Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Güvenlik

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yolda yürüyen kadının ensesine vurup kaçtı Haber

Yolda yürüyen kadının ensesine vurup kaçtı

İstanbul Şişli’de market alışverişinden evine dönen Sabahat Avcı, kimliği henüz belirlenemeyen bir şahsın saldırısına uğradı. Yolda yürüyen kadının arkasından yaklaşarak ensesine vuran saldırgan olay yerinden kaçarken, o anlar güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Talihsiz kadın ise yaşadığı korku dolu anları anlattı. Olay, 15 Temmuz’da Şişli ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, market alışverişini tamamladıktan sonra elindeki poşetlerle evine doğru yürüyen Sabahat Avcı (58) sokak üzerinde ilerlediği sırada arkasından gelen kimliği belirsiz bir şahsın hedefi oldu. Şüpheli şahıs yolda tek başına yürüyen Avcı’nın arkasından sessizce yaklaştı. Kadının savunmasız anından faydalanan saldırgan, aniden kadının ensesine sert bir darbe indirdi. Saldırının etkisiyle neye uğradığını şaşıran Avcı, sarsılıp yere düşerken, şüpheli şahıs hızla koşarak olay yerinden uzaklaştı. Yaşanan saldırı anı ise çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde; kadının yolda yürüdüğü sırada arkasından gelen şahsın bir anda saldırdığı, kadının ensesine vurduktan sonra kadının düştüğü saldırganın ise kaçarak gözden kaybolduğu anlar yer aldı. Polis ekipleri, güvenlik kamerası görüntülerini incelemeye alarak kaçan şüpheliyi yakalamak için geniş çalışma başlattı. Olayla ilgili inceleme sürüyor. "Ne amaçla yaptı bilmiyorum ama şu anda çok endişeliyim" Sabahat Avcı, şüphelinin ne amaçla kendisine saldırdığını bilmediğini ifade ederek, "15 Temmuz günü saat 17.30 sıralarında markete gittim, alışverişimi yaptım. Eve dönerken sokağın başında kendisini hiç fark etmediğim bir şahıs arkamdan enseme çok hızlı bir şekilde vurup beni yere düşürdü ve kaçtı. Arkasından bağırdım ama zaten yüzünü hiç göremedim. Ne amaçla yaptı bilmiyorum ama şu anda çok endişeliyim. Tekrar bir saldırıda bulunur mu? Bir amacı mı var? Arkasında yatan başka bir sebep mi var? Bilmiyorum, bir an önce bulunup cezasının verilmesini istiyorum ve benim gibi başka insanları da mağdur etmesin. Şu anda kalıcı bir hasar yok belki ama benim her yerim darp içinde. Özellikle dizimde büyük sıkıntı var" dedi. Şikayetçi oldu Avcı, saldırgan hakkında şikayette bulunduğunu söyleyerek, "Polise 1 gün sonra bildirdim, şikayetçi oldum. Darp raporu da aldım. Polis ilgileneceğini söyledi. Bugüne kadar bir haber çıkmadı ama bekliyorum. İnşallah çıkar diye bekliyorum. Güvenmek istiyorum, bulurlar diye. Allah korusun, sokakta işlenen kadın cinayetlerine dönmez İnşallah. Ben zaten arkadan gördüğüm için şu anda bir şey diyemeyeceğim. Yüzünü de görsem panikleyeceğimi sanıyorum. Birkaç kişiye sordum, burada böyle bir şeyi gördünüz mü, haberiniz var mı diye ama hiç kimse de görmemiş. Hiç kimse de tanımıyor. Zaten o gün sokak 15 Temmuz diye çok ıssızdı. Burada eczaneler var, aile hekimliği var. Bu sokak aslında işlek bir sokak, geleni gideni hiç eksik olmaz ama o gün bir kişi bile yoktu. Nasıl kollamış, nasıl denk getirmiş ben de anlayamadım" diye konuştu. "Enseme vurunca zaten gözüm karardı" Aldığı darbe sonrası gözünün karardığını söyleyen Avcı, "Sağ enseme vurdu. Enseme vurunca zaten gözüm karardı. Yere kapaklanırken ‘eyvah dedim gözüm parçalanacak’ dedim. Allah’tan park halindeki bir aracın arkasına, arka tampona denk geldim. Eğer öyle olmasaydı, yere kapaklansaydım kollarım, parmağım kırılabilirdi, yüzüm parçalanabilirdi. Çok şiddetli vurdu çünkü o şiddetle arabanın arkasına kapandım. Ama ona rağmen dizimde ve kollarımda çürükler var. Beklentim bir an önce emniyet güçlerinin bu kişiyi bulup gereken cezayı vermesi ve başka hiçbir insana da en küçük bir canlıya bile zarar verecek durumda olmaması" şeklinde konuştu.

MİT’ten göçmen kaçakçılarına operasyon Haber

MİT’ten göçmen kaçakçılarına operasyon

İçişleri Bakanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ile MİT koordinesinde, Muğla açıklarında göçmen kaçakçılığına yönelik operasyon gerçekleştirildiğini duyurdu. İzmir MİT Bölge Başkanlığından Muğla ili Bodrum ilçesi Gümbet mevkiinde göçmen kaçakçılığı yapılabileceği bilgisinin alınması üzerine, Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Güney Ege Grup Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlükleri personeli, 1 Sahil Güvenlik İnsansız Hava Aracı (İHA) ve 1 Sahil Güvenlik Botu (TCSG-901) sevk edildi. Sahil Güvenlik İnsansız Hava Aracı tarafından tespit edilen yelkenli tekne Sahil Güvenlik Botu tarafından durdurularak, içerisindeki 67 düzensiz göçmen ve 2 göçmen kaçakçısı şüphelisi yakalandı. Ayrıca olay ile bağlantılı olarak Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü personeli tarafından yapılan takip sonucunda, karada 3 göçmen kaçakçısı şüphelisi daha yakalandı. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, düzensiz göçmen kaçakçılığı ile mücadelenin devam ettiği belirtilerek şu ifadeler kullanıldı: "Ülkemizin huzuru ve güvenliği için düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığı organizatörleriyle mücadelemizi karada ve denizde kararlılıkla sürdürüyoruz. Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanlığımızı ve Sahil Güvenlik Güney Ege Grup Komutanlığımızı, İzmir MİT Bölge Başkanlığımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz."

