Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Filistin

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Filistin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Filistin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Numan Kurtulmuş’tan “Yeni Bir Dünya” çağrısı Haber

Numan Kurtulmuş’tan “Yeni Bir Dünya” çağrısı

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Bursa Uludağ Üniversitesi tarafından düzenlenen “Küresel Adalet Arayışı” başlıklı konferansa katıldı. Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programa; Vali Erol Ayyıldız, Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çelenk, Büyükşehir Başkanvekili Şahin Biba, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti Bursa Milletvekilleri, Ahmet Kılıç, Emel Gözükara Durmaz, Emine Yavuz Gözgeç, Mustafa Yavuz, Mustafa Varank, Refik Özen, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, akademisyenler ve öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleşti. Kurtulmuş konuşmasında, mevcut dünya sisteminin adalet üretmediğini belirterek, “Dünya nüfusunun sadece %1’i küresel servetin yarısına sahip. Bu tablo sürdürülemez. İnsanlığın yeni, adil bir küresel mimariye ihtiyacı var” dedi. Küresel adaletsizliğin ekonomik boyutuna dikkat çeken Kurtulmuş, savaşların bazı çevreler için kazanç kapısı haline geldiğini ifade etti. Kurtulmuş, Birleşmiş Milletler ( BM) gibi küresel kuruluşların kuruluş amaçlarından saptığını belirterek eleştirilerde bulundu. Birleşmiş Milletler’in kuruluş amaçlarından saptığını söyleyen Kurtulmuş, Gazze’de yaşanan insanlık dramı karşısında BM’nin yetersiz kaldığını vurguladı. Türkiye’nin küresel adalet arayışında güçlü bir ses olduğunu belirten Kurtulmuş, “Dünya beşten büyüktür” söyleminin bir slogan değil, tüm insanlığı esas alan bir düzen teklifi olduğunu dile getirdi. Kurtulmuş, NATO Meclis Başkanları toplantısı gibi uluslararası platformlarda Türkiye'nin Filistin ve Gazze konusundaki dik duruşunun birçok ülke tarafından takdirle izlendiğini de sözlerine ekledi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ)’nün 60 bini aşkın öğrencisi ve 15 fakültesiyle Türkiye’nin öncü eğitim kurumlarından biri olduğunu ifade etti. Numan Kurtulmuş konuşmasını, “sonuç olarak, dünyanın yeni bir ekonomik, siyasal ve ahlaki mimariye ihtiyacı vardır. Bu mimari; yalnızca güçlüleri değil, tüm insanlığı esas alan daha adil bir düzeni hedeflemelidir”, sözleriyle tamamladı. Programda konuşan Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Türkiye’nin tarihi boyunca mazlumun yanında duran, adaleti önceleyen güçlü bir medeniyetin temsilcisi olduğunu ifade etti. Ayyıldız, Türkiye’nin, dünyada barışın, hakkaniyetin ve insani değerlerin güçlenmesi adına önemli bir tarihi sorumluluk üstlendiğini belirtti. Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz ise Bursa Uludağ Üniversitesinin başarısına dikkat çekerek, Türkiye’de 23 tane araştırma üniversitesi arasında yer aldıklarını ifade etti. Yılmaz, “YÖK’ün 2017 civarında başlattığı bu sınıflandırma ilk etapta yaklaşık 15 üniversiteyle oluşturulmuştu. Şu anda ise 23 üniversiteden oluşan, üçü vakıf, geri kalanı devlet olmak üzere ve ayrıca 10 aday üniversitenin yer aldığı bir araştırma üniversiteleri kategorizasyonu bulunuyor. Biz de bu 23 üniversite arasında yer alıyoruz. Elbette Bursa gibi sanayisi ve ekonomisi son derece güçlü, tecrübeli bir şehrin üniversitesi olarak bu ligde yer almakla kalmıyor, üst sıraları da zorluyoruz” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Komisyonu'ndan uluslararası 4 kanun teklifine onay Haber

