Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Enerji Verimliliği

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Enerji Verimliliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Verimliliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

60’ı aşkın projeyle Bursa’nın geleceğine BTSO imzası Haber

60’ı aşkın projeyle Bursa’nın geleceğine BTSO imzası

Yeni dönem vizyonunun odağında yüksek teknolojili ve katma değerli üretimin yaygınlaştırılması, KOBİ’lerin ölçek ekonomisinin sunduğu imkânlarla buluşturulması, lojistik altyapının güçlendirilmesi ve geleceğin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi yer alıyor. Sanayiden teknolojiye, eğitimden ihracata, lojistikten yeşil ve dijital dönüşüme uzanan projeler bu hedeflerin sahadaki karşılığını oluşturuyor. Bu vizyonun en somut halkalarından TEKNOSAB yeni nesil üretim anlayışına yön verirken; GUHEM gençleri uzay ve havacılık teknolojileriyle buluşturuyor. Bursa Business School iş dünyasını geleceğin rekabete hazırlarken, BUTEKOM ve mükemmeliyet merkezleri ileri teknolojiye erişimi kolaylaştırıyor. UR-GE ve HİSER projeleri ise firmaların yeni pazarlara açılmasına ve dünyanın farklı coğrafyalarındaki alıcılarla doğrudan temas kurmasına imkân tanıyor. TEKNOSAB ile sanayide yeni dönem BTSO’nun dönüşüm hamlesinin en önemli adımlarından biri olan Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi TEKNOSAB, Türkiye’nin yüksek teknoloji odaklı ikinci planlı organize sanayi bölgesi niteliğiyle hayata geçirildi. "Yerli, Yenilikçi ve Yeşil Üretim" vizyonuyla kurulan bölge, yüksek teknoloji yatırımlarını güçlü ulaşım, enerji ve dijital altyapıyla buluşturuyor. KOBİ OSB projesiyle küçük ve orta ölçekli işletmelerin modern üretim alanlarına kavuşması, büyük sanayi kuruluşlarıyla aynı değer zincirinde yer alması ve ölçek ekonomisinin avantajlarından yararlanması hedefleniyor. TEKNOSAB Lojistik Park, Organize Ticaret Bölgeleri, Data Center, Teknopark, Serbest Bölge, Gıda OSB, Defence Hub ve KOBİ Diyalog gibi yatırımlar da bütüncül bir ekonomik ekosistem oluşturuyor. Üretimle lojistik aynı ekosistemde TEKNOSAB’ın küresel pazarlara erişimini güçlendirecek Lojistik Park’ın temeli Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla atıldı. Girişim Sermayesi Yatırım Fonu modeliyle hayata geçirilen proje; depolama, dağıtım ve tedarik zinciri yönetimini ileri teknolojilerle buluşturacak. Otoyol, demiryolu yük istasyonu ve liman bağlantılarından faydalanacak projede yapay zekâ destekli rota planlama, otonom depo yönetimi, robotik sistemler ve yenilenebilir enerji uygulamaları hayata geçiriliyor. Uludağ’da iş dünyasının yeni buluşma merkezi İnsan kaynağına yönelik yatırımların başında gelen Bursa Business School, Uludağ’ın simge yapılarından tarihi Kirazlıyayla Sanatoryumu’nun özgün mimarisiyle iş dünyasına kazandırılmasıyla kuruldu. Merkez; eğitim programları, şirket toplantıları, zirveler ve uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yaparak liderlik, strateji, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik gibi alanlardaki yetkinliklerin gelişmesine katkı sağlıyor. Bir hayalden Türkiye’nin uzay merkezine 2013 vizyonunun sembol projelerinden biri olan Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi GUHEM, Türkiye’nin bu alandaki ilk interaktif eğitim merkezi olarak çocukların ve gençlerin bilim ve havacılık ilgisini uygulamalı deneyimlerle güçlendiriyor. Bu yıl ilk öğrencilerini ağırlayan GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Fen Lisesi ile merkezin teknolojik altyapısı akademik eğitimle buluşturuldu. Öğrenciler laboratuvarlardan, simülasyonlardan ve üretim atölyelerinden yararlanırken, havacılık ve savunma sanayii firmalarıyla kurulan iş birlikleri sayesinde sektörle doğrudan temas kurma imkânına sahip oluyor. Bursa sanayisinin katma değerli üretime geçişinde kilit rol oynayan BUTEKOM; laboratuvar, test, muayene, prototipleme ve Ar-Ge altyapısıyla firmaların ileri teknolojiye erişimini kolaylaştırıyor. Merkez bünyesindeki tekstil, teknik tekstil ve kompozit mükemmeliyet merkezleri yeni ürün geliştirme süreçlerine katkı sağlarken, Yeni Nesil Araç Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi elektrikli, hibrit ve otonom araç dönüşümünün ihtiyaç duyduğu insan kaynağına odaklanıyor. Bursa Model Fabrika yalın üretim ve verimlilik süreçlerini desteklerken, Enerji Verimliliği Merkezi firmaların maliyetlerini azaltan temiz üretim çalışmalarına rehberlik ediyor. BTSO, üretimdeki dönüşümü eğitim yatırımlarıyla taçlandırıyor. BUTGEM modern sınıf ve atölyeleriyle mesleki becerilere sahip insan kaynağının yetişmesine katkı sağlarken, MESYEB mesleki yeterlilik ve belgelendirme alanında Türkiye çapında öncü bir kapasiteye ulaştı. BTSO Akademi iş dünyasının gelişim ihtiyaçlarına cevap verirken, Mutfak Akademi turizm ve gastronomi sektörüne nitelikli iş gücü kazandırıyor. Ticaret Bakanlığı destekli UR-GE ve HİSER projeleri kapsamında binlerce firma uluslararası ticaret ağlarına katıldı. Yurt dışı pazarlama faaliyetleri, alım heyetleri, fuarlar ve tedarikçi buluşmalarıyla firmaların küresel etkinliği artırılırken, BTSO iştiraki KFA Fuarcılık kentin ticaret vizyonuna büyük bir ivme kazandırdı. HOMETEX, Junioshow, Bursa Food Point, Blok Mermer, MEX ve Rising City gibi organizasyonların yanı sıra dünyanın farklı ülkelerindeki fuar katılımları sürdürülüyor. KFA Fuarcılık’ın Bursa Fuar Merkezi’nin yönetimini üstlenmesiyle uluslararası fuarcılık altyapısı yeni bir döneme taşındı. Tedarikçi Günleri kapsamında Turkish Technic, BAYKAR, ROKETSAN, TUSAŞ ve TEI gibi öncü kurumlarla gerçekleştirilen görüşmeler, havacılık ve savunma sanayiinde yeni iş birliklerinin önünü açıyor. Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nde yürütülen çalışmalar, dijital dönüşüm projeleri ve e-ticaret uygulamaları kentin köklü ticaret kültürünü yeni ekonomiyle buluşturuyor. Oda hizmetlerinde hayata geçirilen dijitalleşme uygulamaları sonucunda BTSO, TOBB’un akreditasyon sisteminde en üst seviye olan 7 Yıldızlı Akreditasyon Belgesi’ni almaya hak kazandı. "Bursa’nın gelecek 50 yılını planladık" 2013 yılında ortaya koydukları vizyonun temelinde Bursa’nın üretim ve girişimcilik kültürünü geleceğin ekonomisine hazırlama hedefinin bulunduğunu söyleyen BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, şunları kaydetti: "Bursa, Türkiye’nin üretim kabiliyeti en yüksek şehirlerinden biri. Biz yola çıkarken bu güçlü birikimi geleceğin teknolojileriyle buluşturmayı, firmalarımızın rekabet gücünü artırmayı ve şehrimizin öncü rolünü daha da ileri taşımayı hedefledik. Bugün geldiğimiz noktada 60’ı aşkın makro proje ve çalışmayla güçlü bir ekosistem oluşturduk. Dünya ekonomisi teknoloji ve sürdürülebilirlik ekseninde büyük bir dönüşümden geçiyor; Bursa da bu değişimi takip eden değil, yön veren kentlerin başında gelmektedir." Başkan Burkay, 2030 vizyonunun merkezinde yüksek katma değerli üretim, güçlü KOBİ’ler, dijital ve yeşil dönüşüm ile nitelikli insan kaynağının yer aldığını vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu: "TEKNOSAB’dan Bursa Business School’a, GUHEM’den BUTEKOM’a kadar hayata geçirdiğimiz bütün projeler bu büyük dönüşümün altyapısını oluşturuyor. Şimdi bu birikimin üzerine yenilerini ekleyerek Bursa’nın potansiyelini çok daha yukarı taşımayı hedefliyoruz. Bugüne kadarki her adımda meslek komitelerimizin, sektörel konseylerimizin ve üyelerimizin çok büyük katkısı var. Şehrimiz için bugünün şartlarına göre değil, geleceğin ihtiyaçlarına göre hareket ediyoruz. Üretimi, ticareti, teknolojiyi, lojistiği ve insan kaynağını aynı bütünün parçaları olarak görüyoruz. 2030 vizyonumuzla Bursa’nın gücünü küresel ölçekte artıracak, ‘Bursa Büyürse Türkiye Büyür’ anlayışıyla Türkiye Yüzyılı’na imza atmaya devam edeceğiz."

