Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Faili Meçhul

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Faili Meçhul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Faili Meçhul haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Destici: "Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında bütün şüphelerin ortadan kaldırılacağına inanıyoruz" Haber

Destici: "Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında bütün şüphelerin ortadan kaldırılacağına inanıyoruz"

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde düzenlenen "Birlik Buluşması" programında yaptığı konuşmada, merhum Genel Başkan Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturmayla ilgili açıklamalarda bulundu. Destici, "17 yıl boyunca bu işin takipçisi olduk. Ortadaki bütün şüpheler kaldırılacak, bu meselede kastı ya da kusuru olanlar hukuk önünde mutlaka hesap verecektir" dedi. Büyük Birlik Partisi Kartepe İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen "Birlik Buluşması" programı, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin katılımıyla gerçekleştirildi. Yoğun katılımın olduğu programda partililere ve vatandaşlara hitap eden Destici, başta Muhsin Yazıcıoğlu dosyası olmak üzere terörle mücadele, "Terörsüz Türkiye" süreci, millî birlik ve beraberlik ile 12 Eylül darbesi hakkında değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına Kartepelileri ve Kocaelilileri selamlayarak başlayan Destici, programın düzenlenmesinde emeği geçen teşkilat mensuplarına teşekkür etti. "17 yıl boyunca bu işin takipçisi olduk" Konuşmasının önemli bölümünü Muhsin Yazıcıoğlu’na ayıran Destici, merhum BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu ile birlikte helikopter kazasında hayatını kaybedenleri rahmet, minnet ve şükranla andı. Yazıcıoğlu’nun 17 yıl önce meydana gelen helikopter kazasında hayatını kaybettiğini hatırlatan Destici, BBP olarak kazanın ardından başlatılan adli süreçlerin takipçisi olduklarını söyledi. Destici, "Bizim adımız Büyük Birlik. Rahmetli Muhsin Başkanımızı, şehit liderimizi rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Biliyorsunuz, 17 yıl önce bir helikopter hadisesinde kendisini kaybettik. Muhsin Başkanımızı ve onunla birlikte şehit olan arkadaşlarımızı bir kere daha rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum" dedi. Yazıcıoğlu dosyasının yıllardır takip edildiğini belirten Destici, soruşturma kapsamında iki kez takipsizlik kararı verildiğini, ancak yapılan girişimler sonucunda bu kararların kaldırıldığını ifade etti. Destici, "Büyük Birlik Partisi ve geride bıraktığı dava arkadaşları olarak ailelerle birlikte 17 yıl boyunca bu işin takipçisi olduk. Dosyaya iki defa takipsizlik kararı verildi, bunları kaldırttık. Soruşturmalar ve mahkemeler devam etti ancak bugüne kadar şüpheler tam anlamıyla aydınlatılamadı ve gerçek ortaya çıkarılamadı" diye konuştu. "Bütün şüphelerin ortadan kaldırılacağına inanıyoruz" Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturmanın bütün yönleriyle aydınlatılması gerektiğini vurgulayan Destici, mevcut süreçten umutlu olduklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesi ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’in kararlılığıyla faili meçhul olayların aydınlatılması yönünde çalışmalar yürütüldüğünü ifade eden Destici, Yazıcıoğlu dosyasının da bu kapsamda aydınlatılacağına inandığını dile getirdi. Destici, "Bu dönemde Cumhurbaşkanımızın takdirleri ve Adalet Bakanımız Akın Gürlek’in kararlılığıyla, sadece bizim yaşadığımız hadiseyle ilgili değil, Türkiye’deki bütün faili meçhullerin aydınlatılması için bir çaba ortaya konulmaktadır. Bu amaçla kurulan komisyon, görevlendirilen başsavcılıklar, başsavcı vekilleri ve dosya savcıları çok ciddi çalışmalar yürütmektedir" ifadelerini kullandı. Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin hayatını kaybettiği olayın da bütün yönleriyle ortaya çıkarılmasını beklediklerini belirten Destici, "İnşallah şehit liderimiz Muhsin Başkanımızın ve onunla birlikte şehadete yürüyen arkadaşlarımızın şehadet süreçleri de bu dönemde aydınlatılacaktır. Ortadaki bütün şüpheler kaldırılacak, bu meselede kastı ya da kusuru olanlar hukuk önünde mutlaka hesap verecektir" dedi. "Terör örgütü şartsız, pazarlıksız ve müzakeresiz şekilde silah bırakmalıdır" Destici, konuşmasında Türkiye’nin terörle mücadelesine de değindi. Terör örgütünün silah bırakması ve kendisini feshetmesi gerektiğini belirten Destici, bunun herhangi bir şart veya pazarlık konusu yapılmaması gerektiğini söyledi. "Terörsüz Türkiye" hedefi kapsamında devlet tarafından bir süreç başlatıldığını ifade eden Destici, "Terör örgütü şartsız, pazarlıksız ve müzakeresiz şekilde silah bırakacaksa bıraksın; bundan hepimiz mutluluk duyarız. Kendini feshedecekse hepimiz memnun oluruz" diye konuştu. Terör örgütünün geçmişte Türkiye’ye ağır bedeller ödettiğini savunan Destici, binlerce asker ve polisin yanı sıra öğretmen, imam, işçi, memur ve sivillerin terör saldırılarında hayatını kaybettiğini söyledi. Destici, "Bunlar bizim 40 yılımızı, binlerce canımızı çaldılar. Türk milletinin bunları affetmesi mümkün değildir. Şehitlerimizi ve gazilerimizi unutmamız mümkün değildir" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin farklı kimlik ve kültürleri bünyesinde barındırdığına dikkat çeken Destici, birlik ve beraberlik mesajı verdi. Destici, "Onlar ne yaparlarsa yapsınlar kardeşliğimizi bozamayacaklar. Türk, Kürt, Türkmen, Alevi ve Sünni bu ülkede bin yıldır nasıl birlikte, barış ve kardeşlik içerisinde yaşamışsa bundan sonra da Allah’ın izniyle yaşamaya devam edecektir" diye konuştu. "Milletin seçtiğini beğenmeme lüksümüz yok Demokrasilerde millî iradenin esas olduğunu belirten Destici, seçimle göreve gelenlere saygı gösterilmesi gerektiğini söyledi.Destici, "Milletimiz kimi seçmişse muhalefet de siyaset de buna razı olmak zorundadır. Milletin seçtiğini beğenmeme gibi bir lüksümüz olamaz. Seçimler demokrasinin vazgeçilmezidir" dedi. BBP’nin kuruluşundan bu yana millî iradenin yanında olduğunu belirten Destici, 12 Eylül, 28 Şubat ve 15 Temmuz süreçlerinde darbelere karşı aynı duruşu sergilediklerini ifade etti. Program, konuşmaların ardından Karadeniz müziğinin sevilen sanatçılarından İsmail Türüt ile yerel sanatçıların sahne aldığı müzik programıyla devam etti.

Bakan Gürlek’ten "Ahbaplar Suç Örgütü", uyuşturucu, İmamoğlu ve Terörsüz Türkiye açıklaması Haber

Bakan Gürlek’ten "Ahbaplar Suç Örgütü", uyuşturucu, İmamoğlu ve Terörsüz Türkiye açıklaması

