Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Hayvancılık

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Hayvancılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hayvancılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Usta'dan Bursa Tarım ve Hayvancılık Fuarı'na Ziyaret Haber

Başkan Usta'dan Bursa Tarım ve Hayvancılık Fuarı'na Ziyaret

İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta, AK Parti İznik İlçe Başkanı İnanç Şahin, İznik Ziraat Odası Başkanı Vedat Çakar ve Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Hıştıroğlu ile birlikte Bursa Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nı ziyaret etti. Fuar alanında tarım makineleri ve tarım aletleri üretimi yapan İznikli ve Bursalı sanayici ve esnaflarla buluşan Başkan Usta, sektör temsilcileriyle sohbet ederek üretim faaliyetleri ve sergilenen ürünler hakkında bilgi aldı. Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde 14-17 Ekim 2026 tarihleri arasında düzenlenen AgroGreen Bursa 2. Tarım ve Hayvancılık Fuarı, 15 ülkeden 1.200’ün üzerinde uluslararası alıcı, yatırımcı ve sektör temsilcisini bir araya getiriyor. Dört gün boyunca 250 bini aşkın ziyaretçinin ağırlanmasının hedeflendiği organizasyonda, tarım makinelerinden hayvancılık teknolojilerine, sulama sistemlerinden tohumculuğa kadar geniş bir ürün yelpazesi sergileniyor. Başkan Usta: “Üreten ve Ülkemize Değer Katan Sanayicilerimizin Yanındayız” Fuar ziyareti kapsamında yerel üreticilerle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta, tarım sektörünün gelişmesinde yerli üretimin ve sanayicilerin önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı. Başkan Usta, “Tarım aletleri sektöründe faaliyet gösteren İznikli ve Bursalı hemşerilerimizle bir araya gelerek çalışmalarını yakından inceleme fırsatı bulduk. Üretimleriyle ülkemizin tarım sektörüne değer katan tüm sanayicilerimizi ve esnaflarımızı tebrik ediyor, Bursa Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nın şehrimize, üreticilerimize ve sektörümüze hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı. Başkan Usta ve beraberindeki heyet, fuar alanındaki ziyaretlerinin ardından sektörtemsilcilerine çalışmalarında başarılar diledi.