Özdilek'ten Badırga'ya 120 milyon dolarlık yatırım Haber

Özdilek'ten Badırga'ya 120 milyon dolarlık yatırım

Özdilek Holding'in ev tekstili alanındaki en önemli yatırımı olan Özdilek Üretim Kompleksi, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Bursa Nilüfer Badırga'da, Bursa Tekstil Boyahaneleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi'nde 90 bin metrekare arsa üzerinde hayata geçirilen kompleks, 60 bin metrekare inşaat oturum alanı ve 106 bin metrekare kapalı alanıyla modern ve entegre bir üretim tesisi olarak faaliyet gösterecek. Açılış törenine, kamu ve yerel yönetim temsilcilerinin yer aldığı protokol üyeleri ile Özdilek Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emir Murat Özdilek, üst yönetim ekibi ve çok sayıda davetli katıldı. Kurdele kesimiyle Özdilek Üretim Kompleksi resmen hizmete açılırken, Emir Murat Özdilek, "55. yılımızı kutladığımız bu yıl, yaklaşık 50 yıllık Özdilek Havlu Fabrikamızı yenilemiş bulunuyoruz. 3 yıllık yoğun bir çalışma neticesinde bugün hayata geçen tesisimizde, şu anda 650 kişiye istihdam sağlanmaktadır. Bu sayı, ileriki dönemlerde bin 50 kişiye kadar da ulaşabilmektedir" dedi. 120 milyon dolarlık yatırım Özdilek Üretim Kompleksi'nin 120 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirildiğini ve dünyanın en üst standartlarında tasarlanmış bir tesis olduğunu belirten Emir Murat Özdilek, "6 bin 600 ton yıllık kapasitesi bulunan tesisimizdeki kapasite miktarı, farklı ürün talepleriyle daha da fazla artış gösterebilmektedir. Yatırımın maliyetinin 60 milyon doları makinelerden, 60 milyon doları ise yapıdan gelmektedir" ifadelerini kullandı. "Dokuma, boyahane ve konfeksiyon olmak üzere 3 ana bölümden oluşan kompleks, bugünden itibaren havlu - bornoz adına tüm üretim ihtiyaçlarımızı karşılayacaktır" diyen Emir Murat Özdilek, boya - baskı ve iplik üretimine yönelik diğer ihtiyaçların ise Bursa İnegöl OSB'deki tesislerinde karşılanmaya devam edeceğini belirtti. Üretimde verimlilik ve rekabet gücü Emir Murat Özdilek, yeni tesisin yalnızca kapasite artışı sağlayan bir yatırım olmadığını, küresel tekstil sektöründeki rekabet koşullarına karşı Özdilek'in gücünü artıracak stratejik bir adım olduğunu vurgulayarak, "Yeni tesisimizin teknolojisi de kapasitesi gibi takdire şayan. Üretim hızının eskiye nazaran yaklaşık yüzde 35 oranında artmasını beklemekteyiz. Süratteki bu kazanım, üretim maliyetlerine toplam etkisi yaklaşık yüzde 15 seviyesinde olacaktır" dedi. Konuşmasında yatırımın Özdilek'in ulusal ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücüne katkısına da değinen Emir Murat Özdilek, daha yüksek kalite ve katma değerli ürün geliştirme kabiliyetinin yeni üretim altyapısıyla daha da güçleneceğini belirtti. Ayrıca modern, verimli ve teknolojik üretim altyapısının Türkiye'de oluşturulmasının, katma değerli tekstil üretiminin sürdürülebilirliği ve sektörün uluslararası rekabet gücünün desteklenmesi açısından da önemli olduğunu vurguladı. Modern Çalışma Koşulları ve Sosyal İmkânlar Özdilek Üretim Kompleksi, çalışanlara sunduğu modern çalışma standartları ve sosyal imkânlarla da öne çıkıyor. Üretim alanlarında kullanılan son teknoloji ısıtma, soğutma ve iklimlendirme sistemleriyle daha sağlıklı ve konforlu çalışma koşulları sunulurken 240 kişilik çok amaçlı salon ve farklı kapasitelerdeki toplantı odaları da ekip çalışmasını destekliyor. Komplekste ayrıca çalışanların ihtiyaçlarını desteklemek amacıyla 20 kişi kapasiteli 170 metrekarelik sağlıklı yaşam ve spor alanı; 20 çocuk kapasitesi olan, 200 metrekarelik kapalı alanı ve 80 metrekarelik oyun bahçesi bulunan, 2 öğretmen ve 1 çocuk bakıcısının görev aldığı bir kreş bulunuyor. Enerjide verimlilik, üretimde sürdürülebilirlik Enerji verimliliği ve çevresel sürdürülebilirlik de kompleksin tasarımında önemli bir yer tutuyor. Bu doğrultuda tesisin çatısına kurulması planlanan Güneş Enerjisi Santrali (GES) ile yıllık 8 milyon 877 bin 600 kWh elektrik üretilmesi hedefleniyor. GES'in devreye alınmasıyla kompleksin toplam elektrik tüketim ihtiyacının yüzde 50'sinin, Özdilek Holding'in toplam elektrik tüketim ihtiyacının ise yüzde 6'sının yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması planlanıyor. Özdilek Üretim Kompleksi ile 55 yıllık üretim deneyimini dijitalleşme, verimlilik ve sürdürülebilirlik odağında geleceğe taşımayı hedefleyen Özdilek Holding, Türkiye'nin ekonomisine katma değer sağlamaya devam edecek. Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Ak Parti Artvin Milletvekili Faruk Çelik, Ak Parti Bursa Milletvekili Refik Özen, Yeni Parti Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Devlet Eski Bakanı Cavit Çağlar ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba'da yaptığı konuşmada yatırımlarla ilgili memnuniyetlerini dile getirdi.

