Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Hipertansiyon

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Hipertansiyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hipertansiyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Obezite ve tütün kullanımı artıyor, fiziksel aktivite düşüşte! Haber

Obezite ve tütün kullanımı artıyor, fiziksel aktivite düşüşte!

TÜİK tarafından açıklanan 2025 yılı Türkiye Sağlık Araştırması sonuçları, toplum sağlığına ilişkin çarpıcı veriler ortaya koydu. Söz konusu veriler toplumda obezite, hareketsizlik ve tütün kullanımının önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini gösterdi. Buna göre, boy ve kilo değerleri üzerinden hesaplanan vücut kütle indeksi sonuçlarında 15 yaş ve üzeri bireylerde obezite oranı 2022 yılında yüzde 20,2 iken 2025 yılında yüzde 21,8’e yükseldi. Cinsiyet bazında incelendiğinde 2025 yılında kadınların yüzde 24,8’inin obez, erkeklerin ise yüzde 18,7’sinin obez olduğu belirlendi. Araştırmada fiziksel aktivite düzeyinin düşük olması dikkat çekti. 15 yaş ve üzeri bireylerin yüzde 86,6’sının fiziksel aktivite yapmadığı tespit edilirken, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği haftada en az 150 dakika egzersiz yapanların oranı erkeklerde yüzde 4,1, kadınlarda ise yüzde 2,7’de kaldı. Sağlık verileri ayrıca günlük yaşamda işlevsel zorluklara da işaret etti. Merdiven inip çıkarken zorlananların oranı kadınlarda yüzde 8,3, erkeklerde yüzde 3,7 olarak kaydedildi. Yürüme ve hatırlama gibi alanlarda da kadınların erkeklere kıyasla daha fazla zorluk yaşadığı görüldü. Çocuklarda ise en sık görülen hastalıkların üst solunum yolu enfeksiyonları olduğu belirlendi. 0-6 yaş grubunda bu oran yüzde 28,5 olurken, 7-14 yaş grubunda yüzde 24,6 ile ilk sırada yer aldı. Kronik hastalıklarda bel bölgesi problemleri öne çıkarken, 15 yaş ve üzeri bireylerde bu oran yüzde 24,3 olarak hesaplandı. Bunu hipertansiyon (yüzde 16,9), boyun bölgesi problemleri (yüzde 16,7), diyabet (yüzde 11,9) ve yüksek kan yağları (yüzde 10,1) izledi. Tütün ve alkol kullanımına ilişkin veriler de dikkat çekti. Her gün tütün kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2025 yılında yüzde 30,1’e yükselirken, erkeklerde bu oran yüzde 42,9, kadınlarda ise yüzde 17,5 olarak kaydedildi. Son 12 ayda alkol kullananların oranı ise yüzde 12,6 oldu. Koruyucu sağlık hizmetlerine katılımda ise düşük oranlar göze çarptı. 40 yaş ve üzeri kadınlarda son bir yılda mamografi çektirenlerin oranı yüzde 16,7 olurken, kadınların yüzde 59’unun hiç smear testi yaptırmadığı belirlendi.

Hipertansiyonda düzenli ölçüm hayat kurtarıyor Haber

Hipertansiyonda düzenli ölçüm hayat kurtarıyor

Kalp Sağlığı Haftası kapsamında değerlendirmelerde bulunan Medicana Bursa Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Dönmez, hipertansiyonun kalp krizi, felç, kalp yetersizliği ve böbrek hastalıkları açısından ciddi risk oluşturduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Hipertansiyon, toplumda oldukça yaygın görülmesine rağmen çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerleyebiliyor. Bu sebeple birçok kişi hipertansiyon hastası olduğunu ancak bir komplikasyon geliştiğinde öğreniyor. Düzenli tansiyon ölçümü, erken teşhis açısından büyük önem taşıyor." Yüksek tansiyonun bazı hastalarda baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı ve burun kanaması gibi belirtilerle kendini gösterebildiğini ifade eden Dönmez, "Ancak hipertansiyon çoğu zaman sessiz seyreder. Şikâyet olmaması, tansiyonun normal olduğu anlamına gelmez. Hipertansiyondan korunmada hayat tarzı değişiklikleri önemlidir. Tuz tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz yapılması, ideal kilonun korunması, sigara ve aşırı alkolden uzak durulması, sağlıklı ve dengeli beslenme ile düzenli doktor kontrolleri hipertansiyon riskini azaltmada önemli rol oynar" dedi. Erken teşhis ve doğru tedavi ile hipertansiyonun kontrol altına alınabileceğini vurgulayan Dönmez, açıklamasını şu sözlerle tamamladı; "Tansiyonun kontrol altında tutulmasıyla kalp ve damar hastalıkları riski önemli ölçüde azaltılabilir. Sağlıklı bir hayat için tansiyon değerlerinizi düzenli takip etmeyi ihmal etmeyin."

