Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#İnsan Hakları

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - İnsan Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnsan Hakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gençlerin kürsüsünde 'demokrasi ve milli birlik' Bursa'da konuşulacak Haber

Gençlerin kürsüsünde 'demokrasi ve milli birlik' Bursa'da konuşulacak

MEB Ortaöğretim Genel Müdürlüğü himayesinde, Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve 15 Temmuz Derneği iş birliğiyle Türkiye genelindeki lise öğrencilerine yönelik "15 Temmuz Demokrasi, Millî İrade ve Temel İnsan Hakları" temalı liseler arası öğrenci paneli düzenlenecek. Bursa'nın Osmangazi ilçesinde bulunan BTSO Ali Osman Sönmez Sosyal Bilimler Lisesi koordinatörlüğünde gerçekleştirilecek panelle öğrencilerin demokratik bilinç, millî iradeye bağlılık ve temel insan haklarına duyarlılık konularında farkındalık kazanmaları, araştırma yapma, eleştirel düşünme ve ifade becerilerini geliştirmeleri hedefleniyor. Panel kapsamında öğrenciler, Türkiye'nin demokratik gelişim süreci, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü'nün anlam ve önemi, demokrasi kültürü, insan hakları ve özgürlükler gibi başlıklar çerçevesinde akademik bildiriler hazırlayarak sürece katılım sağlayacak. EN BAŞARILI 30 BİLDİRİ SEÇİLECEK "Başvuru süreci, ön değerlendirme, sunum ve sonuçların yayımlanması" aşamalarından oluşan panelde, yapılan değerlendirmeler sonucunda en başarılı 30 bildiri seçilecek; dereceye giren öğrenciler Bursa'da gerçekleştirilecek panel programına davet edilecek. Panel sonunda, seçilen bildirilerin kitaplaştırılarak yayımlanması planlanıyor. PANEL, 28 NİSAN'DA BURSA'DA DÜZENLENECEK Panel başvuruları 13 Nisan 2026 tarihine kadar alınacak, panel programı 28 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilecek. Süreç sonunda katılımcı öğrencilerin yer alacağı Demokrasi ve Özgürlükler Adası gezisi düzenlenecek.

İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur" Haber

İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur"

