Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#İmsi̇ad

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - İmsi̇ad haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İmsi̇ad haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YENİ KONUT ÜRETİMİNDE YAVAŞLAMA SİNYALİ Haber

YENİ KONUT ÜRETİMİNDE YAVAŞLAMA SİNYALİ

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2026 yılı ikinci çeyrek Yapı İzin İstatistikleri, inşaat sektörünün mevcut durumunu ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri birlikte değerlendirmeyi gerektiren bir tablo ortaya koydu. TÜİK verilerine göre 2026 yılının ikinci çeyreğinde, geçen yılın aynı dönemine göre yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 2,0, daire sayısı yüzde 9,5 ve toplam yüzölçümü yüzde 7,4 geriledi. Buna karşılık yapı kullanma izin belgesi verilen bina sayısı yüzde 13,7, daire sayısı yüzde 10,7 ve toplam yüzölçümü yüzde 5,8 arttı. İMSİAD ve İMSİFED Başkanı Şeref Demir, verilerin sektör açısından iki farklı mesaj taşıdığına dikkat çekerek, “Yapı kullanma izin belgelerindeki artış, daha önce başlamış ve tamamlanma aşamasına gelmiş projelerde üretimin sürdüğünü gösteriyor. Ancak yapı ruhsatlarındaki gerileme, yeni projelerin başlama hızında belirgin bir yavaşlama yaşandığını ortaya koyuyor. Bugünün iskan verileri geçmişte alınmış kararların sonucuyken, bugünün inşaat ruhsatları yarının üretim kapasitesini belirliyor. Bu nedenle ruhsatlardaki gerilemeyi özellikle dikkatle okumamız gerekiyor” dedi. “Maliyet, Finansman, Arsa ve Talep Aynı Anda Baskı Oluşturuyor” Sektörde yeni proje üretme kararının artık yalnızca konut talebi üzerinden şekillenmediğini belirten Demir, birçok faktörün aynı anda yatırım kararlarını etkilediğini söyledi. Demir, “İnşaat maliyetleri hâlâ yüksek, finansman maliyetleri yatırım kararlarını sınırlıyor, arsa maliyetleri birçok bölgede projenin fizibilitesini zorluyor. Bunun yanında vatandaşın konut alma gücü ile konut fiyatları arasındaki makas da yatırımcı açısından öngörülebilirliği azaltıyor. Bu şartlarda müteahhitler doğal olarak yeni projeye başlamadan önce çok daha temkinli davranıyor” ifadelerini kullandı. TÜİK’in haziran ayı verilerine göre inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 28,66 artarken, bina inşaatı maliyet endeksindeki yıllık artış yüzde 28,54 oldu. Aynı dönemde işçilik maliyetindeki yıllık artış yüzde 30,25 olarak gerçekleşti. Demir, “Maliyetlerin bu seviyede arttığı, finansmana erişimin hâlâ kolay olmadığı ve talebin dönemsel olarak dalgalandığı bir ortamda ruhsatların gerilemesi şaşırtıcı değil. Ancak bunu sektörün kaderi olarak kabul etmemeliyiz. Doğru politikalarla üretim maliyetlerini aşağı çekmek, finansmana erişimi kolaylaştırmak ve özellikle konut üretimini desteklemek mümkün” diye konuştu. “Ruhsattaki Gerileme Kentsel Dönüşüm Açısından da Önemli Bir Uyarı” Bursa gibi hızlı nüfus artışı yaşayan ve deprem riski nedeniyle ciddi ölçekte kentsel dönüşüm ihtiyacı bulunan kentlerde bu verilerin daha farklı bir anlam taşıdığını