Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Hasat

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Hasat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hasat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sakarya'nın coğrafi tescilli Beyaz Elmas'ının tarladan sofraya yolculuğu Haber

Sakarya'nın coğrafi tescilli Beyaz Elmas'ının tarladan sofraya yolculuğu

Sakarya ovasının verimli topraklarında özenle seçilen çekirdeklerin toprakla buluşmasıyla başlayan üretim maratonu, yaklaşık 6 aylık titiz bir bakım ve büyüme evresinin ardından toplatılma aşamasına ulaşıyor. Tarlada olgunlaşan bal kabakları, işçiler tarafından tek tek kesilerek traktör römorklarına yükleniyor. Kesim işleminin ardından kabuk ve iç yapısının tam kıvamına gelmesi amacıyla bir süre tarlada güneş altında bekletilen ürünler, ardından özenle toplandıktan sonra muhafaza edileceği depolara sevk edilerek kategorilerine göre ayrılıyor. Halk arasında "beyaz elmas" olarak da nitelendirilen coğrafi işaretli Sakarya bal kabağı; ustaların dokunuşlarıyla tatlı, çorba, lokum, marmelat ve reçel gibi geniş bir ürün yelpazesine dönüştürülüyor. Sadece yurt içinde değil, uluslararası pazarlarda da talep gören bu tescilli lezzet, hem lezzeti ve aromasıyla kentin marka değerini yükseltiyor hem de bölge üreticisinin ekonomisine ciddi katkı sunuyor. "Türkiye'nin diğer illerinin yanı sıra diğer ülkelere de gönderim yapıyoruz" Kabak ekimi ve hasadından bahseden çiftçi İslam Aksoy, "Sakarya'nın daha çok Akyazı ve Erenler ilçesinde ekiliyor. Toprak ve hava şartlarından dolayı kabağa daha elverişli şekilde oluyor. Kabak, mart ayının son haftasında başlıyor ekilmeye nisan ayının sonlarına kadar sürüyor. Hasat ise eylülün sonundan ekim ayının sonuna kadar devam ediyor. Tarlada kabağın fiyatı 10 ile 15 lira arasında değişirken pazarda da perakende olarak 30 lira civarında satılıyor. Geçen seneye göre bu sene ekiliş daha fazla ve geçen sene kurak geçmişti. Bu sene rekolte olarak yüzde 40 etkiledi. Kabağı her sene düzenli eken ve bakanın yüzü güler. Coğrafi işaretli kabaktan daha çok tatlı yapılıyor ama çorbası ve değişik tatlıları yapılıyor. Türkiye'nin diğer illerinin yanı sıra diğer ülkelere de gönderim yapıyoruz" dedi. "2026 sezonunu açmış bulunmaktayız" Lezzeti damaklarda kalan kabak tatlısının sofraları süslediğini aktaran restoran işletmecisi Musa Kocaoğlu, "2026 yılının hasadını topladık ve işletmemize getirdik. Kabak tatlısı olarak biliniyor ama biz işletmemizde bu tatlıya elmas diyoruz. Sakarya'nın yöresel ve coğrafi işaretli lezzetlerinden bir tanesi ‘elmas' yani kabak tatlısıdır. Burada dilimleyip, bir gün dinlendirip tencereye bırakıyoruz. Şeker serpiştirip ilk suyunu saldıktan sonra suyu döküp kaynamaya bırakıyoruz. Biz birer saat aralıklarla 3 gün boyunca pişirip 4 gün boyunca dinlendiriyoruz ki tat kabağın içine iyice işlesin. Gelen misafirlerin midelerini yeni hasatla birlikte şenlendirdik ve 2026 sezonunu açmış bulunmaktayız" diye konuştu.

