Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Ertan Yıldız

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Ertan Yıldız haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ertan Yıldız haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanık savunma yaptı Haber

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanık savunma yaptı

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık Eyüp Subaşı’ya mahkeme başkanı tarafından "3 farklı ifade var etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte. 16 Mayıs tarihli ifadenizde söz etmişsiniz. ‘Böylece Murat Ongun sisteme düzenli gelir sağlayan bir mekanizmayı kurmuş oldu’. Yine aynı ifadenin sonlarına doğru ‘Ekrem İmamoğlu’nun danışmanları ve bu usulsüz işler içerisinde yer alan belediye bürokratları ve çalışanları sistem diye tabir edilen bir oluşumun içerisindedirler’ Sistemle ne kastediyorsunuz. Bu kelimeyi kim kullanıyordu" sorusunu sordu. Sanık Subaşı soruya "Sistem ifadesinin özellikle danışmanlar tarafından sürekli dillendiriliyor olması nedeniyle bu yapının bir manada sistem olduğunu biz iletişim dilinde gayet tabii kolaylıkla çıkarabiliyoruz. Yani bir işi yapmak istediğinizde Fatih Keleş bir talepte bulunuyorsa, Ertan Yıldız bir talepte bulunuyorsa ya da sistematik olarak bir yönlendirmesi varsa ben gayet tabii bunu sistematik olgu olarak algılıyorum. Günün sonunda da sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz. Danışmanların ağzından duydum. Sistem deniliyor" yanıtını verdi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 13’inci gününde tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Etkin pişmanlık ifadesi veren tutuksuz sanık Eyüp Subaşı hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede, suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü döneminden beridir açık hava reklam işlerini yürüttüğü, İmamoğlu, İBB başkanı olduktan sonra tüm açık hava işlerini usulsüz ihaleler yoluyla Eyüp Subaşı’na verdiği, Subaşı’ndan elde ettiği haksız geliri suç örgütü yöneticisi Fatih Keleş ve örgüt üyesi Serdal Taşkın’a elden teslim ederek suç örgütüne fon sağladığı belirtilmişti. Subaşı’nın yetkilisi olduğu Panoffect Medya Anonim Şirketi ve Genç Popülist Medya Planlama Organizasyon Ticaret Limited Şirketi üzerinden Kültür ve Medya A.Ş’den bir çok usulsüz iş aldığı, örgüt yöneticisi Murat Ongun ve Fatih Keleş’ e bağlı hareket ettiği, suç örgütünün hiyerarşisi içerisinde yer aldığının anlaşıldığı iddianamede açıklanmıştı. "İhalelerin tamamı belgeli, ticari ve gerçek işlerdir" Subaşı iddianamede yer alan suçlamalara karşı savunmasında "Panoffect Medya, kamu kaynaklarından tek kuruş almadan, kendi sermayemizle, kişisel geleceğimizi ticari riske atarak kurduğum bir yatırım şirketidir. Pannoffect Medya olarak girmiş olduğumuz ihalede en az 5 kat, dolayısıyla şimdiye kadar Kültür A.