Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#İhracat

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - İhracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Terminal İstanbul'u tüm fonksiyonlarıyla 2027'de kullanıma açacağız" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Terminal İstanbul'u tüm fonksiyonlarıyla 2027'de kullanıma açacağız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da düzenlenen 13. Türkiye İnovasyon Haftası programında bir konuşma yaptı. Dün itibarıyla başlayan İnovasyon Haftası'nın bu yılki temasının 'İnsanlığın Yeni Evresi' olarak belirlenmesini, son derece anlamlı bulduğu bir konu olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yapay zeka, robotik, biyoteknoloji, veri sistemleri ve otonom teknolojiler başta olmak üzere hayatımızın her alanında köklü değişimler yaşanırken iş dünyamızın bu yeni döneme ne kadar hazır olduğunun tespiti şüphesiz çok çok önemlidir, yerinde bir hassasiyetin ifadesidir. Şu bir gerçek ki teknoloji hızlı bir şekilde ilerlerken, insan faktörü maalesef dikkate alınmıyor. İnsanı ve insani değerleri dışlayan bu teknolojinin ne kadar faydalı olacağı kuşkusuz şüphelidir. Son dönemde insan ile teknoloji arasındaki ilişkileri sorgulayanların sayısının giderek arttığını müşahede ediyoruz. Sadece entelektüel çevrelerde değil; iş dünyasında, akademide, toplumun genelinde soru işaretleri artmakta güvenin yerini tedirginlik almaktadır. İnsanlık tarihine baktığımızda değişime direnenler, değişimden korkanlar, değişimle birlikte ellerindeki imkanları kaybetmekten endişe duyanlar olmuştur. Bundan sonra da olacaktır. Fakat her seferinde insanla teknoloji arasında bir orta yol bulunmuş, karşı çıkılan teknoloji zamanla insan hayatının vazgeçilmezi haline gelmiştir. Bunu özellikle şunun için söylüyorum. Tarihte olduğu gibi bugün de benzer endişelerin yapay zeka başta olmak üzere birçok yenilik için dile getirildiğini görüyoruz. Kuşkusuz bunların önemli bir kısmı son derece haklı yerinde endişeler. Geçen hafta dikkat çektiğim tekno oligarklar sadece belli ülkeleri değil tüm dünyayı hedef almaktadır. Nisan ayında savunma, istihbarat ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren bir veri analiz şirketinin yayımladığı 22 maddelik bildiri insanlık olarak bizi bekleyen tehlikeyi gözler önüne sermiştir. Yüz milyarlarca dolarlık devasa bütçelere hükmeden dünyayı istedikleri şekilde oynayabilecekleri bir yapboz tahtası olarak gören bu zihniyetin insana, hayata ve topluma bakış açısını böylece anlamış olduk. Kimilerinin teknokrasi, kimilerinin tekno faşizm adını verdiği bu yeni tehdidin boyutlarını henüz tam olarak ölçemiyoruz. Keza insan unsurunun neredeyse sıfırlandığı karanlık fabrikalar gerçeğinin istihdam hayatımızda yol açacağı sorunları da kestiremiyoruz. Bütün bunların şimdiden konuşulmasını çok kıymetli buluyorum. Türkiye İnovasyon Haftası'nda bu önemli tema altında yürütülecek ufuk açıcı tartışmalara görüşleriyle, düşünceleriyle, birikimleriyle, önerileriyle katkı veren herkese şükranlarımı sunuyorum" dedi. "Terminal İstanbul'u tüm fonksiyonlarıyla 2027'de kullanıma açacağız" Türkiye olarak teknoloji yarışında geri kalmak istemediklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milli Teknoloji hamlemizle dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu muazzam bir araştırma geliştirme ve inovasyon altyapısı inşa ettik. 24 yıl önce sayıları bir elin parmaklarını dahi geçmeyen teknoparklarımızın sayısı bugün 115'e ulaştı. 2002'de 1,2 milyar dolar olan Türkiye'nin araştırma geliştirme harcamalarını 20 milyar dolara çıkardık. Özgün bir fikri olan dünyayı daha iyiye dönüştürme idealine sahip her bir insanımızın hayallerine giden yolu ardına kadar açmaya çalışıyoruz. Girişimcilerimizin ihtiyaç duyduğu finansmanı temin etmek üzere girişim sermayesi ve eş finansman mekanizmalarını devreye aldık. Her yıl düzenlediğimiz TEKNOFEST'lerde binlerce yenilikçi fikir somut projeye dönüşüyor. 2019 yılına kadar unicorn'u olmayan bir ülkeyken bugün 8 unicorn'umuz var. 2030'a dek ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğmasını, bunların toplam değerlemesinin ise 100 milyar dolara ulaşmasını hedefliyoruz. Atatürk Havalimanı terminallerini Terminal İstanbul markasıyla dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi haline getiriyoruz. İlk aşamasını devreye aldığımız Terminal İstanbul'u tüm fonksiyonlarıyla 2027'de kullanıma açacağız. Nisan ayında Türkiye'yi küresel yatırımlar ve teknoloji girişimleri için merkez ülke haline getirecek adımları kamuoyuyla paylaştık. Destek enstrümanlarımızı güncelliyor, müteşebbislerimizin ihtiyaçlarına çözüm üreten yeni programları hizmete veriyoruz. Merkez Bankamızın 750 milyar lira tahsis ettiği Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi programımız bunların en başında yer alıyor. Yüksek Teknoloji Destek Programı HIT-30'la da Türkiye'nin ileri teknoloji üretim gücünü yükseltmek üzere önemli bir adım attık" dedi. "Veri merkezlerimizin toplam kurulu gücünü 2030 yılına kadar en az 1 gigavata ulaştıracağız" KOBİ'lerimizin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla 250 milyarlık İmalat Sanayii Kredi Finansman Programı'nı devreye aldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yine yakın dönemde 2026-2030 Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı'yla gelecek vizyonumuzu sizlerle paylaştık. Buna göre veri merkezlerimizin toplam kurulu gücünü 2030 yılına kadar en az 1 gigavata ulaştıracağız. Veri merkezi, bulut bilişim ve yapay zeka altyapılarında özel sektörün öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık kaynağı harekete geçireceğiz. Bilge Dil Modelimizle Türkçe yapay zeka çözümlerinin geliştirilmesini ve farklı sektörlerde yaygınlaşmasını sağlayacağız. Teknolojiye yaptığımız yatırımların ekonomimiz ve dijital egemenliğimiz için ne anlama geldiğini özellikle savunma sanayii alanında görüyoruz. Bakınız, savunma ve havacılık sektörümüzün 2002 yılında yerlilik oranı sadece yüzde 20, ihracatı ise 248 milyon dolar seviyesindeydi. Güvenlik kuvvetlerimizin kullandığı birçok temel malzemeyi ithal etmek zorunda kalıyorduk. Ürünü ithal etmekle iş bitmiyor. Tedarikçiler bunları nerede, kime karşı ve nasıl kullanacağımıza da karışıyordu. Kıbrıs Barış Harekâtı'ndan terörle mücadeleye kadar başkalarına muhtaç olmanın sıkıntısını çok çektik. Attığımız kararlı adımlarla ülkemize ve milletimize yakışmayan bu hazin tabloya son verdik. Bugün savunma sanayiinde 4 bin 500'ü aşkın firma, bin 400'ün üzerinde proje, 100 bine yaklaşan doğrudan istihdam ve 100 milyar doların üzerinde proje büyüklüğü ile bambaşka bir seviyeye ulaştık" dedi. "Türkiye için ileri teknolojiye yatırım yapmak tercihten öte mecburiyettir" Geçen yıl 180 farklı ülke ve bölgeye 10 milyar doların üzerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ettiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2026 yılının Ocak-Eylül döneminde ise ihracatımızı önceki senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 15,6 artırarak 6,9 milyar dolara taşıdık. Türkiyenin genel ihracatında kilogram başın değer 1,5 milyar doları civarındayken savunma sanayiinde hacimli ürünler dahil kilogram başı ihracat oranımız 65 dolara yaklaşıyor. Hatta SİHA’larımızda kullandığımız kameraların kilgram başı değeri 20 bin dolar civarında. O kameralar içerisindeki dedektörlerin kilogram başı değer ise 50 bin dolar. Bunlar bize şunu anlatıyor. Türkiye için ileri teknolojiye yatırım yapmak tercihten öte mecburiyettir. Yüksek katma değerli üretime geçişi de hızlandırmak zorundayız. Bu süreçte geleneksel olarak güçlü olduğumuz sektörleri ihmal etmeyecek, onları da desteklemeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Makina Mühendisleri Odası Bursa Şubesi'nden kritik uyarı: Zaman daralıyor! Haber

