Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Farkındalık

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Farkındalık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Farkındalık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İnegöl Belediyesi'nden "Atıktan saksıya, saksıdan yaşama" etkinliği Haber

İnegöl Belediyesi'nden "Atıktan saksıya, saksıdan yaşama" etkinliği

İnegöl Belediyesi tarafından düzenlenen "Atıktan Saksıya, Saksıdan Yaşama" etkinliğinde 30 anne ve 30 çocuk bir araya geldi. Evlerinden getirdikleri plastik atıkları saksıya dönüştüren çocuklar ve anneleri, saksılarını birlikte tasarlayıp çiçeklerini dikerek hem keyifli vakit geçirdi hem de geri dönüşümün önemini yaşayarak öğrendi. İnegöl Belediyesi, çocuklarda çevre ve geri dönüşüm bilincini geliştirmek amacıyla anlamlı bir etkinliğe imza attı. "Atıktan saksıya, saksıdan yaşama" sloganıyla gerçekleştirilen workshopta 30 anne ve 30 çocuk bir araya geldi. Yeni Kent Meydanı ve Yaşam Alanı içerisinde bulunan sergi salonunda düzenlenen etkinlik kapsamında katılımcılar, evlerinden getirdikleri plastik atıkları saksıya dönüştürdü. Çocuklar, anneleriyle birlikte hazırladıkları saksıları boyayarak kendi tasarımlarını oluşturdu. Tasarımları tamamlanan saksılara daha sonra çiçekler dikildi. Çocukların anneleriyle birlikte keyifli ve verimli zaman geçirmesini sağlamak amacıyla düzenlenen etkinlikte, yeniden kullanım ve geri dönüşümün önemi de uygulamalı olarak anlatıldı. Çocuklar, atık olarak görülen plastik malzemelerin doğru şekilde değerlendirildiğinde yeniden kullanılabilir bir ürüne dönüşebileceğini deneyimleyerek öğrendi. Etkinliğe İnegöl Belediye Başkan Yardımcısı Derya Uysal Tuncay da katıldı. Çocuklar ve annelerle birlikte etkinlikte yer alan Tuncay, çevre bilincinin küçük yaşlarda ve aile içerisinde kazanılmasının önemine dikkat çekti. Tuncay, etkinlikte yaptığı konuşmada, "Bugün burada hem eğlenmek hem de doğa için bir şeyler yapmak için toplandık. Çevre bilincinin çocuklukta kazanılacağını, aileden kazanılacağına inanıyoruz. Bu düşünceyle atıktan saksıya, saksıdan yaşama diyerek bugün bir aradayız. Katılan herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Renkli ve keyifli görüntülere sahne olan etkinlikte çocuklar, anneleriyle birlikte hem el emeğiyle üretmenin mutluluğunu yaşadı hem de çevreye karşı duyarlılık konusunda farkındalık kazandı. Etkinlik, hazırlanan saksıların çiçeklerle buluşmasıyla tamamlandı.

Deprem Bir Beka Sorunudur! Haber

Deprem Bir Beka Sorunudur!

