Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Gümrük Birliği

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Gümrük Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gümrük Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Üretimde şeffaflık dönemi BUSİAD Evi'nde konuşuldu Haber

Üretimde şeffaflık dönemi BUSİAD Evi'nde konuşuldu

BUSİAD Evi’nde yoğun bir katılıma sahne olan etkinlik, BUSİAD Tekstil Sektörü Çalışma Komitesi, T.C. Ticaret Bakanlığı, Beyond Bar Code ve USB Certification paydaşlığında gerçekleştirildi. Katılımcıları selamlayan BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, BUSİAD’ın yapılanması hakkında bilgi verirken BUSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Tekstil Sektörü Çalışma Komitesi Sorumlusu Barış Mert ise son yıllarda dünya ticaretinde, sessiz fakat çok güçlü bir dönüşüm yaşandığını söyledi. Barış Mert, “Uzun yıllar rekabetin temel unsurları; maliyet, kalite ve termin performansıydı. Ancak bunlara yeni bir halka daha ekleniyor; şeffaflık” dedi. Mert, özellikle Avrupa pazarında; ürünün hangi hammaddeden üretildiği, hangi süreçlerden geçtiği, çevresel ve sosyal etkilerinin de sorgulandığını kaydetti. Mert, Bursa’nın yalnızca Türkiye’nin değil Avrupa’nın da önemli üretim merkezlerinden birisi olduğunu kaydederek, “Bu nedenle bu tür gelişmeleri yalnızca takip eden değil, yön veren bir anlayışla ele almalıyız” dedi. Mert sözlerini şöyle tamamladı: “ŞEFFAFLIK...” “Geçmişte rekabet avantajımız üretim gücümüzdü. Sonra kalite ve hız geldi. Önümüzdeki dönemde bunlara veri ve izlenebilirlik de eklenecek. Gelecekte yalnızca ne ürettiğimiz değil, neyi ne kadar şeffaf şekilde ortaya koyabildiğimiz de önemli olacak. Bursa’nın bu dönüşümde de öncü rol üstleneceğine inanıyoruz.” USB Certification CEO’su Nesrin Serin de, DPP gündeme geldiğinde sanayiciye bu işi anlatmak için bir yola çıktıklarını ve bunun ilk durağının Bursa olduğunu kaydetti. Beyond Bar Code Suna Akbayır ise “Ürün dediğimiz şey sadece etiketinden ya da barkodundan ibaret olmayacak onun ötesindeki bilgileri ve süreçleri de getirecek” dedi. Akbayır, AB’nin Sürdürülebilir Ürünler için Ekotasarım Tüzüğü (ESPR) kapsamında uygulamaya koyduğu Dijital Ürün Pasaportu’nun (DPP) salt AB değil tüm dünya ile ticaret yapmak için önemli olacağını belirtti. DPP’nin bizim ekonomimiz açısından çok önemli olduğunu ihracatımızın yarıya yakınını AB’ye yaptığımızı hatırlatan Akbayır, batarya ile başlayan sürecin diğer sektörlerde de kendisini göstereceğini belirtti. “PANİK YOK ANCAK...” Akbayır, ürün pasaportunun sınırda karbon düzenlemesi ve yeni düzenlemelerle zorunlu olarak tüm sektörleri ilgilendireceğini de dile getirdi. Akbayır, DPP hakkında teknik bilgiler de verdiği konuşmasında, sektörler için tarihsel süreçleri aktardı ve bataryalar için test uygulamalarının başladığını da kaydetti. Akbayır, “Panik yok ancak çalışmaya başlamak zorundasınız. Kirleten ve döngüsel sektörlerdeyseniz Dijital Ürün Pasaportu sizin gerçeğiniz olacak. Bu size rekabet avantajı da sağlayacaktır” ifadesini de kullandı. T.C. Ticaret Bakanlığı Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdür Yardımcısı Göksu Tülümen ise gümrük birliği kapsamında bugüne kadar bir AB üyesi ülke gibi AB pazarına giren Türkiye menşeli ürünlerin, yeni duruma uyum sağlanamaması durumunda bu haklardan faydalanamayacağını kaydetti. “ZORUNDAYIZ...” Dijital ürün pasaportunun aslında mevzuatta var olan hususların dijital olarak gösterilmesi olduğunu belirten Tülümen, “Yeşil ve dijital dönüşümün kesişim noktasında, gelecekte AB’nin tüm bu mevzuatının izlenebilirliğini ve şeffaflığını temin eden bir buluş. Bunu yapmak zorundayız. Gelecekte bunu yapmayan firmalar geride kalacaklar” dedi. Tülümen, sistemin AB ve Ticaret Bakanlığı açısından gerçekleştirilen çalışmaları da aktarırken, firmalara mevzuatı beklemeden ürünleriyle ilgili verileri toplamaları konusunda da uyardı. Etkinliğin ikinci bölümünde ise BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hüsamettin Çoban yönetiminde,“Regülasyondan uygulamaya-Üretici DPP’ye nasıl hazırlanır” başlıklı panel gerçekleştirildi. Panele, Göksu Tülümen, Barış Mert ve Suna Akbayır ile birlikte USB Certification Endüstriyel Hizmetler Direktörü Emre Metin katıldı. Barış Mert, kendi fabrikasında ve tekstil sektöründe tanık olduğu dijital ürün pasaportu çalışmaları hakkında bilgi verirken, “Çevresel etkinin bütünsel bir görünümü olarak dijital ürün pasaportu karşımıza çıkıyor” dedi. USB Certification Endüstriyel Hizmetler Direktörü Emre Metin, belgelendirme süreci ve firmaların ilk adımları hakkında bilgilendirmede bulunurken, konuşmacılar katılımcılardan gelen soruları da yanıtladılar. Etkinlik sonunda konuşmacılara, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu tarafından plaket takdim edildi.

