Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#İfade

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - İfade haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İfade haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MHK soruşturmasında tanık olarak çağrılan Süleyman Abay "Atama sistemine müdahale edildi" Haber

MHK soruşturmasında tanık olarak çağrılan Süleyman Abay "Atama sistemine müdahale edildi"

MHK soruşturması çerçevesi bilgi sahibi olarak 29 Eylül 2025 tarihinde ifadesi alınan eski hakem ve gözlemci Süleyman Abay, 2022 ve 2024 yıllarında açıklanan hakem ve gözlemci listelerinde görevden çıkarılmasıyla ilgili yaşadıklarını anlattı. Abay, 2022 yılında açıklanan listenin arka planında Ahmet Şahin’in olduğunu düşündüğünü belirterek, "Söylediğim üzere bu işlerin arka planında Ahmet Şahin’in de olduğunu düşünüyorum" dedi. Hakemliği yaş haddinden dolayı 46 yaşındayken bıraktığını belirten Abay, ardından 5 yıl hakem gözlemciliği ve 6 ay MHK üyeliği yaptığını söyleyerek, "Şu an TFF ve MHK ile herhangi bir bağım bulunmamaktadır" dedi. Hakemlik yaptığı dönemde 2015 yılında yönettiği Trabzon-Konya maçı sonrasında dönemin Trabzonspor Başkanı olan İbrahim Hacıosmanoğlu’nun görev yapan hakemlere yönelik suçlamalarda bulunduğunu anlatan Abay, yaklaşık 20 hakem ve gözlemci hakkında 2016 yılında suç duyurusunda bulunulduğunu belirtti. Abay, soruşturma sonucunda herhangi bir tespit yapılamadığının belirtildiğini ve savcılık tarafından takipsizlik kararı verildiğini ifade ederek, "Bunun üzerine aktif olarak görevimize devam ettik" dedi. "Ligler devam ederken hakem ve gözlemci listesinin değiştirilmesi talimatlara ve usullere aykırıdır" 8 Mart 2022 tarihinde dönemin MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu tarafından hakem ve gözlemci listesinin açıklandığını belirten Abay, ligler devam ettiği sırada listenin değiştirilmesinin ilk kez gerçekleşen bir durum olduğunu söyledi. Abay, söz konusu listeyi basından öğrendiğini belirterek, "Ben ve benimle birlikte görev yapan diğer hakem ve gözlemciler liste dışında kaldık ve bunun üzerine TFF Tahkim Kuruluna başvuru yaptık" dedi. 26 Mart 2022 tarihinde yapılan Tahkim Kurulu duruşmasının ardından verilen kararla haklı olduklarının tespit edildiğini belirten Abay, görevlerine iade edildiklerini söyledi. Abay, "Bunun üzerine MHK Başkanı olan Ferhat Gündoğdu yaklaşık 1-2 hafta sonra görevinden istifa ederek ayrıldı" ifadelerini kullandı. "Bu listede ismim yoktu" Abay, 2024-2025 sezonu başında 27 Temmuz 2024 tarihinde açıklanan hakem ve gözlemci listesinde isminin bulunduğunu, listenin ardından seminere katıldığını ve başarılı şekilde tamamladığını anlattı. Liglerin başlamasının ardından 28 Ağustos 2024 tarihinde ikinci bir liste yayınlandığını belirten Abay, "Daha sonrasında yine teamüllere aykırı bir şekilde 28 Ağustos 2024 tarihinde ikinci bir yeni liste yayınlandı. Bu listede ismim yoktu, görevim sonlandırılmıştı" dedi. Bunun üzerine Tahkim Kuruluna başvurduğunu ifade eden Abay, başvurusunun 4 ret, 3 onay oyuyla oy çokluğuyla reddedildiğini söyledi. Abay, kararı ifadesinin ekinde dosyaya sunacağını belirtti. Abay, konuya ilişkin davanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde devam ettiğini aktararak, 2024 yılında açıklanan listede yer alan hakem ve gözlemcilerin ortak özelliğine ilişkin değerlendirmesinde, "Bu listede bulunan hakem ve gözlemcilerin ortak özelliği 2015 yılında TFF başkanı olan İbrahim Hacısomanoğlu’nun Trabzonspor başkanlığı döneminde Trabzon maçlarında görev alan hakem ve gözlemcilerin olmasıdır" ifadelerini kullandı. "Bu işlerin arka planında Ahmet Şahin’in de olduğunu düşünüyorum" Abay, 8 Mart 2022 döneminde açıklanan listenin arka planında o dönem MHK üyesi olan ve halen Ferhat Gündoğdu’nun ekibinde yer aldığını belirttiği Ahmet Şahin’in bulunduğunu öne sürdü. Şahin’in geçen sezon ortasında istifa ederek ayrıldığını belirten Abay, "Kendisi hem 2022 yılında yapılan listede hem de bu dönem yapılan listede ismimizin olmamasının sebeplerindendir" dedi. Ahmet Şahin’in inşaat işi yaptığını ve AS İnşaat isimli firmanın sahibi olduğunu belirten Abay, "Futbol camiasında son dönemde dile getirilen ’YAPI’ kelimesinin karşılığı olarak Ahmet Şahin’in (seyahat programları, kimlerle nerelere gittiği v.b.) incelenmesi neticesinde ortaya çıkacak ilişkiler bu düzeni ortaya koyacaktır" ifadelerini kullandı. "İnsanların yönlendirmesi ile bu şekilde talimat alarak hareket ettiğini düşünüyorum" Ferhat Gündoğdu ile arasında herhangi bir şahsi husumet bulunmadığını belirten Abay, Gündoğdu’nun da kendisiyle husumeti olmadığını düşündüğünü söyledi. Abay, "Ferhat Gündoğdu ile herhangi bir şahsi husumetim olmadı. Kendisinin de benimle olmadığını düşünüyorum. Ancak insanların yönlendirmesi ile bu şekilde talimat alarak hareket ettiğini düşünüyorum" dedi. Abay, söz konusu işlemlerin arka planında Ahmet Şahin’in de olduğunu belirterek, ifadesini, "Söylediğim üzere bu işlerin arka planında Ahmet Şahin’in de olduğunu düşünüyorum" sözleriyle tamamladı.

