Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Gazze

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Gazze haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gazze haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 5G Türkiye'ye yepyeni sayfa açacak Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 5G Türkiye'ye yepyeni sayfa açacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5G teknolojisinin Türkiye için dijital egemenlik ve millî güvenlik meselesi olduğunu belirterek, bu alandaki gelişmeleri hızla takip ettiklerini ve 5G altyapısının ülkenin her köşesine yayılmasını sağladıklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, günümüz dünyasında egemenliğin artık sadece coğrafya temelli olmadığını, teknolojik ve dijital alanların da bu rekabetin önemli bir parçası haline geldiğini ifade etti. Küresel güç rekabetinin dijitalleşme ile birlikte şekillendiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Artık güçlü olmak, caydırıcı olmak, dünyada söz, etki ve itibar sahibi olmak istiyorsanız, siber uzay çalışmalarınızı hızlandırmak, siber güvenlik tedbirlerinizi almak ve siber teknolojinizi geliştirmek zorundasınız" dedi. Erdoğan, veri güvenliğinin dijital dünyada kritik bir rol oynadığını vurgulayarak, verilerin toplanması, işlenmesi ve analiz edilmesinin yanı sıra, bu verilerin güvenliğinin temin edilmesinin de büyük önem taşıdığını söyledi. Son dönemdeki Lübnan, Gazze ve İran gibi bölgesel çatışmaların, siber güvenliğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdiğine dikkat çekti. "5G, DİJİTAL EGEMENLİK VE MİLLÎ GÜVENLİK MESELESİDİR" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 5G teknolojisinde attığı adımları değerlendirdi ve bu teknolojinin dijital egemenlik ve millî güvenlik açısından çok önemli olduğunu belirtti. Erdoğan, "Dijital çağda jeopolitik üstünlüğün belirleyici aktörü, sadece toprağı kontrol edenler değil, veriyi yönetenler olacaktır" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin 5G hazırlıklarının 2016 yılında başladığını, 2018’de ilk testlerin yapıldığını, 2019’dan sonra ise bu teknolojinin çeşitli alanlarda pilot uygulamalarla kullanıma sunulduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5G altyapısının kısa süre içinde Türkiye'nin dört bir yanına yayılacağını açıkladı. "YERLİ VE MİLLÎ ÜRÜN KULLANIMI HEDEFLENİYOR" 5G altyapısında yerli ve millî ürün kullanımının önemine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, başlangıçta, 81 il merkezimizde devreye alacakları 5G’yi, 2 yıl içinde ülkemizin her karışında hizmete sunacaklarını söyledi. Şebeke altyapımızda mümkün olan en yüksek seviyede yerli ve millî ürün kullanımını hedeflediklerini kaydeden Erdoğan, işletmecilerin ilk etapta yüzde 60 oranında yerli malı, yüzde 30 oranında millî haberleşme ürünü kullanacaklarını duyurdu. 5G teknolojisinin güvenlik alanında da önemli avantajlar sağlayacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yeni nesil altyapımızın şebeke dilimleme özelliğiyle farklı kullanım alanlarına mahsus güvenlik politikalarını uygulama imkânı bulacağız" ifadelerini kullandı. Ayrıca, 'Uç Bilişim Yaklaşımı' ile verinin kaynağa yakın işlenmesi sayesinde, siber risklerin daha da azaltılacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5G altyapısının kolluk kuvvetlerinin sahada daha etkin ve hızlı bir şekilde çalışmasını sağlayacağını, suçla mücadelede kullanılan sistemlerin işlevselliğinin artacağını ifade etti. 5G teknolojisinin Türkiye’ye kazandıracağı olumlu etkileri sıralayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok geniş bir yelpazede olumlu etkilerini görecekleri 5G’nin ülkemize ve milletimize hayırlı-uğurlu olmasını diledi.