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde görev yapan yargı muhabirlerini Adalet Bakanlığında kabul ederek gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakan Gürlek, faili meçhul dosyalardan AHBAP soruşturmasına, uyuşturucu ve yasa dışı bahisle mücadeleden FETÖ soruşturmalarına, Terörsüz Türkiye sürecinden Ekrem İmamoğlu hakkındaki davaya ve adalete güven tartışmalarına kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. Futbolda bahis ve şike soruşturmalarının sürdüğünü belirten Bakan Gürlek, "Sadece futbol değil, basketbol da dâhil olmak üzere farklı spor alanlarında yasa dışı bahis ve şike iddiaları inceleniyor" dedi. Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmanın Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütüldüğünü söyleyen Bakan Gürlek, olayın bütün yönleriyle araştırıldığını söyledi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde görev yapan adliye muhabirleriyle bir araya geldiği toplantıda, faili meçhul dosyalardan "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturmasına, uyuşturucuyla mücadeleden İBB soruşturmasına, FETÖ ile mücadeleden "Terörsüz Türkiye" sürecine kadar gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması amacıyla Bakanlık bünyesinde bir birim kurulduğunu belirten Gürlek, "Faili meçhul dosyalar yeniden ele alınıyor. Başsavcılıklarla toplantılar yapılıyor, dosyalardaki imkanlar değerlendiriliyor. Adalet Bakanlığı bünyesinde kurduğumuz bu dairenin çalışmalarıyla güzel sonuçlar aldık. Birim kurulalı dört ay oldu; 46 maktulün yer aldığı 40 dosya aydınlatıldı" dedi. Gürlek, bu çalışmaların vatandaşın adalete olan güvenini artırdığını belirterek, " Bu çalışmalar vatandaşta önemli bir duygu oluşturuyor. Hiçbir şeyin sonsuza kadar karanlıkta kalmayacağı, adaletin er ya da geç tecelli edeceği görülüyor. O dönem deliller yeterince toplanmamış, olaylar bütün yönleriyle aydınlatılamamış olabilir. Ancak devletin bütün imkanlarıyla ve kararlılıkla çalışması halinde yıllar sonra dahi sonuç alınabileceğini görüyoruz. Bu da adalete olan güveni artırıyor" ifadelerini kullandı Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması devam ediyor Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasının ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından sürdürüldüğünü belirten Gürlek, "Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması devam ediyor. Soruşturma ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yürütülüyor; Ceza İşleri Genel Müdürlüğümüz bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımız da kendi görev alanı çerçevesinde koordinasyon ve dosya inceleme çalışmalarını sürdürüyor" şeklinde konuştu. Yeni faili meçhul soruşturmaları konusunda isim vermenin doğru olmayacağını ifade eden Gürlek, "Bir soruşturmanın başlatılması için hukuken gerekli şüphe şartlarının oluşması gerekir. Faili meçhul dosyaların tamamı ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarınca kendi delil durumu içinde değerlendiriliyor" dedi. Gülistan Doku dosyasında naaşın bulunması için çalışma sürüyor Gülistan Doku soruşturmasında önemli ilerlemeler sağlandığını ancak soruşturmanın tamamlandığını söylemek için henüz erken olduğunu belirten Gürlek, dosya kapsamında Umut Altaş'ın da ifadesinin alındığını aktardı. Gürlek, "Burada bizim için en önemli konulardan biri Gülistan'ın naaşının bulunması. Arkadaşlarımız özellikle bu konu üzerinde hassasiyetle çalışıyor. Dosyadaki bazı beyanlarda naaşın birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğine ilişkin bilgiler bulunuyor. En son Pertek yolu üzerindeki bir noktaya götürüldüğüne yönelik beyanlar var" ifadelerini kullandı. Naaşın kimyasal maddeler kullanılarak tamamen ortadan kaldırılmış olma ihtimalinin de değerlendirildiğini belirten Gürlek, "Soruşturma kapsamında, geçmiş dönemde bazı kamu görevlilerinin kendilerine tanınan yetkileri usulsüz şekilde kullanarak olayın aydınlatılmasını engellemeye veya bazı delilleri ortadan kaldırmaya çalıştıklarına ilişkin ciddi iddialar ve bulgular da inceleniyor" dedi. Gürlek açıklamasının devamında, "Burada kişinin vali olması veya başka bir makamda bulunması önemli değil. Somut suç şüphesi varsa, kişinin unvanına bakılmaksızın ilgili savcılık hukuk çerçevesinde gereken işlemleri yapar" ifadelerini kullandı. Rojin Kabaiş soruşturmasında teknik incelemeler sürüyor Rojin Kabaiş soruşturmasına ilişkin de konuşan Gürlek, cep telefonuna yönelik teknik incelemelerin sürdüğünü belirtti. Gürlek, "DNA incelemeleri yapıldı. Cep telefonuna yönelik teknik incelemeler de devam ediyor. Ancak şu an itibarıyla doğrudan ve kesin bir sonuca götüren somut bir veriye ulaşıldığını söyleyemeyiz" dedi. Kaşif Kozinoğlu'nun ölümü yeniden araştırılıyor Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmanın Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütüldüğünü belirten Gürlek, olayın bütün yönleriyle araştırıldığını söyledi. Gürlek açıklamasında, "Kaşif Kozinoğlu, devletimizin yetiştirdiği müstesna isimlerden ve önemli bir devlet görevlisiydi. Maalesef o dönemde Ergenekon kumpası kapsamında tutukluluk süreci geçirirken, sağlıklı, spor yapan ve öz bakımına dikkat eden bir kişi olmasına rağmen şüpheli şekilde hayatını kaybetti" şeklinde konuştu. "Bu konuda önemli ihbarlar ve şikayetler vardı" Gürlek, "Bu konuda daha önce şikayetler ve ihbarlar vardı. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız da bunları dikkate alarak bir soruşturma başlattı. Daha sonra yurt dışında firari bulunan ve FETÖ bağlantısına ilişkin hakkında adli süreç bulunan eski bir cezaevi personelinin önemli beyanlarının ardından bazı adli işlemler gerçekleştirildi. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni deliller ortaya çıkarsa yeni işlemler de gündeme gelebilir; buna elbette Cumhuriyet Başsavcılığı delil durumuna göre karar verecektir" şeklinde konuştu. Tüm ihtimallerin soruşturma kapsamında değerlendirildiğini ifade eden Gürlek, "Elbette bunun mutlaka bir cinayet olduğunu peşinen söylemek doğru değil. Bütün ihtimaller soruşturma kapsamında değerlendiriliyor. Süreç devam ediyor" ifadelerini kullandı. "Ucu nereye giderse gitsin, dosyanın içindeki delillere bakın" Cumhuriyet başsavcılıklarının yürüyen soruşturmalarına Bakanlık olarak müdahale etme yetkilerinin bulunmadığını belirten Gürlek, savcıların isim, makam veya unvana bakmadan hareket etmesi gerektiğini söyledi. Bakan Gürlek, "Bizim söylediğimiz şu: ‘Ucu nereye giderse gitsin, kim çıkarsa çıksın; dosyanın kapağındaki ismi kapat, içindeki delillere bak. Kararını yalnızca hukuka ve delile göre ver'" dedi. Soruşturmalara müdahale etme yetkilerinin bulunmadığını vurgulayan Gürlek, "Buradaki yaklaşımımız bir soruşturmanın yönünü göstermek değil; savcının hukuka uygun görevini herhangi bir baskı veya çekince hissetmeden yerine getirebilmesi gerektiğini vurgulamaktır" ifadelerini kullandı. AHBAP soruşturması hakkında konuştu: "MASAK tespitleri ve itirafçı beyanları bulunuyor" AHBAP soruşturmasının devam ettiğini belirten Gürlek, vatandaşların yardım duygularının suç teşkil eden faaliyetlerle istismar edilip edilmediğinin incelendiğini söyledi. Gürlek, "AHBAP'la ilgili soruşturma devam ediyor. Soruşturma kapsamında, vatandaşlarımızın iyi niyetinin ve yardım duygularının suç teşkil eden faaliyetlerle istismarı ayrıntılı biçimde inceleniyor" dedi. Dosyada MASAK tespitleri ve itirafçı beyanlarının bulunduğunu belirten Gürlek, "Soruşturmanın seyri ve ortaya çıkacak yeni deliller doğrultusunda yeni adli işlemler de gündeme gelebilir. Buna elbette ilgili Cumhuriyet başsavcılığı delil durumuna göre karar verecektir. MASAK tespitleri yapılıyor, itirafçı beyanları bulunuyor" ifadelerini kullandı. "Toplanan yardımların amacına uygun kullanıp kullanılmadığı bizim için son derece önemli" Toplanan yardımların akıbeti hakkında konuşan Gürlek, "Toplanan yardımların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı bizim için son derece önemli. Biliyorsunuz bir keşif heyeti oluşturuldu. Yeni görüntüler de ortaya çıktı. Keşke toplanan bu paraların tamamıyla yardımlar yapılsa, evler inşa edilseydi. Şu anda depolarda çürümeye terk edildiği belirtilen malzemeler var. Bunlar yeni yeni ortaya çıkıyor. Mağdurlar ve şikayetçiler var. Bunlara ilişkin çalışmalar da devam ediyor" diye konuştu. AHBAP soruşturmasında çok sayıda müşteki var AHBAP soruşturması kapsamında müşteki isimlerle görüştüğünü ifade eden Gürlek, "Az önce görüştüğüm bir kişi, o tarihlerde Amerika'da bulunan kliniğine Haluk Levent'in geldiğini anlattı. Türkiye'de bir yardım kuruluşunun bulunduğunu, kamuoyunca da tanınan bir kişi olduğunu söyleyerek kendisinden yardım istediğini ifade etti. O kişi de ‘Tamam, ne gerekiyorsa verelim' diyor. Söz konusu para 4 milyon 600 bin dolar. Hatta buna ilişkin senet de düzenlenmiş" ifadelerini kullandı. "Bunların her biri ilgili başsavcılık tarafından inceleniyor" Gürlek açıklamasının devamında, "Dosyada buna benzer çok sayıda senet olduğu belirtiliyor. Bunların her biri ilgili başsavcılık tarafından ayrıştırılarak hukuki ve mali yönden inceleniyor. Bazı işlemlerde Haluk Levent'in kendi adına borç aldığı, ‘Bu parayı kullanacağım' dediği veya taşınmaz aldığına ilişkin belgeler bulunuyor. Ancak daha sonra bu paraların ödenmediği iddia ediliyor. Sorun da burada başlıyor" şeklinde konuştu. Uyuşturucu ve yasa dışı bahis operasyonları devam edecek Uyuşturucuyla mücadelede taviz vermediklerini belirten Gürlek, "Uyuşturucuyla mücadele kapsamındaki operasyonlar devam edecek. İlgili başsavcılıklar tarafından üzerinde çalışılan ve değerlendirilen dosyalar var. Uyuşturucu konusunda kesinlikle taviz vermiyoruz" dedi. Gürlek, kamuoyunca tanınan isimlere ve sanat camiasına yönelik soruşturmaların da caydırıcı etkisinin bulunduğunu belirterek, "Özellikle kamuoyunca tanınan isimler ve sanat camiasına yönelik soruşturmaların da önemli bir caydırıcı etkisi oldu. Bundan sonraki süreçte uyuşturucuyla mücadelenin farklı alanlarında da adli soruşturmalar gündeme gelebilir" ifadelerini kullandı. Futbolda bahis ve şike soruşturmalarının da sürdüğünü belirten Gürlek, "Sadece futbol değil, basketbol da dâhil olmak üzere farklı spor alanlarında yasa dışı bahis ve şike iddiaları inceleniyor" dedi. "Vatandaşın doğrudan ekonomik hayatını ve kamu sağlığını etkileyen sektörlere de bakılıyor." Beyaz et ve şeker sektörüne yapılan operasyonlardan bahseden Gürlek, "Bunun yanında vatandaşın doğrudan ekonomik hayatını