90 yaşındaki annenin evlat sevgisi acı biberi tatlı kıldı Haber

90 yaşındaki annenin evlat sevgisi acı biberi tatlı kıldı

Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Bakırköy Mahallesi’nde yaşayan 66 yaşındaki çiftçi Mehmet Ali İnan, sebze yetiştiriciliğinde yaşadığı zarar ve pazar kaybının ardından yöneldiği ata tohumu acı biber üretimiyle yeni bir gelir kapısı araladı. Ata tohumlarından yetiştirdiği yaklaşık 35 bin fideyi 5 dönümlük alana dikerek üretim yapan İnan, kendi hasat ettiği biberleri işleyerek pul bibere dönüşütürü satıyor. İnan, işçilik masraflarını karşılayamadığı için tüm süreci aile fertleriyle yürütüyor. En büyük destekçisi 90 yaşındaki annesi İlerleyen yaşına rağmen her gün saatlerce mesai yapan anne Şükriye İnan, oğlu Mehmet Ali İnan’ın ata tohumlarından yetiştirdiği acı biberlerin üretim sürecinde en büyük gücü oldu. Eşini kaybettikten sonra tek geçim kaynağı olarak pul biber üretimine yönelen oğlunun tarlada ve serada kuruttuğu tonlarca biberin saplarını ayıklayan fedakar anne, işçi tutamayan ailesinin bütçesini koruyor. Sabah saat 09.00’da başladığı ve akşam 20.00’ye kadar sürdürdüğü meşakkatti çalışmada, acı biber tozunun gözlerini ve genzini yakmasına aldırış etmeyen 90 yaşındaki anne, çuval çuval biberi elden geçirerek ürünün pazara hazırlanmasına katkı sağlıyor. "Gözlerimi ve ciğerimi yakıyor ama oğluma helal olsun" İlerleyen yaşına rağmen evlat sevgisiyle yürüttüğü zahmetli süreci anlatan 90 yaşındaki Şükriye İnan, şunları söyledi: "Oğluma ve torunlarıma yardım etmek için sabah saat 09.00’da oturuyorum, akşam 20.00’ye kadar biber ayıklıyorum. Beraber oturup beraber yiyip içiyoruz, birbirimizden başka kimsemiz yok. Şimdi çalışacağız kışın parasını yiyeceğiz, tek gelir kaynağımız pul biber. Son 4 yıldır biber hasat dönemi geldiğinde tek işim ve tek mesaim bu oluyor. Her gün çuval çuval acı biberi temizliyorum. Çalışırken beni en çok zorlayan şey biberin acısı oluyor; tozu bile gözlerimi, boğazımı ve ciğerlerimi yakıyor. Ama olsun, oğluma yardım ediyorum ya, bütün emeğim ona helal olsun." Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Bakırköy Mahallesi’nde yaşayan 66 yaşındaki çiftçi Mehmet Ali İnan, sebze yetiştiriciliğinde yaşadığı zarar ve pazar kaybının ardından yöneldiği ata tohumu acı biber üretimiyle yeni bir gelir kapısı araladı. Yüksek işçilik maliyetleriyle mücadele eden İnan’ın tarladaki en büyük destekçisi ise ilerleyen yaşına rağmen sabahın ilk ışıklarından akşama kadar acı biber sapı temizleyen 90 yaşındaki annesi Şükriye İnan oldu. Eşini kaybettikten sonra annesiyle birlikte yaşamını sürdüren Mehmet Ali İnan, mart ayında ata tohumlarından yetiştirdiği yaklaşık 35 bin fideyi 5 dönümlük alana dikerek üretim yolculuğuna başladı. Hasat döneminde kızaran biberleri köklerinden söküp tarlada ve serada kurumaya bırakan İnan, işçilik masraflarını karşılayamadığı için tüm süreci aile fertleriyle yürütüyor. Kuruyan acı biberlerin öğütülme öncesindeki zahmetli sap temizleme aşamasını ise 90 yaşındaki anne Şükriye İnan üstleniyor. Tozu dahi genzi ve gözleri yakan zorlu mesaiye rağmen her gün çuval çuval biberi elden geçiren fedakar anne, oğlunun ürettiği pul biberlerin Türkiye’nin dört bir yanına ulaşmasına katkı sağlıyor. "Gözlerimi ve ciğerimi yakıyor ama oğluma helal olsun" İlerleyen yaşına rağmen her gün saatlerce acı biber temizleyerek oğlunun bütçesine destek olan 90 yaşındaki Şükriye İnan, evlat sevgisiyle yürüttüğü zahmetli süreci şu sözlerle anlattı: "Oğluma ve torunlarıma yardım etmek için sabah saat 09.00’da oturuyorum, akşam 20.00’ye kadar biber ayıklıyorum. Beraber oturup beraber yiyip içiyoruz, birbirimizden başka kimsemiz yok. Son 4 yıldır biber hasat dönemi geldiğinde tek işim ve tek mesaim bu oluyor. Her gün çuval çuval acı biberi temizliyorum. Çalışırken beni en çok zorlayan şey biberin acısı oluyor; tozu bile gözlerimi, boğazımı ve ciğerlerimi yakıyor. Ama olsun, oğluma yardım ediyorum ya, bütün emeğim ona helal olsun."

Bursa ve İzmir'de gördü, Tekirdağ'a taşıdı: İncir bahçesinde ilk kez denedi, sonuç yüzünü güldürdü Haber

Bursa ve İzmir'de gördü, Tekirdağ'a taşıdı: İncir bahçesinde ilk kez denedi, sonuç yüzünü güldürdü

