Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Fizik Tedavi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Fizik Tedavi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fizik Tedavi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SGK’dan SUT'ta kapsamlı değişiklik Haber

SGK’dan SUT'ta kapsamlı değişiklik

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Sağlık Uygulama Tebliği'nde kapsamlı değişiklikler yaptı. Resmi Gazete'de yayımlanan tebliğle birlikte sağlık hizmetlerinin geri ödeme koşulları yeniden düzenlenirken, bazı tedavi ve ilaçlara ilişkin önemli kriterler de güncellendi. Düzenlemenin en dikkat çeken başlıklarından biri obezite cerrahisi oldu. Buna göre, SGK'nın obezite ameliyatı ödemelerinde uygulanacak şartlar netleştirildi. Vücut kitle indeksi (VKİ) 40'ın üzerinde olan hastalar için sağlık kurulu raporu zorunlu tutulurken, VKİ 35-40 arasında olup ek hastalığı bulunan kişilerde ise en az 6 aylık yaşam tarzı değişikliği veya medikal tedaviye rağmen kilo verilemediğinin belgelenmesi gerekecek. Ameliyatların yalnızca Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş merkezlerde gerçekleştirilebileceği hükme bağlandı. Tebliğle birlikte ilk kez pulmoner rehabilitasyon tedavisi ayrı bir başlık altında düzenlendi. KOAH, amfizem, astım, bronşektazi, kronik solunum yetmezliği ve akciğer nakli öncesi veya sonrası gibi birçok hastalıkta uygulanacak rehabilitasyon hizmetleri SGK tarafından karşılanacak. Hastalar için yılda 30 seansa kadar tedavi ödenirken, tıbbi gereklilik halinde belirli şartlarla ilave 30 seans daha karşılanabilecek. Kanser tedavilerinde de önemli yenilikler yer aldı. Prostat kanserinde kullanılan Actinyum-225 PSMA tedavisi ilk kez geri ödeme kapsamına alınırken, bu tedavinin yalnızca üçüncü basamak kamu sağlık kuruluşlarında ve belirlenen klinik kriterleri taşıyan hastalara uygulanması şartı getirildi. Nadir hastalıkların tedavisinde kullanılan ravulizumab etken maddeli ilacın geri ödeme kapsamı da genişletildi. İlaç; Paroksismal Noktürnal Hemoglobinüri (PNH) ve belirli kriterleri sağlayan Nöromiyelitis Optika Spektrum Bozukluğu (NMOSB) hastalarının tedavisinde SGK tarafından karşılanacak. Tedavi öncesinde meningokok aşısının tamamlanması şartı da getirildi. Öte yandan, spinal musküler atrofi (SMA) hastalarında tek seferlik uygulanan gen tedavisinin ardından nusinersen veya risdiplam kullanımının SGK tarafından artık karşılanmayacağı hüküm altına alındı. Tebliğle ayrıca toplum ruh sağlığı merkezleri, çocuk ve genç ruh sağlığı merkezleri, evde sunulan diş tedavileri, fizik tedavi uygulamaları ile çok sayıda tıbbi malzeme ve ilaç listesinde de güncellemeye gidildi. Düzenlemenin bazı hükümleri Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girerken, fizik tedavi, pulmoner rehabilitasyon ve bazı işlem kodlarına ilişkin değişiklikler ise 5, 10 ve 30 iş günü içinde kademeli olarak uygulanmaya başlanacağı kaydedildi.