Oyuncı Sedat Savtak: "Senaryoda ne yazıyorsa nasıl aktarmam gerekiyorsa oyunculuğumla değerlendirdim" Haber

Oyuncı Sedat Savtak: "Senaryoda ne yazıyorsa nasıl aktarmam gerekiyorsa oyunculuğumla değerlendirdim"

Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmada Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde Kazım Kaşifoğlu karakterini canlandıran Sedat Savtak'ın bilgi sahibi sıfatıyla Silivri Adliyesi'nde ifade verdi. FÖTÖ veya illegal bir yapı bağlantısı hakkında gözleminin olmadığını belirten Savtak, "Senaryoda ne yazıyorsa nasıl aktarmam gerekiyorsa ben de oyunculuğumla değerlendirdim. Öyle bir bilgilerde bize verilmez. Kurtlar Vadisi'ne tüm yüreğimle bütün yaşamışlığımla öğrendiklerimle diğer oynayan yüzlerce binlerce oyunu arkadaşlarım gibi elimizden gelen en iyi oyunculuğumuzu verdik. Sözleşme yaptığımız aşamamada rolün içeriği ya da gelişimi hakkında bilgiler almayız. Bunlar tamamen senaryo ile beraber gelişecek ve halkın izleyişi ile yazılacak. Sözleşmenin gerektirdiklerini yapmak zorundayız" dedi. Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında, o dönemde dizide rol alan oyuncularda soruşturma aşamasında bilgi sahibi olarak ifadeye çağrıldı. Çağırılan isimler arasında yer alan dizide Kazım Kaşifoğlu karakterini canlandıran Sedat Savtak savcılıkta ifade vermek üzere Silivri Adliyesi'ne geldi. Savtak verdiği ifadenin ardından adliye çıkışında basın mensuplarına açıklamada bulundu. Savtak yaptığı açıklamada, "Sayın savcımıza ifade verdim. Bir oyuncu olarak üzerime düşeni yaptım. Devletimize karşı. Merak ettiklerimiz var biliyorum ama ben şöyle özetleyeyim: Öncelikle bir oyuncu her hangi bir rolde sinema, dizi ya da tiyatro dahi olsa elbette dürüst yaklaştığı yüreğiyle, ben de bu dizeye Kurtlar Vadisi'ne tüm yüreğimle bütün yaşamışlığımla öğrendiklerimle diğer oynayan yüzlerce binlerce oyunu arkadaşlarım gibi çoğu da arkadaşım, büyüklerim, küçüklerim onlarda aynı düşüncelerle bu karakterleri canlandırdık. Elimizden gelen en iyi oyunculuğumuzu verdik. Sayın savcım gereken soruları elbette yöneltti. Ben de gereken cevapları verdim. Onunla yaptığım görüşmem onla kalacaktır" dedi. Canlandırdığı karakterin Kaşif Kozinoğlu olduğunu bilmediğini ifade eden Savtak, " Bilmiyordum. Yani böyle bir karakter, öncelikle biz zaten bizim başlangıç aşamasında sözleşme yaptığımız aşamamada rolün içeriği ya da gelişimi hakkında bilgiler almayız. Bunlar tamamen senaryo ile beraber gelişecek. Ve halkın izleyişi ile yazılacak. Sözleşmenin gerektirdikleriniz yapmak zorundayız. O sözleşmeler çok kalın olmamakla beraber düşüncel ve fikirsel ebatlarda yerli ve yeterincedir" diye konuştu. FÖTÖ veya illegal bir yapı bağlantısı hakkında gözlemi olmadığını belirten Savtak, "Hayır öyle bir gözlemim yok. Senaryoda ne yazıyorsa nasıl aktarmam gerekiyorsa ben de oyunculuğumla değerlendirdim. Öyle bir bilgilerde bize verilmez. Bir hayal gücünden midir değerlendirmiştir bunu da halkımız değerlendirmiştir" dedi.