ve kamu sağlığını etkileyen sektörlere de bakılıyor. Beyaz et sektörüne yönelik bir operasyon yapıldı. Şeker sektöründe kamu sağlığını ilgilendiren bir operasyon gerçekleştirildi. Benzeri alanlarda, somut suç şüphesi oluşması hâlinde yetkili adli makamlarca yeni soruşturmalar yürütülebilir." ifadelerini kullandı. SPK ile piyasa soruşturmaları takip ediliyor Borsadaki işlem hacminin son yıllarda ciddi şekilde büyüdüğünü belirten Gürlek, yatırımcıların mağduriyet yaşadığı bazı konuların da incelendiğini söyledi. Gürlek, "SPK ile koordinasyon içerisinde takip edilen süreçler oluyor. Özellikle manipülasyon konusunda mevzuatın SPK'ya verdiği yetkiler ve usuller var. Adli süreçler de bu yasal çerçeve içerisinde yürütülüyor" ifadelerini kullandı. "FETÖ bir casusluk örgütü" FETÖ ile mücadelenin tavizsiz şekilde sürdüğünü belirten Gürlek, "FETÖ yıllarca planlı biçimde hareket ederek en sonunda 15 Temmuz'da ülkeyi ele geçirmeye çalışan bir ihanet örgütü. Aynı zamanda bir casusluk örgütü" dedi. Devletin son derece dikkatli olduğunu belirten Gürlek, "Bu örgütün amaçlarından ve yöntemlerinden vazgeçtiğini düşünmemek lazım. Şu anda kabuğuna çekilmiş gibi görünebilir ancak yeni yapılanma arayışları bulunabiliyor. Finansal kaynaklarına ilişkin çalışmalar var. Farklı isimler ve yapılar altında yeniden örgütlenme veya kamu kurumlarına sızma girişimlerine karşı devlet son derece dikkatli" şeklinde konuştu. Farklı isim ve yapılar altında yeniden örgütlenme veya kamu kurumlarına sızma girişimlerine karşı devletin dikkatli olduğunu belirten Gürlek, "Biz bunlara müsaade etmeyeceğiz. FETÖ ile mücadele tavizsiz şekilde devam ediyor" ifadelerini kullandı. Umut Altaş ve Eylem Tok'un iade süreçleri takip ediliyor Yurt dışındaki şüpheli ve sanıkların iade süreçlerini de yakından takip ettiklerini belirten Gürlek, "Umut Altaş'la ilgili iade talebinde bulunduk. Olumlu gelişmeler de oldu. Sürecin iade yönünde ilerlemesini bekliyoruz ancak nihai kararın ilgili ülkenin yetkili yargı ve idari makamlarına ait olduğunu da unutmamak gerekir" dedi. Eylem Tok hakkında ise iade yönünde karar verildiğini ancak kararın üst mahkemeye taşındığını belirten Gürlek, "Karar üst mahkemeye taşındı. Dolayısıyla üst mahkemenin kararının beklenmesi gerekiyor. Biz iade taleplerimizin arkasındayız ve bu süreçleri hassasiyetle takip ediyoruz" ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye süreci Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de açıklamalarda bulunan Gürlek, " Terörsüz Türkiye sürecinde çerçeve yasa yaklaşık 467 oyla kabul edildi. Bu gerçekten çok büyük bir başarı" ifadelerini kullandı. Yasanın yürürlüğe girmesi için örgütün tamamen silah bırakması gerektiğini ifade eden Gürlek, "Örgütün silah bırakması, silahlarını teslim etmesi ve tüm unsurlarıyla tasfiye edilmesine ilişkin süreç Milli Savunma Bakanlığımız ve MİT tarafından takip ediliyor" dedi. Gürlek, Adalet Bakanlığının ise kanunun yürürlüğe girmesinin ardından ortaya çıkacak hukuki ve idari süreçler için hazırlık yaptığını söyledi. Çocuk Paketi yürürlüğe girdi Çocukların suça sürüklenmesinin yalnızca adli boyutuyla ele alınamayacağını belirten Gürlek, "Adalet sistemi suç işlendikten sonra devreye giriyor. Bir suç işlendiğinde savcılık süreci başlıyor. Ancak çocuğu suça iten sebepler çok daha önce ortaya çıkıyor. Bir çocuk sorunlu bir aile ortamından gelebiliyor, okulda problemler yaşayabiliyor veya sosyal çevresinden olumsuz etkilenebiliyor. Dolayısıyla mesele yalnızca adli boyutuyla ele alınamaz" ifadelerini kullandı. Gürlek, Çocuk Paketi kapsamında, "Çocuk Paketi kabul edildi. Artık ‘suça sürüklenen çocuk' kavramı yerine ‘adli süreçteki çocuk' yaklaşımı getirildi. Buradaki amaçlardan biri, suç örgütlerinin çocukları kolayca kullanabilmesini önlemek; diğeri ise çocuğun işlediği fiilin hukuki sonuçlarının daha açık ve caydırıcı hâle gelmesini sağlamaktır. Örgüt çocuğu kullanamayacak; çocuk da kendisinin suç faaliyetlerinde araç olarak kullanılmasının ciddi hukuki sonuçları bulunduğunu bilecek." ifadelerini kullandı. Ailelerin sorumluluğunu güçlendirdiklerini ifade eden Gürlek, "Ailelerin sorumluluğunu da güçlendirdik. Daha önce bu konuda bazı boşluklar vardı. Aileler çocuklarının eğitimine, davranışlarına, sosyal çevresine ve bulunduğu ortamlara karşı daha fazla sorumluluk üstlenmek zorunda" şeklinde konuştu. İmamoğlu davası: "Nihai takdir mahkemeye ait" Ekrem İmamoğlu'nun da sanıkları arasında bulunduğu davaya ilişkin konuşan Gürlek, yargılamanın devam ettiğini belirtti. Soruşturma aşamasında alınan ‘İnsanlar aileleriyle tehdit edildi, baskı yapıldı, tutuklamayla korkutuldu ve bu nedenle savcılıkta ifade verdiler; mahkemede bu ifadelerinden dönecekler' şeklindeki iddialar hakkında konuşan Gürlek, "Başsavcılık görevini yürüttüğüm dönemde, soruşturma dosyasındaki eylemlerin delillerle desteklendiği yönündeki kanaatimi ifade etmiştim. Ancak dosya artık kovuşturma aşamasında. Bundan sonra delillerin değerlendirilmesi, tanık beyanlarının güvenilirliği ve sanıkların hukuki durumuyla ilgili nihai takdir mahkemeye aittir" ifadelerini kullandı. "Bu yargılamanın ne zaman tamamlanacağını benim söylemem mümkün değil" Kararın tamamen mahkemenin yetkisinde olduğunu ifade eden Gürlek, "Mahkeme yargılamasını yapıyor, tanıkları dinliyor, sanık müdafilerinin beyanlarını alıyor ve savunmaları değerlendiriyor. Bu yargılamanın ne zaman tamamlanacağını benim söylemem mümkün değil. Sürecin takvimi ve verilecek karar tamamen mahkemenin yetkisinde." şeklinde konuştu. Ek iddianame çalışmaları sürüyor İmamoğlu dosyasına ilişkin ek iddianame çalışmalarının bulunup bulunmadığı sorusuna da yanıt veren Gürlek, "Evet, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ek iddianameye konu olabilecek yeni delil, rapor ve hukuki değerlendirmeler üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Yeni bazı ihale raporları söz konusu olduğu belirtiliyor" ifadelerini kullandı. Ahmet Davutoğlu ve Melih Gökçek soruşturmaları Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanı'na hakaret iddiasıyla soruşturma başlatıldığını belirten Gürlek, "Burada hukuken bakılması gereken iki temel husus var. Birincisi suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı, ikincisi ise zamanaşımı. Cumhurbaşkanı'na hakaret suçu bakımından burada zamanaşımı süresinin dolmadığı değerlendiriliyor. ‘O video o tarihte vardı, neden o zaman işlem yapılmadı da şimdi yapıldı?' denilebilir. Bir soruşturmanın hangi tarihte başlamış olması tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmez. Bir ihbar, CİMER başvurusu veya şikayet üzerine savcılık önüne gelen iddiayı hukuken değerlendirebilir. Suçun oluşup oluşmadığına ve zamanaşımına ilişkin değerlendirmeyi de soruşturmayı yürüten savcılık yapar. Az önce söylediğim gibi, burada isim ve sıfat üzerinden hareket edilmez" ifadelerini kullandı. Melih Gökçek ve oğullarıyla ilgili şikayet ve başvuruların da Cumhuriyet başsavcılığınca değerlendirildiğini belirten Gürlek, "Melih Gökçek ve oğullarıyla ilgili konu da kamuoyunda uzun süre tartışıldı. Şikayet ve başvurular yapıldı. Cumhuriyet başsavcılığı da kendisine ulaşan ihbar ve şikâyetleri hukuken değerlendirdi, soruşturma başlattı ve bazı ifadeler aldı. Bundan sonraki süreç de deliller çerçevesinde savcılığın takdirinde ilerleyecek" diye konuştu. "Cezasızlık algısının üzerine gidiyoruz" Vatandaşların adalete güven konusunda öne çıkardığı başlıklardan birinin yargılamaların uzun sürmesi olduğunu belirten Gürlek, yargılamaların makul sürede tamamlanmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Toplumda oluşan cezasızlık algısının da üzerine gittiklerini belirten Gürlek, "Toplumda ‘Suç işleyenin yanına kar kalıyor' şeklinde bir kanaat oluşmuştu. Bunun özellikle üzerine gidiyoruz" dedi. Hakim ve savcıların da hukuk karşısında ayrıcalıklı olmadığını vurgulayan Gürlek, "Hakim veya savcı olmak kimseye ayrıcalık sağlamaz. Trafikte bir olaya karışmışsa vatandaş için hangi hukuk uygulanıyorsa onun için de aynı hukuk uygulanır" ifadelerini kullandı. Gürlek açıklamasının devamında, "Bu konuda soruşturma ve disiplin istatistiklerini de yakından takip ediyoruz. Çünkü hakim ve savcı toplumda güven duyulan bir konumda olmak zorunda. Yaklaşık 27 bin 500 kişilik bir yargı teşkilatından söz ediyoruz. Bunun belki yüzde 3-5'lik küçük bir kesiminin meslek onuruna zarar veren davranışları yüzünden yüzde 90'dan fazla büyük bir kesimin zan altında kalmasını kabul edemeyiz. Bu nedenle bu konularda gerekli adımları atıyoruz" şeklinde konuştu. "Suç işleyenin yanına kar kalıyor' şeklinde bir kanaat oluşmuştu. Bunun özellikle üzerine gidiyoruz" Kamuoyunda infial oluşturan hadiseler ile ilgili konuşan Gürlek, "En son Van'da ‘Kara Haydar' olarak kamuoyuna yansıyan bir olay oldu. Daha sonra olayın farklı boyutları ortaya çıktı. İnsanların gözü önünde, kaynağı açıklanamayan yüksek miktarda para ve aşırı gösterişli yaşam görüntüleri üzerinden devletin ve kamu kurumlarının itibarıyla oynanmasına müsaade edilemez. Bir tarafta insanlar geçim sıkıntısı çekerken diğer tarafta kaynağı tartışmalı servetin, korumaların ve lüks hayatın sosyal medyada teşhir edilmesi toplumda ciddi rahatsızlık meydana getiriyor. Son dönemde sosyal medya fenomenliği üzerinden de bu tür örnekler çoğaldı. Elbette sosyal medya fenomenliği ayrı ve meşru bir alan. Ancak suç teşkil eden bir mali faaliyet, kamu kurumlarına yönelik hukuka aykırı eylem veya başka bir suç şüphesi varsa bunun gereğini bağımsız yargı makamları yapar. Bizim yaklaşımımız bu. Suç kim tarafından işlenirse işlensin aynı hukuk uygulanmalı" ifadelerini kullandı. "Gazetecilere saldırı, toplumun haber alma hakkına karşı da bir saldırıdır" Basın mensuplarına yönelik saldırılara da değinen Gürlek, gazetecilerin toplumun haber alma hakkına hizmet ettiğini belirtti. Gürlek, "Basın mensuplarına yönelik fiziki saldırılar maalesef zaman zaman yaşanabiliyor. Siz sonuç itibarıyla toplumun haber alma hakkına hizmet eden, kamusal nitelikte bir görev yapıyorsunuz" dedi. Gazetecilere görevlerini yaptıkları sırada yönelen saldırıların yalnızca kişiye yönelik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Gürlek, "Bu nedenle gazetecilere, görevlerini yaptıkları için yönelen saldırıların yalnızca bireye karşı değil, toplumun haber alma hakkına karşı bir saldırı olarak da değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamaları, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.