Ziraat Tekirdağ Tarım Müdürlüğü ekipleri Şarköy ilçesi Çınarlı Mahallesi'nde incir üretimi yapan Muhammed Bulut'un bahçesini ziyaret etti. Hasat çalışmalarının yerinde incelendiği ziyarette ürünlerin verim ve kalitesi değerlendirilirken, bahçede hastalık ve zararlı kontrolleri de yapıldı. İlk kez ilekleme yaptı, meyve tutumu arttı Bursa ve İzmir'de modern incir yetiştiriciliğini inceleyerek edindiği deneyimleri Şarköy'deki bahçesine taşıyan Muhammed Bulut, bu yıl ilk kez ilekleme uygulaması gerçekleştirdi. İleklemeyi 6 Temmuz civarında yaptığını belirten Bulut, "İlekleme Temmuz'un 6'sı gibi yaptık. İliklemenin ardından ben bir sürüm de gerçekleştirdim toprak işlemesi. Onun haricinde 3 defa bir sulama yapabildim. İlk kez yani sulamayı da yani köklerini kazarak yani açık bir sulama yaptım; damlama ya da herhangi bir şekilde değil. O şekilde yaptım; hem tane irileşti hem geçen yıllara göre meyve tutumu arttı. İleklemeden sonra bazı meyvelerde döküm meydana geldi, biz bunun meyve tutumunun olmamasına bağladık, sizin kontrol ve incelemelerinizde bu dökülmenin incir siyah sineğinin neden olduğunu ortaya çıkardınız, bunun için sizlere teşekkür ederiz" dedi. Bahçede incelemelerde bulunan Tekirdağ Tarım Müdürlüğü mühendisleri ise üreticinin ilk kez uyguladığı ileklemenin ardından elde edilen sonuçların değerlendirildiğini belirterek, sulama yönteminin önemine dikkat çekti. Mühendisler, "Burada daha önce Temmuz ayında ilekleme için geldiğimiz incir bahçesindeyiz. Üreticimiz, örnek üreticimiz Muhammet Bey'le beraber. İlk defa ilekleme yapmıştı. Sulamayı önümüzdeki yıl inşallah damla sulama sistemine geçeriz. Bakınız gövdeye su değdiği zaman şurada çürümeler meydana geliyor. Burada mantarlaşma meydana gelerek bitkimizi öldürüyor. Bu nedenle sulama yaparken bile özellikle gövdelere kesin su değmemesi lazım. Ve damla sulamaya geçmemizin en büyük nedenlerinden bir tanesi de bu tür sudan kaynaklı zararların önüne geçmek ve su kaybının önüne geçmek için. Buna dikkat edelim, damla sulamaya yönelelim. Siz ne kadar kazanırsanız ülkemiz kazanır, hep birlikte kazanmış oluruz. Bunu da senin gibi örnek bir çiftçiyle yapabilmek, genç bir çiftçiyle yapabilmek çok daha güzel" diye konuştu. Üreticiye suyun etkin ve verimli kullanılması amacıyla damla sulama sistemlerinin tercih edilmesinin önemi aktarılırken, modern yetiştiricilik tekniklerinin verim ve kaliteye sağlayacağı katkılar konusunda da bilgi verildi. Üretici Muhammed Bulut'a bereketli hasat ve bol kazanç dileğinde bulunuldu.

