Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Gümrük Birliği

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Gümrük Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gümrük Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye ekonomisi 1,6 trilyon dolara ulaştı" Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye ekonomisi 1,6 trilyon dolara ulaştı"

Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin (YASED) 45’inci Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin yıllık ortalama yüzde 5,3 büyüdüğünü ifade ederek, dünya ekonomisinin aynı dönemde yüzde 3,5 büyüdüğüne dikkat çekti. Türkiye’nin nominal olarak dünyanın 16’ncı, satın alma gücü paritesine göre ise 11’inci büyük ekonomisi konumunda olduğunu belirten Yılmaz, daha yüksek hedeflere ulaşacaklarını vurguladı. Bölgede yaşanan jeopolitik gelişmelere de değinen Yılmaz, İsrail, ABD ve İran arasında yaşanan savaşın hem bölgesel istikrara hem de küresel ekonomiye zarar verdiğini ifade etti. Türkiye’nin savaşın önlenmesi ve sona ermesi için çaba gösterdiğini belirten Yılmaz, bu gelişmelerin Türkiye ekonomisini de olumsuz etkilediğini, ancak uygulanan ekonomik programın kararlılıkla sürdürüleceğini söyledi. Akaryakıttaki fiyat etkisini azaltmak amacıyla eşel mobil sisteminin devreye alındığını hatırlatan Yılmaz, kısa vadeli olumsuz etkileri sınırlayıcı, orta vadeli fırsatları destekleyici politikalarla yol haritasının sürdürüleceğini dile getirdi. "Şu anda Türkiye ekonomisi dünyanın nominal dolar olarak 16’ıncı büyük ekonomisi" Türkiye’nin son 23 yılda oldukça yüksek bir performans gösterdiğini ve bugün dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri hale geldiğini söyleyen Yılmaz, "Son 23 ve 24 yılda dünya ekonomisi yıllık ortalama yüzde 3,5 büyürken Türkiye ekonomisi yıllık ortalama yüzde 5,3 büyüme kaydetmiş. 239 milyar dolarlık bir ekonomiden 1,6 trilyon dolarlık bir ekonomiye ulaşmıştır. Bu önemli bir gelişme ama yeterli değil daha üst hedeflere birlikte yürümemiz gerekiyor. Şu anda Türkiye ekonomisi dünyanın nominal dolar olarak 16’ncı büyük ekonomisi, satın alma gücü kalitesi ile 11’incı büyük ekonomisi konumunda ve daha iddialı noktalara birlikte yürüyeceğiz. Bölgemizde maalesef İsrail, ABD ve İran arasında bir savaş yaşanıyor. Bu savaş hem bölgedeki istikrara hem de küresel ekonomiye önemli zararlar veriyor. Türkiye Cumhuriyeti olarak öncelikle bu savaşın çıkmaması için her türlü gayreti sarf ettik. Şu anda bu savaş bir an önce bitsin diye gayret ediyoruz. Tüm dünyayı olumsuz etkilediği gibi bu jeopolitik gelişmeler ülkemizi de olumsuz etkilemektedir. Savaş bitse dahi bu yaşanan tahribatın giderilmesi maalesef zaman alacaktır. Dolayısıyla biz de uygulamakta olduğumuz programı kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Ülkemiz son 23 yılda gösterdiği makro ekonomik gelişmeyi, performansı uluslararası yatırımlar anlamında da ortaya koymuştur" Akaryakıttaki etkiyi düşürebilmek için Eşel mobil sistemine geçtiklerini vurgulayan Yılmaz, "Bu önemli bir adımdı. Buna benzer başka tedbirlerle de kısa vadeli olumsuz etkileri sınırlandırıcı, orta vadeli imkanları ise destekleyici politikalarla yolumuza devam edeceğiz. Ülkemiz son 23 yılda gösterdiği makro ekonomik gelişmeyi, performansı uluslararası yatırımlar anlamında da ortaya koymuştur. 