Eski MİT Görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma yeniden başlatıldı Haber

Eski MİT Görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma yeniden başlatıldı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Eski MİT Görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma yeniden başlatıldığını duyurarak "Ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmış; 10 şüpheli gözaltına alınmış, 1 şüphelinin ise FETÖ firasi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edilmiştir" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, 12 Kasım 2011’de hayatını kaybeden eski MİT Görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun dosyasının Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos tarihli kararıyla takipsizlik kararının kaldırıldığını ve soruşturmanın yeniden başlatıldığını açıkladı. Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Yıllar geçse de hiçbir şüpheli ölümü karanlıkta bırakmamakta kararlıyız. Kamu vicdanında soru işareti oluşturan dosyaları, aradan geçen zamana bakmaksızın yeniden ele alıyor; ulaşılabilecek her delilin izini sürüyoruz. Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu, tutuklu bulunduğu Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 12 Kasım 2011 tarihinde rahatsızlanmış, Silivri Devlet Hastanesine sevk edilmiş; hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybetmiş olduğu tespit edilmiştir. Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş; ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin tanık ifadeleri alınmış; 10 Nisan 2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir" ifadelerini kullandı. Soruşturmanın yeniden başladığını duyuran Gürlek, "Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımız dosyayı yeniden incelemiş; Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan değerlendirmeler ışığında Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırılmış ve soruşturma yeniden başlatılmıştır. Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınmış, özel bir soruşturma ekibi oluşturularak olayın tüm yönleriyle yeniden aydınlatılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar başlatılmıştır" açıklamasında bulundu. "Ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı" Gürlek, soruşturmaya ilişkin şunları kaydetti: "Bugün gelinen aşamada, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmış; 10 şüpheli gözaltına alınmış, 1 şüphelinin ise FETÖ firasi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edilmiştir. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız, İstanbul İl Jandarma Komutanlığımız ve ilgili kurumlarımızla koordinasyon içerisinde; gerçeğin ortaya çıkarılması, varsa sorumluların tespit edilerek adalet önünde hesap vermelerinin sağlanması için çalışmalarını titizlikle sürdürmektedir. Faili meçhul cinayetlerin, şüpheli ölümlerin ve kamu vicdanında cevapsız kalan dosyaların üzerine aynı kararlılıkla gitmeye devam edeceğiz. Hiçbir dosyanın unutulmasına, hiçbir şüphenin araştırılmadan bırakılmasına müsaade etmeyeceğiz."

