Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#İklim Değişikliği

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - İklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BTÜ’den COP31’e 11 proje kabulü Haber

BTÜ’den COP31’e 11 proje kabulü

Bursa Teknik Üniversitesi, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) kapsamında YÖK koordinasyonunda gerçekleştirilecek çalışmalarda 11 projeyle yer alacak. Projeler; iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması, sürdürülebilir kentleşme, doğal kaynakların korunması ve iklim değişikliğine uyum gibi alanlarda çözüm önerileri sunuyor. Kabul edilen projeler arasında, COP31 Gençlik ve Eğitim Teması kapsamında sürdürülebilirlik odaklı İngilizce eğitimi ve uluslararası iş birliğini ele alan çalışmanın yanı sıra balkonlardan kent bostanlarına uzanan tarım ve biyoçeşitlilik modeli de bulunuyor. İklim eylemini destekleyen çok modlu yeniden tasarım yaklaşımları, iklim dayanıklı kontrollü ortam tarımı için yapay zekâ tabanlı karar destek sistemleri ve iklim dirençli mahalleler için geliştirilen modeller de projeler arasında yer alıyor. Enerji, deniz, konut, verimlilik BTÜ’nün kabul edilen diğer projeleri ise konut alanlarında iklim değişikliğine bağlı hava kirliliği zararlarının modellenmesi, küresel ısınma ve istilacı türlerin Akdeniz Havzası üzerindeki etkileri, üniversite binalarında enerji verimliliğinin artırılması ve iklim dirençli şehirler için iklim zekâsı çözümlerini içeriyor. Ayrıca sürdürülebilir enerji ve iklim eylem planlarının kentsel alanlarda uygulanabilirliğinin artırılması ile Türkiye ve Akdeniz Bölgesi’nde hidrolojik veriler ve dijital ikiz teknolojileri aracılığıyla erken uyarı ve karar destek sistemlerinin geliştirilmesi de kabul edilen projeler arasında bulunuyor. "Gelecek için somut çözümleri destekliyoruz" BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, BTÜ’nün iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik alanlarında ortaya koyduğu çalışmaların önemine dikkat çekerek, "İklim değişikliği, günümüzün en önemli küresel sorunları arasında yer alıyor. Bu sorunla mücadele, bilimsel bilgi üretiminin yanı sıra disiplinler arası iş birliğini ve yenilikçi çözümleri de gerekli kılıyor. Üniversitemizin COP31 kapsamında 11 projesinin kabul edilmesi, akademisyenlerimizin bu alandaki bilgi birikimini ve çözüm üretme kapasitesini ortaya koyuyor. Bursa Teknik Üniversitesi olarak çevresel sürdürülebilirliği önceleyen, toplumsal fayda sağlayan ve geleceğe yönelik somut çözümler geliştiren araştırmaları desteklemeyi sürdüreceğiz" dedi.

Yeşim Grup’ta sürdürülebilirlik rüzgarı Haber

Yeşim Grup’ta sürdürülebilirlik rüzgarı

Yeşim Grup, "Sürdürülebilirlik Ayı" etkinlikleri kapsamında sürdürülebilirlik alanındaki vizyonunu bir kez daha ortaya koyarak çalışanlarının yoğun katılımıyla altıncı kez düzenlediği Sürdürülebilirlik Festivali’yle sürdürülebilirlik bilincinin iş kültüründeki yerini vurguladı. Yeşim’in değerlerinin benimsenmesini ve sürdürülebilir bir gelecek için farkındalığın artırılmasını amaçlayan Sürdürülebilirlik Ayı boyunca çalışanlar, zengin içerikli bir programda bir araya geldi.Söyleşi, eğitim, belgesel gösterimi ve takas etkinliğinin yanı sıra bilgi yarışmaları, atölyeler ile çeşitli fiziksel ve zihinsel aktiviteler de programda yer aldı. Çalışanlar, etkinliklerde hem keyifli vakit geçirdi hem de sürdürülebilirlik konusunda bilgi edindi. Sürdürülebilirlik Ayı kapsamında düzenlenen ödül töreninde, Sürdürülebilirlik, Eğitim ve Gelişim Programı ile Kişisel Gelişim İçin Kurumsal Dönüşüm Programı’nı tamamlayan çalışanlara sertifikaları takdim edildi. Sürdürülebilirlik çalışmaları kapsamında ulusal ve uluslararası platformlarda başarı elde eden ekipler ise Sürdürülebilirlik Onur Ödülü’ne layık görüldü. Sürdürülebilirlik Ayı kapsamında gerçekleştirilen geleneksel Sürdürülebilirlik Festivali ise altıncı kez büyük bir coşkuyla kutlandı. Festivalin açılış konuşmasında Sürdürülebilirlik Ayı etkinliklerinin Yeşim Grup için büyük bir anlam taşıdığını vurgulayan Yeşim Grup Sürdürülebilirlik Direktörü Mutlu Toksöz, "Sizlerle birlikte birçok farklı başlık altında sürdürülebilirliği yaşamak, firmamız adına son derece değerli. Sürdürülebilirlik ilk bakışta çok büyük ve zor bir konu gibi görünebilir. İklim değişikliği diyoruz, su diyoruz, enerji diyoruz, atık diyoruz, geri dönüşüm diyoruz. Ama aslında sürdürülebilirlik dediğimiz şey, günlük hayatımızda verdiğimiz küçük kararların toplamı. Gereksiz yere tüketmemek, bir atığı doğru yere atmak, enerjiyi boşa harcamamak ve en önemlisi bunu hep birlikte yapmak ve bir alışkanlığa dönüştürmek. Bugünkü festivalde hedefimiz, sürdürülebilirlik bilincini artırmaya, farkındalık oluşturmaya yönelik çeşitli etkinlikleri denemeniz ve keyif almanız" dedi. Yeşim’in değerlerinin, kurum kültürünün bir parçası haline gelmesinin önemine dikkat çeken Yeşim Grup Kurumsal İletişim Direktörü Dilek Cesur ise "Kurum kültürümüzün temelinde dört önemli değerimiz var: Performans Tutkusuyla Çalışırız, Müşterimizle Beraber Yürürüz, Birlikte Başarırız ve Sürdürülebilirlik Önceliğimizdir. Bu değerlerin yalnızca söylemde kalmayıp hayatın içinde de anlam bulması ve kurum kültürümüzün ayrılmaz bir parçası haline gelmesi bizim için büyük önem taşıyor.Yeşim’in değerlerini çalışanlarımızla buluşturmak ve bu değerleri birlikte yaşatmak için yıl boyunca farklı etkinlikler düzenliyoruz. Sürdürülebilirlik Festivalimiz de bu anlayışın önemli bir parçası. O nedenle altı yıldır festivalimizi çok önemsiyor, sürdürülebilirlik konusundaki farkındalığı çalışanlarımızla birlikte güçlendirmeyi hedefliyoruz.Sürdürülebilirlik konusunu yeniden gündeme taşıyarak tüm kamuoyunda da farkındalık oluşturmak bizim için çok kıymetli. Bu alanda öncü olmak, liderlik etmek ve farklı firmalara ilham vermek, üstlendiğimiz rolün önemli bir parçası. İnanıyorum ki geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da bu rolü sürdürerek sürdürülebilirlik konusunda farkındalık oluşturmaya ve ilham vermeye devam edeceğiz" diye konuştu. Açılış konuşmalarının ardından düzenlenen törenle iş sağlığı ve güvenliği konusundaki riskleri bildiren çalışanlara ve bilgi yarışmasının kazananlarına ödülleri verildi. Festival, çeşitli yarışmalar, oyunlar ve ödüllerle gün boyu sürdü.

