Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Hava Kirliliği

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Hava Kirliliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hava Kirliliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bahar ayında "Astım" şikayetleri! Haber

Bahar ayında "Astım" şikayetleri!

20.05.2026- Nev Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Seher Göktaş, astım hastalığı hakkında önemli bilgiler verdi. Astımın, hava yollarının daralmasıyla oluşan alevlenmelerle seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Uzm. Dr. Göktaş, hastalığın çoğunlukla alerjik nedenlerle ortaya çıktığını ancak alerjik olmayan astım türlerinin de bulunduğunu söyledi. “Astımın Belirtilerine Dikkat” Astımın en sık belirtilerinin nefes darlığı, öksürük, hırıltılı nefes alma ve göğüste sıkışma hissi olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, “Bazen hastalık sadece öksürük ile ortaya çıkabilir. Kriz şeklinde seyredebilir. Öksürük genellikle kurudur yani balgamsızdır. Şikayetler gün içinde olabildiği gibi özellikle gece artar. Sabaha karşı olan öksürük ve/veya nefes darlığı tipiktir. Bu belirtiler tekrarlayıcıdır” dedi “Sigara ve Alerjenler Riski Artırıyor” Astımda risk faktörlerine değinen Uzm. Dr. Göktaş, anne karnında bebeğin yetersiz beslenmesi ve düşük doğum ağırlığının risk oluşturduğunu belirtti. Anne ve babanın sigara içmesinin, özellikle gebelik döneminde annenin sigara kullanmasının astım gelişiminde önemli rol oynadığını vurgulayan Göktaş, ailede astım öyküsü bulunmasının da riski artırdığını söyledi. Bazı meslek gruplarında astımın daha sık görülebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, fırıncılık, marangozluk, mobilyacılık, dökümcülük, kaynakçılık, plastik ve kimya sanayi, ilaç endüstrisi, demiryolu işçiliği, çay ve tütün üretimi, itfaiyecilik, kuru temizleme, temizlik ve tekstil işçiliği gibi alanlarda çalışan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini dile getirdi. “Polen, Parfüm ve Sigara Dumanı Astımı Tetikleyebiliyor” Astımı tetikleyen en önemli faktörlerin başında alerjen maddelere maruz kalmanın geldiğini belirten Uzm. Dr. Göktaş, “Polen, ev tozu, evcil hayvanlar, küf mantarı, gribal enfeksiyonlar, stres, sigara dumanı, egzersiz, temizlik malzemeleri ve parfüm gibi yoğun kokular astımı tetikleyebilir. Ayrıca astım hastalarında reflü sıklığı da yüksektir” ifadelerinde bulundu. Mevsim geçişlerinin de astım hastaları için risk oluşturduğunu belirten Göktaş, özellikle bahar aylarında polen ve çimenlerin hastalığı alevlendirebildiğini söyledi. Hava kirliliği, soğuk hava ve mevsimsel gribal enfeksiyonların da astım şikayetlerini artırabileceğini kaydetti. “Astım Krizinde Erken Müdahale Önemli” Astım krizinin ani gelişen öksürük nöbetleri, nefes darlığı ve hırıltı ile kendini gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, daha önce astım tanısı alan hastaların öncelikle nefes açıcı ilaçlarını kullanmaları gerektiğini söyledi. Göktaş, “Düzelme olmazsa şiddetine göre Göğüs Hastalıkları Polikliniği’ne veya acil servise başvurulmalıdır” dedi. “Astım Tamamen Geçmez Ancak Kontrol Altına Alınabilir” Astım tanısının; hasta öyküsü, fizik muayene, akciğer grafisi, kan tahlilleri, solunum fonksiyon testi ve alerji testleri ile konulduğunu ifade eden Uzm. Dr. Göktaş, hastalığın diyabet ve hipertansiyon gibi kronik bir hastalık olduğunu ancak ilaçlarla kontrol altına alınabildiğini söyledi. Astım ilaçlarının bağımlılık yaptığı yönündeki yanlış inanışlara da değinen Göktaş, “Bu ilaçlar ağızdan kullanılan ilaçlara göre daha güvenlidir. Direkt akciğerlere etki eder. Dolaşıma katılımı çok azdır. Bağımlılık yapmaz. Hasta ihtiyacı olduğu için kullanılır” diye konuştu. “Ev Ortamı ve Günlük Yaşam Düzenlenmeli” Astım hastalarının yaşam alanlarına dikkat etmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, evde kedi, köpek ve kuş gibi evcil hayvanların beslenmesinin önerilmediğini söyledi. Halı, kitap ve toz tutabilecek eşyaların azaltılması gerektiğini ifade eden Göktaş, evin düzenli havalandırılmasının önemine dikkat çekti. Ayrıca parfümlü ve yoğun kokulu temizlik malzemelerinden uzak durulması gerektiğini vurguladı. Spor yapan astım hastalarının egzersiz öncesinde doktor önerisiyle nefes açıcı sprey kullanabileceğini belirten Göktaş, gerektiğinde egzersiz sonrasında da bu ilaçların kullanılabileceğini ifade etti. “Astım Hastanın Ömrünü Azaltmaz” Astım hastalarının ilaçlarını düzenli kullanmasının büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, fiziksel yaşam alanlarının kişiye göre düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Hastalığın şiddetine göre tedavi planının değişebileceğini kaydeden Göktaş, bazı hastaların sürekli ilaç kullanması gerektiğini ifade etti. İlaçların bırakılmasının ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Göktaş, “Ara verdiklerinde bazen hafif astımı olan hastalar bile acile astım kriziyle gelebilmektedir. Bu durum ölümcül sonuçlar doğurabilir. Astım kontrol altına alınabilecek bir hastalıktır, hastanın ömrünü azaltmaz. Genel olarak ilerlemez ancak hasta kendine dikkat etmez ve sigara içerse ilerleyebilir” dedi.

