Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#İttifak

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - İttifak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İttifak haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İsrail'in savaş bağımlısı mevcut hükümeti tüm bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemek için her türlü tahriki deniyor. Siyonist, işgalci, soykırımcı ideoloji sadece komşularının huzuruna kastetmiyor. Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız. Biz güçlü olmak, caydırıcı olmak, hak ve hukukumuzu birlikte savunmak, bölgemizde barışı ve güvenliği birlikte inşa etmek mecburiyetindeyiz. Bunun için ittifakta hayır vardır diyor hem kendi içimizde hem de islam dünyasında ittifakları büyütmeye ihtilafları azaltmaya çalışıyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Mevlid-i Nebi Haftası Programı'na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı açıklamada, "Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle sizlerle bir arada olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Milletimizin ve İslam aleminin Mevlid-i Nebi Haftası'nı can-ı gönülden tebrik ediyorum. Ülkemizde ve dünyanın farklı yerlerinde bizleri takip eden, şu anda aramızda olmasalar da gözü de gönlü de kulağı da burada olan tüm kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Böylesine güzel bir programda bizleri buluşturan, rahmetiyle, lütfuyla, keremiyle kalplerimizi birbirine ısındıran Cenab-ı Allah'a sonsuz şükürler olsun. Alemlere rahmet, insanlığa hidayet, müminlere güzel ahlakın en yüksek timsali olarak gönderilen, ümmeti olmakla şeref duyduğumuz Peygamber Efendimiz'e salat ve selam olsun" dedi. "Fahr-i Kâinat Efendimiz'in izinden giderek asırlardır ümmete hizmet eden, yol gösteren, felaha susayan gönülleri irşat eden âlim ve ariflerimizin, kalp ve ilim ehlinin mübarek ruhları şad olsun. İslam'ın izzetini her şeyin üstünde tutan, ilây-ı kelimetullah davası uğruna canlarını ortaya koyan, vatanı, milleti, ezanı, bayrağı, devleti ve ümmeti için her türlü cefayı, zorluğu göze alan kahraman şehitlerimizin, gazilerimizin, o mücadele ve mücahide erlerinin aziz ruhları şad olsun diyorum" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Müslümanlar olarak hafta başında biliyorsunuz Mevlid-i Nebi'yi bir kez daha idrak ettik. Kurtuluş vesilesi olarak yer yüzüne teşrif eden Resulallah Efendimizin veladetinin bir sene-i devriyesine erişmenin mutluluğunu yaşadık. Gerek dualarımızla gerek ibadetlerimizle o mübarek geceyi anlamına ve mehabetine uygun şekilde hissetmeye ve değerlendirmeye çalıştık. Veladet-i Nebi'nin 1501'inci yıl dönümünün ülkemiz, milletimiz, tüm insanlık için bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Şunu öncelikle özelikle ifade etmek istiyorum. Veladet-i Nebi, Yüce Allah'ın sonuz rahmetinin bu dünyada ki en güzel tecellisidir. Efendimizin bu aleme doğuşu insan oğlunun kainattaki yerini yaradılış gayesini ve istikametini yeniden keşfetmesinin başlangıcı olmuştur. merhum Süleyman Çelebi Mevlid-i Şerif'inde diyor ya, ‘Belirince işaretleri dünyada Mustafa’nın, Tuttu cihanı baştan başa nuru Mustafa’nın.’