Ağrı kesicilere dikkat: Bilinçsiz kullanım kalbi tehlikeye atıyor Haber

Ağrı kesicilere dikkat: Bilinçsiz kullanım kalbi tehlikeye atıyor

Günlük yaşamda sıkça başvurulan ağrı kesicilerin masum gibi görünse de özellikle uzun süreli ve yüksek dozda kullanımının kalp ve damar hastalıkları riskini artırabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Erhan Yazıcı, "Toplumda reçetesiz ilaç kullanımının yaygın olması, bireylerin bu tür ilaçları hekim önerisi olmadan tüketmesine neden oluyor. Ancak bu durum, farkında olunmadan kalp sağlığını tehdit edebiliyor" dedi. Kalp krizi ve tansiyon riskine dikkat Özellikle nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) grubunda yer alan ağrı kesicilerin, tansiyon yükselmesine, damar yapısında bozulmalara ve pıhtılaşma riskinde artışa yol açabileceğini belirten Yazıcı, bu durumun kalp krizi ve felç gibi ciddi sonuçlara zemin hazırlayabileceğini ifade etti. Medical Point Gaziantep Hastanesi Kardiyoloji Uzm. Dr. Erhan Yazıcı, "Kalp hastalığı öyküsü olan bireyler, hipertansiyon hastaları ve ileri yaş grubu, ağrı kesici kullanımında çok daha dikkatli olmalıdır. Bu hastalar mutlaka doktor kontrolünde ilaç kullanmalıdır" şeklinde konuştu. "Masum görünen ilaçlar ciddi sorunlara yol açabilir" Ağrı kesicilerin uzun süreli kullanımında böbrek fonksiyonlarında bozulma, vücutta sıvı tutulumu ve buna bağlı kalp yükünde artış gibi problemlerin de görülebileceğini belirten Yazıcı, bilinçsiz ilaç kullanımının sadece mevcut hastalıkları kötüleştirmekle kalmayıp yeni sağlık sorunlarını da tetikleyebileceğini söyledi. "Doktorunuza danışmadan ilaç kullanmayın" Toplum sağlığını korumak adına vatandaşlara önemli uyarılarda bulunan Uzm. Dr. Erhan Yazıcı, "Ağrı kesiciler dahil olmak üzere hiçbir ilaç, doktor önerisi olmadan kullanılmamalıdır. Özellikle kronik hastalığı olan bireyler, düzenli kullandıkları ilaçlarla etkileşim riski açısından mutlaka uzman görüşü almalıdır" diye konuştu. Sağlıklı bir kalp için bilinçli ilaç kullanımı şart Son olarak, ağrı kesici kullanımında doz ve süreye dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Erhan Yazıcı, sağlıklı bir yaşam için bilinçli ilaç kullanımının önemine dikkat çekti.

