Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Gazze

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Gazze haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gazze haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Mekke Savunma İttifakı' açıklaması! Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Mekke Savunma İttifakı' açıklaması!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi'nde, "Suudi Arabistan ve Pakistan'la hayata geçirdiğimiz Mekke Savunma İttifakı, bölgesel sahiplenme ve kolektif caydırıcılık temelinde bölge ve dünya barışına, istikrarına önemli katkılar sağlayacaktır. Barışı konuşurken İsrail’in saldırıları nedeniyle çoğu çocuk ve kadın 74 bin insanın hayatını kaybettiği Gazze ve Lübnan’ı unutmamalıyız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'teki Irıs Ordo Kongre Merkezi'nde düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü'nün genişletilmiş formatta gerçekleştirilen zirvesine katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan zirvede yaptığı konuşmasına Nepal'deki sel felaketinde vatandaşları hayatını kaybeden ülkelere başsağlığı dileyerek başladı. Erdoğan, "Kıymetli kardeşim, Cumhurbaşkanı Saır Caparov başta olmak üzere zirvenin düzenlenmesinde emeği geçenlere şükranlarımı iletiyorum. Diyalog ortaklığına kabul edilen Laos'u tebrik ediyorum. Bu vesileyle Kırgızistan'a Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2027-2028 geçici üyeliğine seçilmiş olmasından ötürü başarılar diliyorum" ifadelerini kullandı. "Şanghay İşbirliği Teşkilatı son 25 yılda çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsurlarından biri haline geldi" Erdoğan, "Bugünkü buluşmamızda çok kutuplu uluslararası sisteme katkıları ele alacak olmamızı kıymetli buluyorum. Yaklaşık 3,5 milyar insanı ve 35 trilyon dolarlık yurt içi hasılayı temsil eden Şanghay İşbirliği Teşkilatı son 25 yılda çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir. Asya-Pasifik bölgesi ile Orta Doğu‘yu aynı zeminde buluşturan teşkilatı, Birleşmiş Milletler’in destekleyicisi ve tamamlayıcısı olarak görüyoruz" dedi. "Çatışmaların diyalog ve diplomasi yoluyla çözüme kavuşturulması için sorumluluk alıyoruz" Şanghay İşbirliği Teşkilatı'nın her şeyden evvel Türkiye'nin bölgesel sahiplenmeyi merkeze alan çok boyutlu dış politikasıyla örtüşen bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Türkiye olarak etrafımızda yaşanan çatışmaların diyalog ve diplomasi yoluyla çözüme kavuşturulması için sorumluluk alıyor, bölgemizde birlikte, tüm dünyada barış için, huzur ve istikrar için çalışmaya devam ediyoruz" şeklinde konuştu. "Orta Koridor girişiminin Kuşak ve Yol Girişimi ile de uyumlu hale getirilmesini istiyoruz" Erdoğan, "Teşkilatın sadece barış ve istikrarın temininde değil, halklarımızın refahı için çok önemli olan kesintisiz ve güvenli ulaştırma koridorları tesisi ile enerji arzı güvenliği gibi alanlarda da rol oynayabileceğini düşünüyoruz. Ülkemizin teşkilat coğrafyasının batı pazarlarına erişimi noktasında bilhassa enerji koridorlarının çeşitlendirilmesi ve jeopolitik pistlerin yönetilmesinde kritik rolünün altını çizmek istiyorum. Hazar geçişli Orta Koridor girişiminin Kuşak ve Yol Girişimi ile de uyumlu hale getirilmesini istiyor, bu bağlamda teşkilat bünyesindeki iş birliğine büyük önem veriyoruz. Yükselen bir yıldız olarak gördüğümüz Şanghay İşbirliği Teşkilatıyla her alanda iş birliğimizi ilerletmenin gayreti içinde olacağız" diye konuştu. Liderleri COP31 Zirvesi'ne davet etti Erdoğan, "Adil düzen arayışımızın temel gayelerinden biri de hiç şüphesiz gelecek nesillere dahi istikrarlı, müreffeh ve yaşanabilir bir dünya bırakmaktır. İklim değişikliği, düzensiz göç, terörizm, sınır aşan suçlar ve gıda güvenliği gibi meseleler artık birçok ülke için tehdit teşkil etmektedir. Türkiye olarak iklim değişikliğinin farklı coğrafyalar üzerindeki olumsuz etkileri ile mücadelede üzerimize düşeni yapmayı hedefliyoruz. Bu amaçla 11-12 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da COP31 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağız. Bu önemli zirvede siz değerli dostlarımızı da aramızda görmekten büyük bir memnuniyet duyacağımızı ifade etmek isterim" ifadelerini kullandı. Erdoğan, "Sözlerimin son verirken, teşkilatımızın Şanghay ruhundan aldığı motivasyonla gerçek anlamda çok kutuplu bir dünyanın inşa edilmesinde önemli rol üstleneceğine inandığımı bir kez daha vurguluyor, Kırgızistan’dan dönem başkanlığını devralacak olan Pakistan’a başarılar diliyor, toplantılarımızın bölgemiz ve ülkelerimizin ortak geleceği için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum" dedi. Mekke Savunma İttifakı ve İsrail vurgusu Erdoğan, "Suudi Arabistan ve Pakistan'la hayata geçirdiğimiz Mekke Savunma İttifakı, bölgesel sahiplenme ve kolektif caydırıcılık temelinde bölge ve dünya barışına, istikrarına önemli katkılar sağlayacaktır. Barışı konuşurken İsrail’in saldırıları nedeniyle çoğu çocuk ve kadın 74 bin insanın hayatını kaybettiği Gazze ve Lübnan’ı unutmamalıyız. Bu saldırgan politikanın bedelini tüm bölgemiz ödemektedir" ifadelerini kullandı. Kırgızistan’dan dönem başkanlığını devralacak olan Pakistan’a başarılar dileyen Erdoğan, toplantılarının bölge ve ülkelerin ortak geleceği için hayırlara vesile olmasını temennisinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İsrail'in savaş bağımlısı mevcut hükümeti tüm bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemek için her türlü tahriki deniyor. Siyonist, işgalci, soykırımcı ideoloji sadece komşularının huzuruna kastetmiyor. Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız. Biz güçlü olmak, caydırıcı olmak, hak ve hukukumuzu birlikte savunmak, bölgemizde barışı ve güvenliği birlikte inşa etmek mecburiyetindeyiz. Bunun için ittifakta hayır vardır diyor hem kendi içimizde hem de islam dünyasında ittifakları büyütmeye ihtilafları azaltmaya çalışıyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Mevlid-i Nebi Haftası Programı'na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı açıklamada, "Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle sizlerle bir arada olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Milletimizin ve İslam aleminin Mevlid-i Nebi Haftası'nı can-ı gönülden tebrik ediyorum. Ülkemizde ve dünyanın farklı yerlerinde bizleri takip eden, şu anda aramızda olmasalar da gözü de gönlü de kulağı da burada olan tüm kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Böylesine güzel bir programda bizleri buluşturan, rahmetiyle, lütfuyla, keremiyle kalplerimizi birbirine ısındıran Cenab-ı Allah'a sonsuz şükürler olsun. Alemlere rahmet, insanlığa hidayet, müminlere güzel ahlakın en yüksek timsali olarak gönderilen, ümmeti olmakla şeref duyduğumuz Peygamber Efendimiz'e salat ve selam olsun" dedi. "Fahr-i Kâinat Efendimiz'in izinden giderek asırlardır ümmete hizmet eden, yol gösteren, felaha susayan gönülleri irşat eden âlim ve ariflerimizin, kalp ve ilim ehlinin mübarek ruhları şad olsun. İslam'ın izzetini her şeyin üstünde tutan, ilây-ı kelimetullah davası uğruna canlarını ortaya koyan, vatanı, milleti, ezanı, bayrağı, devleti ve ümmeti için her türlü cefayı, zorluğu göze alan kahraman şehitlerimizin, gazilerimizin, o mücadele ve mücahide erlerinin aziz ruhları şad olsun diyorum" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Müslümanlar olarak hafta başında biliyorsunuz Mevlid-i Nebi'yi bir kez daha idrak ettik. Kurtuluş vesilesi olarak yer yüzüne teşrif eden Resulallah Efendimizin veladetinin bir sene-i devriyesine erişmenin mutluluğunu yaşadık. Gerek dualarımızla gerek ibadetlerimizle o mübarek geceyi anlamına ve mehabetine uygun şekilde hissetmeye ve değerlendirmeye çalıştık. Veladet-i Nebi'nin 1501'inci yıl dönümünün ülkemiz, milletimiz, tüm insanlık için bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Şunu öncelikle özelikle ifade etmek istiyorum. Veladet-i Nebi, Yüce Allah'ın sonuz rahmetinin bu dünyada ki en güzel tecellisidir. Efendimizin bu aleme doğuşu insan oğlunun kainattaki yerini yaradılış gayesini ve istikametini yeniden keşfetmesinin başlangıcı olmuştur. merhum Süleyman Çelebi Mevlid-i Şerif'inde diyor ya, ‘Belirince işaretleri dünyada Mustafa’nın, Tuttu cihanı baştan başa nuru Mustafa’nın.’