Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Finansman

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Finansman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Finansman haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Matlı’dan Kamyon Garajı ve Otosansit Çıkarması Haber

Matlı’dan Kamyon Garajı ve Otosansit Çıkarması

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa Nakliyat Taşıyıcıları Komisyoncular Derneği Başkanı Fuat Çelik ve yönetim kurulu ile Otosansit Sanayi Sitesi Başkanı Raif Kasap ve yönetim kurulunu ziyaret etti. Ardından Kamyon Garajı ve Otosansit’te esnafla buluşan Matlı, sektörlerin talep ve beklentilerini dinleyerek BTSO için hazırladığı Vizyon 20240 Dönüşüm Planı’nda yer alan engelleri kaldıracak çözümlerini anlattı. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa ekonomisinin üretimden taşımacılığa uzanan önemli aktörleriyle sahada buluşmaya devam ediyor. Yoğun ziyaret programının ilk durağında Bursa Nakliyat Taşıyıcıları Komisyoncular Derneği Başkanı Fuat Çelik ve yönetim kurulu üyeleriyle bir araya gelen Matlı, nakliye ve taşımacılık sektörünün mevcut durumu, yaşadığı sorunlar ve BTSO’dan beklentileri üzerine görüş alışverişinde bulundu. Dernek ziyaretinin ardından Kamyon Garajı’na geçen Matlı, nakliyat ve taşıma komisyoncusu esnafını iş yerlerinde ziyaret etti. Sektör temsilcilerinin görüşlerini doğrudan sahada dinleyen Matlı, BTSO için engel kaldıran çözümlerini ve yeni dönem hedeflerini anlattı. NAKLİYATÇILARI MUTLU EDEN AÇIKLAMA Uzun yıllardır kangrene dönmüş olan tır garajı ile ilgili gelen sorulara cevap veren Matlı “Konu, ilgili belediyelerin uhdesinde olan bir konu. Kendileri ile görüştüm. Onlar adına bir söz veremem, şimdi bir şey dersem bağlayıcı olur. Söz verdiğim her şeyi yapmak isterim. Ama göreve geldiğimde, şunu temin ederim ki, bu sorunun kalıcı olarak çözülmesi için elimden geleni yaparım” dedi. Matlı’nın bu konudaki yapıcı ve destekleyici tavrının, katılımcı nakliyat taşıyıcılarında destek bulduğu gözlemlendi. KAMYON GARAJI’NDAN OTOSANSİT’E SAHADA YOĞUN TEMAS Programın devamında Otosansit Sanayi Sitesi Başkanı Raif Kasap ve yönetim kurulu üyelerini ziyaret eden Özer Matlı, sanayi sitesinde faaliyet gösteren işletmelerin ihtiyaçları, beklentileri ve çözüm bekleyen konular üzerine değerlendirmelerde bulundu. Görüşmenin ardından Otosansit esnafını iş yerlerinde ziyaret eden Matlı; üretim yapan, hizmet sunan, ticaret ve istihdam sağlayan işletmelerle birebir görüştü. AİDATLARIN DÜŞÜRÜLMESİ VE NEFES KREDİLERİ İLGİ İLE KARŞILANDI Sahada dile getirilen işletme maliyetleri ve finansmana erişim gibi konulara ilişkin Vizyon 2040 kapsamında hazırlanan çözümleri de paylaşan Matlı, BTSO üyeliğinin işletmeler için doğrudan ekonomik fayda üreten bir yapıya kavuşacağını söyledi. Bu kapsamda oda aidatlarının düşürülmesi, faaliyet belgesinin ücretsiz hale getirilmesi ve aidatını ödeyen üyelerin yılda beş temel belgeyi ücretsiz alabilmesi planlanıyor. Özellikle küçük işletmelerin ve KOBİ’lerin nakit akışı ve finansmana erişim sorunlarına karşı “Nefes Kredileri”nin yeniden devreye alınacağını belirten Matlı, kurulacak finansmana erişim merkezi ile üyelerin kredi, kefalet, kosgeb, tübitak ve avrupa birliği hibeleri, yatırım teşvikleri, leasıng ve ihracat finansmanı gibi farklı kaynaklara erişiminin kolaylaştırılacağını ifade etti. İşletmelere yalnızca finansman olanaklarının duyurulması değil, uygun finansman aracının belirlenmesinden başvuru dosyasının hazırlanmasına kadar süreç boyunca destek verilmesi hedefleniyor. Matlı ayrıca enerji, lojistik, dijital hizmetler ve ortak girdilerde benzer ihtiyaçların bir araya getirileceği BTSO Birlikte Alım modeliyle 60 bin üyenin satın alma gücünün işletmeler lehine kullanılacağını belirtti. Böylece küçük işletmelerin tek başına ulaşmakta zorlandığı fiyat ve hizmet koşullarına btso’nun oluşturacağı ortak ölçekle erişebilmesi amaçlanıyor. “ÜYENİN ODA’YA GELMESİNİ BEKLEMEYECEĞİZ” Kamyon Garajı ve Otosansit’te gerçekleştirilen saha ziyaretlerinin, yeni dönem BTSO anlayışının da bir örneği olduğunu ifade eden Matlı, hizmetlerin yalnızca oda merkezinden yürütülmeyeceğini vurguladı. Vizyon 2040 kapsamında hayata geçirilmesi planlanan “BTSO Her Yerde “ve “Mobil Hizmet Noktaları” ile belge, başvuru, danışmanlık ve sorun kaydı gibi hizmetlerin çarşılara, ticaret merkezlerine ve sanayi sitelerine taşınacağını söyledi. Özer Matlı, “Üyemizin basit bir işlem ya da talebi için işini bırakıp Oda’ya gelmesini istemiyoruz. BTSO üyeye gidecek. Üyemizin ödediği aidatı azaltırken, oda üyeliğinden elde ettiği ekonomik karşılığı artıracağız. Finansmana erişimden ortak satın almaya, danışmanlıktan yeni iş bağlantılarına kadar BTSO’nun imkânlarını üyemizin günlük iş hayatında hissedeceği somut bir değere dönüştüreceğiz” dedi. “BURSA’NIN GÜCÜ SAHADA” Bursa ekonomisinin taşıyanıyla, üreteniyle, ticaret yapanıyla büyük bir bütün olduğunu vurgulayan Özer Matlı, BTSO’nun da bu bütünün her parçasına dokunan, üyelerinin ihtiyaçlarını doğrudan sahada dinleyen ve çözüm geliştiren bir yapıya kavuşması gerektiğini ifade etti: “Bursa’nın gücü sahada. Taşıyanın da, üretenin de, ticaret yapanın da sesini dinleyerek hareket edeceğiz. Üyemizin Oda’ya gelmesini bekleyen değil, üyesinin yanına giden; sorunları birlikte tespit edip çözümü birlikte üreten bir BTSO için çalışıyoruz.” mesajını veren Özer Matlı, Bursa iş dünyasının birlikte yönetim ve güçlü işbirliğiyle geleceğe hazırlanacağını vurguladı. Bursa Nakliyat Taşıyıcıları Komisyoncular Derneği’nden Kamyon Garajı’na, Otosansit yönetiminden sanayi sitesi esnafına uzanan ziyaret programı, Özer Matlı’nın “Sahada dinleyen, birlikte karar veren ve sonuç üreten BTSO” hedefinin sahadaki yansıması oldu.