Bursa Tarım Fuarı, 15 ülkeden alım heyetlerini ağırlayacak Haber

Bursa Tarım Fuarı, 15 ülkeden alım heyetlerini ağırlayacak

Bursa Valiliği, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi, Ticaret ve Sanayi Odası, Ticaret Borsası, Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanlığı, Ziraat Mühendisleri Odası ile sektör kuruluşlarının katkılarıyla gerçekleştirilecek organizasyon, Türk yerli üreticilerini küresel pazarlarla bir araya getirecek. Fuar kapsamında Gana Cumhuriyeti Gıda ve Tarım Bakanlığı Bakan Yardımcısı'nın yanı sıra Suudi Arabistan, Mısır, Irak, Bulgaristan ve Sırbistan'ın da aralarında bulunduğu 15 ülkeden bin 200'ün üzerinde alım heyeti, yatırımcı ve çiftçi Bursa'da ağırlanacak. Tarım makinelerinden hayvancılık teknolojilerine, sulama sistemlerinden tohumculuğa kadar geniş bir ürün yelpazesinin sergileneceği fuarda, genç çiftçilik, kadın kooperatifleri, dijitalleşme ve küçükbaş hayvancılık gibi konuların ele alınacağı paneller de canlı olarak yayınlanacak. "Amacımız Türk tarımının gücünü uluslararası pazarlara taşımak" Organizasyonun uluslararası ticaret hacmine sunacağı katkılara dikkati çeken fuarı düzenleyen firmanın Genel Müdürü Gül Ceylan, şunları kaydetti: "AgroGreen Bursa'yı uluslararası ticaretin güçlü buluşma noktalarından biri haline getirmeyi hedefliyoruz. Gana'dan üst düzey resmi katılımın yanı sıra Mısır, Ürdün, Lübnan, Tunus, Cezayir ve Kosova gibi pek çok ülkeden bin 200'ün üzerinde alım heyetini misafir edeceğiz. Amacımız, Türk tarım sektörünün üretim gücünü uluslararası pazarlara taşımak ve kalıcı ticari köprüler kurmaktır." 14 Ekim Çarşamba günü saat 11.00'de resmi açılışı yapılacak fuar, dört gün boyunca sektörel yeniliklere ev sahipliği yapacak. Fuar boyunca etkinlikler olacak Fuar sektörel panellerle de geleceğin üretim modelleri için farklı bakış açıları sunacak. Yeni Nesil Çiftçilik ve Tarım İletişimi paneli, 14 Ekim saat 15.40'ta gerçekleştirilecek. Tarımca Dergisi İmtiyaz Sahibi Gülay Şentürk'ün moderatörlüğündeki oturumda çiftçi ve sosyal medya içerik üreticileri Sevgi Topal, Mert Altın, Hilal Çevik ve İbrahim Toprak, tarımda dijitalleşmeyi ve yeni nesil çiftçiliği konuşacak. Aynı gün saat 16.30'da gerçekleşecek ‘Kökten Geleceğe: Fide ve Fidancılıkta Dönüşüm, Bitki Sağlığı ve İstilacı Zararlılarla Mücadele' panelinde TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi YKÜ Dr. Hasan Kayın, Cevat Fidancılık Kurucusu Cevat Esen ve Biyokarbon Üreticileri Derneği Başkanı Ümit Çetin bilgilendirmede bulunacak. Toprağın Kadınları – Üretimden Pazara Kadın Kooperatifleri ve Kırsal Güç paneli, 15 Ekim saat 13.40'ta düzenlenecek. Pervin Karakullukçu'nun yöneteceği oturumda Tarımda Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ayşe Günbey Şerifoğlu, Cumalıkızık Kadınları Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ferhan Yoldaş, Eskişehir Kadın Eli Kooperatifi Kurucusu Hayriye Kuşçu ve Tuzla Yaka Berry Kurucusu Ruhan Demir yer alacak. Panelde kadınların tarımsal üretimdeki rolü, kooperatifleşme ve kırsal kalkınmadaki başarı hikayeleri ele alınacak. Yeşil Bursa: Çiftlikten Çatala Yatırım Modelleri paneli, 15 Ekim saat 15.00'te gerçekleştirilecek. Ziraat Yüksek Mühendisi Kerem Demirel'in moderatörlüğündeki panelde Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar, Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi ve Embriyo Transferi ve Teknolojileri Derneği Başkanı Prof. Dr. Hakan Sağırkaya ile Veteriner Hekim, Hayvancılık Sektörü Temsilcisi ve Sekiz Kitchen İşletmecisi Aybars Tunalı konuşacak. Güvenilir gıda üretiminden hayvancılık yatırımlarına, hijyen teknolojilerinden restoran işletmeciliğine kadar tarladan sofraya uzanan değer zinciri değerlendirilecek. Küçükbaş Hayvancılığın Türkiye'deki Yeri ve Önemi paneli, 16 Ekim saat 14.15'te düzenlenecek. Türkiye Küçükbaş Hayvancılık ve Irk Yetiştiricileri Federasyonu Genel Başkanı Ömer Mirçık ve Başkan Yardımcısı Kemal Çığırdan'ın katılacağı oturumda yerli ırkların korunması, verimlilik, mera kullanımı ve küçükbaş hayvancılığın sürdürülebilir geleceği masaya yatırılacak. Tarımın Genç Sesleri panelinde ise genç çiftçiler üretim deneyimlerini, dijital dönüşümü ve sahadaki yenilikçi yaklaşımlarını paylaşacak. Oğuzer Yiğit'in moderatörlüğündeki oturumda çiftçi ve sosyal medya içerik üreticileri Emine Kaya, Baki Kızıltepe, Nida Elif Selci, Zeki Cesur ve Fatih Lütfi Kabacık yer alacak. Tüm paneller ise Agro TV ekranlarından canlı yayınlanacak.