İyi uyku en büyük ihtiyaçlardan Haber

İyi uyku en büyük ihtiyaçlardan

Her yıl mart ayı ekinoksundan önceki cuma günü kutlanan Dünya Uyku Günü, bu yıl 13 Mart 2026 tarihinde "İyi Uyu, Daha İyi Yaşa" temasıyla kutlanıyor. Dünya Uyku Derneği tarafından belirlenen bu temanın, uykunun yaşam kalitesi üzerindeki belirleyici rolüne dikkat çektiğini ifade eden Acıbadem Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, kaliteli uykunun yalnızca dinlenme değil, sağlıklı bir yaşamın temel şartı olduğunu söyledi. "Kaliteli uyku enerji, üretkenlik ve duygusal dengeyi artırır" Uykunun fiziksel ve zihinsel sağlığın temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Karadağ, "Kaliteli uyku, daha yüksek enerji düzeyi, artan üretkenlik ve daha güçlü duygusal denge anlamına gelir. Uykunun süresi kadar, kesintisiz ve derin olması da büyük önem taşır. Yetişkinlerin her gece ortalama 7-9 saat kesintisiz uyuması gerekir" diye konuştu. Sağlıklı bir uykunun üç temel bileşeni olduğunu belirten Karadağ, "Bunlar süre, süreklilik ve derinliktir. Uykunun bölünmeden devam etmesi ve derin uyku evrelerinin tamamlanması, vücudun kendini yenilemesi açısından kritik rol oynar" dedi. "Uyku apnesi modern çağın gizli sağlık sorunlarından biri" Uyku bozuklukları arasında en sık karşılaşılan sorunlardan birinin uyku apnesi olduğuna dikkat çeken Karadağ, "Uyku apnesi sadece horlama değildir. Gece boyunca nefesin durması, kalp hastalıkları, diyabet ve obezite riskini artırır. Aynı zamanda gün içinde dikkat kaybına neden olarak trafik ve iş kazalarına da yol açabilir. Sağlıklı nefes alarak uyumak, yaşam kalitesinin temelidir" ifadelerini kullandı. Dünya genelinde nüfusun yaklaşık yüzde 10 ila 15’inin uyku apnesinden etkilendiğini belirten Karadağ, "Tedavi edilmeyen uyku apnesi, kandaki oksijen seviyesini düşürerek kalbin daha fazla çalışmasına neden olur. Bu durum hipertansiyon, kalp hastalıkları ve ani kalp durması riskini artırabilir" dedi. "Uyku apnesi sürücüler için yasal açıdan da önem taşıyor" Uyku apnesinin yalnızca sağlık değil, trafik güvenliği açısından da önemli bir konu olduğunu belirten Karadağ, "Karayolları Trafik Yönetmeliği kapsamında uyku apnesi olan sürücülerin tedavi olmadan araç kullanmaları mümkün değildir. Özellikle vücut kitle indeksi yüksek olan bireylerin, herhangi bir şikâyeti olmasa bile uyku testi yaptırmaları gerekebilir. Bu hem bireysel sağlık hem de toplum güvenliği açısından büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. "Yetersiz uyku bağışıklık sistemini zayıflatıyor" Yapılan araştırmalara göre yetişkinlerin yaklaşık yüzde 35’inin yeterli uyku alamadığını belirten Karadağ, "Uyku eksikliği, enfeksiyonlara karşı direnci azaltabilir, dikkat ve konsantrasyonu düşürebilir. Aynı zamanda iş ve trafik kazalarının önemli bir bölümünün altında yetersiz uyku yer almaktadır" dedi. Sağlıklı uyku için kritik öneriler Sağlıklı bir uyku için günlük alışkanlıkların büyük önem taşıdığını belirten Karadağ, "Her gün aynı saatte yatıp kalkmaya özen gösterin. Uyumadan en az bir saat önce telefon, tablet ve bilgisayar kullanımını bırakın. Akşam saatlerinde kafein tüketiminden kaçının. Yatak odasının karanlık, sessiz ve serin olmasına dikkat edin. Eğer sabahları dinlenmiş uyanmıyorsanız veya gün içinde sürekli yorgun hissediyorsanız, mutlaka bir uyku uzmanına başvurmanız gerekir" diye konuştu.

