Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Enfeksiyonlar

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Enfeksiyonlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enfeksiyonlar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kemik ağrısı yaşayanlar dikkat Haber

Kemik ağrısı yaşayanlar dikkat

Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, özellikle ileri yaşta ortaya çıkan uzun süreli kemik ağrıları, açıklanamayan kansızlık ve böbrek fonksiyonlarındaki bozulmanın, plazma hücrelerinden kaynaklanan önemli bir kan hastalığı olan multiple myelom açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Multiple myelomun, bağışıklık sisteminin önemli hücrelerinden biri olan plazma hücrelerinin kontrolsüz çoğalması sonucu gelişen bir hematolojik kanser olduğunu ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, hastalığın yalnızca kemikleri değil, böbrekler başta olmak üzere birçok organı etkileyebildiğini söyledi. Durusoy, "Multiple myelom, özellikle ileri yaş grubunda daha sık görülür. Hastalık, kemik iliğinde çoğalan anormal plazma hücrelerinin hem normal kan üretimini bozması hem de salgıladığı anormal proteinler nedeniyle farklı organlarda hasara yol açabilir. Bu nedenle erken teşhis, organ hasarını önlemek açısından büyük önem taşır" dedi. Multiple myelomun en sık görülen belirtilerine değinen Dr. Durusoy, şu değerlendirmelerde bulundu: "Hastalarda en sık kemik ağrıları, kansızlığa bağlı halsizlik ve yorgunluk, böbrek fonksiyonlarında bozulma, kanda kalsiyum yüksekliği ve tekrarlayan enfeksiyonlar görülebilir. Özellikle ileri yaşta başlayan, nedeni açıklanamayan bel ve sırt ağrıları, kolay gelişen kemik kırıkları, kansızlık ve böbrek değerlerinde bozulma birlikte bulunuyorsa multiple myelom mutlaka akla gelmelidir. Bu belirtiler farklı hastalıklarda da görülebilir. Şikâyetlerin birlikte değerlendirilmelisi, doğru teşhis açısından büyük önem taşımaktadır. Multiple myelom teşhisi yalnızca tek bir kan tahliliyle konulamamaktadır. Teşhis süreci kapsamlı değerlendirme gerekmektedir. Tam kan sayımı, böbrek fonksiyon testleri ve biyokimyasal incelemelerin yanı sıra serum ve idrar protein elektroforezi, immünfiksasyon, serbest hafif zincir analizleri, kemik iliği incelemesi ve görüntüleme yöntemlerinden yararlanıyoruz. Bu değerlendirmeler sayesinde hem hastalığın varlığını hem de organ tutulumunu ayrıntılı olarak ortaya koyabiliyoruz." Hastalığın biyolojik özelliklerinin tedavi seçiminde giderek daha fazla önem kazandığını belirten Dr. Durusoy, "Kemik iliğinden elde edilen örneklerde yapılan sitogenetik ve moleküler incelemeler, hastalığın risk grubunu belirlememize yardımcı oluyor. Böylece her hastaya en uygun ve en etkili tedavi yaklaşımını planlayabiliyoruz. Multiple myelom tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Günümüzde birçok etkili tedavi seçeneği bulunmaktadır. Artık tedavi yalnızca klasik kemoterapiyle sınırlı değil. Proteazom inhibitörleri, immünmodülatör ilaçlar, monoklonal antikor tedavileri ve uygun hastalarda otolog kök hücre nakli standart tedavi seçenekleri arasında yer alıyor. Hastalığın nüks ettiği bazı olgularda ise CAR-T hücre tedavileri ve bispesifik antikorlar gibi yenilikçi tedavi yöntemlerinden de yararlanabiliyoruz" şeklinde konuştu. Dr. Durusoy, tedavinin temel hedefinin hastalığı mümkün olan en derin düzeyde baskılamak, organ hasarını önlemek, yaşam kalitesini artırmak ve hastaların uzun süre sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlamak olduğunu ifade etti. Açıklamasının sonunda toplumda farkındalığın artırılması gerektiğine dikkat çeken Dr. Sertaç Durusoy, şu çağrıda bulundu: "Uzun süren kemik ağrıları, açıklanamayan kansızlık, böbrek fonksiyonlarında bozulma, tekrarlayan enfeksiyonlar veya kolay gelişen kemik kırıkları ihmal edilmemelidir. Özellikle bu belirtiler bir arada bulunuyorsa vakit kaybetmeden hematoloji uzmanına başvurulmalıdır. Multiple myelomda erken teşhis, yalnızca tedavi başarısını artırmakla kalmaz; böbrek yetmezliği, kemik kırıkları ve diğer organ hasarlarının önlenmesinde de kritik rol oynar. Doğru zamanda yapılan değerlendirme ve kişiye özel tedavi planlaması, hastalarımızın yaşam süresi ve yaşam kalitesini önemli ölçüde artırmaktadır."

