Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#İbb

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - İbb haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İbb haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İmamoğlu duruşmasında iş adamı Remzi Baka İBB Hukuk Müşaviri İbrahim Bülbüllü’ye 380 milyon TL verdiğini anlattı Haber

İmamoğlu duruşmasında iş adamı Remzi Baka İBB Hukuk Müşaviri İbrahim Bülbüllü’ye 380 milyon TL verdiğini anlattı

Baka, iddianamede yer alan etkin pişmanlık ifadesinde 2021 yılı haziran ayında İBB Hukuk Müşaviri firari sanık İbrahim Bülbüllü’nün İBB üst yönetimin kararıyla büyük çaplı iş yapan firmalardan sisteme katkıda bulunup destek olmaları gerektiğini, ihalelerden yüzde 10 pay verilmesi gerektiğini söylemesi üzerine işlerinin zora gireceğini düşünerek tekliflerini kabul ettiğini anlatmıştı. Baka farklı zamanlarda toplamda 380 milyon lirayı İbrahim Bülbüllü’ ye ödemek zorunda kaldığını belirtmiş ve ödeme miktarları ile ödeme tarihlerini dosyaya ibraz etmişti. Baka iddianamede yer alan ifadesinde "2021 yılı haziran ayında İbrahim Bülbüllü beni aradı. İBB olarak kreş yaptırdıklarını, bu kapsamda müteahhitlerden ricada bulunup destek istediklerini söyleyerek benden kreş için para vermemi talep etti. Kendisine ne kadara mal olduğunu sorduğumda bana yaklaşık 5 milyon TL civarında maliyeti olacağını söyledi. Teklifini kabul ettikten kısa bir süre sonra şu an hatırlamadığım numaradan biri aradı. Bülbüllü’nün kreş yapımı için kendisini yönlendirdiğini söyledi. Bunun üzerine şahsı ofisime davet ettim. Verdiği banka hesabına 1 milyon 500 bin TL havale ettim. Bunun dışında 1 milyon 500 bin TL, 1 milyon 500 bin TL, 1 milyon 400 bin TL bedelli olmak üzere 3 adet çek verdim" ifadelerini kullanmıştı. 5 milyon çek duruşmada soruldu Duruşmada Savcı’nın "Savcılıkta birtakım beyanlarda bulunmuşsunuz. Bu Adem Soytekin’in şirketine verilen çek meselesi var, 5 milyon TL civarı. Bu ne ilişkisi" sorusunu sordu. Baka "Kreş yapımı için verdik" dedi. Savcının "Kreş yapımını sizden kim istedi?" sorusuna Baka "İbrahim Bülbüllü" yanıtını verdi. Savcı ardından "Peki bu çek, kreş neye karşılık yaptınız. Niye talep edildi sizden." diye sordu. Baka "O tarihlerde yardım maksatlı, biz de iş yapıyorduk Büyükşehir Belediyesinde. O dönem yardım maksatlı yaptık" yanıtını verdi. "Üst yönetimden kasıt belediye başkanıdır" Savcı ardından "İfadenizde demişsiniz ‘talepleri kabul etmemem halinde firmanın bana zorluk çıkaracağını biliyorum’ şeklinde beyanınız var, doğru mu" sorusunu sordu. Sanık Baka "Doğrudur" şeklinde cevap verdi. Savcı ardından "İbrahim Bülbüllü’den bahsetmişsiniz verilen bir para söz konusu, 380 milyon TL. Bu süreç nasıl gerçekleşti, neye karşılık verildi, hangi şartlarda alındı" şeklinde soru sordu. Baka "O tarihte yaptığımız işler için" cevabını verdi. Savcının "Hangi işler Hangi işler aldınız Büyükşehir’den" sorusuna Baka "Aldığımız ihaleler vardı, bunlarla ilgili" cevabını verdi. Savcı ardından "Bu talepler kim adına yapıldı İbrahim Bülbül tarafından" sorusunu sordu. Baka "Üst yönetim adına talep edilmişti" şeklinde cevap verdi. Savcı ardından "Üst yönetimden kasıt kim peki" sorusunu sordu. Baka "Üst yönetimden kasıt belediye başkanıdır, yöneticiler olabilir. Üst yönetim demişti" cevabını verdi.

Avcılar’da 2019 depreminde hasar aldığı gerekçesiyle İBB tarafından yıktırılan Hacı Ahmet Tükenmez Camii 7 yıldır yapılmadı Haber

Avcılar’da 2019 depreminde hasar aldığı gerekçesiyle İBB tarafından yıktırılan Hacı Ahmet Tükenmez Camii 7 yıldır yapılmadı

26 Eylül 2019 tarihinde Marmara Denizi’nde meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki depremde Avcılar’daki Hacı Ahmet Tükenmez Camii’nin minaresi yıkılmıştı. Alınan karot örneklerinin ardından ağır hasarlı olduğu belirtilen cami, belediye meclisinin kararı ile yıktırılmıştı. E-5 Avcılar Metrobüs istasyonu yakınındaki cami alanının çevresi İBB ekipleri tarafından ‘Hacı Ahmet Tükenmez Camii İnşaatı’ yazıları ve maket fotoğrafları ile çevrilirken, ancak cami inşaatı 7 yıldır başlamadı. Dönemin İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2023 yılında seçim çalışmaları kapsamında ziyaret ettiği Avcılar’da hasarlı olduğu için yıktırılan Hacı Ahmet Tükenmez Camii’nin inşasına seçimden sonra başlanacağını kamuoyuna duyurmuştu. "Vatandaş bekliyor" Avcılar’da yaşayan bir vatandaş, 7 yıldır yapılmayan Hacı Ahmet Tükenmez Camii ile ilgili, "Evet, camiyi çok iyi hatırlıyorum. Çok namaz kıldım orada. Depremde yıkıldı, sonra yeniden yapılmadı. Avcılar’da aşağıda namaz kılacak cami var. Buradaki camiyi de yapın. Daha ne diyeyim yani. Vatandaş bekliyor. Fıstık gibi camimiz vardı tam E-5’in yanında" dedi. "Uzun süre geçti" Caminin yıkılmasının üzerinden uzun bir süre geçtiğini ifade eden bir vatandaş ise, "Yapılmadı ama belediye takip ediyor herhalde. Herhalde bir 6 yıl geçmiştir. Burada herkes alışmıştı. Olması gereken bir şey. Burayı da tahsis etmişler. Herhalde sırasının gelmesini bekliyor. Uzun süre geçti ama şu an Avcılar zaten şantiye gibi. Buna da ancak sıra gelir" diye konuştu.

