Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Hijyen

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Hijyen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hijyen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakanlığın kıymasındaki tek tırnaklı tespiti sebebiyle tağşiş listesine aldığı Bursa’nın meşhur cantıkçısı konuştu Haber

Bakanlığın kıymasındaki tek tırnaklı tespiti sebebiyle tağşiş listesine aldığı Bursa’nın meşhur cantıkçısı konuştu

1958 yılında kurulan ve yaklaşık 70 yıldır Kayhan Çarşısı’nda hizmet veren işletme adına açıklama yapan Mete Pideci, kullandıkları etleri kayıtlı ve faturalı tedarikçilerden temin ettiklerini ifade etti. Tarım ve Orman Bakanlığının açıkladığı raporda yer alan tespite ilişkin ciddi itirazları bulunduğunu belirten Pideci, "Haberlerde yer alan tespite ilk günden itibaren itiraz ettik. Numune ve laboratuvar sürecine ilişkin ciddi itirazlarımız bulunuyor. Hukuki süreç halen devam ediyor" dedi. "Gelenek devam edecek, denetimler sıkılaştırılacak" Açıklamasında işletme bünyesinde uygulanan bazı süreçleri yeniden değerlendirdiklerini de kaydeden Pideci, Bursa’nın eski fırıncılık geleneklerinden biri olan vatandaşların evlerinde hazırladıkları kıyma harçlarını fırına getirerek cantık pişirtme uygulamasını sürdürmek istediklerini belirtti. Ancak olabilecek bulaş risklerini göz ardı etmelerinin mümkün olmadığını vurgulayan Pideci, "Fırınımıza giren her ürünün, kaynağı ne olursa olsun en sıkı kontrol ve hijyen şartları içerisinde işleme alınması bizim sorumluluğumuzdur" ifadelerini kullandı. Bu çerçevede işletmede yeni hijyen uygulamalarının hayata geçirileceğini açıklayan Pideci, dışarıdan getirilen harçlar için ayrı tezgâh ve ekipman kullanılacağını, ürünlerin uygun kaplarda muhafaza edileceğini, gerekli alanlarda tek kullanımlık malzemelerin tercih edileceğini ve her kullanım sonrasında ilgili alanlarla ekipmanların detaylı şekilde temizleneceğini bildirdi. "Mesele sadece bugün değil" Yaşanan sürecin yalnızca ticari bir konu olmadığını savunan Mete Pideci, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Çünkü bizim için mesele sadece bugün değildir. 70 yıllık bir emeğin, bir aile adının ve sizlerin bize duyduğu güvenin söz konusu olduğu bir durumdur. Bizi yıllardır tanıyan, ailemizi bilen ve bize destek olan herkese teşekkür ediyorum. Biz bu sürecin takipçisi olacağız. Sonuna kadar yasal haklarımızı arayacağız. Ve en önemlisi, sizlerin güvenini yeniden kazanmak için değil, o güveni hiç kaybetmemek için çalışmaya devam edeceğiz." 1958 yılında Necmeddin Pideci tarafından kurulan Acı Dayı Pide ve Cantık Salonu, Bursa’nın köklü cantık işletmeleri arasında yer alıyor.

