Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Etkin Pişmanlık

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Etkin Pişmanlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Etkin Pişmanlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İmamoğlu duruşmasında iş adamı Remzi Baka İBB Hukuk Müşaviri İbrahim Bülbüllü’ye 380 milyon TL verdiğini anlattı Haber

İmamoğlu duruşmasında iş adamı Remzi Baka İBB Hukuk Müşaviri İbrahim Bülbüllü’ye 380 milyon TL verdiğini anlattı

Baka, iddianamede yer alan etkin pişmanlık ifadesinde 2021 yılı haziran ayında İBB Hukuk Müşaviri firari sanık İbrahim Bülbüllü’nün İBB üst yönetimin kararıyla büyük çaplı iş yapan firmalardan sisteme katkıda bulunup destek olmaları gerektiğini, ihalelerden yüzde 10 pay verilmesi gerektiğini söylemesi üzerine işlerinin zora gireceğini düşünerek tekliflerini kabul ettiğini anlatmıştı. Baka farklı zamanlarda toplamda 380 milyon lirayı İbrahim Bülbüllü’ ye ödemek zorunda kaldığını belirtmiş ve ödeme miktarları ile ödeme tarihlerini dosyaya ibraz etmişti. Baka iddianamede yer alan ifadesinde "2021 yılı haziran ayında İbrahim Bülbüllü beni aradı. İBB olarak kreş yaptırdıklarını, bu kapsamda müteahhitlerden ricada bulunup destek istediklerini söyleyerek benden kreş için para vermemi talep etti. Kendisine ne kadara mal olduğunu sorduğumda bana yaklaşık 5 milyon TL civarında maliyeti olacağını söyledi. Teklifini kabul ettikten kısa bir süre sonra şu an hatırlamadığım numaradan biri aradı. Bülbüllü’nün kreş yapımı için kendisini yönlendirdiğini söyledi. Bunun üzerine şahsı ofisime davet ettim. Verdiği banka hesabına 1 milyon 500 bin TL havale ettim. Bunun dışında 1 milyon 500 bin TL, 1 milyon 500 bin TL, 1 milyon 400 bin TL bedelli olmak üzere 3 adet çek verdim" ifadelerini kullanmıştı. 5 milyon çek duruşmada soruldu Duruşmada Savcı’nın "Savcılıkta birtakım beyanlarda bulunmuşsunuz. Bu Adem Soytekin’in şirketine verilen çek meselesi var, 5 milyon TL civarı. Bu ne ilişkisi" sorusunu sordu. Baka "Kreş yapımı için verdik" dedi. Savcının "Kreş yapımını sizden kim istedi?" sorusuna Baka "İbrahim Bülbüllü" yanıtını verdi. Savcı ardından "Peki bu çek, kreş neye karşılık yaptınız. Niye talep edildi sizden." diye sordu. Baka "O tarihlerde yardım maksatlı, biz de iş yapıyorduk Büyükşehir Belediyesinde. O dönem yardım maksatlı yaptık" yanıtını verdi. "Üst yönetimden kasıt belediye başkanıdır" Savcı ardından "İfadenizde demişsiniz ‘talepleri kabul etmemem halinde firmanın bana zorluk çıkaracağını biliyorum’ şeklinde beyanınız var, doğru mu" sorusunu sordu. Sanık Baka "Doğrudur" şeklinde cevap verdi. Savcı ardından "İbrahim Bülbüllü’den bahsetmişsiniz verilen bir para söz konusu, 380 milyon TL. Bu süreç nasıl gerçekleşti, neye karşılık verildi, hangi şartlarda alındı" şeklinde soru sordu. Baka "O tarihte yaptığımız işler için" cevabını verdi. Savcının "Hangi işler Hangi işler aldınız Büyükşehir’den" sorusuna Baka "Aldığımız ihaleler vardı, bunlarla ilgili" cevabını verdi. Savcı ardından "Bu talepler kim adına yapıldı İbrahim Bülbül tarafından" sorusunu sordu. Baka "Üst yönetim adına talep edilmişti" şeklinde cevap verdi. Savcı ardından "Üst yönetimden kasıt kim peki" sorusunu sordu. Baka "Üst yönetimden kasıt belediye başkanıdır, yöneticiler olabilir. Üst yönetim demişti" cevabını verdi.

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ ana davasına Ağaç ve Peyzaj AŞ ek iddianame tamamlandı Haber

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ ana davasına Ağaç ve Peyzaj AŞ ek iddianame tamamlandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Ağaç ve Peyzaj AŞ’nin ihalelerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamımda 195 sayfalık ek iddianamede tamamlandı. İddianamede, aralarında tutuklu İBB eski Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 29 şüpheli hakkında ceza talep edilirken, dosyanın İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 414 sanıklı İBB ana davasıyla birleştirilmesi istendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Ağaç ve Peyzaj AŞ’nin ihalelerine ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. İddianamede, 2020-2024 yılları arasında gerçekleştirilen "Bitkisel Materyal Mal Alım İşi" ihalelerine ilişkin 8 ihale olmak üzere toplam 12 ayrı eyleme yer verildi. Söz konusu ihalelerde rekabeti sınırlandıran şartların oluşturulduğu, ihalelerin Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinde bırakıldığı ve daha sonra işlerin parçalara ayrılarak önceden belirlenen firmalara davet usulüyle verildiği belirtildi. İhalelere fesat karıştırıldığı iddiası İddianamede, İmamoğlu liderliğinde kurulduğu öne sürülen suç örgütünün Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden gerçekleştirilen ihalelerde bir sistem oluşturduğu belirtildi. Ana ihalelerin şartname hükümleriyle rekabete kapatılarak tek geçerli teklifle Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinde bırakıldığı, ardından işlerin parçalara ayrılarak örgüte maddi destek sağlamaya istekli firmalara istisnai alım yöntemleriyle dağıtıldığı kaydedildi. Bazı işlere ihale yapılmadan başlandığı, tekliflerin göstermelik olarak toplandığı ve bazı firmaların birbirleri adına yan teklifler verdiği iddianamede yer aldı. Bilirkişi incelemelerinde ise bazı teklif mektuplarındaki yazı ve imzaların aynı kişilere ait olduğunun tespit edildiği kaydedildi. Söz konusu sistemin Ağaç ve Peyzaj AŞ içerisinde eski Genel Müdür Ali Sukas ve Satın Alma Müdürü Ümit Polat tarafından organize edildiği, elde edilen paranın ise "Sistem" adı verilen yapıya aktarıldığı belirtildi. Firmalardan yüzde 7 ila 10 oranında para istendiği belirtildi İddianamede, ihaleleri alan bazı firmalardan iş bedelinin yüzde 7 ila 10’u oranında para istendiği ve bu paraların "Sistem" adı verilen yapıya aktarılarak seçimlerin finansmanında kullanıldığı kaydedildi. Eski Satın Alma Müdürü Ümit Polat’ın ifadesinde, eski Genel Müdür Ali Sukas’ın kendisine "Yukarıdan para istiyorlar, bunu firmalardan toplayıp vermemiz lazım" dediği aktarıldı. Polat’ın, parayı isteyen kişinin Fatih Keleş olduğunun kendisine söylendiğini ifade ettiği belirtildi. 200 bin dolar ve hediye kartı verildiği kaydedildi İddianamenin 152’nci eyleminde, SAS Peyzaj sahibi Süleyman Uzun’un aldığı işler karşılığında 200 bin dolar ve 136 bin 500 lira değerinde hediye kartı verdiği kaydedildi. Söz konusu paranın Ali Sukas’ın yönlendirmesiyle Hüsnü Yüksel Tunar’a teslim edildiği belirtildi. Savcılık, Uzun’un soruşturmaya katkı sağlayan ayrıntılı beyanlarda bulunduğunu belirterek rüşvet verme suçu yönünden etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden ise cezalandırılmasını talep etti. 153’üncü eylemde Han İnşaat sahibi Orhan Yıldırım’ın 2020-2023 yılları arasında düzenli para transferleri yaptığı, bu transferlerde Murat ve Derya Dağdeviren çiftinin aracılık ettiği belirtildi. 154’üncü eylemde Ayhan Subaşı’nın 2019-2025 yılları arasında rüşvet anlaşması yaptığı ve ihale evraklarında sahtecilik gerçekleştirildiği kaydedildi. 155’inci eylemde ise Sarıtaş Yapı Malzemeleri sahibi Binali Sarıtaş’ın 45 milyon liralık bir ihalenin yüzde 10’una karşılık gelen 4 milyon 500 bin lirayı Ali Sukas’a verdiği, Ümit Polat’a ise toplam 1 milyon 265 bin 700 lira değerinde alışveriş kartı verdiği belirtildi. Savcılık, Sarıtaş hakkında da etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını talep etti. İddianamede, rüşvet verdiği belirtilen bazı firma sahiplerinin ayrıntılı beyanları nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılması, rüşvet aldığı belirtilen Ali Sukas ve Ümit Polat’ın ise cezalandırılması talep edildi. İmamoğlu ve Keleş için 12 eylemden ceza talebi İddianamede Ekrem İmamoğlu ve Fatih Keleş hakkında bu dosya kapsamında ayrıca "örgüt kurma ve yönetme" suçundan ceza talebinde bulunulmadığı, söz konusu suçlamanın ana iddianamede yer aldığı belirtildi. Bununla birlikte, iddianameye konu 12 eylemin örgüt faaliyeti kapsamında gerçekleştirildiği belirtilerek İmamoğlu ve Keleş’in 12 eylemin tamamından ayrıca fail olarak sorumlu tutulmaları ve cezalandırılmaları talep edildi. 29 şüpheli yer aldı Ek iddianamede Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş, Ali Sukas, Ümit Polat, Aytekin Karaarslan, Selim Marangoz, Fatih Temur, Fatih Yağcı, Eren Sönmez, Esra Köymen, Metin Aras, Muammer Ali Özdil, Murat Cırık, Mustafa Atlı, Nilgün Cendek, Oktay Özel, Sezer Ada Ateş, Tolga Kılıç, Tuğba Ölmez Hancı, Utku Cihan, Yasin Çağatay Seçkin, Süleyman Uzun, Tuğrul Doğu Işık, Hüsnü Yüksel Tunar, Orhan Yıldırım, Murat Dağdeviren, Derya Dağdeviren, Ayhan Subaşı ve Binali Sarıtaş şüpheli olarak yer aldı. İddianamenin mahkemece kabul edilmesinin ardından, dosyanın 414 sanığın yargılandığı İBB ana davasıyla birleştirilmesi talebinin de karara bağlanması bekleniyor.