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. Türkiye, bu süre içerisinde 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri başta olmak üzere çok sayıda yıkıcı deprem yaşarken, son yıllarda Marmara Denizi ve Batı Anadolu’da meydana gelen depremler de deprem gerçeğinin gündemde tutulması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Bursa Şubesi, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde yaptığı açıklamayla Bursa’nın deprem riskinin azaltılması için yapı stoğunun bilimsel verilerle ortaya çıkarılması, kentsel dönüşümün bütüncül bir planlama anlayışıyla yürütülmesi, yapı denetiminin güçlendirilmesi ve mühendislik hizmetlerinin yetkinlik esasına göre düzenlenmesi çağrısında bulundu. İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, 17 Ağustos’un yalnızca bir anma günü değil, deprem hazırlığı konusunda verilen sözlerin ve alınan kararların sorgulanması gereken bir tarih olduğunu belirterek, “27 yıl önce yaşanan felaketin ardından deprem gerçeğini çok daha iyi tanıyoruz. Bugün artık sorunumuz bilgi eksikliği değil, bildiklerimizi yeterince hızlı ve kararlı biçimde uygulamaya geçirememektir” dedi. “Deprem Riski Bir Gündem Değil, Sürekli Yönetilmesi Gereken Bir Gerçektir” 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi, Türkiye’nin afet yönetimi anlayışında önemli bir kırılma noktası olduğunu vurgulayan Başkan Erdem, “AFAD’da 17 Ağustos’u Türkiye’de afet yönetimi ve koordinasyonu açısından bir dönüm noktası olarak tanımlıyor. 17 Ağustos’tan sonraki düzenlemelerle aslında yeni yapıların dayanımları oldukça artırıldı, asıl sorun ise yapı stoğu olarak karşımızda duruyor. Aradan geçen 27 yılda mevzuattan yapı denetimine, afet yönetiminden kentsel dönüşüme kadar çok sayıda düzenleme hayata geçirildi. Ancak 6 Şubat 2023 depremleri, yapı güvenliği ve kentlerin dirençliliği konusunda daha yapılması gereken çok şey olduğunu acı biçimde gösterdi. Son olarak 10 Ağustos 2025’te Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki deprem de mevcut yapı stokunun önemini yeniden gündeme taşıdı. AFAD’ın yayımladığı rapora göre deprem sonrasında 729 binada 1.036 bağımsız birim ağır hasarlı veya yıkık olarak sınıflandırıldı. Raporda yapıların hasar görmesinde düz donatı kullanımı, yetersiz etriye, donatı ankrajındaki eksiklikler, zayıf kolon-kiriş birleşimleri ve donatı korozyonu gibi yapısal sorunların yanı sıra eski ve bakımsız yapıların da etkili olduğu belirtildi. Orta büyüklükteki depremler bile yapı kalitesinin ve mevcut yapı stokunun ne kadar kritik olduğunu bize gösteriyor. Depremi engelleyemeyiz ancak depremin afete dönüşmesini engelleyebiliriz. Bunun yolu sağlam, bilimsel verilere dayalı ve düzenli olarak denetlenen yapılardan geçiyor. Aslolan doğru planlama, doğru proje, doğru uygulama, doğru denetim ve periyodik yapı kontrolüdür” diye konuştu. “Bursa’nın Yapı Stoğunu Bilmeden Kentsel Dönüşümü Yönetemeyiz” Şube Yönetim Kurulu Başkanı Erdem, Bursa’nın büyüyen nüfusu ve devam eden göç hareketliliğinin, yapı güvenliğini kent açısından daha da kritik hale getirdiğine dikkat çekerek şöyle devam etti: “TÜİK verilerine göre Bursa’nın nüfusu 2025 yılında 3 milyon 263 bin 11 kişiye ulaştı. Bursa, Türkiye’nin İstanbul, Ankara ve İzmir’in ardından en fazla nüfusa sahip dördüncü ili konumunu korudu. 2025 yılı iç göç verileri de Bursa’nın nüfus hareketliliğinin sürdüğünü gösteriyor. Bursa aynı yıl 75 bin 595 kişi göç alırken 64 bin 880 kişi göç verdi ve net göçü 10 bin 715 kişi oldu. Bursa, aldığı göç miktarı bakımından Türkiye’de altıncı sırada yer aldı. Nüfus ve yapılaşma baskısının sürdüğü Bursa’da deprem riskinin yönetilmesi için mevcut yapı stokunun tamamının bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi gerekiyor. Bursa bugün 3,2 milyonun üzerinde nüfusu olan, sanayisi, ticareti ve üretim kapasitesiyle Türkiye’nin en önemli kentlerinden biri. Bu büyüklükteki bir kentte deprem riskini tahminlerle yönetmek mümkün değildir. Hangi binanın hangi yaşta olduğu, hangi yapı sistemine sahip olduğu, zemin koşulları, taşıyıcı sistem özellikleri, geçmişte müdahale görüp görmediği ve deprem karşısındaki performansı somut verilerle ortaya konulmalıdır.” “Yapı Stoğu Envanterinden Kentsel Dönüşüm Stratejisine Geçilmeli” Erdem, İMO Bursa Şube’nin Bursa’da öncelikli olarak tüm kenti kapsayan bir yapı stoğu envanteri oluşturulması gerektiğini vurguladığını belirterek, “Bütüncül Kentsel Dönüşüm Planlaması sürdürülürken ilk öncelik göçme riski taşıyan binalara verilmelidir. “Saha çalışmaları ile inşaat mühendislerinin yetkinliğinde, bina bina şehrimizin depreme karşı