Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#İklim Değişikliği

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - İklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Yunanistan'a net uyarı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Yunanistan'a net uyarı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye’nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir" dedi. Kırgız Cumhuriyeti’nin ev sahipliğinde icra edilen Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’ne katılmak üzere Bişkek’e giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye dönüş yolunda uçakta bulunan gazetecilere zirveye dair değerlendirmelerde bulunarak gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bundan 30 yıl önce ‘Şanghay Beşlisi’ ismiyle temeli atılan Şanghay İşbirliği Teşkilatı’nın zaman içerisinde yaklaşık 30 ülke ve uluslararası kuruluşu bünyesinde toplayan en büyük bölgesel teşkilat haline geldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asya Pasifik bölgesi ile Orta Doğu’yu bünyesinde buluşturan yegane yapı olan bu teşkilat, toplam 35 trilyon doları bulan bir ekonomik yapıyı ve 4 milyarın üzerinde nüfusu temsil ediyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Türkiye olarak gelişen ekonomimiz ve Doğu ile Batı arasındaki stratejik konumumuz gereği bu büyük ekonomik ve beşerî coğrafyayla ilişkilerimizi artırmanın gayretindeyiz. Esasen 2019 yılında ilan ettiğimiz ‘Yeniden Asya’ girişimimiz de bu düşüncemizin yansımasıdır. Şanghay İşbirliği Teşkilatı’yla bizi birbirimize yaklaştıran bir diğer önemli husus, paylaştığımız bölgesel sahiplenme kültürüdür. Zirvede yaptığım hitapta bu hususa dikkat çekerken aynı zamanda çok taraflılığı ve iş birliğini esas alan diplomatik yaklaşımımızı anlatma fırsatı buldum. Küresel adalet, istikrar ve sürdürülebilir kalkınmadan ayrı düşünülemeyecek olan iklim değişikliği ile mücadele ve enerji gibi konulardaki çalışmalarımız hakkında bilgi verdim" ifadelerini kullandı. "Bizimle aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceğiz" Zirve kapsamında mevkidaşlarıyla da görüşmelerinin olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Azerbaycan, Kırgızistan ve Rusya Federasyonu liderleriyle gündemimizdeki konuları ayrıntılı şekilde ele aldık. Ayrıca aralarında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin de yer aldığı muhataplarımla fikir teatisinde bulunduk. Kıymetli basın mensupları, hep söylediğimiz üzere en batıdaki Asyalı ve en doğudaki Avrupalı ülke olarak bizimle aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceğiz. Bilhassa bölgemizde vuku bulan çeşitli çatışma ve krizlerin uluslararası hukuk temelinde diyalog ve diplomasiyle çözümüne yönelik ilkeli tutumumuzu devam ettireceğiz. Bu düşüncelerle ziyaretimizin ülkemiz, milletimiz, bölgemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum" açıklamasında bulundu. "Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke" Bişkek Zirvesi’nde alınan kararların, Türkiye ile Şanghay İşbirliği Teşkilatı arasındaki ekonomik ilişkileri nasıl etkileyeceği ve Türkiye’nin, Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile iş birliğini tam bir üyeliğe taşıma ihtimalinin sorulması üzerine konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Öncelikle Bişkek Zirvesi, ülkemizin ekonomik, siyasi ve stratejik seçeneklerini çeşitlendirme iradesinin somut bir göstergesi olmuştur. Türkiye olarak, Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na üye ülkelerle ikili düzeyde ticari ve ekonomik ilişkilere sahibiz. Çin’den Orta Asya’ya, Rusya’dan Güney Asya’ya uzanan geniş coğrafyada, Türkiye’nin ticari ve ekonomik açıdan büyük fırsatlar barındırdığını artık herkes görüyor. Teşkilatla ilişkilerimizde çok yönlü dış politika anlayışımızın yansıması olarak son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildi. Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke. Türkiye’nin bu yaklaşımı, küresel sorunlara iş birliği ve etkin çok taraflılık temelinde çözüm bulma amacını da kuvvetlendiriyor. Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile önümüzdeki süreçte ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması da bizim açımızdan mümkün. Şunun da altını özellikle çizmek isterim. Türkiye’nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı’ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz; 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır" dedi. "Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de Sayın Putin’in de beklentisidir" Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le gerçekleştirdiği görüşmenin detaylarının sorulmasına cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu görüşmede özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri ele alma imkanımız oldu ve çok verimliydi. Çok çok samimi bir havada geçti. Enerjiden ticarete, turizmden yatırımlara kadar birçok alanda Rusya ile önemli bir iş birliğimiz var. Hepsinden öte, milyonlarca Rus turisti ülkemizde ağırlıyoruz. Başka herhangi bir ülkeden böyle bir turist Türkiye’ye gelmiyor. Önceleri biliyorsunuz Almanya da iyi bir konumdaydı. Ama Rusya sonra onları aştı. Türkiye, bölgemizdeki çatışmaların barışçıl noktadaki çözümünde roller üstleniyor. Özellikle Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de sayın Putin’in de beklentisidir. Bir an önce istiyoruz ki; bu bölgede Rusya-Ukrayna arasında bir barış süreci de gerçekleşsin, bölgeye barış egemen olsun. Bu savaşın hem bölgemiz hem dünyamız, hem de taraflar için hayırlı bir sonuç doğurmadığı ortada. Peki bundan Putin memnun mu? Memnun değil. Bir an önce bu işin hayırlısıyla sonuçlanmasını o da bekliyor. Biz barış için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu Putin’e ifade ettik. Savaşın değil, barışın kazanacağı bir gerçek. Bunun için de her türlü gayreti göstermeye hazırız" diye konuştu. "(Mekke İttifakı) Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor" İstanbul’da gerçekleştirilen Mekke İttifakı’nın ilk toplantısı hakkında sorulan bir soruya dair değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstanbul’da gerçekleştirilen toplantı çok çok önemli. Bu ittifakın ilk ve somut adımını atmak üzere Strateji, Siyaset ve Askeri Komitesi toplandı. Üç ülkeden Dışişleri Bakanları, Milli Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları bir araya geldiler. Burada, bir an önce somut adımlar atılması yönündeki yaklaşımımıza binaen, teknik olarak yapılması gereken konuları ortaya koyduk. Bunların başında sekreteryanın kurulması ve işlerlik kazandırılması gerekiyor. Burada askeri ve siyasi konuların ele alınması lazım. Savunma sanayii, önemli bir iş birliği alanı. Bir de askeri operasyonel iş birliği alanı kapsamında askeri eğitimler, askeri standardizasyon, askeri tehdit, imkan ve kabiliyetlerin paylaşılması bunun gibi teknik konular ele alındı. Bunlar hangi zamanlamayla nasıl hayata geçecek, onun kararları alındı. Bu ittifaka açıktan tepki koyan çok az ülke var, ama gizliden tepki koyan ülkeler de mevcut. Özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor. Bu ittifak, bölgemizde istikrar ve güvenlik için kurulmuştur. Biz yolumuza kardeşlerimizle birlikte, güçlenerek devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "‘Terörsüz Türkiye’ sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz" ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin nihayete ermesinin ne kadar zaman alacağı yönündeki bir soru hakkında değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu tür olaylarda zaman vermek, yani bir takvim ortaya koymak, bu işi zamanlamak mümkün değil. ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Olaya böyle bakacağız. Elbette devlet olarak bizim bir yol haritamız var, bir planımız, bir takvimlendirmemiz var. Sürece dair ilgili kurumlarımız şu anda eş güdüm içinde çalışıyor. Bugün geldiğimiz noktada Meclis’imizin ortaya koyduğu güçlü mutabakat önemlidir, çok kıymetlidir. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan takip kurulu atılacak adımları, yasada tanımlanan görevler çerçevesinde planlamaya başlamıştır. Yasanın uygulanmaya başlanması için ise örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir. Bu konuda tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı ise bellidir. Süreç adım adım ilerlemektedir. Süreç, bütün her şeyiyle dar kalıplara hapsedilmemiştir. Bu yönde de bir rahatlık söz konusudur. Meseleye devlet ciddiyetiyle yaklaşıyor ve adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Milletimiz de Terörsüz Türkiye’ye desteğini ortaya koymuştur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir. Bu noktada Meclis Başkanımız da dahil olmak üzere Grup Başkanlarımız her türlü hassasiyeti gösteriyor ve yola da bu kararlılık içerisinde devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz" İç cephenin güçlendirilmesi konusunda bazı söylemlerin sürece zarar verme ihtimalinin bulunmasına dair sorulan soruya cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz meseleye dar çerçeveden bakamayız. Samimi olacağız. Sorumlu olacağız. Sağduyulu olacağız. Kardeşliğimizi koruyacağız. En geniş perspektiften konuya yaklaşıyor ve hedefe de böylece odaklanıyoruz. Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz. Siyasi kimlik taşıyan bazı kimselerin birtakım ölçüsüz söylemleri olabilir. Bunu, süreci enfekte etmek için yapanlar da çıkabilir. Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz. Açıkçası, milletimizin bu tür tahriklere karşı ben bir direnç geliştirdiğini düşünüyorum. Bu süreci millet mayalamıştır ve maya da tutmuştur. İç cepheyi güçlendirmek, farklılıkları yok etmek değildir. Bunu boşuna söylemedik. İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Bunu unutmayalım. Biz menzile ulaşmak için ne yaptığımızı bilerek bu yolda ilerliyoruz" dedi. "Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı" PKK’nın Suriye’deki yapılanması YPG-PYD’nin fesih kararıyla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine konuşan Erdoğan, "Açıklanan karardan kardeş Suriye halkı adına doğrusu memnuniyet duydum. Alınan kararı ve entegrasyonun sağlanmasını olumlu değerlendiriyoruz. Kararın sahada uygulamasını hem Suriye tarafı hem Suriye ile çok uzun bir sınır hattı bulunan bir komşu ülke olarak biz, elbette takip ediyoruz. Suriye’nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz. Suriye’de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite artışı için bu önemlidir. Bizler bunun için Suriyeli kardeşlerimizin hep yanında olduk, bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğiz. Bu konuda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, maşallah zor süreçleri başarıyla yönetmiştir ve yönetiyor. Hem entegrasyon sürecinden hem de Suriye halkının kısa sürede elde ettiği kazanımlardan ümitvarız. Ben bu sürecin sadece Türkiye ve Suriye için değil, bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı" açıklamasında bulundu. "Amerika da artık Suriye’nin gerçeklerinin farkına vardı" ABD’nin de Suriye’nin bütünlüğünü koruyacak söylemlerinin sorulması hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: "Türkiye olarak biz, Suriye konusunda dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Suriye’nin terör örgütlerinin cirit attığı bir alan olamayacağını, buradaki istikrarsızlığın bütün bölgeye yayılabileceğini söyledik ve neticede haklı çıktık. Demek ki Amerika da artık Suriye’nin gerçeklerinin farkına vardı. Suriye halkı çok ağır bedeller ödedi ama vatanlarına sahip çıktılar. Şimdi de bütün Suriye’yi inşa etmek için çalışıyorlar. Bu konuda bütün komşu ve Suriye’ye dost ülkeleri Suriye’nin yeniden inşa ve imarına yardımcı olmaya davet ediyorum. Ve bu çağrımızı yapacağız, yapmaya devam edeceğiz. Suriye’deki durum bizim vizyonumuzun ne kadar doğru, Suriye politikamızın ne kadar gerçekçi olduğunu kanıtlaması yönüyle de önemli. Provokasyonlarla mücadele konusu da önemli. Suriye’nin iç barışına darbe vurmak isteyenlere alan açılmaması şart. Suriye’nin istikrarına giden yol, fitne tohumlarını temizlemekten geçer." "Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye’nin programa tekrar dahil olması konusunda görüşmelerimiz sürüyor" Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi meselesiyle bağlantılı olarak S400’lerin üçüncü bir ülkeye devrinin Putin ile görüşülüp görüşülmediği konusunun sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Putin’le ikili gündemimizdeki her konuyu ele aldık. Biliyorsunuz, Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye’nin programa tekrar dahil olması konusunda da görüşmelerimiz sürüyor. Amerika’daki süreçlerin bir an önce tamamlanmasıyla bu meselenin geride bırakılacağını düşünüyoruz. Tüm bu diplomatik çabalarımızı yürütürken de KAAN’dan vazgeçmiyoruz. Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Aksine Türkiye’nin seçeneklerini artırıyoruz. İşte güçlü Türkiye budur. Güçlü Türkiye’nin yol haritası budur" yanıtını verdi. "Karadeniz’de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var" Rusya-Ukrayna arasında yaşanan savaş sürecinde Karadeniz’de zaman zaman ticari gemilerin hedef haline gelmesinin Putin ile olan görüşmede gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yalnız Türk bayraklı veya Türk işletmecilerin kullandığı gemiler değil, Karadeniz’deki bütün sivil deniz taşımacılığının güvenliği bizim için önemli. Taraftar arasındaki mücadele, sivillerin ve ticari hayatın güvenliğini ortadan kaldıracak bir noktaya taşınmamalıdır. Bu nedenlerle çok daha geniş bir perspektifle hareket ediyoruz. Bu sorunu çözmemiz lazım. Çünkü artık verdiği zarar giderek katlanıyor. Karadeniz’de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var. Şunu açıkça söylemek isterim ki, tahıl krizinin özellikle Afrika kıtasında yeniden baş gösterdiğini görüyoruz. Sorun daha da büyümeden inisiyatif alınmasında fayda var" şeklinde