Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Ifade

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Ifade haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ifade haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Emir Sarıgül ek ifadesinde, babası Mustafa Sarıgül'ün Özgür Özel'e para verdiğini anlattı Haber

Emir Sarıgül ek ifadesinde, babası Mustafa Sarıgül'ün Özgür Özel'e para verdiğini anlattı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında ifade veren Emir Sarıgül, ilk ifadesinde anlatmadığı bazı hususları paylaşmak istediğini belirtti. Mustafa Sarıgül'ün kendisine devretmeyi taahhüt ettiği taşınmazlar ile Yeni Parti'ye verildiğini öne sürdüğü paralar hakkında beyanda bulunan Sarıgül, suçlamalarla ilgisinin olmadığını savunarak tahliyesini talep etti. "Özgür Özel'e 250 bin dolar bıraktığını biliyorum" Yeni Parti'nin kuruluş aşamasında parti genel merkez binasının eşyaları için para verildiğini iddia eden Emir Sarıgül, "Yeni Parti'nin kuruluş aşamasında partinin genel merkez binasının iç tefrişatının yapılması için 250 bin dolar parayı Ankara'da Ümitköy'de bulunan bir restoranın çıkışında Özgür Özel'e ait aracın içerisine bıraktığını biliyorum. O gün babam Mustafa Sarıgül ve Özgür Özel 6-7 kişilik bir milletvekili grubuyla yemek yemişlerdi. Restoranın çıkışında bizzat babamın kendisi 250 bin dolar parayı Özgür Özel'e ait aracın arka kısmına bıraktı. Bunu bana doğrudan kendisi anlattı" dedi. "Otobüsün ses sistemi için de 250 bin dolar ya da euro verdiğini söyledi" Partiye ait otobüsün ses sistemi ve iç tasarımı için de babasının para verdiğini öne süren Sarıgül, "Yine partiye ait bir otobüsün ses sisteminin yapımı ve otobüsün içinin özel olarak tasarlanması amacıyla 250 bin dolar ya da euro cinsinden parayı Özgür Özel'e elden verdiğini bana söyledi. Bu paranın Silivri'de katıldıkları bir duruşmadan sonra gittikleri bir balıkçı restoranının çıkışında verildiğini bana söyledi. Bu olay son 2 ay içerisinde Büyükçekmece'de bir balıkçı çıkışında gerçekleşti" ifadelerini kullandı. "100 bin doları atkı paketinin içine koydu" Emir Sarıgül, son olarak yaklaşık bir ay önce Mustafa Sarıgül'ün Özgür Özel'e 100 bin dolar verdiğini iddia ederek, "Geçtiğimiz 1 ay içerisinde Özgür Özel'e yine elden 100 bin dolar verildiğini bana Mustafa Sarıgül söyledi. O tarihte babam Özgür Özel'in Ankara'daki eve yemeğe geleceğini bana söylemişti. Bunun üzerine babam bana Vakko'dan 2 adet atkı almamı söyledi. Ben de İstinye Park'taki Vakko'dan 2 adet atkı aldırdım. Sonrasında babam İstanbul'daki Ulus Platin Konutları'nda bulunan evde bu atkı paketinin içine 100 bin dolar para koydu. Paraların yanında atkılar da duruyordu. Sonrasında bunu bir hediye paketi şekline getirdik. Babam da bu paketi alarak kendi aracıyla İstanbul Havalimanı'na gitti. Uçakla Ankara'ya gidip önce meclise uğradı, ardından Ümitköy Angora Evleri'ndeki eve geçti. Akşamına da Özgür bey yemeğe gelmiş, burada da bu para kendisine elden verilmiş. Paranın elden kendisine verildiğini de babam bana hemen ertesi gün söyledi" diye konuştu. "Bana 5 taşınmazı devretmeyi taahhüt etti" İfadesinde annesinden kalan mirasa ilişkin süreci de anlatan Emir Sarıgül, dedesi Abdurrahman Köksaloğlu'nun 1980 yılında öldürülmesinin ardından annesine büyük bir mal varlığı kaldığını, annesinin 1984 yılında vefat etmesi üzerine bu mal varlığının bir bölümünün kendisine bırakıldığını söyledi. Sarıgül, 18 yaşına geldiğinde annesinden kalan mal varlığının kendi üzerine geçirilmesini istediğini ancak babasının bunu kabul etmediğini belirterek, "Kendimi güvence altına almak için annemden kalan mal varlığımı kendi üzerime yapmasını istedim. Ancak babam kabul etmedi ve beni sürekli geçiştirdi. Bundan yaklaşık 2 sene öncesine kadar bu süreç hiçbir aşama katedemeden böyle devam etti" dedi. Son yıllarda maddi zorluk yaşadığını ve çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çektiğini belirten Sarıgül, "Bu neticede bana 5 adet taşınmazı devretmeyi taahhüt etti. Bu 5 taşınmazdan bir tanesinin yarısı zaten benimdi" ifadelerini kullandı. "Taşınmazlar devredilmezse 50 milyon dolar verilecekti" Sözleşmede yer alan taşınmazların Nişantaşı, Marmaris, Mecidiyeköy ve Ankara'da bulunduğunu belirten Sarıgül, taşınmazların kendisine devredilmemesi ihtimaline karşı ayrıca bir senet imzalandığını söyledi. Sarıgül, "Bu sözleşmenin yanında taşınmazların tarafıma devredilmemesi halinde yine avukat huzurunda 50 milyon dolar paranın bana verileceğine dair bir senet daha imzaladık. Bu senedi teminat olarak imzaladık. Bu sözleşme ve senedin aslı şu anda avukatım Emrah Cengiz'in kasasında bulunmaktadır" dedi. Tahliyesini talep etti İfadesinin sonunda iki kızının bakımından sorumlu olduğunu belirten Emir Sarıgül, "Benim 2 kızım vardır. Başlarında bulunmam gerekiyor çünkü anneleri de şu anda yurt dışındadır. Uzun bir süre de gelmeyecektir. Kızlarım şu an bakıma muhtaç haldeki anneannelerinin yanındadır. Ben tahliyemi talep ediyorum. Ev hapsi seçeneği de dahil değerlendirilmesini talep ediyorum. Böyle bir takdirde bulunulursa başıma bir şey gelme ihtimaline binaen devletimizden koruma talep ediyorum. Benim yaşanan olaylarla bir ilgim yoktur. Suçsuzum" ifadelerini kullandı.