nasıl bir dirençte olduğu ortaya koyulmalı, göçme riski taşıyan binalar bir an önce belirlenerek vatandaş inisiyatifine bırakılmadan devlet desteğini alarak, gerekiyorsa güçlendirme, gerekiyorsa yerinde dönüşüm yöntemleri ile depreme karşı bir an önce dirençli hale getirilmelidir” dedi. Bu envanterin yalnızca bina yaşına göre değil; yapı sistemi, zemin koşulları, taşıyıcı sistem özellikleri, yapı denetim geçmişi, kullanım amacı ve mevcut fiziksel durum gibi kriterler dikkate alınarak RİSKLİ YAPI TESPİT YÖNETMELİĞİ EKİNDE TARİF EDİLEN ESASLARA GÖRE hazırlanması gerektiğine dikkat çeken Erdem, elde edilecek verilerin Bursa’nın kentsel dönüşüm stratejisinin temelini oluşturması gerektiğini ifade etti. Erdem, “Önce riskli alanları ve riskli yapı stokunu bilimsel verilerle ortaya koymalıyız. Daha sonra bütün Bursa için ortak kriterleri içeren bir Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi hazırlanmalı. Kentsel dönüşüm parsel bazında rant üretme anlayışıyla değil, mahalle ölçeğinde, sosyal ve teknik altyapıyı da kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır” diye kaydetti. Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin devam eden Bursa’nın Dijital Deprem Risk Haritalanması projesinin de yapıların dayanıklılık analizlerinin yapılması, yapı stok analizleriyle envanter oluşturulması ve deprem risk haritalarının hazırlanmasını hedeflediğine dikkat çeken Erdem, “Bu tür çalışmalar önemli olmakla birlikte kent genelinde ortak bir veri altyapısı oluşturulması ve elde edilen verilerin kentsel dönüşüm kararlarının temelini oluşturması gerekiyor” dedi. “Kentsel Dönüşüm Parsel Bazlı Değil, Mahalle Bazlı Olmalı” İMO Bursa Şubesi’nin kentsel dönüşümün yalnızca binaların yenilenmesi olarak görülmemesi gerektiğine yıllardır dikkat çektiğini vurgulayan Şube Yönetim Kurulu Başkanı Erdem, “Depreme dirençli kent, yalnızca dirençli binalardan oluşmaz. Ulaşım aksları, açık alanlar, toplanma alanları, altyapı, itfaiye ve sağlık hizmetleri, enerji ve iletişim altyapısı da afet sonrasında çalışabilir durumda olmalıdır. Bu nedenle kentsel dönüşüm mahalle ölçeğinde ve bütüncül bir planlama anlayışıyla gerçekleştirilmelidir” ifadelerini kullandı. Kentsel dönüşüm süreçlerinin kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları ve vatandaşların katılımıyla şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini belirten Erdem, dönüşümün yalnızca ekonomik değer artışı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. “Binalar 5 Yılda Bir Muayene Edilmeli” Başkan Erdem, İMO Bursa Şubesi’nin önerileri arasında mevcut yapıların kullanım sürecinde düzenli olarak denetlenmesini sağlayacak Bina Muayene Sistemi de bulunduğunun altını çizdi. Erdem, doğru projelendirilmiş ve denetlenmiş bir binanın kullanım sürecinde taşıyıcı sistemine yapılan bilinçsiz müdahaleler nedeniyle riskli hale gelebileceğini belirterek, “Bir binanın güvenliği yalnızca inşa edildiği günle sınırlı değildir. Yapı, kullanım ömrü boyunca denetlenmelidir. Bu nedenle her binanın belirli periyotlarla, örneğin 5 yılda bir, taşıyıcı sistemine müdahale edilip edilmediği ve mevcut durumunun uygunluğu açısından muayene edilmesini öneriyoruz” dedi. Bu sistemin yalnızca bina güvenliği açısından değil, mühendislerin hukuki sorumluluklarının adil biçimde belirlenmesi açısından da gerekli olduğunu kaydeden Erdem, yapıdaki sonraki kullanıcı müdahalelerinin ilk projeyi hazırlayan veya şantiye şefliğini yapan mühendisin sorumluluğuna yüklenmemesi gerektiğini ifade etti. “Yapı Denetimi Güçlendirilmeli, Şiddet Önlenmeli” İMO Bursa Şubesi’nin, yapı denetim sisteminin bağımsızlığının ve etkinliğinin artırılması gerektiğine de dikkat çektiğini aktaran Erdem, “Yapı denetiminde elektronik görevlendirme sistemi önemli bir adım olmakla birlikte, uygulamada ortaya çıkan sorunların giderilmesi gerekiyor. Şantiyelerde denetim görevini yerine getiren meslektaşlarımızın tehdit ve şiddetle karşı karşıya kalması kabul edilemez. Yapı denetim mühendislerinin kamusal bir görevi yerine getirdiği gerçeğinden hareketle güvenliklerinin kamu güvencesi altına alınması gerekiyor” dedi. Yapı denetiminin etkin uygulanmasının yapı güvenliği açısından belirleyici olduğunu ifade eden Erdem, sistemin tüm paydaşların katılımıyla yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Yetkin Mühendislik Sistemi Hayata Geçirilmeli” İMO Bursa Şubesi ayrıca inşaat mühendisliği hizmetlerinde yetkinlik ve belgelendirme sisteminin hayata geçirilmesi çağrısını yinelerken Şube Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, “Dört yıllık lisans eğitimini tamamlayan her