Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#İbb

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - İbb haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İbb haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’ndan İmamoğlu yorumu: "İmamoğlu siyasi tutuklu değil" Haber

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’ndan İmamoğlu yorumu: "İmamoğlu siyasi tutuklu değil"

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tutuklu bulunan eski İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, "İmamoğlu siyasi tutuklu değil, siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir insan değil" dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir gazeteye yaptığı röportajda tutuklu bulunan eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu siyasi tutuklu olarak görmediğini belirterek, İmamoğlu’nun siyasi görüşünden dolayı hapis cezası almadığını ifade etti. İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığıyla, hakkındaki davaların ayrı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun tutuklanmasını ise doğru bulmadığını yineledi. Bunun yanı sıra Özgür Özel ve ekibinin CHP’den ayrılmasının CHP’ye güç kaybı yaşatacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, bu durumu zaman içinde toparlayacaklarını ve bundan kimsenin endişe duymaması gerektiğini sözlerine ekledi. Müzakereye açık olduğunu belirtti Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun önündeki hukuki engellerin kalkması ve cumhurbaşkanı adayı olması halinde iktidara karşı işbirliğine açık olduğu mesajını verdi. Muhalefetin yüzde 51’e ulaşmak için birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, istişare ve müzakereye her zaman açık olduğunu belirtti. CHP’nin güç kaybı yaşayacağını vurguladı Mutlak butlan davası sonucu CHP Genel Başkanlığı görevini bırakıp YENİ Parti’yi kuran Özgür Özel ve beraberindeki isimlerin tabanda bir kaymaya sebep olmadığını savunan Kılıçdaroğlu, diğer yandan ise bu durumun CHP’de güç kaybına yol açacağını kabul etti. Ayrıca Kılıçdaroğlu bu durum için bunu zaman içinde toparlayacaklarını ve bundan kimsenin endişe duymaması gerektiğini vurguladı. Bunun yanı sıra hakkında mutlak butlan kararı verilen 38’inci Olağan Kurultay’a ilişkin davanın tarafı olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Ben bu davanın tarafı değilim. Dava açan değilim. İfade veren değilim. Ben bu davanın hiçbir yerinde yokum" dedi. "Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrı, bu davalar ayrı" CHP’nin cumhurbaşkanı adayını belirlemek için yaptığı ön seçimde İmamoğlu’na oy verdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrıdır. Bu davalar ayrıdır. Yargılanabilir ama tutuklanmasını doğru bulmadım. Bugün de aynı görüşteyim" ifadelerini kullandı. "İmamoğlu siyasi tutuklu değil" Ekrem İmamoğlu’nun siyasi görüşünden dolayı hapis cezasına çarptırılmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Şimdi kalkıp da bir kişiyi Cumhurbaşkanı adayı ilan edip ondan sonra ’Bu oldu’ diye bunu siyasi dava diyemeyiz. Gidip adaylığı için oy veren de benim. Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrıdır, bu davalar ayrıdır. Kişi her yerde ve her ortamda hesap vermeye hazır olmalı. Kişi, ’Her kör kuruşun hesabını vereceğim’ diyecek.’ İmamoğlu siyasi tutuklu değil, siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir insan değil" açıklamasında bulundu.

