Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Güven

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Güven haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güven haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'dan savaş açıklaması Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'dan savaş açıklaması

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen olan ve alanında dünyanın önde gelen isimlerini bir araya getiren Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi 2026 (Stratcom Summit 2026) "Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla İstanbul’da başladı. Stratejik iletişim konusunda dünyanın dört bir yanından alanında uzman isimleri bir araya getiren zirveye, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve farklı kuruluşlardan birçok temsilci katıldı. Belirsizliklerin arttığı bu dönemin, küresel ekonomiye de ciddi şekilde darbe vuran boyutlara ulaştığını belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Kurallara dayalı sistem söyleminin yerini güç siyaseti alırken; güven, meşruiyet ve anlatı eş zamanlı sorgulanmaktadır. ’Güçlüysem istediğimi yapabilirim’ anlayışı uluslararası hukuku zayıflatırken, iç siyasette de meşruiyet krizlerine yol açmakta ve demokratik süreçlere zarar vermektedir. Gazze’de devam eden insani trajedi, bölgeye yayılan gerilim ve İran merkezli gelişmeler, uluslararası sistemin mevcut yapısıyla bu krizlere karşılık vermekte ne denli zorlandığını ortaya koymaktadır" dedi. "Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bu savaşın bir an önce sona ermesini, öncelikle bir ateşkes sağlanmasını bekliyoruz" Şu anda en sıcak meselenin İsrail’in kışkırtmasıyla başlayan İsrail-ABD ile İran savaşı olduğunu söyleyen Yılmaz, "Bu savaş, bölgesel ve küresel istikrara çok ciddi etkilerde bulunmaktadır. Çocuklar dahil savaşın ürettiği insani maliyetleri hep birlikte görüyoruz. İnsani maliyetlerin ötesinde ekonomik, çevresel maliyetler de maalesef karşımızda. Özellikle ticaret kanalıyla, lojistikle, turizm kanalıyla, yine gübre gibi temel girdiler başta olmak üzere tarım ve gıda üzerindeki etkilerle, yaşanan savaş dünyada büyük maliyetler üretir hale gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bu savaşın bir an önce sona ermesini, öncelikle bir ateşkes sağlanmasını, sonra da kalıcı bir şekilde bu çatışma risklerini bir daha yaşamayacağımız bir şekilde diplomasiyle sorunların aşılmasını bekliyoruz. İran’da bunlar yaşanırken bir anlamda İran’daki savaşın gölgesinde, bu savaşın oluşturduğu atmosferden de istifade ederek; İsrail’in Gazze’de ortaya koyduğu eylemler, Batı Şeria’da ortaya koyduğu hukuk dışı eylemler, Lübnan’ı işgal etmesi, egemen başka bir ülkeyi işgal etmesi ve 1 milyondan fazla insanı yerinden yurdundan etmesi, yine Suriye’deki istikrarı tehdit eden eylemler içinde bulunması da altını çizmemiz gereken bir durumdur. Bir taraftan da tabii Mescid-i Aksa’nın bayram namazında dahi inananlara kapalı tutulması hiçbir ölçüyle kabul edilebilir bir durum değildir" diye konuştu. "Türkiye Cumhuriyeti barıştan yana, diplomasiden yana, savaşlara karşı tutumunu net bir şekilde sergiliyor ve sergilemeye devam edecek" Yapılanların hukuka, temel insan haklarına, inanç özgürlüklerine aykırı olduğu gibi Kudüs’ün ruhuna ve Hazreti İbrahim’in mirasına da büyük bir ihanet olduğunu söyleyen Yılmaz," Bütün dünyanın, uluslararası kurumların, yeniden bir güven inşa etmek isteyen tüm çevrelerin bu hukuk dışı yaklaşımlara mutlaka karşı çıkması ve güçlü bir şekilde sesini yükseltmesi gerekir. Cumhurbaşkanımız bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu haksızlıklara karşı ilkeli duruşunu gür bir şekilde itirazlarını ifade etmeye devam ediyor ve inanıyorum ki bir gün bu yaşadığımız sürecin muhasebesini