Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Erken Teşhis

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Erken Teşhis haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erken Teşhis haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bağışıklık Sisteminiz Gözlerinize Saldırabilir mi? Haber

Bağışıklık Sisteminiz Gözlerinize Saldırabilir mi?

Vücudumuzu hastalıklara karşı koruyan bağışıklık sisteminin bazen kendi dokularını hedef alabildiği biliniyor. Peki ya gözlerimiz? Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi doktorlarından Prof. Dr. Berna Başarır, bağışıklık sistemi ile göz sağlığı arasındaki özel ilişkiyi ve otoimmün göz hastalıklarının bilinmeyenlerini anlattı. Vücudun savunma mekanizması olan bağışıklık sistemi, çoğu zaman bizi enfeksiyonlara karşı korusa da bazı durumlarda kontrolden çıkarak sağlıklı dokulara saldırabiliyor. Bu durum göz gibi hassas organlarda gerçekleştiğinde ise ciddi görme kayıplarına yol açabiliyor. Gözlerin vücutta "bağışıklık ayrıcalığına" (immuneprivilege) sahip özel alanlar olduğunu belirten Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi Hekimlerinden Prof. Dr. Berna Başarır, bağışıklık sisteminin gözle olan karmaşık ilişkisi hakkında önemli açıklamalarda bulundu. "Gözlerimiz Bağışıklık Sisteminden Gizli Değil, Özel Olarak Korunuyor" Halk arasında "bağışıklık sisteminin gözlerin varlığından haberi olmadığı" yönündeki yaygın şehir efsanesine değinen Prof. Dr. Başarır, şu değerlendirmelerde bulundu: "Sanılanın aksine gözlerimiz bağışıklık sistemimizden tamamen saklanmış veya 'gizlenmiş' değildir. Aksine, göz içinde makrofajlar, dendritik hücreler ve T hücreleri gibi özel bağışıklık hücreleri sürekli görev yapar. Göz, görme yetimizi koruyabilmek adına aşırı iltihabi (enflamatuar) reaksiyonları sınırlandıran özel bir koruma mekanizmasına sahiptir. Kan-retina bariyeri ve göz içi anti-enflamatuar ortam sayesinde bağışıklık yanıtları kontrol altında tutulur. Ancak bu hassas denge bozulduğunda ciddi sağlık sorunları ortaya çıkar." Koruma Kalkanı Ne Zaman Kırılır? Gözün doğal koruma kalkanının bazı tetikleyiciler nedeniyle zayıflayabileceğini belirten Prof. Dr. Başarır,otoimmün süreçlerin nasıl başladığını şöyle özetledi: "Genetik yatkınlık, geçirilmiş enfeksiyonlar, çevresel faktörler, ağır stres ve toksinler bağışıklık sisteminin toleransını bozabilir. Sistem, vücudun kendi göz dokularını yabancı bir tehdit gibi algılamaya başladığında otoimmün göz hastalıkları tetiklenir." Hangi Hastalıklar Gözü Hedef Alıyor? Prof. Dr. Başarır,bağışıklık sisteminin kontrolden çıkmasıyla ortaya çıkan veya gözü etkileyen temel rahatsızlıkları sıraladı: Üveit: Gözün orta katmanının (üvea) iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybına ve körlüğe neden olabilir. Sjögren Sendromu ve Şiddetli Kuru Göz: Bağışıklık sisteminin gözyaşı bezlerine saldırması sonucu göz yüzeyinde ciddi kuruluk ve tahriş oluşur. Graves (Tiroit Göz) Hastalığı:Tiroit bozukluğuna bağlı olarak göz arkasındaki dokuların ve kasların şişmesiyle gözlerin öne fırlamasına (ekzoftalmi) yol açar. Optik Nörit (Multipl Skleroz İlişkili): Görme sinirinin iltihaplanması sonucu ani görme kayıpları ve göz hareketleriyle oluşan ağrılar görülebilir. Behçet Hastalığı, Sarkoidoz ve OtoimmünRetinopati: Üveitler içinde değerlendirilir. Damarları ve ağ tabakayı (retina) etkileyen son derece ciddi otoimmün tablolardır. Erken Teşhis Görme Yetinizi Kurtarır Gözde oluşan ağrı, kızarıklık, ışığa karşı aşırı hassasiyet, bulanık görme, uçuşan cisimler veya kronik kuruluk gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Başarır, sözlerini şöyle tamamladı: "Göz hastalıklarında erken teşhis, doku hasarı kalıcı hale gelmeden müdahale edebilmemiz açısından hayati önem taşır. Özellikle bilinen bir otoimmün rahatsızlığı olan veya nedeni açıklanamayan göz şikayetleri yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden detaylı bir göz muayenesinden geçmesi gerekir. Günümüzde gelişen immunoterapi ve modern tedavi yöntemleriyle bağışıklık kaynaklı göz hasarlarının önüne geçmek mümkündür."