konuştu. "Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir" Yunanistan’ın son günlerdeki Türkiye’ye karşı adımlarının ve son olarak Yunanistan’ın gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaya devam etmesi durumunda Türkiye’nin yaklaşımının nasıl olacağının sorulmasının üzerine değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Ne yapalım? Bize düşen nedir? Gereğini yapmak. Yunanistan’la biz iyi komşuluk temelinde yürüyelim diyoruz. Kara parçamızdan, şöyle Kaş’tan Yunanistan’a bir ses versek duyarlar değil mi? Ama biz her konuda samimi olduk. Yapıcı davranan taraf olduk. Fakat çoğu zaman iyi niyetimizin karşılığını göremedik. Bir defa Yunanistan’ın şunu artık anlaması lazım, Türkiye’nin, kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılması ve bunların çiğnenmesi kimseye fayda sağlamayacaktır. Türkiye’nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir. Biz bölgemizde barış, güvenlik ve istikrar için çalışmaya devam edeceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Mekke Savunma İttifakı' açıklaması! Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Mekke Savunma İttifakı' açıklaması!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi'nde, "Suudi Arabistan ve Pakistan'la hayata geçirdiğimiz Mekke Savunma İttifakı, bölgesel sahiplenme ve kolektif caydırıcılık temelinde bölge ve dünya barışına, istikrarına önemli katkılar sağlayacaktır. Barışı konuşurken İsrail’in saldırıları nedeniyle çoğu çocuk ve kadın 74 bin insanın hayatını kaybettiği Gazze ve Lübnan’ı unutmamalıyız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'teki Irıs Ordo Kongre Merkezi'nde düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü'nün genişletilmiş formatta gerçekleştirilen zirvesine katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan zirvede yaptığı konuşmasına Nepal'deki sel felaketinde vatandaşları hayatını kaybeden ülkelere başsağlığı dileyerek başladı. Erdoğan, "Kıymetli kardeşim, Cumhurbaşkanı Saır Caparov başta olmak üzere zirvenin düzenlenmesinde emeği geçenlere şükranlarımı iletiyorum. Diyalog ortaklığına kabul edilen Laos'u tebrik ediyorum. Bu vesileyle Kırgızistan'a Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2027-2028 geçici üyeliğine seçilmiş olmasından ötürü başarılar diliyorum" ifadelerini kullandı. "Şanghay İşbirliği Teşkilatı son 25 yılda çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsurlarından biri haline geldi" Erdoğan, "Bugünkü buluşmamızda çok kutuplu uluslararası sisteme katkıları ele alacak olmamızı kıymetli buluyorum. Yaklaşık 3,5 milyar insanı ve 35 trilyon dolarlık yurt içi hasılayı temsil eden Şanghay İşbirliği Teşkilatı son 25 yılda çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir. Asya-Pasifik bölgesi ile Orta Doğu‘yu aynı zeminde buluşturan teşkilatı, Birleşmiş Milletler’in destekleyicisi ve tamamlayıcısı olarak görüyoruz" dedi. "Çatışmaların diyalog ve diplomasi yoluyla çözüme kavuşturulması için sorumluluk alıyoruz" Şanghay İşbirliği Teşkilatı'nın her şeyden evvel Türkiye'nin bölgesel sahiplenmeyi merkeze alan çok boyutlu dış politikasıyla örtüşen bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Türkiye olarak etrafımızda yaşanan çatışmaların diyalog ve diplomasi yoluyla çözüme kavuşturulması için sorumluluk alıyor, bölgemizde birlikte, tüm dünyada barış için, huzur ve istikrar için çalışmaya devam ediyoruz" şeklinde konuştu. "Orta Koridor girişiminin Kuşak ve Yol Girişimi ile de uyumlu hale getirilmesini istiyoruz" Erdoğan, "Teşkilatın sadece barış ve istikrarın temininde değil, halklarımızın refahı için çok önemli olan kesintisiz ve güvenli ulaştırma koridorları tesisi ile enerji arzı güvenliği gibi alanlarda da rol oynayabileceğini düşünüyoruz. Ülkemizin teşkilat coğrafyasının batı pazarlarına erişimi noktasında bilhassa enerji koridorlarının çeşitlendirilmesi ve jeopolitik pistlerin yönetilmesinde kritik rolünün altını çizmek istiyorum. Hazar geçişli Orta Koridor girişiminin Kuşak ve Yol Girişimi ile de uyumlu hale getirilmesini istiyor, bu bağlamda teşkilat bünyesindeki iş birliğine büyük önem veriyoruz. Yükselen bir yıldız olarak gördüğümüz Şanghay İşbirliği Teşkilatıyla her alanda iş birliğimizi ilerletmenin gayreti içinde olacağız" diye konuştu. Liderleri COP31 Zirvesi'ne davet etti Erdoğan, "Adil düzen arayışımızın temel gayelerinden biri de hiç şüphesiz gelecek nesillere dahi istikrarlı, müreffeh ve yaşanabilir bir dünya bırakmaktır. İklim değişikliği, düzensiz göç, terörizm, sınır aşan suçlar ve gıda güvenliği gibi meseleler artık birçok ülke için tehdit teşkil etmektedir. Türkiye olarak