Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Entegrasyon

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Entegrasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Entegrasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Logo Yazılım’dan yeni nesil kurumsal uygulama yazılımı deneyimi Haber

Logo Yazılım’dan yeni nesil kurumsal uygulama yazılımı deneyimi

Logo Yazılım işletmelerin verimlilik ve rekabet gücünü desteklemeyi sürdürürken, hayata geçirdiği yeni çözüm mimarisiyle daha yalın ve bütünleşik bir deneyim sunmayı hedefliyor. Çözümleri iki ana kategoride işletmelerde buluşturan Logo Yazılım, Logo Cloud ile yenilenen altyapısı ve tasarımı sayesinde gelişmiş bir bulut deneyimi sunuyor. Logo Edge ise on-premise çözümlerin bulut servislerle zenginleştirilebildiği hibrit bir yapıyı işletmelerle buluşturuyor. Yeni nesil arayüz, yapay zekâ yetenekleri ve ek fonksiyonlarla geliştirilen çözümlere, yeni dönemde Logo dünyasının giriş kapısı niteliği taşıyan Logo Base platformu üzerinden erişiliyor. Logo Base üzerinden Logo Kimliği ile farklı Logo Yazılım çözümlerine tek noktadan giriş yapılabiliyor; ürünler arası geçiş sayesinde kullanıcıların sahip oldukları tüm lisanslara tek merkezden ulaşılabiliyor. Dinamik yapısıyla 42 yıldır sürekli güncel Logo Grup CEO’su M. Buğra Koyuncu, "42 yıldır dönüşen teknolojileri ve iş dünyasının ihtiyaçlarını yakından takip ediyoruz. Her dönemde kendimizi yenileyerek teknoloji alanındaki dönüşümleri işletmeler için somut değere dönüştürmeye odaklandık. Yeni Logo Cloud ve Logo Edge çözümleri, bu yaklaşımımızın önemli bir yansıması. Bu dönüşümün merkezinde öncelikle müşteri deneyimi yer alıyor. Yapay zekâ yetkinlikleriyle geliştirilmiş çözümlerimizi daha yalın ve kullanıcı dostu bir deneyim sunacak şekilde zenginleştirirken, daha bütünleşik bir yapıda bir araya getiriyoruz. Amacımız, Logo Yazılım’ı akıllı iş uygulamaları platformuna dönüştürürken, kullanıcılarımızın çözümlerimizle kurduğu etkileşimi daha fazla kolaylaştırmak" ifadelerini kullandı. Bulut deneyimini zenginleştirmenin yanı sıra hibrit çalışma modellerinin gerektirdiği esnekliği de çözümlerine taşıdıklarını söyleyen Koyuncu, "Müşterilerimizden aldığımız geri bildirimleri çözümlerimizin gelişiminin önemli bir parçası olarak görüyoruz. Değişen iş yapış biçimlerine uyum sağlayacak yeni fonksiyonları sürekli olarak çözümlerimize entegre ediyoruz. Yeni Logo Cloud ve Edge ile yeni bir dönemin kapılarını aralıyoruz. Dinamik, öncü ve inovatif bakış açımızla ülkemiz ekonomisinin dijitalleşmesine ve işletmelerin geleceğe daha güçlü hazırlanmasına katkı sunmaya devam edeceğiz" dedi. Cloud, Edge ve Base ürünün özellikleri şöyle açıklandı: Yenilenen altyapısı ve tasarımıyla gelişmiş bir bulut deneyimi: Logo Cloud Logo Yazılım’ın tamamen bulut tabanlı olan çözümleri, Logo Cloud altında bütünleşik bir şekilde konumlanıyor. Cloud yeni nesil altyapısı, zengin fonksiyonları, kullanıcı deneyimi odaklı tasarımı ve gelişmiş entegrasyon yetenekleriyle işletmelerin ön muhasebeden ERP’ye (Kurumsal Kaynak Planlama) kadar ihtiyaçları karşılayarak dijital dönüşümüne güç katıyor. Cloud tarafında yeni nesil özellikler ilk aşamada, dijital dönüşüm yolculuğunda güçlü bir başlangıç sunan Cloud Lite ile devreye alınıyor. Cloud’un ilk aşamasını oluşturan Cloud Lite, küçük ölçekli işletmelerin ihtiyaç duyduğu temel fonksiyonları yeni nesil özelliklerle bir araya getiriyor. Bulutun hız ve esnekliğini günlük iş süreçlerine taşıyarak aşağıdaki ön muhasebe süreçlerini sade, hızlı ve akıllı şekilde yönetmeyi sağlıyor. Cloud’un yeni nesil tasarımı, modern bir kullanıcı deneyimi yaklaşımıyla şekilleniyor. Sade ve fonksiyonel ekran yapıları, kullanıcıların ilk oturumdan itibaren servise hızla uyum sağlamasına yardımcı oluyor. Kayıtlara ait tüm bilgiler tek ekranda görüntülenip yönetilebiliyor; böylece tüm iş adımları bütünsel bir bakışla takip edilebiliyor. Yapay zekâ destekli dijital danışman, Cloud’un en yenilikçi bileşenlerinden birini oluşturuyor. Bu özellik, kullanıcının sistemle etkileşimini kolaylaştırmanın yanı sıra iş süreçlerine akıllı içgörüler de kazandırıyor. Yapay zekâ destekli dijital danışman, ürün kullanımına ait dokümanlara ve cevaplara da hızla ulaşmayı sağlıyor. Kullanıcılar yapay zekâ destekli dijital danışmana doğal dilde sorular yönelterek karmaşık raporlar hazırlamaya gerek kalmadan verilere erişebiliyor. Ürünün