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanık savunma yaptı Haber

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanık savunma yaptı

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık Eyüp Subaşı’ya mahkeme başkanı tarafından "3 farklı ifade var etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte. 16 Mayıs tarihli ifadenizde söz etmişsiniz. ‘Böylece Murat Ongun sisteme düzenli gelir sağlayan bir mekanizmayı kurmuş oldu’. Yine aynı ifadenin sonlarına doğru ‘Ekrem İmamoğlu’nun danışmanları ve bu usulsüz işler içerisinde yer alan belediye bürokratları ve çalışanları sistem diye tabir edilen bir oluşumun içerisindedirler’ Sistemle ne kastediyorsunuz. Bu kelimeyi kim kullanıyordu" sorusunu sordu. Sanık Subaşı soruya "Sistem ifadesinin özellikle danışmanlar tarafından sürekli dillendiriliyor olması nedeniyle bu yapının bir manada sistem olduğunu biz iletişim dilinde gayet tabii kolaylıkla çıkarabiliyoruz. Yani bir işi yapmak istediğinizde Fatih Keleş bir talepte bulunuyorsa, Ertan Yıldız bir talepte bulunuyorsa ya da sistematik olarak bir yönlendirmesi varsa ben gayet tabii bunu sistematik olgu olarak algılıyorum. Günün sonunda da sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz. Danışmanların ağzından duydum. Sistem deniliyor" yanıtını verdi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 13’inci gününde tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Etkin pişmanlık ifadesi veren tutuksuz sanık Eyüp Subaşı hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede, suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü döneminden beridir açık hava reklam işlerini yürüttüğü, İmamoğlu, İBB başkanı olduktan sonra tüm açık hava işlerini usulsüz ihaleler yoluyla Eyüp Subaşı’na verdiği, Subaşı’ndan elde ettiği haksız geliri suç örgütü yöneticisi Fatih Keleş ve örgüt üyesi Serdal Taşkın’a elden teslim ederek suç örgütüne fon sağladığı belirtilmişti. Subaşı’nın yetkilisi olduğu Panoffect Medya Anonim Şirketi ve Genç Popülist Medya Planlama Organizasyon Ticaret Limited Şirketi üzerinden Kültür ve Medya A.Ş’den bir çok usulsüz iş aldığı, örgüt yöneticisi Murat Ongun ve Fatih Keleş’ e bağlı hareket ettiği, suç örgütünün hiyerarşisi içerisinde yer aldığının anlaşıldığı iddianamede açıklanmıştı. "İhalelerin tamamı belgeli, ticari ve gerçek işlerdir" Subaşı iddianamede yer alan suçlamalara karşı savunmasında "Panoffect Medya, kamu kaynaklarından tek kuruş almadan, kendi sermayemizle, kişisel geleceğimizi ticari riske atarak kurduğum bir yatırım şirketidir. Pannoffect Medya olarak girmiş olduğumuz ihalede en az 5 kat, dolayısıyla şimdiye kadar Kültür A.Ş.’ye, kamuya, belediyeye toplamda 682 milyon kira ödedik. Ayrıca Panoffect Medya şirketler grubu olarak 20 milyon doların üzerinde, 2 milyarlık bir yatırım yaptığımızı özellikle belirtmek istiyorum. Dolayısıyla kamu zararı bunun neresinde var diye sormak isterim. Buna rağmen bugün hem kamu zararına sebep olmakla hem de maalesef dolandırıcılıkla suçlanıyor olmanın ağır vebalini üzerimde taşıyorum. Hakkımdaki iddianamenin temelini şirketlerim ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve iştirakleri arasında yapılan ihaleler oluşturmaktadır. Bu ihalelerin tamamı belgeli, ticari ve gerçek işlerdir" dedi. "75 milyon üzerinde anlaşmış olup anlaşmış olduğumuz devir rakamı Murat Ongun Bey’in yönlendirmesiyle 46 milyona indirildi" Subaşı savunmasının devamında "Önce Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz ile birlikte Mermerciler Sanayi Sitesi’nde, sonrasında 2021 Ekim ayında İBB İletişim Çadırında Murat Ongun ile yapılan görüşmede, Reklamist firmasına ekranların devri adeta dikte edildi. Tabii ki bu kadar emeğimi çöpe atmak istemedim, kabul etmedim. Geleceğimin, işimin, vizyonumun elimden alınacağını düşünerek uykusuz geceler geçirdim. Sonrasında Tuncay Yılmaz ve Nihat Sütlaş ile ofisimde bir araya geldik. Bu görüşmenin ardından Merter Plaza Reklamist ofisinde Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, Uğurhan Atma, Nihat Sütlaş ile devir şartlarına ilişkin benim açımdan kabul edilebilir olmayan görüşmeler yaptık. Önümüze konan şartlar benim için bir anlamda ticari enkazdı. Devir rakamında zaten anlaşamayacağımız için isteksiz olmam nedeniyle bu görüşmelerde masadan kalktım. Bu olumsuz görüşmenin ardından reklam yerlerimizden bir kısmı maalesef ki indirildi. Bunu sistematik bir yıldırma ve anlaşmaya zorlama olarak değerlendirdim. Aslında şifahen 75 milyon üzerinde anlaşmış olup anlaşmış olduğumuz devir rakamı Murat Ongun Bey’in yönlendirmesiyle 46 milyona indirildi ve Kültür A.Ş.’ye borcumuza mahsuben devir rakamı komik bir rakamla, maalesef o dönemin şartlarıyla kabul etmek durumunda kaldık. Üstelik bu sadece o dönemin şartlarıyla 1 yıllık kira rakamımıza tekabül ediyordu. Görüşmelerden yorulmuş, yıpranmış ve ticari hayatımızda bir an önce dönmemiz gerektiğine inanan biri olarak ekranları Kültür A.Ş. borcuna mahsuben devretmek durumunda kaldık" ifadelerini kullandı. "Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri asla inkar etmiyorum" Subaşı "Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri, cezaevi ve etkin pişmanlık kapsamında verdiğim, bildiğim olayları, yaşadıklarımı ve benden istenenleri kimler ne yaptıysa anlattım. Ben ticaretimi sürdürürken karşılaştığım sistemin ve benden istenenleri, maruz kaldığım baskıları anlattım. Ben ifademin genel hatlarıyla ve içeriğin itibarıyla arkasındayım. Ancak ifademin örgüt üyeliği şeklinde yorumlanmasını asla kabul etmiyorum. Olsa olsa ticari mağduriyet, mağdur sıfatıyla bu sürecin bir parçasıyım. Bu iddianamenin sanığı olarak değil, ticari mağduru olarak burada olmam gerektiğini düşünüyorum. Hatta tanık sıfatıyla değil, bu salonda ticari mağdur sıfatıyla tanık olarak bulunmam gerektiğini düşünüyorum. Şirketleri yönettim evet, ihalelere girdim evet, yatırım yaptım evet. Bazı para hareketlerinin içerisinde bulundum, inkar etmiyorum. Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri asla inkar etmiyorum. Ancak yapmadığım bir fiilin, taşımadığım bir kastın ve mensubu olmadığım bir örgütün sorumluluğunu asla kabul etmiyorum" dedi. Subaşı’nın savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. "Sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz" Subaşı’ya mahkeme başkanı tarafından "3 farklı ifade var etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte. 16 Mayıs tarihli ifadenizin iki yerinde söz etmişsiniz. ‘Böylece Murat Ongun sisteme düzenli gelir sağlayan bir mekanizmayı kurmuş oldu Yine aynı ifadenin sonlarına doğru ‘Ekrem İmamoğlu’nun danışmanları ve bu usulsüz işler içerisinde yer alan belediye bürokratları ve çalışanları sistem diye tabir edilen bir oluşumun içerisindedirler’ Sistemle ne kastediyorsunuz? Bu kelimeyi kim kullanıyordu?" sorusunu sordu. Sanık Subaşı soruya "Fatih Keleş’le tanışıklığım söz konusu. 2019’dan sonra da iletişimimiz bir manada biraz belki birkaç seviye daha yükselmiş olabilir. Ve onunla oluşmuş olan, bizim şu an karşı karşıya kaldığımız sürecin aslında bir yansıması. Sistem ifadesinin özellikle danışmanlar tarafından sürekli dillendiriliyor olması nedeniyle bu yapının bir manada sistem olduğunu biz iletişim dilinde gayet tabii kolaylıkla çıkarabiliyoruz. Yani bir işi yapmak istediğinizde Fatih Keleş bir talepte bulunuyorsa, Ertan Yıldız bir talepte bulunuyorsa ya da sistematik olarak bir yönlendirmesi varsa ben gayet tabii bunu sistematik olgu olarak algılıyorum. Günün sonunda da sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz. Danışmanların ağzından duydum. Sistem deniliyor" yanıtını verdi. Subaşı ‘sisteme’ verilen paraları duruşmada anlattı Savcının "Alınacak işler karşılığı yüzde 10 bir pay istenmiş Fatih Keleş tarafından. İmamoğlu’nun bundan haberi olduğunu, Fatih Keleş’e payı nakit verdiğinizi beyan etmişsiniz. Bu parayı nerede verdiniz?" sorusuna sanık Subaşı "Para Florya’da birkaç kez, Mermerciler iş yerinde birkaç kez olmak üzere verildi" dedi. Savcının "Ertan Yıldız ve Serdal Taşkın’a elden verilen paralar var" demesi üzerine sanık Subaşı "Ertan Yıldız kişisel olarak kendi almadı. Ertan Yıldız bir aracı gönderdi. 5 milyon bir, 5 milyon bir, sonra bir de 10 milyon, üç farklı rakam olmak üzere" yanıtını verdi. Savcının "Ertan’a verilen paraların takibiyle ilgili beyanınız var. ‘Fatih Keleş ve Murat Ongun bana Ertan’a söz verdiğin rakamları tamamladın mı?’ şeklinde sordular demişsin" cümlesi üzerine sanık Subaşı "Evet, doğrudur farklı bir yerde bir araya geldiğimizde ‘Ertan’a verilen para tamamlandı mı?’ ifadesini kullandılar" cevabını verdi.