iklim değişikliğinin farklı coğrafyalar üzerindeki olumsuz etkileri ile mücadelede üzerimize düşeni yapmayı hedefliyoruz. Bu amaçla 11-12 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da COP31 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağız. Bu önemli zirvede siz değerli dostlarımızı da aramızda görmekten büyük bir memnuniyet duyacağımızı ifade etmek isterim" ifadelerini kullandı. Erdoğan, "Sözlerimin son verirken, teşkilatımızın Şanghay ruhundan aldığı motivasyonla gerçek anlamda çok kutuplu bir dünyanın inşa edilmesinde önemli rol üstleneceğine inandığımı bir kez daha vurguluyor, Kırgızistan’dan dönem başkanlığını devralacak olan Pakistan’a başarılar diliyor, toplantılarımızın bölgemiz ve ülkelerimizin ortak geleceği için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum" dedi. Mekke Savunma İttifakı ve İsrail vurgusu Erdoğan, "Suudi Arabistan ve Pakistan'la hayata geçirdiğimiz Mekke Savunma İttifakı, bölgesel sahiplenme ve kolektif caydırıcılık temelinde bölge ve dünya barışına, istikrarına önemli katkılar sağlayacaktır. Barışı konuşurken İsrail’in saldırıları nedeniyle çoğu çocuk ve kadın 74 bin insanın hayatını kaybettiği Gazze ve Lübnan’ı unutmamalıyız. Bu saldırgan politikanın bedelini tüm bölgemiz ödemektedir" ifadelerini kullandı. Kırgızistan’dan dönem başkanlığını devralacak olan Pakistan’a başarılar dileyen Erdoğan, toplantılarının bölge ve ülkelerin ortak geleceği için hayırlara vesile olmasını temennisinde bulundu.

Bakan Kurum Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda konuştu: "Sözün eyleme dönüşmesi gereken zaman dilimindeyiz" Haber

Bakan Kurum Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda konuştu: "Sözün eyleme dönüşmesi gereken zaman dilimindeyiz"

Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda düzenlenen "NextGenCOP30.5: İklim Zirvesi ve Gençlik Diplomasi Simülasyonu Programı" ile dünyanın farklı ülkelerinden genç delege, iklim diplomasisi alanında müzakere deneyimi kazanmak üzere bir araya geldi. Cemre Vakfı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ortaklığın0da, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) iş birliğiyle hayata geçirilen altı günlük uluslararası programın açılışı İstanbul Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda gerçekleştirildi. Geleceğin iklim diplomasisine katkı sunmayı hedefleyen zirvede, genç delegeler 6 gün boyunca küresel iklim politikaları, uluslararası ilişkiler ve uzlaşı yönetimi konularında tecrübe kazanacak. Müzakerelerde azaltım, iklim finansmanı ve uyum olmak üzere üç ana konu başlığının ele alınacağı program kapsamında; tanışma ve oryantasyonun ardından açılış ile müzakereler, "Azaltım ve İklim Finansmanı Çalıştayı", "Uyum ve Kriz Yönetimi Çalıştayı" gerçekleştirilecek, son gün ise "Antalya Anlaşması" imzalanarak kamuoyuna açıklanacak. "Sözün eyleme dönüşmesi gereken zaman dilimindeyiz" Zirvenin açılışında konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, kamu kurumlarını, akademiyi, uzmanları ve gençleri aynı hedef etrafında buluşturmanın güçlü bir irade gerektirdiğini belirterek, "Bir fikri projeye dönüştürmek önemlidir; kamu kurumlarını, akademiyi, uzmanları, girişimcileri ve gençleri aynı hedef etrafında buluşturmak ise güçlü bir irade ister. Bu nedenle programda emeği geçen Cemre Vakfımıza, kurumlarımıza, gençlerimize ve akademisyenlerimize teşekkür ediyorum. Bugün Demokrasi ve Özgürlükler Adası adını taşıyan, bir zamanlar demokrasimizin ağır sınav verdiği bu mekanda gençlerimizin diyaloğu, uzlaşıyı ve ortak çözüm üretmeyi öğreniyor olması son derece anlamlıdır. Demokrasi de diplomasi de her şeyden önce konuşabilmek ve ortak geleceği birlikte kurabilmektir. Burada 200 genç delege, 6 farklı müzakere bloğunda iklim diplomasisini yaşayarak ortak metin üzerinde uzlaşı sağlayacaklar. Anlamamız gereken ilk şey, ülkelerin şartlarının aynı olmadığıdır. Kalkınma düzeyleri, iklim riskleri, finansman ve teknolojiye erişim imkanları farklıdır. Bugün Filistin'de öncelik bir bardak su, Afrika'da ise bir parça ekmektir. Bu nedenle 'Adil İklim Diplomasi', farklı imkanlara sahip ülkelerin kendi şsrtları içerisinde ilerlemelerini sağlamaktır" dedi. "Diyalog, uzlaşı, eylem" Başkanlığın yaklaşımını üç temel ilke üzerine oluşturduklarını belirten Kurum, "Diyalog, uzlaşı, eylem. Artık sözün eyleme dönüşmesi gereken zaman dilimindeyiz. Bu gidişata 'dur' diyecek son nesil sizlersiniz. Paris Anlaşması'nın ikinci 10 yılında temel sınavımızın uygulama olduğuna inanıyoruz. COP31'de Türkiye başkanlığı ve eylem gündemini yürütecek arkadaşlarımız ile Avustralya ve Pasifik ülkeleriyle özgün bir iş birliği modelini ortaya koyuyoruz. Gençleri sadece sonuçlarla karşılaşacak bir kesim değil, bugünün çözüm ortakları olarak görüyoruz. COP31'de gençlerin katılımını en önemli önceliklerden biri yaptık. 