veri tabanı haritası üzerinden eğitilen yapay zekâ, bulutta yapılan sorguyu verileri kullanarak yanıtlıyor. Örneğin "Son üç ayda en çok satış yaptığım ürün hangisi?" gibi bir soru, saniyeler içinde rapor olarak sunuluyor. Cloud kapsamında sunulan yeni gelişmiş global arama fonksiyonu, ürün kapsamındaki tüm kayıt, işlem ve belgelere saniyeler içinde ulaşmayı mümkün kılıyor. Bu sayede kullanıcılar bilgiye ulaşmak için arayüzde dolaşmak yerine, doğrudan işlem odaklı ilerleyebiliyor. Cloud ile birlikte yenilenen mobil uygulamayla kullanıcılar her an, her yerden sisteme erişebiliyor ve kritik iş süreçlerini mobil cihazlarından yönetebiliyor. Bu sayede işletmeler, ofis dışında da operasyonlarını kesintisiz şekilde sürdürebiliyor. Gerçek zamanlı veri akışı, karar alma süreçlerini hızlandırırken, mobil erişim sayesinde işin sürekliliği her koşulda korunuyor. Hibrit dünyanın ihtiyaçlarına cevap: Logo Edge Logo Edge altında kategorize edilen Logo Yazılım’ın on-premise çözümleri, artık bulut servislerle zenginleştirilebilen hibrit bir yapıya kavuşuyor. ERP başta olmak üzere Depo Yönetiminden (WMS) Müşteri İlişkileri Yönetimine (CRM), Saha Satış Yönetiminden Veri Analitiği ve İnsan Kaynakları Yönetimine kadar çözümlerin kurulum süreçleri sadeleşirken yeni nesil kullanıcı deneyimine, yeni teknolojilere ve entegrasyonlara uyumlu bir yapı kuruluyor. Yapay zekâ destekli dijital danışmanın sunduğu ürün içi destekle kullanıcılara zaman kazandıran, PaaS altyapısıyla hibrit bir yapı sunan Edge, zenginleştirilen fonksiyonlarıyla işletmelere sunuldu. PaaS altyapısı sayesinde Edge, entegre analitik web dashboard servisi, online teklif toplama ve yapay zekâ destekli dijital asistan özellikleriyle birlikte sunuluyor. Şirketin Tiger ve Netsis ERP ürün grupları ve j-Platform ürünü artık Edge çatısı altında farklı seriler hâlinde sunuluyor. ERP çözümleri işletme büyüklüğü ve ihtiyaçlarına göre Edge T-Series, Edge N-Series ve Edge J-Series olarak farklı paket yapılarıyla kullanıcılarla buluşuyor. Zaman baskısının yoğun yaşandığı ve azami dikkat gerektiren süreçlerden biri olan satın alma, Edge’de sunulan online teklif toplama ve satın alma fonksiyonuyla kolaylaşıyor. Sistemde kayıtlı olan tedarikçilere teklif taleplerinin ve formların e-posta yoluyla gönderilmesi, bu formlar üzerinden tekliflerin toplanması ve tek ekrandan karşılaştırılarak uygun görülen tekliflerin siparişe dönüştürülmesi doğrudan Edge üzerinden online yapılıyor. Edge’in lisanslamasında kullanıcı kimliğine bağlı (named user) modele geçilmesi, ERP’ye erişimin artık aynı anda giriş yapan kullanıcı sayısına veya cihaz sayısına göre değil, her bir kullanıcı için tanımlanan lisans üzerinden yönetilmesi anlamına geliyor. KVKK gibi regülasyonlara tam uyum ve denetlenebilirlik sağlayan bu lisanslama modeli sayesinde, Logo Kimliği ile sisteme tanımlanmış, gerçek kullanıcılar şeffaf, öngörülebilir ve ölçeklenebilir şekilde yönetilebiliyor. Edge, arayüz ve ekran tasarımlarıyla da yeni nesil bir deneyim oluşturuyor. Günümüz kullanıcılarının beklentileri doğrultusunda hazırlanan daha sade ve modern tasarım, ekran alanını maksimum verimle kullanmayı sağlıyor. Ayrıca Edge’in yenilenen mobil uygulaması da zamandan ve mekândan bağımsız erişim deneyimi sunuyor. Logo dünyasına giriş kapısı: Logo Base Tüm Logo Yazılım çözümlerine giriş için tek bir platform sunan Logo Base sayesinde kullanıcılar, ERP, WMS ve CRM’in de içinde bulunduğu lisans sahibi oldukları birçok çözüme tek Logo Kimliği üzerinden erişilebiliyor. Böylece uygulamalara giriş, kurulum ve uygulamalar arası geçiş kolaylaşıyor; kullanıcı verimliliği artıyor ve tüm çözümler ortak bir yapı altında bütünleşiyor. Her uygulama için ayrı kullanıcı adı ve şifre bilgisi oluşturmak, saklamak ve ayrı ayrı giriş yapmak gerekmiyor. Base kurulum ve güncellemeleri de kolaylaştırıyor. Hesap Yöneticisi olarak tanımlanan firma yetkilisi, firmaya ait tüm şirketin lisanslarını görüntüleyebiliyor ve tek bir butona basarak istenen uygulamayı kurabiliyor. Lisans tanımlanan kullanıcılar Logo Kimliği üzerinden Base’e girerek kurulumu ve güncellemesi yapılan tüm uygulamaları görebiliyor, istedikleri uygulamayı tek tıkla çalıştırabiliyor ve farklı uygulamalar arasında tek tıkla geçiş yapabiliyor. Yapay zekâ destekli dijital danışman aracılığıyla Base üzerinden ürünlere ilişkin videolu anlatımlara ve dokümanlara da rahatlıkla erişilebiliyor.

