Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Finansman

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Finansman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Finansman haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Kacır: "Ülkemizdeki OSB sayısını 374’e yükselttik" Haber

Bakan Kacır: "Ülkemizdeki OSB sayısını 374’e yükselttik"

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, ANKIROS 2026 Fuarı ve 23. Uluslararası Metalurji ve Malzeme Kongresi açılışına katıldı. Bakan Kacır, 23 yıl önce 36 milyar dolar seviyesinde olan yıllık ürün ihracatını 283 milyar dolara taşıdıklarını ifade ederek, "Türkiye bugün, Çin’den sonra Orta Avrupa’ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği bakımından en önde gelen ihracatçı ülkedir" dedi. "Geçen yıl dünya ham çelik üretimi yüzde 2 daraldı, sektörümüz küresel eğilimden pozitif yönde ayrıştı" Bölgesinde güvenin ve istikrarın adresi haline gelen Türkiye'nin, küresel ve bölgesel meydan okumalara rağmen yatırım, istihdam, üretim, icat ve ihracat rotasındaki kalkınma yolculuğunu emin adımlarla sürdürdüğünün altını çizen Bakan Kacır, "'Millî Teknoloji Hamlesi' hedeflerimize giden yolda, sanayimizin çarkları her geçen daha hızlı dönüyor. Türk demir çelik sektörü; yıllık 62 milyon ton üretim kapasitesiyle, geniş ürün grubu ve çevreci üretim altyapısıyla küresel tedarik zincirlerinde kritik rol üstleniyor. Küresel talepteki zayıflık ve ticarette artan korumacı tedbirler nedeniyle dünya ham çelik üretiminin yüzde 2 daraldığı geçtiğimiz yılda, sektörümüz değişen piyasa koşullarına hızla uyum sağlama kabiliyetiyle küresel eğilimden pozitif yönde ayrıştı" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin bugün Avrupa’nın en büyük, dünyanın 7. büyük çelik üreticisi konumunda bulunduğunu aktaran Bakan Kacır, "Geçtiğimiz yıl 8 milyar euroya yakın ciroya ve 6 milyar euronun üzerinde doğrudan ihracata ulaşan döküm sanayimiz de metal sektörümüzün göğsümüzü kabartan bir diğer koludur. Sektörümüzün üretim kapasitesini besleyen, teknolojik kapasitesini artıran adımlarımızla; bugün Avrupa'nın ikinci, dünyanın ise yedinci büyük döküm üreticisi konumuna ulaştık. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak metal sanayimizin tüm kollarında üretim kapasitesini, verimliliği ve katma değeri artıracak yatırımları desteklemeyi sürdürüyoruz" açıklamalarında bulundu. "Türkiye’yi küresel inovasyon liginde üst sıralara taşıyacağız" Merkez Bankasının 750 milyar liralık kaynak ayırdığı Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programıyla; Türkiye için stratejik değeri yüksek 1 milyar liranın üzerindeki yatırımlara yüzde 12,95 yıllık finansman maliyetine kadar uygun koşullu finansman imkanıyla, 2 yılı ana para ödemesiz, 10 yıl vadeli kaynak kullanımı imkânı sağladıklarını söyleyen Bakan Kacır, sözlerine şöyle devam etti: "Geçtiğimiz ay program kapsamında hayata geçirdiğimiz yeni uygulamayla, stratejik nitelik taşıyan tüm projelere doğrudan; 100 milyon liranın üzerinde yatırımla hayata geçen diğer projelere; yatırımın ilerleme seviyesi, OSB ve Endüstri Bölgelerinde gerçekleşme, yatırımcının Ar-Ge faaliyetleri gibi unsurları önceliklendirerek 1 yılı anapara ödemesiz 5 yıl vadeli, Merkez Bankası politika faiz oranının 10’da 7’si (bugün için yıllık yüzde 25,9) finansman maliyeti ile kaynak sunmak üzere adım attık. Ülkemizi daha fazla yeni teknoloji yatırımının adresi haline getirmek üzere hayata geçirdiğimiz bir diğer program, HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programıdır. Programda; ölçeği, niteliği ve küresel değer zincirlerinde oluşturacağı etki itibarıyla ülkemize teknoloji geliştirme ve üretme kabiliyetinde önemli kazanımlar sağlayacak yatırımlar için cazip koşullarda finansman ve uygun yatırım alanları sunuyoruz. 2030 yılına dek 30 milyar dolar devlet desteğiyle hayata geçirmeyi hedeflediğimiz yatırımlar, Türkiye’yi küresel inovasyon liginde üst sıralara taşıyacak." "Ülkemizdeki OSB sayısını 374’e yükselttik" "Dünya Bankasıyla yürüttüğümüz 'Türkiye Yeşil Sanayi Projesi', 'Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Projesi' ve 'Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi' ile 1 milyar doların üzerinde finansmanı sanayicilerimize, KOBİ'lerimize ve yeşil teknoloji girişimlerine sunduk" diyen Bakan Kacır, "'Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu'yla, sanayimizin yeşil dönüşüm yatırımlarına 2030’a kadar 5 milyar euroluk uluslararası finansman sağlamak üzere adım attık. Bizler, 23 yıldır olduğu gibi bundan sonra da istihdam sağlayan, üreten, ihraç eden ve bu ülke için elini taşın altına koymaktan çekinmeyenin yanında, yakınında olmayı sürdüreceğiz. 118 hektarlık Burdur Batı ve 38 hektarlık Amasya Gümüşhacıköy Organize Sanayi Bölgelerimizi ilan ederek ülkemize toplam 156 hektarlık yeni planlı sanayi alanı kazandırdık. Ülkemizdeki OSB sayısını 374’e yükselttik" şeklinde konuştu. Bakan Kacır, sanayinin köklü birikimini ileri teknolojinin sunduğu imkânlarla buluşturarak, daha fazla üreten, daha yüksek katma değer oluşturan ve küresel rekabette daha fazla söz sahibi olan bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceklerini vurgulayarak sözlerini tamamladı.

