Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Erken Tanı

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Erken Tanı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erken Tanı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Baharda alerjiye dikkat! Çocuklarda şikayetler artıyor Haber

Baharda alerjiye dikkat! Çocuklarda şikayetler artıyor

Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada polen yoğunluğunun arttığını belirten Nev Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, bu durumun çocuklarda alerjik hastalıkların daha sık görülmesine neden olduğunu söyledi. Son haftalarda polen alerjisine bağlı başvurularda belirgin artış yaşandığını ifade eden Güneş, ailelerin belirtileri doğru tanımasının ve gerekli önlemleri almasının büyük önem taşıdığını vurguladı. "Baharda en sık görülen alerjik hastalıklar" Bahar aylarında en sık karşılaşılan alerjik hastalıklarla ilgili bilgi veren Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, "Alerjik rinit (saman nezlesi) burun akıntısı, tıkanıklık, sık hapşırma ve burun kaşıntısı ile kendini gösterir. Çocuklar genellikle burunlarını yukarı doğru silme hareketi yapar. Alerjik konjonktivit gözlerde kızarıklık, kaşıntı, yanma ve sulanma ile ortaya çıkar. Çocuklar gözlerini sürekli ovalama eğilimindedir. Alerjik astım ise özellikle gece artan öksürük, eforla ortaya çıkan nefes darlığı ve hırıltı ile kendini gösterir. Bahar aylarında ataklar belirgin şekilde artabilir. Bu hastalıklar çoğu zaman birlikte de görülebilir ve çocuğun uyku kalitesini, okul başarısını ve günlük yaşamını olumsuz etkileyebilir" diye konuştu. "Ailelerin en sık yaptığı hata" Alerjik belirtilerin çoğu zaman soğuk algınlığı ile karıştırıldığına dikkat çeken Uzm. Dr. Cemalettin Güneş,"En sık karşılaştığım durumlardan biri, alerjik belirtilerin uzun süre ‘soğuk algınlığı’ zannedilmesidir. Soğuk algınlığı genellikle 5-7 gün içinde düzelir. Alerjik şikayetler ise haftalarca hatta aylarca sürebilir. Eğer çocukta 1 haftadan uzun süren burun akıntısı, tekrarlayan hapşırık krizleri, göz kaşıntısı ve gece artan öksürük varsa mutlaka alerji açısından değerlendirilmesini öneriyorum. Sabah erken saatlerde ve rüzgârlı havalarda dışarı çıkışı sınırlandırın" diye konuştu. "Tedavi süreci nasıl ilerliyor" Alerjik hastalıkların doğru tanı ve uygun tedavi ile kontrol altına alınabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, süreci şöyle anlattı: "Gerekli durumlarda alerji testleri yapılarak tetikleyici faktörler belirleniyor. Her çocuğun ihtiyacına göre kişiselleştirilmiş tedavi planı oluşturuluyor. Uygun ilaç tedavileri (şurup, burun spreyi, inhaler tedaviler) ile şikayetler etkin şekilde kontrol altına alınıyor. Erken dönemde başlanan tedavi sayesinde hem şikayetleri azaltmak hem de hastalığın ilerlemesini önlemek mümkün oluyor" "Hangi çocuklar risk altında" Bazı çocuklarda alerjik hastalıkların daha sık görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, şu bilgileri paylaştı: "Ailesinde alerji veya astım öyküsü olanlar, Daha önce egzama (atopik dermatit) geçirmiş olanlar, Sigara dumanına maruz kalanlar bu açıdan daha risk altındadır. Bu çocukların bahar aylarında daha dikkatli takip edilmesini öneriyoruz" "Erken tanı yaşam kalitesini artırıyor" Bahar aylarında uzayan burun akıntısı, geçmeyen öksürük ve göz şikayetlerinin çoğu zaman enfeksiyon değil alerjiye bağlı olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, "Erken fark etmek, doğru yönetmek ve uygun tedaviye başlamak çocuğun yaşam kalitesini belirgin şekilde artırır. Şikayetler uzuyorsa mutlaka bir çocuk hekimi tarafından değerlendirilmesini öneriyorum" diye konuştu.