Sarı altın Müşküle üzümünde hasat heyecanı başladı Haber

Sarı altın Müşküle üzümünde hasat heyecanı başladı

Bursa’nın tarihi İznik ilçesinde "sarı altın" olarak bilinen ve geçmişi Bizans dönemine kadar uzanan Müşküle üzümünün hasadı başladı. Yaklaşık 10 bin dekarlık alanda yetiştirilen ve yıllık 30 bin ton üretimi yapılan coğrafi işaretli Müşküle üzümü, hem lezzeti hem de sağlık açısından sunduğu faydalar nedeniyle üreticilerin gözdesi olmaya devam ediyor. Tarlada kilosu 35 liradan müşteri bulan Müşküle üzümündeki rekolte bolluğu çiftçinin yüzünü güldürdü. Türkiye’nin 5. büyük gölü olan İznik Gölü kıyısındaki verimli topraklarda yetişen Müşküle üzümü, yüzyıllardır bölgenin en önemli tarımsal ürünleri arasında yer alıyor. Tarihi kaynaklara göre bu özel üzümün geçmişi Bizans Devleti dönemine kadar uzanırken, İznik’in Osmanlı tarafından fethedilerek başkent ilan edildiği yıllarda da beyliğin sofralarında tüketildiği biliniyor. Kendine has aroması, ince kabuğu ve uzun süre saklanabilme özelliğiyle dikkat çeken Müşküle üzümü, halk arasında "sarı altın" olarak anılıyor. Her yıl eylül ayında başlayan hasat döneminde yüzlerce üretici bağlara girerek yıl boyunca emek verdiği ürünleri toplamaya başlıyor. Çekirdeğiyle dikkat çekiyor Sadece lezzetiyle değil sağlık yönüyle de öne çıkan Müşküle üzümünün çekirdeklerinin antioksidan bakımından zengin olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, üzüm çekirdeğinin vücudu serbest radikallere karşı korumaya yardımcı olabilecek bileşenler içerdiğini belirtirken, halk arasında çekirdeğinin tüketilmesinin kansere karşı koruyucu etkileri olduğuna inanılıyor. İznik’te yaklaşık 10 bin dekarlık alanda üretimi yapılan Müşküle üzümünden yıllık ortalama 30 bin ton ürün elde ediliyor. İç piyasanın yanı sıra yurt dışında da Azerbaycan ve Rusya’ya gönderilen üzüm, bölge ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Hasadın başlamasıyla birlikte üreticiler kaliteli ürün ve verimli sezon beklentisi taşıyor. "Vatandaş üzümü ucuza yesin" İznik Çamdibi Mahallesi Muhtarı ve üzüm üreticisi Halil Küçüker, aracılar nedeniyle üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çekerek şunları söyledi: "Tüketici ucuza yesin biz onu istiyoruz. Bizden 30 liraya aldıkları ürünü 100 liraya satmasınlar, 40-50 liraya satsınlar vatandaşlar ucuza yesin. Mahsul dalında kalmasın. Yüzde 200 kazanmak da ne demek. O kadar kazanılmasın, herkes yesin." Müşküle üzümünün Osmanlı’dan günümüze ulaşan çok eski bir üzüm çeşidi olduğunu belirten Küçüker, "Coğrafi işaretli bir ürün. Çekirdekleri ile tüketildiğinde kansere karşı faydalı olduğuna inanılıyor. İsterse kar yağsın aralık sonuna kadar dalında kalabilen bir üzüm. Bu yıl rekoltemiz çok güzel. Sürümden kazanmak istiyoruz ancak girdi maliyetleri çok yüksek. Ürünlerimiz ağırlıklı olarak iç pazarda satılıyor ancak Azerbaycan ve Rusya’ya da ihraç ediliyor" dedi. "Dalında aylarca bekleyebilen bir üzüm" İznik Ziraat Odası Başkanı Vedat Çakır ise Müşküle üzümünün bölge için önemli bir değer olduğunu ifade ederek, "Bölgemize coğrafi işaretini aldığımız bir üzüm çeşidi. Müşküle üzümü çok eski yıllara dayanıyor ve Bizans döneminden kaldığı bilinen bir çeşit. Raf ömrü oldukça uzun, dalında aylarca bekleyebiliyor" diye konuştu. Üretimin ağırlıklı olarak İznik’te yapıldığını belirten Çakır, "Pamukova ve Geyve’de de yetiştirilen bir üzüm çeşididir. Hep söylediğimiz şey üreticinin ürettiği ürünün tüketicinin önüne 100 liradan çıkmamasıydı. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımızın başlattığı çalışmaların başarılı olmasını umuyoruz. Bizim istediğimiz tarlada 15 liraya satılan ürünün tüketiciye 25-30 liraya ulaşmasıdır. Böylece vatandaş bir kilo yerine iki kilo tüketebilir" ifadelerini kullandı. 10 bin dekarda 30 bin ton üretim İznik ve çevresinde yaklaşık 10 bin dekarlık alanda yetiştirilen Müşküle üzümünden yıllık ortalama 30 bin ton ürün elde ediliyor. Uzun süre bozulmadan saklanabilmesi sayesinde üreticiye pazarlama avantajı sağlayan ürün, hem iç piyasada yoğun talep görüyor hem de ihracat yoluyla ülke ekonomisine katkı sunuyor. Bizans’tan Osmanlı’ya, oradan da günümüze taşınan Müşküle üzümü, bu yıl da bereketli hasadıyla İznikli üreticilerin yüzünü güldürürken, tüketicilerin sofralarına ulaşmayı bekliyor.