Sanık Ertan Yıldız: "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı şahidim, İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir" Haber

Sanık Ertan Yıldız: "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı şahidim, İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir"

"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında savunma yapan İBB Meclis İştirakler Bağlı Kuruluşlar Komisyon Başkanı sanık Ertan Yıldız, "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı. Ben de buna şahidim. Ekrem İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir. Ekrem İmamoğlu bana, ‘Aykut'a dikkat edin, o 2 alır 1 buçuk getirir' şeklinde bir ifadesi vardır. Yani Aykut'a güvenmediklerine, aslında daha fazla para alabilme odaklıdır ama bir kısmını kendisine ayırır şeklinde ifadesi var. Bu olayın yüzde 100 arkasındayım, gerçektir" dedi. "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ikinci duruşmasına 5'inci gününde, davanın soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak adli kontrol tedbiriyle tahliye edilen İBB Meclis İştirakler Bağlı Kuruluşlar Komisyon Başkanı tutuksuz sanık Ertan Yıldız'ın savunmasına devam ediliyor. "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı, ben de buna şahidim, Ekrem İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir" Ertan Yıldız, "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı. Ben de buna şahidim. Ekrem İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir. Ekrem İmamoğlu bana, ‘Aykut'a dikkat edin, o 2 alır 1 buçuk getirir' şeklinde bir ifadesi vardır. Yani Aykut'a güvenmediklerine, aslında daha fazla para alabilme odaklıdır ama bir kısmını kendisine ayırır şeklinde ifadesi var. Bunu da burada söylemiş olayım. Bu olayın yüzde 100 arkasındayım, gerçektir. Benim birebir şahit olduğum olaydır. Bu arada Erdoğdu, benim kendisine husumetim olduğunu bana iddia etmiş. Benim Erdoğdu ile hiçbir husumetim yok. Kendisiyle gelirlerdi, görüşürdük, beni ziyarete de gelirdi. Hatta iştiraklerle ilgili bilgi alırdı, bilgi verirdim. Hemen hemen bizim aramızda husumet yoktu. Benim yoktu. Onun var mıydı bilmiyorum. Beraatımı talep ediyorum. Capacity AVM ile ilgili otopark ruhsatı verilmesi için 5 milyon dolar istenildiği iddialarını hem savcılık ifademde, hem de etkin pişmanlık ifademde belirttim. Ben Bakırköy Belediyesi Meclis Üyesiyim ve belediyede hiçbir imza yetkim yok. Hiçbir icra görevim yok. Benim AVM kapatmak, AVM ruhsat vermek gibi bir gücüm, yetkim yoktur. Bir AVM'nin otoparkına ruhsat vermek ya da bir alışveriş merkezinin mühürlenmesi ile ilgili bir yetkiye sahip değilim. Ben Capacity AVM ile ilgili ne herhangi bir kimseden para istedim, ne ben kimseye para istemesi için talimat verdim. İddiaları kesinlikle reddediyorum. Bu konuyla ilgili Seyfi Beyaz ve avukat Mehmet İplikçioğlu benim rüşvet istediğimi iddia etmişlerdir. Bunlar gerçek dışı ifadelerdir. Ben Seyfi Beyaz'ı hiç tanımam" şeklinde konuştu. "Ali Rıza Akyüz beni arayıp, ‘Capacity AVM'de yaklaşık 197 tane perde beton kesilmiş. Bir bina statik açıdan sıkıntıya atılmış' dedi" Sanık Yıldız, "Bir gün Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz beni arayarak, yanında Capacity'nin yetkilileri olduğunu, yanıma gelmek istediklerini söyledi. Ben de ‘buyursunlar' dedim ve geldiler. Ali Rıza Bey dedi ki, ‘Capacity AVM'de yaklaşık 197 tane perde beton kesilmiş. Bir bina statik açıdan sıkıntıya atılmış. Binanın deprem riski var. Biz Capacity yetkililerinden istiyoruz ki, bir statik analiz yapın. Eğer statik analizde binada deprem problemi varsa, güçlendirme yapılması gerekiyorsa bunu da bir an önce yapın, insan hayatı söz konusu. Fakat kendileri bunu kabul etmiyor' dedi. Ben de, Mehmet bey ve Seyfi beye döndüm. Onlar da, ‘bizim yapı kontrol belgemiz var. Bizim hiçbir statik problemimiz yok. Biz bir şekilde hallederiz' dediler" ifadelerini kullandı. Deprem riski olan AVM'ye "Burası sağlamdır" raporu AVM'ye ilişkin hususu Bakırköy Belediyesi ile görüştüğünü aktaran sanık Yıldız, "Birkaç gün sonra Bakırköy Belediyesi'nde başkan Ayşegül hanım, bütün başkan yardımcıları, ben, Ali Rıza Bey, Cemalettin Bey, hukuktan sorumlu başkan yardımcısı, imar müdürü gibi yani en tepedeki kişiler bu işle ilgili toplandık. Toplantıda değerlendirme yapıldı ve değerlendirme sonucunda yani normal olarak şu karar çıktı. Kendileriyle, Capacity ile görüşülecek. Görüşmeler sonucunda statik rapor istenecekti. Raporun sonucuna göre hareket edilecek ve biz Capacity ile beraber çözelim diye bir karar aldık. Capacity'yi kapatmak zor bir şey. Bakırköy'ün göbeğinde binlerce insanın, herkesin bildiği bir yer. Belediyenin derdi, oranın deprem açısından sağlam hale getirilmesi. Bunun için uğraşıyor. Süleyman Atik bir keresinde ofisime geldi. ‘Nasıl gidiyor?' dedim. 'Anlaşamıyoruz' dedi. Ali Rıza Bey, ‘anlaşamıyoruz. Biz bunlara ceza keseceğiz ve de ihbarda bulunacağız. Ya raporu getirsinler ya da burayı mühürleyeceğiz, başka çaremiz kalmadı. Bunlar getirmedi, statik raporu biz kendimiz alacağız" dedi. Daha sonra statik rapor Yıldız Teknik Üniversitesi'nden alınmış. Raporda 2 tane profesörün imzası var ve raporda, ‘Capacity AVM'de 197 tane perde duvar kesilmiş, binada deprem riski var' diyor. Bu rapordan sonra burayı düzeltmeye yanaşmayınca, bir ihtarname geldi. Arkasından 1 ay süre, 1 ayın sonunda da burayı kapatmak düşüncesi var. 1 ayın son günü bunlar İTÜ'den bir statik raporu getiriyorlar, raporda, 'Burası sağlamdır' ifadesi yer aldığı için yürütmeyi durdurma kararı alıyorlar" dedi. "Sisteme 30 milyon lira versin, kendisine yardımcı olalım' dediğim iddia edildi" 2024 yılındaki seçimlerden sonra Ali Sukas'ın kendisi ile görüşmek istediğini belirten sanık Ertan Yıldız, "Ali Sukas bana, ‘yukarıdan para istiyorlar, bunu firmalardan toplayıp vermemiz lazım' dedi. Ben, ‘yukarısı kim?' Diye sordum. Kendisi de, kızarak ‘ben istiyorum, burada siyasi bir harekete hizmet ediyoruz' dedi. Bir keresindeki konuşmamızda parayı isteyen kişinin Fatih Keleş olduğunu söylemişti" diye konuştu. Sanık Ertan Yıldız, "Aziz İhsan Aktaş ve Burak Korzay, ‘İETT'deki alacakları alamıyoruz. Bu konuda Ertan Yıldız ile görüşmek istedik. Fakat randevu alamadık, Ertan Bey randevu vermedi' diyorlar. Ben müteahhitlerle görüşmem. Böyle bir alışkanlığım yok. Çünkü benim müteahhitlerle bir işim yok. Bunlar genel müdürlerin işleridir. Ben Aziz İhsan Aktaş'a niye randevu vereceğim? Hangi amaçla randevu vereceğim? Ben ne ödeme noktasıyım ne ihale noktasıyım. Benim Burak Korzay'a ‘Sisteme 30 milyon lira versin, kendisine yardımcı olalım' dediğim iddia edildi. Bu iddia üzerine Aziz İhsan Aktaş'a Korzay, ‘Senden 30 milyon lira istiyorlar, Sen bu parayı verirsen İETT'deki ihalesini alacaksın, sana yardımcı olacaklar" ifadelerini kullandı. Duruşma sanık Yıldız'a yönelik sorular ile devam ediyor.

Aziz İhsan Aktaş: "İmamoğlu, belediye başkanlığı makamını sisteme para toplamak için kullanmıştır" Haber

Aziz İhsan Aktaş: "İmamoğlu, belediye başkanlığı makamını sisteme para toplamak için kullanmıştır"