vurgulayan Şeref Demir, yeni yapı üretiminin yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Demir, “Türkiye’nin önünde sadece yeni konut ihtiyacı değil, aynı zamanda mevcut yapı stokunun yenilenmesi gibi çok daha büyük bir ihtiyaç bulunuyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde yeni üretimin yavaşlaması, kentsel dönüşümün de arzu edilen hızda ilerlemesini zorlaştırabilir. Özellikle deprem riski taşıyan yapıların dönüşümünü hızlandıracak finansman modellerine, uygun maliyetli konut üretimini destekleyecek mekanizmalara ve arsa arzını artıracak politikalara ihtiyaç var” dedi. “Yapı Kullanım İzinlerindeki Artışı Üretimdeki Toparlanma Olarak Okumamak Gerekiyor” Yapı kullanma izin belgelerindeki artışın olumlu olduğunu ancak bunun yeni üretimdeki tabloyla karıştırılmaması gerektiğini belirten Demir, “İskan verilerindeki yükseliş elbette sevindirici. Ancak bu artış daha önce ruhsatı alınmış projelerin tamamlanmasıyla ilgili. Asıl bakmamız gereken, yeni ruhsatların nasıl bir eğilim gösterdiğidir. Çünkü bugün ruhsatı alınmayan proje, birkaç yıl sonra tamamlanacak ve ekonomiye katkı sağlayacak yeni yapı stoğunun oluşmaması anlamına gelir” değerlendirmesinde bulundu. Demir, TÜİK’in mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilerinde de ikinci çeyrekte yapı ruhsatı verilen toplam yüzölçümün bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,1 azaldığına, buna karşılık yapı kullanma izin belgesi verilen toplam yüzölçümün yüzde 2,8 arttığına dikkat çekti. “Sektörün Önünü Açacak Bir Politika Setine İhtiyaç Var” İnşaat sektörünün yüzlerce alt sektörü harekete geçiren, istihdam ve ekonomik büyüme açısından yüksek çarpan etkisine sahip bir alan olduğunu belirten Şeref Demir, önümüzdeki dönemin temel hedefinin üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak olması gerektiğini söyledi. Demir, “Biz sektör olarak daha fazla bina yapmak için değil, güvenli, erişilebilir, nitelikli ve yaşanabilir yapılar üretmek için mücadele ediyoruz. Bunun gerçekleşmesi için de üreticinin önünü görebildiği bir yatırım ortamına ihtiyacımız var. Finansman maliyetlerinin makul seviyelere gelmesi, arsa arzının artırılması, ruhsat ve proje süreçlerinin hızlandırılması, kentsel dönüşüm finansmanının güçlendirilmesi ve konut alıcısının finansmana erişiminin kolaylaştırılması bu açıdan büyük önem taşıyor” dedi. Şeref Demir, son olarak şu değerlendirmede bulundu: “Yapı izin istatistikleri bize açıkça şunu söylüyor: Sektörde mevcut projelerin tamamlanması yönünde bir hareketlilik var ancak yeni proje üretiminde aynı ivmeyi göremiyoruz. Bugün doğru adımları atmazsak, bunun etkisini yarın konut arzında, fiyatlarda ve özellikle kentsel dönüşümün hızında görebiliriz. Amacımız yalnızca bugün üretimin devam etmesi değil; Türkiye’nin ve Bursa’nın gelecekteki konut ihtiyacını karşılayabilecek güçlü, sağlıklı ve sürdürülebilir bir üretim kapasitesini korumaktır. Bunun için kamu, yerel yönetimler, finans sektörü ve özel sektörün ortak akılla hareket etmesi gerekiyor.”