Güneş Sadece Cildinizi Değil, Gözlerinizi de Yakıyor! Haber

Güneş Sadece Cildinizi Değil, Gözlerinizi de Yakıyor!

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte yükselen hava sıcaklıkları ve dik açıyla gelen güneş ışınları, farkında olmadan gözlerimizde ciddi hasarlara yol açabiliyor. Uzun süre ultraviyole ışınlarına maruz kalmanın korneada tahribat oluşturabileceğini belirten Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi hekimlerinden Op. Dr. Atilla Şahin, özellikle çocuklar ile hassas göz yapısına sahip kişilerin bu dönemde ekstra tedbir alması gerektiğini vurguladı. "Güneş Gözlüğü Bir Aksesuar Değil, Sağlık İhtiyacıdır" Yaz aylarında gözü korumanın ilk kuralının doğru gözlük kullanımı olduğunu vurgulayan Op. Dr. Şahin, şu uyarılarda bulundu: "Özellikle güneşin en dik geldiği öğle saatlerinde dışarı çıkılması gerekiyorsa, UVA ve UVB filtreli güneş gözlükleri mutlaka kullanılmalı. Plajda, açık havada veya uzun yolculuklarda gözlerin korunması büyük önem taşıyor. Kaliteli ve ultraviyole filtreli gözlükler yalnızca konfor değil, doğrudan göz sağlığımız için gereklidir." Ekran Başı Çalışanlar ve Alerjik Bünyeler Risk Altında! Bazı kişilerde kornea sinirlerinin çok daha hassas olabileceğine değinen Op. Şahin, dijital ekran kullanımı ve alerjilerin ışık hassasiyetini artırdığına dikkat çekti: "Uzun süre bilgisayar, telefon veya tablet ekranlarına maruz kalmak kornea sinirlerinde hassasiyet oluşturabilir. Bu durumda ışık gözü çok daha fazla rahatsız eder. Fotokromik camlı gözlükler veya koruyucu gözlükler bu hassasiyeti azaltmada oldukça faydalıdır. Ayrıca göz alerjileri de ışık hassasiyetini katlayabilir." Çocuklar İçin 10.00 - 14.00 Saatlerine Dikkat! Yazın çocukların deniz ve güneş altında uzun süre vakit geçirdiğini hatırlatan Op. Dr. Şahin, ebeveynlerin özellikle riskli saatlere dikkat etmesi gerektiğini belirtti: "Çocukların özellikle öğle saatlerinde 10.00 - 14.00 doğrudan güneşe maruz kalmaları sınırlandırılmalıdır. Dışarı çıkmaları gerekiyorsa şapka ve güneş gözlüğü kullanımı ihmal edilmemeli. Denizde ise UV korumalı yüzücü gözlükleri tercih etmek hem göz sağlığı hem de genel konfor için son derece önemlidir." Gözünüze Doğrudan Buz Koymayın! Işık hassasiyeti ve rahatsızlık yaşayan kişilerin en çok yaptığı hatalardan birinin doğrudan buz uygulamak olduğunu belirten Op. Dr. Şahin, doğru bakım yöntemini şöyle açıkladı: "Göz çevresine doğrudan buz uygulamak dokulara zarar verebilir. Bunun yerine buzdolabında bekletilmiş göz maskeleri veya serin bezlerle yapılan kısa süreli uygulamalar çok daha rahatlatıcı olur. Uygulama sırasında bir rahatsızlık hissi olursa işlem hemen sonlandırılmalıdır." Erken Teşhis Kalıcı Hasarları Önlüyor Gözlerde geçmeyen yanma, sulanma, ışık hassasiyeti veya alerji belirtileri uzun süre devam ederse vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğinin altını çizen Op. Dr. Şahin, erken değerlendirmenin olası ciddi göz sorunlarının önüne geçmedeki en önemli adım olduğunu hatırlattı.

