Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Enflasyon

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Merkez Bankası faizi yüzde 36’ya indirdi Haber

Merkez Bankası faizi yüzde 36’ya indirdi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararını açıkladı. Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’den yüzde 36’ya indirilmesine karar verdi. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’tan yüzde 39’a, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’ten yüzde 34,5’e indirdi. Karar metninde şu ifadelere yer verildi: ''Aylık dalgalanmalara karşın, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergeler ana eğilimdeki gerilemeyi teyit etmektedir. İktisadi faaliyete ilişkin veriler ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalması, iç talepteki zayıf seyrin devam ettiğini göstermektedir. Diğer taraftan, canlılığını koruyan jeopolitik gerilimler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde oluşturduğu yukarı yönlü riskler sürmektedir. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Adımların büyüklüğü ve zamanlaması enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirlenecektir. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır. ''

Altındaki sert düşüş vatandaşı küstürdü: Yatırımcı beklemede Haber

Altındaki sert düşüş vatandaşı küstürdü: Yatırımcı beklemede

ABD Merkez Bankası'nın (Fed) olası faiz adımları ve küresel enflasyon baskısıyla dalgalanan altın piyasasında hareketlilik sürüyor. Geçtiğimiz haftaya düşüşle başlayan ve kar satışlarıyla geri çekilen gram altın, kuyumcu ekranlarında 6 bin 550 TL seviyelerinden işlem görüyor. Uzmanlar, düşüşün yatırımcıda kafa karışıklığı oluşturduğunu belirtirken; çeyrek altın 10 bin 500 TL, tam altın ise 42 bin TL seviyelerinden alıcı buluyor. Öte yandan, altındaki sert düşüş vatandaşın altına olan ilgisini azaltırken, yatırımcılar yeni alım için beklemeye geçti. Yüksek seviyelerden altın alanların satıştan kaçındığı piyasada, birçok yatırımcı fiyatların daha da gerileyebileceği beklentisiyle yeni yatırım için bir süre daha bekliyor. "Altında satış baskısı devam ediyor" Altının geçtiğimiz haftaya düşüşle başladığını belirten kuyumcu Nasir Amcalar, "Bu düşüşte, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz politikasına yönelik beklentiler etkili oldu. Önümüzdeki süreçte Fed’in faiz indirimi yapma ihtimalinin biraz daha yükselmesi, altın üzerinde satış baskısı oluşturuyor. Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması nedeniyle petrol fiyatlarında yaşanan artışın ardından enflasyon baskısı da oluştu. ABD’de enflasyonun son yılların en yüksek seviyelerine çıktığını söyleyebiliriz. Bu nedenle ABD geçtiğimiz ay bir faiz artırımına gitti ve önümüzdeki süreçte bir kez daha faiz artırması bekleniyor. Bu beklenti de altına satış yönünde bir talep oluşturuyor. Altın haftaya yükselişle başladı. Ancak gün içerisinde satış baskısı etkili oldu. Altın, pazartesi günü ilk açılış saatlerinde geçtiğimiz haftanın kapanışına göre bir miktar daha yüksek açıldı. Geçtiğimiz hafta 6 bin 580 lira seviyesindeydi. Haftaya 6 bin 600 liranın üzerinde başladı ancak öğleden sonra altın tarafında bir kar satışı geldi. Şu anda 6 bin 550 lira seviyesinden işlem görüyor" diye konuştu. "Faiz artırımı önümüzdeki süreçte olursa gram altın değerinde biraz daha düşüş yaşanabilir" Altının bu kadar düşmesini kimsenin beklemediğini vurgulayan Amcalar, "Bu düşüşün hem vatandaşı hem de yatırımcıyı altından uzaklaştırdığını söyleyebiliriz. Çünkü altının 7 bin 500-8 bin lira seviyelerinde olduğu dönemde yoğun bir talep oluştu ve çok sayıda kişi bu seviyelerden altın aldı. Bu nedenle, yüksek fiyattan altın alanlar şu anda zararda oldukları için ellerindeki altını, zorunlu bir ihtiyaçları olmadığı sürece satmak istemiyor. Şu anda satış yapanlar ya acil bir ihtiyacı olduğu için ya da yatırımını başka bir alanda değerlendirmek istediği için satış gerçekleştiriyor. Bunun yanı sıra, altını bu fiyatlardan düşük gören ve orta-uzun vadeli yatırım düşünenler de alımlarını sürdürüyor. Önümüzdeki süreçte bir faiz artırımı gerçekleşmesi halinde gram altında bir miktar daha düşüş yaşanabilir. Altının düşmesini bekleyen yatırımcılar da bunu bir fırsat olarak değerlendiriyor. Şu anda gram altın 6 bin 550, çeyrek altın 10 bin 500, yarım altın 21 bin, tam altın ise 42 bin liradan işlem görüyor" ifadelerini kullandı.