Dışişleri Komisyonu'ndan uluslararası 4 kanun teklifine onay

TBMM Dışişleri Komisyonu, AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay başkanlığında toplandı. Toplantının açılışında konuşan Oktay, ABD ve İsrail’in saldırılarıyla başlayan İran merkezli savaşın 74’üncü gününe girdiğini, kırılgan ateşkese rağmen bölgede gerilimin sürdüğünü söyledi. Hürmüz Boğazı’nda serbest deniz ulaşımının sağlanamadığını belirten Milletvekili Oktay, savaşın bedelini tüm dünyanın ödediğini ifade ederek, Türkiye’nin önceliğinin savaş öncesi istikrar ortamına dönüş olduğunu kaydetti. Bölgesel gerilimin kardeş ülkeler arasında daha büyük çatışmalara yol açabileceği uyarısında bulunan Oktay, Türkiye’nin diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü belirterek, “İmzalanacak nihai barış anlaşmasının bölgenin barış, istikrar ve refahına hizmet etmesi büyük önem taşıyor” dedi. Gazze ve Batı Şeria’daki gelişmelerin gündemden düşmemesi gerektiğini vurgulayan Oktay, İsrail’in Filistin başta olmak üzere bölge ülkelerine yönelik saldırı ve işgal girişimlerinin kabul edilemez olduğunu ifade etti. TBMM'nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre komisyonda ayrıca Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa Kulaklıkaya ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Zafer Demircan kanun tekliflerine ilişkin bilgi verdi ve milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan yenilenebilir enerji anlaşması kapsamında toplam 5 bin megavatlık güneş ve rüzgar enerjisi yatırımı planlandığı açıklandı. İlk etapta Sivas ve Karaman’da toplam 2 bin megavatlık güneş enerjisi santralinin kurulacağı bildirildi. Toplantıda, savunma iş birliği, Türk Devletleri Teşkilatı sivil koruma mekanizması ve enerji alanlarını kapsayan 4 uluslararası anlaşma teklifi kabul edildi.

HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır" Haber

HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır"

