Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#İstişare

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - İstişare haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstişare haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"İstanbul’u Dinliyoruz" Sultanbeyli’den başladı Haber

"İstanbul’u Dinliyoruz" Sultanbeyli’den başladı

AK Parti İstanbul İl Başkanlığı, İstanbul’un sorunlarını, beklentilerini ve geleceğine ilişkin fikirleri doğrudan şehrin farklı kesimlerinden dinlemek amacıyla hayata geçirdiği "İstanbul’u Dinliyoruz" programının ilkini Sultanbeyli’de gerçekleştirdi. AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş, AK Parti Sultanbeyli İlçe Başkanı Ayhan Uşdi, il başkan yardımcıları, teşkilat mensupları ile Sultanbeyli’nin farklı kesimlerinden temsilcilerin katıldığı programda; muhtarlar, sivil toplum kuruluşları, iş dünyası, gençlik ve kadın dernekleri, spor kulüpleri ve kanaat önderleri bir araya geldi. Programın hemen öncesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulunan İl Başkanı Abdullah Özdemir, "İstanbul’u Dinliyoruz" programının yol haritasını anlattı. Maltepe'deki bina çökmesine ilişkin taziye mesajı Konuşmasına Maltepe’de meydana gelen bina çökmesine değinerek başlayan Özdemir, hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi. Yaşanan olayın İstanbul’daki kentsel dönüşüm ihtiyacını bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Özdemir, devlet, bakanlıklar, belediyeler ve vatandaşların ortak hareket etmesinin önemine dikkat çekti. İstanbul’daki yapıların kendiliğinden veya bir deprem sonucunda yıkılmasını beklemek yerine, vatandaşların rızası ve gerekli anlaşmalarla dönüşümün gerçekleştirilmesi gerektiğini vurgulayan Özdemir, "Vatandaşlarımızın sağlıklı binalarda yaşaması bizim öncelikli hedeflerimizin ve çalışma alanlarımızın başında geliyor" ifadelerini kullandı. Devletin kentsel dönüşüm konusunda önemli destekler sunduğunu, AK Parti belediyelerinin de çalışmalar yürüttüğünü belirten Özdemir, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve diğer belediyelere de sürece katkı sunma çağrısında bulundu. "İstanbul'un fotoğrafını Sultanbeyli'den çekmeye başlıyoruz" "İstanbul’u Dinliyoruz" programının ilk durağının Sultanbeyli olduğunu ifade eden Özdemir, ilçenin farklı kesimlerinin aynı masada buluştuğuna dikkat çekti. Özdemir, "Sultanbeyli halkının sesini tam anlamıyla dile getirecek kanaat önderlerinin bir araya geldiği bir toplantı gerçekleştiriyoruz. Parçadan bütüne gidecek şekilde İstanbul’un fotoğrafını Sultanbeyli’den çekip, tüm ilçelerimizden bu verileri alarak bir İstanbul Vizyon Belgesi ortaya çıkarmak istiyoruz" dedi. "Sadece sorun konuşmayacağız, çözüm üreteceğiz" 39 ilçede gerçekleştirilecek buluşmalardan elde edilen sorun, talep, beklenti, fikir ve önerilerin teknik kurullarca ele alınacağını belirten Özdemir, çalışmanın somut bir yol haritasına dönüşeceğini söyledi. Özdemir, "Buradan aldığımız sorunları, talepleri ve beklentileri gerekli teknik kurullarımızla derleyip toparlayacağız. İstanbul’un geleceğini daha iyi bir noktaya getirmek üzere sadece sorun konuşacağımız değil, çözüm üreteceğimiz bir masa oluşturmayı hedefledik" diye konuştu. "İstişare bizim siyaset anlayışımızın bir parçası" AK Parti’nin kuruluşundan bu yana toplumu dinlemeyi ve istişareyi siyaset anlayışının merkezinde tuttuğunu ifade eden Özdemir, "İstanbul’u Dinliyoruz" programının bu anlayışın devamı olduğunu vurguladı. Göreve geldikleri günden bu yana çarşıda, pazarda, sokakta, hanelerde, sanayi ve ticaret bölgelerinde, spor kulüplerinde ve sivil toplum kuruluşlarında İstanbullularla bir araya geldiklerini anlatan Özdemir, "AK Parti olarak biz İstanbul’u sadece bugün dinlemiyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana istişareyi ve toplumu dinlemeyi her zaman düstur edinmiş bir partiyiz" ifadelerini kullandı. Kentsel dönüşüm ve ulaşım vurgusu İstanbul’un öncelikli meseleleri arasında kentsel dönüşüm ve ulaşımın bulunduğunu belirten Özdemir, Sultanbeyli’de ulaşım alanında yeni yatırımların hayata geçirildiğini, ancak yatırımların daha ileri bir noktaya taşınması gerektiğini söyledi. AK Parti İstanbul teşkilatının bir taraftan hükümet yatırımlarının İstanbul’un ihtiyaçlarına göre şekillenmesine katkı sunduğunu belirten Özdemir; eğitim, sağlık, spor ve ulaşım alanındaki beklentilerin İstanbul ölçeğinde koordinasyonunun önemli görevlerinden biri olduğunu kaydetti. "Sorunu söyleyen değil, çözüm önerisi sunan bir muhalefet" İstanbul Büyükşehir Belediyesi nezdindeki muhalefet anlayışlarına da değinen Özdemir, yalnızca sorunları gündeme getiren bir yaklaşım yerine çözüm önerileri ortaya koymayı önemsediklerini söyledi. Belediye başkanlarının da ilçelerindeki problemlere çözüm üretmek amacıyla hareket ettiğini ifade eden Özdemir, "İstanbul’u Dinliyoruz" buluşmalarından elde edilecek sonuçların İstanbul için yeni bir yol haritasının şekillenmesine katkı sağlayacağını belirtti. "İstanbul'u yaşatmak zorundayız" Konuşmasının sonunda İstanbul’un geleceğine ilişkin mesaj veren Özdemir, şehirde yaşayan vatandaşlar kadar yöneticilerin de İstanbul’a karşı sorumluluğu bulunduğunu vurguladı. "İstanbul’da yaşayan vatandaşlarımızın da, yöneticiler olarak bizlerin de bir görevinin İstanbul’u yaşatmak olduğuna inanıyorum. İstanbul’un yaşaması lazım ki İstanbul’da yaşayan vatandaşlarımızın da hayatı, hayat konforu olsun." Özdemir, Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş, İlçe Başkanı Ayhan Uşdi, teşkilat mensupları ve programa katılan Sultanbeyli’nin kanaat önderlerine teşekkür etti. Programda katılımcıların sorularını yanıtlayan Özdemir, güncel başlıklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "İstanbul’u Dinliyoruz" programı, Sultanbeyli’nin ardından İstanbul’un diğer ilçelerinde gerçekleştirilecek. 39 ilçede dile getirilen görüş, öneri, talep ve projeler tasnif edilerek İstanbul’un geleceğine ilişkin kapsamlı bir İstanbul Vizyon Belgesi oluşturulacak.

