Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Gıda Güvenliği

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Gıda Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Bayraktar: "83-84 bin varil günlük üretimlere geldiğimiz bir Gabar’dan bahsediyoruz" Haber

Bakan Bayraktar: "83-84 bin varil günlük üretimlere geldiğimiz bir Gabar’dan bahsediyoruz"

Çorum’da konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, terörsüz Türkiye ile ilgili değerlendirmelerde bulunarak, "Şu anda dünyada büyük bir enerji krizi var. Bu enerji krizinin olduğu bir ortamda Türkiye’nin her ürettiği varil, her ürettiği doğal gaz metreküpü bizim için çok kıymetli. Şimdi 83-84 bin varil günlük üretimlere geldiğimiz bir Gabar’dan bahsediyoruz" dedi. Çeşitli temaslarda bulunmak için Çorum’a gelen Bakan Bayraktar, ilk olarak Türkiye Yüzyılı Buluşmaları çerçevesinde AK Parti Çorum Teşkilatı’na ziyaret gerçekleştirdi. Burada konuşan Bakan Bayraktar, Çorum’daki programları kapsamında Türkiye Yüzyılı vizyonundaki hedeflerini anlatıp vatandaşların talep ve görüşlerini dinleyeceklerini belirtti. Bayraktar, "Türkiye Yüzyılı vizyonu, 25 yıllık AK Parti’nin, 24 yılını iktidarla geçiren AK Parti’mizin Türkiye’de yaptıklarının aslında Türkiye Yüzyılı’nda nelere evrileceğine, neler yapmak istediğimizi ortaya koymak açısından önemli. Türkiye hakikaten Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde son 24 yılda neredeyse asırlık işlere imza attı. Çorum çok önemli bir değişim ve dönüşüm yaşadı. Çorum büyüdü, Çorum büyüdükçe Türkiye de büyüdü" dedi. "Milli savunma sanayisinde son 20 yılda çok önemli adımlar attık" Üç alandaki çalışmalara dikkat çekmek istediğini dile getiren Bayraktar, "Bunlardan bir tanesi elbette ki bizim enerji alanımız. Biz Türkiye olarak daha büyük ve güçlü bir Türkiye hedefini kurarken, Türkiye Yüzyılı’nda üç ana konuya odaklanıyoruz. Bunlardan bir tanesi savunma sanayisinde milli ve yerlilik imkanlarımızı, kabiliyetimizi artırmak ve Türkiye’yi bu alanda net ihracatçı bir ülke haline getirmek. Milli sanayimizin olduğu, milli savunma sanayimizin geliştiği bir Türkiye hedefimiz var. Hamdolsun burada son 20 yılda çok önemli adımlar attık. Burada Çorum’un çok önemli bir yeri var, çünkü savunma sanayisinin adeta kalbi. Önemli bir ihracat merkezi, önemli bir üretim merkezi. Dolayısıyla milli güvenliğimiz açısından bu konu çok ehemmiyet arz ediyor. İkinci konu; gıda güvenliği. Tarım ve hayvancılık, ülkemizde çok güçlü olduğumuz bir alan ve özellikle Çorum açısından da öyle. Dolayısıyla kendi kendine yeten bir ülke olmak bu açıdan önem arz ediyor. Üçüncü alan da bizim kızıl elmamız. Enerjide bağımsızlık mottosuyla ortaya koyduğumuz enerji alanında da Türkiye’nin kendi kendine yeten bir ülke olması. Bu üç hedefi biz Türkiye Yüzyılı’nda ana hedefler olarak ortaya koymuş durumdayız. Dolayısıyla bunları başarmış bir Türkiye, inşallah çok daha güçlü, büyük ve dünyada sözü geçen bir ülke haline gelmiş olacak. Türkiye Yüzyılı’nın kısa özeti bu" diye konuştu. "83-84 bin varil günlük üretimlere geldiğimiz bir Gabar’dan bahsediyoruz" Terörsüz Türkiye’yle ilgili konuşan Bakan Bayraktar, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Hakikaten milletvekillerimiz burada tarihi bir olaya imza atmış oldu. 467 oyla ’evet’ denilen kanunla çok önemli bir adım attık. Ben Hakkari’deydim, şimdi Çorum’dayım. Çorum, terörle mücadelede Türkiye’nin en önemli illerinden biri. Çok büyük kayıplar, şehitler verdik. Ama o şehitlerimizin sayesinde bugün burada biz bu milli birlik ve kardeşlik projesini konuşabilir hale geldik. Terörsüz Türkiye ile beraber ben inanıyorum ki Türkiye çok daha farklı bir noktaya gidecek. Çünkü ben hep onu anlatıyorum. Gabar petrolünden bahsediyoruz. 2021 yılı Eylül ayında Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük petrol keşfini yaptık. Hep şunu söylüyorum. O petrol dağların altındaydı, milyonlarca yıldır oradaydı. Ama siz oraya gidemezseniz, aramazsanız, sondaj yapmazsanız o petrolü bulma şansınız yok. Dolayısıyla ne zaman ki o bölge terörden temizlendi, biz 2019-2020’lerde sismik faaliyetler, sondaj faaliyetlerine başladık ve şu anda 83-84 bin varil günlük üretim yapıyoruz. Şu anda dünyada büyük bir enerji krizi var. Bu enerji krizinin olduğu bir ortamda Türkiye’nin her ürettiği varil, her ürettiği doğal gaz metreküpü bizim için çok kıymetli. Şimdi 83-84 bin varil günlük üretimlere geldiğimiz bir Gabar’dan bahsediyoruz. Şırnak’ta bugün o dağlarda 700 kilometreye yakın yol yaptık, yüzlerce kuyu açtık. Binlerce kardeşimiz ve çoğunluğu o bölgenin insanı, artık istihdam imkanına kavuştu. Dolayısıyla artık oradaki çocuklar, oranın gençleri geleceğe daha umutla bakar hale geldi. Eskiden tek seçenek belki onlar için terördü, dağa çıkmaktı, bölücü örgüt onlara öyle anlattı. Ama şimdi iş farklı bir noktaya geldi. Artık o bölgede bir ekonomik faaliyet var, o bölgede istihdam var, iş var. Dolayısıyla işte terörsüz bölgenin ufak bir kesiti Şırnak’ta, Gabar’da bizim sunduğumuz kesit. İnşallah bunu bütün bölgeye yaydığımızda ne kadar büyük bir etkisi olabileceğini, refaha, sosyal barışa, kalkınmaya etkisini olacağını hepiniz görebilirsiniz. Dolayısıyla biz şuna inanıyoruz; terörsüz Türkiye, terörsüz bölge inşallah Türkiye Yüzyılı’nın en önemli, onu taçlandıracak projelerinden birisidir." Çorum’daki taleplerle ilgili istişarelerde bulunacaklarını belirten Bakan Bayraktar, "İnşallah tabii burada enerji altyapısı, doğal gaz altyapısıyla alakalı vatandaşlarımızın beklentilerini, burada sanayi ve ticaret hanelerimizin, belediyelerimizin, İl Özel İdaremizin ihtiyaçlarıyla alakalı da etraflıca değerlendirmeler yapma fırsatı bulacağız. Ümit ediyorum; güzel bir ziyaret olacak" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Mekke Savunma İttifakı' açıklaması! Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Mekke Savunma İttifakı' açıklaması!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi'nde, "Suudi Arabistan ve Pakistan'la hayata geçirdiğimiz Mekke Savunma İttifakı, bölgesel sahiplenme ve kolektif caydırıcılık temelinde bölge ve dünya barışına, istikrarına önemli katkılar sağlayacaktır. Barışı konuşurken İsrail’in saldırıları nedeniyle çoğu çocuk ve kadın 74 bin insanın hayatını kaybettiği Gazze ve Lübnan’ı unutmamalıyız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'teki Irıs Ordo Kongre Merkezi'nde düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü'nün genişletilmiş formatta gerçekleştirilen zirvesine katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan zirvede yaptığı konuşmasına Nepal'deki sel felaketinde vatandaşları hayatını kaybeden ülkelere başsağlığı dileyerek başladı. Erdoğan, "Kıymetli kardeşim, Cumhurbaşkanı Saır Caparov başta olmak üzere zirvenin düzenlenmesinde emeği geçenlere şükranlarımı iletiyorum. Diyalog ortaklığına kabul edilen Laos'u tebrik ediyorum. Bu vesileyle Kırgızistan'a Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2027-2028 geçici üyeliğine seçilmiş olmasından ötürü başarılar diliyorum" ifadelerini kullandı. "Şanghay İşbirliği Teşkilatı son 25 yılda çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsurlarından biri haline geldi" Erdoğan, "Bugünkü buluşmamızda çok kutuplu uluslararası sisteme katkıları ele alacak olmamızı kıymetli buluyorum. Yaklaşık 3,5 milyar insanı ve 35 trilyon dolarlık yurt içi hasılayı temsil eden Şanghay İşbirliği Teşkilatı son 25 yılda çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir. Asya-Pasifik bölgesi ile Orta Doğu‘yu aynı zeminde buluşturan teşkilatı, Birleşmiş Milletler’in destekleyicisi ve tamamlayıcısı olarak görüyoruz" dedi. "Çatışmaların diyalog ve diplomasi yoluyla çözüme kavuşturulması için sorumluluk alıyoruz" Şanghay İşbirliği Teşkilatı'nın her şeyden evvel Türkiye'nin bölgesel sahiplenmeyi merkeze alan çok boyutlu dış politikasıyla örtüşen bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Türkiye olarak etrafımızda yaşanan çatışmaların diyalog ve diplomasi yoluyla çözüme kavuşturulması için sorumluluk alıyor, bölgemizde birlikte, tüm dünyada barış için, huzur ve istikrar için çalışmaya devam ediyoruz" şeklinde konuştu. "Orta Koridor girişiminin Kuşak ve Yol Girişimi ile de uyumlu hale getirilmesini istiyoruz" Erdoğan, "Teşkilatın sadece barış ve istikrarın temininde değil, halklarımızın refahı için çok önemli olan kesintisiz ve güvenli ulaştırma koridorları tesisi ile enerji arzı güvenliği gibi alanlarda da rol oynayabileceğini düşünüyoruz. Ülkemizin teşkilat coğrafyasının batı pazarlarına erişimi noktasında bilhassa enerji koridorlarının çeşitlendirilmesi ve jeopolitik pistlerin yönetilmesinde kritik rolünün altını çizmek istiyorum. Hazar geçişli Orta Koridor girişiminin Kuşak ve Yol Girişimi ile de uyumlu hale getirilmesini istiyor, bu bağlamda teşkilat bünyesindeki iş birliğine büyük önem veriyoruz. Yükselen bir yıldız olarak gördüğümüz Şanghay İşbirliği Teşkilatıyla her alanda iş birliğimizi ilerletmenin gayreti içinde olacağız" diye konuştu. Liderleri COP31 Zirvesi'ne davet etti Erdoğan, "Adil düzen arayışımızın temel gayelerinden biri de hiç şüphesiz gelecek nesillere dahi istikrarlı, müreffeh ve yaşanabilir bir dünya bırakmaktır. İklim değişikliği, düzensiz göç, terörizm, sınır aşan suçlar ve gıda güvenliği gibi meseleler artık birçok ülke için tehdit teşkil etmektedir. Türkiye olarak iklim değişikliğinin farklı coğrafyalar üzerindeki olumsuz etkileri ile mücadelede üzerimize düşeni yapmayı hedefliyoruz. Bu amaçla 11-12 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da COP31 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağız. Bu önemli zirvede siz değerli dostlarımızı da aramızda görmekten büyük bir memnuniyet duyacağımızı ifade etmek isterim" ifadelerini kullandı. Erdoğan, "Sözlerimin son verirken, teşkilatımızın Şanghay ruhundan aldığı motivasyonla gerçek anlamda çok kutuplu bir dünyanın inşa edilmesinde önemli rol üstleneceğine inandığımı bir kez daha vurguluyor, Kırgızistan’dan dönem başkanlığını devralacak olan Pakistan’a başarılar diliyor, toplantılarımızın bölgemiz ve ülkelerimizin ortak geleceği için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum" dedi. Mekke Savunma İttifakı ve İsrail vurgusu Erdoğan, "Suudi Arabistan ve Pakistan'la hayata geçirdiğimiz Mekke Savunma İttifakı, bölgesel sahiplenme ve kolektif caydırıcılık temelinde bölge ve dünya barışına, istikrarına önemli katkılar sağlayacaktır. Barışı konuşurken İsrail’in saldırıları nedeniyle çoğu çocuk ve kadın 74 bin insanın hayatını kaybettiği Gazze ve Lübnan’ı unutmamalıyız. Bu saldırgan politikanın bedelini tüm bölgemiz ödemektedir" ifadelerini kullandı. Kırgızistan’dan dönem başkanlığını devralacak olan Pakistan’a başarılar dileyen Erdoğan, toplantılarının bölge ve ülkelerin ortak geleceği için hayırlara vesile olmasını temennisinde bulundu.