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanık savunma yaptı Haber

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanık savunma yaptı

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık Eyüp Subaşı’ya mahkeme başkanı tarafından "3 farklı ifade var etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte. 16 Mayıs tarihli ifadenizde söz etmişsiniz. ‘Böylece Murat Ongun sisteme düzenli gelir sağlayan bir mekanizmayı kurmuş oldu’. Yine aynı ifadenin sonlarına doğru ‘Ekrem İmamoğlu’nun danışmanları ve bu usulsüz işler içerisinde yer alan belediye bürokratları ve çalışanları sistem diye tabir edilen bir oluşumun içerisindedirler’ Sistemle ne kastediyorsunuz. Bu kelimeyi kim kullanıyordu" sorusunu sordu. Sanık Subaşı soruya "Sistem ifadesinin özellikle danışmanlar tarafından sürekli dillendiriliyor olması nedeniyle bu yapının bir manada sistem olduğunu biz iletişim dilinde gayet tabii kolaylıkla çıkarabiliyoruz. Yani bir işi yapmak istediğinizde Fatih Keleş bir talepte bulunuyorsa, Ertan Yıldız bir talepte bulunuyorsa ya da sistematik olarak bir yönlendirmesi varsa ben gayet tabii bunu sistematik olgu olarak algılıyorum. Günün sonunda da sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz. Danışmanların ağzından duydum. Sistem deniliyor" yanıtını verdi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 13’inci gününde tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Etkin pişmanlık ifadesi veren tutuksuz sanık Eyüp Subaşı hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede, suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü döneminden beridir açık hava reklam işlerini yürüttüğü, İmamoğlu, İBB başkanı olduktan sonra tüm açık hava işlerini usulsüz ihaleler yoluyla Eyüp Subaşı’na verdiği, Subaşı’ndan elde ettiği haksız geliri suç örgütü yöneticisi Fatih Keleş ve örgüt üyesi Serdal Taşkın’a elden teslim ederek suç örgütüne fon sağladığı belirtilmişti. Subaşı’nın yetkilisi olduğu Panoffect Medya Anonim Şirketi ve Genç Popülist Medya Planlama Organizasyon Ticaret Limited Şirketi üzerinden Kültür ve Medya A.Ş’den bir çok usulsüz iş aldığı, örgüt yöneticisi Murat Ongun ve Fatih Keleş’ e bağlı hareket ettiği, suç örgütünün hiyerarşisi içerisinde yer aldığının anlaşıldığı iddianamede açıklanmıştı. "İhalelerin tamamı belgeli, ticari ve gerçek işlerdir" Subaşı iddianamede yer alan suçlamalara karşı savunmasında "Panoffect Medya, kamu kaynaklarından tek kuruş almadan, kendi sermayemizle, kişisel geleceğimizi ticari riske atarak kurduğum bir yatırım şirketidir. Pannoffect Medya olarak girmiş olduğumuz ihalede en az 5 kat, dolayısıyla şimdiye kadar Kültür A.Ş.’ye, kamuya, belediyeye toplamda 682 milyon kira ödedik. Ayrıca Panoffect Medya şirketler grubu olarak 20 milyon doların üzerinde, 2 milyarlık bir yatırım yaptığımızı özellikle belirtmek istiyorum. Dolayısıyla kamu zararı bunun neresinde var diye sormak isterim. Buna rağmen bugün hem kamu zararına sebep olmakla hem de maalesef dolandırıcılıkla suçlanıyor olmanın ağır vebalini üzerimde taşıyorum. Hakkımdaki iddianamenin temelini şirketlerim ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve iştirakleri arasında yapılan ihaleler oluşturmaktadır. Bu ihalelerin tamamı belgeli, ticari ve gerçek işlerdir" dedi. "75 milyon üzerinde anlaşmış olup anlaşmış olduğumuz devir rakamı Murat Ongun Bey’in yönlendirmesiyle 46 milyona indirildi" Subaşı savunmasının devamında "Önce Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz ile birlikte Mermerciler Sanayi Sitesi’nde, sonrasında 2021 Ekim ayında İBB İletişim Çadırında Murat Ongun ile yapılan görüşmede, Reklamist firmasına ekranların devri adeta dikte edildi. Tabii ki bu kadar emeğimi çöpe atmak istemedim, kabul etmedim. Geleceğimin, işimin, vizyonumun elimden alınacağını düşünerek uykusuz geceler geçirdim. Sonrasında Tuncay Yılmaz ve Nihat Sütlaş ile ofisimde bir araya geldik. Bu görüşmenin ardından Merter Plaza Reklamist ofisinde Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, Uğurhan Atma, Nihat Sütlaş ile devir şartlarına ilişkin benim açımdan kabul edilebilir olmayan görüşmeler yaptık. Önümüze konan şartlar benim için bir anlamda ticari enkazdı. Devir rakamında zaten anlaşamayacağımız için isteksiz olmam nedeniyle bu görüşmelerde masadan kalktım. Bu olumsuz görüşmenin ardından reklam yerlerimizden bir kısmı maalesef ki indirildi. Bunu sistematik bir yıldırma ve anlaşmaya zorlama olarak değerlendirdim. Aslında şifahen 75 milyon üzerinde anlaşmış olup anlaşmış olduğumuz devir rakamı Murat Ongun Bey’in yönlendirmesiyle 46 milyona indirildi ve Kültür A.Ş.’ye borcumuza mahsuben devir rakamı komik bir rakamla, maalesef o dönemin şartlarıyla kabul etmek durumunda kaldık. Üstelik bu sadece o dönemin şartlarıyla 1 yıllık kira rakamımıza tekabül ediyordu. Görüşmelerden yorulmuş, yıpranmış ve ticari hayatımızda bir an önce dönmemiz gerektiğine inanan biri olarak ekranları Kültür A.Ş. borcuna mahsuben devretmek durumunda kaldık" ifadelerini kullandı. "Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri asla inkar etmiyorum" Subaşı "Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri, cezaevi ve etkin pişmanlık kapsamında verdiğim, bildiğim olayları, yaşadıklarımı ve benden istenenleri kimler ne yaptıysa anlattım. Ben ticaretimi sürdürürken karşılaştığım sistemin ve benden istenenleri, maruz kaldığım baskıları anlattım. Ben ifademin genel hatlarıyla ve içeriğin itibarıyla arkasındayım. Ancak ifademin örgüt üyeliği şeklinde yorumlanmasını asla kabul etmiyorum. Olsa olsa ticari mağduriyet, mağdur sıfatıyla bu sürecin bir parçasıyım. Bu iddianamenin sanığı olarak değil, ticari mağduru olarak burada olmam gerektiğini düşünüyorum. Hatta tanık sıfatıyla değil, bu salonda ticari mağdur sıfatıyla tanık olarak bulunmam gerektiğini düşünüyorum. Şirketleri yönettim evet, ihalelere girdim evet, yatırım yaptım evet. Bazı para hareketlerinin içerisinde bulundum, inkar etmiyorum. Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri asla inkar etmiyorum. Ancak yapmadığım bir fiilin, taşımadığım bir kastın ve mensubu olmadığım bir örgütün sorumluluğunu asla kabul etmiyorum" dedi. Subaşı’nın savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. "Sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz" Subaşı’ya mahkeme başkanı tarafından "3 farklı ifade var etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte. 16 Mayıs tarihli ifadenizin iki yerinde söz etmişsiniz. ‘Böylece Murat Ongun sisteme düzenli gelir sağlayan bir mekanizmayı kurmuş oldu Yine aynı ifadenin sonlarına doğru ‘Ekrem İmamoğlu’nun danışmanları ve bu usulsüz işler içerisinde yer alan belediye bürokratları ve çalışanları sistem diye tabir edilen bir oluşumun içerisindedirler’ Sistemle ne kastediyorsunuz? Bu kelimeyi kim kullanıyordu?" sorusunu sordu. Sanık Subaşı soruya "Fatih Keleş’le tanışıklığım söz konusu. 2019’dan sonra da iletişimimiz bir manada biraz belki birkaç seviye daha yükselmiş olabilir. Ve onunla oluşmuş olan, bizim şu an karşı karşıya kaldığımız sürecin aslında bir yansıması. Sistem ifadesinin özellikle danışmanlar tarafından sürekli dillendiriliyor olması nedeniyle bu yapının bir manada sistem olduğunu biz iletişim dilinde gayet tabii kolaylıkla çıkarabiliyoruz. Yani bir işi yapmak istediğinizde Fatih Keleş bir talepte bulunuyorsa, Ertan Yıldız bir talepte bulunuyorsa ya da sistematik olarak bir yönlendirmesi varsa ben gayet tabii bunu sistematik olgu olarak algılıyorum. Günün sonunda da sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz. Danışmanların ağzından duydum. Sistem deniliyor" yanıtını verdi. Subaşı ‘sisteme’ verilen paraları duruşmada anlattı Savcının "Alınacak işler karşılığı yüzde 10 bir pay istenmiş Fatih Keleş tarafından. İmamoğlu’nun bundan haberi olduğunu, Fatih Keleş’e payı nakit verdiğinizi beyan etmişsiniz. Bu parayı nerede verdiniz?" sorusuna sanık Subaşı "Para Florya’da birkaç kez, Mermerciler iş yerinde birkaç kez olmak üzere verildi" dedi. Savcının "Ertan Yıldız ve Serdal Taşkın’a elden verilen paralar var" demesi üzerine sanık Subaşı "Ertan Yıldız kişisel olarak kendi almadı. Ertan Yıldız bir aracı gönderdi. 5 milyon bir, 5 milyon bir, sonra bir de 10 milyon, üç farklı rakam olmak üzere" yanıtını verdi. Savcının "Ertan’a verilen paraların takibiyle ilgili beyanınız var. ‘Fatih Keleş ve Murat Ongun bana Ertan’a söz verdiğin rakamları tamamladın mı?’ şeklinde sordular demişsin" cümlesi üzerine sanık Subaşı "Evet, doğrudur farklı bir yerde bir araya geldiğimizde ‘Ertan’a verilen para tamamlandı mı?’ ifadesini kullandılar" cevabını verdi.

İş adamı Necmettin Çiçek: "Başkan İmamoğlu ve şürekası kamu zararı oluşturmuştur" Haber

İş adamı Necmettin Çiçek: "Başkan İmamoğlu ve şürekası kamu zararı oluşturmuştur"