Arakçi, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi'nin acil oturumunda yaptığı konuşmada, ABD'nin 28 Şubat'ta Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki Şeceretü't-Tayyibe Kız İlkokulu'na düzenlenen saldırıya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Arakçi, "İran, ABD ve İsrail tarafından kendisine dayatılan yasa dışı bir savaşın ortasındadır. Bu saldırgan savaşın hiçbir meşruiyeti yoktur ve son derece acımasızdır. Bu saldırıyı İran ile ABD'nin nükleer programa ilişkin iddia edilen endişeleri çözmek amacıyla yürüttüğü diplomatik süreç devam ederken başlattılar ve 9 ay içinde 2'nci kez müzakere masasını bozarak diplomasiye ihanet ettiler" dedi. "175'ten fazla öğrenci ve öğretmen acımasız bir şekilde katledildi" Arakçi, söz konusu saldırının kasıtlı ve planlı olduğunu belirterek, "Bu saldırının en çarpıcı ve en ağır örneklerinden biri, Şeceretü't-Tayyibe Kız İlkokulu'na yönelik gerçekleştirilen planlı ve aşamalı saldırıdır. Bu saldırıda 175'ten fazla öğrenci ve öğretmen tamamen kasıtlı ve acımasız bir şekilde katledildi. Bu vahşi saldırı aslında çok daha büyük bir buzdağının yalnızca görünen kısmıdır. Zira yüzeyin altında, insan hakları ve insancıl hukukun en ağır ihlallerinin normalleştirildiği ve tam bir cezasızlık ortamında çok daha vahim suçların işlendiği bir tablo gizlidir" ifadelerini kullandı. "İlkokul saldırısı ne gerekçelendirilebilir ne de gizlenebilir" Arakçi, "ABD'li ve İsrailli saldırganların kendi iddialarına göre en gelişmiş teknolojiye ve en hassas askeri ile veri sistemlerine sahip olduğu bir dönemde bu okulun hedef alınması bir savaş suçu ile insanlığa karşı suçtur. Bu, herkes tarafından açık ve şartsız biçimde kınanması ve faillerinin net ve açık şekilde hesap vermesi gereken bir suçtur. Bu felaket ne gerekçelendirilebilir ne de gizlenebilir. Sessizlik ve kayıtsızlıkla da karşılanamaz. Bu okula yönelik saldırı sıradan bir olay ve hesap hatası değildir. ABD'nin bu suçu meşrulaştırmaya yönelik çelişkili açıklamaları ise sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Doğası gereği sivil olan masum insanların eğitim gördüğü bir yere yönelik bu tür acımasız bir saldırıyı kınamak yalnızca hukuki bir yükümlülük değil, aynı zamanda ahlaki ve insani bir zorunluluktur. Vicdanımız, her türlü mahkemeden daha derin bir şekilde bizi yargılayacaktır" şeklinde konuştu. "Saldırganların niyeti soykırımdır" Arakçi, son 27 günde İran genelinde 600'den fazla okulun yıkıldığını veya hasar gördüğünü, binden fazla öğrenci ve öğretmenin hayatını kaybettiğini ya da yaralandığını belirterek, "Uluslararası insan hakları saldırganlar tarafından geniş çapta, sistematik ve benzeri görülmemiş bir şekilde ihlal edilmiştir. Hiçbir merhamet ve mühlet yoktur şeklinde kibirli söylemler kullanan ve İran'ı hayati altyapıları hedef almakla tehdit eden saldırganlar, savaş hukukuna ve insanlığın temel ilkelerine hiçbir şekilde riayet etmeksizin sivilleri ve sivil altyapıları hedef almaktadır. Savaş suçu ve insanlığa karşı suç gibi tanımlar, işlenen felaketlerin büyüklüğünü anlatmakta yetersiz kalmaktadır. Saldırganların hedef alma biçimi ve kullandıkları söylemler ise niyetlerinin soykırım olduğuna dair neredeyse hiçbir şüphe bırakmamaktadır" dedi. Uluslararası topluma "Sessizlik hiçbir zaman barış ve güvenlik getirmez" çağrısı Uluslararası topluma çağrıda bulunan Arakçi, "ABD ve İsrail'in İran halkına karşı yürüttüğü bu haksız ve keyfi savaş, işgal altındaki Filistin, Lübnan ve diğer bölgelerdeki hukuk ihlalleri ve suçlara karşı gösterilen sessizliğin doğrudan sonucudur. Adaletsizlik karşısındaki kayıtsızlık ve sessizlik, hiçbir zaman barış ve güvenlik getirmez, aksine daha fazla güvensizlik ve daha geniş ihlallere yol açar. Birleşmiş Milletler ve temsil ettiği temel değerler ile insan hakları sistemi ciddi bir tehdit altındadır. Hepiniz saldırganları açıkça kınamalı ve devletler topluluğunun ile insanlığın ortak vicdanının, İran halkına karşı işlenen korkunç suçlar nedeniyle onları sorumlu tuttuğunu göstermelisiniz. İran hiçbir zaman savaş arayışında olmamıştır. Ancak buna rağmen hiçbir sınır tanımayan saldırganlara karşı kendini savunma konusunda tam ve sarsılmaz bir irade göstermektedir ve bu savunma gerektiği sürece devam edecektir" ifadelerini kullandı.