Gıda israfının faturası ağırlaşıyor Haber

Gıda israfının faturası ağırlaşıyor

BUYSAD Başkanı Abidin Şakir Özen, çöpe giden her gıda ürünüyle birlikte üretimde kullanılan suyun, enerjinin, iş gücünün ve ekonomik kaynakların da kaybedildiğini söyledi. İsrafın üretim maliyetlerini artırarak gıda fiyatları üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çeken Özen, kaynakların verimli kullanılmasının artık ekonomik bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de her yıl milyonlarca ton gıda, tüketilemeden çöpe gidiyor. Ancak gıda israfının faturası yalnızca kaybedilen ürünle sınırlı kalmıyor. Üretimden sofraya kadar geçen süreçte kullanılan su, enerji, iş gücü ve sermaye de aynı anda boşa harcanıyor. Bursa Yemek Sanayicileri Derneği (BUYSAD) Başkanı Abidin Şakir Özen, bu nedenle gıda israfının yalnızca çevresel ya da sosyal değil, doğrudan ekonomik sonuçlar doğuran stratejik bir sorun olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Üretim sürecinde kullanılan her kaynağın ülke ekonomisi açısından bir karşılığı bulunduğunu belirten Özen, gıda kayıplarının azaltılmasının gıda güvenliği, sürdürülebilirlik ve maliyetlerin kontrolü bakımından giderek daha önemli hale geldiğini ifade etti. "Gıda israfı fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyor" Bir gıda ürününün sofraya ulaşıncaya kadar birçok maliyet aşamasından geçtiğine dikkat çeken Özen, israf edilen ürünle birlikte bu süreçte kullanılan bütün kaynakların da kaybedildiğini belirtti. Özen, "Tarlada kullanılan su, gübre, enerji ve işçilikle başlayan süreç; taşıma, depolama, üretim ve servis aşamalarına kadar devam ediyor. İsraf edilen her ürün, aslında bu kaynakların tamamının da boşa gitmesi anlamına geliyor. Bu nedenle gıda israfı yalnızca sosyal bir sorun değil, aynı zamanda ekonomik bir verimsizlik problemidir. Kaynakların etkin kullanılmaması, uzun vadede maliyetleri artırarak gıda fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor" dedi. Endüstriyel yemek sektöründe planlı üretim Gıda israfının azaltılmasında planlı üretimin belirleyici olduğuna işaret eden Özen, endüstriyel yemek sektörünün bu alanda önemli bir model sunduğunu dile getirdi. Talep planlaması, porsiyon kontrolü, doğru stok yönetimi ve gıda güvenliği uygulamalarının kayıpları önemli ölçüde azaltabildiğini söyleyen Özen, sektörün yalnızca yemek üretmediğini; aynı zamanda tüketim miktarını analiz ederek kaynakları buna göre yönettiğini kaydetti. Özen, "Üyelerimiz her gün binlerce kişiye hizmet verirken doğru planlama sayesinde hem kaliteli üretim gerçekleştiriyor hem de gıda kayıplarını en aza indirmeye çalışıyor. Endüstriyel yemek sektörü yalnızca yemek üreten değil; analiz eden, planlayan ve kaynakları etkin yöneten bir yapıya sahiptir" ifadelerini kullandı. Mücadele yalnızca üreticinin sorumluluğu değil Sektörde alınan önlemlerin tek başına yeterli olmayacağını belirten Başkan Özen, gıda israfıyla mücadelenin üreticiden tüketiciye kadar toplumun bütün kesimlerini kapsaması gerektiğini söyledi.