. İşte beşeriyetin inanç ve ahlak bakımından zifiri karanlığın pençesinde olduğu bir çağda Hatamü'l-Enbiya Efendimiz, insanlığın ufkunu nebevi bir nurla doldurmuştur. Peygamber aşkı, sevgisi, müminlerin gönlünde nesillerden nesillere aktarılan en kıymetli miras olmuştur. Bu sevda, İslam'la müşerref olduğu ilk günden itibaren milletimizin de kalbinde müstesna bir yer tutmuştur. Ecdadımız asırlar boyunca din-i mübin-i İslam'ın sancaktarı olmuş, Efendimiz'e duyduğu aşk ve muhabbeti tertemiz bir imanla korumuştur" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Merhum Nihat Sami Banarlı’nın çok anlamlı bir tespitini sizlerle paylaşmak istiyorum. Gençlerimizin özellikle de yeni yuva kuran çiftlerimizin bu hatırayı çok iyi dinlemesini rica ediyorum. Türk edebiyatının önemli isimlerinden merhum Banarlı, kırdan kente göçün başladığı yıllara ait bir anısını bakınız nasıl anlatıyor: 'Anadolu'nun çeşitli bölgelerinden İstanbul'a, Ankara'ya ve başka büyük şehirlere göç eden halkımız var. Bunlar ailece gelip apartmanlarda kapıcılık, iç hizmetleri ve başka işler yapıyorlar. Bilhassa kadın adları dikkatimi çekiyor: Gül, Yazgülü, Gülşah, Gülşan, Güldalı, Güldane, Gülizar, Kırgülü, Gülbeyaz... Hatta erkek adı olarak da bazen Gülbey... Bu güllü isimlerin Anadolumuzu gül bahçelerine çeviren güzel adların bu derece ısrarla niçin konulduklarını ben biliyorum. Ama yine de bilmezlikten gelerek soruyorum: Sizlerin oralarda gül bahçeleri çok olmalı. Köy evlerinin bahçelerinde çok mu çiçek yetiştirirsiniz? Adı Güldalı olan hanım cevap veriyor: Hayır bey, bizim oralarda çiçek bahçesi ne gezer? Biz toprağı tarla diye kullanırız. Peki, kızlarınıza bu kadar çok ve güzel gül adlarını güle hasret duyduğunuz için mi koyuyorsunuz? Hayır bey, bizim hasret duyduğumuz başkadır. Bizim oralarda inanılır ki gül... Hazret-i Muhammed'in remzidir. Gül, Muhammet teridir diyen Yunus Emre gibi bir büyük şairin bizim milletimizin de bu topraklardan çıkması boşuna değildir. Bizim Resul-i Ekrem'e olan sadakatimiz yalnızca milli seciyemizde değil, dilimizde, edebiyatımızda, kültür ve sanatımızda da tezahür etmiştir. Süleyman Çelebi'nin kalbinden beyitlere dökülen Mevlid-i Şerif, yüzyıllardır Efendimiz'e duyulan hürmetin ortak sesidir. Fuzuli'nin Su Kasidesi, Resul-i Kibriya'nın bastığı toprağa ulaşma arzusuyla yanıp tutuşan bir gayenin, böyle bir gayretin ifadesidir" dedi. "Rabbim bizleri adı güzel kendi güzel Muhammed’in yolundan ayırmasın" "Şairlerimizin, ediplerimizin, hatta padişahlarımızın Efendimiz'e ithafen yazdığı na't-ı şerifler milletimizin hak yolundaki adanmışlığının en veciz nişaneleridir" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, !Gönlü peygamber aşkıyla yanan isimlerden biri de rahmetli Mehmet Akif İnan üstadımızdı. Merhum Akif İnan, Efendimiz'e olan bağlılığını şu muhteşem mısralarla dile getirmiştir: 'Özgürlük, menşurun kanatlarından toprağım, devletim, bayrağım sensin. Maddemsin, manamsın, varım yoğumsun, ufkumsun, yakınım, uzağım, sensin. Annem, babam, atam, kardeşim, yavrum, evim barkım, bahçem ve bağım sensin. Seslerin kalbimin dudaklarında, zamanım, dönemim ve çağım sensin. Ümidim, cihadım, şafağım sende, hicretim, menzilim, durağım sensin. Seninle olmaktır ahdim, yeminim, ordum, emirim ve otağım sensin.' Övüncümüz, şerefimiz, sözümüz ve yegâne önderimiz Resul-i Ekrem Efendimiz'i bugün bir kez daha kemal-i hürmetle yâd ediyorum. Rabbim bizleri adı güzel kendi güzel Muhammed’in yolundan ayırmasın diyorum. Az evvel hocamızın huşu içinde okuduğu bizim de inşirah bularak dinlediğimiz Azhap Suresi'nde Rabbimiz şöyle buyuruyor; içinizden Allah’ın lütfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki Resullahta güzel bir örneklik vardır. Güzel ahlakı tamamlamak için gönderilen Efendimiz bir hadisi şerifinde kendisinin misyonunu şöyle ifade etmişti benim ve benden önceki peygamberlerin durumu bir ev inşa eden kimseye benzer o kimse evi güzelce yapıp mükembell hale getirmiş fakat bir köşede sadece bir tuğla yeri boş kalmıştır. İnsanlar bu evi dolaşırlar ona hayran olurlar ve şöyle derler keşke şu tuğlada yerine konulmuş olsaydı. İşte ben o yeri boş bırakılan tuğlayım. Ben peygamberlerin sonuncusuyum. Hatemul embiya diyor