Ata tohumu pul bibere yoğun ilgi Haber

Ata tohumu pul bibere yoğun ilgi

Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Bakırköy Mahallesi’nde yaşayan 66 yaşındaki çiftçi Mehmet Ali İnan, sebze yetiştiriciliğinde yaşadığı pazar kaybı ve zararın ardından yöneldiği ata tohumu acı pul biber üretimiyle gelir kapısı oluşturdu. Eşini yaklaşık 2,5 yıl önce kaybettikten sonra annesiyle birlikte yaşamını sürdüren İnan, yetiştirdiği acı biberleri işleyerek Türkiye’nin dört bir yanına pul biber pazarlıyor. Mart ayında kendi ürettiği ata tohumlarından fide yetiştirerek üretime başladığını belirten İnan, 5 dönümlük alana yaklaşık 35 bin fide dikiyor. Hasat döneminde kızaran biberleri köklerinden sökerek tarlada ve serada kurutan İnan, annesi ve çocuklarının yardımıyla saplarını temizlediği biberleri makinede çekerek pul biber haline getiriyor. Sezonda ortalama 1 ton pul biber üreten İnan, kilosunu 400 liradan sattığı ürünleri Gaziantep dahil birçok ile ve çevre lokantalara gönderiyor. "Zarar edince ata tohumu acı bibere geçtim" Biber yetiştiriciliğine başlama sürecini ve üretim aşamalarını anlatan Mehmet Ali İnan, şu ifadeleri kullandı: "İşte bir abimizin sayesinde başladık, o da vefat etti. O ölünce biz de başladık yani. Yardım ediyordum ona. Daha önce biber, domates ekiyordum. En son çeşitli bahçe biberi ektim. Dolma, çarliston, demre, yağ biberi, bunları ektim. Sonra zarar edince bıraktım işi. Tarlada kaldı yani. Sonra buna geçtim. Mart ayında çimini yetiştiriyorum, tohumlarından fide üretiyorum. Arsa var, arsaya, böyle seranın altına. İşte onu tek tek ekiyoruz, sıra sıra. Suluyoruz, ilacını atıyoruz. 5 dönümlük bahçe için fideleri kendim yetiştiriyorum. Bu hibrit değil. Bu köyde yıllardır kullanılan ata tohumu. Kırmızı acı biberin ata tohumu. Devamlı alıyoruz tohumunu, kendimiz hep ekiyoruz fidesini yapıp bahçeye ekiyoruz. Tohuma para vermiyoruz bu şeyden. Dönümüne 6 bin 500-7 bin tane fide gidiyor. Ne yapar işte yaklaşık 35 bin fideyi tohumlarından kendim yetiştiriyorum." "Gaziantep’e bile acı biber gönderiyoruz" Tarladaki ekim sürecinden pazarlama aşamasına kadar olan dönemi de aktaran İnan, şöyle devam etti: "Fide yetişince tarlayı hazırlıyoruz. Karığını çekiyoruz, damlamasını çekiyoruz. Ondan sonra işçilerle ekiyoruz. Yani bu tarlayı aşağı yukarı 14 kişi falan ekiyor bir günde. Olgunlaşınca, yani kızarınca köklerinden söküp tarlada bir süre kurutuyorum, ardından seraya alıyorum tamamen kuruyor. Annem ve ben, bazen yardıma gelen çocuklarımla saplarını temizliyoruz. Sonra makinede çekiyoruz. Çektikten sonra paketliyoruz. Türkiye’nin her yerine yolluyoruz. Kilosu 400 lira. Gaziantep’e bile acı biber gönderiyoruz. Geziyorum, lokantaları geziyorum, beni biliyorlar onlara satıyorum. Sezonda ortalama bir ton pul biber yapıyorum. Ekimi, biçimi, işçiliği, bunları çıkarırsan 300 bin lira gibi para kalıyor ama hasadına, saplarından ayırmaya, tarlada alt üst etmeye işçi almıyorum. Hepsini kendim ve annem yapıyoruz. O da yetiyor bize işte."

