Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Hafıza

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Hafıza haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hafıza haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Aşırı sıcaklar beyin sağlığını tehdit ediyor" Haber

"Aşırı sıcaklar beyin sağlığını tehdit ediyor"

Yüksek hava sıcaklıklarının yalnızca fiziksel performansı değil, beyin sağlığını da olumsuz etkilediğini belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Belma Doğan Güngen, "Sıcak havalarda gelişen sıvı ve elektrolit kaybı, beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Baş ağrısı, dikkat dağınıklığı, kafa karışıklığı ve bayılma gibi belirtiler görülebilir. İleri vakalarda ise sıcak çarpması kalıcı beyin hasarına hatta komaya neden olabilir" dedi. Yaz aylarında etkisini artıran sıcak hava dalgaları, yalnızca kalp ve damar sistemini değil beyni de ciddi şekilde etkiliyor. Vücut sıcaklığının yükselmesiyle birlikte beyin, ısı dengesini koruyabilmek için yoğun bir mücadele verirken, sıvı ve elektrolit kaybı sinir sistemi üzerinde önemli değişikliklere yol açabiliyor. İstinye Üniversitesi Liv Hospital Bahçeşehir Nöroloji Kliniği'nden Prof. Dr. Belma Doğan Güngen, aşırı sıcakların beyin sağlığı üzerindeki etkileri ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. "Yüksek sıcaklıklar beyni biyolojik strese sokuyor" Yüksek sıcaklıklarda vücudun öncelikle ısıyı düşürmek için damarları genişlettiğini ve terlemeyi artırdığına değinen Prof. Dr. Güngen, "Bu süreçte ciddi sıvı ve elektrolit kaybı yaşanır. Beyin ise vücut sıcaklığını sabit tutabilmek için yoğun şekilde çalışır. Ancak vücut ısısı kontrol altına alınamazsa sinir hücreleri biyolojik strese girer, beyni koruyan kan-beyin bariyerinde bozulma meydana gelebilir. Bu durum kafa karışıklığı, baş dönmesi, halsizlik ve bayılmaya yol açabilir. Müdahale edilmediğinde ise kalıcı beyin hasarı veya koma gelişebilir" diye konuştu. "Sıcak havalarda migren atakları artabiliyor" Sıcak havaların baş ağrısı ve migreni tetikleyebildiğini ifade eden Prof. Dr. Güngen, "Artan sıcaklık beyin damarlarında genişlemeye neden olurken, terlemeye bağlı gelişen sıvı ve elektrolit kaybı da baş ağrısını tetikleyebilir. Migren hastalarının beyni çevresel değişikliklere daha duyarlıdır. Ayrıca yaz aylarında uyku kalitesinin bozulması da migren ataklarının daha sık görülmesine neden olabilir" dedi. "Bilişsel performans düşüyor" Vücut sıcaklığındaki artışın beyin fonksiyonlarını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Prof. Dr. Güngen, "Yüksek sıcaklık sinir hücreleri arasındaki iletişimi yavaşlatabilir. Hafıza, dikkat ve algı süreçlerinde yavaşlama görülebilir. Hareketlerde yavaşlama, aşırı yorgunluk, huzursuzluk ve sinirlilik de sıcak havalarda sık karşılaşılan belirtiler arasında yer alır" ifadelerini kullandı. "Sıcak çarpması kalıcı hasar bırakabilir" Sıcak çarpmasının tıbbi açıdan acil müdahale gerektiren bir tablo olduğunu kaydeden Prof. Dr. Güngen, "Vücut sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıkmasıyla birlikte beyin artık kendini koruyamaz hale gelir. Sinir hücrelerinin yapısı bozulabilir, beyin ödemi gelişebilir ve kalıcı nörolojik hasarlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle sıcak çarpması belirtileri ciddiye alınmalıdır" diye konuştu. "Susuzluk dikkat ve hafızayı olumsuz etkiliyor" Dehidratasyonun beyin fonksiyonlarını yavaşlattığını belirten Prof. Dr. Güngen, "Susuz kalan beyinde hücreler büzüşür ve hücreler arasındaki iletişim zayıflar. Ayrıca vücut stres hormonu olan kortizolü daha fazla salgılar. Bu durum öğrenme, hafıza ve dikkat üzerinde olumsuz etkilere neden olur. Kişilerde odaklanma güçlüğü ve halk arasında 'beyin sisi' olarak tanımlanan zihinsel yorgunluk görülebilir" dedi. "Nörolojik hastalığı olanlar daha dikkatli olmalı" Sıcak havaların özellikle nörolojik hastalığı bulunan kişiler için daha büyük risk oluşturduğunu söyleyen Prof. Dr. Güngen, "Epilepsi hastalarında nöbet sıklığı artabilir. İnme öyküsü bulunan kişilerde tansiyon dengesinin bozulması yeni bir inme riskini artırabilir. Demans, Parkinson ve diğer nörolojik hastalıklarda ise kafa karışıklığı, huzursuzluk ve bilişsel bozulmalar daha belirgin hale gelebilir" ifadelerini kullandı. "Uyku bozukluğu da beyni olumsuz etkiliyor" Yaz aylarında sıcak nedeniyle uyku kalitesinin bozulmasının beyin sağlığını da etkilediğini dile getiren Prof. Dr. Güngen, "Beyin gün içerisinde oluşan zararlı atıkları derin uyku sırasında temizler. Yetersiz uyku bu süreci olumsuz etkiler. Bunun sonucunda ertesi gün baş ağrısı, dikkat azalması, unutkanlık, zihinsel yorgunluk ve duygu durum değişiklikleri görülebilir" diye konuştu. "Çocuklar ve yaşlılar daha fazla risk altında" Çocuklar ve yaşlıların sıcak havanın beyin üzerindeki etkilerine karşı daha hassas olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngen, "Yaşlılarda vücut ısısını düzenleyen mekanizmalar zayıflarken, çocuklarda ise terleme sistemi tam olarak gelişmediği için vücut sıcaklığı daha hızlı yükselir. Bu nedenle her iki yaş grubunda da sıcak çarpması ve nörolojik etkiler daha sık görülebilir" dedi. "Beyni korumak için basit önlemler alınmalı" Beyin sağlığını korumak için özellikle sıcak saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Güngen, "11.00-16.00 saatleri arasında güneşe maruz kalınmamalı, bol su tüketilmeli, açık renkli kıyafetler ve şapka tercih edilmelidir. Çok sıcak bir ortamdan aşırı soğuk klimalı ortamlara ani geçişlerden kaçınılmalıdır. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişiler sıcak havalarda daha dikkatli olmalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.