Melih Gökçek: "Adaletten Allah’ın izniyle şahsım adına herhangi bir endişem yok" Haber

Melih Gökçek: "Adaletten Allah’ın izniyle şahsım adına herhangi bir endişem yok"

Eski Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Başkanı İbrahim Melih Gökçek, "Adaletten Allah’ın izniyle şahsım adına herhangi bir endişem yok. Niye endişem yok? Ben doğruları söyleyen insanım. Allah nasip eder, karar çıktıktan sonra Allah nasip eder karar çıktıktan sonra hepinizin televizyonlarına bol bol çıkacağım, hiç endişeniz olmasın" dedi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında eski ABB Başkanı Melih Gökçek, yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı iddialarıyla ‘şüpheli’ sıfatıyla ifade vermek üzere Ankara Adliyesi’ne geldi. Gökçek, savcılıktaki ifadesinin ardından adliye önünde açıklamalarda bulundu. Gökçek, yaklaşık 2 saat ifade verdikten sonra çıktığını kaydederek, "Şimdi burada hepiniz ’Ne dediniz?’, ’Ne söylediniz?’, ’Ne sordular?’ gibi sualler soracaksınız. Peşinen şunu söyleyeyim; ben burada savcılığa ifade verdim. Bu ifadenin biliyorsunuz gizliliği var. Dolayısıyla ’Şunu söyledim, bunu söyledim’ tarzında bir şeyi benden beklemeyin. İnşallah Allah nasip ederse bu savcılığın yaptığı araştırma, soruşturma bittikten sonra neticeyi alacağız. Ondan sonra merak etmeyin, hepinizden televizyonlarda bol bol konuşacağız. Melih Gökçek’i biliyorsunuz, öyle konuşmayan adam değildir. Çekinen adam da değildir. Hatta hepiniz bilirsiniz ki ben ısrarla rakiplerimi ekrana davet edip de getiremem. İsim vermiyorum ama kim olduğunu anlıyorsunuz; yeni bir şey olmasın diye, tartışma ortamı olmasın diye" diye konuştu. "İlk defa soruşturma geçirmiyorum" Geçmişteki yargı süreçlerini örnek gösteren Gökçek, "Şimdi ben size bir bilgi vereceğim arkadaşlar. Ben hayatımda ilk defa ifade vermiyorum, ilk defa savcılığa gelmiyorum, ilk defa soruşturma geçirmiyorum. Üç bölüm halinde anlatacağım bunu" ifadelerini kullandı. "Tam 500 tane soruşturma ve inceleme geçirdim" Belediye başkanlığının ilk yıllarını ve muhalefet dönemini aktaran Gökçek, "Birinci ben Belediye Başkanlığına ilk olarak 94’te seçildim. 94’ten itibaren yaklaşık 9 yıl muhalefette belediye başkanlığı yaptım muhalefette. Muhalefet beni didik didik etti. Tam 500 tane soruşturma ve inceleme geçirdim, 500 tane. Ve bunların hepsine ifade verdim. Düşünebiliyor musunuz; SHP iktidarı, düşünebiliyor musunuz; DSP iktidarı, düşünebiliyor musunuz; ANAP iktidarı. Benden her şeyi sordu, sormadığı şey kalmadı. Hani meşhur bir laf vardır; ’Bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın, üçüncüsünde yakalanırsın’ ama ben 500 sefer sıçradım ve hepsinden istisnasız takipsizlik aldım. Beni yakalayamadılar. Ha, gözaltına bile aldılar mı? Aldılar, 98’de hatırlarsınız. Bu birinci dönem" ifadelerine yer verdi. "Allah’a hamdolsun, o dönemde de bir şey çıkmadı" AK Parti ve Refah Partisi dönemindeki denetimlere değinen Gökçek, "İkinci dönem hangi dönem? Refah Partisi iktidarı dönemi, AK Parti iktidarı dönemi. ’E, Melih Gökçek; sen bu iktidar döneminde soruşturma geçirmedin mi, inceleme geçirmedin mi?’ Yani rakamı şu anda net veremiyorum, yanlış söylerim çünkü saymadım onları. Ama minimum 100 tane soruşturma ve inceleme de AK Parti iktidarında ve Refah Partisi iktidarında geçirdim, geçirdim yani bunları. Ve verdiğim ifadeler Savcılıklarda ve İçişleri Bakanlığında hepsi durur. Bunu bilesiniz yani. Bu ikinci dönem. Allah’a hamdolsun, o dönemde de bir şey çıkmadı" şeklinde konuştu. "Ben kaç defa Mansur’u ekrana davet ettim, geldiğini gördünüz mü" Mansur Yavaş dönemindeki soruşturma iddialarına yanıt veren Gökçek, şöyle konuştu: "Peki üçüncü dönem ne? Üçüncü dönem Mansur Yavaş dönemi. Bir kere peşinen şunu söyleyeyim; İnsafsızca diyorlar ki ’Melih Gökçek hakkında 100 tane soruşturma açıldı’ Bazen 96’ya, 94’e düşüyorlar falan. Ben öyle bir soruşturma benim hakkımda açılmadı, bu yalan! Bunu söyleyenler yalan söyleyerek, medyada yer verenler yalana iltifat ediyor. İltifat etmeyin. Ben toplam 25 