Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Hukuk Dairesi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Hukuk Dairesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuk Dairesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Maaşı geciken işçiye müjde Haber

Maaşı geciken işçiye müjde

İşçi-işveren davalarında, işçiye verilen maaşın bir gün bile gecikmesi haklı feshin kapısını aralıyor. Yargıtay, maaşı 20 gün geciktiği için istifa eden işçinin kıdem tazminatının ödenmesi gerektiğine hükmetti. İş Kanunu'nda ücretin geç ödenmesi durumunda haklı fesih için işçinin elini kuvvetlendiriyor. Yargıtay yerleşik içtihatlarında bir günlük bir gecikmenin dahi haklı nedenle iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi sebebi sayılıyor. Maaşı 20 gün geciken N.D. isimli işçi, İş Mahkemesi’nin kapını çaldı. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. Maddesi kapsamında ücretinin ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla çalışma ücreti alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etti. Davalı şirket avukatı, kısa süreli gecikmelerin işçiye haklı nedenle fesih hakkı verilmeyeceği hususunun Yargıtay uygulaması ile belirlendiğini, davacının izin ücretinin tamamının ödendiği, davacının proje yöneticisi olarak çalıştığı ve kendi mesaisini kendisinin belirlediğini öne sürdü. Mahkeme, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, Nisan dönemine ait ücretin sözleşmesinin feshinden 5 gün sonra 28 Mayıs tarihinde ödendiği, davacının daha önceki aylara ilişkin ücretlerinin ayın başında ödendiği, dolayısıyla Nisan ayı ücretinin kanunda öngörülen 20 günlük süreden sonra ödenmesi nedeniyle davacının kıdem tazminatına hak kazandığına hükmetti. Davacının fazla çalışma ücretinin de ispatlanmaması nedeniyle reddi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verildi. Karar istinaf edilince devreye giren Bölge Adliye Mahkemesi, kararı yerinde buldu. Davalı kararı temyiz edince son noktayı Yargıtay 9. Hukuk Dairesi koydu. Yüksek Mahkeme, kararı onadı. Emsal nitelikteki kararla birlikte maaşı 1 gün dahi geciken işçinin istifa etmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanacağı belirtildi.

Yargıtay’dan emsal karar: Milyonluk borcun akıbetini birkaç kelimelik not belirleyebilir Haber

Yargıtay’dan emsal karar: Milyonluk borcun akıbetini birkaç kelimelik not belirleyebilir

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, para ve ziynet eşyalarının borç olarak verildiği iddialarına ilişkin uyuşmazlıkta, imzası inkar edilmeyen el yazılı notların delil niteliğinde değerlendirilebileceğine hükmetti. Kararda, belgede açıkça "borç olarak aldım" veya "geri vermek üzere" ifadeleri yer almasa dahi, tarih ve miktar içeren kayıtların borç ilişkisine karine teşkil edebileceği belirtildi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, para ve ziynet eşyalarının borç olarak verildiği iddialarına ilişkin uyuşmazlıklarda dikkat çeken bir karara imza attı. Karara konu olayda, taraflar arasındaki para ve ziynet eşyalarının teslimine ilişkin el yazılı notlar dava dosyasına delil olarak sunuldu. Belgelerde, "1 tane 100 Euro aldım", "16 bilezik, 1 beşi bir yerde, 14 ayar set 3’lü aldım" şeklinde tarih ve miktar içeren ifadelerin yer aldığı, belgelerdeki imzaların ise inkar edilmediği belirtildi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, söz konusu belgelerde para veya ziynet eşyalarının "borç olarak alındığına" ilişkin açık bir ifade bulunmamasının, kayıtların hukuki değerini ortadan kaldırmayacağı değerlendirmesinde bulundu. El yazılı belgelerin içeriği, tarih ve miktar bilgileri ile imzanın inkar edilmemesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Kararın, özellikle aile, akrabalık, arkadaşlık veya duygusal ilişkiler içerisinde yapılan para ve ziynet eşyası teslimlerinde yazılı belgelerin önemini ortaya koyduğu değerlendirildi. "Birkaç kelimelik el yazısı milyonluk uyuşmazlığın seyrini değiştirebilir" Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin bahse konu olan kararını değerlendiren Avukat Buket Tekışık, "Bu karar bize bir kez daha gösteriyor ki hukukta bazen birkaç kelimelik bir el yazısı, yıllar sonra milyonluk bir uyuşmazlığın seyrini değiştirebilir. ‘Borç aldım’ ibaresinin açıkça yazılmamış olması, belgenin hiçbir hukuki değer taşımadığı anlamına gelmez. Belgenin içeriği, tarihleri, miktarlar, tarafların ilişkisi ve özellikle imzanın inkâr edilip edilmemesi birlikte değerlendirilir. Bu sebeple özellikle aile, akrabalık, arkadaşlık veya duygusal ilişkiler içerisinde ‘Aramızda güven var, sözleşmeye gerek yok’ düşüncesiyle yapılan para ve ziynet teslimlerinde son derece dikkatli olunmalıdır. Bugün sıradan görünen bir not, yarın mahkeme dosyasındaki en önemli delillerden biri haline gelebilir. Hukukta güven önemlidir; ancak ispat, güvenden çok belgeyle ilgilenir" dedi.

