Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Hayat Pahalılığı

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Hayat Pahalılığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hayat Pahalılığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Macron: "Yanbu'yu korumak için Suudi Arabistan'a asker ve savunma sistemleri göndereceğiz" Haber

Macron: "Yanbu'yu korumak için Suudi Arabistan'a asker ve savunma sistemleri göndereceğiz"

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Elysee Sarayı'ndan canlı yayınlanan özel röportajında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Rusya-Ukrayna Savaşı ve Avrupa'nın güvenliğine geniş yer ayıran Cumhurbaşkanı Macron, Orta Doğu'daki kriz, Fransa'da yükselen akaryakıt fiyatları, enerji arzı, kamu borcu, 2027 bütçesi ve ülkedeki siyasi durumu da değerlendirdi. "Rusya, Fransa'yı hedef alabilir" Macron, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı'nın (CIA) Rusya'nın insansız hava araçlarıyla Avrupa'ya ve özellikle Fransa'nın güneyine saldırabileceği yönünde Fransız istihbarat servislerini uyardığına ilişkin iddiaları reddetti. Ancak Avrupa'daki güvenlik ortamının giderek daha gergin hale geldiğini belirten Macron, "Son haftalarda Avrupa'nın birçok yerinde düşmanca eylemlerin arttığını görüyoruz" dedi. Almanya'nın Leipzig Havalimanı'nda Alman makamlarınca Rusya'nın sorumlu tutulduğu saldırı girişimine değinen Macron, Fransa'da bugüne kadar bu tür bir saldırının gerçekleşmediğini, ancak riskin bulunduğunu söyledi. Fransa'nın da benzer bir saldırıyla karşılaşıp karşılaşamayacağına ilişkin Macron, "Bunun Fransa'da gerçekleşmesinin mümkün olup olmadığını soruyorsanız, cevabım evet" ifadelerini kullandı. Fransa Cumhurbaşkanı, "Rusya, Avrupa'nın Ukrayna'nın stratejik derinliği olduğunu düşünüyor, çünkü Avrupalılar Ukraynalılara yardım ediyor" dedi. "Bu artık hibrit savaş değil, doğrudan savaş" Leipzig'deki saldırı girişiminin başarılı olması halinde saldırının can kayıplarına yol açabileceğini belirten Macron, "Bu artık hibrit savaş değil, doğrudan savaş. Bunlar insanları öldürebilecek düşmanca eylemler" ifadelerini kullandı. Rusya kaynaklı tehdidin yalnızca fiziki saldırılarla sınırlı olmadığını belirten Cumhurbaşkanı, Fransa'nın yıllardır dezenformasyon ve siber saldırıların hedefi olduğunu söyledi. Macron, bu tür eylemlerin son dönemde yoğunlaştığını ifade etti. Fransa'nın muhtemel saldırılara karşı hazırlıklarını artırdığını belirten Macron, İçişleri Bakanı Laurent Nunez'in bölge valilerini bir araya getirdiğini hatırlattı. Ülke genelindeki kritik altyapılar ile hassas noktaların korunmasına yönelik tedbirlerin güçlendirildiğini söyleyen Macron, özellikle insansız hava aracı ve siber saldırılara karşı hassas sivil altyapılar, askeri tesisler ve savunma sanayii noktaları için bölge bölge hazırlık yapıldığını belirtti. "Moskova'nın ölü ve yaralı olmak üzere toplam 1.2 milyon asker kaybı var" Rusya'nın Ukrayna'daki savaş için yeni bir seferberliğe hazırlanabileceğini de ifade eden Macron, Avrupa ve ABD istihbarat servisleri ile Ukrayna tarafından paylaşılan bilgiler doğrultusunda yaklaşık 300 bin kişilik yeni bir seferberliğin "inandırıcı bir senaryo" olduğunu söyledi. Fransa Cumhurbaşkanı, Rusya'nın Şubat 2022'den bu yana ölü ve yaralı