Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Erken Müdahale

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Erken Müdahale haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erken Müdahale haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İşitme kaybı erken fark edilmezse dil gelişimini etkileyebilir Haber

İşitme kaybı erken fark edilmezse dil gelişimini etkileyebilir

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yüksel Sarıcalı, çocukluk çağındaki işitme kaybının erken dönemde fark edilmesinin dil ve konuşma gelişimi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, seslere tepki vermeme, konuşmanın gecikmesi ve televizyonun sesini sürekli yükseltme gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini söyledi. Uluslararası İşitme Engelliler Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yüksel Sarıcalı, işitmenin çocukların çevreleriyle iletişim kurmaları, konuşmayı öğrenmeleri ve dil becerilerini geliştirmeleri açısından temel duyulardan biri olduğunu ifade etti. İşitme kaybının doğuştan ortaya çıkabileceği gibi çocukluk döneminde geçirilen bazı hastalıklar, tekrarlayan kulak enfeksiyonları, kulakta sıvı birikmesi, yüksek sese maruz kalma ve farklı nedenlere bağlı olarak sonradan da gelişebildiğini belirten Sarıcalı, "İşitme kaybı erken fark edilmezse dil gelişimini etkileyebilir. Özellikle yaşamın ilk yılları, çocuğun sesleri tanıdığı, kelimeleri öğrendiği ve konuşma becerilerini geliştirdiği kritik bir dönemdir. İşitsel uyaranların yeterince alınamaması, konuşmanın başlamasında gecikmeye ve dil gelişiminin yaşıtlarının gerisinde kalmasına neden olabilir" dedi. "Seslenildiğinde tepki vermemesi önemli bir işaret olabilir" Ailelerin çocuklarının işitme davranışlarını yakından takip etmesi gerektiğini vurgulayan Sarıcalı, işitme kaybının her zaman kolay fark edilmeyebileceğine dikkati çekti. Sarıcalı, "Çocuğun yüksek seslere veya ismiyle seslenildiğinde tepki vermemesi, sesin geldiği yöne dönmemesi, konuşmaya beklenen dönemde başlamaması, kelime dağarcığının sınırlı kalması, söylenenleri sık sık tekrar ettirmesi ya da televizyonun sesini diğer aile bireylerinden daha yüksek seviyede dinlemek istemesi işitme açısından değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında yer alıyor" diye konuştu. Tek kulakta veya hafif düzeyde gelişen işitme kayıplarının da gözden kaçabileceğini belirten Sarıcalı, çocuğun bazı ortamlarda duyup özellikle kalabalık ve gürültülü ortamlarda konuşmaları anlamakta zorlanmasının da dikkate alınması gerektiğini söyledi. "Yenidoğan işitme taraması ihmal edilmemeli" İşitme kaybının mümkün olan en erken dönemde belirlenmesinde yenidoğan işitme taramasının önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Sarıcalı, taramadan geçmenin sonraki dönemlerde işitmeyle ilgili sorun gelişmeyeceği anlamına gelmediğine de işaret etti. Sarıcalı, "Yenidoğan dönemindeki işitme taraması erken tanı açısından çok değerlidir. Ancak çocuk taramadan geçmiş olsa bile ilerleyen dönemlerde işitme kaybı ortaya çıkabilir. Bu nedenle ailelerin çocuğun sese verdiği tepkileri, konuşma gelişimini ve iletişim becerilerini takip etmeyi sürdürmesi gerekir. Şüpheli bir durumda ‘zamanla düzelir' düşüncesiyle beklemek yerine Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulmalıdır" ifadelerini kullandı. Erken müdahale gelişim sürecini destekliyor İşitme kaybının nedenine ve derecesine göre uygulanacak yaklaşımın değişebildiğini aktaran Sarıcalı, bazı çocuklarda medikal veya cerrahi tedaviler uygulanabilirken bazı durumlarda işitme cihazı, koklear implant ve işitsel rehabilitasyon gibi seçeneklerin değerlendirilebildiğini kaydetti. Sarıcalı, "Amaç yalnızca çocuğun sesleri duymasını sağlamak değil, duyduğu sesleri anlamlandırmasını, konuşma ve iletişim becerilerini mümkün olan en iyi düzeyde geliştirmesini desteklemektir. Bu nedenle erken tanı, uygun tedavi ve gerektiğinde işitsel rehabilitasyon sürecinin birlikte yürütülmesi önem taşıyor" dedi. Ailelere çocuklarının işitme ve konuşma gelişimini yaşıtlarıyla birlikte değerlendirmeleri çağrısında bulunan Sarıcalı, "İşitme kaybında erken farkındalık, çocuğun eğitim ve sosyal yaşamındaki gelişimini de doğrudan destekleyebilir. Ailelerin küçük işaretleri önemsemesi, erken dönemde atılacak en değerli adımlardan biridir" değerlendirmesinde bulundu.

