Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Fazla Çalışma

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Fazla Çalışma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fazla Çalışma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yargıtay’dan milyonları ilgilendiren emsal haftalık tatil kararı Haber

Yargıtay’dan milyonları ilgilendiren emsal haftalık tatil kararı

Milyonlarca özel sektör çalışanını ilgilendiren bir karara imza atan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hafta tatilinde yapılan 7,5 saatlik çalışmanın hem hafta tatili ücreti hem de fazla çalışma ücreti hesabına dâhil edilmesini mükerrer ödeme saydı. Kararla birlikte haftalık tatilde çalışan işçi, sadece günlük yevmiyesini alabilecek, fazla mesai alamayacak. Haksız şekilde işten çıkarıldığını öne süren kaynak ustası İş Mahkemesi’nin yolunu tuttu. İş sözleşmesinin işveren tarafından eylemli ve sözlü olarak feshedildiğini, devamsızlık yapılması hâlinde işçiye mazereti olup olmadığı sorulmadan sözleşmesinin feshedilmesinin Yargıtay uygulamalarına aykırı olduğunu, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesinin gerektiğini dile getirdi. Çalıştığı süre boyunca yıllık ücretli izinlerini kullanmadığını, ücretinin de ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Davalı işveren, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle derhal feshedildiğini, davacı işçinin fazla çalışmasının olmadığını, yıllık ücretli izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istedi. İş Mahkemesi, işveren tarafından haksız fesih yapıldığı kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne, çalışma ve dinlenme sürelerine dair taleplere hak kazanıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verdi. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verdi. Davalı kararı temyiz edince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi. Davacının hafta tatili ücreti alacağı ayrıca talep edilip Mahkemece bu talep hüküm altına alındığının vurgulandığı kararda; ‘’ Haftanın yedi günü çalışmanın kabul edilmesi hâlinde hafta tatiline denk gelen günlerin yedi buçuk saatinin hafta tatili olarak hüküm altına alındığı göz önünde bulundurulmamıştır. Mükerrer ödemeye sebep olacak şekilde aynı çalışma için hem hafta tatili hem de fazla çalışma alacağının hüküm altına alınması doğru değildir. Bu sebeple çalışılan hafta tatili gününe denk gelen günde yedi buçuk saatlik çalışmanın fazla çalışma hesabından dışlanarak sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir’’ denildi.