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında savunma yapan tutuksuz sanık iş adamı Necmettin Şimşek "Başkan ve şürekası halk adına, kamunun menfaatini kolluyorum görüntüsü adı altında kamu zararı oluşturmuştur. Tamamı, bir lirası dahi belediyeden olmayan yatırımlarımı heba etmişlerdir, tamamından şikayetçi olduğumu arz ederim" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 12’inci gününde tutuksuz sanık iş adamı Necmettin Şimşek’in savunmasına geçildi. İddianamede Eylem 29’da ismi geçen Şimşek’in, 2014 yılında İBB iştirak firması olan KİPTAŞ A.Ş.’den Başakşehir’de bulunan arsayı kiralayarak yatırım yaptığı, 2019 yılında ise söz konusu yer hakkında tahliye davası açıldığı, 2024 yılında kararın kesinleşerek tahliyeye karar verildiği belirtilmişti. İddianamede Necmettin Şimşek’in, örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı olarak kendini tanıtan Turan Aydoğan ile tanıştırıldığı, Aydoğan’ın tahliye davasını çözmek için örgüt sistemine aktarmak üzere 500 bin dolar rüşvet talep ettiği ifade edilmişti. Şimşek’in ilk etapta konunun çözüme kavuşması için 200 bin dolar rüşvet vermeyi kabul ederek Turan Aydoğan’a teslim ettiği iddianamede açıklanmıştı. Ancak mahkemeden karar çıkması üzerine Necmettin Şimşek’in vermiş olduğu rüşveti geri istediği buna ilişkin dosyaya sunulan ses kaydının incelemesinde Turan Aydoğan’ın örgüt lideri Ekrem İmamoğlu adına hareket ettiği ve örgüt üyesi Ali Kurt’un konudan haberdar olduğunu beyan ettiğinin anlaşıldığı iddianamede belirtilmişti. "KİPTAŞ A.Ş. bir tahliye kararı aldı" Şimşek savunmasında "Ben öncelikle diğer sanıkların hakkımda oluşturdukları yanlış algı ve karalama kampanyasıyla ilgili bir bilgilendirme yapmak isterim. Şöyle ki, bahse konu taşınmazı biz 2013 yılında İBB’nin iştiraki olan KİPTAŞ Anonim Şirketi’nden kiraladık lunapark yapmak üzere. Yatırımı tamamladık. Hatta burada ruhsatlandırma süreçlerinde hep KİPTAŞ vardı. Bir yıl işlettik. Bu bir yılın sonunda komşulardan ve çevreden lunapark olarak oradaki faaliyetlerimizden ciddi rahatsızlıklar olması ve şikayetler olması nedeniyle tekrardan bir yatırım yaparak ve KİPTAŞ Anonim Şirketi yetkililerinden muvafakat alarak okul olarak dönüştürdük. Tekrar yatırım yaptık ve faaliyetlerimize devam ettik yaklaşık 4 yıl. 2019’da yönetimin değişmesiyle birlikte, KİPTAŞ Anonim Şirketi’nin vakti zamanında bu arsa ile ilgili okul olarak işletmemize muvafakat veren iki tane yetkiliden birisi bir tespit yaparak akde aykırı olarak kullanıldığıyla ilgili bir süreç başlatıp, bu sürecin sonunda da usulen bir tahliye kararı almasına kadar gitti. KİPTAŞ A.Ş. bir tahliye kararı aldı. Elbette biz de burayı okul olarak işletirken birçok öğrenci buraya aidiyet geliştirdi, bir düzen oluşturdu. Bu tahliye kararının çıkmasından sonra biz bir uzlaşı ve anlaşma zeminini ararken, şikayetçi olduğum Turan Aydoğan isimli şahısla yollarımız kesişti ve tanıştık" dedi. Şimşek savunmasının devamında, "Öncelikle bu tahliye olduğumuz arsanın, yerin tüm üstyapısı kendi şirketlerimizin öz kaynaklarıyla yapılmıştır. Burada İmamoğlu ve şürekası, tahliyeden sonra tahliye merkezine gelip bir şov yapmışlar ve sanki bu yatırımları İBB ve kamunun kaynaklarıyla yapılmış ve bana da burası çok ucuz şartlarla kiraya verilmiş, peşkeş çekilmiş gibi bir algı oluşturarak, yaklaşık bir hafta bu konuyu işlediler sosyal medyada ve diğer mecralarda. Bunun böyle olmadığını ifade etmek isterim. Orada o dönemdeki KİPTAŞ yönetiminin de gözetiminde yapılan yatırımların tamamı benim şirketimin sermayesiyle yapılmıştır. Burada bana bir özür borçlular, bunu da ifade etmek isterim" şeklinde konuştu. "Başkan ve şürekası halk adına, kamunun menfaatini kolluyorum görüntüsü adı altında kamu zararı oluşturmuştur" Hüseyin Aydın isimli arkadaşının kendisini İmamoğlu’nun danışmanı olarak bilinen Turan Aydoğan’la tanıştırdığını anlatan Şimşek, "Turan Aydoğan İmamoğlu’nun danışmanı olduğunu ve KİPTAŞ Genel Müdürü’nü de kendilerinin atadığını, kendisi için bu işlerin kolay olduğunu ifade etti. Biz olabiliyorsa hukuki, olamıyorsa siyasi bir çözüm ve buradan yeniden bir uzlaşı talebimizi görüşmek üzere anlaştık ve görevi tevdi ettik. Ancak devamında, tahliye olma aşamasına kadar ‘her şey yolunda, bir sorun yok, biz bu konuyu görüşüyoruz, çözüyoruz’ demesine rağmen tahliye işlemi gerçekleşti. Devamında da ödemiş olduğumuz parayı da geri vermedi. Epeyce bu konuda baskılarımız oldu ‘parayı ödeyin, madem işi yapamadınız’ gibi. Sonuç itibarıyla, Hüseyin Aydın isimli arkadaşımın bu konuda da çok çabaları oldu. Hatta bir dönem kendisiyle de ilişkilerimiz bozulma noktasına geldi tanışmamıza vesile olduğu için. Bir gün bir ses kaydıyla bana geldi ve kendisinin bu konuda çok ciddi gayretleri olmasına rağmen Turan Aydoğan isimli şahsın kötü niyetli olduğunu kendi ifadeleriyle, onun da yeni vakıf olduğunu, artık ümidinin kalmadığını ve şikayet edelim diye de beyanını ifade etti. İsnat edilen suç unsurlarını kendi adıma rüşvet vermek gibi hiçbir zaman algılamadım. Fakat muhatabımızın bu konuları bu şekilde yönettiği görülmüştür. Başkan ve şürekası halk adına, kamunun menfaatini kolluyorum görüntüsü adı altında kamu zararı oluşturmuştur. Tamamı, bir lirası dahi belediyeden olmayan, yatırımlarımı heba etmişlerdir ve tamamından şikayetçi olduğumu arz ederim" ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanı: "Hukuki, siyasi sorun çözme diye bir para verilme diye bir şey yok" Mahkeme başkanının "Siz bu 200 bin dolar ödemeyi kime yapmıştınız?" sorusuna sanık Şimşek, "Biz Turan Aydoğan’la anlaştık. Ben müsait olmadığım için Hüseyin Aydın vasıtasıyla Turan Aydoğan’a teslim ettik" yanıtını verdi. Mahkeme başkanının "Parayı bizzat kime teslim ettiniz?" sorusuna ise Şimşek "Hüseyin Aydın’a teslim ettik" cevabını verdi. Mahkeme başkanının "Şimdi biraz önce diyorsunuz ki savunmada, ‘biz bunun rüşvet olduğunu değerlendirmedik’. Hüseyin Aydın’ın getirdiği ses kaydını dinleyince oradaki ifadelerden rüşvet olduğunu anladım diyorsunuz. Siz ne mantığıyla vermiştiniz bu 200 bin doları?" sorusunu sordu. Sanık Şimşek, "Bu tahliye olan karar çıkan kurum bir eğitim kurumu. 500 öğrencisi olan bir müessese, yıllardır işletilen bir yer. Hiç ummadığımız bir dönemde ve Yargıtay yolu kapalı olmak üzere tahliye kararıyla muhatap kaldık. Tabi mağduriyetimiz çok büyüktü. Bunu önlemek adına biz nasıl bir yol izleriz? Hem hukuki yoldan hem de siyaseten bu konunun muhatabı elbette Büyükşehir yöneticileri" dedi. Mahkeme başkanı ardından "Necmettin Bey, soru çok net. 200 bin doları siz ne mantığıyla verdiniz, ne amacıyla? Ne parası bu yani? Hüseyin Aydın’a verirken bunu ne parası olarak verdiniz?" sorusunu sordu. Şimşek "Bizim anlaşmamız Turan Aydoğan’la şu şekilde, hukuken gidilecek yollar var. Çünkü zaten bizim ona gitmemizin temel nedeni de hukukçu olması ve Başkanın danışmanı olduğunu ifade etmesi. Hukukçu olması hasebiyle bizim hukuki sorunumuzu daha doğru anlar ve bizi uzlaşmaya götürür diye biz bunu hem hukuki hem de siyasi her ne şekilde bizim orada çözebilirse çöz diye anlaştık. 500 bin dolar ücret istedi, 200 bin dolarını da peşin istedi" dedi. Mahkeme başkanı "Hukuki, siyasi sorunu çözme diye para karşılığı bir kurum yok yani. Bu bir avukatlık ücretiyse avukatlık ücretidir, değilse değildir. Bu ne parası? Bir avukatlık ücretine dair danışmanlık var mı, sözleşmeniz var mı, yaptığınız herhangi bir şey var mı?" sorusunu sordu. Sanık Şimşek soruya "Sözlü anlaşmalarımız var. Danışmanlık sıfatıyla oturduğumuz için" yanıtını verdi.

