Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Hakan Fidan

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Hakan Fidan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hakan Fidan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Fidan'dan açıklama Haber

Bakan Fidan'dan açıklama

ASEAN Dışişleri Bakanları’nın Manila’da aldığı kararla Türkiye, ASEAN’ın Diyalog Ortağı olarak kabul edildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen dış politikada önemli bir sonuç daha elde ettiklerini belirterek, Türkiye’nin ASEAN’ın Diyalog Ortağı olarak kabul edildiğini duyurdu. Dışişleri Bakanı açıklamasında, ''Türkiye, ASEAN Dışişleri Bakanları’nın Manila’da aldığı kararla ASEAN’ın Diyalog Ortağı olarak kabul edildi. Böylece, ASEAN içinde üye ülke statüsünün hemen ardından gelen ve daha önce sadece 11 devletin kabul edildiği bir konuma ulaştık. 2024’te yaptığımız başvurunun ardından, süreç boyunca destek veren Dışişleri Bakanı arkadaşlarıma, Dönem Başkanı Filipinler’e ve ASEAN Sekretaryası’na içten teşekkür ediyorum. Bu gelişme, küresel diplomasimizin doğu ekseni olan Asya-Pasifik’teki etkimizi artırmak, ASEAN bölgesine yönelik uzun vadeli stratejimizi ilerletmek ve mevcut projelerimizi sonuçlandırmak bakımından son derece önemlidir. 2010’da ASEAN’la kurumsal ilişkilerimizin temelini atmamızdan bu yana, ASEAN ülkeleriyle her alanda iş birliğimizi artırmış ve ticaret hacmimizi 6,5 milyar dolardan 16 milyar dolara çıkarmıştık. Diyalog Ortağı statüsüyle beraber, yaklaşık 700 milyon nüfusu ve 4 trilyon ABD dolarını aşan ekonomisi bulunan ASEAN bölgesiyle siyasi ve ekonomik iş birliğimizin daha da derinleşeceğine inanıyoruz. Bu yeni dönemin ülkemiz ve ASEAN üyeleri için hayırlı olmasını diliyorum.'' ifadelerine yer verdi.

"Savaşın Karadeniz'e taşınmasını istemiyoruz" Haber

"Savaşın Karadeniz'e taşınmasını istemiyoruz"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kiev temasları çerçevesinde Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha ile ortak basın toplantısı düzenledi. Açıklamalarına Ukraynalı mevkidaşı Sibiha'ya ev sahipliği nedeniyle teşekkür ederek başlayan Fidan, Sibiha'nın daha önce Ukrayna'nın Ankara büyükelçiliği yapmış ve ikili ilişkilere büyük katkıları olmuş bir isim olması nedeniyle iki ülke arasındaki meselelerin daha hızlı ilerletilebildiğini söyledi. Fidan, "Biliyorsunuz geçtiğiniz mayıs ayında da buradaydım. Sizlerin huzurunda burada, basın toplantısı yaptık, iki ülke arasındaki ilişkileri değerlendirdik ama her şeyden önemlisi tabii ki, bir numaralı konu, devam eden savaş. Bu savaşta Ukrayna'nın toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı için neler yapılabilir ama aynı zamanda barış nasıl getirilebilir, onları konuşmuştuk. Tabii, yine aynı şartlar altında bugün yine buradayız. Savaşın getirdiği yıkımı ve etkileri görürken, diğer yandan da Ukrayna halkının sergilediği dirayet ve dayanışmayı takdirle gözlemliyoruz. Yaşanan bu acıların bir an önce son bulması bizim millet olarak en büyük temennimizdir. Bu vesileyle Ukrayna'nın toprak bütünlüğü, bağımsızlığı ve egemenliğine yönelik desteğimizi bir kez daha teyit etmek istiyorum" dedi. "Maalesef son dönemdeki gelişmeler kaygı verici" Bugünkü görüşmede savaşı sona erdirmeye yönelik çabaları birlikte ele aldıklarını ifade eden Fidan, "Maalesef son dönemdeki gelişmeler kaygı verici. Bir yandan diplomatik çabalarda durgunluk yaşanırken diğer yandan çatışmaların daha da şiddetlendiğini görüyoruz. Özellikle son dönemde sivil altyapıya ve yerleşim yerlerine yönelik artan saldırılardan açıkçası endişe duyuyoruz. Süratle müzakere masasına dönülmesi ve diplomatik çözüm arayışlarının kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz" diye konuştu. Bugünkü görüşmenin Ankara'da gerçekleştirilen NATO liderler zirvesinin hemen ardından gerçekleştirilmesi bakımından da ayrı bir anlam taşıdığını belirten Hakan Fidan, "NATO Zirvesi'nde müttefikler olarak Ukrayna'ya desteğin sürdürülmesine yönelik güçlü mesajlar verildi. Türkiye, savaşın ilk gününden beri Ukrayna'ya hem siyasi hem de askeri destek vermektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın NATO liderler oturumunda belirttiği üzere, Türkiye olarak Ukrayna İçin Önceliklendirilmiş İhtiyaçlar Listesi'ne (PURL) katkıda bulunmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Fidan pazartesi günü Fransa'nın başkenti Paris'te düzenlenen Gönüllüler Koalisyonu Liderler Zirvesi'ne Sayın Cumhurbaşkanımızı temsilen katılmasına değinerek, "Burada da Ukrayna'ya desteğimizin farklı veçhelerini muhataplarımızla ele alma imkanımız oldu" şeklinde konuştu. "Doğrudan diplomatik çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz" Bakan Fidan, Türkiye'nin savaşın başından bu yana iki tarafla da doğrudan temaslarını sürdürdüğünü vurgulayarak, "Geçtiğimiz ay Moskova'ya gerçekleştirdiğim ziyarette, savaşın mümkün olan en kısa sürede ve barışçıl yollarla sonlandırılmasına yönelik telkinlerimizi bir kez daha ilettik. Onlardan da görüşlerini alma imkanımız oldu. Önümüzdeki dönemde, müzakerelere tekrar ev sahipliği yapmak dahil olmak üzere, doğrudan diplomatik çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz" dedi. "Savaşın Karadeniz'e taşınmasını istemiyoruz" Savaşın başından bu yana çatışmanın yayılması riskinin ciddi bir tehdit olduğunu ve çeşitli şekillerde tırmanmalara şahit olduğunu kaydeden Hakan Fidan, "Karadeniz'in güvenliğini tehlikeye atan gelişmeler, bu endişeleri daha da artırmaktadır. Her vesileyle vurguladığımız gibi, savaşın Karadeniz'e