2030'a kadar iklim değişikliğinin eğitim müfredatına entegre edilmesini, 2035'e kadar toplum genelinde güçlü bir farkındalık oluşturulmasını hedefliyoruz. Sizler COP31'in misafiri değil, öznesisiniz. COP31'e kendi ev ödevini yapan bir Türkiye olarak hazırlanıyoruz. Elektrifikasyondan sıfır atığa, müfredatın güncellenmesine kadar 10 başlık altında eylem gündemimizi ortaya koyduk" şeklinde konuştu. "Antalya'dan dünyaya yeni bir iklim diplomasisi nesli çıkacak" Cemre Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Furkan Gökgöz, Türkiye'nin iklim hedefleri doğrultusunda gençlerin üstlendiği role dikkat çekerek, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın 2053 net sıfır emisyon ve yeşil kalkınma vizyonu ülkemize güçlü bir istikamet çizdi. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğündeki Sıfır Atık Hareketi dünyaya yayıldı ve bugün Türkiye COP31 ev sahipliğine hazırlanıyor. Sayın Bakanımız Murat Kurum'un COP31 için ortaya koyduğu diyalog, uzlaşı ve eylem yaklaşımını çok kıymetli bulıyoruz. COP30.5 ile 200 genç olarak sorumluluk üstleniyoruz. 6 müzakere bloğuna ayrılarak enerji dönüşümünü, iklim finansmanını, uyum ve dirençliliği tartışacağız. Bilgi, sabır, temsil kabiliyeti ve ülkemizin çıkarını bilmeyi gerektiren bu süreçte 6 günün sonunda Antalya Antlaşması metni ortaya çıkacak. Gençlere güvenen bir Türkiye'nin büyük bir gücü olduğuna inanıyoruz. Gençlere alanlar açmalıyız; bu masalar bizim için çok kıymetli. Antalya'dan dünyaya güçlü kararlar ve yeni bir iklim diplomasisi nesli çıkacak. Cumhurbaşkanımızın 'Bir Cemre de sen ol' çağrısının karşılığını bugün sorumluluk alan gençlerle görüyoruz" dedi. "Sözden eyleme, sonuca ve etkiye doğru gidiyoruz" Cemre Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ise, organizasyonun bir umut çekirdeği oluşturacağını vurgulayarak, "Gençlerimizin heyecanı sorumlulukla buluşturma noktasındaki çalışmalarına bizzat şahit oldum. COP 30 ile 31'in tam arasındayız; yani COP 30.5'tayız. Bakanlığımızın belirttiği gibi artık sözden eyleme, sonuca ve etkiye doğru gidiyoruz. Cemre, Cumhurbaşkanımızın himayeleriyle gerçekleşen ve hedef kitlesinde gençlerimiz olan bir çevre hareketi. Bu etkinliğin sadece farkındalık için değil; sonuç, etki ve COP31 için bir umut çekirdeği oluşturacağını düşünüyorum. Dünyanın her yerinden gelen öğrencilerimize 5 gün boyunca yürütecekleri çalışmalar için teşekkür ediyorum. Pazartesi günü Antalya için hedef çıktıyı oluşturacaklar" ifadelerini kullandı. "İklim meselesi bir temsil ve adalet meselesidir" Cemre Vakfı Onursal Başkanı ve AK Parti Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan adada gerçekleşen buluşmanın sembolik anlamına değinerek şunları söyledi: "İklim meselesi bir temsil ve adalet meselesidir. Bunu Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda ele almamızın özel bir anlamı var; geçmişin hafızasında geleceği konuşuyoruz. Artık 'İklim değişiyor mu?' yerine 'Biz değişebilecek miyiz?' sorusuna vereceğimiz cevap önemli. Cumhurbaşkanımızın iklim başlığını kalkınma vizyonunun merkezine taşıması ve Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin Sıfır Atık hareketini küresel bir markaya dönüştürmesi bu iradenin göstergesidir. Cemre, tabiatı uyandıran ilk kıvılcımdır; biz de onu değişimi başlatan gençlerin hareketi olarak görüyoruz. Görevimiz gençlerin fikri ile karar masaları arasındaki mesafeyi kısaltmaktır. Buradan çıkacak çözümler COP31'e, Avustralya'ya ve dünyaya taşınsın. Bu buluşmadaki destek ve vizyoner yaklaşımı için Sayın Bakanımız Murat Kurum'a özel olarak teşekkür ediyorum." Dünyanın farklı ülkelerinden gelen üniversite öğrencilerini Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (COP) esaslı bir simülasyonda buluşturan programa; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Bakan Yardımcısı Burak Demiralp, Cemre Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Furkan Gökgöz, Cemre Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, AK Parti Gaziantep Milletvekili Bünyamin Bozgeyik, AK Parti Samsun Milletvekili ve Cemre Vakfı Onursal Başkanı Çiğdem Karaaslan, İklim Değişikliği Başkanı Halil Hasar, İlbank Genel Müdürü Eyyüp Karahan, BM Temsilcisi Tom Delrue, Cemre Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Gülnar Ayata ve çok sayıda davetli katıldı. Program hediye takdimi ve hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.