Ş.’ye, kamuya, belediyeye toplamda 682 milyon kira ödedik. Ayrıca Panoffect Medya şirketler grubu olarak 20 milyon doların üzerinde, 2 milyarlık bir yatırım yaptığımızı özellikle belirtmek istiyorum. Dolayısıyla kamu zararı bunun neresinde var diye sormak isterim. Buna rağmen bugün hem kamu zararına sebep olmakla hem de maalesef dolandırıcılıkla suçlanıyor olmanın ağır vebalini üzerimde taşıyorum. Hakkımdaki iddianamenin temelini şirketlerim ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve iştirakleri arasında yapılan ihaleler oluşturmaktadır. Bu ihalelerin tamamı belgeli, ticari ve gerçek işlerdir" dedi. "75 milyon üzerinde anlaşmış olup anlaşmış olduğumuz devir rakamı Murat Ongun Bey’in yönlendirmesiyle 46 milyona indirildi" Subaşı savunmasının devamında "Önce Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz ile birlikte Mermerciler Sanayi Sitesi’nde, sonrasında 2021 Ekim ayında İBB İletişim Çadırında Murat Ongun ile yapılan görüşmede, Reklamist firmasına ekranların devri adeta dikte edildi. Tabii ki bu kadar emeğimi çöpe atmak istemedim, kabul etmedim. Geleceğimin, işimin, vizyonumun elimden alınacağını düşünerek uykusuz geceler geçirdim. Sonrasında Tuncay Yılmaz ve Nihat Sütlaş ile ofisimde bir araya geldik. Bu görüşmenin ardından Merter Plaza Reklamist ofisinde Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, Uğurhan Atma, Nihat Sütlaş ile devir şartlarına ilişkin benim açımdan kabul edilebilir olmayan görüşmeler yaptık. Önümüze konan şartlar benim için bir anlamda ticari enkazdı. Devir rakamında zaten anlaşamayacağımız için isteksiz olmam nedeniyle bu görüşmelerde masadan kalktım. Bu olumsuz görüşmenin ardından reklam yerlerimizden bir kısmı maalesef ki indirildi. Bunu sistematik bir yıldırma ve anlaşmaya zorlama olarak değerlendirdim. Aslında şifahen 75 milyon üzerinde anlaşmış olup anlaşmış olduğumuz devir rakamı Murat Ongun Bey’in yönlendirmesiyle 46 milyona indirildi ve Kültür A.Ş.’ye borcumuza mahsuben devir rakamı komik bir rakamla, maalesef o dönemin şartlarıyla kabul etmek durumunda kaldık. Üstelik bu sadece o dönemin şartlarıyla 1 yıllık kira rakamımıza tekabül ediyordu. Görüşmelerden yorulmuş, yıpranmış ve ticari hayatımızda bir an önce dönmemiz gerektiğine inanan biri olarak ekranları Kültür A.Ş. borcuna mahsuben devretmek durumunda kaldık" ifadelerini kullandı. "Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri asla inkar etmiyorum" Subaşı "Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri, cezaevi ve etkin pişmanlık kapsamında verdiğim, bildiğim olayları, yaşadıklarımı ve benden istenenleri kimler ne yaptıysa anlattım. Ben ticaretimi sürdürürken karşılaştığım sistemin ve benden istenenleri, maruz kaldığım baskıları anlattım. Ben ifademin genel hatlarıyla ve içeriğin itibarıyla arkasındayım. Ancak ifademin örgüt üyeliği şeklinde yorumlanmasını asla kabul etmiyorum. Olsa olsa ticari mağduriyet, mağdur sıfatıyla bu sürecin bir parçasıyım. Bu iddianamenin sanığı olarak değil, ticari mağduru olarak burada olmam gerektiğini düşünüyorum. Hatta tanık sıfatıyla değil, bu salonda ticari mağdur sıfatıyla tanık olarak bulunmam gerektiğini düşünüyorum. Şirketleri yönettim evet, ihalelere girdim evet, yatırım yaptım evet. Bazı para hareketlerinin içerisinde bulundum, inkar etmiyorum. Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri asla inkar etmiyorum. Ancak yapmadığım bir fiilin, taşımadığım bir kastın ve mensubu olmadığım bir örgütün sorumluluğunu asla kabul etmiyorum" dedi. Subaşı’nın savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. "Sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz" Subaşı’ya mahkeme başkanı tarafından "3 farklı ifade var etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte. 16 Mayıs tarihli ifadenizin iki yerinde söz etmişsiniz. ‘Böylece Murat Ongun sisteme düzenli gelir sağlayan bir mekanizmayı kurmuş oldu Yine aynı ifadenin sonlarına doğru ‘Ekrem İmamoğlu’nun danışmanları ve bu usulsüz işler içerisinde yer alan belediye bürokratları ve çalışanları sistem diye tabir edilen bir oluşumun içerisindedirler’ Sistemle ne kastediyorsunuz? Bu kelimeyi kim kullanıyordu?" sorusunu sordu. Sanık Subaşı soruya "Fatih Keleş’le tanışıklığım söz konusu. 2019’dan sonra da iletişimimiz bir manada biraz belki birkaç seviye daha yükselmiş olabilir. Ve onunla oluşmuş olan, bizim şu an karşı karşıya kaldığımız sürecin aslında bir yansıması. Sistem ifadesinin özellikle danışmanlar tarafından sürekli dillendiriliyor olması nedeniyle bu yapının bir manada sistem olduğunu biz iletişim dilinde gayet tabii kolaylıkla çıkarabiliyoruz. Yani bir işi yapmak istediğinizde Fatih Keleş bir talepte bulunuyorsa, Ertan Yıldız bir talepte bulunuyorsa ya da sistematik olarak bir yönlendirmesi varsa ben gayet tabii bunu sistematik olgu olarak algılıyorum. Günün sonunda da sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz. Danışmanların ağzından duydum. Sistem deniliyor" yanıtını verdi. Subaşı ‘sisteme’ verilen paraları duruşmada anlattı Savcının "Alınacak işler karşılığı yüzde 10 bir pay istenmiş Fatih Keleş tarafından. İmamoğlu’nun bundan haberi olduğunu, Fatih Keleş’e payı nakit verdiğinizi beyan etmişsiniz. Bu parayı nerede verdiniz?" sorusuna sanık Subaşı "Para Florya’da birkaç kez, Mermerciler iş yerinde birkaç kez olmak üzere verildi" dedi. Savcının "Ertan Yıldız ve Serdal Taşkın’a elden verilen paralar var" demesi üzerine sanık Subaşı "Ertan Yıldız kişisel olarak kendi almadı. Ertan Yıldız bir aracı gönderdi. 5 milyon bir, 5 milyon bir, sonra bir de 10 milyon, üç farklı rakam olmak üzere" yanıtını verdi. Savcının "Ertan’a verilen paraların takibiyle ilgili beyanınız var. ‘Fatih Keleş ve Murat Ongun bana Ertan’a söz verdiğin rakamları tamamladın mı?’ şeklinde sordular demişsin" cümlesi üzerine sanık Subaşı "Evet, doğrudur farklı bir yerde bir araya geldiğimizde ‘Ertan’a verilen para tamamlandı mı?’ ifadesini kullandılar" cevabını verdi.

Sanık Ertan Yıldız: "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı şahidim, İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir" Haber

Sanık Ertan Yıldız: "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı şahidim, İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir"