YKS ve LGS öncesinde uzmanlardan kritik uyarılar! Haber

YKS ve LGS öncesinde uzmanlardan kritik uyarılar!

LGS ve YKS tarihi yaklaştıkça öğrencilerde kaygı ve stresin farklı şekillerde ortaya çıkabildiğini söyleyen Klinik Psikolog Yulet Pamir, sınav kaygısının doğal ancak yönetilebilir bir duygu olduğunu vurgulayarak, “Kaygı çoğu zaman kişinin önem verdiği bir hedefe yönelik duyarlılığının göstergesidir. Ancak kaygı yoğunlaştığında öğrencinin dikkatini çalışmaktan çok olası olumsuz sonuçlara yöneltmeye başlayabilir ve bu durum hem duygusal iyi oluşunu hem de performansını etkileyebilir” diyor. Pamir, ailelerin sınav sürecindeki tutumunun öğrencilerin başarısını doğrudan etkilediğini belirterek, “Çocuklar yalnızca kendi streslerini değil, ebeveynlerinin endişelerini de hissedebilir. Bu nedenle ailelerin sakin ve güven verici bir tutum sergilemesi kritik önem taşır” ifadelerini kullandı. SINAV ANINDA PANİK YAŞANIRSA NE YAPILMALI? Sınav sırasında yoğun kaygı, panik hissi ya da zihinsel blokaj yaşanmasının geçici bir stres tepkisi olduğunu belirten Klinik Psikolog Yulet Pamir, “Böyle anlarda amaç kaygıyı tamamen yok etmek değil, kontrolü yeniden küçük adımlarla geri kazanmaktır. İlk adım bedeni regüle etmektir. Bunun için birkaç saniyelik yavaş ve derin nefes almak, bedene ‘şu an güvendeyim' mesajı verir. Nefesi düzenlemek, zihnin de yavaşlamasına yardımcı olur. İkinci adım dikkati yeniden ‘şu ana' getirmektir. Zihin genellikle panik anında geleceğe ya da olumsuz sonuçlara kayar. Bu durumda öğrencinin bilinçli olarak sadece önündeki soruya, sorunun tek bir kısmına odaklanması gerekir. ‘Şu an sadece bu soruyla ilgileniyorum' yaklaşımı zihinsel yükü azaltır. Üçüncü adım, kontrol alanını daraltmaktır. Öğrenci o anda çözemediği bir soruya takıldığında, bunu bir tehdit olarak değil, geçici bir tıkanma olarak görüp soruya işaret koyarak geçebileceğini ve tekrar dönme hakkının olduğunu kendine hatırlatması rahatlama getirebilir” diyor. SON GÜNLERDE RUTİNİ KORUMAK KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR Sınava sayılı günler kala günlük rutinlerde en önemli konunun mevcut düzeni stabil ve öngörülebilir hale getirmek olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Yulet Pamir, “Bu dönemde öğrencinin zihni zaten belirsizliğe daha hassas olduğu için, yaşam ritmindeki küçük dalgalanmalar bile kaygıyı artırabilir. Uyku konusunda kritik nokta sadece kaç saat uyunduğu değil, uyku-uyanıklık saatlerinin mümkün olduğunca sabit kalmasıdır. Öğrenci için en faydalı olan, sınav sabahını taklit eden bir düzenin önceden oturmuş olmasıdır. Ekran kullanımı ise yalnızca süreyle ilgili değildir; içerik yükü de önemlidir. Özellikle sınava yakın dönemde sosyal karşılaştırmayı tetikleyen içerikler öğrencinin kendi sürecini objektif değerlendirmesini zorlaştırabilir. Çalışma düzeninde ise sık yapılan hata, son günleri ‘eksik kapatma maratonuna' çevirmektir. Daha işlevsel olan, bilginin yoğunluğunu artırmak değil, bilinenleri daha hızlı hatırlamayı destekleyen kısa tekrarlar ve deneme üzerinden genel bakıştır. Bu dönemde öğrencinin aslında ihtiyaç duyduğu şey ‘daha fazla çalışma' değil, daha