Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Hakaret

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Hakaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hakaret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Mehmet Ertaş'tan skandal paylaşımlara kınama: "Süreci yakından takip edeceğiz" Haber

Başkan Mehmet Ertaş'tan skandal paylaşımlara kınama: "Süreci yakından takip edeceğiz"

İlçedeki bir okulda görevli öğretmenin açığa alınıp gözaltına alınmasıyla sonuçlanan skandal paylaşımlara dair açıklama yapan Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, milli ve manevi değerlerin kırmızı çizgi olduğunu vurguladı. Başkan Ertaş, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Edremit'te görev yapan bir öğretmenin, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ve bağımsızlığımızın simgesi şanlı Türk bayrağımıza yönelik hakaret içeren ifadelerinin yer aldığı görüntüleri büyük bir üzüntü ve tepkiyle karşıladım. Bu topraklarda özgürce yaşıyorsak bunu bağımsızlık mücadelemizin önderi Mustafa Kemal Atatürk'e ve bu uğurda canını ortaya koyan kahramanlarımıza borçluyuz. Ay yıldızlı bayrağımız ise milletimizin ortak değeri, bağımsızlığımızın ve birliğimizin en güçlü sembolüdür. Bu değerlere yönelik hakaretleri kabul etmek mümkün değildir." "Bir eğitimcinin bu ifadeleri kullanması son derece düşündürücüdür" Çocukların emanet edildiği bir öğretmenin bu tür davranışlar sergilemesinin kabul edilemez olduğuna dikkat çeken Ertaş, "Üstelik geleceğimiz olan çocuklarımızı yetiştirme sorumluluğunu taşıyan bir eğitimcinin bu tür ifadeler kullanması, mesleğinin gerektirdiği sorumluluk açısından da son derece düşündürücüdür. Atatürk'e, Cumhuriyetimize ve bayrağımıza saygı, toplumsal birlikteliğimizin temel unsurlarındandır. Bu olayla ilgili yürütülen süreci yakından takip edeceğimizi, hukuki çerçevede gerekli işlemlerin yapılmasının önemini bir kez daha vurgulamak istiyorum. Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetine, Cumhuriyetimizin değerlerine ve şanlı bayrağımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz" dedi.

Whatsapp’ta dedikodu yaptı, işten atıldı Haber

Whatsapp’ta dedikodu yaptı, işten atıldı

İddiaya göre M.N. ile G.Ü. isimli iki işçi, WhatsApp yazışmalarında işyerine dair düşüncelerini paylaştı. Konuyla alakalı şikayetleri değerlendiren işveren, WhatsApp’ta yapılan dedikoduların işyerinde olumsuzluklara yol açtığını öne sürüp iki işçiyi de kovdu. İş Mahkemesi’nin kapısını çalan M.N., iş akdinin feshi haksız olduğunu bu nedenle feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine, işe başlatılmaması halinde ödenecek 4 aya kadar işe başlatmama tazminatı ve en fazla 4 aylık boşta geçen süre ücreti miktarlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Davalı işveren de ilgili yazışma içeriklerinde G. Ü.ve davacının iş yeri ve çalışma arkadaşları hakkında dedikodu düzeyinde konuşmalar gerçekleştirildiği, bir takım çalışanlar hakkında hakaret düzeyinde ifadeler kullanıldığı, yine bir takım işçilerin iş yerinde gizlice çekildiği anlaşılan fotoğraflarının paylaşıldığını ileri sürdü. Bu durumda davalı işverenden iş akdinin devamının beklenemeyeceğini anlaşıldığını, davacının eylemlerinin yoğunluğu ve G.Ü. isimli işçinin de işten çıkarıldığını dile getirdi. İş Mahkemesi, davanın reddine hükmetti. Davacı avukatı kararı istinafa taşıdı. BAM 12. Hukuk Dairesi, her iki tarafın da ifadelerini değerlendirdi. WhatsApp yazışmalarıyla alakalı Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin, ‘’Whatsapp sistemi, telefon ve internet ortamında internet vasıtası ile iletişimi gerçekleştiren bir sistemdir. Burada kişi, kişiler ile iletişime geçtiği gibi gruplar kurarak grup içiresinde iletişim gerçekleştirilmektedir. Ancak bu sistem kendi içinde korunan ve 3. kişilere kapalı bir konumdadır. Dolayısı ile işçilerin iş akışını bozmadığı ve çalışmaların etkilemediği sürece bir grup kurmaları ve burada iletişim içinde olmaları yasak değildir. İşçilerin bu kapsamda burada iletişimlerinin kişisel veri olarak da korunması esastır. Somut uyuşmazlıkta, WhatsApp konuşmaları gizlilik içeren kişisel veri niteliğinde olduğundan, salt nasıl temin edildiği anlaşılamayan bu yazışmalara dayanılarak iş aktinin feshi haksız olup, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü yerine reddi hatalıdır’’ şeklindeki kararına dikkat çekildi. BAM kararında şöyle denildi: ‘’ Somut uyuşmazlıkta, davacı işçi ile davalı işverenin diğer bir çalışanın WhatsApp uygulaması üzerinden kişisel görüşmeler yaptığı, bu görüşmelerin gizlilik içeren kişisel veri niteliğinde olduğu, mevcut delil durumuna göre söz konusu yazışmaların işyerinde olumsuzluklara neden olduğuna ilişkin dosyada delil bulunmadığı ortadadır. Bu hali ile iş sözleşmesinin haklı ya da geçerli nedenle feshedildiğinin kanıtlanamadığı anlaşıldığından, işveren tarafından yapılan feshin geçersizliği ile davacının işe iadesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülerek, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davacının işe iade talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile işverence yapılan feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine hükmedilmiştir.’’