NOSAB’da Dijital OSB Buluşmaları Etkinliği Haber

NOSAB’da Dijital OSB Buluşmaları Etkinliği

Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB) bünyesinde faaliyet gösteren NOSAB Akademi, sanayi odaklı teknoloji merkezi MEXT ve HYF Global’in iş birliğiyle NOSAB Yalçın Aras Konferans Salonu’nda düzenlenen “Dijital OSB Buluşmaları”nda; dijital dönüşüm, yapay zekâ, akıllı fabrikalar, üretim teknolojileri, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konuları ele alındı. ‘Yeşil OSB’ unvanlı NOSAB’dan öncü rol Programın açılışında konuşan NOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Erol Gülmez, NOSAB’ın çevre duyarlılığına ve teknoloji odaklı sanayi anlayışına değindi. NOSAB’ın Türkiye’de ‘Yeşil OSB’ unvanı alan 9 organize sanayi bölgesinden biri olduğuna dikkat çeken Gülmez, “NOSAB bu yönüyle öncü bir rol üstlenmiştir. Bölgemizde sanayinin sürdürülebilir, çevre dostu ve dijital altyapıya kavuşması için kapsamlı bir seferberlik yürütmekteyiz” diye konuştu. Gülmez, etkinliğin, sanayicilere hayırlı sonuçlar getirmesi dileğinde de bulundu. HYF Global Genel Müdürü Hakan Yüksel ise Türk sanayisinin dijital ve yeşil dönüşümüne odaklanan teknoloji ve organizasyon firması olduklarına işaret ederek, gelecekteki sanayi tesislerinin ortak karakteristiğini yeşil dönüşüm odaklı gelişmeler ile dijitalleşmenin belirleyeceğini ifade etti. Bursa sanayisinin dijital dönüşümü NOSAB’ın ev sahipliğinde gerçekleştirdikleri etkinlik ile Bursa sanayisinin dijitalleşme ve yeşil dönüşüm çalışmalarına katkı sunmayı amaçladıklarını belirten Yüksel, ülke kalkınması yolunda atılacak önemli adımlardan birinin de sanayideki yeşil dönüşüm ve dijitalleşme ile gerçekleştirilebileceğini vurguladı. MEXT Satış & Pazarlama Grup Direktörü Barış Arıkan da dijital ve yeşil dönüşüm ekosistemini firmalara ulaştırdıklarını ifade etti. Şirketlerin yeni nesil teknolojilere adapte olabilmeleri için eğitim programları sunduklarını belirten Arıkan, “Şirketlerin satış, pazarlama, operasyon ve yönetim kadrolarının yeni nesil teknolojilere adapte olmasını sağlamak amacıyla gelişmiş eğitim programları sunmaktayız. Eğitim programlarımız ile doğrudan teknoloji odaklı satış ve pazarlama süreçlerini destekliyoruz” dedi. Programda, Bursa KOSGEB KOBİ Uzmanı Şevket Candaş, “Hibe ve Teşvik Programları Aktarımı”; MEXT Satış ve İş Geliştirme Direktörü Ömer Cinpir, “Yeşil Dönüşüm Destek Programları Aktarımı”; MEXT Sürdürülebilirlik Yöneticisi Andaç Özhan, “Yeşil Dönüşüm Destek Programı Aktarımı” başlıklı sunumlarıyla KOBİ’lere yönelik destek programları ile dijital ve yeşil dönüşüm süreçlerini ele aldı. Programda IoT ve yapay zekâ teknolojilerinin OSB’lerde verimlilik, sürdürülebilirlik ve veri odaklı yönetim süreçlerine katkısı da masaya yatırıldı. ERP sistemlerinin dijital dönüşümdeki rolü, dijitalleşme ve e-dönüşüm süreçleri, üretimde dijital çözümlerin kullanımı ile dijital dünyada markalaşma ve değer yaratma konularında değerlendirmelerde bulunuldu. Katılımcılar “networking” için ayrılan zamanda ise teknoloji firmalarıyla yüz yüze görüşme fırsatı buldu.

Bursa Model Fabrika 'Sektörel Gelişim Merkezi' oldu Haber

Bursa Model Fabrika 'Sektörel Gelişim Merkezi' oldu

Yeni statüyle Bursa Model Fabrika’nın eğitim, danışmanlık ve dönüşüm hizmetlerindeki kapasitesinin geliştirilerek daha fazla KOBİ’ye ulaşılması hedefleniyor. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa Model Fabrika’nın SEGEM kapsamına alınmasının merkezin iş dünyasına sunduğu hizmetleri daha ileri bir seviyeye taşıyacağını söyledi. KOSGEB tarafından KOBİ’lerin kurumsallaşma düzeylerinin yükseltilmesi, verimliliklerinin artırılması, dijital, yalın ve yeşil dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması amacıyla hayata geçirilen SEGEM Destek Programı, sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik hizmet sunan merkezlerin kapasitelerini geliştirmeyi amaçlıyor. Program kapsamında Sektörel Gelişim Merkezlerinin personel, yazılım, eğitim, danışmanlık, organizasyon ve tanıtım giderleri desteklenirken, bu yapıların hizmet çeşitliliğinin ve sürdürülebilirliğinin artırılması hedefleniyor. Bursa Model Fabrika’nın SEGEM statüsü kazanmasıyla merkezin sanayi kuruluşlarına yönelik eğitim, danışmanlık ve uygulamalı dönüşüm çalışmalarını daha geniş bir çerçevede sürdürmesi için önemli bir destek mekanizması oluşturuldu. KOBİ’LERİN VERİMLİLİK YOLCULUĞUNA REHBERLİK EDİYOR BTSO öncülüğünde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) iş birliğinde hayata geçirilen Bursa Model Fabrika, işletmelerin üretim süreçlerini daha verimli, esnek ve rekabetçi hale getirmelerine katkı sağlıyor. Gerçek üretim ortamında deneyimsel öğrenme yöntemlerinin uygulandığı merkezde işletmelerin mevcut süreçleri analiz ediliyor, verimlilik kayıpları tespit ediliyor ve iyileştirme çalışmalarının doğrudan üretim sahasına aktarılması sağlanıyor. Bursa Model Fabrika’nın “Öğren-Dönüş” yaklaşımıyla firmaların yalın üretim, dijital dönüşüm ve enerji verimliliği alanlarında kalıcı yetkinlik kazanması amaçlanıyor. Kurulduğu günden bu yana Bursa sanayisinin dönüşümünde aktif rol üstlenen Bursa Model Fabrika’da “Öğren-Dönüş” danışmanlığı kapsamında 113 işletmeye destek sağlandı. Farkındalık eğitimleriyle 734 işletmeden 2 bin 871 çalışana ulaşılırken, deneyimsel eğitimlerden 246 firma ve bin 226 çalışan faydalandı. Merkezde ayrıca bin 112 üniversite öğrencisine yalın üretim alanında eğitim verilerek geleceğin nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sağlandı. Otomotivden tekstile, makineden metale ve gıdaya kadar farklı sektörlerde faaliyet gösteren firmalara hizmet veren Bursa Model Fabrika, işletmelerin süreçlerini sadeleştirmelerine, kaynaklarını daha etkin kullanmalarına ve dönüşüm kültürünü kurum geneline yaymalarına destek oluyor. “REKABETİN ANAHTARI VERİMLİLİK VE DÖNÜŞÜM” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel rekabet koşullarının üretim anlayışını hızla değiştirdiğini, firmaların maliyet, kalite ve hız kadar teknolojiye uyum ve kaynak verimliliği konusunda da güçlü bir yapıya sahip olması gerektiğini ifade etti. İbrahim Burkay, “Bursa, Türkiye’nin en güçlü üretim merkezlerinden biri. Ancak sahip olduğumuz üretim kabiliyetini geleceğe taşımak için firmalarımızın daha verimli üretmesi, teknolojiyi süreçlerine daha hızlı adapte etmesi ve insan kaynağını yeni yetkinliklerle buluşturması gerekiyor. Bursa Model Fabrika’yı bu anlayışla hayata geçirdik. Burada firmalarımıza teorik bir eğitim vermekle kalmıyor, üretim sahasındaki kayıpları birlikte tespit ediyor ve dönüşümü işletmenin kendi ortamında hayata geçiriyoruz. Bugüne kadar elde ettiğimiz sonuçlar, bu modelin iş dünyamız açısından ne kadar değerli olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor.” dedi. Bursa Model Fabrika’nın SEGEM statüsü kazanmasının yeni bir gelişim döneminin kapısını açtığını belirten Başkan Burkay, sağlanacak desteklerle merkezin insan kaynağı, teknoloji altyapısı ve hizmet kapasitesinin daha da güçleneceğini ifade etti. BTSO’nun 2030 vizyonu doğrultusunda üretimde verimlilik, dijitalleşme, enerji verimliliği ve yeşil dönüşüm başlıklarını birbirini tamamlayan temel rekabet unsurları olarak ele aldıklarını ifade eden Burkay, “KOSGEB’in SEGEM programıyla Bursa Model Fabrikamızın kapasitesini geliştirerek daha fazla KOBİ’mizi bu dönüşüm sürecine daha fazla dahil etmeyi hedefliyoruz. Firmalarımızın kurumsallaşmadan teknoloji adaptasyonuna, yalın üretimden enerji verimliliğine kadar ihtiyaç duyduğu alanlarda güçlü bir rehberlik sunmaya devam edeceğiz. BTSO olarak hayata geçirdiğimiz projelerde kamu desteklerinden en iyi şekilde kullanan kurumların başında geliyoruz. Hedefimiz firmalarımızın bugünkü sorunlarına çözüm üretirken, onları yarının üretim koşullarına da hazırlamak. Bursa sanayisinin yüksek katma değerli, verimli ve sürdürülebilir bir üretim yapısıyla küresel rekabetteki konumunu güçlendirmek için iş dünyamızın yanında olmayı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.