Eskişehir’de 80 milyon TL’lik dolandırıcılık iddiası Haber

Eskişehir’de 80 milyon TL’lik dolandırıcılık iddiası

Olay, Eskişehir'in Odunpazarı ilçesinde meydana geldi. İddiaya göre bir müteahhit, farklı tarihlerde çok sayıda kişiye daire sattı. Ancak bazı dairelerin birden fazla kişiye satıldığı, bazı dairelerin ise inşaat aşamasında yarım bırakıldığı öne sürüldü. Yaklaşık olarak 80 milyon TL zararlarının olduğunu dile getiren mağdurlar, yurt dışına kaçtığını iddia ettikleri müteahhittin Emek Mahallesi Yanartaş Sokak'taki bürosunun önünde bir araya geldi. Devam eden adli süreci değerlendiren mağdurlar, konuyla ilgili açıklamada yaparak yetkililere yardım çağrısında bulundu. "Bu adam bizi çarptı, paramızı aldı, yurt dışına kaçtı" 55 yaşındaki Ali Narinç, "Müteahhitten ev aldım, parasını peşin verdim. Bir daireyi 3-5 kişiye satmış, mağdurlar çok. Şu anda çok mağdurum, benim gibi 7 kişinin daha mağdur olduğunu biliyorum. Daha da mağdur olanlar var. Benim toplam zararım 4 milyon TL. Toplamda 80 milyon TL zararımız var. Bu adam bizi çarptı, paramızı aldı, yurt dışına kaçtı. Beş kardeşler, hepsi de müteahhit. Birisi ifşa olunca diğer kardeşler devreye giriyor. Bunlar milleti dolandırıyorlar. Ortada kaldık. Gelinlerimin altınlarını bozdurdum, bu şekilde daire sahibi olacaktım fakat olmadı. Her gün buraya geliyoruz ama buralar kapalı. Ev hayallerim yarım kaldı. Gelinimle bu esnada küsüştük, konuşmuyoruz. Devletten yardım istiyorum. Bu şahıs, oğlu Ömer'in üstüne paraları aktarıyor. Bunu ben tespit ettim, diğer vatandaşlardan da öğrendim. Şu an bütün paralar onun üstünde" dedi. "Ona yaklaşık 7 milyona TL'lik iş yaptım, bana 2 daire verdi" Yaşadığı mağduriyeti anlatan 52 yaşındaki Ercan Kaya da birçok mağdurun şahsın ofisine gelip tanıştığını ve bu şekilde birbirlerinden haber olduklarını söyledi. Kaya, "1,5 seneden beri bu adamın sıva işlerini yapıyorum. Ona yaklaşık 7 milyona TL'lik iş yaptım, bana 2 daire verdi. Dairenin birinin tapusunu aldım, diğeri daha ortada yok. Benim 7 milyon TL'ye yakın zararım var, mağdurum. Ben çevremdeki insanların parasını da borç alarak ödedim, adam bu şekilde bizi ortada bıraktı. Şahsın 3 inşaatı yarım kalmış durumda. Bana daire verdiği inşaatlar da şu an kalıp şeklinde yarım kalmış, biri de zaten toprakta proje aşamasında, hiç ortada yok. Gittik, şikayette bulunduk, adli süreç devam ediyor. Bunlar 5 kardeş, 2 de oğlu var. Üstelik bir de onları aradığım için benden şikayetçi oldular. İki gündür ben emniyet müdürlüğündeyim, geçtiğimiz gün karakola gittim, akşam saat 11.00'e kadar orada kaldım, ifade verdim" ifadelerini kullandı. "Mağduruz, hakkımızı arıyoruz" Mustafa Narinç ise, şunları söyledi: "Kendisi mahallede bilinen bir esnaf, herkesi dolandırdı. Mağduruz, hakkımızı arıyoruz. Bunlar aile şirketi gibiler. Devletimizden yardım istiyoruz."

