Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Ihbar Tazminatı

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Ihbar Tazminatı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ihbar Tazminatı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milyonları ilgilendiriyor; İşverene yalan kovulma sebebi Haber

Milyonları ilgilendiriyor; İşverene yalan kovulma sebebi

Yıllardır çalıştığı işyerinden ‘annem hasta’ diyerek izin alan işçi, kız arkadaşıyla buluştu. Kısa sürede yalanı ortaya çıkan işçi, tazminatsız kapı önüne konuldu. Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), işverenin; yalan söyleyen işçiyle çalışmaya zorlanamayacağına dikkat çekerek şirketin yaptığı haklı feshi onayladı. Çalışanların; 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-e maddesi (hırsızlık, güveni kötüye kullanma, meslek sırlarını ifşa gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan haller) uyarınca iş sözleşmesi haklı sebeple feshedilebiliyor. Bu durumda işçiye kıdem ya da ihbar tazminatı ödenmiyor. BAM 8. Hukuk Dairesi, işverenine yalan söyleyen işçiyi de aynı kefeye soktu. Patronuna, ‘Annem hasta’ diyerek izin aldığı gün kız arkadaşının yanına koşan İ.B.’nin yalanı kısa sürede ortaya çıktı. İ.B. İş Kanunu’nun 25/II-d maddesi kapsamında tazminatsız olarak kovuldu. İş Mahkemesi’nin yolunu tutan davacı İ.B., şirket bünyesinde perakende satış elemanı olarak çalıştığını, iş akdinin haksız olarak bir sebep gösterilmeden fesih edildiğini, işine iadesini, feshin kötü niyetle ve sendikal sebeple yapıldığından işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın en az 1 yıl 3 aylık brüt ücret tutarında sendikal tazminatın verilmesini talep etti. Davalı işveren; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etti. Davacının çalışma disiplinine ve iş yeri kurallarına aykırı davranışlarda bulunduğunu dile getirdi. Davalı; fesih bildiriminde; "Davacının 08.11.2023 tarihinde ‘annem hasta’ diyerek izin aldığı, daha sonra tekrar yöneticisini arayarak yalan beyanda bulunduğunu, M.E. isimli sevgilisiyle buluştuğunu beyan etmiştir. Davacının savunmalarında yalan söylediği, işverenin güvenini kötüye kullanması sebebi ile iş akdinin haklı olarak fesih edildiğinin belirtildiği anlaşılmıştır’’ ifadelerine yer verildiğini hatırlattı. İş Mahkemesi; davacının işverene yalan beyanda bulunarak izin aldığını kabul ettiği ve iş yeri dışında kız arkadaşı ile buluştuğunu itiraf ettiğine dikkat çekti. Davacının işverenine yalan beyanda bulunarak izin istemesi eyleminin aralarındaki güven ilişkisini zedelediği, işverenin bu şekilde çalışmaya zorlanamayacağı en azından iş akdinin geçerli sebeple fesih edildiği kabulü ile davanın reddine karar verdi. Taraflar kararı istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, İş Mahkemesi’nin kararına şerh koydu. BAM kararında; ‘Dinlenen tanıklar, feshe konu iddiayı doğrulamış olup davacının istinaf itirazları yerinde değildir. Davalının itirazına gelince; davacının eylemi, 4857 sayılı Yasanın 25/II-a,d,e fıkraları uyarınca bir bütün olarak değerlendirildiğinde haklı nedenle derhal fesih sebebi olmasına rağmen ilk derece mahkemesince bu hususlar tartışılmadan feshin geçerli nedene dayandığının kabulü hatalıdır. Fesih haklı nedene dayandığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı ise de söz konusu yanlışlığın, Dairemizce, yeniden yargılama yapılmadan ve duruşma açılmadan giderilmesi yasa uyarınca düzeltilmesi mümkün olmakla hüküm kurmak gerekmiştir. Davacının iş sözleşmesi haklı sebeple feshedilmiştir’’ denildi.