Nilüfer Belediyesi’nin 2027 yılı bütçesi kabul edildi Haber

Nilüfer Belediyesi’nin 2027 yılı bütçesi kabul edildi

Nilüfer Belediye Meclisi’nde 2027 Yılı Performans Programı ve Mali Yılı Bütçesi düzenlenen toplantı ile görüşüldü. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in başkanlık ettiği oturum Nilüfer Barış Meclisi’nde gerçekleşti. Toplantıda ilk olarak Nilüfer Belediyesi 2027 Yılı Performans Programı kabul edilirken, ardından 2027 Mali Yılı Bütçesi görüşüldü. Yapılan oylamalar sonucunda Nilüfer Belediyesi’nin 2027 Mali Yılı Gider Bütçesi, 1 milyar TL’lik finansman (borç ödeme) bütçesine ayrılan payın ardından 10 milyar 400 milyon lira olarak belirlendi. Nilüfer Belediyesi’nin Gelir Bütçesi ise 11 milyar 400 milyon lira olarak onaylandı. Toplantı sonrasında değerlendirmede bulunan Başkan Şadi Özdemir, bütçe kararlarının ortak akılla alındığını vurguladı. Başkan Şadi Özdemir, bu konuda şeffaf hareket ettiklerini de kaydetti. Belediye olarak performansı yükselttiklerini, daha da iyileştirmek için çalıştıklarını ifade eden Başkan Şadi Özdemir, temizlik konusunda yapılan harcamalara da dikkat çekti. Yurt dışında süpürgecilik yapan çalışan görülemeyeceğini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, yerlere çöp atılmaması ve çevre temizliği konusunda hassas olunması gerektiğini vurguladı. Vatandaşın parasını en objektif ve optimum şekilde kullanmaya özen gösterdiklerini aktaran Başkan Şadi Özdemir, “Onaylanan 2027 yılı bütçemiz ilçemize ve kentimize hayırlı olsun. Katılım ve destekleri için tüm meclis üyelerimize teşekkür ediyorum” diye konuştu.

İkinci el otomotivde nakit sıkışıklığı pazarı etkiliyor Haber

İkinci el otomotivde nakit sıkışıklığı pazarı etkiliyor

İkinci el otomotiv pazarında nakde erişim, alım ve satım kararlarını belirleyen önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Sektör temsilcilerinden Muhammed Ali Karakaş, fon yatırımlarından beklediği nakit akışını sağlayamayan bazı tüketicilerin ve işletmelerin araçlarını satışa çıkardığını, birikimini araç alımında kullanmayı planlayanların ise satın alma kararlarını ertelediğini söyledi. Karakaş, bu durumun piyasada satışa sunulan araç sayısını artırdığını, alım gücünün pazara yansımasını geciktirdiğini ve özellikle hızlı satış ihtiyacı olan araçlarda pazarlık payını genişlettiğini ifade etti. “MÜNFERİT İNDİRİMLER BÜTÜN PAZARA YAYILMIŞ GİBİ GÖSTERİLMEMELİ” Kamuoyunda dile getirilen yüzde 10-15’lik fiyat düşüşü iddialarına dikkat çeken Karakaş, tekil satış örnekleri ile pazarın genel eğiliminin birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı. Karakaş, tüm ikinci el pazarına yayılan bir fiyat düşüşü gözlemlemediklerini belirterek, acil nakit ihtiyacı olan bir satıcının yaptığı indirimin tüm araçlarda aynı oranda değer kaybı anlamına gelmeyeceğini söyledi. İlan fiyatı ile gerçekleşen satış fiyatının da aynı şey olmadığını hatırlatan Karakaş, pazar yorumlarının satış tarihi, araç grubu ve verinin hangi koşullarda oluştuğu dikkate alınarak yapılması gerektiğini kaydetti. ALICI VE SATICI AYNI LİKİDİTE SORUNUNDAN ETKİLENİYOR Karakaş, nakde erişim güçlüğünün hem satıcıları hem alıcıları etkilediğini belirtti. Bir yanda işletme ödemeleri ya da kişisel nakit ihtiyacı nedeniyle aracını satışa çıkaranların bulunduğunu, diğer yanda ise araç alımı için birikimine ulaşamayan tüketicilerin yer aldığını söyledi. Kapora verdiği halde alımını erteleyen ya da iptal etmek zorunda kalan alıcıların da bulunduğunu aktaran Karakaş, bu tablonun araçların stokta kalma süresini uzattığını ifade etti. Nakit akışını korumak isteyen galeriler ile hızlı satış hedefleyen bireysel satıcıların bu süreçte daha esnek pazarlık yapabildiğini de sözlerine ekledi. İKİNCİ EL BASKISI SIFIR KİLOMETREYE DE YANSIYABİLİR Karakaş, ikinci el piyasasındaki fiyat esnekliğinin sıfır kilometre otomobil pazarını da etkileyebileceğini belirtti. Mevcut aracını satarak yeni otomobil almak isteyen tüketicilerin, ikinci el araçlarını daha düşük bedelle elden çıkarmaları halinde, yeni araca geçiş için gerekli ek bütçenin büyüyebileceğini söyledi. Önümüzdeki dönemde ikinci el ticareti yapan işletmelerin stok planlamasında daha dikkatli olması gerektiğini söyleyen Karakaş, satış süresinin de en az satış fiyatı kadar önemli olduğunu vurguladı. Uzayan satış süresinin finansman ve stok maliyeti yaratarak kârlılığı azaltabileceğini ifade eden Karakaş, likiditesi güçlü olan işletmeler için fırsatlar oluşsa da her aracın aynı hızda satılacağının varsayılmaması gerektiğini belirtti. Karakaş, nakde erişim rahatlayana kadar piyasada temkinli seyrin süreceğini ifade ederek, fiyatların gerçekleşen işlemler üzerinden değerlendirilmesinin hem tüketici hem de piyasa güveni açısından önemli olduğunu söyledi.