Bursa’da enerji verimliliği ve sıfır atık masaya yatırıldı Haber

Bursa’da enerji verimliliği ve sıfır atık masaya yatırıldı

Türkiye Kentsel Tesis Yönetim Derneği (TRKTYD), Bursa’da “Binalarda Enerji Verimliliği ve Sıfır Atık Forumu” düzenledi. “Temiz Çevre, Temiz Toplum” mottosuyla gerçekleştirilen organizasyonda, binalarda enerji tasarrufundan atıkların doğru ayrıştırılmasına, yenilenebilir enerji sistemlerinden sürdürülebilir tesis yönetimine kadar birçok konu ele alındı. Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen foruma; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Bakır, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Numan Çakır, TRKTYD Genel Başkanı Suat Sandalcı, TRKTYD Genel Başkan Vekili ve Kadın Kolları Başkanı Mine Akaltun’un yanı sıra sektör temsilcileri, akademisyenler, iş insanları ve uzmanlar katıldı. Forumda özellikle toplu yaşam alanlarında enerji tüketiminin azaltılması, sıfır atık uygulamalarının yaygınlaştırılması ve tesis yönetimlerinin sürdürülebilirlik sürecindeki rolü üzerinde duruldu. “ARTIK BİNLERCE HANENİN BULUNDUĞU YAŞAM ALANLARINI YÖNETİYORUZ” Programın açılışında konuşan TRKTYD Genel Başkan Vekili ve Kadın Kolları Başkanı Mine Akaltun, tesis yönetimi sektörünün geldiği noktaya dikkat çekti. Sektörün artık yalnızca apartmanların yönetiminden ibaret olmadığını vurgulayan Akaltun, binlerce hanenin bulunduğu büyük yaşam alanlarının yönetildiğini belirterek, bu alanlarda atık kontrolü ve enerji verimliliği konusunda toplumun da bilinçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Akaltun, forum kapsamında sektör temsilcileri, akademisyenler ve uzmanların deneyimlerini paylaşacağını belirterek, binalarda enerji kullanımından atıkların ayrıştırılmasına ve geri dönüşüme kadar pek çok konuda katılımcılara bilgi verileceğini söyledi. ENERJİ TASARRUFUNUN EKONOMİK BOYUTUNA DİKKAT ÇEKTİ Binalardaki enerji tüketiminin önemli boyutlara ulaştığını dile getiren Akaltun; hidrofor, jeneratör, asansör ve ortak kullanım alanlarındaki sistemlerde yapılacak iyileştirmelerin ciddi tasarruf sağlayabileceğine işaret etti. Güneş enerjisi sistemleri ve LED aydınlatmalar başta olmak üzere enerji verimliliğini artıracak uygulamaların yaygınlaştırılmasının hem vatandaşların bütçesine hem de ülke ekonomisine katkı sunacağını kaydeden Akaltun, geri dönüşüm konusunda da atıkların doğru şekilde ayrıştırılmasının önemini vurguladı. BAKIR: “COP31 SÜRECİ BİZİ HAZIRLIKLI HALE GETİRİYOR” Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Bakır ise forumda ele alınan konuların COP31 hazırlıkları açısından da önem taşıdığını söyledi. Bakanlığın COP31 sürecindeki çalışmalarına değinen Bakır, enerji verimliliği ve çevre odaklı bu tür organizasyonların hazırlık sürecine katkı sağladığını belirterek, forumdan elde edilen bilgi ve deneyimlerin yürütülen çalışmalara da yansıtıldığını ifade etti. SANDALCI: “TESİS YÖNETİM SEKTÖRÜNE ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR” TRKTYD Genel Başkanı Suat Sandalcı da konuşmasında COP31 gündemine dikkat çekti. Antalya’da gerçekleştirilecek konferansta binalarda enerji verimliliği, sıfır enerjili yapılar, karbon salımının azaltılması ve sıfır atık uygulamalarının önemli başlıklar arasında bulunacağını belirten Sandalcı, tesis yönetimi sektörünün bu süreçte önemli bir sorumluluk üstleneceğini söyledi. Tesis yönetiminin yalnızca mevcut bina ve toplu yaşam alanlarının işletilmesi anlamına gelmediğini vurgulayan Sandalcı, geleceğin yaşam alanlarının oluşturulmasında da sektörün önemli bir rolü bulunduğunu ifade etti. Sandalcı, “Temiz Çevre, Temiz Toplum” anlayışıyla düzenledikleri forumda ortaya çıkan görüşlerin önemine işaret ederek, COP31 kapsamında alınacak kararların sahada uygulanması noktasında site, bina ve tesis yöneticilerinin aktif rol üstlenmesini beklediklerini kaydetti. UZMAN İSİMLER DÖRT PANELDE BULUŞTU Açılış konuşmalarının ardından forum, farklı başlıklarda düzenlenen panellerle devam etti. TRKTYD Başkan Vekili Doğukan Keskin’in moderatörlüğündeki ilk bölümde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Bakır ile Uludağ Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi Eğitmeni Muzaffer Ulaşdı görüşlerini paylaştı. TRKTYD Genel Başkan Vekili Mine Akaltun’un moderatörlüğündeki bölümde ise Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Simav Meslek Yüksekokulu’ndan Dr. Öğr. Üyesi Kudret Armağan katılımcılara bilgi verdi. Doğukan Keskin’in moderatörlüğünü üstlendiği ikinci panelde TRKTYD Genel Başkanı Suat Sandalcı, Genel Başkan Vekili Hayati Ceyhun Yıldızdoğan ile Genel Başkan Yardımcıları Volkan Yeşilyurt, Abdullah Özar ve Kadir Tutun; enerji verimliliği ve sıfır atık uygulamalarını tesis yönetimi perspektifinden değerlendirdi. TRKTYD Genel Sekreteri Kübra Ulaş’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen üçüncü panelde Tesis Yöneticileri ve Tedarikçileri Federasyonu Başkanı Süleyman Görenekli, TRKTYD Genel Başkan Vekili Meryem Er ile yönetim kurulu üyeleri Ogan Tozkaldıran, Ali Fuat Sabancı ve Murat Azman yer aldı. Forumun son panelinin moderatörlüğünü ise Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ziya Söğüt yaptı. Makine Yüksek Mühendisi Sefa Orakçı, Emre Özmen, Oğuz Toraman ve Hamit Mutlu; enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve sıfır atık konusunda değerlendirmelerde bulundu. Program, panellerin tamamlanmasının ardından katılımcılara plaket takdim edilmesiyle sona erdi.