tane inceleme ve soruşturma geçirdim. Bunun 21 tanesi bitti, 4 tanesinin neticesi bana gelmedi. Ama 21 tanesi bitti. Biten soruşturmaların bir kısmı İçişleri Bakanlığında, bir kısmı da savcılıklarda oldu. Ve bu soruşturmalar yapılırken bilirkişi raporları alındı, hepsinde benim ifadem alındı. Mansur Yavaş ’Efendim ifade vermeye bile gitmedi’ diyerek yalan söyleyerek, yalan söylüyor. Ben kaç defa Mansur’u ekrana davet ettim, geldiğini gördünüz mü? En az 100 kere! Geldiğini gördünüz mü? Gelmedi. Niye? Haklıysan niye gelmiyorsun, gel tartışalım. Aslına bakarsanız çocuklar şunu söyleyim; en büyük hakem kimdir biliyor musunuz? Vatandaş. Yani sizin bizi ekrana çıkarttığınız zaman, bizi dinledikleri zaman onlar. Yani ekrana çıkmaktan kim korkar? Haklı olmayan insan korkar, bunu bilesiniz. Mansur Yavaş döneminde 21 tane soruşturmam bitti Savcılıklarda ve İçişleri Bakanlığında. Biten bu soruşturmaların hepsine istisnasız Mansur Yavaş itiraz ettirdi. Nereye? Danıştaya. İçişlerinden gelenler Danıştaya gider biliyorsunuz. Savcılıklardan gelen kararlar için de bir üst mahkemeye itiraz ettiler. O 21 tane üst mahkeme ve Danıştayda da benim lehime onaylandı, onaylandı." "21 defa ben de Mansur Yavaş’ın metoduyla savcılığa ve içişlerine ifade verdim" Eski ve yeni yönetim arasındaki soruşturma süreçlerini karşılaştıran Gökçek, "Şimdi bakın size bir şey söyleyeceğim. Herkes elini vicdanına koysun ve şunu düşünsün: Mansur Yavaş ekranlarda en az 3-4 kez söyledi; ’Ben’ dedi, ’109 tane soruşturma geçirdim, 101 tanesinden takipsizlik aldım. Hatta beni çağırmadılar bile’ dedi. Şimdi bir sual, ta 109 tane soruşturma geçiriyorsun, 101 tanesinden takipsizlik alıyorsun ve senin için bu adalet oluyor. Güzel, tebrik ediyorum. Ama benim için ne diyor? ’Melih Gökçek yargılanmadı.’ Doğru değil. 21 defa ben de aynen kendisinin metoduyla savcılığa ve İçişlerine ifade verdim. Ama benim buralardan takipsizlik almam yasal olmuyor. Bu nasıl iş? Kendisi alınca oluyor, ben alınca olmuyor. Böyle bir şey olabilir mi yani" açıklamasında bulundu. "Adaletten Allah’ın izniyle şahsım adına herhangi bir endişem yok" Adalete güvendiğini ve ilerleyen günlerde televizyon programlarına katılacağını vurgulayan Gökçek, "Benim ifade vermediğim konu yoktur arkadaşlar, ben hepsine verdim. Şimdi Allah nasip ederse önümüzdeki günlerde buranın kararı çıkacak, ben de merakla bekliyorum. Adaletten Allah’ın izniyle şahsım adına herhangi bir endişem yok. Niye endişem yok? Ben doğruları söyleyen insanım. Allah nasip eder, karar çıktıktan sonra Allah nasip eder karar çıktıktan sonra hepinizin televizyonlarına bol bol çıkacağım, hiç endişeniz olmasın. Melih Gökçek’in hayatta televizyonlarda tartışmaktan çekindiği vaki midir? Hiç duydunuz mu, gördünüz mü? Allah’ın izniyle yine çıkacağım" ifadelerini kullandı. "Hepinizin televizyonlarında her konuya her türlü savunmayı, açıklamayı yaparım" Son olarak basın mensuplarının soru sormak istemesi üzerine Gökçek, "Şimdi konu hakkında herhangi bir bilgi vermem ve bir başka konuyu buraya dahil etmek suretiyle konuyu başka tarafa çekmek, tartışmak istemem. Bırak ya ben gazeteciyim, sorma sorma. Soru almıyorum, soru almıyorum. Ben de sana cevap veriyorum, diyorum ki. İnşallah bu soruşturma bitsin, televizyonlarda, hepinizin televizyonlarında her konuya her türlü savunmayı, açıklamayı yaparım. Hepinize saygılar sunuyorum, Allah’a emanet olun" dedi. Gazeteci Murat Ağırel tanık olarak ifade verdi Soruşturma kapsamında gazeteci Murat Ağırel de ‘tanık’ sıfatıyla savcılığa ifade verdi. Ağırel, elinde bulunduğunu belirttiği bilgileri ve belgeleri savcılığa sunduğunu açıklamıştı. Ağırel’in gündeme getirdiği iddiaların merkezinde ise Almanya’nın Düsseldorf kentinde ‘HAMAG’ isimli bir şirket kurulduğu yönündeki bilgiler yer almıştı. Ağırel, söz konusu şirketin Melih Gökçek, oğlu Ahmet Gökçek ve eşi Hülya Gökçek ile bağlantılı olduğunu ileri sürmüştü. Soruşturma kapsamında söz konusu iddiaların ve sunulan bilgi ve belgelerin incelendiği de ayrıca belirtildi.