AB Konseyi Başkanı Costa: "Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya" Haber

AB Konseyi Başkanı Costa: "Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya"

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, 9-13 Mart tarihleri arasında Brüksel'de gerçekleştirilen yıllık AB Büyükelçiler Konferansı'nda konuştu.Büyükelçilere hitabında dünyada kutuplaşma ve parçalanmanın arttığını ve böyle bir ortamda Avrupa'nın küresel vizyonunun stratejik bir varlık olduğunu ifade eden Costa, dünyadaki yeni gerçekliğin Rusya'nın barışı ihlal ettiği, Çin'in ticareti bozduğu ve ABD'nin kurallara dayalı uluslararası düzeni sorguladığı bir gerçeklik olduğunu söyledi. AB'nin görevinin kurallara dayalı uluslararası düzeni savunmak olduğunu söyleyen Antonio Costa, "Uluslararası hukukun ihlalleri, ister Ukrayna'da, ister Grönland'da, ister Latin Amerika'da, ister Afrika'da, ister Gazze'de veya Orta Doğu'da olsun, kabul edilmemelidir. İnsan hakları ihlalleri de, ister İran'da, ister Sudan'da, ister Afganistan'da olsun, kabul edilemez" dedi. Orta Doğu'daki savaşın son derece kaygı verici olduğunu ve durumun temel nedenlerinden İran'ın sorumlu olduğunu söyleyen AB Konseyi Başkanı Costa, "Gerginliğin daha fazla tırmanmasından kaçınmalıyız. Böyle bir yol, Orta Doğu'yu, Avrupa'yı ve daha geniş bölgeleri tehdit eder. Bunun sonuçları ağırdır. Ekonomik alanda da ağırdır. Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınması bunun açık örneğidir" diye konuştu. "Kalıcı bir barış için Rusya'yı müzakereye zorlamalıyız" AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, "Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya. Rusya, uluslararası hukuku ihlal ederek Ukrayna'nın konumunu sürekli olarak zayıflatıyor. Rusya, enerji fiyatlarının yükselmesi sayesinde Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşın finansmanı için yeni kaynaklar elde ediyor" ifadelerini kullandı. Rusya'nın ayrıca Orta Doğu'daki savaşın gündemin merkezine oturması nedeniyle Ukrayna'ya ilginin azalmasından da istifade ettiğini söyleyen Costa, "Rusya üzerinde baskıyı sürdürmeli, Ukrayna için kabul edilebilir ve Avrupa'nın güvenliğini zayıflatmayacak adil ve kalıcı bir barış için Rusya'yı müzakereye zorlamalıyız. Umarım, yarın mevcut yaptırımların uzatılmasını onaylar ve 20. Yaptırım Paketi'nin kabulü yönünde ilerleriz" dedi. "BM, reformdan geçirilmeli ancak yerine başka bir yapı konulamaz" AB'nin Birleşmiş Milletler'in (BM) güçlü bir destekçisi olmaya devam edeceğini de ifade eden Costa, "BM, reformdan geçirilmeli, ancak yerine başka bir yapı konulamaz. BM, çok taraflı sistemin temel taşı olmaya devam etmelidir. BM, evrensel meşruiyete sahip tek forumdur. Ayrıca, etkili ve çok taraflı iş birliğini sürdürebilecek güce sahip tek platformdur" şeklinde konuştu. Costa, BM sisteminin ciddi finansal kısıtlamalarla karşı karşıya olduğu dönemde, AB'nin küresel dayanışmada öncü rol oynamaya devam edeceğini söyledi. "Mercosur ve Hindistan ile ticaret anlaşmaları, gerçek bir dönüm noktası oldu" AB'nin dünyanın en kapsamlı ticaret anlaşmaları ağını kurduğunu ve bu ağın 80 ticaret ortağını kapsadığını vurgulayan Antonio Costa, "Ayrıca, 27 ülkeyle daha anlaşmalar müzakere ediyor ve onay sürecini yürütüyoruz. Bunlar arasında Meksika, Avustralya, Endonezya, Tayland, Filipinler ve Birleşik Arap Emirlikleri de yer alıyor" ifadelerini kullandı. AB Konseyi Başkanı Costa, "Yakın zamanda imzalanan Mercosur ve Hindistan ticaret anlaşmaları, gerçek bir dönüm noktası oldu. Bu anlaşmalar, 32 ülkeyi ve yaklaşık 3 milyar insanı kapsıyor" diye konuştu. Görevi süresinde genişlemeyi de bir öncelik olarak kabul ettiğini ifade eden Antonio Costa, Ukrayna'nın AB'ye üyelik başvurusunun genişleme sürecinde Moldova ve Batı Balkan ülkelerini de etkileyen bir dinamizme yol açtığını söyledi. AB Konseyi Başkanı, "Bu ülkelerin geleceği, AB içindedir. Lakin katılım süreci, liyakat esasına dayalı olmalıdır" dedi. Konuşmasında 2025 yılında Avrupa savunmasına odaklandıklarını ve 2026'yı ise Avrupa'nın rekabetçilik yılı yapmak istediklerini söyleyen Costa, "Bu iki alan, Avrupa'nın egemenliğinin temel sütunlarıdır. ABD'nin Grönland'a yönelik tehditlerine AB olarak verilen kararlı ve etkili yanıt, küresel konumumuzun nasıl güçlendiğinin bir örneğidir" şeklinde konuştu.

