Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#İhracat

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - İhracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BTSO TAM, tahkim alanında etkinliğini artırıyor Haber

BTSO TAM, tahkim alanında etkinliğini artırıyor

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) bünyesinde faaliyet gösteren ve Türkiye'de oda ve borsalar arasında kurulan ilk tahkim ve arabuluculuk merkezi olma özelliğini taşıyan BTSO Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi (BTSOTAM), tahkim alanında daha etkin ve iş dünyasının ihtiyaçlarına daha güçlü cevap verecek yeni bir yapılanmayla faaliyetlerini sürdürecek. BTSO Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi'nde gerçekleştirilen toplantıya Bursa Valisi Erol Ayyıldız, önceki dönem Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çelenk ile yargı camiası temsilcileri katıldı. Toplantıda, merkezin tahkim alanındaki kurumsal kapasitesinin artırılması ile iş dünyasına daha hızlı, güvenilir ve etkin uyuşmazlık çözüm hizmeti sunacak yeni uygulamalar ele alındı. “İş Dünyamızın İhtiyaçlarına Daha Güçlü Destek Vereceğiz” Türkiye’de odalar ve borsalar arasında ilk kez 2015 yılında BTSO Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi’ni kurduklarını söyleyen Başkan Burkay, “Bu merkez sayesinde üyelerimiz, ihtilaflarını mahkeme süreçlerine göre çok daha kısa sürede, daha yapıcı ve daha uzlaşmacı bir yaklaşımla çözüme kavuşturma imkânı buldu. Bugün ise bu birikimi yeni bir aşamaya taşıyoruz. BTSO Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi’mizin tahkim boyutunu daha işlevsel ve iş dünyamızın ihtiyaçlarına daha güçlü cevap verecek bir yapıya kavuşturuyoruz. Bizim medeniyetimizde ticaret, ahlakla; kazanç, sorumlulukla; rekabet ise hakkaniyetle birlikte düşünülmüştür. Bu anlayışın en güzel örneklerinden biri ahilik teşkilatıdır. Ahilikte hakem heyetleri, ticari uyuşmazlıkları mahkemeye taşımadan, mesleğin piri ve dürüstlüğüyle temayüz etmiş ustalar eliyle, rızaya dayalı olarak çözerdi. Zaman akıp lonca teşkilatına evrildiğinde de bu gelenek bozulmadı. Loncalardaki "Yiğitbaşı" ve "İhtiyar Heyetleri", uyuşmazlıklarda birer hakem gibi rol oynayarak ticaretin durmaksızın, güvenle akmasını sağladı. Osmanlı döneminde ise bu yapı hukuki bir zemine oturtularak Mecelle ile taçlandırıldı. İşte Tahkim Merkezimiz, ahilikten loncalara, Mecelle'den günümüz modern hukukuna uzanan bu muazzam zincirin en son ve en parlak halkasıdır. Yani bugün dünyada modern bir konsept gibi sunulan tahkim, aslında bizim yabancısı olduğumuz bir şey değil bizim öz malımız, bizim ahilik geleneğimizdir.” dedi. “Bursa İş Dünyası İçin Güçlü ve Etkin Bir Merkez Oluşturmayı Hedefliyoruz” Başkan Burkay, BTSO TAM bünyesinde oluşturulan yeni yapılanmayla üyelerin uyuşmazlıklarını daha hızlı, uzman odaklı ve ticari itibarı koruyan bir zeminde çözüme kavuşturmayı hedeflediklerini söyledi. Tahkimin ticaretin hızına uygun, sektör dinamiklerini bilen uzmanlar eliyle çözülmesini sağladığını belirten Burkay, “Tahkim aynı zamanda ticari sırların, şirket itibarının ve iş ilişkilerinin korunması bakımından da büyük önem taşıyor. Bursa gibi üretim, ihracat ve sanayi gücü yüksek bir şehirde uyuşmazlıkların etkin şekilde çözüme kavuşması ekonomik hayatın sürekliliği açısından kritik öneme sahip. Hedefimiz, işletmelerimizin enerjisini ihtilaflarla tüketmek yerine üretime, yatırıma, ihracata ve istihdama yönlendirmektir. Bu doğrultuda iş dünyamızın ticari sözleşmelerine BTSOTAM tahkim şartını eklemesini önemsiyoruz. Böylece şirketlerimiz daha