"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında savunma yapan İBB Meclis İştirakler Bağlı Kuruluşlar Komisyon Başkanı sanık Ertan Yıldız, "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı. Ben de buna şahidim. Ekrem İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir. Ekrem İmamoğlu bana, ‘Aykut'a dikkat edin, o 2 alır 1 buçuk getirir' şeklinde bir ifadesi vardır. Yani Aykut'a güvenmediklerine, aslında daha fazla para alabilme odaklıdır ama bir kısmını kendisine ayırır şeklinde ifadesi var. Bu olayın yüzde 100 arkasındayım, gerçektir" dedi. "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ikinci duruşmasına 5'inci gününde, davanın soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak adli kontrol tedbiriyle tahliye edilen İBB Meclis İştirakler Bağlı Kuruluşlar Komisyon Başkanı tutuksuz sanık Ertan Yıldız'ın savunmasına devam ediliyor. "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı, ben de buna şahidim, Ekrem İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir" Ertan Yıldız, "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı. Ben de buna şahidim. Ekrem İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir. Ekrem İmamoğlu bana, ‘Aykut'a dikkat edin, o 2 alır 1 buçuk getirir' şeklinde bir ifadesi vardır. Yani Aykut'a güvenmediklerine, aslında daha fazla para alabilme odaklıdır ama bir kısmını kendisine ayırır şeklinde ifadesi var. Bunu da burada söylemiş olayım. Bu olayın yüzde 100 arkasındayım, gerçektir. Benim birebir şahit olduğum olaydır. Bu arada Erdoğdu, benim kendisine husumetim olduğunu bana iddia etmiş. Benim Erdoğdu ile hiçbir husumetim yok. Kendisiyle gelirlerdi, görüşürdük, beni ziyarete de gelirdi. Hatta iştiraklerle ilgili bilgi alırdı, bilgi verirdim. Hemen hemen bizim aramızda husumet yoktu. Benim yoktu. Onun var mıydı bilmiyorum. Beraatımı talep ediyorum. Capacity AVM ile ilgili otopark ruhsatı verilmesi için 5 milyon dolar istenildiği iddialarını hem savcılık ifademde, hem de etkin pişmanlık ifademde belirttim. Ben Bakırköy Belediyesi Meclis Üyesiyim ve belediyede hiçbir imza yetkim yok. Hiçbir icra görevim yok. Benim AVM kapatmak, AVM ruhsat vermek gibi bir gücüm, yetkim yoktur. Bir AVM'nin otoparkına ruhsat vermek ya da bir alışveriş merkezinin mühürlenmesi ile ilgili bir yetkiye sahip değilim. Ben Capacity AVM ile ilgili ne herhangi bir kimseden para istedim, ne ben kimseye para istemesi için talimat verdim. İddiaları kesinlikle reddediyorum. Bu konuyla ilgili Seyfi Beyaz ve avukat Mehmet İplikçioğlu benim rüşvet istediğimi iddia etmişlerdir. Bunlar gerçek dışı ifadelerdir. Ben Seyfi Beyaz'ı hiç tanımam" şeklinde konuştu. "Ali Rıza Akyüz beni arayıp, ‘Capacity AVM'de yaklaşık 197 tane perde beton kesilmiş. Bir bina statik açıdan sıkıntıya atılmış' dedi" Sanık Yıldız, "Bir gün Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz beni arayarak, yanında Capacity'nin yetkilileri olduğunu, yanıma gelmek istediklerini söyledi. Ben de ‘buyursunlar' dedim ve geldiler. Ali Rıza Bey dedi ki, ‘Capacity AVM'de yaklaşık 197 tane perde beton kesilmiş. Bir bina statik açıdan sıkıntıya atılmış. Binanın deprem riski var. Biz Capacity yetkililerinden istiyoruz ki, bir statik analiz yapın. Eğer statik analizde binada deprem problemi varsa, güçlendirme yapılması gerekiyorsa bunu da bir an önce yapın, insan hayatı söz konusu. Fakat kendileri bunu kabul etmiyor' dedi. Ben de, Mehmet bey ve Seyfi beye döndüm. Onlar da, ‘bizim yapı kontrol belgemiz var. Bizim hiçbir statik problemimiz yok. Biz bir şekilde