90’lı yıllarda küresel uluslararası doğrudan yatırımların sadece yüzde 0,2’sini cezbedebiliyorken bugün bu pay yüzde 1’ler seviyesine yükselmiş. 2003 yılından bu yana 289 milyar doların üzerinde uluslararası doğrudan yatırımı ülkemize cezbedebilmiş durumdayız. Bugün 88 bin uluslararası firma ülkemizde yatırım yapıyor. Geçen yıl dünya genelinde bir artış oldu küresel yatırımlarda. Ama gelişmekte olan ülkelere dönük yatırımlarda pek bir artış olmadı. Hatta geriye bir miktar gidiş olmuştu. Buna rağmen ülkemiz geçen yıl yüzde 12’lik bir artışla 13.1 milyar dolar tutarında uluslararası yatırımı cezbedebildi. Bu önemli bir başarı ve Türkiye’ye küresel yatırımcıların gösterdiği güveni ifade ediyor. 2025 yılında toptan ve perakende ticaret sektörü e-ticaret yatırımlarıyla yüzde 32’lik payla en fazla yatırım çeken sektör oldu. İmalat sektörü yüzde 31, bilgi ve iletişim sektörü yüzde 14’lük payla 2. ve 3. sırada yer aldı" ifadelerini kullandı. "Türkiye, 1 milyardan fazla kişiye Gümrük Birliği ve serbest ticaret anlaşmalarıyla erişim sağlıyor" Yılmaz, "Ukrayna-Rusya savaşı, Uzakdoğu’dan gelen rekabet baskısı karşısındaki ekonominin konumu, bütün bunlar Avrupa’da yeni bir tartışma süreci başlatmış durumda. Türkiye’nin gerek güvenlik gerek rekabetçilik anlamında Avrupa ile ilişkilerdeki önemi daha iyi görülmeye başlandı diyebiliriz. Bu anlamda Türkiye’nin Avrupa Birliği ile Gümrük Birliğine sahip olmasının, yine 30 farklı ülke ile STA’mızın olması, korumacılığın arttığı, bölgeselleşmenin yükseldiği bu yeni ortamda bizler için iş dünyamız için önemli bir korunaklı alan oluşuyor. 1 milyardan fazla insana bugün Türkiye ekonomisi ve yüksek gelirli diyebileceğimiz bir nüfusa gümrük birliği ile veya serbest ticaret anlaşmalarıyla ulaşabilir durumdayız. Dolayısıyla biz bu konularda Avrupa Birliği ile hem Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize meseleleri, enerjiden lojistiğe birçok alanda çok olumlu bir gündem oluşturabilecek noktadayız. Bu noktalarda da çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi. "E-mobilite ve savunma sanayisinde derin entegrasyon, finans merkezi rolünde güçlenme hedefimiz" Son olarak otomotiv, makine, kimya ve elektronik gibi orta yüksek teknoloji sektörlerde de daha fazla yatırım beklediklerini vurgulayan Yılmaz, "Özellikle e-mobilite, batarya teknolojileri ve savunma sanayi gibi stratejik alanlarda daha derin bir entegrasyon hedefliyoruz. Savunma sanayicileri burada kritik hale gelmiş durumda. Tüm dünyada savunma harcamaları yükseliyor. Öyle bir tablo var. Ama gerçekçi bir şekilde de bunu değerlendirmemiz gerekiyor. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu konuda erken yola çıkan ülkelerden biri oldu" diyerek sözlerini tamamladı.