Makina Mühendisleri Odası Bursa Şubesi'nden kritik uyarı: Zaman daralıyor!

YENİ MAKİNE MEVZUATI İÇİN ZAMAN DARALIYOR Her Geçen Gün Türkiye'de Makine Üreticileri ve İhracatçılar İçin Teknik ve Ekonomik Belirsizlik Riski Büyüyor. Avrupa Birliği (AB) tarafından yayımlanan ve 2006/42/EC Makine Direktifi'nin yerini alacak olan Regulation (EU) 2023/1230 – Machinery Regulation, yeni ve kapsamlı bir hukuki çerçeve oluşturmuştur. 20 Ocak 2027 tarihinde zorunlu olarak uygulanmaya başlayacak yeni direktif ile 2006/42/EC Makine Direktifi yürürlükten kaldırılacaktır. Ancak taslak çalışmalarına görüş bildirim süresi 11 Ekim 2024 tarihinde sonuçlanmış olan yeni direktifin Türkçe metni ise henüz yayımlanmamıştır. Yeni düzenleme; klasik makine emniyeti yaklaşımının yanında yapay zeka ile çalışan güvenlik fonksiyonları, güvenlikle ilgili yazılım ve kontrol sistemleri, dijital dokümantasyon ve yeni uygunluk değerlendirme mekanizmaları gibi günümüz teknolojilerini doğrudan direktif kapsamına almaktadır. Bu nedenle yeni direktif; ürün güvenliği, işçi sağlığı ve iş güvenliği, makine üreticilerinin hukuki sorumlulukları, CE belgelendirme uygunluk değerlendirmesi ve Türkiye'nin AB pazarındaki rekabet gücü açısından doğrudan sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Olası risklere dair komisyon görüşümüz ektedir. Burada sorulması gereken soru; "Türkiye yeni makine direktifini ne zaman Türkçeye çevrilerek yayımlayacak?" sorusundan daha geniştir. Asıl soru şudur: "Türkiye, makine sektörünü yeni direktife teknik, hukuki ve ekonomik açıdan hazırlayacak altyapıyı ne zaman oluşturacaktır?". Çünkü yalnızca yayımlanma yeterli değildir. Yeni direktif sadece yeni bir CE mevzuatı değil aynı zamanda; makina tasarımının, risk değerlendirmesini, yazılım güvenliğini, yapay zeka kullanımını, belgelendirilmesini, uygunluk değerlendirmesini ve üreticinin sorumluluklarını belirleyen önemli bir dönüşümdür. Türkçe metnin yanı sıra; uygulama rehberleri, geçiş hükümleri, uyumlaştırılmış standartların durumu, uygunluk değerlendirme prosedürleri, yetkili kuruluşların görevleri, üreticilere yönelik açıklamalar, denetim kriterleri, eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerine dair düzenlemeler, laboratuvar altyapısı ve konularının da açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu nedenle; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın, Türk Standartları Enstitüsü’nün, makine imalat sanayii sektör derneklerinin, üniversitelerin ve ilgili Meslek Odalarının bir araya gelerek yeni Makine direktifine geçiş sürecini bütüncül bir yaklaşımla ele alması gerekmektedir. Özellikle Türkiye'deki makine üreticilerinin; "mevzuat yayımlandıktan sonra uyum sağlama" yaklaşımından, "mevzuat yürürlüğe girmeden önce hazırlanma ve uyum sağlama" yaklaşımına geçirilmesi gerekmektedir. Türkiye'nin bu dönüşüme zamanında hazırlanması; yalnızca mevzuata uyum açısından değil, insan güvenliği, üretici güvenliği, sanayi rekabetçiliği, ihracat kapasitesi ve ülkenin teknolojik dönüşümü açısından da önem taşımaktadır. Bu nedenle yeni makine direktifinin ve uygulama rehberi ile geçiş sürecine ilişkin yol haritasının açık, anlaşılabilir, erişilebilir ve uygulamada tereddüt yaratmayacak şekilde Türkçe olarak hazırlanması için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kamu kurumlarını göreve çağırıyoruz.

Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ticaret ve yatırımın artırılması hedefleniyor Haber

Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ticaret ve yatırımın artırılması hedefleniyor

TürkiyeileAfrikaülkeleriarasındakiticaret, yatırım ve iş birliği fırsatlarını geliştirmek amacıyla düzenlenen 15. Dünya Sektörler Arası İş Birliği Forumu (WCI Forum), 14–15 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştiriliyor. Afrikaülkelerinden gelen iş insanları ileTürkiye'nin üretici ve ihracatçı firmalarını buluşturan forum, yeni ticari bağlantılar kurulmasını, ihracat pazarlarının genişletilmesini ve sürdürülebilir iş birliklerinin geliştirilmesini amaçlıyor. Foruma, 54 Afrika ülkesinden yaklaşık 2 bin iş insanı, Türkiye'den 400'ü aşkın üretici ve ihracatçı, kamu ve özel sektör temsilcileri, Afrikalı alım heyetleri, yatırımcılar ve iş dünyası temsilcileri katılım sağladı. Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, Gana Parlamentosu Birinci Başkan Vekili Bernard Ahiafor, Nijerya Ticaret, Sanayi, Madenler ve Tarım Odası Başkan Yardımcısı Segun Bolaji, MÜSİAD Kurucu Genel Başkanı ve Uluslararası İş Forumu (IBF) Başkanı Erol Yarar, WCI Forum Başkanı Utku Bengisu ve WCI Forum İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Abdülkadir Develi açılış konuşmaları gerçekleştirdi. Konuşmaların ardından kurdele kesimiyle birlikte forumun resmi açılışı yapıldı. İki gün boyunca devam edecek forum kapsamında; TürkiyeileAfrikaülkeleri arasında ticari ilişkileri güçlendirmek ve yeni iş birliği fırsatları oluşturmak amacıyla ikili iş görüşmeleri gerçekleştirilecek. "Afrikaile toplam ticaret hacmimiz 40 milyar dolar" Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, yaptığı konuşmada, "Afrika kıtası yüksek ekonomik potansiyeli, hızla büyüyen ve genç nüfusuyla, küresel sistemde giderek daha etkin bir rol oynuyor. Afrikaile toplam ticaret hacmimiz, 2003 yılında sadece 5,5 milyar dolarken, 2025 yılında bu rakam yaklaşık 40 milyar dolara yükseldi. Afrikaile toplam dış ticaret hacmimiz bu yıl daha şimdiden 28 milyar doları aşmış bulunuyor" ifadelerini kullandı. Ağar, Afrikaülkelerini yakın birer komşu ve daimi dostlar olarak gördüklerinin altını çizerek, "Afrikaülkeleriyle birlikte ilerlemek ve büyümek arzusuyla ikili ilişkilerimizi kazan-kazan temelinde götürmek istiyoruz. Kıtadaki diplomasi ağımızı da önemli ölçüde güçlendirdik. 2003 yılında Afrika'da sadece 12 büyükelçiliğimiz ve 4 ticari müşavirliğimiz varken, bugün 44 büyükelçiliğimiz ve 31 ticari müşavirliğimiz faaliyet gösteriyor" dedi. WCI Forum Başkanı Utku Bengisu, "AfrikaileTürkiyearasındaki ihracatı, ticareti ve yatırımları artırmak amacıyla 15 yıldır düzenlediğimiz WCI Forumu'nda, Afrikalı sektör temsilcileri ile Türk KOBİ'lerini bir araya getiriyoruz. Afrika, dünyanın en genç nüfusuna ve en hızlı nüfus artışına sahip kıtası olarak büyük bir potansiyel barındırıyor. Forumumuzu yalnızca Türkiye'de değil, Gana, Kenya ve Nijerya gibi Afrikaülkelerinde de düzenliyoruz. Türkiye'den geniş iş heyetleriyle bu ülkelere giderek Türk üreticiler ileAfrikalı iş insanları arasında yeni ticari ortaklıklar kurulmasına öncülük ediyoruz. TürkiyeileAfrikaarasındaki 35-40 milyar dolar seviyesindeki ticaret hacmini önce 50 milyar dolara, ardından 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Bu forumla birlikte söz konusu vizyon doğrultusunda önemli adımlar atıyoruz" diye konuştu. Afrika pazarının ticari potansiyeli Yaklaşık 1,5 milyara ulaşan nüfusu ve yıllık 1 trilyon doları aşan ithalat potansiyeliyle Afrika kıtası, Türk ihracatçıları açısından stratejik pazarlardan biri olarak değerlendiriliyor. Afrikaülkelerinin artan ithalat talepleri ve Türkiye'nin güçlü üretim kapasitesi, iki bölge arasında ticari ilişkilerin geliştirilmesi açısından önemli fırsatlar sunuyor. Forum, Türk firmalarının Afrika pazarındaki potansiyel alıcılarla doğrudan temas kurmasına ve yeni iş birlikleri geliştirmesine olanak sağlıyor. Forum kapsamında, Türkiye–Afrikaticaretinin mevcut durumu ve geleceği, Afrika pazarındaki yeni ticaret ve yatırım fırsatları, Türk üretici ve ihracatçılarının yeni pazarlara erişimi ile sürdürülebilir ticari ortaklıkların geliştirilmesi konuları öne çıkıyor. İki gün boyunca devam edecek forumda, Türk üretici ve ihracatçılar ileAfrikalı alım heyetleri arasında gerçekleştirilecek ikili iş görüşmeleri (B2B) aracılığıyla yeni ticari bağlantıların kurulması hedefleniyor. 15. WCI Forum, TürkiyeileAfrikaülkeleriarasındakiticaret hacminin artırılmasına, karşılıklı yatırım fırsatlarının değerlendirilmesine ve uzun vadeli ekonomik iş birliklerinin güçlendirilmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.