Çocuklarda kalp hastalığı yaygınlaşıyor Haber

Çocuklarda kalp hastalığı yaygınlaşıyor

Türkiye'de son yıllarda çocuklarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Geçmişte sadece ileri yaş hastalığı olarak bilinen kalp hastalıkları, artık gençlerde de kapıyı çalıyor hatta çocuk yaşta kalp krizi vakalarıyla da karşılaşılabiliyor. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin genetik etkenlerin yanı sıra günlük yaşamda yapılan bazı hataların da kalbe ciddi zararlar verebildiğini belirterek “Çocuklarda kalp hastalıkları çoğu zaman sinsi ilerlemektedir. Özellikle çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, bayılma ve spor yaparken zorlanma gibi kalp hastalığının belirtileri olabilecek şikayetler varsa mutlaka Çocuk Kardiyolojisi uzmanına başvurulmalı, ‘büyüme döneminde olur’ gibi yanlış bir algıya kapılıp zaman kaybedilmemelidir” dedi. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, günümüzde çocuk kalbini tehdit eden 9 etkeni, hatalı davranışları ve erken tanı için ailelerin dikkat etmeleri gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. HAZIR VE PAKETLİ GIDALARIN AŞIRI TÜKETİMİ Hazır gıdalar; yüksek tuz, şeker ve trans yağ içerdiklerinden çocukların damar yapısını olumsuz etkiler, zamanla damar sertliğine zemin hazırlayarak kalp hastalıklarının erken yaşta başlamasına neden olabilir. Bu tarz paketli ürünler, aşırı tuz içeriğinden dolayı çocukluk çağında da tansiyon yüksekliğine yol açabilmektedir. Bu nedenle çocuğa ev yapımı, doğal ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalı, paketli ürünler sınırlandırılmalıdır. Tablet, telefon ve bilgisayar başında uzun süre hareketsizlik kalbin yeterince çalışmamasına, dolaşım sisteminin zayıflamasına yol açar, obezite riskini artırır. Ayrıca hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle kardiyovasküler sistem ayarı kendini hep istirahatte gibi algıladığı için, ani hareketlerde baş dönmesi, göz kararması ve bayılma da görülebilmektedir. Çocukların açık havada her gün 60 dakika aktif hareket etmesi ve düzenli spor yapmaları desteklenmelidir. Fazla kilo, kalbin üzerine ekstra yük bindirir. Obez çocuklarda yüksek tansiyon, kolesterol ve insülin direnci gibi kalp hastalıklarını tetikleyen riskler daha erken ortaya çıkar. Çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi, ekran süresinin azaltılması ve spora yönlendirilmeleriyle kilolarının olması gereken ideal seviyeye ulaşmaları sağlanmalıdır. AŞIRI TUZ TÜKETİMİ Yapılan bilimsel çalışmalar; fazla tuz tüketiminin çocuklarda da yüksek tansiyona neden olabileceğini, bu durumun uzun vadede kalp ve damar sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini gösteriyor. Yemeklere ekstra tuz eklenmemesi, hazır atıştırmalıkların tuz oranına dikkat edilmesi ve başta cips olmak üzere aşırı tuzlu atıştırmalıklardan uzak durulması konusunda bilinçlendirilmeleri çok önemlidir. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin “Çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı veya bayılma gibi belirtiler çoğu zaman ‘büyüme dönemi’ denilerek göz ardı edilebiliyor. Oysa bu belirtiler kalp hastalıklarının erken sinyalleri olabileceğinden, bu tür şikayetler mutlaka ciddiye alınmalı ve vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır” diyor. Yeterli ve kaliteli uyku çocukların kalp sağlığı için de kritik öneme sahiptir. Yetersiz uyku; stres hormonlarını artırarak kalp ritmini ve tansiyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca çok geç uyuma alışkanlığı olan çocuklarda, vücudun biyolojik ritmi bozulabilmektedir. Bu nedenle mutlaka çocuğun yaşına uygun düzenli uyku saatleri oluşturulmalı ve uyku hijyenine dikkat edilmelidir.