Pezeşkiyan'dan İspanya'ya teşekkür Haber

Pezeşkiyan'dan İspanya'ya teşekkür

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İspanya'nın ABD ve İsrail'in İran'a yönelik ortak saldırılarına ilişkin tutumuna yönelik açıklamada bulundu. Pezeşkiyan sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İspanyol yetkililere söz konusu saldırılara ilişkin tavırları nedeniyle teşekkürlerini iletti. Pezeşkiyan, "İspanyol hükümetinin Siyonist-Amerikan koalisyonunun açık insan hakları ihlalleri ve İran dahil çeşitli ülkelere yönelik askeri saldırıları karşısında sergilediği sorumlu tutum, Batı dünyasında hala duyarlı vicdanların ve etik değerlerin var olduğunu gösteriyor. İspanya yetkililerine tutumları için teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Sanchez: "Milyonların kaderiyle Rus ruleti oynayamazsınız" İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Rota ve Moron askeri üslerinin İran'a yönelik saldırılarda kullanılmasına izin vermemesi nedeniyle ABD Başkanı Donald Trump'ın İspanya ile ticari ilişkileri kesme tehdidinin ardından gerçekleştirdiği ilk konuşmada, "İnsanlığın büyük felaketleri işte böyle başlıyor. Milyonların kaderiyle Rus ruleti oynayamazsınız" demişti. Sanchez, Ukrayna, Gazze ve 20 yıldan fazla bir süre önce yaşanan Irak Savaşı'na değinerek, "Geçmişin hatalarını tekrarlamaya karşıyım. Hükümetimin tutumu şöyle özetlenebilir: Savaşa hayır" ifadelerini kullanmıştı. Trump'ın tehditlerinin Madrid'i İran'daki ABD-İsrail savaşını desteklemeye zorlamayacağına işaret eden Sanchez, "Dünya için kötü olan veya değerlerimize ve çıkarlarımıza aykırı olan bir şeye sırf birilerinin misillemesinden kaçınmak için ortak olmayacağız. Hepimizi koruyan uluslararası hukukun ihlaline hayır diyoruz. Dünyanın sorunlarını yalnızca bombalarla yapılan çatışmalar yoluyla çözebileceğini varsaymaya hayır diyoruz. Geçmişin hatalarını tekrarlamaya hayır diyoruz. Savaşa hayır diyoruz" açıklamasını yapmıştı.

İran: "Bu süreç yakında Avrupa'yı da etkileyecek, savaş ateşi tüm dünyaya yayılacaktır" Haber

İran: "Bu süreç yakında Avrupa'yı da etkileyecek, savaş ateşi tüm dünyaya yayılacaktır"