"Savaşın Karadeniz'e taşınmasını istemiyoruz" Haber

"Savaşın Karadeniz'e taşınmasını istemiyoruz"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kiev temasları çerçevesinde Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha ile ortak basın toplantısı düzenledi. Açıklamalarına Ukraynalı mevkidaşı Sibiha'ya ev sahipliği nedeniyle teşekkür ederek başlayan Fidan, Sibiha'nın daha önce Ukrayna'nın Ankara büyükelçiliği yapmış ve ikili ilişkilere büyük katkıları olmuş bir isim olması nedeniyle iki ülke arasındaki meselelerin daha hızlı ilerletilebildiğini söyledi. Fidan, "Biliyorsunuz geçtiğiniz mayıs ayında da buradaydım. Sizlerin huzurunda burada, basın toplantısı yaptık, iki ülke arasındaki ilişkileri değerlendirdik ama her şeyden önemlisi tabii ki, bir numaralı konu, devam eden savaş. Bu savaşta Ukrayna'nın toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı için neler yapılabilir ama aynı zamanda barış nasıl getirilebilir, onları konuşmuştuk. Tabii, yine aynı şartlar altında bugün yine buradayız. Savaşın getirdiği yıkımı ve etkileri görürken, diğer yandan da Ukrayna halkının sergilediği dirayet ve dayanışmayı takdirle gözlemliyoruz. Yaşanan bu acıların bir an önce son bulması bizim millet olarak en büyük temennimizdir. Bu vesileyle Ukrayna'nın toprak bütünlüğü, bağımsızlığı ve egemenliğine yönelik desteğimizi bir kez daha teyit etmek istiyorum" dedi. "Maalesef son dönemdeki gelişmeler kaygı verici" Bugünkü görüşmede savaşı sona erdirmeye yönelik çabaları birlikte ele aldıklarını ifade eden Fidan, "Maalesef son dönemdeki gelişmeler kaygı verici. Bir yandan diplomatik çabalarda durgunluk yaşanırken diğer yandan çatışmaların daha da şiddetlendiğini görüyoruz. Özellikle son dönemde sivil altyapıya ve yerleşim yerlerine yönelik artan saldırılardan açıkçası endişe duyuyoruz. Süratle müzakere masasına dönülmesi ve diplomatik çözüm arayışlarının kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz" diye konuştu. Bugünkü görüşmenin Ankara'da gerçekleştirilen NATO liderler zirvesinin hemen ardından gerçekleştirilmesi bakımından da ayrı bir anlam taşıdığını belirten Hakan Fidan, "NATO Zirvesi'nde müttefikler olarak Ukrayna'ya desteğin sürdürülmesine yönelik güçlü mesajlar verildi. Türkiye, savaşın ilk gününden beri Ukrayna'ya hem siyasi hem de askeri destek vermektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın NATO liderler oturumunda belirttiği üzere, Türkiye olarak Ukrayna İçin Önceliklendirilmiş İhtiyaçlar Listesi'ne (PURL) katkıda bulunmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Fidan pazartesi günü Fransa'nın başkenti Paris'te düzenlenen Gönüllüler Koalisyonu Liderler Zirvesi'ne Sayın Cumhurbaşkanımızı temsilen katılmasına değinerek, "Burada da Ukrayna'ya desteğimizin farklı veçhelerini muhataplarımızla ele alma imkanımız oldu" şeklinde konuştu. "Doğrudan diplomatik çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz" Bakan Fidan, Türkiye'nin savaşın başından bu yana iki tarafla da doğrudan temaslarını sürdürdüğünü vurgulayarak, "Geçtiğimiz ay Moskova'ya gerçekleştirdiğim ziyarette, savaşın mümkün olan en kısa sürede ve barışçıl yollarla sonlandırılmasına yönelik telkinlerimizi bir kez daha ilettik. Onlardan da görüşlerini alma imkanımız oldu. Önümüzdeki dönemde, müzakerelere tekrar ev sahipliği yapmak dahil olmak üzere, doğrudan diplomatik çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz" dedi. "Savaşın Karadeniz'e taşınmasını istemiyoruz" Savaşın başından bu yana çatışmanın yayılması riskinin ciddi bir tehdit olduğunu ve çeşitli şekillerde tırmanmalara şahit olduğunu kaydeden Hakan Fidan, "Karadeniz'in güvenliğini tehlikeye atan gelişmeler, bu endişeleri daha da artırmaktadır. Her vesileyle vurguladığımız gibi, savaşın Karadeniz'e taşınmasını istemiyoruz. Karadeniz'de huzurun korunması şarttır. Burada limanların, tankerlerin ve balıkçı teknelerinin hedef alınması, sivillerin hayatlarının riske atılması mazur görülecek bir husus değildir. Bu açıdan tüm tarafların sağduyulu ve sorumlu davranması gerektiğini bir kez daha buradan vurguluyoruz" diye konuştu. Ukrayna ve Türkiye arasındaki ilişkilerin her geçen gün daha da derinleştiğini ifade eden Hakan Fidan, "Türk şirketleri, devam eden savaşa rağmen Ukrayna'daki faaliyetlerini sürdürmekteler. Firmalarımızın, yeniden imar başta olmak üzere, Ukrayna'nın toparlanma ve ekonomik gelişim süreçlerine savaş sonrası dönemde de katkı sağlayacağına eminiz. Bu çerçevede, az önce değerli meslektaşım da ifade ettiler, Ukrayna'yla Türkiye arasında 2022 yılında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması'nın benim ziyaretimden bir gün önce Ukrayna Parlamentosu'nda onaylanmasını ve anlaşmanın yürürlüğe girmesini de büyük memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı. "Ticaret hacmimizin Serbest Ticaret Anlaşması'nın da etkisiyle çok daha yükseklere çıkacağına inanıyorum" Emeklerinden dolayı Ukraynalı meslektaşına teşekkür eden Bakan Fidan, "Bu anlaşmayla, zaten aramızda var olan dinamik ticaret iş birliğinin çok daha ileriye taşınacağını, hatta savaş sonrası dönemde Türkiye-Ukrayna ekonomik ilişkilerinin stratejik bir seviyeye yükseleceğini; sadece iki ülke arasında değil, bağlantısallık imkanları da kullanılarak bölge için, bölgemizin dışındaki diğer ticaret ortaklarımız için de büyük fırsat sunacağına inanıyorum. Çünkü Ukrayna büyük bir tarım arazisine ve sanayi alanına sahip bir ülke. Türkiye'nin de benzer kabiliyetleri, yetenekleri ve imkanları var. Bunların güzel şekilde iş birliğiyle kullanılması halinde gerçekten muazzam bir ekonomik potansiyel üreteceği ortada" şeklinde konuştu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "2025 yılı itibarıyla, savaş şartlarına rağmen 