BUSİAD'dan 'Made in Europe' raporu Haber

BUSİAD'dan 'Made in Europe' raporu

BUSİAD, "Made in Europe" raporunu açıkladı. Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim tarafından hazırlanan raporda, Avrupa Komisyonu tarafından 4 Mart 2026 tarihinde taslak olarak karara bağlanan yeni sanayi düzenlemesinin, Avrupa Birliği’nin üretim kapasitesini artırmayı ve tedarik zinciri güvenliğini sağlamayı hedefleyen tarihi bir adım olduğu vurgulandı. Kamuoyunda “Made in Europe” olarak bilinen düzenlemenin, Türkiye gibi Gümrük Birliği entegrasyonuna sahip ülkelerin kamu ihaleleri ve teşvik mekanizmalarında “AB menşeli” kapsamında değerlendirilmesini öngördüğü belirtilen raporda, bu gelişmenin ilk aşamada Türk sanayisi açısından önemli bir rahatlama sağlayabileceği ifade edildi. Raporda şu görüşlere yer verildi: “Bu kapsamın dışında kalmamız, mevcut ticaret ilişkilerimiz açısından onarılması güç zararlar doğurabilecekken, söz konusu düzenleme Türk sanayisi açısından olumlu bir gelişme olarak kayda geçmiştir. Ancak taslak metnin detayları incelendiğinde sürecin henüz tamamlanmadığı ve özellikle rekabet ile kamu alımları alanlarında Türkiye açısından ciddi yapısal riskler barındırdığı görülmektedir.” Taslak metnin henüz tüm onay süreçlerini tamamlamadığı belirtilen raporda, düzenlemenin 2026 yılı sonu veya 2027 yılı başında yürürlüğe girmesinin beklendiği ifade edildi. Bu nedenle sürecin yakından takip edilmesi ve mevcut kazanımların yasalaşma sürecine kadar korunmasının kritik önem taşıdığının vurgulandığı raporda, “AB’nin taslak metinde kullandığı ‘entegrasyonda olunan ülkeler’ tanımı yalnızca Gümrük Birliği kapsamındaki ülkeleri değil, aynı zamanda Birliğin ‘Trusted Partners’ (Güvenilir Ortaklar) olarak tanımladığı yaklaşık 40 ülkeyi de kapsamaktadır. Bu durum, AB’nin yakın gelecekte Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalaması beklenen Hindistan, Latin Amerika veya Asya ülkelerinin de zaman içinde bu avantajdan yararlanabileceği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Avrupa pazarında yalnızca yerel üreticilerle değil, bu kapsama dahil olan küresel rakiplerle de yoğun bir rekabet yaşanacaktır. Bu tablo, kalıcı çözümün Gümrük Birliği’nin kapsamlı biçimde güncellenmesi ve derinleştirilmesi olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.” ifadeleri yer aldı. Raporda düzenlemenin bazı gri alanlar içerdiğine de dikkat çekildi. Bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde; “Avrupa Birliği, kamu alımları süreçlerinde ‘Reciprocity’ (Karşılıklılık) ilkesini katı biçimde uygulayacağını ve korumacı uygulamalara sahip ülkeleri kendi ihalelerinden dışlayabileceğini açıkça ifade etmektedir. Türkiye açısından sorun, mevcut Gümrük Birliği anlaşmasının kamu alımlarını kapsamaması ve Türkiye’nin Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO) Kamu Alımları Anlaşması’na taraf olmamasıdır. Bunun yanı sıra Türkiye’de uygulanan ‘yerli malına fiyat avantajı’ düzenlemeleri ve bazı ihalelerdeki ‘yerli malı zorunluluğu’ Avrupa Birliği tarafından korumacılık ve piyasaya erişim engeli olarak değerlendirilmektedir. AB’nin bu durumu gerekçe göstererek karşılıklılık ilkesini Türkiye’ye karşı uygulaması ve kamu alımlarını yeniden bir kısıtlama aracı haline getirmesi önemli bir risk oluşturmaktadır.” denildi. BUSİAD Ekonomi Danışmanı ve Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim tarafından hazırlanan raporun sonuç bölümünde ise şu görüşlere yer verildi: “Türk mallarının genel ticarette AB menşeli olarak kabul edilmesi önemli bir kazanımdır. Ancak kamu alımları mevzuatımızdaki mevcut asimetrinin, Avrupa’daki büyük kamu ihalelerinden dışlanmamıza yol açabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle bir yandan Gümrük Birliği’nin revizyonu için diplomatik girişimlerin artırılması gerekirken, diğer yandan iç piyasadaki kamu ihale mevzuatının AB’nin misilleme mekanizmalarını tetiklemeyecek şekilde daha rasyonel bir zemine oturtulması gerekmektedir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.