"Kırsalda Bereket" projesinde 18 bin 393 gebe düve, 9 bin 800 küçükbaş dağıtıldı Haber

"Kırsalda Bereket" projesinde 18 bin 393 gebe düve, 9 bin 800 küçükbaş dağıtıldı

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), "Kırsalda Bereket" projesi kapsamında yerli ve kaliteli ırk damızlık hayvanları üreticilerle buluşturmaya devam ediyor. Proje bünyesinde bugüne kadar 18 bin 393 gebe düve ile 9 bin 800 küçükbaş damızlık hayvan çiftçilere teslim edildi. Dışarıdan ithal edilmeden tamamen TİGEM’in kendi işletmelerinde yetiştirilen özel ve verimli ırkların dağıtımıyla, hayvancılıkta yerli ıslahın güçlendirilmesi hedefleniyor. İlk yılda tamamlandı Hayvancılıkta sürdürülebilir üretimi teşvik etmek amacıyla hayata geçirilen projede, 3 yıllık olarak planlanan büyükbaş dağıtım hedeflerinde ilk yıl geride kalırken asil liste tamamen tamamlandı. Küçükbaş hayvan dağıtım süreçleri ise kesintisiz şekilde devam ediyor. Projenin detaylarına ve ulaşılan rakamlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan TİGEM Genel Müdürü Dr. Hasan Gezginç, yürütülen çalışmanın aynı zamanda yerli üretimi güçlendiren bir ıslah projesi niteliği taşıdığını vurguladı. "İthal değil, kendi yetiştirdiğimiz özel ırkları dağıtıyoruz" Gezginç, uygulanan destek modeli ve ulaşılan güncel veriler hakkında şunları söyledi: "Değerli katılımcılar, Sayın Bakan’ımızla birlikte 2024-2028 yol haritasının açıklandığı gün TİGEM toplantı salonundaydık ve iki temel vizyon ortaya koyduk. Çiftçilerimize katkı sunacak sürdürülebilir bir destek mekanizması oluşturmak istedik. Geçmiş tecrübelerimiz gösterdi ki doğrudan yetiştiriciye ulaşmayan hibeler uzun vadeli fayda sağlamıyor, hayvanlar bir süre sonra elden çıkarılıyordu. Biz de bunun önüne geçmek amacıyla 2 yıl ödemesiz, 5 yıl vadeli Ziraat Bankası kredisi desteğiyle yeni bir finansman kurguladık." Gezginç, söz konusu hayvanların tamamen TİGEM’in kendi yetiştirmesi olan özel ırklar olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: "Dışarıdan toplanarak veya ithal edilerek dağıtılan hayvanlar değildir. Kaliteli ve verimli ırkları çiftçimizle buluşturarak bir nevi ıslah projesi yürütüyoruz. Proje kapsamında çiftçilerimize büyükbaşta 15, ziraat, veteriner ve gıda mühendisi gibi sektörle iç içe olan meslektaşlarımıza 30’ar adet; küçükbaşta ise 95’i dişi, 5’i erkek olmak üzere 100’er adet damızlık teslim ediyoruz. Üç yıllık bir planlama olarak başlattığımız Kırsalda Bereket Büyükbaş projesinde, ilk yılımızda asil listeyi gururla tamamladık. Şu an itibarıyla büyükbaşta 18 bin 393 gebe düveyi, küçükbaşta ise 9 bin 800 damızlık hayvanımızı üreticilerimizle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz."

YILDIRIM’DA ÖNCE EĞİTİM SONRA İŞ Haber

YILDIRIM’DA ÖNCE EĞİTİM SONRA İŞ

Yıldırım Belediyesi İnovasyon ve Girişimcilik Merkezi, Yıldırımlılara hem mesleki eğitim veriyor hem de kursları tamamlayanların istihdama katılmasını sağlıyor. Yıldırım Belediyesi’nin istihdama katkı sağlamak ve nitelikli iş gücü oluşturmak amacıyla hayata geçirdiği İnovasyon ve Girişimcilik Merkezi, kursiyerleri meslek ve iş sahibi yapmaya devam ediyor. Faaliyete başladığı 2021’den bugüne kadar 12 bin kişiye eğitim verilen merkez aracılığıyla bin 125 kişi de istihdam edildi. 2 Boyutlu Nesne Modelleme, 3 Boyutlu Tasarım Modelleme, Yazılım Uygulamaları, Bilgisayarlı Kalıp Hazırlama, Giyim Üretim Teknolojileri, Bilgisayar İşletmenliği, Ofis Programları, Excel Uygulamaları, İleri Excel, Grafik ve Reklam Tasarım, Web Tasarımı, E-Ticaret,Muhasebe ve Finansman, Arıcılık, Mantar Yetiştiriciliği, Bahçecilik, Bilgisayar Destekli Moda Tasarım, Bilgisayar Destekli Grafik Tasarım, Protez Tırnak Eğitimi, Fotoğrafçılık ve İşaret Dili alanlarında eğitim verilen merkezde CNC Uygulamaları kursu da başladı. CNC kursuyla birlikte, kursiyerlerin istihdam edilmesi ve sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli personel ihtiyacının karşılanması hedefleniyor. NİTELİKLİ İŞ GÜCÜ Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, belediyecilik anlayışlarının merkezinde insanın yer aldığını vurguladı. Başkan Yılmaz, “Daha yaşanabilir bir Yıldırım için çalışmalarımızı sürdürürken, hemşehrilerimizin sosyal ve ekonomik hayatına da destek oluyoruz. Göreve geldiğimiz günden bu yana uyguladığımız istihdam odaklı projelerle binlerce vatandaşımızın iş sahibi olmasına katkı sağladık. İnovasyon ve Girişimcilik Merkezi’mizde hemşehrilerimize mesleki ve teknik eğitim veriyoruz. Özellikle tekstil başta olmak üzere otomotiv ve makine sektörlerine nitelikli ara eleman yetiştiriyoruz. Kursiyerlerimize sadece eğitim vermekle kalmıyor, eğitimden sonra istihdama dahil olmaları için uygun iş yerlerine yönlendiriyoruz. Böylece hem hemşehrilerimize istihdam sağlıyor hem de sektörün iş gücü açığını gidermesine yardımcı oluyoruz” dedi.

