Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#İstişare

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - İstişare haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstişare haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’ndan İmamoğlu yorumu: "İmamoğlu siyasi tutuklu değil" Haber

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’ndan İmamoğlu yorumu: "İmamoğlu siyasi tutuklu değil"

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tutuklu bulunan eski İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, "İmamoğlu siyasi tutuklu değil, siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir insan değil" dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir gazeteye yaptığı röportajda tutuklu bulunan eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu siyasi tutuklu olarak görmediğini belirterek, İmamoğlu’nun siyasi görüşünden dolayı hapis cezası almadığını ifade etti. İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığıyla, hakkındaki davaların ayrı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun tutuklanmasını ise doğru bulmadığını yineledi. Bunun yanı sıra Özgür Özel ve ekibinin CHP’den ayrılmasının CHP’ye güç kaybı yaşatacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, bu durumu zaman içinde toparlayacaklarını ve bundan kimsenin endişe duymaması gerektiğini sözlerine ekledi. Müzakereye açık olduğunu belirtti Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun önündeki hukuki engellerin kalkması ve cumhurbaşkanı adayı olması halinde iktidara karşı işbirliğine açık olduğu mesajını verdi. Muhalefetin yüzde 51’e ulaşmak için birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, istişare ve müzakereye her zaman açık olduğunu belirtti. CHP’nin güç kaybı yaşayacağını vurguladı Mutlak butlan davası sonucu CHP Genel Başkanlığı görevini bırakıp YENİ Parti’yi kuran Özgür Özel ve beraberindeki isimlerin tabanda bir kaymaya sebep olmadığını savunan Kılıçdaroğlu, diğer yandan ise bu durumun CHP’de güç kaybına yol açacağını kabul etti. Ayrıca Kılıçdaroğlu bu durum için bunu zaman içinde toparlayacaklarını ve bundan kimsenin endişe duymaması gerektiğini vurguladı. Bunun yanı sıra hakkında mutlak butlan kararı verilen 38’inci Olağan Kurultay’a ilişkin davanın tarafı olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Ben bu davanın tarafı değilim. Dava açan değilim. İfade veren değilim. Ben bu davanın hiçbir yerinde yokum" dedi. "Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrı, bu davalar ayrı" CHP’nin cumhurbaşkanı adayını belirlemek için yaptığı ön seçimde İmamoğlu’na oy verdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrıdır. Bu davalar ayrıdır. Yargılanabilir ama tutuklanmasını doğru bulmadım. Bugün de aynı görüşteyim" ifadelerini kullandı. "İmamoğlu siyasi tutuklu değil" Ekrem İmamoğlu’nun siyasi görüşünden dolayı hapis cezasına çarptırılmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Şimdi kalkıp da bir kişiyi Cumhurbaşkanı adayı ilan edip ondan sonra ’Bu oldu’ diye bunu siyasi dava diyemeyiz. Gidip adaylığı için oy veren de benim. Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrıdır, bu davalar ayrıdır. Kişi her yerde ve her ortamda hesap vermeye hazır olmalı. Kişi, ’Her kör kuruşun hesabını vereceğim’ diyecek.’ İmamoğlu siyasi tutuklu değil, siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir insan değil" açıklamasında bulundu.

Müşterek Mekan’da bağımsızlık ve Cumhuriyet söyleşisi Haber

Müşterek Mekan’da bağımsızlık ve Cumhuriyet söyleşisi

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği Müşterek Mekan Buluşmaları’nda akademisyen Orhan Şener Deliormanlı, gazeteci-yazar Özlem Özdemir ve gazeteci Ünsal Ünlü’nün katılımıyla "Bağımsızlık Yolunda Bir Ulusun Onurlu Mücadelesi" konusu ele alındı. Nilüfer Belediyesi ev sahipliğinde Üç Fidan Gençlik Parkı’nda düzenlenen Müşterek Mekan Buluşmaları kapsamında "Bağımsızlık Yolunda Bir Ulusun Onurlu Mücadelesi" söyleşisi gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Orhan Şener Deliormanlı’nın üstlendiği etkinlikte, gazeteci-yazar Özlem Özdemir ile gazeteci Ünsal Ünlü, bağımsızlık mücadelesini tarih ve gazetecilik perspektifinden değerlendirdi. Söyleşiye, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ile eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman ve vatandaşlar katıldı. Özlem Özdemir konuşmasında, 30 Ağustos’un bağımsızlığın elde edilmesinin son adımı olduğunu dile getirdi. Özdemir, işgale karşı kadını ve erkeğiyle tek yürek olan Anadolu halkının kenetlendiğine dikkat çekerek, Türk kadınının mücadeledeki rolünün kritik önem taşıdığını vurguladı. Özdemir, "30 Ağustos, bağımsızlık demek, özgürlük demek, dimdik ayakta durmak demek. Yani bağımsızlık dilenilmez, elde edilir, inat edilir, kazanılır, savaşılır" dedi. Atatürk’ün tüm kararlarını kişisel menfaatlerden uzak, tamamen vatan ve millet için aldığını belirten Özdemir, onun askeri zekası ve vatan sevgisinin eşsiz olduğunu ifade etti. "Atatürk özgüven aşılıyor" Gazeteci Ünsal Ünlü ise Zafer’in ilk günden itibaren planlanan bir inancın sonucu olduğunu ve Cumhuriyet’in süreç ve sonuç bakımından bir kadın devrimi sayılması gerektiğini belirtti. Hayatının büyük bölümünü cephede geçiren Atatürk’ün "Savaş, vatanın zaruri hayatı söz konusu değilse bir cinayettir" sözünü hatırlatan Ünlü, liderlik anlayışına da değindi. Atatürk’ün cephe ziyaretlerinde kararları alırken komutanlarla uzun uzun istişare ettiğini ve emirleri onların kendi imzalarıyla yayımlatmasını sağladığını belirten Ünlü şöyle konuştu: "Burada insanlara özgüven aşılıyor. Yani sadece ben yapmadım, sen de yaptın diyor. ‘Bu bir kişinin zaferi değildir’ der. Sıkça söyler. Bu bir kişinin zaferi değil. Bir milletin zaferi. Çünkü biz hep beraber yaptık bu işi" Söyleşinin moderatörü Orhan Şener Deliormanlı ise Atatürk’ün psikolojik dayanıklılığa sahip olduğuna dikkat çekti. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, söyleşinin sonunda konuşmacılara teşekkür ederek hediye takdim etti.

"Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile hiçbir ülkeyi hedef almıyoruz" Haber

"Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile hiçbir ülkeyi hedef almıyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Mekke Ortak Savunma Anlaşması her şeyden önce kolektif caydırıcılığı temel alan bir anlaşma. Güvenlik ve savunma iş birliğimizi ilerletecek, savunma sanayiinde ortak projeler geliştirecek ve terörizmle mücadelede bizlere güç verecek bir anlaşma. Bu anlaşma ile hiçbir ülkeyi hedef almıyoruz, amaç sadece bölge huzuru, istikrarı ve halklarımızın refahı" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Londra merkezli Şarku’l Avsat gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ghassan Charbel’e mülakat verdi. İngilizce ve Arapça olarak yayımlanan mülakatta Mekke Ortak Savunma Anlaşması hakkında da konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmanın hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi bölgenin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan bütün kardeş ülkelerin katılımına açık olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, üçlü Mekke Anlaşması fikrinin nasıl ortaya çıktığı ve bu anlaşmaya giden süreçte hangi gelişmelerin etkili olduğu yönündeki soruya şöyle cevap verdi: "Mekke Ortak Savunma Anlaşması fikri, bölgemizde yaşanan gelişmeler karşısında ortaya çıkan yeni şartların ve ortak sorumluluk anlayışının bir neticesidir. Biz her zaman bölge meselelerinin bölge ülkelerince sahiplenilmesi ve çözüme kavuşturulmasından yana olduk. Bizim temel yaklaşımımız hep buydu. Bölgenin meselelerini bölgenin kendi aktörleri çözmeliydi, bunun ilk adımını attık diyebiliriz. Son dönemde yaşananlar, kardeş ve dost ülkeler arasındaki dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Türkiye olarak, anlaşmazlıkların derinleşmesini değil, diyalog ve istişare kanallarının güçlendirilmesini savunduk. Çünkü biliyoruz ki kalıcı barış, sadece çatışmaların sona ermesiyle değil; karşılıklı güven, siyasi irade ve ortak gelecek perspektifi ile mümkün. Mekke Ortak Savunma Anlaşması da işte bu anlayışın bir sonucu. Burada üç ülkenin bir araya gelmesinin ötesinde bölgemizin istikrarı, kardeş halkların huzuru bakımından tarihî bir sorumluluk üstlendik. Şunu da özellikle vurgulamak isterim ki bu anlaşma bölgemizde huzur ve istikrar isteyen tüm kardeş ülkelere de açık. Türkiye olarak biz, geçmişte olduğu gibi bugün de barıştan, istikrardan ve kardeşlikten yana tavır koymaya devam ediyoruz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı da bu iradenin somut bir tezahürü olarak görüyor ve taraf ülke sayısını artırmaktan da çekinmiyoruz. İnşallah Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye olarak bölgemizde yeni bir iş birliği ve dayanışma döneminin kapısını araladık. Bu kapıyı hep açık tutmak, barış ve istikrarın güçlenmesine katkıda bulunmak iradesine sahip ülkeleriz." "Vizyonumuz üç ülkeyle sınırlı kalmayarak daha da büyümek ve mümkünse bir gün bölgedeki bütün ülkelerin bu çatının altında toplanmasını sağlamaktır" Anlaşmanın ABD ile İran arasındaki gerilimin seyriyle bağlantılı olup olmadığı sorusunu ise Cumhurbaşkanı Erdoğan şu şekilde yanıtladı: "ABD ile İran arasındaki gerilimin seyri elbette bölgesel gelişmeler bakımından önemli. Ancak Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı da yalnızca bu gerilimin ortaya çıkardığı konjonktürel bir gelişme olarak değerlendirmek ülkelerimizin siyasetini ve niyetini doğru anlamamak olur. BM Şartı’nın 51’inci maddesinde tanımlanan savunma hakkını da teyit eden anlaşma, hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi bölgemizin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan bütün kardeş ülkelerin katılımına açıktır. Nitekim bizim vizyonumuz üç ülkeyle sınırlı kalmayarak daha da büyümek ve mümkünse bir gün bölgedeki bütün ülkelerin bu çatının altında toplanmasını sağlamaktır. Bu, bölgeye kalıcı istikrarı getirecek en önemli adım olacaktır. Bugün attığımız adımın da evveliyatı elbette vardır. Çok uzun zamandan beri bu anlaşma, birlikte imza attığımız ortaklar ve diğer bölge ülkeleriyle görüşmelerimizde ele aldığımız konulardan birisini oluşturmuştur. Bölgemizde barışın, istikrarın ve güvenliğin güçlendirilmesi için ilgili ülkelerin düzenli istişare içerisinde olması gerektiğini uzun zamandır ifade ediyoruz ve buna göre hareket ediyoruz. Çünkü bölgenin meselelerinin çözümünde dışarıdan dayatılan reçetelerin ne gibi felaketlere yol açtığını biliyoruz. Bu yüzden de Türkiye olarak her zaman bölge ülkelerinin kendi iradesi ve ortak aklı belirleyici kılma yönünde politika yürütüyoruz. Dolayısıyla Mekke’de ortaya çıkan üçlü mekanizmayı, günübirlik gelişmelere verilmiş bir tepki olarak göremeyiz. Attığımız adım değişen bölgesel şartlar karşısında ortaya konulan stratejik bir iradedir. Türkiye olarak her zaman gerilimin değil diplomasinin, çatışmanın değil diyaloğun, ayrışmanın değil bölgesel iş birliğinin güç kazanmasından yana olduk. Biz, bütün taraflarla konuşabilen ve gerektiğinde zor meselelerde sorumluluk üstlenebilen bir ülke olarak, bölgemizde kalıcı barış ve istikrarın tesisi için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz." "Bu anlaşma ile hiçbir ülkeyi hedef almıyoruz" Anlaşmanın savunma niteliği taşımakla birlikte taraflardan birine yönelik herhangi bir saldırının üç tarafa birden yapılmış sayılacağı maddesinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Evet Mekke Ortak Savunma Anlaşması, isminden de anlaşılacağı üzere ortak bir savunma yaklaşımını temel almakta. Mekke-i Mükerreme’de kardeş ülkeler olarak böyle bir anlaşmaya imza atmış olmanın ayrıca bir önemi var ve bunun mutluluğunu yaşıyoruz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması her şeyden önce kolektif caydırıcılığı temel alan bir anlaşma. Güvenlik ve savunma iş birliğimizi ilerletecek, savunma sanayiinde ortak projeler geliştirecek ve terörizmle mücadelede bizlere güç verecek bir anlaşma. Bu anlaşma ile hiçbir ülkeyi hedef almıyoruz, amaç sadece bölge huzuru, istikrarı ve halklarımızın refahı. Anlaşma maddelerinde de açık, net