Bakan Fidan: "Bir numaralı hedefimiz savaşın durmasıdır" Haber

Bakan Fidan: "Bir numaralı hedefimiz savaşın durmasıdır"

Dışişleri Bakanı Fidan, özel bir televizyon kanalında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Bakan Fidan, İran’daki savaşa ilişkin, "Maalesef bu savaş bütün dünyanın gözü önünde cereyan etmektedir. Hem bölgemize hem de küresel politikaya çok ciddi yıkıcı etkileri olmaktadır. Maalesef Amerika’nın ve İsrail’in hukuksuz, uluslararası hukuka aykırı olarak başlattığı bu savaş, giderek daha da bölgesel yayılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Biz tabii Türkiye olarak başından beri kendimize birkaç tane ana hedef koymuştuk. Birincisi, yani mümkünse savaşın çıkmaması; ancak çıktıysa savaşı durdurmaktır. İkincisi savaşın daha genişlemesini ve yayılmasını önlemek; üçüncüsü ise Türkiye’yi bu savaşın dışında tutmaktır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın savaş konusunda ortaya koyduğu vizyondan bahseden Bakan Fidan, "Cumhurbaşkanımız bu konularda çok net bir vizyon ortaya koydular. Tabii biz de günlük politikaları uygularken, temaslarımızı yaparken ve inisiyatiflerimizi geliştirirken bu çerçeve içerisinde hareket ediyoruz. Esas itibarıyla Türkiye’nin savaştan çok önceki bölgesel vizyonu; bölgede aslında iş birliğini, çatışmaların çözümünü ve bölgesel sahiplenmeyi esas alan yaklaşımı tam da bu türden tehditleri öngördüğü için kıymetliydi. O yolda ciddi adımlar atılmaktaydı; ama mazisi çok önceki yıllara da dayanan, özellikle nükleer mesele ve diğer konulardan kaynaklanan bu birikmiş enerji, bir savaş halinde ortaya çıktı. Tabii bizim dediğimiz gibi savaş çıkar çıkmaz, aslında bu durum 12 Gün Savaşı’nda da gerçekleşti; o zaman da öncesinde, sonrasında ve esnasında geçen sene çok çalışmamız olmuştu. Bu sene de çok çalışmamız vardır" diye konuştu. "Bir numaralı hedefimiz savaşın durmasıdır" Bir numaralı hedeflerinin savaşın durması olduğunu vurgulayan Fidan, "Bir numaralı hedefimiz savaşın durmasıdır. Bunu yaparken savaşın daha büyük bir yaygınlık göstermemesi bizim için önemlidir. Burada savaşın diğer ülkelere sıçramaması, bölgede kalıcı düşmanlıkların ve istikrarsızlıkların oluşmaması önem arz etmektedir. Çünkü bu savaş inşallah öyle veya böyle bir noktada biter; ama nükleer bomba atılmış gibi hani 30-40 sene bir yerde bitki bitmiyorsa, bölgesel istikrarsızlık da böyledir. Bazı yerlerde savaş olunca toplumlar ve kültürler arasında çok ciddi husumetler oluşuyor ve ülkeler arasında bu durum yıllarca devam ediyor. Orada artık iş birliğini, kalkınmayı ve refahı esas alacak bir ortam kuramıyorsunuz. Biz bunun olmamasını istiyoruz; yani bütün çabamız aslında bunu önlemeye yöneliktir" şeklinde konuştu. "Savaşın ortaya koyduğu tehdidi diğer aktörler de görmüş durumdadır" Savaşın ortaya koyduğu tehdidi bütün aktörlerin gördüğünü vurgulayan Bakan Fidan, şunları kaydetti: "Savaşın aslında ortaya koyduğu tehdidi diğer aktörler de görmüş durumdadır. Şimdi müzakerelerde bir aşamaya gelindi. Yani en azından müzakereler başladı; Pakistan üzerinden mesaj aktarımı vardır. Bunu hani Amerikalılar bizimle de koordine ediyorlar, biz de onlarla konuşuyoruz. İranlıları da bu konuda bilgilendiriyoruz. Bugün yine hem diğer tarafla hem de İranlılarla uzun görüşmelerimiz oldu. Tarafların nerede durduğunu, neler beklediğini ve hangi türden beklentiler içerisinde olduğunu daha rahat anlamaya çalışarak uygun mesajları vermeye çalışıyoruz. Ancak detaylara girmeden şunu söyleyebilirim ki şu anki müzakere pozisyonları, ister istemez iki tarafın da savaş öncesi müzakere pozisyonlarından farklıdır. Hele İranlılarınki çok daha farklı olacaktır; çünkü savaştan önce İran, tam da bu durumun yaşanmaması için müzakereye giriyordu. Şimdi aslında savaş epey bir noktaya geldi ve İran üzerinde de belli bir yıkım oluştu. Artık müzakereden talep edilenler tabii ki daha farklı olacaktır. Bu durum da aradaki arabulucuların işini biraz daha zorlaştırmaktadır. Ama inşallah umudumuzu kaybetmeden çalışmaya devam edeceğiz." "İran, Amerika’ya karşı haklı olarak inanılmaz bir güven kaybı içerisindedir" İran’ın Amerika’ya karşı haklı olarak güven kaybı içinde olduğunu ifade eden Bakan Fidan, "Bence müzakerelerde bir açılış pozisyonu vardır. Burada haliyle ilk pozisyonlar, daha sonra müzakeresi yapılsın diye biraz yukarıdan tutulur. Bence bazı taleplerin yukarıdan tutulması aslında burada alışılmadık bir durum değildir. Yani bu yönetilebilir bir alandır. İran da buna vereceği cevapta o da pozisyonunu yukarıdan tutacaktır. Benim iki tarafa da ifadem şudur: Yani bu açılış pozisyonlarını çok fazla ciddiye almayın; eğer iki tarafta da gerçek bir niyet varsa, onlar muhakkak bir yerde buluşturulabilir. Yani burada önemli olan müzakerenin devam etmesi, tarafların müzakereden çekinmemesi, sahici olması ve birbirlerine güvenmeleridir. Tabii İran, Amerika’ya karşı haklı olarak inanılmaz bir güven kaybı içerisindedir" diye konuştu. "Bizim üzüldüğümüz nokta bölgenin İsrail’in senaryosunu yazdığı bir oyunun içine çekilmekte olmasıdır" Bölgenin adım adım İsrail’in yazdığı bir senaryoya doğru gittiğine dikkati çeken Fidan, "Şimdi tabii bizim üzüldüğümüz nokta, maalesef bölgenin adım adım İsrail’in senaryosunu yazdığı bir oyunun içine çekilmekte olmasıdır. Özellikle hatırlayacak olursak 7 Ekim’den hemen sonra biliyorsunuz İsrail’in ilk zamanlarda dillendirdiği ancak sonra vazgeçtiği bir politikası vardı. Yani özellikle Gazze meselesini hallettikten sonra Lübnan’ı, Suriye’yi, arkasından İran’ı ve Irak’ı hedef alan eylemler yapacağını bir müddet deklare etmişti. Sonra o tarafta sessizliğe büründü ve bunları birebir uygulamaya başladı. Şimdi geldiğimiz noktada aslında İran’a savaş açılırken, İsrail yayılmacılığı üzerinden bölgede çok kalıcı bir fitne tohumunun atıldığını görüyoruz. Bu tohum, bölgedeki Müslümanların artık bir daha bir araya gelmesini neredeyse çok zor hale getirecektir. Bizim Türkiye olarak bir numaralı hedefimiz, bir defa bu fitnenin ortaya çıkmasını önlemektir" dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'dan savaş açıklaması Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'dan savaş açıklaması