Bursa'da dünya ve Türkiye ekonomisi ele alındı Haber

Bursa'da dünya ve Türkiye ekonomisi ele alındı

Bursa İhtisas Stratejik Araştırmalar Grubu’nun (BİSAG) 298. Aylık Toplantısı’nda dünya ve Türkiye ekonomisindeki gelişmeler görüşüldü. BİSAG’ın, Büyük Birlik Partisi Ekonomi ve Kalkınmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve BİSAG Ekim Ayı Grup Başkanı Ekrem Alfatlı’nın davetiyle düzenlediği toplantıda Uludağ Üniversitesi Uluslararası Ticaret Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yüksel Okşak, "Dünya ve Türkiye Ekonomisi: Öngörüler ve Öneriler" başlıklı sunum yaptı. Yapay zeka yatırımlarının küresel büyümeyi desteklediğini belirten Okşak, OECD’nin 2026 yılı dünya büyüme öngörüsünün yaklaşık yüzde 2,9 seviyesinde bulunduğunu ifade etti. Orta Doğu kaynaklı enerji şokları, jeopolitik gerilimler ve sıkı finansal şartlarının küresel ekonomideki belirsizlikleri artırdığını söyleyen Okşak, petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki seyrin özellikle enerji ithalatçısı ülkeler açısından enflasyon ve dış denge risklerini canlı tuttuğuna dikkat çekti. Küresel ekonominin ciddi bir kırılma eşiğinde olduğunu belirten Okşak, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ağustos ayında yıllık enflasyonun yüzde 31,5 seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatarak, enerji ve gıda maliyetleri ile finansman koşullarının enflasyonla mücadelede belirleyici olmaya devam ettiğini ifade etti. Okşak, sıkı maddi duruşun yanı sıra beklentilerin yönetilmesi, enerji faturasının azaltılması, üretken yatırımların ve ihracatın desteklenmesi gerektiğini kaydederek, fiyat istikrarının büyüme, üretim ve istihdam hedefleriyle birlikte ele alınmasının önemine dikkat çekti. "Ekonomide kalıcı çözümün yolu üretim, yatırım ve istihdamdan geçiyor" Toplantının Ekim Ayı Grup Başkanlığını yürüten Büyük Birlik Partisi Ekonomi ve Kalkınmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı da Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin güçlü üretim potansiyeli, girişimci insan kaynağı ve stratejik konumuyla küresel ekonomide yaşanan dönüşümü fırsata çevirebilecek imkânlara sahip olduğunu belirten Alfatlı, şöyle konuştu: "Ekonomide kalıcı istikrarı yalnızca para politikası araçlarıyla sağlamamız mümkün değildir. Enflasyonla mücadele kararlılıkla sürdürülürken üretimi, yatırımı, ihracatı ve istihdamı güçlendiren bütüncül bir ekonomi politikasına ihtiyaç vardır. Türkiye'nin kendi üretim yapısını ve ekonomik gerçeklerini merkeze alan, dışa bağımlılığı azaltan ve katma değerli üretimi teşvik eden bir kalkınma anlayışını güçlendirmeliyiz. Özellikle sanayicimizin, esnafımızın, çiftçimizin ve üreticimizin finansmana erişimini kolaylaştıran; vatandaşımızın alım gücünü ve gelir dağılımında adaleti gözeten politikalar ekonomik programın temel unsurları arasında yer almalıdır." Alfatlı, küresel ekonomide yaşanan değişimin Türkiye açısından yalnızca riskler değil önemli fırsatlar da barındırdığını ifade ederek, "Türkiye’nin güçlü olduğu alanları daha da güçlendirmeli, ithalata bağımlı olduğumuz stratejik sektörlerde yerli üretim kapasitemizi artırmalıyız. Üreten, ihraç eden, istihdam oluşturan ve teknolojik dönüşümü yakalayan bir Türkiye, sürdürülebilir kalkınmanın da güçlü ekonominin de temelidir" değerlendirmesinde bulundu. Toplantının sonunda BİSAG üyelerinin sorularını yanıtlayan Doç. Dr. Yüksel Okşak, davet ve ev sahipliği dolayısıyla BİSAG’a ve Ekim Ayı Grup Başkanı Ekrem Alfatlı’ya teşekkür etti. Ekrem Alfatlı ise kapsamlı değerlendirmeleri ve katkıları dolayısıyla Doç. Dr. Yüksel Okşak’a teşekkür ederek, BİSAG çatısı altında Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve stratejik meselelerinin alanında uzman isimlerin katılımıyla ele alınmaya devam edeceğini ifade etti.