mühendisin, mesleki deneyim ve uzmanlık ayrımı yapılmaksızın sınırsız sorumluluk üstlenebilmesi doğru değildir. İnsan hayatını doğrudan ilgilendiren bir meslekte deneyim, uzmanlık ve mesleki yeterlilik mutlaka dikkate alınmalıdır” dedi. Yetkin mühendislik sisteminin; yapı güvenliği, mühendislik hizmetlerinin niteliği ve kamu yararı açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Erdem, meslek içi eğitim, sınav, deneyim ve belgelendirme esaslarına dayalı bir sistemin oluşturulmasını önerdi. Mühendislik mesleğinin hukuki ve mesleki çerçevesinin günümüz koşulları doğrultusunda yeniden ele alınması gerektiğine de dikkat çeken Erdem, 1938 yılında yürürlüğe giren 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun’un, günümüzde mühendislik hizmetlerinin ulaştığı uzmanlaşma düzeyi, teknolojik gelişmeler, artan teknik sorumluluklar ve kamu güvenliği açısından ortaya çıkan yeni gereksinimler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Erdem, mühendislik hizmetlerinde yalnızca diploma sahibi olmanın mesleki yetkinliğin tek göstergesi olarak kabul edilmesi yerine; eğitim, mesleki deneyim, uzmanlık, sürekli gelişim, etik ilkeler ve belgelendirme kriterlerini esas alan çağdaş bir meslek düzenlemesinin oluşturulmasının önemine işaret etti. Bu kapsamda mühendislik yasasının, mesleki yetkinliği kademeli olarak tanımlayan, sorumluluk alanlarını uzmanlık ve deneyim düzeyiyle ilişkilendiren ve kamu güvenliğini merkeze alan bütüncül bir yaklaşımla güncellenmesi gerektiğini vurguladı. “Deprem Öncesi İnşaat Mühendisiyle Tanışın” İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, 17 Ağustos’un yıl dönümünde vatandaşlara da çağrıda bulunarak, deprem hazırlığının yalnızca kamu kurumlarının sorumluluğu olmadığını belirtti. Erdem, “Vatandaşlarımız oturdukları binaların durumunu sorgulamalı, taşıyıcı sistemlere yapılan müdahalelerin farkında olmalı ve risk gördüklerinde yetkin mühendislerden destek almalı. Deprem olduktan sonra değil, deprem olmadan önce inşaat mühendisiyle tanışmak gerekiyor” diye konuştu. Erdem sözlerini şöyle tamamladı: “Deprem bir doğa olayıdır; ancak yıkım kader değildir. 17 Ağustos’un üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen aynı başlıkları konuşuyor olmamız, artık daha fazla zaman kaybetmememiz gerektiğini gösteriyor. Bursa’nın yapı stoğunu bilmek, riskleri önceliklendirmek, bilimsel veriler ışığında kentsel dönüşümü gerçekleştirmek, yapı denetimini güçlendirmek ve yetkin mühendislik sistemini hayata geçirmek zorundayız. Deprem hazırlığı ertelenebilecek bir yatırım değil, doğrudan yaşam hakkının gereğidir.” İMO Bursa Şubesi, 17 Ağustos’un 27’nci yılında başta 17 Ağustos 1999 ve 6 Şubat 2023 depremleri olmak üzere tüm afetlerde hayatını kaybeden vatandaşları rahmetle anarken, deprem riskinin azaltılması için şu başlıkların bir an önce hayata geçirilmesi çağrısını yineledi: • Tüm Bursa’yı kapsayan yapı stoğu envanterinin çıkarılması • Bilimsel verilere dayalı Bursa Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi hazırlanması • Kentsel dönüşümün mahalle ölçeğinde ve bütüncül biçimde gerçekleştirilmesi • Yapı denetim sisteminin bağımsız ve etkin hale getirilmesi • Binalar için periyodik muayene sisteminin hayata geçirilmesi • Şantiyelerde görev yapan mühendislerin güvenliğinin sağlanması • Yetkin mühendislik ve mesleki belgelendirme sisteminin oluşturulması • Meslek odalarının deprem ve kentsel dönüşüm süreçlerine etkin biçimde dahil edilmesi İMO Bursa Şubesi’nin mesajı net: Depremi beklemek yerine riski yönetmek, yapıların güvenliğini bugün sağlamak ve Bursa’yı dirençli bir kent haline getirmek için artık tek bir gün bile kaybedilmemeli. İMO Bursa Şube, Depreme Farkındalık Sergisi ile Bursalıları Bilinçlendirdi İMO Bursa Şubesi, deprem konusunda toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Gençlik Komisyonu’nun katkılarıyla 16 Ağustos Pazar günü Mudanya Mütareke Evi Müzesi önünde Deprem Farkındalık Standı kurdu. Vatandaşların deprem öncesinde, sırasında ve sonrasında yapılması gerekenler konusunda bilgilendirileceği stantta, yapı güvenliği ve deprem hazırlığına ilişkin bilgiler de paylaşıldı. Mudanya Belediyesi’nin de destekleriyle gerçekleşen sergiye Bursalılar yoğun ilgi gösterirken, genç inşaat mühendisleri stantlara gelerek güvenli yapılar hakkında bilgi almak isteyen vatandaşların sorularını yanıtlayarak farkındalığı arttırmaya çalıştı. İMO Bursa Şube Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem ve Yönetim Kurulu Üyeleri, standı ziyaret eden Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç’ı ve vatandaşları ağırladı.

