Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Haluk Levent

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Haluk Levent haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Haluk Levent haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Gürlek’ten "Ahbaplar Suç Örgütü", uyuşturucu, İmamoğlu ve Terörsüz Türkiye açıklaması Haber

Bakan Gürlek’ten "Ahbaplar Suç Örgütü", uyuşturucu, İmamoğlu ve Terörsüz Türkiye açıklaması

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde görev yapan yargı muhabirlerini Adalet Bakanlığında kabul ederek gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakan Gürlek, faili meçhul dosyalardan AHBAP soruşturmasına, uyuşturucu ve yasa dışı bahisle mücadeleden FETÖ soruşturmalarına, Terörsüz Türkiye sürecinden Ekrem İmamoğlu hakkındaki davaya ve adalete güven tartışmalarına kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. Futbolda bahis ve şike soruşturmalarının sürdüğünü belirten Bakan Gürlek, "Sadece futbol değil, basketbol da dâhil olmak üzere farklı spor alanlarında yasa dışı bahis ve şike iddiaları inceleniyor" dedi. Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmanın Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütüldüğünü söyleyen Bakan Gürlek, olayın bütün yönleriyle araştırıldığını söyledi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde görev yapan adliye muhabirleriyle bir araya geldiği toplantıda, faili meçhul dosyalardan "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturmasına, uyuşturucuyla mücadeleden İBB soruşturmasına, FETÖ ile mücadeleden "Terörsüz Türkiye" sürecine kadar gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması amacıyla Bakanlık bünyesinde bir birim kurulduğunu belirten Gürlek, "Faili meçhul dosyalar yeniden ele alınıyor. Başsavcılıklarla toplantılar yapılıyor, dosyalardaki imkanlar değerlendiriliyor. Adalet Bakanlığı bünyesinde kurduğumuz bu dairenin çalışmalarıyla güzel sonuçlar aldık. Birim kurulalı dört ay oldu; 46 maktulün yer aldığı 40 dosya aydınlatıldı" dedi. Gürlek, bu çalışmaların vatandaşın adalete olan güvenini artırdığını belirterek, " Bu çalışmalar vatandaşta önemli bir duygu oluşturuyor. Hiçbir şeyin sonsuza kadar karanlıkta kalmayacağı, adaletin er ya da geç tecelli edeceği görülüyor. O dönem deliller yeterince toplanmamış, olaylar bütün yönleriyle aydınlatılamamış olabilir. Ancak devletin bütün imkanlarıyla ve kararlılıkla çalışması halinde yıllar sonra dahi sonuç alınabileceğini görüyoruz. Bu da adalete olan güveni artırıyor" ifadelerini kullandı Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması devam ediyor Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasının ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından sürdürüldüğünü belirten Gürlek, "Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması devam ediyor. Soruşturma ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yürütülüyor; Ceza İşleri Genel Müdürlüğümüz bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımız da kendi görev alanı çerçevesinde koordinasyon ve dosya inceleme çalışmalarını sürdürüyor" şeklinde konuştu. Yeni faili meçhul soruşturmaları konusunda isim vermenin doğru olmayacağını ifade eden Gürlek, "Bir soruşturmanın başlatılması için hukuken gerekli şüphe şartlarının oluşması gerekir. Faili meçhul dosyaların tamamı ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarınca kendi delil durumu içinde değerlendiriliyor" dedi. Gülistan Doku dosyasında naaşın bulunması için çalışma sürüyor Gülistan Doku soruşturmasında önemli ilerlemeler sağlandığını ancak soruşturmanın tamamlandığını söylemek için henüz erken olduğunu belirten Gürlek, dosya kapsamında Umut Altaş'ın da ifadesinin alındığını aktardı. Gürlek, "Burada bizim için en önemli konulardan biri Gülistan'ın naaşının bulunması. Arkadaşlarımız özellikle bu konu üzerinde hassasiyetle çalışıyor. Dosyadaki bazı beyanlarda naaşın birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğine ilişkin bilgiler bulunuyor. En son Pertek yolu üzerindeki bir noktaya götürüldüğüne yönelik beyanlar var" ifadelerini kullandı. Naaşın kimyasal maddeler kullanılarak tamamen ortadan kaldırılmış olma ihtimalinin de değerlendirildiğini belirten Gürlek, "Soruşturma kapsamında, geçmiş dönemde bazı kamu görevlilerinin kendilerine tanınan yetkileri usulsüz şekilde kullanarak olayın aydınlatılmasını engellemeye veya bazı delilleri ortadan kaldırmaya çalıştıklarına ilişkin ciddi iddialar ve bulgular da inceleniyor" dedi. Gürlek açıklamasının devamında, "Burada kişinin vali olması veya başka bir makamda bulunması önemli değil. Somut suç şüphesi varsa, kişinin unvanına bakılmaksızın ilgili savcılık hukuk çerçevesinde gereken işlemleri yapar" ifadelerini kullandı. Rojin Kabaiş soruşturmasında teknik incelemeler sürüyor Rojin Kabaiş soruşturmasına ilişkin de konuşan Gürlek, cep telefonuna yönelik teknik incelemelerin sürdüğünü belirtti. Gürlek, "DNA incelemeleri yapıldı. Cep telefonuna yönelik teknik incelemeler de devam ediyor. Ancak şu an itibarıyla doğrudan ve kesin bir sonuca götüren somut bir veriye ulaşıldığını söyleyemeyiz" dedi. Kaşif Kozinoğlu'nun ölümü yeniden araştırılıyor Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmanın Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütüldüğünü belirten Gürlek, olayın bütün yönleriyle araştırıldığını söyledi. Gürlek açıklamasında, "Kaşif Kozinoğlu, devletimizin yetiştirdiği müstesna isimlerden ve önemli bir devlet görevlisiydi. Maalesef o dönemde Ergenekon kumpası kapsamında tutukluluk süreci geçirirken, sağlıklı, spor yapan ve öz bakımına dikkat eden bir kişi olmasına rağmen şüpheli şekilde hayatını kaybetti" şeklinde konuştu. "Bu konuda önemli ihbarlar ve şikayetler vardı" Gürlek, "Bu konuda daha önce şikayetler ve ihbarlar vardı. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız da bunları dikkate alarak bir soruşturma başlattı. Daha sonra yurt dışında firari bulunan ve FETÖ bağlantısına ilişkin hakkında adli süreç bulunan eski bir cezaevi personelinin önemli beyanlarının ardından bazı adli işlemler gerçekleştirildi. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni deliller ortaya çıkarsa yeni işlemler de gündeme gelebilir; buna elbette Cumhuriyet Başsavcılığı delil durumuna göre karar verecektir" şeklinde konuştu. Tüm ihtimallerin soruşturma kapsamında değerlendirildiğini ifade eden Gürlek, "Elbette bunun mutlaka bir cinayet olduğunu peşinen söylemek doğru değil. Bütün ihtimaller soruşturma kapsamında değerlendiriliyor. Süreç devam ediyor" ifadelerini kullandı. "Ucu nereye giderse gitsin, dosyanın içindeki delillere bakın" Cumhuriyet başsavcılıklarının yürüyen soruşturmalarına Bakanlık olarak müdahale etme yetkilerinin bulunmadığını belirten Gürlek, savcıların isim, makam veya unvana bakmadan hareket etmesi gerektiğini söyledi. Bakan Gürlek, "Bizim söylediğimiz şu: ‘Ucu nereye giderse gitsin, kim çıkarsa çıksın; dosyanın kapağındaki ismi kapat, içindeki delillere bak. Kararını yalnızca hukuka ve delile göre ver'" dedi. Soruşturmalara müdahale etme yetkilerinin bulunmadığını vurgulayan Gürlek, "Buradaki yaklaşımımız bir soruşturmanın yönünü göstermek değil; savcının hukuka uygun görevini herhangi bir baskı veya çekince hissetmeden yerine getirebilmesi gerektiğini vurgulamaktır" ifadelerini kullandı. AHBAP soruşturması hakkında konuştu: "MASAK tespitleri ve itirafçı beyanları bulunuyor" AHBAP soruşturmasının devam ettiğini belirten Gürlek, vatandaşların yardım duygularının suç teşkil eden faaliyetlerle istismar edilip edilmediğinin incelendiğini söyledi. Gürlek, "AHBAP'la ilgili soruşturma devam ediyor. Soruşturma kapsamında, vatandaşlarımızın iyi niyetinin ve yardım duygularının suç teşkil eden faaliyetlerle istismarı ayrıntılı biçimde inceleniyor" dedi. Dosyada MASAK tespitleri ve itirafçı beyanlarının bulunduğunu belirten Gürlek, "Soruşturmanın seyri ve ortaya çıkacak yeni deliller doğrultusunda yeni adli işlemler de gündeme gelebilir. Buna elbette ilgili Cumhuriyet başsavcılığı delil durumuna göre karar verecektir. MASAK tespitleri yapılıyor, itirafçı beyanları bulunuyor" ifadelerini kullandı. "Toplanan yardımların amacına uygun kullanıp kullanılmadığı bizim için son derece önemli" Toplanan yardımların akıbeti hakkında konuşan Gürlek, "Toplanan yardımların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı bizim için son derece önemli. Biliyorsunuz bir keşif heyeti oluşturuldu. Yeni görüntüler de ortaya çıktı. Keşke toplanan bu paraların tamamıyla yardımlar yapılsa, evler inşa edilseydi. Şu anda depolarda çürümeye terk edildiği belirtilen malzemeler var. Bunlar yeni yeni ortaya çıkıyor. Mağdurlar ve şikayetçiler var. Bunlara ilişkin çalışmalar da devam ediyor" diye konuştu. AHBAP soruşturmasında çok sayıda müşteki var AHBAP soruşturması kapsamında müşteki isimlerle görüştüğünü ifade eden Gürlek, "Az önce görüştüğüm bir kişi, o tarihlerde Amerika'da bulunan kliniğine Haluk Levent'in geldiğini anlattı. Türkiye'de bir yardım kuruluşunun bulunduğunu, kamuoyunca da tanınan bir kişi olduğunu söyleyerek kendisinden yardım istediğini ifade etti. O kişi de ‘Tamam, ne gerekiyorsa verelim' diyor. Söz konusu para 4 milyon 600 bin dolar. Hatta buna ilişkin senet de düzenlenmiş" ifadelerini kullandı. "Bunların her biri ilgili başsavcılık tarafından inceleniyor" Gürlek açıklamasının devamında, "Dosyada buna benzer çok sayıda senet olduğu belirtiliyor. Bunların her biri ilgili başsavcılık tarafından ayrıştırılarak hukuki ve mali yönden inceleniyor. Bazı işlemlerde Haluk Levent'in kendi adına borç aldığı, ‘Bu parayı kullanacağım' dediği veya taşınmaz aldığına ilişkin belgeler bulunuyor. Ancak daha sonra bu paraların ödenmediği iddia ediliyor. Sorun da burada başlıyor" şeklinde konuştu. Uyuşturucu ve yasa dışı bahis operasyonları devam edecek Uyuşturucuyla mücadelede taviz vermediklerini belirten Gürlek, "Uyuşturucuyla mücadele kapsamındaki operasyonlar devam edecek. İlgili başsavcılıklar tarafından üzerinde çalışılan ve değerlendirilen dosyalar var. Uyuşturucu konusunda kesinlikle taviz vermiyoruz" dedi. Gürlek, kamuoyunca tanınan isimlere ve sanat camiasına yönelik soruşturmaların da caydırıcı etkisinin bulunduğunu belirterek, "Özellikle kamuoyunca tanınan isimler ve sanat camiasına yönelik soruşturmaların da önemli bir caydırıcı etkisi oldu. Bundan sonraki süreçte uyuşturucuyla mücadelenin farklı alanlarında da adli soruşturmalar gündeme gelebilir" ifadelerini kullandı. Futbolda bahis ve şike soruşturmalarının da sürdüğünü belirten Gürlek, "Sadece futbol değil, basketbol da dâhil olmak üzere farklı spor alanlarında yasa dışı bahis ve şike iddiaları inceleniyor" dedi. "Vatandaşın doğrudan ekonomik hayatını ve kamu sağlığını etkileyen sektörlere de bakılıyor." Beyaz et ve şeker sektörüne yapılan operasyonlardan bahseden Gürlek, "Bunun yanında vatandaşın doğrudan ekonomik hayatını ve kamu sağlığını etkileyen sektörlere de bakılıyor. Beyaz et sektörüne yönelik bir operasyon yapıldı. Şeker sektöründe kamu sağlığını ilgilendiren bir operasyon gerçekleştirildi. Benzeri alanlarda, somut suç şüphesi oluşması hâlinde yetkili adli makamlarca yeni soruşturmalar yürütülebilir." ifadelerini kullandı. SPK ile piyasa soruşturmaları takip ediliyor Borsadaki işlem hacminin son yıllarda ciddi şekilde büyüdüğünü belirten Gürlek, yatırımcıların mağduriyet yaşadığı bazı konuların da incelendiğini söyledi. Gürlek, "SPK ile koordinasyon içerisinde takip edilen süreçler oluyor. Özellikle manipülasyon konusunda mevzuatın SPK'ya verdiği yetkiler ve usuller var. Adli süreçler de bu yasal çerçeve içerisinde yürütülüyor" ifadelerini kullandı. "FETÖ bir casusluk örgütü" FETÖ ile mücadelenin tavizsiz şekilde sürdüğünü belirten Gürlek, "FETÖ yıllarca planlı biçimde hareket ederek en sonunda 15 Temmuz'da ülkeyi ele geçirmeye çalışan bir ihanet örgütü. Aynı zamanda bir casusluk örgütü" dedi. Devletin son derece dikkatli olduğunu belirten Gürlek, "Bu örgütün amaçlarından ve yöntemlerinden vazgeçtiğini düşünmemek lazım. Şu anda kabuğuna çekilmiş gibi görünebilir ancak yeni yapılanma arayışları bulunabiliyor. Finansal kaynaklarına ilişkin çalışmalar var. Farklı isimler ve yapılar altında yeniden örgütlenme veya kamu kurumlarına sızma girişimlerine karşı devlet son derece dikkatli" şeklinde konuştu. Farklı isim ve yapılar altında yeniden örgütlenme veya kamu kurumlarına sızma girişimlerine karşı devletin dikkatli olduğunu belirten Gürlek, "Biz bunlara müsaade etmeyeceğiz. FETÖ ile mücadele tavizsiz şekilde devam ediyor" ifadelerini kullandı. Umut Altaş ve Eylem Tok'un iade süreçleri takip ediliyor Yurt dışındaki şüpheli ve sanıkların iade süreçlerini de yakından takip ettiklerini belirten Gürlek, "Umut Altaş'la ilgili iade talebinde bulunduk. Olumlu gelişmeler de oldu. Sürecin iade yönünde ilerlemesini bekliyoruz ancak nihai kararın ilgili ülkenin yetkili yargı ve idari makamlarına ait olduğunu da unutmamak gerekir" dedi. Eylem Tok hakkında ise iade yönünde karar verildiğini ancak kararın üst mahkemeye taşındığını belirten Gürlek, "Karar üst mahkemeye taşındı. Dolayısıyla üst mahkemenin kararının beklenmesi gerekiyor. Biz iade taleplerimizin arkasındayız ve bu süreçleri hassasiyetle takip ediyoruz" ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye süreci Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de açıklamalarda bulunan Gürlek, " Terörsüz Türkiye sürecinde çerçeve yasa yaklaşık 467 oyla kabul edildi. Bu gerçekten çok büyük bir başarı" ifadelerini kullandı. Yasanın yürürlüğe girmesi için örgütün tamamen silah bırakması gerektiğini ifade eden Gürlek, "Örgütün silah bırakması, silahlarını teslim etmesi ve tüm unsurlarıyla tasfiye edilmesine ilişkin süreç Milli Savunma Bakanlığımız ve MİT tarafından takip ediliyor" dedi. Gürlek, Adalet Bakanlığının ise kanunun yürürlüğe girmesinin ardından ortaya çıkacak hukuki ve idari süreçler için hazırlık yaptığını söyledi. Çocuk Paketi yürürlüğe girdi Çocukların suça sürüklenmesinin yalnızca adli boyutuyla ele alınamayacağını belirten Gürlek, "Adalet sistemi suç işlendikten sonra devreye giriyor. Bir suç işlendiğinde savcılık süreci başlıyor. Ancak çocuğu suça iten sebepler çok daha önce ortaya çıkıyor. Bir