Büyükşehir'den Gemlik'te 5 yıldız ayarında hizmet Haber

Büyükşehir'den Gemlik'te 5 yıldız ayarında hizmet

Büyükşehir Belediyesi, Bursa’nın ‘turizm kenti’ kimliğine değer katan yatırımlarıyla yerli ve yabancı turistlere alternatif imkanlar sunuyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından 2023 yılında devreye alınan Gemlik Termal Tesisi, bölgenin termal kaynaklarını modern kullanım alanlarıyla buluşturuyor. Büyükşehir Belediyesi iştiraki BURFAŞ tarafından işletilen tesis, Gemlik Hisar Mahallesi’nde yaklaşık 9 bin metrekarelik alanda yer alıyor. Toplam 6.080 metrekare olarak 3 kattan oluşan tesisin termal havuzu, Türk hamamı, iki adet buhar odası ve iki adet saunası bulunuyor. Ayrıca tesiste soyunma kabinleri, duşlar, saç kurutma alanları ve dinlenme bölümleri de yer alıyor. KONFOR VE HİJYEN ÖN PLANDA Aynı anda 50 kişiye kadar hizmet verebilen termal alanlarda misafirlere büyük havlu, baş havlusu, peştemal ve terlik gibi tek kullanımlık ürünler ücretsiz sunuluyor. 62 araçlık otoparkı bulunan termal tesis, modern ve güvenli yapısıyla 5 yıldızlı otel konforunda hizmet sunuyor. SAĞLIK VE SPOR BİR ARADA Gemlik Termal Tesisi’nin bir bölümü fiziksel aktivite ve sağlık danışma merkezi olarak hizmet veriyor. Tesiste vatandaşlara ücretsiz olarak psikolog, fizyoterapist ve diyetisyen desteği de sağlanıyor. AİLELERE ÖZEL TERMAL ALAN Gemlik Termal Tesisi’nde ailelerin birlikte vakit geçirebilmesi amacıyla 7 adet özel aile hamamı da bulunuyor. Daha özel kullanım imkânı sunan aile hamamları, termal deneyimi ailesiyle birlikte yaşamak isteyen vatandaşlara hizmet veriyor. 8 ODA, 26 YATAK KAPASİTESİ Termal kullanımın yanı sıra konaklama imkânı da sunan tesiste toplam 8 oda ve 26 yatak kapasitesi bulunuyor. Misafirler, havlu, bornoz, tek kullanımlık terlik, çelik kasa, mini buzdolabı, çay-kahve seti ve Wi-Fi gibi olanaklardan ücretsiz olarak yararlanabiliyor. BURFAŞ B KAFE LEZZETLERİ Gemlik Termal Tesisi bünyesinde hizmet veren BURFAŞ B Kafe, misafirlere çeşitli yiyecek ve içecek seçenekleri sunuyor. Kiosk menü cihazları üzerinden verilen siparişler B Kafe’ye iletilirken, hazırlanan ürünler görevli personel tarafından misafirlere ulaştırılıyor. VATANDAŞLARDAN TAM NOT Gemlik Termal Tesisi’nden yararlanan vatandaşlar, sunulan hizmetlerden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Tesisin temiz, konforlu ve uygun fiyatlı olduğunu belirten vatandaşlar, Gemlik’e kazandırılan hizmet için Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. YÜKSEK KALİTEDE HİZMET Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, “Bursa’mızın ‘turizm kenti’ kimliğini güçlendirmeye yönelik bütüncül bir planlama yapıyoruz. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi olarak yetki ve sorumluluklarımız çerçevesinde gerekli tüm adımları atıyor, özellikle tesislerimizde yüksek standartta hizmet sunuyoruz. Gemlik Termal Tesisi’miz de olanakları ve hizmet kalitesiyle hemşerilerimize yaraşır niteliktedir. Vatandaşlarımıza tesisimizde sunulan imkanlardan faydalanmalarını öneriyorum” ifadelerini kullandı.

Okullar açıldı, enfeksiyonlar arttı: Uzmanı salgın endişesine açıklık getirdi Haber