55. Uluslararası Modef Expo İnegöl Mobilya Fuarı Kapılarını Açtı Haber

55. Uluslararası Modef Expo İnegöl Mobilya Fuarı Kapılarını Açtı

İnegöl’ün üretim, istihdam ve ihracat gücünün en önemli temsilcilerinden biri olan MODEF EXPO 55. Uluslararası İnegöl Mobilya Fuarı, düzenlenen törenle kapılarını ziyaretçilere açtı. Mobilya sektörünün önde gelen temsilcilerini, üreticileri, tasarımcıları ve iş dünyasını buluşturan fuar, İnegöl mobilyasının kalitesini, tasarım anlayışını ve üretim kabiliyetini bir kez daha vitrine taşıdı. İnegöl’ün köklü mobilya kültürünü uluslararası pazarlara taşıyan MODEF EXPO, sektörün yeni trendlerinin tanıtılması, ticari bağlantıların geliştirilmesi ve yeni iş birliklerinin kurulması için önemli bir fırsat sunuyor. 140 dolayında üretici firma, yüzlerce model ve özgün tasarımlar ile MODEF EXPO, her geçen yıl gelişen üretim altyapısı ve tasarım gücüyle dikkat çeken İnegöl’ün sektördeki gücünü yansıtıyor. Sektör temsilcilerini aynı çatı altında buluşturan fuar boyunca firmalar, yeni koleksiyonlarını ve tasarımlarını tanıtma, mevcut iş bağlantılarını geliştirme ve yeni pazarlara ulaşma fırsatı bulacak. Fuara 40 farklı ülkeden yabancı ziyaretçi ve alım heyetleri gelmesi bekleniyor. İNEGÖL SADECE MOBİLYA VADETMİYOR 17 Ekim Cumartesi günü sona erecek fuarın coşkusu, sadece fuar alanında değil hafta boyunca İnegöl’ün tamamında hissedilecek. Mobilya AVM’leri, Ertuğrulgazi Mobilyacılar Caddesi, Bursa-Ankara karayolu üzerindeki mağazalarıyla 365 gün açık bir fuar merkezi hüviyetindeki İnegöl, bu süreçte şehir olarak fuar bereketini yaşayacak. Öte yandan, İnegöl’e gelen misafirler mobilyanın yanı sıra şehrin tarihi ve doğal güzellikleri, Oylat Kaplıcaları, Oylat Mağarası, Gastro İnegöl Restoranı ile şehrin yöresel lezzetlerini, DOSTUM tesisleriyle doğa ve turizm değerlerini de deneyimleme imkanı bulabilecek. BURADA ÇOK BÜYÜK EMEK VAR Düzenlenen coşkulu törenle kapılarını açan 55. MODEF EXPO’nun açılış törenine; Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Milletvekilleri; Ayhan Salman, Hasan Toktaş ve Orhan Sarıbal, Kaymakam Ayhan Akpay, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Nedim İncebay, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. Fuarın açılış töreninde konuşan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, İnegöl’ün mobilya sektöründeki güçlü konumuna, üretim ve ihracat potansiyeline ve fuarın sektöre sağladığı katkılara değindi. Başkan Taban, “Bugün hamdolsun mobilya fuarımızın 55’incisini gerçekleştiriyoruz. Tabii burada çok büyük emek var. Kuruluşundan bugüne emeği olan herkese teşekkür ediyorum. Bugün de inşallah bizler bugünün yöneticileri olarak bu sürece katkı koymaya, destek olmaya hep birlikte, el birliğiyle devam edeceğiz” dedi. MOBİLYADA SEKTÖRÜN MODASINI İNEGÖL BELİRLİYOR Yeni bir dünya düzeni olduğuna değinen Başkan Taban, “Bu düzene ayak uydurmak ve buradan payımızı almak adına çalışmalarımızı gözden geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Öncelikli olarak bizler yerel yönetimler olarak sorumluyuz. Şehirler birbiriyle yarışıyor, ülkeler birbirleriyle yarışıyor. Dolayısıyla herkes bir strateji ve hamle içerisinde... Biz de güçlü kaslarımızı kullanarak inşallah İnegöl'ü bulunduğu noktadan daha iyi bir noktaya taşıyabilmek için mücadele edeceğiz. İnegöl zaten her yeni güne aslında yeni mobilya üretme heyecanı ile başlıyor. Evet senede iki fuar yapıyoruz ama bana göre şehir her gün fuar yapıyor. Bugün binlerce mağaza var. Bunların her biri son derece özel ürünler tasarlıyor. Mobilyada sektörün modasını İnegöl belirliyor” dedi.