Fındık için güneş yolculuğu: Trabzon’da toplanıyor, Bayburt’ta kurutuluyor Haber

Fındık için güneş yolculuğu: Trabzon’da toplanıyor, Bayburt’ta kurutuluyor

Trabzon’un Araklı ilçesinde yağışlı hava nedeniyle fındıklarını kurutmakta zorlanan üreticiler, hasat ettikleri ürünleri Bayburt’a getiriyor. "Fındık Trabzon’da toplanır, Bayburt’ta kurutulur" sözü, üreticilerin fındıklarını kurutmak için Bayburt’a gelişinin adeta özeti oluyor. Fındık hasadının sürdüğü günlerde üreticiler, topladıkları ürünleri kurutmak için Bayburt’a taşıyor. Araklı’dan yola çıkan üreticiler, ürünlerini Bayburt’ta sererek güneşli havadan faydalanıyor. Araklılı fındık üreticisi Yakup Alemdar, bölgelerinde etkili olan yağışlı hava nedeniyle fındıkları kurutamadıklarını söyledi. Fındığın yeterince kurumaması halinde yağlanıp bozulabileceğini belirten Alemdar, "Araklı’dan geldik. Bizim oralarda hava yağmurlu olduğu için fındığı kurutamıyoruz. Fındık kurumadığında yağlanabiliyor, bozulabiliyor. O yüzden biz de Bayburt’a gelelim dedik" dedi. Fındıkları yeni serdiklerini ve kurutma işleminin birkaç gün süreceğini aktaran Alemdar, "Biraz evvel geldik, fındığı yeni serdik. 3-4 gün buradayız. Fındık kuruduğunda tekrar memleketimize döneceğiz" diye konuştu. TMO 255 lira açıkladı, tüccar 170-180 liradan alıyor Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 2026-2027 sezonunda kabuklu fındık alım fiyatını yüzde 50 sağlam iç oranı üzerinden Giresun kalite için kilogram başına 255 lira, Levant kalite için 250 lira olarak açıkladı. Yüzde 50’nin üzerindeki her bir randıman için kilogram fiyatına Giresun kalite fındıkta 5 lira 10 kuruş, Levant kalite fındıkta ise 5 lira ilave edilecek. Kurutma işleminin ardından ürünlerini satışa hazırlayacak olan Hasan Hüseyin Alemdar, fındık fiyatlarının üretici açısından önemli olduğunu söyledi. Fındıklarının en iyi burada kurduğunu aktaran Alemdar, "Fındığı topladık. Hava muhalefeti nedeniyle kurutamıyoruz. Diğer müstahsillerde olduğu gibi bizler de fındığı kurutmak için Bayburt’a geldik. Nasip olursa 3-4 gün buradayız. Fındığımızı iyi bir fiyata satabilirsek inşallah seneyi bereketli bir şekilde kapatmış olacağız" diye konuştu. TMO’nun açıkladığı fiyat ile tüccarların verdiği fiyat arasındaki farka değinen Alemdar, "TMO tarafından fındık fiyatı 255 lira fiyatı açıklandı. Fakat biz o paradan satamıyoruz. Tüccar 170-180 liralardan alıyor, bu çok düşük bir meblağ. İnşallah yine ofisin vermiş olduğu fiyata satarız da az zarar etmiş oluruz" ifadelerini kullandı. Kurutma işleminin ardından fındıklarını temizleyip kentten ayrılacaklarını söyleyen Alemdar, "Burada fındığımızı da güzelce temizleyebilirsek inşallah buradan da ayrılacağız" dedi. Bayburt’ta gördükleri ilgiden memnun kaldıklarını söyleyen Alemdar, "Burada bizleri misafir eden Bayburt halkına teşekkür ediyoruz. Herkes selam veriyor, halimizi hatırımızı soruyor. Misafirperverliklerinden dolayı kendilerine çok teşekkür ediyorum. Bizler de inşallah Araklı’da kendilerini ağırlamak isteriz" şeklinde konuştu. Ata toprağında fındık hasadı yapıyorlar Sakarya’nın Karasu ilçesinde yaşayan Trabzonlu üretici Muhammet Erdoğan, yaz aylarında Araklı Köprüüstü köyündeki fındık bahçelerine geldiklerini anlattı. Aile büyüklerini ziyaret ettiklerini ve çocuklarına köy kültürünü yaşatmaya çalıştıklarını belirten Erdoğan, "Ata baba toprağımız Araklı Köprüüstü köyünde fındık bahçelerimiz var. Bunları toplamak için yazları Köprüüstü köyüne geliyoruz. Yazın babamızın mezarını ziyaret ediyoruz, anamızı ziyaret ediyoruz, büyüklerimizi ziyaret ediyoruz. Çocuklarımızda da köy kültürünü yaşatmak için bu konulara dikkat ediyoruz" diye konuştu. Fındık hasadını ailece yaptıklarını ve bu süreci dinlenmek için de değerlendirdiklerini aktaran Erdoğan, "Fındığımız var, 500-600-800 kilo civarında topluyoruz. Eşimizle beraber tatilimizi yapıyoruz, kafamızı dinliyoruz, iş stresini atıyoruz" dedi. "Fındık Trabzon’da toplanır, Bayburt’ta kurutulur" Köprüüstü köyünde hava şartlarının fındıkları kurutmaya elverişli olmaması nedeniyle Bayburt’a geldiklerini söyleyen Erdoğan, "Köyümüzde havaların iyi olmadığından dolayı buraya geliyoruz. ‘Fındık Trabzon’da toplanır, Bayburt’ta kurutulur’ derler. Biz de o geleneği sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. Bayburt’a ilk kez gelmediklerini belirten Erdoğan, "Geçen sene de buraya gelmiştik. Bugün dördüncü günümüz. Bugün Allah nasip ederse fındığımızı kaldırmayı düşünüyoruz, tüccara teslim edeceğiz" dedi. Açıklanan fiyatı üretici açısından tatmin edici bulan Erdoğan, "Devletimizden de Allah razı olsun. Fiyatları 250 bandında açıkladılar. Tatmin edici bir meblağ. İnşallah bütün çiftçiye hayırlı olur" diye konuştu.

