dolardan 8,5 milyar dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 63,2’den yüzde 74,9’a yükseldi. Ocak-nisan döneminde ise ihracat yüzde 3 artışla 88 milyar 665 milyon dolar, ithalat yüzde 4,3 artışla 125 milyar 803 milyon dolar oldu. Aynı dönemde dış ticaret açığı yüzde 7,3 artarak 37,1 milyar dolara çıktı. Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç tutulduğunda ihracat nisan ayında yüzde 23,6 artarak 23 milyar 760 milyon dolara yükseldi. Aynı dönemde ithalat yüzde 3,3 artışla 26 milyar 245 milyon dolar oldu. Bu kapsamda enerji ve altın hariç dış ticaret açığı 2 milyar 486 milyon dolar olarak hesaplandı. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 90,5’e ulaştı. İHRACATIN LOKOMOTİFİ YİNE İMALAT SANAYİ Nisan ayında toplam ihracatın yüzde 94,2’sini imalat sanayi oluşturdu. Tarım, ormancılık ve balıkçılığın payı yüzde 3,2 olurken, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,8’de kaldı. İthalatta ise ara malları yüzde 71,1 ile en büyük payı aldı. Sermaye mallarının payı yüzde 13,8, tüketim mallarının payı ise yüzde 14,7 olarak gerçekleşti. EN FAZLA İHRACAT ALMANYA’YA Nisan ayında Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülke Almanya oldu. Almanya’ya yapılan ihracat 2 milyar 113 milyon dolar olarak gerçekleşti. Almanya’yı ABD, Birleşik Krallık, İtalya ve İspanya takip etti. İthalatta ise ilk sırada Çin yer aldı. Çin’den yapılan ithalat 4 milyar 476 milyon dolar olurken, Rusya Federasyonu ikinci sırada yer aldı. TÜİK verilerine göre yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içindeki payı nisan ayında yüzde 3,6 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde yüksek teknolojili ürünlerin ithalattaki payı ise yüzde 11,7 oldu. MEVSİM ETKİSİNDEN ARINDIRILMIŞ İHRACATTA YÜKSELİŞ Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre ihracat nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 11,6 arttı. Aynı dönemde ithalat yüzde 3,5 azaldı. Özel ticaret sistemine göre ise nisan ayında ihracat yüzde 23,5 artarak 23,3 milyar dolara yükselirken, dış ticaret açığı yüzde 22,9 geriledi.

Dış ticaret açığı yıllık yüzde 56 arttı! Haber

Dış ticaret açığı yıllık yüzde 56 arttı!

TÜİK ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle açıklanan geçici dış ticaret verilerine göre, 2026 yılı mart ayında ihracat geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 6,4 azalarak 21 milyar 899 milyon dolara geriledi. Aynı dönemde ithalat ise yüzde 8,2 artışla 33 milyar 120 milyon dolara yükseldi. Mart ayında dış ticaret açığı yüzde 56 artarak 7 milyar 195 milyon dolardan 11 milyar 221 milyon dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 76,5’ten yüzde 66,1’e geriledi. Yılın ilk çeyreğinde de tablo değişmedi. Ocak-Mart döneminde ihracat yüzde 3,2 azalışla 63,2 milyar dolar olurken, ithalat yüzde 4,7 artarak 91,9 milyar dolara ulaştı. Bu dönemde dış ticaret açığı yüzde 27,5 artışla 28,7 milyar dolara yükselirken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 68,8’e düştü. Enerji ve altın hariç tutulduğunda da dış dengedeki bozulma dikkat çekti. Martta bu kalemler dışındaki ihracat yüzde 5,5 azalırken ithalat yüzde 11,2 arttı. Aynı kapsamda dış ticaret açığı 5,4 milyar dolar olarak hesaplandı. İhracatın sektörel dağılımında imalat sanayi yüzde 93,7 ile başı çekerken, tarımın payı yüzde 3,7, madenciliğin payı yüzde 1,9 oldu. İthalatta ise ara malları yüzde 70 ile en büyük kalemi oluşturdu. Ülke bazında bakıldığında, mart ayında en fazla ihracat yapılan ülke 1,82 milyar dolarla Almanya oldu. Bu ülkeyi Birleşik Krallık, ABD, İtalya ve Fransa izledi. İthalatta ise ilk sırayı 4,76 milyar dolarla Çin aldı. Rusya, Almanya, İsviçre ve ABD diğer önde gelen ülkeler oldu. Öte yandan mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre martta ihracat aylık bazda yüzde 2 azalırken ithalat yüzde 2,3 arttı. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ihracatı içindeki payı ise yüzde 3,5 seviyesinde kaldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.