Göz tansiyonu kalıcı görme kaybını etkiliyor Haber

Göz tansiyonu kalıcı görme kaybını etkiliyor

Göz içerisindeki sıvı basıncının artması sonucu göz sinirinin zarar görebileceğini belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ayşe Kaplan, "Glokom, göz içi sıvısının yeterli şekilde dışarı boşaltılamaması sonucu göz içi basıncının yükselmesiyle ortaya çıkar. Bu basınç artışı zamanla görmeyi sağlayan göz siniri hücrelerinde hasara neden olur. Tedavi edilmediğinde ise geri dönüşü olmayan görme kaybı gelişebilir. Glokom halk arasında göz tansiyonu olarak bilinir ve tespit edilen her 10 hastadan yaklaşık birinde körlüğe kadar ilerleyebilen ciddi sonuçlar doğurabilir" dedi. Glokomun en önemli tehlikesi Glokomun çoğu zaman sinsi şekilde ilerlediğine dikkat çeken Op. Dr. Ayşe Kaplan, "Glokom çoğu hastada belirgin bir şikâyete yol açmadan ilerler. Bazı hastalarda baş ağrısı, görme alanında daralma, göz çevresinde ağrı veya ışıkların etrafında renkli halkalar görme gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Ancak hastalığın büyük bölümünde kişiler görme kaybı oluşana kadar herhangi bir belirti fark etmeyebilir" dedi. Bu kişiler daha fazla risk altında Op. Dr. Ayşe Kaplan, bazı kişilerin glokom açısından daha yüksek risk grubunda yer aldığını belirterek,"40 yaş üzerindeki bireyler, ailesinde glokom bulunan kişiler, diyabet hastaları, hipertansiyon veya hipotansiyonu olanlar, yüksek miyopisi bulunan kişiler, damar hastalığı olanlar, uzun süreli kortizon kullanan bireyler, glokom açısından daha dikkatli olmalı, özellikle aile öyküsü olan bireylerde hastalığın daha sık görüyoruz. 40 yaşına kadar üç yılda bir, 40 yaşından sonra ise iki yılda bir düzenli göz muayenesi yaptırılmasını öneriyoruz. Genetik risk taşıyan, diyabet veya hipertansiyon gibi hastalıkları bulunan kişilerin ise yılda en az bir kez göz kontrolünden geçmeleri büyük önem taşıyor" dedi. Glokom tedavisinde farklı yöntemlerin uygulanabildiğini belirten Op. Dr. Ayşe Kaplan, tedavi seçenekleri hakkında, "Glokom tedavisinde ilaç tedavisi, lazer uygulamaları ve cerrahi yöntemler kullanılabilmektedir. Hastalığın evresine ve hastanın durumuna göre tedavi planı belirlenir. İlaç tedavisinde düzenli kullanım tedavinin başarısı açısından son derece önemlidir. Gerekli durumlarda lazer veya cerrahi yöntemler de başarılı sonuçlar verebilmektedir. Özellikle geç tanı konulan veya ilaç kullanımının yeterli olmadığı durumlarda cerrahi yöntemlerin etkili bir seçenektir" dedi.

Uzmandan açıklama: "Erişkin her 3 kişiden biri hipertansiyon hastası" Haber

Uzmandan açıklama: "Erişkin her 3 kişiden biri hipertansiyon hastası"

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Murat İlkar Gelişen, hipertansiyonun kalp ve damar hastalıkları için en önemli risk faktörü olduğunu belirterek, düzenli kontrol ve sağlıklı yaşamın hayati önem taşıdığını söyledi. Kalp ve damar hastalıklarının dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer aldığını kaydeden Uzm. Dr. Gelişen, "En önemli risk faktörü hipertansiyondur. Erişkin her üç kişiden biri, 70 yaş üzerindeki her üç kişiden ikisi hipertansiyon hastasıdır" diye konuştu. "Hastaların yüzde 60’ı hastalığının farkında değil" Hastaların yaklaşık yüzde 60’ının ya hastalığının farkında olmadığını ya da yeterince önemsemediğini ifade eden Gelişen, "Kronik kan basıncı yüksekliği kalp ve damar hastalıkları, böbrek yetmezliği, beyin kanaması ve felç için ciddi risk oluşturur" şeklinde konuştu. "Bacak damar tıkanıklıklarına dikkat" Bacaklardaki damar tıkanıklıklarının atardamar ve toplardamar hastalıkları olarak iki grupta ele alındığını aktaran Gelişen, "Toplardamar tıkanıklığında bacakta ağrı, ileri derecede ödem ve koyu renk değişikliği görülür. Atardamar tıkanıklığında ise ağrıya soğukluk ve solukluk eşlik eder" ifadelerini kullandı. "Genç yaşta risk artıyor" Son yıllarda kalp hastalıklarının genç yaş grubunda daha sık görülmeye başladığına dikkat çeken Uzm. Dr. Gelişen, şu bilgileri paylaştı: "Genetik yatkınlığın yanı sıra sigara, alkol tüketimi, sağlıksız beslenme ve stres riski artırıyor. Özellikle sigara damar elastikiyetini azaltır, plak oluşumunu artırır ve kan akımını düşürür. Diyabet hastalarında uzun süre yüksek seyreden kan şekeri damar duvarında plak oluşumuna yol açar. Bu durum kalp krizi ve diğer damar hastalıkları için önemli bir zemin hazırlar." "Kalp krizi her zaman belirti vermeyebilir" Kalp krizi geçiren bazı hastalarda öncesinde eforla ya da istirahatte göğüs duvarında baskı tarzında ağrı görülebileceğini söyleyen Gelişen, "Hiçbir şikâyeti olmayan kişilerde de ani kalp krizi gelişebilir. Bu nedenle düzenli kontroller ve risk faktörlerinin takibi çok önemlidir" açıklamasında bulundu. "Tedavi kişiye özel planlanıyor" Koroner kalp hastalığı veya periferik damar hastalıklarında anjiyografi sonrası darlık ya da tıkanıklığın yerine göre balon, stent veya bypass cerrahisi kararı verdiklerini belirten Gelişen, "Müdahale gerektirmeyen durumlarda ise ilaç tedavisi uyguluyoruz" dedi. "Sağlıklı yaşam hayat kurtarıyor" Kalp ve damar sağlığının korunması için stresten uzak bir yaşam tarzının benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Gelişen, "Dengeli ve bilinçli beslenmek, fazla kilolardan uzak durmak ve düzenli yürüyüş yapmak büyük önem taşıyor. Erken tanı ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları kalp ve damar hastalıklarına karşı en güçlü korunma yoludur" diye konuştu.