Okullar açıldı, enfeksiyonlar arttı: Uzmanı salgın endişesine açıklık getirdi

Okulların açılmasıyla çocuklarda boğaz ağrısı, ateş, öksürük, kusma, ishal ve döküntü gibi şikâyetlerle seyreden enfeksiyonlarda artış görülürken, uzmanlar bu durumun tek başına yeni bir salgın anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nafiz Koçak, çocukların kalabalık ve kapalı ortamlarda daha fazla bir arada bulunmasının bulaşıcı hastalıkların yayılımını kolaylaştırdığını belirterek, salgın değerlendirmesi için epidemiyolojik veriler ve sürveyans sonuçlarının birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Medicana Çamlıca Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nafiz Koçak, okulların açılmasıyla çocuklarda enfeksiyon görülme sıklığının artmasının tek başına yeni bir salgın göstergesi olmadığını belirtti. Çocukların kalabalık ve kapalı ortamlarda daha uzun süre bir arada bulunmasının bulaşıcı hastalıkların yayılımını kolaylaştırdığını ifade eden Koçak, "Okulların açılmasıyla çocukların kalabalık ve kapalı ortamlarda daha uzun süre bir arada bulunması, bulaşıcı hastalıkların yayılımını kolaylaştırıyor. Bu dönemde farklı virüslerin aynı anda dolaşımda olması nedeniyle çocuklarda hastalıkların arttığını görmek olağandır" açıklaması yaptı. Okul ortamı enfeksiyonların yayılması için uygun zemin oluşturuyor Çocukların uzun saatler boyunca aynı sınıfta, serviste, oyun alanlarında ve ortak kullanım alanlarında bulunmasının enfeksiyonların kişiden kişiye geçişini kolaylaştırabildiğini belirten Prof. Dr. Koçak, özellikle havalandırması yetersiz ve kalabalık kapalı ortamlarda solunum yoluyla bulaşan virüslerin yayılma riskinin arttığını söyledi. Prof. Dr. Koçak, "Bir çocuğun okula başlamasıyla birlikte yalnızca kendi enfeksiyon riski değil, ev içerisinde kardeşlerine ve ebeveynlerine bulaştırma ihtimali de artıyor. Bu nedenle okul dönemindeki enfeksiyonları yalnızca çocukların hastalanması olarak değerlendirmemek gerekiyor. Çocuğun hastalanması, aile içerisinde bakım yükü ve iş gücü kaybı gibi sonuçları da beraberinde getirebiliyor. Solunum yolu enfeksiyonlarının yayılımında kapalı ve kalabalık ortamların önemli bir rol oynadığı biliniyor" dedi. TOBB İklimlendirme Meclisi'nin İstanbul, Ankara, İzmir ve Erzurum'da yaptığı ölçümlerde sınıflardaki karbondioksit seviyelerinin 5 bin ppm'e kadar çıktığının tespit edildiğini belirten Koçak, kabul edilebilir seviyenin 750-1000 ppm olduğunu ifade etti. Koçak, "CO2 seviyesinin 1000 ppm'in üzerinde olması karar verme performansının orta derecede azalmasına, 2 bin 500 ppm'in üzerine çıkması ise yüksek derecede düşmesine neden oluyor. Bu ortamlar hem çocukların dersi anlamalarını olumsuz etkiliyor hem de yakın mesafe nedeniyle karşılarındaki kişinin üst solunum yolu mikrobiyotasından etkilenerek daha fazla enfeksiyon etkenine maruz kalmalarına neden olabiliyor. Bu nedenle en azından sınıfların teneffüslerde düzenli olarak havalandırılması gerekiyor. El hijyeni ve hastalık belirtileri gösteren çocukların mümkün olduğunca diğer çocuklardan uzak tutulması da bulaşın azaltılması açısından önem taşıyor" ifadelerini kullandı. El-ayak-ağız hastalığı bu dönemde daha sık görülüyor Son dönemde özellikle küçük çocuklarda dikkat çeken hastalıklardan birinin de el-ayak-ağız hastalığı olduğunu belirten Prof. Dr. Koçak, enterovirüslerin neden olduğu bu enfeksiyonun çocukluk çağında sık görüldüğünü söyledi. Hastalığın ılıman iklimlerde yaz sonu ve sonbahar başında daha fazla görülebildiğini belirten Koçak, "Hastalık genellikle ateş, halsizlik, iştahsızlık ve boğaz ağrısıyla başlayabiliyor. Ardından ağız içerisinde ağrılı yaralar ile el ve ayaklarda, bazen de diz, dirsek, kalça ve gövde gibi bölgelerde döküntüler ortaya çıkabiliyor. Ancak hastalığın ismine rağmen her çocukta el, ayak ve ağız bölgesinin tamamında döküntü görülmeyebiliyor" dedi. El-ayak-ağız hastalığının yeni ortaya çıkmış bir hastalık olmadığını vurgulayan Koçak, "Çocukluk çağında sık gördüğümüz viral enfeksiyonlardan biri. Özellikle kreş ve okul gibi çocukların yakın temas halinde olduğu ortamlarda daha kolay yayılabiliyor. Hastalığın yaz sonu ve sonbahar döneminde görülmesi de olağandışı bir durum değil" diye konuştu. Boğaz ağrısı ve kusma her zaman aynı enfeksiyonu