Bahçelievler Belediyesi’nden öğrencilere eğitim boyunca ücretsiz ulaşım Haber

Bahçelievler Belediyesi’nden öğrencilere eğitim boyunca ücretsiz ulaşım

Siyasette günü kurtaran hamleler ve geçici projeler yerine kalıcı eserler ortaya koyan Bahçelievler Belediyesi, eğitime ve gençlere verdiği desteği her alanda kanıtlamaya devam ediyor. Son dönemde bazı yerel yöneticilerin sadece bir aylık süreyle sınırlı tuttuğu ve siyasi bir kampanya olarak öne sürdüğü indirim girişimlerine karşılık, Bahçelievler Belediyesi'nin hayata geçirdiği kalıcı hizmet, yerel yönetim vizyonundaki farkı gözler önüne seriyor. Eğitimde siyaset değil, eser siyaseti Bahçelievler Belediyesi’nin hayata geçirdiği uygulama sayesinde, ilçede ikamet eden ve Türkiye’nin neresinde olursa olsun üniversite eğitimi gören öğrenciler, aylık ulaşım abonman ücreti derdinden tamamen kurtulmuş durumda. Geçici algı operasyonları ve kısa süreli seçim yatırımlarıyla öğrencilerin karşısına çıkanların aksine, Bahçelievler Belediyesi gençlerin bütçesine yıl boyunca destek veriyor. "2019'dan bugüne ulaşıma yüzde bin 515 oranında zam yaptınız" Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır, "Biz İstanbul’daki gençlerimizin ulaşım hakkından söz ediyoruz. Gençlerin eğitim hayatını kolaylaştırmak, onların bütçesine destek olmak bizim sorumluluğumuzdur. Ancak diğer tarafta, ‘Ulaşımı ucuzlatacağız, öğrencilerimize ücretsiz hale getireceğiz’ vaadiyle göreve gelen İBB yönetiminin 2019’dan bu yana ulaşım tarifelerinde yaptığı artışlar da kamuoyunun malumudur. 2019'dan bugüne ulaşıma yüzde bin 515 oranında zam yaptınız Göreve geldiklerinden bu yana ulaşıma yüzde bin 515 oranında zam yaptınız. Ulaşım ücretlerinin bu kadar yükseklere çıkmaması ve öğrencilerin ezilmemesi için AK Parti grubu olarak bizler yüzde 40 indirim hakkını önerdik. Ancak yıllardır uyguladığınız veto kararlarına ve ısrarlı çağrılarımıza rağmen bu haklı talebi uygulamıyorsunuz" ifadelerini kullandı. İstanbul’a yeni bir kavram hediye ettiniz: ÖYT (Öğrencilikte Yaşa Takılanlar) İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin öğrencileri mağdur ettiğini ifade eden Bahadır, "İBB yönetimi sadece zamlarla değil, çıkardığı engellerle de öğrencileri mağdur etmeye devam ediyor. İstanbul'da öyle bir yönetim anlayışı var ki, öğrencilere yeni bir kavram kazandırdınız: ÖYT - Öğrencilikte Yaşa Takılanlar! Maalesef hâlâ 30 yaş üstündeki öğrenci arkadaşlarımız İBB’nin katı kuralları yüzünden ulaşım indiriminden faydalanamıyorlar" dedi.

Ekrem İmamoğlu: "Yanlışlıkla belediyenin sisteminden benzin almışız" Haber

Ekrem İmamoğlu: "Yanlışlıkla belediyenin sisteminden benzin almışız"