Gebelik döneminde oruç tutanlara tavsiyeler! Haber

Gebelik döneminde oruç tutanlara tavsiyeler!

Gebelik ve emzirme döneminde dini açıdan kolaylık sağlandığını hatırlatan Op. Dr. Sonay Öztaş, "Normal şartlarda sağlıklı bir yetişkin uzun süreli açlığa dayanabilir. Ancak gebelikte metabolizma hızlanır, enerji ihtiyacı artar ve kan şekeri daha hızlı düşer. Biz hekimler gebelerimize az ve sık beslenmelerini öneriyoruz" dedi. "Uzun süreli açlık risk oluşturabilir" Uzun süreli açlığın gebelikte bazı riskler oluşturabileceğini belirten Dr. Öztaş, kan şekerinin düşmesine bağlı olarak yağ dokusunun parçalandığını ve kanda keton adı verilen maddelerin arttığını ifade etti. Bu maddelerin bebeğe uzun vadeli etkileri konusunda kesin veriler bulunmasa da risk ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. "Sıvı tüketimi hayati önem taşıyor" Gebelikte artan kan hacmi ve bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısı nedeniyle su ihtiyacının da arttığını dile getiren Op. Dr. Öztaş, "Uzun süre susuz kalmak tansiyon düşüklüğüne, böbrek fonksiyonlarında etkilenmeye ve ciddi halsizliğe yol açabilir" uyarısında bulundu. "Her gebe için aynı cevap verilemez" "Gebe oruç tutamaz mı?" sorusuna net bir "evet" ya da "hayır" yanıtı verilemeyeceğini belirten Dr. Öztaş, değerlendirmelerin kişiye özel yapılması gerektiğini söyledi. Eğer gebelik sağlıklı ilerliyorsa, anne adayında diyabet, hipertansiyon, kalp ya da böbrek hastalığı gibi ek bir rahatsızlık yoksa ve gebelik düşük riskli gruptaysa; doktor kontrolünde bireysel değerlendirme yapılabileceğini belirten Öztaş, riskli gebeliklerde, gebelik şekeri olanlarda, tansiyon problemi yaşayanlarda veya bebekte gelişme geriliği bulunan durumlarda ise oruç tutmanın önerilmediğini ifade etti. "Sahur şart, dengeli beslenme şart" Oruç tutmaya karar veren gebelerin mutlaka sahur yapması gerektiğini belirten Op. Dr. Sonay Öztaş, günlük alınması gereken sıvı miktarının iftar ile sahur arasında tamamlanmasının önemine dikkat çekti. Sahur ve iftarda aşırı yemek tüketiminin hazımsızlık ve gereksiz kilo artışına yol açabileceğini hatırlatan Öztaş, dengeli ve kontrollü beslenmenin önemini vurguladı. Son olarak anne adaylarına çağrıda bulunan Öztaş, gebelik döneminde oruç tutmak isteyenlerin mutlaka takiplerini yapan hekim ve sağlık personeline danışmaları, mümkünse diyet desteği alarak süreci planlamaları gerektiğini sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.