hızlı, öngörülebilir ve kurumsal bir çözüm mekanizmasına kavuşacak, uzun yargı süreçlerinin oluşturduğu zaman kaybı ve maliyetlerden korunacaktır. BTSO olarak gelenekten aldığımız uzlaşma kültürünü modern tahkim sistemiyle buluşturarak Bursa iş dünyası için güçlü ve etkin bir merkez oluşturmayı amaçlıyor, bakanlıklarımızla birlikte Bursa Business School'da tahkim çalıştayları ile merkezimizde eğitim ve akreditasyon programları düzenlemeyi planlıyoruz.” dedi. “Hızlı, Şeffaf ve Çözüm Odaklı” Tahkim ve arabuluculuk sistemine bakışının zaman içinde büyük bir dönüşüm geçirdiğini söyleyen önceki dönem Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, “Bir dönem bu uygulamalara karşı çıkanlardan biriydim. Ancak sürecin içinde yer aldıktan ve uygulamadaki katkılarını yakından gördükten sonra özellikle ticari uyuşmazlıkların hızlı, etkin ve sosyal barışı koruyan bir anlayışla çözülmesi açısından tahkim ve arabuluculuğun vazgeçilmez olduğunu gördüm. Bugün hedefimiz, BTSO Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi’ni iş dünyasının güvenle başvuracağı, hızlı, şeffaf ve çözüm odaklı bir merkez haline getirmek. Bu doğrultuda akredite firma sistemi, güçlü bir Tahkim Divanı, uzman hakem havuzu oluşturuyoruz. Amacımız şirketlerin yıllarca süren yargı süreçleri nedeniyle zaman ve değer kaybetmesini önlemek; özellikle aile şirketleri ve ortaklık yapılarının uzun süren hukuki ihtilaflarla yıpranmasının önüne geçerek şirketlerin sürdürülebilirliğine ve geleceğe kesintisiz devamlılığına katkıda bulunmaktır. Uyuşmazlıkları hızlı biçimde sonuçlandırarak işletmelerin üretime, yatırıma ve büyümeye odaklanmasını sağlamak istiyoruz.” diye konuştu. “Bursa’nın Bu Alanda Örnek Bir Merkez Haline Gelmesini Amaçlıyoruz” Hedeflerinin yalnızca Bursa’daki uyuşmazlıkları çözmek değil aynı zamanda ulusal ve uluslararası ölçekte güven duyulan bir tahkim merkezi oluşturmak olduğunu söyleyen Birkan, “Bugün milyarlarca dolarlık ticari uyuşmazlıkların yurt dışında çözüldüğünü görüyoruz. Güçlü bir kurumsal yapı, nitelikli hakem kadrosu ve güven veren bir sistemle Bursa’nın bu alanda örnek bir merkez haline gelmesini, ülkemizin hukuki birikimine ve ticaret hayatına önemli katkılar sunmasını amaçlıyoruz. Bizim için tahkim ve arabuluculuğun en önemli çıktısı yalnızca uyuşmazlıkları çözmek değildir. Asıl hedefimiz, tarafların ilişkilerini koruyarak uzlaşma kültürünü güçlendirmek, uzun ve yıpratıcı dava süreçleri yerine hızlı, adil ve kalıcı çözümler üreterek hem iş dünyasına hem de toplumsal barışa katkı sağlamaktır.” dedi. “Yatırımcının Güveni Artacak” Bursa Valisi Erol Ayyıldız, tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının, hukuk sistemi için yeni kavramlar olmadığını söyledi. Birçok düzenlemenin temelinde bu anlayışın izlerinin görüldüğünü söyleyen Vali Ayyıldız, “Önemli olan bu birikimi günümüzün ihtiyaçlarına uygun şekilde geliştirerek ticari hayatın beklentilerine cevap verebilen bir yapıya dönüştürmek. Özellikle yatırım ortamının güçlenmesi için uyuşmazlıkların hızlı, öngörülebilir ve güven veren süreçlerle çözülebilmesi büyük önem taşımaktadır. İş dünyası yalnızca adil kararlar değil aynı zamanda ticari hayatın dinamiklerini anlayan ve zaman kaybını en aza indiren bir hukuk sistemi bekliyor. Tahkim ve arabuluculuk mekanizmalarının bu anlayışla güçlendirilmesi, hem yatırımcı güvenini artıracak hem de ticari faaliyetlerin kesintiye uğramadan sürdürülmesine katkı sağlayacak. Bu yaklaşımın, hem yerli hem de yabancı yatırımcılar açısından ülkemizin rekabet gücünü destekleyen önemli bir unsur olacağına inanıyorum.” diye konuştu.