olmak üzere toplam 1.2 milyon asker kaybettiğini ileri sürerek Moskova'nın Donbass'ın tamamını ele geçirmek için daha fazla kaybı göze almaya hazır olduğunu savundu. Macron, mevcut ilerleme hızıyla Rus ordusunun Donbass'ın geri kalanını ele geçirmesinin yaklaşık 1.5 ila 2 yıl sürebileceği değerlendirmesinde bulundu. Rusya ve Ukrayna'ya önerilen çifte moratoryum Ukrayna'ya desteğin devam edeceğini belirten Macron, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile ilave radar ve füze sağlanması konusunda anlaşmaya vardıklarını açıkladı. Cumhurbaşkanı Macron ayrıca Rusya ve Ukrayna'ya Ukrayna'nın Rus rafineri ve enerji tesislerine yönelik saldırılarını durdurması karşılığında Rusya'nın da Ukrayna'nın enerji sistemi ve sivil altyapısına yönelik saldırılarına son vermesini, ikinci aşamada ise Karadeniz'deki çatışmaların durdurularak tahıl sevkiyatının önünün açılmasını içeren "çifte moratoryum" önerdiklerini hatırlattı. Macron, öneriyi ABD Başkanı Donald Trump ve Zelenskiy ile görüştüğünü belirtti. "Kıtlığı önlemek için her şeyi yapıyoruz" Fransa'da akaryakıt fiyatlarındaki yükselişe değinen Macron, Ukrayna'nın Rus rafinerilerine yönelik saldırılarının piyasalar üzerinde etkisi bulunduğunu, ancak enerji fiyatlarındaki yükselişin temel nedeninin Orta Doğu'daki savaş ve Hürmüz Boğazı çevresindeki kriz olduğunu söyledi. Ukrayna'nın Rus rafinerilerini hedef almasına ilişkin Macron, "Ukraynalılar bunu Rusya onların enerji kapasitesini yok ettiği için yapıyor. Kışı karanlıkta ve soğukta geçirdiler" dedi. Fransa'da dizel, doğal gaz veya kalorifer yakıtında arz sıkıntısı yaşanmaması için çalıştıklarını belirten Cumhurbaşkanı Macron, "Kıtlığı önlemek için her şeyi yapıyoruz" ifadelerini kullandı. Macron, enerji arzının güvence altına alınması ve Hürmüz Boğazı'nın barışçıl şekilde yeniden açılması için diplomatik girişimlerin sürdüğünü söyledi. Fransa'nın enerji stoklarını yeniden oluşturduğunu belirten Macron, doğal gaz depolarının önümüzdeki haftalarda Avrupa hedefleri doğrultusunda yaklaşık yüzde 80 doluluk seviyesine ulaşmasının beklendiğini ifade etti. "Kızıldeniz güzergahında Yanbu enerji tesisinin korunması için asker göndereceğiz" Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz kıyısındaki stratejik Yanbu enerji tesisinin korunması için askeri destek sağlayacaklarını açıkladı. Hürmüz Boğazı'nı kullanmadan enerji ihracatına imkan sağlayan Yanbu'nun önemine dikkat çeken Macron, "Askeri imkanlar göndereceğiz. Askerler, radarlar ve savunma sistemleri göndereceğiz. Herhangi bir çatışmaya dahil olmak için değil, bu tesisi korumak için" şeklinde konuştu. "Trump söz konusu olduğunda hiçbir zaman garanti yok" Fransa'nın G7 dönem başkanlığını yürüttüğünü hatırlatan Macron, enerji fiyatlarındaki baskının azaltılması amacıyla gerekmesi halinde üye ülkelerin stratejik petrol rezervlerinin koordineli biçimde piyasaya sürülmesinin değerlendirilebileceğini söyledi. ABD Başkanı Donald Trump'ın Amerikan dizelinin ihracatını sınırlandırabileceğine ilişkin açıklamalarına da değinen Macron, böyle bir kararın dünya piyasalarındaki fiyatları daha da artıracağını savundu. Trump'tan bu konuda güvence alınıp alınmadığına ilişkin Macron, "Donald Trump söz konusu olduğunda hiçbir zaman garanti yok" ifadelerini kullandı. "Fiyatların