Konya Ovası’nda obruk alarmı: Sayı 740’ı aştı Haber

Konya Ovası’nda obruk alarmı: Sayı 740’ı aştı

Konya Ovası’nda yıllar içinde artan obruklara ilişkin çalışmalar sürerken, Konya Kapalı Havzası’nda tespit edilen obruk sayısının 740’ın üzerine çıktığı belirlendi. Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, Konya’da daha önce 600 civarında olan obruk sayısının günümüzde 700 seviyesine ulaştığını belirterek, bölgedeki artışa dikkat çekti. Konya Kapalı Havzası’nda obruk oluşumlarıyla ilgili envanter çalışmaları devam ediyor. Yapılan son çalışmalarla birlikte havza genelinde 740’ın üzerinde obruk tespit edilirken, bunların yaklaşık 700’ünün Konya Havzası içerisinde, 25-30 kadarının Karaman’da, 8-10 kadarının ise Aksaray’da bulunduğu ifade edildi. Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, Konya’daki obruk sayısının geçmiş yıllara göre önemli ölçüde arttığını belirterek, "Konya’da envanter çalışmaları esnasında 600 civarında obruktan söz ediyorduk. Günümüzde artık 700 civarında obruktan söz ediyoruz" dedi. 2020’den bu yana artış Obrukların sayısındaki artışın dikkat çektiğine değinen Prof. Dr. Arık, 2020 yılında Karapınar çevresindeki sayımlarda yaklaşık 500 obruk bulunduğunu, günümüzde aynı bölgede 600 civarında obruktan söz edilebildiğini söyledi. Arık, "Konya’da envanter çalışmaları esnasında 600 civarında obruktan söz ediyorduk. Günümüzde artık 700 civarında obruktan söz ediyoruz. AFAD’ın yapmış olduğu çalışmalar halen devam ediyor. Konya, Karaman ve Aksaray için duyarlılık, Konya için tehlike haritasının hazırlığı da devam ediyor. Merkezimiz de bu hususta çalışmalarını sürdürüyor. Örneğin 2020 yılında Karapınar çevresindeki sayımlar sonucunda 500 civarında obruk vardı. Şimdi aynı bölge içerisinde 600 civarında obruktan söz edebiliyoruz" şeklinde konuştu. Obrukların oluşumunda doğal yapı ve su etkili Obruk oluşumlarının doğal jeolojik şartlara bağlı olarak meydana geldiğini anlatan Prof. Dr. Arık, "Obruk oluşumları aslında doğal jeolojik şartlara bağlı olarak meydana geliyor. Özellikle kaya yapısı son derece önemli. Suyla karşılaştığı zaman çözünebilir nitelikteki birimlerin olduğu yerlerde su ve kaya etkileşimi sonucunda yer altındaki küçük boşluklar büyük mağaralara evrilebiliyor ve zaman içerisinde mağara tavanlarının ağırlığını taşıyamayarak çökmeleri sonucunda oluşuyor. Bu normal, doğal jeolojik şartlar demek yani kaya türü. Tabii suyun hareketine imkan verecek nitelikte yer altındaki örtülü kırıklar, faylar ve yer altındaki birimlerin gözenekleri bunda önemli etkenler. Yer altı suyunun süreksizliği, yer altı suyunun varlığı, seviyesi ve suyun karakteristiği son derece önemli obruk oluşumları için. Örneğin Konya yöresinde hafif asidik nitelikte sular, çözünürlüğü biraz daha artırıcı bir faktörle karşımıza çıkıyor" ifadelerini kullandı. Kuraklık ve aşırı yer altı suyu kullanımı Arık, "Tabii su seviyesindeki değişkenliklere en önemli etki iklim değişikliği içinde bulunduğumuz dönemde. Örneğin 2025 yılı son 40 yılın, 50 yılın en sıcak dönemi olarak kayıtlara geçti. Ötesinde 2026 yılında da özellikle bahardan sonra meydana gelen yağışlarda yine son 60 yılın en yağışlı periyodu olarak söylenebilir. Yani bu şekilde iklim değişikliğinin tam da özeti olarak söyleyebiliriz. Uzun süreli kuraklıklar, ani yağışlı periyotlar gibi olaylar iklim değişikliğinin sonucu. Tabii vatandaşlar bölgede tarıma da devam edebilmek için mecburen yer altı sularına başvuruyorlar. Yer altı sularını kullanma ve su seviyesindeki değişiklik de yine önemli etkenlerden