Hazır Giyimin İhracat Şampiyonları Açıklandı Haber

Hazır Giyimin İhracat Şampiyonları Açıklandı

UHKİB Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Özkarakaşlı'nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen törene; Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Kevser Öztürk, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkanı İbrahim Burkay, Ticaret Bakanlığı Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdür Yardımcısı Umut Can Gök, Uludağ Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürü Hayrettin Yılmaz, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Baran Çelik, Uludağ İhracatçı Birliklerine bağlı Birlik başkanları, yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. İpek Böceği İhracat Ödüllerinde hazır giyim ve konfeksiyon alanında 2025 yılı İhracat Şampiyonu geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Yeşim Satış Mağazaları ve Tekstil Fabrikaları olurken; altın, gümüş, bronz kategorilerinde toplam 61 firma ödül aldı. İhracat Şampiyonu ödülü Yeşim Tekstil adına Yeşim Tekstil CEO'su ve aynı zamanda UHKİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı da olan Şenol Şankaya'ya takdim edildi. Özkarakaşlı: “Hedefimiz Kilogram Başına İhracat Değerini Artırmak” Törenin açılışında konuşan UHKİB Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Özkarakaşlı, 2025 yılının küresel dinamikler açısından zorlu geçtiğine dikkat çekerek şunları aktardı: “Geride bıraktığımız 2025 yılı; küresel belirsizlikler, Avrupa'daki yavaşlama ve artan maliyetler nedeniyle sektörümüz adına kolay geçmedi. Ancak, güçlü ve esnek altyapımız sayesinde kararlılıkla ilerlemeyi sürdürdük. UHKİB olarak önümüzdeki dönemde temel hedefimiz; yalnızca fiyat rekabetine değil; sürdürülebilirlik, dijitalleşme, tasarım ve inovasyon odaklı bir dönüşümle kilogram başına ihracat değerimizi artırmaktır. Sektörümüzün küresel rekabet koşullarına uyum sağlaması ve değişen trendleri belirleyen bir yapıya kavuşması için projelerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz.” Çelik: “İhracat Kaslarımızı Kaybetmememiz Lazım” Tekstil ve hazır giyimin emek yoğun yapısıyla ihracata sunduğu katkının altını çizen TİM Başkan Vekili Baran Çelik, mevcut ekonomik konjonktüre işaret etti: “Böyle bir dönemde ödül alabilmek çok kıymetli. Tekstil ve hazır giyim emeğin yoğun olduğu bir sektör. Sektörün Türkiye'nin ihracatına çok önemli katkı bulunuyor ve bu katkı her geçen yıl daha da artıyor. Bununla birlikte enflasyon ve kur politikası dolayısıyla, döviz kurunun yüksek faizin gerisinde kalması, hepimizi olumsuz etkiliyor. Ülkemizi bir vücuda benzetirsek, ihracat, vücudun kaslı bacakları gibidir. Kaslar yara alma sorunuyla karşı karşıya. Kaslarımızı kaybetmememiz lazım. 3-4 yıldır bu süreç yaşanıyor. Umarım bu süreci sonlandırırız. Ödül alan kahramanları kutluyorum” Burkay: “Bursa Değişime Hızla Adapte Olacaktır” UİB'in 45 milyar dolara yaklaşan ihracat başarısıyla Birleşmiş Milletler'e üye 135 ülkeyi geride bıraktığını hatırlatan BTSO Başkanı İbrahim Burkay, konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu: “UİB günümüzde 45 milyar dolara yaklaşan ihracatıyla BM'ye bağlı 135 ülkenin ihracatını geride bırakmış durumda. Son 4 yıldır makro ekonomik dengelerde seyreden yüksek enflasyon ve döviz kurundaki baskı biz ihracatçıları zor durumda bırakıyor. Dolayısıyla, Bursa'nın en güçlü kasları olan üretim ve ihracat kasları, bu dönemde ciddi oranda zayıfladı. Bursa'nın zayıflayan kaslarını güçlendirmek için özellikle dış ticaret programlarımızla elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Sektörlerdeki kayba baktığımızda yine de en az kaybın yaşandığı şehrin Bursa olduğunu görüyoruz. Konjonktürel anlamda hangi sektör ön plana çıkarsa çıksın Bursa bu değişime hızla adapte olup gücünden bir değer kaybetmeyecektir. Ülke ekonomimize kattıkları değer dolayısıyla ödül alan bütün firmalarımızı tebrik ediyorum.” Öztürk: “Emeğin Karşılığı Dış Pazarlarda Karşılık Buluyor” Açılış konuşmasında Bursa'nın hazır giyimdeki gücüne değinen Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Kevser Öztürk ise şunları söyledi: “2025 yılı itibarıyla hazır giyim ihracatımız 847 milyon dolar. Bu başarı, Bursa'daki üretimin dış ülkelerde ne kadar edildiğinin göstergesi. Bir ürün fabrikadan çıktıktan sonra değer kazanmış oluyorsa da o ürünün ihracatla dış pazarlara sunuluyor olması, emeğin gerçek anlamda karşılığının da ifadesi oluyor. İhracat ödülüne layık görülen bütün firmalarımızı gönülden tebrik ediyorum.” Açılış konuşmalarının ardından, 2025 yılı ihracat performanslarıyla ödüle layık görülen başarılı firmalara ödülleri takdim edildi. Tören, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ‘‘Türkiye ekonomisinin kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaştı’’ Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ‘‘Türkiye ekonomisinin kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaştı’’