çocuk sorunlu bir aile ortamından gelebiliyor, okulda problemler yaşayabiliyor veya sosyal çevresinden olumsuz etkilenebiliyor. Dolayısıyla mesele yalnızca adli boyutuyla ele alınamaz" ifadelerini kullandı. Gürlek, Çocuk Paketi kapsamında, "Çocuk Paketi kabul edildi. Artık ‘suça sürüklenen çocuk' kavramı yerine ‘adli süreçteki çocuk' yaklaşımı getirildi. Buradaki amaçlardan biri, suç örgütlerinin çocukları kolayca kullanabilmesini önlemek; diğeri ise çocuğun işlediği fiilin hukuki sonuçlarının daha açık ve caydırıcı hâle gelmesini sağlamaktır. Örgüt çocuğu kullanamayacak; çocuk da kendisinin suç faaliyetlerinde araç olarak kullanılmasının ciddi hukuki sonuçları bulunduğunu bilecek." ifadelerini kullandı. Ailelerin sorumluluğunu güçlendirdiklerini ifade eden Gürlek, "Ailelerin sorumluluğunu da güçlendirdik. Daha önce bu konuda bazı boşluklar vardı. Aileler çocuklarının eğitimine, davranışlarına, sosyal çevresine ve bulunduğu ortamlara karşı daha fazla sorumluluk üstlenmek zorunda" şeklinde konuştu. İmamoğlu davası: "Nihai takdir mahkemeye ait" Ekrem İmamoğlu'nun da sanıkları arasında bulunduğu davaya ilişkin konuşan Gürlek, yargılamanın devam ettiğini belirtti. Soruşturma aşamasında alınan ‘İnsanlar aileleriyle tehdit edildi, baskı yapıldı, tutuklamayla korkutuldu ve bu nedenle savcılıkta ifade verdiler; mahkemede bu ifadelerinden dönecekler' şeklindeki iddialar hakkında konuşan Gürlek, "Başsavcılık görevini yürüttüğüm dönemde, soruşturma dosyasındaki eylemlerin delillerle desteklendiği yönündeki kanaatimi ifade etmiştim. Ancak dosya artık kovuşturma aşamasında. Bundan sonra delillerin değerlendirilmesi, tanık beyanlarının güvenilirliği ve sanıkların hukuki durumuyla ilgili nihai takdir mahkemeye aittir" ifadelerini kullandı. "Bu yargılamanın ne zaman tamamlanacağını benim söylemem mümkün değil" Kararın tamamen mahkemenin yetkisinde olduğunu ifade eden Gürlek, "Mahkeme yargılamasını yapıyor, tanıkları dinliyor, sanık müdafilerinin beyanlarını alıyor ve savunmaları değerlendiriyor. Bu yargılamanın ne zaman tamamlanacağını benim söylemem mümkün değil. Sürecin takvimi ve verilecek karar tamamen mahkemenin yetkisinde." şeklinde konuştu. Ek iddianame çalışmaları sürüyor İmamoğlu dosyasına ilişkin ek iddianame çalışmalarının bulunup bulunmadığı sorusuna da yanıt veren Gürlek, "Evet, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ek iddianameye konu olabilecek yeni delil, rapor ve hukuki değerlendirmeler üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Yeni bazı ihale raporları söz konusu olduğu belirtiliyor" ifadelerini kullandı. Ahmet Davutoğlu ve Melih Gökçek soruşturmaları Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanı'na hakaret iddiasıyla soruşturma başlatıldığını belirten Gürlek, "Burada hukuken bakılması gereken iki temel husus var. Birincisi suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı, ikincisi ise zamanaşımı. Cumhurbaşkanı'na hakaret suçu bakımından burada zamanaşımı süresinin dolmadığı değerlendiriliyor. ‘O video o tarihte vardı, neden o zaman işlem yapılmadı da şimdi yapıldı?' denilebilir. Bir soruşturmanın hangi tarihte başlamış olması tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmez. Bir ihbar, CİMER başvurusu veya şikayet üzerine savcılık önüne gelen iddiayı hukuken değerlendirebilir. Suçun oluşup oluşmadığına ve zamanaşımına ilişkin değerlendirmeyi de soruşturmayı yürüten savcılık yapar. Az önce söylediğim gibi, burada isim ve sıfat üzerinden hareket edilmez" ifadelerini kullandı. Melih Gökçek ve oğullarıyla ilgili şikayet ve başvuruların da Cumhuriyet başsavcılığınca değerlendirildiğini belirten Gürlek, "Melih Gökçek ve oğullarıyla ilgili konu da kamuoyunda uzun süre tartışıldı. Şikayet ve başvurular yapıldı. Cumhuriyet başsavcılığı da kendisine ulaşan ihbar ve şikâyetleri hukuken değerlendirdi, soruşturma başlattı ve bazı ifadeler aldı. Bundan sonraki süreç de deliller çerçevesinde savcılığın takdirinde ilerleyecek" diye konuştu. "Cezasızlık algısının üzerine gidiyoruz" Vatandaşların adalete güven konusunda öne çıkardığı başlıklardan birinin yargılamaların uzun sürmesi olduğunu belirten Gürlek, yargılamaların makul sürede tamamlanmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Toplumda oluşan cezasızlık algısının da üzerine gittiklerini belirten Gürlek, "Toplumda ‘Suç işleyenin yanına kar kalıyor' şeklinde bir kanaat oluşmuştu. Bunun özellikle üzerine gidiyoruz" dedi. Hakim ve savcıların da hukuk karşısında ayrıcalıklı olmadığını vurgulayan Gürlek, "Hakim veya savcı olmak kimseye ayrıcalık sağlamaz. Trafikte bir olaya karışmışsa vatandaş için hangi hukuk uygulanıyorsa onun için de aynı hukuk uygulanır" ifadelerini kullandı. Gürlek açıklamasının devamında, "Bu konuda soruşturma ve disiplin istatistiklerini de yakından takip ediyoruz. Çünkü hakim ve savcı toplumda güven duyulan bir konumda olmak zorunda. Yaklaşık 27 bin 500 kişilik bir yargı teşkilatından söz ediyoruz. Bunun belki yüzde 3-5'lik küçük bir kesiminin meslek onuruna zarar veren davranışları yüzünden yüzde 90'dan fazla büyük bir kesimin zan altında kalmasını kabul edemeyiz. Bu nedenle bu konularda gerekli adımları atıyoruz" şeklinde konuştu. "Suç işleyenin yanına kar kalıyor' şeklinde bir kanaat oluşmuştu. Bunun özellikle üzerine gidiyoruz" Kamuoyunda infial oluşturan hadiseler ile ilgili konuşan Gürlek, "En son Van'da ‘Kara Haydar' olarak kamuoyuna yansıyan bir olay oldu. Daha sonra olayın farklı boyutları ortaya çıktı. İnsanların gözü önünde, kaynağı açıklanamayan yüksek miktarda para ve aşırı gösterişli yaşam görüntüleri üzerinden devletin ve kamu kurumlarının itibarıyla oynanmasına müsaade edilemez. Bir tarafta insanlar geçim sıkıntısı çekerken diğer tarafta kaynağı tartışmalı servetin, korumaların ve lüks hayatın sosyal medyada teşhir edilmesi toplumda ciddi rahatsızlık meydana getiriyor. Son dönemde sosyal medya fenomenliği üzerinden de bu tür örnekler çoğaldı. Elbette sosyal medya fenomenliği ayrı ve meşru bir alan. Ancak suç teşkil eden bir mali faaliyet, kamu kurumlarına yönelik hukuka aykırı eylem veya başka bir suç şüphesi varsa bunun gereğini bağımsız yargı makamları yapar. Bizim yaklaşımımız bu. Suç kim tarafından işlenirse işlensin aynı hukuk uygulanmalı" ifadelerini kullandı. "Gazetecilere saldırı, toplumun haber alma hakkına karşı da bir saldırıdır" Basın mensuplarına yönelik saldırılara da değinen Gürlek, gazetecilerin toplumun haber alma hakkına hizmet ettiğini belirtti. Gürlek, "Basın mensuplarına yönelik fiziki saldırılar maalesef zaman zaman yaşanabiliyor. Siz sonuç itibarıyla toplumun haber alma hakkına hizmet eden, kamusal nitelikte bir görev yapıyorsunuz" dedi. Gazetecilere görevlerini yaptıkları sırada yönelen saldırıların yalnızca kişiye yönelik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Gürlek, "Bu nedenle gazetecilere, görevlerini yaptıkları için yönelen saldırıların yalnızca bireye karşı değil, toplumun haber alma hakkına karşı bir saldırı olarak da değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamaları, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.