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay: "Ticari Kredi Faizlerinde De Düşüş Bekliyoruz" Haber

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay: "Ticari Kredi Faizlerinde De Düşüş Bekliyoruz"

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) likidite yönetiminde operasyonel değişikliğe giderek 1 haftalık repo ihalelerine yeniden başlamasını, enflasyonla mücadele sürecinde üretimin sürdürülebilirliğini koruyacak son derece kritik bir normalleşme hamlesi olarak niteledi. Politika faizinin sabit tutulmasına karşın bankacılık sisteminin fonlama maliyetinin gecelik yüzde 40 seviyesinden haftalık yüzde 37’lik repo seviyesine çekilmesinin piyasada örtülü olarak 3 puanlık bir indirime denk geldiğini belirten İbrahim Burkay, "TCMB Başkanı Sayın Fatih Karahan’ın sinyalini verdiği bu likidite adımının resmiyet kazanması, sanayici ve tüccarımız üzerindeki yüksek faiz yükünü hafifletmek adına memnuniyet verici bir başlangıçtır. Aslında bu gelişme, oda olarak aylardır her platformda dile getirdiğimiz, politika faizi ile reel piyasa faizleri ve enflasyon beklentileri arasındaki makasın kapanması yönündeki girişimlerimizin ne kadar haklı ve yerinde olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.” dedi. Piyasalardaki İlk Yansıma Verilere Yansıdı Merkez Bankası’nın 6 aylık bir aranın ardından 1 haftalık repo ihalesini düzenleyerek piyasaya 1 milyar TL fonlama sağladığına işaret eden İbrahim Burkay “Basit faizin yüzde 37, bileşik faizin ise yüzde 44,58 olarak gerçekleştiği ihale ile birlikte piyasa göstergelerinde de belirgin bir rahatlama yaşandı. Şubat ayından bu yana yüzde 40 seviyelerinde seyreden Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF), atılan bu adımla ilk kez yüzde 36,94 seviyesine çekildi.” ifadelerini kullandı. “Ticari Kredi Kanalları Açılmalı” Ekonomi yönetimiyle gerçekleştirdikleri görüşmelerde iş dünyasının finansmana, uygun koşullarda erişimi konusundaki taleplerinin kısmen de olsa karşılık bulmasının önemli olduğunu belirten Başkan Burkay, “Bankaların fonlama maliyetinde sağlanan bu gerilemenin, vakit kaybetmeksizin yüzde 45 ile yüzde 55 bandında sıkışan KOBİ ve ticari kredi faizlerine yansıtılması üretimin ve istihdamın devamlılığı için şarttır. Piyasada yaşanan nakit sıkışıklığı göz önüne alındığında, BDDK tarafında da KOBİ'ler için kredi esnekliği sağlayacak adımların atılması, ihracatçımızın rekabet gücünü koruyacak dengelerin gözetilmesi reel sektörün en temel beklentisidir. TCMB’nin attığı bu örtülü indirim adımını piyasalara nefes aldıracak olumlu bir gelişme olarak görüyor, bankacılık sektörünü bu finansman rahatlamasını ticari kredi kanallarına hızla yansıtmaya davet ediyoruz." diye konuştu. "KOSGEB Destekleri KOBİ’lerimizin Yatırım İştahını Artıracaktır" Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesinde KOSGEB eliyle yürütülen Kapasite Geliştirme Destek Programı'nın 2026 yılı 3. dönem başvurularının başlamasını da memnuniyetle karşıladıklarını dile getiren BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, programın KOBİ'lerin teknolojik dönüşümü ve kapasite artışları açısından kıymetli bir adım olduğunu vurguladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Fatih Kacır’ın açıkladığı destek paketinin detaylarına değinen BTSO Başkanı Burkay, şöyle devam etti: “36 ay vadeli kredilerde 30 milyon liraya kadar finansman, 20 puanlık finansman desteği ve sağlanan kefalet imkanları, yüksek finansman maliyetleri altında mücadele eden üreticilerimiz için can suyu niteliğindedir. Özellikle tedarikçi geliştirmeye yönelik savunma, uzay ve havacılık alanındaki projelere 30 milyon liraya kadar, hızlı büyüyen ve teknogirişim rozetine sahip işletmelere ise 20 milyon liraya kadar sunulan bu stratejik kaynak, Bursa’mızın yüksek katma değerli üretim hedeflerine doğrudan katkı sağlayacaktır. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 4 bin KOBİ’mizin 64 milyar liralık finansmana erişim sağlamış olması, bu mekanizmanın sahadaki başarısını göstermektedir. Sayın Bakanımıza destekleri için şükranlarımızı sunuyorum. BTSO olarak KOBİ'lerimizin rekabet gücünü artıracak her adımı desteklemeye devam edeceğiz." "Firmalarımıza Nefes Aldırıyoruz, Yeni Paket Yolda" Reel sektörün nakit akışını korumak ve finansmana erişimini kolaylaştırmak adına tüm imkânları seferber ettiklerinin altını çizen İbrahim Burkay, TOBB Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun liderliğinde ve KGF iş birliğiyle hayata geçirilen Nefes Kredisi projelerinde BTSO’nun her zaman öncü bir rol üstlendiğini ifade etti. Öz kaynakları KGF kefaletiyle birleştirip çarpan etkisi oluşturarak Bursa için rekor düzeyde finansman hacmi sağladıklarını belirten Burkay, "Bugüne kadar Oda kaynaklarımızla desteklediğimiz Nefes Kredisi paketleri kapsamında 2017 yılından bu yana 7 farklı ‘Nefes Kredisi’ paketinde yaklaşık 8.5 milyar TL’lik destek sunarak KOBİ’lerimize can suyu olduk. Piyasalardaki yüksek finansman maliyetleri ve nakit sıkışıklığı karşısında KOBİ’lerin uygun koşullu kredilere olan ihtiyacı sürüyor. TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu öncülüğünde, üyelerimizin finansman yükünü hafifletecek yeni bir Nefes Kredisi paketinin devreye alınması için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Teminat yetersizliği çeken firmalarımıza nefes aldıracak, üretimi ve istihdamı koruyacak yeni imkânları en kısa sürede Bursa iş dünyamızın hizmetine sunmayı hedefliyoruz."