Kadınlarda kalp krizinin 8 işareti Haber

Kadınlarda kalp krizinin 8 işareti

Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Koçaş, kadınlarda kalp krizinin her zaman şiddetli göğüs ağrısıyla ortaya çıkmayabileceğine dikkat çekerek; aşırı yorgunluk, hazımsızlık, çene ve sırt ağrısı, göğüste yanma, nefes darlığı, kol ağrısı ve bulantı gibi belirtilerin de önemsenmesi gerektiğini belirtti. Kalp krizinin belirtilerinin kişiden kişiye farklılık gösterebildiğini belirten Prof. Dr. Cüneyt Koçaş, özellikle kadınlarda bazı şikâyetlerin günlük yaşamda sık karşılaşılan sağlık sorunlarıyla karıştırılabildiğini söyledi. Koçaş, "Kalp krizi denildiğinde ilk akla gelen belirti göğüs ağrısı olsa da kadınlarda tablo her zaman bu kadar belirgin olmayabilir. Bazen aşırı yorgunluk, nefes darlığı, hazımsızlık veya sırt ağrısı gibi daha farklı yakınmalar ön plana çıkabilir. Bu nedenle ani başlayan ve kişinin alışık olmadığı belirtileri göz ardı etmemek önemlidir" dedi. Prof. Dr. Koçaş, kadınlarda kalp krizinin 8 belirtisini de sıraladı: 1. Aşırı yorgunluk: Günlük yoğunluğun ardından ortaya çıkan normal yorgunluk ile açıklanamayan ve kişinin günlük işlerini yapmakta zorlanmasına neden olan yoğun halsizliğin birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Koçaş, özellikle kas güçsüzlüğü, nefes darlığı veya diğer belirtilerle birlikte görülen aşırı yorgunluğun dikkate alınması gerektiğini ifade etti. 2. Hazımsızlık: Kalp krizinin bazı kadınlarda mide rahatsızlığı veya hazımsızlık hissiyle ortaya çıkabileceğini belirten Koçaş, göğüs bölgesindeki yanma ve rahatsızlığın mide kaynaklı bir sorunla karıştırılabileceğini söyledi. Normalden daha şiddetli, uzun süren veya kişinin alışık olmadığı hazımsızlık benzeri şikâyetlerin önemsenmesi gerektiğini vurguladı. 3. Çene ve sırt ağrısı: Kalp kaynaklı ağrının yalnızca göğüs bölgesinde hissedilmediğine dikkat çeken Koçaş, ağrının çeneye, sırta, omuzlara ve bazen dişlere kadar yayılabileceğini belirtti. Özellikle ani başlayan ve belirgin bir nedeni bulunmayan çene veya sırt ağrısına başka belirtilerin eşlik etmesi durumunda dikkatli olunması gerektiğini söyledi. 4. Göğüste yanma hissi: Kalp krizi sırasında oluşan rahatsızlığın bazı kişilerde reflüveya mide yanmasıyla karıştırılabileceğini ifade eden Koçaş, daha önce yaşanmamış şekilde aniden ortaya çıkan, dinlenmekle geçmeyen veya devam eden göğüste yanma ve baskı hissinin kalp kaynaklı olabileceğine dikkat çekti. 5. Nefes darlığı: Dinlenme sırasında ortaya çıkan nefes darlığının önemli bir uyarı işareti olabileceğini belirten Koçaş, "Bir kişi daha önce rahatlıkla yaptığı günlük aktivitelerde aniden nefes nefese kalmaya başladıysa veya otururken bile nefes almakta zorlanıyorsa bu durumu önemsemelidir. Nefes darlığı, göğüs ağrısı olmadan da kalp krizinde görülebilir" dedi. 6. Kol ağrısı: Kalp krizinde ağrının göğüsten kola doğru yayılabileceğini ifade eden Koçaş, sol kolda daha sık görülmekle birlikte her iki kolun da etkilenebileceğini söyledi. Ani başlayan, nedeni açıklanamayan kol ağrısının özellikle göğüste baskı, nefes darlığı veya bulantı gibi şikâyetlerle birlikte ortaya çıkması durumunda değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. 7. Bulantı: Bulantının da kadınlarda kalp krizine eşlik edebilen belirtiler arasında yer aldığını söyleyen Koçaş, soğuk terleme, baş dönmesi ve sersemlik hissinin de tabloya eşlik edebileceğini ifade etti. Bu yakınmaların mide-bağırsak sorunlarıyla karıştırılabildiğini ancak diğer belirtilerle birlikte ve ani şekilde ortaya çıktığında dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. 8. Göğüs ağrısı ve sıkışma: Göğüs ağrısının kalp krizinin en bilinen belirtisi olduğunu belirten Prof. Dr. Koçaş, bu şikâyetin her zaman keskin bir ağrı şeklinde hissedilmediğinin altını çizdi. Göğüste baskı, sıkışma, ağırlık veya gerginlik hissinin de kalp krizinin habercisi olabileceğini söyledi. Prof. Dr. Cüneyt Koçaş, "Özellikle ani başlayan göğüs ağrısı veya baskı, nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı ya da kola, çeneye ve sırta yayılan ağrı gibi belirtilerin birkaçının bir arada görülmesi durumunda zaman kaybedilmemeli. Kalp krizinde erken müdahale, kalp kasında oluşabilecek hasarın sınırlandırılması açısından büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.

