Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Et Üretimi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Et Üretimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Et Üretimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Devlet desteğiyle çiftçi olan genç kadın, hayallerine kavuştu Haber

Devlet desteğiyle çiftçi olan genç kadın, hayallerine kavuştu

Balıkesir´in Altıeylül ilçesinde yaşayan veteriner teknikeri 25 yaşındaki Sueda Demirci, devlet desteğiyle başladığı koyun yetiştiriciliğinde kısa sürede önemli bir başarı elde etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hibe tanıtım programı kapsamında fotoğrafını paylaştığı genç çiftçi, bugün yaklaşık 150 damızlık koyun ve kuzu yetiştiriyor. Aslıhantepecik Mahallesi´nde ailesiyle birlikte hayvancılık yapmaya devam eden Demirci, 2022 yılında Kırsal Kalkınma Desteklemeleri kapsamında yürütülen Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projesi´ne başvurdu. "Koyun Yetiştiriciliği ve Besiciliği" projesi kabul edilen Demirci, 100 bin lira hibe desteği almaya hak kazandı. Destek kapsamında 50 koyun ve 2 koç satın alan Demirci, işletmesini zaman içerisinde büyüttü. Bugün yaklaşık 150 damızlık koyun ve kuzunun bulunduğu işletmede, coğrafi işaret tescilli Balıkesir kuzusu yetiştiriliyor. Veteriner teknikeri olması nedeniyle hayvancılık konusunda sahip olduğu bilgi ve deneyimi de işletmesine aktaran Demirci, ailesinin desteğiyle sürüsünü büyütmeye devam ediyor. Devlet desteğiyle başladığı hayvancılığı daha da geliştirmeyi hedefleyen Demirci, yetiştirdiği hayvanlardan elde ettiği gelirle kendisine araç da aldı. Demirci, küçük bir destekle başladığı hayvancılık faaliyetini büyüterek hem üretime katkı sağlamayı hem de kendi işini daha ileri taşımayı amaçlıyor. Çocukluğundan beri bu işinde olduğunu dile getiren Sueda Demirci, "Ben çocukluğumdan beri bu işin içerisindeyim. Aile olarak çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşıyoruz. Daha önce büyükbaş hayvanlarımız vardı. Ben de okula giderken bile hayvanlarımızla ilgileniyordum. Yani sürekli bu işin içinde büyüdüm" dedi. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2022 yılında Uzman Eller Projesi kapsamında verilen hibe desteğinden haberdar olduğunu ve projeye başvurduğunu söyleyen Demirci, "Hibe programına katılarak hak kazandım. Bu proje sayesinde koyunlarımızı aldık ve kendi sürümüzü oluşturmaya başladık. Zaman içerisinde sürümüz büyüdü ve bu işten maddi kazanç elde etmeye başladık. Hatta kazandığımız gelirle kendimize bir araba da aldık. Çok şükür bugün geldiğimiz noktadan mutluyuz. Ben özellikle genç arkadaşlarıma bu tür projeleri takip etmelerini tavsiye ediyorum. Tarım ve Orman Bakanlığının internet sitelerini, sosyal medya hesaplarını ve il ve ilçe müdürlüklerini sürekli takip etsinler. Kendilerine uygun mutlaka bir proje bulacaklardır. Bize nasıl bir iş ve meslek sahibi olma imkanı sağladıysa, başka gençlerin de önünü açabilir" şeklinde konuştu. Şu anda yaklaşık 150 koyunları olduğunu ifade eden Demirci, "Hayvanlarımızla ailecek ilgileniyoruz. Sürümüzü daha da büyütmeyi düşünüyoruz. Şu an ağırlıklı olarak et üretimi üzerine çalışıyoruz. Damızlık hayvanlarımızı ayırarak sürümüzü yavaş yavaş büyütüyoruz ve geçimimizi bu şekilde sağlıyoruz. Bu proje sayesinde sadece ekonomik anlamda değil, hayatımızda çok güzel fırsatlar da ortaya çıktı. Babamla birlikte Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen iftar programına katılmak da nasip oldu. Bu bizim için çok güzel ve unutulmaz bir anıydı. Biz bu işi severek yapıyoruz. Zaten bir aile işletmesiyiz ve hep birlikte çalışıyoruz. Bundan sonra da ömrümüzün sonuna kadar bu işi sürdürmek, sürümüzü daha da büyütmek istiyoruz. Ben özellikle benim yaşımda olan genç arkadaşlarıma, ideallerinin peşinden koşmalarını ve tarım ve hayvancılığa yönelmelerini tavsiye ediyorum. İstedikten ve emek verdikten sonra bu işten güzel sonuçlar elde edilebileceğine inanıyorum" dedi.