Ümit Özdağ, Kocaeli'de "tehdit" suçlamasıyla hakim karşısına çıktı Haber

Ümit Özdağ, Kocaeli'de "tehdit" suçlamasıyla hakim karşısına çıktı

Eski Rize milletvekili Şevki Yılmaz, 19 Şubat 2024 tarihinde katıldığı Osmanlı hanedanı üyesinin nikah merasiminde, "Osmanlıyı süren soysuzları lanetle anıyorum" ifadesini kullanmıştı. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ise sosyal medya hesabından Şevki Yılmaz'a yönelik paylaşım yapmıştı. Özdağ, söz konusu paylaşımda, "Şevki Yılmaz, 'Osmanlı'yı süren soysuzları lanetliyorum' diyerek Atatürk ve TBMM'ye hakaret etmiştir. Bu adama derhal dava açılmaz ise cumhuriyetin savcısı kalmamış demektir. Şevki, umarım bir yerde karşılaşırız, sana soylunun soysuzun kim olduğunu gösteririm. Bu arada düğünü yapan Osmanlı ailesi de bunun gibi adamları düğünlerine davet ederek sürülmeyi hak ettiklerini bir kez daha göstermişler" ifadelerini kullanmıştı. Özdağ'ın bu paylaşımı üzerine Şevki Yılmaz ise "tehdit" suçundan şikayetçi olmuştu. "Siyaset bilimi profesörü olarak o sözü söyledim" Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde tehdit suçundan yeniden hakim karşısına çıktı. Duruşmaya tutuksuz olarak yargılanan Ümit Özdağ ve avukatları katıldı, Şevki Yılmaz ve avukatları ise duruşmada yer almadı. Savunmasını yapan Özdağ, üzerine atılı tehdit suçlamasını reddetti. Kendisinin bir siyaset bilimi profesörü olduğunu hatırlatan Özdağ; dava konusu olan sözü akademik bir yaklaşımla, olayları evrak ve belgelerle izah etmek amacıyla kullandığını ve ortada bir tehdit kastı bulunmadığını ileri sürerek beraatını istedi. Duruşma, 4 Kasım'a ertelendi.