taşınmasını istemiyoruz. Karadeniz'de huzurun korunması şarttır. Burada limanların, tankerlerin ve balıkçı teknelerinin hedef alınması, sivillerin hayatlarının riske atılması mazur görülecek bir husus değildir. Bu açıdan tüm tarafların sağduyulu ve sorumlu davranması gerektiğini bir kez daha buradan vurguluyoruz" diye konuştu. Ukrayna ve Türkiye arasındaki ilişkilerin her geçen gün daha da derinleştiğini ifade eden Hakan Fidan, "Türk şirketleri, devam eden savaşa rağmen Ukrayna'daki faaliyetlerini sürdürmekteler. Firmalarımızın, yeniden imar başta olmak üzere, Ukrayna'nın toparlanma ve ekonomik gelişim süreçlerine savaş sonrası dönemde de katkı sağlayacağına eminiz. Bu çerçevede, az önce değerli meslektaşım da ifade ettiler, Ukrayna'yla Türkiye arasında 2022 yılında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması'nın benim ziyaretimden bir gün önce Ukrayna Parlamentosu'nda onaylanmasını ve anlaşmanın yürürlüğe girmesini de büyük memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı. "Ticaret hacmimizin Serbest Ticaret Anlaşması'nın da etkisiyle çok daha yükseklere çıkacağına inanıyorum" Emeklerinden dolayı Ukraynalı meslektaşına teşekkür eden Bakan Fidan, "Bu anlaşmayla, zaten aramızda var olan dinamik ticaret iş birliğinin çok daha ileriye taşınacağını, hatta savaş sonrası dönemde Türkiye-Ukrayna ekonomik ilişkilerinin stratejik bir seviyeye yükseleceğini; sadece iki ülke arasında değil, bağlantısallık imkanları da kullanılarak bölge için, bölgemizin dışındaki diğer ticaret ortaklarımız için de büyük fırsat sunacağına inanıyorum. Çünkü Ukrayna büyük bir tarım arazisine ve sanayi alanına sahip bir ülke. Türkiye'nin de benzer kabiliyetleri, yetenekleri ve imkanları var. Bunların güzel şekilde iş birliğiyle kullanılması halinde gerçekten muazzam bir ekonomik potansiyel üreteceği ortada" şeklinde konuştu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "2025 yılı itibarıyla, savaş şartlarına rağmen 6,6 milyar dolara ulaşan ticaret hacmimizin, ben inşallah savaştan sonra bu Serbest Ticaret Anlaşması'nın da etkisiyle çok daha yükseklere çıkacağına inanıyorum. Bu arada enerji ve ulaştırma alanlarında da iş birliğimizi ilerletmeye büyük önem veriyoruz. Ukrayna'nın enerji güvenliğine ve mal tedarikine katkıda bulunmanın en güvenilir ve en etkin yolunun Türkiye'nin gelişmiş altyapısından yararlanmak olduğuna inanıyoruz. Ukraynalı arkadaşlarımız da bunun farkındalar. Bölgedeki diğer ortaklarla da iş birliği için bu yöndeki çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi. "Türkiye'nin her daim Kırım Tatar soydaşlarımızın arkasında olacağını bir kez daha vurgulamak isterim" Kırım Tatarlarının Türkiye ve Ukrayna arasında müstesna bir köprü oluşturduğunu da ifade eden Bakan Fidan, "Kırım'ın yasa dışı ilhakı konusunda en başından beri ilkeli tutumumuzu muhafaza ediyoruz. Bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bu vesileyle, Türkiye'nin her daim Kırım Tatar soydaşlarımızın arkasında olacağını bir kez daha vurgulamak isterim" diye konuştu. Ukrayna Dışişleri Bakanı Sibiha ile bugün sadece savaş ve ikili ilişkileri değil Orta Doğu ve İran'a ilişkin meseleleri de görüştüklerini belirten Hakan Fidan, "İfade ettiği gibi, Suriye de dahil olmak üzere Körfez'e giden ticari yollarda Ukrayna'nın katılımı ve yeni bağlantısallıkta bu imkanları hep beraber nasıl kullanabiliriz, onları değerlendirme imkanımız oldu. Türkiye, Ukrayna'da uluslararası hukuk temelinde adil ve sürdürülebilir barışın sağlanması için öncü ve etkin çabalarını bundan sonra da sebatla sürdürecektir" ifadelerini kullandı. "Barışa her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var" Basın toplantısında bugünkü görüşme ile Türkiye'nin Rusya ve Ukrayna arasında yeni bir müzakere turuna ev sahipliği yapma hedefine yaklaşmış olup olmadığı yönünde bir soru alan Bakan Fidan, "Biliyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanımızın bu savaşın başından beri çok ilkeli bir tutumu var ve biz de bunu dış politikamızın aslında asıl mihenk taşı yaptık. ‘Savaşın kazananı olmaz, barışın da kaybedeni olmaz' ilkesi, esası itibarıyla onun vizyonunu ifade etmekte. Tabii ki savaşı ortaya çıkartan sebepler inanılmaz derecede karışık. Özellikle burada Ukrayna'nın toprak bütünlüğünün tehdit altında olması meselesi, Ukrayna'nın haklı bir direniş içerisinde olması, savaşı başka bir boyuta taşıyor. Şimdi burada savaşın 21. yüzyılda Avrupa'da beş yıl konvansiyonel bir savaş olarak giderek daha yıkıcı bir şekilde devam etmesinin hiçbir izahı yok. Giderek daha büyük yaygınlaşma riski de gösteren bir savaş. Hem coğrafi olarak hem yeni hedefleri içeren bir yöne maalesef evrilmek durumunda. Hem de yeni, Allah korusun, silah çeşitlerinin devreye sokulması, bu yayılma riskini artırıyor. Dolayısıyla barışa bizim her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var" şeklinde konuştu. "Yakın gelecekte iyi şeylerin olacağını düşünüyorum" Türkiye'nin Ukrayna'ya desteği sürdürürken diğer yandan birkaç ülke ile barış yönünde temasları artırarak bu yönde çok ciddi bir çaba içerisinde olduğunu ifade eden Fidan, "Ben kendilerine görüşlerini benimle paylaştıkları için açıkça, samimi bir şekilde çok teşekkür ediyorum. Moskova ziyaretimde de orada Rus tarafının samimi görüşlerini dinleme imkanım oldu. Burada yaptığımız analizleri Amerikalı mevkidaşlarımızla da paylaşma imkanımız oldu. Çünkü onlar da biliyorsunuz arabuluculuk işindeler. Gözlemlerimizi iki tarafa da aktarıyoruz. Bu yeni kısır döngüden nasıl çıkabiliriz, onunla ilgili yeni stratejik