6,6 milyar dolara ulaşan ticaret hacmimizin, ben inşallah savaştan sonra bu Serbest Ticaret Anlaşması'nın da etkisiyle çok daha yükseklere çıkacağına inanıyorum. Bu arada enerji ve ulaştırma alanlarında da iş birliğimizi ilerletmeye büyük önem veriyoruz. Ukrayna'nın enerji güvenliğine ve mal tedarikine katkıda bulunmanın en güvenilir ve en etkin yolunun Türkiye'nin gelişmiş altyapısından yararlanmak olduğuna inanıyoruz. Ukraynalı arkadaşlarımız da bunun farkındalar. Bölgedeki diğer ortaklarla da iş birliği için bu yöndeki çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi. "Türkiye'nin her daim Kırım Tatar soydaşlarımızın arkasında olacağını bir kez daha vurgulamak isterim" Kırım Tatarlarının Türkiye ve Ukrayna arasında müstesna bir köprü oluşturduğunu da ifade eden Bakan Fidan, "Kırım'ın yasa dışı ilhakı konusunda en başından beri ilkeli tutumumuzu muhafaza ediyoruz. Bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bu vesileyle, Türkiye'nin her daim Kırım Tatar soydaşlarımızın arkasında olacağını bir kez daha vurgulamak isterim" diye konuştu. Ukrayna Dışişleri Bakanı Sibiha ile bugün sadece savaş ve ikili ilişkileri değil Orta Doğu ve İran'a ilişkin meseleleri de görüştüklerini belirten Hakan Fidan, "İfade ettiği gibi, Suriye de dahil olmak üzere Körfez'e giden ticari yollarda Ukrayna'nın katılımı ve yeni bağlantısallıkta bu imkanları hep beraber nasıl kullanabiliriz, onları değerlendirme imkanımız oldu. Türkiye, Ukrayna'da uluslararası hukuk temelinde adil ve sürdürülebilir barışın sağlanması için öncü ve etkin çabalarını bundan sonra da sebatla sürdürecektir" ifadelerini kullandı. "Barışa her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var" Basın toplantısında bugünkü görüşme ile Türkiye'nin Rusya ve Ukrayna arasında yeni bir müzakere turuna ev sahipliği yapma hedefine yaklaşmış olup olmadığı yönünde bir soru alan Bakan Fidan, "Biliyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanımızın bu savaşın başından beri çok ilkeli bir tutumu var ve biz de bunu dış politikamızın aslında asıl mihenk taşı yaptık. ‘Savaşın kazananı olmaz, barışın da kaybedeni olmaz' ilkesi, esası itibarıyla onun vizyonunu ifade etmekte. Tabii ki savaşı ortaya çıkartan sebepler inanılmaz derecede karışık. Özellikle burada Ukrayna'nın toprak bütünlüğünün tehdit altında olması meselesi, Ukrayna'nın haklı bir direniş içerisinde olması, savaşı başka bir boyuta taşıyor. Şimdi burada savaşın 21. yüzyılda Avrupa'da beş yıl konvansiyonel bir savaş olarak giderek daha yıkıcı bir şekilde devam etmesinin hiçbir izahı yok. Giderek daha büyük yaygınlaşma riski de gösteren bir savaş. Hem coğrafi olarak hem yeni hedefleri içeren bir yöne maalesef evrilmek durumunda. Hem de yeni, Allah korusun, silah çeşitlerinin devreye sokulması, bu yayılma riskini artırıyor. Dolayısıyla barışa bizim her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var" şeklinde konuştu. "Yakın gelecekte iyi şeylerin olacağını düşünüyorum" Türkiye'nin Ukrayna'ya desteği sürdürürken diğer yandan birkaç ülke ile barış yönünde temasları artırarak bu yönde çok ciddi bir çaba içerisinde olduğunu ifade eden Fidan, "Ben kendilerine görüşlerini benimle paylaştıkları için açıkça, samimi bir şekilde çok teşekkür ediyorum. Moskova ziyaretimde de orada Rus tarafının samimi görüşlerini dinleme imkanım oldu. Burada yaptığımız analizleri Amerikalı mevkidaşlarımızla da paylaşma imkanımız oldu. Çünkü onlar da biliyorsunuz arabuluculuk işindeler. Gözlemlerimizi iki tarafa da aktarıyoruz. Bu yeni kısır döngüden nasıl çıkabiliriz, onunla ilgili yeni stratejik arayışlar içerisindeyiz" dedi. Yeni fikirlerin ortaya çıktığını belirten Fidan, "Onları masaya yatırıyoruz. Ama şunu söylemek istiyorum; Geçtiğimiz yıl özellikle artık görünür hale gelmiş İstanbul görüşmeleriyle yürütülen Türkiye müzakerelerinin aynı şekilde devam etmesinin ben çok faydalı olacağına inanıyorum. İstanbul formatına baktığınız zaman değerli arkadaşlar, tarafların çeşitli branşlardaki yetkilileri karşılıklı bir araya gelip gerçekten hem kendi içlerinde bir şeffaflık sağladı hem de kendi aralarında birbirleriyle bir şeffaflık sağladığı, direkt müzakerelerin olduğu çok güzel görüşmeler gerçekleşti. Aynı türden görüşmelerin kesintisiz şekilde devam etmesi önemli. Yani savaşın devam ediyor olması aslında görüşmelerin bu formatta devam etmeyeceği manasına gelmez" diye konuştu. İstanbul görüşmeleri sürecine değinen Fidan, "Tabii ki İstanbul görüşmelerinden sonra biliyorsunuz Amerikalı müzakereciler devreye girdiler. Onlar daha nihai sonuç alıcı bir şey yapılabilir mi, onunla ilgili uğraştılar. Ama bugün itibarıyla maalesef hala savaş devam ediyor ve gittikçe tırmanma riski var. Biz çabalarımızı devam ettireceğiz. Çünkü birilerinin çabayı devam ettirmesi gerekiyor. Barışa ve ateşkese ihtiyaç olduğu her iki taraf tarafından da resmi olarak ifade ediliyor. Tarafları destekleyen diğer aktörler tarafından, yani Avrupalılar tarafından, Amerikalılar tarafından, Çin tarafından da altı çizilerek söyleniyor. Dolayısıyla bu kadar büyük bir uluslararası niyetin ve iradenin olduğu bir konunun bir yerde pratiğe dönüşmesi gerekiyor. Bazı tıkanıklıkların açılması gerekiyor. İşte Türkiye tam da burada bu tıkanıklığı açmada hem zihni, stratejik bir rol oynayarak hem de pratikte olayları uygulamada hayata geçirerek, ben inşallah yakın gelecekte iyi şeylerin olacağını düşünüyorum. Burada barış için emeği geçen, katkı sunan bütün taraflara da ayrıca teşekkür etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. "Türkiye deniz unsurlarına liderliği yapmayı kabul etti" Karadeniz'deki seyrüsefer emniyeti ve ticari güvenliğe de değindiği açıklamalarında Dışişleri Bakanı Fidan, "Bunu Moskova ziyaretim