Eşe ‘Eşek’ demek hem boşanma hem tazminat sebebi Haber

Eşe ‘Eşek’ demek hem boşanma hem tazminat sebebi

Daire, ‘eşek’ kelimesinin kadının kişilik haklarına saldırı anlamına geldiğine dikkat çekerek, erkeğin maddi ve manevi tazminata çarptırılması gerektiğine hükmetti. Bir süredir şiddetli geçimsizlik yaşayan genç çift, Aile Mahkemesi’nde karşılıklı boşanma davası açtı. Tarafları dinleyen Mahkeme; davalı karşı davacı erkeğin aile yaşantısını olumsuz yönde etkileyecek şekilde her gün alkol aldığı, eşine karşı küfür ettiği, "eşeksin, hayvansın" diyerek eşini aşağıladığı, hakaret ettiği, küçük düşürdüğü, sorumsuz bir yapıda olduğu erkeğin tam kusurlu olduğuna hükmetti. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, Aile Mahkemesi’nin kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verdi. Aile Mahkemesi, tarafları eşit kusurlu bulup kadının tazminat taleplerini geri çevirdi. Kararın temyiz edilmesiyle devreye giren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, emsal nitelikte bir karara imza attı. O kelime başına dert açtı Kararda, erkeğin kullandığı, ‘eşeksin, hayvansın’ kelimelerinin kişilik haklarına saldırı anlamına geldiği vurgulandı. Kararda şöyle denildi: "İlk Derece Mahkemesi tarafından erkeğe yüklenilen, davacının aile yaşantısını olumsuz yönde etkileyecek şekilde her gün alkol aldığı, eşine karşı küfür ettiği, ‘eşeksin, hayvansın’ diyerek eşini aşağıladığı, hakaretlerde bulunduğuna dair eylemlerinin sürekliliği, kadının da erkeğe karşı şiddet eyleminin bir kereye mahsus olması nedeni ile, boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu yönünde kusur belirlemesi yanlıştır. Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara ve özellikle kadına yüklenen fiziksel şiddetin karşılıklı olmasına göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı karşı davacı erkeğin, davacı karşı davalı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı kusur belirlemesi ve değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebileceği öngörülmüştür. Evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, hakkaniyet kuralları da dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.’’

Yargıtay’dan şarta bağlı rüşvet kararı Haber

Yargıtay’dan şarta bağlı rüşvet kararı

Şarta bağlı olarak sunulan bir teklifin rüşvet suçunu oluşturmayacağına dikkat çeken Yargıtay 4. Ceza Dairesi, belirlenen şart gerçekleşmediği taktirde rüşvet sözleşmesinin gereği yerine getirilemeyeceğinden anlaşmanın konusunun da kendiliğinden ortadan kalkacağına hükmetti. İddiaya göre, göçmen kaçakçılığı ile uğraşan bir kişi sınırdan göçmen geçirmek için rüşvet pazarlığı yaptı. Göçmenlerin sınırı geçmesi halinde belirli bir bedeli ödemeyi taahhüt etti. Devreye giren güvenlik güçlerinin şikayeti üzerine Cumhuriyet savcılığınca göçmen kaçakçısı için, ‘rüşvet ve hakaret’ suçundan soruşturma başlatıldı. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan göçmen kaçakçısına ‘hakaret’ten hapis cezası, ‘rüşvet vermek’ suçundan beraat kararı verildi. Kararın istinafa taşınmasıyla devreye giren Bölge Adliye Mahkemesi, itirazları geri çevirdi. Sanık avukatının temyiz etmesiyle dava dosyası Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin gündemine geldi. Emsal nitelikte karara imza atan Daire, şarta bağlı rüşvete vurgu yaptı. Kararda şöyle denildi; ‘Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.05.1987 tarihli ve 1987/600 Esas, 1987/245 sayılı Kararında vurgulandığı gibi rüşvet suçunun konusu, işin yapılması veya yapılmaması olduğundan, şarta bağlı rüşvet sözleşmesinin yapılamayacağı, zira şart gerçekleşmediğinde rüşvet sözleşmesinin gereğinin yerine getirilemeyeceği, başka bir anlatımla anlaşma konusunun ortadan kalkacağı ortadadır. Somut olayda sanığın sınırdan göçmen geçirdiğine ilişkin delil de elde edilemediğinin anlaşılması karşısında; şarta bağlı olan teklifin rüşvet suçunu oluşturmayacağı, anlaşıldığından, Mahkemenin suçun vasfına yönelik tespit ve uygulamasında hukuka aykırılık görülmediğinden tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu tespit edildiği, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmıştır. Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir. Temyiz isteminin esastan reddine, hükmün onanmasına oy birliği ile karar verilmiştir’’ denildi.