Göçmen kaçakçılığında tır sürücüsüne emsal ceza Haber

Göçmen kaçakçılığında tır sürücüsüne emsal ceza

Uluslararası taşımacılıkta Türkiye merkezli faaliyet gösteren lojistik şirketine ait tırda 7 kaçak göçmen yakalandı. Şirkete binlerce euro idari para cezası kesildi. Yıllar süren davada son sözü söyleyen Bölge Adliye Mahkemesi, tır şoförünün, ‘dorse delinmiş, kaçaklar delikten içeri girmiş’ ifadesinin hayatın olağan akışına ters olduğuna hükmetti. Uluslararası nakliyat şirketinde şoför olarak çalışan N.G.’nin kullandığı tır, İngiltere’de güvenlik güçlerince durduruldu. Dorsede yapılan aramada 7 kaçak göçmen yakalandı. Sürücü, tırı limana terk ederek kaçtı. Olay İngiliz polis departmanınca tutanak altına alındı, şirkete on binlerce euro ceza kesildi. Şirket göçmen kaçakçılığına karıştığı iddiasıyla N.G.’yi işten çıkardı. İş Mahkemesi’nin kapını çalan tır şoförü, iş sözleşmesinin işveren vekili tarafından sözlü olarak sona erdirildiğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Karşı dava açan şirket avukatı ise davacının sevk ve idaresindeki tır ile 7 kişiyi yasa dışı yollardan İngiltere’ye geçirmeye çalıştığının İngiltere makamları tarafından tespit edilerek tutanak altına alındığını, davacının Şirkete haber dahi vermeden aracı Trieste Limanı’nda terk ederek kaçtığını dile getirdi. N.G. ile gerek yurt dışındayken gerek yurda döndüğünde görüşülmek istendiyse de bu isteği kabul etmediğini ve iletişime geçmediğini, davacının doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarının şirketi zarara uğratması, şirket aracını terk ederek kaçması, sonrasında şirkete açıklama yapmaya dahi gelmeyerek devamsızlık yapması nedeniyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini öne sürdü. İş Mahkemesi; davacıya kaçak göçmenlerle ilgili eğitim verildiğine ilişkin delil sunulmadığı, davacının "Araç Güvenliği ve Kaçak Göçmenlik Tedbirleri ile İlgili Şirket Kuralları" başlıklı belgeyi imzalamasının tek başına kusurlu kabul edilmesi için yeterli olmadığı, dolayısıyla göçmenlerin davacının kullandığı araca binmesinde davacının kusuru bulunduğunun ispatlanamadığı gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne hükmetti. Birleşen davanın ise reddine karar verildi. Asıl davada davalı- karşı ve birleşen davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, dosyayı gündemine aldı. İlk Derece Mahkemesince; göçmenlerin araca ne şekilde girdiğine ve davalının yardımıyla araca bindiklerine dair delil sunulmadığı hatırlatıldı. Davalıya kaçak göçmenlerle ilgili yeterli eğitim verildiğinin ispat edilemediği, "Araç Güvenliği ve Kaçak Göçmenlik Tedbirleri ile İlgili Şirket Kuralları" başlıklı belgenin imzalatılmasının tek başına davalıyı kusurlu kılmaya yetmeyeceği vurgulandı. Kararda, ‘’Dosyaya sunulan gazete haberlerinin de şoförlerin haberi olmaksızın yaşanan benzer olayları yansıttığı gerekçesiyle davalının kusurlu olduğu ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki bu sonuç dosya kapsamı ve hayatın olağan akışı ile bağdaşmamaktadır. Öncelikle, dorse kapısının kırıldığına ya da dorsenin herhangi bir yerinden delindiğine ilişkin dosyada bir tespit bulunmamaktadır. Bu durumda 7 adet kaçak göçmenin kapalı bir dorsede kendiliğinden saklamamasının güçlüğü ve aracın bütünlüğüne ilişkin teknik gerçekler bir arada değerlendirildiğinde, göçmenlerin dorseye davalı işçinin bilgisi ve rızası dâhilinde alındığının kabulü hayatın olağan akışına uygun olan sonuçtur. Bu itibarla; gerek göçmenlerin dorseye girişine ilişkin hayatın olağan akışından çıkan sonuç, gerekse davalının kontrol yükümlülüğünü yerine getirmemesi birlikte değerlendirildiğinde; davalının tazminat sorumluluğunu doğuran kusurunun sabit olduğu anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir’’ denildi.