MHP Lideri Bahçeli: ''Erdoğan bir kez daha aday olmalı'' Haber

MHP Lideri Bahçeli: ''Erdoğan bir kez daha aday olmalı''

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 28. dönem 5. yasama yılının ilk MHP Grup Toplantısı gerçekleştirildi. Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Lideri Bahçeli, asırlar geçse de kurumlar dönüşse yöntemler değişse de pergelin sabit ucunda Türk devlet geleneğinin danışma ve meşveret kültürünün var olduğunu ve bu kültürün Türk töresinin ana omurgasını teşkil ettiğini vurgulayarak, "Kaşgarlı Mahmut'un Divanı Lügatit Türk’te ifade ettiği üzere ‘geniş elbise eskimez, istişare ile alınan akıl bozulmaz’ İstişare ve danışmanın sonucu olarak ortak akıl ile alınan kararlar; kamu vicdanının gür sesi, toplumsal dayanışmanın güçlü zemini, milli birlik ve beraberlik duygusunun sarsılmaz iradesidir. Yanlışı telafi, noksanı tamam eden milli muhakeme ve muhasebe mekanizması olan istişare ve danışma; aynı zamanda da toplumsal fay hatlarını doldurarak, sosyal gerilimleri önleyen ve bir arada yaşama iradesini tahkim eden milli aidiyet ve mensubiyet şuurudur. Dede Korkut’un ‘il gider töre kalır’ vecizinden mülhem, Türk devleti emperyalist işgallerle dağılmanın eşiğine geldiğinde, istişare ve danışma son Osmanlı Mebusan Meclisinde Misak-ı Milli kararlarıyla milli vahdete bürünmüştür. İstanbul’un işgaliyle türlü tehlikeleri atlatarak Ankara’ya koşan mebuslar, Gazi Mustafa Kemal Paşanın liderliğinde Büyük Millet Meclisinde istiklal davasını yaşatmış, Sevr paçavrasını tarihin çöplüğüne atmıştır. Unutulmaması gerekir ki İstiklal Harbi’nin ana karargahı Büyük Millet Meclisi’dir" diye konuştu. "Barışta olduğu kadar savaşa da hazır olabilme kapasitesi" 15 Temmuz hain kalkışmasında yazılan demokrasi destanının merkezinin de Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğuna değinen Bahçeli, "Türk milleti milli mücadelesini Meclis çatısında vererek dünya siyasi tarihinde nadir ve müstesna bir yere sahip olmuştur. Bu sebeptendir ki Türk milleti için Meclis, olağan dönemler kadar olağanüstü dönemleri sevk ve idare etme kabiliyeti; barışta olduğu kadar savaşa da hazır olabilme kapasitesi; vatanına, toprağına, istiklal ve egemenliğine göz dikenlere karşı mücadele iradesidir" ifadelerini kullandı. "Terör belasından kurtulmak için tarihi bir fırsat önümüzdedir" MHP’nin bu dönemde program, politika, proje ve kadrolarla Türkiye’nin önünde açılacak huzur ve refah sayfalarının irfan mürekkebi, hakikat kalemi olacaklarına itimadının tam olduğunu kaydeden Bahçeli, Milletimizle kurduğumuz samimi ve köklü bağı daha da güçlendirerek her alanda üç hilali zirveye taşıyacağız. Bizim mücadelemiz vatanımızın her karışına, milletimizin her ferdine, milli varlığımızın her zerresine ve geleceğimize sahip çıkma mücadelesinde olanların yürüyüşüdür. Yolumuz, fitne ateşlerini sinesinde söndüren, tahrikleri akıl ve iman ile boğan, ihanete boyun eğmeyen ülkü neferlerinin yoludur. Her bir ülküdaşımız, milletimizin kutlu davasını omuzlarına yükleyen, tarihin kadim sesini gönlüyle işiten, coğrafyanın hakikatine Türk gözüyle bakan iradenin, ferasetin ve cesaretin timsalidir. Bu şuur ve anlayışla ne çizgimizden saptık ne duruşumuzu bozduk. Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve faziletiyle, her yılı bir asra bedel senelerde ilkelerimizden ve ülkülerimizden, vatan ve millet sevgimizden asla ödün vermedik. Siyaseti kısır bir iktidar mücadelesinin, çıkar ya da çatışmanın unsuru değil, toplumsal uzlaşının ve huzurun tesis aracı olarak gördük. Büyük Türk milletini içerisine düştüğü her türlü darboğazdan kurtarmayı görev addeden ülkücü hareket, kendisini milletine adamışların buluşma yeridir. Temel hedefimiz, Türkiye’yi ve içinde bulunduğumuz bölgeyi terörün ürettiği güvenlik tehditlerinden bütünüyle arındırmak, gelecek kuşakların siyasi, ekonomik ve toplumsal refahını teminat altına almaktır. 40 yılı aşkın süredir milletimizin başına musallat edilen terör belasından kalıcı olarak kurtulmak için tarihi bir fırsat önümüzdedir" açıklamasında bulundu. "Sürdürülebilir kalkınmanın ön şartı da güçlü kurumlar ve öngörülebilir bir hukuk düzenidir" Türkiye’nin kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için biriken yapısal sorunların çözülmesinin, güncel meselelerle köklü reform adımlarının atılmasını da gerektirdiğini vurgulayan Bahçeli, "Bu nedenle önümüzdeki Meclis dönemini, kısır siyasi tartışmaların ötesinde, Türkiye’nin orta ve uzun vadeli geleceğini şekillendirecek bir yapısal reform dönemi olacaktır. Diğer yandan 3 Ekim tarihinde yaptığım detaylı açıklamada vurguladığım üzere Türkiye, yaşanan yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık gibi gelişmeler karşısında toplumsal bir güven erozyonu ve çürüme tartışmalarıyla karşı karşıya bırakılmamalıdır. Bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Hangi siyasi görüşten, hangi makamdan veya hangi yapıdan gelirse gelsin, kamu kaynaklarının usulsüz kullanımına ilişkin her iddia bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalı, işlemler hukuk devleti ilkesine uygun biçimde yürütülmelidir. Demokratik siyasetin meşruiyeti hesap verebilirlikten ve kamu kurumlarına duyulan güvenden beslenmektedir. Sürdürülebilir kalkınmanın ön şartı da güçlü kurumlar ve öngörülebilir bir hukuk düzenidir. Bu nedenle yeni yasama yılında atılacak demokratik adımlarla kalkınma hedeflerini gerçekleştirmeye dönük gayret ile yolsuzluk ve yozlaşmayı önleyecek girişimlerin birbirinden ayrı düşünülmemesi ve eşgüdümle hayata geçirilmesi gerekmektedir" şeklinde konuştu. "Birleşmiş Milletlerin siyasi merkezi New York ise adalet merkezi Ankara’dır" Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bunun için diyoruz ki Birleşmiş Milletlerin siyasi merkezi New York ise adalet merkezi Ankara’dır. Bu doğrultuda Türkiye, Birleşmiş Milletler bünyesinde insanlık değerlerini, hukuku ve adaleti esas alan bir reform anlayışıyla, mesuliyet duygusuna sahip ülkelere öncülük edebilecektir. 81’inci, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda İsrail’in eli kanlı başbakanı Netanyahu’nun genel kurula hitabı insanlık tarihinin utanç vesikası olmuştur. Maalesef, elinde binlerce masumun kanı olan soykırımcının insanlık ve ahlak dersi verme küstahlığında bulunduğu bir tiyatroyu bütün dünya izlemiştir. Diyorum ki; Hitlerin kendisini ‘insan hakları savunucusu’, Mussolini’nin kendisini ‘özgürlük havarisi’, Stalin’in ise ‘demokrat’ olarak nitelendirmesi ne kadar gerçekçi ise Netanyahu’nun ‘Dünyanın en ahlaklı ordusuna sahibiz’ demesi de ‘Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı tiran olarak nitelendirmesi’ de o kadar gerçekçidir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Netahyahu’nun hezeyanları, esasında Batı’nın ikircikli ve samimiyetsiz politikalarının, iflas etmiş insani değerlerinin, emperyalizmin aynasında yansımasıdır. Çok defa işaret ettiğimiz ve uyardığımız gibi İslam ülkelerinin İsrail karşısındaki tavır ve duruşlarını belirlemeleri ve açıkça ortaya koymaları şarttır. Merhum Cahit Zarifoğlu’nun ‘Filistin bir sınav kağıdı, her mü'min kulun önünde’ dizelerine atfen, İslam ülkelerinin kınamanın ötesinde ortak bir tavır ve irade sergilemesi kaçınılmazdır. Zira İsrail, bölge halkları ve dünyadaki bütün milletler için tehdittir. İsrail saldırganlığı, yayılmacılığı ve hukuk tanımazlığının önlenmesi ve bölgenin selameti için önerdiğimiz Kudüs İttifakı’nın yahut Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşmasının çerçevesinin genişletilmesiyle caydırıcı bir İslam Barış Gücünün oluşturulması kaçınılmazdır. Küresel siyasetin ve uluslararası güvenlik düzeninin önemli bir dönüşüm yaşadığı, jeopolitik risklerin kalıcı bir nitelik kazanmasına yol açabilecek uzlaşmazlıkların sürdüğü bir dönemde; hukuku, barış ve adaleti esas alan duruşuyla sözüne güvenilen bir ülke olarak Türkiye’ye her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu da açıktır." "Erdoğan’ın bir daha aday olabilmesi için ‘seçimlerin yenilenmesi’ kararı alınmalıdır" Türkiye’yi milli hedefler istikametinde ileriye taşıma kararlılığının aynı inanç ve iradeyle devam etmesinin Türkiye’nin arkasına aldığı rüzgarla, yeni atılımlar için fırsat ve imkanları değerlendirmesine bağlı olduğunu dile getiren Bahçeli, şu ifadelere yer verdi: "Bununla beraber, Türkiye’nin yakaladığı yükseliş ivmesinin kesintiye uğramaması, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kez daha aday olması ve üçüncü defa Cumhurbaşkanı seçilmesiyle mümkün olacaktır. Zira üçüncü dönem ülkemizde, bölgemizde ve dünyada birçok önemli gelişmeye gebedir ve öncelikli olarak bu zorlu süreci yönetecek dirayet ve tecrübeye ihtiyaç vardır. O tecrübe ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Cumhur İttifakı kurumsallığında Erdoğan’dadır. Dünyanın içinde bulunduğu kaotik süreçte, bölgemizde cereyan eden belirsizliklerle dolu ortamda, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge yolunda tarihi adımların atıldığı bir dönemde, Türkiye’nin istikamet değiştirmeye ve hedeflerinden vazgeçmeye değil, sistemsel ve kurumsal olarak bütünüyle mevcut imkânlarını ve kaynaklarını sürdürmeye ihtiyacı vardır. Cumhurbaşkanımızın, bugüne kadar üstlendiği sorumluluk, ortaya koyduğu liderlik ve Türkiye’ye kazandırdığı stratejik kapasite dikkate alındığında kendisinin bir dönem daha Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesi Türkiye’nin ve bölgemizin hayrına olacaktır. Bu nedenle, Cumhurbaşkanımız uygun gördüğü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi anayasal iradesini bu yönde ortaya koyduğu takdirde, Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayının yeniden Sayın Recep Tayyip Erdoğan olması arzumuz ve talebimizdir. Bunu mümkün kılacak hukuki, siyasi ve toplumsal zemin fazlasıyla vardır. Anayasa’nın 116’ncı maddesinde yer alan ‘Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir’ hükmü, meclisin nitelikli çoğunlukla alacağı ‘seçimlerin yenilenmesi’ kararıyla üçüncü dönem cumhurbaşkanlığı adaylığını mümkün kılmaktadır. Bu hükümler doğrultusunda Milliyetçi Hareket Partisi olarak düşüncemiz şudur, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha aday olabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisinde uygun zamanda ve azami mutabakatla ‘seçimlerin yenilenmesi’ kararı alınmalıdır. Meclisin alacağı karar çerçevesinde yenilenecek seçimlerin yine 2028 yılı içinde yapılması istikrar ve öngörülebilirliği zedelemeyecek, sistem, ruhuna uygun işletilmiş olacaktır. Bu yönde bir iradenin tezahürüyle gereksiz tartışmalar bitecek, belirsizlikler ortadan kalkacak, ekonomik güven artacak, ülkemiz, attığı tarihi adımlarda doludizgin yoluna devam edebilecektir."