Bursa’da aranan 3 şahıs operasyonla yakalandı Haber

Bursa’da aranan 3 şahıs operasyonla yakalandı

Bursa’da aranan şahısların yakalanmasına yönelik düzenlenen operasyonlarda, haklarında toplam 76 yıl 9 ay hapis cezası bulunan 3 hükümlü yakalandı. Bursa Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, çeşitli suçlardan haklarında kesinleşmiş hapis cezası bulunan ve firari durumda olan şahısların yakalanmasına yönelik çalışma başlattı. Ekiplerin yürüttüğü titiz çalışmalar sonucunda 3 aranan şahsın adresleri tespit edildi. Yapılan operasyonda, "Hırsızlık", "Görevi Yaptırmamak İçin Direnme" ve "Hakaret" suçlarından toplam 33 yıl 4 ay hapis cezası bulunan ve hakkında 38 suç kaydı olduğu belirlenen G.E., Çukurcaköy Mahallesi’nde kayıtsız olarak kaldığı ikamette yakalandı. Ekiplerin bir diğer çalışmasında, "Hırsızlık" suçundan 23 yıl 1 ay hapis cezası bulunan ve 12 suç kaydı olduğu tespit edilen N.S. de Yahşibey Mahallesi’nde kayıtsız olarak kaldığı adreste yakalandı. Kargo görevlisi kılığına girdiler Operasyonun dikkat çeken bölümünde ise "Hırsızlık" suçundan 20 yıl 4 ay hapis cezası bulunan ve hakkında 31 suç kaydı olduğu belirlenen S.A.’nın yakalanması için özel yöntem kullanıldı. Yakalanmamak amacıyla sürekli adres değiştirdiği tespit edilen S.A.’nın Karaağaç Mahallesi’nde kayıtsız olarak kaldığı ikameti belirleyen ekipler, kargo görevlisi kılığına girerek adrese operasyon düzenledi. S.A., ekiplerin başarılı operasyonuyla yakalandı. Gözaltına alınan G.E., N.S. ve S.A., emniyetteki işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edildi.

Bursa’da zabıta memuruna saldırı sonrası basın açıklaması: "Kamu düzenini koruyanların da korunmaya hakkı vardır" Haber

Bursa’da zabıta memuruna saldırı sonrası basın açıklaması: "Kamu düzenini koruyanların da korunmaya hakkı vardır"