YENİ KONUT ÜRETİMİNDE YAVAŞLAMA SİNYALİ Haber

YENİ KONUT ÜRETİMİNDE YAVAŞLAMA SİNYALİ

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2026 yılı ikinci çeyrek Yapı İzin İstatistikleri, inşaat sektörünün mevcut durumunu ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri birlikte değerlendirmeyi gerektiren bir tablo ortaya koydu. TÜİK verilerine göre 2026 yılının ikinci çeyreğinde, geçen yılın aynı dönemine göre yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 2,0, daire sayısı yüzde 9,5 ve toplam yüzölçümü yüzde 7,4 geriledi. Buna karşılık yapı kullanma izin belgesi verilen bina sayısı yüzde 13,7, daire sayısı yüzde 10,7 ve toplam yüzölçümü yüzde 5,8 arttı. İMSİAD ve İMSİFED Başkanı Şeref Demir, verilerin sektör açısından iki farklı mesaj taşıdığına dikkat çekerek, “Yapı kullanma izin belgelerindeki artış, daha önce başlamış ve tamamlanma aşamasına gelmiş projelerde üretimin sürdüğünü gösteriyor. Ancak yapı ruhsatlarındaki gerileme, yeni projelerin başlama hızında belirgin bir yavaşlama yaşandığını ortaya koyuyor. Bugünün iskan verileri geçmişte alınmış kararların sonucuyken, bugünün inşaat ruhsatları yarının üretim kapasitesini belirliyor. Bu nedenle ruhsatlardaki gerilemeyi özellikle dikkatle okumamız gerekiyor” dedi. “Maliyet, Finansman, Arsa ve Talep Aynı Anda Baskı Oluşturuyor” Sektörde yeni proje üretme kararının artık yalnızca konut talebi üzerinden şekillenmediğini belirten Demir, birçok faktörün aynı anda yatırım kararlarını etkilediğini söyledi. Demir, “İnşaat maliyetleri hâlâ yüksek, finansman maliyetleri yatırım kararlarını sınırlıyor, arsa maliyetleri birçok bölgede projenin fizibilitesini zorluyor. Bunun yanında vatandaşın konut alma gücü ile konut fiyatları arasındaki makas da yatırımcı açısından öngörülebilirliği azaltıyor. Bu şartlarda müteahhitler doğal olarak yeni projeye başlamadan önce çok daha temkinli davranıyor” ifadelerini kullandı. TÜİK’in haziran ayı verilerine göre inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 28,66 artarken, bina inşaatı maliyet endeksindeki yıllık artış yüzde 28,54 oldu. Aynı dönemde işçilik maliyetindeki yıllık artış yüzde 30,25 olarak gerçekleşti. Demir, “Maliyetlerin bu seviyede arttığı, finansmana erişimin hâlâ kolay olmadığı ve talebin dönemsel olarak dalgalandığı bir ortamda ruhsatların gerilemesi şaşırtıcı değil. Ancak bunu sektörün kaderi olarak kabul etmemeliyiz. Doğru politikalarla üretim maliyetlerini aşağı çekmek, finansmana erişimi kolaylaştırmak ve özellikle konut üretimini desteklemek mümkün” diye konuştu. “Ruhsattaki Gerileme Kentsel Dönüşüm Açısından da Önemli Bir Uyarı” Bursa gibi hızlı nüfus artışı yaşayan ve deprem riski nedeniyle ciddi ölçekte kentsel dönüşüm ihtiyacı bulunan kentlerde bu verilerin daha farklı bir anlam taşıdığını vurgulayan Şeref Demir, yeni yapı üretiminin yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Demir, “Türkiye’nin önünde sadece yeni konut ihtiyacı değil, aynı zamanda mevcut yapı stokunun yenilenmesi gibi çok daha büyük bir ihtiyaç bulunuyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde yeni üretimin yavaşlaması, kentsel dönüşümün de arzu edilen hızda ilerlemesini zorlaştırabilir. Özellikle deprem riski taşıyan yapıların dönüşümünü hızlandıracak finansman modellerine, uygun maliyetli konut üretimini destekleyecek mekanizmalara ve arsa arzını artıracak politikalara ihtiyaç var” dedi. “Yapı Kullanım İzinlerindeki Artışı Üretimdeki Toparlanma Olarak Okumamak Gerekiyor” Yapı kullanma izin belgelerindeki artışın olumlu olduğunu ancak bunun yeni üretimdeki tabloyla karıştırılmaması gerektiğini belirten Demir, “İskan verilerindeki yükseliş elbette sevindirici. Ancak bu artış daha önce ruhsatı alınmış projelerin tamamlanmasıyla ilgili. Asıl bakmamız gereken, yeni ruhsatların nasıl bir eğilim gösterdiğidir. Çünkü bugün ruhsatı alınmayan proje, birkaç yıl sonra tamamlanacak ve ekonomiye katkı sağlayacak yeni yapı stoğunun oluşmaması anlamına gelir” değerlendirmesinde bulundu. Demir, TÜİK’in mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilerinde de ikinci çeyrekte yapı ruhsatı verilen toplam yüzölçümün bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,1 azaldığına, buna karşılık yapı kullanma izin belgesi verilen toplam yüzölçümün yüzde 2,8 arttığına dikkat çekti. “Sektörün Önünü Açacak Bir Politika Setine İhtiyaç Var” İnşaat sektörünün yüzlerce alt sektörü harekete geçiren, istihdam ve ekonomik büyüme açısından yüksek çarpan etkisine sahip bir alan olduğunu belirten Şeref Demir, önümüzdeki dönemin temel hedefinin üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak olması gerektiğini söyledi. Demir, “Biz sektör olarak daha fazla bina yapmak için değil, güvenli, erişilebilir, nitelikli ve yaşanabilir yapılar üretmek için mücadele ediyoruz. Bunun gerçekleşmesi için de üreticinin önünü görebildiği bir yatırım ortamına ihtiyacımız var. Finansman maliyetlerinin makul seviyelere gelmesi, arsa arzının artırılması, ruhsat ve proje süreçlerinin hızlandırılması, kentsel dönüşüm finansmanının güçlendirilmesi ve konut alıcısının finansmana erişiminin kolaylaştırılması bu açıdan büyük önem taşıyor” dedi. Şeref Demir, son olarak şu değerlendirmede bulundu: “Yapı izin istatistikleri bize açıkça şunu söylüyor: Sektörde mevcut projelerin tamamlanması yönünde bir hareketlilik var ancak yeni proje üretiminde aynı ivmeyi göremiyoruz. Bugün doğru adımları atmazsak, bunun etkisini yarın konut arzında, fiyatlarda ve özellikle kentsel dönüşümün hızında görebiliriz. Amacımız yalnızca bugün üretimin devam etmesi değil; Türkiye’nin ve Bursa’nın gelecekteki konut ihtiyacını karşılayabilecek güçlü, sağlıklı ve sürdürülebilir bir üretim kapasitesini korumaktır. Bunun için kamu, yerel yönetimler, finans sektörü ve özel sektörün ortak akılla hareket etmesi gerekiyor.”