yaptığımızda, tarihi yeniden yorumladığımızda, tarihin doğru tarafında olduğumuzu hepimiz görmüş olacağız. Doğru tutumları zor zamanlarda göstermek önemlidir. Rahat zamanlarda herkes konuşabilir. Önemli olan zor dönemlerde doğru tavrı, doğru iletişimi, doğru ilkeli duruşu sergileyebilmektir. Sayın Cumhurbaşkanımız da bunu gerçekleştiriyor. Türkiye Cumhuriyeti barıştan yana, diplomasiden yana, savaşlara karşı tutumunu net bir şekilde sergiliyor ve sergilemeye devam edecek" dedi. Gazze’de yaşanan soykırımda bu gerçekleri yansıtmaya çalışırken hayatını kaybeden gazetecilerin, basın mensuplarının bu süreçlerin en güçlü şahitleri olduğuna Yılmaz, "Bu durum bilgi boşluklarının manipülatif içeriklerle doldurulmasına ve algı üretimini daha kırılgan hale getirmiştir. Stratejik iletişim, dış dünyaya yönelik bir araç olmaktan ziyade toplumların dayanıklılığını güçlendiren, doğru bilgiye erişimi kolaylaştıran ve kamuoyunun dezenformasyona karşı direncini arttıran bir iç güvenlik unsuru haline de gelmiştir. Böylesine çalkantılı bir konjonktürde sahaya çıkan her aktörün önünde iki seçenek bulunur. Krizlerin önünde sürüklenmek ya da barış için, gidişatı değiştirmek için güçlü bir irade ortaya koymak. Türkiye Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ikinci yolu tercih etmiş ve bu tercihini de sadece lafla, sözle değil; somut adımlarla tüm dünyaya kanıtlamıştır. Krizlerin derinleştiği anlarda taraflar arasında kurulan temasın devamlılığı, süreçlerin kontrol altında tutulabilmesinin yegane güvencesidir. Liderler her zaman önemlidir, her şartta önemlidir. Ancak fırtınalı zamanlarda, kaotik zamanlarda liderliğin önemi bir kat daha artmaktadır. Bu anlamda dirayetli liderliğiyle sadece ülkemiz için değil, bölgemiz için ve küresel düzen için de son derece önemli bir değer olan Cumhurbaşkanımızın liderliğinin çok daha kıymetli hale geldiğini vurgulamak isterim. Rusya-Ukrayna savaşı yaşanırken her iki tarafla da görüşebilen, Tahıl Anlaşması gibi tüm insanlığı, küresel ekonomiyi ilgilendiren konularda mesafe alınmasını sağlayan lider Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Güney Kafkasya’da Azeri-Ermeni diyaloğunda ve barış çabalarında ne kadar önemli bir rol oynadığını hepimiz biliyoruz. Yine Afrika’da Etiyopya-Somali geriliminde ortaya koyduğu tavrı ve başarıyı tüm dünya izledi. Kısacası tüm kriz alanlarında Türkiye’nin ilkesel bir tavır ortaya koyduğunun altını çizmek istiyorum. Bu yaklaşım bir krize dönük, bir olaya dönük tavrın ötesinde sistematik bir tutumu sergilemektedir. Bu da tüm taraflarla iletişim içinde olan, barışı arayan, müzakereyi arayan bir tavırdır" diye konuştu. "Daha adaletli bir dünya mümkündür" Yılmaz, "Cumhurbaşkanımızın ’Dünya 5’ten büyüktür’ çağrısı tam da bu zeminde çok daha büyük bir anlam ifade etmektedir. Dünya 5’ten büyüktür. Dünya kaos arayanlardan, çatışma, savaş arayanlardan da büyük. Dünyanın barışa ihtiyacı var, insanlığın barışa ihtiyacı var ve bunun temeli de adalettir. Daha adaletli bir dünya mümkündür. Biz buna inanıyoruz ve bu yönde çaba sarf etmeye tüm gücümüzle devam edeceğiz. ’Güçlüysem haklıyım, güçlüysem her istediğimi yapabilirim’ diyen bir dünyada Türkiye olarak biz karşı bir tavır sergiliyoruz ve şunu söylüyoruz. Hem haklı olacağız hem de güçlü olacağız. İkisini bir arada yapacağız. Ben şuna yürekten inanıyorum. Bugünkü güç siyaseti, ’Güçlüysem her şeyi yapabilirim’ anlayışı sürdürülebilir bir anlayış değildir. İnsanlık ve insanlık ittifakı buna müsaade etmez. Mutlaka ve mutlaka bir dip dalgayla bu ortamın değiştiğini, farklı şartların oluştuğunu göreceğiz. İşte Türkiye Cumhuriyeti olarak insanlığın değerlerini en güçlü şekilde taşıma iradesiyle, hafızamızla, medeniyet birikimimizle bu sürece liderlik eden ülkeler arasında olacağımıza inanıyorum" dedi.