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen olan ve alanında dünyanın önde gelen isimlerini bir araya getiren Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi 2026 (Stratcom Summit 2026) "Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla İstanbul’da başladı. Stratejik iletişim konusunda dünyanın dört bir yanından alanında uzman isimleri bir araya getiren zirveye, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve farklı kuruluşlardan birçok temsilci katıldı. Belirsizliklerin arttığı bu dönemin, küresel ekonomiye de ciddi şekilde darbe vuran boyutlara ulaştığını belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Kurallara dayalı sistem söyleminin yerini güç siyaseti alırken; güven, meşruiyet ve anlatı eş zamanlı sorgulanmaktadır. ’Güçlüysem istediğimi yapabilirim’ anlayışı uluslararası hukuku zayıflatırken, iç siyasette de meşruiyet krizlerine yol açmakta ve demokratik süreçlere zarar vermektedir. Gazze’de devam eden insani trajedi, bölgeye yayılan gerilim ve İran merkezli gelişmeler, uluslararası sistemin mevcut yapısıyla bu krizlere karşılık vermekte ne denli zorlandığını ortaya koymaktadır" dedi. "Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bu savaşın bir an önce sona ermesini, öncelikle bir ateşkes sağlanmasını bekliyoruz" Şu anda en sıcak meselenin İsrail’in kışkırtmasıyla başlayan İsrail-ABD ile İran savaşı olduğunu söyleyen Yılmaz, "Bu savaş, bölgesel ve küresel istikrara çok ciddi etkilerde bulunmaktadır. Çocuklar dahil savaşın ürettiği insani maliyetleri hep birlikte görüyoruz. İnsani maliyetlerin ötesinde ekonomik, çevresel maliyetler de maalesef karşımızda. Özellikle ticaret kanalıyla, lojistikle, turizm kanalıyla, yine gübre gibi temel girdiler başta olmak üzere tarım ve gıda üzerindeki etkilerle, yaşanan savaş dünyada büyük maliyetler üretir hale gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bu savaşın bir an önce sona ermesini, öncelikle bir ateşkes sağlanmasını, sonra da kalıcı bir şekilde bu çatışma risklerini bir daha yaşamayacağımız bir şekilde diplomasiyle sorunların aşılmasını bekliyoruz. İran’da bunlar yaşanırken bir anlamda İran’daki savaşın gölgesinde, bu savaşın oluşturduğu atmosferden de istifade ederek; İsrail’in Gazze’de ortaya koyduğu eylemler, Batı Şeria’da ortaya koyduğu hukuk dışı eylemler, Lübnan’ı işgal etmesi, egemen başka bir ülkeyi işgal etmesi ve 1 milyondan fazla insanı yerinden yurdundan etmesi, yine Suriye’deki istikrarı tehdit eden eylemler içinde bulunması da altını çizmemiz gereken bir durumdur. Bir taraftan da tabii Mescid-i Aksa’nın bayram namazında dahi inananlara kapalı tutulması hiçbir ölçüyle kabul edilebilir bir durum değildir" diye konuştu. "Türkiye Cumhuriyeti barıştan yana, diplomasiden yana, savaşlara karşı tutumunu net bir şekilde sergiliyor ve sergilemeye devam edecek" Yapılanların hukuka, temel insan haklarına, inanç özgürlüklerine aykırı olduğu gibi Kudüs’ün ruhuna ve Hazreti İbrahim’in mirasına da büyük bir ihanet olduğunu söyleyen Yılmaz," Bütün dünyanın, uluslararası kurumların, yeniden bir güven inşa etmek isteyen tüm çevrelerin bu hukuk dışı yaklaşımlara mutlaka karşı çıkması ve güçlü bir şekilde sesini yükseltmesi gerekir. Cumhurbaşkanımız bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu haksızlıklara karşı ilkeli duruşunu gür bir şekilde itirazlarını ifade etmeye devam ediyor ve inanıyorum ki bir gün bu yaşadığımız sürecin muhasebesini yaptığımızda, tarihi yeniden yorumladığımızda, tarihin doğru tarafında olduğumuzu hepimiz görmüş olacağız. Doğru tutumları zor zamanlarda göstermek önemlidir. Rahat zamanlarda