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ‘‘Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 oranında büyümüş, böylece kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaşmıştır. Zorlu küresel şartlara rağmen 2002 yılında 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 yılında 273,2 milyar dolara yükselmiştir’’ dedi. "Değişen Dünyada İstikrar Paradigması: Küresel Ticaretin Sorumluluk Perspektifiyle Yeniden İnşası" temasıyla kamu, iş dünyası, akademi ve uluslararası kuruluşların temsilcilerini bir araya getiren İstanbul Ticaret Kongresi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. İsrafil Kuralay, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Necip Şimşek, İstanbul Ticaret Üniversitesi Düşünce ve Proje Üretim Akademisi Müdürü ve Kongre Başkanı Nazım Ekren’in açılış konuşmalarıyla başladı. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), uluslararası iş dünyası ve akademiden isimleri İstanbul’da bir araya getiren kongrede, küresel ticaretin değişen dengeleri, jeopolitik riskler, yeşil ve dijital dönüşüm, ticaretin normları ve etik değerleri, ticari istihbarat ve ticari diplomasi çok boyutlu biçimde ele alındı. Açılış konuşmasında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Cevdet Yılmaz, "Bu kongre; küresel ticarette dengelerin değiştiği ve belirsizliklerin arttığı bir dönemde, ülkemizin üretim, ihracat ve yatırım imkânlarını ele almak açısından mühim bir buluşmadır. Etkinliğin "Değişen Dünyada İstikrarın Paradigması: Küresel Ticaretin Sorumluluk Perspektifiyle Yeniden İnşası" temasıyla gerçekleşmesi de yapılan istişareleri çok daha anlamlı kılmaktadır" dedi. Küresel ekonomi ve küresel ticaretin son yirmi yıllık döneminde krizlerin ve şokların giderek sıklaştığı bir sürece girildiğini belirten Yılmaz, "2026 yılında Rusya-Ukrayna savaşının yeni boyutlar kazanmasının yanı sıra, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın getirdiği enerji şoku, yalnızca enerji fiyatları üzerinden değil; üretim maliyetleri, enflasyon, lojistik, dış ticaret, finansal koşullar ve büyüme kanalları üzerinden de küresel ekonomiyi eş zamanlı olarak etkilemektedir. Dolayısıyla artık küresel ekonomide şokların istisnai değil, neredeyse sürekli olarak yönetilmesi gereken bir unsur haline geldiği bir yapıdan söz ediyoruz. İstikrarlı şekilde istikrarsızlık üreten bir ortamda, uluslararası kurumların ve kuralların giderek zayıfladığı bir dönemdeyiz. Dünya Ticaret Örgütü, 2025 yılında yüzde 4,6 büyüyen küresel mal ticaretinin 2026 yılında yüzde 1,9 büyüyeceğini öngörürken Uluslararası Para Fonu da küresel büyümenin yüzde 3’e gerileyeceğini tahmin etmektedir. Küresel ekonomide ağırlık merkezi gelişmekte olan ülkelere ve özellikle doğuya kayarken rekabet; fiyatın yanı sıra sanayi politikaları, teknoloji ve ölçek ekonomileri üzerinden şekillenmektedir. Türkiye ekonomisi, bu zorlu küresel şartlarda üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle diğer ülke ve bölgelere kıyasla daha pozitif ayrışmayı başarmıştır" şeklinde konuştu. ‘‘Türkiye ekonomisinin kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaştı’’ Gayrisafi yurt içi hasılasının 2025 yılında 1,6 trilyon dolara yükseldiğini 2026 yılının ilk yarısı itibarıyla da yıllıklandırılmış olarak 1,7 trilyon doları aştığını belirten Yılmaz "Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 oranında büyümüş, böylece kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaşmıştır. Zorlu küresel şartlara rağmen 2002 yılında 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 yılında 273,2 milyar dolara yükselmiştir. Hizmet ticaretinin küresel ticaret ve değer zincirleri içindeki payı da her geçen gün artmaktadır. Türkiye’nin hizmet ihracatı 2002 yılındaki 14 milyar dolar seviyesinden 2025 yılında 125 milyar dolara yükselmiş, ülkemiz en fazla hizmet ihracatı gerçekleştiren ülkeler arasında 22’nci sıraya yerleşmiştir. Sağladığımız 63 milyar dolarlık hizmet ticareti fazlasıyla bu alanda dünyada altıncı sıradayız. Mal ve hizmet ihracatı toplamımız 2025 yılında 400 milyar dolara yaklaşarak tüm zamanların rekorunu kırmıştır. Ağustos ayı itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatımız 280 milyar doları geçerken mal ve hizmet ihracatımızın ise 405 milyar dolara aşacağını öngörüyoruz" ifadelerini kullandı. ‘‘Reel sektörümüzün her zaman yanındayız’’ İhracatçılara sağlanan desteklerden de bahseden Yılmaz, ‘‘İhracatımızın daha yüksek katma değerli, daha rekabetçi ve daha geniş bir coğrafyaya yayılan yapıya kavuşması için, firmalarımızı ihracata hazırlıktan pazarlamaya, tasarımdan küresel firmalara tedarikçi olmaya kadar her aşamada destekliyoruz. Bu kapsamda, seçici bir yaklaşımla ihracatçılarımızın finansmana erişim imkanlarını genişletiyoruz. Reel sektörümüzün her zaman yanındayız. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatına toplam 33 milyar lira destek sağladık; 2026 yılında bu amaçla ayrılan toplam bütçeyi 45 milyar liraya çıkardık’’ diye konuştu. İTO Başkanı Avdagiç: ‘‘Küresel ticaretin yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır’’ İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, ise yaptığı konuşmada, ‘‘Küresel ticaretin sorumluluk perspektifiyle yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır. Türkiye, son 25 yılda sağladığı ekonomik istikrarla, sağlam altyapısıyla, nitelikli işgücüyle, ikiz dönüşümdeki kararlılığıyla, savunma sanayiinde elde ettiği güçlü birikimle, yakın tedarik üssü olmasıyla ve lojistik üstünlükleriyle büyük bir avantaja sahip’’ değerlendirmesinde bulundu. Avdagiç, jeopolitik ve jeoekonomik gerilimlerin, korumacı ticaretin, yüksek gümrük tarifelerinin, tedarik zinciri sorunlarının, enerji ve lojistik maliyetlerindeki devasa dalgalanmaların, dijital ve yeşil dönüşüm ile baş döndürücü teknolojik gelişmelerin yaşandığı bir süreçten geçtiğimizi vurguladı. BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı verilerine göre küresel mal ve hizmet ticaretinin 2025'te 35,2 trilyon doları aşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını belirten Avdagiç, ‘‘Korumacı politikaların yeniden yükselmesinin, jeopolitik gerilimlerin ve tedarik zincirindeki kırılmaların yol açtığı maliyet artışları, dünya ticareti için ciddi bir tehdit. Öyle ki Dünya Ticaret Örgütü, küresel GSYİH'nin yüzde 6,9'a kadar azalabileceğini ve ticaretin, en başta yoksul ülkeleri vuracak bir parçalanma riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor" ifadelerini kullandı. İTO Başkanı Avdagiç sözlerine şöyle devam etti: "Kongremizin temasında ortaya koyduğumuz gibi, küresel ticaretin sorumluluk perspektifiyle yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır. O yüzden bu kongrede soyut bir başlık konuşmuyoruz. Dört oturuma yayılmış somut bir yol haritası sunuyoruz. Böylece bugünün tüccarının yalnızca fiyat ve kaliteyle değil finansmana erişim, enerji maliyeti, teslimat güvenilirliği, mevzuata uyum ve bilgi kapasitesiyle de rekabet etmek zorunda olduğunun altını çiziyoruz. Bunları içeren yeni bir rota çizilmesini öneriyoruz."