Yargıtay’dan garsonlara kötü haber Haber

Yargıtay’dan garsonlara kötü haber

Yeme-içme sektöründe bahşişle çalışan milyonlarca çalışanla alakalı Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nden ‘emsal’ niteliğinde bir karar çıktı. Yüksek Mahkeme; bahşiş almayan personele verilmek üzere toplam bahşiş tutarından yapılan kesintinin ücretten kesinti olarak kabul edilemeyeceğine hükmetti. Yıllarca çalıştığı restoranda uygulanan ‘havuz bahşiş’ uygulamasından şikayetçi olan tecrübeli garson, ücret alacaklarının ödenmediği iddiasıyla istifa etti. Talep etmesine rağmen tazminat ve diğer alacaklarını alamayan garson, İş Mahkemesi’nin yolunu tuttu. Ücretlerinin ödenmemesi ve gerçek ücret üzerinden sigorta primlerinin yatırılmaması nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, check ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Davalı restoran işletmecisi, davacının asgari ücret ile çalıştığını, davacının hak ettiği ücretlerin bordrolara yansıtılarak ödendiğini, davacının aylık ücretinden check ücreti adı altında herhangi bir kesinti yapılmadığını savunarak davanın reddini istedi. İş sözleşmesinin davacı tarafça gönderilen ihtarname ile sona erdiğine dikkat çeken İş Mahkemesi, davacının ödenmeyen alacakları bulunduğundan feshin haklı nedene dayandığı, tanık beyanları doğrultusunda davacının fazla çalışma yaptığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının anlaşıldığına vurgu yaptı. Davalı işyerinde bakılan masa doğrultusunda her masa başına 20 TL kesinti yapıldığı kabul edilerek tanık beyanları dikkate alınarak check ücreti hesaplandığı, bu hesaplamadan ödenen primlerin mahsup edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildi. Davalı avukatı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verdi. Karar temyiz edilince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi. Havuz bahşiş sistemine onay Yargıtay kararında; davalı işyerinde garsonların yaptığı hizmete karşılık müşterilerce verilen bahşişten, her masa için 20 TL olmak üzere toplam masa sayısına denk düşen miktar kadarının oluşturulan bir havuzda toplanarak bu havuzdan, bahşiş almayan diğer personele dağıtım yapılması şeklinde bir uygulamanın mevcut olduğu dile getirildi. Kararda şöyle denildi: ‘’Somut olayda, bahşişten yararlanma yöntemi bu şekilde kararlaştırılmış olduğundan bu uygulama ile davacının hak etmiş olduğu bahşişten bir kesinti yapıldığından bahsetmek mümkün değildir. Dosya kapsamına göre davacının hak ettiği bahşişin, anılan kesintiden sonra kalan tutar olduğu kabul edilmelidir. Ayrıca davacı bahşiş almadığı zamanlarda da havuzda toplanarak bahşiş almayanlara dağıtılmak üzere işverence ücretinden sabit bir miktar kesinti yapıldığını iddia etmiş ise de, ispat yükü üzerinde olan davacı işçi tarafından bahşiş almadığı masa ve sayısı, bahşiş almamasına rağmen ücretinden yapılan kesinti ve miktarı, yöntemince ve hesaplamaya elverişli bir şekilde ispat edilememiştir. Buna göre check ücreti adı altında talep edilen alacak kaleminin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.’’

Maaşı geciken işçiye müjde Haber

Maaşı geciken işçiye müjde

İşçi-işveren davalarında, işçiye verilen maaşın bir gün bile gecikmesi haklı feshin kapısını aralıyor. Yargıtay, maaşı 20 gün geciktiği için istifa eden işçinin kıdem tazminatının ödenmesi gerektiğine hükmetti. İş Kanunu'nda ücretin geç ödenmesi durumunda haklı fesih için işçinin elini kuvvetlendiriyor. Yargıtay yerleşik içtihatlarında bir günlük bir gecikmenin dahi haklı nedenle iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi sebebi sayılıyor. Maaşı 20 gün geciken N.D. isimli işçi, İş Mahkemesi’nin kapını çaldı. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. Maddesi kapsamında ücretinin ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla çalışma ücreti alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etti. Davalı şirket avukatı, kısa süreli gecikmelerin işçiye haklı nedenle fesih hakkı verilmeyeceği hususunun Yargıtay uygulaması ile belirlendiğini, davacının izin ücretinin tamamının ödendiği, davacının proje yöneticisi olarak çalıştığı ve kendi mesaisini kendisinin belirlediğini öne sürdü. Mahkeme, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, Nisan dönemine ait ücretin sözleşmesinin feshinden 5 gün sonra 28 Mayıs tarihinde ödendiği, davacının daha önceki aylara ilişkin ücretlerinin ayın başında ödendiği, dolayısıyla Nisan ayı ücretinin kanunda öngörülen 20 günlük süreden sonra ödenmesi nedeniyle davacının kıdem tazminatına hak kazandığına hükmetti. Davacının fazla çalışma ücretinin de ispatlanmaması nedeniyle reddi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verildi. Karar istinaf edilince devreye giren Bölge Adliye Mahkemesi, kararı yerinde buldu. Davalı kararı temyiz edince son noktayı Yargıtay 9. Hukuk Dairesi koydu. Yüksek Mahkeme, kararı onadı. Emsal nitelikteki kararla birlikte maaşı 1 gün dahi geciken işçinin istifa etmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanacağı belirtildi.