MHK soruşturmasında Eren Acar’ın ifadesi ortaya çıktı: "İstedikleri hakemi, istedikleri notu verip klasmanlarını belirlemektedirler" Haber

MHK soruşturmasında Eren Acar’ın ifadesi ortaya çıktı: "İstedikleri hakemi, istedikleri notu verip klasmanlarını belirlemektedirler"

MHK soruşturması kapsamında TFF Merkez Hakem Kurulunda 2018-2025 yılları arasında görev yapan Eren Acar’ın ifadesi ortaya çıktı. Acar, görev yaptığı dönemde hakem atamaları, hakem ve gözlemci sınavları ile klasman belirleme süreçlerinde yaşandığını öne sürdüğü usulsüzlükler hakkında bilgi verdi. Eren Acar, ifadesinde 2018 yılından itibaren TFF Merkez Hakem Kurulunda çalıştığını, 31 Temmuz 2025 tarihinde TFF tarafından görevine son verildiğini belirterek, "Tüm hakem organizasyon eğitimleri, hakem sınav organizasyonları, hakemlerin terfi ve tenzil işlemleri, aday hakem kursları, VAR hakem atama süreçleri, birebir ve toplu olarak online eğitimler gibi tüm süreçlerde görev aldım. Ben hakem işleri uzmanı olarak yukarıda belirttiğim hakem atamalarının tüm aşamalarında yer aldım" dedi. "Sınav kağıtları ve sınav notlarıyla istedikleri hakemleri bir üst klasmana çıkarmak için oynandığını biliyorum" Acar, Ali Tuna ile yaptığı görüşmeye ilişkin, "Ali Tuna bana başından geçen süreci anlattı. Anlaşmış olduğu süreçte de kendisinin saklandığını, belli bir süre sahalardan uzak kaldığını, uzun süreli mazeret dönüş sınavına girdiğini, ancak bu sınavdan başarısız olduğunu, kendisinin sınav kağıdını istediğini, kendisine gönderilen sınav kağıdının kendisine üzerindeki yazı karakterlerinden dolayı ait olmadığını, sınav kağıdını imzalatmadıklarını, yapılan bu haksızlıklardan ve baskılardan dolayı istemeyerek de olsa istifa ettiğini söyledi" ifadelerini kullandı. Acar, kendi görev yaptığı dönemde sınav uygulamalarına ilişkin ise, "Çalıştığım dönemde yapılan sınavlarda sınava girecek hakemin, yapılan sınav sonrası kağıdını imzalattığımızı; bunun dışında 2025 Haziran ayında yapılan hakem ve gözlemci terfi sınavlarında sınav kağıtları ve sınav notlarıyla istedikleri hakemleri bir üst klasmana çıkarmak için oynandığını biliyorum. Ancak şu an kimin sınav kağıtlarına müdahale edildiğini tam olarak bilmiyorum. Bunun tespiti de sınav kağıtlarının tekrar okunması ve sisteme girilen notların karşılaştırılması sonucunda ortaya çıkacaktır" ifadelerini kullandı. "İstedikleri hakemi, istedikleri notu verip klasmanlarını belirlemektedirler" MHK’deki usulsüzlüklerin ortaya çıkması amacıyla ifade verdiğini belirten Acar, "Yukarıda da belirttiğim gibi istedikleri hakemi, istedikleri notu verip klasmanlarını belirlemektedirler. İstemedikleri hakemi de çeşitli nedenler sunarak, sınavda düşük not verme, hakemin almış