Gülistan Doku'da 5. dalga Haber

Gülistan Doku'da 5. dalga

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya paylaşımında Adalet ve İçişleri bakanlıklarının koordinasyonu ile Cumhuriyet başsavcılıkları, Emniyet ve Jandarma teşkilatlarının iş birliği sayesinde faili meçhul dosyaların aydınlatılmaya devam ettiğini belirtti. GÜLİSTAN DOKU DOSYASINDA 5. DALGA OPERASYON Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde yürütülen soruşturmada 5. dalga operasyon gerçekleştirildi ve 10 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturmada, Gülistan Doku’nun son görüldüğü köprü ve zaman aralığına ilişkin PTS ve iletişim kayıtlarında yeni bulgular elde edildiği, ayrıca kaybolmasının ardından Instagram hesabına yapılan şüpheli erişim ve işlemler ile su altı arama çalışmalarında dikkat çekici tespitlere ulaşıldığı aktarıldı. Ayrıca, adli makamlardan gizlendiği belirlenen dalgıç defterindeki kayıtlarla resmi arama tutanaklarının uyuşmadığı tespit edilirken, Gülistan’a ait bazı kişisel eşyaların intihar ihtimalini destekleyen bir görüntü oluşturmak amacıyla sonradan su altına yerleştirilmiş olabileceğine dair bulgulara ulaşıldığı bildirildi. DEDE BALTACI CİNAYETİNDE 5 ŞÜPHELİ BELİRLENDİ Bu arada Bakan Gürlek’in paylaşımında ikinci önemli gelişme olarak, 18 yıldır faili belirlenemeyen Dede Baltacı cinayetine ilişkin soruşturmada da kritik aşamaya gelindiği belirtildi. 2008 yılında Şereflikoçhisar’da ölü bulunan Baltacı’nın dosyası, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinesinde yeniden incelendi. Daraltılmış baz çalışması, HTS kayıtları, Adli Tıp raporu ve tanık beyanları doğrultusunda cinayetin failleri olduğu değerlendirilen 5 şüpheli tespit edildi. Operasyon sonrası F.K., R.K., A.Ö. ve F.E. tutuklandı, cezaevinde bulunan M.K. hakkında ise adli kontrol kararı verildi. “HİÇBİR FAİLİ MEÇHUL DOSYANIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ” Aradan kaç yıl geçerse geçsin hiçbir faili meçhul dosyanın peşinin bırakılmayacağını vurgulayan Adalet Bakanı Akın Gürlek, teknolojinin ve bilimin tüm imkânlarıyla gerçeğin ortaya çıkarılmaya devam edeceğini söyledi. Bakan Gürlek, “Ucu nereye giderse gitsin, suçlular er ya da geç adalet önünde hesap verecektir” ifadelerini kullandı.

Çifte cinayet 7 yıl sonra çözüldü: Oğulları devlete teşekkür etti Haber

Çifte cinayet 7 yıl sonra çözüldü: Oğulları devlete teşekkür etti

Osmaniye’de 7 yıl önce cinayete kurban giden Hüsne (67) ve Mulla Ala (69) çiftinin olayında şüpheli Y.K., tutuklanarak cezaevine gönderilirken çiftin oğulları Mesut Ala, "Hep dua ettik, inşallah bizimki de bir gün bu şekilde çözülür mü?, bir itiraf, bir delil çıkar mı? diye. Kısmet bugüne oldu ve çok şükür yüreğimize bir nebze su serpildi. Tutuklanan kişi de yakın köylüden, babamın ticaret yapmış olduğu kişi. İnşallah devamı gelir, soruşturma genişler, iyice olay aydınlığa kavuşur" dedi. 13 Şubat 2019 tarihinde Osmaniye’nin Düziçi ilçesine bağlı Karagedik Mahallesi’nde meydana gelen olayda, iddiaya göre Karagedik köyünde yaşayan Mulla (69) ve Hüsne Ala (67) çiftinden aynı mahallede yaşayan kızı Selver Ala haber alamayınca eve gitti. Kapıyı çalmasına ve telefonla aramasına rağmen kimse kapıyı ve telefonu açmadı. Genç kadın, telefon sesinin evden geldiğini duyunca evin altındaki ahıra girerek kontrol etti ancak ne annesine ne babasına bir türlü ulaşamadı. Bunun üzerine Selver Ala akrabalarına haber verdi. Kapı da kilitli olduğu için Ala içeri giremedi. Eve gelen erkek akrabaları dut ağacından tırmanıp evin açık olan balkon kapısından içeri girdiklerinde çifti yatak odasında öldürülmüş halde buldu. Kadında 8, kocasında 11 bıçak darbesi Olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri çağrıldı. Sağlık ekipleri cesetleri kontrol ettiğinde kadında 8 bıçak, erkekte ise 11 bıçak darbesi olduğunu, olayın bir gün önce akşam saat 22.00 sıralarında yaşandığını ve karı kocanın bıçaklama sonucu kan kaybından öldüğünü tespit etti. Bunun üzerine jandarma ekipleri, evde parmak izi ve DNA örnekleri aldı. Evin giriş kapısının arkadan sürgü ile kilitli olduğu, bir tek balkon kapısının açık olduğu, evden de hiçbir şeyin çalınmadığı, sadece hayvan alım satımı yapan Mulla Ala’nın yaptığı senetlerin karıştırıldığı görüldü. Bir gün sonra karı-koca toprağa verildi. Jandarma ise olayı çözmek için çalışma başlatmış ancak yapılan çalışmalara rağmen karı kocanın katilleri bir türlü bulunamamıştı. Bakan Gürlek, faili meçhul dosyaları açtı Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ‘Faili meçhul hiçbir dosya kalmayacak’ açıklaması üzerine harekete geçen Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, Osmaniye’deki cinayet dosyasını yeniden ele aldı. Ekipler, olay yeri fotoğrafları, kayıp senet, tanık anlatımları, HTS ve daraltılmış baz kayıtları ile PTS verileri ile şüpheli Y.K.’yı 21 Ağustos’ta gözaltına aldı. Şüpheli, çıkartıldığı nöbetçi mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, öldürülen Mustafa ve Hüsna Ala çiftinin dosyasının yeniden ele alındığını bildirerek, "Olay yeri fotoğrafları, kayıp senet, tanık anlatımları, HTS ve daraltılmış baz kayıtları ile PTS verileri yeniden değerlendirildi. Şüpheli Y.K'nin maktulle irtibatı, olay bölgesindeki baz kayıtları ve aracına ait giriş-çıkış kayıtları tespit edildi. 21 Ağustos'ta gözaltına alınan şüpheli, çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince tutuklandı. Aradan kaç yıl geçerse geçsin suçun ve suçlunun peşini bırakmayacağız. Kamu vicdanında açık kalan hiçbir dosya sahipsiz kalmayacak, faili meçhul olayları birer birer aydınlatmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Oğullarından buruk sevinç Çiftin Adana’da yaşayan oğulları Mesut Ala, 7 yıl sonra gelen haberle buruk bir mutluluk yaşadıklarını anlatarak, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Osmaniye İl Emniyet Müdürlüğü ve Cinayet Büro ekiplerine teşekkür etti. Ala, olayın 7 yıl sonra aydınlatılmasının kendileri için büyük önem taşıdığını belirterek, "Bizim olayımız 7 yıl sonra çok şükür nihayet aydınlandı. O zamanlar jandarma bölgesi olduğu için jandarma baktı olaya, fakat herhangi bir netice alamadı. Sonra dosyamız emniyete geçti, ondan sonra yine herhangi bir şey olmadı. Hep aile üzerine oynandı, fakat biz bunun yanlış olduğunu hep dile getirdik. Bu cinayeti yapan kişi ya da kişilerin babamın ticaret yapmış olduğu kişiler tarafından olduğunu ısrarla söylememize rağmen hiçbir gelişme olmamıştı" dedi. "Sahtekarlar, dolandırıcılar peşimize düştü" 2022 yılında cinayetin aydınlatılması için 1 milyon lira ödül teklif ettiğini belirten Ala, "Onda da hedefimize ulaşamadık, hep sahtekarlar, dolandırıcılar peşimize düştü. Umudumuz orada belki bunlar kalabalık kişilerdir, birbirlerini satarlar diye düşündük ama o da olmadı. Günün sonunda biz o parayı da kesinlikle verecektik, bununla ilgili hiçbir sorumuz, sıkıntımız yoktu" ifadelerini kullandı. "Tutuklanan şahıs babamın ticaret yaptığı kişi" Bakan Gürlek’in göreve gelmesinin ardından özel ekip kurulduğunu ve faili meçhul dosyaların yeniden ele alındığını anlatan Ala, "Bakanımız Akın Gürlek geldi, özel ekip kurdu ve bu tür faili meçhul olayların üzerine gitti. Bugün itibarıyla bir kişi şu anda tutuklandı. O kişi de yakın köylüden, babamın ticaret yapmış olduğu kişi. İnşallah devamı gelir, soruşturma genişler, iyice olay aydınlığa kavuşur" dedi. "Kısmet bugüne oldu" Yıllarca dosyanın çözülemeyeceğine dair umutsuzluğa kapıldıklarını ancak benzer faili meçhul cinayetlerin yıllar sonra aydınlatıldığını gördüklerini belirten Mesut Ala, "İnsanlar umutsuzluğa kapıldı, artık bu saatten sonra çözülmez denildi ama biz haberlerde hep görüyorduk. Yıllarca, onlarca yıl geçmiş dosyalar çözülüyordu. Hep dua ettik, inşallah bizimki de bir gün bu şekilde çözülür mü, bir itiraf, bir delil çıkar mı diye. Kısmet bugüne oldu ve çok şükür yüreğimize bir nebze su serpildi" diye konuştu. "Kimse umutsuzluğa kapılmasın" Emniyet güçlerine güvenlerinin tam olduğunu vurgulayan Ala, faili meçhul dosyaları bulunan ailelere de çağrıda bulunarak, "Adalete ve emniyet güçlerine güvenimiz sonsuz. Bizim konumumuzda olan, faili meçhul dosyası bekleyen kişilerin hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmamasını düşünüyorum. Emniyet güçlerine ellerinden geldiği kadar yardımcı olsunlar" ifadelerini kullandı.