herkes konuşabilir. Önemli olan zor dönemlerde doğru tavrı, doğru iletişimi, doğru ilkeli duruşu sergileyebilmektir. Sayın Cumhurbaşkanımız da bunu gerçekleştiriyor. Türkiye Cumhuriyeti barıştan yana, diplomasiden yana, savaşlara karşı tutumunu net bir şekilde sergiliyor ve sergilemeye devam edecek" dedi. Gazze’de yaşanan soykırımda bu gerçekleri yansıtmaya çalışırken hayatını kaybeden gazetecilerin, basın mensuplarının bu süreçlerin en güçlü şahitleri olduğuna Yılmaz, "Bu durum bilgi boşluklarının manipülatif içeriklerle doldurulmasına ve algı üretimini daha kırılgan hale getirmiştir. Stratejik iletişim, dış dünyaya yönelik bir araç olmaktan ziyade toplumların dayanıklılığını güçlendiren, doğru bilgiye erişimi kolaylaştıran ve kamuoyunun dezenformasyona karşı direncini arttıran bir iç güvenlik unsuru haline de gelmiştir. Böylesine çalkantılı bir konjonktürde sahaya çıkan her aktörün önünde iki seçenek bulunur. Krizlerin önünde sürüklenmek ya da barış için, gidişatı değiştirmek için güçlü bir irade ortaya koymak. Türkiye Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ikinci yolu tercih etmiş ve bu tercihini de sadece lafla, sözle değil; somut adımlarla tüm dünyaya kanıtlamıştır. Krizlerin derinleştiği anlarda taraflar arasında kurulan temasın devamlılığı, süreçlerin kontrol altında tutulabilmesinin yegane güvencesidir. Liderler her zaman önemlidir, her şartta önemlidir. Ancak fırtınalı zamanlarda, kaotik zamanlarda liderliğin önemi bir kat daha artmaktadır. Bu anlamda dirayetli liderliğiyle sadece ülkemiz için değil, bölgemiz için ve küresel düzen için de son derece önemli bir değer olan Cumhurbaşkanımızın liderliğinin çok daha kıymetli hale geldiğini vurgulamak isterim. Rusya-Ukrayna savaşı yaşanırken her iki tarafla da görüşebilen, Tahıl Anlaşması gibi tüm insanlığı, küresel ekonomiyi ilgilendiren konularda mesafe alınmasını sağlayan lider Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Güney Kafkasya’da Azeri-Ermeni diyaloğunda ve barış çabalarında ne kadar önemli bir rol oynadığını hepimiz biliyoruz. Yine Afrika’da Etiyopya-Somali geriliminde ortaya koyduğu tavrı ve başarıyı tüm dünya izledi. Kısacası tüm kriz alanlarında Türkiye’nin ilkesel bir tavır ortaya koyduğunun altını çizmek istiyorum. Bu yaklaşım bir krize dönük, bir olaya dönük tavrın ötesinde sistematik bir tutumu sergilemektedir. Bu da tüm taraflarla iletişim içinde olan, barışı arayan, müzakereyi arayan bir tavırdır" diye konuştu. "Daha adaletli bir dünya mümkündür" Yılmaz, "Cumhurbaşkanımızın ’Dünya 5’ten büyüktür’ çağrısı tam da bu zeminde çok daha büyük bir anlam ifade etmektedir. Dünya 5’ten büyüktür. Dünya kaos arayanlardan, çatışma, savaş arayanlardan da büyük. Dünyanın barışa ihtiyacı var, insanlığın barışa ihtiyacı var ve bunun temeli de adalettir. Daha adaletli bir dünya mümkündür. Biz buna inanıyoruz ve bu yönde çaba sarf etmeye tüm gücümüzle devam edeceğiz. ’Güçlüysem haklıyım, güçlüysem her istediğimi yapabilirim’ diyen bir dünyada Türkiye olarak biz karşı bir tavır sergiliyoruz ve şunu söylüyoruz. Hem haklı olacağız hem de güçlü olacağız. İkisini bir arada yapacağız. Ben şuna yürekten inanıyorum. Bugünkü güç siyaseti, ’Güçlüysem her şeyi yapabilirim’ anlayışı sürdürülebilir bir anlayış değildir. İnsanlık ve insanlık ittifakı buna müsaade etmez. Mutlaka ve mutlaka bir dip dalgayla bu ortamın değiştiğini, farklı şartların oluştuğunu göreceğiz. İşte Türkiye Cumhuriyeti olarak insanlığın değerlerini en güçlü şekilde taşıma iradesiyle, hafızamızla, medeniyet birikimimizle bu sürece liderlik eden ülkeler arasında olacağımıza inanıyorum" dedi.

İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Uluslararası hukuk pratikte ölmüştür" Haber

İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Uluslararası hukuk pratikte ölmüştür"

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ABD ve İsrail’in ülkesine yönelik saldırıları ve Batı dünyasının bu konudaki tutumuna tepki gösterdi. Arakçi, "Uluslararası hukuk pratikte ölmüştür. Bunun nedeni, Batı'nın Gazze ve Ukrayna konusunda uyguladığı çifte standartlar ve İsrail ile ABD'nin İran'a yönelik saldırganlığı konusundaki sessizliğidir" ifadelerini kullandı. Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını ve Almanya hükümetinin bu konudaki tutumunu eleştiren sözlerini hatırlatan Arakçi, "Yine de, İranlılara yönelik ihlalleri kınadığı için Cumhurbaşkanı Steinmeier'i takdir etmek gerekir. Hukukun üstünlüğüne değer veren herkes sesini yükseltmelidir" dedi. Steinmeier, İran’a yönelik saldırıları eleştirmişti Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, ABD ve İsrail’in İran yönelik saldırılarını ve Almanya hükümetinin bu konudaki tutumunu eleştirerek, "Uluslararası hukuk ihlallerini ihlal olarak adlandırmamak dış politikamızı daha inandırıcı hale getirmez. Bununla Gazze Savaşı'nda zaten uğraşmak zorunda kaldık. İran Savaşı'nda da bununla uğraşmak zorundayız çünkü bu savaş uluslararası hukuka aykırıdır. Bu savaş siyasi açıdan feci bir hatadır. Eğer savaşın amacı İran’ı nükleer bomba yolunda durdurmaksa, bu savaş gerçekten önlenebilir ve gereksiz bir savaştır" açıklamasında bulunmuştu.