Dünya Astım Günü’nde uzmanından önemli uyarılar Haber

Dünya Astım Günü’nde uzmanından önemli uyarılar

Dr. Gürkan, astımın hava yollarında daralma ve iltihaplanma ile karakterize olduğunu belirterek, "Hastalarımızda en sık nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi ve özellikle gece artan öksürük şikayetlerini görüyoruz. Bu belirtiler zaman zaman hafifleyebilir ancak kontrol altına alınmadığında ciddi ataklara yol açabilir" dedi. Tetikleyicilere dikkat: Günlük yaşam yönetimi kritik Astımın bireysel tetikleyicilerle yakından ilişkili olduğuna değinen Dr. Gürkan, özellikle polenler, ev tozu akarları, sigara dumanı, hava kirliliği ve solunum yolu enfeksiyonlarının hastalığı alevlendirebildiğini ifade etti ve "Her hastanın tetikleyicisi farklıdır. Bu nedenle kişiye özel bir yönetim planı oluşturulmalı ve hastalar bu konuda bilinçlendirilmelidir. Basit önlemlerle atak sıklığını ciddi ölçüde azaltmak mümkündür" şeklinde konuştu. İlaç tedavisi düzenli kullanılmalı Astım tedavisinde en sık yapılan hatalardan birinin ilaçların düzensiz kullanımı olduğunu vurgulayan Dr. Gürkan, "Hastalarımız çoğu zaman kendilerini iyi hissettiklerinde tedaviyi bırakma eğiliminde oluyor. Oysa astım süreklilik gerektiren bir hastalıktır. İnhaler tedavilerin doğru teknikle ve düzenli kullanımı hayati önem taşır" diye konuştu. Erken tanı ve düzenli takip ile kaliteli yaşam mümkün Astımın tamamen ortadan kalkmasa da kontrol altına alınabileceğini belirten Dr. Gürkan, düzenli hekim takibi ve hasta uyumunun tedavi başarısında belirleyici olduğunu ifade ederek, "Doğru tedavi ile astım hastaları aktif, üretken ve kaliteli bir yaşam sürdürebilir. Burada en önemli unsur; hastalığın farkında olmak, belirtileri ciddiye almak ve uzman kontrolünü ihmal etmemektir" dedi. Toplumsal farkındalık çağrısı Dünya Astım Günü’nün amacının hastalıkla ilgili farkındalığı artırmak olduğunu hatırlatan Dr. Gürkan, sözlerini şöyle tamamladı: "Toplum olarak astım konusunda bilinçlenmek, erken tanıyı teşvik etmek ve doğru tedaviye erişimi artırmak, hastalık yükünü azaltmada kritik rol oynar."

Otizm spektrum bozukluğunda erken tanı hayatı değiştiriyor Haber

Otizm spektrum bozukluğunda erken tanı hayatı değiştiriyor

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla otizm spektrum bozukluğu hakkında açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Cansu Mercan Işık, "Otizm; sosyal alanda zorluk, sınırlı ilgi alanları ve tekrarlayıcı davranışlarla karakterize nörogelişimsel bir bozukluktur ve yaşamın ilk üç yılında belirtiler ortaya çıkar. Genellikle bir yaş civarında sosyal gülümsemede eksiklik, göz teması kurmama ve isme bakmama şeklinde belirtilerle kendini gösterir. Sonrasında bu durum konuşma gecikmesi, akran ilişkilerinin gelişmemesi ve tekrarlayan davranışların artması şeklinde ilerleyebilir. Bu belirtiler her çocukta farklı yoğunlukta ve farklı biçimlerde görülebilir" ifadelerine yer verdi. Doç. Dr. Işık, hastalıkta erken tanıya değinerek, "Beynin ilk altı yaşındaki gelişimi oldukça hızlıdır ve ne kadar erken müdahale edersek o kadar hızlı ve etkili yanıt alırız. Bu nedenle ailelere bu süreçte önemli sorumluluklar düşmektedir. Tanıyı erteleme, korku nedeniyle başvuru yapmama ya da farklı bölümlerde zaman kaybetme gibi hatalar sıkça yapılmaktadır. Ancak şüphe duyulduğu anda vakit kaybetmeden bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına başvurulmalıdır. Çünkü erken tanı, otizm spektrum bozukluğunda sürecin en kritik basamaklarından biridir" dedi. Otizmin tedavisine değinen Doç. Dr. Işık, "Aslında tek bir yöntem ya da tek başına etkili bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır. Medikal tedavi, yalnızca eşlik eden bazı durumlarda destekleyici olarak kullanılabilir. Bu süreçte en etkili yaklaşım bireyselleştirilmiş, yoğun ve sürekli özel eğitim programlarıdır. Bu nedenle ailelerin gecikmeden başvurmaları ve özellikle çocuk psikiyatrisi ekipleriyle iş birliği içerisinde hareket etmeleri büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verdi. Toplumsal farkındalığa değinen Doç. Dr. Işık, "Bizlere düşen görev farkındalığımızı artırmak, otizmli bireyleri toplumsal yaşamın içine dâhil etmek ve birlikte yaşam kültürünü güçlendirmektir. Toplum olarak daha kapsayıcı, anlayışlı ve destekleyici sosyal ortamlar oluşturmalıyız. Unutulmamalıdır ki asıl değişim toplumda başlar ve farkındalıkla büyür" şeklinde konuştu.