. İşte beşeriyetin inanç ve ahlak bakımından zifiri karanlığın pençesinde olduğu bir çağda Hatamü'l-Enbiya Efendimiz, insanlığın ufkunu nebevi bir nurla doldurmuştur. Peygamber aşkı, sevgisi, müminlerin gönlünde nesillerden nesillere aktarılan en kıymetli miras olmuştur. Bu sevda, İslam'la müşerref olduğu ilk günden itibaren milletimizin de kalbinde müstesna bir yer tutmuştur. Ecdadımız asırlar boyunca din-i mübin-i İslam'ın sancaktarı olmuş, Efendimiz'e duyduğu aşk ve muhabbeti tertemiz bir imanla korumuştur" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Merhum Nihat Sami Banarlı’nın çok anlamlı bir tespitini sizlerle paylaşmak istiyorum. Gençlerimizin özellikle de yeni yuva kuran çiftlerimizin bu hatırayı çok iyi dinlemesini rica ediyorum. Türk edebiyatının önemli isimlerinden merhum Banarlı, kırdan kente göçün başladığı yıllara ait bir anısını bakınız nasıl anlatıyor: 'Anadolu'nun çeşitli bölgelerinden İstanbul'a, Ankara'ya ve başka büyük şehirlere göç eden halkımız var. Bunlar ailece gelip apartmanlarda kapıcılık, iç hizmetleri ve başka işler yapıyorlar. Bilhassa kadın adları dikkatimi çekiyor: Gül, Yazgülü, Gülşah, Gülşan, Güldalı, Güldane, Gülizar, Kırgülü, Gülbeyaz... Hatta erkek adı olarak da bazen Gülbey... Bu güllü isimlerin Anadolumuzu gül bahçelerine çeviren güzel adların bu derece ısrarla niçin konulduklarını ben biliyorum. Ama yine de bilmezlikten gelerek soruyorum: Sizlerin oralarda gül bahçeleri çok olmalı. Köy evlerinin bahçelerinde çok mu çiçek yetiştirirsiniz? Adı Güldalı olan hanım cevap veriyor: Hayır bey, bizim oralarda çiçek bahçesi ne gezer? Biz toprağı tarla diye kullanırız. Peki, kızlarınıza bu kadar çok ve güzel gül adlarını güle hasret duyduğunuz için mi koyuyorsunuz? Hayır bey, bizim hasret duyduğumuz başkadır. Bizim oralarda inanılır ki gül... Hazret-i Muhammed'in remzidir. Gül, Muhammet teridir diyen Yunus Emre gibi bir büyük şairin bizim milletimizin de bu topraklardan çıkması boşuna değildir. Bizim Resul-i Ekrem'e olan sadakatimiz yalnızca milli seciyemizde değil, dilimizde, edebiyatımızda, kültür ve sanatımızda da tezahür etmiştir. Süleyman Çelebi'nin kalbinden beyitlere dökülen Mevlid-i Şerif, yüzyıllardır Efendimiz'e duyulan hürmetin ortak sesidir. Fuzuli'nin Su Kasidesi, Resul-i Kibriya'nın bastığı toprağa ulaşma arzusuyla yanıp tutuşan bir gayenin, böyle bir gayretin ifadesidir" dedi. "Rabbim bizleri adı güzel kendi güzel Muhammed’in yolundan ayırmasın" "Şairlerimizin, ediplerimizin, hatta padişahlarımızın Efendimiz'e ithafen yazdığı na't-ı şerifler milletimizin hak yolundaki adanmışlığının en veciz nişaneleridir" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, !Gönlü peygamber aşkıyla yanan isimlerden biri de rahmetli Mehmet Akif İnan üstadımızdı. Merhum Akif İnan, Efendimiz'e olan bağlılığını şu muhteşem mısralarla dile getirmiştir: 'Özgürlük, menşurun kanatlarından toprağım, devletim, bayrağım sensin. Maddemsin, manamsın, varım yoğumsun, ufkumsun, yakınım, uzağım, sensin. Annem, babam, atam, kardeşim, yavrum, evim barkım, bahçem ve bağım sensin. Seslerin kalbimin dudaklarında, zamanım, dönemim ve çağım sensin. Ümidim, cihadım, şafağım sende, hicretim, menzilim, durağım sensin. Seninle olmaktır ahdim, yeminim, ordum, emirim ve otağım sensin.' Övüncümüz, şerefimiz, sözümüz ve yegâne önderimiz Resul-i Ekrem Efendimiz'i bugün bir kez daha kemal-i hürmetle yâd ediyorum. Rabbim bizleri adı güzel kendi güzel Muhammed’in yolundan ayırmasın diyorum. Az evvel hocamızın huşu içinde okuduğu bizim de inşirah bularak dinlediğimiz Azhap Suresi'nde Rabbimiz şöyle buyuruyor; içinizden Allah’ın lütfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki Resullahta güzel bir örneklik vardır. Güzel ahlakı tamamlamak için gönderilen Efendimiz bir hadisi şerifinde kendisinin misyonunu şöyle ifade etmişti benim ve benden önceki peygamberlerin durumu bir ev inşa eden kimseye benzer o kimse evi güzelce yapıp mükembell hale getirmiş fakat bir köşede sadece bir tuğla yeri boş kalmıştır. İnsanlar bu evi dolaşırlar ona hayran olurlar ve şöyle derler keşke şu tuğlada yerine konulmuş olsaydı. İşte ben o yeri boş bırakılan tuğlayım. Ben peygamberlerin sonuncusuyum. Hatemul embiya diyor ya o tuğladaki bir toz zerresi olabilmeyi Kur'an ve sünnetin ışığında ahlakı haseneyi kuşana bilmeyi Rabbim hepimize nasip eylesin diyorum." Çocuklara ve gençlere Peygamber Efendimizin hayatını öğretilmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Müslümanlar olarak hem şahsi yaşantımızda hem iş ve aile hayatımızda hem de toplumla ve tabiatla kurduğumuz münasebetlerde işte bu ahlakı kendimize rehber edinmek zorundayız. Kur'an ve Sünnet'in kılavuzluğunda ahlak-ı hamidiyeyi, ahlak-ı haseneyi hayatımızın merkezine koymak durumundayız. Bu inancı ve bu kararlılığı her birimizin kuşanması gereklidir. Fakat bu anlayışı öncelikle kendi hayatımıza hakim kılmamız gerekir. Çocuklarımızı ve gençlerimizi Efendimizin örnek ahlakıyla tanıştırmamız, onları Resul-i Kibriya'nın temsil ettiği değerlerle buluşturmamız hayati bir meseledir. Ancak bu şekilde kalplerimizde filizlenen, ailemizde yeşeren ve milletimizde boy veren kıymet hükümlerini bütün insanlığa ulaştırabiliriz" ifadelerini kullandı. "İnşallah iyilerin galip geleceği tarihi bir dönemi yaşıyoruz" Masumların hedef alındığını belirten Erdoğan, "Aktörler ve senaryolar değişse de iyi ile kötünün mücadele ettiği ve sonunda inşallah iyilerin galip geleceği tarihi bir dönemi yaşıyoruz. Filistin’nden Lübnan’a Sudan’dan Somali’ye kalbimizin attığı coğrafyaların önemli bir kısmı yıllardır krizde. Savaşla istikrarsızlıkla boğuşuyor. Her şeyden habersiz masum yavrular göz göre göre hedef alınıyor. Dünyayı tanımadan daha ne olup bittiğini anlamadan bebekler, çocuklar toprağa düşüyor. Kadınlar, yaşlılar, sağlık çalışanları, yardım görevlileri savaş ve çatışma ortamlarında değil sivil yerleşim yerlerinde bombalarla katlediliyor"şeklinde konuştu. "Gazze'de uçurtmalar bile tehdit olarak görülüp engelleniyor" "Soykırım şebekesinin dünyanın en büyük çocuk mezarlığına çevirdiği Gazze'de uçurtmalar bile tehdit olarak görülüp engelleniyor" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sadece Filistin'de milyonlarca kardeşimiz en temel ihtiyaçlardan yoksun bir şekilde, çok zor şartlar altında hayatta kalmanın mücadelesini veriyor. Lübnan'da aynı şekilde 1,3 milyon kardeşimiz İsrail yönetiminin saldırıları sebebiyle evini barkını terk etmek zorunda kaldı. 4 binden fazla insan öldürüldü, çoğu çocuk ve kadın 12 bini aşkın Lübnanlı yaralandı. İsrail'in savaş bağımlısı mevcut hükümeti tüm bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemek için her türlü tahriki deniyor. Siyonisim denilen radikal, işgalci, soykırımcı ideoloji sadece komşularının huzuruna kastetmiyor. Bölgesel barışı ve insani değerleri savunan herkesi hedef alıyor. Biz de Siyonizm'in yayılmacı emellerine dikkat çekerken bunu kendimiz için değil, hangi inanca mensup olursa olsun bölgedeki tüm halklar adına, insanlık cephesi adına yapıyoruz" şeklinde konuştu. "Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız" Gözü dönmüş zalimlere yönelik sessizliğin bedelini sivillerin ödediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yakın tarihte Hitler'e, Pol Pot'a ve diğer gözü dönmüş zalimlere yönelik sessizliğin bedelini maalesef siviller ödemek zorunda kaldı. Hitler'in toplama kamplarında, Pol Pot'un ölüm tarlalarında farklı kökenden, farklı inançlardan milyonlarca insan soykırıma uğradı. Ne yazık ki o dönemde insanlık olan biteni seyretmekte kaldı. Bugün aynı hata Gazze'de, Batı Şeria'da, Lübnan'da tekrarlanıyor. Soykırım şebekesinin bu kural, hukuk, ilke, değer, sınır tanımaz politikalarına dünyadan gerekli reaksiyon gösterilmiyor. Ne küresel yapılar ne de uluslararası toplum, dün olduğu gibi bugün de katliamların önüne geçecek güçlü bir irade ortaya koyamıyor. Şu gerçeğin artık fark edilmesi gerektiğine inanıyorum. Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız. Biz güçlü olmak, caydırıcı olmak, hak ve hukukumuzu birlikte savunmak, bölgemizde barışı ve güvenliği birlikte inşa etmek mecburiyetindeyiz. Bunun için ittifakta hayır vardır diyor hem kendi içimizde hem de islam dünyasında ittifakları büyütmeye ihtilafları azaltmaya çalışıyoruz" dedi. "Bütün çabamız ittifak ve ittihadın sağlanması içindir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asırlar boyunca tarihe yön vermiş, cihana nizam vermiş Ümmet-i Muhammed’in bir duvarın tuğlaları gibi birbirine yeniden kenetlenmesini arzu ediyoruz. Müslümanlar olarak birbirimize inanarak, birbirimize dayanarak, omuz omuza, yürek yüreğe vererek istikbale hep beraber yürüyelim istiyoruz. Bütün çabamız ittifak ve ittihadın sağlanması içindir. Bütün gayretimiz coğrafyamızda huzur ve güven ikliminin inşası içindir. İnşallah gücümüzün yettiği kadar vahdet için, uhuvvetin tesisi için, İslam aleminin birlik ve bütünlük içinde hareket etmesi için elimizle birlikte tüm gövdemizi taşın altına koymaya devam edeceğiz. Sadece yakın ve uzak coğrafyalarda değil, kendi ülkemizde de esasen bu şuurla siyaset yapıyor, 86 milyonun kardeşliğini ve kaderdaşlığını daha da güçlendirmenin yollarını arıyoruz. Peygamberimiz ve Güzel Ahlak temasıyla idrak ettiğimiz Mevlid-i Nebi Haftası boyunca düzenlenen etkinliklerin, Peygamberimizin örnek şahsiyetiyle birlikte ümmetin vazettiği ittifak ve ittihat siyasetini de anlamamıza vesile olmasını diliyorum" diye konuştu.