Seri cinayetlerin sırrı 11 yıl sonra çözüldü Haber

Seri cinayetlerin sırrı 11 yıl sonra çözüldü

Adalet Bakanı Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde hiçbir suçun cezasız kalmaması amacıyla çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasındaki koordinasyonun yanı sıra Cumhuriyet Başsavcılıkları, emniyet ve jandarma teşkilatlarının iş birliğiyle yürütülen çalışmaların somut sonuçlar verdiğini vurgulayan Bakan Gürlek, 24 Nisan 2026’da kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın koordinasyonunda bugüne kadar 36 dosyanın aydınlatıldığını kaydetti. Bakan Gürlek, aydınlatılan dosyalarda 41 maktul ve 7 yaralının bulunduğunu belirterek, çalışmalar kapsamında yıllardır faili belirlenemeyen iki önemli dosyada daha kritik sonuçlara ulaşıldığını duyurdu. "ANKARA'DA AYNI YÖNTEMLE GERÇEKLEŞTİRİLEN CİNAYETLER YENİDEN MERCEK ALTINA ALINDI" Bakan Gürlek, Ankara’da 2015 yılında aynı yöntemle gerçekleştirilen 3 kasten öldürme ve 6 kasten öldürmeye teşebbüs olayının yeniden mercek altına alındığını belirterek, “Ankara’da 2015 yılında aynı yöntemle gerçekleştirilen 3 kasten öldürme ve 6 kasten öldürmeye teşebbüs olayı yeniden mercek altına alındı. Hasan Saygın, Muhsin Demirdirek ve Mustafa Çağmaoğlu’nun öldürüldüğü, 6 kişinin ise öldürülmeye teşebbüs edildiği olaylar arasındaki benzerlikler incelendi. Beyanlar, HTS ve baz kayıtları, şüphelinin olayların yaşandığı dönemdeki hareketleri ile Antalya’da işlenen benzer nitelikteki bir cinayet birlikte değerlendirildi. M.Ö.’nün 2015 yılı sonunda Ankara’dan ayrılmasının ardından benzer saldırıların sona ermesi de dosyadaki önemli bulgulardan biri oldu. Hâlen başka bir cinayet suçundan cezaevinde bulunan M.Ö.’nün, Ankara’daki 3 cinayet ve 6 öldürmeye teşebbüs olayının şüphelisi olduğu tespit edildi. 7 Ağustos 2026 tarihinde ifadesi alınan M.Ö., 3 kez kasten öldürme ve 6 kez kasten öldürmeye teşebbüs suçundan tutuklandı.” dedi. OSMANİYE'DE ÖLDÜRÜLEN ALA ÇİFTİNİN DOSYASI YENİDEN ELE ALINDI Osmaniye'de ise 13 Şubat 2019'da evlerinde öldürülen Mustafa ve Hüsna Ala çiftinin dosyasının yeniden ele alındığını belirten Bakan Gürlek, şu ifadeleri kullandı: “Osmaniye’de ise 13 Şubat 2019 tarihinde evlerinde öldürülen Mustafa ve Hüsna Ala çiftinin dosyası yeniden ele alındı. Olay yeri fotoğrafları, kayıp senet, tanık anlatımları, HTS ve daraltılmış baz kayıtları ile PTS verileri yeniden değerlendirildi. Şüpheli Y.K.’nın maktulle irtibatı, olay bölgesindeki baz kayıtları ve aracına ait giriş-çıkış kayıtları tespit edildi. 21 Ağustos’ta gözaltına alınan şüpheli, çıkarıldığı Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklandı.” “SUÇUN VE SUÇLUNUN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ” Bakan Gürlek, soruşturmaları titizlikle yürüten Ankara ve Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığına, Ankara ve Osmaniye İl Emniyet Müdürlüklerine, adliye, emniyet ve jandarma teşkilatlarının mensuplarına teşekkür etti. “Aradan kaç yıl geçerse geçsin suçun ve suçlunun peşini bırakmayacağız” diyen Bakan Gürlek, kamu vicdanında açık kalan hiçbir dosyanın sahipsiz bırakılmayacağını, faili meçhul olayların birer birer aydınlatılmaya devam edeceğini kaydetti.