Sıcak havalarda omurga sağlığına dikkat Haber

Sıcak havalarda omurga sağlığına dikkat

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.Dr. Ahmet İnanır konu hakkında bilgiler verdi. Özellikle aşırı sıcaklarla uğraştığımız şu yaz ayları, güneşli günler ve tatil dönemleriyle dolu olup, birçok kişi için dışarıda aktif olma ve spor yapma zamanı demektir. Ancak sıcak hava, vücudumuz üzerinde bazı olumsuz etkiler yaratabilir, özellikle omurga sağlığımız açısından. Peki sıcak havanın omurga üzerindeki etkilerini nelerdir ? Bu etkileri minimize edebilmek için neler yapılabilir ? Sıcak Havanın Omurgaya Etkileri Kas Gevşemesi Sıcak hava, kaslarımızın doğal olarak gevşemesine neden olabilir. Bu durum, omurgayı destekleyen kasların da gevşemesi anlamına gelir. Gevşemiş kaslar, bel ve boyun bölgesinde yaralanmalara daha açık hale gelmeye yol açabilir. DehidrasyonYüksek sıcaklıklarda yeterli su almadığımızda, vücudumuz susuz kalabilir. Dehidrasyon, kasların sağlıklı çalışmasını etkileyebilir ve kas kramplarına yol açabilir. Bu durum, omurgada daha fazla baskı oluşturarak ağrılara sebep olabilir. Aşırı AktiviteYaz mevsiminde, açık hava etkinlikleri ve spor aktiviteleri artar. Ancak, aşırı fiziksel aktiviteler, omurgayı zorlayabilir. Özellikle uzun süreli veya yoğun egzersiz, bel ve sırt hücrelerinde yaralanmalara yol açabilir. Postür ProblemleriSıcak havalarda, uzun süre oturmanın ve kötü postürün etkisi daha fazla hissedilebilir. Düzgün oturmamak, omurganın doğal eğrisini bozarak bel ve sırt ağrılarına sebep olabilir. Bu durum, özellikle ofis ortamında çalışanlarda sıkça karşılaşılan bir sorundur. Öneriler: Yeterince Su İçin: Günde en az 2-3 litre su içmeye çalışın. Egzersiz yapıyorsanız, sıvı alımınıza dikkat edin. Dengeli Aktiviteler: Fiziksel aktivitelerinizi dengeli bir şekilde düzenleyin. Güçlü ve hafif egzersizler arasında denge kurarak vücudunuzu aşırı zorlamaktan kaçının. Doğru Postür: Çalışma alanınızda ergonomik bir sandalye kullanmaya özen gösterin. Bilgisayar ekranı göz hizasında olmalı ve ayaklarınız yere tam olarak basmalı. Esneme Egzersizleri: Her gün birkaç dakika ayırarak boyun, bel ve sırt kaslarınızı esnetin. Dönme, eğilme gibi hareketlerle kaslarınızı güçlendirin. Güneş Koruma: Sıcak havalarda açık alanda daha fazla zaman geçirdiğimiz için cildimizi güneşten koruyalım. Güneş kremi kullanarak hem cilt sağlığımızı korumuş oluruz hem de aşırı sıcaklardan kaçınırız. Yanlış Su Derinliğine ve Yüksekten Atlamaya Dikkat !: Atlama yapmadan önce suyun derinliğini kontrol etmemek kıymetli bir hata olabilir. Sığ sularda atlamak, baş ve boyun yaralanmalarına yol açabilir. Yol açabileceği yaralanmalar arasında omurga kırıkları ve çıkıkları yer alır.Yüksekten atlama, vücudu daha fazla darbeye maruz bırakır. Düşme anında omurgadaki baskı artar ve bu da yaralanma riskini yükseltir. Aniden soğuk suya girmenin de ani kas kasılmalarına ve omurga sorunlarına neden olabileceği unutulmamalıdır. Doç.Dr.Ahmet İnanır, "Sıcak hava, omurga sağlığımız üzerinde önemli etkilere sahip olabilir. Ancak, alacağımız önlemlerle bu etkileri azaltmak mümkündür. Unutmayın, sağlıklı bir omurga, sağlıklı bir yaşamın temelidir. Yaz aylarının tadını çıkarırken, sağlığınızı ön planda tutmayı ihmal etmeyin.''dedi.

Gece kramplarına dikkat! Haber

Gece kramplarına dikkat!