Altıparmak-Çarşamba'da kentsel dönüşüm hızlanıyor Haber

Altıparmak-Çarşamba'da kentsel dönüşüm hızlanıyor

Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Osmangazi ilçesindeki 82 hektarlık Altıparmak-Çarşamba bölgesinde 2.215 yapının yüzde 85'inin yüksek risk grubunda bulunduğuna dikkat çekerek, "Bu bölgede kentsel dönüşüm sürecine hız verdik. Süreci, tamamen katılımcı yaklaşımla yürüteceğiz" dedi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Osmangazi'de kentsel dönüşüm süreci hakkında değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Büyükşehir Belediyesi ve Osmangazi Belediyesi bürokratları katıldı. Toplantıda Altıparmak ve Çarşamba bölgelerindeki kentsel dönüşüm süreci masaya yatırıldı. 2.215 yapının yüzde 85'i yüksek risk grubunda Altıparmak-Çarşamba bölgesini ‘stratejik bir alan' olarak nitelendiren Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, "Tarihi kent merkezi, Hanlar Bölgesi ve Hisar'ın çeperinde, Kültürpark ile Merinos Parkı arasında bulunan toplam 82 hektar büyüklüğündeki bölgede yapılan teknik incelemelerde 2 bin 215 yapının yüzde 85'inin yüksek risk grubunda olduğu tespit edildi" diyerek tabloya dikkat çekti. Açık, şeffaf ve tam katılımcı yaklaşım Bölgedeki deprem riskinin yüksekliği nedeniyle dönüşüme ivme kazandırılması gerektiğine vurgu yapan Başkan Vekili Şahin Biba, "Dönüşüm süreci; Osmangazi Belediyesi, Bursa Kent Konseyi, Şehir Plancıları Odası, Mimarlar Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, Harita Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası ve Peyzaj Mimarları Odası katkılarıyla hazırlanan taslak planın ana ilkeleri esas alınarak şekillendirildi. Proje; meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve bölge sakinlerinin görüşlerine açık, şeffaf ve tam katılımcı bir yaklaşımla yürütülecek" ifadelerini kullandı. Değer bazlı bir modelleme yapıldı Dönüşüm vizyonunun yalnızca fiziksel bir yenileme değil, bölgeye ve tüm Bursa'ya katma değer sağlayacak ‘değer bazlı' bir model üzerine kurgulandığını belirten Başkan Vekili Biba, "Depreme dayanıklı güvenli konutların ve sosyal altyapının hızla tamamlanabilmesi adına gerekli finansman kaynakları ve uygulama alternatifleri üzerine çalışmalarımız devam ediyor" dedi. Güçlü bir kültür aksı oluşturulacak "Altıparmak ve Darmstadt Caddeleri arasında bölgenin orta noktasından geçen, tamamen yayalaştırılmış güçlü bir kültür aksı oluşturmayı planlıyoruz" diyen Başkan Vekili Biba, bölgeye ilişkin planlanan düzenlemeler hakkında "Bu aks, Merinos'tan başlayıp Hanlar Bölgesi'ne ve Emir Sultan'a kadar uzanan tarihi yaya omurgasının odak noktası olacak. Bölgenin giriş noktalarında (Kent Meydanı yönü, Kültürpark/İpekiş tarafı ve Altıparmak Caddesi üzerinde) yeni meydanlar tasarlanarak alana girişler daha tanımlı ve davetkar hale getirilecek. Altıparmak ve Darmstadt caddelerinde kaldırımlar genişletilerek yaya sirkülasyonunun sürekliliği ve konforu artırılacak" şeklinde konuştu. Bölge odak noktası haline getirilecek Başkan Vekili Şahin Biba, "Bölgenin ticari kapasitesi canlandırılacak, kültürel ve sosyal aktivite alanları genişletilerek gece-gündüz canlı ve hareketli bir kent yaşamı tesis edilecek. İki ana konut odağında; avluları, sosyal donatıları ve nitelikli mimarisiyle güvenli ve konforlu yaşam alanları inşa edilecek. Dünya örneklerinde olduğu gibi, kente değer katan bu yayalaştırılmış alan; Bursalıların ve ziyaretçilerin aileleriyle birlikte yeme-içme, alışveriş, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını tek bir noktada karşılayabileceği bir odak noktası haline getirilecek" ifadelerini kullandı. "Bursa'mızın geleceği için el birliğiyle çalışıyoruz" Şahin Biba, kritik kararların alındığı toplantıya ilişkin yaptığı değerlendirmede "Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın ve çalışma arkadaşlarımızla birlikte Osmangazi ilçemizin kentsel dönüşüm bekleyen mahalleleri ile ilgili toplantımızı gerçekleştirdik. Bölgelerimizin ihtiyaçlarını, sürecin yol haritasını ve atılacak adımları kapsamlı şekilde ele aldık. Bursa'mızın geleceği için el birliğiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi. "Çözüm odaklı çalışmalarımızı sürdürüyoruz" Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın da "Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba ve çalışma arkadaşlarımızla birlikte, Altıparmak ve Çarşamba'nın kentsel dönüşüm sürecini değerlendirmek üzere gerçekleştirdiğimiz toplantımızı tamamladık. Mevcut durumu, vatandaşlarımızın beklentilerini ve dönüşüm sürecinde atılması gereken adımları kapsamlı şekilde ele aldık. Osmangazi'mizde güvenli ve sağlıklı yaşam alanları oluşturmak için süreci takip ediyoruz" dedi.

Özer Matlı’dan Güçlü Mesaj: “60 Bin Üyemiz Dönüşüme Hazır, Asıl Yürüyüş Şimdi Başlıyor” Haber

Özer Matlı’dan Güçlü Mesaj: “60 Bin Üyemiz Dönüşüme Hazır, Asıl Yürüyüş Şimdi Başlıyor”