Bursa'da Başkan Özel'den Cumhur İttifakı'nda güç birliği mesajı Haber

Bursa'da Başkan Özel'den Cumhur İttifakı'nda güç birliği mesajı

Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen MHP Bursa İl Başkanlığı Kongresi’nde İl Başkanlığı görevine seçilen Mehmet Emin Özcanbaz’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Başkan Ercan Özel’e ziyarette AK Parti Yenişehir İlçe Başkanı Mehmet İleri, MHP Yenişehir İlçe Başkanı Samet Noyin, Yenişehir Ülkü Ocakları Başkanı Abdullah Çağlar, Belediye Başkan Yardımcısı Fikret Hatipoğlu, AK Parti Yerel Yönetimler Başkanı Gökhan Çelebi ile AK Parti Belediye Meclis Üyeleri Adem Yılmam, Melike Bayrakdar ve Naciye Özdemir eşlik etti. YENİŞEHİR İÇİN ORTAK PROJELER MASAYA YATIRILDI Ziyarette Cumhur İttifakı’nın Yenişehir’de yürüttüğü çalışmaların yanı sıra ilçenin kalkınması ve gelişmesine katkı sağlayacak projeler üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Yenişehir’in ihtiyaçları, önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi hedeflenen çalışmalar ve kurumlar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi konusunda görüş alışverişi gerçekleştirildi. Yenişehir’in geleceği söz konusu olduğunda istişare ve ortak akıl anlayışıyla hareket ettiklerini vurgulayan Belediye Başkanı Ercan Özel, Cumhur İttifakı’nın güçlü birlikteliğinin hizmet ve yatırımlara da yansıyacağını ifade etti. ÖZEL: “MEMLEKET SEVDASIYLA OMUZ OMUZA HAREKET EDECEĞİZ” Başkan Ercan Özel, “Cumhur İttifakı olarak birlik ve beraberlik içerisinde Yenişehir’imizin kalkınması, gelişmesi ve ortak projeler noktasında güç birliği üzerine oldukça verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Bizim ortak paydamız Yenişehir, gayemiz hemşehrilerimize hizmettir. Şehrimize kazandıracağımız her eser ve atacağımız her adımda istişareyi, ortak aklı ve güçlü dayanışmayı önemsiyoruz” dedi. ‘YENİŞEHİR’İMİZE DEĞER KATACAĞIZ’ Cumhur İttifakı’nın birlikteliğine dikkat çeken Başkan Özel, “Cumhur İttifakı’nın sarsılmaz iradesi ve kardeşlik hukukuyla memleketimiz için hep birlikte çalışacağız. Liderlerimizin ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda; şehrimiz için aynı irade, aynı inanç ve ortak akılla dün olduğu gibi bugün de memleket sevdasıyla omuz omuza hareket edecek, Yenişehir’imize ve bölgemize değer katacağız” ifadelerini kullandı.