Bakan Fidan: "İsrail, kan dışında başka bir politikayı varsayımsal olarak bile düşünemiyor" Haber

Bakan Fidan: "İsrail, kan dışında başka bir politikayı varsayımsal olarak bile düşünemiyor"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye’de düzenlenen basın toplantısında, "İsrail maalesef öyle bir koşullanmışlık içerisinde ki, bunu Gazze Soykırımı'nda da gördük, kan dışında başka bir politikayı varsayımsal olarak bile düşünemiyor. Bütün bir bölge tehdit ve düşmanlık dili üzerinden, saldırganlık üzerinden, varlık veya yokluk üzerinden değerlendiriliyor. Böyle bir zihinle, böylesine radikal-fundamentalist bir zihinle, farklı türden uluslararası toplumun bir konuşacak dil geliştirmesi gerekiyor" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Şam’da Suriyeli mevkidaşı Esad Hasan Şeybani ile görüştü. Görüşmenin ardından ikili basın toplantısı düzenledi. Bakan Fidan konuşmasına mevkidaşı Şeybani’ye gösterilen misavirperverlik için teşekkür ederek başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ileten Fidan, "Suriye-Türkiye ilişkileri son iki yıldır inanılmaz bir şekilde ivme kazanmış durumda. Çünkü yeni özgür Suriye kurulduktan sonra, Aralık 2024'ten itibaren, gerçekten Suriye sadece Türkiye ile ilişkilerinde değil, adeta dünya ile ilişkilerinde bir yeni başlangıç yapmak zorunda kaldı. Çünkü eski Suriye, bildiğiniz gibi dünyadan izole edilmiş, kendi halkını baskı altına alan, adeta kanını emen sömüren bir rejimdi. Eski Suriye'nin gitmesi, yeni Suriye'nin gelmesi, herkesin gördüğü gibi bölgeye istikrar getiren, ülkeye barış getiren, ekonomik kalkınma getiren, terörle mücadeleyi daha da ilerleten bir husus olmuştur" dedi. "Suriye, Türkiye ile her türlü alanda yapıcı iş birliğini geliştirme konusunda çok büyük gayret göstermekte" Bölge ülkelerinin ve uluslararası toplumun, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara liderliğindeki hükümetin yürüttüğü çalışmalara destek verdiğini belirten Fidan, "Bu noktada Suriye devleti, hükümeti uluslararası toplumla, bölge ülkeleriyle, Türkiye ile her türlü alanda yapıcı iş birliğini geliştirme konusunda çok büyük gayret göstermekte. Biz de bunun yakından tanığıyız. Aramızda çok konu var. Bu konuların ilerletilmesi için çok ciddi sistemik bir çalışma yapmamız gerekiyor" diye konuştu. Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı eş-Şara’nın dışişleri bakanlıklarına ortak planlama grubu kurup, iki ülke arasındaki bütün konuların olabildiğince en hızlı ve en profesyonel şekilde çözülmesi, ilerletilmesi konusunda talimat verdiğini belirtti. Fidan, "Dolayısıyla kardeşimle çok sık buluşmamız gerekiyor. Sadece ikili ilişkilerimizin değil, bekleyen ticari, lojistik, kültürel, siyasi, ekonomik birçok konu var. Onların hepsinin teker teker envanterini çıkartıp, üstünden geçip ne oluyor, nasıl gidiyoruz bunlara bakmamız gerekiyor. Bu konuda çok şükür güzel adımlar atılıyor. Suriye'nin her geçen gün daha ekonomik olarak daha kalkındığını, savaştan kaynaklı yaralarını daha da fazla sarmaya başladığını görüyoruz. Bu sadece Suriye halkı için değil, gerçekten bölge için de önemli bir haber. İnşallah bölgemizdeki bütün savaşlar, bütün çatışmalar, bütün işgaller tıpkı Suriye'de olduğu gibi teker teker, mutlu bir şekilde sona erer ve bölgemiz hak ettiği huzura, refaha, emniyete kavuşur" ifadelerini kullandı. "SDG'nin kendini feshetmesi yönünde yapmış olduğu deklarasyonu kıymetli buluyoruz" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın gelecekte Suriye’yi ziyaret edeceğini belirterek, "Kendileri bu ziyareti çok uzun zamandır arzu etmekte, şartları oluşturmaya çalışıyoruz. Ben de bu ziyaretimde kendisinin ziyareti öncesindeki yüksek planlama grubunun yapabileceği çalışmaları gözden geçirdik. Bu açıdan da bu ziyaretimiz önem taşımakta" şeklinde konuştu. Suriye'de olumlu gelişmelerin devam ettiğini kaydeden Fidan, "Bunlardan biri de içerideki iş bütünleşme ile alakalı son