Kumbaradaki birikimlerini Filistin'e bağışladılar Haber

Kumbaradaki birikimlerini Filistin'e bağışladılar

Tekirdağ'ın Süleymanpaşa ilçesinde yaz Kur'an kursuna katılan öğrenciler, kumbaralarında biriktirdikleri harçlıkları Filistin'deki ihtiyaç sahibi çocuklara ulaştırılmak üzere bağışladı. Duygulandıran etkinlikte öğrenciler, dayanışma ve paylaşmanın önemine dikkat çekti. Süleymanpaşa İlçe Müftülüğü koordinesinde Rüstem Paşa Camisi'nde gerçekleştirilen etkinlikte, yaz Kur'an kursuna devam eden yaklaşık 60 öğrenci bir araya geldi. Öğrenciler, kendi imkanlarıyla biriktirdikleri harçlıkları, Filistin'deki ihtiyaç sahiplerine gönderilmek üzere hazırlanan yardım kumbarasına bıraktı. Harçlıklarını kardeşleri için bağışladılar Etkinlikte öğrencilere yardımlaşma, paylaşma ve kardeşlik bilinci üzerine sohbet gerçekleştirildi. Minik öğrenciler, Filistin'deki yaşıtlarına destek olabilmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. "Çocuklar gülsün istiyoruz" Öğrencilerden Mustafa Kayra Yalçın, yaptığı açıklamada Filistin'deki çocuklara destek olabilmekten mutluluk duyduğunu belirterek, savaşların sona ermesini temenni etti. Ecrin Kök ise tüm çocukların güven içinde, mutlu bir yaşam sürmesini istediğini söyledi. Rüstem Paşa Camisi Uzman İmam Hatibi Uğur Küskün de etkinliğin amacının hem Filistin'deki çocuklara destek olmak hem de öğrencilerde yardımlaşma ve dayanışma bilincini güçlendirmek olduğunu ifade etti. Toplanan bağışların kısa süre içerisinde ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacağını belirten Küskün, dünyanın her yerindeki çocukların barış ve huzur içinde yaşamasını temenni etti. Etkinliğin sonunda öğrenciler, Filistin temalı resimler boyayarak farkındalık çalışmasına katıldı.

Küçükelmalı'da çevre için anlamlı yürüyüş Haber

Küçükelmalı'da çevre için anlamlı yürüyüş

Bilecik'in Pazaryeri ilçesinde gerçekleştirilen doğa yürüyüşü, çevre bilincinin artırılması adına örnek bir etkinliğe sahne oldu. Bilecik'in doğal güzellikleriyle öne çıkan Küçükelmalı Tabiat Parkı'nda bulunan 6 kilometrelik yürüyüş parkurunda düzenlenen etkinlik, doğaseverleri ve ilçe protokolünü aynı amaç etrafında buluşturdu. Bilecik Valiliği, Pazaryeri Kaymakamlığı, Pazaryeri Belediyesi ve İl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilen programda, çevrenin korunmasının önemine dikkat çekildi. Yeşilin ve huzurun adresi olarak bilinen Küçükelmalı Tabiat Parkı'nda düzenlenen yürüyüşe Pazaryeri Kaymakamı Muhammet Mustafa Kara ve eşi İrem Kara, Belediye Başkanı Zekiye Tekin, İl Çevre ve Şehircilik Müdürü Engin Öztürk, İlçe Jandarma Komutanı Recep Kuş ile çok sayıda vatandaş katıldı. Doğaya sahip çıkmanın sadece bugünün değil, gelecek nesillere karşı da bir sorumluluk olduğuna vurgu yapılan etkinlikte, katılımcılar temiz çevre, sürdürülebilir yaşam ve doğal kaynakların korunması konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla kilometrelerce yürüdü. "Önemli olan tabi böyle haftaları kutlamak değil, böyle çevreyi zarar vermeden yaşam sürdürebilmek her şeyden önemli" Pazaryeri Belediye Başkanı Zekiye Tekin ise, "Güzel bir etkinlik oldu emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Öncelikle çevre şehircilik il müdürlüğümüze personelimize, emeği geçen tüm kurumlarımıza teşekkür ederiz. İnşallah seneye daha güzel katılımla daha güzel etkinliklerle kutlayacağımız çevre haftamız olsun. Önemli olan tabi böyle haftaları kutlamak değil, böyle çevreyi zarar vermeden yaşam sürdürebilmek her şeyden önemli" diye konuştu. Küçükelmalı'nın eşsiz doğasında gerçekleştirilen etkinlik, çevreyi korumanın yalnızca kurumların değil, toplumun ortak görevi olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Katılımcılar, doğayla iç içe geçen yürüyüş boyunca hem çevrenin önemine dikkat çekti hem de gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakılması gerektiği mesajını verdi.