Dünya Astım Günü’nde uzmanından önemli uyarılar Haber

Dünya Astım Günü’nde uzmanından önemli uyarılar

Dr. Gürkan, astımın hava yollarında daralma ve iltihaplanma ile karakterize olduğunu belirterek, "Hastalarımızda en sık nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi ve özellikle gece artan öksürük şikayetlerini görüyoruz. Bu belirtiler zaman zaman hafifleyebilir ancak kontrol altına alınmadığında ciddi ataklara yol açabilir" dedi. Tetikleyicilere dikkat: Günlük yaşam yönetimi kritik Astımın bireysel tetikleyicilerle yakından ilişkili olduğuna değinen Dr. Gürkan, özellikle polenler, ev tozu akarları, sigara dumanı, hava kirliliği ve solunum yolu enfeksiyonlarının hastalığı alevlendirebildiğini ifade etti ve "Her hastanın tetikleyicisi farklıdır. Bu nedenle kişiye özel bir yönetim planı oluşturulmalı ve hastalar bu konuda bilinçlendirilmelidir. Basit önlemlerle atak sıklığını ciddi ölçüde azaltmak mümkündür" şeklinde konuştu. İlaç tedavisi düzenli kullanılmalı Astım tedavisinde en sık yapılan hatalardan birinin ilaçların düzensiz kullanımı olduğunu vurgulayan Dr. Gürkan, "Hastalarımız çoğu zaman kendilerini iyi hissettiklerinde tedaviyi bırakma eğiliminde oluyor. Oysa astım süreklilik gerektiren bir hastalıktır. İnhaler tedavilerin doğru teknikle ve düzenli kullanımı hayati önem taşır" diye konuştu. Erken tanı ve düzenli takip ile kaliteli yaşam mümkün Astımın tamamen ortadan kalkmasa da kontrol altına alınabileceğini belirten Dr. Gürkan, düzenli hekim takibi ve hasta uyumunun tedavi başarısında belirleyici olduğunu ifade ederek, "Doğru tedavi ile astım hastaları aktif, üretken ve kaliteli bir yaşam sürdürebilir. Burada en önemli unsur; hastalığın farkında olmak, belirtileri ciddiye almak ve uzman kontrolünü ihmal etmemektir" dedi. Toplumsal farkındalık çağrısı Dünya Astım Günü’nün amacının hastalıkla ilgili farkındalığı artırmak olduğunu hatırlatan Dr. Gürkan, sözlerini şöyle tamamladı: "Toplum olarak astım konusunda bilinçlenmek, erken tanıyı teşvik etmek ve doğru tedaviye erişimi artırmak, hastalık yükünü azaltmada kritik rol oynar."