Bursa'nın küresel ticaret vizyonunda KFA'a farkı Haber

Bursa'nın küresel ticaret vizyonunda KFA'a farkı

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) Türkiye’nin ihracata dayalı kalkınma hedefleri doğrultusunda hayata geçirdiği KFA Fuarcılık, uluslararası fuarlar ve ticaret organizasyonlarıyla iş dünyasının küresel pazarlardaki etkinliğini artırmayı sürdürüyor. Yılın ilk yarısında gerçekleştirilen en önemli etkinliklerden biri HOMETEX oldu. Ev tekstili sektörünün dünya çapındaki temsilcilerini buluşturan fuar, Türkiye’nin bu alandaki üretim ve tasarım gücünün uluslararası platformda sergilenmesi adına önemli bir platform oldu. Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) öncülüğünde, KFA Fuarcılık organizasyonuyla 19-22 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen HOMETEX 2026, sektörel iş birlikleri ve inovatif ürünleriyle göz doldurdu. 11 holde, 200 bin metrekarelik alanda gerçekleştirilen fuarda, 80’i aşkın ülkeden gelen nitelikli alıcılar yeni iş birliklerinin temellerini attı. FUARLAR KENT EKONOMİSİNE GÜÇ KATIYOR Bursa’nın önemli marka değerlerinden biri haline gelen Junioshow, bebek ve çocuk konfeksiyonu sektörünün yeni sezon trendlerini alıcılarla buluştururken, üretici firmaların ihracat ağlarını genişletmelerine olanak sağladı. 20-22 Ocak 2026 tarihleri arasında Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ve bu yıl 21’incisi düzenlenen Junioshow’da, 0-12 yaş grubuna yönelik tüm sezonları kapsayan yeni koleksiyonlar sergilendi. Yaklaşık 80 firma; yurt içinden nitelikli alıcıların yanı sıra 44 ülkeden gelen yüzlerce yabancı alıcı ile iş görüşmeleri gerçekleştirerek yeni ticari bağlantılara imza attı. Özellikle UR-GE projeleri kapsamında sağlanan alım heyetleri, firmaların yeni pazarlara açılmasına katkı sundu. RİSİNG CİTY VE YAPI YAŞAM FUARI SEKTÖRE DİNAMİZM GETİRDİ Rising City & Yapı ve Yaşam Fuarı ise inşaat, gayrimenkul ve kentsel dönüşüm alanlarında sektör temsilcilerini yatırımcılarla bir araya getirerek Bursa’nın güçlü üretim ve yaşam vizyonunu ön plana çıkardı. Bursa Fuar Merkezi’nde düzenlenen fuar, 4 gün boyunca yerli ve yabancı ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Fuara başta Bursa olmak üzere farklı şehirlerden iş profesyonellerinin yanı sıra 20’ye yakın ülkeden 200’ü aşkın yabancı alıcı katıldı. Dünyanın farklı coğrafyalarında düzenlenen yurt dışı fuar organizasyonlarının yanı sıra KFA Fuarcılık; sektörel buluşmalar ve iş geliştirme programlarıyla da Bursa’nın uluslararası ticaretteki konumunu güçlendirmeyi sürdürdü. IDEF 2027 YENİDEN KFA FUARCILIK ORGANİZASYONUNDA Türkiye’nin savunma sanayii alanındaki en büyük ve en prestijli uluslararası buluşmalarından biri olan IDEF 2027 – 18’inci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı, 2025 yılında olduğu gibi 2027 yılında da BTSO iştiraki KFA Fuarcılık organizasyonunda gerçekleştirilecek. 3-9 Mayıs 2027 tarihleri arasında düzenlenecek ve dünyanın ilk 3 savunma sanayi fuarından biri olan organizasyon için Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) ve KFA Fuarcılık arasında işbirliği protokolü imzalandı. BTSO’nun referans eğitim merkezi Bursa Business School’da gerçekleştirilen protokol; TSKGV Genel Müdürü Bilal Topçu ile BTSO ve KFA Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay tarafından imzalandı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, KFA Fuarcılık’ın gerçekleştirdiği organizasyonların Bursa’nın üretim ve ihracat gücünü daha da ileri taşıdığını belirterek şu açıklamalarda bulundu: "Bursa Ticaret ve Sanayi Odası olarak firmalarımızı küresel pazarlara daha güçlü şekilde hazırlamayı öncelikli hedeflerimizden biri olarak görüyoruz. Bu vizyon doğrultusunda hayata geçirdiğimiz KFA Fuarcılık, geride bıraktığı 13 yıllık süreçte fuarcılık, ticari heyet organizasyonları ve uluslararası iş geliştirme programlarında önemli bir uzmanlık kazandı. Bugün KFA Fuarcılık, fuar düzenleyen bir yapının ötesine geçerek; firmalarımıza yeni pazarlar açan, sektörlerimizi dünyadaki nitelikli alıcılarla buluşturan ve Bursa’nın üretim kabiliyetini küresel ölçekte tanıtan stratejik bir dış ticaret platformu haline geldi. Bu yılın ilk yarısında da düzenlediğimiz fuarlar, alım heyetleri ve ticari heyet programları da firmalarımızın küresel pazarlardaki rekabetçiliğine önemli katkılar sağladı. Bursa’nın ticaret hacmini artıracak, firmalarımızı yeni pazarlara taşıyacak ve kentimizin uluslararası marka değerini güçlendirecek projeleri bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki süreçte de kararlılıkla hayata geçirmeyi sürdüreceğiz." BURSA’NIN BÜYÜME YOLCULUĞUNA GÜÇLÜ KATKI KFA Fuarcılık’ın gelecek dönemde de iş dünyasının beklentilerine ve sektörlerin ihtiyaçlarına uygun organizasyonlara odaklanacağını vurgulayan Başkan Burkay, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Küresel ticarette rekabet artık üretimle sınırlı değil. Ürettiğiniz değeri doğru pazarlara ulaştırmak, doğru alıcılarla buluşturmak ve sürdürülebilir ticaret kanalları oluşturmak da en az üretim kadar önemli. KFA Fuarcılık, 13 yıllık tecrübesiyle bu alanda güçlü bir organizasyon kabiliyeti ve uluslararası iş ağı oluşturdu. Hedefimiz; firmalarımızın ihracatçı kimliğini güçlendirmek, Bursa’yı fuarcılık ve uluslararası ticaret organizasyonlarında bölgesel bir merkez haline getirmektir. Önümüzdeki dönemde de ihracat odaklı, yenilikçi ve sonuç üreten organizasyonlarla iş dünyamızın küresel ticaretten daha fazla pay alması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz."