Ekrem İmamoğlu ve diğer 11 sanığın Beylikdüzü Belediyesi başkanlığı döneminde kendi şirketine ait aracı başkanlık makam aracı olarak kullanıp masraflarını belediyeye karşılattığı iddiasıyla görevi kötüye kullanma suçundan açılan davasının görülmesine başlandı. Duruşmada savunma yapan Ekrem İmamoğlu "O dönem 3 bin dolara tekabül eden bir aracın kiralanması yerine, ‘bu arabadan bende de var ben bunu kullanmaya devam edeyim' dedim. Benim aracım varsa milletin parasını neden makama hizmet aracına harcayayım diyerek bir işlem yürütüldü. Yanlışlıkla belediyenin sisteminden benzin almışız, o para geri yatırıldı. Belgesi size mutlaka ulaşacaktır. Kamuya ait kamu tarafından kiralanmış bir makam aracının, rakamını yüksek bulduğum için, o aracın yerine kendi arabamı kullanma meselesi" dedi. Tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediyesi başkanlığı döneminde kendi şirketine ait aracı başkanlık makam aracı olarak kullanıp, masraflarını belediyeye karşılattığı iddiasıyla görevi kötüye kullanma suçundan açılan davasının görülmesine başlandı. Ekrem İmamoğlu ve diğer 11 sanık hakkında açılan dava, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki duruşma salonunda görüldü. Duruşmaya 8 tutuksuz sanık ile başka suçtan tutuklu Ekrem İmamoğlu katıldı. "Yanlışlıkla belediyenin sisteminden benzin almışız o para geri yatırıldı" İmamoğlu savunmasında, "Bu kürsüde bulunduğum her duruşmada yer aldığım her davada yapılan haksızlıkları anlatmaya çalıştım. Ülkemizin siyasete bulaşmış yargı eliyle zararlar gördüğünü her ortamda ifade ettim. Benim bu anlatılarım yalnızca kendim için değildi. Bu feryat aynı zamanda ülkem içindi. O dönem 3 bin dolara tekabül eden bir aracın kiralanması yerine, ‘bu arabadan bende de var ben bunu kullanmaya devam edeyim' dedim. Benim aracım varsa milletin parasını neden makama hizmet aracına harcayayım diyerek bir işlem yürütüldü. Yaptığım bu tercih bir ceza davasının konusu haline gelebiliyor. Otomobili değil zihniyeti tartışalım. Görev yaptığım Beylikdüzü Belediyesi'nde ya da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde makam odası üretmedim, kişisel zevk alanları üretmedim. Olanı kullandım, aşırılıkları azalttım. Yanlışlıkla belediyenin sisteminden benzin almışız o para geri yatırıldı. Belgesi size mutlaka ulaşacaktır" dedi. "Kendi aracımı yine makam arabası olarak kullanmaya devam ettim" Ekrem İmamoğlu savunmasının devamında, "Makam arabasının benzinini ve mazotunu ya da lastiğini konuşuyoruz ya. Görev aldığımda ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi döneminde de kendi aracımı yine makam arabası olarak kullanmaya devam ettim. Benzin parasını, mazot parasını da kendim ödedim. Yine Beylikdüzü'nde olduğu gibi Büyükşehir Belediyesi döneminde de kendi aracımı kullandım. Sadece aracımın bakım zamanı geldiğinde, ‘belediyenin var mı makam arabası' diye sorduğumda, ‘2 tane makam arabanız var' dediler. Bu araçları da çok az kullandım. En son ‘yazık günah, bunları satın' dedim. Bugün burada gerçekten bir makam arabası tartışılacaksa, ben bu tartışmadan kaçmam. Bir litre benzinin hesabını da veririm, bir lastiğin hesabını da veririm. Çünkü kamu görevlisine milletin tek kuruşunun dahi hesabı sorulmalıdır. Bir zamanlar bu sorumluluk gereği belediyeye makam aracı kiralamamak için kendi aracımı kullanıyordum, bugün o makam aracının hesabını vermek için ne yazık ki sizin karşınızda sanık kürsüsünde, Silivri'deyim. Kamuya ait kamu tarafından kiralanmış bir makam aracının, rakamını yüksek bulduğum için, o aracın yerine kendi arabamı kullanma meselesi" ifadelerini kullandı. İddianameden Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Ekrem İmamoğlu, Bülent Arslaner, Fatih Keleş, Fatma Hoşgöz Açıkgöz, İlyas Yılmaz, Mehmet Zeki Çanakçi, Mülayim Demirtaş, Nuray Köker, Orhan Yılmaz, Selçuk Altun, Üzeyir Çöl ve Ercan Doğan sanık sıfatıyla yer aldı. Hazırlanan iddianamede, İmamoğlu İnşaat'ın 4 Şubat 2015'te Beylikdüzü Belediyesine bir dilekçe verdiği, şirketin mülkiyetindeki 34 LN 4472 plakalı aracın, bakım, yakıt ve diğer tüm masraflarının belediye tarafından karşılanmak üzere, dönemin belediye başkanının görev süresi boyunca bedelsiz olarak Belediye Başkanlığı hizmetinde kullanılmasının teklif edildiği aktarıldı. 9 Şubat 2015'te Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun oluruyla dilekçenin belediye encümenine sevk edildiği anlatılan iddianamede, encümenin bu talebi, aracın başkanlık makam otosu olarak kullanılması, bakım ve yakıt masraflarının belediye tarafından karşılanmak üzere bedel ödenmeksizin kabulüne uygun gördüğü açıklandı. Ekrem İmamoğlu'nun mevzuata aykırı olduğu iddia edilen bir teklifi içeren dilekçeyi belediye encümenine havale ederek, yetkisi olmayan bir konuda karar alınması sürecini başlatarak kamu zararına neden olduğu iddianamede belirtildi. İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı süresince makam aracı olarak kullandığı araç için yapılan ödemeler nedeniyle kamunun toplamda 122 bin 305 lira zarara uğratıldığı iddianamede ifade edildi. İddianamede yer verilen bir diğer usulsüzlükte ise Beylikdüzü Belediyesi Gençlik ve Spor İşleri Müdürlüğünce 25 Aralık 2018'de 65 bin 600 lira bedelli Eğitmen Çalıştırılması ve Spor Organizasyonları Malzemesi Alım İşi ile 15 Ocak 2019'da 65 bin 800 lira bedelli iki ayrı Eğitmen Çalıştırılması ve Spor Organizasyonları İşi için temin alımı yapıldığı anlatıldı. Kamu İhale Kanunu'na göre büyükşehir belediye sınırları içerisindeki idareler için doğrudan temin parasal limitinin KDV hariç 67 bin 613 lira olduğu hatırlatılan iddianamede, belediyenin iki ayrı doğrudan temin alımı yaptığı aktarıldı. İddianamede, sanıklar Ekrem İmamoğlu, Bülent Arslaner, Fatih Keleş, İlyas Yılmaz, Mehmet Zeki Çanakçi, Mülayim Demirtaş, Nuray Köker, Orhan Yılmaz, Selçuk Altun, Üzeyir Çöl ve Fatma Hoşgöz Açıkgöz'ün görevi kötüye kullanma suçundan 6 aydan ikişer yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi. Sanık Ercan Doğan'ın görevi kötüye kullanmaya yardım suçundan 3 aydan 1 yıla kadar hapisle cezalandırılmasının istendiği iddianamede sanık Mehmet Zeki Çanakçi'nin ayrıca daha önce aldığı bir cezadan dolayı denetim süreci içindeyken yeni bir suç işleyerek denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davrandığı ifade edildi.