Kök ceviz saplı bıçakları Japonya dahil 11 ülkeye ihraç etti Haber

Kök ceviz saplı bıçakları Japonya dahil 11 ülkeye ihraç etti

İmalathanesinde tasarımından bilemesine kadar tüm üretim süreçlerini üstlenen Adem Çoban, çiftliklerdeki büyükbaş hayvanların tırnak bakımını kolaylaştırmak için özel bir tırnak bıçağı (suntraç) geliştirdi. Büyükbaş hayvanlarda uzayan tırnakların strese ve verim kaybına yol açmasını önlemek amacıyla tasarlanan ürün, Türk Patent ve Marka Kurumunca tescillendi. Alman karbon çeliğinden üretilen ve özel açısı sayesinde hayvanın ayağını kanatmadan konforlu kesim sağlayan tescilli bıçak, Türkiye genelindeki çiftliklere gönderiliyor. Bıçakçılık faaliyetlerini geniş bir yelpazede sürdüren Çoban; kasaplar, şefler, kampçılar ve hayvancılık sektörü için baştan sona kendi tasarladığı ürünleri imal ediyor. Bıçak saplarında ağırlıklı olarak kök ceviz kullanan usta, Almanya, İspanya ve İsveç gibi ülkelerin yanı sıra bıçak kültürünün merkezi sayılan Japonya’ya kadar 11 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Tescilli tırnak bıçağı hayvana zarar vermeden bakım sağlıyor Geliştirdiği tırnak bıçağının çalışma prensibini ve kullanım kolaylığını aktaran Adem Çoban, tasarım sürecini şu sözlerle dile getirdi: "Çiftliklerdeki büyükbaş hayvanların tırnakları uzadığında hayvan strese giriyor, yem yemiyor ve zayıflıyor. Piyasada bulunan düz bıçaklar çekme esnasında tırnağa dalarak hayvana zarar verebiliyor ve kanatabiliyordu. Biz açılarını özel olarak hesaplayarak kullanım formu konforlu bir tasarım oluşturduk. Çekildiği zaman tırnağı düz bir hâle getirerek hayvana acı çektirmeden bakım imkânı sağlıyor. Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tasarımı onaylanarak tescillendi. Ağır hizmet şartlarına uygun olması için yüksek sertlikte Alman karbon çeliği kullandık. Kırılma yapmayan, bilemesi kolay ve kesimi rahat bu ürünümüzü Türkiye’nin her yerindeki çiftliklere ulaştırıyoruz." Bıçakçılığın merkezi Japonya’ya Türk kasap bıçağı ihraç ettik İmalathanelerindeki üretim süreçlerini ve yurt dışı pazarlarındaki başarılarını anlatan Çoban, sözlerini şöyle sürdürdü: "8 senedir bıçakçılık mesleğini sürdürüyoruz. Tasarımları, çizimleri, sap montajları ve bilemeleri baştan sona bize ait. Bıçak saplarında genellikle kök ceviz tercih ediyoruz. Üretimlerimizi aracı olmadan doğrudan kullanıcıya ulaştırıyoruz. Almanya, İspanya, İsveç ve Japonya’nın da aralarında bulunduğu 11 ülkeye ürün gönderdik. Bıçak kültürüne yön veren Japonya’ya gönderdiğimiz kasap bıçağımız çok beğenildi; belki de ülkemizden Japonya’ya giden ilk kasap bıçağı oldu. Kendi tasarımlarımızla Türk bıçakçılığını dünyada temsil etmekten gurur duyuyoruz."

