Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Fizik Tedavi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Fizik Tedavi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fizik Tedavi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar: "Nefesinizin çığlığını duyun" Haber

Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar: "Nefesinizin çığlığını duyun"

Pulmoner rehabilitasyonun, özellikle Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH), Astım, Akciğer Fibrozu ve uzun süreli solunum problemleri yaşayan kişilerde önemli katkılar sağladığını belirten BURTOM Biyofiz Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar, nefes darlığı yaşayan bireylerin zamanla fiziksel aktivitelerden uzaklaşabildiğini, bu durumun kas gücünün azalmasına ve dayanıklılığın düşmesine yol açarak solunum sorunlarının daha belirgin hale gelmesine sebep olabildiğine dikkati çekti. Uzm. Dr. Akpınar, "Pulmoner rehabilitasyon programları bireyin hem fiziksel kapasitesini hem de psikolojik dayanıklılığını desteklemeyi amaçlar" dedi. Pulmoner rehabilitasyonun yalnızca solunum egzersizlerinden oluşmadığını, program kapsamında kişiye özel egzersiz planları, solunum teknikleri, hastalık hakkında eğitim, doğru ilaç kullanımı ve günlük hayat aktivitelerini kolaylaştırmaya yönelik önerilerin de yer aldığını dile getiren Akpınar, şunları kaydetti; "Bu bütüncül yaklaşım sayesinde nefes darlığının azaltılması, fiziksel dayanıklılığın artırılması ve bireyin günlük yaşamda daha bağımsız hareket edebilmesi hedeflenir. Düzenli olarak uygulanan rehabilitasyon programlarının egzersiz kapasitesini artırdığı, hastaneye yatış oranlarını azalttığı ve genel yaşam kalitesini yükselttiği bilinmektedir." Uzm. Dr. Merve Dede Akpınar, solunum hastalıklarında erken değerlendirme ve tedavi sürecine zamanında başlanmasının önemini vurguladı. Nefes darlığı, çabuk yorulma, merdiven çıkarken zorlanma veya uzun süre devam eden öksürük gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiği uyarısında bulunan Akpınar, "Bu tür şikâyetler çoğu zaman yaşa ya da sigara kullanımına bağlanarak göz ardı edilebilmektedir. Oysa erken dönemde başlanan pulmoner rehabilitasyon programları hastalığın etkilerini azaltmada önemli rol oynayabilir" diye konuştu. Akciğer sağlığını korumak ve solunum kapasitesini desteklemek için ise Akpınar, şu önerilerde bulundu; "Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durulmalı. Düzenli fiziksel aktivite yapılmalı. Temiz hava ortamlarında yürüyüş ve nefes egzersizleri uygulanmalı. Solunum hastalıkları olan bireyler düzenli doktor kontrolü yaptırmalı. Gerektiğinde pulmoner rehabilitasyon programlarına iştirak edilmesi. Doğru egzersizler, eğitim ve düzenli takip ile solunum hastalığı olan bireylerin daha aktif ve bağımsız bir yaşam sürmesi mümkündür."