Bursa'da emeklilerden Cavit Çağlar’a vefa Haber

Bursa'da emeklilerden Cavit Çağlar’a vefa

Devlet eski Bakanı Cavit Çağlar’a emekliler adına teşekkür plaketi takdim eden TÜED Uludağ Başkanı Kenan Pars, “Yüz binlerce kişinin yuvasında Cavit Çağlar’ın emeği var.” dedi. Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars’ın teşekkür plaketi takdim ettiği Devlet eski Bakanı Cavit Çağlar, “Emeklilerin durumu mutlaka gözden geçirilmeli.” değerlendirmesini yaptı. Devlet eski Bakanı Cavit Çağlar, plaket jesti için TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars’a teşekkür ederek, “Hayatım boyunca üretmeye, istihdam oluşturmaya ve insanımıza ekmek kapısı açmaya büyük önem verdim. Yıllar önce birlikte çalıştığımız insanların bugün emekli olarak aileleriyle huzur içinde hayatlarını sürdürdüklerini görmek, benim için en büyük mutluluklardan biridir. Bu plaketler benim için çok büyük anlamlar ifade ediyor; alın terine, emeğe ve dostluğa verilen değerin güzel birer göstergesi. Kenan Pars başta olmak üzere Türkiye Emekliler Derneği Uludağ Şubesi’ne bu anlamlı vefa için gönülden teşekkür ediyorum. Bugün emeklilerin durumu çok kötü. Bir an önce gözden geçirilmesi lazım. Ben hayata sıfırdan başlayıp 30 bin kişinin çalıştığı 5 büyük fabrikanın sahibi oldum. Bizden emekli olup ayrılanlar, tazminatlarıyla ev ve araba alabiliyorlardı. Bugün büyük uçurum oldu. Enflasyon, bir canavar. Bir an önce bu canavarın yok edilip enflasyonun düşürülmesi gerekir.” diye konuştu. İKİ TEŞEKKÜR PLAKETİ TAKDİM ETTİ Bursa’nın sanayisine, ekonomisine ve istihdamına yaptığı katkılar nedeniyle Devlet eski Bakanı Cavit Çağlar’a iki teşekkür plaketi takdim eden TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars ise plaketlerden birinin Devlet eski Bakanı olarak yaptığı hizmetler için; diğeri de fabrikalarında yüz binlerce kişiye istihdam kapısı açıp emekliliğe giden yolda büyük katkılar sağladığı için olduğunu ifade etti. Pars, "Sayın Cavit Çağlar; yalnızca bir iş insanı ve siyasetçi olarak değil, aynı zamanda yıllar boyunca yüz binlerce kişiye istihdam sağlayan ve onların hayatlarına dokunan bir isim olarak görülmeli. İnsanlar o fabrikalarda alın teri döktü, kazandıkları ekmekle çocuklarını okuttu, yuvalarını kurdu. Yıllar sonra emekli olduklarında ise geride bıraktıkları emeğin karşılığıyla ailelerine onurlu bir hayat sürüyorlar. Vefa, geçmişe bakıp teşekkür edebilme erdemidir. Bunlar sadece birer teşekkür plaketi değildir. Bu plaketler, emeğe duyduğumuz saygının, geçmişimize duyduğumuz vefanın ve Sayın Cavit Çağlar’a olan minnetimizin ifadesidir. Bugün emekli olmuş tüm çalışanlarımız adına Sayın Bakanımıza bir kez daha teşekkür ediyorum. Kendisine sağlık, huzur ve mutluluk içerisinde nice güzel yıllar diliyorum.” diye konuştu.