İBB soruşturmasında yeni operasyon: 12 şüpheli gözaltına alındı Haber

İBB soruşturmasında yeni operasyon: 12 şüpheli gözaltına alındı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, İBB Başkanlık konutuna materyal alımı işinin de aralarında bulunduğu bazı ihalelere fesat karıştırıldığı ve kamu zararına neden olunduğuna ilişkin tespitler üzerine operasyon düzenlendi. Operasyonda hakkında gözaltı kararı verilen 13 şüpheliden 12’si yakalanarak gözaltına alınırken, 1 şüphelinin yurt dışında bulunduğu ve yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü öğrenildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulduğu öne sürülen suç örgütünün eylem ve faaliyetlerine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından hazırlanan Ön İnceleme Raporu ile bilirkişi raporları doğrultusunda bazı tespitlere ulaşıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Satınalma Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen, İBB Başkanlık konutuna materyal alımı işinin de aralarında bulunduğu bazı ihalelere fesat karıştırıldığı ve kamu zararına neden olunduğunun tespit edildiği belirtildi. Bu kapsamda 13 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilirken, İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen eş zamanlı operasyonda 12 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Yurt dışında olduğu belirlenen 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.

27. Dönem CHP Milletvekili Avukat Turan Aydoğan: "200 bin dolarlık vekalet ücreti insana her şeyi yaptırabilir" Haber

27. Dönem CHP Milletvekili Avukat Turan Aydoğan: "200 bin dolarlık vekalet ücreti insana her şeyi yaptırabilir"

"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında ‘rüşvet’ iddiasıyla suçlanan 27. Dönem CHP Milletvekili tutuksuz sanık Avukat Turan Aydoğan, "Benim ailem, İBB ile ilgili hiçbir davaya bakmaz. Bu yasaktır. Davaya bakmaları için başka arkadaşlara yönlendirdim. Rahman Bey olarak tanıdığım bir hukukçuyu arkadaşlara yönlendirdim. Rahman Bey ile yönlendirdiğim kişiler arasında 200 bin dolarlık vekalet ücreti mevzusu yaşanmış. Benim bu durumdan haberim yok, kendi aralarında organize etmişlerdir. 2019'daki yerel seçimlerden sonra Ekrem Bey'in mazbatasını aldığı gün, 'sayın başkan helalleşelim. Siz işinize bakın ben işime bakayım. Ben parlamenterim’ dedim. Rahman beyin ben ve belediye ile bir ilişkisi yok ancak 200 bin dolarlık vekalet ücreti insana her şeyi yaptırabilir" dedi. "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ikinci duruşmasına 6’ıncı gününde devam ediliyor. Davada, iddianamede örgütün menfaatleri doğrultusunda sosyal medyadan gerçek dışı haberler yaptığı öne sürülen tutuksuz sanık Mesut Taşkın savunma yaptı. Sanık Taşkın savunmasında, "Benim bir örgüt faaliyeti içerisinde yer almam mümkün değildir. Metro İstanbul’da bakım mühendisi olarak çalışıyorum. Ben, bugüne kadar bir örgüt içerisinde yer almadım. Kimseden para almadım, söz konusu paylaşımları da ben yapmadım. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı. "200 bin dolarlık vekalet ücreti insana her şeyi yaptırabilir" Duruşmada, ‘rüşvet’ iddiasıyla suçlanan 27. Dönem CHP Milletvekili tutuksuz sanık Avukat Turan Aydoğan’da savunma yaptı. Aydoğan savunmasında, "Benim rüşvetle bir alakam yok. Burada yargılanan çoğu kişinin olaylardan haberi bile yok. 2022 yılından itibaren İmamoğlu ve bir kısım bürokratlarla fikir ayrılığı yaşamaya başladım. Sadece siyaseten değil, insan olarak ta iletişim kurmaya gerek duymadım. Hiç kimse burada bir rüşvetten bahsetmiyor, herkes danışmanlık ücreti diyor. Rüşvet diyemedikleri için. Bunları görünce aklımı oynatıyorum. Benim ailem, İBB ile ilgili hiçbir davaya bakmaz. Bu yasaktır. Davaya bakmaları için başka arkadaşlara yönlendirdim. Rahman Bey olarak tanıdığım bir hukukçuyu arkadaşlara yönlendirdim. Rahman Bey ile yönlendirdiğim kişiler arasında 200 bin dolarlık vekalet ücreti mevzusu yaşanmış. Benim bu durumdan haberim yok, kendi aralarında organize etmişlerdir. 2019'daki yerel seçimlerden sonra Ekrem Bey'in mazbatasını aldığı gün, 'sayın başkan helalleşelim. Siz işinize bakın ben işime bakayım. Ben parlamenterim’ dedim. Rahman beyin ben ve belediye ile bir ilişkisi yok ancak 200 bin dolarlık vekalet ücreti insana her şeyi yaptırabilir. Ben, kumpas olma ihtimalini düşünüyorum, bu olaylardan haberdar olsaydım, arkadaşım Rahman Beyi bu olaylara dahil etmezdim" diye konuştu. "Örgüt üyesi olmadığım gibi bir örgüte hizmet etmedim. Ben bir gazeteciyim" İddianamede, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiği öne sürülen tutuksuz sanık Gazeteci Şaban Sevinç savunma yaptı. Sanık savunmasında üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Benimle ilgili ‘İlke’ isimli gizli tanık, benim de dahil olduğum 9-10 gazetecinin Murat Ongun vasıtasıyla rüşvet suçunu işlediğimi iddia etti. Ben, bir gazeteciyim. Defalarca haber yaptım ancak ilk defa böyle bir şey başıma geliyor. Önemli yayın kuruluşlarında çalışmış olmama rağmen, kimseden talimat almadım. Ekrem İmamoğlu, hem İBB Başkanı olması, hem de cumhurbaşkanı adayı olacağı şeklinde kamuoyunda algılanması nedeniyle gazetecilerin takip ettiği kişiler arasında yer aldı. Ben, CHP üyesiydim o dönmede. O süreçte parti içerisindeki gelişmeleri daha yakından takip ettim. Emrah Bağdatlı isimli şahsı tanımıyorum, soruşturma aşamasında ismini duydum. Murat Ongun’la kendi ofisinde 3-4 defa görüştüm. Bir iki defa da kendisiyle dışarıda bir araya geldim. Ben, bir örgüt üyesi olmadığım gibi bir örgüte hizmet etmedim. Ben bir gazeteciyim" dedi. Duruşmaya bir saat ara verildi. Aranın ardından duruşma, tutuksuz sanıkların savunmaları ile devam edecek.