Bel sağlığını korumak için yapılması gerekenler Haber

Bel sağlığını korumak için yapılması gerekenler

İnsanların çoğu hayatının herhangi bir döneminde mutlak surette bir defa da olsa bel ağrısı yaşar. Peki bel sağlığını korumak ve gelecek yıllarda gelişebilecek bel ağrılarından kurtulmak için yapılabileceklerle ilgili Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.Dr.Ahmet İnanır önemli bilgiler verdi. BEL AĞRILARI NEDEN OLUR ? Ağrı bir bulgudur. Hastalık değildir. Tedavi edilmesi gereken şey de ağrı değil; ağrının asıl nedeni olan hastalığın ortadan kaldırılması veya arızanın tamir edilmesidir. 6 haftadan kısa süreli var olan ağrılara Akut Bel Ağrısı denir. Belirli bir aktivite veya travma sonrası gelişebileceği gibi, travmasızda olabilir. Genellikle ağrı, kendiliğinden azalır veya tamamen geçebilir. Bir defa ciddi bel ağrısı yaşayan insanların yaklaşık yüzde 30’u tekrar bir atak geçirebilir. Ancak kontrol ve bakım altında olur ise bu tekrarlama riski en aza indirilebilir. Üç aydan uzun süreli varlığını devam ettiren bel ağrılarına ise Kronik Bel Ağrısı adı verilmektedir. Var olan doku bozukluğu, ortamdaki sinir uçlarını etkileyerek ağrı ortaya çıkarır. En çok gördüğümüz şey ise akut ağrı döneminde kolayca halledebileceğimiz hastalıkların ehil olmayan ellerdeoyalanarak kronik hale gelmesidir. BEL AĞRILARINI TETİKLEYEN SEBEPLER NELERDİR ? Gerçek bir tedavi yapabilmek için gerçek ağrı kaynakları ciddi bir uzman hekim muayenesi ve tetkiklerle araştırılmalıdır. Fazla kilolu olmak, fıtık yapacak kadar veya bel yapılarını zorlayacak kadar ağır kaldırma, eğilerek çalışıyor olmak, uzun süreli oturmak veya otururken öne eğilerek iş yapmak veya durmak veya aynı pozisyonda uzun süre kalmak, stresli dönemlerin uzun sürmesi, çok doğum yapmak, ev işlerini uygunsuz pozisyonda ve uzun süre yani ara vermeden yapmak, cinsel yaşamda beli korumamak bel sorunları yaşamaya neden olmaktadır. BEL AĞRILARINDAN KORUNMAK VE BEL SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN NELER YAPILMALIDIR? En önemli olan şeyi kaçırmaktayız. Asıl olan belde ağrı çıkmadan tedbir almaktır. Bel ağrısı oluşumuna neden olacak şeyler belli olduğuna göre işe bunlara riayet etmekle başlamak mecburiyetindeyiz. Gerekli bakımları yapılmayan araba bizi yolda bırakcağı gibi gerekli bakımları ve korumaları yapılmayan bel de bir gün bize bu acıyı yaşatacaktır. Öncelikli olarak kesinlikle obezite yani fazla kilo fıtığın veya bel ağrılarının en önde gelen nedenlerindendir. Kilo almadan yaşamayı bir hayat tarzı haline getirmeye mecburuz.Bel ağrısı yaşadığımız zaman ne yapacağız sorusu akla gelmektedir. Öncelikli olarak bu konuda gerçekten tecrübeli olan uzman bir doktora başvurmalı; geçiştirici işlemlerle arızayı kronik hale getirmekten kaçınmalıdır. Altta yatan neden bir tümör, çok ciddi bir fıtık, omur kırığı veya bel kayması da olabileceği için konuyu iyi bilmeyen insanların öneri veya tedavi adı altındaki uygulamaları ile zaman kaybedilmemelidir. Genellikle hastaların ağrılarının geçmesi altta yatan nedenin ortadan kalkmış olduğu şeklinde algılanıp rahat davranılmakta ve kolayca çözülebilecek bir hastalık daha zor çözülür veya çözümsüz hale gelebilmektedir. Şu bir gerçektir ki, bel ağrısı yeteri kadar önemsenmemektedir. Başımıza çok ciddi sorunlar açabileceğinin bilincinde olunamamaktadır. İnsanlarımız ağrısız yaşatmak ve bel fıtığı gelişmesini önceden engellemek imkan dahilindedir. Sorunun altında yatan nedenin kesin ortadan kaldırılmasına değil de ağrının ortadan kaldırılmasına yönelinmektedir. Bu ciddi bir hatadır ve hastalarımızı ileri de başına çok büyük sorunlar açabilecek hale getirmektedir.