Yıldırım'da Mimarsinan 2. Etap için ilk imzalar atıldı Haber

Yıldırım'da Mimarsinan 2. Etap için ilk imzalar atıldı

Yıldırım Belediyesi tarafından yürütülen Mimarsinan 2. Etap Kentsel Dönüşüm Projesi’nin ilk adımı atıldı. Mimarsinan Mahallesi’nde 14 bin metrekarelik alanda hayata geçirilecek proje kapsamında; 30 bina ve 100 bağımsız bölüm yıkılarak, 160 daire, 103 araçlık kapalı otopark, açık otopark ve 555 metrekarelik park yapılacak. Yıldırım Belediyesi tarafından bölgede bulunan 64 hak sahibi ile görüşmeler devam ederken ilk imzalar da atıldı. Proje’nin ilk anlaşması; Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ile bölgedeki hak sahibi Ali Kaytan arasında imzalandı. ÖNCE İKNA SONRA İNŞA İmar uygulamaları, kurumlar arası iş birliği, insan odaklı projelerle Bursa ve Türkiye’de kentsel dönüşüme örnek olduklarını vurgulayan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “Bakanlıklarımız ve özel sektör desteği ile ilçemizin bölgesel özelliklerini de göz önünde bulundurarak, projeler hazırlıyor ve uyguluyoruz. Bu projelere başlarken temel kıstasımız ise hemşehrilerimizin rızası. Mimarsinan Mahallesi 1. Etap Kentsel Dönüşüm Projesi’ni yüzde 100 uzlaşma ile hayata geçirdik. Yine bu projemizi çok kısa bir sürede tamamladık” dedi. Kentsel dönüşümün bir zorunluluk olduğunun altını çizen Başkan Yılmaz, “Kentsel dönüşüm şehrimiz için ülkemiz için zaman kaybetmeden hayata geçirilmeli. Ancak bu zorunluluğu insanlarımız için bir dayatmaya dönüştürmüyoruz. Projelerimizi, hemşehrilerimize anlatıyor, onların sürece aktif olarak katılımını sağlıyoruz. Yine insanlarımıza gerek yapım süresi gerekse kalite noktasında verdiğimiz teminatlara harfi harfine uymaya gayret ediyoruz. Bu yaklaşım da hak sahipleri ile belediyemiz arasında bir güven iklimi oluşturdu. Kentsel dönüşüm deyince tereddüt yaşayan, korkuları olan insanlarımız, artık belediyemize gelerek kendileri dönüşüm talep ediyor. İnsanlarımızın bu güveni ve memnuniyeti kentsel dönüşüm hamlemizdeki en önemli gücümüz. İnsanlara güvenli modern, ulaşılabilir konforlu yaşam alanları oluşturmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Savaş haberleri çocukları olumsuz etkiliyor Haber