kontrolden çıkmasına izin vermeyeceğiz" Akaryakıt fiyatlarının daha da yükselmesi halinde yeni önlemlerin gündeme gelebileceğini belirten Cumhurbaşkanı, önceliğin vergileri azaltmadan önce piyasa fiyatlarını düşürmek olduğunu söyledi. Macron, "Bizim çıkarımız vergileri düşürmeden önce fiyatları düşürmek. Aksi halde jeopolitiğin sonuçlarını Fransız vergi mükelleflerine ödetmiş oluruz" dedi. Litre başına 20 sentlik vergi indiriminin kamu maliyesine bir ayda yaklaşık 1 milyar Euro'ya mal olacağını belirten Macron, fiyatların yükselmeye devam etmesi halinde hiçbir seçeneğin tamamen dışlanmadığını ifade etti. Cumhurbaşkanı, "Fransızları yalnız bırakmayacağız. Fiyatların kontrolden çıkmasına izin vermeyeceğiz" dedi. TotalEnergies'e de seslenen Macron, şirketin uluslararası enerji fiyatlarındaki yükselişten yararlanarak Fransız tüketiciler üzerinden aşırı kar elde etmemesi gerektiğini savundu. Cumhurbaşkanı, "Fransızsınız, vatansever olun" ifadelerini kullandı. Bütçe ve hayat pahalılığı Fransa'nın kamu borcundaki artışa ilişkin eleştirilere cevap veren Macron, Covid-19 salgını sırasında uygulanan geniş kapsamlı devlet desteklerini savundu. Cumhurbaşkanı, "Ne pahasına olursa olsun politikasından hiçbir şekilde pişman değilim" dedi. Son 10 yıldaki ek kamu harcamalarının yaklaşık 3'te 1'inin Fransızları krizlerden korumaya, 3'te 1'inin ülkeyi geleceğe hazırlamaya ayrıldığını belirten Macron, kalan bölümün ise sosyal modelde yeterince hızlı reform yapılamamasından kaynaklandığını söyledi. Özellikle emeklilik sistemi konusunda yeterince hızlı ilerlenemediğini kabul eden Fransa Cumhurbaşkanı, "Siyasi güçleri ikna etmeyi başaramadım. Sorumluluğumdan kaçmıyorum" ifadelerini kullandı. 2027 bütçesinin kamu maliyesinin kontrol altına alınması açısından gerekli olduğunu belirten Macron, devlet, yerel yönetimler, sosyal güvenlik sistemi, şirketler ve hane halklarının bütçe çabasına katkıda bulunması gerektiğini söyledi. Fransa'da hayat pahalılığı nedeniyle oluşan toplumsal öfkeye de değinen Cumhurbaşkanı, ekonomik şartlar ağırlaştığında insanların günlük yaşamlarının zorlaştığını ve öfkelenmelerinin doğal olduğunu söyledi. Ancak ülke çapında genel bir toplumsal hareketin uluslararası krizlerin sonuçlarını ortadan kaldırmayacağını savunan Macron, Fransızlara birlik çağrısında bulundu. Macron, "Rusya'nın Ukrayna'da başlattığı savaşa ve Hürmüz'de yaşananlara karşı toplumsal hareket yapılamaz. Böyleyse ben de katılabilirim, çünkü ben de bu savaşlara karşıyım" dedi. Erken seçim yok Ulusal Meclis'in yeniden feshedilerek erken seçime gidilmesi ihtimaline ise kapıyı kapatan Macron, yeni bir seçimin mevcut savaş, satın alma gücü sorunları ve geçirilmesi gereken bütçeye siyasi istikrarsızlığı da ekleyeceğini söyledi. Cumhurbaşkanı, "Bunun ülke için iyi olacağını düşünmüyorum" dedi. 2027 cumhurbaşkanlığı seçiminde herhangi bir aday lehine tutum alıp almayacağı konusunda henüz karar vermediğini belirten Macron, "Jeopolitik, ekonomik, mali ve siyasi durumun gelişimine göre sorumluluk içinde yapmam gerekeni yapacağım" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Macron, mevcut önceliğinin görevini yerine getirmek olduğunu vurgulayarak, "Benim ilk görevim harekete geçmek. Bugün siyasi tartışmaya dahil olmak değil" dedi.