arayışlar içerisindeyiz" dedi. Yeni fikirlerin ortaya çıktığını belirten Fidan, "Onları masaya yatırıyoruz. Ama şunu söylemek istiyorum; Geçtiğimiz yıl özellikle artık görünür hale gelmiş İstanbul görüşmeleriyle yürütülen Türkiye müzakerelerinin aynı şekilde devam etmesinin ben çok faydalı olacağına inanıyorum. İstanbul formatına baktığınız zaman değerli arkadaşlar, tarafların çeşitli branşlardaki yetkilileri karşılıklı bir araya gelip gerçekten hem kendi içlerinde bir şeffaflık sağladı hem de kendi aralarında birbirleriyle bir şeffaflık sağladığı, direkt müzakerelerin olduğu çok güzel görüşmeler gerçekleşti. Aynı türden görüşmelerin kesintisiz şekilde devam etmesi önemli. Yani savaşın devam ediyor olması aslında görüşmelerin bu formatta devam etmeyeceği manasına gelmez" diye konuştu. İstanbul görüşmeleri sürecine değinen Fidan, "Tabii ki İstanbul görüşmelerinden sonra biliyorsunuz Amerikalı müzakereciler devreye girdiler. Onlar daha nihai sonuç alıcı bir şey yapılabilir mi, onunla ilgili uğraştılar. Ama bugün itibarıyla maalesef hala savaş devam ediyor ve gittikçe tırmanma riski var. Biz çabalarımızı devam ettireceğiz. Çünkü birilerinin çabayı devam ettirmesi gerekiyor. Barışa ve ateşkese ihtiyaç olduğu her iki taraf tarafından da resmi olarak ifade ediliyor. Tarafları destekleyen diğer aktörler tarafından, yani Avrupalılar tarafından, Amerikalılar tarafından, Çin tarafından da altı çizilerek söyleniyor. Dolayısıyla bu kadar büyük bir uluslararası niyetin ve iradenin olduğu bir konunun bir yerde pratiğe dönüşmesi gerekiyor. Bazı tıkanıklıkların açılması gerekiyor. İşte Türkiye tam da burada bu tıkanıklığı açmada hem zihni, stratejik bir rol oynayarak hem de pratikte olayları uygulamada hayata geçirerek, ben inşallah yakın gelecekte iyi şeylerin olacağını düşünüyorum. Burada barış için emeği geçen, katkı sunan bütün taraflara da ayrıca teşekkür etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. "Türkiye deniz unsurlarına liderliği yapmayı kabul etti" Karadeniz'deki seyrüsefer emniyeti ve ticari güvenliğe de değindiği açıklamalarında Dışişleri Bakanı Fidan, "Bunu Moskova ziyaretim esnasında Rus tarafıyla da görüştüm. Burada değerli meslektaşımla da görüştüm. Bugün gün boyu yapacağım görüşmelerde de gündeme getireceğim. Bu bizim için önemli bir husus. Karadeniz ülkeleri için önemli bir husus. Esas itibarıyla biliyorsunuz savaş devam ederken hem bizim hem Birleşmiş Milletler'in bir teklifi olmuştu. Savaş bütün alanlarda devam ediyor ama iki alanı buradan ayıralım ve taraflar burada belli bir taahhüde bağlı kalsınlar. Neydi o alanlar? Enerji güvenliği ve Karadeniz'deki seyrüsefer emniyeti, bununla da tahıl güvenliğinin garanti altına alınmasıydı. Bu alanda özellikle biliyorsunuz tahıl anlaşması yapılarak iki sene önce bir kısmı başarı elde edildi ve bu süre içerisinde gerçekten dünya pazarlarına serbest bir şekilde Ukrayna tahılı da gitme imkanı buldu" şeklinde konuştu. Tahıl anlaşmasının Afrika da dahil birçok yerde gıda güvenliğine çok ciddi bir katkıda bulunduğunu vurgulayan Fidan, "Şimdi Karadeniz'deki seyrüsefer emniyetinin savaşın tırmanmasından dolayı tamamıyla ortadan kalkmış olması açıkçası çok endişe verici. Biz tekrar, asıl amacımız tabii ki savaşın tamamen durdurulması. Eğer bu mümkün olmuyorsa gerek Ukrayna, gerek Rusya, gerek bütün ülkeler için önemli olan birkaç tane kritik alanda savaş moratoryumu ilan edilebilir, hedefler vurulmayabilir. Nedir? Karadeniz güvenliği ve enerji güvenliği olmak üzere. Bu konudaki alternatif tekliflerimiz hala masadadır. Tarafların dikkatine. Ukrayna tarafı bu konuda gerçekten ciddi bir anlayış birliği içerisinde" dedi. Karadeniz güvenliği ve enerji güvenliği konusunda Türkiye'nin muhtemel askeri katkılarının masaya yatırıldığını aktaran Fidan, "Burada şunu söylemek isterim. Biliyorsunuz muhtemel bir barış anlaşmasının en önemli ayaklarından biri de, şu anda tartışılan belgelerde, Ukrayna'ya yönelik güvenlik garantileri. Bu güvenlik garantilerinin biliyorsunuz verilecek kara, deniz ve hava unsurları var. Türkiye deniz unsurlarına liderliği yapmayı kabul etti. Müttefiklerimizle de bu konuda anlayış birliği içerisindeyiz. Bu konudaki planlama çalışmaları ilgili müttefik ülke deniz kuvvetleri tarafından da yapılmakta" diye konuştu. "Kırım Tatarlarının kendi haklarını geri alması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" Türkiye'nin Kırım'a ilişkin pozisyonu konusunda Fidan, "Kırım konusunda da bizim duruşumuz baştan beri belli biliyorsunuz. Kırım meselesi gerek dış politikamız açısından gerek iç politikamız açısından bizim için hayati derecede önemli bir konu. Türk dünyasının bir parçası olan Kırım Tatarları konusunda sadece biz değil, bütün Türk devletleri de hassasiyet taşımaktadır. Bu konuda Kırım Tatarlarının kendi haklarını geri alması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Söylediğiniz gibi belli hukuksuzlukların olması bizi gerçekten derinden etkiliyor. Bazı Kırım Tatarı liderlerinin hapishanede olduğunu biliyoruz. Bunların da çıkarılması için Rus tarafıyla müzakerelerimiz devam ediyor" ifadelerini kullandı. "Tarafların bir noktada psikolojik olarak da ateşkese hazır hale geldiklerini görüyoruz" Ukrayna'da barış ya da ateşkesin önündeki en büyük engelin ne olduğu sorusuna Fidan, "Savaşın başından beri belli aralıklarla sürekli buraya gelmekteyim. Maalesef savaşları gözlemleme, analiz etme ve biraz da içinde bulunma durumundan dolayı tecrübe sahibi olduğumuz için, kötü senaryolarda neler olabileceğini analiz ettiysek onları