Bursa'da deprem gündemi: Kentsel dönüşüm için ortak hareket çağrısı Haber

Bursa'da deprem gündemi: Kentsel dönüşüm için ortak hareket çağrısı

17 Ağustos Marmara Depremi'nin 27'nci yıl dönümünde Bursa'da deprem hazırlığı ve kentsel dönüşüm konusu masaya yatırıldı. Osmangazi Belediyesi öncülüğünde gerçekleştirilen toplantıda, kentteki riskli yapıların yenilenmesi ve dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması için kamu, vatandaş, sektör temsilcileri ve ilgili kuruluşların birlikte hareket etmesi gerektiği vurgulandı. Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Kent Konseyi, İMSİAD ve İMSİFED'in katkılarıyla düzenlenen "Kentsel Dönüşüm Ortak Akıl Buluşması", Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi'nde gerçekleştirildi. Programda Bursa'nın deprem riski, mevcut yapı stoku ve kentsel dönüşüm çalışmalarında karşılaşılan sorunlar değerlendirildi. Toplantıda konuşan İMSİAD ve İMSİFED Başkanı Şeref Demir, 17 Ağustos 1999 depreminin ardından geçen 27 yıllık sürede kentsel dönüşüm alanında gelinen noktanın değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bursa'nın deprem riski taşıyan kentlerden biri olduğunu belirten Demir, dönüşüm çalışmalarının daha fazla geciktirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Demir, dönüşümün yalnızca binaların yenilenmesi şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, sürecin insan hayatının güvence altına alınması açısından ele alınmasının önemini vurguladı. Riskli yapıların belirlenebildiğini ancak bir depremin ne zaman gerçekleşeceğinin öngörülemediğini ifade eden Demir, ruhsat, proje ve uzlaşma gibi aşamaların zaman kaybettirmemesi gerektiğini kaydetti. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın da kentsel dönüşümün tek bir kurumun çalışmasıyla tamamlanamayacağını ifade etti. Belediyelerin yanı sıra vatandaşların, müteahhitlerin ve merkezi yönetimin sürece katkı sağlaması gerektiğini belirten Aydın, ortak hareket edilmesinin önemine işaret etti. Ruhsat işlemlerinin hızlandırılması için belediye bünyesinde çalışmalar yürüttüklerini aktaran Aydın, kentsel dönüşümde ruhsat süreçlerinin 90 gün içerisinde tamamlanmasını hedeflediklerini açıkladı. Uzayan dönüşüm süreçlerinin artan maliyetler nedeniyle hem vatandaşları hem de sektör temsilcilerini zor durumda bıraktığını dile getirdi. Osmangazi'de özellikle Demiryolu bölgesindeki eski yapı stokuna dikkat çeken Aydın, Çarşamba-Altıparmak hattının da dönüşüm açısından önem taşıdığını söyledi. Afet sırasında bu bölgelerde ulaşım ve acil müdahale konusunda sıkıntılar yaşanabileceğini belirten Aydın, Bursa Büyükşehir Belediyesi bürokratlarıyla söz konusu bölgelerde yapılabilecek çalışmaların değerlendirileceğini bildirdi. Çalışmalara akademik meslek kuruluşlarının da dahil edilmesinin planlandığını belirten Aydın, dönüşüm sırasında Bursa'nın tarihi ve kültürel dokusunun korunması gerektiğini ifade etti. Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı ise 17 Ağustos depreminin ortaya koyduğu gerçeğin unutulmaması gerektiğini belirterek, güvenli kentlerin oluşturulmasının toplumun tüm kesimlerinin sorumluluğunda olduğunu söyledi. Sakallı, farklı paydaşların aynı platformda buluşmasının kentsel dönüşüm konusunda ortak çözüm geliştirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Toplantıda, Bursa'nın depremlere karşı daha hazırlıklı hale getirilmesi ve Osmangazi'de yapı güvenliğinin artırılması amacıyla iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiği mesajı öne çıktı.