"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında savunma yapan Aziz İhsan Aktaş, "Ekrem İmamoğlu’ndan gelen para talebinin, doğrudan kendisinin talimatı olduğu söylendi. İmamoğlu, belediye başkanlığı makamını sisteme para toplamak için kullanmıştır" dedi. "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ikinci duruşmasına 4’üncü gününde devam ediliyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde görülen duruşmada, tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş savunma yaptı. "Ben, kurulan düzenin baskısına maruz kalan ve işleyişini açıklayan kişilerden yalnızca biriyim" Savunmasında önceki savunmalarını ve etkin pişmanlık ifadelerini tekrar ettiğini vurgulayan sanık Aktaş, "Daha önceki etkin pişmanlık ifadelerimden sonra, bu etkin pişmanlık ifadelerim nedeniyle bu suç hakkında, bir de suikast dosyam var. Bu dosyaların mahkemeler arasında bekleyen süreçleri bulunuyor. İfadelerimin arkasındayım. Bu dosyadaki temel mesele, hak ediş alacaklarının iş insanları üzerinde bir baskı aracı haline getirilmesi, ilgililerin kendi aralarında ‘sistem’ adı altında para toplama düzeninden oluşmaktadır. Soruşturma aşamasında bazı basın yayın organlarında, etkin pişmanlık kapsamındaki beyanlarım değersizleştirilerek, gerçeğin üzerini örtme amaçlanmıştır. Hakkımda gerçeği yansıtmayan bir kanaat oluşturulmaya çalışılmıştır. Ben iş insanıyım. Ticari hayatım boyunca işlerimi kanunlar içerisinde yürütmeye, çalışanlarımın ve ailemin emeğini korumaya çalıştım. Bazılarının beyan ettiği gibi yanımdaki kişiler bir koruma ordusu değil. Daha önce benimle ilgili suikast girişimi nedeniyle devletin tahsis ettiği resmi korumalardır. 13 Ocak 2025 tarihinde, kamuoyunda ‘Beşiktaş Belediyesi’ olarak bilinen bir operasyon kapsamında gözaltına alındım ve tutuklandım. Ardından ise, 2025 Nisan ayında tamamen kendi irademle, etkin pişmanlıktan yararlanmak için ifade verdim. Amacım, devletimizin ve kamuoyunun gerçeği öğrenmesi, benim ve diğer iş insanlarının yaşadığı mağduriyetlerin tekrar yaşanmamasıydı. Anlattığım olaylar; dosyaya sunduğum banka kayıtları, daha sonradan yapılan HTS ve baz tespitleri ve diğer sanık ve tanık ifadeleriyle tek tek doğrulandı. Ben, kurulan düzenin baskısına maruz kalan ve işleyişini açıklayan kişilerden yalnızca biriyim" ifadelerini kullandı. "Ekrem İmamoğlu’nun siyasi hayatını finanse edebilmek amacıyla iş insanları üzerinde baskı kurulması yalnızca hukuka aykırı bir eylem değil, temel ahlaki ve vicdani değerler bakımından da kabul edilemez bir husustur" Savunmasının devamında Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulmuş bir yapı olduğunu öne süren sanık Aktaş, "Ekrem İmamoğlu’nun talimatları ve para talepleri, İBB iştiraklerinden sorumlu Başkan Danışmanı Ertan Yıldız, Başkan Danışmanı İbrahim Bildirici, İstanbul milletvekili ve CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat ve diğer aracılar üzerinden ilerliyor. Belediyeden doğan mevcut alacakları ve hak ediş ödemelerini temel baskı aracı yapan, ayrıca belediyelerle mevcut iş ilişkisinin ceza ve fesih gibi yaptırımlarla sona erdirilmesi tehdidini kullanan; imar ve ruhsat süreçlerinde kendilerine pay talep eden bir düzendir. Ekrem İmamoğlu’nun siyasi hayatını finanse edebilmek amacıyla iş insanları üzerinde baskı kurulması yalnızca hukuka aykırı bir eylem değil, temel ahlaki ve vicdani değerler bakımından da kabul edilemez bir husustur. Hiçbir iş insanı, siyasi bir faaliyetin finanse edilmesi için baskı ve tehditle karşı karşıya bırakılamaz. Sistem aracılığıyla, siyaset yapmak isteyen kişiler, halka hizmet sunmaya odaklanmak yerine iş insanlarına baskı ve zorlama yoluyla para toplamaya çalışıyorlarsa, bunun adı siyaset değil, kamu gücünün kötüye kullanılmasıdır. Bu sistemden bahseden tek kişi ben değilim" diye konuştu. "İmamoğlu, belediye başkanlığı makamını sisteme para toplamak için kullanmıştır" Savunmasına devam eden Aktaş, "Para teslimleri yeni bir iş almak için değil, yasal hak edişlerimizi alabilmek için yapılmıştır. Para, doğrudan asıl karar sahiplerinin talimatıyla; bir danışmanına, bir şoförüne, bir otelde veya özel bir ofiste teslim ediliyordu. Böylece sistem yöneticilerinin arka planda gizli kalması hedefleniyordu. Paralar belediye kasasına ya da resmi bir banka hesabına yatırılmadı. Nakit çekilmiş, aracılara teslim edilmiş ve ilgililerin ‘sistem’ dediği havuza aktarılmıştır. Ekrem İmamoğlu’ndan gelen para talebinin, doğrudan kendisinin talebi olduğu söylendi. İmamoğlu, belediye başkanlığı makamını sisteme para toplamak için kullanmıştır. 2024 yerel seçim döneminde CHP mali işlerden sorumlu eski Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat benden para istedi" dedi. Duruşma, sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilmek üzere 25 Ağustos Salı gününe ertelendi.

İBB davasında sanık Seyfi Beyaz: "3 milyon artı KDV olarak çek ödendiğini biliyorum" Haber

İBB davasında sanık Seyfi Beyaz: "3 milyon artı KDV olarak çek ödendiğini biliyorum"