Fransa’da yakıt krizi: Sürücüler depoya yemeklik yağ koyuyor Haber

Fransa’da yakıt krizi: Sürücüler depoya yemeklik yağ koyuyor

Fransa’da akaryakıt fiyatlarının rekor seviyelere çıkması ve yeni zam beklentisinin güçlenmesi, sürücüleri alışılmışın dışında yöntemlere yöneltti. Motorinin litre fiyatının 2.29 Euro'ya (yaklaşık 130 TL), benzinin ise 2.12 Euro'ya (yaklaşık 122 TL) yükseldiği ülkede bazı dizel araç sahipleri, depolarına kolza yağı veya filtrelenmiş kızartma yağı ekleyerek yakıt maliyetini düşürmeye çalışıyor. Fransa'da akaryakıt fiyatlarındaki sert yükseliş, sürücülerin üzerindeki ekonomik baskıyı artırdı. Orta Doğu’daki gerilimler ve Hürmüz Boğazı’ndaki petrol trafiğine ilişkin belirsizlikler nedeniyle pompa fiyatları 2 Euro'nun üzerinde kalırken, yeni zam ihtimali de endişeleri büyüttü. Motorinin litre fiyatı ortalama 2.29 Euro'ya (yaklaşık 130TL), benzinin litre fiyatı ise 2.12 Euro'ya (yaklaşık 122 TL) çıktı. Yakıt masrafını azaltmak isteyen bazı dizel araç sahipleri ise çözümü marketten aldıkları kolza yağında ya da filtrelenmiş kızartma yağında aramaya başladı. Yemeklik yağ yöntemi yeniden gündemde Akaryakıt fiyatlarındaki artış, özellikle eski dizel araç sahipleri arasında farklı arayışları yeniden gündeme getirdi. Bazı sürücüler, motorin yerine tamamen yemeklik yağ kullanmasa da depoya kolza yağı ekleyip üzerine bir miktar motorin koyarak yakıt maliyetini düşürmeye çalışıyor. Yöntemin tek bir sürücüyle sınırlı olmadığı, fiyatların yükselmesiyle benzer uygulamaların daha fazla konuşulmaya başlandığı belirtiliyor. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde Lucas’ın aracına marketten aldığı kolza yağını doldurduğu görülüyor. Yaklaşık 2 yıldır bu yöntemi kullandığını söyleyen Lucas, depoyu tamamen yağla doldurmadığını, karışıma bir miktar motorin eklediğini belirten sürücü Lucas, "Kolza yağını litresi yaklaşık 1.45 Euro'ya alıyorum (83 TL). Depoyu sadece yağla doldurmuyorum, üzerine 10 Euro'luk motorin ekliyorum" dedi. Bu yöntemle litre başına yaklaşık 70 sent (yaklaşık 39 TL) tasarruf ettiğini ifade eden Lucas, aracında şu ana kadar belirgin bir sorun yaşamadığını savundu. Lucas, "Aracımda bir problem yok. Duman atmıyor, daha fazla tüketmiyor. Gördüğüm tek fark, cebimde kalan para" ifadelerini kullandı. Yöntemin yasal olmadığını bildiğini, ancak yakıt fiyatları nedeniyle bu riski göze aldığını söyleyen Lucas, "Bunun yasa dışı olduğunu biliyorum ama bana göre riskinden çok faydası var" diyerek kontrol riskinin düşük olduğunu savundu. Kullanılmış kızartma yağı da depoya giriyor Kolza yağının yanı sıra kullanılmış kızartma yağı da bazı sürücüler tarafından alternatif olarak görülüyor. Restoranlardan, seyyar yemek işletmelerinden ve etkinliklerde yiyecek satışı yapan derneklerden toplanan yağlar, bazı eski dizel araçlarda kullanılmadan önce bekletiliyor ve filtreleniyor. Yemeklik yağın bazı eski tip dizel motorlarda yanabildiği belirtilse de uzmanlar, bu yöntemin her araç için uygun olmadığı konusunda uyarıyor. Özellikle yeni nesil dizel araçlarda enjeksiyon sistemlerinin daha hassas olduğu, yemeklik