Düğünde arkadaşına altın yerine buzağı taktı Haber

Düğünde arkadaşına altın yerine buzağı taktı

Süleymanpaşa ilçesi Karadeniz Mahallesi'nde bir düğün salonunda düzenlenen Serhat ve Büşra Cavar çiftinin düğününde, davetliler takı ve hediyelerini verirken salona getirilen buzağı bir anda herkesin dikkatini çekti. Damadın çocukluk arkadaşı Berkcan Coşan, hayvancılıkla uğraşan Serhat Cavar'a farklı bir hediye vermek istedi. Yakın çevrede araştırma yapıp, aradığı hayvanı bulamayınca Çanakkale'ye kadar giden Çoşan, bulduğu buzağıyı düğün salonuna getirdi. Salona getirilen buzağı davetlilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. "Kan bağım yok ama gönülle beraberiz" Damadın çocukluk arkadaşı Berkcan Coşan, buzağıyı neden hediye ettiğini şöyle anlattı: "Kendisiyle çocukluktan beri beraberim, yanında büyüdüm diyebilirim. Bir kan bağım yok ama gönülle beraberiz, kendisini çok seviyorum. İkimiz de hayvancılık yaptığımız için böyle bir hediye vermek istedim. Burada bulamadık yakın çevrelerde araştırdık ama satmışlar ne yazık ki. Çanakkale'ye kadar gittik, oradan getirdik. Salona getirdim, herkes bir anda toplandı, şaşırdı. Çok büyük ilgi gördü. Bir anda geldiği zaman orada da böyle durdu, yaramazlık yaptı. Süt verdiğimde de durdu. Sütü çok seviyor." Düğünden önce özel bakım yaptılar Coşan, düğüne getirdiği buzağıyı hazırlarken de özel bir bakım yaptıklarını söyleyerek şöyle konuştu: "Yıkadım, taradım. Saç spreyi var kadınların kullandığı, onları sıktık üstüne. Kurutma makinesiyle kuruttuk, taradım. Bacaklarına teker teker kurdele taktım. Bu şekilde oldu." "Buzağı beklemiyordum" Damat Serhat Cavar ise aldığı hediyenin kendisi için de büyük bir sürpriz olduğunu belirterek, "Açıkçası benim için de şaşırtıcı bir hediye oldu. Çünkü hiç beklemiyordum. Normalde altın, paradır gibi hediyeler verilir. Buzağı beklemiyordum" dedi. "Gözümüz gibi bakacağız" Gelin Büşra Cavar da sıra dışı hediyeden büyük mutluluk duyduğunu ifade ederek, "Ben çok mutlu oldum. Öncelikle Berkcan'a çok teşekkür ederim böyle bir hediye getirdiği için. Çok değişik oldu, düğünüme renk kattı. Eşim zaten hayvancılıkla uğraşıyor, Berkcan da aynı şekilde hayvancılıkla uğraşıyor. Biz çok mutlu olduk. Kendisine gözümüz gibi bakacağız, bundan kesinlikle şüphe etmesinler. Biz de onu çok sevdik" diye konuştu. Düğünde salona getirilen buzağı, davetlilerin yoğun ilgisiyle karşılaşırken, renkli görüntüler ortaya çıktı.

Savunma Bakanlığının da desteklediği Teksas modelinde büyük başarı Haber

Savunma Bakanlığının da desteklediği Teksas modelinde büyük başarı

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), Iğdır Kazımkarabekir Tarım İşletmesinde tamamen açık meraya dayalı angus yetiştiriciliği projesinde büyük başarı sağladı. Uruguay, Brezilya ve ABD Teksas’taki açık alan hayvancılık şartlarının birebir uygulandığı tesiste angus ırkının tarladaki yüksek performansı ve hızlı et üretimi, Türkiye’nin kırmızı et ihtiyacına çözüm anlamında umut vadetti. Milli Savunma Bakanlığının desteğiyle yürütülen projede, sınır güvenliğini zorlaştıran çalımsı bitkilerin angusların özel sindirim ve ağız yapısı sayesinde merada tüketilerek temizlenmesi de hedefleniyor. Yürütülen çalışmayla bölgedeki güvenlik zafiyetinin önüne geçilmesi de amaçlanıyor. Sayıları zaman zaman 20 bine yaklaşan ve yerli üreticilere de dağıtılan hayvanların açık alandaki adaptasyonu, TİGEM tarafından Türkiye hayvancılığı adına önemli bir müjde olarak duyuruldu. "Ön yargı var ama angus eti dünyada en çok tercih edilen et" Türkiye’de angus ırkına karşı bir ön yargı bulunduğunu ancak bu hayvanların ülke şartları için biçilmiş kaftan olduğunu vurgulayan TİGEM Genel Müdürü Dr. Hasan Gezginç, şunları söyledi: "Uruguay’da, Brezilya’da, Amerika Teksas’ta hayvancılık nasıl yapılıyorsa açık alanda ve mera şartlarında tamamen aynı şartlar altında Iğdır’daki işletmemizde bu üretimi yapıyoruz. Son derece de bu alanda başarı sağladık, çalışmalar çok iyi gidiyor. Ülkemizde angusa ön yargı ile yaklaşılıyor fakat bütün dünyanın kalite anlamında tercih ettiği et angus etidir. Elde edilmesi daha kolay ve daha hızlıdır. Diğer hayvanların faydalanamayacağı besin unsurlarından faydalanabilen farklı bir metabolizması var. Ağız ve sindirim yapıları sayesinde çalımsı bitkiler dahil her şeyi yiyebiliyor ve çok hızlı et üretiyor. Eti kaliteli, üretimi hızlı, dayanıklı. Bizim ülkemiz için de biçilmiş kaftan diye düşündük ve Iğdır’da başardık."