Diyarbakır’da "Türkiye Yüzyılı" buluşması Haber

Diyarbakır’da "Türkiye Yüzyılı" buluşması

"Türkiye Yüzyılı Buluşmaları" kapsamında geniş bir heyet, Diyarbakır’da tarihi ve stratejik temaslara imza attı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek ve Gaziantep Milletvekili Bünyamin Bozgeyik’in de aralarında bulunduğu 17 milletvekili ile Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyeleri, kentin 17 ilçesinde eş zamanlı olarak sahaya inerek teşkilatlarla ve vatandaşlarla bir araya geldi. Kentin potansiyelini harekete geçirmeyi ve bölgesel entegrasyonu güçlendirmeyi amaçlayan program, yoğun bir diplomasi, ekonomi ve istişare trafiğine sahne oldu. Ziyaretler kapsamında kentin ve bölgenin ekonomik dinamikleri, dış ticaret potansiyeli ile sınır ötesi iş birliği imkanları detaylıca masaya yatırıldı. Gaziantep’in sanayi ve üretim gücü ile Diyarbakır’ın jeostratejik önemini birleştiren bir perspektifle yürütülen görüşmelerde, kalkınma hedeflerinin yerelde taçlandırılacağı vurgulandı. 17 ilçede güçlü sinerji ve esnaf ziyaretleri Bölge genelinde geniş yankı uyandıran programın merkez üssü tarihi Ulu Cami oldu. Cami çevresinde ve avlusunda vatandaşlarla buluşan heyet; esnaf ziyaretleri, taziye ve düğün katılımlarıyla günlük hayata ortak oldu. 17 ilçenin tamamında kurulan çalışma masaları ve birebir istişareler sayesinde yereldeki beklentiler doğrudan dinlendi. Saha çalışmalarında özellikle Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Gaziantep Milletvekili Bünyamin Bozgeyik arasındaki yakın diyalog ve uyumlu çalışma temposu dikkat çekti. İkilinin bölgenin geleceğine yönelik ortak vizyonu teşkilat mensupları ve vatandaşlar tarafından memnuniyetle karşılandı. "Güçlü Bölge, Güçlü Türkiye" vizyonu Ziyaretin ardından değerlendirmelerde bulunan Gaziantep Milletvekili Bünyamin Bozgeyik, bölgenin barış, huzur ve üretim eksenli bir geleceğe ilerlediğini belirterek, "Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan ile birlikte medeniyetler şehri Diyarbakır’ımızda çok kıymetli temaslar gerçekleştirdik. Türkiye Yüzyılı, sadece dış politikada değil, ülkemizin her bir karışında kalkınmanın, yatırımın ve kardeşliğin yüzyılı olacaktır. Gaziantep ve Diyarbakır başta olmak üzere tüm bölge illerimizin ticaret, üretim ve kültürel bağlarını daha da güçlendirerek ülkemizi küresel ölçekte hak ettiği konuma taşımaya kararlıyız" dedi. Sivil toplum kuruluşları, iş dünyası temsilcileri ve yerel dinamiklerle gerçekleştirilen kapalı oturumların ardından tamamlanan programın, önümüzdeki dönemde bölgeye yönelik yeni ekonomik ve diplomatik adımların zeminini oluşturması bekleniyor.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’ndan İmamoğlu yorumu: "İmamoğlu siyasi tutuklu değil" Haber

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’ndan İmamoğlu yorumu: "İmamoğlu siyasi tutuklu değil"

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tutuklu bulunan eski İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, "İmamoğlu siyasi tutuklu değil, siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir insan değil" dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir gazeteye yaptığı röportajda tutuklu bulunan eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu siyasi tutuklu olarak görmediğini belirterek, İmamoğlu’nun siyasi görüşünden dolayı hapis cezası almadığını ifade etti. İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığıyla, hakkındaki davaların ayrı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun tutuklanmasını ise doğru bulmadığını yineledi. Bunun yanı sıra Özgür Özel ve ekibinin CHP’den ayrılmasının CHP’ye güç kaybı yaşatacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, bu durumu zaman içinde toparlayacaklarını ve bundan kimsenin endişe duymaması gerektiğini sözlerine ekledi. Müzakereye açık olduğunu belirtti Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun önündeki hukuki engellerin kalkması ve cumhurbaşkanı adayı olması halinde iktidara karşı işbirliğine açık olduğu mesajını verdi. Muhalefetin yüzde 51’e ulaşmak için birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, istişare ve müzakereye her zaman açık olduğunu belirtti. CHP’nin güç kaybı yaşayacağını vurguladı Mutlak butlan davası sonucu CHP Genel Başkanlığı görevini bırakıp YENİ Parti’yi kuran Özgür Özel ve beraberindeki isimlerin tabanda bir kaymaya sebep olmadığını savunan Kılıçdaroğlu, diğer yandan ise bu durumun CHP’de güç kaybına yol açacağını kabul etti. Ayrıca Kılıçdaroğlu bu durum için bunu zaman içinde toparlayacaklarını ve bundan kimsenin endişe duymaması gerektiğini vurguladı. Bunun yanı sıra hakkında mutlak butlan kararı verilen 38’inci Olağan Kurultay’a ilişkin davanın tarafı olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Ben bu davanın tarafı değilim. Dava açan değilim. İfade veren değilim. Ben bu davanın hiçbir yerinde yokum" dedi. "Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrı, bu davalar ayrı" CHP’nin cumhurbaşkanı adayını belirlemek için yaptığı ön seçimde İmamoğlu’na oy verdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrıdır. Bu davalar ayrıdır. Yargılanabilir ama tutuklanmasını doğru bulmadım. Bugün de aynı görüşteyim" ifadelerini kullandı. "İmamoğlu siyasi tutuklu değil" Ekrem İmamoğlu’nun siyasi görüşünden dolayı hapis cezasına çarptırılmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Şimdi kalkıp da bir kişiyi Cumhurbaşkanı adayı ilan edip ondan sonra ’Bu oldu’ diye bunu siyasi dava diyemeyiz. Gidip adaylığı için oy veren de benim. Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrıdır, bu davalar ayrıdır. Kişi her yerde ve her ortamda hesap vermeye hazır olmalı. Kişi, ’Her kör kuruşun hesabını vereceğim’ diyecek.’ İmamoğlu siyasi tutuklu değil, siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir insan değil" açıklamasında bulundu.

Müşterek Mekan’da bağımsızlık ve Cumhuriyet söyleşisi Haber

Müşterek Mekan’da bağımsızlık ve Cumhuriyet söyleşisi

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği Müşterek Mekan Buluşmaları’nda akademisyen Orhan Şener Deliormanlı, gazeteci-yazar Özlem Özdemir ve gazeteci Ünsal Ünlü’nün katılımıyla "Bağımsızlık Yolunda Bir Ulusun Onurlu Mücadelesi" konusu ele alındı. Nilüfer Belediyesi ev sahipliğinde Üç Fidan Gençlik Parkı’nda düzenlenen Müşterek Mekan Buluşmaları kapsamında "Bağımsızlık Yolunda Bir Ulusun Onurlu Mücadelesi" söyleşisi gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Orhan Şener Deliormanlı’nın üstlendiği etkinlikte, gazeteci-yazar Özlem Özdemir ile gazeteci Ünsal Ünlü, bağımsızlık mücadelesini tarih ve gazetecilik perspektifinden değerlendirdi. Söyleşiye, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ile eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman ve vatandaşlar katıldı. Özlem Özdemir konuşmasında, 30 Ağustos’un bağımsızlığın elde edilmesinin son adımı olduğunu dile getirdi. Özdemir, işgale karşı kadını ve erkeğiyle tek yürek olan Anadolu halkının kenetlendiğine dikkat çekerek, Türk kadınının mücadeledeki rolünün kritik önem taşıdığını vurguladı. Özdemir, "30 Ağustos, bağımsızlık demek, özgürlük demek, dimdik ayakta durmak demek. Yani bağımsızlık dilenilmez, elde edilir, inat edilir, kazanılır, savaşılır" dedi. Atatürk’ün tüm kararlarını kişisel menfaatlerden uzak, tamamen vatan ve millet için aldığını belirten Özdemir, onun askeri zekası ve vatan sevgisinin eşsiz olduğunu ifade etti. "Atatürk özgüven aşılıyor" Gazeteci Ünsal Ünlü ise Zafer’in ilk günden itibaren planlanan bir inancın sonucu olduğunu ve Cumhuriyet’in süreç ve sonuç bakımından bir kadın devrimi sayılması gerektiğini belirtti. Hayatının büyük bölümünü cephede geçiren Atatürk’ün "Savaş, vatanın zaruri hayatı söz konusu değilse bir cinayettir" sözünü hatırlatan Ünlü, liderlik anlayışına da değindi. Atatürk’ün cephe ziyaretlerinde kararları alırken komutanlarla uzun uzun istişare ettiğini ve emirleri onların kendi imzalarıyla yayımlatmasını sağladığını belirten Ünlü şöyle konuştu: "Burada insanlara özgüven aşılıyor. Yani sadece ben yapmadım, sen de yaptın diyor. ‘Bu bir kişinin zaferi değildir’ der. Sıkça söyler. Bu bir kişinin zaferi değil. Bir milletin zaferi. Çünkü biz hep beraber yaptık bu işi" Söyleşinin moderatörü Orhan Şener Deliormanlı ise Atatürk’ün psikolojik dayanıklılığa sahip olduğuna dikkat çekti. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, söyleşinin sonunda konuşmacılara teşekkür ederek hediye takdim etti.

"Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile hiçbir ülkeyi hedef almıyoruz" Haber

"Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile hiçbir ülkeyi hedef almıyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Mekke Ortak Savunma Anlaşması her şeyden önce kolektif caydırıcılığı temel alan bir anlaşma. Güvenlik ve savunma iş birliğimizi ilerletecek, savunma sanayiinde ortak projeler geliştirecek ve terörizmle mücadelede bizlere güç verecek bir anlaşma. Bu anlaşma ile hiçbir ülkeyi hedef almıyoruz, amaç sadece bölge huzuru, istikrarı ve halklarımızın refahı" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Londra merkezli Şarku’l Avsat gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ghassan Charbel’e mülakat verdi. İngilizce ve Arapça olarak yayımlanan mülakatta Mekke Ortak Savunma Anlaşması hakkında da konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmanın hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi bölgenin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan bütün kardeş ülkelerin katılımına açık olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, üçlü Mekke Anlaşması fikrinin nasıl ortaya çıktığı ve bu anlaşmaya giden süreçte hangi gelişmelerin etkili olduğu yönündeki soruya şöyle cevap verdi: "Mekke Ortak Savunma Anlaşması fikri, bölgemizde yaşanan gelişmeler karşısında ortaya çıkan yeni şartların ve ortak sorumluluk anlayışının bir neticesidir. Biz her zaman bölge meselelerinin bölge ülkelerince sahiplenilmesi ve çözüme kavuşturulmasından yana olduk. Bizim temel yaklaşımımız hep buydu. Bölgenin meselelerini bölgenin kendi aktörleri çözmeliydi, bunun ilk adımını attık diyebiliriz. Son dönemde yaşananlar, kardeş ve dost ülkeler arasındaki dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Türkiye olarak, anlaşmazlıkların derinleşmesini değil, diyalog ve istişare kanallarının güçlendirilmesini savunduk. Çünkü biliyoruz ki kalıcı barış, sadece çatışmaların sona ermesiyle değil; karşılıklı güven, siyasi irade ve ortak gelecek perspektifi ile mümkün. Mekke Ortak Savunma Anlaşması da işte bu anlayışın bir sonucu. Burada üç ülkenin bir araya gelmesinin ötesinde bölgemizin istikrarı, kardeş halkların huzuru bakımından tarihî bir sorumluluk üstlendik. Şunu da özellikle vurgulamak isterim ki bu anlaşma bölgemizde huzur ve istikrar isteyen tüm kardeş ülkelere de açık. Türkiye olarak biz, geçmişte olduğu gibi bugün de barıştan, istikrardan ve kardeşlikten yana tavır koymaya devam ediyoruz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı da bu iradenin somut bir tezahürü olarak görüyor ve taraf ülke sayısını artırmaktan da çekinmiyoruz. İnşallah Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye olarak bölgemizde yeni bir iş birliği ve dayanışma döneminin kapısını araladık. Bu kapıyı hep açık tutmak, barış ve istikrarın güçlenmesine katkıda bulunmak iradesine sahip ülkeleriz." "Vizyonumuz üç ülkeyle sınırlı kalmayarak daha da büyümek ve mümkünse bir gün bölgedeki bütün ülkelerin bu çatının altında toplanmasını sağlamaktır" Anlaşmanın ABD ile İran arasındaki gerilimin seyriyle bağlantılı olup olmadığı sorusunu ise Cumhurbaşkanı Erdoğan şu şekilde yanıtladı: "ABD ile İran arasındaki gerilimin seyri elbette bölgesel gelişmeler bakımından önemli. Ancak Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı da yalnızca bu gerilimin ortaya çıkardığı konjonktürel bir gelişme olarak değerlendirmek ülkelerimizin siyasetini ve niyetini doğru anlamamak olur. BM Şartı’nın 51’inci maddesinde tanımlanan savunma hakkını da teyit eden anlaşma, hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi bölgemizin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan bütün kardeş ülkelerin katılımına açıktır. Nitekim bizim vizyonumuz üç ülkeyle sınırlı kalmayarak daha da büyümek ve mümkünse bir gün bölgedeki bütün ülkelerin bu çatının altında toplanmasını sağlamaktır. Bu, bölgeye kalıcı istikrarı getirecek en önemli adım olacaktır. Bugün attığımız adımın da evveliyatı elbette vardır. Çok uzun zamandan beri bu anlaşma, birlikte imza attığımız ortaklar ve diğer bölge ülkeleriyle görüşmelerimizde ele aldığımız konulardan birisini oluşturmuştur. Bölgemizde barışın, istikrarın ve güvenliğin güçlendirilmesi için ilgili ülkelerin düzenli istişare içerisinde olması gerektiğini uzun zamandır ifade ediyoruz ve buna göre hareket ediyoruz. Çünkü bölgenin meselelerinin çözümünde dışarıdan dayatılan reçetelerin ne gibi felaketlere yol açtığını biliyoruz. Bu yüzden de Türkiye olarak her zaman bölge ülkelerinin kendi iradesi ve ortak aklı belirleyici kılma yönünde politika yürütüyoruz. Dolayısıyla Mekke’de ortaya çıkan üçlü mekanizmayı, günübirlik gelişmelere verilmiş bir tepki olarak göremeyiz. Attığımız adım değişen bölgesel şartlar karşısında ortaya konulan stratejik bir iradedir. Türkiye olarak her zaman gerilimin değil diplomasinin, çatışmanın değil diyaloğun, ayrışmanın değil bölgesel iş birliğinin güç kazanmasından yana olduk. Biz, bütün taraflarla konuşabilen ve gerektiğinde zor meselelerde sorumluluk üstlenebilen bir ülke olarak, bölgemizde kalıcı barış ve istikrarın tesisi için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz." "Bu anlaşma ile hiçbir ülkeyi hedef almıyoruz" Anlaşmanın savunma niteliği taşımakla birlikte taraflardan birine yönelik herhangi bir saldırının üç tarafa birden yapılmış sayılacağı maddesinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Evet Mekke Ortak Savunma Anlaşması, isminden de anlaşılacağı üzere ortak bir savunma yaklaşımını temel almakta. Mekke-i Mükerreme’de kardeş ülkeler olarak böyle bir anlaşmaya imza atmış olmanın ayrıca bir önemi var ve bunun mutluluğunu yaşıyoruz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması her şeyden önce kolektif caydırıcılığı temel alan bir anlaşma. Güvenlik ve savunma iş birliğimizi ilerletecek, savunma sanayiinde ortak projeler geliştirecek ve terörizmle mücadelede bizlere güç verecek bir anlaşma. Bu anlaşma ile hiçbir ülkeyi hedef almıyoruz, amaç sadece bölge huzuru, istikrarı ve halklarımızın refahı. Anlaşma maddelerinde de açık, net