göstermiyor Okul döneminde çocuklarda aynı anda farklı enfeksiyon etkenlerinin görülebildiğini belirten Prof. Dr. Koçak, boğaz ağrısı, ateş, kusma veya halsizlik gibi tek bir belirtiden yola çıkarak hastalığın hangi etkenden kaynaklandığının belirlenemeyeceğini ifade etti. Soğuk algınlığına çok sayıda farklı solunum yolu virüsünün neden olabildiğini kaydeden Koçak, influenza enfeksiyonunun ise özellikle kuzey yarımkürede kış aylarında daha belirgin hale geldiğini söyledi. Çocuklarda influenza sırasında bulantı, kusma ve ishal gibi gastrointestinal belirtilerin yetişkinlere kıyasla daha sık görülebildiğini belirtti. Prof. Dr. Koçak, "Boğaz ağrısı olan her çocuk grip değildir; kusan her çocukta da aynı etken söz konusu değildir. Viral üst solunum yolu enfeksiyonlarından gastroenteritlere, streptokok kaynaklı boğaz enfeksiyonlarından el-ayak-ağız hastalığına kadar farklı tablolar benzer başlangıç belirtileri gösterebilir. Bu nedenle özellikle ateşin yüksek veya uzun sürmesi, çocuğun genel durumunun bozulması ya da sıvı alamaması gibi durumlarda çocuğun hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir" açıklamasında bulundu. Havaların soğuması bulaş açısından uygun şartlar oluşturabilir Son günlerde hava sıcaklıklarının kısa sürede düşmesiyle birlikte velilerin "Soğuk hava çocukları hasta ediyor mu?" sorusunu gündeme getirdiğini belirten Prof. Dr. Koçak, tek başına havanın soğumasının enfeksiyona neden olmadığını söyledi. Koçak, "Enfeksiyonların nedeni virüs ve bakteriler gibi mikroorganizmalardır. Ancak mevsim değişikliğiyle birlikte insanların daha fazla kapalı ortamlarda bulunması, pencerelerin daha az açılması ve çocukların uzun süre kalabalık ortamlarda bir arada bulunması bulaş açısından uygun şartlar oluşturabilir" dedi. Solunum yolu virüslerinin kapalı ve kalabalık ortamlarda daha kolay yayılabildiğini ifade eden Koçak, bu nedenle havaların soğumasıyla birlikte sınıf ve evlerin düzenli olarak havalandırılmasının önem kazandığını söyledi. Çocuğu hastalanan velilerin dikkat etmesi gerekenler Çocuklarda enfeksiyonların kontrolünde ailelerin yanı sıra okulların yaklaşımının da önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Koçak, ateş, belirgin halsizlik, aktif kusma veya ishal, yoğun öksürük ya da bulaşıcı bir hastalığa işaret eden döküntüleri bulunan çocukların diğer çocuklarla yakın temasının sınırlandırılması gerektiğini ifade etti. El-ayak-ağız hastalığında yakın temas, tükürük ve solunum salgıları, dışkı ve döküntü sıvıları aracılığıyla bulaş gerçekleşebildiğini belirten Koçak, el yıkama, ortak kullanılan eşyaların temizliği ve hasta çocukla yakın temasın azaltılmasının önem taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Koçak, "Çocuğun okula gönderilip gönderilmeyeceği yalnızca ateşin olup olmamasına göre değerlendirilmemeli. Çocuğun genel durumu, hastalığın türü, bulaştırıcılık dönemi ve okulun uyguladığı sağlık politikaları birlikte göz önünde bulundurulmalı. Özellikle aktif kusma ve ishal, yüksek ateş, belirgin halsizlik veya yaygın döküntü gibi durumlarda çocuğun evde istirahat etmesi ve hekim değerlendirmesi uygun olacaktır" dedi. El hijyeni ve havalandırma en basit ama etkili önlemler arasında Okul döneminde enfeksiyonların yayılımını azaltmak için çocuklara küçük yaşlardan itibaren el hijyeni alışkanlığı kazandırılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Koçak, özellikle tuvalet sonrası, yemeklerden önce ve okuldan eve geldikten sonra ellerin su ve sabunla yıkanmasının önem taşıdığını söyledi. Sınıfların düzenli havalandırılması, ortak kullanılan yüzeylerin temizliği, kişisel eşyaların paylaşılmaması ve öksürme-hapşırma sırasında ağız ve burnun kapatılması gibi temel hijyen uygulamalarının da bulaş riskinin azaltılmasına katkı sağlayacağını ifade eden Koçak son olarak şunları söyledi: "Okulların açılmasıyla çocuklarda enfeksiyonların artması her yıl karşılaştığımız bir durum. Burada önemli olan paniğe kapılmak değil, bulaş zincirini azaltacak doğru alışkanlıkları günlük hayatın bir parçası haline getirmek. Hasta çocuğun dinlenmesi, gerektiğinde hekim tarafından değerlendirilmesi ve bulaşıcı olduğu dönemde diğer çocuklarla temasının azaltılması hem kendi sağlığı hem de okul topluluğunun korunması açısından önemlidir."