HAK-İŞ Konfederasyonu 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü; Bursa ili Gökdere Meydanı’nda kutladı. 1 Mayıs temasını "Birlik, Mücadele, Dayanışma ve Savaşa Hayır" olarak belirleyen HAK-İŞ’in kutlama programına Bursa başta olmak üzere, Yalova, Bilecik, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Balıkesir, Düzce, Eskişehir, Kütahya, Çanakkale, Bolu, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Karabük illerinden katılım sağlandı. Yaklaşık 15 bin kişinin katılım sağladığı programda vergide adalet, hayat pahalılığıyla mücadele, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, mevsimlik-geçici ve kampanya işçilerinin sorunlarının çözümü, mutlak iş güvencesi ve adil bir emeklilik sistemi gibi birçok konu ele alındı. Ayrıca Gazze başta olmak üzere İran, Sudan ve Lübnan’da sivillerin hedef alındığı saldırılar da kınandı. HAK-İŞ’in 1 Mayıs kutlamalarına Sudan İşçi Sendikaları Federasyonu (SWTUF) Genel Başkanı Abdülkadir Sırrulhatme de katılım sağladı. Bu çerçevede, Sudan halkının egemenlik haklarına ilişkin birlik ve dayanışma mesajları verildi. Program, belediye işçilerinden oluşan müzik grubu olan ’Grup Şantiye’ tarafından verilen konser ile başladı. "Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde destekliyoruz" Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, HAK-İŞ’in uluslararası bir sivil toplum örgütü olduğunu belirterek, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada haksızlığa uğrayan insanların yanında olduklarının altını çizdi. Bu çerçevede Sudan’daki iç savaşa değinen Arslan, Hızlı Destek Kuvvetleri adlı örgütün Sudan halkına soykırım uyguladığını ve sivil halka karşı katliam gerçekleştirdiğini dile getirdi. Arslan, "Bugün yaşananlara karşı sesimizi yükseltmezsek bu hainler, bu emperyalist güçler üstümüze üstümüze geliyor. Onun için SWTUF ile beraber yaklaşık 8 yıldır darbecilere karşı mücadele ettik. SWTUF’un genel merkezinin yeniden açılması için destek olduk. Sudanlı kardeşlerimiz 15 Temmuz’dan sonra ülkemize gelip Ankara Kızılay’daki mitingimize katıldı. Abdulkadir bey de bu mitinge katılarak Türkiye’nin yanında olduğunu ifade ettiler. Bir taraftan ülkeyi emperyalistlere peşkeş çeken alçaklar varken bir tarafta bizimle beraber yürüyen Sudan halkı vardı. Onun için bu meydandan Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde desteklediğimizi ifade edelim" şeklinde konuştu. "İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak" Arslan, HAK-İŞ olarak Gazze ile bağlarını koparmadıklarını da söyleyerek, bu çerçevede Gazze ve Filistin için mücadeleye davam edeceklerini bildirdi. Bu kapsamda Gazze’ye yardım için yola çıkan Sumud Filosu’na selam gönderen Arslan, "Gazze’deki zulümlerin dünya tarafından yakından görülebilmesi için insani yardımların rahat gidebilmesi için yola çıkan Sumud Filosu’nda bizim de bir kardeşimiz o mücadelenin içinde yer alıyor. Fatma Zengin kardeşimize buradan bir kez daha selam gönderiyoruz. Allah onun yardımcısı olsun. Sumud bizim hayallerimizi temsil ediyor. Sumud Gazze’nin ufuklarında yeni bir güneş doğmasını temsil ediyor. Sumud ateşkesin gerçekten sağlanmasını, barışın mutlaka gelmesini, başkenti Kudüs olan bağımsız özgür bütün dünyanın tanıdığı bir Filistin Devleti kurulması için önemli bir meşale yaktı. Birinci Sumud ile Filistin’de, Gazze’de ateşkesi şeklen de olsa başardık. İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak" ifadelerine yer verdi. "Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır" HAK-İŞ olarak 2020 yılında 1 Mayıs kutlamalarını Bursa’da gerçekleştirmek istediklerini fakat pandemi nedeniyle bunu gerçekleştiremediklerinin altını çizen Arslan, "Bursa’ya borcumuz vardı. Bu meydanları doldurup Bursa’yla kucaklaşmak, Bursa’yla beraber yola devam etmek istiyorduk. Onun için 6 yıl geç olsa da ocak ayındaki yönetim kurulumuz Bursa’da 1 Mayıs etkinliklerinin yapılmasına karar verdi. Ocak ayında, yaklaşık 5 ay önce 1 Mayıs’ı Bursa’da kutlama kararı aldık. Bazı çevreler başka şeyler arıyorlar. Aramayın