Yerli sığır hem et üretecek hem ormanları koruyacak Haber

Yerli sığır hem et üretecek hem ormanları koruyacak

Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Ak, Anadolu'nun önemli yerli gen kaynaklarından biri olan boz ırk sığırlarının binlerce yıllık geçmişe sahip olduğunu belirtti. Zorlu çevre şartlarına dayanıklılıklarıyla öne çıkan hayvanların korunması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığının da üreticilere destek verdiğini ifade eden Ak, üniversitede ise öncelikli amaçlarının ticari üretim değil, öğrencilerin uygulamalı eğitim alması ve bilimsel araştırmalar olduğunu kaydetti. Üniversitedeki boz ırk sığırlarının daha önce Eski Karacabey'de yürütülen bir proje kapsamında getirildiğini ve 4-5 yıldır burada yetiştirildiğini belirten Prof. Dr. Ak, hayvanların dayanıklılığına dikkat çekti. Ak, "Bugüne kadar şöyle söyleyeyim, 40'ın üzerinde buzağı aldık. Bunlardan şu ana kadar hiçbir kaybımız olmadı. Yani Türkiye'de buzağı ölümlerinin ne kadar yüksek olduğunu düşünürseniz bu anlamda dayanıklı diyor. Bunun dışında doğal aşım yöntemi, içerilerinde biraz sonra damızlık hayvanları da bir ziyaret edeceğiz. Biz herhangi bir tohumlama falan yapmıyoruz. İçerisinde boğasıyla doğal aşım yöntemiyle bunlar tohumlanıyor. Anne kendisi doğum yapıyor. Bugüne kadar hiçbir doğuma müdahale etme ihtiyacımız olmadı" dedi. Boz ırk sığırlarının ağırlıklı olarak mera ve kaba yemle beslendiğini belirten Ak, fabrika yemine ihtiyaç duymadan yetiştirilebilmelerinin önemli bir avantaj olduğunu ifade etti. Geçmişte kültür ırkları yaygınlaşmadan önce bölgenin et ve süt ihtiyacının karşılanmasında bu hayvanlardan yararlanıldığını anlatan Ak, günümüzde ise daha çok et üretimi amacıyla değerlendirilebileceklerini söyledi. Ak, "Bunun dışında gücünden de yararlanıldı. Yani kağnı çekmeye, işte onun dışında çift sürmeye bu kastedilen öküzlerden yararlandı ama günümüzdeki katkısı daha çok et üretimi amacıyla olabilir. Çünkü süt verimi yüksek değil, kaliteli süt üretiyorlar ama süt verimi yüksek olmadığı ve bakım ve idaresi de bu kültür ırklarına göre biraz daha zor olduğu için o nedenle daha çok etinden yararlanılabilir" diye konuştu. "Her yıl bir buzağı demek Türkiye kırmızı et üretimine yerli bir katkı" Boz Irk sığırlarının uygun meralık, ormanlık ve makilik alanlarda yetiştirilebileceğini dile getiren Ak, hayvanların düzenli olarak yavru verdiğini belirtti. Ak, "Yılda bir tane düzenli buzağı alıyoruz. Bugüne kadar boş hayvanımız olmadı. Her yıl bir buzağı demek Türkiye kırmızı et üretimine aslında yerli bir katkı demektir. Hayvanların uygun alanlarda yetiştirilmesiyle yem maliyetleri de azaltılacaktır. Meralık, ormanlık, makilik alanlar bunlar için uygun. Yani yem masrafınız olmadan belki bir çoban ve çit masrafıyla rahatlıkla üretimde kullanabileceğimiz bir kaynak. Bizim biliyorsunuz hayvancılıktaki en büyük problemimiz et üretimi yetersiz olduğu için her yıl yurt dışından maalesef 500 bin civarında canlı hayvan ya da et ithal etmek zorunda kalıyoruz. Bu baskıyı belki azaltmaya katkısı olabilir" dedi. Boz Irk sığırları orman yangınlarına karşı da kullanılabilecek Boz Irk sığırlarının ormanlık alanlarda yetiştirilmesine yönelik yeni bir çalışma başlatılması planlanıyor. Orman Bölge Müdürlüğü ve Orman Fakültesiyle bu konuda bir toplantı yapılacağını belirten Ak, hayvanların orman altındaki otları tüketerek