Güllü’nün ölümünde yeni görüntü Haber

Güllü’nün ölümünde yeni görüntü

"Güllü" olarak tanınan sanatçı Gül Tut’un geçen yıl Yalova’nın Çınarcık ilçesindeki evinin penceresinden düşerek yaşamını yitirmesine ilişkin soruşturmada yeni bir görüntü ortaya çıktı. Olay sırasında evde bulunan Sultan Nur Ulu’nun, Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifade sırasında Gül Tut’un pencereden nasıl atıldığını hareketleriyle canlandırdığı görüntüler dava dosyasına girdi. Ulu’nun canlandırmada, Tuğyan Ülkem Gülter’in annesine arkadan nasıl yaklaştığını, kalça alt kısmından nasıl kavradığını ve pencereden aşağıya attığını öne sürdüğü hareketleri gösterdiği görüldü. 26 Eylül 2025 tarihinde Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi Vali Akı Caddesi’ndeki apartmanın 5. katındaki kapalı terasta Güllü, kızı ve arkadaşıyla eğlendiği sırada pencereden düşerek hayatını kaybetti. "Güllü" adıyla tanınan ünlü sanatçı Gül Tut’un ölümüyle ilgili Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma kapsamında kızı Tuğyan Ülkem Gülter tutuklanmıştı. Soruşturmayla ilgili yeni bir görüntü ortaya çıktı. Olay sırasında evde bulunan Nur Sultan Ulu, Güllü’nün nasıl atıldığını hareketleriyle gösterdi. İddianamede Sultan Nur Ulu’nun soruşturmanın ilerleyen aşamasında verdiği ifadeye geniş yer verildi. Ulu, olay sırasında Gül Tut’un pencerenin önünde yüzü dışarıya dönük şekilde bulunduğunu, Tuğyan Ülkem Gülter’in ise annesine yaklaştığını söyledi. Sultan Nur Ulu, Tuğyan’ın Gül Tut’un arkasına geçtiğini, "kalçasının altından bacaklarına doğru sarılarak hafif kendisine, hafif yukarıya doğru çektiğini" gördüğünü ve ardından Gül Tut’un pencereden aşağıya atıldığını öne sürdü. Ulu’nun savcılıkta verdiği ifade sırasında söz konusu hareketleri yeniden gösterdiği ve canlandırmanın kayıt altına alındığı belirtildi.

Farah Zeynep Abdullah’ın Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturmasındaki ifadesi ortaya çıktı Haber