İthalat ve ihracat seviyesinde çok sert düşüş Haber

İthalat ve ihracat seviyesinde çok sert düşüş

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı mayıs ayına ilişkin dış ticaret endekslerini açıkladı. Buna göre, ihracat birim değer endeksi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14,2 arttı. Alt kalemlerde gıda, içecek ve tütünde yüzde 8,8, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 11,3, yakıtlarda yüzde 52,5 ve imalat sanayinde (gıda, içecek ve tütün hariç) yüzde 12 artış gerçekleşti. İhracat miktar endeksi ise yıllık bazda yüzde 20,8 geriledi. Gıda, içecek ve tütünde yüzde 16, ham maddelerde yüzde 19,9, yakıtlarda yüzde 20,6 ve imalat sanayinde yüzde 21,4 düşüş yaşandı. İthalat tarafında da birim değer endeksi yıllık bazda yüzde 14,2 yükseldi. Yakıtlarda yüzde 49, ham maddelerde yüzde 4,3 ve imalat sanayinde yüzde 6,4 artış görülürken, gıda, içecek ve tütün grubunda yüzde 2,4'lük azalış kaydedildi. İthalat miktar endeksi ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21,8 azaldı. Gıda, içecek ve tütünde yüzde 6,2, ham maddelerde yüzde 6,9, yakıtlarda yüzde 3,8 ve imalat sanayinde yüzde 23,1 düşüş gerçekleşti. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre ihracat miktar endeksi, nisan ayına kıyasla mayısta yüzde 1,2 artarak 146,0'dan 147,7'ye yükseldi. Aynı dönemde ithalat miktar endeksi ise yüzde 6 gerileyerek 123,4'ten 116,0 seviyesine indi. Takvim etkilerinden arındırılmış seride ise ihracat miktar endeksi geçen yılın mayıs ayına göre yüzde 5,5, ithalat miktar endeksi ise yüzde 10 azalış gösterdi. Bu arada ihracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine oranıyla hesaplanan dış ticaret haddi, 2025 yılı mayıs ayında 89,5 iken 2026 yılı mayıs ayında 0,1 puan artışla 89,6 olarak gerçekleşti.