İstanbul'da dünya kültürleri buluşuyor Haber

İstanbul'da dünya kültürleri buluşuyor

Kartal Belediyesi, dünyanın farklı renklerini ve kültürlerini beş gün boyunca Kartal'da bir araya getirecek olan 5. Uluslararası Halk Oyunları Festivali'ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 28 Ağustos-1 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek dev organizasyonda 9 ayrı ülkeden 14 farklı grup ve 550 sanatçı; rengârenk dansları, ezgileri ve geleneksel kostümleriyle Kartal Meydanı ve ilçe meydanlarında sahne alacak. Kültür ve sanatın birleştirici gücünü öne çıkaran bu dev organizasyon; Kartal Belediyesi ev sahipliğinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), İBB Kültür, İBB Orkestra, Turizm Şube Müdürlüğü, visitİstanbul ve Kartal Belediyesi Gençlik Meclisi iş birliğiyle gerçekleştiriliyor. Festival boyunca Türkiye'nin yanı sıra; Çekya'dan Pol'ana Halk Şarkıları ve Dansları Üniversite Topluluğu, Bosna Hersek'ten Cajavec Kültür Sanat Derneği, Moldova'dan Düz Ava Topluluğu, Gürcistan'dan Imedi Topluluğu, KKTC'den Dikmen Gençlik Merkezi, Slovakya'dan Rozmarija Halk Dansları Topluluğu, Mısır'dan El Shams Bale Grubu ve Hırvatistan'dan Sisak Ivan Goran Kovacic Folklor Topluluğu ekipleri, kültürel zenginliklerini Kartallılarla buluşturacak. Ülkemizi ise Kartal Turizm Folklor Derneği, İstanbul Kilim Spor Dans Kulübü, Agon Dans, İstanbul Dans Spor Kulübü, Ebuş'un Halay Atölyesi ile BK Gençlik Kültür ve Sanat Derneği temsil edecek. Başkan Gökhan Yüksel'den festivale davet Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, festivalin ilçe için önemine değinerek tüm komşularını bu coşkuya ortak olmaya çağırdı. Başkan Yüksel, "Dünyanın farklı coğrafyalarından gelen yüzlerce sanatçımızı ve kültür elçimizi güzel Kartal'ımızda ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. Beş gün boyunca müziğin, ritmin ve komşuluk bağlarımızın evrensel diliyle bir arada olacağız. Kültürlerin kardeşliğine, müziğin ve dansın coşkusuna hep birlikte ortak olmak üzere tüm komşularımızı Kartal Meydanı'na bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Festival programı Beş gün boyunca kesintisiz sürecek festivalin heyecanı; 28 Ağustos Cuma günü saat 19.00'da Sahil BELTUR önündeki Festival Şöleni ile başlayacak, ardından saat 20.30'da Kartal Meydanı'ndaki resmi açılış töreni ve 20.45'te tüm ekiplerin halk oyunları gösterileriyle devam edecek. 29 Ağustos Cumartesi günü saat 20.00'de Kartal Meydanı'nda İBB Türk Halk Müziği Topluluğu Konseri yankılanacak, saat 21.00'den itibaren ise Türkiye, Slovakya, Mısır, KKTC, Bosna Hersek ve Gürcistan ekipleri sahne alacak. 30 Ağustos Pazar günü Zafer Bayramı coşkusu saat 19.00'da Kartallı Kazım Meydanı'ndan başlayacak Kortej Yürüyüşü ile yaşanacak; saat 20.30'daki Taner Özsoy Konseri'nin ardından 21.15'te Türkiye, Gürcistan, Mısır, KKTC ve Moldova grupları gösterilerini sunacak. 31 Ağustos Pazartesi günü saat 20.00'de Kartal Meydanı'nda gerçekleşecek İBB Türk Sanat Müziği Topluluğu Konseri'nin ardından, 21.00'de Türkiye, Hırvatistan, Moldova ve Çekya ekipleri izleyiciyle buluşacak. Festival; 1 Eylül Salı günü saat 19.00'da Neyzen Tevfik Meydanı'ndaki şölen ve 19.30'daki Kortej Yürüyüşü'nün ardından, saat 20.00'de Kartal Meydanı'nda tüm grupların katılımıyla gerçekleşecek 1 Eylül Dünya Barış Günü Özel Gösterisi katılımcı ülkelerin grupları ile görkemli bir kapanış yapacak.

Sanık Ertan Yıldız: "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı şahidim, İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir" Haber

Sanık Ertan Yıldız: "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı şahidim, İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir"