görüyor olmaktan ayrıca üzüntü duyuyoruz. Belli oranlarda tabii yaygınlaşma var. Bunu da az önce ifade ettim. Bu bizi gittikçe daha da endişeye sevk ediyor" cevabını verdi. Fidan, "Ama diğer taraftan da savaşta artık yapılabilecek her şey yapıldıktan, bütün araçlar kullanıldıktan sonra tarafların bir noktada psikolojik olarak da ateşkese hazır hale geldiklerini görüyoruz. Hep derler ya, sabaha en yakın nokta gecenin en karanlık olduğu andır diye. Şu anda savaşta ulaştığımız bu yok edici anın inşallah yakın bir barışın ve ateşkesin habercisi olduğunu düşünmek istiyoruz" şeklinde konuştu. "Sadece Rusya ve Ukrayna'nın değil, uluslararası toplumun da bir ateşkese, bir barış anlaşmasına ihtiyacı var" Moskova ziyaretinde Rusya'nın görüşmelere ne derecede hazır olduğunu gördüğü ve Rus tarafından neler duyduğu yönünde bir soru alan Fidan, "Moskova'da yaptığım temaslar esnasında özellikle Sayın Putin ve Sayın Lavrov'la görüşmelerimde, olabilecek en yüksek ağızdan görüşmelere hazır olduklarını, esas itibarıyla bu maksatla yapılan her türlü teması da kabul ettiklerini ifade ettiler. Tabii burada iki tane husus var. Birincisi, gerek aracılı gerek aracısız konuşma konusunda nerede duruyorsunuz? Bu zamana kadar biliyorsunuz liderler hariç, Sayın Zelenskiy ile Sayın Putin hariç, her iki taraf sürekli gerek Türkiye'nin arabuluculuğuyla gerek Amerika'nın girişimleriyle bir araya gelmekten imtina etmediler ve bu devam edecek. Şimdi bu türden bir iletişime ve temasa hazır oluyor olmak müzakereler açısından çok önemli bir konu. Ama bundan daha önemlisi, müzakere pozisyonunuzda nerede duruyorsunuz?" dedi. Bu soruyu Putin'e yönelttiğini açıklayan Fidan, "Kendileri, Alaska'da Amerika'yla üzerinde mutabık kalınan genel çerçevenin, orada deklare ettikleri genel çerçevenin hala arkasında olduklarını ifade ettiler. Tabii burada Ukrayna için kabul edilemeyecek hususlar var. Bu genel çerçeve mevcut şartlar altında nereye evrilebilir, ne olabilir? Aslında müzakerecilerin şu anda üzerinde çalışması gereken konu bu. Ben her iki tarafta da gördüğüm, az önce de ifade ettim, her iki tarafın da acil bir şekilde, sadece Rusya ve Ukrayna'nın değil, uluslararası toplumun da bir ateşkese, bir barış anlaşmasına ihtiyacı var. Biz de bunu mümkün kılmak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

FETÖ artık kullanım değeri bitmiş bir yapıdır Haber

FETÖ artık kullanım değeri bitmiş bir yapıdır

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ukrayna ziyareti öncesi Polonya’nın Przemysl şehrinde bulunan tren istasyonunda basın mensuplarına açıklamada bulundu. Bakan Fidan, 15 Temmuz menfur darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, "15 Temmuz ve sonrasında devletimiz ve milletimiz adeta yeni bir kurtuluş mücadelesi içerisine girmiştir. İçerideki ve dışarıdaki terör şebekelerine FETÖ başta olmak üzere yoğun bir darbe vurduğumuz dönem olmuştur. FETÖ'den ayıklanan devletin tekrar asli kodlarına hızlı bir şekilde dönüp milletinin hizmetinde yapması gereken hizmeti yaptığına şahit olduk" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde milletin sarsılmaz iradesinin perçinleşmesinin FETÖ'nün sistemden temizlenmesinde büyük rol oynadığına dikkat çeken Bakan Fidan, "İnşallah alacağımız tedbirler, yapacağımız düzenlemeler ne bugün ne gelecekte tekrar bu türden yapıların sistem içerisinde yer almamasını temin edecektir. Bütün gayretimiz bu yönde" diye konuştu. "Uluslararası kirli güç odaklarıyla da bir iş birliği içerisindedir" Uluslararası alanda FETÖ'nün gittiği hiçbir yerde barınamaması, gayrimeşru faaliyetlerine, ajanlık faaliyetlerine, Türkiye aleyhine olan yıkıcı faaliyetlerine devam etmemesi için her türlü çalışmayı gece gündüz yaptıklarını ifade eden Bakan Fidan, "FETÖ artık kullanım değeri bitmiş bir yapıdır. Buna rağmen devlete karşı mücadelesini yürütmektedir. Devleti yöneten halkın seçtiği liderlerle karşı mücadelesini yürütmektedir. Bunu da yaparken uluslararası kirli güç odaklarıyla da bir işbirliği içerisindedir. Tabii bu bir zillettir. Bu örgütün şu anda yöneticilerinin adeta rehin tuttuğu bir kitle bulunmakta. Bunlar yurt dışında sürgün hayata yaşamaktalar" dedi. "Örgüte başkaldırmayan bu taban var olduğu sürece örgüt bunların varlığını kullanarak yabancı servislere hizmet etmeye devam edecek" FETÖ sempatizanlarına değinen Bakan Fidan, "Bunların aslında uyanıp, ilüzyondan çıkıp, gerçek hakiki vatan sevgisini, hakiki dini düşünceyi, yaşantıyı tekrar hissedip, vatana, millete sadakatle tekrar geri dönmeleri ve örgüte başkaldırmaları gerekiyor. Örgüte başkaldırmayan bu taban var olduğu sürece örgüt bunların varlığını kullanarak yabancı servislere hizmet etmeye devam edecek. Kendi piyasa değerini buradan yürütecek" dedi. Bakan Fidan, Türkiye’nin FETÖ'yle mücadelede nasıl başarılı olduysa bundan sonraki bütün buna benzer tehditlerle de başarılı olacağına yürekten inandığını vurguladı. "Avrupa cenahında iki türlü yaklaşılıyor" Ukrayna’ya doğru 10 saatlik bir tren yolculuğuna başlayacağını ifade eden Bakan Fidan, "Malumunuz hava sahası kapalı olduğu için uçakla gidemiyoruz. Her gittiğimizde trenle gidip trenle gelmek durumundayız. Evet, söylediğiniz gibi geçtiğimiz ay Moskova'daydık. Cumhurbaşkanımızın mesajlarını iletme imkanımız oldu. Rus mevkidaşlarımızdan ve Sayın Putin'den devam eden savaşla ilgili Rusya'daki perspektifi alma imkanımız oldu. Daha sonra biliyorsunuz Sayın Trump'ın ziyareti hemen ardından bir NATO zirvesi oldu. Dün de ben Cumhurbaşkanımız adına Paris'te Gönüller Koalisyonu'ndaydım Orada