Savaş haberleri çocukları olumsuz etkiliyor

Çocukların kendilerini güvende hissetmeleri ve günlük yaşamlarını normal şekilde sürdürebilmeleri psikolojileri açısından büyük önem taşıyor. Ancak son günlerde tüm gündemi kaplayan savaş haberleri çocukları olumsuz etkiliyor. Televizyon, gazete ve özellikle sosyal medyada karşılaştıkları görüntü ve haberlerin çocukların zihninde korkutucu ve karmaşık bir tablo oluşturabileceğini söyleyen Psikolog Fulda Karaçiçek, onların bu süreçten mümkün olduğunca az etkilenmesi için ebeveynlerin bilinçli davranmaları gerektiğini belirterek önerilerde bulundu. Çocuklar olayları yetişkinler gibi değerlendiremez Psikolog Fulda Karaçiçek, çocukların gördükleri ve duydukları bilgileri yetişkinler gibi analiz edemediğini kaydederek, "Bir haberi izlediklerinde bunun nerede olduğu, kendileri için gerçek bir tehlike oluşturup oluşturmadığı gibi ayrımları yapmakta zorlanabilirler. Özellikle küçük yaş gruplarında ‘savaş her yerde olabilir’ gibi bir algı gelişebilir. Bu da korku, güvensizlik ve kaygı duygularını artırabilir. Bu nedenle çocukların sürekli olarak savaş görüntülerine maruz kalması onların psikolojik dünyasında kalıcı izler bırakabilir. Savaş görüntülerinin tekrar tekrar izlenmesi çocuklarda yoğun kaygıya neden olabilir. Patlama sesleri, yaralı insanlar veya ağlayan çocuk görüntüleri oldukça sarsıcıdır. Bu durum bazı çocuklarda uyku problemleri, kabus görme, huzursuzluk, içe kapanma ya da sürekli soru sorma gibi davranış değişikliklerine yol açabilir. Bu nedenle ebeveynlerin, çocukların haber içeriklerine erişimini sınırlaması ve özellikle görüntü ağırlıklı içeriklerden uzak tutması önemlidir" diye konuştu. Çocukların soruları geçiştirilmemelidir Çocukların duydukları veya gördükleri bir olay hakkında merak ettikleri soruları öncelikle ebeveynlerine yönelttiklerinin altını çizen Karaçiçek, "Bu noktada çocukların sorularını görmezden gelmek ya da ‘sen anlamazsın’ gibi ifadeler kullanmak doğru değildir. Bunun yerine çocuğun yaşına uygun, sade ve sakin bir dille açıklama yapmak gerekir. Gereğinden fazla ayrıntıya girmeden, güven verici bir yaklaşım sergilemek çocuğun kaygısını azaltır. Çocuğun duygularını ifade etmesine izin vermek ve onu dikkatle dinlemek de bu süreçte oldukça önemlidir. Çocuklar çoğu zaman anne-babalarının duygusal tepkilerini gözlemleyerek kendi duygularını şekillendirirler. Eğer ebeveynler sürekli kaygılı, panik halinde veya umutsuz bir dil kullanıyorsa çocuklar da benzer şekilde kaygı yaşayabilir. Aile içindeki sohbetlerin tamamen savaş ve olumsuz haberler etrafında dönmemesi önemlidir. Çocukların en büyük güvencesi aileleridir. Bu nedenle ebeveynlerin mümkün olduğunca sakin, dengeli ve güven verici bir tutum sergilemesi önemlidir. Belirsizlik dönemlerinde çocuklar için en güven verici unsurlardan biri günlük rutinlerin devam etmesidir. Okula gitmek, oyun oynamak, aileyle birlikte vakit geçirmek gibi alışılmış düzenin korunması çocukların kendilerini güvende hissetmelerine yardımcı olur. Çocukların yaşlarına uygun etkinliklerle meşgul olmaları, oyun oynamaları ve sosyal ilişkilerini sürdürmeleri psikolojik açıdan koruyucu bir etki oluşturur" dedi.