Uzmanlar Açıkladı! "Doğru tedavi ile astım hastaları, günlük hayatlarına devam edebilir" Haber

Uzmanlar Açıkladı! "Doğru tedavi ile astım hastaları, günlük hayatlarına devam edebilir"

Astım hastalarının günlük hayatta karşılaştığı zorluklara dikkat çeken Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazan Nalcı Savaş, hastalığın yalnızca ataklardan ibaret olmadığını vurguladı. Savaş, "Astım, çoğu zaman sadece nefes darlığı ile ilişkilendirilse de aslında günlük hayatı pek çok açıdan etkileyen kronik bir hastalıktır. Bazen gece uykusunu bölen bir öksürük, bazen merdiven çıkarken hissedilen göğüs sıkışması ya da gün içinde artan yorgunluk astımın bir parçası olabilir" dedi. "Sadece akciğerleri değil, hayat kalitesini de etkiler" Astımın yalnızca fiziksel belirtilerle sınırlı olmadığını belirten Savaş, hastaların günlük hayatta birçok zorlukla karşılaştığını ifade etti. Soğuk hava, sigara dumanı, parfüm kokuları, toz ve hava kirliliği gibi faktörlerin hastalar için önemli tetikleyiciler olduğunu belirten Savaş, astım hastalarının sıkça yaşadığı sorunları ise şu şekilde sıraladı: "Gece öksürük nedeniyle bölünen uyku. Sabah yorgun uyanma. Günlük işlerde çabuk yorulma. Merdiven çıkarken nefes darlığı. Spor yapmaktan kaçınma. Sosyal ortamlarda endişe." Astım hastalarının zaman zaman kendini yalnız hissedebildiğini ifade eden Savaş, "Dışarıdan sağlıklı görünseler bile, içten içe sürekli bir nefes kontrolü ve atak endişesi yaşayabilirler. Bu durum zamanla stres, yorgunluk ve sosyal geri çekilmeye yol açabilir. Aslında, astım kontrol altına alınabilir bir hastalıktır. Düzenli hekim takibi ve doğru tedavi önemlidir. Özellikle inhaler ilaçların doğru teknikle kullanılması tedavi başarısında kritik rol oynamaktadır. İnsanların önemli bir kısmı, inhaler cihazlarını doğru kullandığını düşünse de teknik hatalar nedeniyle yeterli fayda göremeyebiliyor. Bu sebeple tedavi düzenli olarak gözden geçirilmelidir" dedi. Dr. Savaş, şu soruların hastalar için yol gösterici olabileceğini belirtti: "Geceleri öksürük oluyor mu? Haftada kaç kez nefes darlığı hissediliyor? Günlük aktiviteler kısıtlanıyor mu? İlaçlar düzenli ve doğru kullanılıyor mu? Bu sorulara verilen cevaplar önemlidir. Şikayetlerin devam etmesi halinde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulması gerekir. Astım teşhisi, hayatı kısıtlamak zorunda olmadığımız bir sağlık sorunudur. Doğru tedavi ve takip ile hastalar aktif ve kaliteli bir hayat sürdürebilirler. Nefes almak hayatın en temel konforudur. Bu konfor bozulduğunda yalnızca fiziksel değil, ruhsal ve sosyal hayat da etkilenir. Yaşanan sıkıntıları normalleştirmeyiniz. Daha rahat nefes almak herkesin hakkı."