yine Ukrayna konusu merkezdeydi. Avrupalı liderlerle bir araya geldik. Yani sürekli bir görüş alışverişi oldu" şeklinde konuştu. Türkiye’nin Ukrayna-Rusya Savaşı’ndaki tek odak noktasının savaşın nasıl durdurulacağı olduğunu ifade eden Bakan Fidan, "Yani savaşa genelde Avrupa cenahında iki türlü yaklaşılıyor. Yani savaş çabaları nasıl desteklenir ve savaş nasıl durdurulur bir iki ayrı kulvar var. Türkiye'de daha çok savaş nasıl durdurulur kulvarında yıllardır savaş başladığından beri Cumhurbaşkanımız perspektif olarak yoğun bir çaba göstermekte" dedi. "Ziyaretin yürüyen çabalara olumlu bir katkı yapacağına inanıyorum" Ukrayna ziyaretindeki gündeme değinen Bakan Fidan, Ukrayna tarafının fikirlerini almak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajlarını iletmek ve Türkiye’nin devam eden savaşa dair kendi gözlemlerini aktarmak olduğunu belirterek, "Yani ne düşünüyoruz, nasıl düşünüyoruz, nasıl bakıyoruz, onu taraflara anlatmak şu ana kadar her zaman için olumlu bir sonuç verdi. Şöyle ki biliyorsunuz biz İstanbul'da geçtiğimiz yıl Rusya-Ukrayna görüşmelerine ev sahipliği yaptık. Onun öncesinde yaptığımız çeşitli kolaylaştırıcı faaliyetler var, bir araya getirişler var. Tahıl anlaşması var, Karadeniz'deki seyrüsefer emniyetinin o dönem olmasını mümkün kılan. Bütün bunlar üst üste inşa ederek gelmiş durumda. Ben yani ziyaretin de inşallah yürüyen çabalara olumlu bir katkı yapacağına inanıyorum" ifadelerine yer verdi.

Bakan Fidan'dan (ABD-İran) açıklaması! Haber

Bakan Fidan'dan (ABD-İran) açıklaması!

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Sofya ziyareti kapsamında Bulgaristan Dışişleri Bakanı Velislava Petrova-Chamova ile görüştü. Bakan Fidan ve mevkidaşı daha sonra basın toplantısı düzenledi. Bakan Fidan, Bulgaristan'ı bir kez daha ziyaret etmekten memnuniyet duyduğunu aktararak, "Bulgaristan ile derinleşen stratejik ortaklığımızın bir sonucu olarak hem ikili hem de çok taraflı gündemimiz oldukça yoğun. Sınır güvenliğinden enerjiye, ulaştırmadan ticarete kadar her alanda birbirini doğrudan tamamlayan iki komşu ve müttefik olarak hareket etmekteyiz. Türkiye-Bulgaristan ortaklığı güçlendikçe bölgemiz de kazançlı çıkmaktadır" dedi. Dün Bulgaristan'ın ev sahipliğinde Sofya'da tertiplenen Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Zirvesi'ne Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı temsilen katıldığını kaydeden Bakan Fidan, "Zirve vesilesiyle bölgemizin geleceğine dair oldukça verimli toplantılar ve ikili görüşmeler gerçekleştirdik" dedi. "Bulgaristan'la ortak bir tarihimiz, güçlü beşerî bağlarımız mevcut" "Balkanlar Türkiye'nin derin tarihi bağları ve köklü dostlukları bulunan bir coğrafyadır" diyen Bakan Fidan, açıklamasını şu şekilde sürdürdü: "Bu coğrafyada kalıcı istikrar ve refahın yolu bölge ülkeleri arasındaki iş birliğinin ve diyaloğun güçlendirilmesinden geçmektedir. Bölgesel gündemimizi ele almak için değerli bir zemin sunan dünkü zirvede de bu anlayış öne çıkmıştır. Bu çerçevede bölgesel konuların bölgesel sahiplenme anlayışıyla çözülmesi gerektiği hususunu bilhassa vurguladık. Bugün ise Sofya'daki ikinci günümde Dışişleri Bakanı Petrova'yla görüşmelerimizle ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele alma imkânımız oldu. Gün içerisinde Cumhurbaşkanı Yotova ve Başbakan Radev tarafından da kabul edileceğim. Bulgaristan'la karşılıklı ziyaretlerin artırılması ve mevcut iş birliğinin daha da derinleştirilmesi konusunda hemfikiriz. Bulgaristan'la ortak bir tarihimiz, güçlü beşerî bağlarımız mevcut. Bulgaristan Türkleri ve Müslümanları bu bağların pekiştirilmesinde müstesna bir rol oynamaktadır. Soydaşlarımızın Bulgaristan'ın siyasi, iktisadi, beşerî, kültürel, ilmî ve sanatsal hayatına yaptıkları katkılar bizleri gururlandırmakta. Bu düşünceyle tarihi ve kültürel mirasımızın korunması ve gelecek nesillere aktarılmasına yönelik karşılıklı adımların dostluk bağlarımızı daha da güçlendireceğine yürekten inanıyoruz" "Kapıkule'nin kuzeyinde yeni bir sınır kapısı inşa etme yönündeki ortak irademizi teyit ettik" Bugün yapılan görüşmede sınır güvenliği, ulaştırma ve lojistik konularında stratejik bir perspektif ortaya konduğunu kaydeden Bakan Fidan, "Düzensiz göç başta olmak üzere sınır güvenliğimizi ilgilendiren ortak tehditlerle mücadeleye önümüzdeki dönemde de taviz vermeden devam edeceğiz. Bağlantısallık ve ulaştırma alanları da iş birliğimizin önemli bir boyutunu oluşturmakta. Bu alanlardaki altyapımız ülkelerimizin yanı sıra bölgemiz, Orta Koridor ve Avrupa'nın tedarik zincirleri için de kritik önem taşımaktadır. Bu çerçevede Avrupa'nın en yoğun sınır kapısı olan Kapıkule'nin kuzeyinde yeni bir sınır kapısı inşa etme yönündeki ortak irademizi teyit ettik. Sınır kapılarımızdaki kapasitenin artırılması ve bölgesel bağlantısallığı güçlendirecek karayolu ve demiryolu projeleri üzerinde de görüş alışverişinde bulunduk. Yaz aylarında Avrupa'dan ülkemize seyahat edecek vatandaşlarımızın sınır geçişlerinin sorunsuz şekilde sağlanabilmesi için Bulgaristan makamlarının verdiği desteğe müteşekkiriz. Bağlantısallık vizyonumuzun kritik bir boyutunu da enerji güvenliği oluşturmaktadır. Enerji alanında her geçen yıl genişleyen, çeşitlenen ve derinleşen ilişkilerimiz mevcut. Türkiye Petrolleri bu yıl Bulgaristan'ın münhasır ekonomik bölgesinde yer alan Han Tervel sahasında petrol ve doğal gaz arama çalışmalarına başlıyor" ifadelerini kullandı. "2025 yılında ticaret hacmimiz 8.4 milyar euroyu aşmış durumda" Geçtiğimiz yıl Bakü'de, Azerbaycan ve Gürcistan'ın da katılımıyla imzalanan yeşil elektrik iletimi ve ticareti alanında iş birliğine dair mutabakat zaptı enerji arz güvenliği bakımından önem taşıdığını dile getiren Bakan Fidan, "Keza geçen yıl imzaladığımız elektrik ve enerji verimliliğinde iş birliği mutabakat zaptı sayesinde Bulgaristan'la enerji alanındaki iş birliğimize ivme kazandırıyoruz. Enerji ve ulaştırma alanlarında güçlenen iş birliğimiz ikili ticaretimize de doğrudan yansımakta. 