Kemik ağrısı yaşayanlar dikkat Haber

Kemik ağrısı yaşayanlar dikkat

Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, özellikle ileri yaşta ortaya çıkan uzun süreli kemik ağrıları, açıklanamayan kansızlık ve böbrek fonksiyonlarındaki bozulmanın, plazma hücrelerinden kaynaklanan önemli bir kan hastalığı olan multiple myelom açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Multiple myelomun, bağışıklık sisteminin önemli hücrelerinden biri olan plazma hücrelerinin kontrolsüz çoğalması sonucu gelişen bir hematolojik kanser olduğunu ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, hastalığın yalnızca kemikleri değil, böbrekler başta olmak üzere birçok organı etkileyebildiğini söyledi. Durusoy, "Multiple myelom, özellikle ileri yaş grubunda daha sık görülür. Hastalık, kemik iliğinde çoğalan anormal plazma hücrelerinin hem normal kan üretimini bozması hem de salgıladığı anormal proteinler nedeniyle farklı organlarda hasara yol açabilir. Bu nedenle erken teşhis, organ hasarını önlemek açısından büyük önem taşır" dedi. Multiple myelomun en sık görülen belirtilerine değinen Dr. Durusoy, şu değerlendirmelerde bulundu: "Hastalarda en sık kemik ağrıları, kansızlığa bağlı halsizlik ve yorgunluk, böbrek fonksiyonlarında bozulma, kanda kalsiyum yüksekliği ve tekrarlayan enfeksiyonlar görülebilir. Özellikle ileri yaşta başlayan, nedeni açıklanamayan bel ve sırt ağrıları, kolay gelişen kemik kırıkları, kansızlık ve böbrek değerlerinde bozulma birlikte bulunuyorsa multiple myelom mutlaka akla gelmelidir. Bu belirtiler farklı hastalıklarda da görülebilir. Şikâyetlerin birlikte değerlendirilmelisi, doğru teşhis açısından büyük önem taşımaktadır. Multiple myelom teşhisi yalnızca tek bir kan tahliliyle konulamamaktadır. Teşhis süreci kapsamlı değerlendirme gerekmektedir. Tam kan sayımı, böbrek fonksiyon testleri ve biyokimyasal incelemelerin yanı sıra serum ve idrar protein elektroforezi, immünfiksasyon, serbest hafif zincir analizleri, kemik iliği incelemesi ve görüntüleme yöntemlerinden yararlanıyoruz. Bu değerlendirmeler sayesinde hem hastalığın varlığını hem de organ tutulumunu ayrıntılı olarak ortaya koyabiliyoruz." Hastalığın biyolojik özelliklerinin tedavi seçiminde giderek daha fazla önem kazandığını belirten Dr. Durusoy, "Kemik iliğinden elde edilen örneklerde yapılan sitogenetik ve moleküler incelemeler, hastalığın risk grubunu belirlememize yardımcı oluyor. Böylece her hastaya en uygun ve en etkili tedavi yaklaşımını planlayabiliyoruz. Multiple myelom tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Günümüzde birçok etkili tedavi seçeneği bulunmaktadır. Artık tedavi yalnızca klasik kemoterapiyle sınırlı değil. Proteazom inhibitörleri, immünmodülatör ilaçlar, monoklonal antikor tedavileri ve uygun hastalarda otolog kök hücre nakli standart tedavi seçenekleri arasında yer alıyor. Hastalığın nüks ettiği bazı olgularda ise CAR-T hücre tedavileri ve bispesifik antikorlar gibi yenilikçi tedavi yöntemlerinden de yararlanabiliyoruz" şeklinde konuştu. Dr. Durusoy, tedavinin temel hedefinin hastalığı mümkün olan en derin düzeyde baskılamak, organ hasarını önlemek, yaşam kalitesini artırmak ve hastaların uzun süre sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlamak olduğunu ifade etti. Açıklamasının sonunda toplumda farkındalığın artırılması gerektiğine dikkat çeken Dr. Sertaç Durusoy, şu çağrıda bulundu: "Uzun süren kemik ağrıları, açıklanamayan kansızlık, böbrek fonksiyonlarında bozulma, tekrarlayan enfeksiyonlar veya kolay gelişen kemik kırıkları ihmal edilmemelidir. Özellikle bu belirtiler bir arada bulunuyorsa vakit kaybetmeden hematoloji uzmanına başvurulmalıdır. Multiple myelomda erken teşhis, yalnızca tedavi başarısını artırmakla kalmaz; böbrek yetmezliği, kemik kırıkları ve diğer organ hasarlarının önlenmesinde de kritik rol oynar. Doğru zamanda yapılan değerlendirme ve kişiye özel tedavi planlaması, hastalarımızın yaşam süresi ve yaşam kalitesini önemli ölçüde artırmaktadır."