günlerde entegrasyon sürecindeki güzel haberlerdi. SDG'nin kendini feshetmesi ve Suriye'nin devlet kurumlarına entegrasyonu yönünde yapmış olduğu deklarasyonu kıymetli buluyoruz. Önemli bir adım, önemli bir girişim. Suriye hükümetinin yürüttüğü yapıcı çalışmalara verilen önemli bir yapıcı cevap. İnşallah bunun alanda vakit geçirilmeden pratiğe evrilmesini, sonuçlanmasını bekliyoruz. Bu deklarasyon aşaması önemli ama bunun da tabii hayata geçmesi gerekiyor. Ülkedeki bütün silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında bütünleşmesi, Suriye'nin egemenliğinin toprak bütünlüğünün ve toplumsal birliğinin güçlendirilmesi bakımından zaruridir" dedi. "Entegrasyon sürecinin de en iyi şekilde sonlanmasını bekliyoruz" Sadece SDG'nin değil iç savaş döneminden kalma ne kadar silahlı grup varsa bunların hepsinin teker teker milli ordu altında birleştiğini söyleyen Fidan, "Bu ülkenin istikrarı için önemli, ülkeye yatırım getirilmesi için önemli. Ülkenin milli bünyesinin güçlü olması için önemli. Ülkedeki bütün vatandaşların kendilerini emin hissetmesi için önemli. Bu konudaki adımlarının hepsini tabii ki destekliyoruz Entegrasyon sürecinin de inşallah en iyi şekilde sonlanmasını bekliyoruz. Yani burada Suriyelilerin eşit vatandaşlık temelinde hiçbir inancın, etnik kimliğin inkara ve takibata uğramadan, baskı altında kalmadan özgürce kendilerini ifade etmeleri, yaşamaları önemlidir. Entegrasyon sürecinde Kürt vatandaşlarımızın eskisinden daha fazla kendilerine emin, daha fazla özgür, daha fazla müreffeh hissetmeleri amaçlanmalıdır. Türkiye'nin de perspektifi budur. Türkiye Cumhurbaşkanımız özellikle Suriye'de ve Irak'taki Kürt kardeşlerimizin refahı, istikrarı ve emniyeti içinde büyük bir hassasiyet göstermektedir. Biz de bu konudaki bütün çalışmalarımızı ona göre yürütmekteyiz" diye konuştu. "Eski rejimden miras kalan engellerden kardeşlerimiz sırasıyla tek tek kurtulmakta" Suriye'de ekonomi başta olmak üzere diğer alanlarda da birçok gelişme yaşandığını aktaran Bakan Fidan, "ABD, Suriye'yi terörizme sponsor olan ülkeler listesinden çıkardı. Bununla beraber Suriye'nin dünya ekonomisiyle yeniden bütünleşmesinin önündeki başlıca engellerden biri daha ortadan kalkmış oldu. Bu önemli bir haber. Özellikle yatırımcıları çok yakından ilgilendiren bir haber. Bankacılık açısından da, finans açısından da önemli bir haber. Kendilerini tebrik ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın gündeminde bulunan Suriye'nin nükleer dosyası da elhamdülillah kapatılmış durumda. Arkadaşlarımız gerçekten bu konuda çok profesyonel, uyumlu, iyi bir çalışma gösteriyorlar. Kendilerini de tebrik ediyoruz. Türkiye olarak da bu konuda her türlü yapıcı katkıyı vermeye gayret ediyoruz. Özellikle eski rejimden miras kalan engellerden kardeşlerimiz sırasıyla tek tek kurtulmakta. Ticaret Bakanımız Ömer Bolat geçtiğimiz günlerde beraberinde geniş bir iş insanı heyetiyle Şam ve Halep'i ziyaret etti. Önümüzdeki dönemde karşılıklı yatırımları artırmayı ve orta vadede ikili ticaret hacmimizi 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye üzerinden ise Avrupa'ya bağlanan bir Suriye var" Enerji alanında önemli bir iş birliği potansiyeli olduğuna vurgu yapan Fidan, "Bağlantısallık alanında da çalışmalarımızı hızlandırıyoruz. Özellikle Hürmüz Boğazı'nda son olan olaylardan sonra dünya ve bölge ekonomisinin nasıl krize girdiğini de gördük. Bağlantısallık giderek önem kazanmakta. Suriye'nin bu konuda hayati rol oynayacağını düşünüyoruz. Ürdün ve Suudi Arabistan üzerinden Körfez'e, Irak üzerinden Doğu'ya, Türkiye üzerinden ise Avrupa'ya bağlanan bir Suriye var. Bunun haritada değil aynı zamanda pratikte de inşa edilecek olan demir yolları, kara yolları, boru hatlarıyla da hayata geçmesini arzu ediyoruz. Biliyorsunuz şu anda bir demir yolu projesi var. Türkiye, Suudi Arabistan, Suriye'nin üzerinde çalıştığı bu güzergahı hem Körfez'e hem Avrupa'ya bağlayan önemli bir proje. Bu konuda da yoğun bir çalışmamız var" şeklinde konuştu. "İsrail'in izlediği politikalar olumlu gidişatın önündeki en ciddi engeli teşkil etmekte" Olumlu tablo içerisinde bir tane olumsuz tablo olduğuna dikkat çeken Hakan Fidan, "Bölgeye ve dünyaya bu kadar umut veren bir Suriye varken birdenbire Suriye'nin istikrarsızlaştırılması için gayret gösteren bir aktör var. O aktörün adını da biliyorsunuz, İsrail. İsrail'in izlediği politikalar olumlu gidişatın önündeki en ciddi engeli teşkil etmekte. Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik gerçekleştirilen saldırı bunun en son örneklerinden biridir. Suriye'nin kendi topraklarında güvenliği sağlaması, terörizmle mücadele etmesi ve ulusal kapasitesini geliştirmesi Suriye'nin egemenlik hakkıdır. İsrail'in saldırıları, uluslararası toplumun terörizme karşı yürüttüğü ortak mücadeleye de zarar vermekte. İsrail, Suriye'nin askeri kapasitesini sistematik şekilde hedef alarak DEAŞ gibi terör örgütlerine dolaylı biçimde destek vermektedir" dedi. "Yaşanan istikrarsızlıkta İsrail'in parmağının olduğunu biliyoruz" Suriye'nin güneyindeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Dışişleri Bakanı Fidan, "Burada yaşanan istikrarsızlıkta İsrail'in parmağının olduğunu biliyoruz. Zaten kendileri de bunu saklamıyorlar, açıktan söylüyorlar. Dürziler, Suriye toplumunun asli unsurlarından biridir ve geleceklerini Suriye'nin birlik ve bütünlüğü içerisinde görmektedir. Geçen yıl açıklanan Süveyda yol haritası, güvenliğin tesisi, kamu hizmetlerinin yeniden sağlanması ve toplumsal uzlaşı bakımından gerekli zemini sunmaktadır. Bu noktada ihtiyaç duyulan adım, üzerinde mutabık kalınmış ve bu çerçevenin hayata geçilmesidir. Diğer yandan, İsrail'le güneyde varılacak kalıcı çözümün zemini de bellidir. 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması temelinde bir güvenlik düzenlenmesi, bu bakımdan tek gerçekçi çerçeveyi oluşturmaktadır. Uluslararası toplumdan bu konuda daha kararlı ve sonuç alıcı bir tutum bekliyoruz" diye konuştu. "Suriyeli kardeşlerimizle her alanda yakın iş birliğimizi sürdüreceğiz" Bugünkü görüşmede İsrail’in eylemlerine verilebilecek cevapları değerlendirdiklerini söyleyen Fidan, "İsrail'in uluslararası hukuka aykırı şekilde Suriye'nin egemenliğine kast eden adımları karşısında, değerli kardeşim Şeybani ile Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların nasıl daha etkin biçimde harekete geçirilebileceğini de etraflıca ele alma imkanı olduk. Biz, Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tam olarak sağlamış, bütün toplumsal kesimlerin kendisini eşit biçimde ait hissettiği, komşuları için istikrar ve refah üreten bir ülke olmasını temenni ediyoruz ve bütün adımlarında bu yolunda atıldığını müşahede ediyoruz. Son dönemde elde edilen kazanımlar, bölgesel sahiplenme anlayışıyla hareket edildiğinde bunların mümkün olduğunu göstermektedir. Türkiye olarak hem ulusal kapasitemizde hem de uluslararası toplumun geniş bir kesimiyle iş birliği halinde elimizden gelen çabayı ortaya koymaya devam edeceğiz. Suriyeli kardeşlerimizle her alanda yakın iş birliğimizi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. "Yatırım talepleri bizim gündemimizi oldukça meşgul etmekte" Bakan Fidan, iki ülke arasındaki yatırım konularının da konuşulduğunu aktararak, "Özellikle iş adamlarımızın her iki ülkeden de karşılıklı yatırım, ortaklık ve hareketlilikle ilgili talepleri bizim gündemimizi oldukça meşgul etmekte. Bu konuda daha iyi bir sistem nasıl kurarız çok önemli. Bunun finans ayağı var, vize hareketliliği var. Burada yapılacak işin durumuna göre iş ruhsatı, lisans, izin verme var, ortaklıklar var, çok konu var. Ama memnun olan şu, inanılmaz bir talep var. Var olan talebe yetişecek bir altyapıyı, zemini hemen hızlıca oluşturmaya çalışıyoruz. Özellikle Türkiye'deki sanayi yatırımcılarının da ilgi gösterdiğini görmek bizim için aynı zamanda büyük