Düğün yemeklerinde gıda güvenliği uyarısı Haber

Düğün yemeklerinde gıda güvenliği uyarısı

Bursa'nın Orhaneli ilçesine bağlı Karıncalı mahallesindeki bir düğün organizasyonunda ikram edilen tavuklu pilavın ardından çok sayıda kişinin rahatsızlanması, toplu yemek organizasyonlarında gıda güvenliğinin önemini bir kez daha gündeme getirdi. Olayın kesin nedeninin yetkili kurumların inceleme ve laboratuvar sonuçlarıyla ortaya konulacağını belirten Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Veteriner Hekim Melike Baysal, özellikle tavuk eti gibi mikrobiyolojik açıdan risk taşıyabilen hayvansal gıdalarda hazırlama ve muhafaza şartlarına dikkat çekti. Baysal, çiğ tavuk etinin satın alındığı andan itibaren soğuk zincirin korunması gerektiğini belirterek şunları söyledi; "Çiğ tavuk etinin uygun sıcaklıkta muhafaza edilmemesi, özellikle yaz aylarında mikroorganizmaların hızlı çoğalmasına neden olabilir. Çiğ ve pişmiş ürünlerin temas etmemesi, kullanılan ekipmanların hijyeninin sağlanması ve tavuğun yeterli sıcaklıkta pişirilmesi temel kurallardır. Piştikten sonra bile bazı mikroorganizmaların toksinlerinin gıdayı riskli hale getirmeye devam ettiğini de düşünürsek, bu sürecin sıradan bir süreç olmadığını daha iyi anlarız. Ancak risk pişirme işlemiyle sona ermiyor. Pişmiş tavuk ve pilavın uygun sıcaklıkta tutulması ve servis süresinin kontrol edilmesi gerekiyor. Özellikle sıcak havalarda, pişmiş yemeklerin uzun süre oda sıcaklığında bekletilmesi bazı bakterilerin çoğalmasına ve gıda zehirlenmelerine yol açabilecek şartlar oluşturabiliyor. Kanatlı etleri başta Salmonella ve Campylobacter olmak üzere çeşitli gıda kaynaklı patojenlerle ilişkilendiriliyor. Uygun olmayan sıcaklıklarda bekletilen toplu yemeklerde Clostridium perfringens gibi bakteriler de risk oluşturabiliyor. Bununla birlikte, yaşanan herhangi bir olayda etkenin ancak gerekli incelemeler sonucunda belirlenebileceğinin altını çiziyoruz." "Denetim, olay yaşanmadan önce başlamalı" Baysal, gıda güvenliğinin yalnızca tüketicinin dikkatine bırakılamayacağını belirterek, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen resmî kontrollerin önemine dikkat çekti. Baysal, "Hayvansal gıdalarda güvenlik; üretimden kesime, parçalamadan taşımaya, depolamadan tüketime kadar yani çiftlikten çatala kadar bütün süreçlerin kontrolünü gerektirir. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın risk esaslı resmî kontrollerinin etkin biçimde sürdürülmesi, özellikle hayvansal gıda üreten, işleyen, parçalayan, depolayan ve dağıtan işletmelerde mevzuatın öngördüğü denetim ve veteriner hekim sorumluluklarının etkin şekilde uygulanması halk sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır. Merdiven altı üretimlerin olduğunu da biliyoruz, bu konuda da denetimler ve özellikle cezalar arttırılmalı" diye konuştu. Veteriner hekimlerin gıda güvenliği zincirindeki rolünün yalnızca hayvan sağlığıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Baysal, hayvansal gıdaların güvenliğinin sağlanmasının doğrudan bir halk sağlığı konusu olduğunu ifade etti. Baysal, özellikle yaz aylarında düğün, mevlit ve benzeri toplu organizasyonlarda vatandaşların şu noktalara dikkat etmesi gerektkiğini belirterek şöyle sıraladı; "Tavuklu yemeklerin uzun süre sıcak ortamda bekletilmemesi. Yemeklerin güneş altında bırakılmaması. Çiğ ve pişmiş gıdaların birbirinden ayrı tutulması. Tavuk etinin tamamen pişirilmesi. Hazırlama, taşıma ve servis sırasında uygun sıcaklık şartlarının korunması. Şüpheli görünen veya uygun şartlarda muhafaza edilmediği düşünülen gıdaların tüketilmemesi. Gıda zehirlenmelerinin önlenmesi; bilinçli tüketici, hijyen kurallarına uyan işletmeler ve etkin kamu denetiminin birlikte çalışmasıyla mümkündür. Özellikle sıcak yaz aylarında toplu yemek hizmetlerinde zaman ve sıcaklık kontrolü ihmal edilmemelidir. Güvenli gıda bir tesadüf değil, bilimsel kurallara dayanan bir halk sağlığı uygulamasıdır."