olduğu not ile sisteme girilen notun farklı olması gibi, klasman düşürme veya görev vermeme yoluna gidilmektedir" dedi. Acar, Ali Tuna’nın kendisine anlattığı hususlara ilişkin, "Kendisine yapılan uygulamanın olabileceğini, çalıştığım dönemden de bazı olaylara şahit olduğumu da kendisine söyledim" ifadelerini kullandı. "Maçlara az bir süre kala kendi belirlediği hakem atamalarını değiştirirdi" Hakem atamalarına ilişkin de beyanda bulunan Acar, "Haftalık hakemler MHK tarafından belirlenirdi. Belirlenen isimleri MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu belirlerdi. Ancak maçlara az bir süre kala kendi belirlediği hakem atamalarını değiştirirdi. Normal şartlarda kendi atadığı bir hakemi maçlara az bir süre kala değiştirmesi hayatın olağan akışına uygun değildir, muhtemelen tam olarak bilmiyorum, şahit olmadım ancak hakem atamalarını müdahale edildikten sonra görevlendirmeleri değiştirmektedir" ifadelerini kullandı. Söz konusu iddiaların HTS kayıtlarının incelenmesiyle ortaya çıkabileceğini belirten Acar, "Bununla ilgili HTS kayıtları incelendiğinde belirttiğim hususların doğruluğunun anlaşılacağını düşünüyorum" dedi. "Hakemlere HTS kayıtlarının elinde olduğunu belirterek baskı uygulamaktadır" Acar, Ferhat Gündoğdu’nun iletişim yöntemine ilişkin, "Ferhat Gündoğdu genelde FaceTime üzerinden görüşmelerini gerçekleştirmektedir" dedi. Acar ayrıca, "Hakemlere de HTS kayıtlarının elinde olduğunu, kimlerle görüştüklerini bildiğini belirterek aktif hakemlere baskı uygulamaktadır. Bununla ilgili aktif hakemlerin ifadeleri alınması halinde benim dediklerimi destekleyecektir" ifadelerini kullandı. Acar, Ferhat Gündoğdu’nun geçmişine ilişkin bazı bilgileri sosyal medyadan gördüğünü belirterek, "Ferhat Gündoğdu’nun daha önceleri FETÖ’den işlem gören Metin İyidil'in emir subayı olduğunu da sosyal medyadan gördüğümden dolayı biliyorum. Ayrıca Ferhat Gündoğdu’nun 15 Temmuz darbe girişiminden bir yıl öncesine kadar emekli olduğu bilgisini sosyal medyadan öğrendim" dedi. "Beni TFF’den bilgi sızdırmak gibi uydurma bir suçtan çıkarttıkları için mahkemeye başvurdum" Acar, TFF’deki görevinden ayrılmasına ilişkin ise, "Ben 2018 yılından 2025 yılına kadar TFF’nin hakem kurulunda güvenilir bir şekilde çalıştım. Birçok MHK başkanıyla da çalıştım. Çalıştığım dönemde de hiçbir sıkıntı yaşamadım. Beni TFF’den bilgi sızdırmak gibi uydurma bir suçtan çıkarttıkları için de mahkemeye başvurdum. Mahkemem halen devam etmektedir" ifadelerini kullandı. Acar, ifadesinin sonunda MHK soruşturması kapsamında bildiklerinin bunlardan ibaret olduğunu belirterek, "Bununla ilgili aktif hakemlerin ifadeleri alınması halinde benim dediklerimi destekleyecektir" ifadelerini kullandı.