esnasında Rus tarafıyla da görüştüm. Burada değerli meslektaşımla da görüştüm. Bugün gün boyu yapacağım görüşmelerde de gündeme getireceğim. Bu bizim için önemli bir husus. Karadeniz ülkeleri için önemli bir husus. Esas itibarıyla biliyorsunuz savaş devam ederken hem bizim hem Birleşmiş Milletler'in bir teklifi olmuştu. Savaş bütün alanlarda devam ediyor ama iki alanı buradan ayıralım ve taraflar burada belli bir taahhüde bağlı kalsınlar. Neydi o alanlar? Enerji güvenliği ve Karadeniz'deki seyrüsefer emniyeti, bununla da tahıl güvenliğinin garanti altına alınmasıydı. Bu alanda özellikle biliyorsunuz tahıl anlaşması yapılarak iki sene önce bir kısmı başarı elde edildi ve bu süre içerisinde gerçekten dünya pazarlarına serbest bir şekilde Ukrayna tahılı da gitme imkanı buldu" şeklinde konuştu. Tahıl anlaşmasının Afrika da dahil birçok yerde gıda güvenliğine çok ciddi bir katkıda bulunduğunu vurgulayan Fidan, "Şimdi Karadeniz'deki seyrüsefer emniyetinin savaşın tırmanmasından dolayı tamamıyla ortadan kalkmış olması açıkçası çok endişe verici. Biz tekrar, asıl amacımız tabii ki savaşın tamamen durdurulması. Eğer bu mümkün olmuyorsa gerek Ukrayna, gerek Rusya, gerek bütün ülkeler için önemli olan birkaç tane kritik alanda savaş moratoryumu ilan edilebilir, hedefler vurulmayabilir. Nedir? Karadeniz güvenliği ve enerji güvenliği olmak üzere. Bu konudaki alternatif tekliflerimiz hala masadadır. Tarafların dikkatine. Ukrayna tarafı bu konuda gerçekten ciddi bir anlayış birliği içerisinde" dedi. Karadeniz güvenliği ve enerji güvenliği konusunda Türkiye'nin muhtemel askeri katkılarının masaya yatırıldığını aktaran Fidan, "Burada şunu söylemek isterim. Biliyorsunuz muhtemel bir barış anlaşmasının en önemli ayaklarından biri de, şu anda tartışılan belgelerde, Ukrayna'ya yönelik güvenlik garantileri. Bu güvenlik garantilerinin biliyorsunuz verilecek kara, deniz ve hava unsurları var. Türkiye deniz unsurlarına liderliği yapmayı kabul etti. Müttefiklerimizle de bu konuda anlayış birliği içerisindeyiz. Bu konudaki planlama çalışmaları ilgili müttefik ülke deniz kuvvetleri tarafından da yapılmakta" diye konuştu. "Kırım Tatarlarının kendi haklarını geri alması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" Türkiye'nin Kırım'a ilişkin pozisyonu konusunda Fidan, "Kırım konusunda da bizim duruşumuz baştan beri belli biliyorsunuz. Kırım meselesi gerek dış politikamız açısından gerek iç politikamız açısından bizim için hayati derecede önemli bir konu. Türk dünyasının bir parçası olan Kırım Tatarları konusunda sadece biz değil, bütün Türk devletleri de hassasiyet taşımaktadır. Bu konuda Kırım Tatarlarının kendi haklarını geri alması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Söylediğiniz gibi belli hukuksuzlukların olması bizi gerçekten derinden etkiliyor. Bazı Kırım Tatarı liderlerinin hapishanede olduğunu biliyoruz. Bunların da çıkarılması için Rus tarafıyla müzakerelerimiz devam ediyor" ifadelerini kullandı. "Tarafların bir noktada psikolojik olarak da ateşkese hazır hale geldiklerini görüyoruz" Ukrayna'da barış ya da ateşkesin önündeki en büyük engelin ne olduğu sorusuna Fidan, "Savaşın başından beri belli aralıklarla sürekli buraya gelmekteyim. Maalesef savaşları gözlemleme, analiz etme ve biraz da içinde bulunma durumundan dolayı tecrübe sahibi olduğumuz için, kötü senaryolarda neler olabileceğini analiz ettiysek onları görüyor olmaktan ayrıca üzüntü duyuyoruz. Belli oranlarda tabii yaygınlaşma var. Bunu da az önce ifade ettim. Bu bizi gittikçe daha da endişeye sevk ediyor" cevabını verdi. Fidan, "Ama diğer taraftan da savaşta artık yapılabilecek her şey yapıldıktan, bütün araçlar kullanıldıktan sonra tarafların bir noktada psikolojik olarak da ateşkese hazır hale geldiklerini görüyoruz. Hep derler ya, sabaha en yakın nokta gecenin en karanlık olduğu andır diye. Şu anda savaşta ulaştığımız bu yok edici anın inşallah yakın bir barışın ve ateşkesin habercisi olduğunu düşünmek istiyoruz" şeklinde konuştu. "Sadece Rusya ve Ukrayna'nın değil, uluslararası toplumun da bir ateşkese, bir barış anlaşmasına ihtiyacı var" Moskova ziyaretinde Rusya'nın görüşmelere ne derecede hazır olduğunu gördüğü ve Rus tarafından neler duyduğu yönünde bir soru alan Fidan, "Moskova'da yaptığım temaslar esnasında özellikle Sayın Putin ve Sayın Lavrov'la görüşmelerimde, olabilecek en yüksek ağızdan görüşmelere hazır olduklarını, esas itibarıyla bu maksatla yapılan her türlü teması da kabul ettiklerini ifade ettiler. Tabii burada iki tane husus var. Birincisi, gerek aracılı gerek aracısız konuşma konusunda nerede duruyorsunuz? Bu zamana kadar biliyorsunuz liderler hariç, Sayın Zelenskiy ile Sayın Putin hariç, her iki taraf sürekli gerek Türkiye'nin arabuluculuğuyla gerek Amerika'nın girişimleriyle bir araya gelmekten imtina etmediler ve bu devam edecek. Şimdi bu türden bir iletişime ve temasa hazır oluyor olmak müzakereler açısından çok önemli bir konu. Ama bundan daha önemlisi, müzakere pozisyonunuzda nerede duruyorsunuz?" dedi. Bu soruyu Putin'e yönelttiğini açıklayan Fidan, "Kendileri, Alaska'da Amerika'yla üzerinde mutabık kalınan genel çerçevenin, orada deklare ettikleri genel çerçevenin hala arkasında olduklarını ifade ettiler. Tabii burada Ukrayna için kabul edilemeyecek hususlar var. Bu genel çerçeve mevcut şartlar altında nereye evrilebilir, ne olabilir? Aslında müzakerecilerin şu anda üzerinde çalışması gereken konu bu. Ben her iki tarafta da gördüğüm, az önce de ifade ettim, her iki tarafın da acil bir şekilde, sadece Rusya ve Ukrayna'nın değil, uluslararası toplumun da bir ateşkese, bir barış anlaşmasına ihtiyacı var. Biz de bunu mümkün kılmak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