BUİKAD’DAN ULUSLARARASI AÇILIM Haber

BUİKAD’DAN ULUSLARARASI AÇILIM

Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği’nin (BUİKAD) uluslararası iş birliklerini güçlendirme vizyonu doğrultusunda Türkiye ile Pakistan arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlayacak ‘BUİKAD–FPCCI İş Konseyi’ protokolü imzalandı. Konsey; iş kadınları, ticaret ve sanayi odaları, kadın oda ve borsa yöneticileri, kadın girişimcilerin uluslararası pazarlara açılması, mesleki eğitim, yeşil enerji, üniversite-sanayi iş birliği ve ekonomik diplomasi alanlarında BUİKAD ile FPCCI arasında düzenli, izlenebilir ve sonuç odaklı bir iş birliği mekanizması oluşturmak amacını hedefliyor. Holiday Inn Bursa City Centre Otel’de gerçekleştirilen toplantıda, Pakistan Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu (FPCCI) Başkan Yardımcısı Qurrat Ul Ain ile Pakistan’ın Türkiye Fahri Yatırım Müşaviri Ahmet Khan, BUİKAD Başkanı Zuhal Aslı Saka ve dernek yönetimi ile bir araya geldi. Toplantıda, iki ülke arasında ticaret, yatırım ve stratejik iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik fırsatlar kapsamlı şekilde ele alındı. Görüşmede, BUİKAD üyeleri faaliyet gösterdikleri sektörler hakkında bilgi verirken, derneğin kadın girişimciliğini destekleyen çalışmaları, uluslararası projeleri ve yeni dönem hedefleri de konuklarla paylaşıldı. Toplantının en önemli gündem maddesini ise Türkiye ile Pakistan iş dünyası arasında kalıcı ve sürdürülebilir iş birliklerinin hayata geçirilmesi oluşturdu. Bu kapsamda, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin kurumsal bir zeminde geliştirilmesini amaçlayan bir iş birliği protokolü imzalandı ve BUİKAD–FPCCI İş Konseyi kuruldu. Hayata geçirilen İş Konseyi'nin, karşılıklı yatırım olanaklarının artırılmasına, kadın girişimcilerin uluslararası pazarlara açılmasına ve ortak projelerin geliştirilmesine önemli katkılar sunması hedefleniyor. BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Zuhal Aslı Saka, uluslararası iş birliklerinin yalnızca ticari ilişkileri değil, kültürel ve kurumsal bağları da güçlendirdiğine dikkat çekerek, "Kadın girişimcilerin küresel ölçekte daha güçlü bir şekilde temsil edilmesini önemsiyoruz. Pakistan ile kurduğumuz bu yeni iş birliği, üyelerimize yeni pazarlar ve yatırım fırsatları sunarken, iki ülke arasında uzun soluklu ekonomik ortaklıkların gelişmesine de katkı sağlayacaktır. BUİKAD olarak uluslararası platformlarda kadınların iş dünyasındaki etkinliğini artırmaya ve sürdürülebilir ekonomik köprüler kurmaya kararlılıkla devam edeceğiz" dedi. Pakistan Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu (FPCCI) Başkan Yardımcısı Qurrat UI Ain ise, "Türkiye ile iş birliğine büyük önem veriyoruz. Türkiye ile Pakistan arasında, özellikle ihracat, yatırım ve sanayi alanlarında önemli iş birliği fırsatları bulunuyor. En büyük potansiyelin ise, geleneksel tarım anlayışıyla üretimini sürdüren Pakistan’ın endüstriyel dönüşüm sürecinde, Türk yatırımcıların bilgi birikimi ve tecrübeleriyle katkı sağlamasında olduğuna inanıyoruz. İmzaladığımız bu iş birliği protokolünün, kadın girişimciler ve iş insanları arasındaki uluslararası dayanışmayı ve ortak projeleri güçlendireceğine inanıyor, bu değerli girişim için BUİKAD’a teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. Toplantının sonunda Başkan Zuhal Aslı Saka tarafından konuklara Bursa'nın tarihi ve kültürel mirasını yansıtan hediyeler takdim edildi.

Başkan vekili Biba’dan İznik’e kültür merkezi ve B Kafe müjdesi Haber

Başkan vekili Biba’dan İznik’e kültür merkezi ve B Kafe müjdesi

Bursa’nın tüm ilçelerine eşit hizmet götürme politikasıyla çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, ilçe ziyaretlerine İznik ile devam etti. Ziyarette, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Deniz Köken ve Büyükşehir Belediyesi yöneticileri de hazır bulundu. Başkan Vekili Biba, ilk olarak AK Parti İznik İlçe Başkanı İnanç Şahin ve teşkilat üyeleriyle bir araya gelerek istişare toplantısı gerçekleştirdi. Ardından İznik Kaymakamı Arif Karaman’ı makamında ziyaret eden Biba, ilçe hakkında görüş alışverişinde bulundu. Programının devamında Biba, İznik Belediyesi’nde bir değerlendirme toplantısına katıldı. Toplantıda İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta ilçenin mevcut durumu, öncelikli talepleri ve hayata geçirilmesi planlanan projelere ilişkin sunum gerçekleştirdi. İznik’in tarihi ve kültürel zenginliğiyle Türkiye’nin önemli merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Başkan Vekili Biba, "Turizm kenti İznik’te kültür-sanat merkezinin bulunmaması büyük bir eksikliktir. Bu kabul edilebilir bir durum değil. İznik’e hem kültür hem de sosyal alan olarak hizmet edecek bir merkezin kazandırılması gerekir. Bu konuyu önemsiyorum ve gerekli çalışmayı yapacağız" açıklamasında bulundu. Tarımsal kapasitesi ve potansiyeliyle de İznik’in özel bir yere sahip olduğunu belirten Başkan Vekili Biba, ilçeye modern bir hal merkezi kazandırılması gerektiğinin altını çizerek "İznik, kırsal manada da zengin bir ilçemiz. Bünyesinde soğuk hava deposu da bulunan bir hal merkezine ihtiyaç var. Buradaki ürünlerin değer kaybetmesini istemiyoruz. Uzun vadede ihracat da yapılabilmeli. Büyükşehir Belediyesi olarak bu konuda da çalışma yürüteceğiz" diye konuştu. İznik sahilini bir bütün olarak ele alacaklarını ve kapsamlı bir sahil düzenleme projesi hazırlayacaklarını ifade eden Biba, "Çocukların ve gençlerin eğlenip spor yapabileceği alanların yanı sıra insanların keyifle vakit geçirebileceği seyir terasları ile yürüyüş ve yeme-içme alanlarının bulunduğu bir sahil düzenlemesi olmalı. Bunları sahilin genelinde farklı konseptlerde ve farklı bölgelerde yapmalıyız. Ayrıca ilçeye hızlı bir şekilde B Kafe de kazandıracağız" dedi. İznik genelinde altyapı ve üstyapı çalışmalarının devam ettiğini belirten Başkan Vekili Biba, yeni bölgelerin de planlamaya dahil edilebileceğini anlattı. İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba’nın gerçekleştirdiği ziyaretten memnuniyet duyduklarını dile getirdi. İznik’e daha iyi hizmet edebilmek için Büyükşehir Belediyesi ile el ele vererek çalıştıklarını dile getiren Usta, desteklerinden dolayı Başkan Vekili Şahin Biba’ya teşekkür etti. Toplantının ardından esnafı ziyaret ederek hayırlı işler dileyen Başkan Vekili Biba, vatandaşlarla da sohbet ederek düşüncelerini dinledi.