Bursa'da dünya ve Türkiye ekonomisi ele alındı Haber

Bursa'da dünya ve Türkiye ekonomisi ele alındı

Bursa İhtisas Stratejik Araştırmalar Grubu’nun (BİSAG) 298. Aylık Toplantısı’nda dünya ve Türkiye ekonomisindeki gelişmeler görüşüldü. BİSAG’ın, Büyük Birlik Partisi Ekonomi ve Kalkınmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve BİSAG Ekim Ayı Grup Başkanı Ekrem Alfatlı’nın davetiyle düzenlediği toplantıda Uludağ Üniversitesi Uluslararası Ticaret Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yüksel Okşak, "Dünya ve Türkiye Ekonomisi: Öngörüler ve Öneriler" başlıklı sunum yaptı. Yapay zeka yatırımlarının küresel büyümeyi desteklediğini belirten Okşak, OECD’nin 2026 yılı dünya büyüme öngörüsünün yaklaşık yüzde 2,9 seviyesinde bulunduğunu ifade etti. Orta Doğu kaynaklı enerji şokları, jeopolitik gerilimler ve sıkı finansal şartlarının küresel ekonomideki belirsizlikleri artırdığını söyleyen Okşak, petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki seyrin özellikle enerji ithalatçısı ülkeler açısından enflasyon ve dış denge risklerini canlı tuttuğuna dikkat çekti. Küresel ekonominin ciddi bir kırılma eşiğinde olduğunu belirten Okşak, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ağustos ayında yıllık enflasyonun yüzde 31,5 seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatarak, enerji ve gıda maliyetleri ile finansman koşullarının enflasyonla mücadelede belirleyici olmaya devam ettiğini ifade etti. Okşak, sıkı maddi duruşun yanı sıra beklentilerin yönetilmesi, enerji faturasının azaltılması, üretken yatırımların ve ihracatın desteklenmesi gerektiğini kaydederek, fiyat istikrarının büyüme, üretim ve istihdam hedefleriyle birlikte ele alınmasının önemine dikkat çekti. "Ekonomide kalıcı çözümün yolu üretim, yatırım ve istihdamdan geçiyor" Toplantının Ekim Ayı Grup Başkanlığını yürüten Büyük Birlik Partisi Ekonomi ve Kalkınmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı da Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin güçlü üretim potansiyeli, girişimci insan kaynağı ve stratejik konumuyla küresel ekonomide yaşanan dönüşümü fırsata çevirebilecek imkânlara sahip olduğunu belirten Alfatlı, şöyle konuştu: "Ekonomide kalıcı istikrarı yalnızca para politikası araçlarıyla sağlamamız mümkün değildir. Enflasyonla mücadele kararlılıkla sürdürülürken üretimi, yatırımı, ihracatı ve istihdamı güçlendiren bütüncül bir ekonomi politikasına ihtiyaç vardır. Türkiye'nin kendi üretim yapısını ve ekonomik gerçeklerini merkeze alan, dışa bağımlılığı azaltan ve katma değerli üretimi teşvik eden bir kalkınma anlayışını güçlendirmeliyiz. Özellikle sanayicimizin, esnafımızın, çiftçimizin ve üreticimizin finansmana erişimini kolaylaştıran; vatandaşımızın alım gücünü ve gelir dağılımında adaleti gözeten politikalar ekonomik programın temel unsurları arasında yer almalıdır." Alfatlı, küresel ekonomide yaşanan değişimin Türkiye açısından yalnızca riskler değil önemli fırsatlar da barındırdığını ifade ederek, "Türkiye’nin güçlü olduğu alanları daha da güçlendirmeli, ithalata bağımlı olduğumuz stratejik sektörlerde yerli üretim kapasitemizi artırmalıyız. Üreten, ihraç eden, istihdam oluşturan ve teknolojik dönüşümü yakalayan bir Türkiye, sürdürülebilir kalkınmanın da güçlü ekonominin de temelidir" değerlendirmesinde bulundu. Toplantının sonunda BİSAG üyelerinin sorularını yanıtlayan Doç. Dr. Yüksel Okşak, davet ve ev sahipliği dolayısıyla BİSAG’a ve Ekim Ayı Grup Başkanı Ekrem Alfatlı’ya teşekkür etti. Ekrem Alfatlı ise kapsamlı değerlendirmeleri ve katkıları dolayısıyla Doç. Dr. Yüksel Okşak’a teşekkür ederek, BİSAG çatısı altında Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve stratejik meselelerinin alanında uzman isimlerin katılımıyla ele alınmaya devam edeceğini ifade etti.