Uzmanından uyarı: "Gebeyken polen alerjisi tedavisine başlanmamalı" Haber

Uzmanından uyarı: "Gebeyken polen alerjisi tedavisine başlanmamalı"

Bahar aylarının gelmesiyle ortaya çıkan polen alerjisi, küresel ısınma ve hava kirliliğinin etkisiyle artık daha erken dönemlerde başlıyor. Burun akıntısı, hapşırık ve gözlerde kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösteren bu durum, hastaların günlük yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Semptomlar çoğu zaman medikal tedaviyle kontrol altına alınabilirken, ileri vakalarda alerjik astım ve nefes darlığı gibi daha ciddi şikayetler görülebiliyor. Uzmanlar, bu hastalara aşı tedavisi önerdiklerini fakat sürecin uzun ve sabır gerektirdiğini belirtiyor. İmmünoloji uzmanları, aşı tedavisinin hamilelerde önerilmediğini belirtirken, tedaviye başlanmışsa devam edilmesinde genellikle bir sakınca olmadığını ancak yine de tercih edilmediğini ifade ediyor. "Küresel iklim değişikliği, hava kirliliği ile birlikte polen mevsimi de biraz hareketlendi" Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, polen alerjisinin her yıl zamanının değiştiğini söyledi. Soyyiğit, "Küresel iklim değişikliği, hava kirliliği ile birlikte aslında polen mevsimi de biraz hareketlendi, biraz daha öne kaydı, biraz daha uzadı. Ama bu yıl daha erken geldi. O yüzden hastalarımızın da polikliniklerde sayısı arttı" diye konuştu. Burun akıntısı, hapşırık, gözlerde kızarıklık gibi semptomlarla alerjinin kendini gösterdiğini dile getiren Soyyiğit, bazı kişilerde daha ağır seyrettiğini, nefes darlığı ve mevsimsel astım gibi şikayetlerin olduğunu ifade etti. "Sosyal problemler yaşıyorlar" Soyyiğit, alerjinin hastanın yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediğini belirterek, "Burun tıkanıklığı varsa, sabah yorgun uyanıyor, halsiz oluyor, iş performansı düşüyor. Toplum içinde birtakım sıkıntılar yaşıyor. İşe gitmekte sürekli hapşırıyor çünkü hasta. İş yerinde diyor ki ‘Hocam ben grip mi oldum, grip zannediyorlar beni, bulaştıracaksın’ diyorlar. Böyle sosyal problemler de yaşıyorlar açıkçası. ‘Çalışamıyorum, çok önemli bir görevdeyim’ diyorlar. ‘Ne yapacağım hocam bunun çaresi yok mu’ diye bize geliyorlar" şeklinde konuştu. "Alerji uzmanına başvurmakla çare başlıyor" Geç kalınmadan hastaneye gelinmesi gerektiğinin altını çizen Soyyiğit, "Alerji uzmanına başvurmakla çare başlıyor. Yani belirtileri tanımakla. Bunu polen mevsimiyle ilişkilendirdiğimizde evet hasta bize geliyor. ‘Polen mevsiminde şikayetlerim artıyor, bu tip şikayetlerim var’ diye. Ama kışa da yayılabiliyor artık