Dışişleri Bakanı Fidan "Netanyahu tehdidi ile uluslararası sistem savaşmalıdır" Haber

Dışişleri Bakanı Fidan "Netanyahu tehdidi ile uluslararası sistem savaşmalıdır"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun Türkiye'yi hedef alan açıklamaları üzerine, "Uluslararası toplumun şu ana kadar yapmadığı görevi yerine getirip bu caniyi durdurması, bu soykırımcının bölgeye, İsrail'e, Yahudi halkına ve bütün dünyaya zarar vermesinin önüne geçmek gerekiyor. Bu sadece bizim değil bütün bölgenin ve uluslararası toplumun büyük bir tehdididir. Bu Netanyahu tehdidi ile bu uluslararası sistem savaşmalıdır" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul'da düzenlenen Mekke Ortak Savunma İttifakı toplantısının ardından kameralar karşısına geçti. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Fidan, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun Türkiye'yi hedef alan açıklamaları, Rusya-Ukrayna savaşı ve Karadeniz'deki seyrüsefer güvenliği konularında önemli açıklamalarda bulundu. "Mekke Ortak Savunma İttifak'ı genişlemek için kurulmuş bir ittifak" Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Hakan Fidan, Mekke Ortak Savunma İttifakı'na başka ülkelerin katılımı konusunda şunları söyledi "İttifakımıza başka ülkelerin katılım konusu anlaşma gereği mümkün. İttifaka katılış süreçleri ile ilgili bir yol haritası konusunda da çalışıyoruz. İttifak zaten genişlemek için kurulmuş bir ittifaktır. Başlangıç itibarıyla temellerinin çok iyi atılması gerekiyor. Kurumsallaşmanın çok iyi yapılması gerekiyor. Biz bir yandan çok ciddi kurumsallaşmış, sorunalar sahip çıkabilen, bölgeye gerçek manada barış getiren bir temel atarken, diğer yandan da ittifakın genişlemesi konusunda hem fikiriz. Ama bu bir süreç içerisinde olacak. İttifaka gelen müttefik iyi altyapısı olan kurulmuş bir yapıya dahil olmalı. Biz şu an işin zor kısmı olan kuruluş aşamasını hep birlikte bitirmeye çalışıyoruz" "Biz bu ittifakı barışın, istikrarın ve refahın anahtarı olarak görüyoruz" İttifakın bölgede üstleneceği rolü anlatan Bakan Fidan, "Maalesef uzun yıllar ülkemizin orta doğuya bakan kısmında istikrasızlığa zemin hazırlayacak bir çok sorun alanı oluştu. Türkiye ortakları ile birlikte yapıcı bir yaklaşımla ileri bir vizyonla bölgedeki yaşanmış negatif ve pozitif olaylardan ders çıkararak ortaya bir vizyon koydu. Bu vizyon neticesinde bu ittifak bugün hayata Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde geçiyor. Biz bu ittifakla bölgede daha büyük bir istikrarın oluşacağını göreceğiz. Belirsizlik azalacak. Aktörlerin tavırları daha belirgin hale gelecek. Belirsizlik azalınca istikrar ortamı üzerine daha fazla yatırım yapabileceksiniz. Bölgede aslında çok fazla kaynak var ama istikrar ve güven ortamı olmadığı için bölge halkları gereksiz yere bir ton sıkıntı çekmekte. İnşallah biz bu ittifakı barışın, istikrarın ve refahın anahtarı olarak görüyoruz. Niyetimiz bu yönde. İnşallah amelimiz de bu yönde olacak" ifadelerini kullandı. "Netanyahu tehdidi ile uluslararası sistem savaşmalıdır" İsrail Başbakanı Netanyahu'nun Türkiye'yi hedef alan açıklamalarına yanıt veren Bakan Fidan, "Bir süredir seçim sürecine girdiği andan itibaren Netanyahu hükümeti ve destekçilerinin artan bir şekilde Türkiye'ye yönelik söylemi var. Cumhurbaşkanımızı ve bazı arkadaşlarımızı hedef alan yaklaşımları var. Biz bunu baştan beri takip ediyoruz. İnsanlığın ve uluslararası toplumun ve güvenliğin ortak düşmanı haline gelmiş Netanyahu canisi, soykırımcısı bu noktada ciddiye alınacak bir insan değildir. Netanyahu'nun muhatap olduğu ana kitle uluslararası sistemdir. Çünkü sadece Türkiye için değil bütün küresel güvenlik için Netanyahu ve onunla birlikte hareket eden soykırımcı kitle bir tehdit oluşturmaktadır. Bunu sadece Türkiye'nin problemi gibi düşünmek büyük bir hata. Burada uluslararası toplumun şu ana kadar yapmadığı görevi yerine getirip bu caniyi, bu soykırımcı durdurması, bu soykırımcının bölgeye, İsrail'e, Yahudi halkına ve bütün dünyaya zarar vermesinin önüne geçmek gerekiyor. Filistinli kanı dökmekten zevk alan, Müslüman kanı dökmekten zevk alan bu caninin artık durdurulması gerekiyor. Bunun durduğu yer İsrail'e de büyük zarar, Filistin'e zaten zarar, bölgeye de büyük zarar. Konuşmalarına baktığınız zaman Filistin devletinin kurulmasını istemiyor, bölgedeki ülkelerde devam eden işgalin vazgeçmesini istemiyor, soykırımcı ve işgalci yaklaşımın devamını istiyor. Bu sadece bizim değil bütün bölgenin ve uluslararası toplumun büyük bir tehdididir. Bu uluslararası toplum büyük bir tehdididir. Bu Netanyahu tehdidi ile bu uluslararası sistem savaşmalıdır" şeklinde konuştu. Bakan Hakan Fidan, Rusya Ukrayna savaşı nedeniyle Karadeniz'de seyrüsefer güvenliği konusunda yaşanan sıkıntıların sorulması üzerine "Bu gerçekten büyük bir sorun olmaya devam ediyor. Sadece Karadeniz güvenliği için değil, global gıda güvenliği için de sorun oluyor. Biliyorsunuz Rusya ve Ukrayna'dan gelmesi gereken tahıl ürünleri dünya marketlerine gidemediği için bize birçok ülkeden bu konuda müracaat geliyor. Bizim hazırladığımız bir çalışma var. Her iki tarafla da temas halindeyiz. Geçmişte yaptığımız gibi inşallah gerekli şartların oluşması durumunda tahıl anlaşmasına benzer bir anlaşmayı yapmak için çalışıyoruz. Tabii ki devam eden savaşta tarafların giderek yöntem geliştirmeleri artık hedef alınmayan hiçbir yer kalmaması, savaşı bir yıpratma savaşında yok etme savaşına dönüştürmüş durumda. Bunun da tabii engellenmesi gerekiyor. Bu noktadaki çalışmalarımız devam ediyor" diye konuştu.