VİTAMİN EKSİKLİKLERİ HAYAT KALİTESİNİ DÜŞÜRÜYOR Haber

VİTAMİN EKSİKLİKLERİ HAYAT KALİTESİNİ DÜŞÜRÜYOR

Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Elyesa Karaca, vitamin eksikliklerinin dünya genelinde oldukça yaygın görüldüğünü belirterek, erken teşhis ve doğru tedaviyle çoğu eksikliğin önlenebilir ve kontrol altına alınabilir olduğunu söyledi. Vitaminlerin, vücudun ihtiyaç duyduğu ancak çok küçük miktarlarda alınmasına rağmen hayati görevler üstlenen mikro besinler olduğunu ifade eden Uzman Dr. Elyesa Karaca, eksikliklerin yalnızca yetersiz beslenmeye bağlı gelişmediğini vurguladı. Uzman Dr. Elyesa Karaca, “Kişi düzenli ve sağlıklı beslendiğini düşünse bile bazı hastalıklar, ilaç kullanımı, sindirim sistemi sorunları ya da emilim bozuklukları nedeniyle vitamin eksikliği yaşayabilir. Bu nedenle uzun süren şikâyetler dikkate alınmalı ve mutlaka değerlendirilmelidir” dedi. Vitamin eksikliği belirtileri Vitamin eksikliklerinin belirtilerinin hangi vitaminin eksik olduğuna ve eksikliğin derecesine göre değişebildiğini belirten Uzman Dr. Elyesa Karaca, bazı işaretlerin toplumda sık görülmesine rağmen çoğu zaman farklı nedenlere bağlandığını söyledi. Sürekli yorgunluk hissi, halsizlik, dikkat dağınıklığı, konsantrasyon güçlüğü ve unutkanlığın bazı vitamin eksikliklerinin habercisi olabileceğini belirten Dr. Elyesa Karaca, ciltte kuruluk, döküntü, saç dökülmesi ve tırnak kırılmalarının da önemli belirtiler arasında yer aldığını ifade etti. Görme problemleri, gece görmede zorlanma, kas güçsüzlüğü, denge kaybı, ellerde ve ayaklarda uyuşma ya da karıncalanma gibi sinir sistemi belirtilerinin de vitamin eksikliğine işaret edebileceğini kaydeden Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Elyesa Karaca, duygu durum değişiklikleri, huzursuzluk ve depresif hislerin de bazı vitamin yetersizliklerinde ortaya çıkabileceğini dile getirdi. Her eksiklik yalnızca beslenmeyle ilgili değil Vitamin eksikliklerinin yalnızca yanlış beslenme alışkanlıklarından kaynaklanmadığını vurgulayan Uzman Dr. Elyesa Karaca, birçok farklı sağlık sorununun da bu tabloya neden olabileceğini söyledi. Özellikle mide ve bağırsak sistemi hastalıkları, uzun süreli aşırı alkol kullanımı, bazı genetik hastalıklar ve bağışıklık sistemi sorunlarının vitamin emilimini olumsuz etkileyebildiğini belirten Dr. Elyesa Karaca, vegan