bu şikayetler. Alerjik şikayetleri varsa anlattığım şekilde alerji uzmanına başvurmaları önemli. Önemli olan hem şikayetlerini azaltmak hatta gidermek tamamen ve yaşam kalitesini artırmak hastamızın" ifadelerini kullandı. Medikal tedavilerin bazı hastalar için yeterli olmadığını aktaran Soyyiğit, "Antihistaminik dediğimiz ilaçları aldıklarında uyku eğilimleri oluyor. Araba kullanamıyorlar. İş nedeniyle problem olabiliyor. Ya net ki yaşarsak ya da kontrol altına alamazsak şikayetleri. O zaman diyoruz ki sizin bir aşı şansınız da var" açıklamasında bulundu. "Aşı tedavisinde 3 ila 5 yıl bizimle birlikteler" Soyyiğit, aşı tedavisine başvurmak isteyen hastaların sabırlı olması gerektiğine dikkati çekerek, sözlerine şöyle devam etti: "Hastalığı tamamen de tedavi edebilecek bir yöntem. Tabii ki doğru uzman ve doğru tedavi seçimiyle ve uzman gözetimi de yapılır ise. Hastalarımızın bilmesi gereken bu tedavi için sabır gerekiyor. Uzun süreli bir tedavi çünkü bağışıklık üzerinde biz o alerjeni aslında hastaya küçük dozlarda vererek tanıtıyoruz. Bu süreçte 3 ila 5 yıl bizimle birlikteler. Bir doz artışı dönemi oluyor sonra aylık geliyorlar bize. Tabii ki yan etkisi poleni tanıttığımız için küçük dozlarda alerjik reaksiyon riski." "Gebeyken immünoterapi başlayamıyoruz ama başladığımız tedaviye devam edebiliriz" Hamile hastalar için de aşının birtakım riskleri olabildiğini anlatan Soyyiğit, "Gebelikte aslında immünoterapi daha önce başlandıysa güvenle devam edilebilir diye klasik bir bilgi var. Ancak burada hastanın tercihi önemli. Gebeyken immünoterapi başlayamıyoruz ağır alerjik reaksiyonlar nedeniyle. Ama başladığımız bir tedaviye devam edebiliriz. Bunu da hastayla konuşarak, onamını alarak, istişare ederek. Çünkü nadir de olsa alerjik reaksiyon görürsek, yapacağımız ilaçlarında tabii bebeği etkileme riski olabilir. O yüzden istiyoruz ki en hastalarımız o dönemde gebe olmasalar daha güvenle gidebiliriz" diye konuştu. "Dışarıdayken gözlük takılabilir, maske takılabilir, şapka takılabilir" Soyyiğit, medikal tedaviler ve aşının yanı sıra, günlük hayatta da alınması gereken önlemlere ilişkin şunları söyledi: "Polen uçuştuğu zamanlarda aslında dışarıda çok olmamak önerilir ama bu mümkün değil. Sabah saatlerinde özellikle evde camı açmamak gibi. Dışarıda mecburen alıyoruz. Ama eve geldiğimizde üstümüzü çıkarmak, duş almak, ayakkabılarla çok eve girişi sağlamamak. Dışarıdayken gözlük takılabilir, maske takılabilir, şapka takılabilir. Dışarıda çamaşır kurutulmamalı. Arabalarda polen filtresini kullanılmalı. Bunlar önem arz ediyor."