ya o tuğladaki bir toz zerresi olabilmeyi Kur'an ve sünnetin ışığında ahlakı haseneyi kuşana bilmeyi Rabbim hepimize nasip eylesin diyorum." Çocuklara ve gençlere Peygamber Efendimizin hayatını öğretilmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Müslümanlar olarak hem şahsi yaşantımızda hem iş ve aile hayatımızda hem de toplumla ve tabiatla kurduğumuz münasebetlerde işte bu ahlakı kendimize rehber edinmek zorundayız. Kur'an ve Sünnet'in kılavuzluğunda ahlak-ı hamidiyeyi, ahlak-ı haseneyi hayatımızın merkezine koymak durumundayız. Bu inancı ve bu kararlılığı her birimizin kuşanması gereklidir. Fakat bu anlayışı öncelikle kendi hayatımıza hakim kılmamız gerekir. Çocuklarımızı ve gençlerimizi Efendimizin örnek ahlakıyla tanıştırmamız, onları Resul-i Kibriya'nın temsil ettiği değerlerle buluşturmamız hayati bir meseledir. Ancak bu şekilde kalplerimizde filizlenen, ailemizde yeşeren ve milletimizde boy veren kıymet hükümlerini bütün insanlığa ulaştırabiliriz" ifadelerini kullandı. "İnşallah iyilerin galip geleceği tarihi bir dönemi yaşıyoruz" Masumların hedef alındığını belirten Erdoğan, "Aktörler ve senaryolar değişse de iyi ile kötünün mücadele ettiği ve sonunda inşallah iyilerin galip geleceği tarihi bir dönemi yaşıyoruz. Filistin’nden Lübnan’a Sudan’dan Somali’ye kalbimizin attığı coğrafyaların önemli bir kısmı yıllardır krizde. Savaşla istikrarsızlıkla boğuşuyor. Her şeyden habersiz masum yavrular göz göre göre hedef alınıyor. Dünyayı tanımadan daha ne olup bittiğini anlamadan bebekler, çocuklar toprağa düşüyor. Kadınlar, yaşlılar, sağlık çalışanları, yardım görevlileri savaş ve çatışma ortamlarında değil sivil yerleşim yerlerinde bombalarla katlediliyor"şeklinde konuştu. "Gazze'de uçurtmalar bile tehdit olarak görülüp engelleniyor" "Soykırım şebekesinin dünyanın en büyük çocuk mezarlığına çevirdiği Gazze'de uçurtmalar bile tehdit olarak görülüp engelleniyor" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sadece Filistin'de milyonlarca kardeşimiz en temel ihtiyaçlardan yoksun bir şekilde, çok zor şartlar altında hayatta kalmanın mücadelesini veriyor. Lübnan'da aynı şekilde 1,3 milyon kardeşimiz İsrail yönetiminin saldırıları sebebiyle evini barkını terk etmek zorunda kaldı. 4 binden fazla insan öldürüldü, çoğu çocuk ve kadın 12 bini aşkın Lübnanlı yaralandı. İsrail'in savaş bağımlısı mevcut hükümeti tüm bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemek için her türlü tahriki deniyor. Siyonisim denilen radikal, işgalci, soykırımcı ideoloji sadece komşularının huzuruna kastetmiyor. Bölgesel barışı ve insani değerleri savunan herkesi hedef alıyor. Biz de Siyonizm'in yayılmacı emellerine dikkat çekerken bunu kendimiz için değil, hangi inanca mensup olursa olsun bölgedeki tüm halklar adına, insanlık cephesi adına yapıyoruz" şeklinde konuştu. "Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız" Gözü dönmüş zalimlere yönelik sessizliğin bedelini sivillerin ödediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yakın tarihte Hitler'e, Pol Pot'a ve diğer gözü dönmüş zalimlere yönelik sessizliğin bedelini maalesef siviller ödemek zorunda kaldı. Hitler'in toplama kamplarında, Pol Pot'un ölüm tarlalarında farklı kökenden, farklı inançlardan milyonlarca insan soykırıma uğradı. Ne yazık ki o dönemde insanlık olan biteni seyretmekte kaldı. Bugün aynı hata Gazze'de, Batı Şeria'da, Lübnan'da tekrarlanıyor. Soykırım şebekesinin bu kural, hukuk, ilke, değer, sınır tanımaz politikalarına dünyadan gerekli reaksiyon gösterilmiyor. Ne küresel yapılar ne de uluslararası toplum, dün olduğu gibi bugün de katliamların önüne geçecek güçlü bir irade ortaya koyamıyor. Şu gerçeğin artık fark edilmesi gerektiğine inanıyorum. Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız. Biz güçlü olmak, caydırıcı olmak, hak ve hukukumuzu birlikte savunmak, bölgemizde barışı ve güvenliği birlikte inşa etmek mecburiyetindeyiz. Bunun için ittifakta hayır vardır diyor hem kendi içimizde hem de islam dünyasında ittifakları büyütmeye ihtilafları azaltmaya çalışıyoruz" dedi. "Bütün çabamız ittifak ve ittihadın sağlanması içindir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asırlar boyunca tarihe yön vermiş, cihana nizam vermiş Ümmet-i Muhammed’in bir duvarın tuğlaları gibi birbirine yeniden kenetlenmesini arzu ediyoruz. Müslümanlar olarak birbirimize inanarak, birbirimize dayanarak, omuz omuza, yürek yüreğe vererek istikbale hep beraber yürüyelim istiyoruz. Bütün çabamız ittifak ve ittihadın sağlanması içindir. Bütün gayretimiz coğrafyamızda huzur ve güven ikliminin inşası içindir. İnşallah gücümüzün yettiği kadar vahdet için, uhuvvetin tesisi için, İslam aleminin birlik ve bütünlük içinde hareket etmesi için elimizle birlikte tüm gövdemizi taşın altına koymaya devam edeceğiz. Sadece yakın ve uzak coğrafyalarda değil, kendi ülkemizde de esasen bu şuurla siyaset yapıyor, 86 milyonun kardeşliğini ve kaderdaşlığını daha da güçlendirmenin yollarını arıyoruz. Peygamberimiz ve Güzel Ahlak temasıyla idrak ettiğimiz Mevlid-i Nebi Haftası boyunca düzenlenen etkinliklerin, Peygamberimizin örnek şahsiyetiyle birlikte ümmetin vazettiği ittifak ve ittihat siyasetini de anlamamıza vesile olmasını diliyorum" diye konuştu.

Büyükataman'dan Dervişoğlu'na cevap "Kendini nimetten sayan bir kibir" Haber

Büyükataman'dan Dervişoğlu'na cevap "Kendini nimetten sayan bir kibir"

Büyükataman yaptığı açıklamada; İP Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu bugün TBMM kürsüsünde kendini nimetten sayan bir kibir ile çırpındıkça batmıştır. Haddini ve geçmişini unutan İP’in emanetçisinin partimizi ve Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’yi hedef alan ifadeleri hamasetten, kelime oyunu ve çarpıtmadan öteye gidememiştir. Çok bağırdığında haklı olacağını sanan bu şahsın bağırışları uçurumdan yuvarlandığının göstergesi olmuştur. İP’in son tüketim tarihi geçmiş, söylemleri bayatlamış ve aziz milletimizde karşılığı kalmamıştır. Terörsüz Türkiye hedefinin ilk gününden itibaren elde edilen kazanımlar açıkça ortadadır. Terörsüz Türkiye sürecinde bir pazarlık yapılmadığı; milli ve manevi hassasiyetlerden taviz verilmediği açıkça ortadadır. Türkiye’nin düşmanları istedikleri kadar çırpınsınlar, Terörsüz Türkiye’den dönüş olmayacaktır. Terörsüz Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti’nin emperyalizme ve onun aparatı olan terör şebekelerine karşı Türk’ün iradesini çelikleştiren bir hedeftir. Yüzyılın en stratejik hamlesini hamasetle, iftirayla karalamaya çalışan Dervişoğlu ve partisini perde arkasından yöneten zihniyet kaybetmeye mahkûmdur. 2019 ve 2023 seçimlerinde HDP ile ittifak kuran İP’in bugün Terörsüz Türkiye hedefine iftiralarla saldırması düpedüz ikiyüzlülüktür. Siyasi menfaatleri söz konusu olduğunda herkesle ortaklık yapanların, terör belasını bitirmek için mücadele eden Liderimiz Devlet Bahçeli’ye edepsizce saldırması samimiyetsizliğin daniskasıdır. Dervişoğlu öncelikle terörün bitecek olmasından niçin bu kadar rahatsız olduğunu açıklamak zorundadır. Terörü bitirecek olan Terörsüz Türkiye hedefine, hangi terör baronlarının nam ve hesabına karşı çıktığı milletimizce merak konusudur. Dervişoğlu’nu kürsüde kendi söylediği yalanlara inanarak yaşadığı sinir krizlerine, hadsizliklerine mecbur bırakan nedir? Terörsüz Türkiye milli bir stratejidir ve mutlaka başarıya ulaşacaktır.