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, ABD ve İsrail'in saldırısında zarar gören başkent Tahran'daki Şehid Mahallati Okulu'nda düzenlediği haftalık basın toplantısında konuştu. Bekayi, toplantının söz konusu okulda gerçekleştirilmesinin bilinçli bir tercih olduğunu belirterek, "Bu okulu özellikle seçtik. Burası ilk günden itibaren hedef alındı. Bu mekan, saldırıların yalnızca askeri hedeflerle sınırlı olmadığının göstergesidir. Burada hayatını kaybeden çocukların anısına saygı duruşunda bulunuyoruz. Bu saldırılar İran halkını hedef almaktadır" dedi. "Kayıtsızlık, kayıtsız kalanları da ortak haline getirir" Bekayi, "Ülkemiz, en zalim kişilerin haksız saldırısına uğramıştır. Bugün yaşananlar hayır ile şer arasındaki açık bir mücadeledir. Son 2 yılda işlenen suçlara karşı sessiz kalınmasının sonucu bugün ortaya çıktı. Komşu ülkelere yönelik saldırılara tanık olundu, ancak harekete geçilmedi. Defalarca eğer adım atılmazsa bu saldırganlığın herkesi etkileyeceği konusunda uyarıda bulunduk. Bugün bölgemiz bu ateşin içindedir. Kayıtsızlık, zamanla kayıtsız kalanları da ortak haline getirir" ifadelerini kullandı. "Düşman hiçbir İranlıya merhamet etmiyor" ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un müzakere sürecine ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını söyleyen Bekayi, "Müzakere sürecine ilişkin söylenen her şey yalandan ibaret. Yalanların tarihe gerçek gibi yazılmasına izin vermeyin. Sahte anlatıların yayılmasına karşı durmalıyız. İran'ın bir tehdit olduğunu söylüyorlar. İran gerçekten tehdit miydi? İran asker mi gönderdi? Beyaz Saray'a füze mi attı? Hangi savaşı biz başlattık? Bu çelişkileri görmek gerekir. İran her türlü saldırıya karşı duracaktır. Lütfen İran etrafında kenetlenin. İran'ın ayakta kalmasının sırrı birliktir. İran'ın düşmanları hiçbir İranlıya merhamet etmiyor. Ülke en hassas dönemlerinden birini yaşıyor" şeklinde konuştu. "Müzakereleri denedik, saldırıya uğradık" ABD ile yürütülen temaslara değinen Bekayi, "Niyetlerinin farkındaydık, ancak savaşı önleme ihtimali varsa bunu denemek ve İran'ın uzlaşmaz taraf olmadığını göstermek zorundaydık. Sürece iyi niyetle girdik. Cenevre'de iki tur müzakere yapıldı. Umman, önemli ilerleme sağlandığını açıkladı ve bu ABD'nin bilgisi dahilindeydi. Bir sonraki tur da karşı tarafın talebiyle planlandı. Ancak sonradan dile getirilen nükleer, füze ve diğer talepler müzakere masasında hiç gündeme gelmedi. Bu iddialar saldırıyı haklı göstermek için ortaya atılıyor" dedi. "Tüm dikkatimizi savunmaya vermiş durumdayız" Müzakerelerin yeniden başlama ihtimaline ilişkin de konuşan Bekayi, "Şu an tüm dikkatimizi savunmaya vermiş durumdayız. Müzakereyi denedik. Masadayken bile askeri yetkililere uyanık olmalarını söyledik. Kimse gafil değildi. Dini liderin (Ali Hamaney) şehadetinden saatler sonra güçlerimiz karşılık verdi. Diplomasi iddiasında bulunanlar askeri seçeneğe yöneldi. Müzakereler sürerken saldırıya uğradık, bu unutulmamalı" ifadelerini kullandı. "Bu süreç yakında Avrupa'yı da etkileyecek" Uluslararası topluma çağrıda bulunan Bekayi, verilen taahhütlerin sözde kalmaması gerektiğini vurgulayarak, "Uluslararası toplum artık kendine gelmeli. Uluslararası hukuk ve insan hakları ayaklar altına alındı. Birleşmiş Milletler (BM) Şartı fiilen yok sayıldı. İran'a saldırı, BM düzeninin sonu anlamına gelmektedir. Güç kullanma yasağı, yani BM'nin temel ilkesi çiğnendi. Üstelik bunu yapan taraf, BM Güvenlik Konseyi üyesi bir rejimdir. Gazetecilerin ve çocukların en büyük katili Siyonist rejimdir. Devlet televizyonumuz yalnızca haber yaptığı için hedef alınmıştır. Uluslararası toplum kör değil, ancak görmezden gelmeyi tercih ederse bunun sonuçlarıyla karşı karşıya kalacaktır. Başlatılan bu süreç yakında Avrupa'yı da etkileyecek, ABD ve Siyonist rejimin yaktığı savaş ateşi tüm dünyaya yayılacaktır" şeklinde konuştu. "Çevresel etkiler sınırları aşar" Natanz nükleer tesisine yönelik saldırıya ilişkin Bekayi, yer ve hedeflere dair ayrıntıların askeri mercilerden öğrenilmesi gerektiğini belirterek, "Ancak açık olan bir gerçek var ki karşı taraf hiçbir insani sınırı gözetmiyor. Tesislerimiz Haziran ayında da saldırıya uğramıştı. Şimdi gerçekleştirilen her saldırı yalnızca can kaybına yol açmakla kalmaz, aynı zamanda ciddi çevresel sonuçlar doğurur ve bu etkiler İran sınırlarıyla sınırlı kalmaz. Basra Körfezi ve Umman Denizi'nde, ABD güçlerinin bulunduğu bölgelerde ortaya çıkabilecek çevresel sonuçlar konusunda uluslararası toplum devreye girmelidir. Biz de gerekli yazışmaları yapacağız. BM Güvenlik Konseyi korkunç bir durgunluk içinde. ABD halkı kendine sormalı, acaba hangi suçtan dolayı bu kadar masum insan, sadece işgalci bir rejim uğruna öldürülüyor?" dedi. "Savaşı durdurması gereken taraf onlar" Savaşın sona erdirilmesine ilişkin de konuşan Bekayi, "Bu savaşı biz başlatmadık. Savaşı durdurması gereken taraf onlar. Bizim tercihimiz diplomasiydi. Ülke içinde de geçmiş tecrübeler ortadayken 'neden müzakereye girildi' şeklinde eleştiriler vardı. Ancak yönetim diplomatik süreci destekledi ve biz de savaşa girmemek için çaba gösterdik. Buna rağmen karşı taraf savaşı seçti. Savaşın sona ermesinin yolu saldırganın durmasıdır. Uluslararası toplum daha fazla geç kalmadan görevini yerine getirmelidir" ifadelerini kullandı.