Memuriyeti bıraktı, hayvancılığa başlayarak çocukluk hayalini gerçekleştirdi Haber

Memuriyeti bıraktı, hayvancılığa başlayarak çocukluk hayalini gerçekleştirdi

Çorum’da hayalini gerçekleştirmek için memurluktan istifa eden genç girişimci, köyde kurduğu çiftlikte hayvancılık yapıyor. "Yapamazsın" diyenlere aldırış etmeyen genç girişimci, 3 yıldır hayvancılığı büyük aşkla yaptığını dile getirdi. Çorum’da yaşayan 30 yaşındaki Esat Er, 3 yıl önce memur olarak görev yaptığı hastanedeki sekreterlik görevinden istifa etti. Çocukluk hayalini gerçekleştirmek isteyen Er, ailesinin yaşadığı Çorum’daki Köprüalan köyünde kendi çiftliğini kurdu. Yaklaşık 3 yıl önce ahıra çevirdiği kömürlükte üretime başlayan Er, şimdi kurduğu çiftlikteki 18 büyükbaş hayvana ulaştı. Anne ve babasıyla birlikte her gün hayvanlarının bakımını yapan Er, işini büyük bir aşkla yapıyor. Bu kararı aldığında çevresindeki herkesin kendisine bu işi yapamayacağını söylediğini belirten Er, eleştirilere aldırış etmeden çalıştığını ve çiftliğini geliştirmek için çabaladığını dile getirdi. "Bu benim kesinlikle çocukluk hayalimdi" Hayvancılığı çok sevdiğini belirten Esat Er, "İnsanlarla uğraşması bana artık zor gelmeye başlamıştı. İçimde bir yerlere kaçma, bir şeyler yapma ve üretme isteği vardı. Kendi işimi bıraktım. Pandemi de bu sürece vesile oldu. İyi ki bu işe atılmışım. Genç bir girişimci olarak ülkeme hizmet etmekten gurur duyuyorum. Hayvanları gördüğüm zaman sürekli onlarla uğraşma isteğim vardı ama okul ve şartlar nedeniyle imkan olmamıştı. Bu benim kesinlikle çocukluk hayalimdi. Her yerde de ’hayalim gerçek oldu’ diye gururla söylerim. İnsanlar başlarda tepki gösterse de ben şu an hayalimi yaşıyorum ve bunun mutluluğu bana yetiyor" dedi. "Ben hayvan bakmaya odunlukta, kömürlükte başladım" Sektöre girerken hem maddi hem de manevi zorluklar yaşadığını vurgulayan Er, "İlk önce bir yerinizin olması lazım. Bu yeri yapmak için de maddi imkan gerekiyor. Manevi açıdan da işe çok eksik başladık. ’Yapamazsın, beceremezsin, bilmediğin sektöre giriyorsun, herkes batıyor’ dediler. Nasıl bir işe atıldığımızı tam bilmeyerek girdik ama içimizdeki hayvan sevgisiyle her şeyin üstesinden geldik. Ben hayvan bakmaya odunlukta, kömürlükte başladım. Hamdolsun şu an kendimize ait bir çiftliğimiz oldu. Bu süreçte anne ve babamın etkisi çok yüksek. Ben olmadığım zaman yardıma geliyorlar, maddi açıdan destek oluyorlar" diye konuştu. "Heidi’nin dağlara kaçtığı gibi biz de buraya kaçtık" Üretimin önemine dikkat çeken ve gençlere çağrıda bulunan Er, "Başlangıçta 25 hayvanım vardı. Tesisimize yatırım yapmak için hayvanların bir kısmını sattım ve şu an 18 hayvanım kaldı. Allah sağlık verdiği sürece biz burada mutluyuz. Heidi’nin dağlara kaçtığı gibi biz de buraya kaçtık ve çok memnunuz. İleride bütün insanların bir kaçış noktası olarak kendi köylerine döneceğini düşünüyorum. Memleketimiz ve toplumumuz için üretmemiz lazım. Üretmediğimiz zaman biteriz. Bu yüzden gençlerin de bu işi yapmasını, üretime katılmasını ciddi manada çok istiyorum" şeklinde ifade etti.