Bursa’da enerji verimliliği ve sıfır atık vurgusu: "Enerjimizi doğru yönetirsek ekonomimize katkı sağlarız" Haber

Bursa’da enerji verimliliği ve sıfır atık vurgusu: "Enerjimizi doğru yönetirsek ekonomimize katkı sağlarız"

Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen forumda; binalarda enerji verimliliği, sürdürülebilir tesis yönetimi, sıfır atık ve yenilikçi çözümler ele alındı. Sektör temsilcileri, kamu kurumları ve akademisyenlerin katıldığı programda, sürdürülebilir bir gelecek için tesis yönetiminin önemi değerlendirildi. Forum kapsamında açıklamalarda bulunan Türkiye Kentsel Tesis Yönetim Derneği Kadın Başkanı Mine Akaltun, enerji kaynaklarının bilinçli kullanılmasının ekonomik açıdan da önemli sonuçlar doğuracağını söyledi. "Daha fazla bilinçlendirmemiz gerekiyor" Enerji verimliliğinin sağlanması için eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarının önemine dikkat çeken Akaltun, toplumun atık yönetimi konusunda da daha fazla bilinçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Akaltun, "Enerjiyi doğru kullanabilirsek ekonomiye de bu kadar katkı sağlarız. Yıllardır amacımız bilinç ve eğitim. Enerji verimliliğinin sağlanması gerekiyor. Aynı zamanda ne yazık ki atığımızı doğru yerden yönetemiyoruz. Halkımızın da bu konuda biraz bilinçlenmesi gerekiyor" dedi. Atıkların ayrıştırılması konusunda günlük hayatta hatalar yapıldığını belirten Akaltun, geri dönüşüm kutularına hangi atıkların atılması gerektiği konusunda vatandaşların yeterince bilgi sahibi olmadığını söyledi. "Belediyelerimizden büyük desteğe ihtiyacımız var" Bilinçlendirme çalışmalarında belediyelere önemli görevler düştüğünü belirten Akaltun, eğitim programlarının artırılması gerektiğini ifade etti. Akaltun, "Bir takım profesyonellerden destek almamız gerekiyor. Burada hem biraz bilinçlendirme hem söyleşi, panel ve farklı şekillerde bilinçlendirme yapıyoruz. Özellikle daha çok bilinçlendirmemiz gerekiyor. Atığımızı doğru üretemiyoruz. Geri dönüşüm kutularına neyi koymamız gerektiğini doğru bilmiyoruz. Bu konuda da belediyelerimizden büyük desteğe ihtiyacımız var" diye konuştu. "Profesyonellerle çalışmamız gerekiyor" Tesislerin profesyonel şekilde yönetilmesinin enerji verimliliği açısından önem taşıdığını vurgulayan Akaltun, enerji yönetimi ve atık yönetiminin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Akaltun, "Enerjimizin doğru yönetilmesi, iyi bir tesis yönetimi firması tarafından yönetilmesi ve profesyonellerle çalışmamız gerekiyor. Enerjimizi doğru yönetebilirsek ve atığımızı doğru kullanabilirsek ekonomimize çok iyi bir katkı" ifadelerini kullandı. Forum, enerji verimliliği, sürdürülebilir tesis yönetimi ve sıfır atık konularının ele alındığı panellerin ardından sona erdi.

Konutta büyük değişim Haber

Konutta büyük değişim

Türkiye’de aile ve hane yapısındaki değişim, yükselen maliyetler ve dönüşen yaşam alışkanlıkları konut talebini yeniden şekillendiriyor. Daha küçük metrekareli, işlevsel ve erişilebilir konutlara ihtiyaç artarken, çocuklu ailelerin daha geniş konut talebi de devam ediyor. Bu tablo, sektörün tek bir daire tipine yönelmek yerine farklı ihtiyaçlara cevap veren dengeli projeler üretmesini zorunlu kılıyor. İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, konut metrekarelerindeki küçülmenin yalnızca maliyet baskısıyla açıklanamayacağını, demografik ve toplumsal değişimin de doğru okunması gerektiğini söyledi. Başkan Demir, “Konutların metrekareleri küçülüyor; ancak bu dönüşümü yalnızca yüksek maliyetlerle açıklamak eksik kalır. Toplumun kendisi, aile yapısı ve insanların yaşam biçimleri değişiyor. Eskiden ağırlıklı olarak 3+1 veya 4+1 üzerinden şekillenen konut anlayışının yanında bugün tek kişinin, genç bir çiftin, iki kişilik bir hanenin ya da çocuklu tek ebeveynli bir ailenin ihtiyacına cevap verecek farklı konut tiplerine daha fazla ihtiyaç var” dedi. Hanehalkı Küçülüyor, Konut İhtiyacı Çeşitleniyor TÜİK’in 12 Mayıs 2026’da yayımladığı “İstatistiklerle Aile, 2025” bültenine göre Türkiye’de ortalama hanehalkı büyüklüğü 2008’de 4 kişi iken 2025’te 3,08 kişiye geriledi. Tek kişilik hanehalklarının toplam içindeki oranı 2014’te yüzde 13,9’dan 2025’te yüzde 20,5’e yükselirken, tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarının oranı yüzde 67,4’ten yüzde 62,7’ye düştü. Tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hanehalklarının payı ise aynı dönemde yüzde 7,6’dan yüzde 11,3’e çıktı. Bu değişimin konut üretimine doğrudan yansıdığını ifade eden Demir, “Herkes için aynı büyüklükte ve aynı planlama anlayışında konut üretmek artık doğru değil. Bir kişinin yaşayacağı konut ile dört kişilik bir ailenin ihtiyaç duyduğu konutun planı, alan kullanımı ve maliyeti aynı olamaz. Önümüzdeki dönemde konut üretiminde çeşitliliği artırmamız gerekiyor” diye konuştu. “Bütün Konutları Küçültmek de Doğru Değil” Değişen talebin, bütün projelerin küçük dairelerden oluşması gerektiği şeklinde okunmaması gerektiğini vurgulayan Demir, çocuklu ve geniş ailelerin daha büyük konut ihtiyacının devam ettiğine dikkat çekti. Demir, “Bir projede yalnızca 1+1 üretmek de yalnızca 3+1 üretmek kadar tek tipçi olabilir. Mesele büyük veya küçük konuttan birini diğerine üstün tutmak değil; bulunduğu bölgenin demografik yapısına, ulaşım olanaklarına, altyapısına ve sosyal ihtiyaçlarına uygun, dengeli bir konut karması oluşturmaktır. Amaç küçük evleri çoğaltmak değil, doğru yerde doğru büyüklükte konut üretmektir” ifadelerini kullandı. Daha Küçük Konut, Daha Niteliksiz Konut Olmamalı Küçük metrekareli konutlarda tasarım ve uygulama kalitesinin daha da önem kazandığını belirten Demir, güvenlik ve yaşam kalitesinden taviz verilemeyeceğini söyledi. Demir, “Metrekare küçüldükçe her alanı doğru kullanma sorumluluğu artıyor. Deprem güvenliği, yapı kalitesi, sağlıklı iç ortam ve enerji verimliliği hiçbir koşulda ikinci plana atılamaz. Depolama alanı, doğal ışık, ısı ve ses yalıtımı, erişilebilir tasarım ve gerektiğinde farklı amaçlarla kullanılabilecek esnek mekânlar daha da önemli hale geliyor. Küçük ama iyi tasarlanmış bir konut, büyük fakat verimsiz bir konuttan çok daha işlevsel olabilir” dedi. Erişilebilirlik Sadece Metrekareyle Çözülmez Konut maliyetlerindeki artışın dönüşümü hızlandırdığını ifade eden Demir, erişilebilir konut üretiminin yalnızca satış fiyatı üzerinden değil, toplam yaşam maliyeti üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Demir, “Daha düşük metrekare, doğru planlandığında toplam satın alma bedelini; enerji, bakım ve ortak giderleri azaltmaya katkı sağlayabilir. Fakat konuta erişim sorununu yalnızca daireyi küçülterek çözemeyiz. Uygun arsa üretimi, öngörülebilir imar ve ruhsat süreçleri, uzun vadeli ve erişilebilir konut finansmanı ile üretim maliyetlerini azaltacak politikalar birlikte ele alınmalı. Aksi halde küçük konut da orta ve dar gelirli vatandaş için erişilemez kalır” diye konuştu. Geleceğin Konutu Değişen Hayata Uyum Sağlamalı Konut üretiminin yalnızca bugünün talebine göre değil, önümüzdeki 10-20 yıllık toplumsal dönüşüm dikkate alınarak planlanması gerektiğini belirten Demir, esnekliğin geleceğin konutunda temel ölçütlerden biri olacağını söyledi.