bir memnuniyet veriyor. Çünkü sadece buraya gelip belli konular, ihale, enerji konusunda değil, Türkiye'deki özellikle tekstil başta olmak üzere sanayicilerimizin buraya yönelik büyük ilgisi var. İnşallah bunu daha da ileriye götüreceğiz" şeklinde konuştu. Türkiye'de uzun yıllar kalmış Suriyelilere vurgu yapan Fidan, "10 yıldan fazla kalmış, 15 yıl kalmış Suriyeli kardeşlerimiz var. Bunlar iki ülkenin de dilini, kültürünü biliyorlar. Bunların gerçekten etkinleştirdiği, harekete geçirdiği bir iş network var, kültürel network var, sosyal network var. Bütün bunların hepsi bizim bildiğimiz, bilemediğimiz birçok etkileşimi beraberinde getiriyor. Bu iki ülke açısından önemli. Aynı zamanda bizim de iş alanlarımızı tanımlıyor" dedi. "Türkçe konusunda herhangi bir sıkıntı olmadığını kendileri bize ilettiler" Fidan, kamuoyuna yansıyan "Türkçe'nin seçmeli ders olarak müfredattan kaldırılması" iddialarına da değinerek, "O konudaki konuyu da belki kardeşim söyleyecektir, bu konuda herhangi bir sıkıntı olmadığını kendileri bize ilettiler" diye konuştu. "Suriye çok fazla zaman kaybetti, bunu telafi etmemiz lazım" İkili ilişkileri en iyi şekilde ilerletmek için ellerinden geleni yaptıklarını belirten Fidan, "Talep çok fazla, istek çok fazla, gereklilik çok fazla. Onun için liderlerimizle bize talimat verdiler, bir ortak planlama ve koordinasyon kurulu kurun ve bunları yakından takip edin. İşi bürokrasiye bırakmayın, hızlı kararlar verin, hızlı kararlar alın. Kaybedecek vaktimiz yok. Suriye zaten çok fazla zaman kaybetti. Bunu telafi etmemiz lazım. Bizim kontrol ettiğimiz bürokrasiyi bu ilişkileri engelleyen, engel çıkartan bir unsur olmaktan çıkartıp, tam tersine destek veren, hızlandıran itici bir güce dönüştürmemiz gerekiyor. Bu da bizim ev ödevimiz" ifadelerine yer verdi. Bölgede oluşmaya başlayan huzur ikliminde, İsrail'in negatif bir rol oynadığını belirten Hakan Fidan, "Bir türlü yapıcı ve pozitif bir role gelmek istemiyor. Bunun yerine yayılmacı ve yok edici, istikrarsızlaştırıcı bir politika takip etmeyi tercih ediyor. Yani İsrail'in bölgede iki tane politikası var. Birincisi, Filistin topraklarını işgal ederek, Filistinleri dışlayarak bir Filistin Devleti'nin kurulmasına izin vermemek. İkincisi, birinci dereceden sınır komşu olan Suriye başta olmak üzere Lübnan, Ürdün ve Mısır gibi Arap-Müslüman ülkelerin hiçbir zaman için güçlü, ekonomik olarak müreffeh, istikrarlı, gelişmiş olmalarına izin vermemek. İsrail'in politikası bu. Çünkü bu ülkelerin gelişmiş ve müreffeh olmasını kendisine karşı bir tehdit unsuru olarak görüyor. Bu noktada bu ülkelerdeki istikrarsızlığın devam etmesi için elinden geleni yapıyor. Halbuki uluslararası kamuoyu, şunu kendilerine de iletmeli, iletiyorlar da, biz bölge ülkeleri olarak da söylüyoruz. Bölgede herkes kendi sınırında kaldığı sürece, başkasının toprağına göz dikmediği sürece, başkasının istikrarsızlığı için gayret göstermediği sürece, herkese yetecek kadar ekonomik refah, mutluluk, barış var. Bunun peşinden gitmek gerekiyor. Ama İsrail maalesef öyle bir koşullanmışlık içerisinde ki, bunu Gazze Soykırımı'nda da gördük, kan dışında başka bir politikayı varsayımsal olarak bile düşünemiyor" şeklinde konuştu. "Suriye'nin istikrarsızlaştırılması yönünde atılacak adımlar bütün bölgeyi etkileyecek" Bütün bölgenin tehdit ve düşmanlık dili üzerinden, saldırganlık üzerinden, varlık veya yokluk üzerinden değerlendirildiğine vurgu yapan Bakan Fidan, "Böyle bir zihinle, böylesine radikal-fundamentalist bir zihinle, farklı türden uluslararası toplumun bir konuşacak dil geliştirmesi gerekiyor. Ama son itibarıyla söyleyeceğimiz şu, Suriye'nin istikrarsızlaştırılması yönünde atılacak adımlar sadece Suriye'yi değil, bütün bölgeyi etkileyecek. Hatta bölgenin ötesini etkileyecek adımlar. Bu konuda uluslararası toplum, bölge ülkeleri elinden gelen gayreti göstermek, İsrail'i yürüdüğü bu yanlış yoldan döndürmelidirler" dedi.