MSB’den yoğun diplomasi ve eğitim trafiği Haber

MSB’den yoğun diplomasi ve eğitim trafiği

Milli Savunma Bakanlığı, Türkiye’nin garantör devlet olarak uluslararası anlaşmalardan doğan hakları çerçevesinde Kıbrıs Barış Harekâtı’nın gerçekleştirildiğini hatırlatarak, "Türk askerinin Ada’daki varlığı yarım asrı aşkın süredir barışın, güvenliğin ve istikrarın teminatı olmaya devam etmektedir. TSK, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini hedef alan her türlü hasmane tutuma karşı gerekli karşılığı verme konusunda bugün her zamankinden daha fazla kararlıdır" dedi. Milli Savunma Bakanlığı tarafından HAVELSAN’ın Ankara Teknoloji Kampüsü’nde haftalık basın bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda açıklamalarda bulunan Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, toplantının gerçekleştirildiği HAVELSAN’ın Türk savunma sanayisindeki yerine dikkati çekerek, 1982 yılında kurulan şirketin komuta kontrol, simülasyon, eğitim, otonom sistemler, siber güvenlik ile bilgi ve iletişim teknolojileri alanlarında yerli ve milli çözümler geliştirdiğini söyledi. Aktürk, ADVENT Savaş Yönetim Sistemi, Hava Muharebe Bilgi Sistemi (HvBS), BARKAN, KAPGAN, BOZBEY, BAHA ve SANCAR gibi platformların yanı sıra yapay zekâ destekli savunma teknolojileri, siber güvenlik çözümleri ve kritik bilgi sistemleri başta olmak üzere birçok stratejik projenin HAVELSAN tarafından geliştirildiğini vurguladı. HAVELSAN’ın 44’üncü kuruluş yıl dönümünü kutlayan Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin güç ve etkinliğinin daha da artırılmasına katkı sağlayan HAVELSAN’ın 44’üncü kuruluş yıl dönümünü bir kez daha kutluyor, ülkemizin savunma gücüne değerli katkılar sunan tüm çalışanlarına başarılar diliyoruz" dedi. "Son bir haftada 3 PKK’lı terörist teslim oldu" Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Aktürk, "Geride bıraktığımız hafta içerisinde 3 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, harekât bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir" diye konuştu. Hudut güvenliğine ilişkin verileri de paylaşan Aktürk, "Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 404 şahıs yakalanmış, 701 şahıs ise sınırı geçemeden engellenmiştir. Böylelikle 1 Ocak’tan bugüne kadar yasa dışı yollarla geçiş teşebbüsünde bulunurken yakalananların sayısı 6 bin 19’a, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı ise 41 bin 830’a ulaşmıştır" ifadelerini kullandı. "20 Temmuz’da KKTC’de SOLOTÜRK gösterisi yapılacak" 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 52’nci yıl dönümünü şimdiden kutladıklarını belirten Aktürk, Kıbrıs Türk halkının varlık ve güvenliğinin teminatı olan Kıbrıs Barış Harekâtı’nın önemine vurgu yaptı. Aktürk, "20 Temmuz’da Girne’de TCG Gökova, TCG Tufan ve TCG Dolunay tarafından liman ziyareti, SOLOTÜRK tarafından gösteri uçuşu ile Lefkoşa’da muharip uçak geçişi icra edilecektir" dedi. "İsrail’in saldırıları müzakereleri baltalamayı amaçlıyor" Orta Doğu’daki gelişmelere de değinen Aktürk, İsrail’in Lübnan ve Filistin’de sivillere yönelik saldırılarını kınadıklarını belirterek, "İsrail’in işgal ve ilhak politikalarının yansıması olan bu saldırılar, nihai aşamaya gelen müzakereleri de baltalamayı amaçlamaktadır. Tarafların yapıcı bir anlayışla müzakereleri tamamlamasının bölgemizin ve dünyanın barış, refah ve istikrarına hizmet edeceğini yineliyoruz" diye konuştu. Aktürk, Türkiye ile Suriye arasındaki askerî iş birliğinin geliştirilmesi ve Suriye Silahlı Kuvvetlerinin yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalar kapsamında Deniz Kuvvetleri Komutanı ve beraberindeki heyetin 13 Temmuz’da TCG İstanbul, TCG Bora, TCG Tufan, TCG Gemlik ve TCG Heybeliada ile Lazkiye’ye ziyaret gerçekleştirdiğini açıkladı. "Deniz Kuvvetlerimize ait gemilerin 18 yıl aradan sonra ilk kez Lazkiye Limanı’na gerçekleştirdiği ziyaret çerçevesinde Suriye Deniz Kuvvetleri Komutanı ile heyetler arası görüşmeler yapılmış ve Lazkiye Askerî Limanı’nda incelemelerde bulunulmuştur" diyen Aktürk, ziyaretin iki ülke arasındaki askerî iş birliği açısından önem taşıdığını ifade etti. MSB’den yoğun diplomasi ve eğitim trafiği Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in son bir haftada Mısır Savunma ve Askerî Üretim Bakanı ile "Savunma İş Birliği İyi Niyet Mektubu"nu imzaladığını, Pakistan Kara Kuvvetleri ve Savunma Kuvvetleri Komutanı’nı kabul ettiğini ve "Türkiye’nin Savunma Stratejisi ve Kapasitesi" konulu bir konferans verdiğini aktardı. Aktürk, Genelkurmay Başkanı’nın Pakistan Kara Kuvvetleri ve Savunma Kuvvetleri