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Adayı Özer Matlı ekibinin öncülüğünde açılanl Birlikte Çalışma Merkezi, geniş katılımlı bir törenle açıldı. Merkezin önündeki alanı dolduran sanayiciler, tüccarlar, KOBİ temsilcileri, küçük işletme sahipleri, girişimciler, meclis üyeleri, meslek komitesi üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ve basın mensupları, Bursa iş dünyasının geleceğine ilişkin güçlü bir buluşmaya imza attı. Yoğun katılımın yaşandığı törende Bursa iş dünyasına seslenen Özer Matlı, açılışın bir seçim ofisinin faaliyete geçmesinden çok daha büyük bir anlam taşıdığını belirtti. “Bursa iş dünyasında yeni bir dönemin kapılarını açıyoruz” Birlikte Çalışma Merkezi’nin kuruluş amacını anlatan Matlı, konuşmasına şu sözlerle başladı: “Bu akşam burada yalnızca bir merkezin kapılarını açmıyoruz. Bursa iş dünyasında yeni bir dönemin kapılarını açıyoruz. Buraya özellikle ‘seçim ofisi’ demedik. Çünkü bizim meselemiz yalnızca bir seçimi kazanmak değildir. Bizim meselemiz; Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nı 60 bin üyesinin tamamıyla yeniden buluşturmak, her üyemizi odasının gerçek sahibi yapmak ve Bursa’nın geleceğini birlikte kurmaktır. Bu nedenle buranın adı Birlikte Çalışma Merkezi.” Üyelere uzaktan seslenen değil, her komitede, sektörde ve iş kolunda üyeleriyle yan yana çalışan bir yönetim anlayışı oluşturacaklarını belirten Matlı, “Bir kişinin etrafında toplanmaya değil, bütün üyelerimizin gücünü aynı hedefte buluşturmaya geliyoruz. Biz daha yeni başladık” dedi. “Bursa’nın güçlü bir dönüşüme ihtiyacı var” Bursa’nın Türkiye’ye yön veren üretim, ticaret, ihracat ve istihdam merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Matlı, küresel değişim karşısında BTSO’nun mevcut yöntemlerle yoluna devam edemeyeceğini söyledi. Matlı şöyle konuştu: “Bugün çarşıda da fabrikada da atölyede de ofiste de aynı ihtiyacı duyuyoruz: Bursa’nın bir dönüşüme ihtiyacı var. Ticaretin kuralları değişiyor. Teknoloji, finansman, rekabet ve pazarlar değişiyor. Böylesine büyük bir değişim yaşanırken Bursa yerinde sayamaz. BTSO da alışılmış yöntemlerle yoluna devam edemez. Bursa’nın ihtiyacı sadece günü kurtaran adımlar değil, bütün sektörleri kapsayan güçlü bir dönüşümdür. İşte biz bu dönüşümü başlatmak için adayız.” Adaylığının yalnızca bir alternatif oluşturma amacı taşımadığını vurgulayan Matlı, göreve gelmek, sorumluluk almak ve Bursa iş dünyasını geleceğe hazırlamak için yola çıktıklarını söyledi. “Başarı, üyelerin hayatında oluşturulan etkiyle ölçülür” BTSO’nun kurumsal geçmişine ve kuruluş mirasına sahip çıkacaklarını dile getiren Matlı, birkaç gün önce BTSO’nun kurucusu Osman Fevzi Efendi’nin kabrini ziyaret ettiklerini hatırlattı. Kuruluşundan bugüne kadar emek veren bütün başkanlara, meclis üyelerine, meslek komitesi temsilcilerine ve çalışanlara teşekkür eden Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yapılan her doğru işi Bursa’nın değeri kabul ediyoruz. Ancak geçmişe vefa göstermek, bugünün ihtiyacını söylemeye engel değildir. Tam tersine, o büyük mirasa sahip çıkmanın yolu; kurumu zamanın ihtiyaçlarına göre yenilemek ve daha ileri taşımaktır. Çünkü kurumlar binalarıyla değil, üyeleriyle yaşar. Başarı, yapılan işlerin sayısıyla değil, üyelerin hayatında oluşturulan etkiyle ölçülür. Kurumlar gücünü makamlarından değil, temsil ettikleri insanların güveninden alır.” “Ben bir koltuğa değil, Bursa iş dünyasının sorumluluğunu taşımaya talibim” Üretimin içinden gelen bir iş insanı olduğunu belirten Özer Matlı, yatırım yapmanın, istihdam oluşturmanın ve binlerce çalışanın sorumluluğunu taşımanın ne anlama geldiğini bildiğini ifade etti. Bugün 32 şirket, 31 marka, 11 sektör, 81 il ve 7 bini aşkın çalışma arkadaşına ulaşan bir yapıyı birlikte kurduklarını belirten Matlı, Bursa Ticaret Borsası’ndaki görev dönemlerinde de kurumun gücünü ve etkinliğini artıran önemli çalışmalara imza attıklarını kaydetti. Matlı, “Bunları kendimi anlatmak için değil; Bursa iş dünyasının önündeki dönüşümü yönetecek tecrübeye, cesarete ve icra gücüne sahip bir ekip olduğumuzu belirtmek için söylüyorum. Ben bir koltuğa değil; Bursa iş dünyasının yükünü, beklentisini ve umudunu taşımaya talibim” dedi. “60 bin üyenin tamamının yönetimi olacağız” 60 Bin üyenin odalarından ayrıcalık değil adalet, mesafe değil temas, söz değil sonuç beklediğini ifade eden Matlı, destek veren ya da farklı düşünen her üyenin BTSO’nun ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı: “Göreve geldiğimizde yalnızca bize oy verenlerin değil, 60 bin üyenin tamamının yönetimi olacağız” diyen Matlı, ticaret ve sanayinin birbirinin rakibi olmadığını belirtti: “Küçük işletmemiz, tüccarımız, KOBİ’miz, sanayicimiz, hizmet sektörümüz ve girişimcimiz bu odanın eşit sahibidir. Bir sektörün gücü diğerinin önüne geçmeyecek. Bir üyenin ölçeği, cirosu, çevresi ya da adresi aldığı hizmetin ölçüsü olmayacak. Odanın imkânları bütün üyelerimize adaletle ulaşacak.” 70 meslek komitesine hedef, yetki ve çalışma bütçesi Yeni yönetim anlayışında BTSO’nun 70 meslek komitesine daha güçlü ve işlevsel bir yapı kazandıracaklarını açıklayan Matlı, komitelerin yalnızca sorun aktaran ve toplantı yapan yapılar olmaktan çıkarılacağını söyledi. Matlı, “Komitelerimiz kendi sektörlerinin geleceğine yön veren, karar süreçlerine katılan ve sonuçları takip eden güçlü çalışma merkezleri olacak. Her komitenin hedefleri olacak, yetkisi olacak, çalışma bütçesi olacak. Komitelerimiz kaynak kullanan, proje geliştiren ve sonuç üreten yapılar hâline gelecek. Çünkü sektörünü en iyi bilenler, o sektörün içinde emek verenlerdir” ifadelerini kullandı. “BTSO’nun tek kuruşunu kullanmadan çalışıyoruz” Birlikte Çalışma Merkezi’nin ve bugüne kadar yürütülen bütün çalışmaların kendi imkânlarıyla hayata geçirildiğini açıklayan Matlı, bu süreçte BTSO bütçesinden herhangi bir kaynak kullanılmadığının altını çizdi: “Bu merkezi de yürüttüğümüz bütün çalışmaları da kendi imkânlarımızla, kendi emeğimizle ve kendi bütçemizle hayata geçiriyoruz. BTSO’nun tek kuruşunu kullanmadan çalışıyoruz. Bizim arkamızda odanın bütçesi değil, üyelerimizin güveni var. Bizim gücümüz makamdan değil, sahadan geliyor.” Sahada yürütülen çalışmalara katkı sunan yol arkadaşlarına da teşekkür eden Matlı, ulaşılmayan tek bir üye kalmayana kadar çalışmaya devam edeceklerini söyledi. Bursa Dönüşüm Planı kamuoyuna açıklanacak Konuşmasında önümüzdeki dönemin çalışma takvimine ilişkin açıklamalarda da bulunan Matlı, Bursa’nın bütün ticaret ve sanayi alanlarını kapsayacak Bursa Dönüşüm Planı’nın yakın zamanda düzenlenecek bir basın toplantısıyla kamuoyuna sunulacağını duyurdu. Planın çarşıdaki esnaftan ihracatçı sanayiciye, küçük işletmelerden teknoloji girişimlerine kadar bütün üyeleri kapsayacağını belirten Matlı, “Hiçbir sektör dışarıda kalmayacak. Hiçbir üye geride bırakılmayacak. Açıkladığımız hiçbir çalışma kâğıt üzerinde kalmayacak. Tek merkez odaklı değil, bütün kentin kapsam içinde tutulduğu bir dönüşüm planı sunacağız.” dedi. Düzenlenecek basın toplantısının tek yönlü bir sunum olmayacağını vurgulayan Matlı şu ifadeleri kullandı: “Bu basın toplantısında amacımız yalnızca bizim konuşmamız değil; basın mensuplarımızın özgürce soru sorması ve her soruya açık yüreklilikle cevap verilmesi olacak. Son dönemde Bursa kamuoyunun haber alma hakkı adına görev yapan basın mensuplarının soru soramadığı, cevap alamadığı, tek yönlü ve seyirlik BTSO etkinliklerinin giderek alışkanlığa dönüştüğünü görüyoruz. Biz sorudan da şeffaflıktan da çekinmeyeceğiz.” Eylül ayında büyük Bursa buluşması Bursa Dönüşüm Planı’nın açıklanmasının ardından Eylül ayı içerisinde Bursa iş dünyasının bütün kesimlerini buluşturacak geniş katılımlı büyük bir organizasyon düzenleneceğini açıklayan Matlı, açılışın çalışmaların sonu değil başlangıcı olduğunu söyledi. “Kimse bugünkü açılışla yetineceğimizi düşünmesin. Bu akşam yalnızca kapıyı açıyoruz, asıl yürüyüş şimdi başlıyor” diyen Matlı, Bursa iş dünyasına şu çağrıda bulundu: “Gelin, bu yürüyüşe katılın. Fikrinizi, tecrübenizi, itirazınızı ve önerinizi getirin. Komitenizde bir üyemize daha ulaşın. Sektörünüzde bir kapıyı daha çalın. Çünkü dokunduğumuz her üyeyle daha güçlüyüz. Yan yana geldiğimiz her sektörle hedefimize daha yakınız.” Konuşmasını “Birlikte Güçlü, Birlikte İleri” sözleriyle tamamlayan Özer Matlı, Birlikte Çalışma Merkezi’nin 60 bin BTSO üyesinin tamamına açık olacağını vurguladı: “Bu merkez Özer Matlı’nın merkezi değildir. Bu merkez, 60 bin BTSO üyesinin evidir. Birlikte Çalışma Merkezimiz Bursa’mıza ve 60 bin üyemize hayırlı olsun.”