Bursa’nın Mudanya ilçesi Güzelyalı Mahallesi’nde görevini yaptığı sırada fiziki saldırıya uğrayan zabıta memuru hastaneye kaldırılırken, olayın ardından Zabıta Derneği tarafından basın açıklaması düzenlendi. Açıklamayı yapan Zabıta Derneği Avukatı Kardelen Akyüz, zabıta personeline yönelik sözlü ve fiziki saldırıların münferit olaylar olmadığını belirterek, zabıta personelinin daha güçlü hukuki ve kurumsal korumaya alınması çağrısında bulundu. Zabıta teşkilatının kuruluş yıl dönümü ve Zabıta Haftası’nın kutlandığı günde meydana gelen olayda, Bursa Büyükşehir Belediyesi Zabıta Müdürlüğü personelinin görevini yaptığı sırada fiziki saldırıya uğradığı, ayrıca hakaret ve tehditlere maruz kaldığı belirtildi. Saldırıya uğrayan zabıta memuru sağlık ekiplerince hastaneye kaldırılırken, olayla ilgili adli sürecin başlatıldığı öğrenildi. Yaşanan olayın ardından Zabıta Derneği tarafından düzenlenen basın açıklamasında konuşan Zabıta Derneği Avukatı Kardelen Akyüz, saldırıya uğrayan zabıta memuruna ve tüm zabıta teşkilatına geçmiş olsun dileklerini iletti. "Saldırıları kabul etmiyoruz" Zabıta personelinin gece gündüz kamu düzeninin, kent huzurunun ve vatandaşların güvenli yaşam hakkının korunması amacıyla görev yaptığını ifade eden Akyüz, görev başındaki kamu görevlilerine yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu söyledi. Akyüz, "Görevi başında vatandaşlarımızın huzuru, sağlığı ve güvenliği için çalışan bir kamu görevlisinin fiziki saldırıya maruz kalması münferit bir olay olarak görülemez. Öyle ki sadece derneğimize kayıtlı olan zabıta memurlarımız sözlü ve fiziki saldırılarla sık sık karşı karşıya kalmış ve 40’tan fazla adli olay tarafımıza intikal etmiştir" dedi. Son yaşanan olayın da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Akyüz, adli olayların artmasında birden fazla etkenin bulunduğunu ifade ederek, "Cezasızlık algısı, toplumun ekonomik şartları, şiddetin ve öfkenin normalleştirilmesi ve diğer birçok sebepten kaynaklı olarak her geçen gün adli olaylar artmaktadır. Adli olaylarda saldırganların birçok dosyada aynı şahıslar olması dikkat çekicidir" diye konuştu. "Zabıta, kentin sahadaki kamu otoritesidir" Zabıtaya yönelik saldırının yalnızca görev yapan personele karşı gerçekleştirilmiş bir saldırı olmadığını vurgulayan Akyüz, kamu otoritesi ve kamu hizmetinin de hedef alındığını söyledi. Akyüz, "Bir zabıtaya yönelik saldırı, yalnızca o zabıta memuruna yönelmiş bir saldırı değildir. Bu saldırı, kamu otoritesine, kamu hizmetine ve kent düzeninin sağlanmasına yönelmiş bir saldırıdır" ifadelerini kullandı. Zabıta ekiplerinin birçok olayda vatandaşların şikayet, istek ve önerileri doğrultusunda görev yaptığını belirten Akyüz, zabıtanın güvenliğinin kamu hizmetinin güvenliği anlamına geldiğini dile getirdi. "Zabıta personeli risklere karşı yeterli hukuki korumaya sahip değil" Zabıta personelinin kanunlarla kendisine verilen görev ve yetkileri yerine getirirken çeşitli risklerle karşı karşıya kaldığını ifade eden Akyüz, mevcut hukuki ve kurumsal koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Akyüz, zabıta ekiplerinin iş yeri denetimlerinden seyyar satıcı kontrollerine, ruhsat ve işgal denetimlerinden çevre ve halk sağlığı uygulamalarına, tüketici haklarından pazar yerlerinin düzenlenmesine kadar geniş bir görev alanına sahip olduğunu belirtti. Şehirlerin büyümesi ve nüfusun artmasıyla birlikte zabıtanın görev alanının da genişlediğini kaydeden Akyüz, "Bu görevler doğrudan vatandaşla temas hâlinde ve çoğu zaman gerilimli saha şartlarında yerine getirilmektedir" dedi. "Zabıta Hizmetleri Sınıfı oluşturulmalı" Zabıta personelinin yaptığı işin niteliği, taşıdığı risk, çalışma şartları ve üstlendiği kamu gücü dikkate alınarak kendisine özgü bir hizmet sınıfının oluşturulması gerektiğini savunan Akyüz, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda zabıta personeline özgü "Zabıta Hizmetleri Sınıfı" oluşturulmasını talep etti. Akyüz, taleplerini şu şekilde sıraladı: "657 sayılı Kanun’da Zabıta Hizmetleri Sınıfı oluşturulmasını, görev sırasında karşılaşılan fiziki ve hukuki risklere karşı etkin koruma mekanizmalarının güçlendirilmesini, mesleğin taşıdığı risklerin özlük ve sosyal haklara yansıtılmasını, görev başında saldırıya uğrayan zabıta personelinin yalnız bırakılmamasını talep ediyoruz." "Hukuki sürecin takipçisiyiz" Mudanya Güzelyalı’da yaşanan saldırıyla ilgili adli sürecin takipçisi olacaklarını belirten Akyüz, gerekli hukuki işlemlerin titizlikle yürütülmesini beklediklerini söyledi. Akyüz, "Bizim mücadelemiz yarın aynı saldırıyla karşı karşıya kalabilecek bütün zabıta personeli içindir. Bugün burada derneğimiz ve sendikalarımız ile birlikte tek bir iradeyi ortaya koyuyoruz: Kamu görevlisine yönelik şiddete hayır! Zabıta personeline yönelik saldırılara hayır! Kamu hizmetinin engellenmesine hayır!" dedi. Basın açıklamasında saldırıya uğrayan zabıta memuruna destek veren sendikalara da teşekkür eden Akyüz, Tüm-Bel Sen, Türk Yerel Hizmet Sen, Bağımsız Yerel Hak Sen, Bem-Bir-Sen ve Yeni Yerel Sen temsilcilerine teşekkürlerini iletti. Akyüz, açıklamasını, "Kamu düzenini koruyanların da korunmaya hakkı vardır" sözleriyle tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.