Patrona yazılı sitem etmeyin, işinizden olabilirsiniz Haber

Patrona yazılı sitem etmeyin, işinizden olabilirsiniz

Yönetici olarak çalıştığı şirketin patronuna, ‘manen yıprandım, yoruldum’ diye sitem ifadeleri içeren e-mail atan işçi, istifa etmiş sayılarak tazminatsız çıkarıldı. Yıllar süren davaya son noktayı koyan Yargıtay, işçinin sitem dolu e-posta göndermesinin istifa olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek İş Mahkemesi hükmünü bozdu. Tam üç senedir grup başkanı olarak çalıştığı şirketin sahibine, elektronik posta gönderen işçi, son bir yılda bilinçli bir şekilde olumsuz davranışlara maruz kaldığını, rızası alınmaksızın priminin düşürüldüğüne dikkat çekti. İşçinin sitem dolu ifadelerini istifa olarak yorumlayan patron, yönetici pozisyonundaki personelini tazminatsız kapı önüne koydu. İş Mahkemesi’nin kapısını çalan mağdur yönetici, manevi olarak yıprandığı için bu durumu işverene e-posta olarak ilettiğini ancak e-postanın istifa olarak yorumlandığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından sona erdirildiğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, ücret, prim, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Davalı işveren, davacının e-posta ile istifasını sunduğunu, kendisinin de aynı gün verdiği cevap ile istifayı kabul ettiğini, davacının alacağı olmadığını savunarak davanın reddini istedi. İş Mahkemesi, son bir yıl baskı altında çalışan grup başkanının priminin düşürülmesini esaslı değişiklik olarak yorumladı. Daralma sebebi ile çalışanların ücretlerinde indirim yapıldığı ve ödül olarak verilen bonusların ödemesinin durdurulduğunun savunulduğu, davacının istifa konusunda irade beyanının net olmadığı, sonrasında gönderilen ihtarnameden iradesinin istifa yönünde olmadığının anlaşıldığına dikkat çekti. Davalının, iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanmayacak şekilde sonlandığını ispat edemediği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığına karar verildi. Karar, istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf başvurusunun esastan reddine hükmetti. Davalı işveren kararı temyiz edince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi. İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılmasının da sıkça karşılaşılan bir durum olduğu hatırlatılan Yargıtay kararında, "İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vererek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması hâlinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu hâlde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlık incelendiğinde; mahkemece söz konusu e-postanın, davacının istifa konusunda irade beyanının net olmadığı, sonrasında gönderilen ihtarnameden iradesinin istifa yönünde olmadığının anlaşıldığı, davalının, iş sözleşmesini kıdem tazminatına hak kazanmayacak şekilde sonlandığını ispat edemediği gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriği ile örtüşmemektedir. Davacının, işveren yetkilisine göndermiş olduğu e-posta içeriği, bu e-postaya verilen cevap, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedildiği anlaşılmakla mahkemece hatalı hukuki değerlendirme yapılarak iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiği sonucuna varılması isabetsizdir. Davacı iş sözleşmesinin kendisi tarafından haklı nedenle sonlandırıldığını da iddia etmiş değildir. Bu hâlde iş sözleşmesinin davacının istifası ile sona erdiği kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekildeki gerekçeyle taleplerin hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir’’ denildi.