Fransa’da yakıt krizi: Sürücüler depoya yemeklik yağ koyuyor Haber

Fransa’da yakıt krizi: Sürücüler depoya yemeklik yağ koyuyor

Fransa’da akaryakıt fiyatlarının rekor seviyelere çıkması ve yeni zam beklentisinin güçlenmesi, sürücüleri alışılmışın dışında yöntemlere yöneltti. Motorinin litre fiyatının 2.29 Euro'ya (yaklaşık 130 TL), benzinin ise 2.12 Euro'ya (yaklaşık 122 TL) yükseldiği ülkede bazı dizel araç sahipleri, depolarına kolza yağı veya filtrelenmiş kızartma yağı ekleyerek yakıt maliyetini düşürmeye çalışıyor. Fransa'da akaryakıt fiyatlarındaki sert yükseliş, sürücülerin üzerindeki ekonomik baskıyı artırdı. Orta Doğu’daki gerilimler ve Hürmüz Boğazı’ndaki petrol trafiğine ilişkin belirsizlikler nedeniyle pompa fiyatları 2 Euro'nun üzerinde kalırken, yeni zam ihtimali de endişeleri büyüttü. Motorinin litre fiyatı ortalama 2.29 Euro'ya (yaklaşık 130TL), benzinin litre fiyatı ise 2.12 Euro'ya (yaklaşık 122 TL) çıktı. Yakıt masrafını azaltmak isteyen bazı dizel araç sahipleri ise çözümü marketten aldıkları kolza yağında ya da filtrelenmiş kızartma yağında aramaya başladı. Yemeklik yağ yöntemi yeniden gündemde Akaryakıt fiyatlarındaki artış, özellikle eski dizel araç sahipleri arasında farklı arayışları yeniden gündeme getirdi. Bazı sürücüler, motorin yerine tamamen yemeklik yağ kullanmasa da depoya kolza yağı ekleyip üzerine bir miktar motorin koyarak yakıt maliyetini düşürmeye çalışıyor. Yöntemin tek bir sürücüyle sınırlı olmadığı, fiyatların yükselmesiyle benzer uygulamaların daha fazla konuşulmaya başlandığı belirtiliyor. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde Lucas’ın aracına marketten aldığı kolza yağını doldurduğu görülüyor. Yaklaşık 2 yıldır bu yöntemi kullandığını söyleyen Lucas, depoyu tamamen yağla doldurmadığını, karışıma bir miktar motorin eklediğini belirten sürücü Lucas, "Kolza yağını litresi yaklaşık 1.45 Euro'ya alıyorum (83 TL). Depoyu sadece yağla doldurmuyorum, üzerine 10 Euro'luk motorin ekliyorum" dedi. Bu yöntemle litre başına yaklaşık 70 sent (yaklaşık 39 TL) tasarruf ettiğini ifade eden Lucas, aracında şu ana kadar belirgin bir sorun yaşamadığını savundu. Lucas, "Aracımda bir problem yok. Duman atmıyor, daha fazla tüketmiyor. Gördüğüm tek fark, cebimde kalan para" ifadelerini kullandı. Yöntemin yasal olmadığını bildiğini, ancak yakıt fiyatları nedeniyle bu riski göze aldığını söyleyen Lucas, "Bunun yasa dışı olduğunu biliyorum ama bana göre riskinden çok faydası var" diyerek kontrol riskinin düşük olduğunu savundu. Kullanılmış kızartma yağı da depoya giriyor Kolza yağının yanı sıra kullanılmış kızartma yağı da bazı sürücüler tarafından alternatif olarak görülüyor. Restoranlardan, seyyar yemek işletmelerinden ve etkinliklerde yiyecek satışı yapan derneklerden toplanan yağlar, bazı eski dizel araçlarda kullanılmadan önce bekletiliyor ve filtreleniyor. Yemeklik yağın bazı eski tip dizel motorlarda yanabildiği belirtilse de uzmanlar, bu yöntemin her araç için uygun olmadığı konusunda uyarıyor. Özellikle yeni nesil dizel araçlarda enjeksiyon sistemlerinin daha hassas olduğu, yemeklik yağın motorine göre daha yoğun olması nedeniyle püskürtme, yanma ve filtreleme sistemlerinde sorunlara yol açabileceği ifade ediliyor. Eski tip motorlarda dahi enjektörlerin kirlenmesi, yakıt filtrelerinin daha hızlı tıkanması ve soğuk havalarda çalıştırma sorunları yaşanabiliyor. Kısa vadede yakıttan tasarruf etmeye çalışan sürücülerin, uzun vadede yüksek tamir masraflarıyla karşılaşabileceği belirtiliyor. Uzmanlara göre marketten alınan kolza