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ ana davasına Ağaç ve Peyzaj AŞ ek iddianame tamamlandı Haber

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ ana davasına Ağaç ve Peyzaj AŞ ek iddianame tamamlandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Ağaç ve Peyzaj AŞ’nin ihalelerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamımda 195 sayfalık ek iddianamede tamamlandı. İddianamede, aralarında tutuklu İBB eski Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 29 şüpheli hakkında ceza talep edilirken, dosyanın İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 414 sanıklı İBB ana davasıyla birleştirilmesi istendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Ağaç ve Peyzaj AŞ’nin ihalelerine ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. İddianamede, 2020-2024 yılları arasında gerçekleştirilen "Bitkisel Materyal Mal Alım İşi" ihalelerine ilişkin 8 ihale olmak üzere toplam 12 ayrı eyleme yer verildi. Söz konusu ihalelerde rekabeti sınırlandıran şartların oluşturulduğu, ihalelerin Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinde bırakıldığı ve daha sonra işlerin parçalara ayrılarak önceden belirlenen firmalara davet usulüyle verildiği belirtildi. İhalelere fesat karıştırıldığı iddiası İddianamede, İmamoğlu liderliğinde kurulduğu öne sürülen suç örgütünün Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden gerçekleştirilen ihalelerde bir sistem oluşturduğu belirtildi. Ana ihalelerin şartname hükümleriyle rekabete kapatılarak tek geçerli teklifle Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinde bırakıldığı, ardından işlerin parçalara ayrılarak örgüte maddi destek sağlamaya istekli firmalara istisnai alım yöntemleriyle dağıtıldığı kaydedildi. Bazı işlere ihale yapılmadan başlandığı, tekliflerin göstermelik olarak toplandığı ve bazı firmaların birbirleri adına yan teklifler verdiği iddianamede yer aldı. Bilirkişi incelemelerinde ise bazı teklif mektuplarındaki yazı ve imzaların aynı kişilere ait olduğunun tespit edildiği kaydedildi. Söz konusu sistemin Ağaç ve Peyzaj AŞ içerisinde eski Genel Müdür Ali Sukas ve Satın Alma Müdürü Ümit Polat tarafından organize edildiği, elde edilen paranın ise "Sistem" adı verilen yapıya aktarıldığı belirtildi. Firmalardan yüzde 7 ila 10 oranında para istendiği belirtildi İddianamede, ihaleleri alan bazı firmalardan iş bedelinin yüzde 7 ila 10’u oranında para istendiği ve bu paraların "Sistem" adı verilen yapıya aktarılarak seçimlerin finansmanında kullanıldığı kaydedildi. Eski Satın Alma Müdürü Ümit Polat’ın ifadesinde, eski Genel Müdür Ali Sukas’ın kendisine "Yukarıdan para istiyorlar, bunu firmalardan toplayıp vermemiz lazım" dediği aktarıldı. Polat’ın, parayı isteyen kişinin Fatih Keleş olduğunun kendisine söylendiğini ifade ettiği belirtildi. 200 bin dolar ve hediye kartı verildiği kaydedildi İddianamenin 152’nci eyleminde, SAS Peyzaj sahibi Süleyman Uzun’un aldığı işler karşılığında 200 bin dolar ve 136 bin 500 lira değerinde hediye kartı verdiği kaydedildi. Söz konusu paranın Ali Sukas’ın yönlendirmesiyle Hüsnü Yüksel Tunar’a teslim edildiği belirtildi. Savcılık, Uzun’un soruşturmaya katkı sağlayan ayrıntılı beyanlarda bulunduğunu belirterek rüşvet verme suçu yönünden etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden ise cezalandırılmasını talep etti. 153’üncü eylemde Han İnşaat sahibi Orhan Yıldırım’ın 2020-2023 yılları arasında düzenli para transferleri yaptığı, bu transferlerde Murat ve Derya Dağdeviren çiftinin aracılık ettiği belirtildi. 154’üncü eylemde Ayhan Subaşı’nın 2019-2025 yılları arasında rüşvet anlaşması yaptığı ve ihale evraklarında sahtecilik gerçekleştirildiği kaydedildi. 155’inci eylemde ise Sarıtaş Yapı Malzemeleri sahibi Binali Sarıtaş’ın 45 milyon liralık bir ihalenin yüzde 10’una karşılık gelen 4 milyon 500 bin lirayı Ali Sukas’a verdiği, Ümit Polat’a ise toplam 1 milyon 265 bin 700 lira değerinde alışveriş kartı verdiği belirtildi. Savcılık, Sarıtaş hakkında da etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını talep etti. İddianamede, rüşvet verdiği belirtilen bazı firma sahiplerinin ayrıntılı beyanları nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılması, rüşvet aldığı belirtilen Ali Sukas ve Ümit Polat’ın ise cezalandırılması talep edildi. İmamoğlu ve Keleş için 12 eylemden ceza talebi İddianamede Ekrem İmamoğlu ve Fatih Keleş hakkında bu dosya kapsamında ayrıca "örgüt kurma ve yönetme" suçundan ceza talebinde bulunulmadığı, söz konusu suçlamanın ana iddianamede yer aldığı belirtildi. Bununla birlikte, iddianameye konu 12 eylemin örgüt faaliyeti kapsamında gerçekleştirildiği belirtilerek İmamoğlu ve Keleş’in 12 eylemin tamamından ayrıca fail olarak sorumlu tutulmaları ve cezalandırılmaları talep edildi. 29 şüpheli yer aldı Ek iddianamede Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş, Ali Sukas, Ümit Polat, Aytekin Karaarslan, Selim Marangoz, Fatih Temur, Fatih Yağcı, Eren Sönmez, Esra Köymen, Metin Aras, Muammer Ali Özdil, Murat Cırık, Mustafa Atlı, Nilgün Cendek, Oktay Özel, Sezer Ada Ateş, Tolga Kılıç, Tuğba Ölmez Hancı, Utku Cihan, Yasin Çağatay Seçkin, Süleyman Uzun, Tuğrul Doğu Işık, Hüsnü Yüksel Tunar, Orhan Yıldırım, Murat Dağdeviren, Derya Dağdeviren, Ayhan Subaşı ve Binali Sarıtaş şüpheli olarak yer aldı. İddianamenin mahkemece kabul edilmesinin ardından, dosyanın 414 sanığın yargılandığı İBB ana davasıyla birleştirilmesi talebinin de karara bağlanması bekleniyor.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’ndan İmamoğlu yorumu: "İmamoğlu siyasi tutuklu değil" Haber