yağın motorine göre daha yoğun olması nedeniyle püskürtme, yanma ve filtreleme sistemlerinde sorunlara yol açabileceği ifade ediliyor. Eski tip motorlarda dahi enjektörlerin kirlenmesi, yakıt filtrelerinin daha hızlı tıkanması ve soğuk havalarda çalıştırma sorunları yaşanabiliyor. Kısa vadede yakıttan tasarruf etmeye çalışan sürücülerin, uzun vadede yüksek tamir masraflarıyla karşılaşabileceği belirtiliyor. Uzmanlara göre marketten alınan kolza yağı ile yasal olarak satılan biyodizel aynı şey değil. Biyodizel, sanayi süreçlerinden geçirilerek motorinle uyumlu hale getiriliyor. Ham yemeklik yağın doğrudan araç deposuna konulması ise motor ve yakıt sistemi açısından riskli görülüyor. Tasarruf sağlıyor, ama yasal değil Fransa’da araçlarda kullanılan yakıtlar teknik, çevresel ve vergisel kurallara tabi tutuluyor. Bu nedenle yemeklik yağın doğrudan karayolunda kullanılan araçlarda yakıt olarak kullanılması serbest bir uygulama olarak değerlendirilmiyor. Bu yöntemle yola çıkan sürücüler para cezası riskiyle karşı karşıya kalabiliyor. Uygun olmayan yakıtla araç kullanmanın bazı durumlarda 135 Euro'ya (yaklaşık 7 bin 600 TL) kadar ceza riski doğurabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, bunun araç garantisi, sigorta ve araç muayenesi açısından da sorun oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Fransa’da ekonomik baskı artıyor Akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş, Fransa’da giderek ağırlaşan ekonomik tablonun günlük hayata yansıyan en görünür örneklerinden biri oldu. Ülkede büyüme yavaşlarken, enflasyon, kamu borcu, bütçe açığı, borçlanma maliyetleri ve alım gücü üzerindeki baskı aynı anda artıyor. Fransız hükümeti, 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 0.7’den yüzde 0.5’e düşürürken, 2027 için yalnızca yüzde 1’lik sınırlı bir toparlanma öngörüyor. Ancak mevcut göstergeler, toparlanmanın zayıf ve kırılgan olabileceğine işaret ediyor. Fransa’nın kamu borcunun 2026’da 3.6 trilyon euroyu aşarak milli gelirin yaklaşık yüzde 118.5’ine ulaşabileceği belirtiliyor. Borç yükü artarken, devletin bu borç için ödediği faiz de bütçe üzerindeki baskıyı büyütüyor. Bu yıl borç servis maliyetinin 65 milyar Euro'ya çıkabileceği ifade edilirken, bazı hesaplamalarda 2026’da faiz ödemelerinin 77.4 milyar Euro seviyesine ulaşabileceği uyarısı yapılıyor. Bu tablo, hükümetin bütçe açığını azaltma hedefini de zorlaştırıyor. Hane halkı açısından da durum giderek daha ağır hissediliyor. Enerji ve yakıt fiyatlarındaki artış, gıda ve ulaşım giderleriyle birleşince alım gücü üzerindeki baskı daha görünür hale geldi. Enflasyonun yıl sonuna doğru yeniden yükselmesi, tüketici harcamalarının zayıflaması ve işsizlik beklentilerindeki bozulma, ekonomik kaygıları artırıyor. Bu nedenle bazı sürücülerin kolza yağı ya da filtrelenmiş kızartma yağı gibi yasal ve teknik açıdan riskli yöntemlere yönelmesi, yalnızca akaryakıt pahalılığının değil, Fransa’da büyüyen hayat pahalılığı ve ekonomik sıkışmanın da bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Dervişoğlu'ndan 27 Haziran daveti Haber