İsmail Kartal’a su şişesi atan taraftarın ifadesi ortaya çıktı Haber

İsmail Kartal’a su şişesi atan taraftarın ifadesi ortaya çıktı

Kadıköy’de oynanan Fenerbahçe-Roma futbol müsabakasında Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal’ın kafasına su şişesi attığı gerekçesiyle gözaltına alınan ve hakkında seyirden men tedbiri uygulanan Kaan A., ifadesinde olaydan dolayı pişman olduğunu belirterek İsmail Kartal’dan özür diledi. Kaan A., su şişesini İsmail Kartal’ı hedef gözeterek atmadığını savundu. Fenerbahçe-Roma futbol müsabakasında Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal’ın kafasına su şişesi attığı gerekçesiyle gözaltına alınan Kaan A.’nın emniyette verdiği ifadesi ortaya çıktı. Şüpheli hakkında 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında işlem yapılmış, seyirden men tedbiri ile 1 yıl imza atma yükümlülüğü uygulanmıştı. "Anın heyecanıyla elimde bulunan pet su şişesini sahaya doğru fırlattım" Fenerbahçe taraftarı olduğunu ve uzun yıllardır kombine sahibi olarak maçlara gittiğini belirten Kaan A., 5 yaşındaki oğlunu da karşılaşmalara götürdüğünü ifade etti. Bugüne kadar herhangi bir taşkınlık yapmadığını savunan Kaan A., olay anını, "Dün maç esnasında önce penaltı olduğunu düşündüğümüz bir pozisyonda anın heyecanıyla elimde bulunan pet su şişesini hedef gözetmeksizin sahaya doğru fırlattım" sözleriyle anlattı. Kaan A., şişeyi İsmail Kartal’a yönelik attığı yönündeki iddiaları kabul etmeyerek, "Her ne kadar emniyet evrakında ve kamuoyunda Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal’a yönelik olarak fırlattığım söylenmiş ise de böyle bir şey kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır" ifadelerini kullandı. "İsmail Kartal’dan özür diliyorum" Oğluyla birlikte gittiği maçlarda iyi örnek olmaya çalıştığını belirten Kaan A., yaptığı hareketten pişman olduğunu ifade ederek, "Ne olursa olsun bu yaptığım hareket yanlıştır. Meydana gelen olay nedeniyle pişmanım. Öncelikle İsmail Kartal’dan ve kamuoyunu meşgul ettiğim için sizlerden özür diliyorum. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum" dedi.

Sanık Ruşen Çakır: "Benim operasyon öncesi Ekrem İmamoğlu ile ilgili yaptığım yayınların büyük kısmı eleştireldi" Haber

Sanık Ruşen Çakır: "Benim operasyon öncesi Ekrem İmamoğlu ile ilgili yaptığım yayınların büyük kısmı eleştireldi"