2025 yılında ticaret hacmimiz 8.4 milyar euroyu aşmış durumda. İş insanlarımızın Bulgaristan kurumlarıyla ortaklaşa düzenlediği, Balkanlar'daki iş çevrelerini bir araya getiren Beşinci Balkan Forumu Bansko şehrinde yarın gerçekleştirilecektir. Bu kıymetli forumun da ekonomik iş birliğimize katkı sunmasını temenni ediyoruz. Bütün bu ekonomik kazanımların kalıcılığı ancak bölgesel güvenliğin tavizsiz biçimde tahkim edilmesiyle mümkündür. Bu anlayışla görüşmelerimizde başta Karadeniz güvenliği ve Ortadoğu'daki gelişmeler olmak üzere bölgesel meseleleri de kapsamlı biçimde değerlendirdik. Bulgaristan'la askerî ilişkilerimizi NATO bünyesinde ve ikili düzeyde derinleştirirken bölgesel girişimler bağlamında da somut adımlar atmaktayız. Bulgaristan ve Romanya'yla tesis ettiğimiz Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu, seyrüsefer emniyetinin tesisinde Karadeniz'de önemli bir misyon üstlenmektedir. Hâlihazırda komutasını üstlendiğimiz görev grubunun faaliyetlerini daha da ileri taşımakta kararlıyız. Karadeniz güvenliğinin uzun vadede teminatı ise şüphesiz kuzeyimizde devam eden savaşın sona erdirilmesidir. Rusya'yla Ukrayna arasında barışın tesis edilmesini bölgemizin huzuru için elzem görüyoruz. Türkiye olarak taraflara bu yönde etkin desteğimizi sunmaya devam edeceğiz. Beklentimiz en kısa sürede uluslararası hukuka dayanan kalıcı ve adil bir barışa ulaşılmasıdır" ifadelerini dile getirdi. "Türkiye'nin hak ettiği yeri almadığı bir Avrupa mimarisinin eksik kalacağı ve krizlerle başa çıkma kapasitesinin zayıflayacağı açıktır" Ayrıca Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinin de ele alındığını aktaran Bakan fidan, açıklamasını şu şekilde sürdürdü: "Bölgemizi ve dünyayı sarsan çok boyutlu krizler, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin stratejik ve vazgeçilmez doğasını tüm açıklığıyla gözler önüne sermektedir. Türkiye'nin hak ettiği yeri almadığı bir Avrupa mimarisinin eksik kalacağı ve krizlerle başa çıkma kapasitesinin zayıflayacağı açıktır. Avrupa Birliği'nin ekonomik geleceği, rekabet gücünü artırmasına, dayanıklılığını pekiştirmesine ve yakın coğrafyasında tedarik zincirlerini yeniden kurabilmesine bağlıdır. Bu çerçevede Türkiye'yle ekonomik entegrasyonun derinleştirilmesi Avrupa Birliği için stratejik bir gerekliliktir. Avrupa Birliği'nin savunma ve güvenlik girişimlerinin, güçlü bir NATO müttefiki olan ve Avrupa'nın güvenliğine katkıda bulunan Türkiye'nin de dâhil edildiği kapsayıcı bir anlayışla yürütülmesi elzemdir. Bu bağlamda Türkiye'nin AB üyelik sürecine Bulgaristan'ın sağladığı değerli desteği de takdirle karşılıyoruz" "İki ülke arasındaki Radev'in kurduğu hükümet ile büyük bir fırsat alanı olduğunu düşünüyorum" Basın mensuplarının Bulgaristan'da uzun süre sonra tek parti hükümeti kurulması ve bu yeni dönemdeki iki ülke ilişkilerine yönelik yanıtlayan Bakan Fidan, "Türkiye-Bulgaristan tarihi, kültür, coğrafi olarak her türlü manada birbirinin devamı niteliğindedir. Dolayısıyla aramızdaki iş birliğini modern zamanlarda da en üst düzeye taşımak sorumlu makamlardaki bizler için bir ödemdir. Cumhurbaşkanımızın bu konudaki iradesi son derece nettir. Bulgaristan'la ilişkilerimizi mümkün olan en üst düzeye çıkarma arzusundayız. Enerji güvenliğinden bağlantısallığa, turizme, eğitime, teknolojik iş birliğine, alt yapı yatırımlarına varana kadar ismini veremeyeceğim bir çok alanda muazzam iş birliği faaliyeti devam etmekte. Bunlar potansiyel değil var olan realize edilen alanlar ve bunları daha ileriye taşımak gerekiyor. Belli bir dönem Bulgaristan'daki art arda gelen seçimlerden dolayı siyasi istikrarın sorun olduğu ve uzun dönem projeleri çok fazla yatırım yapılamadığı gerçek oldu ama elimizden gelen iyi işbirliğini Bulgar makamları iğle devam ettirdik. Son seçimlerden sonra Bulgaristan'da Radev'in Başbakanlığında yeni hükümet var. Bu hükümetin getirdiği siyasi istikrar, Bulgar halkının tercihi bu yönde oldu, devam edecek süreklilik ile iki ülke arasındaki var olan iradenin somut projelerle hayata daha kolay dönebileceğine inanıyorum. İki ülke arasındaki Radev'in kurduğu hükümet ile büyük bir fırsat alanı olduğunu düşünüyorum" yanıtını verdi. "(ABD-İran) Bitirmeye yaklaştıkları metni bitirmelerini tavsiye ediyoruz" Bakan Fidan, ABD- İran müzakerelerine yönelik ise "Son birkaç güne kadar müzakerelerde olay bazı cümlelerde kalmıştı. Artık o kelimelerin de tamamlanmasıyla bir anlaşmaya ulaşılacağı konusunda hepimizin kanaati oluşmuştu. Ama iki gün önce başlayan karşılıklı saldırıların bir tırmanma riski eğilimi içinde olduğunu görüyoruz. Bu bizi endişelendirmekte. Bir an önce tarafların karşılıklı taarruzlarını, saldırılarını durdurup müzakere masasına dönmeleri ve bitirmeye yaklaştıkları metni bitirmelerini tavsiye ediyoruz. Çalışmalarımız, çabalarımız da bu yönde. Savaşın tırmanmasının, gerilim artmasının, yeniden topyekun savaş ortamına dönülmesinin hiç kimseye bir faydası olmadığını hep beraber gördük. Ne kadar zor olsa da, sinir tüketici olsa da müzakerelerin nihai noktaya taşınması bir amaç olmalı. Bunu bitirmeliler" dedi.