Yargıtay’dan primle çalışanlara müjde Haber

Yargıtay’dan primle çalışanlara müjde

Primle çalışanlara Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nden ‘müjde’ niteliğinde bir karar çıktı. Yüksek Mahkeme; hedefe bağlı ve tutarı değişken satış primlerinin kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücrete eklenmesi gerektiğine hükmetti. İşçinin her ay aynı tutarda prim almamasının veya yalnızca satış hedefini gerçekleştirdiği dönemlerde prime hak kazanmasının, bu ödemelerin giydirilmiş ücretin dışında bırakılması için yeterli olmadığı vurgulandı. Haftalık çalışma sürelerinin yasal sınırı aştığını, sayım, eğitim ve toplantılar nedeniyle de ilave çalışmalar yaptığını belirterek kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücretinin ödenmesi şartıyla iş sözleşmesini feshetti. Haklarını almak için İş Mahkemesi’nin yolunu tutan mağdur işçi, haklı feshe gerekçe olarak da; ‘ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunması, satış hedeflerinin keyfî şekilde belirlenmesi, prim almasının engellenmesi, eşit davranma borcuna aykırı uygulamalar yapılması, üstleri tarafından ağır işler yüklenmesi, performansı hakkında ağır ithamlarda bulunulması ve psikolojik taciz niteliğinde eylemler gerçekleştirilmesi’ olarak gösterdi. Davacı işçi, işyerinde takım lideri olarak çalıştığını, temel ücretinin yanı sıra satış miktarına göre prim aldığını; ayrıca yemek, yol ve özel sağlık sigortası yardımlarından yararlandığını belirtti. Davalı işveren, işçinin iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın istifa ederek sona erdirdiğini savundu. İşveren ayrıca; işçilik alacaklarının eksiksiz ödendiğini, satış primlerinin hedefe bağlı olduğunu, işçinin satış hedeflerini gerçekleştiremediğini, işyerinde denkleştirme esasına göre çalışma yapıldığını, gerçekleştirilen fazla çalışmaların bordrolara yansıtılarak ödendiğini ileri sürerek davanın reddini istedi. İş Mahkemesi, puantaj kayıtlarının bulunduğu dönem bakımından bu kayıtları esas aldı. Mahkeme, işçinin ödenmeyen 19,5 saatlik fazla çalışma ücreti bulunduğunu belirledi. Kayıt sunulmayan dönemler için ise tanık anlatımları ve işçinin talebi dikkate alındı. Fesih tarihinde ödenmemiş fazla çalışma ücreti bulunması nedeniyle işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği kabul edildi. Kıdem tazminatı ve fazla çalışma ücreti talepleri kısmen hüküm altına alındı. İşverenin istinaf başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, işçinin ödenmemiş fazla çalışma ücretinin bulunduğu ve feshin haklı nedene dayandığı yönündeki tespitleri yerinde buldu. Yakacak yardımı bile tazminata eklenir Bordrolarda "ÇPS Bonus" adıyla gösterilen primlerin devamlılık taşımadığı sonucuna ulaştı. İşçinin primlerin sürekli olmadığını gösterdiğini belirtti. Bu nedenle prim ödemelerini kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücretten çıkardı. Davacı avukatı, kararı temyiz edince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi. Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde 4857 sayılı İş Kanunu‘nun 32. maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulduğu hatırlatıldı. Devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler kıdem tazminatı hesabında dikkate alındığı dile getirildi. Yargıtay kararında; ‘İşçiye sağlanan özel sağlık sigortası yardımı ya da hayat sigortası prim ödemeleri de para ile ölçülebilen menfaatler kavramına dâhil olup tazminata esas ücrete eklenmelidir. Satış rakamları ya da başkaca verilere göre hesaplanan prim değişkenlik gösterse de kıdem tazminatı hesabında genişletilmiş ücret kavramı içinde değerlendirilmelidir. Somut uyuşmazlıkta; davacının iddiası, davalının ikrarı, tanık anlatımları ve bordro kayıtları birlikte değerlendirildiğinde davacının belirli satış hedefini tutturduğu dönemlerde prim aldığı anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesi kararının yalnızca davalı tarafından istinaf edildiği ve davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle, giydirilmiş ücret belirlenirken mevcut bordrolar esas alınarak son yıldaki primlerin aylık ortalamasının bulunup ücrete eklenmesi gerekirken primin dikkate alınmaması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına oy birliği ile hükmedildi’’ denildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.