ARSA POLİTİKALARI YENİDEN ŞEKİLLENDİRİLMELİ Haber

ARSA POLİTİKALARI YENİDEN ŞEKİLLENDİRİLMELİ

Arsanın yalnızca değer artışı beklenen bir yatırım aracı olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Şeref Demir, şehirlerin geleceği açısından imarlı arsaların üretime kazandırılmasını teşvik eden yeni bir politika anlayışına ihtiyaç bulunduğunu dile getirdi. "İmarlı arsalar üretimin parçası olmalı" Şehirlerin planlı büyümesi için imarlı arsaların etkin kullanılmasının büyük önem taşıdığını belirten Başkan Şeref Demir, birçok bölgede imarlı arsaların konut üretmek yerine değer kazanması beklentisiyle yıllarca boş tutulduğunu söyledi. Bu durumun arsa arzını daralttığını, fiyatları artırdığını ve konut üretimini yavaşlattığını ifade eden Şeref Demir, "İmarlı arsa şehirlerin gelişmesini sağlayan en önemli üretim girdilerinden biridir. Arsanın ekonomik değer kazanması doğaldır ancak uzun yıllar üretim dışında tutulması hem konut arzını hem de kentsel dönüşüm sürecini olumsuz etkilemektedir" dedi. "Üretimi teşvik eden modeller geliştirilmeli" Yeni dönemde cezalandırıcı uygulamalardan çok üretimi hızlandıracak teşvik mekanizmalarının hayata geçirilmesi gerektiğini belirten İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, belirli süre içinde konut üretimine veya kentsel dönüşüm projelerine kazandırılan imarlı arsalar için vergi avantajları, harç indirimleri ve planlama kolaylıkları sağlanabileceğini söyledi. Tamamen spekülatif amaçlarla uzun yıllar üretim dışında bekletilen arsalar için ise kamu yararını gözeten mali düzenlemelerin değerlendirilebileceğini kaydeden Demir, "Bu sayede hem arsa piyasası daha sağlıklı işleyecek hem de konut üretimi önemli ölçüde artacaktır" diye konuştu. "Dünyadaki örnekler incelenmeli" Gelişmiş ülkelerde planlı şehirleşmeyi desteklemek amacıyla imarlı arsaların uzun süre atıl bırakılmasını önleyen çeşitli uygulamaların bulunduğunu belirten Şeref Demir, Avrupa'nın birçok ülkesinde planlama ve vergisel araçlarla spekülatif arsa bekletmelerinin önüne geçilmeye çalışıldığını ifade etti. Amaçlarının mülkiyet hakkını sınırlandırmak olmadığını vurgulayan Demir, "Türkiye'de de kendi hukuki ve ekonomik yapımıza uygun, üretimi teşvik eden, yatırımı engellemeyen ve kamu yararını gözeten bir model geliştirilebilir" değerlendirmesinde bulundu. Kamuya da önemli görev düşüyor Sorunun çözümünde yalnızca özel sektörün çabasının yeterli olmayacağını dile getiren Şeref Demir, kamu kurumlarının da arsa üretiminde daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. Atıl durumdaki kamu arazilerinin belirli kriterler çerçevesinde erişilebilir konut üretimi amacıyla özel sektör eliyle değerlendirilebileceğini belirten Demir, şehirlerin gelişim aksları dikkate alınarak altyapısı tamamlanmış yeni yerleşim alanlarının planlanmasının ve planlı arsa üretiminin artırılmasının önemine dikkat çekti. Demir, "Arsa arzı arttıkça fiyatlar dengelenecek, üretim hızlanacak ve vatandaşlarımızın konuta erişimi kolaylaşacaktır" ifadelerini kullandı. "Bursa için ortak akıl şart" Deprem gerçeğinin Bursa açısından ertelenemez bir gündem olduğunu belirten İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, arsa politikalarının kentsel dönüşümün ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Başkan Şeref Demir açıklamasının sonunda, "Kentsel dönüşümü hızlandırmak ve vatandaşlarımızı güvenli konutlara kavuşturmak istiyorsak arsa politikalarını da yeniden düşünmek zorundayız. Belediyeler, merkezi idare, üniversiteler ve sektör temsilcileri ortak akılla hareket etmelidir. Üretimi teşvik eden, spekülasyonu azaltan ve planlı şehirleşmeyi esas alan yeni bir arsa politikası yalnızca inşaat sektörünün değil, ülkemizin geleceği açısından da stratejik önem taşımaktadır. İMSİFED ve İMSİAD olarak bu konuda her türlü teknik, akademik ve sektörel katkıyı sunmaya hazırız" dedi.