Aşırı terleme kalp yetmezliğinin habercisi olabilir Haber

Aşırı terleme kalp yetmezliğinin habercisi olabilir

Terleme, vücudun sıcaklık dengesini korumak için gerçekleştirdiği doğal bir mekanizma olarak bilinirken, aşırı terleme bazı kişilerde günlük yaşamı ve sosyal hayatı olumsuz etkileyebilecek boyutlara ulaşabiliyor. Uzmanlara göre aşırı terleme, vücudun ısı düzenlemesi için ihtiyaç duyduğundan daha fazla ter üretmesiyle ortaya çıkıyor. Ter bezlerinin herhangi bir sıcak ortam, egzersiz veya belirgin bir neden olmaksızın aşırı çalışması durumunda kişiler kıyafet değiştirmek zorunda kalabiliyor, günlük aktivitelerinde zorluk yaşayabiliyor. Aşırı terlemenin en sık görüldüğü bölgeler arasında avuç içleri, ayak tabanları, koltuk altları ve yüz bölgesi yer alıyor. PEK ÇOK FARKLI NEDENİ OLABİLİR Aşırı terleme; genetik yatkınlık, enfeksiyonlar, diyabet, tiroit hastalıkları, obezite, kalp yetmezliği gibi sağlık sorunlarının yanı sıra menopoz ve hamilelik gibi hormonal değişimlere bağlı olarak da gelişebiliyor. Hastalıkla ilişkili olmayan primer bölgesel aşırı terleme ise genellikle stres, egzersiz, sıcaklık artışı ve genetik faktörlerle tetiklenebiliyor. Sekonder aşırı terleme olarak adlandırılan ve başka bir sağlık sorununa bağlı gelişen durumlarda ise diyabet, tiroit bozuklukları, sinir sistemi hastalıkları, alkol kullanımı, solunum ve kalp yetmezliği gibi nedenler araştırılıyor. Aşırı terleme belirtileri yaş gruplarına göre farklılık gösterebiliyor. Ciltte sürekli nem hissi, kıyafetlerde ter lekeleri, vücut kokusunda artış, cilt tahrişi ve enfeksiyon eğilimi sık görülen belirtiler arasında bulunuyor. Çocuklarda aşırı terleme; yazı yazarken kâğıdın ıslanması, bilgisayar klavyesi kullanırken zorlanma veya enstrüman çalmada güçlük gibi işlevsel problemlere neden olabilirken, yetişkinlerde daha çok sosyal yaşamı etkiliyor. Bazı kişiler el sıkışmaktan kaçınabiliyor veya sosyal ortamlarda rahatsızlık hissedebiliyor. İleri vakalarda eller silindikten kısa süre sonra yeniden yoğun terleme görülebilirken, nadiren ciltte renk değişikliği ve pullanma gibi dermatolojik bulgular da ortaya çıkabiliyor. TANI VE TEDAVİDE NEDEN ARAŞTIRILIYOR Aşırı terleme şikâyeti olan kişilerin öncelikle dahiliye veya dermatoloji uzmanlarına başvurması öneriliyor. Gerekli durumlarda endokrinoloji, nöroloji veya ilgili diğer branşlardan destek alınabiliyor. Tanı çoğunlukla hastanın öyküsü ve fizik muayene ile konulurken; kan testleri, tiroit fonksiyonları, kan şekeri ölçümleri ve hormonal incelemelerle altta yatan hastalıkların araştırılması sağlanıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Meral Maralcan, aşırı terleme tedavisinin hastalığın tipine, şiddetine, etkilenen bölgeye ve altta yatan nedene göre kişiye özel planlandığını söyledi. Maralcan, aşırı terlemenin yalnızca bir konfor problemi olmadığını, bazı durumlarda farklı sağlık sorunlarının belirtisi olabileceğini belirterek, yaşam kalitesini etkileyen yoğun terleme şikâyetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.