SGK’dan ilaç geri ödemesinde yeni dönem Haber

SGK’dan ilaç geri ödemesinde yeni dönem

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İlaç Geri Ödeme Yönetmeliği’nde değişiklik yapan düzenleme, bugünkü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yapılan değişikliklerle ilaçların geri ödeme süreçlerinde kullanılan tanımlar, komisyonların görev alanı ve pazar oranı hesaplamalarına ilişkin esaslar yeniden düzenlendi. Yeni düzenlemeyle, “ödenebilecek birim bedel aralığı”, “iç referans grubu” ve “ilaç pazar oranı” tanımları yeniden yapıldı. Buna göre, kamu fiyatı ve indirimli birim bedeller üzerinden yapılan hesaplamalarda esas alınan aralık, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu’nun belirlediği oranla şekillendirilecek. Ayrıca “iç referans grubu”, akılcı ilaç kullanımı çerçevesinde Sağlık Bakanlığı’nın da yer aldığı komisyonlar tarafından belirlenen eşdeğer grupları da kapsayacak şekilde yeniden tanımlandı. “MEDULA VERİLERİ” ESAS ALINACAK Yönetmelikte, bazı maddelerde yer alan “pazar payları” ibareleri “Medula verileri” olarak değiştirildi. Böylece ilaç değerlendirmelerinde SGK’nın dijital veri tabanındaki kayıtların daha belirleyici hale gelmesi sağlandı. Komisyonların görev alanı da genişletilerek, finansmanı sağlanan ya da finansman talep edilen ilaçlar için iç referans grup/eşdeğer grup oluşturulmasına yönelik karar ve görüş mekanizması netleştirildi. YENİ İLAÇLAR İÇİN YÜZDE 1 SINIRI Düzenlemedeki en dikkat çekici değişikliklerden biri, listeye yeni alınan ve iç referans grubun en ucuz birim fiyatına sahip ilaçlara ilişkin oldu. Buna göre, bu ilaçlar listeye alındıkları tarihten itibaren yüzde 1 ilaç pazar oranına ulaşana kadar ödenebilecek birim bedel aralığı hesabına dahil edilmeyecek. İlgili ilaçların pazar oranları aylık olarak takip edilecek. Öte yandan, son 5 aylık veri sürecinde yüzde 1 pazar oranına ulaşamayan ilaçlar, ödenebilecek birim bedel aralığı hesabından çıkarılacak. Daha sonra yeniden yüzde 1’e ulaşmaları halinde tekrar hesaba dahil edilecekler.

Bakan Bayraktar: "Türkiye ile Almanya arasındaki ikili ticaret hacmi 50 milyar doları aştı" Haber

Bakan Bayraktar: "Türkiye ile Almanya arasındaki ikili ticaret hacmi 50 milyar doları aştı"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye-Kuzey Ren Vestfalya İş Forumu’na katıldı. Bakan Bayraktar, Türkiye ile Almanya arasındaki ekonomik ilişkiler, küresel enerji krizleri ve iki ülkenin enerji alanındaki stratejik iş birliği imkanlarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Almanya’nın Avrupa’daki başlıca ticaret ortağı olmaya devam ettiğini vurgulayan Bakan Bayraktar, Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin bu ilişkilerin merkezinde yer aldığını ifade etti. "Kuzey Ren-Vestfalya ile ticaret hacmimiz 11 milyar euronun üzerine çıktı" Almanya ile yürütülen ticari ilişkilere değinen Bakan Bayraktar, "Sadece Kuzey Ren-Vestfalya ile olan ikili ticaret hacmimiz 11 milyar euronun üzerine çıktı. Bugün bin 300’den fazla Türk şirketi Kuzey Ren-Vestfalya’da faaliyet göstermekte ve ticaret, yatırım ile istihdama önemli katkılar sağlamaktadır. Ülkelerimiz arasındaki ilişkiler büyümeye devam ediyor" dedi. "Enerji krizleri, kaynak çeşitliliğinin önemini ortaya koydu" Küresel konjonktürün getirdiği zorluklara dikkat çeken Bayraktar, "Son dönemdeki jeopolitik krizler, piyasalardaki süregelen dalgalanmalar ve geleneksel ticaret yolları boyunca artan kırılganlıklar temel bir gerçeği ortaya koymuştur: Enerji güvenliği ve kaynak çeşitliliği, endüstriyel rekabet gücü için vazgeçilmezdir. Bunu son dönemde Avrupa’da yaşanan enerji krizi sırasında açıkça gördük. Enerji maliyetlerindeki ani artış, keskin enflasyonist baskılara yol açtı ve enerji yoğun imalat sektörünü zor durumda bıraktı" şeklinde konuştu. "Nihai vizyonumuz tamamen enerji bağımsızlığına sahip bir Türkiye" Enerjinin güvenli, sürdürülebilir ve uygun maliyetlerle sunulmasının tüm hükümetler için en kritik öncelik haline geldiğini kaydeden Bayraktar, Türkiye'nin ulusal enerji politikasının üç temel direk üzerine inşa edildiğini belirtti: "Birincisi enerji arzının güvence altına alınması, ikincisi enerji ithalatına bağımlılığın ortadan kaldırılması ve üçüncüsü ise 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefimize doğru ilerlemeye devam etmek. Nihai vizyonumuz basit ama güçlüdür: Tamamen enerji bağımsızlığına sahip bir Türkiye" ifadelerini kullandı. "Yenilenebilir enerji kurulu gücümüz yüzde 63’ü aştı" Türkiye'nin elektrik tüketiminde Avrupa'da Almanya ve Fransa'nın ardından üçüncü sırada yer aldığını belirten Bakan Bayraktar, "Bu muazzam ve artan talebe rağmen, yenilenebilir enerji şu anda 125 bin megavatı aşan toplam kurulu gücümüzün yüzde 63’ünden fazlasını oluşturmaktadır. Daha net bir tablo sunmak gerekirse, yalnızca 2025 yılında, rüzgar ve güneş enerjisinden üretilen elektrik, tüm endüstriyel tüketimimizin yaklaşık yüzde 75’ini karşılamaya yetmiştir" şeklinde konuştu. "Yeni nesil ortak projeleri hayata geçirebiliriz" Türkiye'nin TANAP ve Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hatları gibi projelerle enerji arzını güvence altına alma konusunda kanıtlanmış bir geçmişe sahip olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, "Bu stratejik enerji koridorları sadece iç talebimizi karşılamakla kalmıyor; yeni güzergahlar ve kaynaklar açarak Avrupa’nın arz güvenliğini de aktif olarak güçlendiriyor. Bu derin deneyime dayanarak ve Alman ortaklarımızla birlikte; doğal gaz ve yeşil hidrojenden modern elektrik şebekelerine ve kritik malzemelere kadar uzanan yeni nesil ortak projeleri hayata geçirebiliriz" dedi. "Almanya’nın finansal gücü belirleyici rol oynayabilir" Temiz enerji geçişinde küresel düzeyde devasa bir finansman açığı olduğuna dikkat çeken Bakan Bayraktar, uluslararası kurumların ve yatırımcıların cesur adımlar atması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "İşte bu noktada Almanya’nın finansal gücü, sermaye desteği ve ortak girişimlerde risk paylaşımı belirleyici bir rol oynayabilir. Türkiye’nin proje yürütme kapasitesini Almanya’nın finansal imkanlarıyla birleştirerek, iddialı geçiş hedeflerini finansman sağlanabilir, somut varlıklara dönüştürebiliriz." "COP31’de uzun vadeli iddialı hedeflerimizi açıklayacağız" Türkiye'nin iklim ve enerji vizyonuna da değinen Bayraktar, "Geleceğe bakarken hedeflerimizi daha da yükseltiyoruz. Türkiye’nin bu yılın ilerleyen aylarında Antalya’da COP31’e ev sahipliği yapmasıyla birlikte, küresel topluma yenilenebilir enerji, şebeke yatırımı ve iklim konusunda daha da iddialı uzun vadeli hedeflerimizi açıklayacağız. Bugün enerji, lojistik ve inovasyon alanlarında imzalanan ticari anlaşmalar, sahada yatırım ve işbirliği yapma isteğinin şimdiden güçlü olduğunu göstermektedir" diye konuştu.