Yargıtay'dan iş kazalarına dair emsal karar Haber

Yargıtay'dan iş kazalarına dair emsal karar

İş kazalarına dair Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nden emsal bir karar çıktı. Yüksek Mahkeme; balık çiftliğindeki görevini tamamladıktan sonra iş yerinin yakınlarında yüzerken beli tutulup boğulan işçinin ölümünün iş kazası olarak kabul edilemeyeceğine hükmetti, olayın bir görevlendirme kapsamında gerçekleşmediğine vurgu yaptı. Çalıştığı balık çiftliği yakınlarında denizde boğularak hayatını kaybeden Z.Y.’un yakınları 5. İş Mahkemesi’ne müracaat ederek ölümün iş kazası kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdiler. Sosyal Güvenlik Kurumu ile diğer davalı ise ölüm olayının iş kazası niteliğinde bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etti. İş Mahkemesi, davacıların talebini kabul ederek ölüm olayının iş kazası olduğuna karar verdi. Kararın davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf başvurularını esastan reddetti. Bunun üzerine karar, davalı işveren vekili ile Sosyal Güvenlik Kurumu vekili tarafından temyiz edildi. Görevlendirme yoktu Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, merhum sigortalının, işverene ait balık çiftliğinde çalışmakta olup iş veren tarafından temin edilen tekne ile balık havuzlarında bulunan balıklara yem verdikten sonra işveren tarafından konulan konteynere yemek yemek için çekildiğini hatırlattı. Yemekten sonra yüzmek amacıyla limanda gemilerin demirli olduğu kısma tekne ile gittiği, burada denize atlayarak yüzdüğü sırada belinin tutulması sonucu hareketsiz kalıp boğulduğu vurgulandı. Sigortalının kaza geçirdiği yerin davalıya ait iş yeri sınırları içerisinde olmadığı, iş veren tarafından herhangi bir görevlendirmenin bulunmadığı dile getirdi. Olayın; 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereği olayı iş kazası olarak değerlendirilip kabul kararı verilmesi mümkün olmadığı belirtildi. Bölge İdare Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, doyanın yeniden İş Mahkemesi’ne gönderilmesine hükmedildi.

İşçiye verilen fazla para için yüksek mahkemeden emsal karar Haber

İşçiye verilen fazla para için yüksek mahkemeden emsal karar

İşçiye yanlışlıkla veya hatalı yapılan fazla ödemeler, Türk Borçlar Kanunu'nun ‘sebepsiz zenginleşme hükümleri’ gereğince işveren tarafından geri alınabiliyor. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hatalı ödemeyi yapan davacı işverenin ekonomik ve sosyal açıdan üstün, iyi niyetle zenginleşen işçinin ise zayıf konumda olduğu gerekçesiyle fazla ödemenin istenmesinin doğru olmadığına hükmeden mahkeme kararını bozdu. Tam 15 sene önce çalıştığı işyerinden ayrılan işçiye fazla ödeme yapıldığını tespit eden işveren, parayı talep etti. İşçi, ödemeye yanaşmayınca İş Mahkemesi’nin yolunu tutan davacı işveren, davalı işçinin 1. İş Mahkemesinin 2008/1115 Esas sayılı dosyası ile alacak davası açtığını, yapılan yargılamada davanın kabulüne karar verildiğini hatırlattı. Kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine Mahkemece davanın reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, bilirkişi raporuna göre işverenin davalıya fazladan ödeme yaptığının tespit edildiğini, davalı tarafa fazladan yapılan ödemelerin iadesi için yazı gönderildiğini ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek yapılan fazla ödemenin davalıdan tahsilini talep etti. Davalı cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istedi. İş Mahkemesi, aynı ücretle çalışan işçilere davalı ile benzer ve aynı oranlarda ücret zammının uygulandığı, dava açmayan işçilerin davalıyla aynı ücreti aldığı, buna göre davacı kurumun fazla ödenen tutarı talep etme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verdi. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, hatalı ödemeyi yapan davacı işverenin ekonomik ve sosyal açıdan üstün, iyi niyetle zenginleşen işçinin ise zayıf konumda olduğu, güvenin korunması, hakkaniyet ilkeleri gereği bir borcu ifa etmek düşüncesiyle davacı işveren tarafından yapılan fazla ödemenin istenmesinin doğru olmadığı gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verdi. Davacı avukatı temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin eksik inceleme ve araştırmaya dayandığını, hatalı olduğunu ileri sürdü. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi; Borçlar Kanunu’nun 62. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu‘nun 78. maddesi) gereğince, borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebileceğine dikkat çekti. Kararda; ‘’Bu maddede belirtilen yanlışlık eda ile ilgili olup edada bulunanda bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığını gösteren bir yanılmadır. Başka bir deyişle, davacı idarenin tahakkuk memuru hataya düşmeseydi, davalıya edada bulunmayacağı anlamına gelmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.12.1984 tarihli ve 1982/13-387 Esas, 1984/997 Karar sayılı kararı ile herhangi bir şart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemelerin idare tarafından Borçlar Kanunu’nun sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenebileceği açıklanmıştır. Somut uyuşmazlıkta, davalı işçinin davacıya karşı fark alacaklar istemiyle açtığı davada davanın reddine karar verildiği ve kararın onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu durumda, Mahkemece; kesinleşen 1.İş Mahkemesinin 2011/1153 Esas, 2012/18 Karar sayılı dosyasında yer alan bilirkişi raporu ile hesaplanan fazla ödeme tutarının hüküm altına alınması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir’’ denildi.