BTSO meslek komiteleri inşaat sektörünün nabzını tuttu Haber

BTSO meslek komiteleri inşaat sektörünün nabzını tuttu

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) çatısı altında inşaat sektörünü temsil eden 8 meslek komitesi, ortak istişare toplantısında bir araya geldi. Toplantıda sektörün mevcut durumu, beklentileri ve çözüm önerileri ele alındı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, meslek komitelerinin BTSO’nun en önemli yapı taşlarından biri olduğunu belirterek, "Meslek komitelerimiz bünyesinde sektörlerinde vizyoner bakış açısına sahip ve karar alma süreçlerinde etkin rol üstlenen çok değerli isimler yer alıyor. BTSO’nun gücü buradan geliyor" dedi. Sahadan gelen geri bildirimlerin kendileri için büyük önem taşıdığını vurgulayan Burkay, "Firmalarımızdan aldığımız geri dönüşler çok kıymetli. Ancak biz politika yapıcı değiliz. Sektörlerimizin ihtiyaçlarını doğru okuyarak fikir ve çözüm geliştiren taraftayız. Kamu ve politika yapıcılar nezdinde lobi faaliyetleri yürütüyor, düzenlemelerin sahanın beklentileri doğrultusunda gelişmesi için etki etmeye çalışıyoruz" diye konuştu. "Bursa’nın planlamaya ihtiyacı var" Göreve geldiklerinde 16 makro proje ile yola çıktıklarını hatırlatan Burkay, "Bugüne kadar 60’tan fazla projeyi hayata geçirdik ve bu çalışmalarımız devam edecek. KOBİ OSB, organize konut bölgeleri ve organize ticaret bölgeleri projelerimiz var. Tüm bu çalışmaların temelinde üyelerimiz ve Bursa’yı çok daha yaşanabilir hale getirmek var. En önemli misyonumuz, ekonomiyi ve üyelerimizin işlerini geliştirecek adımları doğru projelerle hayata geçirmek" ifadelerini kullandı. Kent gündemindeki sorunlara yönelik projeler geliştirdiklerini belirten Burkay, planlama konusunun öncelikli başlık olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "13 yıldır hiç bıkmadan, usanmadan şehrin anayasası niteliğindeki 1/100 binlik yeni çevre düzeni planı için çalışıyoruz. Her platformda destek veriyor, taleplerimizi iletiyoruz. Ancak bugün maalesef hâlâ bu şehrin bir anayasası yok. Böyle bir çağda bunun sürdürülebilir olmadığını görüyoruz. Yaşadığımız sıkıntıların ana sebebi bu planın olmaması. Şehrin planlamaya, doğru okunan ve doğru tanımlanmış bir yol haritasına ihtiyacı var." "Projeler ortak akıl ve sahiplenmeyle başarıya ulaşır" Proje anlayışlarının başarıyı belirleyen temel unsur olduğunu vurgulayan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, projelerin hayata geçmesinde ortak aklın ve sahiplenmenin önemine dikkat çekti. Bir projenin başarıya ulaşmasının belirli göstergeleri olduğunu ifade eden Burkay, "Doğru paydaşları bir araya getiremezseniz yolun sonuna ulaşmanız mümkün değil. Şehir için tek başına hayal kurmanız da yeterli olmaz. Bu hayal, şehirle bütünleşmedikçe, 3,5 milyon Bursalı tarafından sahiplenilmedikçe hayata geçmez" dedi. BTSO olarak ortaya koydukları projelerin kişisel değil, iş dünyasına ve kente yönelik olduğunu belirten Burkay, "Biz 16 makro proje dedik, 60’tan fazla projeyi hayata geçirdik. Bu projelerin tamamı iş dünyası için yapıldı. Ortak bir hayalimiz olmasaydı bunların hiçbiri gerçekleşmezdi. Bugün de herkesin bir Bursa hayali var. Asıl olan 3,5 milyon Bursalının Bursa ile ilgili ortak bir hayalinin olmasıdır. Bursa’yı daha yaşanabilir kılmanın yolu da buradan geçiyor" diye konuştu. "Sorunların temelinde plansızlık var" Kentte yaşanan sorunların temelinde plansızlığın yattığını dile getiren Başkan Burkay, trafik, çevre ve hava kirliliği başta olmak üzere birçok problemin bu nedenle çözülemediğini söyledi. İbrahim Burkay, şunları söyledi: "Kent üretiminin yaklaşık yüzde 50’si hâlâ plansız alanlarda. Apartman altlarında üretim tesisleri var, atık yönetimi yapılamıyor, makinelerin yerleşimi için taşıyıcı kolonlar kesiliyor. Deprem bölgesinde bulunan şehrimiz için son derece riskli olan bu yapıların planlı alanlara deplase edilmesi gerekiyor. Bu işletmeleri taşımak zorundayız." Bu konuda yıllardır çözüm çağrısında bulunduklarını ifade eden Burkay, iş dünyasının sorumluluk almaya hazır olduğunu da vurguladı. Burkay, "Yıllardır ‘düzeltelim’ diyoruz ve bu konuda gerekli adımları atmaya hazırız. 