Okul çevresindeki iş yerinde son kullanma tarihi geçmiş ürün satan marketçi kendini "yeni bitmiş" diyerek savundu Haber

Okul çevresindeki iş yerinde son kullanma tarihi geçmiş ürün satan marketçi kendini "yeni bitmiş" diyerek savundu

Dörtyol ilçesinde zabıta ekipleri, öğrencilerin sağlığını korumak amacıyla okul çevrelerinde gıda satışı yapan işletmeleri denetledi. Dörtyol Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen denetimlerde işletmelerin hijyen şartları, ürünlerin son kullanma tarihleri, saklama şartları ve genel temizlik kurallarına uygunluğu kontrol edildi. Öğrencilerin sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşması amacıyla yürütülen denetimlerin okul çevrelerinde aralıksız devam edeceği bildirildi. Denetimler esnasında alışveriş yapan çocukların zabıta ekiplerine, "Biz güvendiğimiz için alıyoruz" sözleri dikkat çekti. Öte yandan, son kullanma tarihinin üzerinden 21 gün geçen peyniri rafta bulunduran ve satmaya devam eden esnafın, kendisini "yeni bitmiş" diyerek savunması zabıta ekiplerinin tepkisine neden oldu. "Son kullanma tarihi geçmiş süt ürünü ve üzerinden 21 gün geçmiş" Dörtyol Belediyesi Zabıta Müdürü Ali Avan, son kullanma tarihi geçmiş ürünlere imha edilmek üzere el koyduklarını belirterek, "Çocuklar okuldan çıkar çıkmaz gelip buradan alışveriş yapıyorlar. Bunların son kullanma tarihlerinin hepsi geçmiş. Bunları da kontrol etmiyor musunuz? Aldığınız her ürünün son kullanma tarihine bakın çocuklar. Güven kontrole mani değildir. Dolabı boşalttık, bunları imha edeceğiz. Biz bu ürünlere dikkat etmezsek çocuklar onlara dikkat etmezler, bunlara biz dikkat edeceğiz. Son kullanma tarihi geçmiş süt ürünü ve üzerinden 21 gün geçmiş. Nasıl ’yeni bitmiş’ diyorsunuz? Tek sigara satışı yapıp çocukları zehirlemeyelim" dedi.