ifade edildiği gibi burada esas olan, taraflardan herhangi birinin güvenliğine yönelik bir tehdidin diğer taraflarca da ortak bir güvenlik meselesi olarak değerlendirilmesidir. Ancak bunu yalnızca askerî bir hüküm şeklinde değerlendirmemek gerekir. Anlaşmanın asıl amacı caydırıcılığı güçlendirmek, tarafların güvenliğini karşılıklı dayanışma anlayışı içerisinde tahkim etmek ve bölgesel istikrarı korumaktır. Türkiye’nin son yıllarda savunma ve güvenlik alanındaki hamleleri herkes tarafından takdir ediliyor. Bunları yaparken de kardeş ve dost ülkelerle iş birliklerimizi, anlaşmalarımızı yaparak, bölgenin barış ve istikrarını güçlendiren bir mahiyet kazandırıyoruz. Aynı zamanda, bu ittifaka imza atan ülkeler olarak birbirimize tehdit teşkil etmeyeceğimiz, aksine birbirimizin güvenliğini garanti etme taahhüdünde bulunduğumuz ve içeride birbirimizle dayanışma hâlinde olduğumuz mesajını veriyoruz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın mesajı gayet açıktır, birimizin güvenliği hepimizin güvenliğidir. Bu anlayışı bölgemizde kapsayıcı bir yaklaşımla hayata geçirdiğimiz takdirde kalıcı barış, istikrar ve refah ortamını hepimizin faydasına olacak şekilde hayata geçireceğimize inanıyoruz." "Bölgenin geleceği, bölge ülkelerinin iradesinden bağımsız olarak şekillendirilemez" "Orta Doğu’daki bölgesel güçlerin daha önce büyük güçlerle sınırlı görülen güvenlik ve istikrarı sağlama sorumluluğunu üstlenmeye karar verdikleri söylenebilir mi?" şeklindeki soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Artık bölge ülkeleri kendi güvenlikleri, kendi istikrarları ve kendi geleceklerinin sorumluluğunu daha fazla üstlenmek durumundalar. Bizim öteden beri savunduğumuz yaklaşım da zaten aynen budur. Bölgenin meselelerini en iyi bilenler, o bölgenin ülkeleri ve halklarıdır. Bölgemizde yaşanan gelişmeler elbette küresel etki oluşturacak sonuçlara yol açabilmektedir. Bölgesel sahiplenmenin, bölgesel dayanışmanın ve ortak iradenin güçlendirilmesi küresel istikrarın güçlenmesine de katkıda bulunacaktır. Türkiye olarak, bölge ülkelerinin kendi aralarında daha güçlü mekanizmalar kurmasını, güvenlik ve istikrarı birlikte tesis etmesini son derece önemli buluyoruz. Biz bölge ülkelerinin hemen hemen hepsiyle çok iyi düzeyde ilişkiler yürütmekteyiz. Bununla birlikte, bölge ülkeleriyle mevcut iş birliklerimizi daha kalıcı hâle getirmenin faydalı olduğu düşüncesi içindeyiz. Bu çerçevede, bölge ülkelerinin kendi güvenlik ve ekonomik istikrarlarını kendi aralarında kurumsal hâle getirecek ilişkiler vasıtasıyla garanti altına almaları gerektiğine inanıyoruz. Bugün ortaya çıkan tablonun en net gösterdiği durum da şu, bölgenin geleceği, bölge ülkelerinin iradesinden bağımsız olarak şekillendirilemez. Bizim hedefimiz, dışlayıcı bloklaşmalar değil, egemenliğe ve toprak bütünlüğüne saygıya, karşılıklı güvene ve ortak çıkarlara dayalı bir bölgesel iş birliği düzenidir. Türkiye bu anlayışla hareket etmeye, gerektiğinde sorumluluk almaya ve bölgemizde barışın, istikrarın ve güvenliğin güçlendirilmesi için diplomatik girişimlerini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Mekke Anlaşması’nın Körfez bölgesinde güvenliğin güçlendirilmesine katkı sağlayacağına inanıyorum, inanıyoruz. En başından beri ifade ettiğim üzere bölgenin refahına, huzuruna ve güvenliğine hizmet edecek bir anlaşmaya imza attık. Körfez bölgesinin güvenliği yalnızca bölge ülkeleri açısından değil, küresel ekonomi ve uluslararası ticaret bakımından da büyük önem taşıyor. Enerji arz güvenliğinden deniz yollarının emniyetine, ticaretin sürekliliğinden küresel ekonomik istikrara kadar pek çok başlık doğrudan bu bölgenin huzuruyla bağlantılı. Bu teorik bir ifade değildir, son birkaç ayda yaşanan gelişmeler bize bunu gösterdi. Dolayısıyla Körfez’de güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik her adımı, yalnızca bölgesel değil, küresel barış ve refah bakımından da değerli buluyoruz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın, bölgenin ortak güvenlik ve dayanışma anlayışına büyük katkı sağlayacağına ve bölgede paradigmayı değiştireceğine inanıyoruz. Güvenlik ile ekonomik kalkınma birbirinden ayrı düşünülemez. Siyasi istikrar ve ekonomik kalkınmanın da at başı ilerlediğini hep ifade etmişimdir. Avrupa yaşadığı büyük savaşların ardından önce birlikte istikrar ve güvenlik sonra ekonomik entegrasyon ve refah noktasına geldi, biz bu kadar acıyı yaşamadan bu noktaya birlikte gidebiliriz. Huzurun olmadığı yerde ticaretin, yatırımın ve refahın sürdürülebilir olması mümkün değil. Körfez’in istikrarı, aynı zamanda Asya, Avrupa ve Afrika arasındaki ekonomik bağlantıların güvenliği bakımından da stratejik bir meseledir. Körfez’in barış ve istikrarını kendi güvenlik ve bölgesel barış perspektifimizden ayrı görmüyoruz. Bu nedenle üzerimize düşen her türlü sorumluluğu almaya ve yapıcı diplomatik çabalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz." "Hürmüz Boğazı, küresel ekonominin adeta atar damarlarından biri" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hürmüz Boğazı’ndaki durumla ilgili bir soruya cevaben şunları aktardı: "Hürmüz Boğazı, bölgesel değil küresel önemi haiz bir nokta. Küresel enerji arzı ve uluslararası ticaret bakımından da son derece stratejik bir geçiş noktası. Dolayısıyla burada yaşanabilecek herhangi bir gerilimin, etkileri itibarıyla yalnızca bölge ülkeleriyle sınırlı kalmadığını petrol fiyatlarıyla tüm dünya gördü, hissetti. Hürmüz Boğazı, küresel ekonominin adeta atar damarlarından biri olduğunu kanıtladı. Bizim temennimiz ve beklentimiz, mevcut gerilimin bir an önce sona ermesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli, istikrarlı ve kesintisiz bir şekilde uluslararası ticarete hizmet etmesi yönünde. Bunun da gerçekleşmesi, tarafların sağduyulu davranmasına ve diplomasi kanallarının açık tutulmasına bağlı. Hiçbir zaman gerilimin tırmanmasından yana olmadık, aksine bütün taraflarla diyalog kurarak sorunların müzakere yoluyla çözülmesini savunduk. Tarafları aynı masada buluşturmaya gayret ettik. Çünkü biliyoruz ki Hürmüz’de ya da Ukrayna’da, Filistin’de kalıcı çözümün yolu çatışmadan değil, diplomasiden geçiyor. Böylesine kritik bir su yolunun güvenliği konusunda bölge ülkelerinin sorumluluğu büyük. Biz, bölgesel sahiplenmenin ve ortak güvenlik anlayışının güçlendirilmesinin, Hürmüz Boğazı’nın istikrarına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Hedef, Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli ve istikrarlı normal seyrine dönmesi ve bunun kalıcı hâle gelmesi olmalıdır." Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan ile ilişkilerle ilgili olarak, "Suudi Arabistan ile ilişkilerimizi ortak tarihimizin, kardeşlik bağlarımızın ve karşılıklı çıkarlarımızın şekillendirdiği stratejik bir ilişki olarak değerlendiriyoruz. Türkiye ile Suudi Arabistan, yalnızca dost ve kardeş değil, aynı zamanda bölgesel barış, istikrar ve refah bakımından önemli sorumluluklar taşıyan iki ülkedir. Son dönemde ilişkilerimizde yakaladığımız ivmeden memnuniyet duyuyoruz. Siyasi diyaloğumuzu güçlendirirken, ekonomi, ticaret, yatırım, savunma sanayii, enerji ve turizm başta olmak üzere pek çok alanda iş birliğimizi de geliştiriyoruz. Suudi Arabistan ile ilişkilerimizi dönemsel gelişmelerin ötesinde, uzun vadeli ortak menfaatler ve karşılıklı saygı temelinde ele alıyoruz. Bölgemizin çok ciddi sınamalardan geçtiği bir dönemde, Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki yakın istişare ve iş birliği daha da önem kazanmış durumda. Mekke Anlaşması’nın, savunma iş birliği başta olmak üzere, ilişkilerimizin birçok alanda daha da güçlenmesine vesile olacağına inanıyoruz. Bölgemizin huzuru ve istikrarı bakımından ortak sorumluluklarımızın bilincindeyiz ve ona göre hareket ediyoruz. Türkiye olarak, Suudi Arabistan’ın ve bölgedeki diğer ülkelerin istikrarını ve güvenliğini önemsiyoruz. Zira bölgemizdeki en ufak bir krizin başta göç ve terör olmak üzere oluşturduğu etkileri tüm bölge ülkeleri hissediyor. Önümüzdeki dönemde de iki ülke arasındaki ilişkileri çok daha ileri seviyelere taşıyacak adımlar atacağımıza inanıyorum" dedi. "Arzumuz, Lübnan’ın yeniden istikrara kavuşmasıdır" Lübnan’daki son gelişmelere ilişkin görüşleri sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları ifade etti: "Lübnan, bizim için yalnızca coğrafi olarak yakın bir ülke değil, tarihi bağlarımızın da bulunduğu dost ve kardeş bir ülkedir. Lübnan’ın huzuru, güvenliği ve istikrarı, bütün bölgemizin istikrarı bakımından büyük önem taşımaktadır. Bölgenin diğer ülkeleri gibi Lübnan’ın egemenliğinin, siyasi birliğinin ve toprak bütünlüğünün de korunması gerekmektedir. Lübnan’ın iç meselelerinin dış müdahaleler veya askerî yöntemlerle daha da karmaşık hale getirilmesine, ülkenin dış güçlerin rekabet alanına dönüştürülmesine de karşıyız. Ülkenin geleceğine ilişkin kararları Lübnanlıların kendi iradeleriyle alabilmesi gerektiğine inanıyoruz. Saldırgan ve yayılmacı politikaları bölgedeki temel sorunu teşkil eden İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının ivedilikle sona erdirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, Lübnan’da ateşkesin temin edilmesi için devam eden görüşmeleri olumlu buluyoruz. Lübnan’ın güvenliği ve istikrarı bölgesel barıştan ayrı düşünülemez. Orta Doğu’nun kaderi sürekli çatışmalarla, yıkımlarla ve acılarla yazılmamalı. Bu bölge, barışı, huzuru ve refahı da hak ediyor. Türkiye olarak bizim bütün diplomatik çabalarımızın merkezinde de bu anlayış yatıyor. Bölgemiz uzun yıllardır savaşla, göz yaşıyla anılıyor. Bunun değiştirilmesi için elimizden geleni yapmalıyız. Bizim arzumuz, tabiatıyla, Lübnan’ın yeniden istikrara kavuşması, kurumlarının güçlenmesi ve halkının güven içerisinde geleceğine bakabilmesinden yana. Bu çerçevede, her türlü teknik desteği sağlamaya ve iş birliğini tesis etmeye hazırız. Bu yöndeki irademizi yakın zamanda ülkemizde konuk ettiğimiz Sayın Cumhurbaşkanı Aoun ile Sayın Başbakan Selam’a da ifade ettik." Cumhurbaşkanı Erdoğan "Suriye’deki değişim sürecini bugüne kadar nasıl değerlendiriyorsunuz?" şeklindeki soruya ise şu cevabı verdi: "Suriye’de yaşanan değişim sürecini, Suriye halkının kendi geleceğini belirleme iradesi bakımından tarihî bir dönüm noktası olarak değerlendiriyoruz. Türkiye olarak en başından beri Suriye’nin toprak bütünlüğünü, siyasi birliğini ve egemenliğini savunduk. Suriye’nin maruz kaldığı savaş, terör ve istikrarsızlık, bütün bölgeye ağır bedeller ödetti. Şimdi önümüzde yeni bir dönem var. Bu dönemin kalıcı barışa, istikrara ve yeniden imara vesile olması en büyük temennimiz. Suriye’nin kuzeyinde veya başka herhangi bir bölgesinde Türkiye’nin güvenliğini tehdit edecek yapılara da müsaade etmeyeceğiz. Suriye’nin toprak bütünlüğü bizim için ne kadar önemliyse, Türkiye’nin millî güvenliği de o derece önemli. Sürecin en başından beri arzumuz, Suriyeli kardeşlerimizin kendi ülkelerinde güven ve huzur içerisinde yaşayabilmesidir. Suriye, esasen Aralık 2024’ten bu yana ülkede güvenlik şartlarının iyileştirilmesi, ekonomik kalkınma zemininin hazırlanması ve toplumsal uzlaşının tesisi sürecinde önemli mesafe katetmiştir. Bu sonucun alınmasında tabiatıyla bölgesel sahiplenmenin ve Suriye Hükûmetinin arkasında tesis edilen bölgesel desteğin önemli rolü olmuştur. Bölgesel ve uluslararası toplumla iyi ilişkiler geliştirmiş olan Suriye Hükûmeti, sürdürülebilir istikrar ve güvenlik gündemine odaklanmak suretiyle ilave çatışmaların dışında kalma maharetini de göstermektedir. Bugün Suriye’nin normalleşmesi esasen tüm bölge açısından stratejik önem taşıyan bir konu hâline gelmiştir. İstikrarsızlık kaynağı olmaktan ziyade Suriye’nin adı artık bağlantısallık ve kalkınma projeleri ile anılmaya başlamıştır. Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Suriye’nin istikrarı, yeniden ayağa kalkması ve bölgesel barışın güçlenmesi için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edecektir. Bu istikamette Türkiye bölgesel ve uluslararası ortaklarla iş birliği içinde hareket etme iradesine de sahiptir. Suriye’de yeni bir sayfa açılmışken, bu sayfanın yeni acılarla değil, barış, kardeşlik, egemenlik ve ortak gelecek anlayışıyla yazılması gerekir."