Tutuklu avukat Ece Güner siyaseti de danışmanlığı da bıraktı! Haber

Tutuklu avukat Ece Güner siyaseti de danışmanlığı da bıraktı!

Avukat Ece Güner, kamuoyuyla paylaştığı uzun açıklamada siyasi görevlerinden çekilme kararı aldığını duyurdu. Güner, İBB Başkan Danışmanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ndeki koordinatörlük görevlerinden affını isteyerek istifa ettiğini belirtti. AHBAP soruşturması kapsamında tutuklu bulunan hukukçu Ece Güner, sosyal medya hesabından yazılı bir açıklama yaptı. Güner, Fransa’da geçen çocukluk yıllarından başlayarak kariyerine, hukuk alanındaki çalışmalarına ve Türkiye’ye katkı sunma hedefiyle yürüttüğü mesleki yolculuğuna değindi. Uluslararası hukuk alanında edindiği deneyimlerle ülkeye yatırım ve kalkınma katkısı sağlamayı amaçladığını söyleyen Güner, 1996 yılında kurduğu hukuk bürosunu büyüterek Türkiye’nin önde gelen uluslararası hukuk bürolarından biri hâline getirdiğini ifade etti. “ASLA KAMUYA İŞ YAPMADIM, KAMUDAN İŞ ALMADIM” Açıklamasında özel sektörle çalıştığını ve kamu ile ticari ilişki yürütmediğini vurgulayan Güner, yıllar boyunca yoğun tempoyla çalışarak büyük bir emek verdiğini, çok sayıda akademik çalışma ve hukuk kitabı kaleme aldığını söyledi. Türkiye’ye yatırım çekmeye katkı sağladığını belirten Güner, bu süreçte ciddi bedeller ödediğini dile getirdi. HALUK LEVENT/AHBAP DOSYASIYLA İLGİLİ DEĞERLENDİRME Güner, hakkında gündeme gelen Haluk Levent/AHBAP dosyasıyla ilgili olarak ise “Yüzde 1000 masum” olduğunu savunarak, yaşadığı sürecin kendisini çok yorduğunu ifade etti. Açıklamasında, söz konusu süreçte mağdur edildiğini öne sürdü ve bu konuda daha önce ayrıntılı yazdığını belirtti. “SİYASETİ BIRAKIYORUM” Son dönemde yaşadıkları nedeniyle önemli bir karar aldığını belirten Av. Ece Güner, “Bu aşamada siyaseti bırakma kararı aldım” ifadelerini kullanarak, aktif siyasi görevlerinden çekildiğini duyurdu. Ailesinin de bu süreçten olumsuz etkilendiğini söyleyen Güner, kamuoyuna teşekkür ederek adalet için dua ettiğini kaydetti.