Netanyahu: "İran ile bir anlaşma yapılamaz" Haber

Netanyahu: "İran ile bir anlaşma yapılamaz"

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'ın mevcut liderliğiyle bir anlaşma yapılamayacağını öne sürdü. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün akşam bir etkinlikte yaptığı konuşmada, İran'a ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Netanyahu, "Başkan Trump ile birkaç hafta önce Beyaz Saray'da görüştüm ve üç seçenekten bahsettik: Elbette bir anlaşma yapacaksınız, iyi bir anlaşma, hiçbir itirazımız yok. Ama bu grupla, bu vahşilerle (İran liderliği) bir anlaşma yapılabileceğinden şüpheliyim. Size (Trump'a) söylüyorum, bir anlaşma yapılamaz" ifadelerini kullandı. Netanyahu, "İkinci seçenek, askeri hamle. Ona orada olduğumuzu, kendimizi savunacağımızı, İran'ın bize saldırmasına izin vermeyeceğimizi ve saldırırlarsa hayal bile edemeyecekleri, şimdiye kadar aldıklarından çok daha güçlü, çok daha ağır bir darbe alacaklarını söyledim. Üçüncü bir seçenek ise ablukanın sıkılaştırılmasıdır" diye konuştu. Netanyahu, ABD'nin İran'a başlattığı ekonomik baskıya işaret ederek, "Başkan Trump dün İran'a yönelik ablukayı sıkılaştırdı. İran'a uygulanan ablukayı sıkılaştırmak değil, bu rejime, bu korkunç diktatörlüğe yardım edenlere uygulanan ablukayı sıkılaştırmak. Bu çok önemli bir şey. Önümüzde daha birçok zorluk var: İran sorunu henüz bitmedi, bu sorunu sona erdirmemiz gerekiyor. Gazze'de, Lübnan'da, diğer alanlarda ve bunu yapmaya kararlıyız" dedi.

HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: "(Netanyahu hakkındaki ‘kırmızı bülten’ talebi) Bu adımın mücadeleyi daha da güçlendireceğine inanıyoruz" Haber

HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: "(Netanyahu hakkındaki ‘kırmızı bülten’ talebi) Bu adımın mücadeleyi daha da güçlendireceğine inanıyoruz"

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında ‘kırmızı bülten’ talep edilmesine ilişkin "Bu adımın, Gazze’de işlenen suçların cezasız kalmaması ve sorumluların uluslararası hukuk önünde hesap vermesi yönündeki mücadeleyi daha da güçlendireceğine inanıyoruz" dedi. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında ‘soykırım’ suçundan yürütülen kovuşturma kapsamında ‘kırmızı bülten’ yayımlanmasının talep edilmesine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Arslan, Filistin’in yaklaşık bir asırdır mücadelesini sürdürdüğünü belirterek "Bütün dünyanın gözü önünde devam eden soykırım, insanlığa karşı işlenen suçlar ve uluslararası hukukun ağır ihlalleri cezasız bırakılamaz. On binlerce masum insanın, kadınların ve çocukların hayatını kaybettiği; açlığın ve insani yardımın dahi bir savaş silahına dönüştürüldüğü Gazze’de yaşananların sorumluları hukuk önünde mutlaka hesap vermelidir. Adalet Bakanlığımızın, Siyonist İsrail’in katil Başbakanı Netanyahu hakkında kırmızı bülten çıkarılması amacıyla ilgili süreci başlatmasını, uluslararası hukuk ve insanlık vicdanı adına önemli bir girişim olarak değerlendiriyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, Filistin halkı ile dayanışmasını bir kez daha güçlü bir şekilde ortaya koymuştur. Bu adımın, Gazze’de işlenen suçların cezasız kalmaması ve sorumluların uluslararası hukuk önünde hesap vermesi yönündeki mücadeleyi daha da güçlendireceğine inanıyoruz" ifadelerini kullandı. HAK-İŞ olarak Filistin’in yanında olmaya devam edeceklerinin altını çizen Arslan, Gazze’de yaşanan soykırıma, işgale, ablukaya ve her türlü insan hakkı ihlaline karşı seslerini yükseltmeye devam edeceklerini vurguladı. Arslan, "Bu kararlılığımızı, Gazze ablukasını kırmak ve Filistin halkıyla dayanışmayı büyütmek amacıyla yola çıkan SUMUD Özgürlük Filosu’na bizzat katılarak da ortaya koyduk. SUMUD’da yükselttiğimiz dayanışma ve adalet çağrısını bugün de aynı kararlılıkla sürdürüyoruz" açıklamasında bulundu. "Uluslararası hukuk, siyasi hesapların ve çifte standartların gölgesinde bırakılmamalıdır" Filistin için adalet mücadelelerine devam edeceklerine dikkati çeken Arslan, şu ifadeleri kullandı: "Uluslararası toplumu ve ilgili bütün kurumları, İsrail’in cezasızlık politikasına son verecek somut ve etkili adımlar atmaya çağırıyoruz. Başta katil Netanyahu olmak üzere, Gazze’de işlenen savaş suçlarının ve insanlığa karşı suçların sorumlularının bağımsız ve tarafsız yargı mercileri önünde hesap vermesi sağlanmalıdır. Uluslararası hukuk, siyasi hesapların ve çifte standartların gölgesinde bırakılmamalıdır. Filistin için adalet sağlanmadan kalıcı bir barıştan söz etmek mümkün değildir. HAK-İŞ olarak, başkenti Kudüs olan özgür ve bağımsız Filistin Devleti kuruluncaya, Gazze üzerindeki abluka sona erinceye ve Filistin halkının temel hak ve özgürlükleri güvence altına alınıncaya kadar Filistin halkıyla dayanışmamızı ve haklı mücadelesine desteğimizi kararlılıkla sürdüreceğiz."