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’ndan İmamoğlu yorumu: "İmamoğlu siyasi tutuklu değil"

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tutuklu bulunan eski İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, "İmamoğlu siyasi tutuklu değil, siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir insan değil" dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir gazeteye yaptığı röportajda tutuklu bulunan eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu siyasi tutuklu olarak görmediğini belirterek, İmamoğlu’nun siyasi görüşünden dolayı hapis cezası almadığını ifade etti. İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığıyla, hakkındaki davaların ayrı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun tutuklanmasını ise doğru bulmadığını yineledi. Bunun yanı sıra Özgür Özel ve ekibinin CHP’den ayrılmasının CHP’ye güç kaybı yaşatacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, bu durumu zaman içinde toparlayacaklarını ve bundan kimsenin endişe duymaması gerektiğini sözlerine ekledi. Müzakereye açık olduğunu belirtti Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun önündeki hukuki engellerin kalkması ve cumhurbaşkanı adayı olması halinde iktidara karşı işbirliğine açık olduğu mesajını verdi. Muhalefetin yüzde 51’e ulaşmak için birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, istişare ve müzakereye her zaman açık olduğunu belirtti. CHP’nin güç kaybı yaşayacağını vurguladı Mutlak butlan davası sonucu CHP Genel Başkanlığı görevini bırakıp YENİ Parti’yi kuran Özgür Özel ve beraberindeki isimlerin tabanda bir kaymaya sebep olmadığını savunan Kılıçdaroğlu, diğer yandan ise bu durumun CHP’de güç kaybına yol açacağını kabul etti. Ayrıca Kılıçdaroğlu bu durum için bunu zaman içinde toparlayacaklarını ve bundan kimsenin endişe duymaması gerektiğini vurguladı. Bunun yanı sıra hakkında mutlak butlan kararı verilen 38’inci Olağan Kurultay’a ilişkin davanın tarafı olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Ben bu davanın tarafı değilim. Dava açan değilim. İfade veren değilim. Ben bu davanın hiçbir yerinde yokum" dedi. "Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrı, bu davalar ayrı" CHP’nin cumhurbaşkanı adayını belirlemek için yaptığı ön seçimde İmamoğlu’na oy verdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrıdır. Bu davalar ayrıdır. Yargılanabilir ama tutuklanmasını doğru bulmadım. Bugün de aynı görüşteyim" ifadelerini kullandı. "İmamoğlu siyasi tutuklu değil" Ekrem İmamoğlu’nun siyasi görüşünden dolayı hapis cezasına çarptırılmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Şimdi kalkıp da bir kişiyi Cumhurbaşkanı adayı ilan edip ondan sonra ’Bu oldu’ diye bunu siyasi dava diyemeyiz. Gidip adaylığı için oy veren de benim. Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrıdır, bu davalar ayrıdır. Kişi her yerde ve her ortamda hesap vermeye hazır olmalı. Kişi, ’Her kör kuruşun hesabını vereceğim’ diyecek.’ İmamoğlu siyasi tutuklu değil, siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir insan değil" açıklamasında bulundu.