Kılıçdaroğlu: İktidar yapamıyorsa biz yapacağız Haber

Kılıçdaroğlu: İktidar yapamıyorsa biz yapacağız

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2026-2027 eğitim öğretim yılının ilk gününde düzenlediği basın toplantısında okullardaki temizlik ve hijyen sorunundan beslenme yetersizliğine, eğitim-istihdam planlamasından beyin göçüne kadar birçok başlığı gündeme taşıdı. Kılıçdaroğlu, “Temizlik geçici bir iş değildir, geçici personelle kalıcı hijyen sağlanamaz” dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yeni eğitim öğretim yılının başlaması dolayısıyla CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. Eğitimin siyasi tartışmaların üzerinde, “devlet aklı ve vicdan meselesi” olarak ele alınması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, eğitim sisteminin temel sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Eğitimin yalnızca müfredat, sınav ve diploma üzerinden değerlendirilemeyeceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, okulların çocuklara bilgiyle birlikte adalet, dürüstlük, emeğe saygı, özgür düşünce ve ortak yaşam sorumluluğu kazandırması gerektiğini söyledi. “DİPLOMALI İŞSİZLER VARSA PLANLAMA SORUNU VARDIR” Eğitimden çalışma hayatına geçişte ciddi bir planlama problemi bulunduğunu savunan Kılıçdaroğlu, sanayinin nitelikli eleman ararken diplomalı gençlerin işsiz kalmasının çelişki olduğunu belirtti. Mesleki eğitim, yükseköğretim ve istihdam ihtiyacının birlikte planlanması gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, gençlere yalnızca diploma değil, kendi ülkelerinde kurabilecekleri bir gelecek sunulması gerektiğini ifade etti. “GEÇİCİ PERSONELLE KALICI HİJYEN SAĞLANAMAZ” Kılıçdaroğlu’nun açıklamasında en fazla öne çıkan başlıklardan biri ise okullardaki temizlik ve hijyen sorunları oldu. Okullarda yeterli ve kalıcı temizlik personeli bulunmadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, geçici istihdam programlarıyla sorunun çözülemeyeceğini savundu. “Okul süreklidir, çocuk her gün okula gitmektedir. Temizlik geçici bir iş değildir, geçici personelle kalıcı hijyen sağlanamaz.” diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bazı okullarda sabun, tuvalet kâğıdı ve hijyen malzemelerinin bulunmadığını, bu ihtiyaçların zaman zaman veliler tarafından karşılandığını iddia etti. Temiz tuvalet, sabun ve tuvalet kâğıdının lüks olmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Uygarlık iddiası kürsüde kurulamaz; uygarlık iddiası çocuğun elini yıkadığı musluğun yanında kurulur.” ifadelerini kullandı. “OKULLARDA BİR ÖĞÜN SICAK YEMEK ZORUNLULUK” Kılıçdaroğlu, okullarda öğrencilere günde en az bir öğün sıcak yemek verilmesi çağrısını da yineledi. Ekonomik koşullar nedeniyle bazı çocukların okula aç veya yetersiz beslenerek gittiğini savunan Kılıçdaroğlu, beslenme desteğinin sosyal yardım değil, eğitimde fırsat eşitliğinin temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. “Açlık utanılacak bir hâl değildir; açlığı görmezden gelmek utanılacak bir hâldir.” diyen Kılıçdaroğlu, CHP’li belediyelerin okul temizliği ve bir öğün yemek konusunda sorumluluk üstlenmeye devam edeceğini belirtti. “İKTİDAR YAPAMIYORSA BİZ YAPACAĞIZ” CHP’nin yönettiği belediyelerde bu sorunların çözümü için çalışma yürütüldüğünü ifade eden Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarına okulların temizlik ve beslenme ihtiyaçlarına destek olmaları yönünde talimat verdiklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, eğitim politikalarının çocukların geleceğini doğrudan belirlediğini belirterek, beyin göçüne de dikkat çekti. Gençlerin eğitimlerini tamamladıktan sonra ülkeden ayrılmasının yalnızca bireysel bir tercih olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Bu ülkenin evlatları ne yabancılaşmaya ne işsizliğe ne de sabunsuz bir okula mahkûm olmamalıdır.” dedi.