Komutanı’na Türk Silahlı Kuvvetleri Üstün Hizmet Madalyası tevcih ettiğini söyledi. Aktürk ayrıca, 20-24 Temmuz tarihleri arasında Fas’ın Rabat kentinde düzenlenecek 2026 Afrika Deniz Kuvvetleri Zirvesi’ne Amfibi Kolordu Komutanı’nın katılacağını, Hava Kuvvetleri Komutanlığınca 14 Temmuz’da Doğu Akdeniz’de Deniz Muhafızı Harekâtı kapsamında Hava İhbar Kontrol uçağıyla uçuş görevi icra edildiğini bildirdi. Milli Savunma Üniversitesi 2026 yılı askerî öğrenci temini seçim aşaması faaliyetlerinin 7 Ağustos’a kadar devam edeceğini belirten Aktürk, adayların 15 Temmuz-31 Ağustos tarihleri arasında Kredi ve Yurtlar Kurumu yurtlarından faydalanabileceğini kaydetti. Milli Savunma Bakanlığı (MSB), S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi’ne ilişkin çalışmaların çok yönlü olarak sürdüğünü de belirterek, somut gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılacağını bildirdi. Yapılan açıklamada, "S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemleri ile ilgili çalışmalar çok yönlü olarak devam etmektedir. Somut gelişmeler olduğunda kamuoyuyla paylaşılacaktır" ifadelerine yer verildi. "TSK, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini hedef alan her türlü hasmane tutuma karşı gerekli karşılığı verme konusunda bugün her zamankinden daha fazla kararlıdır" Bakanlık, Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs Barış Harekâtı’na ilişkin kararına sert tepki göstererek, Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef alan iddiaları "mesnetsiz, akıl dışı ve alçakça" olarak nitelendirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Kıbrıs Barış Harekâtı hakkında kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizi hedef alan mesnetsiz, akıl dışı ve alçakça iddiaları ve alınan kararı şiddetle reddediyoruz" denildi. Açıklamada, Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı katliamların ve zorla göç ettirmelerin görmezden gelindiği belirtilerek, "Bu karar, Avrupa Parlamentosu'ndaki akıl tutulmasının ve Rum propagandasını esas alan tek taraflı yaklaşımın açık bir göstergesidir" ifadeleri kullanıldı. Türkiye’nin garantör devlet olarak uluslararası anlaşmalardan doğan hakları çerçevesinde Kıbrıs Barış Harekâtı’nı gerçekleştirdiği vurgulanan açıklamada, "Türk askerinin Ada’daki varlığı yarım asrı aşkın süredir barışın, güvenliğin ve istikrarın teminatı olmaya devam etmektedir" denildi. Açıklamada ayrıca, "Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini hedef alan her türlü hasmane tutuma karşı gerekli karşılığı verme konusunda bugün her zamankinden daha fazla kararlıdır" ifadelerine yer verildi. "Suriye ile denizcilik alanındaki iş birliği bölgesel istikrara katkı sağlayacak" Bakanlıktan yapılan açıklamada, Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin farklı alanlara genişletilmesi ve Suriye Deniz Kuvvetlerinin kapasitesinin geliştirilmesinin bölgesel istikrara katkı sağlayacağı belirtilerek, "Ülkemiz ve Suriye Arap Cumhuriyeti arasında uyum içerisinde devam eden ilişkilerin farklı alanlara genişletilmesi, yeni iş birliklerinin kurulması ve Suriye Deniz Kuvvetlerinin kapasitesinin geliştirilmesinin bölgenin istikrarına katkı sağlayacağına inanıyoruz" ifadeleri kullanıldı. Açıklamada, Deniz Kuvvetleri Komutanı ve beraberindeki heyetin 13 Temmuz’da Türkiye ile Suriye arasında denizcilik alanındaki askerî iş birliği ve koordinasyonun güçlendirilmesi amacıyla Suriye’ye ziyaret gerçekleştirdiği bildirildi. "Türkiye ile Mısır arasındaki savunma iş birliği yeni bir ivme kazandı" Türkiye ile Mısır arasındaki savunma ilişkilerine de değinen Bakanlık, son dönemde gerçekleştirilen üst düzey temaslarla askeri iş birliğinin önemli bir ivme kazandığını bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, haziran ayında iki ülkede düzenlenen hava unsurlarının katıldığı tatbikatların birlikte çalışabilirliğin geliştirilmesine ve müşterek harekât kabiliyetinin artırılmasına önemli katkı sağladığı belirtildi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Mısır Savunma Bakanı arasında imzalanan "Savunma İş Birliği İyi Niyet Mektubu"na işaret edilen açıklamada, söz konusu belgenin Türkiye ile Mısır arasındaki savunma ve güvenlik iş birliğinin kurumsal zeminde daha da geliştirilmesine yönelik ortak iradeyi ortaya koyduğu vurgulandı. Açıklamada, bu iradenin tarihi bağlardan güç alan ilişkilerin karşılıklı güven ve ortak çıkarlar temelinde derinleştirilmesine ve bölgesel barış, istikrar ile güvenliğe katkı sağlayacak yeni iş birliği alanlarının geliştirilmesine yönelik güçlü bir adım olduğu ifade edildi.