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik davanın ikinci celsesinin ikinci gününde, tutuksuz sanıkların savunmaları alındı. Bugün yapılan duruşmada 15 sanık savunma yaptı. Savcının Westside projesinde iskan alımı sürecinde Adem Soytekin'e 3 milyon TL verildiği iddiasını sorması üzerine sanık Seyfi Beyaz, "Kendim görüşmedim. Diğer ortaklarımız görüştü. 3 milyon artı KDV olarak çek ödendiğini biliyorum" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik davanın 2'nci duruşmasının ikinci gününde tutuksuz sanıkların savunmaları alındı. Tutuksuz sanık Seyfi Beyaz, daha önce savcılıkta detaylı ifade verdiğini belirterek, önceki beyanlarının arkasında olduğunu söyledi. Hakkında üç eylem bulunduğunu ifade eden Beyaz, iki eylemde müşteki beyanları kapsamında şikayetini sürdürdüğünü belirterek yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti. Savcının Westside projesinde iskan alımı sürecinde Adem Soytekin'e 3 milyon TL verildiği iddiasını sorması üzerine Beyaz, ödemeyi kendisinin yapmadığını, diğer ortakların süreci yürüttüğünü söyleyerek, "Yani bunu biz kendim görüşmedim. Diğer ortaklarımız görüştü. 3 milyon artı KDV olarak çek ödendiğini biliyorum" ifadelerini kullandı. Savcının ödemenin hangi ortaklar tarafından yapıldığını sorması üzerine Beyaz, "İsa bey, Yüksel bey, Oktay bey üçü gitmişti" dedi. Mahalleler projesinde Murat Çalık'a para verildiği iddiası da sorulan Beyaz, bu konuda bilgisinin olmadığını söyledi. Westside projesinde Fatih Keleş'in yaptığı mermer işlerinin nasıl geliştiği sorusuna ise "Yani bunu Oktay Hamzaoğlu anlaşmıştı. O devam ettirdi kaba inşaatını" yanıtını verdi. Savcılık Muzaffer Beyaz'ın tutuklanmasını istedi Savcılık, sanık beyanlarının ardından ek mütalaa sunmak istediğini belirterek Muzaffer Beyaz'ın ifadelerinin çelişkili olduğunu öne sürdü ve tutuklanmasını talep etti. Savcılık tarafından tutuklanması talep edilen Beyaz, "Benim iddianamede 4 tane eylemden adım geçmektedir. 3 eylemde sanık olarak, bir eylemde de şikayetçi olarak geçmektedir. Bu 6 no'lu eylemle ilgili abim bahsetti. Benim burayla ilgili herhangi bir imza yetkim ve bir dahlim yoktu. Burada bildiklerim, anlattıklarım tamamen ortaklıktan dolayı abimden öğrendiklerimdir. Onun haricinde hiçbir işlem yapmadım. Abim ne söylediyse o kadardır" dedi. Duruşmaya verilen aranın ardından mahkeme heyeti, Muzaffer Beyaz'ın tutuklama talebini reddetti. "Etkin pişmanlık başvurusunu kendi özgür irademle yaptım" Daha önce 4 kez etkin pişmanlık kapsamında ifade veren ve ev hapsi kararıyla tahliye edilen Veysel Erçevik de beyanda bulundu. Erçevik, verdiği ifadelerin baskı veya şantaj altında alınmadığını söyleyerek, "Etkin pişmanlık başvurusunu kendi özgür irademle ve avukatım aracılığıyla yaptım. Şantaj veya baskı altında ifade vermedim" diye konuştu. Erçevik, "İddianamede Adem Soytekin'e bağlı hareket ettiğime dair somut bir delil bulunmuyor. Adem Soytekin ile sadece çocukluktan gelen 10-11 yıllık bir komşuluk ve dostluk bağım var. Örgüt üyeliği ve rüşvete aracılık iddialarını reddederek tüm suçlamalardan beraatimi istiyorum. İş hayatına dönebilmek adına adli kontrol tedbiri ile yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasını da talep ediyorum" dedi. "Rüşvet verdiğim iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum" Tutuksuz yargılanan Mutlu İnşaat hissedarı Yüksel Hamzaoğlu, Westside projesi kapsamında rüşvet verdiği iddiasını reddetti. Hamzaoğlu, "Westside projesi kapsamında rüşvet verdiğim iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum. Herhangi bir kamu görevlisiyle asla menfaat anlaşması yapmadım. Savcılık aşamasındaki beyanlarımda da belediye işlemlerinin geciktirilmemesi için talepleri karşılamak zorunda kaldığımızı anlattım" diye konuştu. Adem Soytekin ile Yüksel Hamzaoğlu arasında "rüşvet" tartışması kapsamında savunması öne alınan ve ilk tutukluluk incelemesinde tahliye edilen Adem Soytekin, Yüksel Hamzaoğlu'na Westside projesindeki taşınmazların rüşvet olarak değerlendirilmesini sordu. Soytekin, 2013 yılında iki daireyi satın aldığını, daha sonra üç dükkânı kendi şirketi adına satın alarak Mado şubesi açtığını ve ödemelerin kayıtlarının dosyada bulunduğunu belirterek, "2013 yılında daire alıyorum, siz buna rüşvet diyorsunuz. Ben 2015'te parasıyla dükkân alıyorum, siz buna rüşvet diyorsunuz. Bunları siz mi söylüyorsunuz, yoksa gerçekten birileri size çıkıp 'Adem Soytekin'e yüklenirsen buradan çıkarsın veya kurtarırsın' mantığı mı yapıyor" dedi. Soytekin, ruhsat süreçlerini kendisinin değil Beyaz İnşaat'ın takip ettiğini söylemesi üzerine Hamzaoğlu "Sen takip etmedin, Beyaz İnşaat takip etti. İskân safhasında sen devreye girdin" yanıtını verdi. İmamoğlu ile Cemal Üneş arasında "500 bin lira" diyaloğu Duruşmada Ekrem İmamoğlu ile Cemal Üneş arasında geçen ifade dikkat çekti. İmamoğlu'nun Üneş'e kendisinden 500 bin lira istediğini hatırlatması üzerine Üneş, parayı ödeyecek durumda olmadığını söylediğini ve ardından senet yaptıklarını belirtti. İmamoğlu'nun "Ben senden para istedim ve parayı getirdin, verdin öyle mi" sorusuna Üneş, "Şöyle bir hatırımda var: Seçim mi vardı hatırlamadım, bir yer için mi, 'buraya para lazım' dedin. 500 bin lira. Ben dedim ki, sen benim durumumu da aşağı yukarı bilmen lazım. 