Hasan Eker'den Dünya Turizm Günü mesajı: "Turizmde yeni bir vizyon ortaya koymalıyız" Haber

Hasan Eker'den Dünya Turizm Günü mesajı: "Turizmde yeni bir vizyon ortaya koymalıyız"

Türkiye’nin turizmde önemli bir destinasyon olmayı sürdürdüğünü belirten Hasan Eker, Türkiye’nin turizmde önemli bir deneyime ve güçlü bir destinasyon çeşitliliğine sahip olduğunu belirterek sektörün geleceğinin yalnızca ziyaretçi sayısıyla değil, elde edilen katma değer ve turist başına harcama ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Eker, "Türkiye turizmde çok güçlü bir altyapıya, deneyime, doğal ve kültürel zenginliğe sahip. Ancak dünya turizminde rekabet her geçen gün daha da artıyor. Mısır başta olmak üzere Akdeniz destinasyonları ve Körfez ülkeleri yeni yatırımlarla, farklı turizm ürünleriyle ve güçlü tanıtım çalışmalarıyla pazardan daha fazla pay almaya çalışıyor. Bu nedenle bizim de mevcut gücümüzü korumanın ötesinde yeni bir vizyon ortaya koymamız gerekiyor" dedi. Turizm sektöründe değişen beklentilere dikkat çeken Hasan Eker, "Artık turist yalnızca deniz, kum ve güneş aramıyor. Kültür, gastronomi, sağlık, spor, doğa, tarih, kongre, alışveriş ve deneyim odaklı seyahatler giderek daha fazla önem kazanıyor. Türkiye’nin sahip olduğu bu büyük çeşitliliği daha iyi değerlendirmemiz gerekiyor. İnovatif turizm ürünleri geliştirmeli, dijitalleşmeyi hızlandırmalı, büyük veriyi ve bilimi daha etkin kullanmalı, turistin beklentisini doğru analiz ederek kişiselleştirilmiş deneyimler sunmalıyız" şeklinde konuştu. "Turizm sadece konaklama ve seyahat değildir" Turizmin yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Eker, sektörün kültürler arası iletişim ve toplumsal etkileşim açısından da önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Eker, "Turizm; kültürümüzdür, tarihimizdir, gastronomimizdir, doğamızdır, sanatımızdır. Aynı zamanda farklı toplumların birbirini tanımasını, anlamasını ve iletişim kurmasını sağlayan önemli bir köprüdür. İnsanların dünyayı tanıma, farklı kültürleri deneyimleme ve yeni yerler keşfetme isteği devam ettiği sürece turizm de önemini koruyacaktır" dedi. Türkiye’nin turizm gelirlerini artırabilmesi için daha yüksek katma değerli ürünlere yönelmesi gerektiğini belirten Eker, özellikle gastronomi, sağlık, kültür, kongre ve etkinlik turizmi gibi alanların daha fazla desteklenmesi gerektiğini kaydetti. "Turizmciye verilen destek, sektörün geleceğine yapılan yatırımdır" Turizm sektörünün maliyetler, istihdam, finansman ve vergiler başta olmak üzere çeşitli sorunlarla karşı karşıya olduğunu dile getiren Eker, sektöre yönelik destek ve teşviklerin önemini hatırlattı. Eker, "Turizmciye verilen destek yalnızca bugün faaliyet gösteren işletmelere verilen bir destek olarak görülmemeli. Bu destekler, Türkiye’nin gelecekteki turizm gelirlerine, istihdamına ve uluslararası rekabet gücüne yapılan yatırımlardır. Sektörün önünü görebilmesi, yatırım yapabilmesi ve yeni ürünler geliştirebilmesi için sürdürülebilir bir destek ve teşvik mekanizmasına ihtiyaç var" dedi. Türkiye’nin turizmde elde ettiği kazanımların korunması ve yeni pazarlara açılımın hızlandırılması gerektiğini vurgulayan Eker, seyahat acentelerinin de bu dönüşümün önemli aktörlerinden biri olduğunu belirtti. "Turizmci olmakla gurur duyuyorum" Turizmin uzmanlık ve deneyim gerektiren bir meslek olduğuna işaret eden Hasan Eker, sektör çalışanlarının Dünya Turizm Günü’nü de kutladı. Eker, "Turizm bir meslektir. Deneyim, bilgi, sabır ve uzun vadeli düşünce gerektirir. Turizmci özverilidir, çözüm odaklıdır, insan odaklıdır ve farklı kültürleri bir araya getirir. Turizm sektörünün içerisinde yer alan bir meslektaşınız olarak turizmci olmakla gurur duyuyorum. Bu vesileyle başta turizm çalışanlarımız olmak üzere tüm meslektaşlarımın, turizm öğrencilerinin ve eğitimcilerinin Dünya Turizm Günü’nü kutluyorum" ifadelerini kullandı.