"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında savunma yapan tutuklu sanık Ruşen Çakır, "Bana emniyette, İlke adlı gizli tanığın benim için söyledikleri anlatıldı. Ben orada, ‘bizim gibi ağaç isimli gizli tanık birden İlke oldu’ dedim. Ekrem İmamoğlu ve Murat Ongun'un polis ifadelerinde benim adımın geçtiği bölümde gizli tanık Meşe var ama aynı cümleler, benim karşıma daha sonra İlke olarak çıktı. Ben, bu yayınlarla aldığım paranın karşılığını veriyormuşum. Benim operasyon öncesi Ekrem İmamoğlu ile ilgili yaptığım yayınların, yazılarımın büyük bir kısmı eleştireldi" dedi. "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ikinci duruşmasına 4’üncü gününde devam ediliyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde görülen duruşmada, ‘yolsuzluk’ ve ‘casusluk’ suçlarından tutuklanan gazeteci Ruşen Çakır savunma yaptı. Sanık savunmasında, üzerine atılı suçlamaları reddetti. Çakır, bu davaya dahil edildiğine vurgu yaparak, "Yıllarca zor konularda çalıştım ve bir kere bile yargılanmadım. Geçen ay Kandil'de Duran Kalkan'la röportaj yaptım, ifadem bile alınmadı. Ama burada, bir suç örgütüne üye olmamakla beraber bilerek ve isteyerek yardım etmek gibi abes bir suçlamayla yargılanıyorum. Bu benim çok ağrıma gidiyor. Mesleğimin 40'ıncı yılında bana bunu yapmak çok büyük bir adaletsizlik" ifadelerini kullandı. "Yazılarımın büyük bir kısmı eleştireldi" Sanık Çakır, 19 Mart 2025 tarihinde gözaltılar olduğunu ve bu süreci takip ettiklerine vurgu yaparak, "Ekrem İmamoğlu ile Murat Ongun'un polis ifadeleri bir süre sonra medyaya yansıdı ve o ifadelerde ‘Meşe’ isimli gizli tanığın, benim de içinde olduğum yaklaşık 12 gazeteci hakkında ifade verdiği ortaya çıktı. Bu haber çıkınca gözaltına alınmayı ve hatta tutuklanmayı bekliyordum. Hatta bir video yaptım. Videoda, ‘eğer bu videoyu izliyorsanız, ben tutukluyum demektir’ diye başlıyordu. Çok şükür yayınlama ihtiyacı doğmadı. Murat Ongun'la 18 kez ve aylık düzenli görünümü veren buluşma yaptığım, Emrah Bahdatlı ile 11 kez de akşam saatlerinde buluştuğum şeklinde haberler yapıldı. Murat'ı yıllardır tanırım, sevdiğim bir meslektaşımdır. 2019'da kendisi Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı olarak karşıma çıktı. İstanbul Kurtuluş'taki mitingde ilk kez Ekrem İmamoğlu ile orada tanıştım. Ekrem İmamoğlu ile hatta kayınpederinin Trabzonlu olması hasebiyle kısa bir özel sohbetimiz de olmuştur. Tanışmak demeyeyim bile, tanışmak zorundaydım. Çünkü gazeteciyim. Murat da beni tanıyordu. Bu süreçlerde adaylığı, başkanlığı ve sonraki süreçlerde Ekrem Bey'in Medyascope'la ilişkisi çok sınırlı olmuştur. İki üç kere yayın yaptık" diye konuştu. Sanık Çakır, "İlke, Meşe, her kimse yalan söylüyor. Onların yalanlarıyla 40 yıllık gazeteci, şerefli gazetecilik yapan birisini Türkiye Cumhuriyeti Devleti yargılıyorsa, bu ayıp benim ayıbım değil. 2023'te Kemal Kılıçdaroğlu'nun Trabzon mitingine gittim. İstanbul mitingine gittim, İzmir mitingine gittim. Bunlar da gitmişler, HTS kaydı var. Kılıçdaroğlu'nun başka mitinglerine gittim. Oraya gitmemişler. Ankara CHP Kurultayı'na gitmişim. Bana emniyette, İlke adlı gizli tanığın benim için söyledikleri anlatıldı. Ben orada, ‘bizim gibi Ağaç isimli gizli tanık birden İlke oldu’ dedim. Ekrem İmamoğlu ve Murat Ongun'un polis ifadelerinde benim adımın geçtiği bölümde gizli tanık Meşe var ama aynı cümleler, benim karşıma daha sonra İlke olarak çıktı. Ben, bu yayınlarla aldığım paranın karşılığını veriyormuşum. Benim operasyon öncesi Ekrem İmamoğlu ile ilgili yaptığım yayınların, yazılarımın büyük bir kısmı eleştireldi" dedi. Duruşma, sanık savunmaları ile devam ediyor.