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Aktürk: "İsrail'in askerî müdahalelerinin olağan ve kabul edilebilir olduğu algısına müsaade edilmemeli" Haber

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Aktürk: "İsrail'in askerî müdahalelerinin olağan ve kabul edilebilir olduğu algısına müsaade edilmemeli"

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, İsrail'in Gazze, Lübnan ve Suriye'ye yönelik eylemlerine ilişkin, "İsrail'in komşu ülkelere yönelik askerî müdahalelerinin olağan ve kabul edilebilir olduğu yönünde bir algının yerleşmesine kesinlikle müsaade edilmemelidir" dedi. "TEKNOFEST Mavi Vatan" kapsamında Gölcük'te bulunan donanmanın en yeni gemisi TCG Koçhisar'da Milli Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı düzenlendi. Toplantıda açıklamalarda bulunan MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin faaliyetleri, terörle mücadele ve hudut güvenliği, bölgesel gelişmeler, NATO faaliyetleri ve savunma sanayisine ilişkin bilgi verdi. "Birçok gemimiz vatandaşlarımızın ziyaretine açılacak" TEKNOFEST Mavi Vatan kapsamında denizcilik ve savunma teknolojileri alanında önemli faaliyetlerin gerçekleştirileceğini belirten Aktürk, "TCG Anadolu, TCG İstanbul ve TCG Burgazada başta olmak üzere birçok gemimiz vatandaşlarımızın ziyaretine açılacak, SAT ve SAS timlerimiz tarafından özel gösteriler icra edilecektir" dedi. Etkinlikte Bakanlığa bağlı MKE ve ASFAT gibi savunma sanayisi şirketlerinin de yer alacağını kaydeden Aktürk, deniz platformları, silah ve mühimmat sistemleri, insansız ve otonom deniz araçları, su altı sistemleri ile milli imkanlarla geliştirilen yeni nesil teknolojilerin sergileneceğini bildirdi. Aktürk, MİLDEN başta olmak üzere deniz platformlarına yönelik projeler ile çeşitli milli sistem ve kabiliyetlerin de tanıtılacağını söyledi. Gençlerin denizcilik ve savunma teknolojilerine ilgisini artırmayı amaçlayan etkinlik kapsamında İnsansız Su Altı Sistemleri ve Su Altı Roket Yarışmaları başta olmak üzere teknoloji yarışmaları, spor müsabakaları, atölyeler, stant ve sahne etkinlikleri ile deniz ve hava gösterilerinin düzenleneceğini ifade etti. 3 PKK'lı terörist teslim oldu Terörle mücadele ve hudut güvenliğine ilişkin son verileri paylaşan Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; terörle mücadelesine, sınırlarımızı korumaya; karada, denizde ve havada ülkemizin savunma ve güvenliğini sağlamaya azim ve kararlılıkla devam etmektedir" ifadelerini kullandı. Aktürk, geçtiğimiz hafta içerisinde 3 PKK'lı teröristin teslim olduğunu belirterek, hudutlarda yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 4'ü terör örgütü mensubu olmak üzere 588 kişinin yakalandığını açıkladı. Aktürk, 1 Ocak'tan bugüne kadar hudutlardan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısının 8 bin 530'a ulaştığını, son bir haftada engellenen bin 59 kişiyle birlikte yıl içerisinde engellenen kişi sayısının ise 46 bin 577 olduğunu bildirdi. "İsrail'in saldırıları bölgesel istikrarsızlığı daha da derinleştiriyor" Gazze'deki ağır insani durumun giderilmesi ve yeniden inşa sürecinin önünün açılmasının bölgede kalıcı barış ve istikrar açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Aktürk, "İsrail'in Gazze Planı'nı reddetmesi ve bölgedeki saldırılarını sürdürmesi, adil ve kalıcı bir barışın tesisi için yürütülen çabaları baltalamakta ve bölgesel istikrarsızlığı daha da derinleştirmektedir" dedi. İsrail'in imzalanan çerçeve anlaşmasına rağmen Lübnan'ın güneyindeki saldırılarına ve askeri faaliyetlerine devam ettiğini belirten Aktürk, Suriye'ye yönelik son saldırıların da bu ülkenin toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve birliğini hedef aldığını kaydetti. Aktürk, "İsrail'in komşu ülkelere yönelik askerî müdahalelerinin olağan ve kabul edilebilir olduğu yönünde bir algının yerleşmesine kesinlikle müsaade edilmemelidir. Bölgenin geleceği, tek taraflı güç kullanımına değil; uluslararası hukuka, ülkelerin egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygıya dayalı bir güvenlik anlayışı üzerine inşa edilmelidir" ifadelerini kullandı. Uluslararası topluma çağrıda bulunan Aktürk, İsrail'in bölgesel barış ve istikrarı tehdit eden eylemleri karşısında uluslararası hukuka ve insani değerlere sahip çıkılarak daha somut ve etkili tedbirler alınmasının elzem olduğunu söyledi. Aktürk, "Önceliğimiz, bölgemizin daha fazla çatışma ve istikrarsızlığa sürüklenmesinin önlenmesi, barış ve güvenliğin kalıcı hâle getirilmesidir. Bu çerçevede, Suriye'nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasına, istikrarlı ve güvenli bir yapıya kavuşmasına yönelik çalışmalarımız ve katkılarımız kararlılıkla devam edecektir" dedi. Romanya'daki NATO faaliyetine 2 F-16 ile katılım NATO kapsamında Romanya hava sahasında gerçekleştirilecek Entegre Hava ve Füze Savunma faaliyetine 2 F-16 ile katılım sağlanacağını açıklayan Aktürk, Türk Yıldızları ve SOLOTÜRK'ün gerçekleştireceği gösteri uçuşlarına ilişkin de bilgi verdi. Aktürk, Konya Bilim Festivali kapsamında 23 Ağustos'ta Türk Yıldızları Akrobasi Timi tarafından Konya'da, Malazgirt Zaferi'nin 955'inci yıl dönümü etkinlikleri kapsamında ise 23 Ağustos'ta Ahlat'ta, 24 Ağustos'ta Malazgirt'te SOLOTÜRK tarafından gösteri uçuşları gerçekleştirileceğini bildirdi. MKE'den TSK'ya silah ve mühimmat teslimatı Savunma sanayisinde yerli ve milli olarak geliştirilen stratejik ve teknolojik ürünlerle TSK'nın güç ve etkinliğinin artırılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Aktürk, MKE tarafından hafta içerisinde çeşitli adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatının gerçekleştirildiğini açıkladı. Terörle mücadelede yaralanan personelin başvuruları 1 Eylül'de başlayacak Aktürk, terörle mücadelede yaralanıp malul sayılmayan TSK, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının erbaş ve erler dahil askeri personeli, Emniyet Teşkilatının Emniyet Hizmetleri Sınıfına mensup personeli ile güvenlik korucularının muvazzaf ve emeklilerine yönelik 3713 sayılı Kanun kapsamındaki başvuruların e-Devlet Kapısı üzerinden alınacağını bildirdi. Başvuru sahiplerinin terör sonucu yaralanma olayına ilişkin bilgileri sisteme kaydetmelerinin ve varsa ellerindeki bilgi ve belgeleri yüklemelerinin yeterli olacağını kaydeden Aktürk, kamu kurumlarından ayrıca belge temin edilmesine gerek bulunmayacağını ifade etti. Başvuruların yalnızca e-Devlet Kapısı üzerinden kabul edileceğini, birlik, kurum ve askerlik şubelerinden başvuru alınmayacağını belirten Aktürk, başvuru sürecinin 1 Eylül 2026 tarihinde başlayacağını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Mekke’de bu üçlü anlaşmanın imzalanması, dünyaya önemli bir mesaj vermemize vesile oldu" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Mekke’de bu üçlü anlaşmanın imzalanması, dünyaya önemli bir mesaj vermemize vesile oldu"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Her şeyden önce Mekke Anlaşması, farklı bir değişimdi. Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında Mekke’de bu üçlü anlaşmanın imzalanması, dünyaya önemli bir mesaj vermemize vesile oldu. Mekke’de bu anlaşmanın yapılmış olması, üçlü olarak bu anlaşmayı gerçekleştirmek bizlere ayrı bir güç ve dünyaya ayrı bir mesaj olmuştur" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Doha merkezli Al Jazeera Arapça televizyonuna verdiği röportajda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Röportajı AK Parti’nin 25. yıl dönümü kutlamalarının yapıldığı günde verdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Böylesi bir günde bir araya gelmek, bizim için gerçekten ayrı bir mutluluk. 25. yıl kutlamalarıyla birlikte daha nice çeyrek asırlara inşallah yürüyeceğiz" diye konuştu. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabstan arasında yakın zamanda imzalanan güvenlik odaklı Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Her şeyden önce Mekke Anlaşması, farklı bir değişimdi. Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında Mekke’de bu üçlü anlaşmanın imzalanması, dünyaya önemli bir mesaj vermemize vesile oldu. Mekke’de bu anlaşmanın yapılmış olması, üçlü olarak bu anlaşmayı gerçekleştirmek bizlere ayrı bir güç ve dünyaya ayrı bir mesaj olmuştur. Bu konuda ben inanıyorum ki gerek Pakistan gerek Türkiye gerekse Suudi Arabistan, bu anlaşmadan çok çok önemli memnuniyetle ayrılmışlardır. Hayırlı olsun." "İran ile ABD arasındaki süreçte, sürekli barıştan yana olduğumuzu anlattık" ABD ile İran arasındaki sıkıntılı bir dönemde böyle bir anlaşmanın yapılmış olmasının dünya barışı için önemli bir mesaj oluşturduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünya barışına önemli bir mesaj diyorum çünkü Türkiye barıştan yana tavır koyan bir ülke olarak Mekke’nin seçilmiş olması, bu barış için önemli bir adım olmuştur. İran ile ABD arasındaki süreçte barışın taraftarları olarak bizler de bunu sürekli vurguladık, sürekli barıştan yana olduğumuzu anlattık. Barıştan yana böyle bir süreci özellikle kovalayan ülkeler olarak bizler de Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan, bu barışın savunucuları olarak yerimizi aldık. Barışın savunucuları olarak da bundan sonraki süreçte yine bizler, barışı kovalayan ülkeler olarak bu yola devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Herhangi bir saldırı üç ülkeden birine olursa ortak savunma paktı olduğu için burada gerekli olan her türlü saldırıya karşı bu üç ülke birbirini savunma şansına sahiptir" Mekke Anlaşması’nın NATO’nun 5. maddesindeki savunma unsuruna benzerliği sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunu şöyle ifade edeyim. Malum NATO’nun 5. maddesi neleri içeriyorsa aynı şekilde şu anda buradaki ortak savunma anlayışı da yine herhangi bir sıkıntının yaşanması hâlinde bu üç ülke burada gerekli adımı beraber atma şansına sahip olacaklardır. Bu, Türkiye’ye, Suudi Arabistan’a, Pakistan’a olabilir, hangisine olursa olsun, herhangi bir saldırı bu üç ülkeden birine olursa ortak savunma paktı olduğu için burada gerekli olan her türlü saldırıya karşı bu üç ülke birbirini savunma şansına sahiptir" ifadelerini kullandı. "Sadece Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan değil ilave bazı ülkeler de aramıza katılabilir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, başka ülkelerin de Mekke Anlaşması’na katılımına ilişkin değerlendirmesinde, "Şu anda bu üç ülkenin dışında, bu üç ülkeye ilave olabilecek ülkeler her an olabilir. Sadece Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan değil ilave bazı ülkeler de aramıza katılabilir. Bunu anlaşmayı imzaladığımızda açıkladık, ’Bundan sonraki süreçte katılacak bazı ülkeler olursa bunlara da kapımız açıktır’ dedik ve kapıyı açık tuttuk" şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Mısır da eğer arzu ederse bu üç ülke arasında anlaşmayı yapar ve Mısır’a da kapısını açar" dedi. ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşa ilişkin, temennisinin bir an önce barışın gerçekleşmesi olduğunu söyledi. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının sıkıntı olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu trafiği bir an önce açmak, dünya petrol trafiğini kısa zamanda açmak suretiyle inşallah dünyanın petrol trafiğindeki bu zengin akışı durdurmamak lazım. Biz buna taraftarız, İran aynı şekilde buna taraftar. Temennimiz, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği ücretsiz olarak eğer açılırsa bu çok daha isabetli olacaktır. Ücretsiz olması, buradaki trafiği açmak noktasında çok hayırlı olacaktır" değerlendirmesinde bulundu. ABD-İsrail’in İran’a ve Tahran yönetiminin Körfez ülkelerine saldırıları ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Tahran’ın Körfez ülkelerine saldırıları karşısında Türkiye’nin tutumu sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz, buralarda kesinlikle savaştan yana değiliz, barıştan yanayız ama burada İsrail, bu savaşın baş aktörüdür. İsrail, burada savaşı sürekli teşvik etti, savaştan yana olmuştur. Savaştan yana olduğu için de burada diğer ülkeler çok bedel ödediler. Bunun da baş sorumlusu İsrail olmuştur" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ile İran arasında çözüm bulma çabasındaki Katar ile Pakistan’ın arabuluculuğu rolüne ilişkin, her iki ülkenin de bu konuda önemli görevler üstlendiklerini, bundan sonraki süreçte de bunun devam edeceğine inandığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hep beraber el ele vereceğiz, her şeyden önce Müslümanlar olarak birliğimizi, beraberliğimizi koruyarak yolumuza devam edeceğiz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki yeni yönetimle ilişkiler ve İsrail’in Suriye’ye saldırılarına ilişkin şunları dile getirdi: "Suriye ile devlet mekanizmalarımız gayet güzel ilişki içindeler, bu birlikteliği, bu beraberliği sürdürüyoruz. Suriye, bizim kardeşimizdir, Suriye’yi asla yalnız bırakmayacağız. Bu süreçte Suriye, kardeşlerinin kendisine olan ilgi ve alakasını görecektir, hiç endişe etmesinler." Türkiye’nin, Suriye’nin istikrarına yönelik desteğine ilişkin soruyu Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Oranın istikrarı için Türkiye’nin üzerine ne düşüyorsa biz bunu sonuna kadar yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz" diyerek yanıtladı. "En kısa zamanda ben de inşallah bir Şam seyahati yapacağım" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de Beşşar Esed