BTÜ’de iklim değişikliği gündemi ele alındı Haber

BTÜ’de iklim değişikliği gündemi ele alındı

BTÜ Mimar Sinan Yerleşkesi Turkuaz Salon’da gerçekleştirilen programa; BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sinan Uyanık, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. "Üçlü COP Yılı Çerçevesinde İklim, Rio Sinerjisi ve Çölleşmeyle Mücadele Faaliyetleri" başlıklı konuşmasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel MüdürüProf. Dr. Kasım Yenigün, iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birliğinin ve toplumun tüm kesimlerinin sorumluluk üstlenmesinin önemini vurguladı. İklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Yenigün; orman yangınları, kuraklık, toz taşınımı, sel ve heyelan gibi afetlerin giderek daha fazla gündeme geldiğine dikkat çekti. İklim değişikliğinin tarımsal üretimden su kaynaklarına, enerji üretiminden ulaşıma ve insan sağlığına kadar pek çok alanı etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Yenigün, değişen şartlara uyum sağlamak ve riskleri azaltmak için bütüncül politikalar geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Üretim ve tüketim süreçleri birlikte ele alınmalı Karbon salımının azaltılmasının yanı sıra ormanların, tarım alanlarının ve meraların korunmasının da iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir yere sahip olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yenigün, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımının ve karbon yutak alanlarının artırılmasının önemine işaret etti. Bireysel tüketim alışkanlıklarının da doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı artırabildiğini belirten Yenigün, sürdürülebilir bir gelecek için üretim ve tüketim süreçlerinin birlikte ele alınması gerektiğini dile getirdi. COP31, Türkiye’nin iklim diplomasisindeki rolünü güçlendirecek Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in, iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birliğinin geliştirilmesi ve küresel iklim politikalarına katkı sunulması açısından önemli bir fırsat olduğunu belirten Yenigün, toplantının yalnızca ülkeler arasında kararların alındığı bir platform olmadığını; kamu kurumları, üniversiteler, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çözümler geliştirmesi için de önemli bir zemin oluşturduğunu ifade etti. COP31’de önemli temalar Prof. Dr. Yenigün, COP31 kapsamında öne çıkan sıfır atık, okyanuslar ve denizler, gıda güvenliği, iklim dirençli şehirler, temiz enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme, gençlik ve eğitim gibi tematik alanlara dikkat çekti. İklim değişikliğiyle mücadelede bilimsel bilgi, teknolojik yenilik ve uygulamaya dönük projelerin önemini vurgulayan Yenigün, üniversitelerin bu süreçte aktif rol üstlenebileceğini belirtti. Üniversite-kamu iş birliğine vurgu Üniversitelerin araştırma ve geliştirme kapasitesinin sahadaki çevre sorunlarının çözümüne katkı sunabileceğini ifade eden Prof. Dr. Yenigün, akademisyenleri ve öğrencileri iklim değişikliği, sürdürülebilir arazi yönetimi, afet risklerinin azaltılması ve doğal kaynakların korunmasına yönelik çalışmalarda yer almaya davet etti. Prof. Dr. Kasım Yenigün, kamu kurumları ile üniversiteler arasında geliştirilecek ortak projelerin, bilimsel bilginin uygulamaya aktarılmasını ve iklim değişikliğiyle mücadelede somut sonuçlar elde edilmesini destekleyeceğini kaydetti.