Esenyurt’ta yeni muhtarlık hizmet binası açıldı Haber

Esenyurt’ta yeni muhtarlık hizmet binası açıldı

Esenyurt Fatih Mahallesi Muhtarlığı için inşa edilen yeni hizmet binası düzenlenen törenle hizmete açıldı. Esenyurt Belediye Başkan Vekili Can Aksoy, ilçede kamu yatırımlarını artırmaya devam edeceklerini belirterek, "Kamusal alanlarımızı ve kamu yatırımlarımızı güçlendirmeye devam ediyoruz. Hizmetlerimizi artıracağız. Zenginlerin değil, halkın dediği olacak. Bugünkü bütün sorunlarımızı geride bırakıp yarının daha güçlü Esenyurt’unu birlikte inşa edeceğiz" dedi. Esenyurt Belediyesi, mahallelerde kamu hizmetlerinin daha sağlıklı, erişilebilir ve nitelikli şartlarda sunulması amacıyla yatırımlarını sürdürüyor. Bu kapsamda daha önce kendisine ait hizmet binası bulunmayan Fatih Mahallesi Muhtarlığı için inşa edilen yeni hizmet binası düzenlenen törenle hizmete açıldı. Belediye Başkan Vekili Can Aksoy’un ev sahipliğinde gerçekleştirilen açılış programına ilçe protokolü, mahalle muhtarları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Modern bir hizmet binası inşa edildi Toplam 77 metrekare kullanım alanına sahip olarak hayata geçirilen yeni muhtarlık binasında muhtar odası, sekreterya, mutfak, depo ve WC bulunuyor. Çevresinde yapılan yeşil alan düzenlemeleriyle birlikte vatandaşların daha konforlu bir ortamda hizmet alması hedeflenirken, modern ve işlevsel yapısıyla bina hem mahalle sakinlerinin işlemlerini kolaylaştıracak hem de muhtarlık hizmetlerinin daha uygun fiziki şartlarda sunulmasına katkı sağlayacak. "Muhtarlarımız demokrasimizin temel yapı taşlarıdır" Programda konuşma yapan Başkan Vekili Can Aksoy, muhtarların vatandaş ile devlet arasında önemli bir köprü görevi üstlendiğini belirterek, "Muhtarlarımız yerel düzeyde vatandaşımızın günlük hayatına dokunan, toplumsal huzurun, dayanışmanın ve milli birlik ile beraberliğin teminatı olan kıymetli temsilcilerimizdir. Aynı zamanda demokrasimizin temel yapı taşlarıdır" dedi. Fatih Mahallesi Muhtarı Mehmet Yıldırım ile uyum içerisinde çalıştıklarını ifade eden Aksoy, mahallede bugüne kadar sağlık ocağı çevresi, hastane bağlantı yolları ve sosyal alanlara yönelik birçok çalışmayı birlikte hayata geçirdiklerini belirterek, yakın zamanda hastane yanında yaklaşık 4 bin metrekarelik yeni bir çocuk parkının da mahalleye kazandırılacağını açıkladı. "Muhtarlarımızla aynı gönül bağıyla çalışıyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır sürdürdüğü muhtar buluşmalarını örnek aldıklarını ifade eden Aksoy, Esenyurt’ta da 43 mahalle muhtarıyla sürekli istişare içerisinde olduklarını söyledi. Muhtarlık İşleri Müdürlüğü koordinasyonunda mahallelerin ihtiyaçlarını birlikte değerlendirdiklerini belirten Aksoy, "Mahallelerimizin sorunlarını birlikte konuşuyor, çözümü birlikte üretiyoruz. Daha istekli ve uyumlu çalıştığımız her mahallede hizmetlerimizi daha hızlı hayata geçiriyoruz." ifadelerini kullandı. "Belediye filosuna 135 yeni araç kazandırıldı" Göreve geldikleri günden bu yana belediyenin kurumsal kapasitesini güçlendirdiklerini vurgulayan Aksoy, önemli yatırımları da vatandaşlarla paylaştı. Aksoy, yalnızca 14 aylık kiralama bedeli karşılığında 81 adet çöp kamyonu ve ekipmanını belediye filosuna kazandırdıklarını belirterek, 2026 yılı içerisinde 50 iş makinesinin daha belediye envanterine katılacağını söyledi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un destekleriyle birlikte belediyeye toplam 135 resmi plakalı araç kazandırıldığını ifade eden Aksoy, "Artık ihtiyaç duyduğumuz iş makineleri ve araçlar belediyemizin kendi filosunda yer alıyor. Yakıtından bakımına kadar tamamı kontrol altında olan güçlü bir araç parkına sahibiz" diye konuştu. Temizlik hizmetlerini güçlendirmek amacıyla 5 bin çöp konteyneri ve bin çim çit alımı gerçekleştirdiklerini belirten Aksoy, ihtiyaç doğrultusunda 2 bin yeni konteynerin daha envantere kazandırılacağını açıkladı. İlçe genelinde bugüne kadar 100 bin ton asfalt serimi ile 440 bin metrekare parke taşı uygulamasının tamamlandığını söyleyen Aksoy, yol yapım ve bakım çalışmalarının onlarca noktada eş zamanlı olarak sürdüğünü ifade etti. Park ve yeşil alan yatırımlarına da değinen Aksoy, 21 yeni Nefes Bahçesi kazandırıldığını, Mimar Sinan Millet Bahçesi’nin hizmete açıldığını ve mahalle parklarının yenilenmeye devam ettiğini söyledi. Eğitim, sağlık ve sosyal yatırımlar sürüyor Eğitim alanındaki yatırımlara da değinen Aksoy, Milli Eğitim Bakanlığına devredilen lise kampüsü sayesinde belediyenin yaklaşık 1,5 milyar liralık yükten kurtulduğunu belirtti. Bu yıl hayata geçirilecek Okul Suyu Projesi ile ilçedeki 105 devlet okulunda yaklaşık 210 bin öğrencinin ücretsiz arıtılmış içme suyuna ulaşacağını açıklayan Aksoy, Sürekli Eğitim Merkezlerinde ise 19 merkezde 15 bin öğrenciye, bunların 5 binine dershane desteği sağlandığını söyledi. İlçede halen 6 kütüphanenin hizmet verdiğini, 7’nci kütüphanenin ise kısa süre içerisinde Akçaburgaz Mahallesi’nde açılacağını belirten Aksoy, sosyal tesis sayısını artırmaya yönelik çalışmaların da sürdüğünü ifade etti. Kamu yatırımlarında yeni dönem Sağlık yatırımlarına ilişkin de bilgi veren Aksoy, Esenyurt’a 8 yeni aile sağlığı merkezi, 3 yeni 112 Acil Sağlık İstasyonu, kadın ve çocuk hastanesi, ağız ve diş sağlığı hastanesi ile yeni İlçe Emniyet Müdürlüğü binasının kazandırılması için çalışmaların devam ettiğini söyledi. Yeni adliye binası, karakollar ve kaymakamlık binası projeleriyle Esenyurt'un kamu hizmetleri altyapısının önemli ölçüde güçleneceğini belirten Aksoy, "Devletimizin yapmak istediği her yatırımın önünü açıyoruz. Eksik kamu yatırımlarını hızla tamamlayarak Esenyurt'u hak ettiği noktaya taşıyoruz" şeklinde konuştu. "Zenginlerin değil, halkın dediği olacak" Konuşmasının sonunda birlik ve beraberlik mesajı veren Aksoy, "Kamusal alanlarımızı ve kamu yatırımlarımızı güçlendirmeye devam edeceğiz. Açılışlarımızı çoğaltacağız, hizmetlerimizi artıracağız. Kimse aramıza nifak sokamayacak. Zenginlerin değil, halkın dediği olacak. Bugünkü bütün sorunlarımızı geride bırakıp, yarının daha güçlü Esenyurt'unu birlikte inşa edeceğiz" ifadelerini kullandı. Muhtar Yıldırım’dan başkan vekili Aksoy’a teşekkür Fatih Mahallesi Muhtarı Mehmet Yıldırım ise konuşmasında Belediye Başkan Vekili Can Aksoy'a desteklerinden dolayı teşekkür etti. Göreve geldiği günden itibaren muhtarlarla sürekli iletişim kuran Aksoy’un, Muhtarlar Mektebi Çalıştayı ve düzenli istişare toplantılarıyla mahallelerin ihtiyaçlarını yakından takip ettiğini belirten Yıldırım, aile sağlığı merkezine yer açabilmek için mevcut muhtarlık alanından vazgeçmeyi teklif ettiğinde Aksoy'un kendisine, "Siz komşularımız için kendi alanınızdan vazgeçiyorsanız, ben de size en modern, en güzel muhtarlık binasını yapacağım" sözünü verdiğini söyledi. Verilen sözün kısa sürede yerine getirildiğini ifade eden Yıldırım, modern ve donanımlı yeni muhtarlık binasının Fatih Mahallesi’ne kazandırılmasından dolayı Belediye Başkan Vekili Can Aksoy’a teşekkür etti.