"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında savunma yapan İBB Meclis İştirakler Bağlı Kuruluşlar Komisyon Başkanı sanık Ertan Yıldız, "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı. Ben de buna şahidim. Ekrem İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir. Ekrem İmamoğlu bana, ‘Aykut'a dikkat edin, o 2 alır 1 buçuk getirir' şeklinde bir ifadesi vardır. Yani Aykut'a güvenmediklerine, aslında daha fazla para alabilme odaklıdır ama bir kısmını kendisine ayırır şeklinde ifadesi var. Bu olayın yüzde 100 arkasındayım, gerçektir" dedi. "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ikinci duruşmasına 5'inci gününde, davanın soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak adli kontrol tedbiriyle tahliye edilen İBB Meclis İştirakler Bağlı Kuruluşlar Komisyon Başkanı tutuksuz sanık Ertan Yıldız'ın savunmasına devam ediliyor. "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı, ben de buna şahidim, Ekrem İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir" Ertan Yıldız, "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı. Ben de buna şahidim. Ekrem İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir. Ekrem İmamoğlu bana, ‘Aykut'a dikkat edin, o 2 alır 1 buçuk getirir' şeklinde bir ifadesi vardır. Yani Aykut'a güvenmediklerine, aslında daha fazla para alabilme odaklıdır ama bir kısmını kendisine ayırır şeklinde ifadesi var. Bunu da burada söylemiş olayım. Bu olayın yüzde 100 arkasındayım, gerçektir. Benim birebir şahit olduğum olaydır. Bu arada Erdoğdu, benim kendisine husumetim olduğunu bana iddia etmiş. Benim Erdoğdu ile hiçbir husumetim yok. Kendisiyle gelirlerdi, görüşürdük, beni ziyarete de gelirdi. Hatta iştiraklerle ilgili bilgi alırdı, bilgi verirdim. Hemen hemen bizim aramızda husumet yoktu. Benim yoktu. Onun var mıydı bilmiyorum. Beraatımı talep ediyorum. Capacity AVM ile ilgili otopark ruhsatı verilmesi için 5 milyon dolar istenildiği iddialarını hem savcılık ifademde, hem de etkin pişmanlık ifademde belirttim. Ben Bakırköy Belediyesi Meclis Üyesiyim ve belediyede hiçbir imza yetkim yok. Hiçbir icra görevim yok. Benim AVM kapatmak, AVM ruhsat vermek gibi bir gücüm, yetkim yoktur. Bir AVM'nin otoparkına ruhsat vermek ya da bir alışveriş merkezinin mühürlenmesi ile ilgili bir yetkiye sahip değilim. Ben Capacity AVM ile ilgili ne herhangi bir kimseden para istedim, ne ben kimseye para istemesi için talimat verdim. İddiaları kesinlikle reddediyorum. Bu konuyla ilgili Seyfi Beyaz ve avukat Mehmet İplikçioğlu benim rüşvet istediğimi iddia etmişlerdir. Bunlar gerçek dışı ifadelerdir. Ben Seyfi Beyaz'ı hiç tanımam" şeklinde konuştu. "Ali Rıza Akyüz beni arayıp, ‘Capacity AVM'de yaklaşık 197 tane perde beton kesilmiş. Bir bina statik açıdan sıkıntıya atılmış' dedi" Sanık Yıldız, "Bir gün Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz beni arayarak, yanında Capacity'nin yetkilileri olduğunu, yanıma gelmek istediklerini söyledi. Ben de ‘buyursunlar' dedim ve geldiler. Ali Rıza Bey dedi ki, ‘Capacity AVM'de yaklaşık 197 tane perde beton kesilmiş. Bir bina statik açıdan sıkıntıya atılmış. Binanın deprem riski var. Biz Capacity yetkililerinden istiyoruz ki, bir statik analiz yapın. Eğer statik analizde binada deprem problemi varsa, güçlendirme yapılması gerekiyorsa bunu da bir an önce yapın, insan hayatı söz konusu. Fakat kendileri bunu kabul etmiyor' dedi. Ben de, Mehmet bey ve Seyfi beye döndüm. Onlar da, ‘bizim yapı kontrol belgemiz var. Bizim hiçbir statik problemimiz yok. Biz bir şekilde hallederiz' dediler" ifadelerini kullandı. Deprem riski olan AVM'ye "Burası sağlamdır" raporu AVM'ye ilişkin hususu Bakırköy Belediyesi ile görüştüğünü aktaran sanık Yıldız, "Birkaç gün sonra Bakırköy Belediyesi'nde başkan Ayşegül hanım, bütün başkan yardımcıları, ben, Ali Rıza Bey, Cemalettin Bey, hukuktan sorumlu başkan yardımcısı, imar müdürü gibi yani en tepedeki kişiler bu işle ilgili toplandık. Toplantıda değerlendirme yapıldı ve değerlendirme sonucunda yani normal olarak şu karar çıktı. Kendileriyle, Capacity ile görüşülecek. Görüşmeler sonucunda statik rapor istenecekti. Raporun sonucuna göre hareket edilecek ve biz Capacity ile beraber çözelim diye bir karar aldık. Capacity'yi kapatmak zor bir şey. Bakırköy'ün göbeğinde binlerce insanın, herkesin bildiği bir yer. Belediyenin derdi, oranın deprem açısından sağlam hale getirilmesi. Bunun için uğraşıyor. Süleyman Atik bir keresinde ofisime geldi. ‘Nasıl gidiyor?' dedim. 'Anlaşamıyoruz' dedi. Ali Rıza Bey, ‘anlaşamıyoruz. Biz bunlara ceza keseceğiz ve de ihbarda bulunacağız. Ya raporu getirsinler ya da burayı mühürleyeceğiz, başka çaremiz kalmadı. Bunlar getirmedi, statik raporu biz kendimiz alacağız" dedi. Daha sonra statik rapor Yıldız Teknik Üniversitesi'nden alınmış. Raporda 2 tane profesörün imzası var ve raporda, ‘Capacity AVM'de 197 tane perde duvar kesilmiş, binada deprem riski var' diyor. Bu rapordan sonra burayı düzeltmeye yanaşmayınca, bir ihtarname geldi. Arkasından 1 ay süre, 1 ayın sonunda da burayı kapatmak düşüncesi var. 1 ayın son günü bunlar İTÜ'den bir statik raporu getiriyorlar, raporda, 'Burası sağlamdır' ifadesi yer aldığı için yürütmeyi durdurma kararı alıyorlar" dedi. "Sisteme 30 milyon lira versin, kendisine yardımcı olalım' dediğim iddia edildi" 2024 yılındaki seçimlerden sonra Ali Sukas'ın kendisi ile görüşmek istediğini belirten sanık Ertan Yıldız, "Ali Sukas bana, ‘yukarıdan para istiyorlar, bunu firmalardan toplayıp vermemiz lazım' dedi. Ben, ‘yukarısı kim?' Diye sordum. Kendisi de, kızarak ‘ben istiyorum, burada siyasi bir harekete hizmet ediyoruz' dedi. Bir keresindeki konuşmamızda parayı isteyen kişinin Fatih Keleş olduğunu söylemişti" diye konuştu. Sanık Ertan Yıldız, "Aziz İhsan Aktaş ve Burak Korzay, ‘İETT'deki alacakları alamıyoruz. Bu konuda Ertan Yıldız ile görüşmek istedik. Fakat randevu alamadık, Ertan Bey randevu vermedi' diyorlar. Ben müteahhitlerle görüşmem. Böyle bir alışkanlığım yok. Çünkü benim müteahhitlerle bir işim yok. Bunlar genel müdürlerin işleridir. Ben Aziz İhsan Aktaş'a niye randevu vereceğim? Hangi amaçla randevu vereceğim? Ben ne ödeme noktasıyım ne ihale noktasıyım. Benim Burak Korzay'a ‘Sisteme 30 milyon lira versin, kendisine yardımcı olalım' dediğim iddia edildi. Bu iddia üzerine Aziz İhsan Aktaş'a Korzay, ‘Senden 30 milyon lira istiyorlar, Sen bu parayı verirsen İETT'deki ihalesini alacaksın, sana yardımcı olacaklar" ifadelerini kullandı. Duruşma sanık Yıldız'a yönelik sorular ile devam ediyor.