Bursa’da Şehir Hastanesi metrosunda sona gelindi Haber

Bursa’da Şehir Hastanesi metrosunda sona gelindi

Bursa’da Emek İstasyonu’ndan başlayarak Şehir Hastanesi ve Yüksek Hızlı Tren Garı’na ulaşımı sağlayacak Emek-Şehir Hastanesi Hafif Raylı Sistem Hattı Projesi’nde çalışmalar son aşamaya geldi. 31 Ağustos 2026 tarihli proje verilerine göre hattın fiziki gerçekleşme oranı yüzde 83,80’e ulaştı. Projenin tamamlanmasıyla Bursa’nın mevcut 39 kilometrelik raylı sistem ağı 44 kilometreye, istasyon sayısı ise 39’dan 43’e çıkacak. Kestel’den Şehir Hastanesi’ne kesintisiz ulaşım sağlanacak. Bursa’da kent içi ulaşımın önemli yatırımları arasında yer alan Emek-Şehir Hastanesi Hafif Raylı Sistem Hattı’nda çalışmalar son aşamaya geldi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen projede, 31 Ağustos 2026 itibarıyla yüzde 83,80 oranında fiziki gerçekleşme sağlandı. 2021 yılında başlanan projenin maliyeti 16 milyar 490 milyon 898 bin 172 lira olurken, mevcut Emek İstasyonu’ndan Şehir Hastanesi’ne kadar uzanan hattın yanı sıra Yüksek Hızlı Tren Garı ile mevcut raylı sistem hattının entegrasyonu da sağlanacak. Raylı sistem ağı 44 kilometreye çıkacak Projenin tamamlanmasıyla Bursa’daki mevcut hafif raylı sistem hattının uzunluğu 39 kilometreden 44 kilometreye yükselecek. İstasyon sayısı da 39’dan 43’e çıkacak. Böylece Kestel’den Şehir Hastanesi’ne kadar kesintisiz raylı sistem ulaşımının sağlanması hedefleniyor. Dört yeni istasyon Emek-Şehir Hastanesi hattı kapsamında Geçit/Balat, Ahmet Yesevi, YHT Gar ve Şehir Hastanesi istasyonları bulunuyor. Proje sunumundaki güncel verilerde hat yolu betonarme çalışmalarının yüzde 89, istasyon betonarme çalışmalarının ise yüzde 88 seviyesinde tamamlandığı görülüyor. Geçit/Balat bölümü daha önce tamamlanarak işletmeye alınırken, yeni hatla birlikte Bursa Şehir Hastanesi’ne raylı sistemle doğrudan ulaşımın önü açılacak. Bursa Büyükşehir Belediyesi de projeyi, 6,1 kilometre uzunluğunda ve 4 istasyonlu olarak tanımlıyor. "Projenin gerçekleşme oranı yüzde 83" AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, projenin güncel maliyetinin 16 milyar TL seviyesinde olduğunu belirterek, çalışmaların yüzde 83 oranında tamamlandığını söyledi. Kılıç, "Bursa şu anda 39 kilometre raylı sisteme sahip. Bu proje sonrasında da 44 kilometre raylı sisteme sahip olmuş olacak. Yani yüzde 10’luk bir artışın üzerinde bir artışla Bursalı vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız raylı sistemimizi. Raylı sistem ağımızı da en üst seviyeye çıkarmış olacağız" dedi. Çalışmaların hızlı şekilde sürdüğünü ifade eden Kılıç, hedeflerinin proje kapsamında ulaşımı 2027 yılı içerisinde başlatmak olduğunu belirterek, "Çok hızlı çalışmalar oluyor. Bizler de yakından takip ediyoruz. İnşallah hedeflediğimiz şekilde 2027 yılı içerisinde biz rahatlıkla ulaşıma açacağımızı tahmin ediyoruz" diye konuştu. "Son düzlükteyiz" Ahmet Yesevi ve YHT Gar istasyonlarının tamamlandığını Şehir Hastanesi istasyonunun da kısa süre içerisinde tamamlanacağını belirten Kılıç, "Bursa Şehir Hastanesi istasyonunda da çalışmalar hızla devam ediyor. Kısa bir zamanda da onu gerçekleştirip, 2027 yılı içerisinde bütün istasyonları hizmete açmış olacağız. Şu an son düzlükteyiz" ifadelerini kullandı. YHT Garı ile metro entegre olacak Projenin tamamlanmasıyla Bursa’nın kent içi ulaşımında önemli bir entegrasyon da sağlanacak. Emek İstasyonu üzerinden gelen mevcut raylı sistem, YHT Garı ve Şehir Hastanesi’ne kadar uzatılacak. Böylece Yüksek Hızlı Tren ile kent içi raylı sistem arasında doğrudan bağlantı kurulacak. Bursa’da Emek’ten Şehir Hastanesi’ne uzanacak hattın tamamlanmasıyla özellikle Şehir Hastanesi’ne ulaşımın kolaylaştırılması, YHT Garı ile kent içi ulaşımın bütünleştirilmesi ve Bursa’nın doğu-batı aksındaki raylı sistem ulaşımının güçlendirilmesi hedefleniyor.