TGSD’den çok sektörlü Türkiye Markası hamlesi Haber

TGSD’den çok sektörlü Türkiye Markası hamlesi

Bu yıl 50’nci kuruluş yılını kutlayan Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) tarafından düzenlenen 19’uncu İstanbul Hazır Giyim Konferansı başladı. Sektörün en büyük buluşması olan etkinliğe kamu temsilcileri, yurt içinden ve yurt dışından üreticiler, alım grupları, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları katıldı. Ana teması ‘Yeniden Tanımlanan Değer: Made in Türkiye’ olarak belirlenen konferansın açılışını ise Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya ve TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren yaptı. "Farklı alanlardaki başarılar hepimiz için yeni bir kapı açabilir" Türkiye’de üretilen değerin küresel pazarlarda daha güçlü bir karşılık bulması için farklı alanlardaki başarıların birbirini desteklemesi gerektiğini kaydeden Dr. Ümit Özüren, şef Fatih Tutak’ın NATO zirvesindeki menüsünü, bilim insanı Prof. Canan Dağdeviren’in giyilebilir teknoloji çalışmalarını, Arda Güler’in Real Madrid’deki başarısını ve konferansın konuşmacıları arasında yer alan Kerem Bürsin’in uluslararası izleyici kitlesini örnek gösterdi. Özüren, "Bizim ürettiğimiz giysiler de tasarımı ve kalitesiyle Türkiye hakkında olumlu bir izlenim oluşturuyor. Bir şefimizin, bir bilim insanımızın, bir sporcumuzun, bir sanatçımızın, bir tasarımcımızın başarısı hepimiz için yeni bir kapı açabilir. Türkiye’nin dünyadaki itibarını birlikte büyütebiliriz. Bunun için de iş dünyasının, akademinin, kamunun ve sivil toplumun yanı sıra tarihçilerimizden sporcularımıza ve pazarlama uzmanlarımıza uzanan geniş bir katılımla Türkiye markasını güçlendirecek ortak bir strateji geliştirmeliyiz. Made in Türkiye’nin değerini yükseltmek, Türkiye’de üreten herkesin geleceğini güçlendirmektir" açıklamasında bulundu. Türkiye’nin ham maddeden kumaşa, tasarımdan nihai ürüne uzanan üretim yetkinliğine dikkat çeken Özüren, Avrupa’ya yakınlığın, lojistik bağlantıların ve esnek üretim kabiliyetinin birbirini tamamladığını söyledi. "Gençlere bugünkü kararlarımızda yer açmalıyız" TGSD Gelişim Akademisi ile sektördeki deneyimi yeni bilgilerle buluşturduklarını ve işletmelerin gelişimini desteklediklerini anlatan Dr. Özüren, Genç TGSD’nin de derneğin geleceğe bakışında önemli bir yeri olduğunu ifade ederek, "Gençlerin sektörümüzde kendi geleceklerini görebilmeleri bizim için çok kıymetli. Ancak gençlerin geleceğimizde yer almasını istiyorsak bugünkü kararlarımızda onlara yer açmalıyız. Bununla birlikte kadınların çalışma hayatına katılımını ve yönetimde temsilini güçlendirmeliyiz. Fırsat eşitliğini, güvenli çalışma koşullarını ve emeğe saygıyı üretim kültürümüzün temelinde tutmalıyız" dedi. "Zemin düzelmeden dengenin kalıcı olduğunu söyleyemeyiz" Açılışın ardından TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay ve TÜSİAD Baş Ekonomisti Gizem Öztok Altınsaç’ın katılımıyla "Kritik Eşikteyiz: Çıkış Yolu Nerede? Raporlar Ne Söyledi, Bugün Neredeyiz?" başlıklı bir oturum düzenlendi. Sektörün mevcut durumunun değerlendirildiği ve çıkış yollarının ele alındığı oturumda Narbay, sektörün ağır bir sınavdan geçtiğinin ancak üretim gücünü koruduğunun altını çizdi. Geçen yılki konferansta, 2026’yı bir denge yılı olarak öngördüklerini hatırlatan Narbay, "Jeopolitik gerilimler, Körfez'de yaşanan İran-ABD çatışması ve yükselen enerji fiyatları nedeniyle pazarlar beklediğimizden fazla daraldı ama biz pazarlarımızı çeşitlendirerek daha az daraldık. Ocak-Temmuz döneminde Avrupa Birliği’nin hazır giyim ithalatı yüzde 4,9, ABD’ninki yüzde 8,2 düşerken bizim kaybımız yüzde 1,5’te kaldı. Kuzey Amerika’ya ihracatımız ise yüzde 4,6 arttı. Yılbaşından bu yana istihdam da yeniden artmaya başladı. Konkordato başvuruları yüzde 28 geriledi. Ama bu bir toparlanma değil, bir duraklama. Zemin düzelmeden ve derneğin talep ettiği stabilizasyon dönemi destekleri tam olarak sağlanmadan bu dengenin kalıcı olduğunu söyleyemeyiz" diye konuştu. "Yakın tedarik bir tercih değil, bir sigortadır" Rekabet gücünün yalnız işçilik maliyetiyle ölçülemeyeceğini vurgulayan Narbay şöyle konuştu; "Hız, dikey entegrasyon, pazara erişim ve işletme standartlarını dikkate aldığımızda 23 ülke arasında birinciyiz. Sektör, birim fiyatını 2022’den bu yana yüzde 13 yükseltti; yüzde 21’lik üretim kaybına karşılık verimliliğini de artırdı. Ancak bunlar maliyet artışımızın yalnızca bir kısmını telafi etti ve firmalar kârlılıklarını önemli ölçüde kaybetti. Fiyat artışına rağmen katma değerde ise bir artış sağlayamadık. Belirsizliğin önümüzdeki 5-10 yılda azalmayacağı bir dünyada yakın tedarik bir tercih değil, bir sigortadır. Avrupa için bu sigortanın en güçlü adresi de Türkiye. Kısa terminli, esnek, uyumlu ve izlenebilir bir ortak arıyorsanız aradığınız ortak buradadır." "Ülke markası olmadan ülkenin markaları olamaz" İlk olarak geçen yıl yaptıkları Türkiye Markası çağrısının bugün somut bir politika önerisine dönüştüğünü belirten Narbay, TGSD’nin Strateji Haritası ve Uzgörü 2050 çalışmasını Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığına sunulan 138 maddelik bir çerçeveye dönüştürdüklerini şu sözlerle anlattı: "Mevcut 86 desteğin 83’ünü yeniden düzenledik, 55 yeni öneri ekledik; çerçevenin bir maddesi de Türkiye Markası. Strateji Haritamızdaki önerimiz, teşviklerin tek elden, performansa ve niteliğe dayalı, ölçülebilir bir sisteme bağlanması." Konferansın uluslararası açılış konuşmacısı ise McKinsey Hazır Giyim, Lüks Moda Sektörü Küresel Lideri Gemma D'Aura oldu. D'Aura, "Yeni Değer Denklemi: ‘Made in Türkiye’ Nerede Kazanıyor?" başlıklı bir konuşma yaptı. İkinci gün B2B görüşmeleri yapılacak 19. İstanbul Hazır Giyim Konferansı’nın ikinci ve son günü olan 14 Ekim Çarşamba ise her yıl olduğu gibi ‘B2B İkili İş Görüşmeleri’ yapılacak. Bu kapsamda başta Avrupa ve ABD olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki markaları temsil eden alım grupları ile yerli üreticiler bire bir temas kuracak.