Osmangazi’de Gençler Gıdanın Serüvenini Deneyimledi Haber

Osmangazi’de Gençler Gıdanın Serüvenini Deneyimledi

Osmangazi Belediyesi’nin içinde yer aldığı bir Avrupa Birliği programı olan CleverFood Programı destekli “Osmangazi Gençlik Gıda Laboratuvarı” projesi kapsamında düzenlenen “Tohumdan Tabağa Deneyim Günü: Hasat Et, Pişir, Paylaş” etkinliği ile gıdanın topraktan sofraya uzanan yolculuğu, gençler tarafından tüm aşamalarıyla deneyimlendi. Sürdürülebilir kent anlayışını temel alarak sağlıklı, güvenilir ve sürdürülebilir gıda politikalarının geliştirilmesine yönelik çalışmalarını sürdüren Osmangazi Belediyesi, Avrupa Birliği’nden hibe desteği almaya hak kazanan “Osmangazi Gençlik Gıda Laboratuvarı” projesi kapsamında yürütülen faaliyetlerle gençlerin gıda alanındaki bilgi ve farkındalıklarını artırmaya yönelik çalışmalarına devam ediyor. Proje kapsamındaki üçüncü etkinlik olan “Tohumdan Tabağa Deneyim Günü: Hasat Et, Pişir, Paylaş” etkinliği, gençlerin yoğun katılımıyla Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde tamamlandı. Osmangazi Belediyesi öncülüğünde; Osmangazi Kent Konseyi Gençlik Meclisi ve Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi proje ortaklığında gerçekleştirilen etkinliğe, mutfak ekipmanları desteğiyle Pirge de katkı sundu. Etkinlikte yaşları 15 ile 25 arasında değişen 20 genç, gıdanın topraktan sofraya uzanan yolculuğuna yakından tanıklık etti. Tohum Toprağa, Emek Sofraya “Tohumdan Tabağa Deneyim Günü: Hasat Et, Pişir, Paylaş” etkinliği çerçevesinde günün ilk bölümünde tarım alanları ve seralarda yetişen ürünleri toplayan katılımcılar, proje tanıtımı ve Tarihi Tarım Müzesi ziyaretinin ardından mutfağa geçti. Burada şef eğitmenlerin rehberliğinde yemek hazırlama ve pişirme aşamalarına katılan gençler, gün boyunca elde edilen ürünleri farklı tariflerde değerlendirdi. Hazırlanan menüde gençlerin yaratıcılıklarını ortaya koymalarına fırsat verilirken, çeşitli oyunlarla gıdaya dair konular ele alındı. Yerel üretimin desteklenmesi ve mevsiminde yetişen gıdaların tüketilmesinin önemi ise uygulamalı etkinliklerle anlatıldı. Yemek yapımında arta kalan gıda atıklarını okulda bakılan hayvanlarla paylaşan katılımcılar, günün nihayetinde sofra kurarak etrafında toplandı. Gençler, gıdanın serüveni ve geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, gıdanın hayattaki kilit rolüne bir kez daha ışık tuttu. “Yerel Gıdayı, Yerel Üretimi Vurgulamak İstiyoruz” Bu etkinlikle gençlere gıdanın başlangıç noktasından sofraya uzanan yolculuğunu, bütüncül bir bakış açısıyla göstermek istediklerini ifade eden Osmangazi Belediyesi Proje Yöneticisi Merve Sünör, “Osmangazi Gençlik Gıda Laboratuvarı” projesinin beş etkinlik üzerinde oluştuğunu ifade etti. Başvurular neticesinde 15-25 yaş arası 20 gencin etkinliğe dahil edildiğini kaydeden Sünör, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gençlerimiz önce tarlalardan ve seralardan ürünlerini topluyor, ardından mutfağa geçerek şef hocalarımızın eşliğinde yemek pişirmeyi öğreniyorlar. Atıklar hayvanlarla paylaşılıyor. Hazırlanacak menüyü de hasat edilen ürünler belirliyor. Yerel gıdayı, yerel üretimi vurgulamak istiyoruz. Müzede tarımın tarihini konuştuk. Gıda nereden başlıyor, sofraya nasıl geliyor, gençlerimizin bu emeği deneyimlemesini hedefledik. Sofrayı beraber kurduk ve sofra kültürümüze de bu etkinliğimizde yer verdik. Projenin en nihayetinde ‘Osmangazi Gençlik Gıda Politikası Bildirisi’ çıkarmayı planlıyoruz. Bu kapsamda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” Etkinliğe katılan gençler de gün boyunca gerçekleştirilen çalışmalardan duydukları memnuniyeti dile getirerek, kendilerine bu noktada destek veren Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkürlerini sundu. Çalışmaların ardından projenin üçüncü aşamasına dahil olan gençlere sertifika takdim edildi.

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Gizligider Edirne'de ayçiçeği hasadına katıldı Haber

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Gizligider Edirne'de ayçiçeği hasadına katıldı

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, Edirne'nin Keşan ilçesi Mecidiye köyünde gerçekleştirilen ayçiçeği hasadına katılırken, hasat sonrasında yaptığı açıklamada, 2026 yılının bereket yılı olduğunu söyledi. Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Gizligider, Mecidiye köyündeki ayçiçeği tarlasında biçerdöver ile yapılan hasat sonrası açıklamalarda bulundu. Trakya ve özellikle Edirne'nin Türkiye'nin tarımsal üretimindeki önemine dikkat çekerek, Türkiye'de yetiştirilen çok sayıda ürünün Trakya topraklarında üretilebildiğini vurgulayan Gizligider, bölgenin tarımsal üretim açısından adeta bir laboratuvar niteliği taşıdığını söyledi. Bu yıl birçok ürün grubunda yüksek verim elde edildiğini kaydeden Ebubekir Gizligider, gerek yağışların, gerek güneşlenme oranlarının gerekse toprağın ve üretimin ihtiyaç duyduğu diğer şartların olumlu seyretmesinin verimli bir sezon yaşanmasını sağladığını belirterek "Bu yıl gerçekten bereket senesi" dedi. "İnanıyoruz ki bu bereket üreticinin cebine de yansıyacak" Bu yılki bereketin üreticinin cebine de yansıyacağına inandıklarını kaydeden Gizligider, üretimde sürdürülebilirliğin ve devamlılığın tarım açısından temel meselelerden biri olduğunu söyledi. Gizligider, tarımsal üretime destek veren kamu yöneticilerine, milletvekillerine, belediye başkanlarına ve üretimi sahiplenen herkese teşekkür ederek, sezonun hayırlı ve bereketli olmasını diledi. Hasada, Edirne Valisi Yunus Sezer, AK Parti Edirne Milletvekili Dr. Fatma Aksal, Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan ve üreticiler de katıldı.