'Benim öyle bir para ödeyecek durumum da yok' dedim" yanıtını verdi. "İBB Hanem projesi hiçbir zaman vatandaşa açılmadı" İBB davasında tahliye edilen sanık Esra Huri Bulduk, iddianamede yer alan "İstanbul Senin" ve "İBB Hanem" projelerine ilişkin savunma yaptı. İBB Hanem'in hayata geçmeyen bir proje fikri olduğunu belirten Bulduk, uygulamanın hiçbir zaman vatandaşın kullanımına açılmadığını söyleyerek, "İBB Hanem projesi hiçbir zaman vatandaşa açılmadı Hakim bey. Çünkü o zaten İBB personeline yönelik bir işti" şeklinde konuştu. Projenin belediye personelinin vatandaş ziyaretlerinde hizmetleri anlatması ve vatandaşlardan geri bildirim alınması amacıyla tasarlandığını ifade eden Bulduk, uygulamanın yalnızca test aşamasında kaldığını ifade ederek, "İBB Hanem hiçbir zaman İstanbul Senin'e eklenmedi, dahil edilmedi. Dolayısıyla vatandaş İBB Hanem uygulamasını hiçbir zaman görmedi. İBB Hanem vasıtasıyla hiçbir zaman veri toplanmadı. Dolayısıyla toplanmayan bir veri de yaygınlaştırılamadı" dedi. Bulduk, test ekranına giren kişilerin dijital işlemlerinin log kayıtlarında bulunduğunu belirterek beraatini ve elektronik cihazlarının iade edilmesini talep etti. "Sadece veri analizi gerçekleştirdim" İBB'de veri mühendisi olarak görev yapan Adem Ok da savunma yaptı. Hakkındaki suçlamanın, kurum içi rutin iş akışı kapsamında kendisine yönlendirilen bir tabloyu hazırlamasından ibaret olduğunu belirten Ok, işlemin tek seferlik bir veri analizi olduğunu söyleyerek, "Tamamen olağan işleyişimiz dahilinde bana yöneltilen, kurum içi bir talebin yerine getirilmesinden ibaret. Ayrıca bu veri 6 aylık bir zamansal hacme bağlı, yani tüm log'un, location tablosunun tamamı değil. Atıl durumda kaldı, çünkü kullanılmadı. Herhangi bir raporlamada da kullanılmadı" ifadelerini kullandı. Veriyi hukuka aykırı şekilde kaydetmediğini veya yetkisiz kişilere aktarmadığını, BTK ve USOM ile İBB arasındaki süreçlerde de görev almadığını söyleyen Ok, "Özetle tarafımca elde edilmiş hukuka aykırı bir veri, dışarıya sızdırılmış bir bilgi veya kasıtlı işlenmiş bir suç olduğunu düşünmüyordum. Yalnızca kurum içi bir talepte veri tabanı üzerinde yapılmış tek seferlik bir konum analizi vardır. Üzerime atılı suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum" dedi. Tutuksuz sanıkların beyanda bulunduğu duruşma yarın tutuksuz sanıkların savunmalarıyla devam edecek.

FETÖ’cü yüzbaşının ablasına 10 yılda 2. tutuklama Haber

FETÖ’cü yüzbaşının ablasına 10 yılda 2. tutuklama

FETÖ'cü ihraç Yüzbaşı Burkay Karatepe'nin ablası Ayşe Alanur Karetepe, bu kez "örgüt üyeliği"nden cezaevine girdi. Karetepe, 10 yıl önce "yardım yataklık" suçundan 1 yıl tutuklu kalmıştı. Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında darbeci FETÖ'cü ihraç Yüzbaşı Burkay Karatepe'ye firari döneminde yardım ve yataklık ettiği iddiası ile Muğla'da yakalanan ve silahlı terör örgütü FETÖ üyeliğinden tutuklanan ablası Ayşe Alanur Karetepe, Emniyette alınan ifadesinde, etkin pişmanlık yasasından faydalanmasını gerektirecek bir suç işlemediğini belirterek, etkin pişmanlık yasasından faydalanmak istemediğini belirtti. 2016 yılında da Burkay Karetepe'ye yardım ve yataklıktan 1 yıl hapis yatmış İfadesinde FETÖ terör örgütü ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını belirten Karatepe, 2017 yılına kadar yine kardeşi Burkay Karatepe'ye yardım ve yataklık iddiası ile bir yıl Eskişehir Cezaevinde tutuklu kaldığını ve 2017 Ağustos ayında yurtdışı yasağı ve adli kontrol şartı ile tahliye olduğunu açıkladı. Hakkında 3 yıl 9 ay ceza verildiğini ve bu dosya halen Yargıtay'da olduğunu söyledi. Mail yazışmalarına ‘Bilgim yok' ‘Şahsi avukatım olmadan cevap vermek istemiyorum" dedi Kardeşi Burkay Karatepe'nin yakalanması sonrası dijital materyaller içinde çok sayıda Word ortamında, Burkay Karatepe ile irtibat kurmak amacı ile hazırlanmış mail adresleri üzerinden mail göndermeksizin taslaklar üzerinden haberleşme yöntemi kullanıldığına ilişkin soruya ‘Bilgim yok' diyerek cevap verirken, taslak yazışmalar ile ilgili sorulan soruların büyük bölümüne ‘Cevap vermek istemiyorum' ‘Bununla ilgili bilgim yok' veya ‘Mail adresi üzerinden haberleşme ile ilgili sorulara ben bu aşamada şahsi avukatım olmadan bir cevap vermek istemiyorum. İlerleyen aşamada şahsi avukatım eşliğinde bu sorularla ilgili ayrıca beyanda bulunabilirim" dedi. Kaçış planı ile ilgili yazışmalara ‘Bununla ilgili bilgim yok' dedi Darbeci FETÖ'cü Burkay Karatepe'nin Afyonkarahisar'da yakalanmasının ardından ele geçirilen dijital materyaller içindeki yazışmalarda kaçış planı ile ilgili yazışmalarda, "İnşallah bir kış daha orda değil de güzel bir ülkede geçiririz beraber. Ofisi yılbaşından sonra satılığa çıkaracağım, orasının parası yüksek. Ben hazırlık yapıyorum, sen de hazırlan. O yüzden spora başladım, koşabileyim diye. Beraber gideceğiz. Şimdilik uygun şartları bekliyoruz. 2 yıl önce deprem zamanı tam karmaşa vaktiydi, düşünemedik. Değerlendiremedik' şeklindeki yazışmalara "Bununla ilgili bilgim yoktur" dedi. Burkay Karatepe'nin üzerinde yakalanan paralar soruldu Burkay Karatepe'nin Afyonkarahisar'da yakalanması sonrasında yapılan ikamet aramasında ele geçirilen, altın, dolar ve Euro ille Türk parası olan yaklaşık 6 milyon 775 bin TL değerinde ele geçirilen para ve altınlar hakkında bilgisi olup olmadığı, parayı kimler tarafından verildiği, FETÖ silahlı terör örgütü üyeleri tarafından yardım yapılıp yapılmadığı soruldu. Ayşe alanur Karetepe bu soruya, "Bunlarla ilgili benim düşüncem babam götürmüş olabilir. Bu paranın kaynağı ile ilgili bir bilgim yoktur. Burkay'ın firar olduğu dönem içerisinde örgütten herhangi bir yardım alıp almadığını bilmiyorum. Fakat benim düşüncem yeni bir suça bulaşmaması için babam imkanları dahilinde ihtiyaçlar için Burkay'a para vermiş olabilir" dedi.