SP lideri Arıkan Bursa'da iftar programında konuştu: "Laiklik dindarlık kavgası çıkarmaya çalışıyorlar" Haber

SP lideri Arıkan Bursa'da iftar programında konuştu: "Laiklik dindarlık kavgası çıkarmaya çalışıyorlar"

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, hükümetin muhalefete yönelik PKK, Terör Örgütü Liderini çıkartacaklar algısının da çöktüğünü hatırlatarak, “Ellerinde başka argüman kalmadı, laiklik dindarlık kavgası çıkarmaya çalışıyorlar. Muhalefetin tamamı bu konuda dikkatli olmak zorundadır” dedi. 2027 yılı sonbaharına kalacak seçimlerin erken seçim olmayaçcağını bir kez daha yineleyen Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan, 2026 yılı içinde olmayan, ya da en geç 2027 ilkbaharında yapılacak olan erken seçime evet diyeceklerini bildirerek, SP ve Yeni Yol Grubu olarak diğer erken seçim taleplerine kapıyı kapadıklarını söyledi. CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ve Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca’nın da yer aldığı iftar programı yoğun ilgi gördü. Elegans Düğün Salonunda yapılan “Adalet Sofraları” iftar buluşmasında ayrıca CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, DEVA Partisi İl Başkanı Tayfun Öztürk, İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya , Millet Partisi Bursa İl başkanı Hüsamettin Akyıldız, DSP İl Başkanı Mehmet Seskır ve Yeniyol Partisi Genel Başkanı İzzettin Küçük’te yer aldı. Gazi ve Şehit Yakınlarının yanı sıra, Hürriyet Köylüleri Dayanışma Derneği gibi birçok sivil toplum örgütü temsilcisi de Adalet Sofrasının konuğu oldu. Adalet Sofraları İftar Buluşmasının açış konuşmasını yapan Saadet Partisi Bursa İl Başkanı Hamza Gürsel, adil olanı, ahlaklı olanı yeniden hatırlamak amacıyla adalet sofralarında buluştuklarını söyledi. Adalet kavramının mahkemelerin ve hukuk sisteminin konusu olmadığını anlatan Hamza Gürsel, “Adalet doğal hayatın kendisi demektir. Adalet aynı zamanda şehirlerin, ülkelerin değil, dünyanın meselesidir. İnsanlığı ilgilendiren en önemli konudur. Saadet Partisi olarak bizler adaleti hakim kılma mücadelesi veriyoruz. Adalet olmazsa insanlık huzur bulamaz. Bu sofra adalet sofrasıdır” diye konuştu. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’da, Ramazan’ın yalnızca aç kalmaktan ibaret olmadığını vurgulayarak, bu ayın paylaşma ve yardımlaşma bilincini artırdığını belirtti. Arıkan, “Ramazan bizlere sadece aç kalmayı değil, başkalarını aç bırakmamayı da öğreten bir aydır. Bu ayda buluşmayı, dayanışmayı ve empatiyi daha güçlü şekilde konuşmasının devamında dünyadaki gelişmelere de değinen Arıkan, özellikle Orta Doğu’daki çatışmalar üzerinden bazı ülkelerin müdahalelerini eleştirdi. Demokrasi, insan hakları ve özgürlük söylemleriyle yapılan müdahalelerin bölgelerde daha fazla acı ve gözyaşı getirdiğini ifade etti. Arıkan, “Ne zaman bir bombardıman eşliğinde demokrasi ve özgürlük getirileceği söylense geriye kalan sadece kan kokan topraklar, gözyaşı döken anneler ve yetim kalan çocuklar oluyor.” ifadelerini kullandı. İran’a yönelik saldırılar üzerinden değerlendirmelerde bulunan Arıkan, bölgede yaşanan gelişmelerin büyük güçlerin çıkar mücadeleleriyle bağlantılı olduğunu savundu. Arıkan, hiçbir jeopolitik hesap veya enerji mücadelesinin insanların hayatından daha değerli olamayacağını belirterek, “Hiçbir jeopolitik hesap, hiçbir enerji koridoru mücadelesi bir çocuğun yaşama hakkının elinden alınmasını haklı