BUÜ’de COP31 zirvesi öncesi, iklim ve gençlik paneli düzenlendi Haber

BUÜ’de COP31 zirvesi öncesi, iklim ve gençlik paneli düzenlendi

Prof. Dr. M. Mete Cengiz Kültür Merkezinde düzenlenen etkinliğe; BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz,Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bursa İl Müdürü Hayrettin Eldemir, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftci, BUÜ Sürdürülebilirlik Koordinatörü Doç. Dr. Yasemin Kaya’nın yanı sıra çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. "İklim krizi tüm disiplinleri kesen ortak bir sorundur" Programın açılışında konuşan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitelerin sürdürülebilirlik vizyonuna ve küresel iklim sıralamalarındaki yerine dikkat çekti. Uluslararası GreenMetric sıralamasındaki yükselişin akademiden toplumsal katkıya uzanan geniş bir yelpazedeki emeğin sonucu olduğunu belirten Yılmaz, iklim krizinin yalnızca fen ve çevre bilimlerini değil, sosyal bilimlerden tıp ve mühendisliğe kadar tüm disiplinleri ilgilendiren ortak bir mesele olduğunu vurguladı. Türkiye'nin COP31 sürecine üniversite olarak hazırladıkları projeler ve Sürdürülebilirlik Koordinatörlüğü bünyesindeki akademik çalışmalarla tam destek verdiklerini ifade eden Yılmaz, yeni eğitim-öğretim döneminin ilk gününde böylesine anlamlı bir seferberliğe ev sahipliği yapmaktan gurur duyduklarını dile getirdi. Uzmanlardan kampüs, kent ve eğitim odaklı sunumlar Açılış konuşmasının ardından gerçekleştirilen panel oturumunda üç uzman isim sunumlarını katılımcılarla paylaştı. UKX Kurumsal İletişim ve Marka Direktörü Ece Demirkol "COP31 Gönüllülük Programı: Kampüsten İklim Eylemine" başlıklı sunumunda gençlerin küresel iklim hareketindeki rolüne ve gönüllülük fırsatlarına değinirken, BUÜ Sürdürülebilirlik Koordinatörü Doç. Dr. Yasemin Kaya "Eğitim ve Gençlik Katılımı" başlıklı sunumunda yeşil dönüşümün iş gücü piyasalarına etkisini, geleceğin yeşil becerilerini ve akademideki kariyer fırsatlarını değerlendirdi. İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sabahattin Sıddık Cindoruk ise "İklim Değişikliği Karşısında Dirençli Kentler" konusunu ele alarak kentsel riskler, altyapı çözümleri ve sünger kent uygulamalarını aktardı. Program, soru-cevap bölümünün ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Bursa’da enerji verimliliği ve sıfır atık masaya yatırıldı Haber

Bursa’da enerji verimliliği ve sıfır atık masaya yatırıldı

Türkiye Kentsel Tesis Yönetim Derneği (TRKTYD), Bursa’da “Binalarda Enerji Verimliliği ve Sıfır Atık Forumu” düzenledi. “Temiz Çevre, Temiz Toplum” mottosuyla gerçekleştirilen organizasyonda, binalarda enerji tasarrufundan atıkların doğru ayrıştırılmasına, yenilenebilir enerji sistemlerinden sürdürülebilir tesis yönetimine kadar birçok konu ele alındı. Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen foruma; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Bakır, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Numan Çakır, TRKTYD Genel Başkanı Suat Sandalcı, TRKTYD Genel Başkan Vekili ve Kadın Kolları Başkanı Mine Akaltun’un yanı sıra sektör temsilcileri, akademisyenler, iş insanları ve uzmanlar katıldı. Forumda özellikle toplu yaşam alanlarında enerji tüketiminin azaltılması, sıfır atık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve tesis yönetimlerinin sürdürülebilirlik sürecindeki rolü üzerinde duruldu. “ARTIK BİNLERCE HANENİN BULUNDUĞU YAŞAM ALANLARINI YÖNETİYORUZ” Programın açılışında konuşan TRKTYD Genel Başkan Vekili ve Kadın Kolları Başkanı Mine Akaltun, tesis yönetimi sektörünün geldiği noktaya dikkat çekti. Sektörün artık yalnızca apartmanların yönetiminden ibaret olmadığını vurgulayan Akaltun, binlerce hanenin bulunduğu büyük yaşam alanlarının yönetildiğini belirterek, bu alanlarda atık kontrolü ve enerji verimliliği konusunda toplumun da bilinçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Akaltun, forum kapsamında sektör temsilcileri, akademisyenler ve uzmanların deneyimlerini paylaşacağını belirterek, binalarda enerji kullanımından atıkların ayrıştırılmasına ve geri dönüşüme kadar pek çok konuda katılımcılara bilgi verileceğini söyledi. ENERJİ TASARRUFUNUN EKONOMİK BOYUTUNA DİKKAT ÇEKTİ Binalardaki enerji tüketiminin önemli boyutlara ulaştığını dile getiren Akaltun; hidrofor, jeneratör, asansör ve ortak kullanım alanlarındaki sistemlerde yapılacak iyileştirmelerin ciddi tasarruf sağlayabileceğine işaret etti. Güneş enerjisi sistemleri ve LED aydınlatmalar başta olmak üzere enerji verimliliğini artıracak uygulamaların yaygınlaştırılmasının hem vatandaşların bütçesine hem de ülke ekonomisine katkı sunacağını kaydeden Akaltun, geri dönüşüm konusunda da atıkların doğru şekilde ayrıştırılmasının önemini vurguladı. BAKIR: “COP31 SÜRECİ BİZİ HAZIRLIKLI HALE GETİRİYOR” Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Bakır ise forumda ele alınan konuların COP31 hazırlıkları açısından da önem taşıdığını söyledi. Bakanlığın COP31 sürecindeki çalışmalarına değinen Bakır, enerji verimliliği ve çevre odaklı bu tür organizasyonların hazırlık sürecine katkı sağladığını belirterek, forumdan elde edilen bilgi ve deneyimlerin yürütülen çalışmalara da yansıtıldığını ifade etti. SANDALCI: “TESİS YÖNETİM SEKTÖRÜNE ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR” TRKTYD Genel Başkanı Suat Sandalcı da konuşmasında COP31 gündemine dikkat çekti. Antalya’da gerçekleştirilecek konferansta binalarda enerji verimliliği, sıfır enerjili yapılar, karbon salımının azaltılması ve sıfır atık uygulamalarının önemli başlıklar arasında bulunacağını belirten Sandalcı, tesis yönetimi sektörünün bu süreçte önemli bir sorumluluk üstleneceğini söyledi. Tesis yönetiminin yalnızca mevcut bina ve toplu yaşam alanlarının işletilmesi anlamına gelmediğini vurgulayan Sandalcı, geleceğin yaşam alanlarının oluşturulmasında da sektörün önemli bir rolü bulunduğunu ifade etti. Sandalcı, “Temiz Çevre, Temiz Toplum” anlayışıyla düzenledikleri forumda ortaya çıkan görüşlerin önemine işaret ederek, COP31 kapsamında alınacak kararların sahada uygulanması noktasında site, bina ve tesis yöneticilerinin aktif rol üstlenmesini beklediklerini kaydetti. UZMAN İSİMLER DÖRT PANELDE BULUŞTU Açılış konuşmalarının ardından forum, farklı başlıklarda düzenlenen panellerle devam etti. TRKTYD Başkan Vekili Doğukan Keskin’in moderatörlüğündeki ilk bölümde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Bakır ile Uludağ Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi Eğitmeni Muzaffer Ulaşdı görüşlerini paylaştı. TRKTYD Genel Başkan Vekili Mine Akaltun’un moderatörlüğündeki bölümde ise Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Simav Meslek Yüksekokulu’ndan Dr. Öğr. Üyesi Kudret Armağan katılımcılara bilgi verdi. Doğukan Keskin’in moderatörlüğünü üstlendiği ikinci panelde TRKTYD Genel Başkanı Suat Sandalcı, Genel Başkan Vekili Hayati Ceyhun Yıldızdoğan ile Genel Başkan Yardımcıları Volkan Yeşilyurt, Abdullah Özar ve Kadir Tutun; enerji verimliliği ve sıfır atık uygulamalarını tesis yönetimi perspektifinden değerlendirdi. TRKTYD Genel Sekreteri Kübra Ulaş’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen üçüncü panelde Tesis Yöneticileri ve Tedarikçileri Federasyonu Başkanı Süleyman Görenekli, TRKTYD Genel Başkan Vekili Meryem Er ile yönetim kurulu üyeleri Ogan Tozkaldıran, Ali Fuat Sabancı ve Murat Azman yer aldı. Forumun son panelinin moderatörlüğünü ise Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ziya Söğüt yaptı. Makine Yüksek Mühendisi Sefa Orakçı, Emre Özmen, Oğuz Toraman ve Hamit Mutlu; enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve sıfır atık konusunda değerlendirmelerde bulundu. Program, panellerin tamamlanmasının ardından katılımcılara plaket takdim edilmesiyle sona erdi.