GESİAD’IN SİNERJİ TOPLANTISINA ULUDAĞ İÇECEK YKB ÖMER KIZIL KONUK OLDU Haber

GESİAD’IN SİNERJİ TOPLANTISINA ULUDAĞ İÇECEK YKB ÖMER KIZIL KONUK OLDU

Uludağ İçecek Türk AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Kızıl’ın onur konuğu olduğu etkinliğe; Bulgaristan Ticaret Ataşesi Borislav Petkov, Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya, Artvinli Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ARSİYAD) Başkanı Erdinç Acar, Bilişim Sektörü İş İnsanları Derneği (BİSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı İdris Doğrul, Marmara ve İç Anadolu Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (MARSİFED) Yönetim Kurulu Üyesi Şeyda Şençayır, Rumelili Yönetici İş İnsanları ve Sanayiciler Derneği (RUMELİSİAD) Başkan Vekili Sinan Alp, Nilüfer Ticaret Merkezi İş İnsanları Derneği (NİLTİMDER) Başkanı Ali Haydar Zeydanlı ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. GESİAD’ın 35. yılı Etkinliğin açılışında konuşan GESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Papatya, bu yıl kuruluşlarının 35. yılını kutladıklarını belirterek, kuruldukları günden bugüne Bursa’nın ve Türkiye’nin ekonomik hayatına katkı sunmanın hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini vurguladı. Türkiye’nin geçen 35 yılda büyük bir dönüşüm yaşadığını belirten Papatya, “Aradan geçen 35 yılda çok önemli değişimler yaşandı. Ekonomimiz, sanayimiz, iş dünyamız ve çalışma hayatımız büyük bir dönüşüm geçirdi. Ancak değişmeyen bir şey var ki GESİAD’ın üretime, girişimciliğe, dayanışmaya ve genç iş insanlarının önünü açmaya yönelik inancı. Bugün 35 yıllık birikim üzerinde yükselen güçlü bir GESİAD var. Bu vesileyle derneğimizin kuruluşundan bugüne kadar emeği geçen tüm başkanlarımıza, yönetim kurulu üyelerimize ve üyelerimize teşekkür ediyorum” diye konuştu. Zorlu rekabet koşulları Maliyetlerin yükseldiği, finansmana erişimin önem kazandığı, rekabet koşullarının her geçen gün daha zorlaştığı bir dönemden geçildiğine işaret eden Papatya, “Sanayici ve iş insanı açısından baktığımızda artık yalnızca üretmek yeterli değil. Verimlilik, finansal sürdürülebilirlik, teknoloji, nitelikli insan kaynağı, ihracat kapasitesi ve katma değerli üretim her zamankinden daha fazla önem taşıyor. İş dünyası olarak bizim beklentimiz; öngörülebilirliğin güçlenmesi, finansmana erişimin kolaylaşması, üretim ve yatırım isteğinin desteklenmesi ve reel sektörün rekabet gücünü koruyacak adımların sürdürülebilir biçimde hayata geçirilmesi. Bizler sorunları konuşmaktan çekinmemeliyiz. Ancak sorunların yanında çözüm önerilerini de ortaya koymalıyız. GESİAD olarak bizim yaklaşımımız her zaman bu yönde oldu. Çünkü biz biliyoruz ki Bursa, üretme kapasitesi, girişimcilik kültürü ve güçlü sanayi altyapısıyla Türkiye ekonomisinin en önemli şehirlerinden biri. Dolayısıyla Bursa iş dünyasının güçlü olması, yalnızca Bursa için değil, Türkiye ekonomisinin geleceği açısından da büyük önem taşıyor” dedi. Yapay zekadan dijital dönüşüme, yeşil dönüşümden yeni nesil üretim modellerine kadar birçok alanda yeni bir ekonomik düzenin şekillendiğine işaret eden Papatya, Türkiye’nin bu dönüşümün öncüleri arasında yerini alması gerektiğine dikkat çekti. Yeni dönemin ilk Sinerji Toplantısı Farklı sektörlerden iş insanlarını bir araya getirerek onların deneyimlerini paylaşmayı ve geleceğe ilişkin ortak bakış açısı yansıtmayı amaçladıklarını vurgulayan Papatya, bu kapsamda yeni dönemdi ilk Sinerji Toplantıları’na Uludağ İçecek Türk AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Kızıl’ı konuk ettiklerini ifade etti. Kızıl’ın iş hayatındaki tecrübelerinin gençlere ışık tutacağına olan inancını dile getiren Papatya, etkinliğe katılımda bulunanlara teşekkür etti. Yıl sonunda gerçekleştirecekleri genel kurulla birlikte başkanlık görevinin de sona ereceğini belirten GESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Papatya, göreve geldiği günden bugüne kadar yönetim kurullarıyla, üyeleriyle ve paydaşlarıyla birlikte GESİAD’ın daha güçlü, daha görünür ve daha etkin bir yapıya kavuşması için çalıştıklarını dile getirdi. Geriye dönüp baktığında en büyük kazanımlarının, GESİAD ailesindeki birlik ve beraberliği daha da güçlendirmek olduğunu ifade eden Papatya, görev süresince kendisiyle birlikte yol yürüyen yönetim kurulu üyelerine ve GESİAD ailesinin bütün bireylerine teşekkür etti. Sözlerinin sonunda GESİAD’ın 35. kuruluş yılını bir kez daha kutlayan Papatya, hep birlikte daha güçlü, daha üretken ve daha umutlu bir gelecek için çalışmaya devam edeceklerini vurguladı. GESİAD’a sekiz taze kan GESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Papatya’nın konuşmasının ardından TÜRKONFED Başkan Vekili Ramazan Kaya, GESİAD’ın yeni üyeleri; Soykan Yusuf Kanca, İlker Çiçek, Berke Kurtuluş, Onur Şat, İlknur Yalım, Kamer Sağlam, Erdi Tırpan ve Alper Berber’e üyelik beratları ile rozetlerini takdim etti. Uludağ İçecek Yönetim Kurulu Başkanı Kızıl’dan başarı hikâyesi Üyelik kabul töreninin ardından etkinliğin onur konuğu Uludağ İçecek Türk AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Kızıl, iş hayatındaki tecrübelerini salondaki konuklarla paylaştı. Sözlerine Uludağ Gazoz’un tarihçesiyle başlayan Kızıl, bugünkü Uludağ İçecek’in temellerinin dedesi Nuri Zafer Erbak tarafından 1932 yılında atıldığını vurguladı. Kuruluşlarını takip eden süreçle birlikte günümüzde 47 ürün çeşitliliğine ulaştıklarını belirten Kızıl, “İçecek sektöründe Türkiye’nin en çok ihracat yapan kuruluşuyuz. Almanya'da kurduğumuz şirketle, ürünlerin satış ve dağıtım operasyonlarını yönetmekteyiz. Almanya, Fransa, Belçika, Avusturya, İsviçre ve Hollanda’daki satış noktalarımızda ürünlerimizi tüketicilerle buluşturmaktayız. Özellikle meyve aromalı maden suları ve limonata gibi ürünlerimizle, Orta Doğu ile Doğu Avrupa pazarlarında da etkiliyiz” dedi. Tüketicinin Uludağ İçecek’e güveni Ürünlerinin hiçbirinde katkı maddesi bulunmadığına dikkat çeken Kızıl, tüketicinin güvenini kazanmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Üretimin önemine işaret eden Kızıl, firmaların sadece üretmekle başarıya ulaşamayacaklarını, üretim kadar satış ve pazarlama stratejilerinin de doğru belirlenmesi gerektiğini belirtti. Kuruluşlarında 2 bin 100 kişinin istihdam edildiğine dikkat çeken Kızıl, istihdam edilen çalışanlardan bin 300’ünün ise satış ve pazarlama departmanlarında görevlendirildiğini vurguladı. Kızıl, Uludağ İçecek’i başarıya ulaştırılan etkenlerin; kaliteli ve sağlıklı üretim, ürün çeşitliliği ile ürünlerini tüketiciye hızlı ve etkin biçimde ulaştırdıkları satış-pazarlama stratejilerinin bulunduğunu da sözlerine ekledi. GESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Papatya, Uludağ İçecek Türk AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Kızıl’a konuşmasının ardından teşekkür plaketi takdim etti.