Şahan Gökbakar’ın Ahbap soruşturması kapsamında verdiği ifade ortaya çıktı Haber

Şahan Gökbakar’ın Ahbap soruşturması kapsamında verdiği ifade ortaya çıktı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında oyuncu ve komedyen Şahan Gökbakar’ın tanık sıfatıyla verdiği ifade ortaya çıktı. Gökbakar, 6 Şubat depremleri öncesinde ve sonrasında Ahbap Derneği ile herhangi bir ilişkisinin olmadığını belirterek, doğal afetlerde yaptığı yardımları kendi imkanlarıyla ve resmi kurumlar üzerinden gerçekleştirdiğini söyledi. "Haluk Levent ve Ahbap bende hiçbir zaman güven uyandırmadı" Haluk Levent ve Ahbap Derneği’ni 6 Şubat depreminden önce medyadan bildiğini ifade eden Gökbakar, "Ben Haluk Levent’i ve Ahbap Derneğini 6 şubat deprem felaketinden önce medyadan her vatandaşın bildiği kadar tanırdım. Kendisinin senet ve dolandırıcılık suçlarından ceza aldığını biliyordum o yüzden kendisi bende hiçbir zaman güven uyandırmamıştır. Ahbap Derneği ile hiçbir dönem ilişkim olmadı, bu dernek eliyle hiçbir dönem maddi olarak yardım yapmadım" dedi. "Yardımlarımı AFAD’a teslim ettim" Doğal afetlerde kendi kitlesi ve imkanlarıyla yardım etmeye çalıştığını belirten Gökbakar, 2021 yılında Kastamonu’da yaşanan sel felaketi ile Muğla’daki yangınlarda da bireysel olarak maddi ve manevi yardımda bulunduğunu söyledi. Gökbakar, "Bunları da kendime ait sosyal medya platformlarında duyurdum. Ayrıca benim vesilemle toplanan bu yardımlar her zaman devlet kurumlarına yani AFAD’a teslim edilmiştir. Kastamonu’da yaşanan sel felaketinde şahsen yaptığım yardımları AFAD’a teslim ettiğime dair de tweet atmıştım" ifadelerini kullandı. Gökbakar, yardım faaliyetlerinin resmi kanallar üzerinden gerçekleştirilmesi gerektiğini düşündüğünü belirterek, "Herhangi bir özel kuruluşla, dernek veya vakıfla ilişkim olmamıştır" diye konuştu. "Ahbap ve Haluk Levent’i destekleyici bir söylemim olmadı" 6 Şubat depremlerinin ardından da kendi imkanlarıyla bölgeye yardım ettiğini anlatan Gökbakar, bu süreçte Ahbap Derneği veya Haluk Levent hakkında destekleyici herhangi bir söylemde bulunmadığını ifade etti. Gökbakar, "Hatta o dönem Haluk LEVENT’in beyan ettiği Kızılay’dan çadır alımları ile ilgili olan olaylarda benim sorgulayıcı bir yaklaşımım ve tweetim üzerine kendisi ile yine sosyal medya platformunda sözlü bir münakaşamız olmuştu" dedi. "Haluk Levent’e daha dikkatli yaklaşılması gerektiğini söyledim" Deprem döneminde de önceki afetlerdeki yaklaşımını sürdürdüğünü belirten Gökbakar, çevresindeki kişilere de yardımların resmi kurumlar aracılığıyla yapılması gerektiğini söylediğini aktardı. Gökbakar, "Bu tür olaylarda yardım faaliyetlerinin her zaman devlet eliyle resmi kurumlar eliyle yapılmasını desteklemiş ve doğru bulmuşumdur. Hal böyleyken benim Ahbap Derneği ile bu tür bir faaliyete girişmem mümkün değildir" ifadelerini kullandı. O dönemde sosyal medya ve arkadaş çevresinde Haluk Levent’in geçmişine ilişkin daha dikkatli olunması gerektiğini dile getirdiğini söyleyen Gökbakar, bu yaklaşımı nedeniyle Haluk Levent ve Ahbap’ı destekleyen kesimler tarafından eleştirildiğini de ifade etti. Gökbakar, ifadesinin sonunda soruşturma kapsamında bildiklerinin bunlardan ibaret olduğunu belirtti.

Ahbap soruşturmasında 44 milyon TL'lik para trafiği: 1 milyon dolara çevrilen para kasada bulunamadı Haber

Ahbap soruşturmasında 44 milyon TL'lik para trafiği: 1 milyon dolara çevrilen para kasada bulunamadı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "Ahbaplar suç örgütü" hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, derneğe ait 44 milyon TL'nin önce 1 milyon dolara, ardından fiziki altına çevrilmesine ilişkin işlemler ele alındı. Soruşturma dosyasındaki tespitlere göre, söz konusu işlemlerde dernek yönetim kurulu tarafından Haluk Levent yetkilendirilirken, satın alındığı belirtilen altınların muhafaza edilmesi amacıyla kiralanan banka kasasında yapılan incelemede altınlar bulunmadı. Soruşturma dosyasına göre Ahbap Derneği Yönetim Kurulu, 14 Ocak 2026 tarihinde derneğin banka hesabında bulunan 44 milyon TL'nin enflasyon karşısında değer kaybetmesini önlemek amacıyla altına dönüştürülmesine karar verdi. Yönetim kurulunun aynı tarihli kararında, paranın doğrudan altına çevrilmesi yerine önce ABD dolarına dönüştürülmesi, ardından dolar kullanılarak fiziki altın satın alınması kararlaştırıldı. Alınan karar doğrultusunda 44 milyon TL'nin dövize çevrilmesi ve döviz bürosundan alınacak 1 milyon doların fiziki olarak teslim alınması konusunda Haluk Levent yetkilendirildi. Aynı gün alınan başka bir yönetim kurulu kararıyla ise satın alınacak altınların muhafazası amacıyla banka kiralık kasası tutulmasına karar verildi. Kasanın anahtarının da Haluk Levent'e teslim edilmesi kararlaştırıldı. Havale açıklamasına "Gazze için elden alınan 1 milyon USD" yazıldı Dosyada yer alan bilgilere göre derneğin hesabından 14 Ocak 2026 tarihinde bir döviz bürosuna 44 milyon TL havale edildi. Havale işleminde açıklama kısmına "Gazze için elden alınan 1 milyon USD ödemesi" ifadesinin yazıldığı belirtildi. Soruşturma dosyasındaki tespitlere göre 44 milyon TL karşılığında alınan 1 milyon dolar nakit olarak Haluk Levent tarafından teslim alındı. İki gün sonra fiziki altın alındı Yönetim kurulu, 16 Ocak 2026 tarihinde aldığı kararla bu kez fiziki olarak teslim alınan 1 milyon dolar kullanılarak kuyumcudan altın satın alınmasına karar verdi. Altınların teslim alınması konusunda da Haluk Levent yetkilendirildi. Dosyadaki kayıtlara göre satın alınan altınların, Ahbap Derneğinin VakıfBank Feriköy Şubesinde bulunan kiralık kasada muhafaza edilmesi gerekiyordu. Kasa 6 Ağustos'ta açıldı: Altın yerine ilaç ve kitap çıktı Soruşturma kapsamında kiralık kasanın durumu 6 Ağustos 2026 tarihinde kontrol edildi. Polis memuru, kuyumcu bilirkişi ve derneğin mal varlığı yönetim kayyım heyetinde görevli iki avukatın huzurunda açılan kasa, ayrıca video kaydına alındı. Dosyadaki tespitlere göre, 44 milyon TL'nin önce 1 milyon dolara, ardından fiziki altına dönüştürüldüğü belirtilen varlıklara kasada rastlanmadı. Kasadan bir kutu Tylolhot, bir kutu vitamin hapı, iki kutu ilaç ve bir kitap çıktığı kaydedildi. 44 milyon TL ve altınların akıbeti araştırılıyor Soruşturma kapsamında, derneğin banka hesabından çıkan 44 milyon TL'nin, bu parayla temin edildiği belirtilen 1 milyon doların ve ardından satın alındığı ifade edilen fiziki altınların akıbetinin belirlenmesine yönelik inceleme sürüyor. Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında söz konusu para ve altınların kim veya kimlerin tasarrufuna geçtiği, işlemlerin nasıl gerçekleştirildiği ve hukuki niteliğinin belirlenmesine yönelik çalışmaların devam ettiği öğrenildi.