Bakan Bayraktar: "Türkiye olarak enerji vizyonumuzu ve planlarımızı yeni elektrik dünyasına göre hazırlıyoruz" Haber

Bakan Bayraktar: "Türkiye olarak enerji vizyonumuzu ve planlarımızı yeni elektrik dünyasına göre hazırlıyoruz"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Elektrikleşmenin dünyanın iklim değişikliği ile alakalı mücadelesinde de önemli olduğuna inanıyoruz ve Türkiye olarak enerji vizyonumuzu ve planlarımızı yeni elektrik dünyasına göre hazırlıyoruz" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bayraktar, Türkiye’nin COP31 kapsamında ortaya koyacağı enerji politikaları, elektrikleşme hedefleri, yenilenebilir enerji yatırımları, nükleer enerji çalışmaları, Karadeniz’deki petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri ile enerji arz güvenliğine yönelik projeler hakkında açıklamalarda bulundu. "COP31’in Antalya’da çok başarılı olacağını ve Türkiye açısından önemli olacağını düşünüyorum" Türkiye’nin COP31 öncesinde ortaya koyacağı çalışmaların içeriğine değinen Bayraktar, "Türkiye’nin COP31’de dünyaya vermek istediği mesaj; ‘Artık taahhütten aksiyona geçelim’ olacak. Aksiyon almamız lazım ki bu emisyonları sınırlandıralım ve iklim değişikliği ile alakalı hedefi tutturalım. COP31’in Antalya’da çok başarılı olacağını hem Türkiye açısından hem de dünya iklim mücadelesi açısından önemli olacağını düşünüyorum. Türkiye’nin ortaya koyduğu bu ‘Taahhütten aksiyona geçelim, harekete geçelim’ metaforu, etrafında ümit ediyorum önemli değerlendirmeler, önemli kararlar alınacak. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde birçok ülkenin devlet başkanı, hükümet başkanları, bakanları burada olacak. 100 bin insanı bekliyoruz. 9-20 Kasım’da bütün dünyanın gözü burada olacak" ifadelerine yer verdi. "2040 Türkiye Ulusal Enerji Planı’nı çalışıyoruz COP31 öncesinde Türkiye’ye ve dünyaya ilan etmek istiyoruz" Bakan Bayraktar, Türkiye’nin enerji vizyonunda elektrikleşmeyi merkeze aldıklarını belirterek, "COP31’de dünyaya vereceğimiz en önemli mesajlardan bir tanesi elektrikleşme. Çok iddialı bir şekilde ortaya koyduğumuz unsurlardan bir tanesi 2035’te yüzde 35 elektrikleşme hedefi. Bunu eğer başarırsak bu hakikaten çok önemli bir çıktı olur. Geleceğin elektrik çağı olduğunu söylememiz lazım net bir şekilde. Elektrikleşmenin dünyanın iklim değişikliği ile alakalı mücadelesinde de önemli olduğuna inanıyoruz ve Türkiye olarak enerji vizyonumuzu ve planlarımızı yeni elektrik dünyasına göre hazırlıyoruz. 2040 Türkiye Ulusal Enerji Planı’nı çalışıyoruz ve muhtemelen COP31 öncesinde, yani ekim sonu, kasımın ilk haftası COP31 başlamadan Türkiye’ye ve dünyaya ilan etmek istiyoruz. Bu yeni stratejinin merkezine elektrikleşmeyi koyuyoruz. Bunu yapmak için Türkiye’nin yenilenebilir enerjide çok iddialı hedefleri var. 2035 için 120 bin megavatlık bir hedef ortaya koymuştuk. 2040’ta daha büyük bir hedefi ortaya koyacağız. Türkiye’nin enerjisini verimli kullanması gerekiyor. 2030’a kadarki 20 milyar dolarlık enerji verimliliği projelerini şimdi 2030 sonrası için Türkiye’nin Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı olarak çalışıyoruz ve daha iddialı bir hedef ortaya koyacağız" değerlendirmesinde bulundu. Bakan Bayraktar, elektrikleşmede ulaştırma sektörünün önemli bir dönüşüm alanı olduğunu belirterek, 2035’te Türkiye yollarında 7-10 milyon elektrikli araç bulunmasını hedeflediklerini söyledi. Belediyelerin otobüslerinin ve bireysel araçların önemli bölümünün elektrikliye dönüşmesi gerektiğini ifade eden Bayraktar, bu dönüşümün petrol talebini ve emisyonları azaltarak dışa bağımlılığı düşüreceğini, bunun için 200 milyar doların üzerinde yatırım gerektiğini kaydetti. Bakan Bayraktar, Türkiye’nin güneş ve rüzgâr enerjisindeki potansiyeline dikkat çekerek, "Potansiyele baktığınızda toplamda yüzde 70’lik pay güneşe, yüzde 30’luk pay rüzgâra ait olacak gibi gözüküyor kapasite olarak. Bunların birini birine tercih etmemiz söz konusu değil, ikisine de ihtiyacımız var. Yenilenebilir alan, bizim için olmazsa olmazlardan bir tanesi. Yapabildiğimiz kadar güneş ve rüzgâr yatırımı yapacağız" şeklinde konuştu. "Yeni adımlarımızdan bir tanesi, depolamalı hidrolik santraller" Hidroelektrik santrallerde depolama kapasitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini de ifade eden Bayraktar, "Yeni adımlarımızdan bir tanesi, depolamalı hidrolik santraller. Hidrolik santrallerimizde suyun tekrar kaynağa basıldığı, ucuz saatlerde o suyu kullanarak pompayla alıp tekrar yukarı gönderdiğiniz ve sonra tekrar elektriğin daha uygun fiyatlı olduğu, daha iyi fiyatların olduğu zamanlarda tekrar elektrik ürettiğiniz pompaj depolamayla alakalı bir hedefimiz var" diye konuştu. "Akkuyu’da hedefimiz bu yıl sonuna kadar santralin fiziki çalışmasını başlatmak" Akkuyu Nükleer Santrallerine ilişkin de konuşan Bayraktar, birinci reaktörden elektrik üretimiyle alakalı artık sona yaklaşıldığını söyleyerek, "Şu anda test aşamasındayız. Hedefimiz bu yıl sonuna kadar artık santralin fiziki çalışmasını başlatmak" dedi. "Sinop ve Trakya’daki nükleer santral projelerine ilişkin müzakereler sürüyor" Bayraktar, Sinop ve Trakya’daki nükleer santral projelerine ilişkin müzakerelerin sürdüğünü hatırlatarak, "Bu konuda özellikle son dönemde Kanada ile devam eden çalışmalarımız hızlı ilerliyor. Ümit ediyorum önümüzdeki aylarda orada daha net bir tabloyu göreceğiz. İkisine birden bakıyoruz; Sinop sahası biraz daha hazır bir saha ama esas itibarıyla bizim elektrik açısından önceliğimiz Trakya’da. Trakya’yı biraz daha önce yapmak icap ediyor. Orada da saha çalışmalarımız devam ediyor. Çin’le görüşmelerimiz var, Rusya’nın önemli bir ilgisi var ve Güney Kore’yle de müzakerelerimiz bu anlamda devam ediyor" dedi. "Karadeniz’de tespit ettiğimiz sahalarda yeni sondajlar yapıyor" Derin deniz sondaj gemi sayısını 6’ya çıkardıkları kaydeden Bayraktar, "Bunların bir tanesi Somali’de şu anda çalışıyor. Üretim geliştirme programının yanı sıra bir diğeri de Karadeniz’de Batı Karadeniz’de, Orta Karadeniz’de ve Doğu Karadeniz’de tespit ettiğimiz sahalarda yeni sondajlar yapıyor. Önümüzdeki günlerde petrol hedefli, bir sondaja başlayacağız. Biraz uzun sürecek, zor bir sondaj. Batı Karadeniz’de petrol hedefli bir sondaja yakın zamanda başlayacağız" bilgisini paylaştı. Katar gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasını öngören proje için yaklaşık 2 bin-2 bin 200 kilometrelik boru hattına ihtiyaç olduğunu kaydeden Bakan Bayraktar, projenin hayata geçirilmesi için öncelikle Türkiye, Katar ve Avrupa Birliği arasında siyasi irade oluşması gerektiğini söyledi. Bayraktar, mevcut krizi yeni enerji projeleri için fırsata dönüştürmek istediklerini kaydetti. Bayraktar, Ceyhan’ın önemli bir petrol merkezine dönüşebilecek potansiyele sahip olduğunu belirterek, bölgedeki petrol kaynaklarının depolama, rafineri ve petrokimya yatırımlarıyla birleştirilmesi halinde Türkiye üzerinden Avrupa’ya günlük 2,5 milyon varile kadar petrol taşınabileceğini ifade etti.