GTSO Başkanı Hamaloğlu yeni dönem için dev projeleri anlattı Haber

GTSO Başkanı Hamaloğlu yeni dönem için dev projeleri anlattı

Görev süresi boyunca sanayi, ihracat, yatırım alanları ve kentin ekonomik gelişimi gibi birçok başlıkta çalışmalar gerçekleştiren Hasan Hamaloğlu, yeni dönemde de Gemlik’in üretim ve ticaret kapasitesini artırmayı hedefleyen projeleriyle dikkat çekiyor. Hamaloğlu ve ekibinin ortaya koyduğu projeler arasında özellikle Yeşil Gıda Organize Sanayi Bölgesi ve 500 tekne kapasiteli yeni yat limanı projeleri öne çıkıyor. Yeşil Gıda Organize Sanayi Bölgesi Gemlik İçin Önemli Bir Yatırım Yeni dönemin en dikkat çeken projelerinden biri olan Yeşil Gıda Organize Sanayi Bölgesi, Gemlik ekonomisinin üretim gücünü artıracak önemli yatırımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Projeyle birlikte yaklaşık 100 işletmenin bölgede faaliyet göstermesi ve binlerce kişiye istihdam sağlanması hedefleniyor. Gıda sektöründeki işletmelerin daha modern ve planlı bir yapıda faaliyet göstermesine imkân sağlayacak projenin, Gemlik’in ekonomik çeşitliliğine ve yatırım çekme kapasitesine de katkı sunması bekleniyor. Hamaloğlu ve ekibi, bu tür projelerle yalnızca mevcut işletmelerin gelişimine değil, ilçeye yeni yatırımcıların kazandırılmasına da zemin hazırlamayı amaçlıyor. Gemlik’in Denizcilik Potansiyeline Yeni Yat Limanı Hasan Hamaloğlu’nun yeni dönem için gündeme taşıdığı bir diğer önemli proje ise Bursa Yat Limanı. Yaklaşık 500 tekne kapasitesine sahip olması planlanan yat limanı projesinin hayata geçirilmesiyle Gemlik’in denizcilik, turizm ve ticaret potansiyelinin daha etkin şekilde değerlendirilmesi hedefleniyor. Gemlik’in sahip olduğu kıyı avantajının ekonomik değere dönüştürülmesi açısından önemli görülen proje, ilçenin turizm hareketliliğine de katkı sağlayabilecek yatırımlar arasında gösteriliyor. Yat limanının yalnızca denizcilik faaliyetleri açısından değil, çevresinde oluşabilecek ticari ve turistik hareketlilik bakımından da Gemlik ekonomisine yeni bir ivme kazandırması amaçlanıyor. Yeni dönemin rengi: Beyaz liste Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerine Beyaz Liste ile hazırlanan Hasan Hamaloğlu ve ekibi, seçim çalışmalarında da proje merkezli bir yaklaşım ortaya koyuyor. "Pusulamız Beyaz, Rotamız Güçlü Gemlik" sloganıyla çalışmalarını sürdüren ekip, oda üyelerinin taleplerine çözüm üretmenin yanı sıra Gemlik’in uzun vadeli ekonomik geleceğine ilişkin hedeflerini de ortaya koyuyor. Hamaloğlu’nun yaklaşımında, yalnızca bugünün sorunlarına çözüm üretmek değil, Gemlik’in önümüzdeki yıllarda Bursa ve Türkiye ekonomisi içerisindeki konumunu güçlendirmek de önemli bir yer tutuyor. Sanayiden ihracata geniş bir vizyon Başkan Hasan Hamaloğlu’nun görev süresi boyunca yürüttüğü çalışmaların merkezinde sanayi ve ticaretin geliştirilmesi, ihracat kapasitesinin artırılması ve yeni yatırımların ilçeye kazandırılması gibi başlıklar yer aldı. Yeni dönemde de bu çalışmaların üzerine yeni projeler eklenmesi hedefleniyor. Özellikle üretim alanlarının geliştirilmesi ve yatırımcıların önünün açılması, Gemlik’in ekonomik büyümesinin sürdürülebilir hale gelmesi açısından önem taşıyor. "Güçlü Oda, Güçlü Ticaret, Güçlü Gemlik" Hasan Hamaloğlu ve ekibi, yeni dönem hedeflerini ise "Güçlü Oda, Güçlü Ticaret, Güçlü Gemlik" sloganıyla ortaya koyuyor. Geride kalan dönemde hayata geçirilen çalışmaların üzerine yeni projeler koymayı hedefleyen ekip, seçim sürecinde üyelerden yeniden destek istiyor. Projelerin merkezine Gemlik’in ekonomik gücünü artırmayı koyan Hamaloğlu, yeni dönemde de oda ile iş dünyası arasındaki iletişimi güçlendirmeyi ve üyelerin önünü açacak çalışmalar gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Gemlik’in geleceğine odaklanan seçim yarışı Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası’nda seçim süreci yaklaşırken, ortaya konulan projeler de yarışın önemli başlıklarından biri haline geliyor. Hasan Hamaloğlu ve ekibinin Yeşil Gıda Organize Sanayi Bölgesi, yeni yat limanı, yatırım alanlarının geliştirilmesi ve ticaretin güçlendirilmesine yönelik hedefleri, Gemlik’in ekonomik geleceğine ilişkin iddialı bir vizyon ortaya koyuyor. Seçim sürecinin nasıl sonuçlanacağından bağımsız olarak, Gemlik iş dünyasının önümüzdeki dönemde üretim, yatırım, istihdam ve ihracat başlıklarına daha fazla odaklanması bekleniyor.