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır konu hakkında bilgiler verdi. Bacağınızı aniden kilitleyen, uykudan sıçrayarak uyandıran krampları hafife almayın. Sık tekrarlayan kramplar, sanıldığının aksine yalnızca yorgunluk veya susuzluk değil; bel fıtığından sinir sıkışmasına kadar birçok sağlık sorununun habercisi olabilir. Sık tekrarlayan kas krampları yalnızca yorgunluk veya mineral eksikliğinden kaynaklanmayabilir.Bazı önemli sağlık sorunlarının ilk belirtisi olabilir.Kas krampı, kasın istemsiz ve ani şekilde kasılması sonucu ortaya çıkar.Kramp çoğunlukla baldır, ayak ve bacak kaslarında görülür. Birkaç saniye sürebileceği gibi dakikalar boyunca devam ederek kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebilir. Her Krampın Sebebi Magnezyum Eksikliği Değil Toplumda kramplar genellikle magnezyum eksikliğiyle ilişkilendirilir. Magnezyum eksikliği önemli nedenlerden biri olsa da tek neden değildir. Potasyum ve kalsiyum eksiklikleri, yetersiz sıvı tüketimi, aşırı egzersiz, dolaşım bozuklukları ve sinir sistemi problemleri de kramp oluşumuna yol açabilir. Bel Fıtığı Krampla Kendini Gösterebilir Özellikle sık tekrarlayan bacak krampları bazı durumlarda bel kaynaklı sorunlardan kaynaklanabilir.Bel fıtığı veya sinir kökü basısı yaşayan kişilerde sadece ağrı değil, kaslarda istemsiz kasılmalar ve gece krampları da görülebilir. Bu nedenle sürekli aynı bölgede ortaya çıkan kramplar mutlaka değerlendirilmelidir. Gece Uykudan Uyandırıyorsa Dikkat ! Gece giren kramplar sıradan bir durum olarak görülmemeli.Özellikle kişiyi uykudan uyandıran ve sık tekrarlayan kramplar, dolaşım bozuklukları, sinir sıkışmaları veya metabolik problemlerin belirtisi olabilir. Bu durumda yalnızca ağrıyı geçirmek yeterli değildir, neden araştırılmalıdır. Kramp sırasında kasın yavaşça gerilmesi, hafif masaj uygulanması ve mümkünse kısa süre yürünmesinin rahatlama sağlayabileceğini belirten Doç. Dr. Ahmet İnanır, düzenli egzersiz, yeterli su tüketimi ve dengeli beslenmenin kramp riskini azaltabileceğini söyledi. Kramplar sıklaşıyor, şiddetleniyor ya da uyuşma, güç kaybı ve hissizlik gibi belirtilerle birlikte görülüyorsa mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. Çünkü bazen basit görünen bir kramp, altta yatan önemli bir sağlık sorununun ilk işareti olabilir.