Yeşil vatana komando kalkanı Haber

Yeşil vatana komando kalkanı

Kırıkkale’de hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte muhtemel orman yangınlarına karşı jandarma komandolar sahadaki devriyelerini artırdı. Karadan yürütülen devriyelere, jandarma asayiş ekiplerinin dron destekli kontrolleri eşlik ediyor. Kırıkkale İl Jandarma Komutanlığına bağlı komandolar, hava sıcaklıklarının yükselmesiyle muhtemel yangınlara karşı ormanlık bölgelerde devriye faaliyetlerini sürdürüyor. Komandolara asayiş ekipleri de destek veriyor. Ormanların iç kesimleri, tarım arazileri ve yerleşim yerlerine yakın bölgeler karadan kontrol ediliyor. Dronlarla yapılan kontrollerde ise geniş ormanlık alanlar havadan taranıyor. Ateş yakılması, çevreye sigara izmariti atılması ve şüpheli durumlara karşı çalışma yürütülüyor. Ekipler, köy muhtarlarıyla da sürekli iletişim halinde bulunuyor. "Kendimizi güvende hissediyoruz" Ahılı köyü Muhtarı Davut Doğan, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, İl Jandarma Komutanlığı ekipleriyle koordineli çalıştıklarını belirterek, herhangi bir olayda ekiplere kısa sürede ulaşabildiklerini söyledi. Jandarma ekiplerinin köyün iç kesimleri, tarım arazileri ve ormanlık alanlarda sürekli devriye yaptığını ifade eden Doğan, "Ekiplerin köyümüzde ve ormanlık alanlarda görev yapması, kendimizi güvende hissetmemizi sağlıyor. Yapılan çalışmalar bizleri memnun ediyor" dedi. "Jandarmanın bölgede bulunması bize güven veriyor" Bedesten köyü Muhtarı Doğan Karakuş ise köyün Geyikli, Söğütçük ve Aşağı Kuşburnu mevkilerini kapsayan ormanlık alanın ortasında bulunduğunu anlattı. Komando ve asayiş jandarma ekiplerinin bölgede düzenli kontroller yaptığını dile getiren Karakuş, "Biz de çobanları sigara izmariti ve yakılan ateşler konusunda uyarıyoruz. Yangınların önlenmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Jandarmanın bölgede bulunması bize güven veriyor. Erken müdahale, yangının büyümeden kontrol altına alınması açısından büyük önem taşıyor" diye konuştu.