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanık savunma yaptı Haber

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanık savunma yaptı

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık Eyüp Subaşı’ya mahkeme başkanı tarafından "3 farklı ifade var etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte. 16 Mayıs tarihli ifadenizde söz etmişsiniz. ‘Böylece Murat Ongun sisteme düzenli gelir sağlayan bir mekanizmayı kurmuş oldu’. Yine aynı ifadenin sonlarına doğru ‘Ekrem İmamoğlu’nun danışmanları ve bu usulsüz işler içerisinde yer alan belediye bürokratları ve çalışanları sistem diye tabir edilen bir oluşumun içerisindedirler’ Sistemle ne kastediyorsunuz. Bu kelimeyi kim kullanıyordu" sorusunu sordu. Sanık Subaşı soruya "Sistem ifadesinin özellikle danışmanlar tarafından sürekli dillendiriliyor olması nedeniyle bu yapının bir manada sistem olduğunu biz iletişim dilinde gayet tabii kolaylıkla çıkarabiliyoruz. Yani bir işi yapmak istediğinizde Fatih Keleş bir talepte bulunuyorsa, Ertan Yıldız bir talepte bulunuyorsa ya da sistematik olarak bir yönlendirmesi varsa ben gayet tabii bunu sistematik olgu olarak algılıyorum. Günün sonunda da sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz. Danışmanların ağzından duydum. Sistem deniliyor" yanıtını verdi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 13’inci gününde tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Etkin pişmanlık ifadesi veren tutuksuz sanık Eyüp Subaşı hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede, suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü döneminden beridir açık hava reklam işlerini yürüttüğü, İmamoğlu, İBB başkanı olduktan sonra tüm açık hava işlerini usulsüz ihaleler yoluyla Eyüp Subaşı’na verdiği, Subaşı’ndan elde ettiği haksız geliri suç örgütü yöneticisi Fatih Keleş ve örgüt üyesi Serdal Taşkın’a elden teslim ederek suç örgütüne fon sağladığı belirtilmişti. Subaşı’nın yetkilisi olduğu Panoffect Medya Anonim Şirketi ve Genç Popülist Medya Planlama Organizasyon Ticaret Limited Şirketi üzerinden Kültür ve Medya A.Ş’den bir çok usulsüz iş aldığı, örgüt yöneticisi Murat Ongun ve Fatih Keleş’ e bağlı hareket ettiği, suç örgütünün hiyerarşisi içerisinde yer aldığının anlaşıldığı iddianamede açıklanmıştı. "İhalelerin tamamı belgeli, ticari ve gerçek işlerdir" Subaşı iddianamede yer alan suçlamalara karşı savunmasında "Panoffect Medya, kamu kaynaklarından tek kuruş almadan, kendi sermayemizle, kişisel geleceğimizi ticari riske atarak kurduğum bir yatırım şirketidir. Pannoffect Medya olarak girmiş olduğumuz ihalede en az 5 kat, dolayısıyla şimdiye kadar Kültür A.Ş.’ye, kamuya, belediyeye toplamda 682 milyon kira ödedik. Ayrıca Panoffect Medya şirketler grubu olarak 20 milyon doların üzerinde, 2 milyarlık bir yatırım yaptığımızı özellikle belirtmek istiyorum. Dolayısıyla kamu zararı bunun neresinde var diye sormak isterim. Buna rağmen bugün hem kamu zararına sebep olmakla hem de maalesef dolandırıcılıkla suçlanıyor olmanın ağır vebalini üzerimde taşıyorum. Hakkımdaki iddianamenin temelini şirketlerim ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve iştirakleri arasında yapılan ihaleler oluşturmaktadır. Bu ihalelerin tamamı belgeli, ticari ve gerçek işlerdir" dedi. "75 milyon üzerinde anlaşmış olup anlaşmış olduğumuz devir rakamı Murat Ongun Bey’in yönlendirmesiyle 46 milyona indirildi" Subaşı savunmasının devamında "Önce Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz ile birlikte Mermerciler Sanayi Sitesi’nde, sonrasında 2021 Ekim ayında İBB İletişim Çadırında Murat Ongun ile yapılan görüşmede, Reklamist firmasına ekranların devri adeta dikte edildi. Tabii ki bu kadar emeğimi çöpe atmak istemedim, kabul etmedim. Geleceğimin, işimin, vizyonumun elimden alınacağını düşünerek uykusuz geceler geçirdim. Sonrasında Tuncay Yılmaz ve Nihat Sütlaş ile ofisimde bir araya geldik. Bu görüşmenin ardından Merter Plaza Reklamist ofisinde Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, Uğurhan Atma, Nihat Sütlaş ile devir şartlarına ilişkin benim açımdan kabul edilebilir olmayan görüşmeler yaptık. Önümüze konan şartlar benim için bir anlamda ticari enkazdı. Devir rakamında zaten anlaşamayacağımız için isteksiz olmam nedeniyle bu görüşmelerde masadan kalktım. Bu olumsuz görüşmenin ardından reklam yerlerimizden bir kısmı maalesef ki indirildi. Bunu sistematik bir yıldırma ve anlaşmaya zorlama olarak değerlendirdim. Aslında şifahen 75 milyon üzerinde anlaşmış olup anlaşmış olduğumuz devir rakamı Murat Ongun Bey’in yönlendirmesiyle 46 milyona indirildi ve Kültür A.