İşte Beşikçioğlu'nun İfadesi Haber

İşte Beşikçioğlu'nun İfadesi

Etimesgut Belediyesine yönelik "ihaleye fesat karıştırma", "irtikap" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçlamaları kapsamında düzenlenen operasyonda gözaltına alınan Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu, emniyetteki ifadesinde suçlamaları reddetti. Beşikçioğlu, ihale süreçlerinde görev ve yetkisinin bulunmadığını, soruşturmada adı geçen şirketlerle iletişimi ve para transferinin olmadığını savundu. CHP’li Etimesgut Belediyesine "ihaleye fesat karıştırma", "irtikap" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçlamalarıyla operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında 55 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilirken Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu da gözaltına alındı. Beşikçioğlu’nun Ankara Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde yaklaşık 4 saat süren ifade verme işlemi avukatları eşliğinde gerçekleşti. Emniyette ifade verme işleminin ardından Beşikçioğlu, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’na sevk edildi. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında Beşikçioğlu’na "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "irtikap" ve "edimin ifasına fesat karıştırma" suçlamaları yöneltildi. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmayı kabul etmedi Beşikçioğlu’na Türk Ceza Kanunu’nun 221’inci maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri hatırlatıldı. Beşikçioğlu, "Etkin Pişmanlık Hükümlerinden faydalanmak istemiyorum. Bana isnat edilen suç ve haklarım müdafim huzurunda anlatıldı. Konu hakkında bilgi sahibi oldum, hiçbir baskı altında kalmadan kendi hür iradem ile ifademi vermek istiyorum" dedi. "İhaleye giren şirketleri tanımam" Soruşturma kapsamında ele geçirilen dijital materyallerde ihale ve alımlara ilişkin tespitler sorulan Beşikçioğlu, belediyenin ihalelerine katılan şirketlerle herhangi bir bağlantısının bulunmadığını savundu. Beşikçioğlu, ifadesinde şunları söyledi: "Bahse konu materyallerde benim hakkımda ya da benim adımın olduğu herhangi bir belge yoktur. Yukarıda detaylı açıkladığım üzere ihaleye giren şirketleri tanımam aramda herhangi bir bağda yoktur. Görev ve yetki alımda ihale teknik ve şartname hazırlama yoktur. Bu husus Sayıştay raporlarında anlaşılacağı üzere tarafıma herhangi bir suçlamada bulunulmamıştır. Ayrıca Serkan Kozan isimli şahsın dijitallerinde çıkan görüntülerde ben belediye başkanı olmadan önceki tarihlerde de mutemet, piyasa araştırması işlemleri yaptığı gözükmektedir." Belediye çalışanı hakkında suç duyurusunda bulunduklarını söyledi Beşikçioğlu, soruşturma kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan belediye çalışanı Serkan Kozan’ın daha önce yemekhane ücretlerini zimmetine geçirdiğinin tespit edildiğini öne sürdü. Beşikçioğlu, "Serkan Kozan isimli şahıs Belediye’de benden önce ki dönemde Mutemet olarak görev yapmıştır. Etimkent şirketinde mutemet olarak hiçbir zaman çalıştırılmamıştır. Bahse konu Sayıştay Başkanlığı raporuna konu olan işlemler hakkında avukatım aracılığıyla soruşturma dosyasına eklenmek üzere Ek-1 olarak adlandırılan Etimesgut Belediye Başkanlığı İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğünün Başkanlık Makamına yazdığı 13.08.2025 tarihli yazısından da anlaşılacağı üzere Başkanlık Makamının 01.08.2025 tarih ve görevlendirme emirlerim doğrultusunda Müfettiş tarafından yapılan inceleme neticesinde bilgisayar işletmeni kadrosunda görev yapan Serkan Kozan’ın Belediyemiz Yemekhanesinde memurlardan yemek ücretlerini tahsil ettiğini ve ücretleri zimmetine geçirdiğini tespit edildiği ve Serkan Kozan’ın görev başında kalmasında sakınca olduğu ve açığa alınması gerektiği bildirilmiş olup, bu nedenle Serkan Kozan’ın 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun maddesi gereğince 13.08.2025 tarihinden itibaren görevinden uzaklaştırılmasına olur vermiş bulunmaktayım. Yine Avukatım aracılığı ile soruşturma dosyasına eklenmek üzere Ek-2 olarak adlandırdığım belgeden anlaşılacağı üzere Serkan Kozan hakkında zimmet, güveni kötüye kullanma ve Nitelikli Dolandırıcılık suçlarını işlediği iddiasıyla 11.09.2025 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına Etimkent vekili tarafından suç duyurusunda bulunulmuştur" ifadelerini kullandı. 