boşuna. HAK-İŞ bağımsız, özgür bir kuruluştur. Hiçbir kararını hiçbir yerin etkisinde kalmadan vermektedir. Onun için Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır. İyi ki bu kararı verdik ve iyi ki buradayız" açıklamasında bulundu. Arslan, 1 Mayıs kutlamalarının sadece bir güne sığdırılamayacağını aktararak, HAK-İŞ olarak 1 Mayıs kutlamalarını 1 haftaya yaydıklarını ve çeşitli etkinlik ve programlara kutlamaya devam edeceklerini söyledi. "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır" HAK-İŞ’in 1 Mayıs’ı ideolojik yaklaşımlara taşıyanlara karşı mücadele başlattığını söyleyen Arslan, sözlerine şu şekilde devam etti: "Türkiye’nin bütün alanları 1 Mayıs alanı. Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Onun için biz yaklaşık 15 yıldır Türkiye’nin her bölgesinde birlik, mücadele, dayanışma gününü kutlamaya devam ediyoruz. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz. Biz sorunlarımızı meydanlarda yüksek sesle konuşacağız. Taleplerimizi ifade edeceğiz. Birliğimizi güçlendireceğiz. Ama polisle, jandarmayla, güvenlik güçleriyle çatışarak ülkeyi kaosa götürme oyunlarını sizin sayenizde bozduk Allah’a şükür. Bugün Türkiye’nin pek çok meydanında birlik, beraberlik, kardeşlik ruhu içerisinde 1 Mayıs etkinliklerini gerçekleştiriyoruz. Ama üzüntülerimiz var. 1977 yılında 1 Mayıs’ta Taksim’deki provokasyonlarla 37 emekçi kardeşimizin çoğu ezilerek öldü, 1977 katliamının hesabı hala sorulamadı. Komisyonlar kuruldu, araştırmalar yapıldı ama ne yazık ki 1 Mayıs 77’nin failleri bulunamadı. Buradan tekrar sesleniyoruz. Bu karanlık güçler yakalanmalı." "Daha güçlü bir sendika için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor" Arslan, 1 Mayıs’taki mottolarının sorunlarını yüksek sesle ve anlaşılır bir dilde ifade etmek olduğunu kaydederek, "Buraya katılan sendikacı kardeşlerimiz mücadelesini bayraklaştırmış bugün bu meydana anlam katan değerli emekçilerimiz sorunlarımız var. Bu sorunların çözümü için taleplerimizi buradan sıralıyoruz. Sendikal örgütlenmenin önündeki en büyük engelin iş güvencesinin olmamasıdır. Onun için sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kalkarken önce gerçek anlamda bir iş güvencesi istiyoruz. Bugünkü iş güvencesi bizi tatmin etmiyor. Bizim sorunlarımızı çözmeye yetmiyor. 17 milyon işçinin olduğu bu ülkede 2 buçuk milyon sendikalı işçi bunu hak etmiyor. Emekçiler hak etmiyor. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Daha güçlü bir sendika için, daha güçlü bir emek hareketi için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. "Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bir sisteme itiraz ediyoruz" Vergi sistemine yönelik eleştirilerde de bulunan Arslan, sistemin değişmesi gerektiğine vurgu yaparak, "Vergide çok kazanandan ne yazık ki az, az kazanandan çok vergi alan bir yanlış gerçekten makul olmayan bir düzen var. Bu vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bu sistem bizim taleplerimizi karşılamıyor. Düşünebiliyor musunuz? Almanya’daki bir işçi evliyse evlilik her çocuk için vergi indirimi sağlarken bizim ülkemizde ne yazık ki bunlar olmuyor. Almanya’daki bir işçi temel tüketim malları için harcadığı kalemleri vergiden düşerken ne yazık ki bizde bunlar sağlanmıyor. Aile yükümlülüklerimiz ne yazık ki dikkate alınmıyor. Önceden sekizinci ayda, dokuzuncu ayda yüzde 20’lik dilime girerken şimdi ne yazık ki dördüncü ayda yüzde 20, yedinci ayda yüzde 27’lik dilimlere giriyoruz ve bu yüzde 40’lara kadar gidiyor. Böyle bir vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bunun değişmesi için gerçek anlamda bir vergi sistemine Türkiye’nin acilen kavuşmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Emeklilik sisteminin bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz" Arslan, emeklilik sisteminde sorunlar olduğunu kaydederek, "Dünyanın hiçbir ülkesinde sistemde daha fazla kalarak daha az maaş alan başka bir emekli grubu yok. Bu bizim ülkemize has ne yazık ki. Hazine ve Maliye Bakanı’na gittik. Çalışma Bakanı’na gittik. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na gittik. Partilerin grup başkanlarına gittik. Dedik ki ’bu adaletsizliği görün.’ Görüyorlar ve çözmüyorlar. Bunun bir an evvel sonuçlanması için vergi sisteminin nasıl ki değişmesini istiyorsak emeklilik sisteminin de bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz" dedi. "Asgari ücret tespit yapısının mutlaka değişmesi gerekiyor" Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının değişmesi gerektiğini kaydeden Arslan, hükümetle beraber işverenler ve işçilerin olduğu Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının misyonunu tamamladığını belirtti. Mevcut asgari ücret tespit yapısının yanlış olduğunu daha önce de dile getirdiklerini ifade eden Arslan, "Dünyadaki örneklerden yola çıkalım. Asgari ücret tespit komisyonunu oluşturalım. Buna göre asgari ücret belirleyelim. Ne yazık ki hükümet Bakanımıza ifade etmemize rağmen hükümetimiz ne yazık ki Asgari Ücret Tespit Komisyonu konusunda adım atmadı. Ve işverenlerle hükümet asgari ücreti belirledi. Türkiye’ye bu yakışmıyor. HAK-İŞ olarak bunu kabul edemiyoruz. Bu yapının mutlaka değişmesi gerekiyor. İşverenlerin ve hükümetin belirlediği asgari ücret bizim asgari ücretimiz olamaz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Buradan bir kez daha sesleniyorum; ’Sayın Bakanımız geliniz Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nu beraber oluşturalım, yeni bir yapı kuralım. Asgari ücret gerçek asgari ücret olarak belirlensin’" çağrısında bulundu. "125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık" Arslan, Türkiye’deki kayıt dışı istihdam verilerine de değinerek, kayıt dışı istihdamda bulunan işçilerin sayısının fazla olduğunu ve bu durumun kayıtlı işletmelere karşı haksızlık doğurduğunu kaydetti. Kayıt dışı istihdama karşı harekete geçtiklerini ifade eden Arslan, "Bunun için HAK-İŞ olarak Türkiye’de 1 milyon 500 bin olan ev işçilerinin örgütlenmesi için yola çıktık. Aslında bunu devletimizin yapması gerekiyor. Kayıt dışıyla mücadeleyi devlet birinci görev yapmalı. Ama biz de yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’deki 1 buçuk milyon kayıt dışı çalışan ev işçilerinin kayıt altına alınması için, iş kanunu kapsamına alınmaları için onların sendikalarına üye yapıyoruz. 125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık. Bunları devam ettireceğiz" dedi. "12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz" Arslan, 1980 yılındaki askeri darbe sonucu sendikaların kapatılmaya zorlandığını ve birçok kazanımın geri alındığını söyledi. Alınan haklardan birinin de kıdem tazminatının yapısı olduğunu söyleyen Arslan, "Bugün biz 12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz. Şu hale bakın 50 yıl geçmiş kıdem tazminatımızı 50 yıl öncesinde arıyoruz. Bu gerçekten Türkiye’ye yakışmıyor" şeklinde konuştu. "Ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz" Ara buluculuk sistemiyle işçilerin haklarının gasp edildiğini belirten Arslan, buna karşı olduklarını dile getirerek, "Ara buluculuk marifetiyle haklarımızın gasp edildiği bir dönem yaşıyoruz. O nedenle bugün sistemde olan ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz" açıklamasında bulundu. Arslan, özelleştirmelerin artmasının konuşulduğu bir dönemde sayısı 2 milyona yakın taşeron işçiye kadro verilmesinden ötürü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti. Staj ve çıraklık mağdurlarının sorunlarının giderilmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, HAK-İŞ olarak bu konuda desteklerine devam edeceklerini kaydetti. Arslan, Türkiye’de emek hareketinin gelişiminin durduğunu söyleyerek, "Ülkemizin geleceği için bu ülkenin kaynaklarının imkanlarının potansiyelin olduğuna inanıyoruz. Ülkemizden umudumuzu kesersek başkalarının yaşadıklarını yaşarız. Biz Türkiye’nin ekonomik gücünün Türkiye’nin imkanlarının Türkiye’nin fırsatlarının emekçilerin inançlı çalışkanlığıyla Türk milletinin bu konudaki gerçekten mücadelesiyle bu sorunları aşacağımıza inanıyoruz" dedi.