BUSİAD'dan 'Made in Europe' raporu Haber

BUSİAD'dan 'Made in Europe' raporu

BUSİAD, "Made in Europe" raporunu açıkladı. Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim tarafından hazırlanan raporda, Avrupa Komisyonu tarafından 4 Mart 2026 tarihinde taslak olarak karara bağlanan yeni sanayi düzenlemesinin, Avrupa Birliği’nin üretim kapasitesini artırmayı ve tedarik zinciri güvenliğini sağlamayı hedefleyen tarihi bir adım olduğu vurgulandı. Kamuoyunda “Made in Europe” olarak bilinen düzenlemenin, Türkiye gibi Gümrük Birliği entegrasyonuna sahip ülkelerin kamu ihaleleri ve teşvik mekanizmalarında “AB menşeli” kapsamında değerlendirilmesini öngördüğü belirtilen raporda, bu gelişmenin ilk aşamada Türk sanayisi açısından önemli bir rahatlama sağlayabileceği ifade edildi. Raporda şu görüşlere yer verildi: “Bu kapsamın dışında kalmamız, mevcut ticaret ilişkilerimiz açısından onarılması güç zararlar doğurabilecekken, söz konusu düzenleme Türk sanayisi açısından olumlu bir gelişme olarak kayda geçmiştir. Ancak taslak metnin detayları incelendiğinde sürecin henüz tamamlanmadığı ve özellikle rekabet ile kamu alımları alanlarında Türkiye açısından ciddi yapısal riskler barındırdığı görülmektedir.” Taslak metnin henüz tüm onay süreçlerini tamamlamadığı belirtilen raporda, düzenlemenin 2026 yılı sonu veya 2027 yılı başında yürürlüğe girmesinin beklendiği ifade edildi. Bu nedenle sürecin yakından takip edilmesi ve mevcut kazanımların yasalaşma sürecine kadar korunmasının kritik önem taşıdığının vurgulandığı raporda, “AB’nin taslak metinde kullandığı ‘entegrasyonda olunan ülkeler’ tanımı yalnızca Gümrük Birliği kapsamındaki ülkeleri değil, aynı zamanda Birliğin ‘Trusted Partners’ (Güvenilir Ortaklar) olarak tanımladığı yaklaşık 40 ülkeyi de kapsamaktadır. Bu durum, AB’nin yakın gelecekte Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalaması beklenen Hindistan, Latin Amerika veya Asya ülkelerinin de zaman içinde bu avantajdan yararlanabileceği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Avrupa pazarında yalnızca yerel üreticilerle değil, bu kapsama dahil olan küresel rakiplerle de yoğun bir rekabet yaşanacaktır. Bu tablo, kalıcı çözümün Gümrük Birliği’nin kapsamlı biçimde güncellenmesi ve derinleştirilmesi olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.” ifadeleri yer aldı. Raporda düzenlemenin bazı gri alanlar içerdiğine de dikkat çekildi. Bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde; “Avrupa Birliği, kamu alımları süreçlerinde ‘Reciprocity’ (Karşılıklılık) ilkesini katı biçimde uygulayacağını ve korumacı uygulamalara sahip ülkeleri kendi ihalelerinden dışlayabileceğini açıkça ifade etmektedir. Türkiye açısından sorun, mevcut Gümrük Birliği anlaşmasının kamu alımlarını kapsamaması ve Türkiye’nin Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO) Kamu Alımları Anlaşması’na taraf olmamasıdır. Bunun yanı sıra Türkiye’de uygulanan ‘yerli malına fiyat avantajı’ düzenlemeleri ve bazı ihalelerdeki ‘yerli malı zorunluluğu’ Avrupa Birliği tarafından korumacılık ve piyasaya erişim engeli olarak değerlendirilmektedir. AB’nin bu durumu gerekçe göstererek karşılıklılık ilkesini Türkiye’ye karşı uygulaması ve kamu alımlarını yeniden bir kısıtlama aracı haline getirmesi önemli bir risk oluşturmaktadır.” denildi. BUSİAD Ekonomi Danışmanı ve Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim tarafından hazırlanan raporun sonuç bölümünde ise şu görüşlere yer verildi: “Türk mallarının genel ticarette AB menşeli olarak kabul edilmesi önemli bir kazanımdır. Ancak kamu alımları mevzuatımızdaki mevcut asimetrinin, Avrupa’daki büyük kamu ihalelerinden dışlanmamıza yol açabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle bir yandan Gümrük Birliği’nin revizyonu için diplomatik girişimlerin artırılması gerekirken, diğer yandan iç piyasadaki kamu ihale mevzuatının AB’nin misilleme mekanizmalarını tetiklemeyecek şekilde daha rasyonel bir zemine oturtulması gerekmektedir.”