Osmangazi'de Gençler Gıdanın İzlerini Sanata Taşıdı Haber

Osmangazi'de Gençler Gıdanın İzlerini Sanata Taşıdı

Sürdürülebilir kent vizyonu doğrultusunda gıda politikalarına yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürürken Osmangazi Belediyesi’nin Avrupa Birliği’nden hibe desteği alan "Osmangazi Gençlik Gıda Laboratuvarı" projesi kapsamındaki çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Proje çerçevesindeki ikinci etkinlik olan "Gıdanın Geleceği İçin Tasarım Atölyesi: Dönüşen İzler ve Ritim" yoğun bir ilgi ile Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde tamamlandı. Osmangazi Belediyesi öncülüğünde; Osmangazi Kent Konseyi Gençlik Meclisi, Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Predu Atölye proje ortaklığında düzenlenen atölyede yaşları 15 ile 25 arasında değişen 20 genç, gıdayı sanat ile buluşturdu. Atölyede gençler, proje ortaklarımızdan Hamidiye Tarım Lisesinde, üretim alanlarını gezerek biber, domates, üzüm, dut, zeytin gibi gıda ürünlerinden ve bitki yapraklarından örnekler topladı. Daha sonra bu doğal malzemeleri kullanarak Prof. Sezin Türk Kaya yürütücülüğünde özgün baskıresim eserleri üretti. Doğadan toplanan farklı ürünler baskı kalıbı olarak kullanıldı. Gençler, kimi zaman endüstriyel yüzeyleri, kimi zaman da tamamen organik malzemeleri kullanarak özgün kompozisyonlar oluşturdu. Ortaya çıkan her eser, doğa ile sanat arasındaki güçlü ilişkinin somut bir yansımasına dönüştü. Çevre dostu su bazlı boyaların yanı sıra gıdalardan elde edilen doğal boyalar ile işlem yapan katılımcılar, doğanın renklerinin sanat tarihindeki yolculuğunu uygulamalı olarak deneyimledi. Atölye sonunda üretilen yaklaşık 50 eserden seçilecek çalışmalar, proje finalinde düzenlenecek sergide sanatseverlerle buluşacak ve Osmangazi Belediyesi koleksiyonuna kazandırılacak. “Amacımız Gıdanın Bütünselliğini Görmek, Farklı Etkilerini Değerlendirmek” Osmangazi Gençlik Gıda Laboratuvarı" projesinin ikinci etkinliğini gerçekleştirdiklerini belirten Osmangazi Belediyesi Proje Yöneticisi Merve Sünör, ilk atölyede gençlerle birlikte gıda haritalama çalışması yaptıklarını, bu kez ise sanat ve gıdayı aynı çizgide buluşturduklarına işaret etti. Gıdaya bütünsel bir bakış açısıyla yaklaştıklarını kaydeden Sünör, “Boyaların bile temeli aslında gıdaya, toprağa yani doğaya dayanıyor. Biz de katılımcılara, biraz bundan ve geri dönüşüm, ileri dönüşüm konularından bahsettik. Hem endüstriyel, hem doğa malzemelerini bir arada kullanıyorlar. Bu bakış açısıyla birlikte projemiz devam edecek, bu farkındalığın diğer etkinliklere de farklı bir altyapı oluşturacağını düşünüyoruz. Amacımız gıdaya ve sanata başka türlü bakabilmek, gıdanın bütünselliğini görmek. Gıdayı sadece soframızda tabağımıza gelen bir ürün gibi görmemek, gıdanın farklı etkilerini değerlendirmek. Etkinlik, gençlerin gıdaya yalnızca tüketilen bir ürün olarak değil; doğayla, kültürle ve sürdürülebilirlikle bağlantılı bir değer olarak bakmalarını sağladı. Proje sonunda gıda politikası üretmek için attığımız adımlarda, bu atölyemizin de farklı bir bakış açısı sağlayacağını düşünüyoruz. Belediyemiz tarıma ve gıdaya önem veriyor ve vizyoner bir bakış açısıyla projeleri sürdürüyor. Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a bu projeyi ve tarımı desteklediği için çok teşekkür ediyoruz.” diye konuştu. Önemli Bir Farkındalık Oluşturdu Proje kapsamında öğrencilerle baskı resim atölyesi gerçekleştirdiklerini belirten Atölye Eğitmeni ve Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Sezin Türk Kaya da, “Atölyenin temelinde sürdürülebilirlik, ileri ve geri dönüşüm temaları hakim. Endüstriyel ya da organik malzemelerin üzerine boyalar, mürekkepler sürerek, onların kağıda ve farklı yüzeylere aktarılması prensibine dayanan bir atölye.” ifadelerini kullanarak, desteklerinden dolayı Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkürlerini sundu. "Gıdanın Geleceği İçin Tasarım Atölyesi: Dönüşen İzler ve Ritim" kapsamında titizlikle çalışmalarını tamamlayan genç katılımcılar da yaptıkları konuşmalarda, atölyenin kendilerine çok önemli bir farkındalık kattığını vurgulayarak, gıda ve sanatı uygulamalar ile birlikte farklı bir bakış açısıyla ele aldıklarını kaydetti.