Bakan Göktaş: "Şehit ailelerimize ve gazilerimize müjde niteliğinde bir çalışma çıkacak" Haber

Bakan Göktaş: "Şehit ailelerimize ve gazilerimize müjde niteliğinde bir çalışma çıkacak"

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, şehit yakınları ve gazilerin uzun süredir bekleyen taleplerine yönelik hazırlanan kapsamlı kanun teklifinin bu hafta AK Parti ve MHP grupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulacağını söyledi. Göktaş, "Bütün şehit ailelerimize gerçekten müjde niteliğinde bir çalışma çıkacak ortaya" dedi. AK Parti Genel Merkez İnsan Hakları Başkanlığı tarafından Kocaeli’de düzenlenen 3. İnsan Hakları Eğitim Kampı’nın üçüncü gününe katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, gençlerle bir araya geldi. Programın ardından açıklamalarda bulunan Göktaş, kampı değerlendirerek, aile ve nüfus politikaları ile şehit yakınları ve gazilere yönelik hazırlanan kanun teklifine ilişkin bilgi verdi. "Şehit yakınlarımız ve gazilerimiz bize milletimizin emanetidir" Şehit yakınları ve gazilere yönelik hazırlanan düzenlemeye ilişkin konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Şehit yakınlarımız ve gazilerimiz bize milletimizin emanetidir. Onlara büyük bir vefa borcumuz var. Son 24 yılda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde şehit yakınlarımız ve gazilerimizin haklarını koruyan ve onlara destek sağlayan pek çok düzenlemeyi, önemli düzenlemeyi hayata geçirdik. Önemli düzenlemelerden bir önceki 2013 yılında aslında çok kapsamlı bir düzenleme hayata geçirilmişti ve bu süre zarfında da özellikle biliyorsunuz son 2 yıldır Türkiye Büyük Millet Meclisi Milli Savunma Komisyonu Başkanımız Hulusi Akar başkanlığında, Bakanlığımızın koordinesinde pek çok kurumla beraber istişareler düzenliyorduk. Özellikle şehit hakları ve gazilerimize yönelik uzun zamandır bir istişare mekanizması yürütüyorduk. Bu çalışma tamamlandıktan sonra bir kanun teklifine dönüştü. Hem AK Parti grubumuzun Milliyetçi Hareket Partimizle ortak bir kanun teklifine dönüştü. 12 maddelik değil, bu çok daha kapsamlı. Aslında 2013 yılından bu yana gerçekten çok önemli, çok kapsamlı şehit anne-babalarımızdan tutun da er-gazilerimizin uzun süredir bekleyen talepleri doğrultusunda da bir düzenlemeyi hayata geçirmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. "Her türlü haklarını koruyan ve güçlendiren çalışmalar yürüttük" Teklifin bu hafta Meclis Başkanlığına sunulacağını kaydeden Göktaş, "Bu hafta içerisinde inşallah AK Parti grubumuz Milliyetçi Hareket Partisi ile beraber grubumuzu Meclis Başkanlığına sunacak. Bu hafta inşallah görüşülmesini bekliyoruz. Ben şimdiden şehit ailelerimize ve gazilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Gerçekten çok kapsamlı bir kanun teklifi. Bütün grupları kapsayan çok geniş bir çalışma, derin bir çalışma gerçekleştirdik. Titizlikle hayata geçirdik. Bütün grupları 2 senedir gerçekten dinledik. Ve er-erbaşlar, 15 Temmuz gazilerimiz, şehit anne ve babalarımıza yönelik özlük hakları dahil pek çok çalışmayı, pek çok çalışmayı hayata geçiren, içeren aslında bir çalışmayı inşallah bu kanun teklifi kapsamında bu hafta önümüzdeki günlerde Meclis’in gündemine alınmasını bekliyoruz. Şimdiden tüm şehit ailelerimize, gazilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde özellikle bu süreçte her daim şehit yakınları ve gazilerimizin yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz. Onların her türlü haklarını koruyan ve güçlendiren çalışmalar yürüttük. Dün de bu çalışmaları Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerçekleştirdik. Bugün de yarın da AK Partimiz ve Milliyetçi Hareket Partisi ile beraber bu çalışmaları inşallah şehit yakınlarımız ve gazilerimize müjdelemek istiyoruz. İnşallah hayırlı uğurlu olsun" şeklinde konuştu. "Her gün en az bir şehit yakını ve gazimizi ziyaret ediyoruz" Şehit ve gazi yakınlarıyla yapılan görüşmelere ilişkin de değerlendirmede bulunan Göktaş, "Biz her daim şehit yakını ve gazilerimizin yanındayız. Sadece Bakanlık olarak değil, gerçekten Türkiye’nin dört bir yanında her gün en az bir şehit yakını ve gazimizi ziyaret ediyoruz. Aslında yaşanılanları, oluşturulan hakları ve talepleri çok yakın bir şekilde takip ediyorduk. Bununla beraber uzun zamandır bekleyen bazı talepler vardı. O talepleri dinledik ve özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi Komisyon Başkanımız Hulusi Akar Paşamızın başkanlığında oluşturduğumuz o komisyonda pek çok komisyonlar, pek çok kurum ve kuruluşların da katkılarıyla sunduğumuz aslında çalışma yürüttük. Çok derin bir çalışma. Zira aslında bunlar zaman zaman farklılaştırdı. Farklılaştırılan bir düzenleme oluştuğunu gördük. 2013’te Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerçekten çok önemli bir reform düzeyinde bir çalışma gerçekleştirmiştik. Bu kanun tasarısı da en az o nitelikte önemli, kapsamlı ve çok derin kitleleri özellikle kapsıyor. Ve biliyorsunuz 15 Temmuz’u daha yenilerde yad ettik, 10. yıl dönümünde. Hala vicdanımız sızlıyor. O hain darbe girişiminde mücadele eden kahraman gazilerimizi, aziz şehitlerimize gerçekten minnettarız. Ama diğer... Biz hem onlar hem de diğer gruplarla her zaman istişare halindeyiz. Özellikle şehit anne-babalarımızın da talepleri vardı. Onların bu süreçte her daim yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz. Onlar Cumhurbaşkanımıza güveniyorlar. Biz de bu çalışmayı Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla hayata geçirdik ama çok uzun süredir biz istişare mekanizması gerçekleştirdik. Çok titiz bir çalışma. Ben bu kapsamda destek veren bütün milletvekillerimize, Türkiye Büyük Millet Meclisi Komisyon Başkanımız Hulusi Akar'a, Milli Savunma Komisyonu Başkanımız Hulusi Akar'a ve bütün kurumlarımıza gönülden teşekkür etmek istiyorum. AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin milletvekillerimizin, grubumuzun önerisiyle hayata geçecek inşallah bu düzenlemeyi önümüzdeki günlerde Meclis gündemine alacağız ve bütün şehit ailelerimize gerçekten müjde niteliğinde bir çalışma çıkacak ortaya" ifadelerini kullandı. "Gençlerimizi vicdanın sesi olmaya davet ettik" Kampın verimli geçtiğini belirten Göktaş, "Tabii, çok güzel bir program. Öncelikle AK Parti İnsan Hakları Başkanımız Basri Yalçın ve tüm ekibine gönülden teşekkür etmek istiyorum. Burada Türkiye’nin dört bir yanından gelen, vicdanın sesini dinlemek için gelen ve insan hakları doğrultusunda 3 yıldır geleneksel hale gelen bir insan hakları kampı düzenlendi, eğitim kampı düzenlendi. Bizler de bugün özellikle gençlerimizin dijitalleşen çağda vicdanın sesi olmaya davet ettik. Onlara yönelik pek çok çalışmalarımız var. Evlilik Kredisinden de aile değerlerinin bu süreçte nasıl bir parçası olduğunu biraz onlara anlattık. Tabii kendi hayat hikayemizden de biraz bahsettik. Öncelikle çok verimli bir toplantıydı. Gençlerimiz burada çok yoğun 3 günlük bir eğitim sürecinden geçti. Dünyada pek çok adaletsizlik var ama bu adaletsizliğin üstesinden gelmek için cesaret ve özellikle yüksek bir irade gerektiriyor. Vicdanın sesi olmaya olmak için çok kolay değil günümüzde. Malumunuz Gazze’de, Filistin’de, dünyanın dört bir yanında gerçekten çok büyük adaletsizlikler var iken sosyal medya zaman zaman bizim bu empati duygumuzu elimizden alıyor. Gençlerimize hem bu tecrübemizi aktardık hem de bu kapsamda onlardan bir soru cevapla bu çalışmaları dinledik. Bizler de özellikle aile değerleri, Aile Nüfus On Yılı çalışmalarımızı, ailenin özellikle gençlerimizin milli-manevi değerler boyutundaki katkısını anlattık. Aile Nüfus On Yılında gençlerimize sunduğumuz desteklerden ve yeni projelerimizi onlarla istişare ettik. Çok verimli bir kamp oldu bizler için de" diye konuştu.