Filistinliler yerel seçim için sandık başında Haber

Filistinliler yerel seçim için sandık başında

İsrail işgali altındaki Batı Şeria'da ve Gazze Şeridi'nin Deir el-Balah kentinde yerel seçimler yapılıyor. Batı Şeria ve Deir el-Balah kentindeki Filistinliler, yerel yönetimleri belirlemek üzere saat 07.00'den itibaren oy kullanmaya başladı. Filistin Merkezi Seçim Komisyonuna göre yaklaşık 1.3 milyon seçmen, 491 seçim merkezinde bulunan bin 922 sandıkta oy kullanabilecek. Oylama süreci Batı Şeria'da saat 19.00'da, Deir el-Balah'ta ise 17.00'de sona erecek. Seçmen listelerinin çoğu, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın Fetih Hareketi ile aynı çizgide veya bağımsız aday olarak yarışıyor. Deir el-Balah'ta 2005'ten bu yana ilk belediye seçimi Yaklaşık 70 bin kayıtlı seçmenin bulunduğu Deir el-Balah'ta 12 oy verme merkezi kuruldu. Kentte 2005'ten bu yana yapılan ilk belediye seçiminde "Barış ve İnşa", "Deir el-Balah Bizi Birleştiriyor", "Deir el-Balah'ın Geleceği" ve "Deir el-Balah'ın Yeniden Doğuşu" listeleri yarışıyor. Her listede en az 4'ü kadın olmak üzere 15 aday bulunuyor. Belediye başkanı ise seçilen üyeler arasından belirlenecek. Gazze Şeridi'nde tek şehirde yapılan oylama, büyük ölçüde sembolik nitelikte ve "pilot uygulama" olarak görülüyor. Gazze Şeridi'nde son belediye seçimi 2005'te, genel geçim ise 2006'da yapılmıştı. Gazze Şeridi'nde 2006'da genel seçimleri kazanan Hamas, bu seçimde aday göstermedi. Ancak aday listelerinden birinin Hamas'la aynı çizgide olduğu öğrenildi. Batı Şeria'da 2022'den beri ilk yerel seçim Nablus ve Ramallah da dahil olmak üzere Batı Şeria'daki birçok şehirde yalnızca bir liste çıkarıldı. 90 belediye meclisi ve 93 köy meclisi için seçimler yapılırken, sadece bir grubun aday olduğu 42 belediye meclisi ve 155 köy meclisinde sonuçlar oylama yapılmadan belirlenecek, bazı bölgelerde ise hiç aday çıkmadı. İşgal altındaki Batı Şeria'da son yerel seçim 2022'de yapılmıştı.

İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur" Haber

İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur"