İBB'nin yürüttüğü Rumeli Hisarı restorasyonu 6 yıldır bitmedi Haber

İBB'nin yürüttüğü Rumeli Hisarı restorasyonu 6 yıldır bitmedi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından yürütülen Sarıyer'deki Rumeli Hisarı restorasyonu aradan yıllar geçmesine rağmen bir türlü bitirilemedi. Yaklaşık 6 yıldır restorasyon sürecinin devam ettiğini iddia eden çevre esnafı, adeta canından bezdi. Esnaf, hisara ait ziyaretçi otoparkının İBB tarafından işgal edildiğini vurgularken bu sebepten kaynaklı işlerinin iyice azalmasından dert yanarak yetkililerden yardım istedi. İstanbul Sarıyer'de bulunan, Fatih Sultan Mehmet'in emriyle 90 günde tamamlanan boğazın incisi Rumeli Hisarı'nın kapısı İBB'nin yürüttüğü restorasyon nedeniyle yıllardır ziyaretçilere kapalı. İBB'nin yıllar önce devraldığı restorasyon çalışmalarının aradan geçen yıllara rağmen nihayete erdirilememesi başta esnaf olmak üzere bir çok vatandaşı isyan ettirdi. Özellikle restorasyon nedeniyle hisara ait ziyaretçi otoparkı İBB tarafından konteynerlerle kapatıldı. Ancak yıllardır çalışmalarda bir türlü sona gelinmeyip, hisarın kapısı ziyaretçilere de bir türlü açılmayınca çevre esnafının işleri azaldı işten çıkarmalar başladı. Bunların yanında çevreye yayılan kötü koku ve oluşan görüntü kirliliği karşısında esnaf durumdan dert yanarak yetkililerden yardım istedi. "Burayı kendilerine ait özel bir ofis olarak ve 3-5 tane çalışanı için yatakhane olarak kullanıyorlar" Yaklaşık 20 senedir Rumeli Hisarı bölgesinde çalıştığını belirten esnaf Eyüp Duralioğlu, ''Burada 6 yıldır bir mağduriyet yaşıyoruz. 6 yıl önce başlayan bir kale restorasyon çalışmasından dolayı buradaki bütün esnafların ortak kullanım alanı olan bir otopark tamamen bu restorasyonu yapan inşaat şirketi tarafından gasp edilmiş durumda. Ve yaklaşık 3 yıldır bu inşaat şirketi burada hiçbir faaliyet göstermemesine rağmen bu otoparkı tamamen gasp edip burayı kendine ait özel bir ofis olarak ve 3-5 tane çalışanı için yatakhane olarak kullanıyor. Bu da buradaki bütün esnafı otomatik olarak geriye doğru itiyor. Rumeli Hisarı Kalesi sadece bir kale değil. Rumeli Hisarı Kalesi'nin içinde faaliyet gösteren bir müze var ve yaklaşık 6 yıl önce Cumhurbaşkanımızın faaliyete geçirdiği restore edilmiş bir de mescit var. Bunlar şu an tamamen halka kapalı durumda. Bir inşaat durumu var ve inşaattan dolayı biz esnaf olarak burada büyük sıkıntılar yaşıyoruz" dedi. "Burada bir inşaat yok. Keyfi bir gasp olayı var" Restorasyondan kaynaklı git gide kazançlarının azaldığı belirten ve bu durum karşısında işten çıkarmalar yaptıklarını kaydeden Duralioğlu, "Bizim işletmemizin daha önce burada 50-60 arasında çalışanı varken, 6 sene içinde bu sayı 25-30'lara kadar düştü. 30 arkadaşımızla iş sonu yapmak zorunda kaldık. Onları işlerimizin düşmesinden dolayı istemeden göndermek zorunda kaldık. Bu sadece bizi ilgilendiren bir sorun değil. Burada 30'a yakın işletme var ve bütün işletmeler aynı durumdayız. Biz bir an önce yetkililerden bu duruma artık bir el koymasını istiyoruz. Burada bir inşaat yok. Keyfi bir gasp olayı var. Bir inşaat şirketi burada inşaat yapacağım diye ihale aldı. Tabelalarını koydu ve tabelaların şu an hiçbirinin olmamasına rağmen burayı tamamen gasp etti. Kendi özel amaçları için kullanıyorlar. Bu konuda devlet büyüklerinden, bu konuyla ilgilenen kim varsa onlardan yardım talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Konteyner yığınları ve kurdukları tuvaletin pislik giderleri var. ‘Bu konuyu bir çözün.' dedik. Onlar da bu olayı çözmediler" Çevre esnafı olarak mağduriyetlerinin giderilmesi için parti gözetmeksizin bir çok temsilciyle görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyleyen Eyüp Duralioğlu, ''Bunların ilçe başkanlıklarına, il başkanlıklarına ve bizim bu tarafa gelen milletvekillerine de durumu ilettik. Onların da bu konuda mecliste konuşmaları, konuyla ilgili bilgilendirmeleri oldu fakat hala aynı durumu yaşıyoruz. Bu konuda biz tekrar iletiyorum, bütün siyasilerden, siyasi parti gözetmeksizin, burada bir tarih var. Burada Fatih Sultan Mehmet'in bize bıraktığı bir tarih var ve tarih yok oluyor. 6 yıldır bu tarih buradan yok olmuş durumda. Biz, tekrar söylüyorum, buradaki bütün işletmeler olarak ticari olarak zor durumdayız artı manevi olarak da hisar zor durumda. Herkesten yardım talep ediyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından bize pek bir dönüş gelmedi. Onlar bir dönüş sağlamadılar. Onlara da durumu ilettik. ‘Burada sizin kontrolünüz altında bir inşaat var ve bu inşaat bitmiyor. Bitmeyen inşaatın da kapısının önünde çöp yığınları, konteyner yığınları ve kurdukları tuvaletin pislik giderleri var. Bu konuyu bir çözün.' dedik. Onlar da bu olayı çözmediler ve bize hiçbir dönüş de sağlamadılar. Buradan onlara da sesleniyoruz. Burası sizin kontrolünüz altında. Biz de burada ticaret yapan insanlarız. Buradan ekmeğini kazanan insanlarız. Bizim ekmeğimize siz de sahip çıkmak zorundasınız. Lütfen bununla ilgilenin" dedi.

İBB davasında sanık Seyfi Beyaz: "3 milyon artı KDV olarak çek ödendiğini biliyorum" Haber

İBB davasında sanık Seyfi Beyaz: "3 milyon artı KDV olarak çek ödendiğini biliyorum"