Bakan Bayraktar: "Türkiye olarak enerji vizyonumuzu ve planlarımızı yeni elektrik dünyasına göre hazırlıyoruz" Haber

Bakan Bayraktar: "Türkiye olarak enerji vizyonumuzu ve planlarımızı yeni elektrik dünyasına göre hazırlıyoruz"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Elektrikleşmenin dünyanın iklim değişikliği ile alakalı mücadelesinde de önemli olduğuna inanıyoruz ve Türkiye olarak enerji vizyonumuzu ve planlarımızı yeni elektrik dünyasına göre hazırlıyoruz" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bayraktar, Türkiye’nin COP31 kapsamında ortaya koyacağı enerji politikaları, elektrikleşme hedefleri, yenilenebilir enerji yatırımları, nükleer enerji çalışmaları, Karadeniz’deki petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri ile enerji arz güvenliğine yönelik projeler hakkında açıklamalarda bulundu. "COP31’in Antalya’da çok başarılı olacağını ve Türkiye açısından önemli olacağını düşünüyorum" Türkiye’nin COP31 öncesinde ortaya koyacağı çalışmaların içeriğine değinen Bayraktar, "Türkiye’nin COP31’de dünyaya vermek istediği mesaj; ‘Artık taahhütten aksiyona geçelim’ olacak. Aksiyon almamız lazım ki bu emisyonları sınırlandıralım ve iklim değişikliği ile alakalı hedefi tutturalım. COP31’in Antalya’da çok başarılı olacağını hem Türkiye açısından hem de dünya iklim mücadelesi açısından önemli olacağını düşünüyorum. Türkiye’nin ortaya koyduğu bu ‘Taahhütten aksiyona geçelim, harekete geçelim’ metaforu, etrafında ümit ediyorum önemli değerlendirmeler, önemli kararlar alınacak. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde birçok ülkenin devlet başkanı, hükümet başkanları, bakanları burada olacak. 100 bin insanı bekliyoruz. 9-20 Kasım’da bütün dünyanın gözü burada olacak" ifadelerine yer verdi. "2040 Türkiye Ulusal Enerji Planı’nı çalışıyoruz COP31 öncesinde Türkiye’ye ve dünyaya ilan etmek istiyoruz" Bakan Bayraktar, Türkiye’nin enerji vizyonunda elektrikleşmeyi merkeze aldıklarını belirterek, "COP31’de dünyaya vereceğimiz en önemli mesajlardan bir tanesi elektrikleşme. Çok iddialı bir şekilde ortaya koyduğumuz unsurlardan bir tanesi 2035’te yüzde 35 elektrikleşme hedefi. Bunu eğer başarırsak bu hakikaten çok önemli bir çıktı olur. Geleceğin elektrik çağı olduğunu söylememiz lazım net bir şekilde. Elektrikleşmenin dünyanın iklim değişikliği ile alakalı mücadelesinde de önemli olduğuna inanıyoruz ve Türkiye olarak enerji vizyonumuzu ve planlarımızı yeni elektrik dünyasına göre hazırlıyoruz. 2040 Türkiye Ulusal Enerji Planı’nı çalışıyoruz ve muhtemelen COP31 öncesinde, yani ekim sonu, kasımın ilk haftası COP31 başlamadan Türkiye’ye ve dünyaya ilan etmek istiyoruz. Bu yeni stratejinin merkezine elektrikleşmeyi koyuyoruz. Bunu yapmak için Türkiye’nin yenilenebilir enerjide çok iddialı hedefleri var. 2035 için 120 bin megavatlık bir hedef ortaya koymuştuk. 2040’ta daha büyük bir hedefi ortaya koyacağız. Türkiye’nin enerjisini verimli kullanması gerekiyor. 2030’a kadarki 20 milyar dolarlık enerji verimliliği projelerini şimdi 2030 sonrası için Türkiye’nin Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı olarak çalışıyoruz ve daha iddialı bir hedef ortaya koyacağız" değerlendirmesinde bulundu. Bakan Bayraktar, elektrikleşmede ulaştırma sektörünün önemli bir dönüşüm alanı olduğunu belirterek, 2035’te Türkiye yollarında 7-10 milyon elektrikli araç bulunmasını hedeflediklerini söyledi. Belediyelerin otobüslerinin ve bireysel araçların önemli bölümünün elektrikliye dönüşmesi gerektiğini ifade eden Bayraktar, bu dönüşümün petrol talebini ve emisyonları azaltarak dışa bağımlılığı düşüreceğini, bunun için 200 milyar doların üzerinde yatırım gerektiğini kaydetti. Bakan Bayraktar, Türkiye’nin güneş ve rüzgâr enerjisindeki potansiyeline dikkat çekerek, "Potansiyele baktığınızda toplamda yüzde 70’lik pay güneşe, yüzde 30’luk pay rüzgâra ait olacak gibi gözüküyor kapasite olarak. Bunların birini birine tercih etmemiz söz konusu değil, ikisine de ihtiyacımız var. Yenilenebilir alan, bizim için olmazsa olmazlardan bir tanesi. Yapabildiğimiz kadar güneş ve rüzgâr yatırımı yapacağız" şeklinde konuştu. "Yeni adımlarımızdan bir tanesi, depolamalı hidrolik santraller" Hidroelektrik santrallerde depolama kapasitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini de ifade eden Bayraktar, "Yeni adımlarımızdan bir tanesi, depolamalı hidrolik santraller. Hidrolik santrallerimizde suyun tekrar kaynağa basıldığı, ucuz saatlerde o suyu kullanarak pompayla alıp tekrar yukarı gönderdiğiniz ve sonra tekrar elektriğin daha uygun fiyatlı olduğu, daha iyi fiyatların olduğu zamanlarda tekrar elektrik ürettiğiniz pompaj depolamayla alakalı bir hedefimiz var" diye konuştu. "Akkuyu’da hedefimiz bu yıl sonuna kadar santralin fiziki çalışmasını başlatmak" Akkuyu Nükleer Santrallerine ilişkin de konuşan Bayraktar, birinci reaktörden elektrik üretimiyle alakalı artık sona yaklaşıldığını söyleyerek, "Şu anda test aşamasındayız. Hedefimiz bu yıl sonuna kadar artık santralin fiziki çalışmasını başlatmak" dedi. "Sinop ve Trakya’daki nükleer santral projelerine ilişkin müzakereler sürüyor" Bayraktar, Sinop ve Trakya’daki nükleer santral projelerine ilişkin müzakerelerin sürdüğünü hatırlatarak, "Bu konuda özellikle son dönemde Kanada ile devam eden çalışmalarımız hızlı ilerliyor. Ümit ediyorum önümüzdeki aylarda orada daha net bir tabloyu göreceğiz. İkisine birden bakıyoruz; Sinop sahası biraz daha hazır bir saha ama esas itibarıyla bizim elektrik açısından önceliğimiz Trakya’da. Trakya’yı biraz daha önce yapmak icap ediyor. Orada da saha çalışmalarımız devam ediyor. Çin’le görüşmelerimiz var, Rusya’nın önemli bir ilgisi var ve Güney Kore’yle de müzakerelerimiz bu anlamda devam ediyor" dedi. "Karadeniz’de tespit ettiğimiz sahalarda yeni sondajlar yapıyor" Derin deniz sondaj gemi sayısını 6’ya çıkardıkları kaydeden Bayraktar, "Bunların bir tanesi Somali’de şu anda çalışıyor. Üretim geliştirme programının yanı sıra bir diğeri de Karadeniz’de Batı Karadeniz’de, Orta Karadeniz’de ve Doğu Karadeniz’de tespit ettiğimiz sahalarda yeni sondajlar yapıyor. Önümüzdeki günlerde petrol hedefli, bir sondaja başlayacağız. Biraz uzun sürecek, zor bir sondaj. Batı Karadeniz’de petrol hedefli bir sondaja yakın zamanda başlayacağız" bilgisini paylaştı. Katar gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasını öngören proje için yaklaşık 2 bin-2 bin 200 kilometrelik boru hattına ihtiyaç olduğunu kaydeden Bakan Bayraktar, projenin hayata geçirilmesi için öncelikle Türkiye, Katar ve Avrupa Birliği arasında siyasi irade oluşması gerektiğini söyledi. Bayraktar, mevcut krizi yeni enerji projeleri için fırsata dönüştürmek istediklerini kaydetti. Bayraktar, Ceyhan’ın önemli bir petrol merkezine dönüşebilecek potansiyele sahip olduğunu belirterek, bölgedeki petrol kaynaklarının depolama, rafineri ve petrokimya yatırımlarıyla birleştirilmesi halinde Türkiye üzerinden Avrupa’ya günlük 2,5 milyon varile kadar petrol taşınabileceğini ifade etti.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar BTSO Meclisinin konuğu oldu Haber