Endüstriyel yemekte standart yükseliyor Haber

Endüstriyel yemekte standart yükseliyor

İşletmelerin endüstriyel yemek sektöründen beklentileri yeniden şekilleniyor. Lezzet ve fiyatın yanı sıra gıda güvenliği, kalite ve hizmet sürekliliği firma seçiminde öne çıkarken, yüksek kapasiteli üretimde aynı standardın sürdürülebilmesi güvenin temel unsurlarından biri haline geliyor. İşletmelerde yemek hizmeti, günlük işleyişin önemli parçalarından birini oluşturuyor. Hizmet verilen kişi sayısı arttıkça operasyonun ölçeği de büyürken, yemek hizmetinde yaşanabilecek küçük bir aksama dahi iş düzenini etkileyebiliyor. Yankı Yemek Satış ve Pazarlama Müdürü Selime Özdemir, bu nedenle kurumsal işletmelerin yemek hizmetinde fiyat ve menü çeşitliliğinin yanı sıra gıda güvenliği, kalite standardı ve hizmet sürekliliğini de öncelikli kriterler arasında değerlendirdiğini söyledi. Yankı Yemek’in günlük 25 bin kişilik üretim kapasitesine ulaştığını belirten Özdemir, bu kadar yüksek hacimli üretimde asıl belirleyici unsurun kapasiteden çok, bu kapasitenin gıda güvenliği, kalite ve hizmet sürekliliğinden ödün vermeden yönetilebilmesi olduğunu vurguladı. Standart kadar süreklilik de önemli Endüstriyel yemek sektöründe yükselen hizmet standartlarının operasyonel güç ve planlama kabiliyetini daha önemli hale getirdiğine dikkat çeken Selime Özdemir, özellikle yüksek çalışan sayısına sahip üretim tesislerinde hizmetin kesintisiz ve aynı kalite standardında sürdürülmesinin öncelikli beklentiler arasında yer aldığını belirtti. Özdemir, "Bir gün iyi yemek çıkarmak zor değil. Önemli olan bunu her gün, her vardiyada ve aynı standartta sürdürebilmek. Bizim mutfakta çok basit bir ilkemiz var: Yemediğimizi yedirmiyoruz. Kurumsal müşterilerimizle kurduğumuz güven de burada başlıyor" dedi. Müşterilerin yalnızca tabağa gelen yemeği değil, o tabağın arkasındaki süreci de değerlendirdiğini vurgulayan Özdemir, sektörde hammaddenin kabulünden depolamaya, üretimden sevkiyata kadar tüm aşamaların birbirini tamamlayan bir sistem içinde yönetilmesi gerektiğini ifade etti. Güven mutfaktan önce başlıyor Gıda güvenliğinin üretimden önce başlayan bir süreç olduğuna dikkat çeken Selime Özdemir, Yankı Yemek’te hammaddenin seçiminden tesise kabulüne, depolamadan üretime, soğuk zincirden sevkiyata kadar tüm aşamaların bir bütün olarak ele alındığını belirtti. Özdemir, "Kurumsal müşteriler açısından en önemli konulardan biri öngörülebilirlik. İşletme, bugün aldığı hizmet standardını yarın da alacağını bilmeli. Bizim sorumluluğumuz, müşterimizin sürekli kontrol etmek zorunda kalmadığı, işleyen ve güven veren bir sistem oluşturmak" dedi. Özellikle vardiyalı üretim yapan fabrikalarda yemek hizmetinin günlük çalışma düzeninin bir parçası olduğunu vurgulayan Özdemir, zamanlama ve hizmet sürekliliğinin de ürün kalitesi kadar önem taşıdığını ifade etti. Masanın iki tarafı var Kurumsal yemek sektöründe hizmetin muhatabının yalnızca sözleşmenin tarafı olan işletmeler olmadığına dikkat çeken Selime Özdemir, hizmet alan işletmenin beklentileri kadar her gün sunulan yemeği tüketen çalışanların memnuniyetinin de önemli olduğunu söyledi. Özdemir, hizmet kalitesinin gerçek karşılığının sahada, çalışan memnuniyetiyle görüldüğünü ifade etti. Çalışanlardan ve işletmelerden alınan geri bildirimlerin menü planlamasından hizmet süreçlerine kadar pek çok alanda değerlendirildiğini de belirten Özdemir, uzun süreli iş birliklerinin bu karşılıklı ilişkinin sonucunda oluştuğunu kaydetti. Güven her gün yeniden kazanılıyor Endüstriyel yemek sektöründe büyümenin yalnızca yeni müşteri kazanımıyla ölçülemeyeceğine dikkat çeken Selime Özdemir, mevcut müşterilerle sürdürülen uzun soluklu iş birliklerinin de hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyetinin önemli göstergelerinden biri olduğunu belirtti. Özdemir, "Yeni bir işletmeyle çalışmaya başlamak elbette önemli. Ancak bizim için asıl değer, müşterimizin yıllar sonra da aynı güvenle bizimle çalışmaya devam etmesi. Çünkü bu sektörde güven bir kez kazanılmıyor; her gün yeniden kazanılıyor" ifadelerini kullandı.