Bursa İnegöl’de üniversiteliler için uluslararası ticarette kariyer fırsatı Haber

Bursa İnegöl’de üniversiteliler için uluslararası ticarette kariyer fırsatı

Üniversite öğrencilerinin uluslararası ticaret ve ihracat alanında mesleki bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi, sektör deneyimi kazanmaları ve istihdam edilebilirliklerinin artırılmasını hedefleyen program için başvurular 5-16 Ekim tarihleri arasından online olarak alınacak. İnegöl Belediyesi tarafından SOGEP desteğiyle hayata geçirilecek “Uluslararası Ticarette Nitelikli İşgücü Programı” için başvurular başladı. 5-9 Ekim tarihleri arasında alınacak başvurular sonrası İMİDER iş birliğiyle gerçekleştirilecek program ile üniversite öğrencilerinin uluslararası ticaret ve ihracat alanında mesleki bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi, sektör deneyimi kazanmaları ve istihdam edilebilirliklerinin artırılması hedefleniyor. Bursa Uludağ Üniversitesi İşletme ile Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Bölümü öğrencilerine yönelik olarak düzenlenecek programa toplam 30 öğrenci kabul edilecek. Başvurular https://afer.in/l/93DXTC adresinden online olarak yapılacak. 6 HAFTA, 80 SAAT EĞİTİM Programa kabul edilen öğrenciler, 31 Ekim – 13 Aralık 2026 tarihleri arasında toplam 80 saatlik eğitim programına katılacak. 6 hafta sürecek program kapsamındaki mesleki eğitimler, Bursa Uludağ Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (ULUSEM) tarafından gerçekleştirilecek. Öğrencilerin eğitimlere düzenli ve zorunlu katılım sağlaması gerekecek. Eğitimler kapsamında uluslararası ticaret ve ihracat alanına yönelik mesleki bilgiler öğrencilere aktarılırken, teorik eğitimlerin yanı sıra teknik deneyim ziyaretleri, sektör buluşmaları ve seminerler de düzenlenecek. Alanında uzman ve sektörün önde gelen isimlerinin öğrencilerle bir araya geleceği program sayesinde katılımcıların iş dünyasını yakından tanımaları ve sektörel bağlantılar kurmaları amaçlanıyor. ÜCRETSİZ EĞİTİM, SERTİFİKA VE STAJ İMKÂNI Program kapsamında öğrencilerin eğitim ücretleri BEBKA tarafından karşılanacak. Eğitimler ise İnegöl Belediye Binasında gerçekleştirilecek. Programı başarıyla tamamlayan öğrencilere sertifika verilecek. Ayrıca öğrencilerin iş hayatına geçişlerini desteklemek amacıyla ücretsiz staj imkânı ve istihdam önceliği sağlanması hedefleniyor. BAŞVURULAR 16 EKİM’DE SONA ERİYOR Programa başvurular 5 Ekim Pazartesi günü başlayıp 16 Ekim Cuma günü sona erecek. Online olarak gerçekleştirilecek başvuruların ardından adaylarla mülakat yapılacak ve programa katılmaya hak kazanan 30 öğrenci, mülakat sürecinin sonucunda belirlenecek.

HasTavuk, Suudi Arabistan'daki dev gıda fuarında Türk tavukçuluğunu temsil etti Haber

HasTavuk, Suudi Arabistan'daki dev gıda fuarında Türk tavukçuluğunu temsil etti

Gıda ve içecek sektörünün en önemli uluslararası organizasyonları arasında yer alan The Saudi Food Show 2026, Suudi Arabistan'ın Cidde kentindeki Jeddah Superdome'da kapılarını açtı. Dünyanın dört bir yanından sektör temsilcilerinin buluştuğu fuarda Türk tavukçuluk sektörünün güçlü markalarından HasTavuk, yenilikçi ürünleri ve sürdürülebilir üretim vizyonuyla dikkat çekti. 27 Eylül'de başlayan ve 29 Eylül'e kadar devam eden organizasyon, küresel gıda sektörünün liderlerini, üreticilerini ve yatırımcılarını aynı çatı altında buluşturdu. Körfez bölgesinin en büyük gıda ticaret platformlarından biri olarak gösterilen fuarda HasTavuk, ürün kalitesi ve ihracat vizyonuyla öne çıktı. Fuarda açtığı stantta yeni nesil ürünlerini ve inovatif çözümlerini sergileyen HasTavuk, ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Firma yetkilileri, sürdürülebilir gıda teknolojileri, güvenilir üretim süreçleri ve yüksek kalite standartlarıyla hazırlanan ürünler hakkında katılımcılara bilgi verdi. Uluslararası alıcılar, distribütörler ve sektör profesyonelleriyle önemli temaslar gerçekleştiren HasTavuk, fuar boyunca yeni iş birlikleri geliştirme ve ihracat ağını genişletme fırsatı yakaladı. Özellikle Körfez pazarındaki büyüme hedefleri doğrultusunda gerçekleştirilen görüşmelerin verimli geçtiği belirtildi. Küresel gıda sektörünün geleceğine yön veren trendlerin ele alındığı The Saudi Food Show 2026'da HasTavuk'un sergilediği ürünler ve yenilikçi yaklaşımı, Türk gıda sanayisinin uluslararası alandaki gücünü bir kez daha ortaya koydu. Yetkililer, fuarın hem yeni pazarlara ulaşmak hem de Türk gıda sektörünün rekabet gücünü dünyaya tanıtmak açısından önemli bir platform olduğunu ifade etti. HasTavuk'un uluslararası organizasyondaki başarılı performansı ise ziyaretçilerden tam not aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.