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik davanın ikinci celsesinin ikinci gününde, tutuksuz sanıkların savunmaları alındı. Bugün yapılan duruşmada 15 sanık savunma yaptı. Savcının Westside projesinde iskan alımı sürecinde Adem Soytekin'e 3 milyon TL verildiği iddiasını sorması üzerine sanık Seyfi Beyaz, "Kendim görüşmedim. Diğer ortaklarımız görüştü. 3 milyon artı KDV olarak çek ödendiğini biliyorum" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik davanın 2'nci duruşmasının ikinci gününde tutuksuz sanıkların savunmaları alındı. Tutuksuz sanık Seyfi Beyaz, daha önce savcılıkta detaylı ifade verdiğini belirterek, önceki beyanlarının arkasında olduğunu söyledi. Hakkında üç eylem bulunduğunu ifade eden Beyaz, iki eylemde müşteki beyanları kapsamında şikayetini sürdürdüğünü belirterek yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti. Savcının Westside projesinde iskan alımı sürecinde Adem Soytekin'e 3 milyon TL verildiği iddiasını sorması üzerine Beyaz, ödemeyi kendisinin yapmadığını, diğer ortakların süreci yürüttüğünü söyleyerek, "Yani bunu biz kendim görüşmedim. Diğer ortaklarımız görüştü. 3 milyon artı KDV olarak çek ödendiğini biliyorum" ifadelerini kullandı. Savcının ödemenin hangi ortaklar tarafından yapıldığını sorması üzerine Beyaz, "İsa bey, Yüksel bey, Oktay bey üçü gitmişti" dedi. Mahalleler projesinde Murat Çalık'a para verildiği iddiası da sorulan Beyaz, bu konuda bilgisinin olmadığını söyledi. Westside projesinde Fatih Keleş'in yaptığı mermer işlerinin nasıl geliştiği sorusuna ise "Yani bunu Oktay Hamzaoğlu anlaşmıştı. O devam ettirdi kaba inşaatını" yanıtını verdi. Savcılık Muzaffer Beyaz'ın tutuklanmasını istedi Savcılık, sanık beyanlarının ardından ek mütalaa sunmak istediğini belirterek Muzaffer Beyaz'ın ifadelerinin çelişkili olduğunu öne sürdü ve tutuklanmasını talep etti. Savcılık tarafından tutuklanması talep edilen Beyaz, "Benim iddianamede 4 tane eylemden adım geçmektedir. 3 eylemde sanık olarak, bir eylemde de şikayetçi olarak geçmektedir. Bu 6 no'lu eylemle ilgili abim bahsetti. Benim burayla ilgili herhangi bir imza yetkim ve bir dahlim yoktu. Burada bildiklerim, anlattıklarım tamamen ortaklıktan dolayı abimden öğrendiklerimdir. Onun haricinde hiçbir işlem yapmadım. Abim ne söylediyse o kadardır" dedi. Duruşmaya verilen aranın ardından mahkeme heyeti, Muzaffer Beyaz'ın tutuklama talebini reddetti. "Etkin pişmanlık başvurusunu kendi özgür irademle yaptım" Daha önce 4 kez etkin pişmanlık kapsamında ifade veren ve ev hapsi kararıyla tahliye edilen Veysel Erçevik de beyanda bulundu. Erçevik, verdiği ifadelerin baskı veya şantaj altında alınmadığını söyleyerek, "Etkin pişmanlık başvurusunu kendi özgür irademle ve avukatım aracılığıyla yaptım. Şantaj veya baskı altında ifade vermedim" diye konuştu. Erçevik, "İddianamede Adem Soytekin'e bağlı hareket ettiğime dair somut bir delil bulunmuyor. Adem Soytekin ile sadece çocukluktan gelen 10-11 yıllık bir komşuluk ve dostluk bağım var. Örgüt üyeliği ve rüşvete aracılık iddialarını reddederek tüm suçlamalardan beraatimi istiyorum. İş hayatına dönebilmek adına adli kontrol tedbiri ile yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasını da talep ediyorum" dedi. "Rüşvet verdiğim iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum" Tutuksuz yargılanan Mutlu İnşaat hissedarı Yüksel Hamzaoğlu, Westside projesi kapsamında rüşvet verdiği iddiasını reddetti. Hamzaoğlu, "Westside projesi kapsamında rüşvet verdiğim iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum. Herhangi bir kamu görevlisiyle asla menfaat anlaşması yapmadım. Savcılık aşamasındaki beyanlarımda da belediye işlemlerinin geciktirilmemesi için talepleri karşılamak zorunda kaldığımızı anlattım" diye konuştu. Adem Soytekin ile Yüksel Hamzaoğlu arasında "rüşvet" tartışması kapsamında savunması öne alınan ve ilk tutukluluk incelemesinde tahliye edilen Adem Soytekin, Yüksel Hamzaoğlu'na Westside projesindeki taşınmazların rüşvet olarak değerlendirilmesini sordu. Soytekin, 2013 yılında iki daireyi satın aldığını, daha sonra üç dükkânı kendi şirketi adına satın alarak Mado şubesi açtığını ve ödemelerin kayıtlarının dosyada bulunduğunu belirterek, "2013 yılında daire alıyorum, siz buna rüşvet diyorsunuz. Ben 2015'te parasıyla dükkân alıyorum, siz buna rüşvet diyorsunuz. Bunları siz mi söylüyorsunuz, yoksa gerçekten birileri size çıkıp 'Adem Soytekin'e yüklenirsen buradan çıkarsın veya kurtarırsın' mantığı mı yapıyor" dedi. Soytekin, ruhsat süreçlerini kendisinin değil Beyaz İnşaat'ın takip ettiğini söylemesi üzerine Hamzaoğlu "Sen takip etmedin, Beyaz İnşaat takip etti. İskân safhasında sen devreye girdin" yanıtını verdi. İmamoğlu ile Cemal Üneş arasında "500 bin lira" diyaloğu Duruşmada Ekrem İmamoğlu ile Cemal Üneş arasında geçen ifade dikkat çekti. İmamoğlu'nun Üneş'e kendisinden 500 bin lira istediğini hatırlatması üzerine Üneş, parayı ödeyecek durumda olmadığını söylediğini ve ardından senet yaptıklarını belirtti. İmamoğlu'nun "Ben senden para istedim ve parayı getirdin, verdin öyle mi" sorusuna Üneş, "Şöyle bir hatırımda var: Seçim mi vardı hatırlamadım, bir yer için mi, 'buraya para lazım' dedin. 500 bin lira. Ben dedim ki, sen benim durumumu da aşağı yukarı bilmen lazım. 'Benim öyle bir para ödeyecek durumum da yok' dedim" yanıtını verdi. "İBB Hanem projesi hiçbir zaman vatandaşa açılmadı" İBB davasında tahliye edilen sanık Esra Huri Bulduk, iddianamede yer alan "İstanbul Senin" ve "İBB Hanem" projelerine ilişkin savunma yaptı. İBB Hanem'in hayata geçmeyen bir proje fikri olduğunu belirten Bulduk, uygulamanın hiçbir zaman vatandaşın kullanımına açılmadığını söyleyerek, "İBB Hanem projesi hiçbir zaman vatandaşa açılmadı Hakim bey. Çünkü o zaten İBB personeline yönelik bir işti" şeklinde konuştu. Projenin belediye personelinin vatandaş ziyaretlerinde hizmetleri anlatması ve vatandaşlardan geri bildirim alınması amacıyla tasarlandığını ifade eden Bulduk, uygulamanın yalnızca test aşamasında kaldığını ifade ederek, "İBB Hanem hiçbir zaman İstanbul Senin'e eklenmedi, dahil edilmedi. Dolayısıyla vatandaş İBB Hanem uygulamasını hiçbir zaman görmedi. İBB Hanem vasıtasıyla hiçbir zaman veri toplanmadı. Dolayısıyla toplanmayan bir veri de yaygınlaştırılamadı" dedi. Bulduk, test ekranına giren kişilerin dijital işlemlerinin log kayıtlarında bulunduğunu belirterek beraatini ve elektronik cihazlarının iade edilmesini talep etti. "Sadece veri analizi gerçekleştirdim" İBB'de veri mühendisi olarak görev yapan Adem Ok da savunma yaptı. Hakkındaki suçlamanın, kurum içi rutin iş akışı kapsamında kendisine yönlendirilen bir tabloyu hazırlamasından ibaret olduğunu belirten Ok, işlemin tek seferlik bir veri analizi olduğunu söyleyerek, "Tamamen olağan işleyişimiz dahilinde bana yöneltilen, kurum içi bir talebin yerine getirilmesinden ibaret. Ayrıca bu veri 6 aylık bir zamansal hacme bağlı, yani tüm log'un, location tablosunun tamamı değil. Atıl durumda kaldı, çünkü kullanılmadı. Herhangi bir raporlamada da kullanılmadı" ifadelerini kullandı. Veriyi hukuka aykırı şekilde kaydetmediğini veya yetkisiz kişilere aktarmadığını, BTK ve USOM ile İBB arasındaki süreçlerde de görev almadığını söyleyen Ok, "Özetle tarafımca elde edilmiş hukuka aykırı bir veri, dışarıya sızdırılmış bir bilgi veya kasıtlı işlenmiş bir suç olduğunu düşünmüyordum. Yalnızca kurum içi bir talepte veri tabanı üzerinde yapılmış tek seferlik bir konum analizi vardır. Üzerime atılı suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum" dedi. Tutuksuz sanıkların beyanda bulunduğu duruşma yarın tutuksuz sanıkların savunmalarıyla devam edecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.