Berna Laçin'in savcılık ifadesi ortaya çıktı: "Yardımları amacının dışında kullanan herkes için hak ettiği cezayı almasını istiyorum" Haber

Berna Laçin'in savcılık ifadesi ortaya çıktı: "Yardımları amacının dışında kullanan herkes için hak ettiği cezayı almasını istiyorum"

"Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturması kapsamında ifade veren oyuncu Berna Laçin, "Deprem bölgelerinde tanıdığım ve irtibatta olduğu kişiler aracılığı ile yardım malzemesi gönderiyordum. O dönem bölgede çalışan birçok kurum ve derneğe bu şekilde yardım gönderdiğim olmuştur. Bu yardımlar içerisinde kendi şahsına menfaat temin eden veya yardımları amacının dışında kullanan herkes için hak ettiği cezayı almasını istiyorum" dedi. Oyuncu Berna Laçin’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturması kapsamında verdiği ifade ortaya çıktı. "Kişi olarak Haluk Levent'in kendisine duyduğum güven ya da güvensizlik söz konusu değildi" Berna Laçin ifadesinde, "Ahbap Derneği başkanı Haluk Levent'i uzun yıllardan beri ismen tanırım. Ancak kendisi ile yaklaşık 20 yıldır herhangi bir irtibatımız olmamıştır. Yine bahse konu dernek yönetici veya üyeleri ile de herhangi bir irtibatım yoktur. Deprem felaketi döneminde bölgeye elimden geldiğince yardımda bulunmaya çalıştım. Bu yardım faaliyetlerini nakit para olarak değil, doğrudan fiziki olarak ihtiyaç duyulan şey her ne ise onu temin ederek gidermeye çalışmak oldu. Deprem bölgelerinde tanıdığım ve irtibatta olduğu kişiler aracılığı ile yardım malzemesi gönderiyordum. O dönem bölgede çalışan birçok kurum ve derneğe bu şekilde yardım gönderdiğim olmuştur. Herhangi bir şekilde para gönderiminde bulunmadığım gibi başkasının para göndermesi için de telkinde bulunmadım. Nitekim geçmişten günümüzü yapılacak yardımların bu hali ile yapılması gerektiğini düşünüyorum. Deprem dönemi twitter hesabı üzerinden yapmış olduğum paylaşım bana aittir. Bu paylaşım içeriğinde yukarıda belirttiğim üzere bölgede çalışan dernek olması sebebi ile yiyecek, giyecek veya benzeri ihtiyaçlar yönünden yardımda bulunulması gerektiğini belirttim. Ayrıca bölgeye giden kişilerin de bu yönde yetkin ve organize bir şekilde girilmesi gerektiğini aksi takdirde bölgede çalışanlara ayak bağı olacağını ifade ettim. Ayrıca pek çok dernek ve şirketin de bölgeye yardımda bulunması amacı ile çalıştım. Ahbap Derneği bölgede çalışmakla birlikte gerek sosyal medyada gerek televizyonda yardım faaliyetinde bulunan bir dernek olarak görünüyordu. Nitekim kamu kurumları ile birlikte hareket edip kamu kurumlarında yönetici olarak bulunan kişiler ile de birlikte hareket etmesi ve hatta ödüllendirilmesi sebebi ile derneğe yardımda bulunmak istiyordum. Ancak kişi olarak Haluk Levent'in kendisine duyduğum güven ya da güvensizlik söz konusu değildi" dedi. "Yardımları amacının dışında kullanan herkes için hak ettiği cezayı almasını istiyorum" Laçin, "10 Şubat 2023 tarihinde yapmış olduğum bir paylaşımda ‘Keşanlı Ali destanını tekrar yaşamayalım’ şeklide tweet attım. Bunu atma sebebim de kişilerin temsil ettikleri kurum veya derneklerin önüne geçmesinin tehlikeli olacağını düşündüğüm için bu paylaşımı yaptım. Depremzedeler için toplanan yardımların çok değerli olduğunu düşünüyorum. Bu yardımlar içerisinde kendi şahsına menfaat temin eden veya yardımları amacının dışında kullanan herkes için hak ettiği cezayı almasını istiyorum. Anlatacaklarım bunlardan ibarettir" şeklinde ifade verdi.