Toplum yaşlandıkça fizik tedavi ihtiyacı artıyor Haber

Toplum yaşlandıkça fizik tedavi ihtiyacı artıyor

Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen yaklaşık 1500 fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı ile asistan hekimin katıldığı kongrede; serebral palsi, omurilik yaralanmaları, inme, romatizmal hastalıklar ve kas-iskelet sistemi ağrıları gibi geniş kitleleri ilgilendiren hastalıklar multidisipliner bir bakış açısıyla değerlendirildi. Ayrıca telerehabilitasyon, evde fizik tedavi uygulamaları ve robotik rehabilitasyon gibi yenilikçi yöntemler de bilimsel programın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Kongre Başkanı Doç. Dr. İbrahim Halil Erdem, kongrenin bilimsel derinliği ve katılım düzeyiyle dikkat çektiğini belirterek, "Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen meslektaşlarımızla bilgi ve deneyim paylaşımı gerçekleştirdik. Özellikle inme, serebral palsi ve omurilik yaralanmaları gibi hastalıklarda yeni tedavi yaklaşımlarını ve teknolojik gelişmeleri kapsamlı şekilde ele aldık. Kongremiz, fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında hem bugünü değerlendiren hem de geleceğe yön veren güçlü bir platform oldu" dedi. Bilimsel oturumlarda, hastaların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kas-iskelet sistemi hastalıklarının yanı sıra nörolojik rehabilitasyon süreçleri, girişimsel tedavi yöntemleri ve rejeneratif uygulamalar da geniş kapsamda ele alındı. Alanında uzman konuşmacılar tarafından gerçekleştirilen sunumlar, katılımcılara hem teorik hem de pratik anlamda önemli katkılar sundu. Kongre Sekreteri Dr. Ümit Yalçın, organizasyona gösterilen ilgiden memnuniyet duyduklarını ifade ederek, "Artan yaşlı nüfusla birlikte rehabilitasyon ihtiyacının büyüdüğü günümüzde, telerehabilitasyon ve evde bakım uygulamalarının yaygınlaştırılması kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiştir" dedi. Kongre Sekreteri Dr. Kaan Uslu ise fizik tedavi ve rehabilitasyonun koruyucu sağlık hizmetlerindeki rolüne vurgu yaparak, "Kas-iskelet sistemi şikayetlerinde hastaların ilk başvuru noktasının fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanları olması gerektiği konusunda toplumsal farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor" diye konuştu. Uslu ayrıca, kongrenin başarılı organizasyonuna katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ederek, özellikle sürecin sorunsuz ilerlemesinde önemli rol üstlenen organizasyon firması BURKON’a ve BURKON Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Eker’e de teşekkürlerini iletti. Düzenleme Kurulu Üyesi Dr. Aysun Özlü de kongrenin uygulamaya dönük yönünün güçlü olduğunu vurgulayarak, "Bilimsel oturumların yanı sıra son teknoloji cihazların birebir deneyimlenmesi, meslektaşlarımız açısından son derece verimli bir öğrenme ortamı sağladı" ifadelerini kullandı. Kongre boyunca düzenlenen kurslar, paneller ve sempozyumlarla fizik tedavi ve rehabilitasyon alanındaki güncel yaklaşımlar kapsamlı şekilde ele alınırken, sektördeki yeniliklerin sahaya yansıması açısından da önemli bir zemin oluşturuldu. Katılımcılar, hem akademik bilgi paylaşımı hem de mesleki dayanışma açısından kongrenin son derece verimli geçtiğini vurguladı. Dört gün süren kongrede 65 panel, 17 kurs, 8 uydu sempozyum ve 16 sözel bildiri oturumu gerçekleştirilirken; toplam 132 sözel ve 239 poster bildiri sunuldu. 31. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi, bilimsel üretim, ulusal ve uluslararası iş birlikleri ile sağlık politikalarına katkı sunacak önemli çıktılarla tamamlandı.