yağı ile yasal olarak satılan biyodizel aynı şey değil. Biyodizel, sanayi süreçlerinden geçirilerek motorinle uyumlu hale getiriliyor. Ham yemeklik yağın doğrudan araç deposuna konulması ise motor ve yakıt sistemi açısından riskli görülüyor. Tasarruf sağlıyor, ama yasal değil Fransa’da araçlarda kullanılan yakıtlar teknik, çevresel ve vergisel kurallara tabi tutuluyor. Bu nedenle yemeklik yağın doğrudan karayolunda kullanılan araçlarda yakıt olarak kullanılması serbest bir uygulama olarak değerlendirilmiyor. Bu yöntemle yola çıkan sürücüler para cezası riskiyle karşı karşıya kalabiliyor. Uygun olmayan yakıtla araç kullanmanın bazı durumlarda 135 Euro'ya (yaklaşık 7 bin 600 TL) kadar ceza riski doğurabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, bunun araç garantisi, sigorta ve araç muayenesi açısından da sorun oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Fransa’da ekonomik baskı artıyor Akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş, Fransa’da giderek ağırlaşan ekonomik tablonun günlük hayata yansıyan en görünür örneklerinden biri oldu. Ülkede büyüme yavaşlarken, enflasyon, kamu borcu, bütçe açığı, borçlanma maliyetleri ve alım gücü üzerindeki baskı aynı anda artıyor. Fransız hükümeti, 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 0.7’den yüzde 0.5’e düşürürken, 2027 için yalnızca yüzde 1’lik sınırlı bir toparlanma öngörüyor. Ancak mevcut göstergeler, toparlanmanın zayıf ve kırılgan olabileceğine işaret ediyor. Fransa’nın kamu borcunun 2026’da 3.6 trilyon euroyu aşarak milli gelirin yaklaşık yüzde 118.5’ine ulaşabileceği belirtiliyor. Borç yükü artarken, devletin bu borç için ödediği faiz de bütçe üzerindeki baskıyı büyütüyor. Bu yıl borç servis maliyetinin 65 milyar Euro'ya çıkabileceği ifade edilirken, bazı hesaplamalarda 2026’da faiz ödemelerinin 77.4 milyar Euro seviyesine ulaşabileceği uyarısı yapılıyor. Bu tablo, hükümetin bütçe açığını azaltma hedefini de zorlaştırıyor. Hane halkı açısından da durum giderek daha ağır hissediliyor. Enerji ve yakıt fiyatlarındaki artış, gıda ve ulaşım giderleriyle birleşince alım gücü üzerindeki baskı daha görünür hale geldi. Enflasyonun yıl sonuna doğru yeniden yükselmesi, tüketici harcamalarının zayıflaması ve işsizlik beklentilerindeki bozulma, ekonomik kaygıları artırıyor. Bu nedenle bazı sürücülerin kolza yağı ya da filtrelenmiş kızartma yağı gibi yasal ve teknik açıdan riskli yöntemlere yönelmesi, yalnızca akaryakıt pahalılığının değil, Fransa’da büyüyen hayat pahalılığı ve ekonomik sıkışmanın da bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Merkez Bankası faizi değiştirmedi, yüzde 37’de sabit tuttu Haber

Merkez Bankası faizi değiştirmedi, yüzde 37’de sabit tuttu

Merkez Bankası, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tuttu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararını açıkladı. Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar verdi. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tuttu. Karar metninde şu ifadelere yer verildi: ''Aylık dalgalanmalara karşın, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergeler enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret etmektedir. İktisadi faaliyete ilişkin veriler ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalması iç talepteki zayıf seyri teyit etmektedir. Diğer taraftan, jeopolitik gelişmeler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatları enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmaktadır. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır. ''