Bardağı masaya sert koyunca kovuldu Haber

Bardağı masaya sert koyunca kovuldu

Tam on senedir çalıştığı restorandan kovulan garson İş Mahkemesi’nin yolunu tuttu. Davacı iş sözleşmesinin haklı veya geçerli bir neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini talep etti. Davalı, davanın reddine karar verilmesini istedi. İş Mahkemesi, davanın reddine karar verildi. Karara karşı süresinde davacı avukatı istinaf kanun yoluna başvurdu. Dava dosyası BAM 6. Hukuk Dairesi’nin önüne geldi. Patronla işçi arasındaki her sözlü tartışmanın işten çıkarmayla sonuçlanamayacağına dikkat çekilen kararda; davacıyla alakalı 10 yıla yakın süresi zarfında sadece 2 olaya ilişkin olarak işyeri şikayet ve savunma dilekçeleri bulunduğu hatırlatıldı. Bu olaylardan birinin davacının çöpleri topladığı sırada gerçekleştiği ve hak düşürücü ile makul sürelerin geçtiği dikkate alındığında bahsi geçen olayın haklı veya geçerli feshe konu edilmeyeceği vurgulandı. Kararda şu ifadelere yer verildi: ‘’Diğer olayın ise davalı tanığı Murat isimli çalışanın şikayet dilekçesinde belirttiği üzere davacının çay servisi yaparken bardağı masaya sert bir şekilde vurduğu ve boş bardağı sürükleyerek aldığı, ayrıca davacının getirdiği içecekleri bilgisayarın arka veya yan kısmı gibi ulaşılamayacak yerlere koyduğu savunulmuş olup, ayrıca davacı ile yaşanan tartışmadan da bahsedildiği görülmüştür. Davacının söz konusu olayda hakareti veya fiziki müdahalesi olduğuna dair herhangi savunma veya ispat bulunmadığı gibi davacı ile yaşanan sözlü tartışmanın başlı başına geçerli bir fesih nedeni de oluşturmadığı ortadadır. Ayrıca, bahsi geçen bu olay nedeni ile davacıya yazılı uyarı vb. cezalar verilebilecekken, feshin son çare olması ilkesine de aykırı bir şekilde davacının iş sözleşmesinin feshedilmesi de ölçülü değildir. Dolayısı ile ilk derece mahkemesince, davalı işverenin davacının çalıştığı süre zarfında hakkında herhangi bir tutanak tutmadığı veya yazılı bir uyarıda da bulunmadığı gözetilmeksizin, salt davalı tanıklarının soyut ve genel ifadelerine istinaden feshin geçerli nedene dayandığını kabulü hatalı olmuştur. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İş Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalı tarafından gerçekleştirilen feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.’’

CHP Genel Merkezine polis müdahalesi başladı! Haber

CHP Genel Merkezine polis müdahalesi başladı!

Ankara Valiliği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin 21 Mayıs 2026 tarihli kararı ile Ankara 3. Genel İcra Dairesi’nin tebliğ işlemleri doğrultusunda harekete geçildiğini açıkladı. Valilik açıklamasında, CHP vekili Avukat Celal Çelik’in Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne başvurarak mahkeme kararının uygulanmadığını bildirdiği belirtildi. Çelik’in, CHP Genel Merkezi’nin mahkeme kararına uygun şekilde yetkililere teslim edilmesi için gerekli işlemlerin yapılmasını talep ettiği ifade edildi. Açıklamada, mahkeme kararının yerine getirilmesi konusunda Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne gerekli talimatın verildiği kaydedildi. POLİS, CHP GENEL MERKEZİ'NE GİRDİ Partililer, bina içerisine barikat kurmalarına rağmen polis ekipleri, CHP Genel Merkezi bahçesine girdi. Çevik Kuvvet ekipleri içeriye girdiklerinde de barikatlarla karşılaştı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in 13. katta başkanlık katının olduğu biliniyor. Kısa bir süre önce sosyal medya hesabından videolu paylaşımda bulunan Özel, "Buradan çıkmayacağız" mesajı vermişti. Mutlak butlan kararı sonrasında Kemal Kılıçdaroğlu’nun tekrar CHP Genel Başkanı olmasıyla birlikte bazı CHP’liler kararı tanımadıklarını söyleyerek CHP Genel Merkezi’nde nöbet tutmaya başladı. Yaklaşık 5 dakika önce, kararı tanımayan CHP’lilere emniyet güçlerinin müdahalesi başladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.