225 bin liralık para transferini "borç" olarak açıkladı Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Kerimoğlu tarafından hesabına gönderilen 225 bin liraya ilişkin soruya Beşikçioğlu, "Bahse konu para transferi tarihi ben yurt dışında idim. Otele giriş yapmak için kredi kartını ibraz ettiğimde kredi kartında limit sorunu olduğu ve nakit ödemeyi kabul etmedikleri için Mutlu Kerimoğlu’ndan borç olarak para istedim. Göndermiş olduğu tutarı karta yatırdım limit açtırdım. Türkiye’ye dönüşte parayı geri ödedim" karşılığını verdi. "Ses kayıtlarında başkan olarak geçen şahıs ben değilim" Bir konser organizasyonuyla bağlantılı rüşvet ve irtikap iddiaları kapsamında dosyaya giren ses kayıtları da Beşikçioğlu’na soruldu. Beşikçioğlu, bu iş ve işlemlerin kendisine bağlı birim tarafından yürütülmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Şahsın beyanlarına bahsettiği olaylardan sonradan haberdar oldum. Bana sormuş olduğunuz hesap numaraları belediyeye ait hesap numaralarıdır. Konser yapılması nedeniyle bir işgaliye bedeli ödenmesi doğaldır. Bununla birlikte bu iş ve işlemler bana bağlı birim tarafından yürütülmemiştir. Şirketin doğduğu iddia edilen zararının karşılanması için şirkete ya da tanıdıklarına iş verilmesi gibi bir talimatım ya da yönlendirmem olmamıştır. Bu olaydan sonra yaptığım araştırmada şirketin konser bileti satamadığını tespit ettim. Organizasyondan doğan zararının belediyeden tahsil etmek amacıyla bu beyanlarda bulunduğunu düşünüyorum. Bilet rakamlarının tam sayısını bilet satışı yapan firmalardan yapılacak yazışma sonrası öğrenilebilir. Ses kayıtlarında başkan olarak geçen şahıs ben değilim ifademde ve konuşma içeriğinden anlaşılacağı üzere Başkan Yardımcısı Mutlu Kerimoğlu olduğu bellidir." Telefonundaki yazışmaları açıkladı Beşikçioğlu’nun cep telefonunda Belediye Başkan Yardımcısı Kerimoğlu ile yaptığı tespit edilen yazışmalar da ifadesinde soruldu. Beşikçioğlu, "Bana görseli gösterilen şikayet konusu hakkında Mutlu Kerimoğlu isimli şahsa gönderme sebebim Mutlu Kerimoğlu’nun yetki ve görev alanın İmar ile ilgili olmasıdır. Bu konunun araştırılması ve gereğinin yapılması için Mutlu Kerimoğlu’na gönderdim. Keza bana iletilen şikayet ve sorunları ilgili Belediye Başkan yardımcılarının sorumluluk alanlarına göre iletirim ve gereğinin yapılmasını isterim" dedi. "Şirket sahipleriyle HTS iletişimim ve para transferim yoktur" Beşikçioğlu, ifadesinin sonunda suçlamaları reddederek şu savunmayı yaptı: "Yukarıda samimi olarak beyanlarda bulundum. Tarafıma okunan Sayıştay raporlarında suç duyurusu kısmında ve bilirkişi raporlarında tarafıma herhangi bir isnat ya da suç beyan edilmemiştir. Özellikle Serkan Kozan’ın bahsettiği olaylar hakkında Sayıştay görevlileri ve Savcılık makamı incelemeler yapmış, şahsımın cezai ya da hukuki sorumluluğunu doğuracak bir tespitte bulunmadıkları gibi şahsıma bir suçlamada yöneltmemişlerdir. Yine tarafıma okumuş olduğunuz ses kayıtları, içerikleri incelendiğinde şahsıma ait bir konuşma bulunmadığı gibi konuşma içeriklerinde de iddia olunduğu gibi bir suç unsuru bulunmamaktadır. Eğitim ve uzmanlık alanım dışındaki konularda gerekli araştırma ve incelemeleri yapması için belediyenin İç Denetim ve Teftiş Müdürlüklerini harekete geçirerek yapılan işlerin usulüne uygun şekilde yapılıp yapılmadığını denetledim. Bir usulsüzlüğün tespiti halinde gereğini ifası için savcılıklara başvuru yaptım. Şüphelilerden sadece Mutlu Kerimoğlu ile Belediye Görevi dışında geçmişe dönük bir tanışıklığım ve dostluk ilişkim bulunmaktadır. Diğer belediye Görevlisi şüphelileri belediye Başkanı olduktan sonra tanıdım. Belediye görevi kapsamındaki hiyerarşi dışında başkaca bir ilişki bulunmamaktadır. Şüpheli olarak görünen şirket sahipleri ve yetkilileri ile HTS iletişimim ve para transferim yoktur. Üzerime kayıtlı mal varlığının Belediye Başkanı olmadan önceki dönemlerdeki ticari faaliyetlerim ve miras yoluyla edindiğim mal varlığıdır. Suçlamalar soyut, suç atfı mahiyetinde olup maddi delillerle desteklenmemiştir." Beşikçioğlu’nun avukatlarının ise ifadenin alınış şekline itirazlarının bulunmadığını belirterek müvekkillerinin savunmasına katıldıklarını beyan etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.