rejiminin devrilmesine giden süreçte Türkiye’nin rolüne ilişkin, "Elhamdülillah, bunu en güzel şekilde gerek Cumhurbaşkanı Şara gerek ilgili arkadaşlar gayet iyi biliyorlar. Üzerimize düşen neyse bunu sonuna kadar yaptık. Bundan sonraki süreçte de yapmaya devam edeceğiz. En kısa zamanda ben de inşallah bir Şam seyahati yapacağım" ifadelerini kullandı. İsrail’in Lübnan’a saldırıları Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Türkiye ziyareti ve iki ülke ilişkilerini değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Lübnan’a karşı yapılan bu saldırılar bizi ciddi manada üzmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı ile burada görüşmemizi yaptık. Bundan sonraki süreçte de Lübnan’a elimizden gelen destek neyse bu desteği vermeye devam edeceğiz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lübnan’da ABD’nin sürece desteğine önem verdiklerini belirterek, "Bunu başarmak suretiyle Lübnan’ı bu yangın çemberinden kurtarmamız lazım" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in Lübnan’a saldırılarına ilişkin şunları kaydetti: "Şu anda İsrail, saldırgan. Lübnan, şu anda sürekli İsrail saldırıları altında. Bir an önce Lübnan’ı bu saldırılardan kurtarmamız gerekiyor. Bu konuyu ABD ile görüştük, görüşmeye de devam ediyoruz. Bu meseleyi Sayın Trump ile Türkiye’yi ziyareti sırasında da görüştük. Elbette önümüzdeki dönemde de kendisiyle görüşmeye devam edeceğiz." "Gazze’yi biz kendi başına bırakamayız" İsrail’in Gazze’ye devam eden saldırılarına ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze’yi biz kendi başına bırakamayız. Üzerimize düşen görev neyse Gazze ile ilgili olarak bugüne kadar bunu yaptık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas’ın son dönemde ikinci aşamasına geçilmesi için ateşkesin maddelerine bağlı kalmayı, Gazze’deki yönetimden taviz vermeyi, silahlarının toplanmasını kabul etmesine ilişkin, "Burada Hamas, elinden gelen tüm samimi dayanışmayı ortaya koydu ama İsrail’den ise böyle olumlu bir yaklaşım söz konusu değil. Onlar hâlâ saldırgan tutumlarıyla Lübnan’a, Gazze’ye saldırmaya devam ediyorlar" diye konuştu. Trump ile İsrail’e ilişkin yaptığı görüşmelere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Trump’ın bu gelişmelerden rahatsız olduğunu görüyorum. Bizler de bu noktada her türlü uyarıyı yapıyoruz. Bundan sonraki süreçte de bu uyarıları yapmaya devam edeceğiz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’deki siyasiler ile basında Türkiye’ye yönelik saldırgan tutuma ilişkin soru üzerine, "Bakın, sizinle savaşı konuşmuyoruz, barışı konuşuyoruz, dünya barışını nasıl temin ederiz, bunu konuşuyoruz ama Türkiye’ye barış değil de savaş için saldıracak olanlar olursa Türkiye, bu savaştan da çekinmez, kaçmaz, bunu da çok açık ve net bir şekilde söylüyorum. Böyle bir şeyi yaşamak istemeyiz" ifadelerini kullandı. Sudan ile ilişkiler Sudan ile ilişkilere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sudan’daki gelişmeleri iyi görmüyorum ancak Sudan’a da her türlü desteği vermeye devam ediyoruz. Bu konuyla ilgili olarak Sayın Başkan ile ilişkilerimiz de çok iyi. Sudan’da gerçekten mutedil, ideal bir yönetim şekli söz konusu. Sayın Başkan, kısa süre önce bizim konuğumuz oldu ve kendisiyle görüşmelerimizi gerçekleştirdik. Gerçekten Sudan’ın liderini, bu aşamada Sudan’a layık bir lider olarak gördüm" dedi. "Libya’yı da atılan adımlarda yalnız bırakmayacağız" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya’daki gelişmelere ilişkin, "Libya ile ilişkilerimiz kararlı bir şekilde devam ediyor. Libya’yı da atılan adımlarda yalnız bırakmayacağız. Özellikle Libya’nın petrol rezervlerini beraberce değerlendirmekte Türkiye Petrolleri olarak biz de adımlarımızı attık, atıyoruz" değerlendirmesinde bulundu. ABD ve Türkiye’nin F-35 programına yeniden katılımı Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ile ilişkilerle ilgili, "Şu anda elbette Sayın Trump’ın F-35 uçakları konusunda verdiği sözü yerine getirmesini bekliyoruz. Bize F-35’lerle ilgili söz vermiştir ve bu sözün yerine gelmesi, Türkiye açısından önem arz etmektedir, bu sözü bekliyoruz" diye konuştu. Türkiye ile ABD arasındaki en önemli dosyalar sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dosyalar çok. Savunma sanayisiyle ilgili dosyalar var. Bunun yanında ticaret hacmi konusunda attığımız adımlar var. Atacağımız adımlar var" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-ABD ilişkilerinde İsrail’in yer almadığını vurgulayarak, "Biz, burada İsrail’i hiçbir şekilde masaya asla almış değiliz. Burada bizim muhatabımız Amerika’dır. Bu konuları Amerika ile görüşmek suretiyle adımlarımızı atıyoruz, atarız" ifadelerini kullandı. "Rusya ile ilişkilerimiz gayet iyi" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Moskova ile ilişkileriyle alakalı, "Rusya ile ilişkilerimiz gayet iyi. İlişkilerimizi sürekli telefon diplomasisiyle devam ettiriyoruz. İlgili bakan arkadaşlarım sürekli Rusya’daki muhataplarını ararlar, onlar da benim ilgili bakanlarımı ararlar. Böylece görüşmelerimizi sürdürüyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Güçlü bir orduya sahibiz, güçlü bir jandarmamız var. Bu ordu, şu anda kendi içerisinde birlik ve beraberlik hâlinde hareket ediyor. Bu birlik ve beraberlik hâlinde hareket eden ordumuzun bu düzeni, bu kuruluşu herkesi gerçek manada kendi içinde sevindiriyor. Ordumuz birdir, beraberdir, bütündür ve yoluna da bu şekilde devam etmektedir. Politikayla askerimizin ilişiği yoktur" dedi. "Bizim için önceliğimiz Avrupa Birliği değil" Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye ilişkileriyle ilgili soruları yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Avrupa, 53 yıldır Türkiye’yi arasına almadığı gibi bundan sonraki süreçte de almayı düşünmüyor ama biz kapımızı kapamadık. Biz, yine Avrupa Birliği’ne katılmayı düşünüyoruz. Alırlarsa ne ala, almazlarsa ne ala. Bizim için önceliğimiz Avrupa Birliği değil ama Avrupa Birliği’ne sürekli söylüyoruz, kaybeden siz olursunuz, Türkiye olmaz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’de AK Parti iktidarını takibe devam edin. AK Parti ile Türkiye, çok daha güçlü yarınlara yürüyecektir, bundan kimsenin endişesi, şüphesi olmasın. Türkiye, inşallah yarına çok daha güçlü girecek ve güçlü bir şekilde de yürüyecektir. Dünya barışında Türkiye’nin konumu çok daha farklı olacaktır" diye konuştu. Arap dünyasına seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hepsine selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Biz, onların hepsini seviyoruz. Biz, biriz, beraberiz, iriyiz, aman birbirimizi kırmayalım, gücendirmeyelim, birlikte olmaya devam edelim" ifadelerini kullandı.