Türkiye’den AB fonları ve iklim diplomasisinde 4 kritik hamle Haber

Türkiye’den AB fonları ve iklim diplomasisinde 4 kritik hamle

Türkiye’nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü IPA II sürecine ilişkin iki finansman düzenlemesi ile BM iklim rejimine yönelik iki önemli anlaşma, Cumhurbaşkanı kararlarıyla onaylandı. Resmî Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan dört ayrı Cumhurbaşkanı kararı, Türkiye’nin AB katılım öncesi mali yardım mekanizması ve uluslararası iklim politikalarındaki iş birliğine ilişkin yeni adımları ortaya koydu. Söz konusu kararlar ile 2020 Yılı Türkiye İçin Yıllık Eylem Programı kapsamında imzalanan Finansman Anlaşması’nda değişiklik yapılmasına ilişkin Türkiye ile Avrupa Komisyonu arasındaki ek protokol onaylanırken, 2016 Yılı Türkiye Yıllık Eylem Programı Finansman Anlaşması’na ilişkin 4 No’lu Zeyilname, ekli notalarla birlikte onaylandı. Hatırlanacağı gibi bu zeyilname 15 Mayıs 2026’da Ankara’da imzalanmıştı. İklim alanında ise iki ayrı düzenleme öne çıktı. 11779 sayılı Karar ile Türkiye ile BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması Sekretaryası arasında, COP31 ve ilgili iklim toplantılarının Türkiye’de gerçekleştirilmesine ilişkin anlaşma onaylandı. Ayrıca aynı taraflar arasında imzalanan Verilere İlişkin Mutabakat Zaptı da bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanarak onaylandı. Böylelikle Türkiye, bir yandan AB kaynaklarının kullanımına ilişkin finansman mekanizmalarında yeni düzenlemeler yaparken, diğer yandan küresel iklim diplomasisi kapsamında BM sistemiyle iş birliğini güçlendiren iki önemli metni yürürlüğe alma yönünde adım atmış oldu. İşte bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanan Milletlerarası Andlaşmaların ayrıntılarına ulaşmak için aşağıdaki linklere tıklayabilirsiniz: –– Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA II) Kapsamında Akdedilen 2020 Yılı Türkiye İçin Yıllık Eylem Programına Ait Finansman Anlaşmasında Değişiklik Yapılmasına İlişkin Olarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Avrupa Komisyonu Arasında 23/6/2026 ve 24/7/2026 Tarihli Mektupların Teatisi Yoluyla İmzalanan Ekli Değişiklik Protokolünün Onaylanması Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11777) –– Türkiye Cumhuriyeti Adına 15 Mayıs 2026 Tarihinde Ankara’da İmzalanan Ekli 2016 Yılı İçin Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA II) Altında Türkiye’ye Yönelik Yıllık Eylem Programına Ait Finansman Anlaşmasına 4 No’lu Zeyilnamenin İlişik Notalarla Birlikte Onaylanması Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11778) –– Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması Sekreteryası Arasında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansının Otuz Birinci Oturumu, Kyoto Protokolü Taraflar Toplantısı Olarak Düzenlenen Taraflar Konferansının Yirmi Birinci Oturumu, Paris Anlaşması Taraflar Toplantısı Olarak Düzenlenen Taraflar Konferansının Sekizinci Oturumu, Bağlı Organların Oturumları ve Diğer BMİDÇS Toplantılarına Dair Anlaşmanın Onaylanması Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11779) –– Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması Sekretaryası Arasında Verilere İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanması Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11780)