Adalet Bakanı Akın Gürlek: "Kimse dokunulmaz değildir" Haber

Adalet Bakanı Akın Gürlek: "Kimse dokunulmaz değildir"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, kimsenin dokunulmaz olmadığını belirterek, "Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir. Hukuk herkes için işler; asli amacı, vatandaşı huzur ve güven içinde tutmaktır. Hukuk, nerede bir sorun görürse, nerede vatandaşımız ya da onun var ettiği devlet aleyhine bireysel ya da organize bir yapılanma görürse orada devreye girer; dosyanın üzerindeki isme bakmaz ve gereğini yapar" dedi. Terörsüz Türkiye sürecinin yasal zeminini oluşturacak çerçeve yasanın Türkiye'yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmak, millî birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmek ve bölgemizde huzur iklimini hâkim kılmak için hazırlandığını belirten Gürlek, "Burada özellikle altını çiziyorum: şehitlerimizin aziz hatırasını incitecek hiçbir adım atılmamıştır, atılmayacaktır. Gazilerimizin fedakârlığı bizim için tartışmaya kapalıdır. Tek gayemiz güçlü Türkiye'ye giden yolu açmak ve iç cepheyi güçlendirmektir" diye konuştu. Bir dizi gezi ve incelemelerde bulunmak üzere bu sabah Trabzon'a gelen Adalet Bakanı Akın Gürlek, ilk olarak Trabzon Valiliğini ziyaret etti. Vali Tahir Şahin tarafından karşılanan Bakan Akın Gürlek, burada basın mensuplarına gündemle ilgili açıklamalarda bulundu. Konuşmasına Trabzon'un ve milletimizin hafızasında müstesna bir yere sahip iki kahramanı rahmetle anarak başlayan Bakan Gürlek "Bayrak uğruna toprağa düşen Eren Bülbül evladımızı ve Jandarma Astsubayımız Ferhat Gedik'i, şehadetlerinin dokuzuncu yılında rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Tüm Türkiye'yi acıya boğan bu elim olayı bir kez daha hatırlarken; ‘İyi ki varsın Eren' sözüyle hafızalarımıza kazınan Eren evladımızın, Ferhat Astsubayımızın ve vatanımız uğruna can veren bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekânları cennet olsun diyorum" ifadelerini kullandı. Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunu kaydeden Gürlek, "Ben ise 86 milyon vatandaşımızın Adalet Bakanıyım. Bu makamın sahibi değil, milletimizin ve devletimizin bize tevdi ettiği büyük bir emanetin taşıyıcısıyım. Bu nedenle adalet hizmetini hiçbir ayrım gözetmeden, milletimizin tamamına karşı taşıdığımız bir sorumluluk olarak görüyorum. Kimse dokunulmaz değildir, kimse kanunlar karşısında imtiyazlı değildir. Hukuk herkes için işler; asli amacı, vatandaşı huzur ve güven içinde tutmaktır. Hukuk, nerede bir sorun görürse, nerede vatandaşımız ya da onun var ettiği devlet aleyhine bireysel ya da organize bir yapılanma görürse orada devreye girer; dosyanın üzerindeki isme bakmaz ve gereğini yapar" diye konuştu. "Türkiye Yüzyılı'nı aynı zamanda Adaletin Yüzyılı olarak görüyoruz" Türkiye Yüzyılı hedefi ile ilgili olarak da konuşan Bakan Gürlek, "Bu hedefi yalnızca ekonomik kalkınmanın, teknolojik ilerlemenin veya büyük yatırımların yüzyılı olarak görmüyoruz. Biz, Türkiye Yüzyılı'nı aynı zamanda Adaletin Yüzyılı yapma hedefiyle çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Bu nedenle her geçen gün farklı şekillerde karşımıza çıkan suç ve suç örgütleriyle mücadeleye devam ediyoruz. Suçun yöntemi değişse de, araçları değişse de, örgütlerin kullandığı yollar değişse de değişmeyen bir şey var: devletin suçla mücadele iradesi. Uyuşturucudan yasa dışı bahis ve sanal kumara, sokak çetelerinden organize suç yapılanmalarına kadar milletimizin huzurunu hedef alan bütün suç odaklarının üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bu hafta da açıkça ifade ettik: Suç zincirinin yalnızca görünen kısmıyla ilgilenmiyoruz. Uyuşturucu suçlarında torbacısından baronuna; organize suçta suçun failinden azmettiricisine; yasa dışı bahiste hesabını kullandırandan o düzeni yönetenlere kadar zincirin tamamını ortaya çıkarıyoruz. Mattia Ahmet Minguzzi evladımızın, Atlas Çağlayan evladımızın ve nice çocuğumuzun katledilmesi hepimizin yüreğinde derin yaralar açmıştır. Bizim görevimiz yalnızca suç işlendikten sonra faili cezalandırmak değil, bu acıların bir daha yaşanmaması için suçu ortaya çıkmadan önlemektir. Bu anlayışla, özellikle ağır suçlara karışan çocuklar bakımından daha caydırıcı bir infaz düzenlemesinin hazırlanmasında Adalet Bakanlığı olarak aktif rol üstlendik. Cezaların artırılması yönündeki çalışmalara önemli katkılar sağladık; çocukların suça sürüklenmesinde ailelerin sorumluluğunu güçlendiren düzenlemelerin de yer aldığı yasa Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçerek yasalaştı. Çünkü çocuklarımız geleceğimizin en büyük teminatıdır. Onların yitip gitmesine, hayallerinin yarım kalmasına izin vermeyeceğiz. Çocuklarımızın güvenliği ve geleceği için üzerimize düşen ne varsa yapacak, kararlılıkla mücadele edeceğiz. Bizler yalnızca suçun ve suçlunun değil, suç düzenini ayakta tutan kara paranın da takipçisiyiz. Çünkü suçun damarını kesmeden, bu kaynağı kurutmadan suç örgütünün nefesini kesemezsiniz. Bu bağlamda bu düzene geçit vermeyeceğimizden hiçbir kimsenin şüphesi olmasın. Biz büyük Türk milletinin hizmetindeyiz" dedi. "Milletimizin huzurunu bozan hiçbir yapıya müsamaha gösterilmeyecektir" "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu irade son derece açıktır: Milletimizin huzurunu bozan hiçbir yapıya müsamaha gösterilmeyecektir" ifadelerini yineleyen Bakan Akın Gürlek, "Biz de bu iradenin gereğini hukuk içerisinde yerine getireceğiz. Devletten daha güçlü bir yapı yoktur. Türk adaletinden kaçabilecekleri bir yer de yoktur. Suç işleyen kim olursa olsun, nereye giderse gitsin; yaptığı yanına kâr kalmayacaktır. Adaletin önünde zaman aşınır; hakikat aşınmaz. Bir olayın üzerinden yıllar geçebilir. Bir dosya rafta bekleyebilir. Ama faili meçhul kalan her ölüm, devletin önünde kapanmamış bir hesaptır. Bu nedenle faili meçhul olayları, şüpheli ölümleri ve kamu vicdanında iz bırakan dosyaları yeniden açmaya devam edeceğiz. Şüpheyi dağıtacağız. Delilin izini süreceğiz. Faili ortaya çıkaracağız. Sorumluyu adaletin karşısına çıkaracağız. Kararlıyız ve azimliyiz. Ucu nereye giderse gitsin, kimin karşısına çıkarsa çıksın, yolumuzdan şaşmayacağız" diye konuştu. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türkiye'nin çok uzun yıllar boyunca teröre ağır bedeller ödediğine dikkat çekerek konuşmasını şöyle sürdürdü: "Binlerce evladımızı şehit verdik. Nice anneler evladını toprağa verdi. Nice çocuklar babasız büyüdü. Nice ailelerin ocağına ateş düştü. Türkiye yalnızca canlarını kaybetmedi. Enerjisinden kaybetti, kaynaklarından kaybetti, kalkınma imkânlarından kaybetti. Hepsinden önemlisi, kardeşliğimiz defalarca hedef alındı. Bugün geldiğimiz noktada ise artık başka bir Türkiye vardır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu güçlü iradeyle başlayan Terörsüz Türkiye hedefi, milletimizin sağduyusu ve Gazi Meclisimizin iradesiyle yeni ve tarihî bir safhaya ulaşmıştır. Meclisimizin gündemine gelen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair düzenleme, 10 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 468 kabul oyuyla yasalaşmıştır. Tarihe geçecek çok güçlü bir millî irade ortaya konulmuştur. Buradan bir kez daha emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Bu güçlü irade bize çok önemli bir şey söylüyor: Terörsüz Türkiye artık yalnızca bir temenni değildir. Devletimizin, siyaset kurumunun ve milletimizin ortak geleceğine dair ortaya konulmuş tarihî bir iradedir. Bu meselenin tarafı 86 milyon vatandaşımızdır. Kazananı da 86 milyon olacaktır. Millî şuuru yüksek Trabzon'umuz da bu süreci sağduyuyla anlatmalı ve güçlü şekilde sahiplenmelidir. Çünkü mesele bu topraklarda bir daha hiçbir annenin evladını teröre kurban vermemesi meselesidir. Mesele ülkemizin dağlarının, şehirlerinin ve sınırlarının terörle değil; üretimle, yatırımla, turizmle, bilimle ve gençlerimizin başarılarıyla anılması meselesidir. Mesele, bir daha hiçbir Eren Bülbül'ümüzün çocuk yaşta aramızdan koparılmaması meselesidir. Mesele bütün vatandaşlarımızın çocuklarına daha huzurlu bir Türkiye bırakması meselesidir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ifade ettiği gibi hedefimiz, Türkiye'yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmak, millî birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmek ve bölgemizde huzur iklimini hâkim kılmaktır. Burada özellikle altını çiziyorum: şehitlerimizin aziz hatırasını incitecek hiçbir adım atılmamıştır, atılmayacaktır. Gazilerimizin fedakârlığı bizim için tartışmaya kapalıdır. Tek gayemiz güçlü Türkiye'ye giden yolu açmak ve iç cepheyi güçlendirmektir. Yine Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ifade ettiği gibi: "Türkiye, hepimizin ortak paydasıdır. Türkiye Cumhuriyeti, hepimizin müşterek yuvasıdır. Hangi kökenden olursak olalım hepimiz Türk milletinin fertleriyiz. Ülkenin ve milletin yüksek çıkarları söz konusu olduğunda ortaklaşmak, bir araya gelmek, aynı zeminde buluşmak mecburiyetindeyiz. Bu, kendini Türk milletine ait hisseden herkes için millî bir ödevdir. İşte bu nedenle inanıyorum ki Millî Mücadele ruhunu hâlâ damarlarında taşıyan Trabzon, Terörsüz Türkiye idealinin de en güçlü sahiplerinden biri olacaktır." "Türkiye bugün artık sorunlarını erteleyen değil, sorunlarının üzerine giden bir ülkedir" Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türkiye'nin bugün artık sorunlarını erteleyen değil, sorunlarının üzerine giden bir ülke haline geldiğini ifade ederek "Terör meselesinde de böyledir. Suç örgütleriyle mücadelede de böyledir. Adalet sistemimizin eksiklerinde de böyledir. Nerede bir eksiklik varsa gidereceğiz. Nerede vatandaşımızın haklı bir beklentisi varsa dinleyeceğiz. Nerede milletimizin huzuruna kasteden bir yapı varsa hukuk içerisinde karşısında duracağız. Adalet teşkilatımızı daha güçlü hâle getirecek, yargının etkinliğini artıracak, vatandaşımızın hakkına daha hızlı ulaşmasını sağlayacak reformlarımızı sürdüreceğiz. Bu anlayışla, Trabzon'umuzda adalet hizmetlerinin fiziki altyapısını da güçlendirmeye devam ediyoruz. Vakfıkebir Adliyemizin proje çalışmalarını tamamladık, yapım ihalesini gerçekleştirdik; Of Adalet Sarayı projemizi de daha güçlü ve etkin bir yargı hizmeti sunacak şekilde hazırladık. Trabzon Bölge Adliye Mahkememizde kurulmasına karar verilen yeni hukuk ve ceza dairelerimizin faaliyete geçebilmesi için ihtiyaç duyulan ek hizmet binasına ilişkin çalışmalarımızı da kararlılıkla sürdürüyoruz. Ve nihayetinde milletimizin yıllardır hak ettiği sivil, demokratik ve kuşatıcı bir anayasa hedefinden de vazgeçmeyeceğiz. Çünkü Türkiye Yüzyılı'nı geçmiş dönemlerin vesayet anlayışından kalan bir anayasal zeminin üzerine değil; milletin iradesini merkeze alan, insan onurunu ve temel hakları güvence altına alan güçlü bir hukuk düzeninin üzerine inşa etmek istiyoruz. Şimdi önümüzde yeni bir dönem vardır: Terörün gölgesinden tamamen kurtulmuş, suç örgütlerinin hareket alanının yok edildiği, hukuk güvenliğinin güçlendiği; ekonomisiyle, üretimiyle ve insan kaynağıyla çok daha büyük hedeflere yürüyen bir Türkiye dönemi. Biz buna inanıyoruz. Trabzon'un da bu yürüyüşte dün olduğu gibi bugün de en ön safta yer alacağına inanıyoruz. Yeşil Vatanımızı koruyacak, ülkemizde her türlü suç örgütünü yok edecek ve milletimizin huzurunu bozan iç ve dış mihraklara asla fırsat vermeyeceğiz" dedi.