Çekya'da İsrailli silah şirketiyle bağlantılı fabrika ateşe verildi Haber

Çekya'da İsrailli silah şirketiyle bağlantılı fabrika ateşe verildi

Çekya'nın Pardubice kentinde dün Çek silah üreticisi LPP Holding'e ait bir fabrikada çıktı. İtfaiye ekibi alevlere müdahale etti. Çekya İçişleri Bakanı Lubomir Metnar sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, "Olayda can kaybı yaşanmadı, maddi hasar tespit ettik. Elde ettiğimiz tüm bilgileri değerlendiriyoruz. Muhtemelen terör saldırısıyla bağlantılı" ifadelerini kullandı. Emniyet Müdürü Martin Vondrasek ise gazetecilere yaptığı açıklamada, polisin "kasıtlı olarak çıkarılan bir yangını" soruşturduğunu ve suçu işleyenleri yoğun bir şekilde aradığını belirtti. Olayı "Deprem Fraksiyonu" adlı grup üstlendi Çekyalı iki haber sitesi, "Deprem Fraksiyonu" adlı bir gruptan "İsrail'in Gazze'deki soykırımdaki rolüne son vermek amacıyla İsrail silahlarının önemli bir üretim merkezini ateşe verdiklerini" belirten bir e-posta aldıklarını aktardı. Grubun fabrikayı ateşe verdiği anların görüntüsü de paylaşıldı. İsrailli şirket ile iş birliği planı açıklamıştı Ukrayna ordusunun Rusya'ya karşı savaşında kullandığı insansız hava aracı teknolojileri gibi sivil ve askeri kullanım için ürünler geliştiren ve üreten silah üreticisi LPP Holding, daha önce İsrail merkezli askeri teknoloji şirketi Elbit Systems ile iş birliği içinde insansız hava araçları geliştirme, üretme ve personel yetiştirme merkezi açmayı planladığını açıklamıştı.

Yeni bir patriot sistemi daha Adana'da konuşlandırılıyor Haber

Yeni bir patriot sistemi daha Adana'da konuşlandırılıyor

Milli Savunma Bakanlığı’nın haftalık basın bilgilendirme toplantısı, Adana İncirlik 10. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda Muharip Hava Kuvveti Komutanlığı koordinasyonunda gerçekleştirildi. Bakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Ankara ve Adana’dan katılan basın mensuplarına bakanlığın güncel faaliyetlerini aktardı. Toplantıda, 13 Mart’ta İran’dan ateşlenen bir balistik mühimmatın hava sahamıza girdiği ve Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hâle getirildiği açıklandı. Tuğamiral Aktürk, olayın tüm yönlerinin aydınlatılması için ilgili ülke ile temasların sürdüğünü ve millî güvenliğe yönelik tedbirlerin kararlılıkla alındığını belirtti. ADANA'YA İSPANYA PATRİOTU'NA İLAVE ALMANYA TARAFINDAN GÖREVLENDİRİLEN İKİNCİ PATRİOT GELİYOR Bakanlık, hava sahasının ve vatandaşların güvenliği için Adana’da konuşlu mevcut İspanya PATRIOT sistemine ek olarak, Ramstein/Almanya’daki Müttefik Hava Komutanlığı tarafından görevlendirilen ikinci bir PATRIOT sisteminin de Adana’ya konuşlandırıldığını bildirdi. Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin açıklamada ise İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları ve Gazze ile Batı Şeria’daki baskıları da eleştiren Sözcü Tuğamiral Aktürk, “Lübnan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne desteğimizi yineliyoruz. Masum sivillerin zarar gördüğü çatışmaların sona ermesini ve Hürmüz Boğazı’nın güvenli şekilde işlev kazanmasını önemsiyoruz” ifadelerini kullandı. Toplantıda, uluslararası toplumun İsrail’in Filistin halkına uyguladığı baskıları sona erdirmesi gerektiği vurgulanırken, bölgesel istikrarın korunması için diplomatik ve güvenlik önlemlerinin takip edildiği bildirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.