AİLE YILINA ÖZEL ‘İLK EV FİNANSMANI’ ÖNERİSİ Haber

AİLE YILINA ÖZEL ‘İLK EV FİNANSMANI’ ÖNERİSİ

Ülkemizde 2026 yılının "Aile Yılı" ilan edilmesi, toplumsal yapımızın temel taşı olan aile kurumunun desteklenmesi ve geleceğe güçlü bir şekilde taşınması açısından tarihi bir vizyon ortaya koymuştur. Bu anlamlı süreci şehircilik ve gayrimenkul perspektifinden değerlendiren İnşaat Müteahhitleri Sanayici ve İş İnsanları Federasyonu (İMSİFED) ve İnşaat Müteahhitleri Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İMSİAD) Başkanı Şeref Demir, güçlü ailelerin ancak huzurlu, mutlu ve güvenli yuvalarda yetişebileceğini vurguladı. Demir, Aile Yılı vizyonunun taçlandırılması için 2026’nın ikinci yarısında ilk kez ev alacak ailelere yönelik düşük faizli ve uzun vadeli özel konut finansmanı kampanyalarının acilen devreye alınması çağrısında bulundu. "Huzurlu Aile ve Güvenli Gelecek Mühendislik Hizmeti Almış Yuvalarda Kurulur" Ailenin korunması ve desteklenmesinin sadece sosyal politikalarla değil, barınma hakkının güvenceye alınmasıyla da doğrudan ilgili olduğunu belirten İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, şunları söyledi: "Devletimizin aile kurumunu güçlendirmeye yönelik attığı adımları sektör olarak gönülden destekliyoruz. Ancak biliyoruz ki bir ailenin huzuru, çocuklarının geleceğe güvenle bakması, her şeyden önce başlarını sokabilecekleri sağlıklı ve güvenli bir yuvaya sahip olmalarıyla mümkündür. Özellikle deprem gerçeğiyle yaşayan ülkemizde ve Bursa'mızda, ailelerimizi mühendislik hizmeti almış, depreme dayanıklı modern konutlara kavuşturmak, aile yapımızı korumak adına atılacak en büyük adımdır. Kendi evinin sahibi olan, kira baskısından kurtulan aileler, yarınlarına çok daha mutlu ve huzurlu bir şekilde odaklanacaktır." "Yılın İkinci Yarısında Finansman Muslukları Aileler İçin Açılmalı" İnşaat sektörünün yapı ruhsatlarındaki daire artışlarında da görüldüğü üzere yeni konut üretimi için üzerine düşen hazırlığı yaptığını hatırlatan Demir, yılın ikinci yarısına dair şu politika önerisini paylaştı: "Sektörümüz tüm zorluklara rağmen yeni konut arzı üretmek, kentsel dönüşümü sırtlamak için güçlü bir irade göstermektedir. Üreticinin bu hazırlığı sahadayken, 2026 yılının ikinci yarısında ekonomi yönetimimiz ve kamu bankalarımız tarafından atılacak adımlar hayati bir işlev görecektir. 'İlk Evim' konseptiyle kurgulanacak, sadece ilk kez ev alacak çekirdek aileleri ve yeni evlenecek çiftleri kapsayacak, düşük faizli ve uzun vadeli bir konut kredisi kampanyası, tam da Aile Yılı'nın ruhuna yakışan çok doğru ve isabetli bir makro politika olacaktır." "Ortak Sorumlulukla Ailelerimizin Önünü Açalım" Böyle bir finansman hamlesinin hem sosyal devlet anlayışını pekiştireceğini hem de reel ekonomiye can suyu olacağını ifade eden Şeref Demir, sözlerini şu yapıcı temenniyle tamamladı: "Gelin, 2026 Aile Yılı'nı lafta bırakmayalım ve somut bir seferberliğe dönüştürelim. Kamu ile özel sektörün eşgüdüm içerisinde hareket etmesi, bankacılık sisteminin ailelerimizin konuta erişimini kolaylaştıracak esnek modeller sunması durumunda, binlerce ailemiz kiracılıktan kendi güvenli yuvalarına geçiş yapacaktır. Bu hamle hem kentsel dönüşümü hızlandıracak, hem yüzlerce alt sektörü hareketlendirerek ekonomik büyümeye katkı sağlayacak, hem de en önemlisi toplumun çekirdeğini güvenceye alacaktır. İMSİFED ve İMSİAD olarak ailelerimizin mutlu yarınları ve dirençli şehirlerimizin inşası için her türlü sorumluluğu almaya hazırız."