Farah Zeynep Abdullah’ın Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturmasındaki ifadesi ortaya çıktı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturması kapsamında savcılıkta ifade veren Farah, deprem döneminde Ahbap Derneği’nin çalışmalarına katılmadığını, derneğin faaliyetlerinin etki alanını genişletecek herhangi bir açıklamada bulunmadığını belirtti. Farah, "Ben yalnızca Babala TV’de sabahlara kadar telefon görüşmeleri yaparak yardımlar için bir koordinasyon sağlamaya çalıştım. Bunu da son derece iyi niyetlerle yürüttüm. Faydalı olduğumu da düşünüyorum" dedi. "Kamuoyuna yansıyan kısmından çok daha derin ve büyük sorunlar olduğunu öğrendim" Soruşturmaya konu olayları önce medya üzerinden takip ettiğini belirten Farah, Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı müracaatın ardından olayın kamuoyuna yansıyan kısmından daha kapsamlı olduğunu öğrendiğini söyledi. Farah ifadesinde, "Olan biteni önce medya üzerinden kendi imkanlarımla takip ettim. Şimdi de Cumhuriyet Başsavcılığınıza bizzat müracaat etmem üzerine kamuoyuna yansıyan kısmından çok daha derin ve büyük sorunlar olduğunu öğrenmiş bulunuyorum. Bu durum benim üzüntümü ve hayal kırıklığımı daha da arttırdı" ifadelerini kullandı. "Derneğin faaliyetlerinin etki alanını genişletecek herhangi bir açıklamada bulunmadım" Deprem döneminde derneğin çalışmalarına katılmadığını belirten Farah, "Ben zaten o dönem dernekle ilgili olan çalışmalara katılmadım. Derneğin faaliyetlerinin etki alanını genişletecek herhangi bir açıklamada da bulunmadım" dedi. O dönemde doğrudan bağış toplanması konusunda mesafeli olduğunu belirten Farah, depremzedelere karşı sosyal sorumluluk bilinciyle hareket ettiğini ifade ederek, "İç dünyamda yaşanan felaket üzerine doğrudan bağış toplanmasını da tam olarak bir yere oturtamamıştım. O yüzden yapılan çalışmalara çok mesafeli yaklaşmıştım ancak elbette ki yaşanan felaket üzerine bir sosyal sorumluluğum olduğunun bilincindeydim" ifadelerini kullandı. "Ahbap Derneği ile koordineli herhangi bir faaliyetim olmadı" Depremzedelerle doğrudan iletişim kurduğunu anlatan Farah, bu çalışmalarını kendi imkanlarıyla yürüttüğünü belirtti. Farah, "Bu bilinçle doğrudan depremzedelerle iletişimler kurdum. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Yaptığımı da düşünüyorum" dedi. Ahbap Derneği ile herhangi bir koordinasyon içinde olmadığını ifade eden Farah, "Ahbap Derneği ile koordineli bir şekilde herhangi bir faaliyetim de olmadı" diye konuştu. "Babala TV’de sabahlara kadar telefon görüşmeleri yaptım" Farah, deprem döneminde yaptığı çalışmalara ilişkin ise "Ben yalnızca Babala TV’de sabahlara kadar telefon görüşmeleri yaparak yardımlar için bir koordinasyon sağlamaya çalıştım. Bunu da son derece iyi niyetlerle yürüttüm. Faydalı olduğumu da düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Bağışların yerli yerinde kullanıldığını öğrenip mutlu olmayı dilerdim" Soruşturmaya konu iddialardan duyduğu üzüntüyü de dile getiren Farah, depremzedeler için toplanan bağışların amacına uygun şekilde kullanıldığını görmek istediğini söyledi. Farah, "Şu anda o dönem bir yaraya merhem olmak için toplanılmış olan bağışların yerli yerinde ve tam ihtiyaç giderici olarak kullanıldığını öğrenip mutlu olmayı dilerdim. Bununla gururlanmak isterdim ancak durumun tam aksi olduğunu, en azından iddiaların bu yönde olduğunu görmek benim için üzücüdür" dedi.

Berna Laçin'in savcılık ifadesi ortaya çıktı: "Yardımları amacının dışında kullanan herkes için hak ettiği cezayı almasını istiyorum" Haber

Berna Laçin'in savcılık ifadesi ortaya çıktı: "Yardımları amacının dışında kullanan herkes için hak ettiği cezayı almasını istiyorum"

"Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturması kapsamında ifade veren oyuncu Berna Laçin, "Deprem bölgelerinde tanıdığım ve irtibatta olduğu kişiler aracılığı ile yardım malzemesi gönderiyordum. O dönem bölgede çalışan birçok kurum ve derneğe bu şekilde yardım gönderdiğim olmuştur. Bu yardımlar içerisinde kendi şahsına menfaat temin eden veya yardımları amacının dışında kullanan herkes için hak ettiği cezayı almasını istiyorum" dedi. Oyuncu Berna Laçin’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturması kapsamında verdiği ifade ortaya çıktı. "Kişi olarak Haluk Levent'in kendisine duyduğum güven ya da güvensizlik söz konusu değildi" Berna Laçin ifadesinde, "Ahbap Derneği başkanı Haluk Levent'i uzun yıllardan beri ismen tanırım. Ancak kendisi ile yaklaşık 20 yıldır herhangi bir irtibatımız olmamıştır. Yine bahse konu dernek yönetici veya üyeleri ile de herhangi bir irtibatım yoktur. Deprem felaketi döneminde bölgeye elimden geldiğince yardımda bulunmaya çalıştım. Bu yardım faaliyetlerini nakit para olarak değil, doğrudan fiziki olarak ihtiyaç duyulan şey her ne ise onu temin ederek gidermeye çalışmak oldu. Deprem bölgelerinde tanıdığım ve irtibatta olduğu kişiler aracılığı ile yardım malzemesi gönderiyordum. O dönem bölgede çalışan birçok kurum ve derneğe bu şekilde yardım gönderdiğim olmuştur. Herhangi bir şekilde para gönderiminde bulunmadığım gibi başkasının para göndermesi için de telkinde bulunmadım. Nitekim geçmişten günümüzü yapılacak yardımların bu hali ile yapılması gerektiğini düşünüyorum. Deprem dönemi twitter hesabı üzerinden yapmış olduğum paylaşım bana aittir. Bu paylaşım içeriğinde yukarıda belirttiğim üzere bölgede çalışan dernek olması sebebi ile yiyecek, giyecek veya benzeri ihtiyaçlar yönünden yardımda bulunulması gerektiğini belirttim. Ayrıca bölgeye giden kişilerin de bu yönde yetkin ve organize bir şekilde girilmesi gerektiğini aksi takdirde bölgede çalışanlara ayak bağı olacağını ifade ettim. Ayrıca pek çok dernek ve şirketin de bölgeye yardımda bulunması amacı ile çalıştım. Ahbap Derneği bölgede çalışmakla birlikte gerek sosyal medyada gerek televizyonda yardım faaliyetinde bulunan bir dernek olarak görünüyordu. Nitekim kamu kurumları ile birlikte hareket edip kamu kurumlarında yönetici olarak bulunan kişiler ile de birlikte hareket etmesi ve hatta ödüllendirilmesi sebebi ile derneğe yardımda bulunmak istiyordum. Ancak kişi olarak Haluk Levent'in kendisine duyduğum güven ya da güvensizlik söz konusu değildi" dedi. "Yardımları amacının dışında kullanan herkes için hak ettiği cezayı almasını istiyorum" Laçin, "10 Şubat 2023 tarihinde yapmış olduğum bir paylaşımda ‘Keşanlı Ali destanını tekrar yaşamayalım’ şeklide tweet attım. Bunu atma sebebim de kişilerin temsil ettikleri kurum veya derneklerin önüne geçmesinin tehlikeli olacağını düşündüğüm için bu paylaşımı yaptım. Depremzedeler için toplanan yardımların çok değerli olduğunu düşünüyorum. Bu yardımlar içerisinde kendi şahsına menfaat temin eden veya yardımları amacının dışında kullanan herkes için hak ettiği cezayı almasını istiyorum. Anlatacaklarım bunlardan ibarettir" şeklinde ifade verdi.

Eda Ece: "Şevval Sam bizi Haluk Levent'e karşı kati şekilde uyardı" Haber

Eda Ece: "Şevval Sam bizi Haluk Levent'e karşı kati şekilde uyardı"