Dijital çağ el ve bilek sağlığını tehdit ediyor Haber

Dijital çağ el ve bilek sağlığını tehdit ediyor

Akıllı telefonların ağırlaşması ve ekranların büyümesiyle birlikte gelişen tutuş alışkanlıkları, yeni nesil bir deformasyonu da beraberinde getirdi. Telefonu alttan serçe parmakla desteklemek, bu küçük parmağın eklemlerine aşırı yük binmesine ve el ayasından geçen sinirlerin sıkışmasına neden oluyor. Sadece tutuş değil, başparmakla yapılan sürekli kaydırma hareketinin de el bileğindeki karpal tünel bölgesinde enflamasyona yol açabildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Bu durum, geceleri artan uyuşukluk, el ayasında yanma ve ilerleyen dönemlerde nesneleri tutamama yani güç kaybı ile kendini gösteriyor” dedi. MOUSE DOĞRU KULLANILMIYOR Gençler ve oyunseverler arasında yaygınlaşan bir diğer sorunun ise hatalı mouse kullanımı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Bileğin sürekli masa kenarına veya sert bir yüzeye baskı yapması sinir iletimini kesintiye uğratıyor. Bileğin masaya temas ettiği noktada oluşan sürekli basınç Karpal Tünel Sendromu"nun yanı sıra dirsek bölgesindeki sinirleri etkileyen "Kübital Tünel Sendromu"nu da tetikliyor” uyarısında bulundu. EV HANIMLARI VE GASTRONOMİ ÇALIŞANLARI DA RİSK ALTINDA Sinir sıkışmasının sadece teknolojiyle de sınırlı dolmadığını, mutfakta sürekli sebze doğramak, elde çamaşır sıkmak, bezle yer silmek veya saatlerce örgü örmek gibi tekrarlayan hareketlerin tendonların şişmesine neden olduğunu söyleyen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Bu şişlik, dar bir kanaldan geçen sinirleri baskılayarak şiddetli ağrılara yol açıyor. Özellikle ev hanımları ve gastronomi çalışanları bu sinsi tehlikenin odak noktasında yer alıyor” dedi. KARINCALANMA VE ELEKTRİK HİSSİ DİKKATE ALINMALI Özellikle elin ilk üç parmağı olan baş, işaret ve orta parmakta yoğunlaşan karıncalanma ve uyuşma hissi, sinirler üzerindeki baskının sinir sıkışmasının habercisi olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Buna ek olarak, sabahları uyandığınızda ellerde hissedilen sertlik ve parmakların tam kapatılamamasına neden olan yalancı şişlik hissi de dikkat edilmesi gereken bulgular arasında yer alıyor. Günlük rutin sırasında bardak veya kalem gibi hafif nesnelerin istemsizce elden düşürülmesi, sinir hasarının ince motor becerilerini etkilemeye başladığını gösterir. Bu tabloya zaman zaman bilekten başlayıp kola kadar yayılan ani elektrik çarpması hissi de eşlik edebilir. En karakteristik belirtilerden biri ise geceleri artan ağrılar nedeniyle uykudan uyanmak ve rahatlamak için elleri sallama ihtiyacı duyulmasıdır. Bu şikayetlerin süreklilik kazanması, el sağlığının korunması adına uzman bir görüşe başvurulması gerektiğini işaret eder” diye konuştu. Erken evrede bileği nötr pozisyonda tutan ateller kullanmanın sinir üzerindeki baskıyı azaltabildiğini söyleyen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “İlaç tedavisiyle geçmeyen durumlarda sinir çevresindeki ödemi dağıtacak fizik tedavi uygulamaları ve lokal enjeksiyonlar devreye girer. Eğer sinir hasarı ilerlemişse ve kas erimesi başlamışsa, yaklaşık 15-20 dakika süren lokal anestezi altındaki küçük bir cerrahi müdahale ile sıkışan kanal açılır” dedi. KALICI SİNİR HASARINI ÖNLEMENİN 3 YOLU 1. Tutuş alışkanlığınızı değiştirin: Telefonu serçe parmağınızla alttan desteklemek yerine, iki elinizle tutmaya veya bir telefon tutucu kullanmaya özen gösterin. 2. Ergonomik ekipman seçin: Mouse kullanırken bilek desteği olan pedler tercih edilmeli, bilek ile masa kenarı arasındaki temas kesilmeli. 3. "Dijital Mola" verin: Her 20 dakikada bir el ve bilek egzersizleri yapın. Parmakları geriye doğru esnetmek kan dolaşımını rahatlatır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.