hallederiz' dediler" ifadelerini kullandı. Deprem riski olan AVM'ye "Burası sağlamdır" raporu AVM'ye ilişkin hususu Bakırköy Belediyesi ile görüştüğünü aktaran sanık Yıldız, "Birkaç gün sonra Bakırköy Belediyesi'nde başkan Ayşegül hanım, bütün başkan yardımcıları, ben, Ali Rıza Bey, Cemalettin Bey, hukuktan sorumlu başkan yardımcısı, imar müdürü gibi yani en tepedeki kişiler bu işle ilgili toplandık. Toplantıda değerlendirme yapıldı ve değerlendirme sonucunda yani normal olarak şu karar çıktı. Kendileriyle, Capacity ile görüşülecek. Görüşmeler sonucunda statik rapor istenecekti. Raporun sonucuna göre hareket edilecek ve biz Capacity ile beraber çözelim diye bir karar aldık. Capacity'yi kapatmak zor bir şey. Bakırköy'ün göbeğinde binlerce insanın, herkesin bildiği bir yer. Belediyenin derdi, oranın deprem açısından sağlam hale getirilmesi. Bunun için uğraşıyor. Süleyman Atik bir keresinde ofisime geldi. ‘Nasıl gidiyor?' dedim. 'Anlaşamıyoruz' dedi. Ali Rıza Bey, ‘anlaşamıyoruz. Biz bunlara ceza keseceğiz ve de ihbarda bulunacağız. Ya raporu getirsinler ya da burayı mühürleyeceğiz, başka çaremiz kalmadı. Bunlar getirmedi, statik raporu biz kendimiz alacağız" dedi. Daha sonra statik rapor Yıldız Teknik Üniversitesi'nden alınmış. Raporda 2 tane profesörün imzası var ve raporda, ‘Capacity AVM'de 197 tane perde duvar kesilmiş, binada deprem riski var' diyor. Bu rapordan sonra burayı düzeltmeye yanaşmayınca, bir ihtarname geldi. Arkasından 1 ay süre, 1 ayın sonunda da burayı kapatmak düşüncesi var. 1 ayın son günü bunlar İTÜ'den bir statik raporu getiriyorlar, raporda, 'Burası sağlamdır' ifadesi yer aldığı için yürütmeyi durdurma kararı alıyorlar" dedi. "Sisteme 30 milyon lira versin, kendisine yardımcı olalım' dediğim iddia edildi" 2024 yılındaki seçimlerden sonra Ali Sukas'ın kendisi ile görüşmek istediğini belirten sanık Ertan Yıldız, "Ali Sukas bana, ‘yukarıdan para istiyorlar, bunu firmalardan toplayıp vermemiz lazım' dedi. Ben, ‘yukarısı kim?' Diye sordum. Kendisi de, kızarak ‘ben istiyorum, burada siyasi bir harekete hizmet ediyoruz' dedi. Bir keresindeki konuşmamızda parayı isteyen kişinin Fatih Keleş olduğunu söylemişti" diye konuştu. Sanık Ertan Yıldız, "Aziz İhsan Aktaş ve Burak Korzay, ‘İETT'deki alacakları alamıyoruz. Bu konuda Ertan Yıldız ile görüşmek istedik. Fakat randevu alamadık, Ertan Bey randevu vermedi' diyorlar. Ben müteahhitlerle görüşmem. Böyle bir alışkanlığım yok. Çünkü benim müteahhitlerle bir işim yok. Bunlar genel müdürlerin işleridir. Ben Aziz İhsan Aktaş'a niye randevu vereceğim? Hangi amaçla randevu vereceğim? Ben ne ödeme noktasıyım ne ihale noktasıyım. Benim Burak Korzay'a ‘Sisteme 30 milyon lira versin, kendisine yardımcı olalım' dediğim iddia edildi. Bu iddia üzerine Aziz İhsan Aktaş'a Korzay, ‘Senden 30 milyon lira istiyorlar, Sen bu parayı verirsen İETT'deki ihalesini alacaksın, sana yardımcı olacaklar" ifadelerini kullandı. Duruşma sanık Yıldız'a yönelik sorular ile devam ediyor.

Gazeteci Soner Yalçın: "Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir?" Haber

Gazeteci Soner Yalçın: "Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir?"