"Mevsimsel grip sanılıyor, kronik astıma dönüşebiliyor" Haber

"Mevsimsel grip sanılıyor, kronik astıma dönüşebiliyor"

Uzm. Dr. Aziz Uluışık, Karadeniz Bölgesi’nde son yıllarda artış gösteren alerjik solunum yolu hastalıklarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bölgenin nemli iklimi ve yoğun bitki örtüsünün alerjik hastalıkları tetiklediğini belirten Uzm. Dr. Uluışık, özellikle geçmeyen solunum şikayetlerinin mevsimsel hastalıklarla karıştırılmaması gerektiğini vurguladı. Karadeniz’in iklim özelliklerinin alerjik hastalıkların görülme sıklığını artırdığını ifade eden Uzm. Dr. Uluışık, "Karadeniz’in nemli iklimi, bitki örtüsü ve mevsim geçişlerindeki hava değişimleri, alerjik hava yolu hastalıklarının daha sık görülmesine yol açabiliyor. Bölgede özellikle astım ve alerjik rinit vakalarında son yıllarda önemli bir artış gözlemleniyor" şeklinde konuştu. "Belirtiler grip ile karıştırılmamalı" Alerjik hastalık belirtilerinin çoğu zaman grip ile karıştırıldığını dile getiren Uzm. Dr. Uluışık, "Burun tıkanıklığı, hapşırık, öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi şikayetler mevsimsel grip ile karıştırılmamalıdır" ifadelerine yer verdi. Bu tür şikayetlerin uzun sürmesi halinde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Uluışık, "Sürekli tekrarlayan öksürük ve nefes darlığı gibi belirtiler sadece mevsimsel bir durum olmayabilir. Bu belirtiler alerjik astımın habercisi olabilir" ifadelerini kullandı. "Tedavi edilmeyen alerji kronik astıma dönüşebilir" Alerjik hastalıkların ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Uluışık, "Erken dönemde tedavi edilmeyen alerjik hastalıklar zamanla kronik astıma dönüşebiliyor. Özellikle risk grubunda yer alan bireylerin dikkatli olmalı ve düzenli kontrollerini aksatmamalı" diye konuştu. "Polen, nem ve ev tozu en önemli tetikleyiciler" Uzm. Dr. Uluışık, bahar aylarında artan polen yoğunluğunun alerjik hastalıkları tetiklediğine dikkat çekerek, "Samsun’da özellikle bahar aylarında polen yoğunluğu, kıyı bölgelerde ise nem ve ev içi toz akarları hastalıkları tetikleyen başlıca faktörler arasında yer alıyor" şeklinde konuştu. Alerjik hastalıklardan korunmak için bazı önlemlerin alınması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Uluışık, "Risk grubundaki kişilerin sigara dumanından uzak durmaları, yaşam alanlarını düzenli havalandırmaları ve kontrollerini aksatmamaları önemlidir" ifadelerine yer verdi. "Erken tanı ile kontrol mümkün" Alerjik hastalıkların erken tanı ile kontrol altına alınabileceğini belirten Uzm. Dr. Uluışık, şu ifadelere yer verdi: "Sürekli tekrarlayan öksürük, nefes darlığı veya burun akıntısı sadece mevsimsel bir durum olmayabilir. Erken tanı ile astım ve alerjik hastalıkların kontrol altına alınması mümkündür. Sağlıklı nefes, güçlü bir yaşamdır. Nefesinizi ihmal etmeyin."