bir tanesi. Özellikle düşündüğümüzde suyun yer altı seviyesindeki temel etkeni, aşırı suya olan talep olarak söyleyebiliriz" dedi. "Deprem-obruk ilişkisi için daha fazla veriye ihtiyaç var" Fayların obruk üzerindeki etkisine de değinen Fetullah Arık, "Tabii bu, obruk oluşumlarıyla ilgili olarak biraz önce fayların da etkisinden bahsetmiştik. Yani faylar birincisi, suyun hareketine imkan veren yer altındaki süreksizlikleri meydana getiriyor. İkincisi, bu faylara bağlı meydana gelmiş olan depremler de obruk oluşumlarını, çökmeyi tetikleyen faktörlerden bir tanesi. Dünyanın pek çok yerinde faylar, depremler ve obruk ilişkileri kurulabilmiş durumda. Bu bölge içerisinde en önemli sorun, obrukların tam olarak ne zaman oluştuğuyla ilgili kesin verilerin olmayışı. Depremlerle ilgili kayıtlarda saati, tarihi her şey net olmasına rağmen obruklarla ilgili böyle bir kayıt olmadığı için depremle obruk ilişkisi de tam olarak kurulamıyor. Ancak bazı depremlerden sonra, o dönemde depremle eş zamanlı ya da birkaç gün sonra veya birkaç hafta sonra bazı obrukların oluştuğunu biliyoruz. Burada deprem-obruk ilişkisi vardır diyebilmek için yetersiz veri olarak özetleyebiliriz" diye konuştu.

Çocuklara çevre bilinci aşılandı Haber

Çocuklara çevre bilinci aşılandı

‘Daha Temiz Bir Çevre için Birlikteyiz, Dünya Bize Emanet’ temasıyla düzenlenen Dünya Çevre Günü ve Çevre Haftası etkinlikleri, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. İlkokul öğrencilerinin katıldığı programda, çocuklar gün boyu çevre temalı atölyelere ve bilgi yarışmalarına katılarak eğlenceli ve eğitici bir gün geçirdi. “GELECEK NESİLLERE DAHA TEMİZ ÇEVRE BIRAKMALIYIZ” Programda konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Türkiye genelinde ‘Dünya Bize Emanet’ temasıyla düzenlenen etkinliklerde çevreyi korumanın önemine vurgu yapıldığını hatırlattı. İklim değişikliğiyle mücadele, sıfır atık uygulamaları, geri dönüşüm faaliyetleri, sürdürülebilir tüketim ve kalkınma, yeşil dönüşüm ile biyolojik çeşitliliğin korunması konularının önemine değinen Başkan Vekili Biba, “Gelecek nesillere daha temiz, daha yaşanabilir ve sürdürülebilir bir dünya bırakmak zorundayız. Doğa, bizlere ait bir miras değildir. Çocuklarımızdan ödünç aldığımız en değerli emanettir. Çevreyi korumayı ve iklim değişikliğiyle mücadeleyi, bir sorumluluk olarak görüyoruz. Sürdürülebilir, dirençli ve yaşanabilir bir Bursa için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. HEDEF; YEŞİL DOĞA Sera gazı emisyonunun azaltılması, yenilenebilir enerji kullanımının artırılması, atık yönetiminin geliştirilmesi ve su kaynaklarının korunması için kapsamlı projeler geliştirdiklerini anlatan Başkan Vekili Biba, “Hazırlanan Yeşil Şehir Eylem Planı ile ulaşım, enerji, altyapı ve çevre yatırımlarını sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda şekillendiriyoruz. Hizmet binalarımızda sıfır atık yönetim sistemini uyguluyoruz” diye konuştu. Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun ise, Sıfır Atık Projesi’nin atıkların azaltılması ve kaynakların verimli kullanılması için önemli olduğuna değinerek uygulamanın ülke genelinde yaygınlaşmasının sevindirici olduğunu ifade etti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Hayrettin Eldemir de sıfır atık bilinciyle, yarının yeşil Türkiye’sini çocukların inşa edeceğini belirtti. Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ise çevreyi korumanın önemine değinerek yöneticilerin üzerine düzen sorumluluğu yerine getireceğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.