Sağlıklı kemikler için bu besinleri tüketin Haber

Sağlıklı kemikler için bu besinleri tüketin

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, konu hakkında önemli bilgiler verdi. Güçlü ve sağlıklı kemiklere sahip olmak için sağlıklı yaşam,düzenli uyku ve doğru besinleri tüketmek gerekir.D Vitamini dışında kemiklerimizi güçlendirmek için hangi besinleri tüketmemiz gerektiğinin bilincinde olmalıyız. Vücudun temel yapısını meydana getiren kemik ve eklemler, yıllara yenik düşüyor. Yaşın ilerlemesi ile beraber Osteoporoz(kemik erimesi), eklem kireçlenmesi(osteoartrit) gibi problemler sık görülmektedir. Kemikleri sağlıklı tutmak için öncelikli olarak yapılması gereken şey doğru beslenmedir. Bu bakımdan kemiklerin sağlam bir yapıda olması için öncelikli olarak güneş ışığı alma ve içinde D vitamini, kalsiyum ve mineral bakımından zengin olan gıdalar ile beslenilmelidir. Sağlıklı kemik için hangi besinleri tüketmek gerekiyor ? Güneş ışığı almak güçlü kemik için olmazsa olmaz bir durumdur. D vitamini için güneş ışığı hayli önemlidir. Güçlü kemiklerin bir diğer olmazsa olmazı da kalsiyum, ikincil olarak ise fosfordur. Kalsiyum süt ürünleri, soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, yeşil yapraklı sebzeler, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagillerde; Fosfor ise en çok su ürünleri, tavuk ve süt ürünlerinde bulunmaktadır. D vitaminin en önemli görevlerinden biri kemik sağlığını korumaktır. D vitamini hem Kalsiyumun sindirim sisteminden emiliminde görevli hem de kemik yapımında görevli olan hücreleri uyarıcı etkiye sahiptir. D vitamini balık yumurta, soya sütü, patates, süt ve süt ürünleri, mantar gibi gıdalarda belirgin olarak bulunmaktadır. Kemiklerin yapı taşlarından olan kollajen üretimini arttıran C vitamini, yeterli ölçüde alınmadığı zaman kemikler dayanıksız hale geliyor. C vitamini turunçgiller, kivi, çilek, yeşil biber, domates, karnabahar, biber gibi gıdalarda yoğun olarak bulunmaktadır. K vitamini kemik mineralizasyonunda görev alan bileşiklerin aktivasyonunda görev alıyor. K vitaminini zeytinyağı, yeşil sebzeler, ıspanak, bamya, brokoli, şalgam, pancar, yeşil çayda bol bulunuyor. Kemik kalite ve gelişimi için hayli önemli bir konumda bulunan B12 vitamini eksikliğinde kemik erimesi gelişmektedir. B 12 vitamini kırmızı et, yumurta, süt ürünlerinde en fazla bulunuyor. Hem vücut hem de kemiklerin alkali dengesinin temininde önemli rol alan potasyum, kalsiyumun vücutta uzun dönem kalmasında rol alıyor. Deniz ürünleri, patates, muzda yoğun olarak bulunmaktadır. A vitamininin de kemik gelişiminde önemli ölçüde katkısı saptanmıştır. Omega-3 ve 6 balık, keten tohumu, ceviz ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde bol bulunmakta ve kalsiyum emilimine yardımcı olmaktadır. Kemik sağlığını korumak neden önemli ? İlerleyen yaş ile beraber gerekli takviyelerden mahrum bırakılan kemikler sağlamlığını yitirmekte ve kırılgan hale gelmektedir. Kemikleri güçlendiren besinler nelerdir ? Süt ürünleri, soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagiller, mercimek, su ürünleri, tavuk, turunçgiller, kivi, incir, çilek, domates, karnabahar, biber, zeytinyağı, yeşil sebzeler, ıspanak, bamya, brokoli, şalgam, pancar, yeşil çay, kırmızı et, yumurta, muz. Kemik sağlığı için hangi besinlerden uzak duralım ? Tuz ve aşırı protein kalsiyum kaybına neden olarak kemik erimesine yol açabilmektedir. Sigara, alkol, stresli veya sedanter yaşamdan uzak durulmalı, kafein, çay fazla tüketilmemelidir. Asitli ve GDO’lu ürünlerden de titizlikle uzak kalınmalıdır. Kemik erimesine karşı önerileriniz ? Mutlaka spor veya egzersiz yapılmalı, bol su tüketilmeli, bilinçli olarak ağır metal zehirlenmeleri ve toksisite ile de mücadele edilmelidir.