öngörülebilir bir zihin halidir” ifadelerini kullanıyor. YKS VE LGS ÖNCESİNDE BESLENME DİKKAT VE ODAKLANMAYI DOĞRUDAN ETKİLİYOR Sınav dönemlerinde beslenmenin dikkat, hafıza ve öğrenme süreçlerinde önemli rol oynadığını söyleyen Uzm. Dyt. Çiğdem Doğan, “Beslenme, beynin temel enerji kaynağını sağlayarak dikkat, hafıza ve öğrenme süreçlerinde önemli rol oynar. Özellikle sınav döneminde düzensiz öğünler, uzun süre aç kalmak veya aşırı şekerli besin tüketmek kan şekerinde dalgalanmalara neden olarak odaklanmayı zorlaştırabilir. Dengeli bir beslenme düzeni ise öğrencilerin zihinsel performansını destekler, enerjilerini daha stabil tutar ve öğrenme verimliliğini artırabilir” diyor. SINAV DÖNEMİNDE EN SIK YAPILAN BESLENME HATALARI Sınav döneminde öğrencilerin sık yaptığı beslenme hatalarına değinen Uzm. Dyt. Çiğdem Doğan, “Kahvaltıyı atlamak, uzun süre aç kalmak, aşırı kafein tüketmek, öğün yerine paketli atıştırmalıklara yönelmek ve son günlerde yeni besin veya takviyeler denemek en sık görülen hatalardır. Ayrıca yoğun ders çalışma nedeniyle su tüketiminin ihmal edilmesi dikkat performansını olumsuz etkileyebilir” ifadelerini kullanıyor. STRES BESLENME DÜZENİNİ DE BOZABİLİYOR Sınav stresinin beslenme düzeni üzerinde de etkili olabileceğini belirten Uzm. Dyt. Çiğdem Doğan, “Stres bazı öğrencilerde iştah kaybına, bazılarında ise duygusal yemeye neden olabilir. Özellikle şekerli ve yüksek kalorili yiyeceklere yönelim artabilir. Bunun yanında stres hormonlarının yükselmesi uyku kalitesini bozabilir ve dolaylı olarak beslenme düzenini etkiler. Bu dönemde düzenli öğün saatlerinin korunması önemli olacaktır” diyor. ZİHİNSEL PERFORMANSI DESTEKLEYEN BESİNLER Zihinsel performansı destekleyen besinlere ilişkin bilgi veren Doğan, “Omega-3 açısından zengin balıklar, ceviz, badem, yumurta, süt ve süt ürünleri, tam tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler ve mevsim meyveleri zihinsel performansı destekleyen besinler arasında yer alır” ifadelerini kullanıyor. SINAVDAN BİR GÜN ÖNCE BESLENME DÜZENİ KORUNMALI Sınavdan bir gün önce rutin beslenme düzeninin korunması gerektiğini söyleyen Uzm. Dyt. Çiğdem Doğan, “Aşırı yağlı, baharatlı ve sindirimi zor yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Dışarıda tüketilen ve güvenilir olmayan gıdalar yerine evde hazırlanmış besinler tercih edilmelidir. Ayrıca yeni bir besin ya da takviye denemek doğru değildir. Amaç mide ve bağırsak sistemini zorlamadan dengeli beslenmektir” diyor. SINAV SABAHI KAHVALTI PERFORMANSI DOĞRUDAN ETKİLER Sınav sabahında yapılan beslenme hatalarının performansı olumsuz etkileyebileceğini belirten Uzm. Dyt. Çiğdem Doğan, “Sınav sabahı kahvaltıyı atlamak, aşırı şekerli besinler tüketmek veya çok ağır bir kahvaltı yapmak performansı olumsuz etkileyebilir. İdeal kahvaltıda kaliteli protein, kompleks karbonhidrat ve sağlıklı yağlar bir arada bulunmalıdır. Örneğin; haşlanmış yumurta veya omlet, peynir, tam tahıllı ekmek, domates ve salatalık gibi sebzeler, birkaç adet ceviz veya badem ile isteğe bağlı olarak kefir veya süt iyi bir seçenek olabilir” ifadelerini kullanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.