Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Hareketsiz Yaşam

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Hareketsiz Yaşam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hareketsiz Yaşam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Varisle karıştırılan ödem farklı hastalıkların habercisi olabilir Haber

Varisle karıştırılan ödem farklı hastalıkların habercisi olabilir

Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bahar Temur, bacaklarda sık görülen şişliklerin toplumda çoğunlukla varis olarak yorumlandığını ancak bu durumun her zaman doğru olmadığını belirtti. Ödemin birbirinden farklı sağlık sorunları nedeniyle oluşabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Bahar Temur, yanlış değerlendirmelerin tedavi sürecini geciktirebileceğine dikkat çekti. Varis bir dolaşım sistemi hastalığıdır Varisin, toplardamarlarda bulunan kapakçıkların görevini yeterince yerine getirememesi sonucu ortaya çıktığını ifade eden Doç. Dr. Bahar Temur, şu bilgileri paylaştı: "Variste damarlar genişler, kıvrımlı bir hal alır ve cilt yüzeyinden belirgin şekilde görülebilir. Hastalarda bacaklarda ağrı, yanma, kaşıntı ve gün sonunda artan ağırlık hissi sık görülür. Uzun süre ayakta kalma, hareketsiz yaşam tarzı ve genetik yatkınlık varis oluşumunda önemli risk faktörleri arasında yer almaktadır." Benzer şikâyetler farklı nedenlere işaret edebilir Bacaklarda ödemin varislerle beraber görülebildiği gibi kardiyak (kalp ile ilgili) nedenlerden, böbrek yetmezliğinden, hormonal sebeplerden, lenfödem gibi lenf damarı hastalıklarından da oluşabileceğini söyleyen Doç. Dr. Bahar Temur, "Ödem, dokular arasında sıvı birikmesi sonucu oluşur. Genellikle yaygın bir şişlik şeklinde kendini gösterir ve sadece bacaklarda değil ayak, el ve yüzde de görülebilir" dedi. Ödemin; fazla tuz tüketimi, hareketsizlik, hormonal değişimler, gebelik ve bazı ilaçlara bağlı olarak gelişebileceğini belirten Doç. Dr. Bahar Temur, bazı durumlarda altta yatan sistemik hastalıkların da işareti olabileceğini vurguladı. Doç. Dr. Bahar Temur, iki durumun nasıl ayırt edilebileceğini şöyle anlattı: "Görünüm: Variste belirgin, kıvrımlı ve morumsu damarlar görülürken, diğer sebeplerle oluşan ödemde daha yaygın ve homojen bir şişlik oluşur. Yerleşim: Varis genellikle bacaklarla sınırlıdır; kardiyak veya hormonal ödem ise ayak, bacak, el ve yüzde ortaya çıkabilir. Fizik muayene bulgusu: Ödemde bası ile çökme (çukurlaşma) görülebilirken, variste damar yapısı belirgin şekilde hissedilir. Şikâyetlerin seyri: Variste gün sonunda artan ağrı ve ağırlık hissi ön plandayken, diğer sebeplerle oluşan ödemde şişlik gün içinde değişkenlik gösterebilir." Doğru tanı, doğru tedavinin ilk adımıdır Ödeme neden olan durumların birbirine karıştırılmasının hastaların yanlış tedavi yöntemlerine yönelmesine neden olabileceğini belirten Doç. Dr. Bahar Temur, "Kardiyak ödem ve varisin tedavi yaklaşımları farklıdır. Bu nedenle bacaklarda şişlik, ağrı ya da damar belirginliği yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması büyük önem taşır" uyarılarında bulundu. Ne zaman uzmana başvurulmalı Doç. Dr. Bahar Temur, son olarak şunları kaydetti: Bacaklarda sürekli veya tekrarlayan şişlik varsa, damarlar belirginleşmişse, ağrı, yanma, kramp gibi şikâyetler eşlik ediyorsa, şişlik tek taraflı ve ani geliştiyse bir kalp ve damar cerrahisi uzmanı tarafından değerlendirme önerilmektedir. Erken tanı ve doğru tedavi ile hem varisin hem ödemin kontrol altına alınabilmesi mümkünken, özellikle risk grubunda yer alan kişilerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerekmektedir."