Özer Matlı’dan güçlü mesaj: "60 bin üyemiz dönüşüme hazır, asıl yürüyüş şimdi başlıyor" Haber

Özer Matlı’dan güçlü mesaj: "60 bin üyemiz dönüşüme hazır, asıl yürüyüş şimdi başlıyor"

Birlikte Çalışma Merkezi’nin yoğun katılımlı açılışında Bursa iş dünyasına seslenen BTSO Başkan Adayı Özer Matlı; 60 bin üyeyi merkeze alan, adalet, şeffaflık ve birlikte yönetim üzerine kurulu yeni dönem vizyonunu açıkladı. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Adayı Özer Matlı ekibinin öncülüğünde açılan Birlikte Çalışma Merkezi, geniş katılımlı bir törenle açıldı. Merkezin önündeki alanı dolduran sanayiciler, tüccarlar, KOBİ temsilcileri, küçük işletme sahipleri, girişimciler, meclis üyeleri, meslek komitesi üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ve basın mensupları, Bursa iş dünyasının geleceğine ilişkin güçlü bir buluşmaya imza attı. Yoğun katılımın yaşandığı törende Bursa iş dünyasına seslenen Özer Matlı, açılışın bir seçim ofisinin faaliyete geçmesinden çok daha büyük bir anlam taşıdığını belirtti. "Bursa iş dünyasında yeni bir dönemin kapılarını açıyoruz" Birlikte Çalışma Merkezi’nin kuruluş amacını anlatan Matlı, konuşmasına şu sözlerle başladı: "Bu akşam burada yalnızca bir merkezin kapılarını açmıyoruz. Bursa iş dünyasında yeni bir dönemin kapılarını açıyoruz. Buraya özellikle ‘seçim ofisi’ demedik. Çünkü bizim meselemiz yalnızca bir seçimi kazanmak değildir. Bizim meselemiz; Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nı 60 bin üyesinin tamamıyla yeniden buluşturmak, her üyemizi odasının gerçek sahibi yapmak ve Bursa’nın geleceğini birlikte kurmaktır. Bu nedenle buranın adı Birlikte Çalışma Merkezi." Üyelere uzaktan seslenen değil, her komitede, sektörde ve iş kolunda üyeleriyle yan yana çalışan bir yönetim anlayışı oluşturacaklarını belirten Matlı, "Bir kişinin etrafında toplanmaya değil, bütün üyelerimizin gücünü aynı hedefte buluşturmaya geliyoruz. Biz daha yeni başladık" dedi. "Bursa’nın güçlü bir dönüşüme ihtiyacı var" Bursa’nın Türkiye’ye yön veren üretim, ticaret, ihracat ve istihdam merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Matlı, küresel değişim karşısında BTSO’nun mevcut yöntemlerle yoluna devam edemeyeceğini söyledi. Matlı şöyle konuştu: "Bugün çarşıda da fabrikada da atölyede de ofiste de aynı ihtiyacı duyuyoruz: Bursa’nın bir dönüşüme ihtiyacı var. Ticaretin kuralları değişiyor. Teknoloji, finansman, rekabet ve pazarlar değişiyor. Böylesine büyük bir değişim yaşanırken Bursa yerinde sayamaz. BTSO da alışılmış yöntemlerle yoluna devam edemez. Bursa’nın ihtiyacı sadece günü kurtaran adımlar değil, bütün sektörleri kapsayan güçlü bir dönüşümdür. İşte biz bu dönüşümü başlatmak için adayız." Adaylığının yalnızca bir alternatif oluşturma amacı taşımadığını vurgulayan Matlı, göreve gelmek, sorumluluk almak ve Bursa iş dünyasını geleceğe hazırlamak için yola çıktıklarını söyledi. "Başarı, üyelerin hayatında oluşturulan etkiyle ölçülür" BTSO’nun kurumsal geçmişine ve kuruluş mirasına sahip çıkacaklarını belirten Matlı, birkaç gün önce BTSO’nun kurucusu Osman Fevzi Efendi’nin kabrini ziyaret ettiklerini hatırlattı. Kuruluşundan bugüne kadar emek veren bütün başkanlara, meclis üyelerine, meslek komitesi temsilcilerine ve çalışanlara teşekkür eden Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yapılan her doğru işi Bursa’nın değeri kabul ediyoruz. Ancak geçmişe vefa göstermek, bugünün ihtiyacını söylemeye engel değildir. Tam tersine, o büyük mirasa sahip çıkmanın yolu; kurumu zamanın ihtiyaçlarına göre yenilemek ve daha ileri taşımaktır. Çünkü kurumlar binalarıyla değil, üyeleriyle yaşar. Başarı, yapılan işlerin sayısıyla değil, üyelerin hayatında oluşturulan etkiyle ölçülür. Kurumlar gücünü makamlarından değil, temsil ettikleri insanların güveninden alır." "Ben bir koltuğa değil, Bursa iş dünyasının sorumluluğunu taşımaya talibim" Üretimin içinden gelen bir iş insanı olduğunu belirten Özer Matlı, yatırım yapmanın, istihdam oluşturmanın ve binlerce çalışanın sorumluluğunu taşımanın ne anlama geldiğini bildiğini ifade etti. Bugün 32 şirket, 31 marka, 11 sektör, 81 il ve 7 bini aşkın çalışma arkadaşına ulaşan bir yapıyı birlikte kurduklarını belirten Matlı, Bursa Ticaret Borsası’ndaki görev dönemlerinde de kurumun gücünü ve etkinliğini artıran önemli çalışmalara imza attıklarını kaydetti. Matlı, "Bunları kendimi anlatmak için değil; Bursa iş dünyasının önündeki dönüşümü yönetecek tecrübeye, cesarete ve icra gücüne sahip bir ekip olduğumuzu belirtmek için söylüyorum. Ben