Ş.’ye borcumuza mahsuben devir rakamı komik bir rakamla, maalesef o dönemin şartlarıyla kabul etmek durumunda kaldık. Üstelik bu sadece o dönemin şartlarıyla 1 yıllık kira rakamımıza tekabül ediyordu. Görüşmelerden yorulmuş, yıpranmış ve ticari hayatımızda bir an önce dönmemiz gerektiğine inanan biri olarak ekranları Kültür A.Ş. borcuna mahsuben devretmek durumunda kaldık" ifadelerini kullandı. "Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri asla inkar etmiyorum" Subaşı "Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri, cezaevi ve etkin pişmanlık kapsamında verdiğim, bildiğim olayları, yaşadıklarımı ve benden istenenleri kimler ne yaptıysa anlattım. Ben ticaretimi sürdürürken karşılaştığım sistemin ve benden istenenleri, maruz kaldığım baskıları anlattım. Ben ifademin genel hatlarıyla ve içeriğin itibarıyla arkasındayım. Ancak ifademin örgüt üyeliği şeklinde yorumlanmasını asla kabul etmiyorum. Olsa olsa ticari mağduriyet, mağdur sıfatıyla bu sürecin bir parçasıyım. Bu iddianamenin sanığı olarak değil, ticari mağduru olarak burada olmam gerektiğini düşünüyorum. Hatta tanık sıfatıyla değil, bu salonda ticari mağdur sıfatıyla tanık olarak bulunmam gerektiğini düşünüyorum. Şirketleri yönettim evet, ihalelere girdim evet, yatırım yaptım evet. Bazı para hareketlerinin içerisinde bulundum, inkar etmiyorum. Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri asla inkar etmiyorum. Ancak yapmadığım bir fiilin, taşımadığım bir kastın ve mensubu olmadığım bir örgütün sorumluluğunu asla kabul etmiyorum" dedi. Subaşı’nın savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. "Sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz" Subaşı’ya mahkeme başkanı tarafından "3 farklı ifade var etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte. 16 Mayıs tarihli ifadenizin iki yerinde söz etmişsiniz. ‘Böylece Murat Ongun sisteme düzenli gelir sağlayan bir mekanizmayı kurmuş oldu Yine aynı ifadenin sonlarına doğru ‘Ekrem İmamoğlu’nun danışmanları ve bu usulsüz işler içerisinde yer alan belediye bürokratları ve çalışanları sistem diye tabir edilen bir oluşumun içerisindedirler’ Sistemle ne kastediyorsunuz? Bu kelimeyi kim kullanıyordu?" sorusunu sordu. Sanık Subaşı soruya "Fatih Keleş’le tanışıklığım söz konusu. 2019’dan sonra da iletişimimiz bir manada biraz belki birkaç seviye daha yükselmiş olabilir. Ve onunla oluşmuş olan, bizim şu an karşı karşıya kaldığımız sürecin aslında bir yansıması. Sistem ifadesinin özellikle danışmanlar tarafından sürekli dillendiriliyor olması nedeniyle bu yapının bir manada sistem olduğunu biz iletişim dilinde gayet tabii kolaylıkla çıkarabiliyoruz. Yani bir işi yapmak istediğinizde Fatih Keleş bir talepte bulunuyorsa, Ertan Yıldız bir talepte bulunuyorsa ya da sistematik olarak bir yönlendirmesi varsa ben gayet tabii bunu sistematik olgu olarak algılıyorum. Günün sonunda da sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz. Danışmanların ağzından duydum. Sistem deniliyor" yanıtını verdi. Subaşı ‘sisteme’ verilen paraları duruşmada anlattı Savcının "Alınacak işler karşılığı yüzde 10 bir pay istenmiş Fatih Keleş tarafından. İmamoğlu’nun bundan haberi olduğunu, Fatih Keleş’e payı nakit verdiğinizi beyan etmişsiniz. Bu parayı nerede verdiniz?" sorusuna sanık Subaşı "Para Florya’da birkaç kez, Mermerciler iş yerinde birkaç kez olmak üzere verildi" dedi. Savcının "Ertan Yıldız ve Serdal Taşkın’a elden verilen paralar var" demesi üzerine sanık Subaşı "Ertan Yıldız kişisel olarak kendi almadı. Ertan Yıldız bir aracı gönderdi. 5 milyon bir, 5 milyon bir, sonra bir de 10 milyon, üç farklı rakam olmak üzere" yanıtını verdi. Savcının "Ertan’a verilen paraların takibiyle ilgili beyanınız var. ‘Fatih Keleş ve Murat Ongun bana Ertan’a söz verdiğin rakamları tamamladın mı?’ şeklinde sordular demişsin" cümlesi üzerine sanık Subaşı "Evet, doğrudur farklı bir yerde bir araya geldiğimizde ‘Ertan’a verilen para tamamlandı mı?’ ifadesini kullandılar" cevabını verdi.