kuru ot birikimini azaltabileceğini ve böylece yangın riskinin düşürülmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti. Ak, "Ormandaki ağaç altında büyüyen otları, kuruyan otları, yeşilken bu hayvanlar tarafından yenmesiyle orman yangınlarını önlemede katkıda bulunuyor. Ki geçtiğimiz yıl Bursa başta olmak üzere Türkiye'nin birçok bölgesinde ciddi orman yangınları yaşadık. Bu anlamda katkısı olacak. Hayvanları bedavaya beslemiş olacağız. Bir taraftan da ormanları bu risk altında biraz korumuş olacağız. Bu yönde de bir katkısı var. Bunu iki yönlü araştıracağız. Hem hayvancılık açısından biz bakacağız mera ve hayvancılık açısından. Ormanda ormana artıları eksileri varsa bunları değerlendirmiş olacaklar" diye konuştu. Üniversitede şu anda 30'un üzerinde boz ırk sığırı bulunduğunu belirten Ak, İzmit Marmara Boz Irk Çifliğine gönderildi. Ak, yetiştiricilik yapan ve Bakanlık tarafından desteklenen bir üreticiye damızlık hayvan gönderilmek üzere yüklendiğini söyledi. Ak, "Buraya bir erkek, üç dişi geldi. Bugüne kadar dediğim gibi 40 buzağı aldık. Şu an 30'un üzerinde hayvanımız var. Bunlardan şu an 4 tane diye geldi. Ama üretici 8'ini de istediler. Hayvanlarımızı beğendiler. Damızlık hayvanların da akrabalığın artmasının ilerleyen süreçte kusurlu doğumlara yol açabileceğini belirterek kan tazelemenin gerekliliğini vurguladı. Yerli besi sığırı geliştirilmesi hedefleniyor Üniversitenin özel sektörle yürüttüğü başka bir proje kapsamında boz ırkın ıslah çalışmalarında da kullanılacağını belirten Ak, bu çalışma için 50-60 dişi damızlık hayvanın alındığını ifade etti. Ak, "Bu arada bizim sahada yürüyen projemiz de var. Aynı çiftten biz 50-60 tane de dişi damızlık aldık özel sektörle yürüttüğümüz bir başka çalışma devam ediyor. Orada da boğayı koruyacağız ama ıslahatta da kullanacağız, sadece korumayız, yararlanacağız. İşte o projede de şu an bazı et ırkları ile melezleyerek amacımız Güney Marmara Bölgesi için yurt dışından ithal bağımlılığımızı ya da ihtiyacımızı azaltacak bir yerli besi sığırı geliştirmek. Yerli ırkın dayanıklılığını almak ama kültür ırklarında et verim ve kalitesini alarak Marmara Bölgesi, Güney Marmara Bölgesi başta olmak üzere Türkiye için bir et ırkının geliştirilmesi hedeflerimiz arasında. Boz ırkın korunmasının yalnızca hayvancılık açısından değil, Anadolu'nun biyolojik çeşitliliğinin devamlılığı bakımından da önemlidir. Yerli gen kaynakları yaşatılarak korunması gerekiyor. Yarın kaybolduğunda bir daha geri gelmeyecek gen kaynakları. Bitkide de hayvancılıkta da söylüyorum. Anadolu coğrafyası bu anlamda çok önemli. O nedenle bitkidir, hayvandır bu yerli gen kaynaklarımızı yaşatarak korumamız gerekiyor" dedi. "Yerli boz ırk, organik et üretiminin yıldızı olabilir" Ak, "Organik işletmelerde bu yerliliklere daha fazla destek verilmelidir. Çünkü bunlarda herhangi bir antibiyotik falan kullanma ihtiyacımız yok. 4-5 yıldır biz hiç tedavi, hiç tedavi uygulamadık. Hiçbir masrafımız yok yani tedavi giderimiz yok, tohumlama giderimiz yok. Dolayısıyla ette antibiyotik kalıntısı ya da bir başka kalıntı riski yok. Organik üretimde biliyorsunuz kalıntı içermeyen ürünler. İşte organik hayvancılıkta bunlara biraz daha pozitif ayrımcılık yapılır, destek verilirse üretici memnun olduğunda bunları hem üretir hem korumuş olur diyorum. Bir taraftan da ıslah çalışmasını yürüteceğiz" ifadelerini kullandı.