ifade edildiği gibi burada esas olan, taraflardan herhangi birinin güvenliğine yönelik bir tehdidin diğer taraflarca da ortak bir güvenlik meselesi olarak değerlendirilmesidir. Ancak bunu yalnızca askerî bir hüküm şeklinde değerlendirmemek gerekir. Anlaşmanın asıl amacı caydırıcılığı güçlendirmek, tarafların güvenliğini karşılıklı dayanışma anlayışı içerisinde tahkim etmek ve bölgesel istikrarı korumaktır. Türkiye’nin son yıllarda savunma ve güvenlik alanındaki hamleleri herkes tarafından takdir ediliyor. Bunları yaparken de kardeş ve dost ülkelerle iş birliklerimizi, anlaşmalarımızı yaparak, bölgenin barış ve istikrarını güçlendiren bir mahiyet kazandırıyoruz. Aynı zamanda, bu ittifaka imza atan ülkeler olarak birbirimize tehdit teşkil etmeyeceğimiz, aksine birbirimizin güvenliğini garanti etme taahhüdünde bulunduğumuz ve içeride birbirimizle dayanışma hâlinde olduğumuz mesajını veriyoruz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın mesajı gayet açıktır, birimizin güvenliği hepimizin güvenliğidir. Bu anlayışı bölgemizde kapsayıcı bir yaklaşımla hayata geçirdiğimiz takdirde kalıcı barış, istikrar ve refah ortamını hepimizin faydasına olacak şekilde hayata geçireceğimize inanıyoruz." "Bölgenin geleceği, bölge ülkelerinin iradesinden bağımsız olarak şekillendirilemez" "Orta Doğu’daki bölgesel güçlerin daha önce büyük güçlerle sınırlı görülen güvenlik ve istikrarı sağlama sorumluluğunu üstlenmeye karar verdikleri söylenebilir mi?" şeklindeki soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Artık bölge ülkeleri kendi güvenlikleri, kendi istikrarları ve kendi geleceklerinin sorumluluğunu daha fazla üstlenmek durumundalar. Bizim öteden beri savunduğumuz yaklaşım da zaten aynen budur. Bölgenin meselelerini en iyi bilenler, o bölgenin ülkeleri ve halklarıdır. Bölgemizde yaşanan gelişmeler elbette küresel etki oluşturacak sonuçlara yol açabilmektedir. Bölgesel sahiplenmenin, bölgesel dayanışmanın ve ortak iradenin güçlendirilmesi küresel istikrarın güçlenmesine de katkıda bulunacaktır. Türkiye olarak, bölge ülkelerinin kendi aralarında daha güçlü mekanizmalar kurmasını, güvenlik ve istikrarı birlikte tesis etmesini son derece önemli buluyoruz. Biz bölge ülkelerinin hemen hemen hepsiyle çok iyi düzeyde ilişkiler yürütmekteyiz. Bununla birlikte, bölge ülkeleriyle mevcut iş birliklerimizi daha kalıcı hâle getirmenin faydalı olduğu düşüncesi içindeyiz. Bu çerçevede, bölge ülkelerinin kendi güvenlik ve ekonomik istikrarlarını kendi aralarında kurumsal hâle getirecek ilişkiler vasıtasıyla garanti altına almaları gerektiğine inanıyoruz. Bugün ortaya çıkan tablonun en net gösterdiği durum da şu, bölgenin geleceği, bölge ülkelerinin iradesinden bağımsız olarak şekillendirilemez. Bizim hedefimiz, dışlayıcı bloklaşmalar değil, egemenliğe ve toprak bütünlüğüne saygıya, karşılıklı güvene ve ortak çıkarlara dayalı bir bölgesel iş birliği düzenidir. Türkiye bu anlayışla hareket etmeye, gerektiğinde sorumluluk almaya ve bölgemizde barışın, istikrarın ve güvenliğin güçlendirilmesi için diplomatik girişimlerini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Mekke Anlaşması’nın Körfez bölgesinde güvenliğin güçlendirilmesine katkı sağlayacağına inanıyorum, inanıyoruz. En başından beri ifade ettiğim üzere bölgenin refahına, huzuruna ve güvenliğine hizmet edecek bir anlaşmaya imza attık. Körfez bölgesinin güvenliği yalnızca bölge ülkeleri açısından değil, küresel ekonomi ve uluslararası ticaret bakımından da büyük önem taşıyor. Enerji arz güvenliğinden deniz yollarının emniyetine, ticaretin sürekliliğinden küresel ekonomik istikrara kadar pek çok başlık doğrudan bu bölgenin huzuruyla bağlantılı. Bu teorik bir ifade değildir, son birkaç ayda yaşanan gelişmeler bize bunu gösterdi. Dolayısıyla Körfez’de güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik her adımı, yalnızca bölgesel değil, küresel barış ve refah bakımından da değerli buluyoruz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın, bölgenin ortak güvenlik ve dayanışma anlayışına büyük katkı sağlayacağına ve bölgede paradigmayı değiştireceğine inanıyoruz. Güvenlik ile ekonomik kalkınma birbirinden ayrı düşünülemez. Siyasi istikrar ve ekonomik kalkınmanın da at başı ilerlediğini hep ifade etmişimdir. Avrupa yaşadığı büyük savaşların ardından önce birlikte istikrar ve güvenlik sonra ekonomik entegrasyon ve refah noktasına geldi, biz bu kadar acıyı yaşamadan bu noktaya birlikte gidebiliriz. Huzurun olmadığı yerde ticaretin, yatırımın ve refahın sürdürülebilir olması mümkün değil. Körfez’in istikrarı, aynı zamanda Asya, Avrupa ve Afrika arasındaki ekonomik bağlantıların güvenliği bakımından da stratejik bir meseledir. Körfez’in barış ve istikrarını kendi güvenlik ve bölgesel barış perspektifimizden ayrı görmüyoruz. Bu nedenle üzerimize düşen her türlü sorumluluğu almaya ve yapıcı diplomatik çabalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz." "Hürmüz Boğazı, küresel ekonominin adeta atar damarlarından biri" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hürmüz Boğazı’ndaki durumla ilgili bir soruya cevaben şunları aktardı: "Hürmüz Boğazı, bölgesel değil küresel önemi haiz bir nokta. Küresel enerji arzı ve uluslararası ticaret bakımından da son derece stratejik bir geçiş noktası. Dolayısıyla burada yaşanabilecek herhangi bir gerilimin, etkileri itibarıyla yalnızca bölge ülkeleriyle sınırlı kalmadığını petrol fiyatlarıyla tüm dünya gördü, hissetti. Hürmüz Boğazı, küresel ekonominin adeta atar damarlarından biri olduğunu kanıtladı. Bizim temennimiz ve beklentimiz, mevcut gerilimin bir an önce sona ermesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli, istikrarlı ve kesintisiz bir şekilde uluslararası ticarete hizmet etmesi yönünde. Bunun da gerçekleşmesi, tarafların sağduyulu davranmasına ve diplomasi kanallarının açık tutulmasına bağlı. Hiçbir zaman gerilimin tırmanmasından yana olmadık, aksine bütün taraflarla diyalog kurarak sorunların müzakere yoluyla çözülmesini savunduk. Tarafları aynı masada buluşturmaya gayret ettik. Çünkü biliyoruz ki Hürmüz’de ya da Ukrayna’da, Filistin’de kalıcı çözümün yolu çatışmadan değil, diplomasiden geçiyor. Böylesine kritik bir su yolunun güvenliği konusunda bölge ülkelerinin sorumluluğu büyük. Biz, bölgesel sahiplenmenin ve ortak güvenlik anlayışının güçlendirilmesinin, Hürmüz Boğazı’nın istikrarına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Hedef, Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli ve istikrarlı normal seyrine dönmesi ve bunun kalıcı hâle gelmesi olmalıdır." Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan ile ilişkilerle ilgili olarak, "Suudi Arabistan ile ilişkilerimizi ortak tarihimizin, kardeşlik bağlarımızın ve karşılıklı çıkarlarımızın şekillendirdiği stratejik bir ilişki olarak değerlendiriyoruz. Türkiye ile Suudi Arabistan, yalnızca dost ve kardeş değil, aynı zamanda bölgesel barış, istikrar ve refah bakımından önemli sorumluluklar taşıyan iki ülkedir. Son dönemde ilişkilerimizde yakaladığımız ivmeden memnuniyet duyuyoruz. Siyasi diyaloğumuzu güçlendirirken, ekonomi, ticaret, yatırım, savunma sanayii, enerji ve turizm başta olmak üzere pek çok alanda iş birliğimizi de geliştiriyoruz. Suudi Arabistan ile ilişkilerimizi dönemsel gelişmelerin ötesinde, uzun vadeli ortak menfaatler ve karşılıklı saygı temelinde ele alıyoruz. Bölgemizin çok ciddi sınamalardan geçtiği bir dönemde, Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki yakın istişare ve iş birliği daha da önem kazanmış durumda. Mekke Anlaşması’nın, savunma iş birliği başta olmak üzere, ilişkilerimizin birçok alanda daha da güçlenmesine vesile olacağına inanıyoruz. Bölgemizin huzuru ve istikrarı bakımından ortak sorumluluklarımızın bilincindeyiz ve ona göre hareket ediyoruz. Türkiye olarak, Suudi Arabistan’ın ve bölgedeki diğer ülkelerin istikrarını ve güvenliğini önemsiyoruz. Zira bölgemizdeki en ufak bir krizin başta göç ve terör olmak üzere oluşturduğu etkileri tüm bölge ülkeleri hissediyor. Önümüzdeki dönemde de iki ülke arasındaki ilişkileri çok daha ileri seviyelere taşıyacak adımlar atacağımıza inanıyorum" dedi. "Arzumuz, Lübnan’ın yeniden istikrara kavuşmasıdır" Lübnan’daki son gelişmelere ilişkin görüşleri sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları ifade etti: "Lübnan, bizim için yalnızca coğrafi olarak yakın bir ülke değil, tarihi bağlarımızın da bulunduğu dost ve kardeş bir ülkedir. Lübnan’ın huzuru, güvenliği ve istikrarı, bütün bölgemizin istikrarı bakımından büyük önem taşımaktadır. Bölgenin diğer ülkeleri gibi Lübnan’ın egemenliğinin, siyasi birliğinin ve toprak bütünlüğünün de korunması gerekmektedir. Lübnan’ın iç meselelerinin dış müdahaleler veya askerî yöntemlerle daha da karmaşık hale getirilmesine, ülkenin dış güçlerin rekabet alanına dönüştürülmesine de karşıyız. Ülkenin geleceğine ilişkin kararları Lübnanlıların kendi iradeleriyle alabilmesi gerektiğine inanıyoruz. Saldırgan ve yayılmacı politikaları bölgedeki temel sorunu teşkil eden İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının ivedilikle sona erdirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, Lübnan’da ateşkesin temin edilmesi için devam eden görüşmeleri olumlu buluyoruz. Lübnan’ın güvenliği ve istikrarı bölgesel barıştan ayrı düşünülemez. Orta Doğu’nun kaderi sürekli çatışmalarla, yıkımlarla ve acılarla yazılmamalı. Bu bölge, barışı, huzuru ve refahı da hak ediyor. Türkiye olarak bizim bütün diplomatik çabalarımızın merkezinde de bu anlayış yatıyor. Bölgemiz uzun yıllardır savaşla, göz yaşıyla anılıyor. Bunun değiştirilmesi için elimizden geleni yapmalıyız. Bizim arzumuz, tabiatıyla, Lübnan’ın yeniden istikrara kavuşması, kurumlarının güçlenmesi ve halkının güven içerisinde geleceğine bakabilmesinden yana. Bu çerçevede, her türlü teknik desteği sağlamaya ve iş birliğini tesis etmeye hazırız. Bu yöndeki irademizi yakın zamanda ülkemizde konuk ettiğimiz Sayın Cumhurbaşkanı Aoun ile Sayın Başbakan Selam’a da ifade ettik." Cumhurbaşkanı Erdoğan "Suriye’deki değişim sürecini bugüne kadar nasıl değerlendiriyorsunuz?" şeklindeki soruya ise şu cevabı verdi: "Suriye’de yaşanan değişim sürecini, Suriye halkının kendi geleceğini belirleme iradesi bakımından tarihî bir dönüm noktası olarak değerlendiriyoruz. Türkiye olarak en başından beri Suriye’nin toprak bütünlüğünü, siyasi birliğini ve egemenliğini savunduk. Suriye’nin maruz kaldığı savaş, terör ve istikrarsızlık, bütün bölgeye ağır bedeller ödetti. Şimdi önümüzde yeni bir dönem var. Bu dönemin kalıcı barışa, istikrara ve yeniden imara vesile olması en büyük temennimiz. Suriye’nin kuzeyinde veya başka herhangi bir bölgesinde Türkiye’nin güvenliğini tehdit edecek yapılara da müsaade etmeyeceğiz. Suriye’nin toprak bütünlüğü bizim için ne kadar önemliyse, Türkiye’nin millî güvenliği de o derece önemli. Sürecin en başından beri arzumuz, Suriyeli kardeşlerimizin kendi ülkelerinde güven ve huzur içerisinde yaşayabilmesidir. Suriye, esasen Aralık 2024’ten bu yana ülkede güvenlik şartlarının iyileştirilmesi, ekonomik kalkınma zemininin hazırlanması ve toplumsal uzlaşının tesisi sürecinde önemli mesafe katetmiştir. Bu sonucun alınmasında tabiatıyla bölgesel sahiplenmenin ve Suriye Hükûmetinin arkasında tesis edilen bölgesel desteğin önemli rolü olmuştur. Bölgesel ve uluslararası toplumla iyi ilişkiler geliştirmiş olan Suriye Hükûmeti, sürdürülebilir istikrar ve güvenlik gündemine odaklanmak suretiyle ilave çatışmaların dışında kalma maharetini de göstermektedir. Bugün Suriye’nin normalleşmesi esasen tüm bölge açısından stratejik önem taşıyan bir konu hâline gelmiştir. İstikrarsızlık kaynağı olmaktan ziyade Suriye’nin adı artık bağlantısallık ve kalkınma projeleri ile anılmaya başlamıştır. Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Suriye’nin istikrarı, yeniden ayağa kalkması ve bölgesel barışın güçlenmesi için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edecektir. Bu istikamette Türkiye bölgesel ve uluslararası ortaklarla iş birliği içinde hareket etme iradesine de sahiptir. Suriye’de yeni bir sayfa açılmışken, bu sayfanın yeni acılarla değil, barış, kardeşlik, egemenlik ve ortak gelecek anlayışıyla yazılması gerekir."