Dişleriyle tuttuğu kemerle şampiyon oldu Haber

Dişleriyle tuttuğu kemerle şampiyon oldu

Doğuştan kas eksikliği nedeniyle ellerini ve kollarını kullanamayan milli yüzücü Esra Yüce, fizik tedavi amacıyla başladığı yüzme sporunda dünya şampiyonluğuna kadar uzanan bir başarı hikayesi yazdı. Yaklaşık 10 yıl önce fizik tedavi amacıyla havuza gelen Esra’nın yeteneğini fark eden antrenör İlyas Aziz, genç sporcunun performans sporcusu olması için çalışmalara başladı. Türkiye şampiyonluklarının ardından milli takım barajlarını geçen Esra, son yıllarda uluslararası organizasyonlarda da önemli başarılara imza attı. Dişleriyle tuttuğu kemerle şampiyon oldu Başarı yolculuğunda yalnızca antrenman yapmadıklarını belirten antrenör İlyas Aziz, Esra’nın engel durumuna uygun özel ekipmanlar geliştirdiklerini söyledi. Aziz, "Bedensel engelli sporcularda destek ekipmanları kullanılabiliyor. Esra’nın sırtüstü yarışlarda start esnasında hareketsiz kalması gerekiyor. Ellerini kullanamadığı için bir emniyet kemerini terziye götürerek benim tutabileceğim, Esra’nın da dişleriyle ısırabileceği bir ekipman geliştirdik. Start anında kemerin bir ucunu ben tutuyorum, diğer ucunu ise Esra dişleriyle kavrıyor. Yarış başladığında kemeri bırakarak yüzmeye başlıyor. O ekipmanla dünya şampiyonluğu kazandık. Bunun yanında antrenmanlarda da hareketleri daha rahat yapabilmesi için farklı destek ekipmanları kullanıyoruz" dedi. İlk uluslararası şampiyonluğun kendisi için unutulmaz olduğunu belirten Aziz, "Ülkenizin bayrağı göklere çekiliyor, İstiklal Marşı okunuyor. Her antrenörün hayalidir bunu yaşamak. O an tarif edilemez bir gurur yaşadım" ifadelerini kullandı. "Kızımla gurur duyuyorum" Kızıyla gurur duyduğunu söyleyen baba Sinan Yüce ise, "Kızımla gurur duyuyorum. Ülkemizi temsil ederek İstiklal Marşımızı söyletti, bayrağımızı dalgalandırdı. Onun bu mücadelesini sürekli destekliyor, ailece her zaman yanında oluyoruz. Hangi durumdan hangi noktaya geldiğini bildiğimiz için sporun ne kadar önemli olduğunu çok iyi görüyoruz" dedi. Sporun engelli bireyler için önemine dikkat çeken Yüce, "Bu sporun engelli bireyleri hayata bağladığını kendi çocuğumda yaşayarak gözlemledim. Bu nedenle daha fazla çocuğun sporla buluşması gerektiğini düşünüyorum" şeklinde konuştu. Hedef 2008 Paralimpik Oyunlarında altın madalya kazanmak Yaklaşık 10 yıldır yüzme sporuyla ilgilenen Esra Yüce ise kazandığı başarıların kendisini gururlandırdığını söyledi. Yüce, "Doktorumun tavsiyesi üzerine yüzmeye başladım. Ülkemi temsil etmek ve uluslararası yarışmalarda mücadele etmek beni çok mutlu ediyor. Avrupa Şampiyonası’nda madalya kazanmak istiyorum. Daha sonra ise 2028 Los Angeles Paralimpik Oyunları’nda altın madalya kazanmayı hedefliyorum. Ailem, hocam, arkadaşlarım ve çevremdeki insanların desteği benim için çok değerli" dedi.

Büyükşehir’den bayramda kesintisiz sağlık hizmeti Haber

Büyükşehir’den bayramda kesintisiz sağlık hizmeti

Bursa Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde çalışmalarını sürdüren Evde Bakım ve Ambulans Hizmetleri Şube Müdürlüğü, binlerce hastanın ayağına giderek sağlık hizmetlerinden yararlanmalarını sağlıyor. 17 ilçede yatağa bağımlı hastalara yönelik nakil hizmetlerini sürdüren ekipler, gelen talepleri titizlikle değerlendirerek 27 hasta nakil ambulansı ve 48 mobil araçla Bursalılara hizmet veriyor. Bayramda kesintisiz hizmet Kurban Bayramı’nda da hizmetlerini ara vermeden sürdüren Büyükşehir Belediyesi ekipleri, ihtiyaç duyan vatandaşların sağlık ve bakım hizmetlerinden yararlanabilmesini sağlıyor. Evde bakım hizmetleri kapsamında hemşirelik, psikolog, ebelik, diyetisyen hizmetlerinin yanı sıra temizlik ve bakım destek hizmetleri de sunuluyor. Alanında uzman ekipler tarafından fizik tedavi desteği de verilirken, ev ortamında egzersiz yaptırılan hareket kabiliyeti kısıtlı bireylerin yaşam konforunun artırılması amaçlanıyor. Çalışmalarda, hastaların sağlık durumları da düzenli olarak takip ediliyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin zor zamanlarında yanlarında olduğunu belirten vatandaşlar, Ramazan Bayramı’nda olduğu gibi Kurban Bayramı’nda da hizmet aldıklarını belirterek Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. Öte yandan Evde Bakım ve Ambulans Hizmetleri Şube Müdürlüğü, Ocak-Nisan döneminde toplam 25 bin 113 kişiye hemşirelik hizmeti sundu. Aynı dönemde 19 bin 330 kişiye bakım desteği sağlanırken, 7 bin 621 vatandaş uzman fizyoterapistlerden, 1248 kişi ise doktorlardan destek aldı. Ambulans nakil hizmetleriyle de 15 bin 996 kişiye destek verildi. Ayrıca 1419 kişiye psikolojik danışmanlık hizmeti, 1597 kişiye diyetisyen desteği verildi. 86 kişiye ebelik hizmeti sunulurken, 1111 kişi için sosyal inceleme gerçekleştirildi. 1500 kişinin de evine gidilerek temizlik çalışmaları büyük bir titizlikle gerçekleştirildi.

Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar: "Nefesinizin çığlığını duyun" Haber

Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar: "Nefesinizin çığlığını duyun"

Pulmoner rehabilitasyonun, özellikle Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH), Astım, Akciğer Fibrozu ve uzun süreli solunum problemleri yaşayan kişilerde önemli katkılar sağladığını belirten BURTOM Biyofiz Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar, nefes darlığı yaşayan bireylerin zamanla fiziksel aktivitelerden uzaklaşabildiğini, bu durumun kas gücünün azalmasına ve dayanıklılığın düşmesine yol açarak solunum sorunlarının daha belirgin hale gelmesine sebep olabildiğine dikkati çekti. Uzm. Dr. Akpınar, "Pulmoner rehabilitasyon programları bireyin hem fiziksel kapasitesini hem de psikolojik dayanıklılığını desteklemeyi amaçlar" dedi. Pulmoner rehabilitasyonun yalnızca solunum egzersizlerinden oluşmadığını, program kapsamında kişiye özel egzersiz planları, solunum teknikleri, hastalık hakkında eğitim, doğru ilaç kullanımı ve günlük hayat aktivitelerini kolaylaştırmaya yönelik önerilerin de yer aldığını dile getiren Akpınar, şunları kaydetti; "Bu bütüncül yaklaşım sayesinde nefes darlığının azaltılması, fiziksel dayanıklılığın artırılması ve bireyin günlük yaşamda daha bağımsız hareket edebilmesi hedeflenir. Düzenli olarak uygulanan rehabilitasyon programlarının egzersiz kapasitesini artırdığı, hastaneye yatış oranlarını azalttığı ve genel yaşam kalitesini yükselttiği bilinmektedir." Uzm. Dr. Merve Dede Akpınar, solunum hastalıklarında erken değerlendirme ve tedavi sürecine zamanında başlanmasının önemini vurguladı. Nefes darlığı, çabuk yorulma, merdiven çıkarken zorlanma veya uzun süre devam eden öksürük gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiği uyarısında bulunan Akpınar, "Bu tür şikâyetler çoğu zaman yaşa ya da sigara kullanımına bağlanarak göz ardı edilebilmektedir. Oysa erken dönemde başlanan pulmoner rehabilitasyon programları hastalığın etkilerini azaltmada önemli rol oynayabilir" diye konuştu. Akciğer sağlığını korumak ve solunum kapasitesini desteklemek için ise Akpınar, şu önerilerde bulundu; "Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durulmalı. Düzenli fiziksel aktivite yapılmalı. Temiz hava ortamlarında yürüyüş ve nefes egzersizleri uygulanmalı. Solunum hastalıkları olan bireyler düzenli doktor kontrolü yaptırmalı. Gerektiğinde pulmoner rehabilitasyon programlarına iştirak edilmesi. Doğru egzersizler, eğitim ve düzenli takip ile solunum hastalığı olan bireylerin daha aktif ve bağımsız bir yaşam sürmesi mümkündür."