"Her bel ağrısı fıtık değildir" Haber

"Her bel ağrısı fıtık değildir"

Toplumun yaygın sorunlarından biri olan bel ağrısı hakkında uzmanlar uyardı. İşte bel ağrıları hakkında bilinmesi gereken önemli deyatlar; Bel ağrısında doğru bilinen yanlışlara uzman uyarısı: MR sonucu değil, bütüncül değerlendirme önemli Bel ağrısı toplumda yaygın, ancak yanlış biliniyor Günümüzde her yaş grubunda sık görülen bel ağrısı, yaşam kalitesini doğrudan etkileyen önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Araştırmalar, bireylerin yaşamları boyunca bel ağrısı yaşama oranının yüzde 70’in üzerinde olduğunu ortaya koyuyor. Buna rağmen toplumda bel ağrısı çoğu zaman doğrudan bel fıtığıyla ilişkilendiriliyor. Oysa bilimsel veriler, bel ağrılarının büyük bölümünün “spesifik olmayan bel ağrısı” olarak tanımlandığını ve tek bir yapısal nedene bağlanamadığını gösteriyor. Dr. Öğr. Üyesi Nursel Öziri, kas-iskelet sistemi sorunları, hareketsiz yaşam, stres, uyku düzeni ve fiziksel kondisyon gibi birçok faktörün bel ağrısının oluşumunda birlikte rol oynadığını belirtiyor. Bel fıtığının ise genellikle bacağa yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma ve kas gücünde azalma gibi sinir kökü bulgularıyla kendini gösterdiğini ifade ediyor. MR sonucu her zaman ağrının nedeni değildir Görüntüleme yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte bel ağrısı yaşayan birçok kişiye MR çekildiğini belirten Öziri, MR raporlarında görülen her fıtık bulgusunun ağrının kaynağı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Yapılan çalışmaların, hiçbir şikâyeti olmayan kişilerde bile disk taşması ve dejeneratif değişikliklerin görülebildiğini ortaya koyduğunu belirten Öziri, tanının yalnızca görüntüleme ile değil klinik değerlendirme ile konulması gerektiğini ifade ediyor. Hareketten kaçınmak iyileşmeyi geciktiriyor Toplumda yaygın olan “ağrı varsa hareket edilmemeli” düşüncesinin yanlış olduğuna dikkat çeken Öziri, kontrollü ve doğru planlanmış hareketin iyileşme sürecini desteklediğini söylüyor. Karın, bel ve kalça çevresini kapsayan core kaslarının güçlendirilmesinin omurga stabilitesini artırdığını belirten Öziri, fizyoterapist eşliğinde uygulanan klinik pilates temelli egzersizlerin bel ağrısının azaltılmasında etkili olduğunu ifade ediyor. Günlük yaşamda doğru postür alışkanlıklarının kazanılması da bel sağlığının korunmasında kritik rol oynuyor. Uzun süre oturmak, telefona eğilerek bakmak ve ergonomik olmayan çalışma koşulları omurga üzerindeki yükü artırıyor. Bel kıtlatma geçici rahatlama sağlayabilir Sosyal medyada sıkça karşılaşılan manuel manipülasyon uygulamalarının bazı kişilerde kısa süreli rahatlama sağlayabileceğini belirten Öziri, bu yöntemlerin tek başına kalıcı çözüm olmadığını ve mutlaka uzman fizyoterapistler tarafından uygulanması gerektiğini vurguluyor. Kalıcı iyileşmenin egzersiz ve rehabilitasyon programlarıyla mümkün olduğunu ifade ediyor. Her egzersiz herkese uygun değil Her bireyin kas yapısı, hareket kapasitesi ve yaşam koşullarının farklı olduğuna dikkat çeken Öziri, standart egzersiz programlarının herkeste aynı sonucu vermediğini belirtiyor. Bel ağrısı yaşayan bireylerin doğrudan genel spor programlarına yönelmesinin riskli olabileceğini ifade eden Öziri, fizyoterapistlerin bireyi bütüncül olarak değerlendirerek kişiye özel rehabilitasyon programı oluşturmasının önemine işaret ediyor. Bel ağrılarının visseral, somatik ya da mekanik nedenlerle ortaya çıkabileceğini, bu nedenle değerlendirme sürecinin fiziksel olduğu kadar psikososyal faktörleri de kapsaması gerektiğini belirtiyor. Bu belirtiler varsa gecikmeden doktora başvurulmalı İdrar veya dışkı kontrolünde bozulma, ilerleyici bacak güçsüzlüğü, parmak ucu ya da topukta yürüyememe, travma sonrası gelişen ağrı, gece artan veya gün içinde hiç azalmayan ağrı gibi durumlarda vakit kaybetmeden hekime başvurulması gerektiği vurgulanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.