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar BTSO Meclisinin konuğu oldu

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin enerji talebinin son 24 yılda yaklaşık 3 kat artarken, Bursa’da talebin 5 kat arttığını söyledi. Bursa’nın Türkiye ekonomisinin büyümesinin itici gücü olduğunu vurgulayan Bakan Bayraktar, "Bursa, Türkiye’nin büyümesinin daha ötesinde büyüyen, bundan sonraki süreçte de bu ortaya konan vizyonu gerçekleştirmek için daha çok enerjiye ihtiyaç duyacak bir şehir" dedi. BTSO Ağustos Ayı Meclis Toplantısı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Bakan Bayraktar, toplantıda küresel enerji piyasalarındaki gelişmeler, Türkiye’nin enerji arz güvenliği, yenilenebilir enerji yatırımları, enerji verimliliği, petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri ile maden kaynaklarının ekonomiye kazandırılması konularında değerlendirmelerde bulundu. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Meclis Başkanı Ali Uğur ve meclis üyelerinin ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıya Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa Milletvekilleri Osman Mesten ve Mustafa Yavuz, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ile Bakanlık bürokratları da katıldı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Bursa’nın üretim gücünün Türkiye ekonomisindeki önemine dikkat çekti. Bakan Bayraktar, "Burada, bu tarihi ve köklü kurumun çatısı altında sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bursa’nın bu üretim gücünün Türkiye ekonomisindeki yeri, inşallah bundan sonra oynayacağı rol, ülkemizin daha büyük ve daha güçlü, daha müreffeh bir ülke olma noktasında en önemli kaynaklardan bir tanesi." dedi. Türkiye’nin enerji ihtiyacının artmaya devam ettiğini belirten Bayraktar, Bursa’nın enerji talebindeki yükselişin Türkiye ortalamasının üzerinde gerçekleştiğine dikkat çekti. Bayraktar, "Türkiye’nin enerji talebi son 24 yılda yaklaşık 3 kat artarken, Bursa’nın talebi 5 kat arttı. Bursa, Türkiye’nin büyümesinin itici gücü. İşte size bir rakam. Dolayısıyla Türkiye’nin büyümesinin daha ötesinde büyüyen, bundan sonraki süreçte de bu ortaya konan vizyonu gerçekleştirmek için daha çok enerjiye ihtiyaç duyacak bir şehir" dedi. Artan enerji talebiyle birlikte enerji arz güvenliğinin de kritik bir konu haline geldiğini vurgulayan Bayraktar, tüm ülkelerin enerjiyi ucuz ve kesintisiz şekilde karşılamak için büyük bir mücadele içerisinde olduğunu belirtti. Türkiye ekonomisinin önemli açmazlarından birinin enerjide dışa bağımlılık olduğunu ifade eden Bayraktar, bunun cari açık üzerinde de önemli bir etkisi bulunduğunu söyledi. "Türkiye’yi mutlak surette enerjide dışa bağımlılıktan kurtarmamız lazım. Enerji meselesi bir milli güvenlik meselesidir." diyen Bayraktar, enerjinin olmadığı bir ortamda sanayinin çarklarının ve ekonominin duracağını belirtti. Türkiye’nin bugün kullandığı her 3 birim enerjinin 2’sini ithal ettiğini kaydeden Bayraktar, "Bunu azaltacağız ve inşallah Türkiye’yi hem madenlerde hem de enerjide net ihracatçı bir ülke, teknolojide ve kaynakta bir ülke haline getirmeyi hedefliyoruz. Bizim Kızılelma’mız bu" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin 70 yıllık nükleer enerji hayalinin Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile gerçeğe dönüştüğünü belirten Bayraktar, önümüzdeki aylarda Türkiye’nin nükleer enerjiden elektrik üreten ülkeler ligine gireceğini söyledi. Akkuyu’da Bursa sanayisinin de önemli bir rol üstlendiğine dikkat çeken Bayraktar, Bursalı sanayicilerin ürettiği ekipmanların santralde kullanıldığını ifade etti. Santralde inşaatla birlikte yerlilik oranının yüzde 50-55 seviyelerine ulaştığını belirten Bayraktar, enerji dönüşümünün yalnızca enerji kaynağının yerlileştirilmesiyle sınırlı olmadığını, enerji ekipmanlarının da Türkiye’de üretilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin enerji bağımsızlığını güçlendiren, yerli ve yenilenebilir kaynaklarını azami ölçüde kullanan, enerjisini verimli değerlendiren, petrol ve doğal gazını yurt içinde ve yurt dışında arayan, madenlerini ise katma değerli ürünlere dönüştüren güçlü bir ekonomi hedeflediğini belirten Bayraktar, bu hedefin Bursa sanayisiyle birlikte gerçekleştirileceğine inandığını ifade etti. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, dünya ekonomisinin teknoloji, dijitalleşme ve yeni üretim modelleriyle köklü bir dönüşümden geçtiğini belirterek, bu dönüşümün ortak paydasında enerjinin bulunduğunu söyledi. Teknolojiden sanayiye, ulaşımdan lojistiğe kadar ekonominin tüm çarklarının güçlü ve kesintisiz bir enerji altyapısıyla döndüğünü ifade eden Burkay, "Hürmüz Boğazı’nda yaşanan son gelişmelerde de enerjide ortaya çıkabilecek bir darboğazın üretimden ticarete kadar bütün dengeleri nasıl etkileyebileceğine bir kez daha tanık olduk. Bu nedenle enerjiyi konuşurken aslında üretim gücümüzü, ekonomik bağımsızlığımızı ve ülkemizin geleceğini konuşuyoruz" dedi. Türkiye’nin küresel gelişmeler karşısında geleceğin enerji mimarisini bugünden kuran ülkeler arasında yer aldığını kaydeden Burkay, coğrafyadaki savaşlara ve küresel belirsizliklere rağmen Türkiye’nin enerjiyi üreten, depolayan, yöneten ve uluslararası projelerde söz sahibi olan stratejik bir merkeze dönüştüğünü söyledi. Burkay, "Türkiye, bu gerçekliği en doğru şekilde