Marmarabirlik’te 2026/2027 sezonu rekolte süreci başladı Haber

Marmarabirlik’te 2026/2027 sezonu rekolte süreci başladı

21 Eylül’de başlayan rekolte beyanlarının 23 Ekim 2026 tarihinde sona ereceğini belirten Yıldız, üreticilerin gerçek üretim miktarını esas alan beyanda bulunmasının, yeni sezon alım ve kapasite planlamasının sağlıklı yapılabilmesi açısından önem taşıdığını söyledi. 2026 yılı zeytin rekoltesinin belirlenmesine yönelik Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonundaki saha çalışmaları 28 Temmuz 2026 tarihinde başlatıldı. Türkiye genelinde zeytin üretimi yapılan 41 ilde, 370 teknik personel ve yöneticinin katılımıyla yürütülen çalışmalar devam ederken, Marmarabirlik de faaliyet bölgesindeki ortaklarından rekolte beyanlarını almaya başladı. Rekolte beyanları 23 Ekim’de sona erecek Üreticilerin bağlı bulundukları kooperatiflere rekolte beyannamelerini 23 Ekim 2026 Cuma günü mesai saati sonuna kadar vermeleri gerektiğini hatırlatan Yıldız, beyanların Marmarabirlik’in sezon planlamasında temel verilerden biri olduğunu ifade ederek, "Rekolte beyanları, Marmarabirlik’in yalnızca ürün alım miktarının değil, sezon boyunca ihtiyaç duyacağı depolama, işleme, lojistik ve finansman kapasitesinin de önceden planlanmasına imkan sağlıyor. Bu nedenle ortaklarımızdan beklentimiz, arazilerindeki gerçek üretim miktarını dikkate alarak doğru ve gerçekçi beyanda bulunmalarıdır" diye konuştu. Yıldız, rekolte beyannamesi vermeyen ortaklardan ürün alımına ilişkin uygulamanın da üreticiler tarafından dikkate alınması gerektiğini belirtti. Alım planı birden fazla verinin birlikte değerlendirilmesiyle oluşturulacak Marmarabirlik’in sezon planlamasında yalnızca ortaklardan gelen rekolte beyanlarının değil, bölgesel ve ülke genelindeki rekolte, ürünün kalite ve dane yapısı, iç ve dış piyasa şartları ile Birliğin kapasitesinin birlikte değerlendirileceğini belirten Yıldız, kesinleşmemiş rakamlar üzerinden değerlendirme yapılmasının doğru olmadığını söyledi. Yıldız sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Şu anda hem Bakanlığımızın saha çalışmalarını hem de ortaklarımızdan gelen rekolte beyanlarını takip ediyoruz. Süreç tamamlandığında daha net bir tablo ortaya çıkacak. Alım planımızı tek bir veriye bakarak değil, bütün göstergeleri birlikte değerlendirerek oluşturacağız." "Ekonomik şartları da dikkate alacağız" Yeni sezonla ilgili kararların yalnızca rekolte miktarı üzerinden alınmayacağını ifade eden Yıldız, üretim maliyetleri, iç ve dış piyasa şartları, tüketim, ihracat imkanları ve Marmarabirlik’in mali yapısının birlikte değerlendirileceğini söyledi. Yıldız, "İçinde bulunduğumuz ekonomik konjonktürde bütün göstergeleri birlikte değerlendirmek gerekiyor. Üreticimizin emeğini korurken Marmarabirlik’in mali yapısını ve gelecek yıllardaki hareket kabiliyetini de güvence altında tutacak bir planlama yapacağız" dedi. Marmarabirlik’in 2025 yılında yaklaşık 6,8 milyar TL net ciro ve 35 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini hatırlatan Yıldız, Birliğin yeni sezona yönelik hazırlıklarını sürdürdüğünü belirtti. "Üreticimiz resmi açıklamaları takip etsin" Sezon öncesinde farklı rakam ve yorumların gündeme gelebildiğine dikkat çeken Ali Yıldız, üreticilerin rekolte ve ürün alım sürecine ilişkin bilgileri Marmarabirlik ve bağlı kooperatiflerin resmi açıklamalarından takip etmelerinin önem taşıdığını ifade etti. Yıldız sözlerini şöyle tamamladı: "Üreticimizin kafasında soru işareti kalmasını istemiyoruz. Rekolte beyan sürecinin tarihleri belli, saha çalışmaları devam ediyor. Veriler tamamlandığında ortaya çıkan tabloyu bütün yönleriyle değerlendireceğiz ve üreticimizi ilgilendiren konularda gerekli açıklamaları zamanında yapacağız. Marmarabirlik olarak doğru veriye dayalı, üreticimizin emeğini ve Birliğimizin sürdürülebilirliğini gözeten bir anlayışla hareket edeceğiz."