Bakan Bolat'tan "AB menşei" açıklaması Haber

Bakan Bolat'tan "AB menşei" açıklaması

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Avrupa Birliği ile son dönemde karşılıklı anlayış temelinde ekonomik ve ticari konulardaki yürütülen yoğun ve yapıcı diplomasi trafiğinin olumlu sonuçlar vermesinden memnuniyet duyduğunu belirtti. Bolat paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Bunun son örneği olarak, AB’nin hazırlıklarını sürdürdüğü ve bugün taslağı yayımlanan Sanayi Hızlandırma Yasası ve ‘AB Ürünü-Made in EU’ politikası çerçevesinde, yakın diyaloğumuzun sonucunda Türkiye ile mevcut Gümrük Birliğinin anılan politika çerçevesi içinde tanınması, her iki tarafın yatırımları ve girişimlerinin devamlılığı ve Avrupa değer zincirlerinin rekabetçiliği açısından olumlu ve yapıcı bir karar olmuştur. AB ile gerçekleştirilen istişareler neticesinde, son yayımlanan taslakta ‘AB menşei’ şartının gümrük birliği çerçevesinde ilke olarak ülkemizi de kapsamasını sağlayan yasal zeminin Sanayi Hızlandırma Yasası ile teyit edilmiş olması, ticari ilişkilerimiz açısından önemli bir adım teşkil etmektedir. Türkiye, başta otomotiv sektörü olmak üzere birçok kritik ürün grubunda Avrupa değer zincirlerinin ayrılmaz ve güvenilir bir parçasıdır. Bu gelişmenin, Türkiye ile AB arasındaki sektörel entegrasyonu daha da derinleştirmesi, değer zincirlerimizin yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandırması beklenmektedir. Önümüzdeki dönemde mütekabiliyet esasına dayalı olarak kamu alımları piyasalarında karşılıklı açılımın sağlanması, bağlantısallık (connectivity) ve yeşil dönüşüm gibi vizyoner alanlarda AB ile yakın temasımızı kararlılıkla sürdürmeye ve ekonomik ortaklığımızı derinleştirerek daha da güçlendirmeye devam edeceğiz."

CHP Genel Başkanı Özel: "Borçların yapılandırılması hayati bir gereklilik haline gelmiştir" Haber

CHP Genel Başkanı Özel: "Borçların yapılandırılması hayati bir gereklilik haline gelmiştir"

CHP’nin Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Yürütme Kurulu Toplantısı, Genel Başkan Özgür Özel’in başkanlığında Ankara’da gerçekleştirildi. Toplantının ardından basın mensuplarına açıklama yapan Özel, "Avrupa Birliği’nin Kanada, Güney Kore, Hindistan başta olmak üzere yaptığı yeni serbest ticaret anlaşmaları tek taraflı olarak ülkemizi etkileyecektir. Bizim üreticimiz ürününü ihraç ederken gümrük vergisine tabi olmaktadır. Ama yeni anlaşmaların ardından aynı ülkelerin Türkiye’ye vergisiz ürün satabilmesinin önü açılmaktadır. Yerli üreticiyi korumayan Gümrük Birliği Anlaşması mutlaka değişmeli, hızla revize edilmelidir. Biz iktidarımızda Gümrük Birliği Anlaşması’nın kapsamlı bir şekilde güncellenmesini hedefliyoruz. Anlaşmanın tek taraflı yapısını değiştireceğiz. Karar alma süreçlerine mutlaka Türkiye’yi dahil edeceğiz. Gümrük Birliği’nin Türkiye’de oluşturduğu sıkıntıların nihai çözümü ise Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üye olmasından geçmektedir. Biz kararlı politikalarımızla ve partimizin uluslararası alanda gördüğü büyük destekle Avrupa Birliği’ne tam üyelik müzakerelerini en kısa zamanda başarıya ulaştıracağız" ifadelerini kullandı. "Borçların yapılandırılması hayati bir gereklilik haline gelmiştir" Vatandaşların ve işletmelerin devlete yönelik borçları için kapsamlı bir yapılandırma yapılması gerektiğini belirten Özel, "Ayakta kalmak için zorlanan işletmeler ve borçlu vatandaşlar yüksek faiz ile ayrıca mücadele etmek zorundadırlar. Biz iktidarımızda bu tefeci faiz anlayışına son vereceğiz. Artık borçların yapılandırılması hayati bir gereklilik haline gelmiştir. Bu vatandaşımızın, iş dünyasının beklentisidir. Vatandaşlarımız ve işletmelerimizin devlete yönelik borçları için kapsamlı bir yapılandırma çalışmasını hayata geçireceğiz. Bunun için arkadaşlarımız detaylı olarak çalışıyorlar. Elbette borcunu düzenli ödeyen mükellefler için ödüllendirici destekler sunacağız ve onları ayrı tutacağız. Böylece önce zor durumdaki işletmelerin nefes almasını sağlayacağız. Ardından ise adil, rekabet şartlarını oluşturacağız. Bununla birlikte istihdamı da önce korumuş, sonra artırmış olacağız" açıklamalarında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.