Kuşadası Belediyesi’ne yeni operasyon: 15 gözaltı Haber

Kuşadası Belediyesi’ne yeni operasyon: 15 gözaltı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Kuşadası Belediyesi’ne yönelik "rüşvet" ve "irtikap" suçlarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında İzmir, Aydın ve Antalya’da eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda haklarında gözaltı kararı verilen şüphelilerden 15’i yakalanırken, 7 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü öğrenildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Kuşadası Belediyesi ile bağlantılı olarak "rüşvet" ve "irtikap" suçlarına ilişkin tanık beyanları, şüphelilerin etkin pişmanlık kapsamında verdikleri ifadeler, HTS kayıtları ile MASAK raporlarında yer alan hesap hareketleri birlikte değerlendirildi. Yapılan incelemeler sonucunda soruşturmaya konu suçların işlendiğine ilişkin makul şüphe oluştuğu belirtildi. Bu kapsamda; Özel Kalem Müdürü Şebnem Kars Şenol, belediye eski başkan yardımcısı Oğuzhan Turan, CHP Meclis Üyesi Ali Kotan’ın da aralarında bulunduğu toplam 22 şüpheli hakkında işlem başlatıldı. 15 kişi gözaltına alındı, 7 şüpheli aranıyor İzmir, Aydın ve Antalya’da eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Operasyonda haklarında gözaltı kararı bulunan şüphelilerden 15’i yakalanarak gözaltına alınırken, 7 şüpheli hakkında yakalama çalışmalarının sürdüğü bildirildi. Operasyon kapsamında adreslerde arama ve el koyma işlemleri de yapıldı.