Bursa kestane şekeri gastronomideki yerini güçlendiriyor Haber

Bursa kestane şekeri gastronomideki yerini güçlendiriyor

Bursa ile özdeşleşen kestane şekeri, geleneksel kimliğini korurken modern üretim standartları ve markalaşma çalışmalarıyla da farklı pazarlara ulaşıyor. Kestane şekerinin üretimden markalaşmaya, kent kültüründen tanıtıma uzanan çok yönlü yapısını yerinde incelemek amacıyla Bursa Büyükşehir Belediyesi'nden üst düzey bir heyet, İlka Şekerleme'nin Nilüfer Yaylacık'taki tesislerini ziyaret etti. Genel Müdür Mümin Akgün'ün ev sahipliğinde gerçekleşen ziyarete Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Deniz Köken, Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Dr. Abdullah Damar ile Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanı Aziz Elbas katıldı. Program, Kardelen Kültür Evi'nde Bursa kestane şekerinin geçmişten günümüze uzanan yolculuğunun anlatılmasıyla başladı. Heyet daha sonra üretim tesisini dolaşarak üretim süreçlerini yerinde inceledi. Bursa'nın lezzet hafızası Konuklarına İlka Şekerleme'nin çalışmaları hakkında bilgi veren Genel Müdür Mümin Akgün, kestane şekerinin yalnızca geleneksel bir ürün değil, Bursa'nın kent kimliğiyle bütünleşmiş önemli bir gastronomi değeri olduğunu söyledi. Geleneksel üretim kültürünü günümüzün kalite ve gıda güvenliği standartlarıyla buluşturduklarını belirten Akgün, Kardelen ve Yaylacık markalarıyla iç pazarda, Cardelion markasıyla uluslararası pazarlarda faaliyet gösterdiklerini ifade etti. Akgün, farklı pazarlara ulaşırken Bursa kestane şekerinin kendine özgü kimliğini korumaya da önem verdiklerini kaydetti. Coğrafi işarette Türkiye'den Avrupa'ya Bursa kestane şekerinin coğrafi işaret sürecine de değinen Akgün, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) öncülüğünde yürütülen çalışmalar sonucunda ürünün önce Türkiye'de, ardından Avrupa Birliği'nde coğrafi işaretle tescillendiğini hatırlattı. Kendisinin de BTSO 27. Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı olarak sektör temsilcileriyle birlikte sürecin içerisinde yer aldığını anlatan Akgün, "Bursa kestane şekerinin coğrafi işaretle korunması için BTSO çatısı altında sektörümüzle birlikte önemli bir çalışma yürüttük. Önce Türkiye'de alınan tescilin ardından Avrupa Birliği tescilinin de gerçekleşmesi, Bursa'ya ait bu değerin uluslararası ölçekte korunması açısından önemli bir kazanım oldu" dedi.Coğrafi işaretin yalnızca ürünün kökenini gösteren bir tescil olmadığına dikkat çeken Akgün, belirlenen özelliklerin ve üretim standartlarının korunmasının Bursa kestane şekerinin özgünlüğünün sürdürülmesi açısından da önem taşıdığını vurguladı. Bursa'nın hediyesi kestane şekeri olsun BTSO 27. Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı olarak sektörün ortak değerleriningüçlendirilmesine yönelik çalışmalara önem verdiklerini belirten Akgün, Bursa kestane şekerinin kent tanıtımında daha fazla öne çıkarılması gerektiğini söyledi.Akgün, "Bursa'ya gelen bir misafirin yanında götürdüğü, Bursa'dan başka bir şehre ya da ülkeye gönderilen hediyenin kestane şekeri olmasını istiyoruz. Başta kamu kurum ve kuruluşlarımız ile yerel yönetimlerimiz olmak üzere kentimizin temsil edildiği ziyaretlerde Bursa kestane şekerinin tercih edilmesi, hem yerel üreticimizi destekler hem de Bursa'nın gastronomi değerinin tanıtımına katkı sağlar" dedi. Bursa'nın adını da taşıyor Kestane şekerinin Bursa ile kurduğu güçlü bağın üreticilere ayrı bir sorumluluk yüklediğini belirten Akgün, "Biz yalnızca kestane şekeri üretmiyoruz. Bursa ile özdeşleşmiş, geçmişi ve hikâyesi olan bir değeri yaşatıyoruz. Ürünlerimizi farklı şehirlere ve ülkelere ulaştırırken Bursa'nın adını ve gastronomi kültürünü de beraberinde taşıyoruz" ifadelerini kullandı.