8 bin üyemizin 5 bini bu konuda taahhüt verdi. Burada artık politika yapıcıların devreye girmesi gerekiyor. Biz hazırız, diyoruz. Yaşanabilir bir Bursa için yeri siz belirleyin, bizim bir adres dayatmamız yok. Kamu kazansın, yerel yönetimler kazansın, bu şehir kazansın. KOBİ OSB de olacak, organize ticaret bölgeleri de organize konut bölgeleri de hayata geçecek. Ümitsizlik asla yok" ifadelerini kullandı. "Üyelerimizi geleceğe hazırlamakla sorumluyuz" Küresel ekonomide yaşanan dönüşüme de dikkat çeken BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, yeni dönemin doğru okunması gerektiğini belirtti. Başkan Burkay, "Ekonomi nereye gidiyor, yeni oyuncular kimler, bunları iyi okumak zorundayız. BTSO tam da bunun için var. Şantiyeye gittiğinizde 50 tane sorunla karşılaşıyorsunuz. Bu sorunlarla boğuşurken ‘kafamızı kaldırıp gökyüzüne bakalım’ demek kolay değil. BTSO’nun görevi tam da bu noktada başlıyor. Bizler üyelerimizi geleceğe hazırlamakla sorumluyuz. Bir araya gelerek yeni ekonominin enstrümanlarını kullanmalı ve kendimize bir çıkış yolu bulmalıyız. Yeni iş modelleri konusunda her türlü fikre ve oluşuma açığız. Gerek komitelerimizde gerek odamızda en fazla odaklanacağımız alan yeni iş modelleri olacak. Yeni olduğu için doğal olarak bir savunma refleksi var ama bunları Bursa’da başarmak zorundayız" dedi. "Komiteler arasında güçlü bir sinerji var" BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Alparslan Şenocak ise inşaat ve gayrimenkul sektörlerinin BTSO bünyesinde en geniş temsile sahip alanların başında geldiğini vurguladı. BTSO çatısı altındaki 8 meslek komitesinin doğrudan inşaat ve gayrimenkul sektörleriyle bağlantılı olduğuna dikkat çeken Şenocak, "Bu tablo, inşaat sektörünün kentimiz ve ülkemiz ekonomisi ile istihdamı açısından ne denli stratejik bir role sahip olduğunu ortaya koymaktadır" dedi. Sektörü ortak akılla ileriye taşıyacak projeleri hayata geçirmeye devam ettiklerini belirten Şenocak, "İnşaat ve yapı malzemeleri alanında yürüttüğümüz UR-GE Projemizden Rising City Yapı ve Yaşam Fuarı’na, Dirençli Kentler Zirvesi’nden kümelenme çalışmalarına ve alım heyetlerine kadar birçok önemli projeyi sektör temsilcilerimizin katkılarıyla gerçekleştirdik. Bu çalışmalarımız artarak devam edecek" diye konuştu. Toplantının komiteler arası iş birliğini güçlendirmesi açısından verimli geçtiğini kaydeden Şenocak, "Komitelerimiz arasında sinerjiyi artıracak istişarelerde bulunduk. Oldukça faydalı bir toplantı oldu. Alınan kararların ve yapılan değerlendirmelerin sektörümüz için hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. "Yarısı bizden desteği ile Bursa’da kentsel dönüşüm cazip hale getirilmeli" BTSO İnşaat Konseyi Başkanı Ali Tuğcu toplantıda komitelerin yürüttüğü çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. BTSO’nun kümelenme ve UR-GE projelerinde öncü bir Oda olduğunu aktaran Tuğcu, "Kümelenme ve UR-GE projelerinde ilkleri başaran bir Odayız. Bu kapsamda önemli destekler alıyoruz. Gerçekleştirdiğimiz fuar organizasyonu da sektör adına önemli bir adım oldu. İlginin artarak devam edeceğine inanıyoruz" dedi. Depolama alanları, organize konut ve ticaret bölgeleri gibi konularda sektörün tek başına çözüm üretemeyeceğini belirten Tuğcu, "Elimizde olmayan başlıklar var. Depolama alanları, organize konut ve ticaret bölgeleri gibi konularda Yönetim Kurulu Başkanımız sürece son derece hâkim" diye konuştu. ’Yarısı Bizden’ kampanyası kapsamında sunulan destekle İstanbul’da konut bazlı yoğun bir dönüşüm hamlesi olduğunu gözlemlediklerini ifade eden Tuğcu, Bursa’da da dönüşümün cazip hale gelmesi için benzer teşviklerin devreye girmesini beklediklerini söyledi. Toplantıda sektör temsilcileri de görüş ve önerilerini paylaştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.