Bakan Tekin: " Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi gerici, sapkın bir azınlık diye tanımladılar" Haber

Bakan Tekin: " Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi gerici, sapkın bir azınlık diye tanımladılar"

Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, "Ramazan ayında çocuklarımızın Türkiye Yüzyılı özelinde tanımladığımız merhamet, yardımlaşma, vatanseverlik, milli birlik gibi duygularla ilişkisini kurarak Ramazan ayında çocuklarımız Ramazan ayını yaşasınlar istedik. Maalesef Türkiye'de iktidar ne yapsa karşı çıkan birileri var. Öyle tuhaf argümanlarla karşı çıktılar ki, bir grup akademisyen bildiri yayınladı. Bildirilerinde ne dediler biliyor musunuz? Bir, Trump'ın ipine sarılmakla suçladılar beni. İki, gerici, sapkın bir azınlık diye bizi tanımladılar. Ramazan ayını bu şekilde değerlendirdiğimiz için. Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi toplumu Talibanlaştırmakla suçladılar. Bunu isimlerinin başında unvanları olan, kendilerince saygın olduğunu iddia eden kişiler yaptı" dedi. Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, Genç Diplomasi Derneği (GDD) tarafından Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda gerçekleştirilen Bosphorus Diplomasi Formuna katılım sağladı. Salı günü başlayan formun 4'üncü gününde gençlerle bir araya gelen Bakan Tekin, ‘ Yeni Yüzyılda Eğitimin Dönüşümü' isimli panelde BDF'26 Akademi Başkan Yardımcısı Mutullah Ömer Faruk Yayan, BDF'26 Halkla İlişkiler Başkan Yardımcısı Elif Toprak ve BDF'26 Halkla İlişkiler Başkanı Ömer Can'ın sorularını yanıtladı. Yapay zekanın eğitim ve öğretime etkisiyle ilgili soruyu yanıtlayan Bakan Tekin, "İki tane bakış açısı var. Birinci bakış açısı, önümüzdeki süreçte öğretmenlere ihtiyaç kalmayacak, her şeyi yapay zeka üzerinden yürüyecek. Ben bu bakış açısına katılmıyorum. Bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Ben ikincisini söyleyeceğim taraftayım. Eğitim ve öğretim süreçleri daha da form değiştirecek. Okulda öğretmenlerimizin daha az bilgi verdiği ama birlikte yaparak ürettikleri, birlikte yaparak öğrencilere rehberlik ettiği bir forma dönüşecek öğretmenlik ve okullardaki eğitim öğretim süreçleri. Buraya dönüştüğü zaman öğrencilerin yapay zekadan herhangi bir ödevi ya da bir projeyi kolaycılıkla yapmasını da bir problem olmaktan çıkaracak. Oradan bilgiyi alması, okulda öğretmeniyle birlikte bunu hayata geçirmesine engel olmayacak, tam tersine kolaylaştıracak." dedi. Yapay zeka uygulamalarının inanılmaz derecede hızlı geliştiğine dikkat çeken Tekin, "Ama önemli olan şey şu, bakış açımızı şöyle oturtmamız lazım; yapay zekayı insan hayatını kolaylaştıran, insan hayatını anlamlı hale getiren ve en sonunda benim forumun konusuyla da ilgili olduğu biçimde insanlığı önceleyen bir arka plan yazılımına dönüştürebilmek lazım. Hep beraber bunu oluşturabilmeliyiz. Ben bundan 10 yıl sonra öğretmen arkadaşlarımızın yapay zekadan yaygınlaştığı bir eğitimde öğretmen arkadaşlarımızın rolünün insanlara bilgi vermek değil, rehberlik etmek; birlikte bir sosyal projeyi yapmak, birlikte bu konuda etkinlikler organize etmek yani eğitim öğretim süreçlerinde öğrendikleri şeyi toplumun yararına kullanabilecek rehberlik faaliyetlerine dönüşeceğini düşünüyorum." ifadelerini kullandı. " Asli vazifemiz bize emanet edilen çocuğu manevi değerlerine sahip çıkan, ülkesine sadakatle bağlı bir şekilde yetiştirmek" "Müfredatınız ile ahlaki, erdemlilik farkındalığını pekiştiren faaliyetler hakkındaki soruyu da yanıtlayan Bakan Tekin, "Benim Milli Eğitim sistemiyle ilgili en önemli beklentim; Milli Eğitim Bakanlığının kendisine emanet edilen, 12 yıl boyunca emanet edilen bir genci, bir çocuğu önce bu ülkeye, bu ülkenin geleceğine, bu ülkenin geçmişine, içinde yaşadığı milletin değerlerine, milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, ülkesine sadakatle bağlı bir şekilde yetiştirmek. Bize emanet edilen çocuklarla ilgili asli vazifemiz bu. O yüzden bizim Bakanlığımızın adı Milli Öğretim değil de Milli Eğitim Bakanlığı. Bunu yapmak bizim kanunen asıl görevimiz burası. Diğer kısmını da yapacağız kuşkusuz. Öğretimle ilgili kısmını. Ama ikisinden herhangi birini ihmal etmemeliyiz." şeklinde konuştu " Biz çocuklarımızı barış, insan hakları konusunda eğitmemiz lazım, farkındalık oluşturmamız lazım" 2023'ten itibaren de yapılan etkinliklerin, özellikle daha eksik olduğu düşünülen milli ve manevi değerlere sahip çıkılması konusundaki hassasiyeti artırmak üzere yapıldığını aktaran Tekin, şunları söyledi: Müfredatın içerisine milli ve manevi değerlerimizi yerleştirdik. Başladığımız günden beri de yani 2023'ten beri bu ülkede çocuklarımızın konjonktürel olarak gündeminde olan, takvim olarak gündeminde olan, ülke gündeminde olan bazı şeyleri çocuklarımız okullarda bu felsefeye uygun bir biçimde algılasınlar diye etkinlikler yaptık. Mesela unutulduğu için hatırlatmakta fayda var; İsrail'in Filistin'e, Gazze'ye ilk saldırısı başladığı yıl, Ekim ayında hemen Pazartesi günü okullarımızda çocuklar öğrensin diye 1 dakikalık saygı duruşuyla başladık. Her eğitim-öğretim döneminde bu tür konuları önceledik. Geçtiğimiz yıl İsrail-Filistin barış yani İsrail saldırılarının durdurulacağı ateşkes olduğu gelince bu sefer o eğitim-öğretim dönemini biz Çanakkale'den Gazze'ye Vatan Savunması temasıyla başlattık. Ateşkes sonra da Filistin'deki kardeşlerimize destek olacak nitelikte okullarımızda hayır etkinliği düzenledik. Bu, çocuklarımızın dünyada insan hakları hani Cumhurbaşkanımız diyor ya dünyada 5'ten büyüktür dünyada insan haklarının, barışın egemen bulunması bizim atalarımızın, dedelerimizin önemsediği bir konuydu. Dünyanın neresine giderseniz gidin bir zulüm söz konusu olduğunda, bir baskı söz konusu olduğunda insanlar Türk'ler gelecek bizi kurtaracak diye beklenti içerisindedir Dolayısıyla biz çocuklarımızı barış, insan hakları konusunda eğitmemiz lazım, farkındalık oluşturmamız lazım. Oradan başladık. Geçtiğimiz yıl Ramazan'dan önceki Şubat ayında da okulları başlatırken bayrak sevgisiyle başladık. Bayrağın ne anlama geldiğini çocuklar bilsinler" "Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi toplumu Talibanlaştırmakla suçladılar" Ramazan ayında yapılan etkinliklere de değinen Tekin, "Ramazan ayı bizim açımızdan, bizim toplumumuzda önemli bir ay. Ramazan ayında oruç tutulsun tutulmasın insanlar komşularını iftara çağırırlar, ihtiyaç sahiplerine yardım ederler, birlikte oruç açarlar, birlikte sahur yaparlar. Böyle manevi anlamda yardımlaşma ikliminin azami noktaya çıktığı bir dönem Ramazan ayı. Ve böyle baktığımızda da ülkede ulusal birlik açısından çok önemli. Biz de Ramazan ayında çocuklarımızın Türkiye Yüzyılı özelinde tanımladığımız merhamet, yardımlaşma, vatanseverlik, milli birlik gibi duygularla ilişkisini kurarak Ramazan ayında çocuklarımız Ramazan ayını yaşasınlar istedik. Maalesef Türkiye'de iktidar ne yapsa karşı çıkan birileri var. Öyle tuhaf argümanlarla karşı çıktılar ki bir grup akademisyen bildiri yayınladı. Bildirilerinde ne dediler biliyor musunuz? Bir, Trump'ın ipine sarılmakla suçladılar beni. İki, gerici, sapkın bir azınlık diye bizi tanımladılar. Ramazan ayını bu şekilde değerlendirdiğimiz için. Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi toplumu Talibanlaştırmakla suçladılar. Bunu isimlerinin başında unvanları olan, kendilerince saygın olduğunu iddia eden kişiler yaptı. Bakın bu eleştiri değil. Bu bir hakaret. Bir, bana 'gerici, sapkın bir azınlık' diyorsun. İki, benim yaptığım şeylerle toplumun değerleri arasındaki bağlantıyı kurduğum için toplumu da 'Talibanlaşmış' sayıyorsun. Dolayısıyla ben de bunun üzerine arkadaşlara 'Suç duyurusunda bulunun' dedim. Olmaz, hakaret çünkü. Ve Ramazan ayında böyle bir şeyi yaşadık ve tüm bu eleştirilere rağmen Milli Eğitim camiasında, toplumda çok güzel karşılık buldu ve istediğimiz şekilde Ramazan ayı toplumda bir farkındalık oluşturdu yardımlaşma, dayanışma açısından. Çok güzel bir etkinlik oldu. O yüzden bu etkinliğe destek olan öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum." diye konuştu. " Sınavla ilgili hiçbir değişiklik şu an gündemimizde yok" YKS ile ilgili soruya da cevap veren Tekin, " ‘Yeni müfredat geldi, sınav sistemi değişiyor.' diye bir spekülasyon yapıyorlar. Böyle bir şey yok arkadaşlar şu an gündemimizde. Ne bizim, ne de YÖK'ün gündeminde. Sınav sistemine ilişkin bir değişiklik yok. Yani ne liselere geçiş, ne üniversiteye geçiş. Ama ne değişmesi lazım? Hem liselere geçiş, hem üniversiteye geçiş sınavlar müfredattan olduğuna göre. Eski müfredata göre olan soruların önümüzdeki yıldan itibaren artık bir esprisi kalmayacak. Dolayısıyla, arkadaşlarımızın ona dikkat etmesi lazım. Şu anda hem ÖSYM, hem bizim bakanlık, bu yıl değil de bir sonraki yılın LGS ve YKS soruları için yepyeni bir havuz oluşturuyor. Sınavla ilgili bir değişiklik yok ama, sınavın içeriği ve soru havuzu yeni müfredata göre olacak. Öyle olmak zorunda zaten. Çünkü biz diyoruz ki; zaten sınav müfredattan olacak, Milli Eğitim'in ders kitaplarından olacak. Ortaöğretim, lise müfredatından çıkartıldıysa ondan soru sormayacağız demektir. Yapacağımız değişiklik sadece bu. Birileri sınav sistemini "Şöyle değiştiriyorlar, böyle değiştiriyorlar." diye bir şeyleri yazıyorlar, çiziyorlar sağda solda. Ben görünce ben de şaşırıyorum, nereden çıkartıyorlar bunları? Öyle bir şey yok. Sınavla ilgili hiçbir değişiklik şu an gündemimizde yok. Sadece dediğim gibi, sorular eski müfredata göre olan soru havuzu doğal olarak gözden geçirilecek. Yeni müfredata göre bir soru havuzu olacak" ifadelerini kullandı.