BTSO mutfak Akademi’den girişimciliğe açılan kapı Haber

BTSO mutfak Akademi’den girişimciliğe açılan kapı

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından yiyecek-içecek sektörünün nitelikli insan kaynağı ihtiyacını karşılamak amacıyla hayata geçirilen Mutfak Akademi, istihdama sağladığı katkının yanı sıra yeni girişimcilik hikâyelerine öncülük ediyor. Türkiye’nin en kapsamlı uygulamalı eğitim mutfaklarından biri olan Mutfak Akademi’de eğitim alan Fatma Durak, buradaki serüvenini kendi iş yerini açarak taçlandırdı. BTSO’nun vizyonuyla faaliyetlerini sürdüren Mutfak Akademi, gastronomi alanında kariyer yapmak isteyenlere profesyonel bir altyapı sunuyor. Teorik bilgilerin uygulamalı atölye çalışmalarıyla pekiştirildiği programlarda kursiyerler; mesleki becerilerin yanı sıra ekip çalışması, zaman yönetimi, hijyen, mutfak disiplini ve işletmecilik alanlarında kapsamlı bir deneyim kazanıyor. Eğitimden istihdama güçlü köprü Altı farklı eğitim alanında tam donanımlı altyapısıyla hizmet veren BTSO Mutfak Akademi, kariyerini gastronomi sektöründe şekillendirmek veya kendi işini kurmak isteyen katılımcılara ulusal ve uluslararası standartlarda 11 farklı branşta eğitim imkânı tanıyor. Sektörün güncel ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan müfredatta uygulamalı eğitime ağırlık verilirken, kursiyerlerin iş hayatına hızlı biçimde uyum sağlamaları hedefleniyor. Akademide eğitim ve staj süreçlerini tamamlayan kursiyerlerin tamamına yakını doğrudan iş gücü piyasasına kazandırılıyor. Merkez, her yıl ortalama 600 kişinin aktif olarak eğitim alabileceği kapasiteye sahip bulunuyor. "Sektörümüzün ihtiyaçlarına doğrudan cevap veriyoruz" BTSO Yönetim Kurulu Başknı İbrahim Burkay, hizmet sektöründe sürdürülebilir büyümenin en temel unsurunun nitelikli insan kaynağı olduğunu belirtti. Mutfak Akademi’yi sektör temsilcilerinin beklentileri doğrultusunda hayata geçirdiklerini vurgulayan Burkay, merkezin istihdamın yanı sıra girişimcilik alanında da önemli neticeler ürettiğini ifade etti. Başkan Burkay, "Yiyecek-içecek sektörü Bursa ekonomisi ve turizmi açısından yüksek bir potansiyele sahip. Bu potansiyeli daha büyük katma değere dönüştürmek için sektörümüzü iyi yetişmiş, mesleki yetkinliği güçlü insan kaynağıyla desteklemeliyiz. Mutfak Akademi’yi bu anlayışla, sektörün ihtiyaçlarına doğrudan cevap veren bir merkez olarak kurguladık. Kursiyerlerimiz burada mesleki beceriler kazanırken profesyonel mutfak kültürünü, iş disiplinini ve işletmecilik anlayışını da öğreniyor. Eğitimlerini tamamlayan kursiyerlerin sektörde istihdam edilmesi ve aralarından kendi işletmesini kuran girişimcilerin çıkması, ortaya koyduğumuz modelin başarısını net bir şekilde gösteriyor. BTSO olarak insanımıza yeni meslek, istihdam ve girişimcilik kapıları aralamaya devam edeceğiz" dedi. Öğrencilikten kendi işletmesine uzanan yolculuk Mutfak Akademi’nin eğitimlerinden faydalanan Fatma Durak, yaklaşık iki yıl önce öğrenci olarak attığı adımı kendi iş yerini açarak yeni bir boyuta taşıdı. Akademide edindiği mesleki bilgi ve işletmecilik deneyiminin girişimcilik serüveninde kendisine sağlam bir rota çizdiğini belirten Durak, aldığı eğitimlerin mesleğe bakış açısını kökten değiştirdiğini söyledi. Durak, "BTSO Mutfak Akademi’ye öğrenci olarak geldim. Bugün ise burada aldığım eğitim ve kazandığım tecrübeler sayesinde kendi işletmemi yönetiyorum. Hocalarımızdan mutfak tekniklerinin yanı sıra ticareti, iş hayatını ve bir işletme sahibi olmanın sorumluluklarını öğrendim. Kendi işimi kurarken burada edindiğim birikimden son derece faydalandım. Öğrenci olarak attığım ilk adımın kendi iş yerime uzanması benim için büyük bir gurur" ifadelerini kullandı. Profesyonel mutfak kültürü uygulamalı öğreniliyor BTSO Mutfak Akademi’de eğitimine devam eden Sümeyra Durbaş da profesyonel mutfağın çalışma düzenini doğrudan uygulama yaparak öğrenme fırsatı bulduklarını dile getirdi. Teori ile pratiğin aynı çatı altında buluşmasının mesleki gelişimlerine büyük katkı sağladığını belirten Durbaş, merkezin kendisini geleceğe en iyi şekilde hazırladığını ifade etti.- Akademi mezunlarından Merve Özis ise eğitime başlamadan önce mutfağa bakışının çok daha farklı olduğunu, bu süreç sayesinde gastronominin arkasındaki teknik bilgi, emek ve disiplini yakından tanıdığını söyledi. Aldığı eğitimin mesleki becerilerinin yanı sıra özgüven kazandırdığını belirten Özis, mezuniyet sonrasında sektörde kendisine çok daha net bir yol çizebildiğini kaydetti.