Kızları için İstanbul’u bırakıp köye yerleştiler, bambaşka bir hayat yaşamaya başladılar Haber

Kızları için İstanbul’u bırakıp köye yerleştiler, bambaşka bir hayat yaşamaya başladılar

Turgut ve Dilek Karasu çifti, tip 1 diyabet hastalığına yakalanan 8 yaşındaki kızlarının daha doğal bir hayat yaşaması için 30 yıldır yaşadıkları İstanbul'daki yaşamlarını bırakarak köye yerleşti. Daha önce köy hayatıyla ilgili bilgileri olmayan aile, Kastamonu'nun İhsangazi ilçesinde çiftçilik 1 yıldır çiftçilik yapıyor. İstanbul'da yaklaşık 30 yıl yaşayan Turgut ve Dilek Karasu çiftinin 10 yaşındaki kızları Ela'ya 2 yıl önce tip-1 diyabet teşhisi konuldu. Kızlarının hastalığı sebebiyle İstanbul'da zorlandığını fark eden aile köye yerleşmeye karar verdi. İstanbul'da yaşarken, izin günlerini değerlendirmek için Kastamonu'nun İhsangazi ilçesine bağlı Kanlıgöl köyünde bir arsa satın alan aile, buraya yerleşmeye karar verdi. Arsadaki evlerinin yanına ahır inşa ettiren aile, büyükbaş hayvan ve tavuklar satın alarak süt, peynir, tereyağı, yumurta üretmeye başladı. 1 yıldır köyde hayvancılık yapıp bahçede doğal ürünler yetiştiren aile, İstanbul'un stresinde uzak bir hayat sürüyor. Daha önce hiç ineğe dokunmadıklarını ifade eden Turgut ve Dilek Karasu çifti, köye ilk taşındıklarında komşularının yardımıyla her şeyi öğrendiklerini ifade etti. "Çiftliğimizi daha da büyütmek istiyoruz" Daha önce 15 yıl boyunca bankacılık yaptığını dile getiren 39 yaşındaki Turgut Karasu, "30 sene İstanbul'da yaşadık. Kastamonu'nun İhsangazi ilçesine bağlı Kanlıgöl'de yedi sene önce bir arsa almıştık. İstanbul'da çalıştığımız dönemde izin günlerimizde buraya gelirdik. Kafa dinlemek, şehrin gürültüsünden, kalabalığından uzaklaşmak için gelip giderdik. 10 yaşında kızım var. 8 yaşında tip-1 diyabet hastalığına yakalandı. Şeker hastalığını öğrenmiş olduk. Bu tabii ki bizim için çok üzücü bir durum oldu. Daha önce böyle bir hastalığın olduğunu bilmiyorduk. Sonra kızım için burayı tercih ettim. Daha doğal hayat, iklim şartları, daha temiz havanın kızım için daha iyi, uygun olacağını düşündüm. İstanbul'da kalabalık, stres, trafik, yoğunluk çocuğu etkiliyordu. Burası da bizim için uygundu. Yerleşmiş bulunduk. Tam bir senedir burada yaşıyoruz. Taşındığımızda 'ne yapabiliriz' diye düşündük. Ufak çaplı bir ahır yaptık, yan tarafa bahçemizi yaptık. Kendi organik sebzemizi, meyvelerimizi üretmek amaçlı böyle bir yola koyulduk. İnşallah Allah nasip ederse çiftliğimizi daha da büyütmek istiyoruz. Hayvan sayımızı daha da artırmak istiyoruz" dedi. "Burası kızımıza da iyi geliyor" Çocuğunun köyde daha mutlu olduğunu dile