bir koltuğa değil; Bursa iş dünyasının yükünü, beklentisini ve umudunu taşımaya talibim" dedi. "60 bin üyenin tamamının yönetimi olacağız" 60 Bin üyenin odalarından ayrıcalık değil adalet, mesafe değil temas, söz değil sonuç beklediğini ifade eden Matlı, destek veren ya da farklı düşünen her üyenin BTSO’nun ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı: "Göreve geldiğimizde yalnızca bize oy verenlerin değil, 60 bin üyenin tamamının yönetimi olacağız" diyen Matlı, ticaret ve sanayinin birbirinin rakibi olmadığını belirtti: "Küçük işletmemiz, tüccarımız, KOBİ’miz, sanayicimiz, hizmet sektörümüz ve girişimcimiz bu odanın eşit sahibidir. Bir sektörün gücü diğerinin önüne geçmeyecek. Bir üyenin ölçeği, cirosu, çevresi ya da adresi aldığı hizmetin ölçüsü olmayacak. Odanın imkânları bütün üyelerimize adaletle ulaşacak." 70 meslek komitesine hedef, yetki ve çalışma bütçesi Yeni yönetim anlayışında BTSO’nun 70 meslek komitesine daha güçlü ve işlevsel bir yapı kazandıracaklarını açıklayan Matlı, komitelerin yalnızca sorun aktaran ve toplantı yapan yapılar olmaktan çıkarılacağını söyledi. Matlı, "Komitelerimiz kendi sektörlerinin geleceğine yön veren, karar süreçlerine katılan ve sonuçları takip eden güçlü çalışma merkezleri olacak. Her komitenin hedefleri olacak, yetkisi olacak, çalışma bütçesi olacak. Komitelerimiz kaynak kullanan, proje geliştiren ve sonuç üreten yapılar hâline gelecek. Çünkü sektörünü en iyi bilenler, o sektörün içinde emek verenlerdir" ifadelerini kullandı. "BTSO’nun tek kuruşunu kullanmadan çalışıyoruz" Birlikte Çalışma Merkezi’nin ve bugüne kadar yürütülen bütün çalışmaların kendi imkânlarıyla hayata geçirildiğini açıklayan Matlı, bu süreçte BTSO bütçesinden herhangi bir kaynak kullanılmadığının altını çizdi: "Bu merkezi de yürüttüğümüz bütün çalışmaları da kendi imkânlarımızla, kendi emeğimizle ve kendi bütçemizle hayata geçiriyoruz. BTSO’nun tek kuruşunu kullanmadan çalışıyoruz. Bizim arkamızda odanın bütçesi değil, üyelerimizin güveni var. Bizim gücümüz makamdan değil, sahadan geliyor." Sahada yürütülen çalışmalara katkı sunan yol arkadaşlarına da teşekkür eden Matlı, ulaşılmayan tek bir üye kalmayana kadar çalışmaya devam edeceklerini söyledi. Bursa Dönüşüm Planı kamuoyuna açıklanacak Konuşmasında önümüzdeki dönemin çalışma takvimine ilişkin açıklamalarda da bulunan Matlı, Bursa’nın bütün ticaret ve sanayi alanlarını kapsayacak Bursa Dönüşüm Planı’nın yakın zamanda düzenlenecek bir basın toplantısıyla kamuoyuna sunulacağını duyurdu. Planın çarşıdaki esnaftan ihracatçı sanayiciye, küçük işletmelerden teknoloji girişimlerine kadar bütün üyeleri kapsayacağını belirten Matlı, "Hiçbir sektör dışarıda kalmayacak. Hiçbir üye geride bırakılmayacak. Açıkladığımız hiçbir çalışma kâğıt üzerinde kalmayacak. Tek merkez odaklı değil, bütün kentin kapsam içinde tutulduğu bir dönüşüm planı sunacağız." dedi. Düzenlenecek basın toplantısının tek yönlü bir sunum olmayacağını vurgulayan Matlı şu ifadeleri kullandı: "Bu basın toplantısında amacımız yalnızca bizim konuşmamız değil; basın mensuplarımızın özgürce soru sorması ve her soruya açık yüreklilikle cevap verilmesi olacak. Son dönemde Bursa kamuoyunun haber alma hakkı adına görev yapan basın mensuplarının soru soramadığı, cevap alamadığı, tek yönlü ve seyirlik BTSO etkinliklerinin giderek alışkanlığa dönüştüğünü görüyoruz. Biz sorudan da şeffaflıktan da çekinmeyeceğiz." Eylül ayında büyük Bursa buluşması Bursa Dönüşüm Planı’nın açıklanmasının ardından Eylül ayı içerisinde Bursa iş dünyasının bütün kesimlerini buluşturacak geniş katılımlı büyük bir organizasyon düzenleneceğini açıklayan Matlı, açılışın çalışmaların sonu değil başlangıcı olduğunu söyledi. "Kimse bugünkü açılışla yetineceğimizi düşünmesin. Bu akşam yalnızca kapıyı açıyoruz, asıl yürüyüş şimdi başlıyor" diyen Matlı, Bursa iş dünyasına şu çağrıda bulundu: "Gelin, bu yürüyüşe katılın. Fikrinizi, tecrübenizi, itirazınızı ve önerinizi sunun. Komitenizde bir üyemize daha ulaşın. Sektörünüzde bir kapıyı daha çalın. Çünkü dokunduğumuz her üyeyle daha güçlüyüz. Yan yana geldiğimiz her sektörle hedefimize daha yakınız." Konuşmasını "Birlikte Güçlü, Birlikte İleri" sözleriyle tamamlayan Özer Matlı, Birlikte Çalışma Merkezi’nin 60 bin BTSO üyesinin tamamına açık olacağını vurguladı: "Bu merkez Özer Matlı’nın merkezi değildir. Bu merkez, 60 bin BTSO üyesinin evidir. Birlikte Çalışma Merkezimiz Bursa’mıza ve 60 bin üyemize hayırlı olsun."

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.