Uludağ Elektrik'ten yaz aylarına özel tasarruf rehberi Haber

Uludağ Elektrik'ten yaz aylarına özel tasarruf rehberi

Uludağ Elektrik'in yıllık tüketim verilerine göre, Temmuz ve Ağustos ayları meskenlerde elektrik kullanımının en yoğun olduğu dönem olarak öne çıkıyor. Vatandaşların hem bütçelerini korumaları hem de enerjiyi verimli kullanmaları için tasarruf önerilerinde bulunan Uludağ Elektrik, alınacak basit önlemlerle elektrik tüketiminde önemli ölçüde tasarruf sağlanabileceğine dikkat çekiyor. Müşteri memnuniyeti, dijital hizmetleri ve sürdürülebilirlik odaklı çalışmalarıyla faaliyetlerini sürdüren Uludağ Elektrik, Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova' da 5 milyondan fazla kişiye hizmet verirken, serbest tüketici kapsamındaki müşterilerine özel geliştirdiği enerji çözümleriyle Türkiye genelinde de büyümesini sürdürüyor. "Tasarruf, bilinçli enerji kullanımıyla başlıyor" Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, yaz aylarında artan enerji ihtiyacının bilinçli tüketim alışkanlıklarıyla yönetilebileceğini belirterek şunları söyledi: "Yıllık tüketim verilerimiz, temmuz ve ağustos aylarında özellikle meskenlerde elektrik kullanımının en yüksek seviyelere ulaştığını gösteriyor. Uludağ Elektrik Hizmet Bölgesi'nde faturalanan mesken elektrik tüketimi, bir önceki sene yıl haziran ayına göre temmuz ayında yüzde 17, ağustos ayında ise yüzde 35 artış gösterdi. Bu artışta, hava sıcaklıklarının artmasının sonucunda artan klima kullanımının yanı sıra bölgemizin yaz aylarında yoğun sezon yaşayan turizm ve yazlık yerleşim alanlarına ev sahipliği yapmasının da önemli etkisi bulunuyor. Hatta Balıkesir bölgemize baktığımızda haziran ayına göre ağustos ayında %50 oranında artış yaşandığını da söyleyebiliriz. Ağustos ayın mesken elektrik tüketiminin zirve yaptığı bir dönem oluyor, şöyle ki ağustos ayı yılın diğer aylarının ortalamasına göre yaklaşık yüzde 23 daha yüksek seviyede elektrik tüketimi gerçekleşiyor. Yaz aylarında konforu korurken enerji tasarrufu sağlamak da mümkün. Bu noktada klimaların 24 derecede çalıştırılması hem gereksiz enerji tüketiminin önüne geçiyor hem de verimli kullanım sağlıyor. Bu nedenle bu yaz “24 Derece ile Mümkün” mesajıyla vatandaşlarımızı doğru klima kullanımına teşvik ediyoruz. Doğru kullanım alışkanlıklarıyla hem enerji tüketimini azaltmak hem de elektrik faturalarını kontrol altında tutmak mümkün. Elektronik cihazlar kullanılmadığı zamanlarda fişte bırakıldığında 'bekleme modu' nedeniyle gereksiz elektrik tüketimine yol açıyor. Kullanılmayan cihazlar tamamen kapatılmalı ve mümkünse prizden çekilmelidir. Enerji verimliliği yüksek beyaz eşya ve elektrikli ev aletlerinin tercih edilmesi, uzun vadede elektrik tüketimini önemli ölçüde azaltıyor. LED aydınlatmalar da daha düşük enerji tüketimiyle tasarruf sağlıyor. Küçük gibi görünen bu tercihler, yıl sonunda hem aile bütçesine hem de enerji kaynaklarının verimli kullanılmasına önemli katkı sunuyor. Enerji tasarrufu ve güvenliği bilincinin küçük yaşlarda kazanılmasının büyük önem taşıdığına inanıyoruz. Bu kapsamda yürüttüğümüz Enerjini Geleceğe Taşı projemizle; Karagöz-Hacivat gösterileri, eğitici oyunlar ve çocuklara özel hazırlanan etkinlik ile boyama kitapları aracılığıyla doğru enerji kullanımı ve enerji tasarrufu konusunda farkındalık oluşturuyoruz. Bugüne kadar 70 bini aşkın çocuğa ulaşarak enerji kaynaklarının verimli kullanılması konusunda bilinçli nesiller yetiştirilmesine katkı sağladık.” dedi. Klima kullanımında 24 derece önerisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın enerji verimliliği kapsamında önerdiği üzere, klimaların 24 derece ayarında çalıştırılması hem konforun korunmasına hem de elektrik tüketiminin azaltılmasına katkı sağlıyor. Bunun yanında filtrelerin düzenli temizlenmesi, kapı ve pencerelerin kapalı tutulması ile doğrudan güneş ışığını azaltacak önlemlerin alınması, soğutma ihtiyacını düşürerek enerji verimliliğini artırıyor.