Mesai arkadaşına kondurduğu öpücük pahalıya mal oldu Haber

Mesai arkadaşına kondurduğu öpücük pahalıya mal oldu

Çalıştığı hastanede mesai arkadaşıyla sarmaş dolaş gezip, bir odada öpüşen işçi, tazminatsız kovuldu. İş Mahkemesi’nin ‘mağdur’ dediği kadın işçiye kötü haber Yargıtay’dan geldi. Yüksek Mahkeme, ‘ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller‘ kapsamında temizlik şirketi tarafından tazminatsız ve bildirimsiz yapılan feshin haklı olduğuna hükmetti. İzmir'de bir hastanede özel şirket elemanı olarak çalışan temizlik görevlisi genç kadın, mesai arkadaşıyla sarmaş dolaş gezip öpüştüğü iddiasıyla tazminatsız kovuldu. 4857 sayılı Kanun’un 25/II maddesinde düzenlenen ‘ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller‘ kapsamında işten çıkarılan kadın işçi, İş Mahkemesi’nin yolunu tuttu. İş sözleşmesinin haksız ve gerçeğe aykırı olarak feshedildiğini, iddia edilen olayların gerçek dışı, kurmaca ve iftira niteliği taşıdığını, hakkı olan ihbar tazminatını alamadığını belirterek iş sözleşmesinin fesih kodunun düzeltilmesine ve ihbar tazminatı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Davalı şirket avukatı, davacının mesai saatleri içerisinde dava dışı Ü.G. ile birlikte uygunsuz davranışlar sergilediğini ve bu olayın kamera kayıtlarından tespit edildiğini, kamera kayıtları ile tespit edilen husus üzerine davacı ve diğer dava dışı personeller hakkında müvekkili şirket tarafından disiplin soruşturması başlatıldığını hatırlattı. Davacının yazılı savunma vermekten imtina ettiğini, şirket tarafından davacının ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hâllerinden dolayı iş sözleşmesinin haklı nedenle, derhal tazminatsız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini öne sürdü. Davacının feshe konu olan bu davranışlarının şirketin hizmet verdiği projedeki müşterisine karşı olan imajını ve ticari itibarını zedelediğini savunarak davanın reddini istedi. İş Mahkemesi, davanın kabulüne hükmetti. Davalı şirket kararı istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, mesai arkadaşlarının öpüşmek için değil konuşmak amacıyla odaya girdikleri gerekçesiyle itirazı geri çevirdi. Yıllar süren davada son sözü Yargıtay 9. Hukuk Dairesi söyledi. İş Mahkemesi’nce hazırlatılan bilirkişi raporunda; davacı ile birlikte üç kişinin bayram arifesinde mesaiye kaldığı, davacı ve üç çalışan işçinin desk alanında bir arada bulundukları sırada davacının Ü.G. isimli çalışana sarıldığı, öptüğü, birbirlerine sarılmış bir şekilde koridorda ilerlerken odaların kapılarını yokladıklarının görüldüğü hatırlatıldı. Davacının ve Ü.G.’nin desk alanının yanında bulunan bir odaya 15.45 saatinde girdiği, 16.01 saatinde odadan birlikte çıkarak H.M. ve N.G. isimli işçilerin bulunduğu alana gittiklerinin tespit edildiği vurgulandı. Davacının mesai saati içinde bu şekildeki eylemlerinin, çalıştığı yerin hastane olması da göz önüne alındığında; 4857 sayılı Kanun’un 25/II-(e) hükmüne göre doğruluk ve bağlılığa uymayan davranış kapsamında kaldığı dile getirildi. Bu hâliyle çıkış kodunun, 4857 sayılı Kanun’un 25/II-(e) hükmüne uygun olduğu ve davalı işverenin, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği anlaşıldığı, davacının çıkış kodunun düzeltilmesi talebinin ve ihbar tazminatı alacağının reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin yasaya aykırı olduğuna dikkat çekildi. Daire, oy birliği ile mahkeme kararını bozdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.