Eda Ece: "Şevval Sam bizi Haluk Levent'e karşı kati şekilde uyardı" Haber

Eda Ece: "Şevval Sam bizi Haluk Levent'e karşı kati şekilde uyardı"

Oyuncu Eda Ece’nin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturması kapsamında verdiği ifade ortaya çıktı. Ece ifadesinde, "Şevval Sam bizi Haluk Levent'e karşı kati şekilde uyardı. Haluk Levent'in geçmişi nedeniyle ona güvenemeyeceğimizi söyledi. Ben daha önceden Haluk Levent ile tanışmıyordum. Deprem sürecinde ve sonrasında da hiç irtibata geçmedik. Bana sorduğunuz ‘deprem bölgesinde yapılan şeyi başkaları yapıyor sandılar, sandıktan onu anladık’ anlamına gelen sözleri ödül töreninde söylemiştim. Sözlerim nedeniyle defalarca özür diledim. Haddini aşan bu ifadeleri kullanmamalıydım. Çok pişmanım ve özür diliyorum. Ben AHBAP'a ve Haluk Levent'e hiç yardım etmedim ancak sandıkla alakalı hadsiz sözlerim için tekrar özür dilerim, çok pişmanım" dedi. Eda Ece’nin ifadesi esnasında iki kez ağladığı da tutanağa kaydedildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturması sürüyor. Bu kapsamda ifadeye çağırılan oyuncu Eda Ece’nin beyanları ortaya çıktı. "Şevval Sam bizi Haluk Levent'e karşı kati şekilde uyardı" Eda Ece ifadesinde "Ben uzun yıllardır televizyon sektöründe çalışıyorum. 2023 yılının Şubat ayında yaşanan büyük depremlerde İstanbul'da dizi çekimlerindeydik. Televizyon yapımlarından ekmek yediğimiz için insanlara karşı manevi olarak borçlu hissettik. Bu nedenle ekip olarak depremzedelere yardım etmek istedik. Sette birlikte çalıştığımız rol arkadaşım Şevval Sam bizi Haluk Levent'e karşı kati şekilde uyardı. Haluk Levent'in geçmişi nedeniyle ona güvenemeyeceğimizi söyledi. Ben daha önceden Haluk Levent ile tanışmıyordum. Deprem sürecinde ve sonrasında da hiç irtibata geçmedik. Yüz yüze hiç gelmedik. Bende numarası dahi yoktur. Biz yalnızca dizi ekibi olarak kendi organize ettiğimiz yardımları deprem bölgesine tır ile gönderdik. Sosyal medyadan tespit edebildiğimiz oyuncak kıyafet gibi ihtiyaçları bireysel inisiyatif ile paketleyip yardımcı olmak istedik. Yine İstanbul'a getirilen Darülaceze'deki çocuklarla bir araya geldik. Adana ve Ankara'daki depremzede hastaları hastanede ziyaret ettik. Bunların hiçbirine basını çağırmadık ve hiçbir dernekle gitmedik. Yalnızca depremzedelerin acılarını paylaşabilmek için birlikte durmak istedik. Çünkü deprem sürecinde çok büyük acılar yaşandı. Hastanede kolsuz, bacaksız insanlar gördüm. Küçük çocuklar dahi organlarını kaybetmişti" dedi. Eda Ece’nin ağladığı ifade tutanağına geçti Eda Ece’nin ifadesi esnasında ağladığı ifade tutanağına geçti. Ardından devam eden Eda Ece, "Bu kadar büyük acı varken toplanan yardım paralarının usulsüzlük için kullanılmasına inanamıyorum. Şevval Sam bizi Haluk Levent'in kötü niyetinden korumuş, çünkü birçok ünlü gibi bizde deprem sırasındaki yardım motivasyonumuzu AHBAP'a yönlendirebilirdik. Ancak biz set olarak AHBAP'ı öyle bir yok saydık ki nerede konumlandığını bile sorgulamadık. Devlet kurumlarının rakibi olarak parlatılmaya çalışıldıysa benim bununla alakalı bilgim yoktur. Bizim için hep şüpheliydi. Kamuoyunda Kızılay ve AFAD'a rakip algısı yerleşmiş olabilir. Ben yalnızca ATV'de yayınlanan AFAD'ın bağış programına katıldım. İçişleri Bakanlığı tarafından aranıp davet edilmiştim. Bu programda saçımı yapmamıştım. Ve makyajsızdım. Bu nedenle acıyı sahiplendiğim ve asıl toplumun benimsediği ünlü olduğum şeklinde yorumlar yapılmıştı. Bana sorduğunuz ‘Deprem bölgesinde yapılan şeyi başkaları yapıyor sandılar, sandıktan onu anladık’ anlamına gelen sözleri ödül töreninde söylemiştim. Haziran 2023'te İstanbul'da yapılan ödül töreninde Şubat ayı dergi kapağı ünlüsü seçilmiştim. Beni Şubat ayına seçmelerinin sebebini deprem sürecindeki duyarlılığım olarak düşünmüştüm. Depremden sonra ilk kez saçımı ve makyajımı yapıp toparlanmış hissederek sahneye çıktım. Stil ödülü alırken dahi depremden bahsettim. Konuşmamın tamamı yayınlanmıştı. Ancak konuşmamın sonundaki haddini aşan şakam cımbızlanarak tüm deprem sürecindeki yaptıklarım silinmek istendi. Ödül töreninin neşesini deprem konusu ile bozduğumu düşünüp ağırlık hissettim. Bu nedenle duygusal konuşmamı bir şaka ile bitirmek istedim. Sektörde şakacılığımla bilinirim. Ancak hala neden böyle bir söz söylediğimi anlayamıyorum. Zaten konuşmamın devamında bir hafta sonra düğünüm var gibi saçmalamaya devam etmişim. Bu kadar büyüyebileceğini aklımın ucundan dahi geçirmedim. Asıl üzüldüğüm husus depremzedelerin bana alınmış olmasıdır. En büyük pişmanlığım budur. Uzun süre depremzedelerden aldığım kardeşlik övgüsünü kaybettiğimi düşündüm" dedi. "Haluk Levent'e hiç yardım etmedim ancak sandıkla alakalı hadsiz sözlerim için tekrar özür dilerim, çok pişmanım" Eda Ece’nin ardından yeniden ağladığı ifade tutanağına geçti. İfadesine devam eden Ece "Konuşmamdan bir hafta sonra özür yazısı paylaştım. Ancak toplumda bir karşılığı olmadı. 2023 Haziran'da evlendim, Temmuz'da kızıma hamile kaldım. Geçen bu 3 senelik süreçte sessizce yorumları okudum ve medyada iş yapmadım. Hamile olmama ve ekranda görünmememe rağmen linç devam etti. Sözlerim nedeniyle defalarca özür diledim. Haddini aşan bu ifadeleri kullanmamalıydım. Çok pişmanım ve özür diliyorum. AHBAP soruşturması açılınca insanlar Haluk Levent'e ve AHBAP'a yardım ettiğimi söyleyerek tutuklanmamı isteyen tweetler attılar. Bende bunun üzerine geçen hafta 5 sayfalık özür metni paylaştım. Yapımcılar ya da avukatlara danışmadım. Yalnızca içimden gelenleri içtenlikle söyledim. Keşke zaman makinesi olsa ve söylediklerimi geri alabilsem. Beni ifadeye çağırdığınız için teşekkür ederim çünkü uzun zamandır kendimi ifade etmek istiyorum. Ben AHBAP'a ve Haluk Levent'e hiç yardım etmedim ancak sandıkla alakalı hadsiz sözlerim için tekrar özür dilerim, çok pişmanım" dedi.