Osmangazi Belediyesi’nden Koruyucu Sağlığa Güçlü Destek Haber

Osmangazi Belediyesi’nden Koruyucu Sağlığa Güçlü Destek

Hizmet kalitesini artırmanın yolunun sağlıklı, bilinçli ve güvenli çalışma ortamı oluşturmaktan geçtiği anlayışıyla personeline yönelik eğitim çalışmalarına sürdüren Osmangazi Belediyesi, Dünya Hepatit Günü kapsamında önemli bir farkındalık etkinliğine imza attı. Osmangazi Kent Konseyi ve Doruk Sağlık Grubu iş birliğinde düzenlenen bilgilendirme toplantısında, özellikle meslekleri gereği çeşitli risk faktörleriyle karşı karşıya kalan Temizlik İşleri Müdürlüğü personeli, viral hepatit hastalıkları konusunda farkındalık kazandı. Günlük çalışma hayatlarında çevresel atıklar, kesici-delici materyaller ve farklı biyolojik risklerle karşılaşabilen temizlik çalışanlarının sağlık konusunda bilinçlendirilmesini amaçlayan eğitimde, viral hepatitlerin oluşturabileceği sağlık sorunları bilimsel veriler ışığında ele alındı. Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde gerçekleştirilen programda Doruk Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Meltem Öner Karaçay tarafından bilgiler verildi. Yüksek Risk Grubundaki Çalışanlar İçin Önemli Bilgilendirme Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı, 28 Temmuz Dünya Hepatit Günü’ne dikkat çekerek, “Biz de Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Kent Konseyi olarak yüksek risk grubunda bulunan temizlik çalışanlarımızla ilgili hayati önem taşıyan bir sorumluluk projesini Doruk Hastanesi ile iş birliği yaparak gerçekleştirdik. Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a temizlik çalışanlarımıza verdiği destek ve önem için teşekkür ediyoruz.” diye konuştu. “Hastalık Belirgin Bir Belirti Vermediği İçin Sessiz Seyreder” Dr. Öğretim Üyesi Meltem Öner Karaçay, özellikle Hepatit B ve Hepatit C’nin uzun yıllar herhangi bir belirti göstermeden ilerleyebildiğine dikkat çekerek, viral hepatitlerin karaciğer iltihaplanması olduğu ve bunun da çok önemli bir halk sağlığı olduğunu vurguladı. Dr. Öğretim Üyesi Meltem Öner Karaçay, karaciğer iltihaplanmasının ilerleyen dönemlerde siroza ve karaciğer kanserine sebebiyet verebileceğinin uyarısında bulunarak, sözlerinde şu ifadeleri kullandı: “Bu hastalıklar siroz ve karaciğer kanseri olana kadar belirgin bir belirti vermediği için çok sessiz seyreder ve kişiler kendilerini aslında sağlıklı gibi hissedebilirler. Hepatit B’nin ve Hepatit A’nın tedavisi mümkündür, hatta Hepatit A’dan ve Hepatit B’den aşı ile korunabiliriz. Bu konuya dikkat çekmek için her yıl 28 Temmuz’da Dünya Hepatit Günü olarak kabul edilmiş. Bunun için toplum sağlığı adına bizimde burada olduğumuz gibi belirli çalışmalarda bu işi yürütmekteyiz. Hepatit A ve Hepatit E yiyecek ve içeceklerle bulaşan hatta kanalizasyon sularıyla bulaşabilen, Hepatit B ve Hepatit C ise parenteral yolla bulaşan hastalıklardır. Eğer aşısı olmayanlar varsa mutlaka bunların aşılarının tamamlanması öneriyoruz. Sarılık, halsizlik, bulantı, karın ağrısı gibi semptomlarla başlayabilir. Böyle şikayetler olduğu zaman kişiler mutlaka hekime yönlendirilmeli. Hepatit C’nin de artık dünya genelinde bir tedavisi var. Tamamen bu tedaviye kür sağlanmakta ve ücretsiz olarak devletin karşıladığı bir tedavi. Dolayısıyla bu tedavisi olan hastalıkların bilinçlendirilmesi önemli.” Doruk Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Meltem Öner Karaçay, personeli sağlık konusunda bilinçlendirme noktasına önem veren Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkürlerini sundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.