ÖZEL HASTANELERİN SORUNLARI MASAYA YATIRILDI Haber

ÖZEL HASTANELERİN SORUNLARI MASAYA YATIRILDI

MEDICABIL Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinliğe; Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Sağlık Güvenlik Merkez Müdürü Ecz. Selman Pınar, MEDICABIL Sağlık grubu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, Sağlıkta Birlik Derneği (SABİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Necmettin Tan, SABİDER Kurucu Başkanı ve Bursa Acıbadem Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Mustafa Koçak, MEDICABIL Sağlık Grubu Süreç İyileştirme Yöneticisi Dr. Ayşe Yıldırım, MEDICABIL Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Mesul Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Vedat Ofluoğlu, Bursa’dan ve Bursa dışından iştirak eden sağlık çalışanları ile MEDICABIL Sağlık Grubu yöneticilerinin hazır bulunduğu etkinlik, yoğun katılıma sahne oldu. ‘SABİDER’ sağlık sektöründe birliğin sembolü SABİDER Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Necmettin Tan açılış konuşmasında, SABİDER’e ilişkin bilgilendirmede bulundu. SABİDER’in 2013 yılında kurulduğuna işaret eden Tan, “Bugün itibarıyla 50’nin üzerinde ilde temsilciliklerimiz bulunmaktadır. Sağlık sektöründe birlik, beraberlik ve ortak dili hakim kılmak hedefiyle faaliyetlerimizi sürdürmekteyiz. Beş yıldır, özel hastaneler ve sağlık merkezlerinin katıldığı bölgesel toplantılar düzenlemekteyiz. Amacımız, gerçekleştireceğimiz sektörel buluşmalarla sorunlara çözüm aramaktır. MEDICABIL Sağlık Grubu ile birlikte düzenlediğimiz bu toplantının amacı da buna yöneliktir” dedi. Sağlıklı diyalog zemini SGK Sağlık Güvenlik Merkez Müdürü Ecz. Selman Pınar da 2015 yılından bu yana görevini sürdürdüğünü belirterek, yapıcı ve çözüm odaklı bir yönetim anlayışı benimsediğini vurguladı. Sağlıklı diyalog zemininde tartışmaya açılan hiçbir sorunun çözümsüz kalmayacağını ifade eden Pınar, bundan sonraki süreçte de bu anlayış doğrultusunda iletişim kurmaya özen göstereceklerini dile getirdi. MEDICABIL’den üst düzey sağlık hizmeti MEDICABIL Sağlık Grubu Süreç İyileştirme Yöneticisi Dr. Ayşe Yıldırım da konuşmasında MEDICABIL Sağlık Grubu’na ilişkin bilgilendirmede bulundu. MEDICABIL Sağlık Grubu’nun Nilüfer ve Yıldırım’da bulunan iki hastanenin toplamından oluştuğunu belirten Yıldırım, “13 bin 500 metrekarelik alandan oluşan modern hastanelerimiz, yüksek tıbbi teknolojinin ürünü birimleri ve ameliyathaneleri ile ileri düzeyde sağlık hizmeti sunmaktadır. 133 yatak kapasitesine sahip bulunan hastanelerimizde; 24 uzmanlık alanı, 6 profesör, 2 doçent, 2 yardımcı doçent, 60 uzman, 10 pratisyen hekim ve 70 hemşire ile insan sağlığını önceleyen anlayış doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. SABİDER ile düzenlediğimiz sempozyumun, sektör sorunlarının çözümüne katkı oluşturmasını dilerim” ifadelerinde bulundu. Panellerde sorunlar tartışıldı Konuşmaların ardından panellere geçildi. SGK Sağlık Güvenlik Merkezi Müdürü Selman Pınar’ın oturum başkanlığındaki birinci panelde, ‘Özel Hastanelerde Güncel Sorunlar’ konusu masaya yatırıldı. Panelde; SABİDER Kurucu Başkanı ve Bursa Acıbadem Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Mustafa Koçak “Özel Hastanelerin SGK ve İl Sağlık Müdürlüğü ile Çapraz Etkileşimi”, MEDICABIL Sağlık Grubu Operasyonlar Koordinatörü Dr. Kısmet Dilara Torlak “Özel Hastanelerde ÖSS-TSS Sorunları ve Çözüm Önerileri”, NEV Sağlık Grubu Medikal Muhasebe Sorumlusu Barış Mertoğlu “Medikal Muhasebe Süreçlerindeki Sorunlar ve Çözüm Önerileri”, MEDICABIL Sağlık Grubu İnsan Kaynakları Yöneticisi Merve Özdemir “Özel Hastanelerde Turnover Hızı ve Çözüm Önerileri” başlıklarından oluşan sunumlarını gerçekleştirdi. Callendoc Evde Bakım Merkezi Müdürü Dr. Feza Şen’in oturum başkanlığındaki ikinci panelde ise; MEDICABIL Sağlık Grubu Süreç İyileştirme Yöneticisi Dr. Ayşe Yıldırım “Sağlık Okuryazarlığının Sağlık Süreçlerine Etkileri”, MEDICABIL Sağlık Grubu Mali İşler Yöneticisi Halime Ağaoğlu “Satın Alma Süreci Sorunları ve Çözüm Önerileri”, MEDICABIL Sağlık Grubu Kalite Yöneticisi Figen Solmaz Opsar “Mevzuat ve Kalite Etkileşimi” başlıklarından oluşan sunumlarını dile getirdi. Sempozyumun üçüncü ve son paneli ise interaktif bir istişare ortamında gerçekleşti. Sağlık profesyonellerinin fikir alışverişlerinde bulunduğu ve sektörel bazda çözüm önerilerinin konuşulduğu panelin ardından toplu fotoğraf çekimi ile etkinlik sonlandı.