2026 yılında kurşunlama olayları yüzde 52 seviyesinde geriledi Haber

2026 yılında kurşunlama olayları yüzde 52 seviyesinde geriledi

İstanbul'un 18 ilçesinde sokak çetelerine yönelik son 1 ayda düzenlenen operasyonlarda 217 şüpheli yakalanırken, 133 tabanca, 2 av tüfeği ve el yapımı 2 patlayıcı ve mühimmat parçaları ele geçirildi. Öte yandan 2026 yılının bu dönemine kadar herhangi bir faili meçhul olayın bulunmadığı ve tüm eylemlerin açığa kavuşturulduğu kaydedilirken, 2025 yılına oranla kurşunlama olaylarının ise yüzde 52 gerilediği öğrenildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalar doğrultusunda, il genelinde eylemlerini artıran silahlı suç örgütlerine yönelik çalışmalarını genişleten İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, söz konusu çetelere yönelik son bir aylık operasyon bilançosunu açıkladı, ele geçen mühimmatları emniyette sergiledi. Kişilerden maddi menfaat temini için iş yerlerine silahlı saldırı düzenleyen, yağmaya teşebbüsünde bulunan, silah imalatı, ticareti ve kaçakçılığı yapan kişilere yönelik Avcılar, Ataşehir, Bağcılar, Başakşehir, Çekmeköy, Esenyurt, Fatih, Güngören, Kadıköy, Kağıthane, Kartal, Maltepe, Sarıyer, Sultanbeyli, Sultangazi, Şişli, Tuzla ve Zeytinburnu ilçelerinde gerçekleştirilen operasyonlarda, 44 farklı olaya karışmakla suçlanan 217 şüphelinin yakalandığı duyuruldu. 2026’nın bu dönemine kadar aydınlatılmayan faili meçhul olay kalmadı İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, son yıllarda ortaya çıkan yeni nesil suç çeteleri olarak tabir edilen zanlıların ev ve işyerlerindeki aramalarda ise 133 tabanca, 2 av tüfeği, 2 el yapımı patlayıcı, 68 mermi, 2 çelik yelek ve 2 bin 851 silah mekanizması ele geçirildiği açıklandı. Ayrıca çete fertlerince eylemlerden sonra hızlı kaçış amaçlı kullandıkları 7 motosiklete de el konulduğu ifade edildi. Poliste gözaltı süreleri dolduktan sonra adli makamlara sevk edilen 217 şüpheliden 15’inin adli makamlarca serbest bırakıldığı, 39’u hakkında ise adli kontrol hükümleri uygulandığı kaydedilirken, 161 zanlının ise tutuklanarak cezaevine gönderildiği aktarıldı. Suç unsuru silahların sergilendiği alanda gazetecilere açıklamalarda bulunan İstanbul İl Emniyet Müdürlü Selami Yıldız, İstanbul’un huzuruna kast eden her türlü suçun peşinde olduklarını söyledi. Yıldız, "Organize Suçlarla Şube Müdürlüğü’müzce son bir ayda gerçekleştirilen operasyonlar neticesinde silah ticareti ve imalatı, kurşunlama olaylarına karışan farklı tarihlerde 44 olayın faili ele geçirilmiştir. Operasyonlar neticesinde 217 şahıs gözaltına alınmış 161 şahıs tutuklanmıştır. Operasyonlarda 133 silah, bol miktarda fişek ve suça karıştığı tespit edilen motosikletler ele geçirilmiştir. İstanbul’un huzuruna kast eden her türlü suçun peşindeyiz. Mücadelemiz suçun kökünü kazıyana kadar devam edecektir" dedi. 2024 ve 2025’te yüzde 50, 2026’da 2025’e oranla yüzde 52 sevisinde olaylarda azalma oldu Öte yandan, çıkar amaçlı suç ağlarınca gerçekleştirilen silahlı saldırı ve işyeri kurşunlama olaylarında 2024 ve 2025 yılında yüzde 50 oranında, 2026 yılının 8 aylık döneminde ise 2025’e oranla yüzde 52 sevisinde azalma olduğu öğrenildi. Bu olaylara bağlı olarak Organize Suçlarla Mücadele Polisi tarafından aralıksız devam eden polisiye operasyonlarda, 2026 yılında herhangi bir faili meçhul hadisenin bulunmadığı ve tüm eylemlerin açığa kavuşturulduğu kaydedildi. Diğer yandan soruşturmalarda ele geçen suç unsurları, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Fatih’teki Vatan Yerleşkesinde sergilendi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.