"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında savunma yapan Gazeteci Soner Yalçın, "Savcılık, benim hakkımda bir sonuç cümlesi kuruyor. Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir? İspatı iddianamede yok" dedi. "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ikinci duruşmasına 4'üncü gününde devam ediliyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülen duruşmada, Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı İbrahim Özkan'ın makam şoförü tutuksuz sanık Mustafa Bostancı savunma yaptı. "Ertan Yıldız, bir kolinin olduğunu, başkanıma teslim etmem gerektiği söylendi" Sanık Bostancı savunmasında, Ertan Yıldız tarafından gelen talimatla bir koli teslimi yapmasını istediğini belirterek, "Ertan Yıldız, bir kolinin olduğunu, başkanıma teslim etmem gerektiği söylendi. Ben de, Bakırköy Belediyesine gittim. Tam belediye binasının giriş kısmında, herkesin giriş çıkış yaptığı alanda, kameraların gözü önünde, normal bir şekilde arabamı çektim. Arabanın bagajını açtım, hiçbir temasım olmadan Ertan Yıldız kendisi bagaja koliyi koydu. Bana, ‘bunu başkanıma iletirsin' dedi. Bende ‘tamam' dedim. İbrahim Bey'in yanına koliyi götürdüm ve anahtarla birlikte aracı teslim ettim. Ben kesinlikle kolinin içeriğini bilmiyorum" dedi. Duruşmada, tutuksuz sanık Kadriye Kasapoğlu'nun şoförü tutuksuz sanık Sabri Caner Kırca da savunma yaptı. Sanık savunmasında, "Florya'da Fatih Keleş'in ofisi varmış. Bu ofisi uzaktan görmenin haricinde yakınlığına dahi gitmiş birisi değilim. Çünkü buralardan makamlar ve bizim yaptığımız görev icabıyla buralarda bulunmamız zaten yasak. Makamın yerini bile bilmem. Yani bu adam her nereden uydurduysa bunu ya da bunu uydurma gereği nereden duydu, ben gerçekten çok merak ediyorum. Mustafa Bostancı'nın bizim bu konuyla alakası yok deyip, beni ve Hüseyin'in adını vererek bir olay üretiyor ve bizim para taşıdığımıza dair bir konuyu anlatıyor. Gözaltına alındığımız tarihte de arkadaş Silivri Cezaevi'nden tahliye oluyor. Amacına ulaşmış bir şekilde. Her 28 günde bir SEGBİS'e çıkıp derdimizi anlatmaya çalıştık. Tutukluluk halinizin devamına deyip geri gönderdiler. Bu süreçte zaten ağır yükümlülükleri var bunun. 2 tane kız çocuğum var. Biri 11 yaşında, biri 6 yaşında. Kızım burada görmesin beni istiyorum. 2-3 ay boyunca, küçüğünü 4 ay boyunca görüşe hiç çağırmadım" dedi. "Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir?" Öte yandan, duruşmada, tutuksuz sanık Gazeteci Soner Yalçın'da savunma yaptı. Sanık Yalçın savunmasında, "Gazetecilik hayatım boyunca siyasetin pembe yalan denen sözlerine çok şahitlik ettim. Bunlar çoğu zaman gerilimi azaltmak, diplomatik dili yumuşatmak ya da toplumsal bir çatışmayı büyütmemek için gerçeğin kenarlarında dolaşan küçük sapmalar olarak görülürdü. Etik açıdan kuşkusuz tartışmalıydı. Suçlandığım fiillerle iddianamede delil diye sunulanlar arasında nasıl bir hukuki bağ kurulduğunu anlayamıyorum. Bir insanı suçlamak başka, o suçu somut delillerle ortaya koymak başka bir durumdur. Savcılık, benim hakkımda bir sonuç cümlesi kuruyor. Ancak o sonuca hangi somut eylemden, hangi delilden ve hangi mantıksal zincirden ulaştığını göremiyorum, gösteremiyor. İddianameyi okuyarak anlam vermeye çalışıyorum. Hangi davranışım gazetecilik sınırını aşıp örgütsel faaliyete dönüştü diye. Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir? İspatı iddianamede yok. Ben buraya gerçekleştirdiğim somut bir suç eylemi nedeniyle mi yargılanıyorum, yoksa temaslarım, konuşmalarım, yazılarım, yani gazetecilik faaliyetlerim sonradan kurulmuş bir kurgunun içine yerleştirildiği için mi karşınızdayım? Ve benim itirazım tam da buradadır" ifadelerini kullandı. Duruşma, tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş'ın savunması ile devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.