Oyuncu Eda Ece’nin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturması kapsamında verdiği ifade ortaya çıktı. Ece ifadesinde, "Şevval Sam bizi Haluk Levent'e karşı kati şekilde uyardı. Haluk Levent'in geçmişi nedeniyle ona güvenemeyeceğimizi söyledi. Ben daha önceden Haluk Levent ile tanışmıyordum. Deprem sürecinde ve sonrasında da hiç irtibata geçmedik. Bana sorduğunuz ‘deprem bölgesinde yapılan şeyi başkaları yapıyor sandılar, sandıktan onu anladık’ anlamına gelen sözleri ödül töreninde söylemiştim. Sözlerim nedeniyle defalarca özür diledim. Haddini aşan bu ifadeleri kullanmamalıydım. Çok pişmanım ve özür diliyorum. Ben AHBAP'a ve Haluk Levent'e hiç yardım etmedim ancak sandıkla alakalı hadsiz sözlerim için tekrar özür dilerim, çok pişmanım" dedi. Eda Ece’nin ifadesi esnasında iki kez ağladığı da tutanağa kaydedildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturması sürüyor. Bu kapsamda ifadeye çağırılan oyuncu Eda Ece’nin beyanları ortaya çıktı. "Şevval Sam bizi Haluk Levent'e karşı kati şekilde uyardı" Eda Ece ifadesinde "Ben uzun yıllardır televizyon sektöründe çalışıyorum. 2023 yılının Şubat ayında yaşanan büyük depremlerde İstanbul'da dizi çekimlerindeydik. Televizyon yapımlarından ekmek yediğimiz için insanlara karşı manevi olarak borçlu hissettik. Bu nedenle ekip olarak depremzedelere yardım etmek istedik. Sette birlikte çalıştığımız rol arkadaşım Şevval Sam bizi Haluk Levent'e karşı kati şekilde uyardı. Haluk Levent'in geçmişi nedeniyle ona güvenemeyeceğimizi söyledi. Ben daha önceden Haluk Levent ile tanışmıyordum. Deprem sürecinde ve sonrasında da hiç irtibata geçmedik. Yüz yüze hiç gelmedik. Bende numarası dahi yoktur. Biz yalnızca dizi ekibi olarak kendi organize ettiğimiz yardımları deprem bölgesine tır ile gönderdik. Sosyal medyadan tespit edebildiğimiz oyuncak kıyafet gibi ihtiyaçları bireysel inisiyatif ile paketleyip yardımcı olmak istedik. Yine İstanbul'a getirilen Darülaceze'deki çocuklarla bir araya geldik. Adana ve Ankara'daki depremzede hastaları hastanede ziyaret ettik. Bunların hiçbirine basını çağırmadık ve hiçbir dernekle gitmedik. Yalnızca depremzedelerin acılarını paylaşabilmek için birlikte durmak istedik. Çünkü deprem sürecinde çok büyük acılar yaşandı. Hastanede kolsuz, bacaksız insanlar gördüm. Küçük çocuklar dahi organlarını kaybetmişti" dedi. Eda Ece’nin ağladığı ifade tutanağına geçti Eda Ece’nin ifadesi esnasında ağladığı ifade tutanağına geçti. Ardından devam eden Eda Ece, "Bu kadar büyük acı varken toplanan yardım paralarının usulsüzlük için kullanılmasına inanamıyorum. Şevval Sam bizi Haluk Levent'in kötü niyetinden korumuş, çünkü birçok ünlü gibi bizde deprem sırasındaki yardım motivasyonumuzu AHBAP'a yönlendirebilirdik. Ancak biz set olarak AHBAP'ı öyle bir yok saydık ki nerede konumlandığını bile sorgulamadık. Devlet kurumlarının rakibi olarak parlatılmaya çalışıldıysa benim bununla alakalı bilgim yoktur. Bizim için hep şüpheliydi. Kamuoyunda Kızılay ve AFAD'a rakip algısı yerleşmiş olabilir. Ben yalnızca ATV'de yayınlanan AFAD'ın bağış programına katıldım. İçişleri Bakanlığı tarafından aranıp davet edilmiştim. Bu programda saçımı yapmamıştım. Ve makyajsızdım. Bu nedenle acıyı sahiplendiğim ve asıl toplumun benimsediği ünlü olduğum şeklinde yorumlar yapılmıştı. Bana sorduğunuz ‘Deprem bölgesinde yapılan şeyi başkaları yapıyor sandılar, sandıktan onu anladık’ anlamına gelen sözleri ödül töreninde söylemiştim. Haziran 2023'te İstanbul'da yapılan ödül töreninde Şubat ayı dergi kapağı ünlüsü seçilmiştim. Beni Şubat ayına seçmelerinin sebebini deprem sürecindeki duyarlılığım olarak düşünmüştüm. Depremden sonra ilk kez saçımı ve makyajımı yapıp toparlanmış hissederek sahneye çıktım. Stil ödülü alırken dahi depremden bahsettim. Konuşmamın tamamı yayınlanmıştı. Ancak konuşmamın sonundaki haddini aşan şakam cımbızlanarak tüm deprem sürecindeki yaptıklarım silinmek istendi. Ödül töreninin neşesini deprem konusu ile bozduğumu düşünüp ağırlık hissettim. Bu nedenle duygusal konuşmamı bir şaka ile bitirmek istedim. Sektörde şakacılığımla bilinirim. Ancak hala neden böyle bir söz söylediğimi anlayamıyorum. Zaten konuşmamın devamında bir hafta sonra düğünüm var gibi saçmalamaya devam etmişim. Bu kadar büyüyebileceğini aklımın ucundan dahi geçirmedim. Asıl üzüldüğüm husus depremzedelerin bana alınmış olmasıdır. En büyük pişmanlığım budur. Uzun süre depremzedelerden aldığım kardeşlik övgüsünü kaybettiğimi düşündüm" dedi. "Haluk Levent'e hiç yardım etmedim ancak sandıkla alakalı hadsiz sözlerim için tekrar özür dilerim, çok pişmanım" Eda Ece’nin ardından yeniden ağladığı ifade tutanağına geçti. İfadesine devam eden Ece "Konuşmamdan bir hafta sonra özür yazısı paylaştım. Ancak toplumda bir karşılığı olmadı. 2023 Haziran'da evlendim, Temmuz'da kızıma hamile kaldım. Geçen bu 3 senelik süreçte sessizce yorumları okudum ve medyada iş yapmadım. Hamile olmama ve ekranda görünmememe rağmen linç devam etti. Sözlerim nedeniyle defalarca özür diledim. Haddini aşan bu ifadeleri kullanmamalıydım. Çok pişmanım ve özür diliyorum. AHBAP soruşturması açılınca insanlar Haluk Levent'e ve AHBAP'a yardım ettiğimi söyleyerek tutuklanmamı isteyen tweetler attılar. Bende bunun üzerine geçen hafta 5 sayfalık özür metni paylaştım. Yapımcılar ya da avukatlara danışmadım. Yalnızca içimden gelenleri içtenlikle söyledim. Keşke zaman makinesi olsa ve söylediklerimi geri alabilsem. Beni ifadeye çağırdığınız için teşekkür ederim çünkü uzun zamandır kendimi ifade etmek istiyorum. Ben AHBAP'a ve Haluk Levent'e hiç yardım etmedim ancak sandıkla alakalı hadsiz sözlerim için tekrar özür dilerim, çok pişmanım" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.