İMSİFED VE İMSİAD’DAN KİRA DESTEĞİ ÇAĞRISI Haber

İMSİFED VE İMSİAD’DAN KİRA DESTEĞİ ÇAĞRISI

Deprem kuşağındaki şehirlerimizde yapı stokunun yenilenmesinin bir milli güvenlik meselesi olduğunu hatırlatan Şeref Demir, mevcut kentsel dönüşüm kira desteği tutarlarının, güncel gayrimenkul ve kira piyasası gerçekleriyle uyuşmadığını, bu durumun hem vatandaşı mağdur ettiğini hem de dönüşüm projelerini yavaşlattığını vurguladı. Sahada mülk sahipleri ile müteahhitler arasında yaşanan tıkanıklığın temel nedenlerinden birinin ekonomik kaygılar olduğunu ifade eden İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, "Bugün kentsel dönüşüm kapsamında evini müteahhide teslim etmek isteyen vatandaşımızın karşısına çıkan en büyük bariyer, inşaat süresince ikamet edeceği geçici konutun kira maliyetidir. Devletimiz tarafından sağlanan kentsel dönüşüm kira yardımları, ne yazık ki mevcut kira piyasasının ve reel rakamların çok gerisinde kalmıştır. Vatandaşımız, aldığı destek ile oturduğu bölgede veya yakınlarında barınabileceği kiralık bir ev bulamamaktadır. Üstüne eklemek zorunda kaldığı ciddi mali yükler nedeniyle hak sahipleri haklı olarak dönüşüme mesafeli yaklaşmakta, bu da riskli binaların tahliye edilmesini zorlaştırmaktadır" dedi. "Mevcut Destek ile Vatandaşın Evini Tahliye Etmesi Zorlaşıyor" Yetersiz kira yardımlarının sadece vatandaşı değil, kentsel dönüşüm projelerini üstlenen inşaat sektörünü de doğrudan etkilediğini belirten İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, "Kentsel dönüşüm bir uzlaşı ve ortak akıl işidir. Vatandaş kira farkını ödeyemediği için imza atmaktan çekindiğinde veya tahliye sürecini uzattığında, projeler daha başlama aşamasında sekteye uğramaktadır. Müteahhitlerimiz her türlü maliyet baskısına rağmen sahada dönüşüm iradesi gösteriyor; ancak bürokratik ve finansal çarkların dönmesi için sahadaki bu tıkanıklıkların çözülmesi gerekir. Kira yardımlarının güncellenmesi, kentsel dönüşümün önündeki tıkanmış damarları açacak ve projelerin hızla şantiyeye dönüşmesini sağlayacaktı" şeklinde konuştu. Sorunun çözümü için dinamik ve yapıcı bir politika önerisi sunan Başkan Şeref Demir, açıklamasını şöyle tamamladı: "Çözüm için tek bir merkezden belirlenen sabit tutarlar yerine; şehirlerin, hatta şehir içindeki bölgelerin güncel kira endekslerine göre değişkenlik gösteren, vatandaşın ekonomik durumunun dikkate alındığı dinamik bir kira yardım modeli hayata geçirilmelidir. Kira yardımında mutlak eşitlik değil adalet ilkesi gözetilmelidir. Bursa gibi göç alan, konut talebi yüksek ve kentsel dönüşümün hayati olduğu metropollerde kira desteklerinin acilen piyasa gerçeklerine göre yukarı yönlü revize edilmesi gerekmektedir. İnanıyoruz ki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız sahadan yükselen bu haklı sese kulak vererek gerekli düzenlemeleri yapacaktır. Kamu ve özel sektör el ele verdiğinde, vatandaşımızın barınma konforunu sarsmadan, geleceğin dirençli ve güvenli şehirlerini çok daha hızlı inşa edebiliriz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.