Bakan Yumaklı: "Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırarak 140 milyon tonu aştık" Haber

Bakan Yumaklı: "Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırarak 140 milyon tonu aştık"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Bu yılki bitkisel üretim beklentimiz 140 milyon tonu aşmış durumda. Bu rakam Cumhuriyet tarihimiz boyunca ulaştığımız en yüksek rakamdır" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Edirne'de katıldığı programda Türkiye'nin tarımsal üretimi, tarım diplomasisi ve sektöre yönelik yeni finansman imkanlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yumaklı, Türkiye'nin tarımsal hasılada dünyada 7'nci sıraya yükseldiğini, 2026 yılı bitkisel üretim beklentisinin 140 milyon tonu aştığını ve Dünya Bankası ile imzalanan proje kapsamında 10 yıl boyunca 5,3 milyar dolarlık finansman sağlanacağını açıkladı. Türkiye'nin hedeflerini büyüttüğünü belirten Bakan Yumaklı, tarım diplomasisinin önemine dikkat çekerek Çin, Almanya ve Rusya ile temasların güçlendirildiğini söyledi. "Türkiye artık eski Türkiye değil" Bakan Yumaklı, Türkiye'nin bölgesel ve küresel alanda artan ağırlığına ilişkin, "Türkiye artık eski Türkiye değil. Bugün vizyonunu ve hedeflerini büyütmüş, çıtayı çok daha yükseklere koymuş bir Türkiye'yi konuşuyoruz. Bunun en somut ifadelerinden birisi de Türkiye Yüzyılı hedefini önümüze koymuş olmamız. Bu bizim yeniden tarih yazan bir aktör olarak ortaya çıkma iddiamızdır. Bu konuda hem ülkemizin hem de milletimizin potansiyeline güveniyoruz, inanıyoruz. Terörsüz Türkiye sürecinde ise inşallah çok önemli bir eşiği aşmak üzereyiz. Hepimiz bundan son derece eminiz ki bu süreç ülkemizi gerçek gücüne daha da yaklaştıracaktır. Bu süreç hem milli birliğimiz, kardeşliğimiz ve demokrasimiz adına büyük bir kazanım olacaktır hem de bu ülkenin kaynaklarını artık bu ülkenin eğitimine, sağlığına, tarımına, sanayisine aktarmak için de bizlere önemli fırsatlar verecektir. Türkiye'nin hem bölgemizde hem de küresel zeminde artan prestijini ve ağırlığını da kuvvetlendirecektir" dedi. "Mağdur halkların o mağduriyetini, o mazlumiyetini ifade eden Cumhurbaşkanımız ve Türkiye olmuştur" Yumaklı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki konuşmasına da değinerek, "Cumhurbaşkanımızın vizyoner siyasetinin bölgemiz ve dünya üzerinde etkisini güçlü bir şekilde hissettirdiği bir dönemden geçiyoruz. Cumhurbaşkanımız Türkiye olarak güçten değil, haktan yana olduğumuzu bir kez daha en açık bir şekilde ifade etmiştir. Bunun en son örneği de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yapmış olduğu konuşmadır. Katliamlara, haksızlığa, sömürüye karşı hukukun ve adaletin hakim olduğu bir dünya için, hakim olması gereken bir dünya için bütün vicdanlara Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünden seslenmiştir. Ben bu ülkenin bir evladı olarak Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı arz ediyorum. Biz haktan ve haklıdan yana olmayı milletimiz için, ülkemiz için bir onur meselesi olarak görüyoruz. Bunun AK Parti için önemi başından bu yana ifadesinde makes bulmuştur. O da güçlülerin değil, milletin davası olmuştur. Bu dava Edirne'den Gazze'ye kadar, Gazze'den Arakan'a kadar gönül köprüsü kuranların, dünyanın neresinde bir mazlum varsa onun gözyaşını silme derdinde olanların davasıdır. Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler kürsüsünde seslendirdiği üzere Sezai Karakoç'un o muhteşem ifadeleriyle söylersek eğer: ‘Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Biz sussak tarih susmayacak, tarih dahi sussa hakikat susmayacak.' Nitekim dünya da sussa ta en başından bu yana mazlum ve mağdur halkların o mağduriyetini, o mazlumiyetini ifade eden Cumhurbaşkanımız ve Türkiye olmuştur. Ben Cumhurbaşkanımızla beraber bütün AK Partili, bütün Cumhur İttifakı'na dahil olan partiler de dahil olmak üzere bu gür sedayı vermeye devam edeceğimizi buradan tekrar ifade etmek istiyorum" diye konuştu. "Tarım diplomasisini öne çıkarıyoruz" Tarım diplomasisinin önemine dikkat çeken Yumaklı, "Ülkemizin bölgesinde ve dünyada güçlenen bir diplomasi