İş adamı Necmettin Çiçek: "Başkan İmamoğlu ve şürekası kamu zararı oluşturmuştur" Haber

İş adamı Necmettin Çiçek: "Başkan İmamoğlu ve şürekası kamu zararı oluşturmuştur"

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında savunma yapan tutuksuz sanık iş adamı Necmettin Şimşek "Başkan ve şürekası halk adına, kamunun menfaatini kolluyorum görüntüsü adı altında kamu zararı oluşturmuştur. Tamamı, bir lirası dahi belediyeden olmayan yatırımlarımı heba etmişlerdir, tamamından şikayetçi olduğumu arz ederim" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 12’inci gününde tutuksuz sanık iş adamı Necmettin Şimşek’in savunmasına geçildi. İddianamede Eylem 29’da ismi geçen Şimşek’in, 2014 yılında İBB iştirak firması olan KİPTAŞ A.Ş.’den Başakşehir’de bulunan arsayı kiralayarak yatırım yaptığı, 2019 yılında ise söz konusu yer hakkında tahliye davası açıldığı, 2024 yılında kararın kesinleşerek tahliyeye karar verildiği belirtilmişti. İddianamede Necmettin Şimşek’in, örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı olarak kendini tanıtan Turan Aydoğan ile tanıştırıldığı, Aydoğan’ın tahliye davasını çözmek için örgüt sistemine aktarmak üzere 500 bin dolar rüşvet talep ettiği ifade edilmişti. Şimşek’in ilk etapta konunun çözüme kavuşması için 200 bin dolar rüşvet vermeyi kabul ederek Turan Aydoğan’a teslim ettiği iddianamede açıklanmıştı. Ancak mahkemeden karar çıkması üzerine Necmettin Şimşek’in vermiş olduğu rüşveti geri istediği buna ilişkin dosyaya sunulan ses kaydının incelemesinde Turan Aydoğan’ın örgüt lideri Ekrem İmamoğlu adına hareket ettiği ve örgüt üyesi Ali Kurt’un konudan haberdar olduğunu beyan ettiğinin anlaşıldığı iddianamede belirtilmişti. "KİPTAŞ A.Ş. bir tahliye kararı aldı" Şimşek savunmasında "Ben öncelikle diğer sanıkların hakkımda oluşturdukları yanlış algı ve karalama kampanyasıyla ilgili bir bilgilendirme yapmak isterim. Şöyle ki, bahse konu taşınmazı biz 2013 yılında İBB’nin iştiraki olan KİPTAŞ Anonim Şirketi’nden kiraladık lunapark yapmak üzere. Yatırımı tamamladık. Hatta burada ruhsatlandırma süreçlerinde hep KİPTAŞ vardı. Bir yıl işlettik. Bu bir yılın sonunda komşulardan ve çevreden lunapark olarak oradaki faaliyetlerimizden ciddi rahatsızlıklar olması ve şikayetler olması nedeniyle tekrardan bir yatırım yaparak ve KİPTAŞ Anonim Şirketi yetkililerinden muvafakat alarak okul olarak dönüştürdük. Tekrar yatırım yaptık ve faaliyetlerimize devam ettik yaklaşık 4 yıl. 2019’da yönetimin değişmesiyle birlikte, KİPTAŞ Anonim Şirketi’nin vakti zamanında bu arsa ile ilgili okul olarak işletmemize muvafakat veren iki tane yetkiliden birisi bir tespit yaparak akde aykırı olarak kullanıldığıyla ilgili bir süreç başlatıp, bu sürecin sonunda da usulen bir tahliye kararı almasına kadar gitti. KİPTAŞ A.Ş. bir tahliye kararı aldı. Elbette biz de burayı okul olarak işletirken birçok öğrenci buraya aidiyet geliştirdi, bir düzen oluşturdu. Bu tahliye kararının çıkmasından sonra biz bir uzlaşı ve anlaşma zeminini ararken, şikayetçi olduğum Turan Aydoğan isimli şahısla yollarımız kesişti ve tanıştık" dedi. Şimşek savunmasının devamında, "Öncelikle bu tahliye olduğumuz arsanın, yerin tüm üstyapısı kendi şirketlerimizin öz kaynaklarıyla yapılmıştır. Burada İmamoğlu ve şürekası, tahliyeden sonra tahliye merkezine gelip bir şov yapmışlar ve sanki bu yatırımları İBB ve kamunun kaynaklarıyla yapılmış ve bana da burası çok ucuz şartlarla kiraya verilmiş, peşkeş çekilmiş gibi bir algı oluşturarak, yaklaşık bir hafta bu konuyu işlediler sosyal medyada ve diğer mecralarda. Bunun böyle olmadığını ifade etmek isterim. Orada o dönemdeki KİPTAŞ yönetiminin de gözetiminde yapılan yatırımların tamamı benim şirketimin sermayesiyle yapılmıştır. Burada bana bir özür borçlular, bunu da ifade etmek isterim" şeklinde konuştu. "Başkan ve şürekası halk adına, kamunun menfaatini kolluyorum görüntüsü adı altında kamu zararı oluşturmuştur" Hüseyin Aydın isimli arkadaşının kendisini İmamoğlu’nun danışmanı olarak bilinen Turan Aydoğan’la tanıştırdığını anlatan Şimşek, "Turan Aydoğan İmamoğlu’nun danışmanı olduğunu ve KİPTAŞ Genel Müdürü’nü de kendilerinin atadığını, kendisi için bu işlerin kolay olduğunu ifade etti. Biz olabiliyorsa hukuki, olamıyorsa siyasi bir çözüm ve buradan yeniden bir uzlaşı talebimizi görüşmek üzere anlaştık ve görevi tevdi ettik. Ancak devamında, tahliye olma aşamasına kadar ‘her şey yolunda, bir sorun yok, biz bu konuyu görüşüyoruz, çözüyoruz’ demesine rağmen tahliye işlemi gerçekleşti. Devamında da ödemiş olduğumuz parayı da geri vermedi. Epeyce bu konuda baskılarımız oldu ‘parayı ödeyin, madem işi yapamadınız’ gibi. Sonuç itibarıyla, Hüseyin Aydın isimli arkadaşımın bu konuda da çok çabaları oldu. Hatta bir dönem kendisiyle de ilişkilerimiz bozulma noktasına geldi tanışmamıza vesile olduğu için. Bir gün bir ses kaydıyla bana geldi ve kendisinin bu konuda çok ciddi gayretleri olmasına rağmen Turan Aydoğan isimli şahsın kötü niyetli olduğunu kendi ifadeleriyle, onun da yeni vakıf olduğunu, artık ümidinin kalmadığını ve şikayet edelim diye de beyanını ifade etti. İsnat edilen suç unsurlarını kendi adıma rüşvet vermek gibi hiçbir zaman algılamadım. Fakat muhatabımızın bu konuları bu şekilde yönettiği görülmüştür. Başkan ve şürekası halk adına, kamunun menfaatini kolluyorum görüntüsü adı altında kamu zararı oluşturmuştur. Tamamı, bir lirası dahi belediyeden olmayan, yatırımlarımı heba etmişlerdir ve tamamından şikayetçi olduğumu arz ederim" ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanı: "Hukuki, siyasi sorun çözme diye bir para verilme diye bir şey yok" Mahkeme başkanının "Siz bu 200 bin dolar ödemeyi kime yapmıştınız?" sorusuna sanık Şimşek, "Biz Turan Aydoğan’la anlaştık. Ben müsait olmadığım için Hüseyin Aydın vasıtasıyla Turan Aydoğan’a teslim ettik" yanıtını verdi. Mahkeme başkanının "Parayı bizzat kime teslim ettiniz?" sorusuna ise Şimşek "Hüseyin Aydın’a teslim ettik" cevabını verdi. Mahkeme başkanının "Şimdi biraz önce diyorsunuz ki savunmada, ‘biz bunun rüşvet olduğunu değerlendirmedik’. Hüseyin Aydın’ın getirdiği ses kaydını dinleyince oradaki ifadelerden rüşvet olduğunu anladım diyorsunuz. Siz ne mantığıyla vermiştiniz bu 200 bin doları?" sorusunu sordu. Sanık Şimşek, "Bu tahliye olan karar çıkan kurum bir eğitim kurumu. 500 öğrencisi olan bir müessese, yıllardır işletilen bir yer. Hiç ummadığımız bir dönemde ve Yargıtay yolu kapalı olmak üzere tahliye kararıyla muhatap kaldık. Tabi mağduriyetimiz çok büyüktü. Bunu önlemek adına biz nasıl bir yol izleriz? Hem hukuki yoldan hem de siyaseten bu konunun muhatabı elbette Büyükşehir yöneticileri" dedi. Mahkeme başkanı ardından "Necmettin Bey, soru çok net. 200 bin doları siz ne mantığıyla verdiniz, ne amacıyla? Ne parası bu yani? Hüseyin Aydın’a verirken bunu ne parası olarak verdiniz?" sorusunu sordu. Şimşek "Bizim anlaşmamız Turan Aydoğan’la şu şekilde, hukuken gidilecek yollar var. Çünkü zaten bizim ona gitmemizin temel nedeni de hukukçu olması ve Başkanın danışmanı olduğunu ifade etmesi. Hukukçu olması hasebiyle bizim hukuki sorunumuzu daha doğru anlar ve bizi uzlaşmaya götürür diye biz bunu hem hukuki hem de siyasi her ne şekilde bizim orada çözebilirse çöz diye anlaştık. 500 bin dolar ücret istedi, 200 bin dolarını da peşin istedi" dedi. Mahkeme başkanı "Hukuki, siyasi sorunu çözme diye para karşılığı bir kurum yok yani. Bu bir avukatlık ücretiyse avukatlık ücretidir, değilse değildir. Bu ne parası? Bir avukatlık ücretine dair danışmanlık var mı, sözleşmeniz var mı, yaptığınız herhangi bir şey var mı?" sorusunu sordu. Sanık Şimşek soruya "Sözlü anlaşmalarımız var. Danışmanlık sıfatıyla oturduğumuz için" yanıtını verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.