İrem Helvacıoğlu Ahbap hakkında ifade verdi Haber

İrem Helvacıoğlu Ahbap hakkında ifade verdi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturması kapsamında oyuncu İrem Helvacıoğlu’nun savcılık ifadesi ortaya çıktı. Helvacıoğlu, deprem döneminde Ahbap Derneği’nin yardım faaliyetlerine gönüllü olarak destek verdiğini belirterek, "6 Şubat depremi sebebiyle Ahbap Derneği’nin yardım faaliyeti sırasında herhangi bir maddi kazancım asla olmamıştır" dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturması sürüyor. Bu kapsamda, oyuncular Berna Laçin, Eda Ece, Farah Zeynep Abdullah, İrem Helvacıoğlu ve Kerem Bürsin, ifade vermek üzere savcılığa çağrılmıştı. Konuya ilişkin, oyuncu İrem Helvacıoğlu, ifade vermek üzere Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayına geldi. "Haluk Levent ile 2021 yılındaki orman yangınında tanıştım" Öte yandan, İrem Helvacıoğlu’nun savcılık ifadesine de ulaşıldı. Haluk Levent ile bir samimiyeti olmadığını belirten Helvacıoğlu, "Haluk Levent’i yanlış hatırlamıyorsam 2021 yılında İzmir' de meydana gelen orman yangını olayında tanımıştım. O dönemde kendisinin AHBAP Derneğinde faaliyette bulunduğunu biliyorum. O yangında ormanda yaşayan hayvanların tedavilerinde ve yemek ihtiyaçları için maddi/ manevi yardımda bulunmuştum. Ne kadar maddi yardımda bulunduğumu şuan hatırlamıyorum. Kendisiyle herhangi bir samimiyetim de yoktur " ifadelerini kullandı. "Ahbap’a maddi bağış yapmadım" 6 Şubat depremlerinin ardından yardım çalışmalarına katıldığını belirten Helvacıoğlu, "Ahbap Derneği’ne 6 Şubat deprem döneminde herhangi bir maddi yardımım olmamıştır. AFAD’ın yardım faaliyetlerinde de yer aldım. Deprem bölgesine yardım ulaştırabilmek için elimden geldiğince tüm yardım organizasyonlarına destek olmaya çalıştım" dedi. "Firmalarla dernek arasında koordinasyon sağladım" Deprem dönemi faaliyetlerinden bahseden Helvacıoğlu, "Depremzede vatandaşların temel ihtiyaçları ile ilgili olarak mesela bir çocuk bezi gibi eşyalar ile alakalı çocuk bezi üretici firmaları ile irtibata geçip, örneğin Hatay' da bildirilen bez ihtiyacı kapsamında firmayla görüşme sağlayıp elimde bulundurdukları miktar kadar fiyat anlaşması yapıp, firmadan almış olduğum IBAN' ı ve anlaşmış olduğum miktarı bedel olarak dernek yetkililerine bildirirdim. Onlar da söz konusu firma ile irtibata geçip, ihtiyaç olan eşyanın satın alınması üzerine görüşmeler yapardı ve bu şekilde de deprem bölgelerine firma tarafından gönderilirdi. Bu gibi faaliyet içerisinde oldum. Bunun dışında herhangi bir maddi beklentisi olan ihtiyaç olan eşyaları da benim şahsi olarak görüştüklerim firmalar arasından gönderen firmalar da olmuştur" şeklinde konuştu. "Yardımların yerine ulaşıp ulaşmadığını bilemezdik" Deprem döneminde birçok gönüllünün görev yaptığı bir koordinasyon merkezinde çalıştığını anlatan Helvacıoğlu, "Sağlanan yardımların yerine ulaşıp ulaşmadığı, benim ve benim gibi yardım faaliyetinde bulunan kişilerin bilebileceği bir durum değildi. Bunu dernek yetkililerinin verdiği bilgiler doğrultusunda öğreniyorduk. Bazen de depremzedelerin sosyal medya üzerinden gönderdiği mesajlardan anlayabiliyorduk" diye konuştu. "Bu durum beni çok üzdü" Devlet kurumlarını hedef alan herhangi bir paylaşım ya da açıklamasının bulunmadığını söyleyen Helvacıoğlu, Kızılay ve AFAD gibi kurumlara da destek olunması için çaba gösterdiğini ifade etti. Yardım faaliyetlerinde tek amacının depremzedelere en kısa sürede ulaşmak olduğunu belirten Helvacıoğlu, "Bu soruşturmalar neticesinde Ahbap Derneği’nin faaliyeti dışında bir amaçla hareket ettiğini öğrendim. Bu durum beni çok üzdü. Benim 6 Şubat depremi sebebiyle Ahbap Derneği’nin yardım faaliyeti sırasında herhangi bir maddi kazancım asla olmamıştır. Soruşturma sonucunda gerçekten yardıma muhtaç insanlara ulaşması gereken maddi yardım kaynaklarını kendi uhdelerinde kullanmışlarsa cezalandırılmalarını da yürekten isterim" dedi. İrem Helvacıoğlu ifadesinin ardından adliyeden ayrıldı.

Hüseyin Başaran, Ahbap'a fındık fabrikasını da satmış Haber

Hüseyin Başaran, Ahbap'a fındık fabrikasını da satmış

Ahbaplar suç örgütü’ soruşturması kapsamında gözaltına alınan Başaran Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Başaran’ın sanatçı Haluk Levent’e Trabzon’daki fındık fabrikasını da sattığı ortaya çıktı. Levent’in asistanı Yeliz Kaya üzerinden satılan fabrikanın 1-2 gün içerisinde Kanat Savunma’ya devredildiği belirlendi. Ahbap Derneği’ne yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturmasının dördüncü dalga operasyonunda gözaltına alınan Başaran Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Başaran’ın ifadesinde, Haluk Levent’e 2026 yılının Şubat ve Nisan ayları arasında toplam 22 taşınmazın satışını gerçekleştirdiklerini, bu satışların toplam bedelinin 2 milyar 298 milyon 985 bin 908 TL olduğunu söylediği öğrenildi. Bu taşınmazlardan birinin de Trabzon’un Arsin Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Başaran Fındık Fabrikası olduğu, fabrikanın Haluk Levent tarafından asistanı Yeliz Kaya adına devredilmesini istediği belirtildi. Bu devir işleminin gerçekleşmesinin ardından Yeliz Kaya’nın fabrikayı 1-2 gün içinde iş insanı Esin Önder Çağlayan’ın sahibi olduğu Kanat Savunma’ya devrettiği, devir işlemlerinin ardından taşınmazlar üzerine bankalardan yüksek tutarlı krediler kullanılarak ipotek tesis edilmesi üzerine Başaran’ın bu durumdan şüphelendiği kaydedildi. Öte yandan, Arsin Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fındık fabrikasının satışının ardından tabelalarının 3-4 ay önce söküldüğü ancak Kanat Savunma’nın burada bir fabrika kurulum çalışması başlatmadığı gözlendi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.