Fındık nöbeti: Gece-gündüz başından ayrılmıyorlar Haber

Fındık nöbeti: Gece-gündüz başından ayrılmıyorlar

Trabzon’un Arsin ilçesinde hasadın ardından sahil yolu kenarları fındık harmanına dönüştü. Yüksek kesimlerdeki eğimli arazi nedeniyle ürünlerini serecek düz alan bulmakta zorlanan üreticiler, çuvallarla taşıdıkları fındıkları sahil yolundaki geniş kaldırımlara sererek güneşin altında bekletiyor. Doğu Karadeniz’de fındık hasadının ardından kurutma mesaisi de başladı. Arsin ilçesinde bahçelerden toplanarak zurufundan ayrılan fındıklar, üreticiler tarafından sahil yolundaki uygun alanlara seriliyor. Yol kenarlarında serilen fındıklar renkli görüntüler oluştururken, üreticilerin kurutma mesaisi de gün boyunca devam ediyor. Güneş altında kurumaya bırakılan fındıklar, üreticiler tarafından gün içerisinde belirli aralıklarla karıştırılıyor. Fındığın yeterli seviyede kurutulmasının ardından ürünler çuvallanarak depolanmak üzere hazırlanıyor. Hasat boyunca büyük emek harcadıklarını belirten üreticiler, günlerce kuruttukları ürünlerinin çalınmaması için geceyi de sahil yolunda geçiriyor. Üreticilerden bazıları dönüşümlü olarak nöbet tutarken, bazıları ise ürünlerinin başından ayrılmıyor. "Kurutma işlemi 5-6 günde bitiyor" Üretici Baki Özer, gece-gündüz sahil yolunda durarak fındığı kurutmaya çalıştıklarını belirterek, "Bu sene fındık az olduğu için yevmiyeci alamadık. Yorulduk. Fındığın bir kısmını serdik yağmurlar başladı. Fındığı kurutmaya başladı. Kahverengi kokarca böceği fındığı etkiliyor. Herkes ilacı vurmuyor. Fındık bahçesine girilmiyor. Dalda fındık gözüküyor ama ilaçlanmayan yerlerde kahverengi kokarca yoğunluğu var. Kurutma işlemi 5-6 günde bitiyor. Sahil kesiminde fındık toplama işlemi bitti ancak üst kesimlerde toplamayanlar var. Sahil yolunda fındığı kurutmaya çalışıyoruz ama her sene illa ki fındık hırsızlığı oluyor. İnsanlar gece-gündüz burada durarak fındığı kurutmaya çalışıyor. Kokarca nedeniyle 200 gram fındıktan 10 tane sağlam fındık çıkmıyor" dedi. "Bu sene fındık yok" Fındık üreticisi Ali Gürsoy ise "Bu sene fındık yok. Geçen seneye göre en az 3’te 1 eksik verim alındı. Patoz işlemimiz olacak sonrasında ise taneleri kurutmaya işlemine geçeceğiz. Seçildikten sonra satış işlemi olacak. Aslında fındıktan kimsenin beklentisi var ama yok. Dalında kalmaması için topluyoruz. 100 bin TL masraf yaptıysak tahminen 70 bin TL gelir elde edecek" şeklinde konuştu. "Bazen geceleri de kalmak zorunda kalıyoruz" Geçen yıla göre fındıkta verim düşüklüğü olduğunu vurgulayan üretici Abdullah Gürsoy da, "Fındık yok. Geçen yıla göre verim düşük oldu. Kahverengi kokarcalar çoğaldı. Kendi gayretimizle ne kadar mücadele edersek edelim fındığa çok zarar veriyor. Vatandaş bunu kendi eliyle çözmeye çalışıyor. Kalite düştüğü için tüccar ucuz fiyattan alıyor. Fındığımızı patoza vurduk. Şimdi kurutmaya işlemine geçtik. 3-4 gündür fındığın başında bekliyoruz. Bazen geceleri de kalmak zorunda kalıyoruz. Hırsızlık olayları yaşanıyor. Fiyatların artması bekliyoruz. Masraflarla karşılaştırdığımız zaman zararlı çıkıyoruz" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.