Bel sağlığını korumak için yapılması gerekenler Haber

Bel sağlığını korumak için yapılması gerekenler

İnsanların çoğu hayatının herhangi bir döneminde mutlak surette bir defa da olsa bel ağrısı yaşar. Peki bel sağlığını korumak ve gelecek yıllarda gelişebilecek bel ağrılarından kurtulmak için yapılabileceklerle ilgili Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.Dr.Ahmet İnanır önemli bilgiler verdi. BEL AĞRILARI NEDEN OLUR ? Ağrı bir bulgudur. Hastalık değildir. Tedavi edilmesi gereken şey de ağrı değil; ağrının asıl nedeni olan hastalığın ortadan kaldırılması veya arızanın tamir edilmesidir. 6 haftadan kısa süreli var olan ağrılara Akut Bel Ağrısı denir. Belirli bir aktivite veya travma sonrası gelişebileceği gibi, travmasızda olabilir. Genellikle ağrı, kendiliğinden azalır veya tamamen geçebilir. Bir defa ciddi bel ağrısı yaşayan insanların yaklaşık yüzde 30’u tekrar bir atak geçirebilir. Ancak kontrol ve bakım altında olur ise bu tekrarlama riski en aza indirilebilir. Üç aydan uzun süreli varlığını devam ettiren bel ağrılarına ise Kronik Bel Ağrısı adı verilmektedir. Var olan doku bozukluğu, ortamdaki sinir uçlarını etkileyerek ağrı ortaya çıkarır. En çok gördüğümüz şey ise akut ağrı döneminde kolayca halledebileceğimiz hastalıkların ehil olmayan ellerdeoyalanarak kronik hale gelmesidir. BEL AĞRILARINI TETİKLEYEN SEBEPLER NELERDİR ? Gerçek bir tedavi yapabilmek için gerçek ağrı kaynakları ciddi bir uzman hekim muayenesi ve tetkiklerle araştırılmalıdır. Fazla kilolu olmak, fıtık yapacak kadar veya bel yapılarını zorlayacak kadar ağır kaldırma, eğilerek çalışıyor olmak, uzun süreli oturmak veya otururken öne eğilerek iş yapmak veya durmak veya aynı pozisyonda uzun süre kalmak, stresli dönemlerin uzun sürmesi, çok doğum yapmak, ev işlerini uygunsuz pozisyonda ve uzun süre yani ara vermeden yapmak, cinsel yaşamda beli korumamak bel sorunları yaşamaya neden olmaktadır. BEL AĞRILARINDAN KORUNMAK VE BEL SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN NELER YAPILMALIDIR? En önemli olan şeyi kaçırmaktayız. Asıl olan belde ağrı çıkmadan tedbir almaktır. Bel ağrısı oluşumuna neden olacak şeyler belli olduğuna göre işe bunlara riayet etmekle başlamak mecburiyetindeyiz. Gerekli bakımları yapılmayan araba bizi yolda bırakcağı gibi gerekli bakımları ve korumaları yapılmayan bel de bir gün bize bu acıyı yaşatacaktır. Öncelikli olarak kesinlikle obezite yani fazla kilo fıtığın veya bel ağrılarının en önde gelen nedenlerindendir. Kilo almadan yaşamayı bir hayat tarzı haline getirmeye mecburuz.Bel ağrısı yaşadığımız zaman ne yapacağız sorusu akla gelmektedir. Öncelikli olarak bu konuda gerçekten tecrübeli olan uzman bir doktora başvurmalı; geçiştirici işlemlerle arızayı kronik hale getirmekten kaçınmalıdır. Altta yatan neden bir tümör, çok ciddi bir fıtık, omur kırığı veya bel kayması da olabileceği için konuyu iyi bilmeyen insanların öneri veya tedavi adı altındaki uygulamaları ile zaman kaybedilmemelidir. Genellikle hastaların ağrılarının geçmesi altta yatan nedenin ortadan kalkmış olduğu şeklinde algılanıp rahat davranılmakta ve kolayca çözülebilecek bir hastalık daha zor çözülür veya çözümsüz hale gelebilmektedir. Şu bir gerçektir ki, bel ağrısı yeteri kadar önemsenmemektedir. Başımıza çok ciddi sorunlar açabileceğinin bilincinde olunamamaktadır. İnsanlarımız ağrısız yaşatmak ve bel fıtığı gelişmesini önceden engellemek imkan dahilindedir. Sorunun altında yatan nedenin kesin ortadan kaldırılmasına değil de ağrının ortadan kaldırılmasına yönelinmektedir. Bu ciddi bir hatadır ve hastalarımızı ileri de başına çok büyük sorunlar açabilecek hale getirmektedir.