Bahçeli'den sert AB çıkışı Haber

Bahçeli'den sert AB çıkışı

MHP Lideri Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmanın ara başlıkları şöyle; Ankara, işgal kapıya dayandığında geri çekilmeyen iradenin; yokluk içinde devletimizi küllerinden yeniden doğuran, ateşten gömlek giyip milletine istiklal biçen ferasetin adıdır. Bir zamanlar direnişin karargahı olan bu aziz şehir, bugün küresel güvenlik mimarisinin tartışıldığı uluslararası platformlara ev sahipliği yaparken; yeni dönemin stratejik tartışmalarına istikamet kazandıran bir merkez olduğunu göstermiştir. Bu sebeple Ankara’da toplanan NATO Zirvesi’ni alelade bir diplomasi faaliyeti gibi okumak eksik, sığ ve sakat bir değerlendirme olacaktır. Ankara’da, yetmiş yılı aşan ittifak hukukunun muhasebesi yapılmış; Soğuk Savaş yıllarının hayalet cephe hatlarından bugünün çok katmanlı güvenlik bunalımlarına uzanan uzun yolun hesabı görülmüştür. Ankara’da; 5. maddenin müşterek savunma ruhundan Ukrayna’ya verilen askeri desteğin geleceğine, 50 milyar doları aşan yeni tedarik hamlelerinden savunma sanayiinde ortak üretim arayışlarına, Avrupa’nın yıllarca ertelediği caydırıcılık açıklarından müttefikler arasındaki ambargo ve kısıtlama çelişkilerine, İran’ın nükleer programından Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer emniyetine, Suriye’de açılmak istenen yeni sayfadan Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan hassasiyetlerimize kadar geniş bir güvenlik kuşağının bütün açmazları aynı anda ele alınmıştır. Ankara’da, müttefikliğin yalnızca kameraların parlak ışıkları altında verilen pozlardan, kriz günlerinde yayımlanan yavan kınama mesajlarından, kürsülerde cilalanmış cümleleri birbiri ardına sıralamaktan ibaret olmadığı; hakiki müttefikliğin hakkaniyet, samimiyet, üretim, paylaşım ve dayanışma üzerine bina edileceği açıkça anlaşılmıştır. Zira devletler de ittifaklar da kürsülerden haykırılan süslü beyanların geçici cazibesiyle değil; badire anlarında sınanan sadakatlerin, yük omuzlara çöktüğünde gözlerin çevrildiği adaletin, gecesini gündüzüne katarak çalışan iradenin gösterdiği sebatla ayakta durur. Kadim Türk devlet mirası, bu hakikati zamanın aşındıramadığı bir mutlak esas olarak akıllarımıza nakşetmiştir. Bilge Tonyukuk’un bin yılı aşkın zaman önce “Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım” derken anlattığı şey ne kadar yorulduğu değil; devleti kurmanın, devleti yaşatmanın ve milleti felaketten sakınmanın bedelinin ne denli ağır olduğudur. NATO Ankara Zirvesi müzakereleri devam ederken, dünyanın dikkati bir anda Ankara ile Hürmüz Boğazı arasında bölünmüştür. Zirve devam ederken Trump mutabakat sürecinin kendisi için bittiğini ifade etmiştir. Bu gelişme yalnızca Vaşington – Tahran hattında yoğunlaşan gerilim ile nükleer program başlığı altında sarmala dönen ihtilafın ifadesi değildir. Daha iki hafta önce bu kürsüden mutabakat sözlerine ilişkin duyduğumuz memnuniyeti ve fakat temkinli yaklaştığımızı söylemiş, verilen sözün nihayete ulaşmasının önemini ifade etmiştik. Devletler arasında tesis edilen mutabakatın itibar ve bağlayıcılığına vurgu yapmıştık. Diplomasinin barışa susamış insanlığın ağzına bir parmak bal çalmak için kullanılan geçici bir aldatmaca mı, yoksa savaşın yolunu kapatacak samimi ve kalıcı bir çözüm iradesi mi diye sormuştuk. Henüz kısa bir süre önce bölgeye umut veren, çatışmanın ateşini kesen ve nihai anlaşmaya ulaşılması için bir takvim ortaya koyan mutabakatın, daha bir ay geçmeden etkisizleştirilmesi, ardından İran topraklarının yeniden bombalanması, barış ihtimaline duyulan güveni sarsmıştır. Ankara Zirvesi’nin ardından Avrupa başkentlerinde yeniden ele alınması şart olacak, Brüksel koridorlarında tekrar gündeme oturacak en mühim başlıklardan biri, Türkiye’nin Avrupa Birliği müzakere sürecidir. Avrupa’nın stratejik geleceği yeniden masaya yatırılmalı ve hakkaniyetli bir gelecek planı oluşturulmalıdır. Çünkü bugün Avrupa’nın karşı karşıya bulunduğu sorunlar, artık eski ezberlerle yönetilemeyecek kadar ağırlaşmıştır. Enerji arz güvenliğinden düzensiz göçe, Savunma kapasitesinden demografik daralmaya, Tedarik zincirlerinden ekonomik rekabete kadar uzanan geniş bir alanda Avrupa yeni bir yol ayrımına gelmiştir. Bu yol ayrımında görmezden gelinmesi mümkün olmayan bir hakikat vardır: O hakikatin adı da Türkiye’dir! Ukrayna sahasından Karadeniz’e, Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Doğu Akdeniz’den Ortadoğu’ya kadar uzanan geniş jeopolitik kuşakta Türkiye’nin bulunmadığı hiçbir güvenlik denklemi kalıcı olamayacaktır. Türkiye’nin hesaba katılmadığı hiçbir enerji koridoru sürdürülebilir olmayacaktır. Türkiye’nin dışarıda bırakıldığı hiçbir bölgesel istikrar projesi başarıya ulaşamayacaktır. Bu durum bir temenni değil, değişen dünyanın ortaya çıkardığı stratejik bir gerçektir. Ne var ki Avrupa Birliği, uzun yıllardır bu gerçeği görmek yerine günü kurtaran siyasi reflekslerle hareket etmeyi tercih etmiştir. Türkiye’nin üyelik süreci teknik kriterlerden çok siyasi ön yargılarla değerlendirilmiştir. Açılması gereken fasıllar bloke edilmiş, Yerine getirilmesi gereken yükümlülükler ertelenmiş, Verilen sözler tutulmamış, Türkiye’nin haklı beklentileri sürekli başka gündemlerin gölgesinde bırakılmıştır. Bu yaklaşım yalnızca Türkiye’ye değil Avrupa’ya da zarar vermiştir. Çünkü Avrupa Birliği, Türkiye’yi bekleme odalarında tutarken kendi stratejik ufkunu daraltmıştır. Türkiye’yi dışarıda bırakarak Avrupa’nın daha güçlü olacağını düşünenler, bugün karşı karşıya kaldıkları güvenlik ve istikrar sorunlarına dönüp bakmalıdır."