okuyan ve geleceğin enerji mimarisini bugünden kuran ülkeler arasındadır. Bu noktada Türkiye Petrollerimizin geçen ay Kerkük’teki üretim faaliyetlerine ortak olmasını da enerji politikalarında ulaştığımız yeni seviyenin en somut örneklerinden biri olarak görüyorum. Bu tarihi anlaşmanın ülkemiz adına hayırlı olmasını diliyorum. Elde ettiğimiz kazanımlar için de Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Bakanımıza iş dünyamız adına şükranlarımızı sunuyorum" diye konuştu. Sanayinin en önemli beklentisinin kesintisiz, kaliteli, sürdürülebilir ve öngörülebilir maliyetlerle enerjiye ulaşmak olduğunu ifade eden Burkay, firmaların kendi enerjisini üretmesini kolaylaştıran, yeşil dönüşüm yatırımlarını teşvik eden ve sanayinin değişen ihtiyaçlarına cevap veren çalışmaların büyük önem taşıdığını söyledi. Özellikle üretim merkezlerinin artan enerji ihtiyacını karşılayacak iletim altyapısının güçlendirilmesinin rekabet gücüne doğrudan katkı sağlayacağını belirten Burkay, lisanssız elektrik üretiminde uygulanan saatlik mahsuplaşma sisteminin sanayi tesislerinin ihtiyaçlarına göre yeniden ele alınmasını istedi. OSB sınırları dışındaki öz tüketim yatırımlarına yönelik mevzuat esnekliklerinin sağlanmasının da iş dünyasının kritik beklentileri arasında bulunduğunu kaydeden Burkay, akaryakıt sektöründeki bayi kâr marjlarının sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasının da sektör temsilcilerinin öncelikli taleplerinden biri olduğunu dile getirdi. İstişare ve ortak aklın BTSO’nun yönetim anlayışının temelini oluşturduğunu belirten Başkan Burkay, dört yıldır sürdürülen Dijital Dönüşüm Projesi kapsamında hayata geçirilen BTSO KOBİ Diyalog uygulamasının 60 bin üyenin tamamını kapsayacağını söyledi. Meclis ve Komite Bilgi Sistemi’nin bu yeni uygulamayla tüm üyelere açılacağını belirten Burkay, "Üyelerimiz komitelerimizin karar alma süreçlerine dijital ortamda doğrudan katkı sunabilecek. Sahadan gelen görüş, ihtiyaç ve önerileri daha düzenli takip ederek ortak aklı daha güçlü bir zemine taşıyacağız. Üyemizin sesini, komitelerimizin gücüne dönüştürüyoruz." dedi. BTSO Diyalog’un ilerleyen aşamalarında ortak satın alma, kapasite paylaşımı, firmalar arası ticaret ve iş birliği fırsatlarının da üyelerin kullanımına sunulacağını ifade eden Burkay, uygulamanın BTSO’nun 60 bin üyesiyle yılın 365 günü iletişim halinde olan daha güçlü bir yapıya kavuşmasına katkı sağlayacağını kaydetti. Sanayinin geleceğini uzun vadeli bir vizyonla planladıklarını belirten Başkan Burkay, bu vizyonun en önemli eserinin TEKNOSAB olduğunu söyledi. TEKNOSAB’ın yüksek teknolojili üretim kimliği, lojistik imkanları, otoyol, demiryolu ve liman bağlantıları, yenilenebilir enerji altyapısı ve fiber optik donanımlarıyla Türkiye Yüzyılı’nın yeni nesil üretim merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Burkay, bölgede hayata geçirilen Batı Transformatör Merkezi gibi stratejik yatırımların da kesintisiz enerji ihtiyacının karşılanmasına katkı sunduğunu kaydetti. TEKNOSAB merkezli dönüşümün yeni halkasının KOBİ OSB olduğunu belirten Burkay, "Bursa iş dünyası olarak toplamda 36 milyar dolarlık dış ticaret gücüne sahipsek, otomotivden tekstile, makineden kimyaya ve gıdaya kadar her alanda dünyayla yarışabiliyorsak, bu başarının omurgasında KOBİ’lerimizin olduğunu da çok iyi biliyoruz." dedi. Bursa’da 8 binden fazla imalatçı KOBİ’nin şehir içinde sıkışmış, lojistik imkanları yetersiz alanlarda üretim mücadelesi verdiğine dikkat çeken Burkay, KOBİ OSB projesine gösterilen yoğun ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Burkay, "Daha projenin duyurulmasının üzerinden iki hafta bile geçmeden 2 bin 500’ün üzerinde başvuru aldık. Bu ilgi, Bursa’daki KOBİ’lerimizin modern üretim alanlarına duyduğu ihtiyacı ve projemizin ne kadar doğru bir noktaya temas ettiğini açıkça ortaya koyuyor. Allah’ın izniyle bu kentte üretimin, istihdamın ve ihracatın yükünü sırtlayan hiç kimsenin enerjisini depo peşinde, arsa arayışında heba ettirmeyeceğiz" diye konuştu. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, konuşmasında Oda organ seçimlerinin 1 Ekim 2026’da gerçekleştirileceğini açıkladı. Seçimlerin, üyelerin iradesinin sandığa yansıdığı, ortak aklın tazelendiği ve Bursa iş dünyasının geleceğine yön veren en önemli demokratik süreçlerden biri olduğunu belirten Burkay, "Bu nedenle 1 Ekim’i bir ayrışma günü olarak değil Bursa iş dünyasının ortak geleceğine hep birlikte sahip çıktığı bir demokrasi günü olarak görüyoruz. İnanıyorum ki 1 Ekim’den çıkacak en büyük güç de yine birliğimiz, beraberliğimiz, istişare kültürümüz ve ortak aklımız olacaktır" diye konuştu. Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa’nın güçlü üretim altyapısı, sanayi kapasitesi ve ekonomik potansiyeliyle Türkiye’nin kalkınmasında öncü şehirlerden biri olduğunu belirterek, "Geniş üretim yapımız, güçlü sanayi altyapımız ve sahip olduğumuz potansiyel Bursa’yı Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda daha güçlü yarınlara taşıyacak önemli bir imkandır. Bursa’nın üretim gücünü daha da ileriye taşıyacak her türlü çalışmayı kıymetli buluyor, destekliyoruz" dedi. Açılış konuşmalarının ardından iş dünyası temsilcileri Bakan Bayraktar’a sektörel talep ve önerilerini iletti. Program hediye takdimi ile sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.