Bakan Fidan: "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" Haber

Bakan Fidan: "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) teması, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" olarak belirlendi. 17-19 Nisan tarihleri arasında Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumun ikinci gününde, ADF Sohbetleri kapsamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha da önem kazandığını belirterek, forumun özellikle bölgesel meselelerin ele alınması bakımından ayrı bir zemin sunduğunu söyledi. "Antalya Diplomasi Forumu bölgemiz için eşsiz bir fırsat" Antalya Diplomasi Forumu’nun dünya siyasetinde daha etkili bir yer edinmeye başladığını kaydeden Fidan, "Antalya Diplomasi Forumu her geçen yıl çok verimli bir yönde gelişiyor; katılımcı sayısı da, ele alınan konu başlıklarının sayısı da artıyor ve dünya siyasetinde çok daha etkili bir yer edinmeye başlıyor. Aslında Antalya Diplomasi Forumu ile yapmaya çalıştığımız şey, bu platformu özellikle bölgesel meselelerimiz açısından öne çıkarmaktır" ifadelerini kullandı. Dünyadaki benzer platformlarda çoğunlukla küresel ve Batı merkezli sorunların ele alındığını belirten Fidan, "Bölgesel meseleler, özellikle bizim bölgemizle çok yakından ilgili konular, belki Ukrayna meselesi dışında, derinlemesine tartışılmıyor. Ama bunun dışında, örneğin Orta Doğu, Kuzey Afrika, hatta Balkanlar ve Akdeniz’e ilişkin meselelerde çok fazla platform görmüyoruz. Bu bakımdan Antalya Diplomasi Forumu’nun bölgemiz için bölgesel tartışmalar yürütme, bölgesel çözümler ve fikirler ortaya koyma açısından eşsiz bir fırsat sunduğunu düşünüyorum" dedi. "Diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var" Uluslararası sistemde çok taraflılığın ve kurallara dayalı yapının zayıfladığını belirten Fidan, mevcut dönemde diplomasinin daha da hayati hale geldiğini söyledi. Fidan, "Diplomasinin her zamankinden daha ilgili ve her zamankinden daha gerekli olduğu bir dönemdeyiz. Çünkü çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çöktüğünü gördüğümüz bir çağda, çok daha fazla diyaloğa ihtiyaç duyuyoruz" diye konuştu. Yerleşik bir sistemin işlediği dönemlerde devletlerin daha az temas ihtiyacı hissettiğini, ancak sistemin zayıfladığı anlarda koordinasyonun zorunlu hale geldiğini belirten Fidan, "Uluslararası sistemin çökmekte olduğunu ve hukuksuzluğun ortaya çıktığını gördüğünüzde, daha fazla koordinasyona başlamanız gerekir. Diğer taraflarla daha fazla iletişim kurmanız gerekir; aksi halde ezilirsiniz ve kendinizi bir kazanın içinde bulabilirsiniz" dedi. Soğuk Savaş sonrasındaki dönemin 1990’lardan itibaren değişmeye başladığını, 2010-2011 sonrasının ise "serbest düşüş" dönemi olduğunu söyleyen Fidan, insanlığın artık yıkım ve savaş yaşandıktan sonra öğrenen bir döngüden çıkması gerektiğini vurguladı. "Bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim" Fidan, Orta Doğu başta olmak üzere Türkiye’nin çevresindeki bölgelerde uzun süredir güç siyasetinin belirleyici olduğunu belirterek, bunun ciddi yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Fidan, savaşların sadece bölgeyi değil, kısa sürede diğer ülkeleri de olumsuz etkilediğini kaydederek, "Ne yazık ki bizim bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim durumda. Bu yüzden bir tür düzen getirmemiz gerekiyor. Çünkü sorunları çözmenin eski yöntemi, çoğu zaman savaşı içeriyor ve bu da bize yardımcı olmuyor" şeklinde konuştu. Bölgede kalıcı istikrarın temel şartının egemenliğe, toprak bütünlüğüne ve güvenliğe saygıdan geçtiğini söyleyen Fidan, "Bakın, her ulusun kendi sınırı var. Dolayısıyla hiçbir ülke başka bir ülkenin toprağının peşinde değil; İsrail hariç. İsrail yayılmacı politikaların peşinde. Ama İsrail dışında, bölgedeki ülkelerin kendi sınırları, kendi bayrakları ve kendi devletleri var. O halde, bölgede diğer ulus devletlerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine, emniyetine ve güvenliğine saygı duyduğumuz sürece, bu çok temel bir başlangıç noktasıdır. Bence sorunların yüzde 80’inden fazlasını çözeriz" ifadelerini kullandı. "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz" Türkiye’nin bölgesel krizlerdeki yaklaşımını da anlatan Fidan, diplomasinin çatışmalarda tüm taraflarla temas kurmayı zorunlu kıldığını vurguladı. Fidan, "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz. Savaşta taraf tutmanız gerekir; ama diplomaside çatışmaya dâhil olan her tarafla, bütün taraflarla temas kurmanız gerekir. Bizim için başlangıç noktası budur" dedi. Bölgede dış politika önceliklerinin savaşların önlenmesi ve süren çatışmaların sonlandırılması olduğunu belirten Fidan, "Bölgede dış politika önceliğimiz ise savaşların patlak vermemesini sağlamak, eğer süren bir çatışma varsa bunun durdurulması ya da sona erdirilmesidir. Bölgemizde ticaretin, kalkınmanın, emniyetin, güvenliğin ve istikrarın mümkün olmasının tek yolu budur" diye konuştu. Türkiye’nin Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar çok sayıda kriz alanında yoğun çaba yürüttüğünü söyleyen Fidan, "İşte bu nedenle bölgemizde hâlihazırda süren yangınları söndürmek için çok yoğun çalışıyoruz; Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar, gerekirse zaman zaman Balkanlar’da da devreye giriyoruz" dedi. "İran’daki savaş, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itti" Ukrayna-Rusya savaşına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, sürecin inişli çıkışlı seyrettiğini ancak tarafların ve arabulucuların görüşmeleri sürdürme iradesini koruduğunu söyledi. Fidan, "Ne yazık ki Ukrayna-Rusya savaşı inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Ancak olumlu olan taraf şu ki, her iki tarafın ve arabulucuların en azından süreci sürdürme konusunda hâlâ istekli olduğunu görüyoruz. Bu hepimiz için büyük bir artı" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin tarafları ateşkes ve kalıcı çözüme yönlendirmeye çalıştığını belirten Fidan, Ukrayna’daki savaşın büyük bir yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini söyledi. Fidan, "Şu anda Ukrayna görüşmeleri bakımından karşı karşıya olduğumuz tek olumsuzluk, İran’daki savaştır. Bu durum, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itmiş durumda. İnşallah, İran’la ilgili ateşkes ya da barış anlaşması sağlanır sağlanmaz, dikkatimizi derhal yeniden Ukrayna görüşmelerine çevireceğiz. Bu çok önemli. O meseleye olan odağımızın kaymasına izin veremeyiz" dedi. Söz konusu savaşın yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel ve küresel dengeleri de etkilediğini vurgulayan Fidan, tırmanma riskine de dikkat çekti. "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" İsrail’in uzun süredir kendi güvenliğini gerekçe göstererek uluslararası kamuoyunda bir algı oluşturduğunu belirten Fidan, son yıllarda bunun arkasında daha fazla toprak hedefinin bulunduğunun netleştiğini söyledi. Fidan, "İsrail, uluslararası alanda, kendi güvenliğinin peşinde olduğu yönünde bir yanılsama oluşturdu. Ancak özellikle son yıllarda çok daha net hale geldi ki, bu kavramın altında İsrail’in peşinde olduğu şey daha fazla topraktır. Gerçekte olan budur. İsrail kendi güvenliğinin peşinde değil; daha fazla toprağın peşinde. Güvenlik, Netanyahu hükümeti tarafından daha fazla toprağı işgal etmek için bir gerekçe olarak kullanılıyor" diye konuştu. Bu sürecin Filistin topraklarından başladığını, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ten Lübnan ve Suriye’ye uzanan bir yayılmacılık politikası izlendiğini belirten Fidan, "Bu, bölgede süregelen bir işgal ve yayılmacılık politikasıdır. Bence bunun durması gerekiyor" dedi. İsrail’in ancak diğer ülkelerin güvenlik, egemenlik ve özgürlüklerine saygı göstermesi halinde bölgede kalıcı barış içinde yaşayabileceğini vurgulayan Fidan, "İsraillilerin daha fazla toprak elde etmeye dönük yayılmacı politikaları, bölgesel ölçekte çok büyük bir sorun oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Avrupa Birliği, İsrail’i sınırlamak için daha fazlasını yapmalı" İsrail’e verilen Batı desteğinin meseleyi daha da karmaşık hale getirdiğini belirten Fidan, özellikle Avrupa Birliği’nin son dönemde bazı adımlar atsa da bunun yeterli olmadığını söyledi. Fidan, "Avrupa’nın, Avrupa Birliği olarak ve kurumsal bir yapı olarak bir araya gelmesi, kendi gücünü gerçekten İsrail’in bölgesel ve küresel güvenliği istikrarsızlaştıran eylemlerini sınırlamak için kullanması gerekiyor. Şu anda Avrupa Birliği’nden görmediğimiz şey tam olarak budur" dedi. Batı Şeria’daki bazı aşırı yerleşimcilerin yaptırım listesine alınmasını hatırlatan Fidan, buna rağmen İsrail’in işgal, saldırı ve insani hukuk ihlalleri karşısında daha güçlü adımlar gerektiğini söyledi. Fidan, "İsrail’in bölgede nasıl davranması gerektiğini gerçekten sağlamak için daha fazlasını yapmaları gerekiyor. Soykırım işlemeyi durdurmalı. Yerleri işgal etmeyi durdurmalı. Batı Şeria ve Gazze’de olduğu gibi başkasına ait toprakları çalmayı durdurmalı" ifadelerine yer verdi. "Gazze Planı’nın ilk aşamasındaki insani yükümlülükler yerine getirilmedi" Gazze’deki son duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, geçen yıldan itibaren Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin ABD ile birlikte Gazze Barış Planı’na öncülük ettiğini söyledi. Planın savaşın durdurulmasında etkili olduğunu belirten Fidan, "Geçen yıldan itibaren, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir dizi ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte hareket ederek Gazze Barış Planı’na öncülük etti. Bu da Gazze’de savaşı durdurmayı mümkün kıldı. Özellikle o zamana kadar aktif bir soykırım söz konusuydu. Şimdi İsrailliler Gazze halkını hâlâ kasıtlı olarak öldürüyor, ancak en azından kitlesel öldürme düzeyi durdu" dedi. Planın aşamalardan oluştuğunu kaydeden Fidan, şu anda Kahire’de devam eden görüşmelerde birinci aşamanın performansının değerlendirildiğini ve ikinci aşamaya geçiş zemininin ele alındığını ifade etti. Fidan, "Her iki taraf da farklı şeyler ileri sürüyor. Ancak genel olarak şunu söyleyebilirim: Özellikle anlaşmanın insani boyutu söz konusu olduğunda, İsrail’in birinci aşamayla ilgili yükümlülüklerini fiilen yerine getirdiğini görmedik" diye konuştu. İlk aşamanın gerekleri arasında daha fazla insani yardım, tıbbi destek, barınak girişine izin verilmesi ve Filistin teknik komitesinin Gazze’de çalışmaya başlamasının yer aldığını söyleyen Fidan, "Daha fazla insani yardıma, daha fazla tıbbi yardıma ihtiyacımız var. Barınakların içeri sokulmasına izin verilmesi gerekiyor. Filistin teknik komitesinin Gazze’de kendi çalışmalarına başladığını görmemiz gerekiyor; ancak henüz başlamış değiller. Gazze’ye girişlerine izin verilmiyor. Bunlar birinci aşamanın gerekleridir" dedi. Fidan, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinin ardından ikinci aşamaya geçilerek daha somut sonuçların görülebileceğini belirterek, "Ama şu anda insani durum, birinci aşama şartlarının gerektirdiği şekilde tam anlamıyla ele alınmıyor. Şu an bulunduğumuz nokta budur. Ve umarım Kahire’de devam eden görüşmeler, inşallah, olumlu bir sonuç verecektir" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.