Üreticiden sofraya Bursa'nın güvencesi BESAŞ Haber

Üreticiden sofraya Bursa'nın güvencesi BESAŞ

Bursa Büyükşehir Belediyesi, BESAŞ aracılığıyla yerel üretimi desteklerken, kaliteli ve güvenilir ürünleri Bursalıların sofralarına ulaştırıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden BESAŞ, üreticiden tüketiciye uzanan süreçte önemli bir görev üstleniyor. Temel gıda ürünü ekmek başta olmak üzere yaklaşık 200 farklı ürün çeşidini vatandaşlarla buluşturuyor. Üretim tesislerinde hazırlanan ürünler, belirlenen standartlara uygun şekilde işlenip paketlenerek satış noktalarına sevk ediliyor. Dağıtım araçları her gün yaklaşık 3 bin kilometre yol kat ederken, ürünler yaklaşık 500 satış noktasında Bursalıların tüketimine sunuluyor. ÜRETİMİN HER AŞAMASI KONTROL ALTINDA BESAŞ tesislerinde üretim, ürünlerin hazırlanmasından paketlenmesine kadar belirlenen kalite ve hijyen standartları doğrultusunda gerçekleştiriliyor. Üretimde kullanılan hammaddelerden başlayarak hazırlama, pişirme, paketleme ve sevkiyat aşamalarında gerekli kontroller yapılıyor. Böylece ürünlerin vatandaşlara güvenli ve kaliteli şekilde ulaştırılması sağlanıyor. YEREL ÜRETİCİYE GÜÇLÜ DESTEK Kalitesi, uygun fiyatları ve güvenilirliğiyle vatandaşların tercih ettiği BESAŞ, Bursalı üreticiler ve kooperatiflerle yaptığı iş birlikleriyle de yerel ekonomiye katkı sağlıyor. Kırsal bölgelerde üretilen ürünlerin değerlendirilmesine ve daha geniş kitlelere ulaştırılmasına imkan sağlayan iş birlikleri sayesinde üreticinin emeği katma değere dönüştürülüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.