Savunma Bakanlığının da desteklediği Teksas modelinde büyük başarı Haber

Savunma Bakanlığının da desteklediği Teksas modelinde büyük başarı

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), Iğdır Kazımkarabekir Tarım İşletmesinde tamamen açık meraya dayalı angus yetiştiriciliği projesinde büyük başarı sağladı. Uruguay, Brezilya ve ABD Teksas’taki açık alan hayvancılık şartlarının birebir uygulandığı tesiste angus ırkının tarladaki yüksek performansı ve hızlı et üretimi, Türkiye’nin kırmızı et ihtiyacına çözüm anlamında umut vadetti. Milli Savunma Bakanlığının desteğiyle yürütülen projede, sınır güvenliğini zorlaştıran çalımsı bitkilerin angusların özel sindirim ve ağız yapısı sayesinde merada tüketilerek temizlenmesi de hedefleniyor. Yürütülen çalışmayla bölgedeki güvenlik zafiyetinin önüne geçilmesi de amaçlanıyor. Sayıları zaman zaman 20 bine yaklaşan ve yerli üreticilere de dağıtılan hayvanların açık alandaki adaptasyonu, TİGEM tarafından Türkiye hayvancılığı adına önemli bir müjde olarak duyuruldu. "Ön yargı var ama angus eti dünyada en çok tercih edilen et" Türkiye’de angus ırkına karşı bir ön yargı bulunduğunu ancak bu hayvanların ülke şartları için biçilmiş kaftan olduğunu vurgulayan TİGEM Genel Müdürü Dr. Hasan Gezginç, şunları söyledi: "Uruguay’da, Brezilya’da, Amerika Teksas’ta hayvancılık nasıl yapılıyorsa açık alanda ve mera şartlarında tamamen aynı şartlar altında Iğdır’daki işletmemizde bu üretimi yapıyoruz. Son derece de bu alanda başarı sağladık, çalışmalar çok iyi gidiyor. Ülkemizde angusa ön yargı ile yaklaşılıyor fakat bütün dünyanın kalite anlamında tercih ettiği et angus etidir. Elde edilmesi daha kolay ve daha hızlıdır. Diğer hayvanların faydalanamayacağı besin unsurlarından faydalanabilen farklı bir metabolizması var. Ağız ve sindirim yapıları sayesinde çalımsı bitkiler dahil her şeyi yiyebiliyor ve çok hızlı et üretiyor. Eti kaliteli, üretimi hızlı, dayanıklı. Bizim ülkemiz için de biçilmiş kaftan diye düşündük ve Iğdır’da başardık."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.