"Garson" 24 imamı deşifre etti. Haber

"Garson" 24 imamı deşifre etti.

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına yönelik MİT ve polisin ortaklaşa düzenledikleri operasyonda, gizli tanık "Garson"dan ele geçirilen SD kartlardan "mahrem imam" olarak adlandırılan 24 şüpheli daha deşifre oldu. Vize istemeyen ülkelerde düzenlenen eğitim kamplarını organize eden mahrem imamların, başka kişiler adına kayıtlı GSM hatları üzerinden örgütün gizli faaliyetlerinde yer aldıkları, güncel yapılanmada aktif olarak rol aldıkları ve internet üzerinden sağlanan online görüntülü görüşme uygulaması Zoom’da örgüt toplantıları düzenledikleri anlaşıldı. Edinilen bilgiye göre, gizli tanık "Garson"dan ele geçirilen SD kartlardaki verilerden yeni delillere ulaşıldı. Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT), İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, Kaçakçılık Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından FETÖ/PDY’ye yönelik geniş çaplı çalışma gerçekleştirildi. Darbe girişiminin 10’cu yılına kısa süre kala örgüte yönelik güvenlik ve istihbarat birimlerince yapılan çalışmalarda örgüt, faaliyetlerini sürdürmek ve yeniden güç kazanmak amacıyla İstanbul’u sözde bölgelere ayırdığı, her bölgeye sözde sorumlular görevlendirdiği ve bu kişiler aracılığıyla örgüte yeni eleman kazandırmaya çalıştığı tespit edildi. SD kartta 24 mahrem imam daha deşifre oldu İstanbul merkezli dev operasyonda, FETÖ’nün güncel yapılanmasına ait en gizli dijital arşivin yer aldığı "Garson" kod adlı gizli tanığın teslim ettiği mikro SD karttan devlete sızmış 24 mahrem imam daha deşifre oldu. SD kartta 24 mahrem imamın, kritik toplantıları, internet üzerinden sağlanan online görüntülü görüşme uygulaması Zoom’da yaptıkları anlaşıldı. FETÖ’nün mahrem yapılanmasının başındaki isimlerin sekreteryasında görev aldığı belirtilen "Garson" kod adlı gizli tanığın 2017’de bir cep telefonu ve iki SD kart verip itirafçı olduğu soruşturmadan bu yana yüzde 80’i MİT’in yıllar süren çalışmasının ardından çözülürken, yeni ortaya çıkan verilerde 24 şüphelinin gizli faaliyeti çözüldü. Güvenlik ve örgütsel gizliliği sağlamak amacıyla internet tabanlı uygulamalar üzerinden örgütsel toplantılar gerçekleştiren sözde mahrem imamların, güncel yapılanmaya hız verdikleri anlaşıldı. Vize istemeyen ülkelerde eğitim kampları kuruyorlar Örgütün üniversite öğrencilerini bir arada tutmak, yeni eleman kazandırmak, kamu kurumlarına sızmayı sağlamak ve örgütsel aidiyeti artırmak amacıyla vize istemeyen ülkelerde düzenlenen eğitim kamplarını organize eden mahrem imamların, İstanbul, Yalova, Kırklareli ve Tekirdağ illerinde örgütün güncel finans yapılanması içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüttükleri tespit edildi. Sözde "himmet" ve "bağış" adı altında para toplayan hücre sorumluların, örgüt mensuplarıyla yüklü seviyede para transferleri gerçekleştirdikleri anlaşıldı. 24’ü mahrem sorumlu 78 kişi sorguda İstanbul merkezli Muğla, Kocaeli, Tekirdağ, Sakarya, Yalova, Elazığ, Ankara, Kahramanmaraş, Niğde, Bursa, Gaziantep ve Giresun’u kapsayan 13 ilde yapılan operasyonlarda gözaltına alınan 24’ü "mahrem imam" düzeyinde 78 şüphelinin İstanbul TEM Şubedeki sorgusu sürüyor. MİT’in "Garson" adlı gizli tanıktan çözdüğü yüzbinlerce kişiye 24 mahrem imam daha eklenmiş oldu. "Örgütün 25 yıllık istihbarat arşivi" olarak nitelendirilen SD kartlarda, yeni bilgi ve belgelerin izi sürülüyor. Elde edilen ve örgüt tarafından kullanılan kodlamalar 24 mahrem sorumlunun terör faaliyetini de gün yüzüne çıkardı.

Gündemde NATO, Trump ve ekonomi var Haber

Gündemde NATO, Trump ve ekonomi var

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, yeni haftanın ilk gününde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında Beştepe'de bir araya gelecek. Saat 15.30'da başlaması beklenen toplantıda dış politika, güvenlik ve ekonomi başlıkları ön plana çıkacak. Kabinenin ilk gündem maddesini, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katıldığı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi oluşturacak. Zirvede alınan kararlar kapsamlı şekilde değerlendirilecek, Türkiye'nin ittifak içindeki rolü ve güvenlik politikalarına ilişkin gelişmeler masaya yatırılacak. Toplantıda ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleştirilen görüşmenin yansımaları ele alınacak. Türkiye-ABD ilişkilerinde son durumun değerlendirileceği toplantıda, CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına yönelik beklentiler, Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilmesine ilişkin süreç ve savunma sanayisindeki olası iş birlikleri görüşülecek. Kabinenin dış politika gündeminde Orta Doğu'daki son gelişmeler de önemli yer tutacak. Hürmüz Boğazı çevresinde yeniden tırmanan gerilim, İran'daki son gelişmeler ve bölgesel güvenlik riskleri değerlendirilecek. İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları, bölgedeki insani kriz ve ateşkes girişimlerine ilişkin son durum da toplantıda ele alınacak. İç gündemde ise "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda atılması planlanan yasal düzenlemeler görüşülecek. Kabine üyeleri, güvenlik politikalarının yanı sıra ekonomi başlığında enflasyonla mücadele, piyasalardaki son gelişmeler ve uygulanacak ekonomik adımları da değerlendirecek. Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın alınan kararlarla ilgili kamuoyuna açıklama yapması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.