Toplum yaşlandıkça fizik tedavi ihtiyacı artıyor Haber

Toplum yaşlandıkça fizik tedavi ihtiyacı artıyor

Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen yaklaşık 1500 fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı ile asistan hekimin katıldığı kongrede; serebral palsi, omurilik yaralanmaları, inme, romatizmal hastalıklar ve kas-iskelet sistemi ağrıları gibi geniş kitleleri ilgilendiren hastalıklar multidisipliner bir bakış açısıyla değerlendirildi. Ayrıca telerehabilitasyon, evde fizik tedavi uygulamaları ve robotik rehabilitasyon gibi yenilikçi yöntemler de bilimsel programın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Kongre Başkanı Doç. Dr. İbrahim Halil Erdem, kongrenin bilimsel derinliği ve katılım düzeyiyle dikkat çektiğini belirterek, "Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen meslektaşlarımızla bilgi ve deneyim paylaşımı gerçekleştirdik. Özellikle inme, serebral palsi ve omurilik yaralanmaları gibi hastalıklarda yeni tedavi yaklaşımlarını ve teknolojik gelişmeleri kapsamlı şekilde ele aldık. Kongremiz, fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında hem bugünü değerlendiren hem de geleceğe yön veren güçlü bir platform oldu" dedi. Bilimsel oturumlarda, hastaların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kas-iskelet sistemi hastalıklarının yanı sıra nörolojik rehabilitasyon süreçleri, girişimsel tedavi yöntemleri ve rejeneratif uygulamalar da geniş kapsamda ele alındı. Alanında uzman konuşmacılar tarafından gerçekleştirilen sunumlar, katılımcılara hem teorik hem de pratik anlamda önemli katkılar sundu. Kongre Sekreteri Dr. Ümit Yalçın, organizasyona gösterilen ilgiden memnuniyet duyduklarını ifade ederek, "Artan yaşlı nüfusla birlikte rehabilitasyon ihtiyacının büyüdüğü günümüzde, telerehabilitasyon ve evde bakım uygulamalarının yaygınlaştırılması kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiştir" dedi. Kongre Sekreteri Dr. Kaan Uslu ise fizik tedavi ve rehabilitasyonun koruyucu sağlık hizmetlerindeki rolüne vurgu yaparak, "Kas-iskelet sistemi şikayetlerinde hastaların ilk başvuru noktasının fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanları olması gerektiği konusunda toplumsal farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor" diye konuştu. Uslu ayrıca, kongrenin başarılı organizasyonuna katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ederek, özellikle sürecin sorunsuz ilerlemesinde önemli rol üstlenen organizasyon firması BURKON’a ve BURKON Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Eker’e de teşekkürlerini iletti. Düzenleme Kurulu Üyesi Dr. Aysun Özlü de kongrenin uygulamaya dönük yönünün güçlü olduğunu vurgulayarak, "Bilimsel oturumların yanı sıra son teknoloji cihazların birebir deneyimlenmesi, meslektaşlarımız açısından son derece verimli bir öğrenme ortamı sağladı" ifadelerini kullandı. Kongre boyunca düzenlenen kurslar, paneller ve sempozyumlarla fizik tedavi ve rehabilitasyon alanındaki güncel yaklaşımlar kapsamlı şekilde ele alınırken, sektördeki yeniliklerin sahaya yansıması açısından da önemli bir zemin oluşturuldu. Katılımcılar, hem akademik bilgi paylaşımı hem de mesleki dayanışma açısından kongrenin son derece verimli geçtiğini vurguladı. Dört gün süren kongrede 65 panel, 17 kurs, 8 uydu sempozyum ve 16 sözel bildiri oturumu gerçekleştirilirken; toplam 132 sözel ve 239 poster bildiri sunuldu. 31. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi, bilimsel üretim, ulusal ve uluslararası iş birlikleri ile sağlık politikalarına katkı sunacak önemli çıktılarla tamamlandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.