TÜGİAD Bursa'dan İSO 500 gururu Haber

TÜGİAD Bursa'dan İSO 500 gururu

İSO 500 listesinde TÜGİAD Bursa Şubesi üyesi firmalardan Tofaş 21’inci, Sütaş 46’ncı, Beyçelik Gestamp 124’üncü, Coşkunöz Holding 146’ncı, Bu Piliç 251’inci, Almaxtex Tekstil 262’nci, Uludağ İçecek 297’nci, Beyçelik Gestamp 313’üncü, Kula Yağ 328’inci ve TKG Otomotiv 447’nci sırada yer aldı. Bursa sanayisinin son bir yılda önemli bir büyüme kaydettiğini ortaya koyan araştırmada, 2024 yılında Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ile ilçe odalarına kayıtlı 25 firma İSO 500 listesinde yer alırken, 2025 yılında bu sayı 31’e yükseldi. Söz konusu artış, Bursa’nın üretim, ihracat ve katma değerli sanayideki güçlü konumunu bir kez daha gözler önüne serdi. BAŞKAN KAHVECİ’DEN TEBRİK MESAJI TÜGİAD Bursa Şubesi Başkanı Kerem Kahveci, İSO 500 listesinde yer alan üye firmaları tebrik ederek, “İSO 500 listesinde yer alan 10 üyemizle gurur duyuyoruz. Bu başarı, yalnızca firmalarımızın değil, Bursa’nın köklü sanayi kültürünün, güçlü üretim altyapısının ve nitelikli insan kaynağının bir sonucudur. Üretimden, yatırımdan ve ihracattan vazgeçmeyen tüm sanayicilerimizi kutluyorum” dedi. Bursa’nın son yıllarda sanayide önemli bir ivme yakaladığını vurgulayan Kahveci, “2024 yılında İSO 500’de 25 firmayla temsil edilen Bursa’nın, 2025 yılında 31 firmaya ulaşması şehrimizin üretim gücünün her geçen yıl daha da arttığını gösteriyor. Bu tablo, Bursa’nın Türkiye ekonomisindeki stratejik konumunu daha da güçlendirirken, sanayicilerimizin küresel rekabetteki başarısını da ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı. “BAŞARI HİKAYELERİNİN BÜYÜYEREK DEVAM EDECEĞİNE İNANIYORUM” Zorlu küresel ekonomik koşullara rağmen Bursa sanayisinin üretim, yatırım ve istihdamda kararlılığını koruduğunu belirten Kerem Kahveci, “Bursa; otomotivden tekstile, gıdadan makine ve metal sanayine kadar birçok sektörde yüksek katma değer üreten, ihracat odaklı yapısıyla Türkiye’nin kalkınmasına yön veren şehirlerin başında geliyor. Önümüzdeki dönemde de sanayicilerimizin azmi ve girişimcilerimizin vizyonuyla Bursa’nın başarı hikâyesinin büyüyerek devam edeceğine inanıyoruz” diye konuştu.