Altınekin'de ilk hasat Haber

Altınekin'de ilk hasat

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Altınekin’de birtakım ziyaretler gerçekleştirdi. İlk olarak buğday hasadı yapan üreticilerle bir araya gelen Başkan Altay, çiftçilerin heyecanına ortak oldu. Başkan Altay, Konya'nın bereketli topraklarında 10 bin yıldır tarımsal üretim gerçekleştirildiğini hatırlatarak, günümüzde de şehrin sadece kendisi için değil, Türkiye’nin gıda güvenliği için çok önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu söyledi. Çiftçilerin yıl boyunca çok büyük emek sarf ederek hasat zamanına geldiklerini belirten Başkan Altay, “Bu yıl elhamdülillah bereketli, bol yağışların olduğu bir yıldı. Hem meyve hem sebze hem de hububat ve diğer ürünlerde inşallah rekolte rekorları kıracağımız bir yıl olacak. Büyük emek veren çiftçilerimize teşekkür ediyoruz. İnşallah bol bereketli bir hasat dönemi diliyorum. Konya üretmeye devam edecek” dedi. “ONLAR ÜRETTİĞİ SÜRECE BİZ ONLARLA BİRLİKTE OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ” Başkan Altay, Konya Büyükşehir Belediyesi olarak özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşan çiftçilerin gelirlerinin arttırılması konusunda çok büyük çabalar sarf ettiklerini vurgulayarak, “Onlar ürettiği sürece biz onlarla birlikte olmaya devam edeceğiz. Konya'nın ovalarında şu anda biçerdöverler çalışıyor. Arkadan mısır, pancar ve ayçiçeği hasatları başlayacak. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Nice böyle yağışlı yıllar geçirelim. Özellikle bu yılın bereketine çok dua ettik. İnşallah uzun yıllar sürecek bir bereket olsun diye temenni ediyoruz” ifadelerini kullandı. “TARIMSAL ÜRETİM EN AZ SINIRLARIMIZI KORUMAK KADAR ÖNEMLİ” Konya’nın bir tahıl ambarı olduğunu anımsatan Başkan Altay, “Özellikle çiftçilikle uğraşan çokça vatandaşımız var. Milyonlarca metrekare alanda üretim yapıyoruz. Aslında çiftçilerimiz sadece kendileri için değil, şehrimiz ve ülkemiz için de üretim gerçekleştiriyorlar. Özellikle pandemi döneminde gördük ki tarımsal üretim en az sınırlarımızı korumak kadar önemli. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu bereketli topraklarda biz üretmeye, çiftçilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Emeği geçen tüm çiftçi kardeşlerimize, küçüğünden büyüğüne amcalarımızdan teyzelerimize, hanımefendilere kadar herkese şehrimiz, ülkemiz adına teşekkür ediyoruz” diye konuştu. Başkan Altay, hasat sezonunda meydana gelen anız yangınlarına da dikkat çekerek, “Anız yangınları hem toprağa çok ciddi zarar veriyor hem de toprağın içinde bulunan bütün haşeratın telef olmalarına neden oluyor. Onun için çiftçilerimizden bu konuda da duyarlılık bekliyoruz. Lütfen anızları yakmayalım. Konya bu konuda da duyarlılık gösterecektir, ben tüm çiftçilerimize güveniyorum. Bunu da inşallah hep birlikte başaralım” dedi. Altınekin Belediye Başkanı Fatih Orhan da çiftçilere bereketli bir sene dileyerek, ziyareti dolayısıyla Başkan Altay’a teşekkür etti. Başkan Altay, hasadın ardından Altınekin Belediye Başkanı Orhan ile birlikte Koçyaka Mahallesi’ni ziyaret etti. Burada vatandaşlarla hasbihal eden Başkan Altay, talepleri ve önerileri de dinledi. BAŞKAN ALTAY “SİNEMA GÜNLERİ”NDE ÇOCUKLARIN NEŞESİNE ORTAK OLDU Başkan Altay, daha sonra Konya Büyükşehir Belediyesi’nin merkez dışındaki ilçelerde düzenlediği “Sinema Günleri” ve “Çocuk Şenliği” kapsamında Akıncılar Mahallesi’nde düzenlenen programa katıldı. Burada çocukların neşesine eşlik eden Başkan Altay, “Burada önemli olan birlikte vakit geçirebilmek. Katılımlarınızdan dolayı hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız iyi ki bizimle beraber bu etkinliklere katılıyorsunuz” dedi. Başkan Altay’a Altınekin Belediye Başkanı Fatih Orhan ile AK Parti Altınekin İlçe Başkanı Hüseyin Ölmez de eşlik etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.