ve vejetaryen beslenme biçiminde de bazı vitaminlerin yeterli alınamama riskinin bulunduğunu ifade etti. Bazı ilaçların da vitamin düzeylerini etkileyebildiğini dile getiren Dr. Elyesa Karaca, özellikle diyabet ilaçları, bazı antibiyotikler ve mide-bağırsak sistemi üzerinde etkili ilaçların uzun süreli kullanımında doktor kontrolünün önemli olduğunu söyledi. Uzman Dr. Elyesa Karaca, “Özellikle D vitamini eksikliği güneş ışığından yeterince yararlanamayan kişilerde daha sık görülüyor. B12 vitamini eksikliği ise vegan beslenen bireylerde ve emilim problemi yaşayan hastalarda daha yaygın karşımıza çıkabiliyor” diye konuştu. Tedavi edilmezse ciddi sonuçlara yol açabiliyor Vitamin eksikliklerinin hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Uzman Dr. Elyesa Karaca, tedavi edilmeyen bazı eksikliklerin sinir hasarı, bağışıklık sisteminin zayıflaması, görme kaybı ve nörolojik problemlere kadar ilerleyebileceğini söyledi. Bazı vitamin eksikliklerinin çocuklarda büyüme ve gelişmeyi olumsuz etkileyebildiğini, gebelik döneminde ise doğumsal anomaliler riskini artırabildiğini belirten Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Elyesa Karaca, bu nedenle özellikle risk grubundaki bireylerin düzenli kontrollerini aksatmaması gerektiğini ifade etti. Basit bir kan testiyle tespit edilebiliyor Vitamin eksikliklerinin çoğu zaman kan testleriyle kolaylıkla saptanabildiğini belirten Uzman Dr. Elyesa Karaca, düzenli sağlık kontrollerinin önemine dikkat çekti. Uzman Dr. Elyesa Karaca, “Bazı vitamin eksiklikleri aylar boyunca belirti vermeyebilir. Bu nedenle yalnızca şikâyet olduğunda değil, rutin kontroller sırasında da vitamin düzeylerinin değerlendirilmesi önemlidir. Erken teşhis, olası kalıcı hasarların önüne geçebilir” dedi. Vitamin eksikliklerini önlemenin en etkili yolunun dengeli ve çeşitli beslenme olduğunu söyleyen Uzman Dr. Elyesa Karaca, sebze, meyve, kaliteli protein kaynakları ve vitamin yönünden zengin besinlerin düzenli tüketilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Doktor önerisi olmadan bilinçsiz vitamin kullanımının doğru olmadığını vurgulayan Dr. Elyesa Karaca, “Her eksiklik aynı değildir. Kişinin ihtiyacına göre planlanan tedavi daha etkili sonuç verir. Bu nedenle vitamin takviyeleri mutlaka uzman kontrolünde kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.