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "1 yılda yaptığımız ihracatı artık 1 haftada yapıyoruz" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "1 yılda yaptığımız ihracatı artık 1 haftada yapıyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen "TİM 33. Genel Kurulu ve İhracat Şampiyonları Ödül Töreni"ne katıldı. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle ihracat, günümüzde artık sadece mal alıp başka bir yere satmaktan ibaret bir faaliyet olmanın ötesindedir. Sizler kimi zaman bir ihracatçı, kimi zaman bir gönül elçisi, kimi zaman da Türkiye'nin önüne çıkarılan engelleri aşmak için mücadele eden birer serdengeçti olarak ülkemizin yükünü omuzluyorsunuz. Yol, dava ve kader arkadaşım olarak gördüğüm ihracatçılarımızın daima yanında oldum, bundan sonra da yanınızda olmayı sürdüreceğim. Ülkemizdeki 27 sektörü, 61 ihracatçı birliğini ve 140 bini aşkın ihracatçıyı çatısı altında toplayan Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin amacı dış ticaret fazlası veren Türkiye hedefine ulaşmaktır. Dünyanın en ücra köşelerinden en rekabetçi pazarlarına kadar üzerinde Türkiye mührü taşıyan her üründe bu devasa ailenin alın teri, dinamizmi ve küresel vizyonu vardır. Türkiye'nin yıldan yıla artan başarı grafiği ortada. Türkiye'nin karşılaştığı çeşitli güçlüklere rağmen nereden nereye geldiğini, dünyayı takip eden ufku ve gözleri açık herkes görebiliyor. Konjonktürel gerilimlerin gölgesinde, 2025 yılında yüzde 3,6'lık büyüme ve 2026 yılının ilk çeyreğinde ise yüzde 2,5 oranında büyüme kaydettik ve kesintisiz büyüme performansımızı son 23 çeyreğe taşıdık" dedi. "İhracatta yakaladığımız ivme 2026 yılında da kaldığı yerden devam ediyor" Türkiye'nin ihracattaki başarısına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel pazarlarda bayrağımızın dalgalanmadığı tek bir gümrük kapısı bırakmama şiarıyla gerçekleştirdiğimiz ihracattaki başarılarımız artık milli motivasyon kaynağımız haline gelmiş durumda. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar olan mal ihracatımız, 2025 itibarıyla 273,3 milyar dolara yükseldi. Hizmet ihracatımız ise 2002 yılındaki 14 milyar dolardan geçen yıl 122,6 milyar dolara çıktı. Küresel mal ihracatındaki payımız binde 55'ten yüzde 1,04'e, hizmet ihracatımızdaki payımız da binde 89'dan yüzde 1,28'e ulaştı. İhracatta yakaladığımız ivme, 2026 yılında da kaldığı yerden devam ediyor. Mayıs ayında tatil etkisiyle dış ticaret verilerimizde geçici bir yavaşlama oldu. Ama 22 Mayıs tarihinde günlük ihracatta 2,4 milyar dolar ile tüm zamanların en yüksek değerine ulaştık. Türkiye'nin ihracatındaki artış sadece nicelik olarak değil, nitelik olarak da büyük bir gelişim gösteriyor. 2002 yılında 10 milyar dolar olan orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız 2025 yılında 112 milyar dolara yükseldi. Yıllıklandırılmış orta-yüksek ve yüksek teknolojili imalat sanayi ürünleri ihracatımız ise 114,4 milyar doları buldu. Şu rakamlara özellikle dikkatinizi çekmek isterim. Son verilere göre savunma ve havacılık ihracatı ocak-mayıs döneminde yüzde 29 artışla 3 milyar 863 milyon dolar olarak gerçekleşti. Böylece savunma ihracatımızda yılın ilk 5 ayında yüzde 29,5 artış oldu" diye konuştu. "1 yılda yaptığımız ihracatı hamdolsun artık 1 haftada yapıyoruz" Türkiye'nin yıllık 248 milyon dolar savunma sanayii ihracatından bugün aynı sektörde aylık 992 milyon dolar ihracat yapan seviyeye geldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yani 1 yılda yaptığımız ihracatı hamdolsun artık 1 haftada yapıyoruz. Bu rakamlar Türkiye'nin teknoloji yoğun ürünlere olan yöneliminin bir sonucu olarak gerçekleşti ve bu payın daha da artırılmasını hedefliyoruz. Bir diğer gündemimiz ihracatımızı ülke sathına yaymaktır. Bunda da hamdolsun önemli ilerlemeler kaydettik. Ocak-Mayıs döneminde 21 ilimiz 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptı. Daha fazla ilimizi ihracatta pay sahibi kılmak için çalışmalarımız sürüyor. Şunu bir defa herkesin bilmesini temenni ederim. Etrafındaki onca sıkıntıya, çatışmaya, krize rağmen dünyada ülkemizin ihracattaki bu hızlı yükselişiyle mukayese edilebilecek pek az örnek vardır. Elbette buralarda durmayacağız, mevcutla yetinmeyeceğiz. Yakın coğrafyalarda yoğunlaşan ihracat ağımızı daha uzak coğrafyalara doğru