getiren Karasu, "Kendi sütümüzü yapıyoruz, kendi yoğurdumuzu yapıyoruz, kendi tavuklarımız var. Her şeyimizi kendimiz yapıyoruz. Kızımız için köy mü daha iyi, şehir mi daha iyi düşündüğümüzde, köyde biraz daha hareketli. Bahçeye çıkıyor, annesine ve bana yardım ediyor, hayvanlarımıza bakıyor. Burası kızımıza da iyi geliyor" diye konuştu. "Oradaki hayatımızı bırakıp tamamen çok farklı bir hayat kurduk" Kızı için taşındıkları köyde çok mutlu olduklarını dile getiren Dilek Karasu ise, "Kızımız tip-1 diyabete yakalandı. Tip-1 diyabete yakalanınca biz onu daha organik nasıl besleyebiliriz, onun için neler yapabiliriz diye düşündük. Daha sonra köye yerleşmeye karar verdik. Buranın onun için daha iyi olduğunu düşünüyoruz. Tabii onun da kararı önemliydi. Ona sorarak bu kararı aldık. O daha çok istedi. Bu hastalığa yakalandıktan sonra gürültü, kalabalık gibi şeylerden rahatsız oluyordu. Burası onun için çok iyi oldu. Tavuklarımız, kedimiz, köpeğimiz, hayvanlarımız var. Onlarla vakit geçiriyor. Hatta bazen 'anne, iyi ki gelmişiz buraya' diyor. Şekerini burada takip etmek daha kolay oldu. Bir karar verdik. Buraya geldik. Hep beraber olalım, ayrılmayalım, onunla ilgilenelim istedik. Oradaki hayatımızı bırakıp tamamen çok farklı bir hayat kurduk" şeklinde konuştu. "İnek sağamadığım için gelip yardım ettiler" Köy yaşamını komşularının yardımlarıyla öğrendiklerini dile getiren anne Karasu, "Çok yeniyiz. Bir sene oldu. İstanbul'da doğup büyümüş kişileriz. Eşim ve ben hiç köy hayatı yaşamadık, daha önce hiç ineklerimiz olmadı. Hatta biz inekleri aldığımızda, ahıra satın aldığımız kişiye bağlattık. Çünkü ineklere yaklaşamıyorduk. Ondan sonra köylüler bize çok yardım etti. İnek sağamadığım için gelip yardım ettiler. Ela'nın şeker tüketmemesine buradaki çocuklar daha çok dikkat ediyor, o yemiyor diye onlar da yemiyorlar. Daha iyi bir samimiyet ortamı var" ifadelerini kullandı. "Buradaki arkadaşlarım ve köy çok güzel" Ailesiyle birlikte köye taşındığı için çok mutlu olduğunu söyleyen Ela Karasu da, "İstanbul'da da mutluydum ama oradaki arkadaşlarım benim bu şeker hastalığımı pek umursamıyorlardı. Buradaki arkadaşlarım ve köy çok güzel. Köyü seviyorum. Her şey daha doğal. Peynir de yiyebiliyorum. Şeker seviyemi yükseltmiyor. Burada annem yapıyor ve ben yiyorum. İçinde ne olduğunu biraz daha biliyorum. Tereyağını İstanbul'da sevmezdim ama annemin yaptığı tereyağını sevmeye başladım. Bazen tavuklara yem veriyorum, yumurtalarını topluyorum, kapılarını açıyorum, babamla hayvanları otlatmaya gidiyorum, buzağıları seviyorum, süt içiriyorum" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.