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Yunanistan'a net uyarı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Yunanistan'a net uyarı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye’nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir" dedi. Kırgız Cumhuriyeti’nin ev sahipliğinde icra edilen Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’ne katılmak üzere Bişkek’e giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye dönüş yolunda uçakta bulunan gazetecilere zirveye dair değerlendirmelerde bulunarak gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bundan 30 yıl önce ‘Şanghay Beşlisi’ ismiyle temeli atılan Şanghay İşbirliği Teşkilatı’nın zaman içerisinde yaklaşık 30 ülke ve uluslararası kuruluşu bünyesinde toplayan en büyük bölgesel teşkilat haline geldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asya Pasifik bölgesi ile Orta Doğu’yu bünyesinde buluşturan yegane yapı olan bu teşkilat, toplam 35 trilyon doları bulan bir ekonomik yapıyı ve 4 milyarın üzerinde nüfusu temsil ediyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Türkiye olarak gelişen ekonomimiz ve Doğu ile Batı arasındaki stratejik konumumuz gereği bu büyük ekonomik ve beşerî coğrafyayla ilişkilerimizi artırmanın gayretindeyiz. Esasen 2019 yılında ilan ettiğimiz ‘Yeniden Asya’ girişimimiz de bu düşüncemizin yansımasıdır. Şanghay İşbirliği Teşkilatı’yla bizi birbirimize yaklaştıran bir diğer önemli husus, paylaştığımız bölgesel sahiplenme kültürüdür. Zirvede yaptığım hitapta bu hususa dikkat çekerken aynı zamanda çok taraflılığı ve iş birliğini esas alan diplomatik yaklaşımımızı anlatma fırsatı buldum. Küresel adalet, istikrar ve sürdürülebilir kalkınmadan ayrı düşünülemeyecek olan iklim değişikliği ile mücadele ve enerji gibi konulardaki çalışmalarımız hakkında bilgi verdim" ifadelerini kullandı. "Bizimle aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceğiz" Zirve kapsamında mevkidaşlarıyla da görüşmelerinin olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Azerbaycan, Kırgızistan ve Rusya Federasyonu liderleriyle gündemimizdeki konuları ayrıntılı şekilde ele aldık. Ayrıca aralarında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin de yer aldığı muhataplarımla fikir teatisinde bulunduk. Kıymetli basın mensupları, hep söylediğimiz üzere en batıdaki Asyalı ve en doğudaki Avrupalı ülke olarak bizimle aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceğiz. Bilhassa bölgemizde vuku bulan çeşitli çatışma ve krizlerin uluslararası hukuk temelinde diyalog ve diplomasiyle çözümüne yönelik ilkeli tutumumuzu devam ettireceğiz. Bu düşüncelerle ziyaretimizin ülkemiz, milletimiz, bölgemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum" açıklamasında bulundu. "Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke" Bişkek Zirvesi’nde alınan kararların, Türkiye ile Şanghay İşbirliği Teşkilatı arasındaki ekonomik ilişkileri nasıl etkileyeceği ve Türkiye’nin, Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile iş birliğini tam bir üyeliğe taşıma ihtimalinin sorulması üzerine konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Öncelikle Bişkek Zirvesi, ülkemizin ekonomik, siyasi ve stratejik seçeneklerini çeşitlendirme iradesinin somut bir göstergesi olmuştur. Türkiye olarak, Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na üye ülkelerle ikili düzeyde ticari ve ekonomik ilişkilere sahibiz. Çin’den Orta Asya’ya, Rusya’dan Güney Asya’ya uzanan geniş coğrafyada, Türkiye’nin ticari ve ekonomik açıdan büyük fırsatlar barındırdığını artık herkes görüyor. Teşkilatla ilişkilerimizde çok yönlü dış politika anlayışımızın yansıması olarak son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildi. Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke. Türkiye’nin bu yaklaşımı, küresel sorunlara iş birliği ve etkin çok taraflılık temelinde çözüm bulma amacını da kuvvetlendiriyor. Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile önümüzdeki süreçte ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması da bizim açımızdan mümkün. Şunun da altını özellikle çizmek isterim. Türkiye’nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı’ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz; 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır" dedi. "Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de Sayın Putin’in de beklentisidir" Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le gerçekleştirdiği görüşmenin detaylarının sorulmasına cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu görüşmede özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri ele alma imkanımız oldu ve çok verimliydi. Çok çok samimi bir havada geçti. Enerjiden ticarete, turizmden yatırımlara kadar birçok alanda Rusya ile önemli bir iş birliğimiz var. Hepsinden öte, milyonlarca Rus turisti ülkemizde ağırlıyoruz. Başka herhangi bir ülkeden böyle bir turist Türkiye’ye gelmiyor. Önceleri biliyorsunuz Almanya da iyi bir konumdaydı. Ama Rusya sonra onları aştı. Türkiye, bölgemizdeki çatışmaların barışçıl noktadaki çözümünde roller üstleniyor. Özellikle Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de sayın Putin’in de beklentisidir. Bir an önce istiyoruz ki; bu bölgede Rusya-Ukrayna arasında bir barış süreci de gerçekleşsin, bölgeye barış egemen olsun. Bu savaşın hem bölgemiz hem dünyamız, hem de taraflar için hayırlı bir sonuç doğurmadığı ortada. Peki bundan Putin memnun mu? Memnun değil. Bir an önce bu işin hayırlısıyla sonuçlanmasını o da bekliyor. Biz barış için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu Putin’e ifade ettik. Savaşın değil, barışın kazanacağı bir gerçek. Bunun için de her türlü gayreti göstermeye hazırız" diye konuştu. "(Mekke İttifakı) Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor" İstanbul’da gerçekleştirilen Mekke İttifakı’nın ilk toplantısı hakkında sorulan bir soruya dair değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstanbul’da gerçekleştirilen toplantı çok çok önemli. Bu ittifakın ilk ve somut adımını atmak üzere Strateji, Siyaset ve Askeri Komitesi toplandı. Üç ülkeden Dışişleri Bakanları, Milli Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları bir araya geldiler. Burada, bir an önce somut adımlar atılması yönündeki yaklaşımımıza binaen, teknik olarak yapılması gereken konuları ortaya koyduk. Bunların başında sekreteryanın kurulması ve işlerlik kazandırılması gerekiyor. Burada askeri ve siyasi konuların ele alınması lazım. Savunma sanayii, önemli bir iş birliği alanı. Bir de askeri operasyonel iş birliği alanı kapsamında askeri eğitimler, askeri standardizasyon, askeri tehdit, imkan ve kabiliyetlerin paylaşılması bunun gibi teknik konular ele alındı. Bunlar hangi zamanlamayla nasıl hayata geçecek, onun kararları alındı. Bu ittifaka açıktan tepki koyan çok az ülke var, ama gizliden tepki koyan ülkeler de mevcut. Özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor. Bu ittifak, bölgemizde istikrar ve güvenlik için kurulmuştur. Biz yolumuza kardeşlerimizle birlikte, güçlenerek devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "‘Terörsüz Türkiye’ sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz" ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin nihayete ermesinin ne kadar zaman alacağı yönündeki bir soru hakkında değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu tür olaylarda zaman vermek, yani bir takvim ortaya koymak, bu işi zamanlamak mümkün değil. ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Olaya böyle bakacağız. Elbette devlet olarak bizim bir yol haritamız var, bir planımız, bir takvimlendirmemiz var. Sürece dair ilgili kurumlarımız şu anda eş güdüm içinde çalışıyor. Bugün geldiğimiz noktada Meclis’imizin ortaya koyduğu güçlü mutabakat önemlidir, çok kıymetlidir. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan takip kurulu atılacak adımları, yasada tanımlanan görevler çerçevesinde planlamaya başlamıştır. Yasanın uygulanmaya başlanması için ise örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir. Bu konuda tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı ise bellidir. Süreç adım adım ilerlemektedir. Süreç, bütün her şeyiyle dar kalıplara hapsedilmemiştir. Bu yönde de bir rahatlık söz konusudur. Meseleye devlet ciddiyetiyle yaklaşıyor ve adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Milletimiz de Terörsüz Türkiye’ye desteğini ortaya koymuştur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir. Bu noktada Meclis Başkanımız da dahil olmak üzere Grup Başkanlarımız her türlü hassasiyeti gösteriyor ve yola da bu kararlılık içerisinde devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz" İç cephenin güçlendirilmesi konusunda bazı söylemlerin sürece zarar verme ihtimalinin bulunmasına dair sorulan soruya cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz meseleye dar çerçeveden bakamayız. Samimi olacağız. Sorumlu olacağız. Sağduyulu olacağız. Kardeşliğimizi koruyacağız. En geniş perspektiften konuya yaklaşıyor ve hedefe de böylece odaklanıyoruz. Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz. Siyasi kimlik taşıyan bazı kimselerin birtakım ölçüsüz söylemleri olabilir. Bunu, süreci enfekte etmek için yapanlar da çıkabilir. Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz. Açıkçası, milletimizin bu tür tahriklere karşı ben bir direnç geliştirdiğini düşünüyorum. Bu süreci millet mayalamıştır ve maya da tutmuştur. İç cepheyi güçlendirmek, farklılıkları yok etmek değildir. Bunu boşuna söylemedik. İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Bunu unutmayalım. Biz menzile ulaşmak için ne yaptığımızı bilerek bu yolda ilerliyoruz" dedi. "Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı" PKK’nın Suriye’deki yapılanması YPG-PYD’nin fesih kararıyla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine konuşan Erdoğan, "Açıklanan karardan kardeş Suriye halkı adına doğrusu memnuniyet duydum. Alınan kararı ve entegrasyonun sağlanmasını olumlu değerlendiriyoruz. Kararın sahada uygulamasını hem Suriye tarafı hem Suriye ile çok uzun bir sınır hattı bulunan bir komşu ülke olarak biz, elbette takip ediyoruz. Suriye’nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz. Suriye’de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite artışı için bu önemlidir. Bizler bunun için Suriyeli kardeşlerimizin hep yanında olduk, bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğiz. Bu konuda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, maşallah zor süreçleri başarıyla yönetmiştir ve yönetiyor. Hem entegrasyon sürecinden hem de Suriye halkının kısa sürede elde ettiği kazanımlardan ümitvarız. Ben bu sürecin sadece Türkiye ve Suriye için değil, bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı" açıklamasında bulundu. "Amerika da artık Suriye’nin gerçeklerinin farkına vardı" ABD’nin de Suriye’nin bütünlüğünü koruyacak söylemlerinin sorulması hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: "Türkiye olarak biz, Suriye konusunda dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Suriye’nin terör örgütlerinin cirit attığı bir alan olamayacağını, buradaki istikrarsızlığın bütün bölgeye yayılabileceğini söyledik ve neticede haklı çıktık. Demek ki Amerika da artık Suriye’nin gerçeklerinin farkına vardı. Suriye halkı çok ağır bedeller ödedi ama vatanlarına sahip çıktılar. Şimdi de bütün Suriye’yi inşa etmek için çalışıyorlar. Bu konuda bütün komşu ve Suriye’ye dost ülkeleri Suriye’nin yeniden inşa ve imarına yardımcı olmaya davet ediyorum. Ve bu çağrımızı yapacağız, yapmaya devam edeceğiz. Suriye’deki durum bizim vizyonumuzun ne kadar doğru, Suriye politikamızın ne kadar gerçekçi olduğunu kanıtlaması yönüyle de önemli. Provokasyonlarla mücadele konusu da önemli. Suriye’nin iç barışına darbe vurmak isteyenlere alan açılmaması şart. Suriye’nin istikrarına giden yol, fitne tohumlarını temizlemekten geçer." "Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye’nin programa tekrar dahil olması konusunda görüşmelerimiz sürüyor" Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi meselesiyle bağlantılı olarak S400’lerin üçüncü bir ülkeye devrinin Putin ile görüşülüp görüşülmediği konusunun sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Putin’le ikili gündemimizdeki her konuyu ele aldık. Biliyorsunuz, Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye’nin programa tekrar dahil olması konusunda da görüşmelerimiz sürüyor. Amerika’daki süreçlerin bir an önce tamamlanmasıyla bu meselenin geride bırakılacağını düşünüyoruz. Tüm bu diplomatik çabalarımızı yürütürken de KAAN’dan vazgeçmiyoruz. Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Aksine Türkiye’nin seçeneklerini artırıyoruz. İşte güçlü Türkiye budur. Güçlü Türkiye’nin yol haritası budur" yanıtını verdi. "Karadeniz’de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var" Rusya-Ukrayna arasında yaşanan savaş sürecinde Karadeniz’de zaman zaman ticari gemilerin hedef haline gelmesinin Putin ile olan görüşmede gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yalnız Türk bayraklı veya Türk işletmecilerin kullandığı gemiler değil, Karadeniz’deki bütün sivil deniz taşımacılığının güvenliği bizim için önemli. Taraftar arasındaki mücadele, sivillerin ve ticari hayatın güvenliğini ortadan kaldıracak bir noktaya taşınmamalıdır. Bu nedenlerle çok daha geniş bir perspektifle hareket ediyoruz. Bu sorunu çözmemiz lazım. Çünkü artık verdiği zarar giderek katlanıyor. Karadeniz’de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var. Şunu açıkça söylemek isterim ki, tahıl krizinin özellikle Afrika kıtasında yeniden baş gösterdiğini görüyoruz. Sorun daha da büyümeden inisiyatif alınmasında fayda var" şeklinde konuştu. "Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir" Yunanistan’ın son günlerdeki Türkiye’ye karşı adımlarının ve son olarak Yunanistan’ın gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaya devam etmesi durumunda Türkiye’nin yaklaşımının nasıl olacağının sorulmasının üzerine değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Ne yapalım? Bize düşen nedir? Gereğini yapmak. Yunanistan’la biz iyi komşuluk temelinde yürüyelim diyoruz. Kara parçamızdan, şöyle Kaş’tan Yunanistan’a bir ses versek duyarlar değil mi? Ama biz her konuda samimi olduk. Yapıcı davranan taraf olduk. Fakat çoğu zaman iyi niyetimizin karşılığını göremedik. Bir defa Yunanistan’ın şunu artık anlaması lazım, Türkiye’nin, kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılması ve bunların çiğnenmesi kimseye fayda sağlamayacaktır. Türkiye’nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir. Biz bölgemizde barış, güvenlik ve istikrar için çalışmaya devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.