Çocukların geleceği ekranlarda bulanıklaşıyor Haber

Çocukların geleceği ekranlarda bulanıklaşıyor

Bir dönem yalnızca uzak görme kusuru olarak değerlendirilen miyopi, günümüzde çocukların görme sağlığını tehdit eden en önemli küresel sağlık sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, dijitalleşen yaşam tarzı nedeniyle çocukların giderek daha fazla ekran karşısında vakit geçirdiğini ve bunun miyopi vakalarını artırdığını belirtiyor. Uluslararası araştırmalara göre, 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yaklaşık yarısının, yani 5 milyar kişinin miyop olması beklenirken, bunların yaklaşık 1 milyarının yüksek miyopi seviyesine ulaşacağı öngörülüyor. Uzmanlar, çocukluk çağında kontrol altına alınmayan miyopinin ilerleyen yaşlarda retina dekolmanı, glokom, katarakt ve kalıcı görme kaybı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. EKRAN SÜRESİ ARTIYOR, RİSK BÜYÜYOR Uzmanlara göre son yıllarda çocukların günlük yaşam alışkanlıklarında yaşanan değişim, miyopi artışının başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Tablet, akıllı telefon ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla çocuklar uzun süre yakın mesafeye odaklanırken, açık havada geçirilen sürenin azalması doğal ışığın göz gelişimi üzerindeki koruyucu etkisini sınırlandırıyor. Bu durumun miyopinin daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına ve daha hızlı ilerlemesine neden olduğu belirtiliyor. BELİRTİLER GÖZDEN KAÇABİLİYOR Miyopi çoğu zaman belirgin şikâyet oluşturmadan ilerleyebiliyor. Tahtayı net görememe, televizyona veya ekranlara yaklaşma, gözleri kısarak bakma, dikkat dağınıklığı ve okul başarısında düşüş gibi belirtilerin aileler tarafından fark edilmeyebileceğine dikkat çekiliyor. Uzmanlar, herhangi bir belirti olmasa bile çocukların düzenli göz muayenesinden geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. Çünkü miyopinin en hızlı ilerlediği çocukluk döneminde yapılacak erken müdahalelerin, ilerleyen yaşlarda ortaya çıkabilecek ciddi göz hastalıklarının riskini azaltabileceği ifade ediliyor. Miyopi kontrolüne yönelik bilimsel çalışmalar da hız kazanmış durumda. HOYA Vision Care ile The Hong Kong Polytechnic University iş birliğinde yürütülen yeni bir klinik araştırmada, D.I.M.S. teknolojisinin geliştirilmiş versiyonunu kullanan MiYOSMART iQ gözlük camlarının çocuklarda miyopi ilerlemesini kontrol altına almada dikkat çekici sonuçlar verdiği açıklandı. Denver’da düzenlenen ARVO 2026 Annual Meeting’de paylaşılan sonuçlara göre, 7-12 yaş grubundaki çocuklarda 12 aylık kullanım sonunda miyopi kontrol etkinliğinin ortalama yüzde 100’ün üzerinde gerçekleştiği bildirildi. Araştırmada aksiyel uzunluk artışında yüzde 94 oranında azalma gözlemlendi. 4-6 yaş grubundaki çocuklarda ise kırma kusurunda yüzde 65, aksiyel uzunlukta ise yüzde 44 oranında miyopi kontrol başarısı elde edildiği açıklandı. “ERKEN MÜDAHALE HAYATİ ÖNEME SAHİP” HOYA Türkiye Genel Müdürü Kader Yıldırım, miyopinin artık yalnızca bireysel değil toplumsal bir sağlık sorunu olarak ele alınması gerektiğini belirterek, “Miyopi her yıl daha fazla çocuğu etkileyen küresel bir sağlık sorunu haline geliyor. Çocuklarımızın görme sağlığını korumak için bugün atılacak adımlar, gelecekteki yaşam kalitelerini doğrudan etkileyecek. Araştırma sonuçları, miyopi kontrolünde bilimsel olarak desteklenen yeni bir dönemin başladığını gösteriyor” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.