Çınarcık'ın suyu sisteme entegre ediliyor Haber

Çınarcık'ın suyu sisteme entegre ediliyor

Çınarcık İçme Suyu Arıtma Tesisi, mayıs sonu itibarıyla su arıtımına başladı. Tesise ham su alınarak tüm arıtma ünitelerinde biyolojik, kimyasal ve proses performans testleri gerçekleştirildi ve çıkış suyu kalitesinin ilgili standartlara uygunluğu doğrulandı. Böylece tesis, Bursa’ya sağlıklı ve güvenli içme suyu vermeye hazır hale getirildi. BUSKİ’DEN İKİ NOKTADA HUMMALI ÇALIŞMA BUSKİ Ekipleri, tesisin kullanıma hazır hale getirdiği suyun sisteme entegre edilmesi için mevcut içme suyu hatlarında bağlantı imalatına başladı. Ana İsale Hattı Bağlantısı ile tesis çıkışındaki isale hattı, Nilüfer Kurtuluş Mahallesi güzergâhındaki çelik ana isale hattına bağlanacak. Bu bağlantı ile şehrin doğusundan batısına kadar uzanan ve 125 metre kotu ve altındaki yerleşim alanlarını besleyen ana isale hattına günlük yaklaşık 120.000 m³ ilave içme suyu sağlanacak. BASINÇ VE SU TEMİNİ SORUNLARI SONA ERİYOR Ekiplerin çalıştığı bir diğer noktada ise Çınarcık İçme Suyu Arıtma Tesisi çıkışındaki temiz su iletim hattından, Kayapa 30 Ağustos Mahallesi Nasrettin Hoca Bulvarı güzergahında branşman bağlantısı alınarak mevcut içme suyu şebekesine entegrasyon sağlanacak. Bu çalışma ile Kayapa 30 Ağustos Mahallesi ve Çamlık Bulvarı çevresinde uzun süredir yaşanan basınç yetersizliği ve içme suyu temin sorunları çözüme kavuşacak. VATANDAŞLARIN DİKKATİNE Çınarcık İçme Suyu Arıtma Tesisi’nde arıtılan temiz içme suyunun sisteme entegrasyonu kapsamında 8 Temmuz Çarşamba günü 00.10-23.50 saatleri arasında Nilüfer, Mudanya ve Karacabey’de su kesintisine gidildiğini hatırlatan BUSKİ ve Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, vatandaşlara bazı uyarılarda bulundu. Çalışmaların tamamlanmasının ardından hatlara yeniden su verilmesiyle birlikte, bağlantı imalatlarından kaynaklanabilecek kum ve benzeri ince malzemelerin hatlara karışmış olma ihtimaline karşı, ilk saatlerde suyun kontrollü kullanılması tavsiye edildi. Ayrıca özellikle Kayapa 30 Ağustos Mahallesi ve Atlıçayır Bulvarı çevresinde yeni basınç rejimi devreye alınacağından, olası yüksek basınçtan bina bağlantıları ve bina içi tesisatların etkilenmemesi için vatandaşların tesisatlarını kontrol ettirmeleri gerektiği belirtildi.

Yabancı markayı alan Türk şirketine kira ve tanıtım desteği Haber

Yabancı markayı alan Türk şirketine kira ve tanıtım desteği

Ticaret Bakanlığı, 5973 sayılı İhracat Destekleri Hakkında Karar kapsamında ihracatçı firmaların küresel pazarlardaki rekabet gücünü artıracak yeni bir düzenlemeyi hayata geçirdi. Yeni düzenleme ile Türkiye’de üretim ve tedarik süreçlerini yürüten firmaların yurt dışında satın aldıkları yabancı markalara ait birimlerin kira giderleri ile söz konusu markalara yönelik tanıtım ve pazarlama faaliyetleri devlet destekleri kapsamına dahil edildi. Bakanlık, bu adımla Türk şirketlerinin yalnızca üretici değil, aynı zamanda uluslararası pazarlarda güçlü markalara sahip oyuncular haline gelmesini hedefliyor. Düzenleme kapsamında firmaların hâlihazırda tedarikçisi oldukları, pazarı hazır markaları satın alarak ileri entegrasyon sağlamaları teşvik edilecek. Yeni destek mekanizmasıyla birlikte, yabancı markaların satın alınması yoluyla oluşturulan dağıtım ve satış ağlarının “Made in Türkiye” ürünleri için küresel pazarlarda bir tanıtım ve satış üssüne dönüşmesi amaçlanıyor. Aynı zamanda satın alınan markanın yurt dışındaki birimlerine ilişkin kira giderleri ile markanın küresel bilinirliğini artırmaya yönelik tanıtım ve pazarlama çalışmaları da desteklenecek. Ticaret Bakanlığı, söz konusu düzenleme ile uluslararası marka değerlerinin Türkiye’nin fikri mülkiyet havuzuna katılmasını, Türk ürünlerinin küresel perakende ağlarında daha görünür hale gelmesini ve ihracatın çok kanallı bir yapıya kavuşmasını hedefliyor. Bakanlık, ihracatçının küresel marka yolculuğunu destekleyen mekanizmaları güçlendirmeye devam edeceklerini belirterek, “Made in Türkiye” markasının dünya pazarlarında daha güçlü temsil edilmesi için yeni enstrümanların devreye alınacağını vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.