Ahbap soruşturmasında 44 milyon TL'lik para trafiği: 1 milyon dolara çevrilen para kasada bulunamadı Haber

Ahbap soruşturmasında 44 milyon TL'lik para trafiği: 1 milyon dolara çevrilen para kasada bulunamadı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "Ahbaplar suç örgütü" hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, derneğe ait 44 milyon TL'nin önce 1 milyon dolara, ardından fiziki altına çevrilmesine ilişkin işlemler ele alındı. Soruşturma dosyasındaki tespitlere göre, söz konusu işlemlerde dernek yönetim kurulu tarafından Haluk Levent yetkilendirilirken, satın alındığı belirtilen altınların muhafaza edilmesi amacıyla kiralanan banka kasasında yapılan incelemede altınlar bulunmadı. Soruşturma dosyasına göre Ahbap Derneği Yönetim Kurulu, 14 Ocak 2026 tarihinde derneğin banka hesabında bulunan 44 milyon TL'nin enflasyon karşısında değer kaybetmesini önlemek amacıyla altına dönüştürülmesine karar verdi. Yönetim kurulunun aynı tarihli kararında, paranın doğrudan altına çevrilmesi yerine önce ABD dolarına dönüştürülmesi, ardından dolar kullanılarak fiziki altın satın alınması kararlaştırıldı. Alınan karar doğrultusunda 44 milyon TL'nin dövize çevrilmesi ve döviz bürosundan alınacak 1 milyon doların fiziki olarak teslim alınması konusunda Haluk Levent yetkilendirildi. Aynı gün alınan başka bir yönetim kurulu kararıyla ise satın alınacak altınların muhafazası amacıyla banka kiralık kasası tutulmasına karar verildi. Kasanın anahtarının da Haluk Levent'e teslim edilmesi kararlaştırıldı. Havale açıklamasına "Gazze için elden alınan 1 milyon USD" yazıldı Dosyada yer alan bilgilere göre derneğin hesabından 14 Ocak 2026 tarihinde bir döviz bürosuna 44 milyon TL havale edildi. Havale işleminde açıklama kısmına "Gazze için elden alınan 1 milyon USD ödemesi" ifadesinin yazıldığı belirtildi. Soruşturma dosyasındaki tespitlere göre 44 milyon TL karşılığında alınan 1 milyon dolar nakit olarak Haluk Levent tarafından teslim alındı. İki gün sonra fiziki altın alındı Yönetim kurulu, 16 Ocak 2026 tarihinde aldığı kararla bu kez fiziki olarak teslim alınan 1 milyon dolar kullanılarak kuyumcudan altın satın alınmasına karar verdi. Altınların teslim alınması konusunda da Haluk Levent yetkilendirildi. Dosyadaki kayıtlara göre satın alınan altınların, Ahbap Derneğinin VakıfBank Feriköy Şubesinde bulunan kiralık kasada muhafaza edilmesi gerekiyordu. Kasa 6 Ağustos'ta açıldı: Altın yerine ilaç ve kitap çıktı Soruşturma kapsamında kiralık kasanın durumu 6 Ağustos 2026 tarihinde kontrol edildi. Polis memuru, kuyumcu bilirkişi ve derneğin mal varlığı yönetim kayyım heyetinde görevli iki avukatın huzurunda açılan kasa, ayrıca video kaydına alındı. Dosyadaki tespitlere göre, 44 milyon TL'nin önce 1 milyon dolara, ardından fiziki altına dönüştürüldüğü belirtilen varlıklara kasada rastlanmadı. Kasadan bir kutu Tylolhot, bir kutu vitamin hapı, iki kutu ilaç ve bir kitap çıktığı kaydedildi. 44 milyon TL ve altınların akıbeti araştırılıyor Soruşturma kapsamında, derneğin banka hesabından çıkan 44 milyon TL'nin, bu parayla temin edildiği belirtilen 1 milyon doların ve ardından satın alındığı ifade edilen fiziki altınların akıbetinin belirlenmesine yönelik inceleme sürüyor. Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında söz konusu para ve altınların kim veya kimlerin tasarrufuna geçtiği, işlemlerin nasıl gerçekleştirildiği ve hukuki niteliğinin belirlenmesine yönelik çalışmaların devam ettiği öğrenildi.

Trump: "İran’dan öldürdükleri ve ağır yaraladıkları tüm kişiler için tazminat talep ediyorum" Haber

Trump: "İran’dan öldürdükleri ve ağır yaraladıkları tüm kişiler için tazminat talep ediyorum"

ABD Başkanı Donald Trump, "İran temsilcilerinin son 5 aylık askeri çatışma sırasında kendilerine verilen zararlar için tazminat talep ettiğini görüyorum. Bu ilginç bir fikir. Çünkü ben de şimdi İran’dan, öldürdükleri ve ağır yaraladıkları tüm kişiler için tazminat talep ediyorum" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yapılan görüşmelerdeki tazminat konusuna ilişkin yeni bir açıklama yaptı. Trump sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "İran temsilcilerinin son 5 aylık askeri çatışma sırasında kendilerine verilen zararlar için tazminat talep ettiğini görüyorum. Ancak bu konu, müzakerelerimizin veya toplantılarımızın hiçbirinde gündeme gelmedi. Ancak bu ilginç bir fikir. Çünkü ben de şimdi İran’dan, General Kasım Süleymani’nin öncülüğünde gerçekleştirilenler de dahil olmak üzere birçok çatışmada öldürdükleri ve ağır yaraladıkları tüm kişiler için tazminat talep ediyorum" dedi. Trump, 2000 yılında Yemen’in Aden Limanı’nda ABD ordusuna ait USS Cole savaş gemisine düzenlenen ve 17 ABD askerinin hayatını kaybettiği, 39 askerin yaralandığı bombalı saldırıyı hatırlatarak, bu saldırıda hayatını kaybedenlerin aileleri için de tazminat istediğini söyledi. ABD Başkanı, İran’daki sokak protestolarında binlerce kişinin hayatını kaybettiğini yineleyerek, "Ayrıca İran’ın son 50 yılda öldürdüğü yüz binlerce masum protestocunun ailelerine de tazminat ödenmeli. Son 5 ayda öldürülen 52 bin kişiden ise hiç bahsetmiyorum bile. Temsilcilerime, bu konunun bundan sonraki tüm müzakerelere kesinlikle dahil edilmesi talimatını verdim" ifadelerini kullandı. Trump açıklamasında, "Ayrıca İran, Lübnan, Suriye, Yemen ve Gazze’de halka verilen zarar ve ölümlerden sorumlu tutulmalıdır" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.