Dervişoğlu'ndan 27 Haziran daveti

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararının kamuoyunda geniş yer bulduğunu belirten Dervişoğlu, bu tartışmaların ülkenin temel sorunlarını geri plana ittiğini savundu. Türkiye’de enflasyon, hayat pahalılığı, emekli ve çalışanların geçim sıkıntısı gibi önemli meselelerin konuşulması gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, yaşanan sürecin iktidarın gündem değiştirme çabası olduğunu öne sürdü. Hükümetin ekonomi politikalarını da eleştiren Dervişoğlu, açıklanan enflasyon verilerinin vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıları yansıtmadığını söyledi. Emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların alım gücünün giderek düştüğünü belirten Dervişoğlu, artan yaşam maliyetlerinin toplumun geniş kesimlerini zor durumda bıraktığını ifade etti. KOBİ’lerin, esnafın ve sanayicilerin yaşadığı finansman sorunlarına dikkat çeken Dervişoğlu, işletmelerin KDV alacaklarının ödenmesi, SGK ve vergi borçlarının kolaylaştırılmış şekilde yapılandırılması gerektiğini söyledi. Çiftçilerin de yüksek maliyetler nedeniyle üretim yapmakta zorlandığını belirten Dervişoğlu, tarımsal üretimi destekleyecek adımların atılmasını istedi. “ÇİFTÇİ ÜRETİMDEN UZAKLAŞIYOR” Tarım sektöründeki sorunlara değinen Dervişoğlu, açıklanan alım fiyatlarının üreticilerin maliyetlerini karşılamakta yetersiz kaldığını savundu. Anadolu’da birçok çiftçinin üretimden uzaklaştığını ileri süren Dervişoğlu, tarım ve hayvancılığın yeniden desteklenmesi gerektiğini ifade etti. TERÖRLE MÜCADELE MESAJI Konuşmasında “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dervişoğlu, terörle mücadele konusunda hassasiyetlerini koruduklarını söyledi. Şehit ailelerinin acılarının unutulmaması gerektiğini belirten Dervişoğlu, terör örgütlerine yönelik herhangi bir af düzenlemesine karşı olduklarını ifade etti. İYİ Parti’nin bu kapsamda 27 Haziran 2026 tarihinde Ankara’daki Tandoğan Meydanı’nda “Şehitlere Saygı ve Teröre Lanet Mitingi” düzenleyeceğini açıklayan Dervişoğlu, vatandaşları mitinge davet etti.

Dervişoğlu'ndan 27 Haziran daveti Haber

Dervişoğlu'ndan 27 Haziran daveti

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararının kamuoyunda geniş yer bulduğunu belirten Dervişoğlu, bu tartışmaların ülkenin temel sorunlarını geri plana ittiğini savundu. Türkiye’de enflasyon, hayat pahalılığı, emekli ve çalışanların geçim sıkıntısı gibi önemli meselelerin konuşulması gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, yaşanan sürecin iktidarın gündem değiştirme çabası olduğunu öne sürdü. Hükümetin ekonomi politikalarını da eleştiren Dervişoğlu, açıklanan enflasyon verilerinin vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıları yansıtmadığını söyledi. Emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların alım gücünün giderek düştüğünü belirten Dervişoğlu, artan yaşam maliyetlerinin toplumun geniş kesimlerini zor durumda bıraktığını ifade etti. KOBİ’lerin, esnafın ve sanayicilerin yaşadığı finansman sorunlarına dikkat çeken Dervişoğlu, işletmelerin KDV alacaklarının ödenmesi, SGK ve vergi borçlarının kolaylaştırılmış şekilde yapılandırılması gerektiğini söyledi. Çiftçilerin de yüksek maliyetler nedeniyle üretim yapmakta zorlandığını belirten Dervişoğlu, tarımsal üretimi destekleyecek adımların atılmasını istedi. “ÇİFTÇİ ÜRETİMDEN UZAKLAŞIYOR” Tarım sektöründeki sorunlara değinen Dervişoğlu, açıklanan alım fiyatlarının üreticilerin maliyetlerini karşılamakta yetersiz kaldığını savundu. Anadolu’da birçok çiftçinin üretimden uzaklaştığını ileri süren Dervişoğlu, tarım ve hayvancılığın yeniden desteklenmesi gerektiğini ifade etti. TERÖRLE MÜCADELE MESAJI Konuşmasında “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dervişoğlu, terörle mücadele konusunda hassasiyetlerini koruduklarını söyledi. Şehit ailelerinin acılarının unutulmaması gerektiğini belirten Dervişoğlu, terör örgütlerine yönelik herhangi bir af düzenlemesine karşı olduklarını ifade etti. İYİ Parti’nin bu kapsamda 27 Haziran 2026 tarihinde Ankara’daki Tandoğan Meydanı’nda “Şehitlere Saygı ve Teröre Lanet Mitingi” düzenleyeceğini açıklayan Dervişoğlu, vatandaşları mitinge davet etti.

TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars: "Emekli açlık sınırı altında çırpınıyor" Haber

TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars: "Emekli açlık sınırı altında çırpınıyor"

Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, resmi enflasyon rakamlarının hayat pahalılığı ile ilgisi olmadığını kaydederek geçim sıkıntısı yaşayan emekliler için acil düzenlemeler yapılması çağrısında bulundu. ‘ENFLASYON RAKAMLARI GERÇEKÇİ DEĞİL’ Mart ayı enflasyon verilerini değerlendiren TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, “TÜİK’e göre aylık enflasyon yüzde 1,94 artarken yıllık enflasyon yüzde 30,87 olarak kaydedildi. ENAG’a göre ise enflasyon aylık yüzde 4,10 artarken yıllık enflasyon yüzde 54,62 oldu. TÜİK’in rakamları, çarşı-pazardaki enflasyon ateşini yansıtmıyor. İnsanımız eti, balığı unuttu zaten. Uzun süredir sebze-meyve de alamıyor. Alan da ancak adetle alıyor. Markete, pazara giren eli boş çıkıyor. Son olarak 200 gram ekmeğin fiyatının 17,5 TL’ye çıkması bile hayat pahalılığı için tek başına yeterli bir gösterge. Yani yüzde 2’ye yakın bir enflasyon nerede var, göstersinler de bilelim!” diye konuştu. TÜRK-İŞ’in Mart ayı verilerine göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 32.793 TL’ye, yoksulluk sınırının da 106.817 TL’ye yükseldiğini hatırlatan Başkan Kenan Pars, “Bu tablo, milyonlarca emeklinin içinde bulunduğu ekonomik çıkmazı açıkça ortaya koymaktadır. Bugün 20 bin TL olan en düşük emekli aylığı, açlık sınırının yalnızca yüzde 60’ını, yoksulluk sınırının ise yaklaşık yüzde 20’sini karşılayabilmektedir. Bu durum, emeklilerimizin temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale geldiğini göstermektedir. Artan gıda fiyatları, sağlık giderleri ve temel ihtiyaç harcamaları karşısında alım gücü her geçen gün düşmektedir. Bayramlar bile sevinç değil, kaygı nedeni haline geldi Emekliler torunlarına mahcup olmamak için bayramlardan kaçınır hale gelmiştir.” dedi. ‘AYLIK BAĞLAMA ORANLARI DEĞİŞMELİ’ Emeklilerin özlük hakları ile ilgili düzenlemelere de tepki gösteren Kenan Pars, “Bugün yaşanan bu tablonun temelinde, 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 Sayılı Yasa ile aylık bağlama oranlarının düşürülmesi yatmaktadır. Çalıştıkça artması gereken emekli maaşları, sistematik olarak geriletilmiştir. Prim gün sayısı artmış, emeklilik yaşı yükselmiş, çalışma süreleri uzamış; ancak tüm bu fedakârlıklara rağmen emekli maaşları düşmüştür. Bu durum, sosyal adalet ilkesiyle çelişiyor” ifadelerini kullandı. ‘MESELE GEÇİM DEĞİL, ADALET MESELESİ’ Pars, emeklilerin taleplerini şu şekilde özetledi: “En düşük emekli aylığı derhal açlık sınırı seviyesine yükseltilmeli, üzerine seyyanen refah payı eklenmeli. Aylık bağlama oranı, 1999 öncesi seviyelere çekilmeli. Emeklilere yönelik sağlık, ulaşım, bakım ve sosyal destek hizmetleri yaygınlaştırılmalı. Yerel yönetimler ve merkezi idare, emeklilerin yoğun yaşadığı bölgelerde özel sosyal politikalar geliştirmeli. Yaşlı haklarının güvence altına alınması için uluslararası sözleşmelere taraf olunmalı ve anayasal düzenlemeler yapılmalı. Emekliler; bu ülkenin temel direğidir, çimentosu, taşıdır. Mesele, yalnızca geçim meselesi değil; mesele adalet meselesi. TÜED Uludağ Şubesi olarak, emeklilerimizin hak ettiği yaşam koşullarına kavuşması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.