genişleterek, ihracatçımızın yeni ihtiyaçlarını karşılayacak yeni imkanlar geliştirerek, artan ihracatımızın hızına ve ihtiyaçlarına uygun finansmanı sağlayacak yeni mekanizmalarla bu başarı hikayesini daha da ileriye taşıyacağız. Bunu da 23 yıldır olduğu gibi yine sizlerle birlikte başaracağız" dedi. "Uzak ülkelere ihracatımızı 2028 yılına kadar 50 milyar dolara ulaştırmayı hedefliyoruz" İş adamlarına verilen destekten de söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Limanlarımızdan kalkan gemiler, sınırlarımızdan çıkan tırlar, Türkiye'de üretilen ürünleri taşıyan kargo uçakları iş insanlarımız için çalışsın diye üzerimize düşeni yapıyoruz. İhracatçımız için yeri geldi kendi bürokrasimizi hızlandırdık, yeri geldi diğer ülkelerle müzakere ederek engelleri kaldırdık. Ne zaman bir devlet ve hükümet başkanıyla bir araya gelsem notlarımda ihracatçılarımızın, yatırımcılarımızın talepleri hep üst sıralardadır. Mutlaka konuyu muhatabımla masaya yatırır ve çözüm iradesinin ticaret yollarına yansıması için de arkadaşlarımı görevlendiririm. Daha sonra da bu görevlerin takibini çok sıkı bir şekilde yaparım. Diğer ülke liderleri de bizim bu tutumumuzu bildikleri için iş insanlarımıza kapılarını açmış, Türk iş camiasını bağırlarına basmışlardır. Serbest ticaret anlaşmalarından tercihli ticaret anlaşmalarına, yatırımların karşılıklı teşvikinden çifte vergilendirmenin önlenmesine kadar sizleri teşvik edecek her türlü hukuki altyapıyı kurduk, kuruyoruz. Özellikle uzak ülkelere ihracatımızı 2028 yılına kadar 50 milyar dolara ulaştırmayı hedefliyoruz. Ciddi potansiyel barındıran İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin toplam ihracatımızdaki payını ise yüzde 30 seviyesine çıkarmak için çalışıyoruz. Diğer taraftan taşımayı kolaylaştırmak için dijitalleşmenin tüm imkanlarını kullanarak gümrük süreçlerimizi sürekli hızlandırıyoruz. Ayrıca finansman araçlarının çeşitlendirilmesi ve erişilebilirliğinin artırılması için önemli adımlar atıyoruz. İhracat menzilimizi genişletecek destekleri kesintisiz sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Reeskont kredileri günlük limitini yaklaşık 17 kat artırarak 5 milyar liraya yükseltmiş oluyoruz" Eximbank'ın sermayesini 13,8 milyar liradan 100 milyar liraya çıkardıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bankamızın kredi ve sigorta desteği bu yılın ilk 5 ayında yüzde 31 artışla 26 milyar dolara ulaştı. İnşallah yıl sonunda bankamız 60 milyar dolarlık destekle rekor kıracak. Öte yandan faaliyetlerine yakın zamanda başlayan Türkiye Ticaret Bankası, 2025 yılında ihracatçılarımıza 76,3 milyar lira finansman desteği verdi. İhracatı Geliştirme Anonim Şirketi ise 2025 yılı sonu itibarıyla ihracatçılarımızın 228 milyar liralık kredisine 200 milyar lira değerinde kefalet sağladı. Merkez Bankamızın kullandırdığı reeskont kredileri son 1 yılda 1 trilyon 300 milyar lira oldu. Öte yandan başta Avrupa pazarı olmak üzere küresel pazarların içinde bulunduğu olumsuz atmosfer sebebiyle yaşanan zorlukların farkındayız. Özellikle bu güçlükleri aşmanıza yardımcı olmak gayesiyle ihracatçılarımıza döviz dönüşüm desteği sunuyor, üretim ve rekabet güçlerini destekliyoruz. Bu vesileyle sevindirici bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. Daha önce 300 milyon lira olan reeskont kredilerinin günlük limitini 4,5 milyar liraya yükseltmştik. Bu defa ilave 500 milyon lira ile bu rakamı 5 milyar liraya çıkarıyoruz. Bir diğer ifadeyle 3 yıl önce 300 milyon lira olan reeskont kredileri günlük limitini yaklaşık 17 kat artırarak 5 milyar liraya yükseltmiş oluyoruz. Bölgemizdeki her türlü siyasi, ekonomik, sosyal gerilim elbette bizi de etkiliyor, etkileyecektir. Ancak Türkiye dünün kendi içine kapanık Türkiye'si de değildir. Artık her alanda dünya ile bütünleşmiş, göz hizasında ilişkiler kurma kabiliyeti kazanmış, büyük devletlerin saygı duyduğu bir Türkiye vardır. Küresel krizlerle her yüzleşmemizi siyasi ve ekonomik kazanımlara dönüştürecek bir yaklaşımla hareket ederek ihracatçılarımızla birlikte yeni fırsatlara ve yeni kıtalara doğru ilerleyeceğimiz bir döneme giriyoruz. Devlet-özel sektör el ele vererek inşallah bu yeni dönemde ülkemizin ihracat çatısını çok daha yükseklere çıkaracağız" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.