EĞİTİM-BİR-SEN'e aday: Adil Yazıcıoğlu Haber

EĞİTİM-BİR-SEN'e aday: Adil Yazıcıoğlu

Makam ve rekabet değil, hizmet ve ortak akıl anlayışıyla hareket etmek için yola çıktıklarını ifade eden Adil Yazıcıoğlu, EĞİTİM-BİR-SEN’in Kurucu Genel Başkanı merhum Mehmet Akif İnan’ın kardeşlik, istişare, ahlak, emek ve adalet mirasını daha güçlü biçimde geleceğe taşımayı hedeflediklerini söyledi. Önceki dönem Başkan Adayı Arif Arı, ​şube başkan yardımcıları, ilçe temsilcileri ile birlikte kadın komisyonu, denetleme kurulu ve Genç Memur-Sen başkanlarının da hazır bulunduğu geniş katılımlı toplantıda, "Bursa Mutabakatı"nın ilk sözü kamuoyu ile paylaşıldı. Aynı ideallere inanan insanların en büyük gücünün, farklılıklarını ayrılık sebebi değil, zenginlik vesilesi olarak görebilmeleri olduğunu belirten Yazıcıoğlu, "Merhum Mehmet Akif İnan'ın bizlere bıraktığı miras; kardeşliktir, istişaredir, ahlaktır, emektir ve adalettir. Bu mirası korumak, yaşatmak ve gelecek nesillere daha güçlü şekilde taşımak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bizim hareket noktamız makam değil hizmet, rekabet değil dayanışma, kırgınlık değil kucaklaşmadır. İnanıyoruz ki güçlü sendika; sesi en çok çıkanların değil, her üyesini dinleyen, sadece üye kazanan değil, güven kazanan sendikadır. Biz, Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 No'lu Şubesi'ni yalnızca üye sayısıyla değil; fikri gücüyle, sahadaki etkisiyle, kurumsal itibarıyla ve çözüm üretme kapasitesiyle Türkiye'nin örnek teşkilatlarından biri hâline getirmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda yeni bir anlayışın, yeni bir sendikacılık vizyonunun ve ortak aklın hâkim olduğu güçlü bir başlangıcın ilk adımını atıyoruz. Bugün ilan ettiğimiz irade; kişilerin değil ilkelerin, grupların değil teşkilatın, rekabetin değil kardeşliğin iradesidir. Geçmişte farklı listelerde yer alan arkadaşlarımızla aynı hedef etrafında buluşarak, teşkilatımızın enerjisini artık kendi içine değil; üyelerimizin hak mücadelesine, eğitim çalışanlarının geleceğine ve Bursa'nın eğitim vizyonuna yönlendirme kararı aldık. Bunun için; Her üyemizin fikrini kıymetli gören katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı oluşturacağız. Herkesi aynı samimiyetle kucaklayarak sendikamızı her zaman üyelerinin yanında olan güçlü bir dayanışma ocağı hâline getireceğiz" açıklamasında bulundu.

Başkent NATO Zirvesi'ne hazırlanıyor Haber

Başkent NATO Zirvesi'ne hazırlanıyor

Ankara’da 7-8 Temmuz’da düzenlenecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde NATO’ya üye ülkelerin meclis başkanları ve delegasyonları İstanbul’da bir araya gelecek. İstanbul’daki Zirve’ye 32 müttefik ülkenin meclis başkanları ve delegasyon başkanlarının yanı sıra NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) Başkanı Marcos Perestrello, NATO PA Başkanlık Divanı üyeleri ve diğer üst düzey temsilcilerin katılması bekleniyor. NATO PA tarafından 2024'ten itibaren ev sahibi ülkelerle iş birliği içinde düzenlenmeye başlanan Zirve, NATO Liderler Zirvesi öncesinde parlamenter düzeyde istişare ve görüş alışverişine imkan sağlayan önemli bir platform niteliği taşıyor. Toplantının, müttefik ülkeler arasında parlamenter eşgüdüm ve diyaloğun güçlendirilmesine katkı sunması amaçlanıyor. İstanbul’daki NATO Parlamenter Zirvesi, ABD ve Belçika’da düzenlenen zirvelerin ardından üçüncü olma özelliği taşıyor. TBMM'nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre NATO Meclis Başkanları Zirvesi Toplantısı 29 Haziran Pazartesi günü Dolmabahçe Sarayı’nda yapılacak. Toplantıda, meclis başkanları ve delegasyon başkanları konuşma yapacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Zirve kapsamında verilen resmi öğle yemeğinde katılımcılarla bir araya gelmesi ve hitapta bulunması beklenirken, program kapsamında aynı gün öğleden sonra katılımcılar için Baykar Milli Teknoloji Merkezi’ne saha ziyareti gerçekleştirilecek. Ziyarette ayrıca şirketin faaliyetleri, savunma teknolojileri alanındaki çalışmaları ve yenilikçi projeleri hakkında bilgi verilmesi planlanıyor.

Bursa Büyükşehir'den Gürsu'ya çıkarma Haber

Bursa Büyükşehir'den Gürsu'ya çıkarma

Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Deniz Köken ve Büyükşehir bürokratları ile birlikte Gürsu ilçesinde çeşitli kurum ve kuruluşları ziyaret etti. İlk olarak Gürsu Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi’nin kahvaltı programına katılan Başkan Vekili Biba, burada oda yönetimiyle istişarelerde bulundu. Esnaflığın geleneksel anlamda güvenilirlik ve örnek kişilikle özdeşleştiğini ifade eden Başkan Vekili Biba, bu anlayışın yeniden güç kazanması için hep birlikte çaba gösterilmesi gerektiğini belirtti. Yerel yöneticiler olarak ilçelere yapılacak hizmetlerde esnafın ve vatandaşların görüşlerine büyük önem verdiklerini dile getiren Başkan Vekili Biba, şehre en doğru hizmetlerin ulaştırılmasında esnafın desteğinin son derece kıymetli olduğunu vurguladı. Ardından AK Parti İlçe Başkanlığı’nı ziyaret ederek İlçe Başkanı Selçuk Karaduman ile bir araya gelen Başkan Vekili Biba, daha sonra Gürsu Belediyesi’nde Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık’ı makamında ziyaret etti. Belediyede gerçekleştirilen istişare toplantısına katılan Başkan Vekili Biba, Gürsu’da planlanan ve devam eden projeler hakkında değerlendirmelerde bulundu. Akabinde Gürsu Kent Meydanı projesi kapsamında PTT binasının yıkım törenine katılan Başkan Vekili Şahin Biba, burada yaptığı açıklamada Gürsu’nun şehrin en kıymetli ilçelerinden biri olduğunu belirterek, “Faydalı hizmetler yapmak için bazen önce yıkmak gerekir. Gürsu ilçemize kazandırılacak meydanın çalışmalarının ilk aşamasındayız. Büyükşehir Belediyesi olarak Gürsu Belediyemizle iş birliği içinde projeye en doğru şekilde destek vermek için çalışmalarımızı yürüteceğiz. İnşallah Gürsu, en kısa zamanda güzel bir meydana kavuşacak. Projeye emek veren herkese teşekkür ediyorum” dedi. Yıkım töreninin ardından iş yerlerini tek tek gezerek esnafa hayırlı işler temennisinde bulunan Başkan Vekili Biba, vatandaşlarla da sohbet ederek görüş ve önerilerini dinledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.