Uzmandan açıklama: "Erişkin her 3 kişiden biri hipertansiyon hastası" Haber

Uzmandan açıklama: "Erişkin her 3 kişiden biri hipertansiyon hastası"

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Murat İlkar Gelişen, hipertansiyonun kalp ve damar hastalıkları için en önemli risk faktörü olduğunu belirterek, düzenli kontrol ve sağlıklı yaşamın hayati önem taşıdığını söyledi. Kalp ve damar hastalıklarının dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer aldığını kaydeden Uzm. Dr. Gelişen, "En önemli risk faktörü hipertansiyondur. Erişkin her üç kişiden biri, 70 yaş üzerindeki her üç kişiden ikisi hipertansiyon hastasıdır" diye konuştu. "Hastaların yüzde 60’ı hastalığının farkında değil" Hastaların yaklaşık yüzde 60’ının ya hastalığının farkında olmadığını ya da yeterince önemsemediğini ifade eden Gelişen, "Kronik kan basıncı yüksekliği kalp ve damar hastalıkları, böbrek yetmezliği, beyin kanaması ve felç için ciddi risk oluşturur" şeklinde konuştu. "Bacak damar tıkanıklıklarına dikkat" Bacaklardaki damar tıkanıklıklarının atardamar ve toplardamar hastalıkları olarak iki grupta ele alındığını aktaran Gelişen, "Toplardamar tıkanıklığında bacakta ağrı, ileri derecede ödem ve koyu renk değişikliği görülür. Atardamar tıkanıklığında ise ağrıya soğukluk ve solukluk eşlik eder" ifadelerini kullandı. "Genç yaşta risk artıyor" Son yıllarda kalp hastalıklarının genç yaş grubunda daha sık görülmeye başladığına dikkat çeken Uzm. Dr. Gelişen, şu bilgileri paylaştı: "Genetik yatkınlığın yanı sıra sigara, alkol tüketimi, sağlıksız beslenme ve stres riski artırıyor. Özellikle sigara damar elastikiyetini azaltır, plak oluşumunu artırır ve kan akımını düşürür. Diyabet hastalarında uzun süre yüksek seyreden kan şekeri damar duvarında plak oluşumuna yol açar. Bu durum kalp krizi ve diğer damar hastalıkları için önemli bir zemin hazırlar." "Kalp krizi her zaman belirti vermeyebilir" Kalp krizi geçiren bazı hastalarda öncesinde eforla ya da istirahatte göğüs duvarında baskı tarzında ağrı görülebileceğini söyleyen Gelişen, "Hiçbir şikâyeti olmayan kişilerde de ani kalp krizi gelişebilir. Bu nedenle düzenli kontroller ve risk faktörlerinin takibi çok önemlidir" açıklamasında bulundu. "Tedavi kişiye özel planlanıyor" Koroner kalp hastalığı veya periferik damar hastalıklarında anjiyografi sonrası darlık ya da tıkanıklığın yerine göre balon, stent veya bypass cerrahisi kararı verdiklerini belirten Gelişen, "Müdahale gerektirmeyen durumlarda ise ilaç tedavisi uyguluyoruz" dedi. "Sağlıklı yaşam hayat kurtarıyor" Kalp ve damar sağlığının korunması için stresten uzak bir yaşam tarzının benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Gelişen, "Dengeli ve bilinçli beslenmek, fazla kilolardan uzak durmak ve düzenli yürüyüş yapmak büyük önem taşıyor. Erken tanı ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları kalp ve damar hastalıklarına karşı en güçlü korunma yoludur" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.