Arakçi, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi'nin acil oturumunda yaptığı konuşmada, ABD'nin 28 Şubat'ta Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki Şeceretü't-Tayyibe Kız İlkokulu'na düzenlenen saldırıya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Arakçi, "İran, ABD ve İsrail tarafından kendisine dayatılan yasa dışı bir savaşın ortasındadır. Bu saldırgan savaşın hiçbir meşruiyeti yoktur ve son derece acımasızdır. Bu saldırıyı İran ile ABD'nin nükleer programa ilişkin iddia edilen endişeleri çözmek amacıyla yürüttüğü diplomatik süreç devam ederken başlattılar ve 9 ay içinde 2'nci kez müzakere masasını bozarak diplomasiye ihanet ettiler" dedi. "175'ten fazla öğrenci ve öğretmen acımasız bir şekilde katledildi" Arakçi, söz konusu saldırının kasıtlı ve planlı olduğunu belirterek, "Bu saldırının en çarpıcı ve en ağır örneklerinden biri, Şeceretü't-Tayyibe Kız İlkokulu'na yönelik gerçekleştirilen planlı ve aşamalı saldırıdır. Bu saldırıda 175'ten fazla öğrenci ve öğretmen tamamen kasıtlı ve acımasız bir şekilde katledildi. Bu vahşi saldırı aslında çok daha büyük bir buzdağının yalnızca görünen kısmıdır. Zira yüzeyin altında, insan hakları ve insancıl hukukun en ağır ihlallerinin normalleştirildiği ve tam bir cezasızlık ortamında çok daha vahim suçların işlendiği bir tablo gizlidir" ifadelerini kullandı. "İlkokul saldırısı ne gerekçelendirilebilir ne de gizlenebilir" Arakçi, "ABD'li ve İsrailli saldırganların kendi iddialarına göre en gelişmiş teknolojiye ve en hassas askeri ile veri sistemlerine sahip olduğu bir dönemde bu okulun hedef alınması bir savaş suçu ile insanlığa karşı suçtur. Bu, herkes tarafından açık ve şartsız biçimde kınanması ve faillerinin net ve açık şekilde hesap vermesi gereken bir suçtur. Bu felaket ne gerekçelendirilebilir ne de gizlenebilir. Sessizlik ve kayıtsızlıkla da karşılanamaz. Bu okula yönelik saldırı sıradan bir olay ve hesap hatası değildir. ABD'nin bu suçu meşrulaştırmaya yönelik çelişkili açıklamaları ise sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Doğası gereği sivil olan masum insanların eğitim gördüğü bir yere yönelik bu tür acımasız bir saldırıyı kınamak yalnızca hukuki bir yükümlülük değil, aynı zamanda ahlaki ve insani bir zorunluluktur. Vicdanımız, her türlü mahkemeden daha derin bir şekilde bizi yargılayacaktır" şeklinde konuştu. "Saldırganların niyeti soykırımdır" Arakçi, son 27 günde İran genelinde 600'den fazla okulun yıkıldığını veya hasar gördüğünü, binden fazla öğrenci ve öğretmenin hayatını kaybettiğini ya da yaralandığını belirterek, "Uluslararası insan hakları saldırganlar tarafından geniş çapta, sistematik ve benzeri görülmemiş bir şekilde ihlal edilmiştir. Hiçbir merhamet ve mühlet yoktur şeklinde kibirli söylemler kullanan ve İran'ı hayati altyapıları hedef almakla tehdit eden saldırganlar, savaş hukukuna ve insanlığın temel ilkelerine hiçbir şekilde riayet etmeksizin sivilleri ve sivil altyapıları hedef almaktadır. Savaş suçu ve insanlığa karşı suç gibi tanımlar, işlenen felaketlerin büyüklüğünü anlatmakta yetersiz kalmaktadır. Saldırganların hedef alma biçimi ve kullandıkları söylemler ise niyetlerinin soykırım olduğuna dair neredeyse hiçbir şüphe bırakmamaktadır" dedi. Uluslararası topluma "Sessizlik hiçbir zaman barış ve güvenlik getirmez" çağrısı Uluslararası topluma çağrıda bulunan Arakçi, "ABD ve İsrail'in İran halkına karşı yürüttüğü bu haksız ve keyfi savaş, işgal altındaki Filistin, Lübnan ve diğer bölgelerdeki hukuk ihlalleri ve suçlara karşı gösterilen sessizliğin doğrudan sonucudur. Adaletsizlik karşısındaki kayıtsızlık ve sessizlik, hiçbir zaman barış ve güvenlik getirmez, aksine daha fazla güvensizlik ve daha geniş ihlallere yol açar. Birleşmiş Milletler ve temsil ettiği temel değerler ile insan hakları sistemi ciddi bir tehdit altındadır. Hepiniz saldırganları açıkça kınamalı ve devletler topluluğunun ile insanlığın ortak vicdanının, İran halkına karşı işlenen korkunç suçlar nedeniyle onları sorumlu tuttuğunu göstermelisiniz. İran hiçbir zaman savaş arayışında olmamıştır. Ancak buna rağmen hiçbir sınır tanımayan saldırganlara karşı kendini savunma konusunda tam ve sarsılmaz bir irade göstermektedir ve bu savunma gerektiği sürece devam edecektir" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.