gösteremez.” dedi. Konuşmasının sonunda dünyada barış ve adalet çağrısı yapan Arıkan, Türkiye’nin tarih boyunca emperyalist baskılara karşı direnen bir ülke olduğunu belirtti. Mazlum coğrafyaların yanında durmanın önemine vurgu yapan Arıkan, daha adil bir dünya için dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, konuşmasının devamında Türkiye’nin dış politikada dikkatli olması gerektiğini belirterek bölgedeki gelişmelere ilişkin uyarılarda bulundu. Arıkan, Türkiye’nin emperyalist güçlerin planlarının parçası olmaması gerektiğini vurguladı. Arıkan, “Neticesi ne olursa olsun Türkiye, Amerika ile birlikte hareket etmemelidir. Bölge ülkelerinin toprakları emperyalistlerin kullanımına açılmamalıdır. Türkiye’yi savaşa çekmek isteyen odaklara karşı son derece dikkatli olunmalıdır.” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin ABD ve İsrail ile aynı cephede yer almaması gerektiğini dile getiren Arıkan, dış politikada bağımsız bir duruş sergilenmesi gerektiğini söyledi. Arıkan, “Türkiye asla Amerika ve İsrail ile aynı cephede olmamalıdır. Biz emperyalistlerin taşeronu olamayız, dışarıdan yapılan operasyonlara aparat olamayız.” dedi. Bölge ülkelerinin kendi aralarında dayanışma içinde olması gerektiğini ifade eden Arıkan, barışın ancak adalet temelinde kurulabileceğini belirtti. Arıkan, “Hak ve adalet ekseninde bir bölgeyi birlikte var edebiliriz. Bölgeye savaş getirip petrol götürenlerin yanında olmayız, buna da asla müsaade etmeyiz.” diye konuştu. Konuşmasının sonunda ABD’nin müdahalelerine de değinen Arıkan, geçmişte yapılan müdahalelerin bölgelere huzur getirmediğini savundu. Arıkan, “Amerika’dan hiçbir zaman özgürlük gelmez. Biz Türkiye’de kanlı ve kirli postallarıyla dolaşan ABD askeri istemiyoruz.” ifadelerini kullandı. İftar programı sonrasında gazetecilerle bir araya gelen Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan, burada basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Trafik cezalarına değinen Arıkan, hükümetin adeta savunma sanayisinden sonra Ceza Sanayisi kurduğunu anlattı. Bir yılda cezalardan elde edilmesi hedeflenen tutarın neredeyse üç katının sadece Ocak ayında kesildiğini belirten Arıkan, faize ve rantiyeye para bulan hükümetin iş emekli, emekçi hakkına gelince algı oparasyonlarına sarıldığına dikkat çekti. En düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesine çıkarılması ve diğer aylık oranlarının da eşit biçimde artırılmasını öngören 1 milyon 200 bin imzalı dilekçeyi ve önergeyi meclise sunduklarını anımsatan Mahmut Arıkan, halen cevap beklediklerini söyledi. Faize ve ranta giden muslukları, kendi iktidarları döneminde vatandaşa aktaracaklarını kaydeden Mahmut Arıkan, ittifaklar için de daha erken olmasına rağmen, iktidar olacakları muhalif partiler içinde ittifak yapabileceklerini söyledi. İktidarın ülke yönetiminde argümanı kalmadığını da anlatan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, “Ellerinde başka argüman kalmadı, laiklik dindarlık kavgası çıkarmaya çalışıyorlar. Muhalefetin tamamı bu konuda dikkatli olmak zorundadır” dedi. Mahmut Arıkan, son olarak, hükümetin ABD İsrail güdümündeki İran saldırısında, emperyalizmin yanında yer almaması endişesi taşıdıklarını vurgulayarak, 1 Mart 2003 tezkeresinin ret edilmesinden bu yana, emperyalistlerin bölgede uyum içinde çalışabilecekleri iktidarlarla iş tuttuğunu ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.