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı sonrasında açıklamalarda bulundu. Kabinenin 71. toplantısını tamamladıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokakların daha emniyetli hale getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettiklerini belirtti. Erdoğan, ayrıca toplantıda vatandaşların refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldıklarını da açıkladı. "Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyet’e atlayan tarih okumalarını kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz" Kendilerinin tarihine sırt çeviren değil, ‘Mazisi olmayanın istikbali olmaz’ düsturuyla hareket eden bir kadro olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyetini bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sari köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkârcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu’yu, Osmanlı’yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyet’e atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar Türkiye’yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan, ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir. Tek parti döneminde bu tarz projeler uygulanmak istenmiştir. Ama milletimizi ruh kökünden koparmaya amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz" diye konuştu. "Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız" MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ve başka parti liderlerinin katılımıyla Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümünü kutladıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Malazgirt’ten verdiğimiz mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördük. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz. Türkiye hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır, olmaya da devam edecektir. Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine, içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye’ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz" açıklamasında bulundu. "(Girne’deki gemi kazası) 9 gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz" Girne açıklarında gerçekleşen gemi kazası ile ilgili de konuşan ve son durum hakkında bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı’mızı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladık. Girne’den Taşucu’na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti, 14 kardeşimiz ise halen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile iş birliği içerisinde hâlihazırda 9 gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dahil 8 mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci resmî kurumlarımızca yakından takip edilmektedir. Aynı şekilde 2 Eylül’de Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama kurtarma çalışmalarımızla devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum" ifadelerini kullandı. "Dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz" Türkiye’nin tarihî ve kültürel birikimiyle, büyük iktisadi ve beşeri potansiyeli ile dünyada yıldızının giderek parlayan bir ülke olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihî bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlar arası yakınlaşmanın, ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şanghay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir. Teşkilat, 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisi ile çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek’te icra edilen Liderler Zirvesi’ne iştirak ederek bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye’nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler’in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz" diye konuştu. "Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık" Geride kalan haftada ekonomiye dair önemli verilerin açıklandığını hatırlatan ve bu konuda değerlendirmede bulunan Erdoğan, "İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının ilk 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülden tebrik ediyorum" dedi. "İsrail’in tertip ve tahrikleri ile başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir" Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerinin tüm dünya gibi Türkiye’de de hissedildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Amerika dahil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihî seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki düğüm çözülmedikçe petrol fiyatlarındaki artışların herkesi zorlamaya devam edeceği anlaşılıyor. Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: İsrail’in tertip ve tahrikleri ile başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad Mutabakatını akim bırakan da yine İsrail’in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız Orta Vadeli Program bunun en son örneğidir" ifadelerini kullandı. "Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız" Orta Vadeli Program ile gelecek üç yıla ait yol haritasının kamuoyuyla paylaşıldığını söyleyen Erdoğan, "Orta Vadeli Program’la tarım ve sanayi sektörleri ile turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin arttırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir. Aynı şekilde enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını arttıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye, Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makroekonomik rotasını belirleyen Orta Vadeli Program’ın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor, programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum" diye konuştu. "190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği iklim zirvesini, tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz" Bugünkü Kabine Toplantısında 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek olan COP31 Zirvesi’nin ele alındığını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP31’e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttüğümüz hazırlıklar devam ediyor. Organizasyonu toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya Expo alanında gerçekleştireceğiz. Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya’mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ’mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık. Tüm bunlar elbette sadece COP31 için yapılmadı. Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek ama bu yollar, bu yatırımlar, işte Ankara’da olduğu gibi milletimize kalacak. Milletimiz tarafından uzun yıllar kullanılacak. Expo alanı yenilenmiş haliyle Antalya’nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya’mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği iklim zirvesini, tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz" Kabine Toplantısında görüşülen bir diğer konunun ‘Kiralık Konut’ projesi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ev Sahibi Türkiye’ diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlatmış ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kurallarımızı çekmiştik. İnşallah 2027 Mart itibarıyla anahtarlarımızı teslim etmeye başlayacağız. Tabii bu proje kapsamında bir de Kiralık Konut projemizi açıklamıştık. İstanbul’da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz. İnşallah ekim ayında ilk 1000 kiralık konutun kurasını çekeceğiz. Evleri piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleri ile vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız" dedi. "Bu yıl sonu bitmesi planlanan ’Yarısı Bizden’ projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz" ‘Yarısı Bizden’ kampanyasıyla İstanbul’daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırdıklarını da söyleyen Erdoğan şöyle devam etti: "Bugüne kadar 108 bin 881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına, 435 bin 683 bağımsız bölümün de yapım süreçlerini başlattık. Yıl sonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul’daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız. Burada İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yıl sonu bitmesi planlanan Yarısı Bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız Yarısı Bizden kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı uğurlu olsun diyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan, son olarak dün akşam oynanan final müsabakasında İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste 2. defa Avrupa şampiyonu olan A Milli Kadın Voleybol Takımı’nı tebrik etti. 14 Eylül’de başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılının öğrencilere, ailelere, hocalara hayırlı olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızın da altını çizerek ifade etmek istiyorum" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.