TBMM, Dünya Parlamentolarını İstanbul’da ağırlayacak Haber

TBMM, Dünya Parlamentolarını İstanbul’da ağırlayacak

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1889 yılında kurulan ve halihazırda 183 ülkenin üye olduğu Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu’na ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. “Gelecek Nesiller için Umudu Yeşertmek, Barışı Sağlamak ve Adaleti Temin Etmek” temasıyla 15-19 Nisan 2026 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilecek toplantıya yaklaşık 100 meclis başkanı, meclis başkanvekilleri, çok sayıda parlamenter ve uluslararası kuruluş temsilcileri katılacak. Genel Kurul’da, daimi komite toplantıları, forum oturumları ve yan etkinlikler kapsamında parlamenter diplomasinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir küresel ekonomi, uluslararası barış ve güvenlik ile insan hakları gibi kritik konular ele alınacak. Gazze’deki soykırım ve Orta Doğu’daki gelişmeler de gündemin önemli başlıkları arasında yer alacak. Toplantı sırasında PAB Genel Sekreterliği için de seçim yapılacak. Görev süresi dolan Martin Chungong’un yerine yeni Genel Sekreter İstanbul’da belirlenecek. Türkiye, daha önce 1934, 1951 ve yaklaşık 30 yıl önce PAB Genel Kurulu’na ev sahipliği yapmıştı. 2026’daki organizasyon, TBMM’nin parlamenter diplomasi alanındaki tecrübesini ve Türkiye’nin uluslararası diyaloga verdiği önemi bir kez daha ortaya koyacak. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, hazırlıkları titizlikle takip ediyor. Üst düzey katılım sağlamak için diplomatik temaslarını sürdüren Kurtulmuş, PAB üyesi ülkelerin meclis başkanlarına resmi davetler göndermiş ve görüşmelerle İstanbul’a katılımı teşvik ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.