anlayışının en önemli unsurlarından birisi olarak da artık tarım diplomasisini öne çıkardığımızı söylemek istiyorum. Son 3 haftadır özellikle tarım diplomasisinde çok önemli adımlar attık. Bu süreçte Çin, Almanya ve Rusya ile temaslarımızı güçlendirdik. Bu görüşmeleri imzaladığımız anlaşmalarla, yapmış olduğumuz mutabakatlarla da ülkemiz lehine ve menfaatine sonuçlara dönüştürmüş olduk. Buraya dün gece geç saatlerde Rusya'dan geldik ve ayağımızın tozuyla da bugün Edirne'deyiz. Bütün bu çalışmalarımızda gıda arz güvenliğimizi küresel gelişmelere ve yeni şartlara daha dayanıklı hale getirmeye gayret ediyoruz. Bunu ifade etmek istiyorum. Tabii mevcut gündelik sorunları ya da güncel sorunları çözmeye devam ederken aynı zamanda üreticilerimizin ürünlerinin de bu pazarlarda yer alması için onların önünü açmak üzere çok yoğun bir çaba ve gayret içerisindeyiz. Türk tarımının dünyadaki mevcut gücünü daha ileriye taşımak üzere gayret ediyoruz" dedi. "2026 yılı tarımsal üretimde çok güzel bir yıl oldu" Türkiye'nin tarımsal hasılada ulaştığı seviyeye değinen Yumaklı, "Tabii bütün bunların da bir sonucu oluyor elbette. Bu ülkenin tecrübeli ve kadimden gelen bilgi ve deneyimiyle üreten üreticilerinin, çiftçilerinin oluşturmuş olduğu tarımsal hasıla 2025 yılı sonu itibarıyla 83.2 milyar dolara ulaşmış durumda. 24 yıl öncesini düşünürsek eğer Türkiye dünyada tarımsal hasılada 12. sıradaydı, şu anda 7. sırada. Bu başarıda emeği olan bütün üreticilerimize, bütün çiftçilerimize, bütün sanayicilerimize, sektörün bütün paydaşlarına buradan canıgönülden teşekkür ediyorum. 2026 yılı ise tarımsal üretimde hamdolsun çok güzel bir yıl oldu. İklim şartları da bize yardımcı oldu hamdolsun ve sektörün de altyapısının güçlü olması ile birlikte bu yılki bitkisel üretim beklentimiz 140 milyon tonu aşmış durumda. Bu rakam Cumhuriyet tarihimiz boyunca ulaştığımız en yüksek rakamdır; bunu da altını çizerek ifade etmek istiyorum. Tabii bugünlerde yeni üretim sezonu için çiftçilerimiz, üreticilerimiz hazırlıklarına da başladı bir yandan. İnşallah yeni dönemin de aynı 2026'da olduğu gibi bereketli bir yıl olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. "5,3 milyar dolarlık finansman paketi" Dünya Bankası ile imzalanan finansman anlaşmasına ilişkin bilgi veren Yumaklı, "14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü'nde Cumhurbaşkanımızın duyurmuş olduğu bir gelişmenin bir adım daha öteye taşındığını buradan sizlerle paylaşmak istiyorum. Dünya Bankası tarafından sağlanacak bir kaynakla Türkiye Tarım-Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi'nin bu yıl başlayacağını Cumhurbaşkanımız ifade etmişti. Bu finansman paketi için dün itibarıyla Dünya Bankasıyla artık kesin bir netice olarak imzalar atılmış oldu. Bu projeyle gıda ve tarım sektörüne yatırım yapmak isteyen girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştıracağız. Bu neden önemli? Evet, biz üretiyoruz ancak hep ifade ettiğimiz gibi eğer katma değerli bir ürüne dönüştürmezseniz aslında bir potansiyeli de heba etmiş olursunuz. Biz bu konuda özellikle üretim planlaması 2024 yılında yürürlüğe girdi, hayata geçti; şimdi bunun ikinci adımını, yani üretmiş olduğumuz ürünlerin üretiminin de katma değerli hale getirilmesinin de planlaması aşamasına geçmiş durumdayız. Bu finansman desteğinin tarım ve gıda alanında yapılacak tesis, inşaat ve makine-ekipman yatırımlarına verileceğini söylemek istiyorum. Ve tabii ki elbette bizim öngördüğümüz vizyon ve uygulanacak istikamet çerçevesinde. Tabii temel amacımız üreticilerimizin üretmiş olduğu ürünlerin pazarlama sorunu yaşamayacağı, ürünlerinin doğru yerde ve doğru sanayi tesisinde işleneceği bir sistemin hayata geçirilmesi buradaki temel amacımız. 10 yıl boyunca devam edecek bu proje ve 5.3 milyar dolarlık bir rakamı ihtiva ediyor. İnşallah Dünya Bankası tarafından onaylanan ilk 750 milyon doların çağrısını bu yıl bitmeden yapmak istiyoruz. Projenin başvuru şartlarını ve detaylarını TKDK kurumumuz yürütücü olarak devam edeceği için açıklayacak inşallah" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.