Dolandırıcıların iftar vakti pes dedirten ‘iftar rezervasyon’ oyunu Haber

Dolandırıcıların iftar vakti pes dedirten ‘iftar rezervasyon’ oyunu

Dolandırıcılar, zaman dilimlerine göre yöntemler bularak vatandaşları ağlarına düşürmeye çalışıyor. Ramazan ayında ise ‘İftar rezervasyonunuz aktif edilmiştir’ şeklinde gönderdikleri mesajlar içerisindeki linklere tıklayan vatandaşları kandırmak isteyen dolandırıcılar, kişilere ulaşıyor. Dolandırıcılar, linke tıklayan vatandaşlara ise özellikle iftar saatine yakın zamanlarda ulaşarak ağlarına düşürüyor. "Burada en önemli unsur mağdurun güven duygusunun istismar edilmesidir" Dolandırıcıların da Ramazan ayındaki yöntemlerine değinen avukat Esra Betül Türkalp, "Ramazan ayı paylaşmanın ve dayanışmanın en yoğun yaşandığı dönemlerden biridir. Ancak ne yazık ki bu manevi atmosfer, bazı kötü niyetli kişiler tarafından istismar edilebilmektedir. Özellikle öğrencileri ve ekonomik olarak daha hassas durumda olan vatandaşlarımıza hedef alan indirimli ‘iftar menüsü’ adı altında gerçekleştirilen dolandırıcılık girişimlerinde artış gözlemlenmektedir. Dolandırıcılık suçu Türk Ceza Kanunu kapsamında bir kimsenin hileli davranışlarla aldatılarak zarara uğratılmasıdır. Bu suretle failin kendisine veya bir başkasına menfaat sağlaması şeklinde tanımlanmaktadır. Burada en önemli unsur mağdurun güven duygusunu veya içinde bulunduğu ekonomik, manevi hassasiyetin istismar edilmesidir" dedi. "Her kampanyaya itibar edilmemelidir" Dolandırıcıların kampanya adı altında dikkat çektiğini anlatan Türkalp, "Ramazan ayında artan fiyatlar ve öğrencilerin uygun fiyatlı iftar arayışı maalesef bazı kişiler tarafından fırsat gibi gösterilen sahte kampanyalarla suistimal edilebiliyor. Sosyal medya üzerinden açılan sahte hesaplar veya gerçekte var olan mevcut işletmeler taklit edilerek sayfalar aracılığıyla ödeme alınmakta. Ancak ortada herhangi bir rezervasyon ya da herhangi bir hizmet bulunmamaktadır. Vatandaşlarımızın bu tür mağduriyetleri yaşamamaları adına dikkat etmeleri gereken bazı hususlar, sosyal medyada karşılaşılan her kampanyaya itibar edilmemelidir. İşletmenin fiziki varlığı araştırılmalıdır. Ödeme yapılmadan önce menü ve hizmet içeriği net şekilde görülebilmelidir. IBAN’a, kişisel hesaplara gönderim yerine bilinen ödeme yöntemleriyle ve kurumsal hesaplara gönderim tercih edilmelidir. Şüpheli durumlarda ödeme yapılmamalı ve ilgili mercilere ihbarda bulunulmalıdır. Vatandaşlarımızın herhangi bir mağduriyet yaşamaları halinde yazışmaları ve dekontları saklayarak savcılığa suç duyurusunda bulunmaları gerekmektedir" şeklinde konuştu. "Bugün geçerli gibi ifadeler ve baskılarla desteklenir" Dolandırıcıların olayları acele ettirerek yaptırdıklarına değinen Çakır, "Dolandırıcılık suçu çoğu zaman acele ettirme, son kontenjan, sadece bugün geçerli gibi ifadeler, baskılılarla desteklenir. Vatandaşlarımızın özellikle bu tür yönlendirmelere karşı temkinli olmaları gerekmektedir. Bir mağduriyetin yaşanması halinde vakit kaybetmeden suç duyurusunda bulunulması gerekir. Ramazan ayı dayanışma ve güven ayıdır. Bu güven ortamını zedeleyen kişilere karşı en büyük önlem bilinçli ve temkinli olmaktır. Vatandaşlarımızdan ricamız cazip görülen tekliflere karşı mutlaka araştırma yapmaları özellikle öğrencilerimizin bu tür kampanyalara daha çok dikkat etmeleridir" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.