Çerçeve yasa detayları belli oldu Haber

Çerçeve yasa detayları belli oldu

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, adam öldürme ve 2005 yıl önce ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet suçları hariç) "Diğer suç tipleri yine 221 benzer şekilde örgüt yöneticiliği örgüt üyeliği yardım yataklık ve diğer propaganda gibi bu hususlardan örgüt faaliyeti çerçevesindeki işlenen suçlardan örgüt mensupları15 yıla kadar olan cezalarda 5 yıla ertelemeye tabi 15 yıl ve üstü müebbet ve ağlaştırma müebbet unsuruna çerçeve olanlara da 10 yıl ceza ertelemesini burada öngörüyoruz" dedi. Güler, AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve milletvekilleriyle birlikte AK Parti Grubu’nda Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünlüğün Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifini açıkladı. Güler, kanun teklifinin 12 maddeden oluştuğunu söyleyerek, "Ben bu sürece gelene kadar öncelikli olarak teşekkürlerimizi arz edeceğimiz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Sayın Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye ve biraz sonra imza sahipleri olarak DEM Parti grubuna ve Eş Genel Başkanlarına ve Cumhuriyet Halk Partisi grubuna ve Genel Başkanlarına teşekkür ediyoruz. Yine bu konuda imzalarını eksik etmeyen HÜDA Par ve bağımsız milletvekillerimize yine Yeni Yol grubundan bazı milletvekili arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Toplama baktığımızda yaklaşık 360’a yakın bir imza ile teklifimizi Meclis başkanlığımıza arz ettik. Tabii bu teklife daha sonradan iç tüzük kapsamı için de teknik olarak desteklediklerini, imzaladıklarını ifade edecek milletvekillerimiz de olacaktır. Süreç açısından bu şekliyle devam edecek. Tabii komisyonumuz Adalet Komisyonu Başkanımız kendi planlaması çerçevesinde iç tüzük kapsamında 48 saat sonra yani Cuma günü öğleden sonra saat 14.30-15 gibi inşallah komisyon toplantısı için gerekli davetlerini yapacaktır" ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye sürecinden bahseden Güler, kanun teklifinde rapordaki altıncı maddeyi baz aldıklarını ifade etti. Güler, Komisyon raporunun 6. Maddesine atıf yaparak, "6. madde başlığı 1. madde de diyoruz ki raporda kritik eşik terör örgütü PKK KCK yapılanmasının silahlarının bırakılması, teslimi, imhası ve bunun süreç olaraktan da bir mekanizma ile teyit edilmesi. Kanun teklifimizde amaç ve kapsam bölümünde aynen ifadeyi raporun beklentisi doğrultusunda şöyle ifade ettik. Bu kanunun amacı PKK KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu kararının resmi gazetede yayınlanmasına müteakip yürütülen soruşturma ve konuşturmalarıyla verilen mahkumiyet hükümlerinin infazın ertelenmesi işlemlerinin ve bu konuda yani tasfiye süreciyle ilgili toplumsal bütünleşmeyle ilgili yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesini kanun teklifinin amacında. İlgili bu terör örgütü yapısının kurma, yönetme, örgütü üye olma, bilerek ve isteyerek yardım etme, örgütün propagandasını yapma suçlarıyla bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçlara ve bu örgüt lehine işlenen 2013 tarihli 6415 sayılı terörizmin finansmanının önlenmesinin hakkındaki kanunda yine bu teklifimizin kapsamı içerisinde yer alıyor. Yine mevcut durum içerisinde raporun konu başlığında, adil yani nihayetinde silahını bırakmış, örgüt feshedilmiş, tamamen varlığı ortadan kalkmış, örgüt mensuplarının da kurumunun hukuki durumunun adil gerçekçi topluma kazandırma bütünleştirme noktasında da kanunun bir cevap vermesi gerekiyor. Şimdi orada kanunumuzda aynen bu beklentiye karşılık üçüncü maddemizde soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi başlığında bir madde kaleme alındı. Burada aynen denildi ki örgütün fiili varlığına son verildiğinin ilgili Resmi Gazete yayınlaması olması koşuyla örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten adam öldürme suçu ile 2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve konuşturma harici olmak üzere diğer suçlara yönelik olarak bir düzenleme içeriyor. Malumunuz bizim ilgili 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’muzun 321. Maddesi var. Başlığı etkin pişmanlık. Bunu bir bütünleyici çünkü bizim aynı zamanda düzenlenmelerimizin Türk Ceza Kanunu içerisinde bir bütünlüğünü sağlaması gerekiyor. Biz bu 3. Maddeyi kaleme alırken TCK 221 maddesinin bu fıkralara gelince de bir bütünlüğünü ağız etme noktasında bir yaklaşım sergiledik ve bu yaklaşımımızda adam kasten adam öldürülme suçları hariç olmak üzere ve 2005 tarih öncesi yani yeni TCK değişimden önceki TCK 125, 525 bağlamında verilen cezalarla ilgili soruşturmalar ve kavuşturmalarla ilgili bir düzenlemeyi yaptık. Diğer suç tipleri yine 221 benzer şekilde örgüt yöneticiliği örgüt üyeliği yardım yataklık ve diğer propaganda gibi bu hususlardan örgüt faaliyeti çerçevesindeki işlenen suçlardan örgüt mensupları 15 yıla kadar olan cezalarda 5 yıla ertelemeye tabi 15 yıl ve üstü müebbet ve ağlaştırma müebbet unsuruna çerçeve olanlara da 10 yıl ceza ertelemesini burada öngörüyoruz. Bu kişiler örgütünde tamamen feshi, dağıtılması ve ortadan kalkması neticesinde bir topluma kazandırma ve bütünleştirme noktasında bir adil gerçekçi bir hukuki belirlilik kapsamında düzenleme olsun. 3. maddemizden sonra 4. maddemiz koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hali hazırda soruşturma devam eden soruşturması tamamlanmış, kavuşturmaya dönmüş, kavuşturmada istinafta gerekçesi onanmış, yerel mahkeme kararı vermiş, Yargıtay safahatı olan dosyalar var. 3. madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı verilmiş olan tutuklama ve adli kontrol ilişkin koruma tedbirleri soruşturma veya kavuşturma bulunduğu yerdeki yetkili hakim veya mahkeme tarafından ilgili bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ile ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirilir. Gerekse şartların oluşması halinde bu tedbirlerin kaldırılmasına dair bir madde. İkinci fıkra da üçüncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili istisnai veya temiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verilerek ilgili yerel mahkemesine gönderilecek dördüncü maddemizde" dedi. Erteleme kararıyla ilgili olarak TCK 221 ve 314. Maddelerinin açık olduğunu belirten Güler, Terörle Mücadele Kanunu 3., 4. maddesi çok açık. Bu eylemler noktasında tekrar bir suç işlenmesi halinde de bu erteleme kararında ortadan kaldırılacağına dair bir hükmü getiriyoruz. Yani ilgili kişi bundan yararlandıktan sonra topluma hem entegre olma, uyum sağlama, bütünleşme toplum hayatında iyi bir vatandaş olma noktasında bir hayatı sürdürmesini de arz ediyoruz. Bu suçlardan mahkum olanların yine aile istisnası belli. Adam öldürme, kastır adam öldürme suçları ve 2005 öncesi TCK değişimi öncesi müebbet bağlaştırmış müebbet hapı cezası almış ve mahkumiyeti infaz aşamasında olanlar hariç olmak üzere diğer bahsettiğim gibi TCK 221. Madde bağlamında örgüte üye olma, yönetme, yardım yataklık, propaganda gibi eylemlerinden dolayı ceza almış ve infazı olan kişilerle de ilgili yine 15 yıla kadarki süreç açısından 5 yıl erteleme, özel takip ve 10 yıl olaraktan da diğer 15 yıl üstü ve müebbet ve ağlaştırmış müebbet hapı cezası alanlarla ilgili olaraktan bir izleme durumu olacak. Erteleme kararı verildiği tarihten itibaren de erteleme süresi içerisinde yine terör suçlarına da bir işlenme sahibi de infaz hakimi tarafından erteleme kararının kaldırılarak mevcut hem soruşturma konusu diğer dava devam edecek hem de mevcut durum içerisinde bu erteleme kararı kaldırılmış olacak. Tehdit mekanizması işledi. Silahlar tamamen teslim ve imha ve yok edilmesi ve örgütün bu konuda tamamen tasfiyesiyle beraber 6. maddenin beşinci fıkrasında kanunla örgüt mensuplarının tabi olduğu sürecin izlenmesini ve raporlama temin edecek rütbe içerisinde bir mekanizma oluşturulması. Bu hedef doğrultusunda arkadaşlar yedinci maddeyi kaleme aldık. Yedinci maddede Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında İçişleri, Adalet, Dışişleri, Milli savunma Bakanlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, MİT Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nden oluşan bir heyet oluşturuyoruz. Bu süreci dönemsel yapacağı toplantılarla beraber diğer kamu kurum kuruluşlarından her türlü bilgi almak suretiyle takip edecek. Ve ihtiyaç duyulması halinde de kendisi daha alt seviyede teknik çalışmalar yapacak komisyonlar da oluşturulabilecek. Nihayet örgüt mensuplarının bir an önce silahlarını bırakması, örgütün kendileri feshedip tamamen tasfiyesi ve devamında bu örgüt mensuplarının hem topluma entegre edilmesi uyumunun gerçekleşmesi, bütünleşmene sağlanması noktasında da özel çalışmalar yapacak, raporlar hazırlayacak alt komisyonlar da kurulacak şekilde. Biz bu kurula izin vermiş oluyoruz. Burada bir durum var. Kurul yine ikinci bir komisyonumuz var. Bu dönemsel çalışmalarını, faaliyetlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenli olarak bilgilendirecek Türkiye Büyük bu kanun kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere bir izleme komisyonu kurulacak. Bu izleme komisyonu bu süreci takip edip gerekirse de ihtiyaç halinde gerekli tavsiyelerde bulunacak. Tabii bunun sayısıyla ilgili bir durum şu anda belirlemedik" şeklinde konuştu. Güler şöyle konuştu: "Süre başlığı. Raporumuzda geçici ve müstakil özel bir kanun hedefi vardır. Süremiz bu mekanizmaların tamamı teyit mekanizmasıyla beraber Milli Güvenlik Kurulu kararı olarak resmi gazetede yayınlandığı andan itibaren 6 aylık başvuru süresi başlıyor. İlgili bazı savcılıklarında müracaat başlayacak. Yurt dışı olanlar için de yine kurulumuz gerek büyükelçiler, gerek başkonsolosluklar, konsolosluklar müracaatıyla beraber başlayacaktır. Yine raporumuzda süreçte görev alanlara yönelik yasal güvence sağlanması gibi bir başlık vardı. 10. Madde bu kanun kapsamına verilen görevlerle ilgili olaraktan görevi yerine getiren çalışanlara göre hukuki, idari veya ceza sorumlu olmayacağına dair de bir maddeyi burada dercetmiş oluyoruz." MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız kısıtlılık süreleriyle ilgili konuyu hatırlatması üzerine Güler, "Bizim amacımız entegrasyonu, topluma kazandırmayı ve şeyi sağlamak, bütünleşmeyi sağlamak. 5 yıla kadar ertelenenlerde 2 yıl hak yoksunluğu, 10 yıl olanlarda 3 yıl hak yoksunluğu olacak. Bu tabii otomatik devreye giren bir durum değil. Doğrudan kurul burada devrede olacak. Çünkü alt komisyonlarda bu süreci işleyecek bir durum var. Kurul bu konularda karar verecek. Anayasamızın 38. maddesi. Bir mahkumiyet oluşmadan hüküm kesinleşmeden ona bağlı olarak TCK 53. Maddesi bağlamında bir hak mahrumiyetini biz soruşturma ve kovuşturma safhasında yapma imkanımız yok. Yapsanız bile bu anayasal maada bir aykırılık teşkil edecektir" ifadelerini kullandı. Güler, kanun yürürlüğe girdikten sonra, kanundan önce şikayet veya ihbar gelmesi halinde savcıların kuruldan izin almadan soruşturmaya devam edeceklerini ifade etti. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ise siyasi partiler, seçim, infaz kanunlarında değişiklik yapılacağını söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.