Esenyurt’ta yeni muhtarlık hizmet binası açıldı Haber

Esenyurt’ta yeni muhtarlık hizmet binası açıldı

Esenyurt Fatih Mahallesi Muhtarlığı için inşa edilen yeni hizmet binası düzenlenen törenle hizmete açıldı. Esenyurt Belediye Başkan Vekili Can Aksoy, ilçede kamu yatırımlarını artırmaya devam edeceklerini belirterek, "Kamusal alanlarımızı ve kamu yatırımlarımızı güçlendirmeye devam ediyoruz. Hizmetlerimizi artıracağız. Zenginlerin değil, halkın dediği olacak. Bugünkü bütün sorunlarımızı geride bırakıp yarının daha güçlü Esenyurt’unu birlikte inşa edeceğiz" dedi. Esenyurt Belediyesi, mahallelerde kamu hizmetlerinin daha sağlıklı, erişilebilir ve nitelikli şartlarda sunulması amacıyla yatırımlarını sürdürüyor. Bu kapsamda daha önce kendisine ait hizmet binası bulunmayan Fatih Mahallesi Muhtarlığı için inşa edilen yeni hizmet binası düzenlenen törenle hizmete açıldı. Belediye Başkan Vekili Can Aksoy’un ev sahipliğinde gerçekleştirilen açılış programına ilçe protokolü, mahalle muhtarları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Modern bir hizmet binası inşa edildi Toplam 77 metrekare kullanım alanına sahip olarak hayata geçirilen yeni muhtarlık binasında muhtar odası, sekreterya, mutfak, depo ve WC bulunuyor. Çevresinde yapılan yeşil alan düzenlemeleriyle birlikte vatandaşların daha konforlu bir ortamda hizmet alması hedeflenirken, modern ve işlevsel yapısıyla bina hem mahalle sakinlerinin işlemlerini kolaylaştıracak hem de muhtarlık hizmetlerinin daha uygun fiziki şartlarda sunulmasına katkı sağlayacak. "Muhtarlarımız demokrasimizin temel yapı taşlarıdır" Programda konuşma yapan Başkan Vekili Can Aksoy, muhtarların vatandaş ile devlet arasında önemli bir köprü görevi üstlendiğini belirterek, "Muhtarlarımız yerel düzeyde vatandaşımızın günlük hayatına dokunan, toplumsal huzurun, dayanışmanın ve milli birlik ile beraberliğin teminatı olan kıymetli temsilcilerimizdir. Aynı zamanda demokrasimizin temel yapı taşlarıdır" dedi. Fatih Mahallesi Muhtarı Mehmet Yıldırım ile uyum içerisinde çalıştıklarını ifade eden Aksoy, mahallede bugüne kadar sağlık ocağı çevresi, hastane bağlantı yolları ve sosyal alanlara yönelik birçok çalışmayı birlikte hayata geçirdiklerini belirterek, yakın zamanda hastane yanında yaklaşık 4 bin metrekarelik yeni bir çocuk parkının da mahalleye kazandırılacağını açıkladı. "Muhtarlarımızla aynı gönül bağıyla çalışıyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır sürdürdüğü muhtar buluşmalarını örnek aldıklarını ifade eden Aksoy, Esenyurt’ta da 43 mahalle muhtarıyla sürekli istişare içerisinde olduklarını söyledi. Muhtarlık İşleri Müdürlüğü koordinasyonunda mahallelerin ihtiyaçlarını birlikte değerlendirdiklerini belirten Aksoy, "Mahallelerimizin sorunlarını birlikte konuşuyor, çözümü birlikte üretiyoruz. Daha istekli ve uyumlu çalıştığımız her mahallede hizmetlerimizi daha hızlı hayata geçiriyoruz." ifadelerini kullandı. "Belediye filosuna 135 yeni araç kazandırıldı" Göreve geldikleri günden bu yana belediyenin kurumsal kapasitesini güçlendirdiklerini vurgulayan Aksoy, önemli yatırımları da vatandaşlarla paylaştı. Aksoy, yalnızca 14 aylık kiralama bedeli karşılığında 81 adet çöp kamyonu ve ekipmanını belediye filosuna kazandırdıklarını belirterek, 2026 yılı içerisinde 50 iş makinesinin daha belediye envanterine katılacağını söyledi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un destekleriyle birlikte belediyeye toplam 135 resmi plakalı araç kazandırıldığını ifade eden Aksoy, "Artık ihtiyaç duyduğumuz iş makineleri ve araçlar belediyemizin kendi filosunda yer alıyor. Yakıtından bakımına kadar tamamı kontrol altında olan güçlü bir araç parkına sahibiz" diye konuştu. Temizlik hizmetlerini güçlendirmek amacıyla 5 bin çöp konteyneri ve bin çim çit alımı gerçekleştirdiklerini belirten Aksoy, ihtiyaç doğrultusunda 2 bin yeni konteynerin daha envantere kazandırılacağını açıkladı. İlçe genelinde bugüne kadar 100 bin ton asfalt serimi ile 440 bin metrekare parke taşı uygulamasının tamamlandığını söyleyen Aksoy, yol yapım ve bakım çalışmalarının onlarca noktada eş zamanlı olarak sürdüğünü ifade etti. Park ve yeşil alan yatırımlarına da değinen Aksoy, 21 yeni Nefes Bahçesi kazandırıldığını, Mimar Sinan Millet Bahçesi’nin hizmete açıldığını ve mahalle parklarının yenilenmeye devam ettiğini söyledi. Eğitim, sağlık ve sosyal yatırımlar sürüyor Eğitim alanındaki yatırımlara da değinen Aksoy, Milli Eğitim Bakanlığına devredilen lise kampüsü sayesinde belediyenin yaklaşık 1,5 milyar liralık yükten kurtulduğunu belirtti. Bu yıl hayata geçirilecek Okul Suyu Projesi ile ilçedeki 105 devlet okulunda yaklaşık 210 bin öğrencinin ücretsiz arıtılmış içme suyuna ulaşacağını açıklayan Aksoy, Sürekli Eğitim Merkezlerinde ise 19 merkezde 15 bin öğrenciye, bunların 5 binine dershane desteği sağlandığını söyledi. İlçede halen 6 kütüphanenin hizmet verdiğini, 7’nci kütüphanenin ise kısa süre içerisinde Akçaburgaz Mahallesi’nde açılacağını belirten Aksoy, sosyal tesis sayısını artırmaya yönelik çalışmaların da sürdüğünü ifade etti. Kamu yatırımlarında yeni dönem Sağlık yatırımlarına ilişkin de bilgi veren Aksoy, Esenyurt’a 8 yeni aile sağlığı merkezi, 3 yeni 112 Acil Sağlık İstasyonu, kadın ve çocuk hastanesi, ağız ve diş sağlığı hastanesi ile yeni İlçe Emniyet Müdürlüğü binasının kazandırılması için çalışmaların devam ettiğini söyledi. Yeni adliye binası, karakollar ve kaymakamlık binası projeleriyle Esenyurt'un kamu hizmetleri altyapısının önemli ölçüde güçleneceğini belirten Aksoy, "Devletimizin yapmak istediği her yatırımın önünü açıyoruz. Eksik kamu yatırımlarını hızla tamamlayarak Esenyurt'u hak ettiği noktaya taşıyoruz" şeklinde konuştu. "Zenginlerin değil, halkın dediği olacak" Konuşmasının sonunda birlik ve beraberlik mesajı veren Aksoy, "Kamusal alanlarımızı ve kamu yatırımlarımızı güçlendirmeye devam edeceğiz. Açılışlarımızı çoğaltacağız, hizmetlerimizi artıracağız. Kimse aramıza nifak sokamayacak. Zenginlerin değil, halkın dediği olacak. Bugünkü bütün sorunlarımızı geride bırakıp, yarının daha güçlü Esenyurt'unu birlikte inşa edeceğiz" ifadelerini kullandı. Muhtar Yıldırım’dan başkan vekili Aksoy’a teşekkür Fatih Mahallesi Muhtarı Mehmet Yıldırım ise konuşmasında Belediye Başkan Vekili Can Aksoy'a desteklerinden dolayı teşekkür etti. Göreve geldiği günden itibaren muhtarlarla sürekli iletişim kuran Aksoy’un, Muhtarlar Mektebi Çalıştayı ve düzenli istişare toplantılarıyla mahallelerin ihtiyaçlarını yakından takip ettiğini belirten Yıldırım, aile sağlığı merkezine yer açabilmek için mevcut muhtarlık alanından vazgeçmeyi teklif ettiğinde Aksoy'un kendisine, "Siz komşularımız için kendi alanınızdan vazgeçiyorsanız, ben de size en modern, en güzel muhtarlık binasını yapacağım" sözünü verdiğini söyledi. Verilen sözün kısa sürede yerine getirildiğini ifade eden Yıldırım, modern ve donanımlı yeni muhtarlık binasının Fatih Mahallesi’ne kazandırılmasından dolayı Belediye Başkan Vekili Can Aksoy’a teşekkür etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.